sol platform

Sosyalizm => Sınıf Savaşımından => Serbest Kürsü => Konuyu başlatan: veda - 31 Ağustos 2011, 20:01:38

Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 31 Ağustos 2011, 20:01:38
Bir Proleter Devrimciyi,Küçük Burjuva Devrimcisinden ayıran en temel özellik,onun mülkiyet duygusundan arınmış olmasıdır.
Bu arınış kendini iç ve buna bağlı dış dünyada BEN olmaktan çıkarıp BİZ olmakla gösterir.
Oysa Küçük Burjuva Devrimcileri mülkiyet duygusundan arınmadıklarından ortaya koydukları her eylemin,her tavrın MÜLKİYETÇİ olması kaçınılmazdır.
Bir anma eylemliliği bile, mülkiyetçi tavrın bir sonucu olan dar gurupçu tekkeci anlayışın, sol içersinde ne denli etkin olduğunuda bizlere göstermektedir.
Tabiki bu olumsuzluk,solun gittikçe marjinalleşmesine ve yığınsallaşmamasına neden olmaktadır.
Bir diğer gerçekte bu olumsuz yansımanın bu nesnelliğe uygun özneleride beraberinde yaratmasıdır.
Burada değineceğimiz, sanaldaki yansımalar ve bu yansımaların ortaya çıkardığı öznelerdir.
Küçük Burjuva Devrimcileri her kavramı kendi tekellerine alırlar.
Dünyanın kendi etraflarında döndüğünü sanırlar.
Kafalarında kurdukları "Komünizm" Yüksek Konseyi aracılığıyla,ulufe dağıtır gibi" KOMÜNİSTLİĞİ" dağıtırlar.
Ona karşıysanız,siz KÜÇÜK BURJUVASINIZDIR.
Eğer ona biat ediyorsanız,sizden ala "KOMÜNİST" yoktur.
Bu Komünistlik dağıtan BEZİRGANLAR için "KOMÜNİST" olabilmenin ölçütü,ona ne kadar itaat ettiğinize bağlıdır.
Bir gün" KOMÜNİST" dediği eğer bir gün karşısına dikilirse,bu SANAL BEZİRGAN hemen onu "KOMÜNİSTLİKTEN" azleder.
Sizin "Komünistliğinizin" geleceği SANAL BEZİRGANIMIZIN iki dudağı arasından çıkacak söze bağlıdır.
Örneğin bunlar bir forumun yasal sahibiyseler,bu SAHİPLİĞİ,zorunlu bir yasallığın gereği olarak kabullenmek yerine içselleştirirler.
Forumun bu yasal sahibi için artık forum onun tapulu malıdır.
Her Kralın soytarıları olduğu gibi bizim BEZİRGANIMIZINDA soytarıları vardır.
Onların bütün görevi ikide bir ortaya çıkıp,PADİŞAHIM ÇOK YAŞA diyerek,bizim BEZİRGANIN gönlünü hoş tutmaktır.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 31 Ağustos 2011, 20:02:59
Hani bir deyiş vardır yarası olan gocunur diye!
Nasılda ortaya çıkıyor SANALIN PADİŞAHLARI,SANALIN BEZİRGANLAR!
Korkma Bezirganbaşı,burası senin keyfi yönettiğin SF değil.
Burada insanlar KEYFİ uzaklaştırılmazlar.
O nedenle seni teşhir etmek,senin ipliğini pazara çıkarmak için burayı sana açık tutacağım.
İstediğin yalanı,iftirayı atmakta serbestsin!
Ben çok iyi biliyorum ki,seni bu NET ALEMİ gereği kadar tanıdı!
O nedenle senin bu YALANLARINA,BU İFTİRALARINA kimse kıymet vermez.
2007 YILINDA NE OLDU???
EKS sempatizanı,Anarşist LEO,Kronstadt Ayaklanması konusunda SF ye bir yazı asarak,LENİNİ VE BOLŞEVİKLERİ ,ellerine KAN BULAŞMAKLA niteledi.
O dönem SF nin Danışmanı olan bende,Devrimci Değerlere kimsenin hakaret edemiyeceğini,buna izin vermiyeceğimizi söyliyerek bu kişinin banlanmasını yönetimden istedim.
O sırada yönetimde bulunan arkadaşlarda bu kişiyi forumdan uzaklaştırdılar!
Şimdi dikkat edin!!!
Bu LEO yu forumdan uzaklaştırıldı diye KİM SAVUNDU dersiniz?
Evet arkadaşlar,ikide bir ona buna Komünistlik dağıtan ,aslında Komünistlikle ilgisi olmayan,bu LUMPEN BEZİRGAN savundu,Lenine ve Bolşeviklere düşman LEOYU.
Tabi olay büyüdü ve içlerinde farklı siyasi oluşumların sempatizanları olan duyarlı kişiler,hep beraber SF den ayrılarak,yeni bir forum oluşturma kararı verdik.
Bezirgan boş durmadı ve arkamızdan sürekli yalan ve iftiralarına devam etti.
Bizim aynı yerde bunlara yanıt verme olanağımız bu bezirgan tarafından elimizden alındığından,İNDY MEDİA DA uzunca bir yazıyla bu FORUM AĞASININ gerçek yüzünü ortaya koyduk.
Bu LUMPEN SOYTARININ Ali Korkmazla ilgili söylediklerine,bu forumun katılımcısı olan Ali Korkmaz yanıt verecektir mutlaka!
Ali Korkmaz'ın burada yazması için farklı mahlas almasına gerek yok.
Burası tek bir kişinin değil,tüm katılımcıların ortak forumudur.
Burada,rütbe,apolet,kırmızı,sarı,yeşil renkli nişanlar yoktur.
Burada kimseye yalakalık yapmaları için ULUFE dağıtılmaz.
SP nin katılımcıları,aynı zamanda,SP nin sahibidir de!
SP nin server değiştirmesi konusunda,bizlere her türlü yardımı yapan ,Enternasyonal Forum teknik admini Merwan Sert Kardeşime(kendisi aynı zamanda buranında teknik adminidir) ve Ustaların ustası Deniz kardeşime(o da buranın aynı zamanda teknik adminidir) sonsuz şükranlarımızı her defasında dile getirdik,bir kez daha dile getiriyoruz.
Bu forumun katılımcılarına küfür etmek,kimsenin haddine değildir.
Heleki Che_1955 gibi SANAL BEZİRGANLARIN,SANAL PADİŞAHLARIN,FORUM AĞALARININ hiç değildir.
Burada bunlar sökmez!
İstediğini yazmakta serbestsin!
Yaz ki insanlar senin gerçek yüzünü tanısınlar,bilsinler.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 31 Ağustos 2011, 20:04:49
"Sen hangi sınıfın dölüsünde markstan engelsten kopuk Leninizm tarifi yapıldığını çıkardın?"

Yukardaki cümle Sanal Çöplüğün Küfür Edebiyatı Bölümü sorumlusu,LUMPEN BEZİRGAN,1955 e ait.
Açılan konu başlığı bile,Marksizmden koparılmış bir Leninizm tanımını içeriyor!
Konu Başlığı:TEK CÜMLEYLE LENİNİZM NEDİR?
Sanki Marksizmden bağımsız,tek başına bir LENİNİZM tanımı varmış gibi!!!
Yazılanlar orada dururken,Marksizm düşmanı Borga,israrla ve inatla Leninizmi ,Marksizmden koparmaya yönelik yazılar yazarken bu NASIL BİR UTANMAZLIKTIR Kİ,sen buna karşı çıkan bir katılımcıya "sen hangi sınıfın dölüsün" diye soru sorabiliyorsun???
Ne demiş Left mahlaslı katılımcı?
"Marks'dan, Engels'den koparılmış bir Leninizm tarifi yapanlar sınıf düşmanlarıdır."
Nede güzel söylemiş!
Eline,diline sağlık arkadaşın!
Bundan daha güzel bir SINIF DÜŞMANI tanımı olurmu.
Ya sen 1955,sen ve yol arkadaşın Marksizm düşmanı Borga,sizler hangi SINIFIN,sol içersine soktuğu AJANLARSINIZ!!!
Bu arada bir çift sözümüz de,tüm bu yaşananları gören ve kendini ML olarak tanımlayanlara!
Hala tüm bunları bile bile,artık karşı devrimci güçlerce ele geçirildiği kesinleşmiş olan SANAL ÇÖPLÜKTE , kendinizi ML olarak tanımlayanlar,nasıl yazabiliyorsunuz???

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 31 Ağustos 2011, 20:07:01
"Gencligi bilimsel sosyalizmin ögrenilmesinden alikoymak, alikoyabilmek icinde bastan sona teorik ve politik yüzde bir milyon yanlis, koca ve kuyruklu bir yalanla Komünistlerle Marksistleri ayirmayi is edinmis. " derken umut arkadaşın tanımladığı
Marksizm düşmanı BORGA!
Borga önce bilime saldırıyor,bilime olan düşmanlığını kusuyor.
Ona göre BİLİMSELSEN,DEVRİMCİ DEĞİLSİN.
DEVRİMCİYSEN,BİLİMSEL DEĞİLSİN!
Marksistsen,BİLİMSELSİN ama DEVRİMCİ değilsin!
Devrimciysen,BİLİMSEL değilsin,MARKSİST değilsin.
İşte bu yukardaki SEÇME,SAÇMA düşüncelerin sahibi Borga bunu apaçık aşağıdaki yazısında söylüyor.
"kapitalizmin kendi iç dinamiği ile geliştiği yerlerde yani en azından batı-avrupada, kapitalizm, kendi mezar kazıcısı olan modern sanayi proletaryasının üretimden gelen gücüyle ve yaşayacağı antagonizma neticesinde bir kalkışmayla yıkılır. bunun dışındaki herşey anti-bilimsel ve hikayedir.
işte marksizmin temel önermesi tam olarak bu şekildedir. buna partiyi ilave eden de olur, etmeyen de. borga için ikisi de bir
işte bunun için raf ve benzeri örgütler marsist sayılmaz.
borga da diyor ki, hayır o yolla sittinsene devrim olmaz. o yoldan giden devrimci değildir. marksisttir. devrim, kurtuşuş için yanıp tutuşan mazlumların içinden çıkardıkları silahlı ve yıkıcı öz örgütlerle bir harekete dönüşerek mümkün olabilecek bir şeydir. her zaman mümkündür. öznesi profesyonel devrimciler ve onların yani devrimcilerin örgütüdür. bu dün de yani 1800 lü yıllarda da böyleydi. marksizm o gün devrimci değildi. bu gün de değil. o gün bilimseldi. hala bilimsel."

bu gidişle borga biliminizi de reddecek."

Sen zaten bilimi yadsımışsın BORGA EFENDİ!
umut arkadaşın tanımladığı gibi üfürükçü cinci hocaların ne işi olur BİLİMLE!
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 31 Ağustos 2011, 20:08:47
Sanal Çöplükte ne kadarda ML varmış!
Sonun da onlarda anladılar,BORGANIN karşı devrimci,MARKSİZM düşmanı yüzünü.
Gerçi hala Borga!nın yazdıklarının altına teşekkür ederek durumun farkında olmayan ML lerde var.
Sanırım bu teşekkürlerin ardında da 1955 e verilmiş sözler var.
Neyse geçelim bunları!
En başta burada söyledik.
Borga denen SINIF DÜŞMANI için SINIFIN,SINIF MÜCADELESİNİN BİR KIYMETİ HARBİYESİ YOK.
Çünkü Borga için SINIFLARA BÖLÜNMEK VE SINIFLAR HALİNDE VAR OLMAK,ZORUNLULUK değildir.
Sınıflar ve Sınıflar halinde var olmak,Borgaya göre bir KEYFİYETTİR.
İşte İdealizm ile Materyalizm arasındaki temel farkta burada!
İdealistler,bizim dışımızda,bize bağlanmadan var olan,ama bizi etkileyen maddi yaşamın koşullarını yok sayarlar,oysa materyalistler için bizim dışımızda,bize bağlanmadan var olan ama bizi etkileyen maddi yaşam vardır.
Borga da bu bağlamda Sınıfların ortaya çıkmasını,toplumların sınıflara bölünmesini İRADİ olarak görür.
Burada Nesnellik yok sayılır.
Burada bilincin,maddi yaşam tarafından belirlendiği gerçeği TERS YÜZ edilerek,Bilincin,maddi yaşamı belirlediği savı ortaya konur.
Bilinç ile Maddi Yaşam arasındaki Diyalektik ilişki ,Diyalektikten nasiplenmemiş Borgaca anlaşılmaz.
Borga bunu anlamadığı için ,komün yaşamı onun için gönüllülük temelinde bir araya gelmiş insanlardan oluşur.
Oysa insanlar çıkarları temelinde bir araya gelirler.
İnsanları bir araya getiren iradelerinden önce,onlardan bağımsız gelişen,ama onları etkileyen maddi yaşamın koşullarıdır.
Bu nesnellik üzerinde ancak bu gönüllülük yükselir.
Aslında çok önceden de söyledik.
Borga tarihin materyalist rotasında ilerleyen trenin gidiş yönünün aksi istikametinde oturmaktadır.
Borga ya göre ,İlkel Komünal Toplum,Komünizmin ta kendisidir.
Bu nedenlede Borga'nın "Komünizm" tanımı biz Marksistlerinkine uymaz.
Çünkü onun tanımı hiç bir bilimsel temele oturmaz.
Bize göre Komünizm,yoksulluğun değil,zenginliğin paylaşımıdır.
Bize göre Komünizm, üretici güçlerin en üst seviyede geliştiği,buna bağlı olarak ta zenginliğin her yerden fışkırdığı ve insanların bu zenginlikten,hemde çalışmanın zorunlu olmadığı bir ortamda ihtiyaçları oranında yararlandığı bir TOPLUMSAL FORMASYONUN ADIDIR

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 31 Ağustos 2011, 20:11:01
"bu bir yana, proletaryayı burjuvazinin yerine kim geçirecek. kim bu şiddeti o vakte kadar kullanacak. hem de araç olarak. hem bunları yazacaksın, hem de borgaya darbeci diyen cırlavuğa çanak tutup, hesapta ML savunmuş olacaksın. kautskyde bile böyle bir devlet ele geçirme ucubikliği bu dereceye ulaşmış değil."
"şiddet araçmış. proletarya diktası, silahlanmış proletarya demektir aynı zamanda. burda araç/amaç gibi alakasız kavramların ne işi var. o lafı, devrimci şiddet lafını duyunca, karnı ağrıyanlar kullanır. "
İşte Borga denen DARBECİ,MARKSİZM DÜŞMANI,BURJUVAZİNİN MARKSİZM LENİNİZM İÇERSİNDEKİ TRUVA ATINININ söyledikleri.
Nasılda salyalarını akıtarak,o pis suratını bir anda ortaya döküyor.
Tabiki Proleterya Diktatörlüğü Proleteryanın ,karşıt sınıf üzerindeki BASKI VE ZOR AYGITIDIR.
Proleterya,karşıtı üzerinde BASKI VE ZOR uygularken tabiki DEVRİMCİ ŞİDDETE başvurur.
Burada DEVRİMCİ ŞİDDET,PROLETARYANIN başvurduğu bir ARAÇTIR.
Diyalektikten bir haber,sınıfı,sınıf mücadelesini ucube bir Harami,Mazlum edebiyatı ile geçiştiren bu SOYTARININ Araç,Amaç diyalektiğinide anlaması beklenemez.
Marksizm bilgisi Wikipedia ile sınırlı bu KARA CAHİLİN aslında BİLİMLE işi yoktur.
Onun tüm derdi,MAFYAVARİ ÖRGÜTLENMEYLE,DEVRİM DEĞİL DARBE YAPMAKTIR.
O her tür bilimselliği yadsıdığını açık açık itiraf etmektedir.
Ona göre MARKSİZM,BİLİMSEL AMA DEVRİMCİ DEĞİLDİR.
Ona göre dünde öyleydi bugünde öyledir.
Çünkü o BİLİMİ YADSIR!
Bu ŞARLATANA göre BİLİMSELLİK,DEVRİMCİLİKLE bağdaşmaz.
Çünkü onun DEVRİM dediği aslında DARBEDİR.
Bu SOYTARININ artık üzerindeki BOYALAR iycene döküldü.
Bu ŞARLATANI bundan böyle hedef almak,ZAMAN KAYBINDAN başka bir işe yaramaz

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 31 Ağustos 2011, 20:13:21
Borga denen Marksizm düşmanı,efendilerinin kendisine misyon biçtiği Marksizm Düşmanlığını yerine getirecek ya!
Soru sormuş aklınca,köylü kurnazlığı ile!
"üretim araçlarının sahipleri olanlar, devletin de sahipleridir."cümlesi GERÇEKMİDİR,HURAFEMİDİR?
Kurnazlığı bunu soru biçimin de sorması.
Ona göre bu cümle "hurafe"
Zaten konunun açıldığı yerde HURAFELER BÖLÜMÜ!
Ama bunu açıktan söylemiyor,çünkü olurda bu konuda birileri kendini sıkıştırırsa(gerçi Sanal Çöplükte artık sıkıştıracak kimse kalmadı),daha önce yaptığı gibi,HEMEN ÇARK EDEBİLMESİ için.
Bezirganbaşı ise, ne söylediğini kendisinin de anlamadığı bir biçimde,son günlerde hocasının arpalığından aşırdığı İkinci Entrnasyonal Artıkları kavramı üzerinden bir şeyler geveliyor.
Böyle bir soru sormak bile,soran kişinin BİLİMDEN nasiplenmediğinin göstergesidir.
Eğer Devlet bir sınıf egemenliği ise!
Bir sınıfın diğerleri üzerindeki baskı ve zor aygıtı ise!
Ve o sınıf üretim araçlarının özel mülkiyetine sahip olduğu için,diğer sınıfı tahakkümü altına alıyorsa!
Bu cümlenin HURAFE olması olasımıdır.
Aksine bunun tersini savlamak BİLİM DIŞIDIR,SAFSATADIR.
Önce Sınıfların ortaya çıkmasının ZORUNLULUĞUNU yadsıdılar,ardından İŞÇİ SINIFIN DEVRİMDEKİ ÖZNE ROLÜNÜ yok saydılar,şimdide sıra DEVLET,SINIF,EGEMENLİK ilişkilerini ortadan kaldırmaya geldi.
Amaç gencecik beyinleri zehirlemek,onlardaki bilinci bulandırmak ise ,bu tür bilim dışı SAFSATALAR her zaman kullanılır.
Bize düşen de,her platformda bunları TEŞHİR ETMEKTİR,

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 31 Ağustos 2011, 20:17:19
Sonunda TAKKE DÜŞTÜ KEL GÖRÜNDÜ!
Harami Çetesinin tüm yaptıkları gün ışığına çıktı,gözler önüne serildi.
Burada yer alan belgeler,BURJUVA AHLAKININ,bu ahlak sonucu ortaya çıkan İHANETİN somut belgeleridir.
Sanaldaki KOKUŞMUŞLUĞA,BURJUVA AHLAKININ kişiler üzerinde yarattığı ÇÜRÜMEYE,son yaşananlardan daha güzel örnek olamaz.
Sol Platformun Harami Çetesi tarafından içersine sokulan ajanı LEFT STROKE,kendisine emanet edilen foruma İHANET ederek,tüm yetkileri kendinde toplayarak,bir anlamda
FORUMU GASP ETMİŞTİR.
BUNUN ADI EMANETE İHANETTİR!
BUNUN ADI HIRSIZLIKTIR.
BUNUN ADI AHLAKSIZLIKTIR.
Tabiki Left Stroke bu konuda yanlız değildir.
Ardında 1955 ve Borganın içersinde yer aldığı HARAMİ ÇETESİ vardır.
Bakın LEFT STROKE denen AJANIN bana attığı e-mailde neler yazıyor.

"yalnız veda usta, yetki sadece bende var.
sp ve diğer siteleri okumadığım için haberim olmadan hakkımda sözler sarfedilmiş. bu sebepten tüm katılımcılar üye olarak foruma yazabilirler. zamanla üyelerin aktifliğine göre bölüm ve yetki atayacağım.

ayrıca forum kurallarında ''21.Küfür, aşağılama, tahrik vb davranışlar, siteden süresiz uzaklaştırılmaya kadar uzanan değişik yaptırımları gerektiren olumsuzluklardır.''

bu gibi olasılıklara yer vermemek için lütfen dikkat ediniz."
Sanki BABASININ SİTESİ!
Bir de utanmadan YETKİ DAĞITACAKMIŞ!
Kendisine EMANET edilen FORUMU ele geçirdiğinin,çaldığının,nasıl gasp ettiğinin bir belgesi bu mailde yazanlar.
Ve de tehdit diyor.
Sakın  1955 ve Borga abime forumda hakaret etme ,sonra hakkında 21 nolu kuralı uygularız diyor.
Açıkcası,Harami Çetesi,AJANI LEFT STROKE aracılığıyla,bizimle uğraşmazsan,forumda yazabilirsin diyor.
Bakın dün Borganın yazdıklarıyla,bu mail arasında nasıl benzerlikler var.

"katılımcı ve okurlarımızdan ricamdır. hiç değilse parasal sorunları aşıp ve bu nedenle dağılma kapanma konularında güvenliğini sağlayamamış yerlere emek vermeyiniz.

sosyalist forumdan memnun olmayıp ayrılmak durumunda olanlar ; solplatform isimli bu siteyi ne idiğü belirsiz kişilerin eline bırakmayınız. sizler satın alın. küfürsüz ve devrimci adapla devam ettirin.

dileğimdir."
Kimsenin satın almasına gerek kalmadı!
Siz ŞEREFSİZLER ajanınız LEFT STROKE aracılığıyla FORUMU GASP ETTİNİZ.
Bakın olacakları söyliyeyim.
Peşpeşe ne kadar tarafımdan kovulmuş,Marksizm Düşmanı,ELVEDA PROLETARYACI,SINIF KAÇKINI varsa,bir bir sol platforma geri dönecekler.

Aslında SİTELERE yazı asarak SOL PLATFORMU satışa çıkaranlarda bu LEFT STROKE denen ajan ve ardındakiler.
Bakın LÜMPEN BEZİRGAN 1955 Forumun satışı ile ilgili ne demiş!
"10 doların hesabını yapıpda domainini "Sedo" Domain şirketine kaptıranlara karşı bu mesaj burada kalmalı. Birşey yapmak için yola çıkanların o "birşey" için ne hedef koyduysa ona yaşamı pahasına olsada ulaşmalı. Yoksa böyle şerefsizler çalarda gelip sosyalist sitelerde satışını yaparda."
Çalan kendi arkadaşı LEFT STROKE,yani 1955e göre ŞEREFSİZ.
Satışını yapan kendi arkadaşı LEFT STROKE,yani 1995 e göre ŞEREFSİZ.
YA AZMETTİRENLERE KİM ŞEREFSİZ DİYECEK!!!!!!!

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 02 Eylül 2011, 11:16:09
Son yaşanan Burjuva Ahlakının çürümüşlüğünün bir göstergesi olan, SOL PLATFORMUN HARAMİ ÇETESİ tarafından GASP edilmesi olayında birileri,olayın vehametini aksttirmek yerine,buradan akılları sıra kendilerine bir paye çıkarmak yolunu seçmişlerdir.
Bakın Doktor mahlaslı kişi ne yazmış;
"Solplatform'un sorumlularının padişahın soytarısıyla para pazarlığına girmesi ise sözde sanalın bezirganları diye eleştirdikleriyle aslında ne kadar da benzeştiklerinin göstergesi olmuştur."
Bir yazı bu denli art niyetli olabilir mi?
Tabi bu niyete bu yazıya teşekkür edenlerde dahil.
Bu olayın ardındakileri ortaya çıkarabilmek ve bu iş yapanları belgeliyebilmek için yapılan sözde pazarlığı bile ortalama bir insan zekasının anlaması gerekirken,bu arkadaşların bunu anlayamaması,onların nasıl ÖNYARGILAR içersinde olduklarının kanıtıdır.
veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 02 Eylül 2011, 16:29:55
"Tarafinizdan "hosgeldin" karsilamasi beklemiyoruz elbette cünkü karsimiza bir hesap pusulasi cikarma telesinda oldugunuzu biliyoruz lakin bunu yaparken de en azindan bir zamanlar SF`de olduklarini ve birseyleri degistirmeye güclerinin yetemedigini pes edip gittiklerini bizlerin ise en azindan bir süre daha yapilan haksizliklara karsi ,karsi gelme pes etmeme gibi bir cesaretimizin oldugunu bilmenizi isteriz haksizliga karsi direnenler yanliz degildir yeter ki öncelikle! devrimci ahlak ve ilkeleri icinde barindirsinlar yeter ki ML olsun ve bu sebeblede sizin yaninizda elimizden geldigince destek vermek icin burdayiz ."
Kimseye HESAP PUSULASI çıkarmak gibi ne yetkimiz,ne de HAKKIMIZ var.
Hepimiz aynı çöplüğün içersinde bir süre bulunduk.
Kimimiz bu ÇÖPLÜĞÜN erken,kimimizde GEÇ farkına vardı!
Bu Çöplüğün,çöplük olduğunun erken farkına varılması,bir pes etme değildi.
Tersine bu çöplüğün başkaları tarafından da farkına varılması için bir BAŞLANGIÇTI.
DESTEĞİNİZ VE DAYANIŞMANIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ.
veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 03 Eylül 2011, 13:07:44
Solplatformun GASP olayından sonra,msn de geçmiş olsun diyen ve bundan böyle abi kimseye güvenme,bir an önce teknik olarak kendini yetiştir,ben sana bu konuda yardımcı olurum diyen Özgürlük Ateşi,ne olduda iki gün içinde yüz seksen derece çark ederek,bir anda şahsımı hedef alan saldırılara başladı???
Sol Platformun çok önceden GASPÇININ sunucusundan çıkarılacağı çok açıktı.
Hatta bu konuda,ÖA arkadaş,kendisi yardımcı olarak,bize şu an SOL PLATFORMUN içinde yer aldığı SUNUCUYU önerdi.
Bizde hemen o sunucuyu kiraladık ve yeni bir domain aldık.
Tüm sorun en baştan forum yedeğinin ve cont-panel şifrelerinin GASPÇIDA olması idi.
Defalarca ben ve Merwan Sert arkadaş bunları kendisinden istememize karşın,sürekli bugün yarın diyerek hep öteledi.
Yani daha o zamandan bunları verme niyetlisi değildi.
Doktor arkadaş iki gün önce msn de benimle konuştu.
Neden o konuşmada bana bu pazarlığın doğru olmadığını,onların bezirgan tavrıyla benzeştiğini yüzüme karşı söylemedi???
Evet öncelikle DÜRÜST olacaksınız.
Başkasının DÜRÜSTLÜĞÜNÜ sorgulamadan öncede,AYNAYA bir kez bakacaksınız!
Vurgun konusuna gelince;
Biz ne hakimiz,ne de savcı!
Hiçbirimiz dört dörtlük insanlar değiliz.
Hepimizin,zaafları,yanlışları var.
Sonuçta biz bu toplumun insanlarıyız.
Hiç birimiz uzaydan gelmedik buraya!
Doğru olan insanlara,eğer içinde yaşadığı çöplüğü fark etmişse bir ŞANS daha verilmesi.
Sekter tavırlarla kişileri dışlamak,bir çocukluk hastalığından öte bir şey değildir.
Lenin bile sizin deyiminizle "karşı devrimci" Troçkiye,kaç kez şans vermiş,onu MK ya almış,kızıl ordunun başına getirmiş,dış ilişkiler komiseri yapmıştır.
Hatta onu en ağır şekilde eleştirdiği yazılarında bile YOLDAŞ TROÇKİ demekten kaçınmamıştır.
Demek ki siz olsanız en baştan kellesini kopartırdınız!
Öyle büyük laflar edeceğinize,biraz alçak gönüllü olun ve kendinizi sorgulayın.

Bir diğer noktada,ÖA arkadaşta ki ön yargıların ne denli etkin olduğu.
Daha ben yanıt vermeden,KÜFÜR edeceğimi söylemiş.
Bugüne değin kendisine küfür ettiğimi sanmıyorum.
Küfür hak edene edilir.
Biz küfür edersek te bel altı küfürler etmeyiz.
Onun sınırı,Sanal Bezirganlar bölümündeki mesajlarda görülür.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 03 Eylül 2011, 13:36:09
İnsanlara güvenmek,özelliklede reelde tanımadığın,sanalda tanıdığın insanlara güvenmek çok büyük bir yanlış.
Bu yanlışı ben son yaşananlar ışığında yaşayarak öğrendim.
Bu yanlışın sonucu,SOL PLATFORM GASP EDİLDİ.
Tabiki bu YANLIŞ,BENİM YANLIŞIM.
Bu yanlışın nedeni bir takım zorunluluklardı.
Ama nedeni zorunlulukta olsa,yanlış yapmanın mazereti olmaz.
İnsanlar,yanlışları nedeniyle ELEŞTİRİLİR,ÖZ ELEŞTİRİ verir.
Ama bu yanlışları ÖZNEL NİYETE bağlamanın,bu temelde "ELEŞTİRİ" diye sunmanın adı SALDIRMAKTIR.
Bu o insana karşı ön yargılı olduğunuzu,ön yargılarınızın,sizin gözünüzü karartığını,bilincinizi bulandırdığını gösterir.
SOL PLATFORM GASP edildi ma,bu SOL PLATFORMUN bittiği anlamına gelmez.
Bundan böyle de,hiç bir tehdit ve baskıya boyun eğmeden yürüdüğü yolda devam edecektir.
Bence her şey daha da iyi olacak.
SOL PLATFORMA DESTEK VERECEK TÜM DOSTLARA ŞİMDİDEN TEŞEKKÜR EDERİM.
veda
Başlık: İlahi sz
Gönderen: MerwanSert - 03 Eylül 2011, 16:51:37
Sayıları bir elin parmağını geçmeyen değeri kendinden menkuller topluluğu sözüm ona sanaldaki yozlaşmayı teşhir şiarıyla, Kendinden başka her odağa kara çalıp satın aldıkları sz reklamını yapabilmek adına her türden iftirayı, dedikoduyu, kara çalmayı, kulaktan dolma kirli bilgilerle ahkam kesmeyi marifet sayan, dahası ve en önemlisi bunu sanaldaki yozlaşmayı teşhir amacıyla yaptıklarını idda eden acizler topluluğu, Yozlaşmaya yeni bir boyut kazandırdıklarından bihaberler.

*Hem sanaldaki yozlaşmayla mücadele ettiğini savlayacaksın hemde iliklerine kadar yozlaşacaksın.
*Hem Sf yi kıyasıya eleştirecek küfür edeceksin, hemde daha düne kadar barındığın server bile sf ye ait olacak, Hemde anlaşmazlık çıkana dek sf nin kadim üyeleri olacaksınız.
*Hem EF ye yazı reklam asarken ''dostlar ve yoldaşlar.. kardeş forum'' diyecek  (ÖZgürlük ateşi adlı şahıs ne demiş bkz. http://www.enternasyonalforum.org/uyelerden-duyurular/5306-canli-yayin.html#post15878 ) (Baran Adlı şahıs ne demiş bkz http://www.enternasyonalforum.org/tanisalim/3394-merhaba-dostlar.html ) hemde daha arkanı  dönmeden  EF'ye Karşı devrimci diyecek küfür edeceksiniz...
*Hem Sp anahtarını yavere vermekle suçlayacaksın Veda arkadaşı, hemde Düne kadar SF serverini kullanacaksınız, dahası SF den ayrılırken server arayınca şimdi küfür ettiğiniz BORGA dan server tavsiyesi isteyeceksiniz.


Sizin hesabınıza göre sizden başka herkes karşı devrimci.
Bu Tutarsızlığa bu omurgasızlığa kargalar değil mezardaki ölüler bile güler.
Yahu bi sağınıza solunuza bir dönüp bakın sizi sizden başka ciddiye alan varmı?
Yusuf Hayaloğlunun bir şiirinde dediği gibi ''iler tutar yanı yok, Nerden baksan AHMAKÇA''
Daha fazla miğde bulandırmayın, Yaverin (che_1955) renkli fotokopileri
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 05 Eylül 2011, 10:48:00
Değerli Dostlar
Bir süre önce Facebook denen sosyal paylaşım sitesinde Sanalda Yozlaşma diye bir gurup kuruldu.
Başlangıçtaki amaçları,sanalda ve forumlardaki kirlenmeyi,çürümüşlüğü ortaya sermek olsada,bir süre sonra baktık ki,amaçtan sapılmış ve kişisel çatışmalar ve hırslar temelinde amaç kişiselleştirilerek,malum kişilere karşı bir linç kampanyasına dönüştürülmüş.
Biz zaten Solplatform da bu Sanaldaki Yozlaşmayı,Sanal Bezirganlar başlığı altında  yeterince dile getiriyoruz.
Bizim kişilerle bir derdimiz yok.
Bizim derdimiz bu çürümüş kişilikleri ortaya çıkaran Burjuva İdeolojisinin ve buna bağlı Burjuva Kültürün gözler önüne serilmesi.
O nedenle de Facebook ta başlatılan bu kampanyanın SOLPLATFORM OLARAK, hiç bir şekilde içersinde olmayacağız.
veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: suat - 05 Eylül 2011, 11:48:08
Alıntı yapılan: veda;263
Değerli Dostlar
Bir süre önce Facebook denen sosyal paylaşım sitesinde Sanalda Yozlaşma diye bir gurup kuruldu.
Başlangıçtaki amaçları,sanalda ve forumlardaki kirlenmeyi,çürümüşlüğü ortaya sermek olsada,bir süre sonra baktık ki,amaçtan sapılmış ve kişisel çatışmalar ve hırslar temelinde amaç kişiselleştirilerek,malum kişilere karşı bir linç kampanyasına dönüştürülmüş.Biz zaten Solplatform da bu Sanaldaki Yozlaşmayı,Sanal Bezirganlar başlığı altında  yeterince dile getiriyoruz.
Bizim kişilerle bir derdimiz yok.
Bizim derdimiz bu çürümüş kişilikleri ortaya çıkaran Burjuva İdeolojisinin ve buna bağlı Burjuva Kültürün gözler önüne serilmesi.
O nedenle de Facebook ta başlatılan bu kampanyanın SOLPLATFORM OLARAK, hiç bir şekilde içersinde olmayacağız.
veda


facebook'a girmem üye de değilim.. bu yüzden yazılanları okuyamadım.. yada ben beceremedim.. okumam da çok şart değil..

yukarıdaki alıntıda yapılan ... kişisel çatışmalar ve hırslar temelinde amaç kişiselleştirilerek,malum kişilere karşı bir linç kampanyasına dönüştürülmüş tespitine katılıyor ve bu işletilişi yanlış buluyorum..

bu anlamda vurgulanan.. Facebook ta başlatılan bu kampanyanın SOLPLATFORM OLARAK, hiç bir şekilde içersinde olmayacağız kararını da onaylıyor.. destekliyorum.. [/SIZE]
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 10 Eylül 2011, 01:33:26
Bak sen şu Bumerang denen,kendini ortak "akıl" olarak lanse eden,aklı firar etmiş Marksizm Düşmanı,SOYTARIYA!
Bir konuda haklısın!
Sen,1955,LEFT STROKE ve AnTERES,Harami Çetesinin elebaşıları ve TETİKÇİSİ.
Yok aslında biribirinizden farkınız
Herbiriniz,onurunu ve haysiyetini satılığa çıkarmış ZAVALLILARSINIZ.
O nedenle topunuza birden Bumerang demenin hiç bir sakıncası yok.
Evet Devrimcisiniz ama unuttuğunuz Devrimcinin arkasına koymanız gereken KARŞI kelimesi.
Ancak o zaman kendinizi doğru olarak tanımlarsınız.
Sol Platformun nasıl GASP EDİLDİĞİ,daha önce nasıl içerden ve dışardan SABOTE edildiği artık ayan beyan ortada!
Maskeleriniz düştü BEYLER.
O PİS ve İĞRENÇ suratlarınız ortaya çıktı.
Bunun telaşı içersinde,DEŞİFRE OLMANIN telaşı içersinde,her tarafa saldırıyorsunuz.
İçinde bulunduğunuz batakta,debelendikçe batıyor,battıkça debeleniyorsunuz.
Devrimcileride bu BATAĞA ÇEKMEK istiyorsunuz ama nafile.
Artık DEVRİMCİLER sizlerin ne olduğunu gayet iyi biliyor.
Fuseri çok iyi tanımasamda,sizler gibi HAYSİYETİNİ ve ONURUNU bir pula satmış AJANLARLA işbirliği yapacağını sanmıyorum.
Leonu iyi tanırım.
Eski gençlik arkadaşımdır.
Benim tanıdığım LEON sizler gibi HARAMİ ÇETELERİ ile Marksizm düşmanları ile bir araya gelmez.
O nedenle çıkışınız ve kaçışınız yok.
veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 11 Eylül 2011, 21:58:52
Solplatformun HARAMİ ÇETESİ tarafından GASPI ile sonuçlanan yaşanan süreç, ne yazık ki bazı arkadaşlarca FORUMLAR ARASI çatışma olarak tanımlanarak,niyetten bağımsız, SALDIRGANLAR aklanmaktadır.
Oysa yaşadığımız süreç,basit bir iki taraflı çatışma değildir.
Yaşanan, sol paylaşım sitelerinin KARŞI DEVRİMCİ güçlerce ele geçirilmesidir.
Önce Sosyalist Forum ele  geçirilmiş,ardındanda diğer forumlar farklı yöntemler izlenerek ele geçirilmek istenmiştir.
Solplatformun GASPI ise, oynanan oyunun,belirlenen senaryonun son aşamasıdır.
Sen zevkli.org sitsinde FAŞİSTLERE,ÜLKÜDAŞLARIM diyeceksin,sabah ,akşam kürt hareketine,onun önderine ağza alınmayacak KÜFÜRLER edeceksin,ardından gece rüyana bir aksakallı girecek ve nasıl oluyorsa bir anda "KOMÜNİST" olacak,Sosyalist Forumu kuracaksın.

BELGE 1.

che_1955
Teğmen


Join Date
Apr 2006
Posts
325
Tecrübe Puanı
0

 Originally Posted by Isbara-Alp
fetullahla alakası yok vatanını milletini yürekten seven herkes benim kardeşim. el_fuser de kardeşim zaman zaman kavgada ederiz önemli değil o benim yine kardeşim sen neden bundan rahatsız oluyorsun?
Alakası olsa ne olur? Biz burda vatan hainleriyle ilgili görüşlerimizi yazıyoruz. şakirtleriyle uğraşacak halimizde yok.
CIA'nın raporlarında hangi hain'in adı geçiyorsa biz onunla uğraşıyoruz. Isbara_Alp benim kardeşimdir yurttaşımdır.Diğer ülkücülerde öyle. Zorunuza gidiyor değilmi? Sahip GLADÝO'nun oyunu bozuldu.
Geçmiş ola...
Last edited by che_1955; 04-04-2006 at 09:24 PM.






BELGE 2
04-22-2006 06:17 PM #6
che_1955
Teðmen


Join Date
Apr 2006
Posts
325
Tecrübe Puanı
0

Ispar alp... Bu ülkenin apo ve benzeri şovenist köpekleri yok edecek Babayiğit resmi görevlileri var. Bu işi yapmak üç beş çete artığınamı kaldı? (İsa armağan'ın hapisten kurtarılması için kendisine verilen 3,5 milyon lirayı, istanbulda kuyumcu dükkanı açan kahramanlarınızmı yapacaktı?)
Last edited by che_1955; 04-22-2006 at 06:20 PM.

Biz bu adamlara karşı mücadele ediyoruz.
Bu bezirganlara karşı!
Bir gün FAŞİST,bir gün "KOMÜNİST" olanlara karşı!
Bir gün KÜRT DÜŞMANI,bir gün KÜRTLERDEN YANA görünenlere karşı
Sizler hala bu olayları forumlar arası çatışma olarak görerek,TARAFSIZ TUTUMUNUZU sürdürmeye devam edin...

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: suat - 12 Eylül 2011, 01:49:04
öncelikle şu sözlerin düzeltilmesi gerekir.Solplatformun HARAMİ ÇETESİ tarafından GASPI ile sonuçlanan yaşanan süreç, ne yazık ki bazı arkadaşlarca FORUMLAR ARASI çatışma olarak tanımlanarak,niyetten bağımsız, SALDIRGANLAR aklanmaktadır.

1- bazı arkadaşlar dediklerinden biri benim belli.!!
ama ben, solplatforma el koymayı forumlar arasındaki çatışma olarak tanımlamadım.. ama bu çatışmanın sonuçlarından biridir dediğimi söylüyorsan bu doğrudur. ve sadece bu el koyma olayı da değil, artık zıvanadan çıkmış itham ve hakaretler de bunun sonucudur.. ama önce bu "forumlar arası çatışma" tanım-tespitinin açıklanması gerekir.

2- saldırganların aklandığı iddiası ciddi bir iddiadır. niyetten bağımsız demek işi hafifletmez. bunu söylemek için hangi noktada aklanıyorlar bunun belirtilmesi gösterilmesi gerekir..

işte bu duruş ve yönelimler asıl "sorun" olarak ele alınıyor.

kimse olanı yok sayamaz çünkü her tarafta delilleri asılı.
forumlar arası çatışma olarak tanımlanan belirli bir çerçevede olandır. yani internetin bütünü için söylenmemiştir.
çatışanlar da bellidir.

sosyalistzemin ve solplatform ve sosyalistforum ..; çerçeve budur.
başkaca katılan forum var mı? yok..
bunun öncesi de var..

sosyalistforum açıldığında açan, yani sahibi aynı kişidir. bu anlamda, Önce Sosyalist Forum ele geçirilmiş sözü doğru değildir. sanırım tarihi 2005 olsa gerek. çünkü logosunda 6 yıl diyor. belki de sonra sahibi oldu bilmiyorum.. ama şu kesin.. sen dahil sz dekiler de dahil hepiniz bu kişi forumda aktif ve sahibi iken vardınız. bunun farkına 2011 demi vardınız. kimse bu konuda bir şey söylemiyor.. en azından bu "faşist"lerce ne zaman nasıl ele geçirildi ve bu ne zaman nasıl görüldü açıklama yok.
ben bunları sorduğumda aklamış mı? oluyorum. yada iddialara hayır değildri devrimcilerdir vs. mi? diyorum. yoksa bu kadar ciddi bir iddiayı sunarken ciddi olun mu? diyorum.  

ben komünistim. ben adalet hak hukuk tanırım. bunu düşman olarak gördüğüme de tanırım. çünkü düşmanım insan değil durduğu zemin ve düşünceleridir.
sunulan belge.., 2006 yılına aittir. kişi o tarihte böyle olabilir ama.., sonra değişebilir yada değişmiş gözükebilir.. hangisidir.? araştırır analiz eder tespitimi yaparım. emin isem belgeleri ile sunarım. emin değil isem yada elimde yeterli belge yoksa var olan düşüncemi  dikkatlice paylaşırım..
açıkça sunuyorsam.. içine kendimi de katarım.. neden daha önce göremedim yada görmedim çünkü o kişinin etkin olmasında payım varsa bunun özeleştirisini de vermem gerekir. üstelik kişi ile sınırlı değil topyekün bir forum itham ediliyor ve belirli bir aşaması değil tüm aşaması itham ediliyor. bu aşamaların içinde hepiniz vardınız. önce bunun hesabını vereceksiniz.

sosyalistzemin bu "işe" bir yazı ile başladı ve ciddi bir misyon ile kendini tanımlayarak başladı. bu onların kararıdır tartışmıyorum. ama başlarken ne polis dedi ne ajan sadece yozlaşma dedi. şimdi polid diyor ve ne kişi-lerle sınırlıyor ne de bu kişilerin etkin olduğu bir forum ile..,  ne derse.., kim "he" demiyor ise herkesi buna ekliyor..   seni de dahil ettiler biliyorsun.. önce yozlaşma derler sonra polis derler.
bu seviyesizliklere karşı çıkmak sf içindeki bazı kişileri savunmak oluyor-muş!! .., aklamak oluyor-muş!! gibi yazamazsın. haksızlıktır.

Biz bu adamlara karşı mücadele ediyoruz.
Bu bezirganlara karşı!
Bir gün FAŞİST,bir gün "KOMÜNİST" olanlara karşı!
Bir gün KÜRT DÜŞMANI,bir gün KÜRTLERDEN YANA görünenlere karşı
...
"mevzu" bu ise sen dahil çok kişiyi birgün kürt dostu! bir gün kürt karşıtı olarak ispatlayacak verilere sahibim..
kendini komünist sanan chp-ml ve sosyal-şöven-faşistlerin de ulusalcılık-cumhuriyet aşkından faşistlere nasıl baktığını da ispatlarım.
örnek veriğiniz şahıs ve örnek de benzer bir şey.. bu karakterler beni şaşırtmaz da. zaten şaşırmadım da.

Sizler hala bu olayları forumlar arası çatışma olarak görerek,TARAFSIZ TUTUMUNUZU sürdürmeye devam edin
veda.., seninde hiç farkın yok.. kendinden menkul ithamlarının dayandığı veriler aynı tarz..
taraf olmadığımızı nerden çıkarttın. taraf oldukki "emanete el koyma" dedik. organize iş dedik. bizim taraf olduğumuz "mvzu" başka senin taraf olduğun "mevzu" başka.. bir doğruya taraf olduk diye seninle her yönde aynı taraf olmak zorundamıyız. sosyalistforumun tüzel yapısına saldırmak yada polis akademisi ilan etmek zorundamıyız.. edecek isek orada bulunan orayı geliştiren hatta öğretim görevlisi ve gardiyan olarak görev alan her "mezuna" da deriz. biz işin ciddiyetinin farkındayız.. ciddi oluruz.. öyle bir kaç günah keçisi ile işin içinden sıyrılmaya da izin vermeyiz o yüzden erken de konuşmayız.

kısaca.., herkes diline dikkat edecek. bir misyon üstlendi ise bunu layıkı ile yapacak. dükkanına çürük meyve kokmuş balık toplama amaçlı yapmayacak asıl bunu teşhir ederiz.

birileri..; sosyalistforum'a polis akademisi muamelesi yapacak.. üstelik bunu kuruluşundan itibaren olarak sunacak ama bu akademideki varlığını işlerini yok sayacak. buna eyvallah diyeceğiz öyle mi?
iddiası bu ise olabilir. elbette dinleriz ama iddianın somutluğu ve içindeki kendi rolü noktasında da açıklama bekleriz. sorular sorarız bu rahatsız etti ise doğru yolladıyız demektir.
yaptığımız budur. duruşumuz budur bundan aklama gibi anlam çıkartmak komiktir.

biz..; dürüstlükten-adaletten-hak ve hukuktan-vicdandan-terbiyeden-çözüm üretmekten ve ispatlı net doğrulardan tarafız.
bunları kim çiğniyor ise onun karşısında tarafız.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Sedov - 12 Eylül 2011, 03:27:23
Arkadaşlar,  daha çok forum dışında dönen bir tartışmaya buradan cevaplar veriliyor. Evet bu kendi adımıza doğruluğumuzu ve haklılığımızı kanıtlayabilir ama, kimin nedediği noktasında bihaber olan diğer forum üyelerine birşey katmaz. Örneğin, ''Solplatformun HARAMİ ÇETESİ tarafından GASPI ile sonuçlanan yaşanan süreç, ne yazık ki bazı arkadaşlarca FORUMLAR ARASI çatışma olarak tanımlanarak,niyetten bağımsız, SALDIRGANLAR aklanmaktadır.'' Diyor Veda arkadaş, bunu kim bu forumda söylemiş açıkcası göremedim, diğer yandan Suat arkadaş Veda arkadaş benim tam olarak anlatmak istediğim budur diye bir cevap yazıyor ama, daha önce tam olarak ne anlatmak istedi ondan da haberimiz yok. İlla bu tartışmalar sürecek ise, (ki ben bu tartışmalara tamamen bir nokta konulmasını ve kendi işimizle gücümüzle uğraşılmasının daha doğru olduğunu düşünüyorum) burada sürmesini, kim ne diyor, ne anlatmak istiyor, hep birlikte görmememizin daha doğru olacağını düşünüyorum.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: alikorkmaz - 12 Eylül 2011, 10:54:23
Suat

Senin kadarnvaktim yok. Yazilan bir cumleye iki sayfa yazi yazamam. Ama, su sanal ortamda iki yili bile bulmayan gecmisinde herseye maydanoz olmayi cok iyi becerdin. Bu acidan tebrike layiksin.

Enternasyonal forumda yine bu konuda butun "sazanlik" yeteneklerini ortaya koyamussun. Konudan tamamen bihaber olmana ragmen, yazdigin onlarca sayfanin bir yerinde hic alakasi olmamasina ragmen bana da dokundurmayi ihmal etmemissin.

Sana acikca bir ogut. Bilmedigin konularda konusma. Benim Solplatform icin yaptigimi bilen biliyor. O yuzden kendini fazlaca yorma. Git ufuruklerini enternasyonal forumdaki cocuklara yuttur. Onlarin Suat abisi olarak kal.

AK
Başlık: açıklama
Gönderen: suat - 12 Eylül 2011, 11:08:42
Suat arkadaş Veda arkadaş benim tam olarak anlatmak istediğim budur diye bir cevap yazıyor ama, daha önce tam olarak ne anlatmak istedi ondan da haberimiz yok(sedov)

sayın sedov sizin haberiniz olmayabilir ama anlatılanlar forumlarda asılıdır. burada söylediklerim onların özetidir. bu özetten de ne anlatılmak istendiğini anlamanız olanaklıdır. yok hala anlamadınız yada sormanız gereken yerler varsa bana sorarsınız, açıklamak ve anlatmak da bana düşen görevdir.

...........................

"mevzu" bu ise sen dahil çok kişiyi birgün kürt dostu! bir gün kürt karşıtı olarak ispatlayacak verilere sahibim..
kendini komünist sanan chp-ml ve sosyal-şöven-faşistlerin de ulusalcılık-cumhuriyet aşkından faşistlere nasıl baktığını da ispatlarım.
bu ifademi açıklama gereği duydum. sen dahil demekle işe veda arkadaşı da sokuyorum evet bu anlamda doğrudur ama burada ben eksiğim yani bende dahil demeliydim.. kürt halkı konusunda hepimizin yalpaladığı dönemler olmuştur demek istedim.. yada hala "dost" olmayı gerektirecek veriler eksikliği olabileceğini.
ama., veda arkadaşı kürt düşmanı olarak tanımlamadım.  anlatmak istediğim şudur.
 zevkli.org da bahsi geçen mahlas ile şimdi eleştirilen mahlasın aynı şahıs olup-olmadığı noktasında kesin yargı belirtemem. ama (sf)deki che1955 konu ise kürtler konusu dahil m-l dahil her konuda prağmatik olacağını iddia ederim. veda bezirgan diyor doğrudur tüccardır. ama polis-hain vs. gibi iddialar ciddidir rastgele dillendirilmez böyle de ispatlanmaz demek istedim..

Biz bu adamlara karşı mücadele ediyoruz.
Bu bezirganlara karşı!
Bir gün FAŞİST,bir gün "KOMÜNİST" olanlara karşı!
Bir gün KÜRT DÜŞMANI,bir gün KÜRTLERDEN YANA görünenlere karşı
Sizler hala bu olayları forumlar arası çatışma olarak görerek,TARAFSIZ TUTUMUNUZU sürdürmeye devam edin...
asıl itirazım bu ifadelere idi. ideolojik olarak bir mücadele forumlar arası mücadele tanımlamam ile ilişkin değildir. bu doğaldır
örneğin "sz" kendine bir misyon biçerek forum olarak bu mücadeleyi başlattım! diyor. olabilir. hatta ispat için anti-troçkist tarzını da ispatlamaya çalışıyor.. olabilir. bunda ne kadar samimi ve tutarlı tartışılır.. buna forumlar arası mücadele demiyorum.
sevgili vedanın mücadele iddiasına da demiyorum.. ama veda arkadaş bunu solplatform üzerinden tanımlayamaz demek istiyorum ve tanımladığını da sanmıyorum.. çünkü solplatform'un formatı belllidir. şimdiye kadar, ideolojik olarak ne bir kesimi ne de bir forumu solplatform hedef almamıştır. ama katılımcılarının kendi duruşları vardır işletir buna karışmaz.
demek istediklerim bunlardır.(anlaşılmayan yanlar varsa izah ederim)

forumlar arsı çatışma dediğim bunların dışındadır. ideolojik-karaktersel-kişiler vs. üzerinden teşhir, eleştiri işletilirken işe forum tüzel yapısını katarak yapmaya demek istedim.. ki bunu çok açık da belirttim.

ve asıl vurgum da bu idi. sf bu noktada itham ediliyor ise öncelikle sf'ye katılım(yazı-yönetimsel-vs.) yapan kişiler kendi süreçlerini anlatmalı özeleştirisini vermelidir. yok sf deki kişiler üzerinden yönetim ve forum işletişi üzerinden ise bu ayrıdır. buna da forumlar arası çatışma demem.

bu noktada ayrıca yazacağım dilerim "derdim" daha iyi anlaşılır
Başlık: forumlar arası "çatışma"
Gönderen: suat - 12 Eylül 2011, 11:31:17
her bir forumun kendi formatı vardır. bu formatı ilkeler-kurallar yada biz kimiz, amaçlarımız vs. gibi başlıklar altında anlatırlar. her bir forum katılımcıları noktasında bir örgüt üyeliği kabulü gibi davranmaz. formatı çerçevesinde yaklaşır. ama bazı forumlar vardır ki., bu noktada daha dar ve net bir çerçeve çizer. hatta bir ideolojik yapı çerçecesi ile nettir.

örneğin..; bu forum m-l çizgisi ile temellenir der. ve m-l çizgisi içinde yer almayanlara kapanır. esnese de bu çerçeve temelinde esner. bazı forumlar kendini komünist olarak tanımlar..; bu anlamda marksist, m-l ve stalin-mao anarşist vs. noktalarında geniş çerçeve çizer. bunun içindeki her kesime eşit yaklaşır. yönetimsel yapısı ne olursa olsun böyle yaklaşır. esnekliği komünist olmayanlar noktasındadır.

yine forumların saydığım ideoloki temeller dışında toplumsal içerikteki bazı olgulara yaklaşımları da vardır. örneğin kürtler konusunda esnek davranır bazı argümanlara izin verir. bir başka forum bu noktada daha katıdır bazı argümanlara izim vermez.

işte bu ideolojik duruş ve toplumsal-yaşamsal olgulara bakış noktaları ile netleşen formatlara forum formatı denir. farklı formatların birbirlerine karşı forum olarak çatışmalı duruşu olmaz(olur ama bu deklere edilir) içindeki katılımcıların duruşları olabilir. bir başka forumdaki bir yazı alınıp eleştirilir ama bu demek değildir ki eleştiri forumadır.

yine bazı forumların formatları ele alınıp eleştirilebilinir. yada onaylanır vs. ama bunu bir forum kendi formatını öne koyup diğer tüm formatları da karşısına alarak açık olarak yaparsa ve yaparken ideolojik duruş-gerekçe dışına çıkıp insan avlamaya dönüşür ise buna forumlar arası çatışma denir.

yapılanların bazıları budur. bir forum kendini katı m-l ile ifade ediyor ama içeriğine m-l olmayanı alabiliyor m-l olup da  kendi "amaçlarına" ters olanları ideolojik sorun yokken dışlayabiliyor.
sz için ıstas budur. sf ve ef yi yada onların hedefe koyduğu kişileri eleştirmiyor veya bazı noktalarda savunuyor isen "düşmansın" .., eleştiriyor isen "dost"sun.., bu duruşlarına da ideolojik bir misyon kılıfı geçirmişler. ama senin m-l olup olmaman hiç önemli değil kıstas belli.
"onlara" göre "devrimci ve doğru" olmanın kıstası belli.. onların hedefe koyduğu forum ve kişilere karşı tavrın.. haliyle ortada tek doğru! ve devrimci! forum sz kalıyor..

ben bu tarzlara forumlar arası çatışma diyorum..,  
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: suat - 12 Eylül 2011, 11:48:25
Alıntı yapılan: alikorkmaz;385
Suat

Senin kadarnvaktim yok. Yazilan bir cumleye iki sayfa yazi yazamam. Ama, su sanal ortamda iki yili bile bulmayan gecmisinde herseye maydanoz olmayi cok iyi becerdin. Bu acidan tebrike layiksin.

Enternasyonal forumda yine bu konuda butun "sazanlik" yeteneklerini ortaya koyamussun. Konudan tamamen bihaber olmana ragmen, yazdigin onlarca sayfanin bir yerinde hic alakasi olmamasina ragmen bana da dokundurmayi ihmal etmemissin.

Sana acikca bir ogut. Bilmedigin konularda konusma. Benim Solplatform icin yaptigimi bilen biliyor. O yuzden kendini fazlaca yorma. Git ufuruklerini enternasyonal forumdaki cocuklara yuttur. Onlarin Suat abisi olarak kal.

AK


bu konularda en son konuşacak kişi sensin ali.. sana dokundurduğum da yok.. seni yerden yere vuruyorum seni teşhir ediyorum..
solplatformu mahveden sensin.. insanlar tutarsız omurgasız veya sorumsuz diye bunlar hasıraltında kaldı sanıyorsun..

forumu kuranmış ismini verenmiş maddi yükü omuzlayanmış kimse destek olmamış.. bunların tümü doğru bile olsa bunlar solplatforma yaptıklarını atlamamızı gerektirmez.  ki tümü de doğru değil.

utanmadan yalan söylüyorsun.. maddi konuda senin katkın en yüksek olabilir(bilmiyorum) ama uzun süredir maddi konuda yönetimlerin para topladığını biliyorum..  yurtdışında olman nedeni ile anahtar sende idi ve bu avantajı hep kullandın.. kafan bozulduğunda..!! forumu kapatacağım tehtidini eden sensin.. forumu teknik olarak işletenlerin ifadeleri solplatformun çalınan içeriğinde duruyor. burada yok diye rahat üfürme  ve son yönetim senin bu duruşundan dolayı dağıldı ama açıklayan yok bu daha kötü bir duruştur.
ve forum ortada kaldığında yaver ile görüşen sensin ben değil. en son veda ve 2 arkadaşa bırakan da sensin.. buna eski son yönetim karar versin yara katılımcılar karar versin demedin.. ben karışmam forumu alın üzerimden dedin ama ne şifre verdin ne bir şey.. bende yok dedin çıktın.

bunları bizzat yaşayan biri de benim benim solplatformdan özgürlük hareketini savunmamdan dolayı kovulmamı isterken yönetimi forum sahibi olarak tehdit ettin bunlarda çalınan içerikte duruyor.

sen ne anlatıyorsun ali.. burada en son konuşacak kişi sensin.. bana ne dediğin umrumda değil.

Benim Solplatform icin yaptigimi bilen biliyor
zaten mesele!! de burada.. bilen biliyor ama bilenler ya omurgasız ya sorumsuz susuyor.. solplatformun çalınan içeriğinde duran tartışmalara rağmen susuyor sende bundan faydalanıp konuşuyorsun..
sen.., solplatformun dibini oydun dinamiti yerleştirdin ve bunu daima tehdit olarak kullandın sonunda başkalarına patlattırdın.
seni bunun dışında hiç itham etmedim.. asıl eleştirdiklerim çekip giden eski yönetimdi. üzerlerinde olan emanete sahip çıkmadan ortada bırakıp sorumsuzca çekip gittiler.. sorsan hepsinin gerekçesinin içinde sen varsın. ama anlatmazlar oysa yazılı duruyor.

şimdi de gelmiş hala forum yaratanı gibi höykürüyorsun.. sen hiç bir şeysin ali.. sadece vızıldarsın.. [/SIZE]
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Sedov - 12 Eylül 2011, 14:37:23
Alıntı yapılan: suat;386
Suat arkadaş Veda arkadaş benim tam olarak anlatmak istediğim budur diye bir cevap yazıyor ama, daha önce tam olarak ne anlatmak istedi ondan da haberimiz yok(sedov)

''sayın sedov sizin haberiniz olmayabilir ama anlatılanlar forumlarda asılıdır. burada söylediklerim onların özetidir. bu özetten de ne anlatılmak istendiğini anlamanız olanaklıdır. yok hala anlamadınız yada sormanız gereken yerler varsa bana sorarsınız, açıklamak ve anlatmak da bana düşen görevdir.'' Suat


Asıl sorun şu suat arkadaş, tartışmaya hakim olabilmem için tüm forumları dolaşmammı gerekiyor. Haklısın özet olarak birşeyler anlamak pekala mümkün, ancak bu sadece birşeyler ile sınırlı kalıyor. Anlamadığım noktada da zaten size ve yazısını anlamadığım diğer arkadaşlara çağrıda bulundum.

Unutmadan söylemek istiyorum. Sırf bu tartışma üzerinden dönen paylaşımlar bize ne katacak merak ediyorum. Çok ilginç, daha önce tek bir paylaşımı olmayan arkadaşlar, bu tartışmanın en merkezinden tartışmaya girebiliyorlar. Çoğu zaman kimden ve neden bahsettiğini anlasam tamam diyebilirim, ancak diğer forumları takip etmediğim sürece (ki ben bunu yapmak istemiyorum, sınırlı olan zamanımı solplatform için kullanmak istiyorum.) anlamayacağım bir tartışmanın( en çok izlenen başlıklarda birinci sırada) üzerinden paylaşım ve dayanışmayı örmem nasıl olacak asıl merakım budur.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: suat - 12 Eylül 2011, 19:00:46

Unutmadan söylemek istiyorum. Sırf bu tartışma üzerinden dönen paylaşımlar bize ne katacak merak ediyorum. Çok ilginç, daha önce tek bir paylaşımı olmayan arkadaşlar, bu tartışmanın en merkezinden tartışmaya girebiliyorlar.
sayın sedov..
işte asıl dikkat etmeniz ve de anlamanız gereken şeyler bunlardır.. zaten bunlar bir "anlaşılsa" ve tavır alınsa.., anlamsız-gereksiz ve karmaşık tartışmalar yürütülmeyecek..

Asıl sorun şu suat arkadaş, tartışmaya hakim olabilmem için tüm forumları dolaşmammı gerekiyor.Haklısın özet olarak birşeyler anlamak pekala mümkün, ancak bu sadece birşeyler ile sınırlı kalıyor
duruma göre evet.., duruma göre hayır diyeceğim.. tartışmaya müdahil olacaksanız dolaşmanız gerekir.. yok müdahil olmayacak iseniz.., olan üzerinden yorum yapacaksanız gerek yok ama buda.., dediğiniz gibi müdahilliğinizi sınırlar.
ve..,
. Anlamadığım noktada da zaten size ve yazısını anlamadığım diğer arkadaşlara çağrıda bulundum.  benim açımdan sormanızın mahsuru yok sorun açıklama yaparım(sanırım bunu da belirtmiştim)..

magazinsel-dedikonu ve hakaret-itham içeren her tartışma her forumda top 10 listesinin başlarındadır.. bundan rahatsız olmamak da bir genel karakterin izdüşümüdür.

birisi.., foruma katkıyı bırak forumun gidişatı ile ilgilenmiyor ama konu bu "tarz" oldumu anında dalıyor.. üstelik banlı olduğu alana bile başka mahlasla dalıyor..
ve.., anlatıyor.. anlattıklarını mı? çözümleyeceksiniz yoksa bu "dalış" mantığını mı? anlattıklarını es geçseniz durmaz devam eder.. kaşır yada kendini aklar bırakır.. "dalış"ını ele alsanız sana ne sana mı soracağım der..

bu tartışmaların bir sınırı-çerçevesi ve "sonu" olmalı ve yola paylaşımlarla devam edilmeli desen bu sefer da seni olumsuz tanımlarlar.. karşı taraf ilan ederler..
anlayacağınız sonsuz bir sarmal..

bence.., yönetimler buna müdahale etmelidir. söylenenler söylendi ise konuyu kapatmalı yada denetlemeli katılımcıları uyarmalıdır.. bu benim şahsi düşüncemdir..

dediğim gibi soracağınız soru varsa şahsıma sorabilirsiniz yanıtlarım..
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: alikorkmaz - 12 Eylül 2011, 23:01:26
Suat

Komik duruma dusurme kendini...Bilmedigin konularda hala ahkam kesiyor, abukluyorsun. Gercekler suratina saklayinca agiznda salyalarla saldirmaya basliyorsun.

Sana hicbir sey ispatlamak gibi bir sorunum yok, zorunlulugum da yok. Ortalikta ona buna yanasan da, yalpalayan da , saldiran da sensin. Tutarsizsin, hastasin...

Bak sana daha once de soyledim. Cik o ininden arada bir disariya temiz hava al, yuru, acil.

Yoksa sana ben bile recete yazamam. bilmis ol.

AK
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 12 Eylül 2011, 23:10:39
Değerli Arkadaşlar
Sanal Bezirganlar başlıklı konuda Sanal Çöplükte yaşananlar yeterince,hem Sanal Çöplüğün işleyiş temelinde,hemde Sanal Çöplüğün başındaki kişilerin ideolojik konumları temelinde anlatıldı.
Burada sadece 1955 değil,Marksizm Düşmanı Borga,Sınıf Kaçkını ve Elveda Proletaryacı Hasan Karataş ve diğerleri de TEŞHİR edildi.
Tüm bu teşhirler,belli bir ideolojik temele oturtuldu.
1955 benim için,FAŞİST bile olamaz.
Faşistin bile bir DURUŞU vardır.
Oysa 1955 in ne omurgası vardır,ne de onu tanımlayan bir kişiliği ve karekteri!
80 öncesi İGD li,sonra ÜLKÜCÜ,sonra "komünist",bugünlerde "Blanquist",yarın ne olacağı şimdiden belli değil.
O yarın kimlere yaslanacağına bağlı.
Lümpen,küfürbaz,tüccar zihniyetli,Burjuva Kültürün kişi üzerindeki tüm olumsuz etkilerini görebileceğiniz  BEZİRGAN!
Bundan böyle kişisel ele alışlara bu başlıkta prim verilmeyecektir.
Dün olduğu gibi,bugünde bu başlıkta,Sanal Çöplük ve onun müdavimlerinin TEŞHİRİNE devam edilecektir.
Ama bu şekilde değil.
Bu forumu yeniden açma nedenimiz,1955 i Sanalda LİNÇ ETMEK değildir.
Bunu yaparsak,ona değerinin(olmayan değer) çok üstünde önem vermiş oluruz.
Bizim hedefimiz kişiler değil,o kişileri yaratan,onların var olmasını sağlayan koşullardır.
Sedov arkadaşa hak veriyor ve kendisine teşekkür ediyorum.
Bizler için çok değerli olan ve bir o kadarda sınırlı olan zamanımızı bu zamanın binde birine bile değmeyen BEZİRGANLAR için boşa harcamayız.
Yapacak çok daha önemli işlerimiz var.
Arkadaşlardan ricam,konu dahilinde yazmaları,konu dışına çıkarak,konuyu farklı mecralara çekmemeleri.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: suat - 12 Eylül 2011, 23:23:35
.Hikaye mi anlattim dersiniz?Gercegin ta kendisidir bu yasananlar Siariniz bunlar olsun.Ucuz devrimcilik dersleri vermeye calisanlar degil .  (vurgun) demiş.. bunları.., breh greh breh... hadi bakalım cesaretiniz varsa itiraz edin.. çıtınız çıksın da sizi anında karşı devrimci ilan ediversin..
evet vurgun.. yaşananlar hikaye değil ama sen hikaye anlatıyorsun.. hani bazı film!ler olur.. "şu romandan" uyarlama diye.. seninki de aynen böyle olmuş..

işte ben bu yönelimlere bu tavırlara ve bu hamaset dolu laflara itiraz ediyorum.. aynı hamaseti gidin.., eleştirdiğiniz sitede ve kişilerde bolca bulacaksınız.. ne anlamı var.. olay nedir eleştirilen nedir konuşulanlar ne..

vurgun.. ajitasyon çekmeden önce gidip iyice yıkanacaksın hatta duble kese yaptırman gerekir ki anca temizlenesin..

bu hamasi sözleri söylemesen sana bu temelde tek lafım olmazdı.. bahsedilen kişilikler uzun zamandır aynı hiç değişmedi.. benim bildiğim zamanı bile baz alsam hiç değişmedi.. her zaman müşteriye göre "hava" çalarlardı.. ve bu işler olagelirken susanları da biliyorum.. hak-hukuk-adalet-vicdan-ahlak öğüten değirmene su taşıyanları da..
ve benim derdim olacak ise bunlarla olur.. teşhisi koyduklarımla değil.

bırakın artık bu "hava"ları.. bence bırakın bu forum daha başlamadan bozulacak.. yönetim bu tarzlara artık müdahale etsin..

ve tekrar ediyorum.. bir kişiye hatta foruma polis demek ciddi delil ister.. bu şekilde konuşanlardan polisten fazla ürkerim.. korkarım.. çünkü kafasına uymayan herkese aynısını diyecektir..
bir polis deniliyor bir ideolojik duruş adına marksizm düşmanı bir bilmem ne.. polis ise artık işin ideolojik yanı olmaz ki..
bunlar tutarsızlıktır..

bu "çevre" sol adına tüccarlık yapıyor ve her türlü tezgahtarlık numaraları ile yapıyor.. burayı önemseyin burayı teşhir edin buraya tavır alın ama tutarlı alın.. polis diyorsanız gerisi sizi bağlar mı? ilişkili olan herkese aynı tavrı alın.. kendi geçmiş ilişkilerinizi de sorgulayın hesap verin..

vurgun sen orda değilmiydin.. ve polis diyenler de değilmiydi.. emin çölaşan gibi bu belgeleri sizlere minik kuşlar yeni mi? aktardılar..  

bence yok birbirinizden farkınız hepiniz osmanlı bankası.. şubeler farklı o kadar.

 
tutarlı ahlaklı adaletli yaklaşanlara sesleniyorum.. bu ortalıkta toz duman çıkartan karakterlerden uzak durun.. hangi forumda olursanız olun.. tavır alarak itiraz edin.. bu garabet işlere tavır alın.. hiç bir şey yapamıyorsanız
doğruyu içermeyen her şeye müdahil olun.. olması gerektiği şekli sunun..

yoksa.. sol adına var olan forumlar magazinsel çöplüğe dönecek.. dinmüş olanlar zaten var daha fazlası eklenmesin bari..


artık bu konuda tek bir kelime bile yazmayacağım.. midem kaldırmıyor..


eklenmiş not..;
bu forum içeriği çalınmış meşru solplatform'dur burayı eski haline getirecek işler-eylemlikler yapın.. "el konulmuş" olan sahtesine katılım yapan varsa onlara seslenin.. becerebilecekseniz içerikleri buraya taşıyın..  bunu yaparak zaten doğru tavrı almış olacaksınız..

ötesi amaç dışı kendini yaşatmak olacaktır..

birileri sf adına biz bu işleri yapmayı onayladık arkasındayız diyerek bir forumu kirletiyor.. oranın katılımcıları trane bakıyor ise bırakın içeriğindeki karakter ve kalite ile kalsın..  

birileri o alan gibi tarz tutturmuş oradan dökülecekleri avlama peşinde.. yeter yahu hepsi aynı.. yazık bu forumlara..
eskiden örgütler arası rekabet vardı ama bir örgüt tasfiyeye uğruyorsa herkesi ilgilendirirdi korumak için çabalardı.. kızıldere böyle bir amaç için yapılmış yada bu amaca adanmış bir eylemdi.. 68 ruhuna dönün.. 80 sonrasıoluşan karakteri terk edin..
varsa eksiklerimiz beraber temizlenelim beraber ayağa kalkalım.. basın tekmeyi tarzını bırakın..
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: feda destanı - 13 Eylül 2011, 01:23:03
solplatform sitesi bir saldırıya ugramıs ve dayanısma gösterenler göstermis. benim aklımda kalan nokta sudur, madem sanal bezirganları teshir ediyoruz zamanında oradaki cürümenin temel direklerinden olan kisilerin buralarda barınmasına neden izin veriliyor. veda hatırlarsın, zamanında ihbarcı ilan ettigin vurgunla bugun aynı sıtedesın. tutarlı bır yol ızlemek ıstıyorsan sıtende kırlı kısılıklere yer vermemelısın. bu benım sana dostane bır onerımdır. vurgun’un dahıl oldugu kırlı oyunları tekrar tekrar buraya yazmama gerek yok. Sz’de kırlı ılıskılerı ortaya cıkarıldı, yatırılan para mıktarına gore “rutbe” kazanılıyormus meger rengın olsun yada olmasın. vurgun da bunun bır sonucuydu. tetıkcılık yapan vurgun, devrımcı degerlerı ayaklar altına serıp bol bol ajıtasyon cekıp kırlı bır savas yuruten vurguna nedense mudahale edılmıyor ona tepkı gosteren devrımcıler teker teker banlanıyordu. bellı oldu vurgunun neden ust duzey korumaya sahıp oldugu. vurgunla tartısanlar en ufak bır gerekceyle suresız banlanırken vurgun gostermelık olarak banlanıyor sonrası pasa pasa donuyordu tekrar sıteye. vurgun ve cetesının o forumda devrımcı bır ondere ettıgı hakaretler halen mevcuttur.
eger sanal bezırganlar konusunda samımılık tasınılıyorsa,gercekten bu kısıler teker teker teshır edılecekse che1955 ve su ankı tayfasına takılı kalmayın. saplantı halıne getırmıssınız che1955’i. bugunku tayfasını ele alıyor ve ona gore teshır polıtıkası guduyosunuz. halbukı gecmıste en renklı tayfalardan bırı vurgun ve onun gıbılerdı. o yuzden acıkcası bana pek samımı gelmemeye basladı  bu konu artık. burada kısıyı hedef gosterdıgım yok ama veda sen che1955ı fena halde saplantı halıne getırmıssın. gozun 55ten baskasını gormuyor. amacımız, sanal bezırganlar ıse bunda borga,che gıbılerıne takılı kalmayıp vurgun gıbılerın dustugu durumları da ortaya dokmek gerekır.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 13 Eylül 2011, 01:50:52
Sn Feda Destanı
Benim kimseyi saplantı haline getirdiğim yok.
Bu konuda yazdığım son mesajı iyicene bir oku istersen!
Bugüne değin bu başlıkta,sadece 1955 değil,tüm Marksizm Düşmanları,Sınıf Kaçkınları TEŞHİR EDİLDİ!
Yazdığım yazıda da belirttiğim gibi olay 1955 in LİNÇ EDİLMESİ değildir.
Sanal Çöplükte,bir siyasal oluşumun önderine çözülmüş diyenlere nasıl karşı çıktığımı,bu sava tepki gösteren CEPHELİ arkadaşları desteklediğimi o olayı yaşayan her kes bilir.
Baştanda söyledim.
Benim derdim kişilerle değil.
Benim derdim,o kişileri ön plana çıkaran koşullarla!
Çünkü o kişileri ortaya çıkaran o koşullardır.
Bir zamanlar hepimiz o çöplüğün içersindeydik.
Kimilerimiz bu çöplüğün farkına erken,kimilerimiz ise geç varmış olabiliriz.
Burada önemli olan buranın bir ÇÖPLÜK olduğunun farkına vararak orayı terketmektir.
Burada biribirimize düşerek,birilerini sevindirerek,onları bugün içine düştükleri bataktan kurtarmaya çalışmayalım.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: feda destanı - 13 Eylül 2011, 14:28:51
komıksın vurgun.  ıstenmedıgı yerde gıtmeyı bılırmıs bana ne ıster gıt ıster gıtme ben senın yuzunu teshır edıyorum her zaman kı gıbı demagojı yapıyosun yıne. sf’de goruyorduk bu usta demagoglugunu sehıtler lıstesını asıp senle kısısel munakasaya gırenlerı partızan sehıtlerıne saygısızlık yaptılar dıye kumpas kurdugun gunlerı unutmadık.
sen bu konuya mesaj yazdın dıye uye olmadım foruma herzamankı gıbı dunyanın kendı cevrende dondugunu sanıyorsun. veda oncekı mahlasımı bılır, aynıydı Feda Destanı, , solplatform sıtesı gasp edılmeden oncekı bu konuda yazdıklarım bellıdır. O yuzden nıyet sorgulamaya baslamadan once kendı nıyetını sorgula cunku kımlerın samımı oldugu gercekten bellı oluyor. senın sfde krallıgın surerken sf'de sarfettıgın sozler bellıydı. yapılan teshır calısmalarına dedıkodu forumları dıyen sendın, bız degıldık. ne oldu da ruzgar senı buralara attı hı..dedıkodu forumlarına gelır oldun.
bız dayanısma nedır bılmıyormusuz ,nasıp almamısız falan da falan. vurgun her zamankı vurgun, herzamankı gıbı demagojı yapıyor. bız dayanısmayı devrımcılerle kurarız, ne idugu belırsız bır sıtede sanal bır ortamda bugun A’ızmcı olup yarında B’izmci öbürsügün C’izmci olanlarla organık hıcbır ılıksımız olamaz. o forumda haksızlıklar yapılırken, ınsanlar teker teker banlanırken, kendı ısteklerıyle gıderken hıc de coplukten yakınmıyordun valla cunku orası senın ortamındı. ruzgar senden yana esıyordu ne zaman ters yonden esmeye basladı o zaman foyan ortaya cıktı. kımın fos cıktıgı ortada vurgun fos cıkan varsa o da sensın, tetıkcılıgın sonu her zaman boyledır kullanılır ve atılırlar. senın de sonun oyle oldu. gostermelık bır tepkıyle sf’den ayrılman senın gunahlarından temızlendıgın anlamına gelmez. o forum onceden de pıslık doluydu, onceden de yozlasma vardı. buna ayak uyduramayanlar ya banlandılar ya da kendı ısteklerıyle gıttıler. senın gıbı son ana kadar durup miadını doldurmadılar.

veda ınsanlar degısmez. eger sanaldakı yozlasmadan bahsedıyorsak, sanalın yozlastırdıgı ınsanların burada barınmasına ızın verıyorsak bızler de bunun bırer parcası oluruz.
vurgun,antares,babil gıbılerı teshır edılmelıdır. hepımız o coplugun ıcındeydık ama hıcbırımız devrımcı onderlere karsı saygısızlık yapacak kadar duskunlesmedık. hıcbırımız karıyerızm pesınde kosacak kadar dusmedık. Bu noktada hesaplar yaparak lısteler olusturup ınsanları teker teker gondermedık sıteden. bız o sıtede duruyorduk kendımıze has bır durusumuz vardı,bu durusu korumayı bıldık ve onurluca cekıp gıtmesını de bıldık.  omurgasız olmadık kımılerı gıbı, yonetım yardakcısı hele hıc ama hıc olmadık. padısahım cok yasa demedık. yalaka olmadık.  koseye sıkıstıgımızda nerdesın yonetım feryatlarıyla ortalıgı ınletmedık. Insanları hedef gostermedık.

ben bu konuda radıkal dusunuyorum.  sana gore vurgun bır zamanlar aynı coplukte bulundugun bır ınsan olabılır, ama bana gore sanalın yozlasmıs tıplemelerınden sadece bır ornektır vurgun. tetıkcıdır ve her tetıkcının sonu gıbı de bır sonu olmustur, kullanılıp atılmıstır…
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 15 Eylül 2011, 22:52:12
Tüm işlevleri sabah,akşam TROÇKİYE küfür etmek olan,var olduklarını TROÇKİ karşıtlığıyla ancak ortaya koyabilen,kendilerinden olmayan herkesi düşman ilan eden,aynada kendi akislerini görünce,kendilerini bile DÜŞMAN sanan bu ZAVALLILAR TOPLULUĞU,ortadaki boşluktan parsa toplayamayınca,şimdide SOL PLATFORMA saldırmaya başladılar.
Çokta umurumuzdaydı sanki!
Forumun açılış ilanını silmişler!
İşinize bakın YAVERİN RENKLİ FOTOKOPİLERİ!
Sizlere karşın SOL PLATFORM hep var olacaktır.
Burada kimlerin yazacağının kararını,sol platform katılımcıları verir,şefler veya dükkan sahipleri değil.
Birde utanmadan işçi sınıfını ağzınıza alıyorsunuz.
Siz kim İŞÇİ SINIFI kim?

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: feda destanı - 15 Eylül 2011, 23:29:01
senden ala omurgasız yok veda. benı banlayablırsın, susturabılırsn utanması gerekenler varsa burada kendılerını sorgulamalılar cunku dun kufrettıklerı mekanlara bugun donduler.sen bu ınsanların omurgasızlıgından bahsederken bugun bu ınsanlara kapını acacak kadar omurgasızlastın. sz’de vurgunun konusmalarını carsaf carsaf doktuler bunun muhasebesını yapacagınıza bu omurgasıza kapı acıyon. senın sanal bezırganları teshır etme gıbı bı amacın yok. popularıte amaclı yapıyorsun bunları ıcten degılsın ıctensen bu ısı layıkıyla yapacaksın sonradan kıvırıp bızım dusmanlarımız ıscı sınıfının dusmanları  ben gecmısı sıldım burada kımın yazdıgına katılımcılar verır demıceksın. katılımcılar 1955ın yazmasına onay verse sen onaylıycan mı yazmasını. sanal bezırganları teshır etmekse amacın donemın en ala bezırganlarına bugun kapını acmayacan. korkarım kı sfden babıl es kaza atılsa ve buraya gelse ona da kapıları acacaksın. yanlıs yoldasın.  sızdekı nasıl omurgasızlıktır kı sfdeyken bırbırınızı bın turlu seylerle ıtham ederken bukelamunluk ve provakatorluk gıbı bugun bırbırınıze sahıp cıkıyosunuz. 55den bı farkınız yok dun kufrettıklerıyle banladıklarıyla bugun sarmas dolas, kendıne bas danısman yapmıs ustelık banladıgı adamı bugun de sız oylesınız. dun bırbırınızı bın turlu seylerle ıtham ederken bugun sarmas dolassınız. en onemlısı vurgunun yazıları ortadayken dedıkodu forumları derken bu omurgasıza kapını acacak kadar omurgasızlastın, boyle dayanısma olmaz olsun. vurgun bır ondere kufrederken ben gereken tavrımı sfde aldım dıyon sımdı anladım kı aslında sen cephelılerı korukledın cephelıler olması gerekenı yaptı gereken tavrı aldı ve terkeddıler forumu. sen sfde gereklı tavrı aldıysan burda nıye aynı tavrı almıyon da kıvırıyon ben gecmısı sıldım benım dusmanım ıscı sınıfının dusmanları dıyon. sfde dursun karatas devrımcı onderdır dıye bas bas bagırıp gereken ıslemler yapılsın derken burada bı ondere kufredenlerı nıye barındırıyon.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: suat - 16 Eylül 2011, 01:13:45
bir şeyi anlamaya çalışıyorum..
yazılanlara göre.., ortada bir sanal var ve de bir çöplüğü var.. ama  bunu en çok dillendirenler o çöplükte bir süre iştigal etmiş olanlardır.. buradan şu anlaşılabilinir..

bu kişiler orada bulundukları sürece oranın çöplük olduğunu anladılar ve ayrıldılar.. tamam da kendilerine tanıdıkları bu hakkı ve içindeki "samimiyeti" neden başkalarına da tanımıyorlar..?

bu arkadaşların sanırım hemen hepsi orada bir şekilde yöneticilik yaptı yada aktif katılım yaptı.. bir foruma.., aktif katılım yapmak demek sahiplenme demektir.. elbette herşeyine sahipleniliyor anlamına gelmez.. ama bu da açıklanır.. neyine sahip çıktı.., neyine çıkmadı.., zaten orada bulunduğu süre içindeki "duruş"ları bunun ispatıdır.. varsa eksiği bunun da özeleştirisini verir.. samimi olup-olmadığını birileri değil zaman ispatlar..

gördüğüm kadarıyla ahlak-adalet-vicdan ve çözüm ayaklar altında eziliyor..

"gerekçelere" bakıyorum..
sen orada idin şunu yaptın.. ama bunu diyen de zamanında orda idi.. kimbilir kime ne yaptı..  illaki bu konuda "yarası" olan vardır.. mahlaslar arkasında olmanın avantajı da kullanılıyor.. bazı şeyleri ispatlayamıyorsun..

her forumun kendi formatı vardır.. bu formata uygun kişiliklerle bu işletilir.. bu anlamda kim bu format ile uyumlu kim çatışmalı bunu neye göre tespit ederiz..? oradaki duruşu ve yönelimlerine göre..

sonradan varken bu uyum bozulmuş olabilir.. yada orada kalmasını gerektirecek uyum-lar kalmamış da olabilir..  bunlar sakince tartışılır.. kişiler sehpaya konarak değil..

kimse kendini yargıç yerine koymasın.. yargıç yaşamın pratiksel işleyen zamanıdır. ama iddia makamı olabilir.. olursa da bunu adabı ile yapar.. hele ki kendine devrimci diyorsa kıyma makinası gibi değil temizleyen-dönüştüren düzenleyen ve çözüm üreten olarak yapar..

sf karşısında olmanın tek yolu ondan farklı bir format işletmekle olagelir.. başarısan kendi formatına uyumlu kişiler zaten gelir..
oraya gider buraya gelir başka yere gider.. vs. sonunda bir format seçer.. yada tümünde kendi formatı ile bulunur..

ben anlamıyorum..
oraya gitmeyin mantığı neyi içeriyor ise ona göre işler yaparsın..
sadece buraya gelin mantığını içeriyor ise..; haliyle en sonunda oraya polis forumu diyeceksindir..

yok derdin bu değil ise.., en fazla orası hakkındaki düşünceni belirtir bırakırsın.. tespitlerine.., özel olarak itiraz eden olursa açıklamalar yaparsın.. doğru bulduğun formatı bulunduğun alanda işletirsin..

bir foruma kötü demekle kişilerin gitmesi engellenemez.. forum da ortadan kalkmaz..

sz.., işe sanalda yozlaşma ile başladı bu genel bir tespittir.. özel değil.. ve açtıkları alanı tek doğru alan olarak belirttiler..
buna itirazım olamaz.. olsa olsa formatlarına ve işleyişlerine olur.. ama işi böyle yürütmediler.. bu doğru tarzdan hemen bir forumu ve kişileri hedef almaya döndüler.. ve bu "işlerine" istedikleri gibi destek olmayanlara da saldırdılar..

tüm iddia ettikleri şeylerde.., haklıdırlar-haksızdırlar.., doğruları vardır yoktur bunlar ayrıdır.. bu zamanla netleşir haksız iseler silah kendilerine döner.. haklı iseler.. bir çözüm üretmiş olular ve zaten doğruyu arayan gelir..
ama bu tarz yerine var olan tümüğne karşı olun bana gelin mantığı ile işi abartırlar ise yanlışlar-haksızlıklar artar.. ve onlara sadece çirkinler gelir ve hatta gider ve gelir..
sf bunu iyi işletiyor.. sz de onu taklit ettiğinin ya farkında değil yada farkında..

solplatformun olayı başkadır.. bir formatı vardı.. iyi işletti ama formatından değil başka nedenlerle(benim düşüncemdir) işletemez hale geldi.. son yönetim çözüm üretme yerine çekilmeyi tercih etti..

öyle-böyle yerine yeni bir geçici yönetim geldi.. bundan sonra format değişir mi? değişebilir.. elbette ve bence değişti de.., varsa itirazı olan en son meşru yönetime yönelir.. eski formatı ister ..
bunlar yaşanmadan zaten forum çalındı.. konu artık budur..

bu forum aslında yeni gibi görünüyor.. bu anlamda yoluna yeni çizeceği format ile devam edecektir.. zaten bunu yapcaktı yani yapmak zorunda idi.. ama bunu tartışmaya açma fırsatı kalmadı..

bu çalınma nedeniyle varsa eleştirecek olanın da ağzı bağlandı.. aslında çalanlar salaklık yaptı.. çalarak forum formatını kendileri değiştirebilir sandılar..
ve geçici yönetimi kalıcı yaptılar..

sz boşuna bağırıyor.. bunları atlayıp tespit yapma hakkına sahip değildir.. işe.., sf ye veya içinden gelenlere tavır noktasında yaklaşarak.. solplatforma saldırarak iyiki el koymuşsunuz diyor.. yada zaten sizin gibiler burada diyerek el koymanın olmadığını söylemiş oluyor.. oysa sf'yi işletenlerinde onayladığı bu el koymanın gerekçesi çok açık ve bellidir.. sf yönetimi ve işleyişine tavır olan yazılardır..  hal böyle ise.. bu el koymanın dümen olduğunu söylesinler daha doğru olacaktır..
ama sz bu yol yerine siz iyi karşı koyamıyorsunuz .., onlarla aynısınız diyerek kendini tek merkez olarak sunuyor.. işte.., bu mantık.. herkesin düşman olmasını gerektirir.. ve bunu da yapıyorlar..

solplatform.. bunlara dikkat etmelidir.. olacak ise kendi formatı ile .., yani kendi eksiği-doğrusu ile var olmalıdır.. eleştiren eleştirir katkı yapan yapar.., yapmayan yapmaz..

bir noktaya daha tekrar değineyim..

gerek birilerini gerek ise bir forumu polis olarak itham etmek ciddi iştir..
yaver olduğu iddia edilen zevkli.org'daki sosyal-faşist karakterden yola çıkarak ne o karakter ne de yaver polis olarak itham edilemez.. yani yetmez.. polis olan aksine tersinden davranır..  
bir forum açacak ise daha dikkatli ve temiz temel taşları kullanır.. sistem sizin kadar "çok akıllı"!! değil.. sanırım.. bu yolu işletiyor..

bu duruş çok tehlikelidir.. herkesi hain-düşman-ajan-polis ilan etme potansiyeline ve işleyişine ben kuşku ile bakarım..
her süreç ve alanda polis-ajan olabilir.. aslolan alan ve işletilen süreç üzerindeki denetimdir..

sf .., sanırım 2005-6 da açılmış aradan 6 yıl geçmiş birileri ancak "aymış".. ama her diyen zamanında katkısını da yapmış.. bunu analiz eden dile getiren yok..


dilerim sz başta belirtiği formata döner.. yani sanalda var olan forumları ve işleyişleri toptan "yozlaşma" olarak tespit edip sz yi de temiz alan ilan etmiş ise bunu ispatlayacak işletimleri yaratsın.. başkalarına ve başka alanlara polis-hain-ahır demekle kendini ispatlayamaz.. işlettiği format ile ispatlar..

ne sf de ne sp de ne ef de .., onlara göre "doğru" kalmamış.. her kişi yamuk.. iyi de kimler düzgün ise söylesin bilelim bence onları yönetici yapalım da yırtalım..
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: feda destanı - 16 Eylül 2011, 14:27:47
orda o kelimeyi etmıs aynısını burda da etse sonuclarını gorursun felan dıyon. veda ınankı sacmalıyon. devrımcı bı ondere cozulmus dıyen bırı sfde deyınce gecersız mı oluyo, ılla bunu tekrar mı dıllendırmesı gerekıyo. devrımcı bı onderle ılgılı dusuncelerı bellı bu kısının,burda dıllendırmesın ne fark eder dusuncelerının aynı olmadıgı anlamına mı gelır bu? zevklı.orgda yazdıklarından dolayı ustelık baya ustunden zaman gecmesıne ragmen yanı 2006lı yıllarda yazdıkları yazıdan dolayı 1955e karsı devrımcı fasıst demesını bılıyon ama. 1955e gelınce gecmısınde ettıgı laflardan dolayı fasıstlerle kolkola bu karsı devrımcı de yazdıklarını buraya ıspat olarak sun vurgun soz konusu olunca vurgunun yazdıkları ortadayken vurgunle ılgılı yenı sayfa actık de. bu omurgasızlıktır. Ne 55 ne de vurgun degısmıstır.
 bu forumda da devrımcı degerlerı savunuyosan eger bu tur kısılere kapını acmaman gerekır.
devrımcı bı ondere cozulmus demıs pekı hadı bunu sen es gec cephelı degılım dıye, bu tur kısılerın barınmasına ızın verebılırsın. ama bu kısının yapılan teshır calısmalarına yonelık sozlerı ortadayken bu teshır calısmalarına dedıkodu forumları dıyoken sen nasıl olur da bu kısıye buraya kapını acıyon nasıl mıdesızlıktır bu. hıc soruyon mu senı dedıkodu forumlarına ne ıttı ne oldu da dedıkoducu dedıgın foruma gelır oldun dıye.

ısıme gelmesıyle alakası  yok, carpıtmada da senın ustune yok.sfde hala bulunan cephelılerden bana ne ben tavrımı aldım mı evet aldım, buraya gelırlerse ona yonelık de elestırılerım olur. sen bu forumu teshır amaclı kurdugunu soyluyon ama burada sanaldakı bas copluklerı barındırıyon  bu forumda kısılerı teshır edecegını soyluyon ısıne gelmeyenlerı teshır edıyon ama ısıne gelenlerı etmıyon bugun senın yanında olanlara tek laf ettırmıyon yarın o kısıler gıttıgınde emınım arkalarından sayfalar dolusu yazılar yazacak olan yıne sen olacaksın veda.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Sedov - 16 Eylül 2011, 15:11:18
Artık şu saçma sapan kavganıza bir son verin.  Silkinip kendinize gelmeniz gerekiyor. forumlar devrimci örgütler değillerdir. Bundan kaynaklı forumlara devrimci örgütlerin misyonunu yükleyemessiniz. Sayfalarca süren tartışmalar, küfürler, hakaretler falan filan. Arkadaşlar ne oluyor size, rahatsız olduğunuz bir konu olursa yazarsınız. Baktınız olmuyor, çıkarsınız gelmezssiniz, uğramazsınız foruma(bu hepsi için geçerli) işi gücü bırakıp deklerasyonlar yayınlamak, ''biz altında imzası bulunann üyeler'' diye başlayan eleştiri ''kitapları''(kitapları diyorum çünkü 10-15 safya sürüyor nerdeyse) hazırlamak, nedir bunlar, yoksa sokakta yapacak işimiz mi kalmadı, yoksa hakikatten eski solcu oldukta böyle mi tatmin ediyoruz kendimizi.

Neyse, bakın çok basit birşey söylüyorum. Forum dediğimiz mevzuyu allayıp, pullayıp bilmem ne misyonları yüklemesin kimse, zaten bunu bir anlasanız, gelip güzel güzel paylaşımlarınızı yaparsınız. Piskopatlığa bakarmısınız, bilmem ne senesinde, bilmem ne forumunda insanların yazdıkları birer birer çıkarılıyor, işte sen burda şöyleydin, yok şunu söylemiştin, yok şuna küfür etmiştin. İnanılmaz birşey, diyelimki o insanla şimdi aynı foruma geldiniz; Muhattap olmazsınız en fazla. İnsanların 1-2 yazısına bakılarak, omurgasız, faşist hatta polis bile ilan edilmesi nedir.

Şimdi yazdıklarıma sayfalarca cevap verebilirsiniz. Ama, bitirin şu saçma tartışmayı artık, forumda o kadar konu var ve yine o kadar açılması gereken konu var. Kilitlenmeyin şu meseleye. Ya da herkes tavrını gösterdi, diyeceğini dedi. Giden gider, kalan kalır daha neyi uzatıyoruz.

Sosyalist Zemin denen forumda benim hakkımda da yazılan bir iki şey çıktı sanırım. Şimdi geçeyim klavyenin başına, yazayımda yazayım markstan alıntılar, leninden pasajlar cevap vereyim adama, hakikaten bir gerizekalı için değeceğini düşünmüyorum. Girmiyorum SZ ye olup bitti. İstediği kadar o gerizekalı vay sedov şöyle, vay sedov böyle dese ne olur, bende hergün gidip orayı sabote etsem ne olur. Ya da o yazıyı yazan gerizekalıya, hain, işbirlikçi, karşı devrimci, gibi politik argümanlar kullansam ne olur. Adam hakikaten gerizekalı hakkını böyle teslim ediyorum ve muhattap olmuyorum, forumunuda sabote etmiyorum. Kısacası sadece sanalda muhattap olduğum birine kolayından devrimci, komünist demiyorum ve sanal forumlara da devrimci örgüt muamelesi çekmiyorum. Herkesin ilk elden bunu öğrenmesi gerekiyor.

Bu konularda mükemmel performans gösteren arkadaşların, diğre konularda da aynı performansı göstermesi dileğiyle...
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 18 Eylül 2011, 23:28:24
Sanal Çöplüğe Hayırlı olsun!
Sınıf Kaçkını,Elveda Proletaryacı HASAN KARATAŞ çöplüğün yeni DANIŞMANI!
Hani şu Devletle savaşmayın,ona meşruiyet kazandırırsınız diyen aklı evvel.
İşçi Sınıfının artık ÖZNE olma konumunu yitirdiğini söyleyen , işçi sınıfına ELVEDA PROLETARYA diyen SINIF KAÇKINI!
İşçi Düşmanlığını,İŞÇİLER PATRONLARI SOYUYOR diyecek kadar ileri götüren,Brissa İşçilerinin Sabancıyı soyduklarını savlayan aklı firari!
Sanal Çöplüğe de böylesi DANIŞMANLAR yakışır!
Şimdi hala bu çöplükte eşelenen kendisini SINIF DEVRİMCİSİ olarak niteleyenlere bir çağrım var.
Sorun bakalım bu anlı,şanlı DANIŞMANINIZA!
Devletle savaşmayıp,kiminle savaşacaksınız?
İşçi Sınıfı yerine hangi "DEVRİMCİ" dinamiği ikame edeceksiniz?
Artı Değeri yaratan,Canlı Emek nasıl oluyorda,Artı Değere el koyan Sermayeyi SOYUYOR?
Bu sorulardan sonra siz hala orada duruyorsanız,SINIF DEVRİMCİSİ kimliğinizi sorgulamanız gerekir!

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 19 Eylül 2011, 22:34:25
Sanal Çöplüğün Tenceresi(1955) ve kapağı (Borga) ,Borganın hık diyicisi,azılı Marksizm düşmanı,Hegeli,Marks'ın gömdüğü yerden çıkarmaya çalışan Babil bir arada,akılları sıra ÇÖPLÜĞÜ sahipleniyorlar.
Hadi Çöplük onlara yakışır ama birde utanmadan Sanal Çöplüğü Devrimci bir forum olarak gösteriyorlar,ama başındaki KARŞI kelimesini gizleyerek.
Yahu bu nasıl bir UTANMAZLIKTIR Kİ,İŞÇİLERİN,BURJUVAZİYİ SOYDUĞUNU SAVLAYAN BİR AKLI FİRARİYİ DANIŞMAN YAPIYOR,SONRADA ORAYI DEVRİMCİ FORUM OLARAK İLAN EDİYORSUNUZ.
DEVRİMCİLİK bu kadar AYAĞA MI DÜŞTÜ!!!
Siz kim DOĞRUDAN DEMOKRASİ kim!
Ağzınıza Lenini falan almayın,mazallah,gök tanrı çarpar sonra,gerçi o çarpmasada,DEVRİMCİLER bir gün sizi çarpacak zaten.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Solplatform1 - 20 Eylül 2011, 00:01:04
Bizde yanıldık!
Biraz önce Sanal Çöplükten gelen Feda Yolu mahlaslı sahtekarın ,Borga denen Marksizm Düşmanı tarafından gönderildiğini söylemiştik.
Yanılgımız,bu sahtekarın Borga tarafından gönderildiğini sanmamız.
Oysa bu SAHTEKAR BORGANIN TA KENDİSİ!

Bumerang   62.29.21.234   [Find Posts by User] [Üyeye ait diğer İP-Adreslerini ara]
Feda Yolu   62 29 21 234
Bumerangın Borga olduğunu sanırım bilmeyen yok.
İşin acıklı yanıda Lenini sözde "savunmak" bu Blanquist bozmasına kaldı!
Sen sabah,akşam Marksa,Engelse küfür et!
Gel burada Lenini sözde "savun"
Lenine rağmen,Leninin BATAKLIK olarak nitelemesine rağmen ,Blanquist Leninist diye bir kavram uydurarak,tıpkı bugün ağzınızdan düşürmediğiniz İkinci Enternasyonal Dönekleri gibi Lenine hakaret etmiyormusunuz.
Lenini geçmişte Blanquistlikle niteleyenler,İkinci Enternasyonal Dönekleri,Plehenov ve Hempaları değilmiydi?
"KRAL" ÇIPLAK!!!
MASKELER DÜŞTÜ,O İĞRENÇ KARŞI DEVRİMCİ YÜZLER ORTAYA ÇIKTI!!!
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: hayriözşen - 22 Eylül 2011, 21:41:13
Tencere kapağını buldu demek ki; Borga 55'in kapağı olduğu bu yaoptıklarıyla göstermektedir. Elbette bir tencerenin kulpları olması gerek. Şimdilik bu tencerenin bir kulpunun Babil olduğunu biliyoruz. İkinci kulp Hasan karataş olabilirmi?

Buna düşünmek istemiyorum ama, son o sf de danışman mertebesine çıkarılması bu kulba aday olma yönünde yöneldiğini göstermekte.

Ancak sf de '' marksizmim üç saç ayağı'' konusunda borganın kendi kafasına göre ve kendisinin de inanmadığı ama uzun zamandır bir boşluk olarak duran Hindistan örneği sosunu katarak marksizme karşı eleştirilerine öncelikle cevap veren ,hasan Karataş oldu. Bu belki Hasan Karataşın gözünü açmaya yarayabilir.

>Yarayabilir diyorum çünkü daha öncede borganın marksizme karşı yaratmaya çalıştığı ve gedik aramaya çalıştığı tezlerine hasan karataş karşı eleştirileri vardı. Tabi opotünist borga o dönem bu tartışmayı devem etirmeye forumsal çıkarlar persfektifinden dolayı devam etirmamşti.. (borga kafalayacağı insan saçma sapan yazsada itiraz etmez.)

Bakalım sayın borga bu taktiğinden  marksizmin üç saç ayağı konusunda vazgeçicekmi. Yoksa hasan karataş ile şu aşmada(forumsalık icabı) çelişkişe düşmemek  takdiğinemi devam edecek?

Sanırım devam edecek. Ve Hasan karataş'ın bir an önce karar vermesini ,yani kulp olmasını sürece bırakacak.

Ya borga sen ne imişsin be..

Hasan Karataşa selam ederim.  Bir an önce o üye olarak (55 çe) üyesi şişirilen  sf den ayrılmasını talep ederim. İmkanımız olsada orada üye olanların kaç yüz kişisinin altından sahtekar çıkar.Kim bilir.?


Not;Buraya burasının vedanın forumu olmadığı zanıyla yazı yazdım. Gelecekte bunu daha net göreceğiz.  Forumların kolektif ürün olduğuna taa baştan beri inanırım ve böyle olması gerektiğine inancımı hala sürdürüyorum. İnşallah böyle olur.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 23 Eylül 2011, 00:24:49
Polemiğe girmeyeceğim Sn Özşen.
Burası tüm katılımcıların forumu.
Beni,diğer katılımcılardan ayrı tutan bir konumum yok.
SF nin şimdiki danışmanı Sınıf Kaçkını,Elveda Proletaryacı HASAN KARATAŞ çöplüğün yeni DANIŞMANI!
Hani şu Devletle savaşmayın,ona meşruiyet kazandırırsınız diyen aklı evvel.
İşçi Sınıfının artık ÖZNE olma konumunu yitirdiğini söyleyen , işçi sınıfına ELVEDA PROLETARYA diyen SINIF KAÇKINI!
İşçi Düşmanlığını,İŞÇİLER PATRONLARI SOYUYOR diyecek kadar ileri götüren,Brissa İşçilerinin Sabancıyı soyduklarını savlayan aklı firari!
Geçmişte yaptığınız gibi,bugünde bu kişiye YOL ARKADAŞLIĞI yapmaya devam ederseniz,burada uzun ömürlü olamazsınız.
Bunun dışında buyurun yazın,bu forum benim kadar sizin de.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: comandante_16 - 24 Eylül 2011, 09:01:50
SF çöplüğünde faşizan uygulamalar tüm hızıyla devam ediyor.Üye olan kişilerin mesajları ve açtığı konular denetimden geçirilip yayınlanıyor ve bu foruma sosyalist forum diyebiliyorlar yazık gerçekten yazık.

Zamanında chp de görev yaptığını bana kendi ağzıyla söyleyen che_1955 chp ye güyya saldırıp duruyor ve sırf foyasını meydana çıkarmak için üye olup attığım mesajımı yayınlamamakla kalmayıp herzaman yaptığı gibi ağza alınmayacak küfürlerle ban uyguluyor.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 24 Eylül 2011, 21:14:58
Sanal Çöplük "S"F baktıki durum kötüye gidiyor,baktıki tüm yaptıkları sahtekarlıklar,çevirdikleri dalavereler ortaya çıkıyor,şimdide ağlamaya,yakınmaya ve yalvarmaya başladılar.
Meğerse bunlar neymişte bizlerin haberi yokmuş!
Yine de bizimle,onlar arasındaki farklılıkları anlatmak boynumuzun borcu!
ONLAR KİM Mİ???
Onlar çöplüklerinde,gece ,gündüz  Marksa ve Engelse KÜFÜR EDENLERDİR.
Onlar,çöplüklerinde,Komünist Manifestoyu Marks'ın yazmadığını savlayarak,Marksı,emek hırsızı ve fırsatçı İLAN EDENLERDİR.
Onlar çöplüklerinde,Devrimci Önderlere ÇÖZÜLMÜŞ diyecek kadar ONURDAN yoksun olanlardır.
Onlar çöplüklerinde,Denizlerle,Adnan Menderesi bir ve aynı görenlerdir.
Onlar çöplüklerinde,DEVRİMİN yerine DARBEYİ SAVUNANLARDIR.
Onlar çöplüklerinde, işçi sınıfının devrimdeki ÖNCÜ rolünü yadsıyarak,İŞÇİ SINIFINA ELVEDA diyenlerdir.
Onlar çöplüklerinde,Sınıfların ortaya çıkmasındaki zorunluluğu yok sayarak, bu oluşumu bir iradi olguymuş gibi göstererek,Tarihsel Materyalizmi yadsıyanlardır.
Onlar Çöplüklerinde,Marks'ın gömdüğü HEGELİ, mezarında yeniden HORTLATMAK isteyenlerdir.
Onlar çöplüklerinde, Materyalizme karşı İDEALİZMİ kutsayanlardır.
Aslında liste çok kabarık.
Herneyse bizim siz dostlara bir ÖNERİMİZ olacak.
Aslında bu ÖNERİYİ NAZIM'IN BİR ŞİİRİYLE TAÇLANDIRALIM.

KARDEŞLER!
Onlara sokakta rastlarsanız eğer
ölümü görmüş gibi çevirin başınızı.
Kirpiksiz sarı gözler gözünüze bakarken
arkadan sırtınıza bir
bıçak girebilir...

KARDEŞLER!
Onlara elleriniz dokunmuşsa eğer
yedi tas su dökün ellerinize.
Yırtarak bayramlık gömleğimi ben
peşkir yaparım size...

KARDEŞLER!
Onların adına benziyorsa adınız eğer
adınızı değiştirin.
Vebanın girdiği kapıdan girin
onların evine atmayın ayak....

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 25 Eylül 2011, 14:10:42
Sanal Çöplüğün Bezirganabaşı,yine kendince ulufe dağıtır gibi ünvan dağıtmış.
Hasan Karataş Marksistmiş ama Leninist değilmiş!
Önce bilgi sahibi olacaksın sonra oturup yazacaksın.
Yoksa içinde debelendiğin cehalet batağında boğulursun.
Bak sana tavsiyem Hasan Karataşı,Marksist ilan etmeden önce Marks'ın "POLİTİK KAYITSIZLIK" başlıklı makalesini bir oku.
Orada Marks'ın Devletle savaşmayın,aksi takdirde onu MEŞRU kılarsınız diyenlerle nasıl dalga geçtiğini gör.
Ondan sonra,Marksistmi değil mi karar ver.
Marks'ın bu makalesini,emeklerini GASP ETTİĞİN,emeklerinin üzerine oturduğun kişilerin inşa ettiği, SF kütüphanesinde bulabilirsin.
Niye Borgaya KARŞI DEVRİMCİ diyormuşuz.
Başka kimse yokmuymuş?
En başta sen varsın,tetikçin var.
Ne kadar abuk,sabuk,Marksizme düşman kişi varsa,senin çöplüğünde EŞELENİYOR.
Bizleri tezgahın parçası olmakla niteleyen BEZİRGANBAŞI!
80 öncesi İGD li olan sen,2006 da faşistlere ÜLKÜDAŞIM diyen sen,2007 de,"KOMÜNİST" kesilen sen,tüm bu süreçte HANGİ TEZGAHLARIN PARÇASI OLDUN,HANGİ KİRLİ İLİŞKİLERİN İÇERSİNDEYDİN!!
veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: hayriözşen - 25 Eylül 2011, 14:22:47
Alıntı
Ancak sf de '' marksizmim üç saç ayağı'' konusunda borganın kendi kafasına göre ve kendisinin de inanmadığı ama uzun zamandır bir boşluk olarak duran Hindistan örneği sosunu katarak marksizme karşı eleştirilerine öncelikle cevap veren ,hasan Karataş oldu. Bu belki Hasan Karataşın gözünü açmaya yarayabilir.

>Yarayabilir diyorum çünkü daha öncede borganın marksizme karşı yaratmaya çalıştığı ve gedik aramaya çalıştığı tezlerine hasan karataş karşı eleştirileri vardı. Tabi opotünist borga o dönem bu tartışmayı devem etirmeye forumsal çıkarlar persfektifinden dolayı devam etirmamşti.. (borga kafalayacağı insan saçma sapan yazsada itiraz etmez.)

Bakalım sayın borga bu taktiğinden marksizmin üç saç ayağı konusunda vazgeçicekmi. Yoksa hasan karataş ile şu aşmada(forumsalık icabı) çelişkişe düşmemek takdiğinemi devam edecek?

Yukarda yazımı bu şekilde bitirmiştim.

SF,de Borganın açtığı Marksizmin Üç ayağı ''tartışmasını izlemeye devam ediyorum. Bu arada Sayın sabri'nin bu forumda açtığı '' Platipus Komlesi'' başlıklı konuda ilgimi yoğun biçimde çekmekte.  Bu tarzıyla sayın Sabriye teşekkür etmek isterim.

Marksizmin üç ayağı tartışmasında Borga yazmaktan vaz geçemedi ama lafı dolandırmaya başladı. Bunu en iyi açığa vuran da Proleter1 mahlaslı üye oldu.  Kısaca ''baştan ne diyordun neler demeye başladın'' Demeye getiren yazı yazdı. Yani sayın borga kıvırmaya başladın. Hatta ben buna en son yazısıyla borgsanın demogajiye baş vurmaya başladığını da söyliye bilirim.  Neymiş efendim marxsa laf söylemiyormuş. Marksistlere ve marksisttim diye geçinenlere karşı yazılarını yazıyormuş .

En temel marxsın düşüncelerine  sahip olmayanlara marksist denilmeyeceğini bilmiyormuş gibi borga, ki konu başlığı ve içeriği  marxın en temel düşüncesine dayanak yapıp eleştirmekte iken ;şimdi marx'la marksistleri bir birinden ayırarak  ve demogaji yapıp işin içinden; Yani forusal stratejik taktiği ile kaçmaya çalışıyor. Daha doğrusu konuyu kaynatma,karıştırma taktiğne yöneliyor.

Şu marx'ta gerçektir. Marx hiç bir zaman kapitalizm öncesi gerici ürettim tarzını kapitalizme karşı savunmaz. Bilakis geride kalmış ürettim tarzına karşı kapitalizmi anlatır. Bu anlatımlar ve açıklamalar marx'ı kapitalizmi savunuyor konumda olduğu sonuçlarına varılamaz. Varan,borga ve ilkel komünalcılardır. gerçekte bunlarda meseleyi anlarlar ama anlamamk için sırf marx'ı eleştirmek için ve onu kapitalizmin yanlısı olarak göstermeye çalışırlar.

Bunun için ellerinde en iyi somut örnek hinistandır. Halbuki marx kapitalizmin serbest rekabetçi döneminde ve mücedele yıllarında bu aceleci devrimcilerle hep mücedele etmiştir. Paris komünü ,alman devrim ayaklanmaları ,daha öncesi komünist birlik öncesi sonrası. Marx'ın önderliğinde 1 enternasyonel  dönemi hep bu aceleci ve zamansız sosyalist devrimle oynayan eşeklerle mücadelesi olmuştur. Çünkü revaçta olan ve taa fransız ihtilalından beri egemen olan anlayış, isyan ve ayaklanmalar düşüncesidir. Ama sonuçlarını hesap edemeyenlerin dünyasıdır devrimcilik.

Bunun için lenin,devrimin yani sosyalist devrimin objektif koşulları sorununa eğilmiş ve bunun emperyalist dönemle bu koşulların aranmıyacağını tartışmasını yapmıştır. Ancak bu devrimle oynayan eşekler bunu bile anlayamışlardır. Anlasalarda anlamamazlıktan gelmektedirler.

Borga ve onun gibi sözüm ona komünalcılığı öne çıkaranlar. Kapitalizmin genişlemesiyle yıkıp yaktığı değer ve aneleri yücelterek dolayısıyla  eski ürettim biçimlerinin kapitalizmden iyi olduğunu ve insanların kapitalizm baskısı altında duyduğu rahatsızlığı eskiyi suvunmakla mutlu olacağına inanmaktadırlar.

Buradan kürt harekettinin misyon ve içeriğine kadar uzanabiliriz.
 
Forumlarının üye girişlerini kapattılar. Ki bu SF'nın özelikle sahtekarın hiç benimseyebileceği yöntem değildir. Zira bu konuda şaşkınlığını görmek mümkün.Çünkü o sürekli kovduğu ve kovulanların üyelikleriyle ayakta durabilendi. Lütfen yeni üye kayıt bölümüne ve katılımcıların % kaçının eski üye olduğuna bakınız.

Yakında üye olmadan okumaları da kapatırlarsa şaşırmayalım.

Sayın SF üyeleri. Bulunduğunuz forumu terk edin. Orası sahtekar ve düzenbazların yönetiminde olan yerdir. Hep böyle olmuş ve bundan böylede öyle olacaktır. Dönemin Yoksunluk ve imkansızlıklar çerçevesinde hayat bulan ve bir sürü hayal kırıklarına neden olan forumdur orası. Kimler gelip kimler geçmiştir 55'in kolunun altından. Üzgünüm ama  beni geçiremedi. Çabası oldu ama hayvan terli. Hayatınızda ki tarihte böyle bir masa devrilmesi olmaması için ve iyice açığa çıkmış rezalettin ve sahtekarlığın ayuka çıktığı forumdan kendinizi geri çekin . Çok şükür,artık imkansızlık ve yoksunluk içinde değiliz. Bir sürü sol forum var . Oralara gidin .İnanın oraları içinde bulunduğunuz forumdan çok çok temizler.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: hayriözşen - 25 Eylül 2011, 21:56:24
En sonunda SF de '' marksizmin saç ayağı tartışması'' herneyse mahlaslı kişinin sonucuyla (çünkü başka yere varılamazdı söylenmek istenenin özünde bu vardı) gerçek temeiline oturdu.

Herneyse mahlaslı söyle diyor.

Alıntı
Klan yada aşiret toplumu şu an var olan toplumdan daha ileridir bence..
:)

İşte bu kadar.

Şimdi  bunu yadsımakla   ben veya marxın düşünceleri kapitalizmi savunan mı olmakta. Çünkü marx'ta aşiret ve kabile sistemini kapitalizme göre gerici bulur. BU marx'a göre geride kalmış toplumsal ilşki biçimidir.  

Marx da böyle küçük beyinleriyle yargılayorlar. Çünkü marx onlara göre kapitalizme,yani ingiltereye bilmeden ,öbjeltif olarak hizmet etmiştir sonuçlarına buralardan varıyorlar.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 02 Ekim 2011, 11:38:55
İhtilalci Komünist tanımı bugünlerde aslında hiç olmaması gereken ağızlarda geziyor.
Öncelikle İhtilal ile Devrim arasındaki farkı ortaya koymak gerekiyor.
Neden Devrimci Komünistler değil de,İhtilalcl Komünistler?
İhtilalden kasit,iktidarın zor kullanarak alımıysa,Komünistler bu konuda farklı düşünmezler.
Komünistler bilirlr ki Burjuvazi iktidarı,Komünistlere gümüş tepsi içersinde sunmaz.
Conatus,bir organizmanın,yok edilme tehlikesinde,yok olmamak için,her türlü şiddeti kullanma refleksidir.
Devrimcilerin ZOR u bir AMAÇ haline getirmezler ,zorunlu olarak ZOR u bir ARAÇ olarak kullanırlar.
O nedenle Engels "Önden Buyurun Mösyö Burjuvazi" demiştir.
Ama AMAÇ ve ARAÇ arasındaki diyalektik bağın farkında olmayanların bunu anlaması çok zordur.
Aslında bunu kullananların amaçları farklı!
Bunlar Devrimci değil,DARBECİ!
Çünkü bunlar için iktidarı kimin aldığı,iktidarın alımını gerektirecek koşulların olgunlaşması önemli değildir.
Çünkü bunlar Devrimi onu ortaya çıkaran NESNEL koşulları,Devrimi gerçekleştirecek iradenin SINIFSALLIĞINI yok sayarlar.
Çünkü bunlar için iktidar,sınıfsal değildir.
Dolayısıylada iktidarın değişimi de SINIFSAL BİR EL DEĞİŞTİRİŞ OLAMAZ.
Bir kere bile olsun sınıfı,sınıf mücadelesini ağızlarına almayanların,sınıf mücadelesi yerine Harami,Mazlum edebiyatını koyanların Devrimci olamayacakları,olsa olsa
ancak DARBECİ olacakları bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçekliktir.
İkinci Enternasyonalcilere karşı olacağım diye çubuğu abartılı bükerseniz,sonuçta çubuğu kırar ve bir anda kendinizi aynı sapmanın sol ucunda bulursunuz.
İkinci Enternasyonalciler,yıkmak ve kurmak arasındaki diyalektik ilişkiyi yok sayarak,emeğin YIKICI işlevini yadsırken,sizler de yine bu ilişkiyi görmezden gelerek,emeğin
KURUCU işlevini yadsıyorsunuz.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: AleksandrKirsanov - 02 Ekim 2011, 13:11:21
Veda, aslında bu konuda çok yazmanın bir manası yok.

Pratikte hiçbir biçimde kendilerine yer bulamayan,internet ortamında en keskin devrimciyi oynayarak egolarını tatmin etmeye çalışanlar hakkında yazmaya bile değmez.

Yukarıda değindiğin konuda bu şahıslarla bir tartışmaya girmiş ve zoru bir araç olarak savunurken pasifist ilan edilmiş biri olarak bu zerzevatın ne menem birşey olduğunu net bir biçimde biliyorum.

Zoru herşeyin üzerinde tutan bu şahsiyetler karşı devrimcidir.

Zorun tarhini başından beri varolduğunu, doğadaki gibi zayıf olanın güçlü tarafından ezildiğini kendilerine çıkış noktası olarak gören faşist zihniyetten zerre kadar farkları yoktur.

Devrimci şiddet hayvansal şiidetle aynı kerteye indirgenmektedir.

Ezen ezilen çelişkisinin ortaya çıkışıyla ortaya çıkan devrimci şiddet yine bu çelişkiyi ortadan kaldırmak üzere kullanılacak bir araçtır.

Başka birşey değil.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: YürekAtışı - 02 Ekim 2011, 13:42:28
Zor Veya Şiddete tapınma Esaslı bir dönüştürücü gücü olmayan küçük burjuvazinin kompleksleriyle alakalı durumdur. Komünistler açısından tarihte zor toplumsal yapının değiştirilmesi sırasında gerektiği kadar kullanılacak bir gerekililiktir. Marx "Şiddet, Bütün Eski Toplumların Bağrında Filizlenen Yeni Toplumun Ebesidir" diyerek şiddetin sınıflı toplumlardaki ilerletici rolüne vurgu yapmıştır. İşçi sınıfının iktidarı ele geçirmesi için şiddet uygulamak dışında bir yolu yoktur. Fakat bu işin darbeler yoluyla olmadığı yine tarihin capcanlı ve kanlı örnekleriyle önümüzde durmaktadır. Tarihi kitleler yapmaktadır, öncüler bu kitlelerle kurabildikleri bağ ve kitleleri seferber etme kuvveti kadar tarihe müdahale hakkına sahiptirler. Aslında şiddeti fetiş hale getirmek kadar redetmekte büyük hatadır. İşçi sınıfının silahlandırılması; bütün toplumun silahlandırılması ve politize edilmesi proleterya diktatörlüğünün bence en karekteristik özelliği olacaktır. Bu sayede sınıflı toplumun doğuşuyla silahların devletin tekelinde olması geleneği yıkılmaya başlayacaktır.

Ekstra bir not olarak tarihte şiddeti en insanca uygulayacak olan sınıf işçi sınıfıdır bu güne kadar sosyalist devrimlerin çoğu bunun örnekleriyle doludur, bu, temelde işçi sınıfının iktidarı insanlığın tümünden geçici bir süre ödünç aldığının bir göstergesidir.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 02 Ekim 2011, 14:22:08
Sorun burada ŞİDDETİN gerekliliği değildir.
İktidarın ZOR yoluyla alınması,kaçınılmaz bir zorunluktur.
Burada önemli olan İKTİDARIN SINIFSALLIĞI ve yine başka bir SINIFSAL GÜÇ tarafından eldesidir.
Bunu görmeden,bu sınıfsal iradeye vurgu yapmadan,ŞİDDETİ gündeme getirmek bize çok fazla bir şey ifade etmez.
O nedenle Lenin İŞÇİ SINIFININ SİLAHI PARTİSİDİR demiştir.
Yığınları peşinden sürükleyecek,işçi sınıfının örgütlü gücü,partisi olmadan ,ortaya konacak ŞİDDET ,bizlerin kullanacağı ŞİDDET olmaz.
Devrim,bir avuç silahlı militanın iradi müdahalesi değildir.
Bunun adı DEVRİM değil DARBE olur.
Devrim tarihin zorunluluk yasası gereği ortaya çıkan koşulların,sınıfsal iradenin müdahalesiyle,ZOR kullanarak değiştirilmesidir.
veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: YürekAtışı - 02 Ekim 2011, 15:16:35
Şiddetin rolünü vurgulamak önemlidir. Reformistler, konformistler, kaçkınlar vb. gerçek çarpıtan şüreka açısından şiddet rededilerek sosyalizm seçme seçilme saçmalığına kadar indirgenmiş ve yine sınıfların tarihi şiddet aracılığıyla değiştirdiği gerçeği çarpıtılmıştır. Şiddet nasıl uygulanır, yolu nedir? gerilla savaşlarından, silahlı grevlere kadar dünyada bir çok örneği olmuştur. Koşullar nasıl gelişmişsse o şekilde ve vasıtalarla uygulanır diyerek kabaca yuvarlayalım lafımızı. Lakin şiddeti fetiş hale getirmek bence devrimi imkanimkansız hale getirmektir. Lenin'in kardeşi cesur narodniklerin içindedir ve çar'a düzenlenen bir bombalı suikastte payı olduğu düşünülerek öldürülmüştür. Lenin narodnik çizginin cesur ve ileri öğelerini sahiplenmiş ve devrimci geleneğinin parçası olarak düşünmüştür. Fakat Lenin aynı şekilde şunu ifade etmiştir:
"Ve eğer bu artık çiğnene çiğnene iyice eskimiş sakız gibi olan bu iddia gerçeğin ifadesi olmuş olsa, o zaman da bundan terörün işe yaramazlığı çıkardı, çünkü emekçi halk olmadan bütün bombalar güçsüzdür, açıkça güçsüzdür." (Lenin - Eylül 1902'de Iskra'da Yayınlanan Yazısı)

Lenin temelde bombaları, suikastleri ya da diğer yolları reddetmiyor fakat diyorki bunlar tek başına emekçi kitleler olmadan bir işe yaramayacaktır! Şiddet açısından daha yakın tarihtede çok zengin örnekler doludur. Yeri geldiğince bunlarıda ortaya koyup konuşalım...
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 02 Ekim 2011, 16:13:07
Yine dönüp ŞİDDETİ ön plana çıkararak,hem onu AMAÇLAŞTIRIYOR,hemde Devrimi      
basit bir ŞİDDETE indirgiyoruz.
Oysa asıl vurgulanması gereken,Devrimin tarihsel zorunluluk yasası gereği,sınıf mücadelesinin bir ürünü olduğu gerçeği.
ŞİDDETİ,sınıf bağlamından kopuk almamamız gerekiyor.
Bunu yaparken de ŞİDDETİ yadsımıyoruz.
Tabiki siyasi iktidarın SINIFSAL DEĞİŞİMİ ZOR aracılığıyla olacaktır.
veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: YürekAtışı - 02 Ekim 2011, 16:17:03
Hayır bu noktada öyle bir çaba yok daha ziyade işin diğer tarafına vurgu var. Elbette bir yanlış var ama bu noktada hep diğer yanlışa vurgu olmazssa eksik kalacaktır. Yani senin yazdıklarına karşıt bir yazı değil vurguyla alakalı bir saplama...
Başlık: Komünizm bilimsldir
Gönderen: veda - 08 Ekim 2011, 09:59:55
Sanal Çöplükte Tencere,Komünizmin bilimselliğini anlamadığını itiraf ederek,bu temelde yine saçmalamış,her zaman olduğu gibi Kapak kendisine bu SAÇMALARI için teşekkür etmiş.
Devrim ile Darbeyi bir ve aynı görerek,bu görüşü İhtilal eşittir Devrim kalıbının ardına gizleyerek , reformist,sosyal şovenliği tescilli bir siyasi parti eleştirisini bu tezinize dayanak yaparak ancak kendinizi kandırırsınız.
Sosyalizme veya Komünizme neden BİLİMSEL dendiğini anlamayacak kadar POLİTİK CEHALET batağında debelenenlerin ,ahkam kesmeyi bırakıp,komedi tiyatrolarında aktör olmaları daha hayırlıdır.
Komünizm Bilimseldir çünkü,olgulara diyalektik bakışı,tarihsel gelişimi materyalistçe yorumlayışı temel alır.
Komünizme göre,SINIFLARIN ortaya çıkışı İRADİ değil,ZORUNLULUKTUR!
O dönemden bu döneme İLKEL KOMÜNAL toplumla,Komünizmi eşleştirenlerde dahil,her türlü sapık akımın kendini KOMÜNİST nitelediği bu ortamda,onlardan farkını bu BİLİMSEL sıfatını kullanarak ortaya koyar.
Komünistler İdealizmin tütsülenmiş mistik yüzü yerine Materyalizmin sakallı BİLİMSEL temele oturmuş yüzünü tercih ederler.
O NEDENLE KOMÜNİZM BİLİMSELDİR.
Bilime düşmanlık,akla,hayatın kendisine karşı düşmanlıktır.
İnsanlığa KARANLIK bir gelecek sunmaktır.

veda
Başlık: Komünizm bilimsldir
Gönderen: veda - 08 Ekim 2011, 10:06:55
Sanal Çöplükte Tencere,Komünizmin bilimselliğini anlamadığını itiraf ederek,bu temelde yine saçmalamış,her zaman olduğu gibi Kapak kendisine bu SAÇMALARI için teşekkür etmiş.
Devrim ile Darbeyi bir ve aynı görerek,bu görüşü İhtilal eşittir Devrim kalıbının ardına gizleyerek , reformist,sosyal şovenliği tescilli bir siyasi parti eleştirisini bu tezinize dayanak yaparak ancak kendinizi kandırırsınız.
Sosyalizme veya Komünizme neden BİLİMSEL dendiğini anlamayacak kadar POLİTİK CEHALET batağında debelenenlerin ,ahkam kesmeyi bırakıp,komedi tiyatrolarında aktör olmaları daha hayırlıdır.
Komünizm Bilimseldir çünkü,olgulara diyalektik bakışı,tarihsel gelişimi materyalistçe yorumlayışı temel alır.
Komünizme göre,SINIFLARIN ortaya çıkışı İRADİ değil,ZORUNLULUKTUR!
O dönemden bu döneme İLKEL KOMÜNAL toplumla,Komünizmi eşleştirenlerde dahil,her türlü sapık akımın kendini KOMÜNİST nitelediği bu ortamda,onlardan farkını bu BİLİMSEL sıfatını kullanarak ortaya koyar.
Komünistler İdealizmin tütsülenmiş mistik yüzü yerine Materyalizmin sakallı BİLİMSEL temele oturmuş yüzünü tercih ederler.
O NEDENLE KOMÜNİZM BİLİMSELDİR.
Bilime düşmanlık,akla,hayatın kendisine karşı düşmanlıktır.
İnsanlığa KARANLIK bir gelecek sunmaktır.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 08 Ekim 2011, 19:59:15
Geçmişte bir yazımda toplumsal yaşam boşluk tanımaz demiştim!
Özellikle işçi sınıfı harketinin güçsüz olduğu gericilik dönmlerinde ne kadar Marksizm düşmanı,abuk,sabuk akım varsa arzı endam eder!
Bu hep böyle olmuştur.
Bugünde durum böyledir!
Sınıf Kaçkınları,Elveda Proletaryacılar,Lenin'in deyimiyle Blanquist Batakta debelenenler,tekmili birden ortaya dökülmüşler,hep bir ağızdan Marksizme sövüyorlar.
Sanal Çöplükte,reel çöplüğün bir yansıması değil mi?
Burada da,sosyal faşist 1955,Marksizm Düşmanı Borga,Sınıf Kaçkını Hasan Karataş ve bunların tetikçileri,aynı misyonu,Marksizme küfür etme misyonunu yüklenmişler.
Borga denen bilgi yoksunu,Leninin parti öğretisini,MAFYAVARİ örgütlenmeyle karıştırıyor.
Tabi Devrimi,Darbeyle özdeş kılarsan,ne gerek var ideolojik formasyon sahibi bir partiye!
Eli silahlı militanlar yeterli devrim yapmak için,ne gerek var İDEOLOJİYE!
Mafyada bu biçimde örgütleniyor!
Yığınlar,yığınların ekonomik,demokratik mücadelesi,yığınların örgütlenmesi,sınıf,sınıfın örgütlenmesi,sınıfı örgütlemek için gerekli araçlar,tüm bunlar bu MAFYA bozuntusu Borga için GEREKSİZ.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 09 Ekim 2011, 23:55:26
"adını getirdik veda efendi...çıkarken unutmuşsun...aldığın mahlasları da kendin gibi piç etme olur mu ?"
Bana gelen profil mesajı.
Gönderende proleter1 mahlaslı kişi.
Ancak bu proleter1, SF den ayrılan proleter1 değil.
Bu gerçekten beyin hücreleri dumura uğramış,rüyasında bile beni gören,başına taş düşse benden bilen GERİ ZEKALI,Sanal Çöplüğün bezirganbaşı veya tetikçilerinden biri!
Siz hakikaten GERİ ZEKALISINIZ?
Azıcık yazılanları okusanız,birazcık beyin hücrelerinize kan gitse,benim düşüncelerimle,proletr1 mahlaslı kişinin düşüncelerinin biribirine aykırı olduğunu anlarsınız!
Keşke gerçek proleter1 SP ye gelse de,onunla Toplumsal Devrim,Politik Devrim konusunu tartışsak.
Bir TKP li bile,sizden çok daha fazla Marksizme yakın.
Bundan böyle SF ye Sanal Çöplüğün yanında,GERİ ZEKALILAR KULÜBÜ de diyeceğim.
Sizin hakikaten aklınız firar etmiş :)
Ben sizin KABUSUNUZUM!
Beni görmeye devam edin.
Enel Hak!
Ben heryerdeyim :)
[/B]
veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: YürekAtışı - 10 Ekim 2011, 00:13:12
Alıntı yapılan: veda;1014
"adını getirdik veda efendi...çıkarken unutmuşsun...aldığın mahlasları da kendin gibi piç etme olur mu ?"
Bana gelen profil mesajı.
Gönderende proleter1 mahlaslı kişi.
Ancak bu proleter1, SF den ayrılan proleter1 değil.
Bu gerçekten beyin hücreleri dumura uğramış,rüyasında bile beni gören,başına taş düşse benden bilen GERİ ZEKALI,Sanal Çöplüğün bezirganbaşı veya tetikçilerinden biri!
Siz hakikaten GERİ ZEKALISINIZ?
Azıcık yazılanları okusanız,birazcık beyin hücrelerinize kan gitse,benim düşüncelerimle,proletr1 mahlaslı kişinin düşüncelerinin biribirine aykırı olduğunu anlarsınız!
Keşke gerçek proleter1 SP ye gelse de,onunla Toplumsal Devrim,Politik Devrim konusunu tartışsak.
Bir TKP li bile,sizden çok daha fazla Marksizme yakın.
Bundan böyle SF ye Sanal Çöplüğün yanında,GERİ ZEKALILAR KULÜBÜ de diyeceğim.
Sizin hakikaten aklınız firar etmiş :)
Ben sizin KABUSUNUZUM!
Beni görmeye devam edin.
Enel Hak!
Ben heryerdeyim :)
[/B]
veda

:cool: En el Hak :D Ayrıca Ne Derler "Yaşasın Zalimler İçin CEHENNEM"
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 10 Ekim 2011, 01:30:12
Sanal çöplüğün,Geri Zekalılar Kulübünün iki tane İTİ var.
Aynı kaba pisleseler de efendileri farklı!
Bunların ANTERES olanının tasmasını sosyal faşist 1955,BABİL olanının tasmasını da
Marksizm Düşmanı BORGA tutuyor!
Bu İTLERİ adam yerine koymak hata aslında!
Bizim işimiz kapı kulları,posta köpekleri ile değil.
Bizim işimiz bunların tasmalarını tutan EFENDİLERİYLE.
Nazım'ın şiirinde belirttiği gibi;
" ben, kızabilir miyim sana? sen de bilirsin ki, benim âdetim değildir bir posta tatarına bir emir kuluna sövmek, efendisine kızıp uşağını dövmek! ..."

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 10 Ekim 2011, 22:34:32
En haysiyetsiz ve onursuz insan bile onursuzluğu,haysiyetsizliği teşhir edildiğinde,belgelerle ortaya konulduğunda,bulunduğu ortamı terk eder.
Sanal Çöpülüğün Bezirganbaşı,Faşist Zevkli .org sitesinin TEĞMENİ 1955 ise,hakkında ortaya konan bunca belgeyle FAŞİSTLİĞİ kanıtlanmasına karşın hala utanmazca ortalıkta gezebilmekte!!!
Beni Martov'a benzetmiş!
Sen Martov bile olamazssın IRKÇI,FAŞİST.
Zevkli.org sitesinde,utanmadan avatarında CHE nin resimlerini kullanarak yazdığın resimli mesajların elden ele dolaşıyor.
Faşist İspara- Alp e ÜLKÜDAŞIM derken,TÜM ÜLKÜCÜLER benim kardeşimdir derken,hiç mi UTANMADIN CHE 'NİN RESMİNİ AVATARINA KOYMAYA.
FAŞİSTLER SENİN KARDEŞİNSE NE İŞİN VAR SENİN DEVRİMCİLERİN OLDUĞU YERLERDE.
GERÇİ BULUNDUĞUN YERDE DEVRİMCİ DE KALMADI ARTIK.
Ya özgürlük mücadelesi veren bir halkın önderine FAŞİSTLERLE BİRLİKTE SÖVERKEN,HİÇ Mİ DÜŞÜNMEDİN BİR GÜN ONLARIN YÜZÜNE BAKMAK ZORUNDA KALACAĞINI.
Her KÜRT yurtsveri BABİL gibi ONURSUZ değilki,senin kendi önderlerine FAŞİSTLERLE BİRLİKTE KÜFÜR ETMENE SESSİZ KALSIN,SANA YALAKALIK YAPSIN.

İŞTE BU KEPAZELİKLERİNİN BELGELERİ!!!

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Marsyas - 17 Ekim 2011, 17:30:23
Konuyla alakası yok; ama bir durum hakkında yorum yapma gereği duydum. Sevgili Veda arkadaş 'devletle savaşmanın oa meşruiyet' kazandıracağı gibi bir kelimeyi birilerinden alıntı yapmış zannımca.
Ben bir Marksistin bu sözleri söyleyebileceğine inanmıyorum, bu körlüktür, bu aymazlıktır, bu zır cehaletten başka bir şey olamaz.
Devlet denilen şey somut ve statik bir şey değildir. Bizzat iktisadi ilişkilerin  % 90'ını ördüğü insanların her gün yeniden ürettiği bir yapıdır. Devletin varlığı doğrudan doğruya kapitalizmin varlığına bağlıdır çünkü kendisini iktisadi olaylar üzerinden oluşturur.
Sosyalist sistemdeki proleterya diktaörlüğü bu nedenle günümüz anlamındaki devletle bir olamaz, çünkü o devlet somutlaşmış ve merkezileşmiştir. Günün akışkan yapılı kaypak devletinden çok uzaklaşmış, ayakları üzerine oturmuştur.
Bugün marketten besin alıp para ödeyip karşılığında fiş almazsanız, hastanede muayene olup evrak imzalamazsanız, bankadan para çekip çıktı almazsanız kapitalist sistemin devleti kendisini yeniden var edemez. Çünkü onun özü bu iktisadi iişkilerin sürekliliğini sağlamak ve burjuva hukukuyla bu ilişkileri garanti altına almaktır.

Saygılarımla.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Solplatform5 - 29 Ekim 2011, 12:51:06
Alıntı yapılan: veda;1030
En haysiyetsiz ve onursuz insan bile onursuzluğu,haysiyetsizliği teşhir edildiğinde,belgelerle ortaya konulduğunda,bulunduğu ortamı terk eder.
Sanal Çöpülüğün Bezirganbaşı,Faşist Zevkli .org sitesinin TEĞMENİ 1955 ise,hakkında ortaya konan bunca belgeyle FAŞİSTLİĞİ kanıtlanmasına karşın hala utanmazca ortalıkta gezebilmekte!!!
Beni Martov'a benzetmiş!
Sen Martov bile olamazssın IRKÇI,FAŞİST.
Zevkli.org sitesinde,utanmadan avatarında CHE nin resimlerini kullanarak yazdığın resimli mesajların elden ele dolaşıyor.
Faşist İspara- Alp e ÜLKÜDAŞIM derken,TÜM ÜLKÜCÜLER benim kardeşimdir derken,hiç mi UTANMADIN CHE 'NİN RESMİNİ AVATARINA KOYMAYA.
FAŞİSTLER SENİN KARDEŞİNSE NE İŞİN VAR SENİN DEVRİMCİLERİN OLDUĞU YERLERDE.
GERÇİ BULUNDUĞUN YERDE DEVRİMCİ DE KALMADI ARTIK.
Ya özgürlük mücadelesi veren bir halkın önderine FAŞİSTLERLE BİRLİKTE SÖVERKEN,HİÇ Mİ DÜŞÜNMEDİN BİR GÜN ONLARIN YÜZÜNE BAKMAK ZORUNDA KALACAĞINI.
Her KÜRT yurtsveri BABİL gibi ONURSUZ değilki,senin kendi önderlerine FAŞİSTLERLE BİRLİKTE KÜFÜR ETMENE SESSİZ KALSIN,SANA YALAKALIK YAPSIN.

İŞTE BU KEPAZELİKLERİNİN BELGELERİ!!!

veda



Yukardaki yazımızda geçen , "İŞTE BU KEPAZELİKLERİNİN BELGELERİ!!!"  cümlesinin altında bulunan che_1955  'in zevkli.org. 'da yazmış olduğu yazıların belgeleri (aynı yazının altında bulunan  resim önizlemelerinin açık hali) yerine tam resim boyutunda iki Türk bayrağı resmi konularak Cumhuriyet Bayramı kutlaması yapıldığı görülmüştür.

 "İŞTE BU KEPAZELİKLERİNİN BELGELERİ!!!" cümlemizin  tam altına iki Türk bayrağı konulmasındaki amaç , solplatform.biz adlı forumumuzu yasal açıdan zora düşürerek kapatılmasını sağlamaktır.Bu çirkin saldırıyı yapanların kim/kimler olduğu tarafımızca bilinmektedir.

Forumumuza  sonradan yapılan  eklemeyle yönetim ve üyeler olarak ilgimizin olmadığını  bildirirken tüm üye ve okuyucularımızın konuyu bu bağlamda değerlendirmelerini rica ederiz.  

saygılarımızla
solplatfor.biz yönetimi[/B]
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 29 Ekim 2011, 23:31:21
Sonunda Sanal Çöplük, "SOSYALİST" FORUM,banner değişikliği ile MARKSİZMDEN istifa ettiğini resmen İLAN ETTİ!
Koydukları Lenin resmi bile onları kurtarmaya yetmeyecek!
Markssız bir Lenin veya Leninsiz bir Marks yaratmak yıllardır burjuva ajanlarının en başta gelen çabası.
Onlar bu çabaya banner değişikliği ile destek vererek,o kirli ve iğrenç yüzlerini bir kez daha gösterdiler.
Aslında utanmasalar,yada kendine marksistim diyen bir kaç katılımcınında kendilerini terk edeceklerine inanmasalar,Leninin,yanına BLANQUİYİ koyacaklar.
Ben merak ediyorum şimdi!
Kendini ML olarak niteleyen katılımcılar,en baştada EKİM ARAT acaba neden Marksın resmi bannerde yok diye bir soru soracak mı?
Facebookta sabah,akşam Leninden,Markstan aktarma yapan bu arkadaş,içine sindirebilecek mi,Markssız bir LENİNİ.
VEDA
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: YürekAtışı - 30 Ekim 2011, 19:35:52
Marx olmasaydı Lenin Lenin Olmazdı, Lenin'in yazdığından, eyleminden Marx'ı çıkartın geriye HİÇ BİR ŞEY KALMAZ! Lenin Marx'ı Marx kadar aşmıştır, Marx Lenin'i Lenin Yapmıştır. Şayet Lenin O Borga'nı hoşlanmadığı determinizme göre kapitalizm değil feodalizm çağında yaşasaydı, isyanın başına geçseydi, büyük ihtimalle pir sultan gibi, şeyh bedrettin gibi bir halk kahramanı olarak can verecekti. Kapitalizm doğdu ve Marx doğdu ve keşfetti, Lenin doğdu ve hayata geçirdi. Hoşuna gider ya da gitmez, BU BÖYLE OLDU!
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 08 Kasım 2011, 19:20:16
Epeydir bu konuya yazmıyoruz.
Aslında Tencere,Kapak ve tetikçileri olduğu sürece,buradan bize bol malzeme çıkar.
Yeni bir mod tayin etmişler,hem de mahlası Blanqui!
Hayırlı,uğurlu olsun Marksizm düşmanlarına!
Benim bir önerim var,başta Tencere ve Kapak olmak üzeri,Sanal Çöplüğün yönetim kademesine!
Nasılsa bir şekilde Marks'ın resmini,yalan,dolan kaldırdınız!
Size önerim biraz cesaretli olun ve Leninin resminin yanına Blanquiyi koyun.
Daha sonra yine,yalan ve dolanla bir şekilde Leninin resmini de oradan kaldırır,BLANQUİ' i tek bırakırsınız.
Size ve Sanal Çöplüğe yakışan da bu olur!
İki ayaklı İT olurmu demeyin!
AnTERESE bakın yeter!
Sahibini ondan daha iyi seslendiren,ondan daha sadık birini bulamazsınız.
Bir zamanlar bu iti sahibi kapı dışarı etmişti.
Bende buna karşı çıkmış ve bu iti savunmuştum.
Bu nedenle de beni uzaklaştırmışlardı.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Solplatform - 09 Kasım 2011, 13:03:27
Sanal Çöplüğün,belliki Küfür Edebiyatı Bölümünden mezun olmuş "Sahabe" mahlaslı kişisi,dün buraya gelerek,hem mesaj olarak,hem de boxta ,ancak MHP 'li FAŞİSTLERİN edebileceği türden SİNKAFLI KÜFÜRLERLE,ağzından salyalar saçarak saldırdı!

Aslında bu küfürleri buraya aktarıp,kendine "Devrimci" diyen bu FAŞİSTİ burada teşhir etmek vardı!
Ancak, bu sinkaflı küfürlerin bir bölümü de forumumuzun katılımcısı olan bir bayan arkadaşa yönelikti.

Kendine Sosyalist diyen bir forumun admininin böylesi küfürler etmesi,bu forumun gerçekten bizim tanımlamamızla bir ÇÖPLÜK olduğunun açık kanıtı.
Marks'ın üretim araçlarını elinde bulunduran sınıf aynı zamanda zihinsel üretim araçlarının da sahibidir saptamasını temel aldığımızda,Burjuvazinin yığınlara pompaladığı bu yoz ve lumpen kültürün insanları nasıl çürüttüğünü,onu nasıl insanlıktan çıkardığını hep beraber görüyoruz.

Bu lumpen sosyal faşist ,mesajının sonunda bir de tehdit yollamış bize!
Bir dahaki sefere forumu hack edecek ve elinde indexle gelecekmiş!
Bunlar ilk defa yaptıkları bir şey değil.
Bu SOSYAL FAŞİSTLER daha önce de iki kere forumu hack ettiler.
Bunlar Devrimci Forumlara saldırmayı adet edindiler.
Yine HACK edebilirler.
Ama unutmasınlar BİZİ HİÇ BİR ZAMAN SUSTURAMAZLAR.  

SOLPLATFORM.BİZ
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Solplatform2 - 09 Kasım 2011, 15:05:12
Şerefsizce Tehdit savurmakla olmaz, gelip elinden geleni yapacaksın. Shell atmayı Başarabilirsen (Ki havladığınla kalacaksın) Yaverden bir afferin alırsın. Başaramazsan şerefsizce tehtid etmiş olmakla kalırsın. Anlayacağın her halükarda şerefsizliğini tescillersin.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 21 Kasım 2011, 09:01:56
Sanal Alemin bezirganbaşı,LUMPEN "PROLETER" 1955 yine inciler saçmış ortalığa!
Aklı sıra Lenini korumak adına(Lenini korumak bunlara kaldıysa vay halimize),bol bol Lenine küfür etmiş(Küfür zaten onun günlük işlevlerinden biri).
1)Lenini,Markstan koparmak,Marksa küfür etmek,Marksizme HURAFE diyenlere çanak tutmak,her daim Marksist olduğunu büyük bir gururla dile getiren LENİNE KÜFÜR ETMEK DEMEKTİR.
2)Leninizmi,Blannquizmle,hemde Lenine karşın tanımlamak,tıpkı ikinci enternasyonal dönekleri gibi,Leninin deyimiyle Plehenov ve hempaları gibi,Lenini,Blanquistlikle nitelemek,LENİNE KÜFÜR ETMEKTİR.
Bu forum sayfalarında Leninin,Blanquizmle ilgili söylemleri defalarca ortaya konmuştur.
3)Leninizmi salt bir savaş ideolojisine indirgemek,onu savaş sanatı olarak nitelemek,onun bilimsel ve kuramsal yönünü yok saymak,LENİNE KÜFÜR ETMEKTİR.
Bu ÇAKMA LENİNİSTLERİN tüm çabaları boşunadır.
Marksizm Leninizmi hiç kimse,ne yaparsa yapsın,biribirinden koparamaz.
Buna herkesten önce Leninin yazdıkları izin vermez.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 21 Kasım 2011, 23:39:41
Sanal Çöplüğün Bezirganbaşı,LUMPEN "PROLETER" 1955 iyicene şaşırdı!
Gök tanrı kimseyi şaşırtmasın :)
Avatarını önce Blanqui yaptı,aradan on dakika geçmeden vazgeçti,tekrar eski haline döndürdü.
Dedik ya tam bir KOMEDİ TİYATROSU,başrolde de Bezirgan başı
LUMPEN,"PROLETER" 1955.
Ben diyor Blanquist Leninistim.
Biz de diyoruz olamazsın.
Blanquizmle,Leninizm bir araya gelmez.
İşte aşağıda Blanquizmle,Leninizmin bir araya gelemiyeceğinin Leninin söylemleriyle KANITI:

"Sınıf bilinçli işçiler bir erk olabilmek için çoğunluğu kendilerine
kazanmak zorundadırlar: kitleler üzerinde bir diktatörlük olmadığı sürece,
başka bir iktidar yolu sözkonusu olamaz. Biz Blanquist değiliz,iktidarın bir azınlık tarafından ele geçirilmesi yandaşı değiliz. Biz Marksistiz, küçük-burjuva sarhoşluğuna karşı, şovenist anavatan savunusuna karşı, lafazanlığa karşı, burjuvaziye bağımlılığa karşı proleter sınıf mücadelesinin yandaşlarıyız." (İkili iktdar üzerine-Lenin)

Lenin ne diyor BİZ BLANQUİST DEĞİLİZ.
Lenin ne diyor BİZ MARKSİSTİZ.

"Tezler’de, çok açık bir biçimde her şeyi, İşçi, Kır İşçisi, Köylü
ve Asker Temsilcileri Sovyetleri içinde nüfuz uğruna mücadele üzerinde yoğunlaştırdım. Bu bağıntıda en ufak bir kuşkuya bile izin
vermemek için Tezler’de iki kez, sabırlı, inatlı, “kitlelerin pratik gereksinimlerine uygun” “aydınlatma çalışması”nın gerekliliğini
vurguladım. Varsın cahiller ya da Bay Plehanov ve onun ayarındaki Marksizm dönekleri anarşizm, Blanquizm ve buna benzer şeyler üzerine yaygara koparsınlar. Düşünmek ve öğrenmek isteyen biri, Blanquizmin iktidarın bir azınlık tarafından ele geçirilmesi olduğunu görmezden gelemez, buna karşılık ��şçi Temsilcileri Sovyetleri’nin, halkın çoğunluğunun doğrudan ve dolaysız örgütü olduğu kesindir.
 Bu Sovyetler içinde nüfuz uğruna mücadeleyi hedefleyen çalışma, Blanquizm batağına götüremez, asla götüremez. Anarşizm batağına da götüremez, çünkü anarşizm, burjuvazinin egemenliğinden proletaryanın egemenliğine geçiş dönemi için devletin ve devlet erkinin zorunluluğunun yadsınmasıdır. Ben ise, her türlü yanlış anlama olanağını dışlayan bir berraklıkla, bu dönemde devletin
zorunluluğunu savunuyorum, ne var ki – Marx’la ve Paris Komünü deneyimiyle uyum içinde – alışılmış parlamenter-burjuva devleti
değil, daimi ordunun olmadığı, halka karşı yönelen bir polisin olmadığı, halkın üstüne çıkarılmış bir bürokrasinin olmadığı bir
devletin zorunluluğunu savunuyorum."
(Taktik üzerine Mektuplar-Lenin)

Bilmiyorum Ekim Arkadaş SF de Kütüphaneyi kurarken,Leninin bu söylemlerinin geçtiği kitaplarını kütüphaneye koymuş muydu.
Ama belli ki bezirganbaşı 1955 bunları hiç okumamış.
HALA LENİNİN TÜM BU SÖYLEDİKLERİNE KARŞI BLANQUİZMİ,LENİNİZMLE BİR TUTUYOR MUSUNUZ???
HALA BİRAZ UTANMANIZ KALDIYSA!!!

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 23 Kasım 2011, 22:53:21
Deniyor ki Lenin Blanquizmi bir bataklık olarak nitelerken,hiç bir şey bilmiyordu!
Deniyorki Lenin bu konuda zır cahil.
Hemde Leninin hemen her yapıtında Paris Komünü ile söyledikleri ortadayken.
Gelin sizi bu sıkışıklıktan kurtaralım.
Gelin itiraf edin ve rahatlayın!
Hadi bir adım daha atın ve ben Marksistim diyen Leninede karşıt olduğunuzu dile getirin.
Lenin çok açık koymuş Marksist olduğunu!
Niye bu kadar israr,Lenine rağmen,Leninizmle,Marksizmi biribirinden koparmak çabası.
Bir ara Marksla,Marksizmi biribirinden koparmak için bayağı bir çaba sarfettiniz.
Hatta Marks'ın kimleri hedef aldığı çok açık olan "Ben Marksist Değilim" söylemini bile kullandınız.
Şimdide Lenine,ben Leninist değilim dedirtme çabasındasınız!
Marksist olduğunu söyliyen Lenin size göre Leninist değil.
Çünkü Marksistleri,siz Leninist görmüyorsunuz!
Siz o çağı iyi biliyorsunuz ama Lenin bu konuda KARA CAHİL!
Şimdi bu eleştiri mi,yoksa küfürmü?
Lenin neden Blanquist olmadığını şu sözlerle ifade ediyor;
" Biz Blanquist değiliz,iktidarın bir azınlık tarafından ele geçirilmesi yandaşı değiliz. Biz Marksistiz"
Bunu söyliyerekte Marksistlerle,Blanquistler arasındaki en temel farkı ortaya koyuyor.
"Varsın cahiller ya da Bay Plehanov ve onun ayarındaki Marksizm dönekleri anarşizm, Blanquizm ve buna benzer şeyler üzerine yaygara koparsınlar. Düşünmek ve öğrenmek isteyen biri, Blanquizmin iktidarın bir azınlık tarafından ele geçirilmesi olduğunu görmezden gelemez, buna karşılık işçi Temsilcileri Sovyetleri’nin, halkın çoğunluğunun doğrudan ve dolaysız örgütü olduğu kesindir."
Birinde bir azınlığın iktidarı var,diğerinde ise yığınlara dayalı,halkın çoğunluğunu temsil eden ,hemde doğrudan temsil eden İŞÇİ TEMSİLCİLERİ SOVYETİ.
Yani İKTİDAR,yani PROLETARYA DİKTATÖRLÜĞÜ,bir avuç azınlığın,bir gurubun, değil SINIFIN DİKTATÖRLÜĞÜ.
Bu söylemlerle kimseyi kandıramazsınız!
Çünkü aklı başında,okuyan herkes,Leninin,Blanquizmle ilgili düşüncelerini yok sayarak,onu Blanquist olarak niteliyemez.
En iyisi siz gelin Leninist olmadığınızı dürüstçe ortaya koyun.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: AleksandrKirsanov - 24 Kasım 2011, 00:18:36
Yüz yıldan fazladır, kişiler ve savunular değişse de, taktik aynı;Engels'i Marx'tan, olmadı Lenin'i Engels'ten, yine mi olmadı bu kez Lenin'i hem Engels hem de Marx'tan yani marksizmden ayırmaya çalış; bunu yaparken de, yaşamları sırasında hem Engels hem de Lenin'in marksizme aykırı düşüncelerini defalarca ortaya serdikleri şahısların, mesela Bernstein ve Kautsky'nin fikirlerini Marksizm diye yutturmayı unutma; hemen tüm marksizm karşıtlarının buluştukları ortak nokta.(birde gençlik eserlerini tümden reddetmek amacıyla kullanılan, genç Marx olgun Marx var)

Marksizm bir hurafedir deniyor ancak nedense bu hurafe kısmı ortaya koyulmuyor-koyulamıyor.

Bu saçmalıklara cevap vermeye çalışanların kaçırdığı nokta ise bu kerameti kendinden menkul şahsın hedef şaşırtmadaki, olayın üzerini örtmedeki ''üstün'' yetenekleri; tabiki hempasının büyük yardımını da unutmamalı.

Olayın özünü kaçırmadan bir noktaya odaklanıldığında nasıl kıvrandıklarını bizzat oradayken kanıtladım ve ne yazık ki kimse bir ders almamış.

Tek bir şeyi dert ediyorum bu siteye giren genç akıllar, söylemleri ile pratikleri hiçbir biçimde tutmayan, dün savunduklarına bugün söven bu şahısların etkisiyle ya sosyalizmden uzaklaşıyor ya da saçma sapan fikirler ediniyorlar.

Ve orada, yazılanlara laf yetiştirmeye çalışan(iyi niyetli olması birşey değiştirmez daha tehlikelidir), partilerini pazarlayan ve bu saçmalıklara ya atılmaktan ya da yine pazarlama paylarını kaybetme kokusu duyduklarından ses çıkarmayan herkes bu sonuca ortaktırlar.

Konuyu uzatmanın manası yok, ancak şunu şöylemek isterim ki:

Birazcık onurları varsa, ortaya attıkları fikirleri pratiğe döker, silah elde savaşırlar.

Ve yine birazcık cesaretleri varsa sanalda söylediklerini reelde karşımıza çıkıp söylerler.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 26 Kasım 2011, 19:57:05
Blanquizmle ilgili Lenin'in düşüncelerini aktarınca,birileri iyicene çıkmaz girdi!
Kaçacak bir yol bir çıkış bulamayıncada,umutsuzca,bu sefer Leninide karşısına alarak,Lenin bu düşünceleri "Plehenov ve şürekasından almıştır" diyecek kadar kendini ÇIKMAZ SOKAĞA soktu.
Lenin karşıtı bir "LENİNİST",NASIL OLUYORSA???
Oysa kimsenin Blanquinin,cesaretine,devrime olan inancına bir söz ettiği yok.
Blanqui,niyetten bağımsız yanlış yolda olsada,kendini Blanquist "Leninist" olarak tanımlayan kişiyi niyetten bağımsız göremeyiz.
Sınıfların ortaya çıkmasını bir zorunluluk olarak değil iradeye bağlı bir keyfiyet olarak gören  ve bu temelde Diyalektik Materyalizmi yadsıyan biri Blanquist bile olamaz.
Blanquinin yanlışı,Leninin deyimiyle iktidarın bir azınlık tarafından eldesi düşüncesini benimsemesiydi.
Oysa Lenin'in bu konudaki düşüncesi yığınlardan kopuk,kitle desteği olmayan her hareketin başarısızlıkla sonuçlandığının kanıtını arayanların TARİHE bakmaları gerektiğiydi.
Siz Leninist olmadığınız gibi,Blanquist bile olmazsınız.
Blanquinin,tarihsel materyalizmi yadsıdığını,sınıfların ortaya çıkısını keyfiyete bağladığını ne duyduk,ne de okuduk.
O nedenle kendinize başka İZM ler arayın.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Koba2052 - 26 Kasım 2011, 22:22:45
Merhaba ;
  Aslına bakarsanız bu konulda yazma isteği yok içimde.Ama..!-
 
          Son günlerde forum tartışmalarında hayatın gerçegi ,bir devrimcinin yaşam  nedeni (Nedenlerden biri de diyebiliriz) olarak kabul edeceğimiz,  Mustafa Suphi' ler den beri bu topraklar da yaşayan mücadele vermiş 'biz''lerin ,hatta bırakın bizleri hiç bir zaman unutmayacağımız hayatını bu uğurda vermiş yoldaşlarımızın inandığı yol olan MARX -ENGELS düşüncesine kendini bilmezce bir saldırı var.
  Aslına bakarsanız saldıranlar da  zamanında o düşünce için yaşamlarını hiçi saymışlar ,kavganın en önünde yer almışlar,o düşüncenin verdiği güçle  için hücrelerde direnip destanlar  yazmışlardır..
Ama ne oldu da bu gün bu hale geldiler.Ben bilemem tabi .Ama tahminim yılgınlık  olabilir,umutsuzluk olabilir.Değişen Dünya koşulların da Sosyalizmin gerilediği ,hatta modası geçmişliği olabilir.
  Ama şunu unutmayalım, Marx-Engels düşüncesi ve Leninizm insanlığın kurtuluşudur.
Sonradan dönmelerin moda da ,ada da yeni yeni kreaksiyon arayışları değildir.
  Üzüntüm ,devrimci geçmişleri pırıl pırıl olan bu insanların , nasıl oluyor da bu hale geldikleri.
     İnandındıklarını  ,uğruna ölümü bile göze aldıkları,işkencehaneler de tek bir ödün vermeden direnmelerini ,direnmelerinin  temeli olarak ideolojileri M-L 'i göstermelerini ne çabuk unuttular.Benim inancım unutmadıkları,hala o geçmişlerini arıyorlar.Ama heyhat...
      Geçmişlerini artık bulamazlar.Kendileri gibi,onlara destek verenler de unuttu onların  onurlu geçmişlerini.Şimdi önlerinde bataklık var,bir adım sonraları çamurun içi.
  Ama bu burda bitmeyecek ,Bu gün Karl Marks'ı ,F.Engels'i saçma sapan yazılarla karalamaya çalışanlar (..ki Engels'i okumadan Fabrikatör yaftası ile utanmadan küçültmeye çalışıyorlar.),yarın Lenin'e,öbür gün de çok sevdikleri hayran oldukları  Stalin'e küfredecekler.
  Onlar sanıyorlar ki Marxist Devrim'in sonu geldi.
              Şimdi sanıyorklar ki yatarak,dükkanın da mal satarak,ekranın karşısında bardağından bir yudum alarak ,klavyeye bir dokunuşla devrimin zamanıdır.Eee üç beşte kaçkının da kaale almasıyla işte sana   SANAL KOMÜNAR DEVRİM..

  Güler misin , ağlar mısın.Siz karar verin.Aslında gülün,bedava MEDRANO sirki forumlara taşınmış.Palyaço gösterisi yanında Hacivat-Karagöz 32 kısım tekmili birden..
  İnanın yine diyorum yazmayacaktım.Çünkü konu muhatabı arkadaşlarla ufak olsa teşviki mesaim,iki laf etmişliğim,bazı yazılarıdan da  feyz almışlığım ve kendilerine de saygım vardır.

Ama kalkıp ta inandığımız Marxizm'e Hurafe dersen,bize de bir cevap hakkı dogar..
Yine diyorum bu tartışmaya taraf olmak bile bizim yanlışlığa sürüklüyor.
Neymiş MARXİZM bir hurafe imiş..Sen de haklısın kardeşim.Sıkılıyorsun.Ama ne yapalım gelip sıkacak halimiz yok.Bizim derdimiz zaten bize yeter .
   Marxizm bir hurafe imiş. Yok ya.
  Sana daha ne diyeyim.Halk arasında yapacak işi olmayanlar için bir tabir vardır.
 İşi olmayan çavuşlar ,sıç.p b.kunu karışlar.
Olan bu işte ,15 karış.
 
Yanlış kelam ettik ise affola...

Dostlara.....

 Buradan gerçek komünarları saygıyla anıyorum.Bu ülke de mücadele vermiş her Marxist  Devrimcinin (Hurafecinin de) geçmişine büyük saygı duyduğumu da  belirtirim.
  Sevgilerimle.........
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 26 Kasım 2011, 23:09:52
Birileri Ana Baba Yiğit arayışına girmiş.
Eskiden sadece Babayiğit arardı,demek ki toplumsal cinsiyet konusunda kendini geliştirmiş ki artık,babanın yanına anayı da ekliyor.
Ama hala o lumpen kültürün etkisinden kurtulamamış!
Tabi bunda sık sık bütünlük sağladığı Kapağın da etkisi var.
Hala mahalle kabadayısı ,hala yağlı güreş pehlivanlarını meydana çağıran CAZGIRIN ağzıyla konuşuyor.
Gelelim bu arayışına neden olan Marks'ın ne dediğine!
" Sınıf savaşımının zorunlu olarak proletarya diktatörlüğüne vardığını"
Şimdi bu tezi tartışmak için,önce SINIF SAVAŞIMINI,TARİHİN SINIFLARIN MÜCADELESİ olduğunu kabul edeceksin.
Yok sınıfların ortaya çıkışı keyfidir,iradeye bağlıdır,zorunlu değildir dersen,bu mücadelenin Proleterya Diktatörlüğüne varışının ZORUNLULUĞUNU DA anlaman mümkün olmaz.
Hiç bir Marksist,hiç bir Devrimci Diyalektik Ve Tarihsel Materyalizmi tartışmaz.
Ne diyor Marks;
 1) Sınıfların varlığının ancak üretimin gelişimindeki belirli tarihsel evrelere bağlı olduğunu; 2) Sınıf savaşımının zorunlu olarak proletarya diktatörlüğüne vardığını; 3) bu diktatörlüğün kendisinin bütün sınıfların ortadan kaldırılmasına ve sınıfıiz bir topluma geçişten başka bir şey olmadığını tanıtlamak olmuştur.
1)Demek ki Sınıflar,keyfi olarak,iradeyle ortaya çıkmamış,çıkışı bir zorunluluk,bu zorunluluğu sağlayan da üretimin gelişimindeki tarihsel evreler.
2)Bu savaş en sonunda sonuçlanacak ve insanlık önüne sınıfsız ve sınırsız bir dünyanın kurulmasının yolunu açacak.
(Eğer buna inanmıyorsan,o zaman Devrimci olmanın anlamı ne?)
Bunun için de siyasi erki burjuvaziden alarak,kendi erkini,yani PROLETARYA DİKTATÖRLÜĞÜNÜ kuracak.
Komünist Toplumun,yani SINIFSIZ VE DEVLETSİZ toplumun kurulması için de,PD zorunlu bir DURAK.
3)Yukarda değindiğimiz gibi,Sınıfsız Topluma geçişte PD Zorunlu uğranılması ve yaşanması gereken bir dönemin egemenlik biçimi.

Ama dedik ya baştan bunu anlayabilmek için öyle ana baba yiğit olmaya gerek yok.
Bilime düşman olmayacaksın ve bilimsel diyalektik bakışı kendine ilke edineceksin.
veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 05 Aralık 2011, 22:45:20
Bezirganbaşı 1955 ara sıra doğru sözler ediyor.
Aslında bildiğinden değil.
Birilerinden duymuş,ezberine takılmış.
Gerçektende Marksı doğru anlayabilmenin yolu,onu Leninin yazdıklarından okumaktır.
Bu forumda bu konuda yazdığım bir yazıda,tarihin Marks Kautsky gibi okuyanları kendi çöplüğüne gömdüğünü dile getirmiş
Aynı tarihin,Marksı,Lenin gibi okuyanları ise,Ekim devrimi ile taçlandırdığını söylemiştik!
Şimdi 1955 e soralım
Madem Marksizmi,Leninin yazdıklarıyla değerlendirdik,o zaman Blanquizmide Leninin yazdıklarıyla değerlendirelim.
NE DERSİNİZ?
Fazla uzağa gitmeye gerek yok link aşşağıda,bir tıklamak yeterli!
http://www.solplatform.biz/showthread.php?t=46

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 10 Aralık 2011, 00:18:34
Marks'ın öğretisinden bahsederken,bence yapılması gereken,Marks'ın öğretisinin ne olduğunu,bizzat Marks'ın yazdıklarıyla anlamaya çalışmaktır..
Bu nedenle Marks'ın Weydmeyere yazdığı mektup,bu bağlamda çok önemlidir.
Marks'ın teorisinin özü,bu mektupta yazılı aşağıdaki paragrafta çok açık bir biçimde kendini ortaya koyar.
"Benim yeni olarak yaptığım şuydu:
 1) Sınıfların varlığının yanlızca üretimin gelişmesinin belirli tarihsel evreleriyle bağlı olduğunu
 2)Sınıf savaşımının ister istemez PROLETERYANIN DİKTATÖRLÜĞÜNE vardığını
3)Bu diktatörlüğün,bütün sınıfların kaldırılmasına ve sınıfsız topluma geçişten öteye gitmediğini göstermektir."
Görüldüğü gibi, Marks ,diyalektik yöntem kullanarak,tarihi materyalist yorumlayarak,sınıfların ortaya çıkışının keyfi,iradeye bağımlı olmadığı,bu çıkışın zorunluluğunun üretimin gelişmesinin belirli tarihsel evrelere bağlı olduğu sonucuna dayandığını göstermiştir.
Bununlada kalmamış,yine tarihi materyalist yorumlayarak,tarihin itici gücü olan SINIFLARIN MÜCADELESİNİN ,zorunlu olarak PROLETARYA DİKTATÖRLÜĞÜNE varacağını ortaya koymuştur.
Ve sonunda da Devletsizliğe vurgu yaparak,bu diktatörlüğün sınıfların ortadan kaldırılması ve sınıfsız topluma geçilene kadarki süreçle sınırlı olacağının altını çizmiştir.
Şimdi birileri çıkıyor ve Marks'ın bu saptamalarını dile getirenleri,devrimden elini yıkamak isteyenlerin zemin kazanması olarak niteliyor.
Bununla da kalmıyor ve öylesine bir çarpıtma yapıyor ki,sanki Marksistler,Devrimci değil,Evrimci,sanki Marksistler iktidarın zor yoluyla eldesini kabul etmiyor,sanki Marksistler,Kautsky gibi emeği salt bir kurucu özne olarak görüyor,onun yıkıcılığını göz ardı ediyor.
Tek bir doğru var,oda Devrimin nesnelliğini yadsıyanların,sınıfı,sınıf mücadelesini,harami,mazlum çelişkisine indirgeyenlerin,olaylarda ve olgulardaki nesnel yönü,yani sınıfların iradesinden bağımsız ancak onları dolaylı etkileyen gelişimleri yok sayanların,her olguyu iradeye bağlı kılarak,volantarizm batağında debelenenlerin,biz Marksistler için tanımı,MACERAPEREST olmalarıdır.
Kendinizi nasıl tanımlarsanız tanımlayın,ama Marks'ın yukardaki özlü paragrafını,o muhteşem eserine aktaran Lenini ağzınıza almayın.
Kendinizi Lenine rağmen Leninist nitelemeyin.
Lenine yapılacak bundan büyük hakaret olamaz.
Şunu iyi bilinki Marksa saldırdığınızda karşınızda her zaman LENİNİ bulursunuz.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 10 Aralık 2011, 20:39:47
Kıvırtmalar başladı!
Sınıfların ortaya çıkması zorunlulukmuş ama burada bir irade varmış?
Yani beyimiz sonunda SINIFLARIN ortaya çıkmasının zaruriyetini kavradı ancak yine geldi bunu iradeye bağladı.
Oysa sınıf üretme ilişkisini sağlayan İŞBÖLÜMÜDÜR.
Gelişimin dinamiği olan insan ihtiyaçlarının artması,zorunlu olarak toplumda işbölümünü gerekli kılar.
İşte bu işbölümüde,sınıf üretme ilişkisini ortaya çıkarır.
Alman İdeolojisin de Marks Toplumsal iş bölümü ile ilgili şunları söyler.
"Son olarak, işbölümünün bize ilk örneğini sunduğu şey şudur: İnsanlar doğal toplum içinde bulundukları sürece, yani, kendine özgü çıkarlar ile ortak çıkar arasında yarılma olduğu sürece, dolayısıyla, faaliyet gönüllü olarak değil de doğanın gereği olarak bölündüğü sürece, insanın kendi eylemi, insan tarafından kontrol edilecek yerde onu köleleştiren, insana karşı duran yabancı bir güce dönüşür. Gerçekten de, işbölümü ortaya çıkar çıkmaz, herkesin kendisine özgü, yalnızca kendine ait bir faaliyet alanı olur. Bu faaliyet alanı ona zorla dayatılır ve kimse bu alanın dışına kaçamaz. Kişi avcıdır, balıkçıdır, çobandır ya da eleştirmendir, eğer geçim araçlarını yitirmek istemiyorsa, işini sürdürmek zorundadır"
"Kaldı ki iş bölümü ve özel mülkiyet özdeş deyimlerdir: Birincisinde faaliyete referans verilirken, ikincisinde bu faaliyetin ürününe atıf yapılmaktadır."
Yani işbölümü faaliyetin kendisi,özel mülkiyet ise bu faaliyetin bir ÜRÜNÜDÜR.

Bir taraftan olgu ve olaylardaki NESNEL boyutu yok say,toplumsal varlığın önüne,toplumsal bilinci koy,sonra kalk kişilerin ortaya çıkmasını,yaşadıkları dönemin nesnelliğine bağla!
Bu kafa karşıklığı değilse,kötü niyettir.
Marksistler için belirleyici olan Toplumsal Varlıktır ve Toplumsal Bilinci belirler.
Bu bağlamda baktığımızda,yaşanan döneme ait nesnellik o dönemin öznelerinide ortaya çıkarır.Blanquide,Marksta,Engelste,Proudhon da o dönemin nesnelliğinin yarattığı farklı konumlardaki öznelerdir.
Ne yazık ki bu kafa karışıklığının ürünü olan Anti Marksist düşünceler,hala prim yapıyor.
Üstelik kendini Marksist Leninist tanımlayanlarca!
Tabiki burada kastim,TENCERESİ ile uyum içinde olan KAPAK DEĞİL.
Söze geldimi SINIF DEVRİMCİLİĞİNİ KİMSEYE BIRAKMAYANLAR.
veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 22 Aralık 2011, 00:27:38
"Sosyalist" Forum adlı Sanal Çöplüğün açıkca Marksizm Leninizme cephe aldığı artık iyicene ayyuka çıkmıştır.
Hazretler artık bu karşıtlıklarını yönetim yazılarına taşıyarak açıkca ortaya koymaktadırlar.
Burjuvazinin kapı kullarına,sol içersindeki ajanlarına yüklediği misyon,Marks'ı,Lenin'den,Lenin'i,Marks'tan koparmaktır.
Bu ajanların bir kısmı,(Borga,1955 gibi) saldırılarını Marks üzerinden,Marksizm Leninizme saldırmakla gerçekleştirken,diğer bir kesim(Hasan Karataş) bu saldırıyı Lenin üzerinden Marksizm Leninizme yapmaktadır.
Aslında her iki kesimin de ortak amacı,Marksizm Leninizme farklı yönlerden olsa da SALDIRMAKTIR.
Çünkü bu Burjuva Ajanlarının efendilerinin İSTEKLERİ BUDUR!
Sanal Çöplükte bugünlerde bu iki kesim Marksizm Leninizme nasıl saldırılır konusunda anlaşmazlığa düşmüşlerdir.
Öyleki ,Marksizm düşmanı Borgaya karşı Marks'ı savunmak ,Lenin düşmanı Hasan Karataş'a düşmüştür.
Ona göre Marks haklıdır,haksız olan ve kötü olan,Marksizmi kötü gösteren LENİN'DİR.
Bu SINIF KAÇKINI,ELVEDA PROLETARYACI Hasan Karataş ,Lenin'in hiç bir dönem,hiç bir yazısında DÜNYA DEVRİMİNDEN bahsetmediğini,yüzü kızarmadan,utanmazca bir YALANLA ifade eder.
"Biz dünya devriminde yanlızca tek bir halka olduğumuzu her zaman söyledik ve önümüze kendi olanaklarımızla zafer kazanma amacını koymadık"
"Dünya devrimi patlak vermeden önce,bir kaç ayrı devrim hareketinin yenilgiye uğrayabileceğinin farkındayız."
Lenin ,yukardaki alıntılarda Dünya Devriminden bahsederken Hasan Karataş daha meyvede vitamin bile olmamıştı!
Her yalanı söyleyebilirsiniz ama sapına kadar Enternasyonalist olan Lenin için,Dünya Devriminden bahsetmedi diyemezsiniz.
Bir diğer yalan da,Bürokratik Diktatörlüklerinin devamı adına Kruşcev tarafından ortaya atılan Barış İçersinde Bir Arada Yaşama İlkesinin,Lenin'e mal edilmesidir.
Bakalım Lenin bu konuda ne söylüyor;
"Kapitalizm ve sosyalizm,yanyana var oldukları sürece barış içersinde yaşayamazlar.Bunlardan biri nihai olarak zafere erişecektir-son cenaze töreni ya Sovyet Cumhuriyetinin,yada dünya kapitalizminin olacaktır"(Lenin,Toplu Eserler,cilt 31,s.457).
Biraz da İ. Seçil mahlaslı(Hayalet) Marksizm düşmanının yalanlarına değinelim;
Bu Hazrete göre Marks 1848' de Proleterlere Devleti ele geçirin diyor,1871 'de ise Proleterlere Devleti parçalayın diyor.
Şimdi bu baya göre Marks çelişki içersinde.
Halbuki çelişki bu Hazretin kafasındadır.
Marksın dediği,Proleterya siyasi erki ele geçirdikten sonra onu parçalar ve kendi sınıf diktatörlüğünü kurar.
Daha da somutu,İşçi Sınıfı Burjuvazinin Devletini ele geçirir sonrası Burjuva Devlet mekanizmasını parçalar ve yerine kendi sınıf diktatörlüğünü ikame eder.
Bizim Hazret bir de utanmadan Marks'ın tarihsel bir belge olarak Komünist Manifestoyu nitelemesini,"Komünist Manifesto yeniden yazılmalıdır" olarak yorumlar.
Bu komedyen soytarı,komedyenliğe devam ederek Marks'ın gelecekte kapitalizmin işçiye ihtiyacı olmayacağını söylediğini savlar.
Bu savına da Komünist Manifesto'daki şu paragrafı gösterir.
". Modern emekçi ise, tersine, sanayiin gelişmesiyle yükseleceği yerde, gittikçe daha çok kendi sınıfının varlık koşullarının altına düşüyor. Sadakaya muhtaç bir kimse oluyor, ve sadakaya muhtaçlık, nüfustan ve servetten daha hızlı gelişiyor. Ve burjuvazinin artık toplumda egemen sınıf olarak kalacak ve kendi varlık koşullarını topluma belirleyici yasa olarak dayatacak durumda olmadığı burada açıkça ortaya çıkıyor. Egemen olacak durumda değildir, çünkü kölesine köleliği çerçevesinde bir varlık sağlayacak durumda değildir, çünkü kölesini, onun tarafından besleneceği yerde, onu beslemek zorunda kaldığı bir duruma düşürmeden edemiyor. Toplum bu burjuvazinin egemenliği altında artık yaşayamaz, bir başka deyişle, onun varlığı toplumla artık bağdaşmıyor. "
Oysa bu paragrafı,"Kapitalizmin gelecekte işçiye ihtiyacı olmayacaktır" biçiminde yorumlamak,gerçekten AKLA ZARARDIR.
Gök Tanrı bu aklı firarilere AKIL SAĞLIĞI İHSAN ETSİN.
Paragrafta verilmek istenen mesaj,burjuvazinin kölesine,köleliği çerçevesinde bir varlık sağlayamadığından,artık toplumda egemen olamıyacağı,toplumun burjuvazinin egemenliğinde yaşayamayacağı gerçeğidir.
İşçi Sınıfının Kapitalistlere,Burjuvaziye ihtiyacı yoktur.
Oysa Burjuvazinin her zaman işçi sınıfına ihtiyacı vardır.
Sermaye kendini ücretli emek üzerinden olumlar,onun üzerinden var eder.
Sömürüye neden olan ARTI DEĞERİN kaynağı CANLI EMEKTİR.
Canlı emek olmazsa,ARTI DEĞER,SÖMÜRÜ VE SERMAYE olmaz.
Bugünlük bu kadar yeter!
Varsa başka yalanlarınız onları da tek tek ortaya çıkaracak suratlarınıza tokat gibi yapıştıracağız.
veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: AleksandrKirsanov - 22 Aralık 2011, 00:42:47
Bir şeyin gerçekte ne olduğunu bildiği halde onu gizlemeye çalışana ne ad verilir.
Üstelik bunu, fikirlerini hiçbir biçimde desteklemeycek, aksine çürütecek birinden alıntı yaparken yapabilme cesaretini bu kişi nerede gösterebilir.
Ve kimse çıkıpta bu şahsı muhtereme, orda dur demez mi.
Demiyorsa sorun nerdedir ve demeyenler kendileri nerde durmaktadırlar.

Marksın Rusya özelinden hareketle, kapitalizm yaşanmadan, yani kapitalizmin üretici güçleri geliştirmediği bir durumda dahi komünizme geçilebileceğini söylediğini iddia edenler, Komünist Manifesto 1882 Rusça Baskıya Önsözüde yer alan bir kısımdan hareket ederek; o zamanda dahi büyük oranda zayıflamış olsa da komünal bir ortaklık üzerine kurulu Obşinanın, rusya da komünizmin temelini oluşturup oluşturamayacağını sorup aynı alıntıda kendilerinin cevapladığı kısımdan.
Ancak bu  kısmı okuyan, ya da okuduğunu anlayan herkes açıkca görecektir ki böyle bir iddia da bulunmak için Marksı sizi destekler gibi gösteremezsiniz.
Bu kısım şöyle;

''Komünist Manifesto'nun amacı, modern burjuva mülkiyetinin yaklaşmakta olan kaçınılmaz çözülüşünü ilân etmekti. Ama Rusya'da, hızla gelişen kapitalist vurguna ve henüz gelişmekte olan burjuva toprak mülkiyetine karşılık, toprağın yarısından fazlasına köylülerin ortaklaşa sahip olduklarını görüyoruz. Şimdi sorun şudur: Büyük çapta zayıflamış olsa bile, gene de, ilkel bir ortak toprak sahipliği biçimi olan Rus obşina'sı,[1*] doğrudan doğruya komünist ortak mülkiyetin üst biçimine geçebilir mi? Ya da, tersine, ilkönce, Batının tarihsel evrimini oluşturan aynı çözülme sürecinden mi geçmelidir?
      Buna bugün verilebilecek tek yanıt şudur: Eğer Rus Devrimi, Batıdaki bir proleter devriminin habercisi olur, ve bunlar, böylelikle, birbirlerini tamamlarlarsa, Rusya'daki mevcut ortak toprak sahipliği, komünist bir gelişmenin başlangıç noktası olabilir.''

Marks ve Engelsin kendi sorularına verdikleri yanıtı koyulaştırdım ki anlamayanlar daha iyi anlasınlar.

Peki bu şahıslar neden yalan yanlış bilgilerine Marksı da alet etmeye çalışıyorlar.
Cevap basit; hiç hazetmeselerde, Marks olmadan Marksı çürütemezler.
O yüzden Marksı yanlarına çekmelidirler.
Hatırlatırım, bu şahıslar, Marks ve Engelsi kendilerine it olmayan bir kitabı, komünist manifestoyu kendilerinimiş gibi göstermekle suçlayıp, açıkcası aşırıp kendilerine maletmekle suçlayıp, daha sonra ''ben öyle demedim, çarpıtıyorsunuz'' diyenlerdir.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 22 Aralık 2011, 21:44:55
Marksistlerde, olaylara ve olgulara bakış Diyalektiktir.
Marksistlerin tarihsel ve toplumsal gelişimi yorumlayışı da Materyalisttir.
Bakışı idealist olmayanın,tarihsel ve toplumsal gelişimi yorumlayışı Materyalist olmayanın İDEALİZM ÇUKURUNA düşmesi kaçınılmazdır.
Onlara göre Sınıfların ortaya çıkması,bir zorunluluğun ötesinde,keyfi ve iradeye bağımlı olduğu için,insanlığın ilkel komünal toplumdan,köleci topluma geçmesi gerekmezdi.
İnsanlık ilelebet ilkel komünal toplumda kalabilirdi.
Onlara göre zaten Komünizm=İkel Komünal Toplumdu.
İnsanlık yine onlara göre bu sınıflı toplum sürecini yaşamayabilirdi.
Bunlara göre insanlık herhangi bir toplumsal formasyondanda,Komünizme geçebilirdi.
Örneğin köleci toplumdan veya feodal toplumdan da direkt Komünizme geçiş olasıydı.
Hatta onlar bu idealist yorumlarına Marksizm'i de ortak etmek isterler.
Sözde Marks,Kapitalizm yaşanmadan da insanlığın Komünizme geçeceğini söylemiş.
Aslında Engels buna benzer bir şeyden söz etmiş ama bunun olması için gerekli koşulun da altını kalın çizgilerle çizmiş.
Ama bunlar,Engels'in, bu altını kalın çizgilerle çizdiği koşulu hep görmezden gelmişlerdir.
Neydi Engelsin bu konudaki söylemi;
"Komünist Manifesto'nun amacı, modern burjuva mülkiyetinin yaklaşmakta olan kaçınılmaz çözülüşünü ilân etmekti. Ama Rusya'da, hızla gelişen kapitalist vurguna ve henüz gelişmekte olan burjuva toprak mülkiyetine karşılık, toprağın yarısından fazlasına köylülerin ortaklaşa sahip olduklarını görüyoruz. Şimdi sorun şudur: Büyük çapta zayıflamış olsa bile, gene de, ilkel bir ortak toprak sahipliği biçimi olan Rus obşina'sı, doğrudan doğruya komünist ortak mülkiyetin üst biçimine geçebilir mi? Ya da, tersine, ilkönce, Batının tarihsel evrimini oluşturan aynı çözülme sürecinden mi geçmelidir?
Buna bugün verilebilecek tek yanıt şudur: Eğer Rus Devrimi, Batıdaki bir proleter devriminin habercisi olur, ve bunlar, böylelikle, birbirlerini tamamlarlarsa, Rusya'daki mevcut ortak toprak sahipliği, komünist bir gelişmenin başlangıç noktası olabilir."
Bu Marksizm Düşmanları , Engels'in sorusunu kendilerine dayanak yaparlar ama Engels'in yanıtını nedense hep görmezden gelirler.
Üstelik Engels burada Komünizme geçilir demiyor!
Komünist bir gelişmenin BAŞLANGIÇ NOKTASI olabilir diyor.
Bunlara göre Komünizm bir HIRKA bir LOKMA yaşamaktır.
Bunlara göre Komünizm,YOKSULLUĞU PAYLAŞMAKTIR.
Oysa Komünizm,yoksulluğun değil,zenginliğin paylaşımıdır.
Bize göre Komünizm, üretici güçlerin en üst seviyede geliştiği,buna bağlı olarak da zenginliğin her yerden fışkırdığı ve insanların bu zenginlikten,hem de çalışmanın zorunlu olmadığı bir ortamda ihtiyaçları oranında yararlandığı bir TOPLUMSAL FORMASYONUN ADIDIR.
Aynı zamanda bu toplumsal formasyon,insanın üretim sürecinden bağımsızlaştığı,kendine ayıracak ve kendi yeteneklerini ortaya çıkaracak zamanın maksimuma çıktığı ,kendini gerçekten keşfettiği,ÖZGÜRLÜĞÜN  yanılsama olmaktan çıktığı bir TOPLUMDUR.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: AleksandrKirsanov - 23 Aralık 2011, 00:20:53
Bu konudaki bir dğer dayanak noktası 1877 ve 1881 tarihli iki mektuptur.
İlgili kısımlar şöyle;

1- "Hakettiği tüm derin saygıyla andığım bu kişi büyük bir Rus bilim adamı ve eleştirmenidir (Çernişevski). Yazdığı üstün nitelikli makalelerde işlediği konu, Rusya'nın, liberal ekonomistlerin isteklerine uygun bir biçimde, kırsal komünleri yıkıp kapitalist sisteme geçerek mi işe başlayacağı; yoksa, tam tersine, kendi tarihi verilerini geliştirerek, kapitalizmin işkencelerinden geçmeden, meyvelerini toplamayı başarıp başaramayacağıdır. Yazar bu son şıkkın geçerli olduğu kanısında... Ben de bu konuda görüşlerini paylaşıyorum...

Çağdaş Rusya'nın ekonomik gelişimini adam akıllı inceleyebilmek için Rusça öğrendim ve yıllarca konuyla ilgili resmi ve gayrı resmi yayınları izledim. Vardığım sonuç şu: eğer Rusya, l86l'den bu yana ilerlediği yolda gelişmeye devam ederse, tarihin bugüne dek bir halka bahşettiği en büyük olanağı tepip, kapitalist rejimin tüm kaçınılmaz serüvenlerine katlanmak zorunda kalacaktır...

Rusya eğer Batı Avrupa devletleri gibi kapitalist bir ülke olacaksa -ki son yıllarda bu yönde epey çaba sarfetti- bu ancak önceden, köylülüğün büyük bir kesimini proleterleştirme pahasına olabilir. Bundan sonra bir kez kapitalist rejimin kucağına oturdu mu da, diğer günahkâr halklar gibi kapitalizmin acımasız yasalarıyla karşı karşıya kalacaktır." (Zapitski'ye mektup, Ekim l877)

2- "Sonuç olarak, bu hareketin (kapitalist üretimin gelişiminin) 'tarihi açıdan kaçınılmazlığı' açıkça Batı Avrupa ülkeleriyle sınırlıdır... Yani bu batılı gelişimde söz konusu olan, bir özel mülkiyet biçiminin diğer bir özel mülkiyet biçimine dönüşümüdür. Rus köylüleri örneğinde ise, tam tersine, ortak mülkiyetlerinin özel mülkiyete dönüştürülmesi söz konusu olabilir. Bu bakımdan, Kapital'de geliştirilen analiz, kırsal komünün canlılığı için ne olumlu ne de olumsuz bir neden getirmemekte. Ancak özgün kaynaklardan topladığım malzemelerle yaptığım özel inceleme sonunda, bu komünün Rusya'daki sosyal yenilenmenin dayanağı olabileceğine ikna oldum. Ne var ki, bu nitelikte bir işlev görebilmesi için, önce ona her yönden saldıran zararlı etkilerin bertaraf edilmesi sonra da kendiliğinden gelişimin tüm olağan şartlarının sağlanması gerekir." (Vera Zasuliç'e mektup, 8 Mart 1881)

İkinci mektup birinci mektubu açan bir niteliğe sahiptir.
Siyah kısım ile bundan hemen sonra gelen kırmızı ile belirtilen kısım birbirinden ayrılamaz.
Ayırmak ve Marksın tek başına bu komünlerden komünizme varılabileceğini varsaymak en naif ifadeyle ahmaklıktır.(ötesine siz karar verin)

Komünist Manifesto'nun amacı, modern burjuva mülkiyetinin yaklaşmakta olan kaçınılmaz çözülüşünü ilân etmekti. Ama Rusya'da, hızla gelişen kapitalist vurguna ve henüz gelişmekte olan burjuva toprak mülkiyetine karşılık, toprağın yarısından fazlasına köylülerin ortaklaşa sahip olduklarını görüyoruz. Şimdi sorun şudur: Büyük çapta zayıflamış olsa bile, gene de, ilkel bir ortak toprak sahipliği biçimi olan Rus obşina'sı,[1*] doğrudan doğruya komünist ortak mülkiyetin üst biçimine geçebilir mi? Ya da, tersine, ilkönce, Batının tarihsel evrimini oluşturan aynı çözülme sürecinden mi geçmelidir?
      Buna bugün verilebilecek tek yanıt şudur: Eğer Rus Devrimi, Batıdaki bir proleter devriminin habercisi olur, ve bunlar, böylelikle, birbirlerini tamamlarlarsa, Rusya'daki mevcut ortak toprak sahipliği, komünist bir gelişmenin başlangıç noktası olabilir. Komünist Manifesto 1882 Ruça baskıya önsöz, Marks-Engels


Buna birde Marks ve Engelsin ortak imzasını taşıyan, dolyısıyla yalnız Engelsin değil Marksın da görüşünü ifade eden Komünist Manifesto 1882 Rusça baskıya önsözde yer alan yukarıdaki kısmı eklerseniz varacağınız, varabileceğiniz tek sonuç şudur; Obşinalar eğer gerekli şartlar sağlanır ve kapitalist üretimin geliştirdiği üretici güçlerin gelişimi(Rusyada) bu obşinaların gelişiminin önündeki engelleri ortadan kaldırırsa, ki bunun tek yolu o günün koşullarında Rusyada gerçekleşecek devrime gelişmiş kapitalist ülkelerde gerçekleşecek bir devrimin destek vermesidir- bu kırsal komünler komünizme geçişte bir başlangıç noktası ve temel olarak alınabilirler.


Gelelim "Sonuç olarak, bu hareketin (kapitalist üretimin gelişiminin) 'tarihi açıdan kaçınılmazlığı' açıkça Batı Avrupa ülkeleriyle sınırlıdır'' kısmından çıkarılan, kapitalizm yaşanmasaydı da komünizme geçilebilirdi fikrine.

Bu fikir bir tek biçimde geçerli olabilir o da komünist toplumun temelini oluşturacak üretici güçlerdeki gelişmenin kapitalist toplum ya da diğer hiçbir toplum biçimi yaşanmadan ilkel komünal sistem koşullarında sağlanabilmesi koşuluyla.
Peki bu mümkün müdür; başka bir noktadan sınıfların ortaya nasıl çıktığından hareketle bu noktayı açığa çıkarabiliriz ki bu konunun zayıf karnı bana kalırsa burasıdır.


Adem ve Havvadan gelen, Habil ve Kabil arasındaki kavganın sonucu bir ayrışmayı savunmuyor, insan evriminin ve dolayısıyla insan bilincinin ilk belirleyicisinin çevresel şartlar ve bu çevresel şartların en önemlisinin de yemek, içmek ve barınma için gerçekleştirilen üretici eylem olduğu bilimsel gerçeğini kabul ediyorsanız; komünal yaşamın ne olupta durup duruken bir veya birkaç kişi de bir bilinç sıçramasına yolaçtığı ve diğerlerini köle haline getirdiği ve bu köle haline gelmenin birbirinden bağımsız ve herbiri farklı mekanlarda ve zamanlarda olmakla birlikte, Avrupa, Asya ve Amerika kıtasında nasıl aşağı yukarı benzer bir biçimde geliştiğini, üretimden ve üretimde meydana gelen gelişmelerden bağımsız  nasıl açıklarsınız.(Tek çıkar yolunuz yüce yaratıcı olsa gerek)

Sınıfsız toplumdan sınıflı topluma geçiş ve bu geçişte kullanılan zor, Engelsin Anti-Dühringde verdiği güzel örnekte olduğu gibi, yani Robinsonun Cumayı köleleştirmek için gerekli zor aygıtını(artık bu herne ise, mızrak ya da top tüfek) üretmek için gerekli üretici güçleri yaratmak ve daha sonra bu aşamaya gelmek zorunda olduğu örneğindeki gibi, önce üretici güçlerin bu zoru mümkün kılacak biçimde gelişmiş olmasını ve bu gelişimin kullanılabilecek bir zor aygıtını, yani ilkel devleti ve askeri gücü ortaya çıkarmasını gerektirir.

Bu geçişi basitçe şöyle açıklayabiliriz;
İnsanın üretim sürecinde ediğindiği tecrübe ve bu tecrübenin birkimi bir bilinç seviyesi sayesinde üretici güçlerde meydana gelen gelişme, üretim araçları üretimi gibi bir alan yaratmış ve başlarda her bireyin kendi yaptığı taş ve sopadan yapılan aletlerin yerini daha gelişmiş ve kompleks ve bir o kadar da daha yoğun emek gerektiren aletler almış ve bu durumda yeni bir işbölümünü, üretim araçları üretimi ile av, hayvancılık vs gibi alanlarda geçim araçları üretimi arasında bir işbölümünü doğurmuştur ki işte bu işbölümü sınıfsal düzenin embriyosudur.
Alet yapımını üstlenenlerin, geçim araçı üretiminde yer almaması, onların tek dayanak noktası olarak ürettikleri alet yapımına sarılmaları ve zamanla bunu sahiplenmeleri ve kendi mülkleri haline getirmeleri, üretimin artması ve topluluklar arası kurulan ticari ilişkiler sonucu ilkel meta üretiminin ortaya çıkması, savaşlar sonrası daha çok öldürülen veya topluluğa özgür bireyler olarak alınan esirlerin köle olarak kullanılması ve bunlara tekabül eden ataerkilliğin ve askeri baskı aygıtlarının ve daha sonra ilkel devletin ortaya çıkışı; sınıflı toplumların ortaya çıkışının basit bir tarifi olarak verilebilir.

Bu durum, yukarıda da belirttiğim gibi birbirinden tamamen bağımsız coğrafyalarda birbirinden farklı zamanlarda benzer biçimde ortaya çıkmıştır; örnek olarak Amerika'nın keşfi sonrası elde edilen yerli halka ait verilerle, arkelojik, etnografik ve antropolojik veriler karşılaştırılınca Avrupa ile farklı zamanlarda, daha da ötesi Gine ve Avusturya halkarıyla karşılaştırılınca da aynı zamanda, yaklaşık olarak benzer yapıların ortaya çıktığı görülebilir. Aynı zamanda Kuzey ve Orta Amerika başlı başına bir laboratuar görevi görebilir ki, kıtanın keşfi sırasında, kuzey bölgelerinde ya hala anerkil komünal bir yapı ya da ataerkil aileye geçiş aşamasında bir yapı mevcutken, Orta Amerikada, köleci toplumun orta ve üst aşamaları mevcuttur.

Bu noktada nasıl oluyor da Rusya kapitalist aşamayı yaşamadan komünizme geçebiliyor.
Açıklama kır komünlerinin komünist topluma bir temel oluşturması için batıdaki sanayileşmenin bir biçimde hatta doğrudan batı devrimlerini deteğiyle Rusyada sağlanabilmesiyle benzerdir.
Şöyle ki;
Teknolojik ilerleme ve ticaret ile gelişen uluslararası ilişkiler birbirinden çok uzak noktalarda yer alan devletlerde dahi bir benzeşmeye ve bir değiştirme dönüştürme ilişkisine yol açar.
Romanın, işgal ettiği bölgelere götürdüğü yol, mimari, kültür öğeleri vs ile, ya da İspanyanın Orta Amerika'da, Avrupanın birçok yerinden gelen halkın Kuzey Amerikada, çeşitli asimilasyon yöntemleri ve daha çok katliamlar ve sıykırımlarla sağladıkları değişim dönüşüm benzeri bir değişim ve dönüşüm, kapitalizm çağında da benzer bir biçimde kapitalizmle tanışmamış bölgelerde meydana gelir.
Emperyalizm çağındaki kapitalizmde bu çok daha ileri bir noktaya taşınır.
Sermaye ihracıyla birlikte emperyalist devletlerde yer alan sanayi sömürgelere taşınır ve buralarda kapitalizmin gelişmesinin önü açılır.
Rusya bağımsız bir ülke olarak, Hindistan veya Afrikada olduğu gibi doğrudan bir dış müdahaleyle değil sermaye ihracı(Rusya açısında ithali) ve kendi içindeki gelişimle kapitalist gelişimini sürdürmektedir.
Dolayısıyla Rusya, kırsal komünleri temel alarak ve yalnızca sanayileşmiş yani komünist toplumun nesnel şartlarını sağlayacak kadar üretici güçleri geliştirmiş batılı devletlerde gerçekleşecek bir devrim ve buradan gelecek yardımlarla birlikte,temel aldığı kırsal komünal yaşamı, gelişen üretici güçleri geliştirirken ortaya çıkan yeni duruma uydurabildiği ölçüde, kapitalizmi yaşamadan komünizme geçebilir.
Marksın sözleriyle; Eğer Rus Devrimi, Batıdaki bir proleter devriminin habercisi olur, ve bunlar, böylelikle, birbirlerini tamamlarlarsa, Rusya'daki mevcut ortak toprak sahipliği, komünist bir gelişmenin başlangıç noktası olabilir.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: YürekAtışı - 23 Aralık 2011, 01:10:09
Komünist toplum, üretici güçlerin bir çobana siyasi olarak ihtiyaç duymayacakları miktarda üretim yaptığı ve meta üretimi olmayan toplumdur, kabile toplumlarından yüzbin kere farklıdır. Doğanın, insanların, sınıfların, üretilen değerin üretim araçlarının üzerindeki mülkiyetin sınırlandırmadığı müthiş bir zenginlikten bahsediyoruz, bu arada bu toplumun merkez objesi insandır ki o da artık diğer salakça bütün sıfatlarından arındırılmış candır, onu sınırlandıran geçmiş sınıflı toplumların sahte ahlak ve din duygusundan büyük oranda özgürleşmiştir, para, meta, özel mülkiyet olmadığı için ilişkilerinde en temel en berrak şekliyle akıl ve sadelik hakimdir. Bu sadelik bugün hayal edemeyeceğimiz büyük zenginliğin yaratıcısı olacaktır. Gelecek toplumun yaratılması süreci çok farklı şekillerde ve yollardan olabilir, ben münnecim b.ku yemedim, asla bu şekilde mekanik bir tahlil yapamam bunu marx'ta yapmadı ama nihai olarak varılabilecek yeri gidişattan dolayı kestirmek onun keşfettiği bilim sayesinde mümkün oldu.

Üzücü olan sscb yıkıldıktan sonra oluşan savrulmadır, bu işin kolay olacağını kimse söylemedi, ama bu iş İLKEL komünal toplumu dirilterek olmayacak. Ağzınızdan alevde çıkartsanız, gözlerinizden ışıklarda saçsanız bu mümkün değil. Bu işin gidişine bakarak Lenin'in çizgisi belirleyicidir. Devrimin kilidi hala onun keşfettiği ve uyguladığı anahtarla açılacaktır.

Felsefeyi ve bilimi sefalete sürükleyiniz, gözleriniz kapatıp hayaller görünüz, hatta yüzlerce anadolu komünü kurunuz! Devrim çok başka alanlardan patlayacaktır ve göreceksiniz ki tarih içerisinde bir kum tanesi ağırlığı bile taşımayacak fikirleriniz...
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 25 Aralık 2011, 22:29:47
Sanal Çöplüğün "teorisyeni" Marksizm Düşmanı Borga o kıt aklıyla,o firar etmiş,sahibini zavallı duruma düşürmüş aklıyla Bolşevikler ve Menşevikler arasında,kendisinde kırıntısına rastlanmayan AKIL bağlamında bir ayırım yapmış.
Bolşşeviklerin aklı,Komünist Akıl.
Menşeviklerin aklı Nesnel Akıl.
Ya seninki ,sende her ikiside yok,zavalı akıl yoksunu Borga!
Ve bu Aklı kendini terk etmiş,firari akıl sahibi Borga Nesnel Aklı (Menşevik Aklı) bakın nasıl tanımlıyor.
"nesnel akıl, izin verilen ölçüler içerisinde, kitlelerle sıkı bağlar kurarak ve zaman içinde oluşması muhtemel genel krizi bekleyerek, kriz anında, önceden kurduğu bağlar sayesinde, krizin koşullarını kendi lehine çevirmeye çalışan bir anlayıştır. bunun için, öncelikle proletarya içinde ekonomik demokratik taleplerle geliştirilmiş ilişkiler ; genel sosyalizm propagandası ; krizle beraber gündemleşecek genel grev ; bunun doğuracağı genel ayaklanma. bunlar, nesnel aklın ürettiği devrimciliğin eylem ve örgütlenme anlayışının temel taşlarıdır."
Bu tanımdan sonra insanın sorası geliyor!
Yoksa Lenin "MENŞEVİKMİY Dİ"?
"İzin verilen ölçüler içersinde" kavramı dışında yazılanlardaki özelliklere Lenin de ve Bolşeviklerde rastlamak olası!
" Sosyalist devrim tek bir hareket, bir cephede tek bir muharebe değil, çetin sınıf savaşlarının yer aldığı bütün bir çağ, tüm cephelerde, yani ekonomi ve siyasetin tüm sorunları üzerine uzun bir muharebeler dizisidir. ... Demokrasi uğruna savaşımın, proletaryanın dikkatini, sosyalist devrimden başka yöne çekeceğini, ya da bu devrimi gözden gizleyeceğini, ikinci plana iteceğini vb. sanmak büyük yanılgı olur. Tam tersine, nasıl ki tam demokrasiyi uygulamayan başarılı sosyalizm olmazsa, aynı şekilde, proletarya, demokrasi uğruna, bütün alanlarda tutarlı bir devrimci savaşım yürütmeden burjuvaziyi yenilgiye uğratamaz." (Sosyalıst Devrım ve Demokrası Ugruna Savasım-LENİN)
"Sosyalist-Devrimciler bir yandan, biz teröristlerin hatalarını, tekrarlamıyoruz, dikkatleri kitleler arasında çalışmadan saptırmıyoruz, diye bizi temin ediyorlar; bir yandan da, Balmaşov'un Sipyagin'i öldürmesi gibisinden eylemleri Partiye hararetle tavsiye ediyorlar. Ama artık, bu eylemin kitlelerle uzaktan yakına hiçbir ilişkisi olmadığını ve böyle yürütüldüğü sürece olamayacağını; bu terörist eylemi yapan kişilerin kitlelerin belli bir eylemini ya da desteğini ne akıllarının ucundan geçirdiklerini, ne de, umduklarını herkes gayet iyi biliyor ve görüyor. Bütün saflıklarıyla Sosyalist-Devrimciler, ta başından beri, kendi sınıf mücadelesini veren devrimci sınıfın bir partisi olmak için en küçük bir çaba göstermeden kendilerini işçi sınıfı hareketinden uzak tutmuş olmaları ve hâlâ da uzak tutmaya devam etmeleri ile teröre eğilim göstermeleri arasında ister isternez sıkı bir bağ bulunduğunu bir türlü kavrayamıyorlar."( Devrimci Maceracılık, Lenın)
Ve en çarpıcısı!
"Devrimci mücadelenin güçlenmesi ve gerçekleşmesi kitlelerden kopuk bir örgütlenmeyle olamıyacağı gibi, kitlelerle bağ kurup onları örgütlemedende gerçekleşemez. Bu kitlelerle bağ kurmayla, güçlü bir örgütlenmenin gerçekleşmesi içiçeliği , aynı şekilde gizli ve açık mücadelenin ayrılmazlığı gibi mücadelenin başarısının şartıdır."(Nereden Başlamalı? Lenın)
Ne dersiniz Lenin "Menşevikmiy di"?

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Özgürlük - 25 Aralık 2011, 22:43:51
Bir ne olduğu belirsize mi inanacağız, Marksizme Leninizme mi. Böyleleri ancak forumda gevezelik yaparlar, kendilerine de üç beş forumlarda konuşacak ..! tip bulurlar. Ve sadece bundan ibaret olur. Çok kafa yormaya gerek yok, kendimizi de kaptırmayalım, Kautsky ile tartışmıyoruz. Bu kişi onun tırnağı bile etmez.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 27 Aralık 2011, 23:43:30
Sanal Çöplüğümüzün sayesinde yakında yeni bir SOSYALİST ÜLKE  ortaya çıkaracağız.
Şaşırmayın arkadaşlar,Türkiyeyi yarı feodal,yarı sömürge gören zihniyet,doğalki ÇHC ni de SOSYALİST ilan edecek.
Belli ki ÇHC ne gitmeyenlerin çoğunlukta olduğunu bildiğinden,belkide bu yalanları yuttururum hevesinde.
Hadi onu anladık,delidir ne yapsa yeridir dedik!
Ya kendini SINIF DEVRİMCİSİ olarak tanımlayan arkadaşa ne demeli?
Bakın ne yazmış bu arkadaş;
"Çin kapitalizmle rekabet ediyor barış içinde bir rekabet bu oysa sosyalizm barış içinde rekabetten yana olmaz sosyalizm kapitalizmin sonucudur onu aşkın onu yok edecek olandır .

Üretim sistemi toplumu ne yönde değiştiriyor yeni bir insank kültürü yeni bir insan toplumu yaratmış mı ?
Çinde hızla tüketim toplumunu andıran eski toplumun hastalıkları ortaya çıkmakda aksine gerici bir toplum çürümüş bir toplum olma yolunda ilerliyor ilerici değil gerici bir süreç işliyor"
Oysa ne rekabeti?
Ortada bir rekabet var,ama bu rekabet,Kapitalizme karşı değil,Emperyal Piramit içersindeki Ülkeler arasında.
Çin de bugün piramitin üstlerinde yer alan ve daha da üstlere çıkmaya çalışan EMPERYALİST BİR ÜLKE.
Bırakın rekabeti,Kapitalizmin belkide en vahşisi,en acımasızı,en baskıcısı yaşanıyor.
Çin emekçi sınıfı,sözde kendisi adına ülkeyi yöneten, sözde Komünist Partisi tarafından ,bir avuç yerli ve yabancı vede bunların karışımından meydana gelmiş tekeller tarafından amansızca sömürtülüyor.
Batıda en azından işçilerin bir takım sosyal hakları var.
Yunanistanda,Portekizde,İtalyada insanlar sokaklarda Kapitalizme karşı tepkilerini ,karşı zor kullanılsada ,bir anlamda ortaya koyabiliyorlar.
Çin emekçilerinin böyle bir şansları yok.
Nede olsa ülkeyi onlar adına "Komünist" Parti yönetiyor ya !!!

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 15 Ocak 2012, 17:23:09
Sanal Çöplüğün Marksizm Düşmanı Borgası,ortalıkta kimseler olmayınca yine sallamış durmuş.
Nasılsa kendini boşa çıkaracak birinin Sanal Çöplükteki yokluğu ona bu olanağı tanıyor.
"devrimciler arasında, bir dizi ideolojik etkilenme nedeni ile, burjuvaziye dair asılsız niteleme ve övgüler vardır. dahası, bu sınıfın iktidara gelmesi ile, tüm toplum hayatına kesin hakim olduğuna dair bir kanaat ve buna uyan bir dizi sakat tespit ve yaklaşım vardır. bunlar, içinde yaşadığımız dönem ve coğrafyadaki toplumun oluşturduğu tarihi verileri boş vermeye görmemeye ve dahası küçümsemeye yol açmaktadır. bu :burjuvazinin feodaliteye göre ilerici niteliği olduğuna tanıklık eden sözde bilimsel kanıtlarla, burjuvazinin sosyalist proletaryaya karşı gerici savunusunu sinsice üzerine alma anlamına gelir. kapitalizmin iğrençlikleri karşısında bu durum, toplumsal çözülmeye devrimciler bakımından katkı koymak demektir."
Böyle demiş Sanal Çöplüğün,Sanal Palavracısı!
Lafa geldiğinde ML adına mangalda kül bırakmayanlardan ise bu Marksizm dışı tesbite çıt yok!
Biz yine Lenin'in Bilimsel Ve Ütopik Sosyalizm adlı yapıtından Borga Efendiye yanıt verelim.
 "Marks'ın bütün yapıtlarının yansıttığı temel düşün,Marks'tan beri,bütün ülkelerde kanıtlanmış olan düşün,kapitalizmin feodalizme oranla İLERİCİ olduğudur.İşte yanlızca bu anlamdadır ki Marks ve bütün Marksistler(Rakitnovun çirkin ve saçma deyimiyle)" kapitalist ilmiği allayıp,pullarlar"!
Yanlızca tarihsel gelişimin koşullarını kavramayan anarşistler yada küçük-burjuvalar feodal bir ilmikten ya da kapitalist bir ilmikten söz edebilirler.;hiç fark etmez,çünkü ikisi de birer ilmektir!Bu, suçlama ile yetinmek ve ekonomik gelişmenin nesnel sürecini anlamamak demektir"
Feodalite yüzyılları,emekçi halk için uyuşukluk yüz yılları olmuştur.
Kapitalizm onyılları,milyonlarca ücretli işçiyi uyandırmıştır.
Sol -Narodnik tarikatının sayın bayları,sizlere sesleniyorum;bunu anlamak yeteneğinden yoksun oluşunuz,sosyalizmden hiçbir şey anlamadığınızı ya da sosyalizmi nesnel koşulların yarattığı bir milyonların savaşı olmaktan çıkarıp iyi niyetli bir ihtiyarın peri masalı haline sokmak istediğinizi gösterir."
Burada RAKİTNOV,BORGA oluyor!
Yani RAKİTNOV'UN bugünkü versiyonu!
Tarihin yadsıdığı ve mezara gömdüğü tezleri ısıtıp ısıtıp önümüze getirmenin anlamı ne oluyor acaba.
Marksizm Leninizm'in utangaçca İNKARI MI YOKSA!
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Devrimcan - 15 Ocak 2012, 21:59:53
Merhaba solplatform , merhaba yoldaşlar ,

Çok klişe bir yaklaşım olacak şu yazacaklarım . Bunun farkında olduğumu öncelikle itiraf etmeliyim.

Düşmanla mücadele bir yana, devrim , reelde olduğu gibi kendi içinde çarpışmaya (burada da) devam ediyor görünüyor .
Gerek orda(o site) olsun ,gerek burda olsun, bu kadar birbirine laf gönderme emin olun başka yerde yoktur .
Buraları takip eden yeni genç insanların bunlara şahit olduğunda , düşeceği ikilemleri, hayal kırıklıklarını göz önüne getirin .
Ordakilerin ve Burdakilerin devrimciliğinden benim şahsen şüphem yok. iki tarafta sinirli ve alacaklı bir yüz ifadesiyle belliki birbirine bakmakta.
Ama nedir bu atışmalar .
Buraya mahsus olacak bir eleştiriyle de izninizle demek istediklerimi bitirmek istiyorum :
Burda istatistiki veriler var ana sayfada.En çok yazanlar , en çok okunan konular diye . . Bunlardan biri mesela çok dikkat çekici .
Emin olun ,en önem verilen mesele olarak şu görünüyor.

Sanal bezirganlar    isimli en çok takip edilen konunun 5250 görüntüleyicisi olmuş.
Hemen bir ardından gelen konu ise 1741 görüntüleyici ile uzak ara ikinci sırada görünüyor.

Beni anladığınızı ; daha doğrusu yanlış anlamadığınızı bilmek isterdim.
saygılar sunarım tüm okuyanlara .
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 15 Ocak 2012, 22:48:07
Öncelikle duyarlılığınız ve iyi niyetiniz için teşekkür eder hoşgeldiniz derim.
Dışardan bakıldığında sizin gördüğünüz gibi görünsede aslında gerçek görüntü çok farklı bana göre.
Özellikle sınıf hareketinin geri olduğu gericilik dönemi olarak da nitelenen bu dönemde ,Marksizm dışı kalmış ne kadar anarşist,liberal,küçük burjuva görüş varsa hepsi ortaya çıkar.
Bu geçmişte de böyle olmuştur,bugün de böyledir.
Burada yazılanlar,geçmişten bu yana Marksistlerle,Marksizm dışı akımlar arasındaki ideolojik mücadelenin bir devamıdır.
Doğru Teori olmadan doğru pratik olmaz der ustalar.
Bugün teori bizler için en çetin pratiktir.
Yarını bugünden kurmak için,bir tarlayı istila eden ayrık otları gibi Marksizme sokuşturulmuş,Marksizm dışı bu görüşlere karşı ideolojik mücadele vermek ve bu ayrık otlarını temizlemek gerek.
Burada yapılan da budur.
Dostlukla
veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 06 Şubat 2012, 01:04:37
Şimdi nereden çıktı bu aktarım diyeceksiniz,özellikle de bu konu başlığında!
Üstelik Engelsi anma yıldönümüde değil!
Kendini"Sosyalist" olarak tanımlayan Sanal Çöplüğün Bezirganbaşı,Faşist Ispara Alp'in ülküdaşı,CHP il genel meclisi aday adayı,şimdinin Blanqusti 1955 e KAPAK OLSUN BU AKTARIM.
Tabi sadece ona değil,BORGA denen Marksizm Düşmanınada!



V. I. Lenin

Friedrich Engels




Nasil bir zekâ mesalesi söndü

Nasil bir yürek durdu!

5 Agustos 1895’te Friedrich Engels Londra’da öldü. Dostu (1883’te ölen) Karl Marx’tan sonra, Engels, bütün uygar dünyanin modern proletaryasinin en yetkin bilim adami ve ögretmeniydi. Kaderin Karl Marx ve Friedrich Engels’i bir araya getirdigi andan bu yana, iki arkadas yasamlari boyunca çalismalarini ortak bir davaya adadilar. Ve bu yüzden Friedrich Engels’in proletarya ugruna neler yapmis oldugunu anlamak için, çagdas isçi sinifi hareketinin gelisiminde Marx’in ögretisi ve çalismasinin önemi konusunda açik bir fikre sahip olmak gerekir. Marx ve Engels, isçi sinifi ve onun taleplerinin, burjuvazi ile birlikte kaçinilmaz olarak proletaryayi yaratan ve örgütleyen mevcut iktisadi sistemin zorunlu bir sonucu oldugunu ilk gösterenlerdir. Onlar, insanligi, onu halen ezmekte olan kötülüklerden kurtaracak olanin, yüce duygulu bireylerin iyi niyetli girisimleri degil de, örgütlenmis proletaryanin sinif savasimi oldugunu gösterdiler. Marx ve Engels, bilimsel çalismalariyla, sosyalizmin, hayalcilerin bir bulusu olmadiginin, ama modern toplumdaki üretici güçlerin gelismesinin nihai amaci ve zorunlu bir sonucu oldugunun ilk açiklamasini yapanlardir. Günümüze kadar olan yazili tarih, sinif savasimlarinin belirli toplumsal siniflarin ötekiler üzerindeki birbirini izleyen egemenlik ve zaferlerinin tarihi olmustur. Ve, sinif savasimi ve sinif egemenliginin temelleri —özel mülkiyet ve anarsik toplumsal üretim— kayboluncaya dek bu sürecektir. Proletaryanin çikari, bu temellerin yikilmasini gerektirir ve bu nedenle, örgütlenmis isçilerin bilinçli sinif savasimi bunlara karsi yöneltilmelidir. Ve her sinif savasimi, politik bir savasimdir.

Marx ve Engels’in bu görüsleri, simdi kurtuluslari için kavga veren bütün proleterler tarafindan benimsenmistir. Ama kirklarda, iki arkadas zamanlarinin sosyalist yazinina ve toplumsal hareketlerine katildiklarinda, tamamen yeniydiler. Siyasal özgürlük savasimina krallarin, polis ve din adamlarinin despotizmine karsi savasima katilan, yetenekli ve yeteneksiz, dürüst ve dürüst olmayan birçok kimse vardi, bunlar, burjuvazinin çikarlari ile proletaryanin çikarlari arasinda uzlasmaz karsitlik oldugunu göremiyorlardi. Bu kimseler, isçilerin bagimsiz bir toplumsal güç olarak hareket etmeleri gerektigi düsüncesini kabul edemiyorlardi. Öte yandan, yalnizca yöneticileri ve egemen siniflari çagdas toplumsal düzenin adaletsizliklerine ikna etmenin yeterli olacagina ve o zaman yeryüzünde barisin ve evrensel refahin kolayca kurulacagina inanan, kimi de deha sahibi, birçok hayalci vardi. Savasimsiz bir sosyalizm düsünü görüyorlardi. Ensonu, o zamanin sosyalistlerinin hemen hepsi ve genel olarak isçi sinifinin dostlari, ancak, sanayinin gelismesi ölçüsünde büyüdügünü korkuyla izledikleri proletaryayi bir çiban olarak görüyorlardi. Bu yüzden de, tümü, sanayinin ve proletaryanin gelismesini durduracak, “tarih tekerlegini” durduracak araçlar ariyorlardi. Marx ve Engels, proletaryanin gelismesi konusundaki genel korkuyu paylasmiyorlardi; tam tersine, bütün umutlarini proletaryanin sürekli büyümesine bagliyorlardi. Proleterler ne denli çogalirsa, devrimci sinif olarak güçleri o denli büyük, sosyalizm o kadar yakin ve o kadar olanakli olacaktir. Marx ve Engels’in isçi sinifina yapmis olduklari hizmetler, birkaç sözcük içinde söyle ifade edilebilir: onlar, isçi sinifina kendini bilmeyi, kendi bilincine ulasmayi ögrettiler, ve bos hayallerin yerine bilimi koydular.

Iste bunun içindir ki, Engels’in adi ve yasami her isçi tarafindan bilinmelidir. Iste bunun içindir ki, bütün yayinlarimizda oldugu gibi, Rus isçi sinifinin bilincini uyandirmayi amaçlayan bu makaleler derlemesinde de, modern proletaryanin iki büyük ögretmeninden biri olan Friedrich Engels’in yasamini ve çalismasini özetlemek zorundayiz.

Engels, 1820 yilinda, Prusya kralliginin Ren eyaletindeki Barmen’de dogdu. Babasi bir imalâtçiydi. 1838’de Engels, aile kosullarinin zorlamasiyla, lise ögrenimini yarida birakarak, Bremen’deki bir ticarethaneye kâtip olarak girmek zorunda kaldi. Ticari isler, Engels’in, siyasal ve bilimsel egitimini sürdürmesini engellemedi. Daha lisedeyken otokrasi ve bürokratlarin zorbaligina karsi kin beslemeye baslamisti. Felsefe çalismalari onu daha da ileri götürdü. Bu sirada Hegel’in ögretisi, Alman felsefesine egemendi. Engels, onun izleyicisi oldu. Her ne kadar Hegel’in kendisi Berlin Üniversitesinde bir profesör olarak hizmetinde bulundugu mutlakiyetçi Prusya devletinin bir hayrani idiyse de, Hegel’in ögretisi devrimciydi. Hegel’in insan aklina ve onun dogruluguna olan inanci, ve Hegel felsefesinin evrenin sürekli degisen ve gelisen bir süreç içinde oldugu yolundaki felsefesinin temel tezi, Berlinli filozofun bazi izleyicilerini —mevcut durumu kabul etmeyi reddedenleri— bu duruma karsi savasimin da, mevcut yanlisa ve hüküm süren kötülüklere karsi savasimin da evrensel öncesiz ve sonrasiz gelismenin yasasi içinde kök saldigi düsüncesine götürdü. Eger her sey gelisiyor, eger kimi kurumlarin yerini baskalari aliyorsa, neden Prusya kralinin mutlakiyeti ya da Rus çarinin mutlakiyeti, genis bir çogunlugun zararina küçük bir azinligin zenginlesmesi, ya da burjuvazinin halk üzerindeki egemenligi sonsuzluga dek devam etsindi? Hegel’in felsefesi aklin ve düsüncelerin gelismesinden söz ediyordu; idealistti. Doganin, insanin, ve insan iliskilerinin, toplumsal iliskilerin gelismesi Aklin gelismesinden türetiliyordu. Marx ve Engels, Hegel’in öncesiz ve sonrasiz gelisme süreci düsüncesini savunup sahiplenirken, önyargili idealist görüslerini reddettiler; yasama bakarken gördüler ki doganin gelismesini açiklayan sey zihnin gelismesi degildir, tersine, zihnin açiklanmasi, dogadan, maddeden çikarilmalidir... Hegel ve öteki hegelcilerden farkli olarak Marx ve Engels, materyalisttiler. Dünyaya ve insanliga materyalist açidan bakarak, tipki bütün dogal olaylarin temelinde maddi nedenlerin yatmasinda oldugu gibi, insan toplumunun gelismesinin de maddi güçlerin, üretici güçlerin gelismesiyle kosullandirildigini gördüler. Gereksinimlerinin giderilmesi için gerekli olan seylerin üretiminde insanlarin birbiriyle olan iliskileri, üretici güçlerin gelisme düzeyine baglidir. Ve toplumsal yasamin bütün görüngülerini, insanin özlemlerini, fikirlerini ve yasalarini açiklayan da bu iliskilerdir. Üretici güçlerin gelismesi, özel mülkiyet temeline dayanan toplumsal iliskileri yaratmaktadir, ama simdi görüyoruz ki, üretici güçlerin bu ayni gelismesi, çogunlugu mülkiyetten yoksun birakiyor ve onu küçük bir azinligin elinde biriktiriyor. Modern toplumsal düzenin temeli olan mülkiyeti ortadan kaldiriyor, bizzat o, sosyalistlerin önlerine koyduklari hedefin ta kendisine dogru çabaliyor. Sosyalistlerin yapmasi gereken tek sey, modern toplumdaki durumuna bagli olarak, hangi toplumsal gücün sosyalizmin gerçeklestirilmesinde çikari oldugunu kavramak ve bu güce çikarlarinin ve tarihsel görevinin bilincini vermektir. Bu güç, proletaryadir. Engels, proletaryayi, Ingiltere’de, babasinin ortagi bulundugu ticarethanede çalismak için 1842 yilinda geldigi, Ingiliz sanayinin merkezi olan Manchester’de tanidi. Engels, burada, fabrikanin bürosunda oturmakla yetinmedi, isçilerin baslarini soktuklari sefil mahalleleri gezdi, onlarin yoksulluk ve sefaletini kendi gözleriyle gördü. Ama kendini kisisel gözlemleriyle sinirlamakla da kalmadi. Ingiliz isçi sinifinin durumu hakkinda kendinden önce yazilanlarin tümünü okudu, ele geçirebildigi bütün resmi belgeleri büyük bir dikkatle inceledi. Bu çalisma ve gözlemlerin ürünü, 1845’te yayinlanan bir kitap oldu: Ingiltere’de Emekçi Sinifin Durumu. Engels’in Ingiltere’de Emekçi Sinifin Durumu’nu yazmakla, yaptigi hizmetin büyüklügünü yukarda belirtmistik. Engels’ten önce de, birçok kimse, proletaryanin acilarini yazmis ve ona yardimin gerekli oldugunu belirtmistir. Proletaryanin yalnizca aci çeken bir sinif olmadigini; aslinda proletaryayi dayanilmaz bir biçimde ileri iten ve nihai kurtulusu için savasmaya zorlayan seyin içinde bulundugu utanç verici ekonomik durum oldugunu söyleyen ilk kisi Engels’tir. Ve savasan proletarya kendine yardim edecektir. Isçi sinifinin politik hareketi, kaçinilmaz olarak, isçileri tek kurtuluslarinin sosyalizmde oldugunu kavramaya götürecektir. Öte yandan sosyalizm, ancak, isçi sinifinin siyasal savasiminin amaci oldugu zaman, bir güç olacaktir. Engels’in, Ingiltere’de isçi sinifinin durumu üzerine yazmis oldugu kitabinin temel fikirleri, simdi düsünen ve savasim veren proletaryanin tümü tarafindan benimsenen, ama o zaman, tümüyle yeni olan fikirlerdir. Bu fikirler, Ingiliz proletaryasinin sefaletinin gerçege en yakin ve en çarpici görüntüleriyle dolu ve çekici bir üslupla yazilmis bir kitaba yerlestirilmislerdi. Kitap, kapitalizmin ve burjuvazinin müthis bir suçlamasiydi ve derin bir etki yaratti. Engels’in kitabi, modern proletaryanin durumunu en iyi biçimde sergileyen bir belge olarak, her yerde anilmaya baslandi. Ve, gerçekten de, ne 1845’ten önce, ne de daha sonra, isçi sinifinin sefaletinin öylesine çarpici ve öylesine gerçek bir betimlemesi çikmistir.

Engels’in sosyalist olusu, Ingiltere’ye gelmesinden sonradir. Manchester’de o zamanin Ingiliz isçi hareketinde etkin olan kisileriyle iliski kurdu ve Ingiliz sosyalist yayinlari için yazmaya basladi. 1844’te Almanya’ya dönerken, Paris’te, daha önceden mektuplastigi Marx ile tanisti. Paris’te, Fransiz sosyalistleri ve Fransiz yasaminin etkisiyle Marx da sosyalist olmustu. Burada, iki dost, Kutsal Aile ya da Elestirel Elestirinin Elestirisi adi altinda ortaklasa bir kitap yazdilar. Ingiltere’de Emekçi Sinifin Durumu’ndan bir yil önce yayinlanan ve büyük bölümü Marx tarafindan yazilan bu kitap, temel düsüncelerini yukarida anlatmis oldugumuz, devrimci materyalist sosyalizmin temellerini içermektedir. “Kutsal Aile”, filozof olan Bauer kardesler ve onlarin izleyicilerine verilen mizahi addir. Bu beyler, bütün gerçeklerin üstünde, partiler ve siyasetin üstünde duran, bütün pratik eylemleri reddeden ve yalnizca çevredeki dünyayi ve orada meydana gelen olaylari “elestirel” bir biçimde seyreden bir elestiri ögütlüyorlardi. Bu beyler, Bauer’ler, proletaryayi elestirel olmayan bir kitle olarak hor görüyorlardi. Marx ve Engels, bu saçma ve zararli egilime siddetle karsi çiktilar. Hayali degil gerçek, insan olan bir kisi —egemen siniflar ve devlet tarafindan horlanan isçi— adina, kenardan seyreden bir tutum degil de, daha iyi bir toplum düzeni ugruna savasim istiyorlardi. Onlar, kusku yok ki, proletaryayi, bu savasimi yürütebilecek olan ve bundan yararlanacak olan güç olarak görüyorlardi. Daha Kutsal Aile’den önce, Engels, Marx ve Ruge’un Deutshe-Französische Jahrbücher’inde, özel mülkiyet kuralinin zorunlu sonuçlari olarak degerlendirdigi, çagdas iktisadi düzenin baslica görüngülerini, sosyalist bir açidan inceledigi “Bir Ekonomi Politik Elestirisi Denemesi”ni yayinladi. Marx’in, ekonomi politik bilimini, çalismalarinin gerçek bir devrim yarattigi bu bilimi, incelemeye karar vermesinde, Engels’le temasinin bir etken oldugunda kusku yoktur.

1845’ten 1847’ye kadar Engels, Brüksel ve Paris’te bilimsel incelemeler ile Brüksel ve Paris’teki Alman isçileri arasindaki pratik çalismalari birlestirerek yasadi. Burada, Marx ve Engels, gizli Alman Komünist Birligi ile iliskiler kurdular, birlik, onlari, kurmus bulunduklari sosyalizmin temel ilkelerinin açiklanmasi ile görevlendirdi. Marx ve Engels’in ünlü Komünist Partisi Manifestosu böyle dogdu, 1848’de yayinlandi. Bu küçük kitapçik ciltler degerindedir: bugüne kadar onun ruhu uygar dünyanin örgütlenmis ve mücadele vermekte olan tüm proletaryasina güç vermistir ve ona yol göstermistir.

Önce Fransa’da patlayan ve sonra da öteki Bati Avrupa ülkelerine yayilan 1848 Devrimi, Marx ve Engels’i gerisingeri, dogduklari ülkeye götürdü. Burada, Ren Prusyasi’nda, Köln’de yayinlanan demokratik Neue Rheinische Zeitung’un yönetimini aldilar. Iki arkadas Ren Prusyasi’ndaki tüm devrimci-demokratik hareketin kalbi ve ruhu oldular. Gerici güçlere karsi, halkin özgürlügünü ve çikarlarini savunmada sonuna kadar mücadele ettiler. Bildigimiz gibi, gericiler üstün geldiler. Neue Rheinische Zeitung yasaklandi. Sürgün oldugu sirada Prusya yurttaslik hakkini yitirmis olan Marx, sinir disi edildi; Engels silahli halk ayaklanmasinda yerini aldi, üç muharebede, özgürlük için dövüstü ve isyancilarin yenilgisinden sonra, Isviçre yoluyla Londra’ya kaçti.

Marx da Londra’ya yerlesti. Engels, kirklarda çalismis oldugu Manchester ticari firmasinda, kisa zaman sonra yeniden kâtip oldu, daha sonra da, oraya ortak oldu. 1870’e kadar, Marx Londra’da, o da Manchester’de yasadi, ama bu, onlarin en canli bir fikir alisverisini sürdürmelerini engellemedi: hemen her gün mektuplastilar. Bu mektuplasmalarda, iki arkadas, karsilikli görüslerini ve buluslarini birbirlerine ilettiler ve bilimsel sosyalizmin hazirlanmasinda isbirligini sürdürdüler. 1870’te Engels, Londra’ya geçti ve en etkin nitelikteki ortak entelektüel yasantilari, 1883’te Marx’in ölümüne kadar sürdü. Bu çalismalarin meyvesi, Marx yönünden, çagimizin ekonomi politiginin en büyük yapiti olan Kapital, Engels yönünden de irili ufakli bir dizi yapit oldu. Marx, kapitalist iktisadin karmasik olgularinin tahlili üzerinde çalisti. Engels, yalin bir dille yazilmis, çogu polemik niteliginde, tarihin materyalist anlayisi ve Marx’in iktisadi teorisinin isiginda, daha genel bilimsel sorunlari ve geçmisin ve bugünün degisik olgularini kapsayan yapitlar yazdi. Engels’in yapitlari arasinda sunlari sayabiliriz: Dühring’e karsi (felsefe, doga bilimleri ve toplumsal bilimlerin çok önemli sorunlarini tahlil ettigi) polemik yapit. Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni (Rusçaya çevrilmis ve 3. basim St. Petersburg’da 1895’te yayinlanmistir), Ludwig Feuerbach (Rusça çevirisi ve notlari G. Plehanov tarafindan yapilmistir, Cenevre 1892), Rus hükümetinin dis politikasi üzerine bir makale (Rusçaya çevrilmis ve Cenevre’de Sotsial Demokrat, n° 1 ve 2’de yayinlanmistir), konut sorunu üzerine parlak makaleler, ve ensonu, Rusya’nin ekonomik gelisimi konusunda, iki küçük ama çok degerli makale (Rusya Konusunda Friedrich Engels, Zasuliç tarafindan 1894’te Cenevre’de Rusçaya çevrilmistir). Marx, sermaye üzerine yapmis oldugu engin çalismasinin son düzeltmelerini yapamadan öldü. Ne var ki, müsveddeler tamamlanmisti, arkadasinin ölümünden sonra, Engels, Kapital’in ikinci ve üçüncü ciltlerinin hazirlanmasi ve yayinlanmasi gibi agir bir görevi yüklendi. Ikinci Cildi 1885’te, Üçüncü Cildi de 1894’te yayinladi (ölümü dördüncü cildin hazirlanmasini önledi). Bu iki cilt son derece büyük bir emek gerektirmisti. Avusturyali sosyal-demokrat Adler, hakli olarak, Kapital’in ikinci ve üçüncü cildini yayinlamakla Engels’in, dostu olan bir dehaya yüce bir anit, farkinda olmadan, üzerine silinmez bir biçimde kendi adini kazidigi bir anit diktigini belirtmistir. Gerçekten de Kapital’in bu iki cildi, iki insanin yapitidir: Marx ve Engels’in. Eski hikayeler, dostlugun çesitli dokunakli örnekleriyle doludur. Avrupa proletaryasi diyebilir ki, onun bilimi, aralarinda, insan dostlugu konusunda en dokunakli eski hikayelerin de ötesine geçen bir iliski bulunan iki bilim adami ve savasi tarafindan yaratilmistir. Engels, her zaman —ve, genel olarak, çok hakli olarak— kendisini Marx’tan sonraya koymustur. Eski bir arkadasina “Marx hayattayken, ben ikinci keman oldum” diye yazmaktadir. Yasayan Marx’a olan sevgisi ve ölen Marx’in anisina saygisi sinirsizdi. Bu boyun egmez savasçi ve bu sert düsünür, derin bir sevgiyle dolu bir ruh tasiyordu.

1848-49 hareketinden sonra, Marx ve Engels sürgünde kendilerini yalnizca bilimsel arastirmalarla sinirlamadilar. 1864’te Marx, Uluslararasi Isçi Birligini kurdu ve bu kurulusa bir on yil boyunca önderlik etti. Engels de bu çalismalarda aktif bir görev aldi. Marx’in fikirlerine uygun olarak, bütün ülkelerin proletaryasini birlestiren Uluslararasi Birligin çalismasi, isçi sinifi hareketinin gelismesi içinde son derece önemli bir yer tutmaktadir. Ama, Uluslararasi Birligin yetmislerde kapatilmasi bile, Marx ve Engels’in birlestirici rollerini aksatmadi. Tersine, denilebilir ki, isçi sinifinin manevi önderleri olarak, önemleri, hareketin kendisinin de kesintisiz büyümesi nedeniyle, sürekli olarak artti. Marx’in ölümünden sonra Engels, Avrupa sosyalistlerinin danismani ve önderi olmayi tek basina sürdürdü. Onun ögüt ve direktifleri, ayni ölçüde, hükümetin zulmüne karsin, hem güçleri hizla ve durmadan büyüyen Alman sosyalistleri tarafindan, hem de ilk adimlarini iyi düsünmek ve tartmak zorunda olan Ispanyol, Romen ve Ruslar gibi geri kalmis ülkelerin temsilcileri tarafindan tutuluyordu. Bunlarin hepsi, yasli döneminde, Engels’in zengin bilgi ve deneyim hazinesinden yararlaniyorlardi.

Rusça bilen ve Rusça kitaplar okuyan Marx ve Engels, bu ülkeye canli bir ilgi duymuslardi, Rus devrimci hareketini sempatiyle izlemisler ve Rus devrimcileri ile iliskiyi sürdürmüslerdi. Her ikisi de demokrat olduktan sonra sosyalist olmuslardi ve demokrat olarak siyasal despotluga karsi duyduklari kin son derece güçlüydü. Siyasal despotlukla ekonomik baski arasindaki bagin derin bir teorik kavranisi ile bu dolaysiz siyasal duygunun birlesmesi ve ayrica da zengin yasam deneyimleri, Marx ve Engels’e, müstesna bir siyasal duyarlilik kazandirmisti. Iste bunun içindir ki, bir avuç Rus devrimcisinin zorlu çar yönetimine karsi kahramanca savasimi, bu iki güngörmüs devrimcinin kalbinde en sempatik yankisini bulmustu. Öte yandan, aldatmaca ekonomik yararlar ugruna, Rus sosyalistlerinin en acil ve en önemli görevinden, yani siyasal özgürlügün kazanilmasi görevinden yüz çevirme egilimi, dogal olarak onlarca kuskuyla karsilandi, hatta bu, toplumsal devrimin büyük davasina dogrudan bir ihanet olarak degerlendirildi. “Isçilerin kurtulusu, isçi sinifinin kendi eseri olmalidir”— Marx ve Engels durup dinlenmeden bunu ögrettiler. Ama iktisadi kurtulus ugruna dövüsmek için proletarya, belli siyasal haklar kazanmak zorundadir. Ayrica Marx ve Engels, Rusya’daki bir siyasal devrimin, ayni zamanda Bati Avrupa isçi sinifi için de çok büyük önemi olacagini açiklikla görmüslerdi. Mutlakiyetçi Rusya, her zaman, genel olarak Avrupa gericiliginin bir kalesi olmustur. Almanya ve Fransa arasinda uzun bir süre için anlasmazlik tohumlari eken 1870 savasinin bir sonucu olarak, Rusya’nin yararlandigi olaganüstü elverislilikteki uluslararasi durum, kusku yok ki, yalnizca gerici bir güç olarak mutlakiyetçi Rusya’nin önemini artirmis oldu. Ancak özgür bir Rusya, ne Polonyalilari, Finlileri, Almanlari, Ermenileri ya da öteki küçük uluslardan birini ezme, ne de durmadan Fransa ve Almanya’yi birbirlerine düsürme geregini duymayan bir Rusya, modern Avrupa’nin savas yükünden kurtulmasini, özgürce nefes almasini saglayacak, Avrupa’daki bütün gerici unsurlari zayiflatacak ve Avrupa isçi sinifini güçlendirecektir. Iste bu yüzden Engels, Rusya’da siyasal özgürlüklerin yerlesmesini, Batida da isçi sinifi hareketlerinin ilerlemesi için, gönülden istemisti. Onun kisiliginde Rus devrimcileri en iyi dostlarini yitirmis oldu.

Her zaman, Friedrich Engels’in, proletaryanin büyük savasçisinin ve ögretmeninin anisini analim!
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 06 Şubat 2012, 01:47:45
"Engels, bütün uygar dünyanin modern proletaryasinin en yetkin bilim adami ve ögretmeniydi."
"Marx ve Engels’in isçi sinifina yapmis olduklari hizmetler, birkaç sözcük içinde söyle ifade edilebilir: onlar, isçi sinifina kendini bilmeyi, kendi bilincine ulasmayi ögrettiler, ve bos hayallerin yerine bilimi koydular."
 "modern proletaryanin iki büyük ögretmeninden biri olan Friedrich Engels’in yasamini ve çalismasini özetlemek zorundayiz."

"Her zaman, Friedrich Engels’in, proletaryanin büyük savasçisinin ve ögretmeninin anisini analim!"[/COLOR]
Yukardakiler Lenin'in ENGELS ile ilgili düşünceleri!
Birde FAŞİST Ispra Alp'in ülküdaşı 1955 in ENGELS ile ilgili söylemlerine bakalım!
"Almanlar tarafından şekerle kandırılan ENGELS"
Mortovların,İkinci Enternasyonal Döneklerinin ortaya çıkmasına neden olduğu için "Engels'in kulakları çınlasın. bıraktığı eserle ne kadar gururlansa azdır."
Nedense Lenin bir türlü fark edemiyor Almanların ,Engelsi kandırdıklarını,bir türlü anlıyamıyor İkinci Enternasyonal Dönekliğinin ardında ENGELS'İN olduğunu ve ENGELSE yukardaki övgüleri düzüyor.
Onu işçi sınıfının iki öğretmeninden biri olarak görüyor.
Ama bizim FAŞİST ISPRA ALP'İN ülküdaşı,Bezirgan 1955 için ortadaki olumsuzlukların tek nedeni ENGELS.
SANAL ÇÖPLÜKTE MARKSİZM DÜŞMANLIĞI NİRVANAYA ULAŞTI!
[/B]
veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Souvarine - 08 Şubat 2012, 01:28:14
Bakalım Engels in elindeki şeker ne renk ?

Bunlara, Blanqui tarafından kurulmuş bir grup olduklarından değil —programı imzalamış olan otuzüç kişiden olsa olsa yalnızca birkaçı Blanqui ile bizzat konuşmuştur—, onun anlayışı doğrultusunda ve kurduğu geleneğe uygun olarak hareket etmek istediklerinden ötürü blankiciler denmiştir. Blanqui, özünde bir siyasal devrimcidir, yalnızca duygularından ötürü, halkın çektiği çilelere karşı sempati duyduğundan ötürü sosyalisttir, ama ne sosyalist teoriye, ne de toplumsal reformlar için kesin pratik önerilere sahiptir. Siyasal eylemlerinde, Blanqui, özünde, iyi örgütlenmiş bir küçük azınlığın doğru bir anda bir devrimci ayaklanmayı başlatma girişiminde bulunması halinde, bunun başlangıçta birkaç başarı elde etmesiyle, halk yığınlarını peşinden sürükleyeceğine ve böylece muzaffer bir devrimi başarabileceğine (sayfa 454) inanan bir "eylem adamı" idi. Louis-Philippe yönetimi altında, bu çekirdeği, doğal olarak, ancak gizli bir dernek biçiminde örgütleyebildi ve genellikle komplocuların başına gelen şey bunun da başına geldi: çok yakında başlayacağı yolundaki ardıarkası gelmez boş vaatlerden bıkan insanların sabırları sonunda taştı ve isyankâr oldular, ve geriye yalnızca komplodan vazgeçme ya da hiç bir dışsal neden olmaksızın vurmak seçeneği kaldı. Vurdular (12 Mayıs 1839), ama ayaklanma derhal bastırıldı. Kaldı ki, Blanqui komplosu polisin içerisine hiç bir zaman girmeyi başaramadığı tek komploydu; dolayısıyla, polis için ayaklanma, bulutsuz havada düşen yıldırım oldu. —Blanqui, her devrimi, küçük bir devrimci azınlığın ani bir darbesi olarak gördüğünden, bundan çıkan doğal sonuç, böyle bir şeyin başarısının kaçınılmaz sonucunun bir diktatörlüğün kurulması olduğudur: şurasi iyice anlaşılmalı ki, tüm devrimci sınıfın, proletaryanın değil, ayaklanmayı gerçekleştiren ve ilkin bizzat kendileri bir-iki kişinin diktatörlüğü altında örgütlenmiş az sayıda kişinin diktatörlüğü.

Blanqui'nin bir eski kuşak devrimcisi olduğu görülüyor. Bu göçler devrimci olayların akışı içerisinde, hiç değilse Alman işçi partisi bakımından, çoktan eskimişlerdir ve Fransa'da da, ancak daha az olgunlaşmış ya da daha sabırsız işçiler arasında yankı uyandırabilir. Sözkonusu programda bu görüşlere belirli sınırlamalar getirilmiş olduğunu da göreceğiz. Ne var ki, devrimlerin kendiliğinden ortaya çıkmayıp, yapıldıkları; devrimlerin görece küçük bir azınlık tarafından ve önceden hazırlanmış bir plan uyarınca yapıldıkları; ve, son olarak, her an "hemen şimdi başlayabileceği" ilkesi, bizim Londra blankicileri için de geçerlidir. Bu gibi ilkelerle insanlar doğal olarak mültecilerin kendi kendilerini aldatmalarının telâfi edilmez kurbanları oluyorlar ve bir delilikten ötekine saplanmak zorunda kalıyorlar. Her şeyden çok da, Blanqui rolünü —"eylem adamı" rolünü— oynamak istiyorlar. Ama, burada, salt iyi niyet pek az şey halleder; ama ne yazık ki, Blanqui'nin devrimci içgüdüsü, acele kararlar alma yeteneği, herkese nasip olmuyor, ve Hamlet eylemden ne kadar sözederse etsin, gene de bir Hamlet olarak kalıyor. Dahası, bizim otuzüç eylem (sayfa 455) adamı kendilerinin eylem alanı diye adlandırdıkları alanda yapacak hiç bir şey olmadığını görünce, bizim otuzüç Brütüs, kendi kendileriyle, trajedi olmaktan çok komedi olan bir çelişkiye düşüyorlar, sanki katıksız "zuladaki hançer Möros"muşlarcasına[2] takındıkları asık suratlılıklarının bu trajediyi artırmadığı bir çelişki, ve, yeri gelmişken söyleyelim, bunu da bir türlü anlamazlar. Ne yapabilirler? Komüne katılanların saflarını arıtmak (épuré) için geleceğe dönük reçeteler çiziştirerek bir sonraki "patlama" için hazırlanıyorlar; öteki mültecilerin onları katıksızlar (les purs) diye adlandırmaları bundandır. Bu adı benimseyip benimsemediklerini bilmiyorum, ama bu ad aralarından bazılarına uymuyor.

Toplantıları kapalıdır, aldıkları kararlar gizli tutulur, ama bu, bu kararların ertesi sabah bütün Fransız mahallesinde yankılanmasına engel değildir. Yapacak bir şeyleri olmayan bu gibi ciddi eylem adamlarının hep başlarına geldiği gibi, bunlar, Komün sırasında Hébert'in 1793'te çıkardığı gazetenin zavallı bir karikatürü olan Père Duchêne'i[270] yayınlayan ve küçük Paris basınının en ünlü mensuplarından olan Vermersch adında saygıdeğer bir hasımla ilkin kişisel, ardından yazınsal bir çekişmeye girdiler. Bu sayın bay, bunların ahlâki öfkelerine yanıt olarak, onları "dolandırıcılar ya da dolandırıcıların suç ortakları" diye adlandırdığı ve ağır küfürlerle dolu olan bir broşür yayınladı.


Bu metnin tamamı solplatformda vardır. Meraklısı için linki ; http://www.solplatform.biz/showthread.php?t=46&highlight=blanqui

Şimdi ellerine tutuşdurdukları şekerleri yalamaya devam ededursunlar...

Souvarine
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 08 Şubat 2012, 23:20:48
Souvarine Arkadaş
Sınıf Hareketinin diplere vurduğu gericilik dönemlerinde,Marksizm dışı bu akımlar,mal bulmuş mağribi gibi ortalığa sukun ederler.
Nereye baksan bunların kirli ve iğrenç yüzlerini görürsün.
Üstelik bunlar bu kirli amaçlarına,Komünizme inanmış,bu uğurda çekinmeden yaşamını feda edebilen ancak düşünsel olarak Marksizmle uyuşmayan DEVRİMCİLERİ DE alet ederler.
Gerek Marks,gerek Engels her zaman Blanqui ile Blanquizmi biribirinden ayırırlar.
Onlar için Blanqui,bir KAHRAMAN,bir DEVRİMCİ,Komünün KOMUTANIDIR.
Ama yine onlar için Blanquizm,ÜTOPİK SOSYALİZMDİR,Küçük Burjuva Devrimciliğidir.
Daha önce Devrimci Durum ve Devrim ilişkiselliğini anlatırken,her Devrimci Durumun,  Devrime yol açmıyacağını,bir devrimin olabilmesinin diğer bir koşulunun da,Devrimci İrade olduğunu.
Bu iradeninde,sınıfın en bilinçli,en kararlı kesimlerinin yer aldığı İŞÇİ SINIFININ PARTİSİ,KOMÜNİST PARTİSİ olduğununu belirtmiştik.
Tek başına Devrimci Durum veya tek başına Devrimci İrade bir anlam içermez.
Olaylarda ve Olgulardaki Özne,Nesne diyalektik bütünlüğünü anlamamak,Olaylara ve Olgulara bu bağlamda DİYALEKTİK bakmamak,niyetler ne olursa olsun,PARÇALI AKLIN bir tezaharüdür.
Akıl parçalı olunca da,onun ürettiği düşünceler,eklektik,tıpkı bir yamalı bohçaya benzer.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 12 Şubat 2012, 21:10:02
Sanal Çöplüğün BEZİRGANBAŞI,Faşist Zevkli Org Sitesinin REİSİ,Ispra Alp'in ÜLKÜDAŞI 1955,artık iyicene zıvanadan çıktı.

" (Öf beee bu parağrafı okuyan bazı karı kılıklılara gün doğdu.che materyalizmi red ediyor)"
Bir olguyu yadsımak için,onun ne olduğunu bilmek gerekir.
O nedenle bu SOYTARININ bilmediği Materyalizm hakkında fikir yürütmesini ciddiye almayız.
Ama üzerinde durduğumuz,bu LUMPEN YARATIĞIN kullandığı KARI KILIKLI sözcüğüdür.
Burada açıkca bir cinsiyet AŞŞAĞILANMAKTADIR.
Erkek egemen toplumlardaki hakim düşünceyi yansıtan bu tanımlamayı,bu sokak ağzını,bu burjuva kültürünün topluma empoze ettiği LUMPEN KÜLTÜRÜN kavramlarını sık sık bu ŞARLATANIN ağzından işitiyoruz.
Daha öncede Devrimci bir arkadaşımıza MOTOR diyerek seviyesini ortaya koyan bu FAŞİST için o zaman,forumdaki bayan arkadaşlara çağrı yaparak,bu AŞŞAĞILIK kişinin kendi cinslerine yönelttiği bu tavır karşısında sessiz kalmamalarını söylemiştik.
Bu çağrımızı yineliyoruz.
Ve tüm bayan arkadaşları bu ERK EKİ kınamaya çağırıyoruz.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Ekim - 12 Şubat 2012, 22:41:19
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Souvarine - 12 Şubat 2012, 23:00:13
Baştan belirtmekte yarar var. Sözümüz , o kızıl bayrağı namusu belleyenleredir !

Kapitalizm , meta üretimidir. Yanlız kapitalizm ''basit meta üretimi'' değildir. Fazlasıdır. Kapitalizm , tüm ahlaki ve insani değerleri sıradan metalar gibi pazara çıkaran gayri insani bir ekonomik ve toplumsal sistemdir. Böyle bir toplumsal sistemle farklı alanlarda farklı şekillerde değil , topyekün savaşılır.Bu savaşı yürütecek olan kişi de , kendini önce ahlaki ve insani açıdan kapitalizmden soyutlayabilmelidir.Eskiler buna ''kapitalizmden iradi kopuş'' derdi.Yeniler ne diyor bilmiyorum.Çünkü ''yenilerin'' ağzından bunu duymuş değilim.Kapitalizmden iradi kopuşun yolu ise insani değerlere sahip çıkmakla başlar.

Kadın , tüm sınıflı toplumların tarihinde ezilmiş ve ikincil planda tutulmuştur.Ve malesef SSCB dahi bunu köklü bir biçimde değiştirememiştir.Adını ezbere bildiğiniz bolşevikleri içinizden sayın.Bakalım aralarında kaç tane kadın militan olacak ? Tek başına bu bile kapitalizmden kopamadığımızın kanıtı olmuyor mu ?


Hal böyle olunca , kadına ait herşeyin kapitalist bir toplumda bir ''hakaret'' bir ''aşağılama'' olması normal.Kapitalizmden kopamamış zavallı ruhların bu hakaretleri hasımları için kullanması da normal. Anormal olan ise bu zavallı ruhların hala bize devrimden bahsediyor oluşu.Her ne kadar devrim derken kastettikleri basit bir silahlı darbe girişimi olsa da...

Souvarine
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Souvarine - 14 Şubat 2012, 00:33:55
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Ekim - 14 Şubat 2012, 20:00:29
Hoşgeldin takas ekonomisi ; şimdilerde bunun adına BARTER deniyor kapitalist dünyada. Likit darlığna düşen  büyük şirketlerin birbirleriyle hammade vs. bazında ticaretlerini sürdürmeleri. Hayırdır BARTER reklamına mı başlanıldı; bilip bilmeden; kapitalizmin sömürüsünü sürdürmek adına icad ettiği enstrümanları kafanızda kurmakta olduğunuz komün hayatınızda mı yeşertmek istiyorsunuz.Yakışır!

Yoksa o üstünde rakamlar yazılı olan  ve Lidya'lıların  M.Ö. li yıllarda buldukları para hala duruyor ve  birilerinin "sosyal pazar" diye adlandırdığı fake pazardaki geçerliliğini kaybetmiş değil;üzgünüm.

Lakin ,komünist toplumu ilkel komünal toplumla bir tutan zihniyete bunları anlatamazsınız. Takılıp kaldılar orada ,onların mantığına göre yoksulluğu paylaşmak ereğiyle komünist toplum oluşacak.

Kapitalizmin ,başından beri kaydi olarak yarattığı paraya ne oldu,mübadele aracı olarak ortadan kalktı da haberimiz mi yok? Hay aksi şeytan , takas ekonomisi içinde de değiliz, ne olacak şimdi?  Güldürmeyin adamı. Üş kuruşluk ekonomi bilginizle halüsinasyonlar yaratıp yuvarlanmayın içinde . Sosyal Pazar ha !!!!

Var olan düzende nakit  sıkışıklığı ,likit darlığı başka bir şeydir; bu darlık sizi takas ekonomisine götürmez,Kapitalizmin içine düştüğü bunalımdır bu yaşananlar . 1930' lardaki büyük ekonomik krizde kimsenin aklı kesmedi takas hatta kliring ekonomisine dönüş yapıp ve  bunu devam ettirmeyi ,  ama aklı evvel büyük ekonomi üstadları buna da çare buldular. Hadiyin ordan,şaklabanlık yapıp ,genç insanların beynini karıştırmaktan uzak durun artık bilim dışı savlarınız ve hurafelerinizle .

TARİHSEL MATERYALİZMİ reddedenler , şunu  unutmayın ;bizlerin amacı var olan zenginliği barış içinde bölüşmektir,hep beraber sürünmek değil .İlkel komünal toplumu iyi inceleyin ;bu toplum türü neden ortaya çıkmıştır ve neden sürekli birbirleriyle savaş halindeydiler. Sizlerin mantığına  göre  komünist toplum= ilkel komünal toplum ise neden bu komünal toplumlarda savaşlar bitmek bilmedi.

Marks'ın ,Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı 'sından alıntı yapmaktan bizler yorulduk ; açın da okuyun , kitap elinizde yoksa   -ki muhtemelen yoktur  ,bundan çok eminim -  size hibe edilen Kitaphaneden.

Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 14 Şubat 2012, 22:53:14
Defalarca yazdık,Komünist Toplumun,İlkel Komünal Toplum olmadığını!
Defalarca yazdık,Komünist Toplumun,yoksulluğun değil,ZENGİNLİĞİN paylaşımı olduğunu!
Kaç kez söyledik Komünist Toplumun çalışmanın zorunlu olmaktan çıktığı,emeğin yaşamın birincil gereksinmesi haline geldiği,insanın kendi yeteneklerinin farkına varacak kadar geniş bir zamana ve özgürlüğe sahip olduğu ve herkesin gereksinmeleri kadar aldığı bir toplum olduğunu.
Bunlar içinde,üretici güçlerin,tüm bu saydıklarımızı karşılayacak düzeyde gelişmiş olması gerekliliği.
Ama bu politik cahiller utanmadan ,yüzleri kızarmadan,bilgiç bilgiç, SOSYAL "PAZARDAN" takas ekonomisinden bahsedebiliyor.
Öyleki gerçekten aklını yitirmiş bir soytarı, beş yumurta karşılığı,iki kilo pirinç hesabı yapabiliyor.
Ne yapalım şimdi,hepimiz evlerimizin bahçesine kümesler kurup tavuk besleyip buradan yumurta mı alalım.
Nede olsa ekmek yapmak için bu yumurtaları verip karşılığında un alabilmemiz gerekir.
Bunlar hangi çağda,hangi yüzyılda yaşıyorlar!
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 20 Şubat 2012, 01:00:59
Sanal Çöplüğün Bezirganbaşı ,Zevkli Org sitesinin Reisi,Faşist İspara Alp'in ÜLKÜDAŞI 1955 ,Yunanistan "Komünist" "Partisi" üzerinden İŞÇİ SINIFINA saldırıyor ve açıkca SINIF MÜCADELESİNİ yadsıyor.
Ne kadar SINIF KAÇKINI,ELVEDA PROLETARYACI,HAİN,DÖNEK varsada hepsi 1955 in bu yazdıklarına teşekkür etmek için biribirileriyle yarışıyorlar.
Ne yazık ki 1955 in bu SINIF DÜŞMANLIĞINA ,birileride yazdıklarıyla ALET OLUYOR.
Lenin Sol Komünizm adlı kitabını,Sınıftan Kopuk,Sınıfa dayanmayan,küçük burjuva radikallerine ve yine parti ve Devlet olgusunu,tıpkı Anarşistler gibi yadsıyan Konsey Komünistlerine karşı yazmıştır.
Yunanistan "Komünist" Partisinin nasıl bir parti olduğunu,Marksist Leninistler her zaman her ortamda ortaya koymuşlardır.
Zaten onun için hep söylediğimiz,var olan Devrimci Durumu,Devrime çevirecek sınıfın partisinin olmaması,bugün için Yunanistanda en büyük eksikliktir.
Bunun kabahati işçi sınıfının değildir.
Ama Lenin'in güzel bir sözü vardır.
Sol Radikalizm ,işçi sınıfının oportunist günahlarının bir ürünüdür.
Tencere ve Kapak bugüne değin saldırılarını Marksa ve Engelse ve onların yazdıklarına yöneltmişlerdi.
Anlaşılan sıra Lenine geldi!
Sol Komünizmden başladınız,sırada Devlet Ve Devrim mi var?

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Ekim - 20 Şubat 2012, 20:47:40
Adı sosyalistforum olan fakat faşist zihniyettekiler tarafından yönetilen forumda bir zamanlar birlikte çalışmaktan onur duydukları  ,şimdilerde farklı forumlarda olanların tümü için söylenip - yazılanlara ve  şu an orada bu duruma seyirci olanlara bakın. Utanmadan adı geçen forum yazılarını sosyal ortamlarda paylaşanlara ne demeli ;İLKESİZLİK.Bu hezeyanlar,fevri davranışlar,ağız bozmalar siyaseten verecek yanıtı olmayanların düştüğü durumlardır,tam LÜMPEN PROLETARYA davranışı.

İsimlerini sitayişle andığı insanlara şimdilerde ağız dolusu argo kelimeler sarf etmek nerede olunduğunun açık göstergesi olmaktan başkaca anlam taşımaz.

Yazılı ve görsel medyada olduğu gibi sosyal medya denilen alanda da insanlar birbirlerinin görüşlerini eleştirebilirler,burada bir beis yok. Ama eleştirirken basit, mahallevari söylemlerde bulunmak cehaletinizle ,basiretsizliğinizle,insanlıktan uzak oluşunuzla,birikimlerinizin yetersiz oluşuyla paralellik gösterir.

Söz konusu plarformdaki yaşanmışlıkları , belgeleri olsa da buralara dökmek bizlere yakışmaz ;usta denilen kişiliklere  şimdilerde olumsuz kelimelerle yükleniliyorsa her iki durumda da sahtekarlık öne çıkmaktadır. Siyaseten karşı çıkılacak noktalara ,  VARSA  birikiminiz ve yeteneğiniz dahilinde  yanıt verirsiniz,küfre batarak değil.Bu tarz, ancak acizliğinizin belirtisi olur ki icraatlarınızla bu sıfatı hak ediyorsunuz.

Komünistim diyen insanların bu satırları iyi okuması gerekir; ne demişti K.Marks: Komünizmin en başta gelen özellikleri “İnsanın, insan için insanlığına sahip çıkması”, “toplumsal bir varlık olarak, insan olarak insanın özüne dönmesi, bilinçli ve gerçekçi biçimde daha önceki gelişimin tüm zenginliklerini değerlendirmesidir.”  Tabii ,insan olanlara…


Not: Marksizm‘de , üretim araçlarıyla olan ilişkilerine göre sosyal sınıflar tarif edilirken  ;
“Lümpen proletarya : Ekonomik üretime katkıda bulunmayan ve para karşılığı farklı işleri yapmaya hazır olan suçlular, dilenciler, serseriler vb. bu gruba dahil edilir. “ şeklinde ifade edilmiştir.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Souvarine - 20 Şubat 2012, 22:20:13
Ne yapsak ? Kısa bir Yunanistan turuna mı çıksak yoksa Rusya'ya gidip ''Çto Delat'' ın ilk baskısını bulup kafalarına mı atsak ? Ama yok , Kapital in Rusça baskısını vursan kafalarına yine anlamazlar ; kiril alfabesi ile yazılmış olmasına rağmen.

Sol Komünizm , radikal küçük burjuva partileri için Lenin tarafından yazıldı , kastedilen parlamenter mücadelenin araç olabileceği idi çünkü devrim sınıf iktidarı idi , devrimde iktidar ezilen sınıfa geçerdi bu da günümüz toplumunda işçi sınıfına denk düşerdi vs.vs.vs. Anlamı var mı ? Onlar için hayır. Çünkü bakınız meğer sol komünizmde ne şifreler varmış ! '' sol komünist olma zamanı yani Batı avrupa komünistliği ile yani burjuvazi ile barışık Komünistliğin zamanı değil,bir yerde değil,tüm dünyada olmalıdır.'' E iyi de bu ''sol komünistler'' küçük burjuva devrimcisi idi.Bir avuç maceracı idi.İşçi sınıfının öncü misyonunu reddeden ve devrimi bir avuç azınlığın yapacağı bir darbe olarak gören bir güruhtu ve bu anlamda da ne tarihsel ne de diyalektik materyalizm ile pratikte örtüşmüyordu.E ne oldu ? Tam da bu oldu.Tam da istenen bu.İşçi sınıfı ''gavattır'' ne anlar öncülükten...Değil mi ki hem en kutsal devrimci örgütlü devrimci , değil mi ki Lenin doğumdan ölüme örgütlüydü , hayatının hiçbir döneminde örgütsüz kalmadı , değil mi ki eğer gözlerinizi yeterince ovuşturursanız o kitaplarda yazan tüm şifreleri çözersiniz.

Ah be Lenin.Tüm suç sende aslında. Neden bu potasyum eksikliğinden muzdarip , devrim için yanıp tutuşan ve cezai ehliyet bile edinemeden tüm devrimci yapıların yasadışı eylemlerini sahiplenen bu kahramanların anlıyacağı basitlikte yazmadın Çto Delat ı ? Neden türkçe yazmadın mesela NE YAPMALI adı ile , neden illa çevirmek zorunda kaldık seni.

Şimdi de samanlık seyran olmuş örgüt zenginliğinden , kimimiz iğne sanıyor saman sapını , kimimiz öküz altında buzağı arıyor.Ne diyelim , hayrını görün...
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 20 Şubat 2012, 23:56:09
Sol Platformun değerli katılımcıları örnek bir dayanışma göstererek,tam da sol platforma yakışır bir uslupla,küfür etmeden,hakaret etmeden gerekli yanıtı vermişler.
Çünkü bulundukları yer ÇÖPLÜK değil.
Çünkü Sol Platformun amacı; egemen burjuva kültürü parçalarken, onun yerine, yeni ve insana ait olanı; komünist kültürü bugünden kurmak ve yaşatmaktır. Solplatform.biz, bu amacını, komünist kültürü kendi iç işleyişi ile (internetin tüm kısıtlarına rağmen) somut olarak örnekleyip yaşatırken, sınıf savaşımıyla olabildiğince canlı, pratik bağlar kurarak gerçekleştirmeyi hedefler.
Burası Sol Platform!
Burada Küfür Edebiyatı Bölümü yok!
Birileri amacını aşan bir cümle kurarak,Yunanistan'da Sol Komünist olmak gerekliliğinden bahsetmiş.
Haklı mı?
Var olan Devrimci Durumdan,Devrimci vazife çıkaracağı yerde,bu krizin ve mevcut düzenin emniyet sübaplığına soyunan,legalizmi amaç haline getirmiş "Komünist" Partiye bir tepki olarak, bu bağlamda HAKLI BİR SÖYLEM.
Lenin de söylemiş,Sol Komünizmin,işçi sınıfının oportunist günahlarının bir ürünü olduğunu!
Ancak hiç bir zaman Sol Komünizmi olumlamamış.
Hiç bir zaman İşçi Sınıfının öncülüğünü,Devrimdeki öncü rolünü yadsımamış!
Tersine bunu yadsıyanlar için,sınıftan kopuk küçük burjuva radikalizmi için bunlara karşı KİTAP YAZMIŞ!
Tabi bunu Marksizm Leninizme olan kinlerini her fırsatta gösterenlerin ANLAMASI OLASI DEĞİL.
Yaşamlarında hiç Lenin okumamışların,Lenin'in "Sol Komünizm Bir Çocukluk Hastalığı" adlı eserinin farkına ancak çok övündükleri Sosyalist Kütüphaneleri(O kütüphanenin oluşmasında büyük emeği olan SOL PLATFORM katılımcısı Ekim Arkadaşa,emeği karşılığı AHLAKSIZCA KÜFÜR ETTİLER) sayesinde varanların teorik konulardaki yetersizliklerini ancak KÜFÜRLE,hem de belden aşağı KÜFÜRLE ortaya koymaları bizler için şaşırtıcı değildir.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: YürekAtışı - 21 Şubat 2012, 13:42:52
Sanal çiflik üzerine ve bize yönelik harika benzetmelerden sonra biraz seslenesim geldi o tarafa;

Geleneksel bir deyim vardır; boyunun ölçüsünü almak üzerine, boş lafızları bir kenara bıraksınlar, yola düşssünler hayatla düşüncelerini çarpıştırsınlar, hepimizin boyölçüsünün hesabını metafizik bir biçimde uzaklardan kesiyorlar, bir çıkartsın hayat boyölçülerini, ne kadar uzun boyları o zaman kötü bile olsalar, yanlış bile yapsalar, yenilselerde saygı duyacağım, ama bu halde boylarının ölçüsü bilmeyenler hiç bir dövüşen için hesap kesemezler. Bu tarz hareket edenlere (edemeyenlere) ilişkin anadoluda söylenen bir sürü söz vardır ama onu da bu konuda başka bir yazıya havale ediyorum.

Lafı bırakın efendim lafı bırakın şöyle cehenneme doğru alalım sizi, oradan dövüşürken konuşabilirseniz, savaş naraları atabilecekseniz, buyrun oradan konuşun!

Genç yoldaşlar, dövüşenlerin yanında örgütlenin, insanlığın en son yükselteceği bayrak ancak eylemle şanlanır! Dövüşenler eninde sonunda sizi bulacaktır ama çürüyüp pas tutmayın, şarlatanların gevezeliklerini derhal terkedin. Şarlatanların süslü püslü binlerce lafı savaşanların ise dünyayı değiştirmek için sadece yürekleri mevcuttur.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 12 Mart 2012, 01:20:01
Geçmiş bizim geçmişimizdi!
O geçmişte biz de vardık!
O geçmişte Kemalizm'e bilmeden bulanmış olanlarımız vardı.
Yine bilmeden o geçmişte damarlarımızda ULUSALCILIK zehri dolaşıyordu.
Sadece TKP mi öyleydi!
Geçmişin o hep andığımız,ölümü bile gülerek karşılayan,gözlerinde en ufak bir korku emaresinin olmadığı,gururla yaşamlarını bu coğrafyada yaşayan halklara adayan Denizler,Yusuflar,Mahirler de bu geçmişin aynı olumsuzluklarının,yine bizler gibi bilmeden içersindeydiler.
Hakkını yemiyelim bu doğrultuda,bu olumsuzluklara bulanmamış tek DEVRİMCİ İBRAHİM KAYPAKKAYA oldu.
Hiç unutmam 12 Mart öncesi  bir 10 Kasım'da,Ankara'daki Dil Tarih Coğrafya Fakültesi önünden o zaman başında Ertuğrul Kürkçü'nün olduğu,öğrenci gençliğin çok büyük bir kesimini temsil eden DEV-GENÇ'in düzenleyiciliğinde,ANITKABİR'e kadar büyükçe bir TÜRK BAYRAĞININ dört ucundan tutarak yürümüştük.
Doğaldı bu!
Dünyada ilk defa burjuvaziden siyasi iktidarı alarak,kendi iktidarını ,kendi sınıfsal diktastoryasını kuran EKİM DEVRİMİ ile işgal altındaki bir ülkede,bu işgale karşı ne yazık ki burjuvazinin ideolojik önderliğindeki MİLLİ MÜCADELE,yan yana coğrafyalarda ve aynı zaman dilimi içersinde var olmuştu.
Bu hareketin dibinde doğmuş bir sol hareketin,bu hareketten etkilenmemesi kaçınılmazdı.
Aradan uzun yıllar geçti!
Bir zamanlar Ordu Gençlik el ele diyen bizler,Ordunun bir sınıf egemenliği kurumu olduğundan bir haber bizler,her on yılda Ordunun kimleri hedef aldığını,kimleri vurduğunu,gencecik fidanları gözlerini kırpmadan idam sehpalarına gönderdiğini görünce,aklımız başımıza geldi.
Pek çoğumuz,bizler de ve işçi sınıfında bilinç bulanıklığı yaratan ,damarlarımızdaki ULUSALCI zehirden arındık.
Şimdi kalkmış o geçmişten geldiğini savlayan(eskinin İGD lisi,ara dönemin FAŞİSTİ,şimdinin "BLANQUİSTİ")  birisi bu geçmişi İHANETLE niteliyor.
Hem de utanmadan,hem de yüzü kızarmadan.
Tıpkı Devrimci kadınlara,belden aşağı erk ek çe küfür ettiğini onları aşağıladığını unutmuş gibi,kadınlarımızın 8 MART gününü kutladığında da ne yüzü kızarıyor,ne de utanıyor.
Çünkü onun YÜZÜ YOK,O YÜZSSÜZ.
O her dönem olmayan yüzüne Burjuvazinin ona verdiği,döneme uygun bir MASKEYİ takıyor.

veda
Başlık: Zeka,Akıl ve Sorun Paradoksu
Gönderen: Ekim - 20 Mart 2012, 21:27:45
Zeka ,akıl ve sorun üçlemesinde insanoğlunu doğru çözüme götürecek tek argüman ,doğru bilgilerin sentezlenerek kitleye aktarılması olmalı; tabii bunu rasyonel akıl söylüyor.

Siyaset veya ekonomi alanında , ideolojik anlamda karşılığı olmayan söylemlerde bulunmak salt kafa karışıklığı yaratmak adına yapılan anarşik değinmelerdir ki laf kalabalıklığından öte bir anlam taşımaz.Düzene karşı çıkmak adına salt muhalif olmak düşüncesiyle girişilen söz ve eylemler günün mafyavari yaklaşımlarına denk düşmektedir; zeka kırıntısına dahi sahip değilseniz sorunu göremez ,akıl olmadığı için de çözüm sunamazsınız.

Safsatalarınıza, bilimle karşılık verildiğinde de o "tuğla kalınlığındaki" benzetmesiyle nitelendirilen kitaplardan oluşan literatürü inkar noktasına gelinir ve mazlum-harami edebiyatı yapmaya başlanarak , yarı- feodal olunma durumunda direnilerek hala bunca deneyimden,yaşanmışlıklardan sonra Demokratik Devrim öne çıkartılarak bir kez daha M_L ilkeler bağlamında entrizm batağına saplanırsınız.

Kapitalizmin karmaşıklığı içinde olup bitenleri ,neden ve sonuç bağlamında değerlendirmek ancak bilimsel öğreti içinde olup anlamak ve doğru yorumlamaktan geçer ama bu zor ve zaman alıcı bir yöntemdir.Kısadan gidip genç beyinleri yalan-yanlış söylemlerle anarşizme bulamak akıl fukaralığı içinde olanlar için tek yoldur.

Gerçek olmayan söylemlerle kafaları karıştırdıkça anlaşılmaz olursunuz ve kendinizi çürütmemek adına da yalan batağına saplanır kalırsınız;rasyonel akıldan nasiplenmemişler lafı eveleyip gevelerler ve bir türlü YALANLARINI açık-seçik söyleyecek cesareti bulamazlar kendilerinde .

Tek erekleri ; insanları bilimsel öğretinin dışına itip kafa karışıklığı yaratarak ,örgütsüzlüğün öne çıkmasını sağlamak ve sorunların asıl nedenlerini bilerek-isteyerek "- mış " gibi görünerek kitleleri hedeflerinden saptırmak olan bu yaratıkları , DİYALEKTİK MATERYALİZM'e davet etmek gibi bir düşüncede olmadığımızı ( biliyoruz ki diyalektik materyalizm Marksizmin olmazsa olmazıdır ve de inkar içindekileri zerre-i miskal kadar bağlamaz ) belirtirken bu kısa yazının neden kaleme alınmak zorunda kalındığını "arif olana tarif yoktur" diyerek şimdilik noktalayalım.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 20 Mart 2012, 22:07:16
Marksizm ile Leninizmi biribirinden kopartmak çabası yıllardır Burjuvazinin,  bilinçleri bulandırmak için sık başvurduğu bir yöntemdir.
Sağ ve Sol oportunistler bu çabaya niyetten bağımlı veya bağımsız(bizimkiler bağımlı) hizmet ederler,aracı olurlar.
Niyette bağımlı olanlara biz Burjuvazinin sol içersindeki TRUVA ATLARI deriz.
Her iki kesiminde ortak noktası MARKSİZM LENİNİZM DÜŞMANLIĞIDIR.
Biri "MARKSİZM" üzerinden LENİNİZM'E saldırır,diğeri ise "LENİNİZM" üzerinden MARKSİZM'E saldırır.
Bizler Leninizm,Emperyalizm çağının Marksizmidir dedikçede,hop oturup,hop kalkarlar.
Biri çıkar ortaya Lenin'in Emperyalizm adlı çalışmasında belirlediği Emperyalizm'in beş özelliğinin artık geldiğimiz bu günde geçerli olmadığını savlıyarak,bu konudaki cehaletinden bize örnekler sunar.
Nerden bulduğu belli olmayan bir belge ile Singapur'un,Çin'in bugün dünyada meta ihraç eden ülkelerin başında gelmelerinin,Marksistlerin(Leninin) Emperyalizm tanımıyla uyuşmadığını gösteme gayretine girer.
Bu boşa gayret bizim Palavracının diğer konularda olduğu gibi,bu konudada ne kadar CAHİL olduğunun bir göstergesidir.
Bugün Çin'in dünyanın sayılı Emperyalist Güçlerinden biri olduğunu,Çinde hemen her şirketin başındaki Çin Burjuvazisinin,mutlaka bir veya iki yabancı ortağı olduğunu,Çindeki tekellerin,aslında dünyadaki çok uluslu tekeller için örnek teşkil etmesi gerektiğini göremez,daha doğrusu algı sınırı,bunları sindirebilmesi için yeterli değildir.
Singapur ise,ithalatının yarısından fazlasını,tekrar ihraç eden,ekonomistlerin RE-EXPORT diye tanımladıkları bir uygulamayı gerçekleştiren bir ülkedir.
Singapur'un bugün meta ihracatında ilk on arasında olma nedeni budur.
Oysa bu örnekler bile bize Lenin'in Emperyalizm tanımının günümüzde gittikçe artan derinlikte ve kapsamda hala ne denli geçerli olduğunun bir kanıtıdır.
Lenin'in bu tanımı geçerliliğini yitirmemiş tersine,kapsamı genişlemiş,derinliği artmıştır.
Dünyayı hala yarı feodal gören,KÜRESELLEŞME denen olgudan bir haber bu biçarenin bunları anlamasını beklemek BİLİME HAKARET olur.
Diyorki bizim zavallı Emperyalizm ekonomik olarak gericidir!
Aksini söyliyen mi var!
Lenin demiyor mu Emperyalizm,çürümüş,gericileşmiş,asalaklaşmış KAPİTALİZMDİR diye.
Kendini ML gören kim aksini söylemiş!
Bu hazrete göre söyleyen Kautsky!
Ne zamandan beri Kautsky ML oldu!
Lenini,Blanquist yapan bu kafa,Kautskyi de ML yapar,şaşırmamak gerek!

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Ekim - 21 Mart 2012, 20:35:43

Üretimi mekandan bağımsız hale getiren emperyal dünyanın küreselleşme politikaları bu süreci alabildiğine toplumsallaştırmış; kendi lehine olacak şekilde Dış Ticaret  yasaları,kambiyo rejimleriyle nerden ne kadar sömürü ve de azami kar sağlayabilirimin hesabını –kitabını akıl almaz  oyunlarıyla uygulanabilir hale getirmiştir.

Bırakın teorisini okumayı pratikteki uygulama aşamasında dahi oldukça karmaşık yapıya sahip olan Dış Ticaret ,her türlü bilanço makyajına izin verebilecek ölçülerdeki elastikiyetiyle kapitalizmin küreselleşme zirvesine ulaşması anlamında egemenler açısından mükemmel çirkinlikler barındırır.

Örneğin;Dış Ticaretle ilgili olarak Transit Ticaret veya Reexport,  serbest bölgelerin kurulmasıyla  gündeme gelmiş ,  özellikle arada olan  alıcı-satıcıya çok büyük artılar getiren bir sistem. Vergi,gümrük ,fon  muafiyetleri ,alım –satım arasındaki lehte farkın  satışın gerçekleşeceği güne dek alıcı-satıcının ,serbest kullanımında olması vb gibi…..Bu tür ticarette ithalat –ihracat hükümleri geçerli olmadığından  dış ticaret kayıtlarında yer almazlar. Aynen kıyı ve sınır ticaretinde olduğu gibi ; burada bir ayrıntı vardır o da  teslim şekillerinden biri olan FOB  (Free On Board –güvertede teslim) ile yapılmışsa alım-satım, bu olay ödemeler bilançosunda yer alır !

Serbest bölge; ülkenin sınırları içinde 3. bir ülke gibi işlem görür ,neden acaba? Küreselleşmeyi ve sonuçlarını algılayamayan beyinler burada dursunlar !

Transit Ticaret diğer adıyla reeksport sadece yalın haliyle gerçekleşmez. Yaptığınız ithalatın ihracata dönüşmesi için Gümrük Rejimi ve Reeksport  kombinasyonuna bakmak gerekir. Burada , ithal edilmiş ve depolarda bekleyen  metalar ihracata konu olabilir. Bir de reeksport ‘da  Üçgen Ticaret vardır  ki  burada da serbest dolaşımdaki mallar devreye girer ve yapılan ikili ticaret anlaşmaları gereği bu durumda gümrük alanındaki tüm girdiler menşeine bakılmaksızın  girmiş olduğu ülkenin menşei muamelesi görürler.  İlginç değil mi,işimize nasıl gelirse; ee  mevzuat da uygun, menşei bana aitse ihracı da  bana aittir…..çapraz kur,parite,kur farkı…artık ne gelirse… düzenle DAB –DSB işine bak…….

Bu işin içinde çalışanlar bile bu konularda ahkam kesemezlerken ordan –burdan cümlelerle dış ticareti anlamak ,aktarmak az biraz gülünç oluyor.İstatistiklerdeki rakamsal bilgilerin doğruluğu-yanlışlığı bizi ilgilendirmiyor.Bizi, sistemin nasıl daha fazla sömürür,nasıl daha fazla kar ederim yolundaki Ali-Cengiz oyunlarının sergilendiği düzen  ilgilendiriyor.

Engels,özel mülkiyetin ivedi sonucu ticarettir diyerek , “Ticaret yasallaştırılmış dolandırıcılıktır” dememiş miydi?…….

Bitmez bu kapitalistlerin enstrüman çeşitleri; yine Engels’e kulak verelim:  “İktisatçılar bugüne ne denli yakınsalar, dürüstlükten de o denli ayrılıyorlar. Zamanın gösterdiği ilerleme karşısında, iktisadın çağın gerisinde kalması önlensin diye, safsata zorunlu olarak artmaktadır. İşte bu yüzdendir ki, örneğin Ricardo, Adam Smith’ten, ve Mac Culloch ile Mili de Ricardo ‘dan daha suçludurlar.”

Şimdi de Marks’a bakalım : " Ürünleri için sürekli genişleyen bir pazar gereksinmesi, burjuvaziyi, yeryüzünün dörtbir yanına kovalıyor. Her yerde barınmak, her yere yerleşmek, her yerde bağlantılar kurmak zorundadır.
 Burjuvazi, dünya pazarını sömürmekle, her ülkenin üretimine ve tüketimine kozmopolit bir nitelik verdi. Gericileri derin kedere boğarak, sanayinin ayakları altından üzerinde durmakta olduğu ulusal temeli çekip aldı. Eskiden kurulmuş bütün ulusal sanayiler yıkıldılar ve hala  da her gün yıkılıyorlar. Bunlar, kurulmaları bütün uygar uluslar için bir ölüm-kalım sorunu haline gelen yeni sanayiler tarafından, artık yerli hammaddeleri değil, en ücra bölgelerden getirilen hammaddeleri işleyen sanayiler, ürünleri yalnızca ülke içinde değil, yeryüzünün her kesiminde tüketilen sanayiler tarafından yerlerinden ediliyorlar. O ülkenin üretimiyle karşılanan eski gereksinmelerin yerini, karşılanmaları uzak ülkelerin ve iklimlerin ürünlerini gerektiren yeni gereksinmeler alıyor. Eski yerel ve ulusal kapalılığın ve kendi kendine yeterliliğin yerini, ulusların çok yönlü ilişkilerinin, çok yönlü karşılıklı bağımlılığının aldığını görüyoruz. Ve maddi üretimde olan, zihinsel üretimde de oluyor. Tek tek ulusların zihinsel yaratımları, ortak mülk haline geliyor. Ulusal tek yanlılık ve dar kafalılık giderek olanaksızlaşıyor ve sayısız ulusal ve yerel yazınlardan ortaya bir dünya yazını çıkıyor. "
(Karl Marks-Fredric Engels-Komünist Manifesto)

Hala niye mi? ……..

Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 21 Mart 2012, 22:12:29
Ekim Arkadaş'ın emeğine sağlık.
Son derece net bir biçimde açıklama yapmış.
Ama dediğim gibi ,küreselleşmenin ayırdında olmayan,dünyayı hala yarı feodal niteleyen,kurtuluşu,komünizmi
, köy komünlerinde,bir lokma bir hırka,yoksulluğu paylaşmak olarak gören bu zihniyetin bunu anlayabilmesi/algılayabilmesi çok zor.
Meta İhracı salt Emperyalizme özgü bir olgu değil.
Emperyalizm öncesinde de META İHRACI var.
Emperyalizmin,kendinden önceki aşamadan farkı,meta ihracının yanında,sermaye ihracının da söz konusu olması.
Sermaye ihracı da iki yolla kendini olası kılar:
a)Finans Kurumları aracılığıyla
b)Sanayi Taşımacılığı ile.
Deniyor ki Sanayi Sermayesi ile ,Mali Sermaye ayrılmıştır!
Oysa Sanayi Sermayesi,Mali Sermayeye içkindir.
Mali Sermaye,Banka Sermayesi ile Sanayi Sermayesinin iç içe geçmesinden oluşur,bunun eski dildeki adı da FİNANS KAPİTALDİR.
O günden bu yana değişen bu bileşimde,Sanayi Sermayesinin etkisinin azalmasıdır.
Bir diğer nokta hala birilerinin Lenin'in Emperyalizm tanımındaki Dünyanın toprak olarak paylaşımı tamamlanmıştır saptamasını anlamamasıdır.
Hep söylüyoruz.
Artık paylaşım toprak temeli üzerinden değil,sermaye ihracı ile nufuz alanlarının eldesi üzerinden gerçekleşmektedir.
Bölgesel Savaşların temelinde bu olgu vardır.
Paylaşımın tamamlandığını savlamak,her gördüğü sakallıyı Kautsky sananların,Kautsky'nin kuyruğuna yapışmalarıdır.
Bugün o günden daha fazla Dünya paylaşım savaşlarının eşiğinde durmaktadır.
Artık paylaşım savaşı olmayacak demek,Kapitalizmi,onun doğasını hiç anlamamak demektir.
Kautsky'nin ultra emperyalizm teorisinin dayanakları bu temele dayanır.
Birazda Çin üzerinde durmak gerekiyor.
O kadar Çine gideriz ama bir türlü o "muhteşem" üretim teknolojisini görmüş değiliz.
Sanırım Çinliler bu muhteşem teknolojiyi,kasalarında saklıyorlar.
İşin esprisi bir yana gerçekten Çinde MUHTEŞEM olan bir şey var.
MUHTEŞEM,EŞİ BENZERİ OLMAYAN BİR SÖMÜRÜ VAR.
Teknoloji diye ortaya sürülen,aslında Çin'e ait değil.
Japon ve Kore teknolojileri bugün geçerli Çin'de.
Zaten tüm Fabrikaların başında,bir veya iki tane Japon ve Koreli teknik danışmanlar var.
Çin'i bu derece cazip kılan ÜRETİM TEKNOLOJİSİ değil,UCUZ İŞGÜCÜDÜR.
Dünyanın en büyük tekelleri,örneğin BASF,BAYER bugün Çin'de üretim yapmaktadırlar.
Niye?
İşgücü ucuz,enerji ucuz,bir de en önemlisi Dünyanın en istikrarlı ülkesi!
Ne grev var,ne iş bırakma eylemi var,ne hak arama var,ne de sosyal yaşam var.
Sermaye SEVMEZ Mİ böyle bir ÜLKEYİ.
Tabii bu saydıklarımız işçiler,emekçiler için.
Burjuvalar için ve yabancı ortakları için Çin tam bir CENNET.
İşçiler ve Emekçiler,24 saat ,vardiyalar halinde çalışıyorlar.
Sadece uyumak için de fabrika bahçelerinde inşa edilmiş lojmanlarda yatıp ,kalkıyorlar.
O nedenle kimse kalkıp da ÇKP diyerek,sanki orada bir KOMÜNİST PARTİ varmış gibi,bilinçleri bulandırmasın.
Sermaye ,keşke diyordur tüm ülkelerde de Çin'deki gibi "KOMÜNİST" PARTİ olsun.
Rahat,rahat,acımasızca emeği sömüreyim.
Hem de en ufak bir baş kaldırı,bir dikelme olmadan.
veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 28 Mart 2012, 00:16:29
Bir kez yolunu şaşırdınmı,artık iflah etmen olanaksızdır.
Çırpındıkça batarsın,battıkça çırpınırsın!
Bu bağlamda baktığımızda,Marksizm'in reddiyesi seni SINIF KAÇKINI yapar.
Birde bakmışsın ELVEDA PROLETARYACILARIN yanında saf tutmuşsun!
Bu topraklar Tekel Direnişini yaşadı!
Biz İşçi Sınıfı öğreniyor derken,birileri çıktı onları direnişten vazgeçmeye,evlerine dönmeye çağırdı!
Aynı saatlerde Başbakanda TV lerde işçilere evlerinize dönün çağrısı yapıyordu!
Birileri çıktı,utanmazcasına işçileri dilencilikle suçladı!
Hatta daha da ileri gitti ve işçi sınıfını sadaka peşinde koşan bir sınıf olarak niteledi!
Bu sanal alemde,sanal çöplüklerde bunları hep beraber yaşadık.
Şimdi Sanal Çöplüğün en pis kokanında,o pis kokuyu en fazla yayan biri çıkmış, aklınca dalga geçiyor yapılan bunca eylemle!
Ona göre işçi grev yapmayacak,öğrenci demokratik hakları için mücadele etmeyecek.
Bunları yaparasa,militarist güç dahada güçlenecek!
Aynı çöplüğün bir başka üyeside bir zamanlar,Devlete karşı savaşmayın,ondan talepte bulunmayın,onu meşru kılarsınız diyordu!
Aslında bunlar yeni ortaya konan şeyler değil.
Marks 1.5 asır öncesinden bu soytarıların akıl hocalarıyla bakın nasıl dalga geçmiş!
"İşçi sınıfı kendi başına bir politik parti oluşturmamalıdır; hiçbir mazeretle politik eyleme girişmemelidir, çünkü devletle savaşmak devleti tanımaktır. İşçiler grev yapmamalıdır; çünkü birisinin ücretini yükseltme ya da düşmesini önleme mücadelesi ücreti tanımaktır: ve bu işçi sınıfının kurtuluşunun ölümsüz ilkelerine aykırıdır!"
“Burjuva devletine karşı politik mücadelede işçiler yalnız ödünler koparmayı başarırlarsa, uzlaşma suçunu işlerler; bu da ölümsüz ilkelere aykırıdır. İngiliz ve Amerikan işçilerinin alışkanlıkları olan tüm barışçıl hareketlerden tiksinilmelidir. İşçiler çalışma gününe yasal bir sınır koyma mücadelesine girmemelidir, çünkü bu patronlarla uzlaşmadır, tek sonucu patronların on dört ya da on altı yerine on ya da on iki saat sömürmesidir. On yaşın altındaki çocukların fabrikalarda çalışmasının yasaklanması için de uğraşmamalıdırlar, çünkü bu şekilde on yaşın üzerindeki çocukların sömürülmesine son vermiş olmazlar: böylece yeni bir uzlaşma yapmış olurlar, bu da ölümsüz ilkelerin saflığını bozar. "
"Kısacası, işçi sınıfı kollarını kavuşturmalı ve politik ve ekonomik hareketlerle vakit geçirmeyi bırakmalıdır. Bu hareketler kısa vadeli sonuçlardan başka bir şey üretmezler. Gerçekten dindar insanlar olarak gündelik ihtiyaçlarla dalga geçmeli ve inanç dolu bir sesle bağırmalıdırlar:" ( Karl Marks -Politik Kayıtsızlık)
Yukardaki paragraflarda bu baylarla dalga geçen Marks,aşağıdaki pragrafta yeter bu kadar dalga geçmek diyerek suratlarına TOKATI yapıştırıyor.
"Politik kayıtsızlığın havarileri kendilerini bu kadar açıkça ifade etmiş olsalardı, işçi sınıfı onlarla ilişkisini kesip atar ve bu doktriner burjuva ve konum değiştirmiş beyefendilerden kurtulurdu, bunlar o kadar aptal ya da saftır ki işçi sınıfının her türlü gerçek savaş aracına karşı çıkarlar. Çünkü mevcut toplumda savaşın yürütüleceği silahlar ve bu mücadelenin ölümcül koşulları, bu sosyal bilim doktorlarının özgürlük, otonomi, anarşi adları altında tanrı katına çıkardıkları idealist hayallerine kolay kolay uyum sağlayamazlar. Neyse ki, işçi sınıfı hareketi bugün bu kadar güçlü olduğundan bu hayırsever sekterler politik mücadele hakkında ilan ettikleri büyük doğruları ekonomik mücadele hakkında tekrarlamaya cesaret edemiyorlar. Bunları grevlere, sendikalara, meslek birliklerine, kadın ve çocuk emeği üzerine yasalara, çalışma gününün sınırlandırılmasına vs. uygulamak için fazla korkaklar. "
Ne yazık ki bugün özellikle sınıf hareketinin dibe vurduğu bu gericilik dönemlerinde bunlar aptal cesaretleri ile bu korkularından vazgeçmiş görünüyorlar.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 07 Nisan 2012, 16:54:43
Kendine "Sosyalist" Forum diyen Sanal Çöplükte,bir aklı firari bir konu açmiş!
Konu başlığıda "KÜRTLERİ SOSYALİSTLEŞTİREMEMEK"
Her forumda böyle aklı firariler olabilir.
Hatta bunlar niyetten bağımsızda bu tür konular açabilir.
Ama kendini SOSYALİST olarak tanımlayan bir forumun yönetiminin yapması gereken,hemen bu başlıklı konuyu forumdan kaldırmak ve bunu açan kişiyi uyarmak olmalıdır.
Oysa ne yapılmıştır!
Her zamanki gibi,REYTİNG uğruna bu seferde KÜRT ÖZGÜRLÜK HAREKETİ kullanılmış,bırakın konuyu kaldırmayı,konu daha da provoke edilerek forumda yer alan siyasi oluşumlar,biribirine girmiştir.
Bu ne UTANMAZLIKTIR Kİ,birisi çıkıyor ve açıkça,Kürtlerin iradesini hiçe sayıyor,onların iradesine hakaret ederek,onları SOSYALİSTLEŞTİRMEKTEN BAHSEDEBİLİYOR.
Bu açıkca bir halkın iradesini ipotek altına almak,ona kendi iredesini dayatmaktır.
Bunun adı SOSYAL ŞOVENİZMDİR!
Bırakın Kürt Halkı Sosyalistleşip,Sosyalistleşmiyeceğinin kararını kendisi versin!
SİZ KİMSİNİZ YAHU!!!
Kimse kendini kandırmasın.
Gerçek Kürt Yurtseverleri kimin dost,kimin düşman olduğunun bilincinde!

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Solplatform - 11 Nisan 2012, 23:01:45
Solplatform.in adlı  forumu önce hackleyerek sonra da gayri ahlaki bir siteye yönlendirerek  ortadan kaldırmayı hedefleyen kendini bilmezler,akabinde de forumu gasp  etmişlerdir ; şimdilerde ise solplatform.in sitesini çöplüklerine  yönlendirerek yapmış oldukları iğrençlikleri hem kabul etmiş oldular,  hem de yeni bir çirkinliği daha hanelerine yazdılar.

Artık açıklamak zamanı gelmiştir; sanal alemde tek olma amaçlarını  Marksizme saldırmak ;Marks,Engels ve Lenin’e hakaret etmek temeline  dayandıran bu grup tüm pervasızlığıyla ortalığa düşmüştür.

Bu kürt düşmanı zevkli.org müdavimi reis ve hempaları devrimci ahlaktan  nasiplenmemişler ordusu, bilimsellikten uzak görüşleri özellikle gençler  üzerine empoze etmek nedenli sanalda tek olmak adına yaşamlarını korku  üstüne inşa ettiklerinden adı sosyalistforum kendisi faşist yöntemleri  benimseyen forum yönetimi nasıl yaparız da diğer forumları ortadan  kaldırırız hesabını yaparken duvara toslamıştır ve solplatform.in isimli  siteyi kendilerine yönlendirerek  zayıflıklarını,korkularını,zavallılıklarını açığa çıkarmışlardır.

Korkuları, psikolojik rahatsızlıklarını kontrol eder duruma gelmiştir  ;çünkü korku riski kabul edemez. “Yürürken bir yol ayrımına ulaştığında  onu kabul et ! “ söylemi rasyonel aklın görüp uygulayacağı bir olgudur.

Çaresiz kalışları; bu korkakları, bu güne değin açıkça düşman saflar  olarak gördükleriyle hesaplı bir işbirliğine dahi götürecek denli  büyüktür.

Burada isimlerini tek tek vermeyelim, kendilerinden ayrılıp da M-L  ilkeler bağlamında farklı forumları hayata geçirenleri gördükçe  korkuları depreşen bu düşkünler bilimsellikle,bilgiyle karşılarına  geçemedikleri gruplar için mafyavari çözümlere başvurmakta ,bulanık  akıllarıyla hayatın gerçekliğinden kopuk işlevlerle sarmaş-dolaş  vaziyette gün geçtikçe güdükleşmektedirler.

Bir dönüp arkasına baksa kimler ,hangi kalemler , doğru düşünen beyinler  terk-i diyar eyledi de şu anda kimlere sarılmış . En çok korktuğu şey  başına geldi ve forum elinden resmen alındı ,geçmişler olsun; uydu  durumuna gelindi artık. Argo söylemlerde bulunmaya devam edin ,edin ki  cümle alem gülmeye devam etsin . Yaşadıkları yıkımın,çaresizliğin sonucu  oluşan gerginliklerini iğrenç yöntemlerle geçiştirmeye kalmak çözümü  değil şu anda olduğu gibi çıldırmış vaziyette çözümsüzlüğü getirir.

İşitme ve görme duyuları dumura uğramış olanlar şunun farkında değiller  hüküm verilmiş ve bitmişsiniz. Bu çırpınmalar can havlinden ve doğal  karşılanıyor.

Velhasılı kuyruktaki yağ etraftaki anlamlı sıcaklıktan erimiş ve kuyruk  tutulamamaya başlanılmıştır ; bu fiziksel durumun yol açacağı - açtığı  sonuç çok bilinmeyenli değildir.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Solplatform - 14 Nisan 2012, 13:28:31
Kendine "Sosyalist" diyen Sanal Çöplüğün bezirganbaşı ,Ispara Alp'in ülküdaşı,Zevkli Org sitesinin REİSİ,düne kadar kürt halkının önderine ettiği küfürlerin üzeri kurumadan,bugün yüz seksen derece çark eden ve tükürdüklerini yalamaya çalışan namı-değer 1955 yine "Sosyalizm" Okulunda,Küfür Edebiyatına yeni bir kavram kazandırmış "Veled-i Zina"
Bu Forum Bezirganının bu tür tavırları yeni değil!
Normalde bu tür bir kavramın,bir katılımcıya kullanılması cezai yaptırım gerektirsede,bu ceza zaman zaman hiç uygulanmamış,ya da katılımcıların artan tepkisi karşısında,göz boyamak için danışıklı cezaya başvurulmuştur.
Efendisini bu zor durumdan kurtarmakta,çöplüğün FARESİNE düşmüş,alel acele bir KOMPLO TEORİSİ üreterek, sanki birileri Çöplüğü ele geçirmek istiyorlarmış gibi,mağduru oynayarak,1955 i mağdur ilan ederek,misyonunu yerine getirmiştir.
NE GÜZEL MEMLEKET!
Hem karşındakine Veled-i Zina de,hemde mağduru oyna,ağlama duvarında sahte göz yaşları dök.
Bir kaç sözde Yurtsever Partililere!
Sizde artık yalvarıp,yakarmayı bırakın!
Onurlu olun,dik duruş gösterin!
Çöplükten yayılan pis kokuları teneffüs ederek kendinizi zehirlemeyin.

Solplatform.biz
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Solplatform - 14 Nisan 2012, 18:50:02
Kendine "Sosyalist" diyen Sanal Çöplüğün bezirganbaşı ,Ispara Alp'in ülküdaşı,Zevkli Org sitesinin REİSİ,düne kadar kürt halkının önderine ettiği küfürlerin üzeri kurumadan,bugün yüz seksen derece çark eden ve tükürdüklerini yalamaya çalışan namı-değer 1955 yine "Sosyalizm" Okulunda,Küfür Edebiyatına yeni bir kavram kazandırmış "Veled-i Zina"
Bu Forum Bezirganının bu tür tavırları yeni değil!
Normalde bu tür bir kavramın,bir katılımcıya kullanılması cezai yaptırım gerektirsede,bu ceza zaman zaman hiç uygulanmamış,ya da katılımcıların artan tepkisi karşısında,göz boyamak için danışıklı cezaya başvurulmuştur.
Efendisini bu zor durumdan kurtarmakta,çöplüğün FARESİNE düşmüş,alel acele bir KOMPLO TEORİSİ üreterek, sanki birileri Çöplüğü ele geçirmek istiyorlarmış gibi,mağduru oynayarak,1955 i mağdur ilan ederek,misyonunu yerine getirmiştir.
NE GÜZEL MEMLEKET!
Hem karşındakine Veled-i Zina de,hemde mağduru oyna,ağlama duvarında sahte göz yaşları dök.
Boş yere çabalama Çöplük Faresi!
Pisliklerinize Sol Platformu bulaştıramazsınız!
Sol Platform hiç bir zaman bu tür ayak oyunlarına,burjuva entirikalarına başvurmamıştır.
Her türlü yalan,dolan,entirika,ayak oyunu sizi var eden olgulardır.
Sizde utanma olsa,birazcık yüzünüz olsa,bir keresinde porno sitesine yönlendirdiğiniz,bir keresinde HACK ettiğiniz ve sonundada içerdeki ajanınızla GASP ettiğiniz SOL PLATFORMA yaptıklarınızdan sonra sizde olmayan,size hiç uğramamış DEVRİMCİ AHLAKTAN bahsetmezdiniz!
Çürük diye nitelediklerin,çöplüğün farkına vararak, çöplüğün yaydığı o pis kokudan kendini uzaklaştıranlardır.
Çöplük ancak senin gibi bu kokuyla besenen lağım fareleri için vardır.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: devrim yolunda - 14 Nisan 2012, 21:10:47
Bir süredir solplatformda yazıyorum.Birçoklarının aksine sosyalistforumdaki hesabım durmasına ve banlanmamasına rağmen öncesinden forumdan uzaklaştım ve son aylarda 2-3 yazıyı geçmez sosyalist forumda yazdığım yazılar.Onlar da kısa yazılardır.Onlar Blanquizm yalakalığı yapar Marksizme küfrederken kendimi kendine "sosyalist" diyen bir forumda Marksizm savunusu yaparken buldum ve terkettim forumu.

Burada hatam bu kadar fazla dayanmamdır o foruma.Yazı yazmam,meşruiyet kazandırmamdır.

Öyle zamanlar geldi ki forumdan bir şeyler okuyan insanlar,gerçek hayatta Marksizmle alakası olmayan fikirleri gelip bana sorduklarına şahit oldum.İnsanları kirlettiğine...

Bu forumun hit aldığı her anı sosyalizme hakaret olarak görüyorum.Saflığına bir küfür.

Kendini tanrı sanan bir harem ağası ve erlerinden oluşan bir forum.

Kirlenmiş,küfür hakaret ve hit amaçlı sahte tartışmalardan oluşan bir forum.

Burada son bir kaç gündür yazdıklarımı,son bir yıldır polemiklerin içinde boğulmaktan yazamadığım forum.

Pornografik derecede küfürler içeren birilerinin mastürbasyonu olan forum.

TKP'liyim.Kimileri sever kimileri sevmez.

Kimilerinin sosyalizm yolu farklı akar.

Fakat bu uğurda savaşan hiç bir örgüt,verilen bunca emeğe rağmen,sosyalizm için kalbi atan bunu düşleyen bunca emekçisine yoldaşına rağmen küfür konusu olmaz.

Bu forumdayım çünkü,örneğin forumun kıdemlisi Veda'nın tüm karşıtlığına rağmen tartışabiliyoruz.Saygımızı koruyabiliyoruz.En kötüsünden yarın içimizden birinin başımıza bir şey gelse arkamızı dönmeyeceğimizi biliyoruz.Farklı yollar farklı sözlere rağmen aynı rüyayı görüyoruz.En azından ben böyle görüyorum.

Veda bilir.O forumum ilk taşlarının döşenmesinde TKP'lilerin çok emeği vardır.Uzun zamandır ise che_1955 bu partinin üyelerine veled-i zina diyecek kadar aşağılıklaşmış,bir burjuva patroncasına gücüne tapmış,kendine biat etmeyen herkese yaptırım uygulamış,açıkça zevkli.org'daki faşistliğinin karşılığını verircesine istediği zaman istediği kişiyi itmiş istediği zaman çekmiştir.

Bugün ise "Sosyalist" Forum Ürün-TKP tartışmasında "tavır koymuş".Artık kendilerini ne sanıyorlarsa...

Kimileri haklı kimileri haksız bulur.Fakat bugün yıllardır olmayan,solcular arasında çiğnenmeyen bir kural çiğnenmiş bir parti başka bir partinin ismini almıştır.Bugün 70'lerde olsaydık sanırım şu an olanlardan çok da fazlası çok daha kötüsü olurdu.Ve sanırım şunu kimse reddemez ki,bugün hangi parti olursa olsun kendi adında bir parti kurulsa bizden fazlasını yapar,azını yapmazdı.

Kaldi ki olayların çoğunun tek taraflı yansıtıldığını,var olan TKP düşmanlığı için bir fırsat bir karalama çalışmasına dönüştüğünü görüyorum olanların.

Olanları meşrulaştırmak için yazmıyorum.

Fakat devrimci şiddet midir mesele?Öyle ise kim bu taşı bizlere atacak kadar masumdur?

Evet bu tür olaylar olmasın.

Fakat bugün kim bizi şiddet özentisi olmakla suçlayabilir,sol içi kavgadan bugüne kadar hep uzak durmaya çalışan bizleri?

Herneyse demem odur ki.

Ben sosyalistim ve bir sosyalistin örgütü olmak zorundadır buna enerjisi oldukça.

Bunun için mücadele ediyorum ve sosyalizmi düşlüyorum.

Kimilerine göre doğru kimilerine göre yanlış.

Ama hiç bir şey bunun önünde değildir benim için.

Şu an bu örgütteysem,benim onurumdur aynı zamanda partim.

Elim kolum mücadele aracım.Lenin'den böyle gördük.Yaşatacağız.

Bugün bu forumdaysam bu benim forumun bu uslubunu koruyacağuna olan inancımdandır.

Aksi söylenecekse şimdiden çeker giderim.

Ama şimdiden...

Dostça...
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Koba2052 - 14 Nisan 2012, 23:16:04
Blanquizm yalakalığı .*
Sevgili kardeşim. Diğer yazdıkların konusunda seninle tartışacak değilim. Aranızda geçen olaylardır.Hiç bir şekilde karışmak istemem.Beğenmediğim olaylar var tabi.Her yerde de oluyor bu. Forumlar işte.
  Marksizm 'e karşı sunulan ,Blanquizm  dayatmasını bende etik kurallar içinde bende eleştirdim.Tabi ki karşı tarafla mütalaa yapmadan. Zaten yapılması gerekende bu .Herkes istediği ideolojiyi yüceltebilir..Marksizm'de bizim için en doğrusudur. Onlar içinde Blanquizm  gömleği giydirilmeye çalışılan Leninizm.Biraz ucube gibi görülse de ,seçenlerin tercihi bu.Bize eleştirmek düşer.
  Benim rahatsız olduğum, seçtiğin tamlama* ,Blanqui yalakalıkla bir anılacak (kesinlikle) bir kişi değildir. Saygı duyulması gereken  bir devrimcidir.
 Bu yüzden uyarıyım dedim. Yanlış isem düzeltebilirsin.
 Aşağıda ki alıntıyı sol bir siteden kopyaladım. Açıkça söylemek gerekirse benimde konu  hakkında  (Blanqui ) bilgim sınırlı .

BLANQUİ, LOUİS AUGUSTE         
1805 doğumlu ünlü Fransız devrimci. Blanqui'nin gerek fikirleri, gerek eylem ve devrim biçimi. Philippe Buonarotti vasıtasıyla Babeuf'ünküne benzer. Blankizm, Karl Marx'ın girdiği ilk komünist örgüt olan Haklılar Birliği (League of the Just) dahil olmak üzere 1848 devrimine kadar neredeyse tüm Avrupa devrimci hareketlerine, 1870 Paris Komünü'ne kadar da yine Kıta'nın ihtilalci gruplarının önemli bir kısmına ilham veren akımdır. Paris Komünü ayaklanması sırasında burjuva hükümeti tarafından rehin tutuluyordu ve Komün yönetimi onun serbest bırakılması için elindeki bütün tutukluları geri vermeyi teklif etmesine rağmen Thiers hükümeti reddetmişti. Blanqui daha ilk gençliğinde radikal cumhuriyetçi hareketlerin içine girdi. Sonraları radikal cumhuriyet ve laik düzen yanlısı bir sosyalist olarak hükümetleri devirmeye yönelik çeşitli devrimci gruplar oluşturdu. Blankizmin devrim stratejisi, Fransız Devrimi'ndeki küçük grupların gizlice örgütlenip, sonra silahlı kalkışma yoluyla, halkı da içine katarak mevcut rejimi silah zoruyla devirmek üzerine kuruluydu. Bu çalışma biçimine komplo (conspiracy) deniyorsa da bugün komplonun ifade ettiği daha geniş ve biraz da hilekarlık içeren bu kelime o günkü konspiratif örgütlenme için tam bir karşılık oluşturmaz. Babeuf ve Blanqui'nin konspiratif örgütlenmesine bugün en iyi uyan terim 'illegal gizli örgüt'tür denebilir. Ömrünün neredeyse yarısını hapislerde, diğer kısmını ise aktif ayaklanma örgütçülüğü ile geçiren Blanqui aynı zamanda sol gazetecilik anlayışına da yazılarıyla önemli katkılarda bulunmuştur. Blanqui, 1 Ocak 1881'de yine siyasal içerikli bir hitabette bulunduktan sonra felç geçirerek öldü.

 MARKSİZM -LENİNİZM , HALKLARIN  KURTULUŞUNUN IŞIĞIDIR.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: devrim yolunda - 14 Nisan 2012, 23:25:51
Koba2052,

Blanqui saygı duyduğumuz devrimcilerden biridir.O anlamda söylemedim.

Mesele Blanqui'nin arkasına saklanıp Leninizmin birikimine küfretme durumudur.

Mesele Marksizmi ıskartaya çıkarma sorunudur.

Dostça...
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Abel Santamaria - 20 Nisan 2012, 13:19:29
Öncelikle böyle bir başlığa yer verdiği için SOLPLATFORM.BİZ ’e teşekkür etmeyi borç bilirim.

Sosyalistforum’da neler oluyor diyorum, belki de Sosyalistforum gerçeğini önceden bilmediğimden. Bilmeyen kalmasın istediğimden ise, bu yazıyı yazıyorum.

Bir başlıkta ‘son yazı’mı yazıyordum. Çünkü partimiz Türkiye Komünist Partisi’nin propoganda bölümü forumdan haksız biçimde çıkartılmıştı ve yoldaşlarımız sürekli bir biçimde banlanıyorlardı. Şahsımıza küfürler yöneltiliyor, fakat forum yönetimi sadece küfür edenleri kolluyordu.

Küfür edenler çünkü, zaten forum yönetimi idi.

Sosyalistforum’dan banlanmama sebep olan, yazdığım andan birkaç dakika sonra hemen silinen bu yazıyı sizlerle burada paylaşmak istiyorum.

Bu bir çağrıdır değerli dostlar!

Sosyalistforum’un anti-komünist hatta anti-demokratik yönetiminden rahatsız olan dostlar, yoldaşlar, gelin, SOLPLATFORM.BİZ’E güç verin! Bu forum, devrimcilerin forumudur, Sosyalistforum gibi karşı devrimcilerin egemen olduğu bir forum değildir!

İşte bir yazıyı bile yayınlamaktan korkanların, korktuğu yazı:

“Sosyalist Forum üyeleri, ziyaretçi dostlarımız…

Ürün ve TKP arasındaki saldırılar karşılıklı bir biçimde yaşanmıştır, bunu çeşitli argümanlar ile(fotoğraf, vidyo) kanıtladık, gördük. Kimse tek tarafı mahkum edemez elbet...

Fakat…

Önce ‘elde sopa ile saldırdılar’ dediler bizlere Ürün’ün delikanlı korkakları, elde sopa olan biz değildik.

‘Kendimizi savunmayalım mı?’ dediler, Komünist satışı yapan yoldaşlara saldırıp bürolarına sığınan Ürün'cüleri söz konusu bile etmediler.

Asıl saldırı Komünist gazetesi satışı yapan yoldaşlara yapılmıştı. Yayın bir örgüt için neyi ifade eder uzun uzun anlatmak konumuzun dışında bir meseledir. Ne Yapmalı'yı okuyan her komünist yayının ne anlama geldiğini gayet iyi bilir.

Saygısızca, yayınımızı talan ettiler. Fotoğrafladık, gösterdik.

Kendimizi savunacaktık elbette, saldırıya uğradık, sokaktan kaptığımız viledalara ‘demir sopalar’ dediler, ellerinde demir sopalarla, joplarla aşağıya indiler.

Kim mi indi? 60 yaşında bir komünist indi, elinde sopa!

Komünist satışı yapan yoldaşlarımıza saldırmaları yetmedi, elde sopa yaşını başını almış Türkiye Devrimci Hareketi’nin değerlerini siper ettiler kendilerine!

Aradan çekmeye çalışmadık mı onları? Görüntüler mevcut, çalıştık!

Bize saldırmaya devam etmedi mi, etti!

Sonuçta ne oldu?

Ürün 'büromuza saldırdılar, yaşlı komünistlere el kaldırdılar' buyurdu.

Aksini kanıtladık, fotoğraflar koyduk, vidyolar mevcut dedik.

Parti açıklama yapmadan önce, haberi alır almaz kardeşimi aradım, İstanbul’u. Olayı birinci elden dinledim. Daha parti açıklama yapmadan önce, Ekşi Sözlük’te bir yoldaşın olayı anlattığı yazıya denk geldim, kardeşimin anlattıkları ile aynıydı.

Ertesi gün, parti açıklama yaptı. Ekşi’deki yoldaşımızın ve kardeşimin aktardıkları ile aynı doğrultuda, birbirini destekleyen bir açıklamaydı bu.

Biz mi yalan söylüyoruz peki?

Bizim yalan söylediğimizi öne süren bir arkadaş çıkarsa, ona diyeceğim ki o zaman: ‘Olayın canlı tanığı olan kardeşim, Ekşi Sözlük’teki bir yoldaşımız ve parti bizden dahi gizleyerek organize bir yalan uydurdular o halde. Ve bunu farklı zamanlarda birbirinden habersiz biçimde yazdılar, söylediler. Öyle mi?’

Komik değil mi?

‘Yalan söylediniz tabii, kardeşin, yoldaşın ve partiniz sizi bile kandırıyor.’ Diyen adam komik tamam da, Ürün’ün siyaseti trajik bir hale gelmiş bulunmaktadır. Ee, kolay mı, yıllar yılı tek örgütlenme alanın masanın başı olacak, parmaklarının ucunda klavye, TKP düşmanlığı pompalayacaksın. Tek siyasal girdisi bu olunca bir oluşumun, zor olur hayata tekrar geri dönmeye çalışmak elbette.

Yıllar yılı alanlarda, sokaklarda, fabrikalarda, okullarda ‘KOMÜNİST’ismini meşru kılan biz değil miydik?

TKP isminin yasak olduğu, karalandığı, istenmediği dönemde, bu partiyi ayağa kaldıran biz değil miydik?

Kemal OKUYAN’ın 29 Ocak günü Ankara’da yaptığı konuşmadan alıntı yapacak olursak:

“Türkiye’de solun önemli bir kesimi ‘ha devlet sektörü, ha özel sektör’ dediği sırada ‘özelleştirme sınıfa saldırıdır’ diyerek, kamuculuğu bayrak yapan hangi partiydi?

Sosyalist iktidar perspektifinden hiç ödün vermeksizin, yurtsever ve aydınlanmacı yanını her zaman güçlü tutan hangi partiydi?

AKP’nin gerçek yüzünü ilk deşifre eden, solu açık ya da örtülü bir biçimde AKP’cilik konusunda ısrarla uyaran ve şimdi herkesin birbiriyle yarışmaya başladığı AKP karşıtlığını ilkeli bir biçimde sürdüren hangi partiydi?

Herkes, Arap Baharı’na ‘devrim oluyor’ diye yaklaştığı bir sırada, ‘Arap halklarının uyanışı iyi bir şey ama ortada devrim falan olduğu yok, emperyalistler insiyatif alıyor’ uyarısını yapan hangi partiydi?

Daha küçük ve belki daha önemli şeyler de var. Kadro eğitimlerinde, üye eğitimlerinde siyaseten, kendisine uzak düşünürlerin, siyasetçilerin eserlerini, kitaplarını okutan, yayın evinde, bu düşünürlerin, siyasetçilerin kitaplarını basmaya cesaret eden, Türkiye’de hatta Dünya’da başka bir parti var mı?

Başkanlık, sekreterlik gibi, Türkiye söz konusu olduğunda sadece çürüten, cılkı çıkarılan kimi olguları tamamen bir kenara bırakıp gerçekten kolektif bir önderlik kültürü yaratmak için uğraşan başka bir parti var mı?

‘Evet, başarısız olduk’ demekten çekinmeyen başka bir parti var mı?”

Liste uzar gider biz de eklemeye devam edersek. Neden mi bu kadar uzattım?

Ürün, 12 yıldır TKP düşmanlığı dışında ne yapmıştır?

Ürün’ün sitelerine, yayınlarına bir göz atın! Faşizm ile savaşmak yerine, bir devrimci örgüt ile uğraşmadıklarını kim söyleyebilir?

Bildirilerine, basın açıklamalarına bir bakın en azından, 10 bildiriden, basın açıklamasından 6-7’si ‘SİP şunu yaptı, SİP bunu yaptı! … Adımızı çaldılar, çaldırtmayız!’ biçiminde devam ediyor.

Dedik, ‘İsim tartışmasının vakti değil’ dedik. ‘Gerçek dünyaya geri dönün, mücadeleye devam edin’ dedik… Olmadı…

Ürün, 12 Eylül Davası kapsamında, trajik bir tarihsel hata yapmıştır.

Ankara'da AKP'nin hukuğuna sahip çıkmak için gittiler, koltuk değneği oldular gericilere, faşistlere. Hem de, TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ bayrakları ile gittiler. ‘Adımızı kirlettirmeyeceğiz’ dedik, sol içi şiddeti savunur olduk!

Siz vermiyorsunuz hesabını ama, parti bürolarımıza gelip insanlar ‘TKP nasıl oraya gider, AKP’nin 12 Eylül’ü yargılayamayacağını söyleyen siz değil miydiniz?’ diye bize hesap sordular!

Ne yapacaktık? ‘Siyaset yaptırmayacağız’ dedik evet, bu bir tercih değil zorunluluktu!

Düşünün, ‘Gerçek Halk Cephesi biziz, onlar çakma komünist, biz gerçeğiz’ demekten vazgeçmeyen bir oluşum var HC’nin karşısında. Yetmiyor o oluşum gidip Cephe’nin siyasetine taban tabana zıt bir açık hava toplantısında yerini alıyor, Cephe’nin bayraklarını oraya taşıyor!

Cephe ne yapardı?

Aynı şeyi, EMEP düşünsün, ESP düşünsün, ÖDP düşünsün, BDP düşünsün! Ne yapardınız?

İsmimizi kirletmeye kalkıştılar. Gerici basında bu yüzden boy boy yer aldılar!
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Abel Santamaria - 20 Nisan 2012, 13:20:20
Yazının devamıdır:

"Sol içi şiddete karşıyız. Ama ne yapacağımızı, nerede nasıl duracağımızı bileceğiz! Türkiye Komünist Partisi'nin bunca yıllık emeğini kirletmeye kalkışan kendini bilmez insanlara izin vermeyeceğiz!

Hadi biraz düşünün tekrar... Geçen sene Yurtseverler bize saldırdığında neredeydiniz?

Hadi biraz düşünün, bu defa daha denk bir örnek olsun. Yurtsever Cephe çalışmamızı başlattığımız sırada, bize bu isimle siyaset yaptırmayacağını ilan edip durmaksızın saldıran Yurtseverler'e neden karşı durmadınız?

Sizin meseleniz sol içi şiddete karşı olma meselesi değil ki, işiniz Türkiye Komünist Partisi'ne çamur atmak! Sizin işiniz başka bir şey değil, politikasını anti-TKP üzerinden kuran, tüm siyasal girdileri bu yönde olan bir hareket mi buldunuz, yapışın, sakın bırakmayın!

Siz bize sarın, biz burjuvaziye, faşizme. Kendinizle karıştırmayın yani bizi.

Toparlayalım...

Saldırı oldu da, tek suçlu TKP mi beyler?

Ürün de saldırmadı mı?

Ürün'ün hiç mi suçu yoktu?

Sosyalist Forum, açıkça göstermektedir ki, taraf tutmuştur! Bu tarafçılığı sadece ÜRÜN-TKP arasında da göstermemiştir.

Sosyalist Forum adam kayırmıştır!

Forumun yöneticilerinden olan che_1955 mahlaslı insan(!) bana küfür etmiştir, bana hakaret etmiştir, bana iftira etmiştir, yetinmeyip beni tehdit etmiştir! Basın açıklaması yapan, hala örgütlü mücadeleyi sürdüren yoldaşlarımıza, TKP emektarlarına da bana ettiği gibi hakaret etmeyi bilmiştir.

Forum yönetimi, bu adamı savunmaktadır. Hiçbir yaptırım uygulanmamıştır. Tüm bunları deşifre etmeye kalkışan kişi, ben Türkiye Komünist Partisi üyesiyim.

che_1955 mahlaslı yaşını başını almış adam bu forumda duracaktır. Ama ben şahsım adına söylüyorum, bu forumda durmayacağım. Bu forum kirlenmiştir. Bu forum böylesi adam kayırmalar olduğu sürece çöplükten başka bir şey değildir.

Bir yoldaş, Vedat Türkali için, AKP'ye mektup yazarak TKP'yi şikayet etmesi üzerine, 'bunamış' demişti sadece. Bu arkadaş yanlış hatırlamıyorsam sıcağı sıcağına, bekletmeden hiç, 1 hafta banlanmıştı.

Şimdi Sosyalist Forum, sıkı durun! O iğrenç, kirli, pis dilin yazdıklarını virgül oynamadan buraya aktarıyorum, che_1955 mahlaslı 'bunak' forum yöneticisinin sözleridir bunlar, ve hiçbir yaptırım söz konusu olmamıştır!

"sizlerde ahlak namus olsaydı bu resimleri yayınlamadan önce bana karşı özeleştiri vermek zorunda hissederdiniz kendinizi."

(TKP emektarlarının fotoğrafları, basın açıklamasındalar. Özeleştiri istiyor bizden, bunak dediğimiz için. Ona bunak dememin tek sebebi, bir yoldaşıma 'yeni yetme' demesinden kaynaklıydı. Acaba kendisi özeleştiri verdi mi de bizden istiyor? Ama neden versin ki, o bu forumun imparatoru değil mi?!)

"Resimlerde olan insanlar hatır için gelmiş,Komünistlik adını duyup gelmiş insanlar. İşte bunak diye tabir ettiğiniz insanlar bunlar."

(Örgütlü mücadeleyi sürdüren TKP emektarlarına hakaret ediyor. Kendisi Türkali'ye bunak dediği için bir TKP'li yoldaşımızı bizzat banlayan şahıstır ama aynı zamanda.)

"ahlaksızsınız."

(Aynı yazısından alıntıdır.)

"Önceki çok yakın yazılarımdan birinde İstanbul İGD'ye evlendirme bürosu,olsa olsa bunlardır demiştim."

(Örgütlü mücadeleyi sürdüren TKP emektarları için yaptığı iğrenç yakıştırma.)

"kimseye velet lafı etmem,edersemde türkçe karşılığı "Onun bunun çocuğu" diyerek ederim."

(Velet demez-miş, 'onun bunun çocuğu' dermiş. İşte siyasal bir tartışma böyle yürütülür(!))

"senin terbiyene güvenerek seni örneklemiştim ama sen tam veledi zina çıktın"

(Bana kendileri 'veled-i zina' demekteler. Bunun Türkçe karşılığı herkesin affına sığınarak yazmak zorundayım 'or..pu ço..ğu'dur. Bu küfürlerinden biriydi.)

"bu lafları hak ettin."

(Küfür ettiği yazısından alıntıdır)

"sen Devletin ya örtülü provokatörüsün yada Kemal Okuyanın kıç yalayıcısı iyi bir militanısın"

(Forumda denk gelmiştim, bir forum üyesine iftira atılmıştı, provakatörsün diyerek. İftirayı atan kişi kanıtlayamaz ise ya 'susacak'mış, ya da 'yaptırım uygulanacak'mış. Beni devletin provakatörlüğü ile suçlayan ahlaksıza diyorum ki, hadi kanıtla! Bir de küfür ediyor hala, 'kıç yalayıcısı'ymışım! İğrenç, beyni sulanmış, dili çürümüş pis herif.)

"yazacağın en ufak bir terbiyesiz lafta başına geleceklerin sorumlusu olursun."

(Yazdıklarımı çok içerlemiş bu adam belli ki, ona te yazdığım şey ise ‘bunak’tı halbuki, tehdit etmeye başlamış şimdi de. Ben de şöyle cevap vermiştim, 'tehditler savuracaksan yazıya dökmekle uğraşma, Hatay'dayım ben bilgine')

"Şimdi işine bak terbiyesiz."

(Aynı yazıdan alıntıdır. Onca küfür, hakaret, iftira, tehdit... Ve ben ise, buna rağmen terbiyesiz. O mu? O masum canım, Forum Yönetimi birbirini kollar sonuçta. Onun suçu günahı yok!)

...

Tüm yaşananların ardından, BORGA mahlaslı arkadaş ortaya çıkıp 'bu forumun sahibi benim' buyurmuştur. Ben de kendisine 'beyfendi' diye hitap ederek, olanları gözünün içine sokmuştum. Sonuç çok şaşırtıcı oldu(!) che_1955 mahlaslı Yağver amcaları, süresiz banlanmak şöyle dursun, hiç bir yaptırım ile karşılaşmadı!

che_1955, arasıra geçmişten laf açtığında soruyordum sana, söylüyordum: NEDEN KENDİ GEÇMİŞİNİ ANLATMAK İSTEMİYORSUN?

che_1955'in mail adresi ile uyuşan ve aynı mahlas ile yazdığı bazı yazılara rastlamıştım, bu yüzden soruyordum. Kemalist devrim güzellemeleri yapmak işine soyunmuş bir ulusalcıymış kendileri eskiden. Ama değerlerimize de hakaret edip, eskileri anlatıp edebiyat yapmasını da bilir hani. Yazdığı bu şoven yazıların üzerinden, aradan çok zaman geçmiş değil forum okuyucaları. Kendisinin ne olduğunu gayet iyi bilmekteyiz yani biz, ‘edebiyat parçalama’ dememiz bundandır. Bilmem anlatabildim mi?

...

Bu forum kirlenmiştir, bu forum çöplükten ibarettir. Burada adam kayırmak ile meşgul forum yöneticileri vardır. Burada kendi siyasetini TKP ve CEPHE düşmanlığı ile yürüten bir güruh egemendir. Burası sanıldığı gibi 'sosyalist' bir forum olmaktan çoktan çıkmıştır.

Bu foruma elveda yazımdır, yayınlanmayacak ve banlanacağım biliyorum. Sansür ve yazı makaslamakta üstüne yoktur çünkü Sosyalist Forum’un.

Buradaki bazı dostlarımdan kopmak üzücü olacaktır elbette...

Affınıza sığınıyorum yoldaşlar...

Eyvallah kardeşler, canlar, dostlar...

Yaşasın devrim ve sosyalizm!
Yaşasın Türkiye Komünist Partisi!”
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 29 Nisan 2012, 12:55:45
Çöplüğün çakma sahibi, 1 Mayısla ilgili bir bildiri asmış otonom imzalı.
Bildiri içeriğine baktığınızda,bir Marksist'in asla kabul edemiyeceği idealizme bulanmış bir dil ve uslubun kullanıldığı,ancak kendine "Devrimci" Müslümanlar adını veren oluşumun söylemleriyle örtüşen bir tarz görülüyor.

Haliyle çöplükte bazı kişiler doğal olarak hem içeriğe,hemde bu içeriği aktaran ve buram buram idealizm kokan bu dile tepki göstermişler.

Durur mu Çöplüğün Soytarısı!
Hemen atlamış ve tıpkı ustasından öğrendiği gibi hamasetle,popülizm yaparak aklı sıra Materyalizmi hedeflemiş.

Bunlar her fırsatta Marksizme karşı kinlerini kusan SINIF DÜŞMANLARDIR.
Bunlar elveda proletaryacı, bunlar sınıf kaçkınıdır.
Bunlar işçi sınıfını ağızlarına almaya korkarlar.
Ağızları yanar,dilleri kavrulur bunların.
Yine biz bu SINIF DÜŞMANLARINA karşı sözü NAZIMA bırakalım.

Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim,
akar suyun,
              meyve çağında ağacın,
              serpilip gelişen hayatın düşmanı.
Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına :
                            - çürüyen diş, dökülen et -,
                 bir daha geri dönmemek üzre yıkılıp gidecekler.
Ve elbette ki, sevgilim, elbet,
dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya,
dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle : işçi tulumuyla
                               bu güzelim memlekette hürriyet.. NAZIM HİKMET

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Solplatform - 05 Mayıs 2012, 16:25:49
Kişinin eylemliliği,benimsediği ve içselleştirdiği ideolojisinden bağımsız değildir.
Paylaşım sitelerinde de farklı bir durum gözlenmez.
Bu konuda en iyi örnek de,kendine "Sosyalist" Forum diyen SANAL ÇÖPLÜK.
İkide bir Aleksa verileri altında,tıpkı Burjuva Medyaları gibi forumun nicel konumunu  ortaya dökenlerin yaptıkları yine Burjuva Medyası gibi REYTİNG PEŞİNDE koşmaktır.
Bunlar için o forumda yer alan konuların içeriği,yapılan tartışmaların seviyesi hiç önemli değildir.
Varsa yoksa SAYI!
Varsa yoksa NİCELİK.
NİTELİK ise bol bol küfür,hakaret.
Hatta bu konuda ÇÖPLÜK, Guines rekorlar kitabına bile girebilir.
Çöplükten,oradaki pis kokulardan,burjuva ayak oyunlarından rahatsız olan arkadaşlardan öğrendiğimize göre,başta 1955  ve çöplüğün çakma sahibi Borga' nın birden fazla üyelik sahibi oldukları artık ayyuka çıkmış durumda.
Hatta 1955' in bazı yazılarının da,Borga tarafından yazıldığı bir gerçek.

Bunların Reyting arttırmada kullandıkları bir başka yöntem ise sahte üyeliklerle foruma girerek,aralarındaki denge pamuk ipliğine bağlı olan siyasi oluşumlar arasında provokasyon yaratarak kavga çıkartmak.
Bunlar, bu Sanalın NİCEL  olarak en büyük ama NİTEL olarak dibe vurmuş çöplüğünde yaşanmış gerçekler.

Başka forumların işleyişleriyle ilgili ahkam kesenlerin öncelikle dönüp bir kere AYNAYA bakmaları gerekiyor.

Solplatform.biz için sayı hiç bir zaman önemli olmadı,bundan böyle de olmayacak!
Bizim foruma kaç kişinin gelip,kaç kişinin çıktığı ile ilgili verilerle hiç bir işimiz yok.
Biz, REYTİNG peşinde değiliz.
Hatta bir bilen varsa yardımcı olsun,bugünden itibaren forum istatistikleri ile ilgili bölümü komple kaldıralım.
Bir de şu "Sosyalist" Forumu ağızlarından düşürmeyenler" hitabına değinelim:
Doğrudur,Marksizm'e küfür edenler,Marksizm Düşmanları,Sınıf Kaçkınları,Elveda Proletaryacılar her zaman karşılarında bizi bulacaklar.
Onların bu yukarda saydığımız sıfatllarını her fırsatta TEŞHİR EDECEĞİZ.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 12 Mayıs 2012, 00:26:57
Çöplüğün Marksizm Düşmanı,Sınıf Kaçkını korosu,hep bir ağızdan başladılar yine ELVEDA PROLETARYA türküsünü söylemeye!
Bu koronun başta gelen solistlerinden Hasan Karataş Zıtların Aşkı başlığı altında yazdığı yazıda,YORGAN GİTTİ,KAVGA BİTTİ diyerek,İŞÇİ SINIFI ile BURJUVAZİ arasında ,sınıf mücadelesi temelinde süren mücadelenin artık sona erdiğini dile getiriyor.
Hazret işi öylesine ileri götürüyorki,kokain çekmiş,ayakları yerden kesilmiş,pembe bulutlar üzerinde uçtuğunu sanan meczuplar gibi,önüne ne geliyorsa reddediyor.
Ona göre,düzen partileride,Komünist Partilerde,   BDP de aynı katagoride,insanlık adına utanılacak fiili temsil ediyorlar.
Bunca kavga,bunca verilen mücadele ve bu mücadelede yitirilen canların,ödenen bedellerin bu Hazretce hiç bir önemi yok.
Daha güzel bir dünya için verdikleri mücadelede yaşamını yitiren işçiler,emekçiler, gençler,ulusal baskıya ve asimilasyona,yok edilmeye karşı direnen ve bu uğurda yitip giden kürt yurtseverleri bu hazrete göre boş yere öldüler.
Bu satırları yazan Hazret aynı zamanda Çöplüğün çiçeği burnunda DANIŞMANI!
Bu bile Çöplüğün nereden,nereye geldiğinin ve neye hizmet ettiğinin somut bir göstergesi.
Birde bu koronun vokalistleri var!
Bunlardan İ.Seçil ise(Sol Platform katılımcıları,Tekel Direnişinde,Başbakanla aynı ağzı paylaşarak,işçileri evlerine dönmeye çağıran,işçileri sadaka peşinde koşmakla dilencilikle itham eden bu kişiyi iyi tanırlar),artık,Marks'ın iki temel sınıf olarak gördüğü Burjuvazi ve Proletaryanın hükümlerinin kalmadığını,başka sınıflar(sanırım uzaydan sınıf ithal edecekler) arasındaki mücadelenin toplumsal gelişimi belirliyeceğini  söylüyor.
 Ve bu savına, anlama özürlü olduğunu bir kez daha bizlere kanıtlayarak,Marks'ın artık Burjuvazinin bu toplumda asalak haline geldiğini anlatan,Komünist Manifestodaki alıntısını dayanak gösteriyor.
Oysa o alıntı açık biçimde Burjuvazinin ta o dönemde bile artık asalaklaşmış ve çürümeye yüz tutmuş bir sınıf olduğunu ve toplumla bağdaşmadığını,yıkılması gerektiğini söylüyor.
Bundan böyle bu korodan daha çok TÜRKÜLER dinliyeceğiz.
Ama bu Türküler Devrim Türküleri olmayacak!

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Ekim - 12 Mayıs 2012, 23:06:38
Kimlere yazılıyor bunlar ,Marksizm düşmanları ve sınıf inkarcılarına.Şimdilerde artı-değeri yorumluyorlar ki akıllara ziyan.

İyi ki varlar mahşerin dört atlısı da 32 kısım tekmil-i birden  izleniyor.  Sahi İ. Seçil de "Docendo discitur"  grubuna dahil edilse diyorum , yoksa yeterli görülmüyor  mu  diğerleri gibi "öğreten, öğrenir  "  sıfatlarına . Ortalık kırıldı  çakma teorisyenlerden .

Nasıl da unutuldu KÖH önderine yapılan hakaretler de şimdi başkaları dile getiriliyor.Ama  o zamanlar  (DD.Ö )- Docendo discitur 'dan önce - idi değil mi? Pardon !

"Docendo discitur"  'lerden biri demiş ya "onursuz insanlar savaşmazlar. didişirler"  Aynen çöplüktekiler gibi , bilimsel sosyalizmi inkar edip insanlarla uğraşırlar.

Evet ; çöplükteki inkar,çarpıtma ,yalan ve dolanlar burada her daim deşifre edilecek, genç beyinlerin doğruları öğrenmeleri sağlanacaktır.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: şibusa - 13 Mayıs 2012, 01:50:33
che_1955
 " Dostum bilimsel Sosyalizm nedir? Bunun pratiğini allahaşkına bana açıklarmısın? Veya birileri çıkıp yazsın şu nalet olası bilimsel Sosyalizm'i Teoriden öte pratiği nedir,artı değerin hangi isyanlarda,hangi Devrimlerde başat rol oynadığını,gevezeliğin hangi barikat savaşında yaşam bulduğunu.
Bilimsel Sosyalizm dediğiniz şey ekonomizm değilmidir?
Bilimsel Sosyalizmin ağababaları,en iyi uygulayıcıları dünyada bir alman önderler (Orospuların kurtuluşunu tartışırken Leninden zılgıtı yiyenler) birde menşeviklerdir,Marksizm'in pratiği (Leninizm) karşısında Bolşevikleri satacak raddeye gelenlerdir.Buradan Bilimsel sosyalizm'e karşı olduğumu çıkarmamanı rica edeceğim çünkü geçmişten günümüze Sosyalistler bilimselde kalarak Komünistlerin tamamına Maceracı,Küçükburjuva mecarecıları vb şeylerle aforoz etme çabasına girmişlerdir. "

  Kurucusunun sözleri,sıradan bir üyenin değil!.Yeni ve taze...
  Evet, kanıtlayamam ama bence orası çöplük değıl.
  Başka bi şey !!!
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 13 Mayıs 2012, 12:21:33
Değerli Dostum.
Bunlar BİLİME düşmandırlar.
Bunlar için BİLİM gece rüyalarına giren bir KABUSTUR.
Bunlar DEVRİMCİLİĞİ,Kovboyculuk oynamaktan ibaret gördükleri için,Devrimin nesnelliği,öznelliği gibi bilimsel verilere itibar etmezler.
Bilimi yadsıdıkları için de,ne Diyalektik bakışları vardır ne de Materyalist yorumları.
İçinde eşelendikleri çöplükte bol bol küfür ve hakaret VARDIR.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 13 Mayıs 2012, 16:49:56
Çöplüğün faresi konuşmuş!
Ona göre Çöplük,ilke ve kurallarını ihtilalci bir ruhla ve devrimci tarzda pratiğe indirgiyormuş.
Ortada bir pratik var da bu pratiğin devrimci bir tarzla ve ihtilalci bir ruhla ilgisi yok.
Ama Devrimcilik,Marksizm Düşmanlığı ise,İhtilalcilik Elveda Proletarya demekse buna bir diyeceğimiz olmaz.
Şu bahsedilen ilke ve kuralları foruma kazandıran emek sahipleri kimlerdir ve şu anda nerelerdedirler,neden burada değildirler diye hiç düşünüldü mü!
İki kelimeyi bir araya getirmekten aciz,bilgi yetersizliğini ona buna küfür etmekle gizleyen çöplüğün faresi mi yazdı bu ilke ve kuralları!
Bugün çöplüğün,  o gün yazılan ilke ve kurallarla hiç bir ilgisi kalmamıştır.
Bugün ÇÖPLÜK,o günkü SOSYALİST FORUM değildir.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Prometheus - 21 Mayıs 2012, 23:57:36
Birimize yapilan hepimize yapilmistir

Ne Isvicre'nin ulusal sloganindan ne de Atos, Portos, Aramis söyleminden bahsedecegim . Basliga bakip da öyle sanilmaya.

Forumlarin belki de en kidemli takipcisi olarak ,daha önce yasadiklarimi bu bölümde de okuyunca tamam dedim dogru adresteyim ve diger arkadaslar da bunu fark ederler.

buradaki sayin üyelerin yerinde bir sifatlamayla cöplük dedikleri yerde sosyal fasist olarak isimlendirildigimiz yetmiyormus gibi bir de üstüne üstlük arkadasimiza veled-i zina ,özür dileyerek yaziyorum yani pic denildiginde olaylari buradan izliyordum.

Birkac yil oldu o cöplükten ayrilali ama bir arkadasa böylesine bir küfürle yaklasilmasi kanima dokundu. Birsey itiraf edeyim : Bu küfürü yiyen arkadas benimle ayni siyasetten olmasa da durum degismeyecekti.Cünkü biliyorum ki bugün onaysa yarin sira bana gelecektir.

hal böyle iken ,hala ayni siyasetten insanlarin neden orada yazip bir de yazilarinin sonunda ' saygilar' ifadesini kullanmalari en basit tabiriyle ' bize ettiginiz küfürlerde ve hakaretlerde yerden göge haklisiniz ve iste bu nedenle yazimin sonunda saygilarimi sunuyorum' demektir.

sakin bana alinmayin arkadaslar, nerde samimisiniz ,adimizin önüne dahi SİP ifadesinin konuldugu kokusmus yerde didisme meraklisi olundugu icin mi yaziliyor ,yoksa ne olursa olsun pic de olsak siyasetimizi bu rezillikler altinda dahi savunuruz düsüncesiyle mi? Pes diyorum ,yaziklar olsun.
solcu eskileri vardir ya simdinin gicir sagcilari 'tabularla isimiz olmaz' diyenler yoksa bu söylem modasina uyuldu da tabularla ilkeler karistirildi mi?
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 27 Mayıs 2012, 12:03:42
Anaya,babaya,eşe,bir zamanlar yoldaş bellediğin kişilere sinkaflı küfür etmek bir Komünistin asla tasvip etmeyeceği ve şiddetle kınayacağı bir tavırdır.
Ancak Faşistler,lümpenler bu tür davranış bozukluğu gösterirler.
Özellikle de SANALDA bu küfürlerin edilmesi,eden kişinin ne denli KORKAK olduğunun da bir göstergesidir.
Yanıbaşımızdaki forumda,forumun admini 1955'e ve eşine bir üye tarafından küfür edilmiş.
Solplatform.biz olarak,  ancak faşistlere yaraşır bu davranışı şiddetle kınıyoruz.

Ancak!!!
Evet ancak!
Küfür edilen kişinin,bir kere de olsa,başını iki elinin arasına alıp düşünmesi ve şöyle geriye dönüp bir bakması gerekir.
Rüzgar eken,FIRTINA BİÇER!
Siz değil miydiniz KÜFÜRÜ savunan ve Can Yücel şiirlerini bu savununuza dayanak gösteren!
Siz değil miydiniz,tetikçilerinizi,sizi teşhir eden forumlara göndererek,onların ölmüş ebeveynlerine küfür ettiren!
Siz değil miydiniz,salt içinde bulunduğunuz forumun çürümüşlüğünü fark ederek oradan ayrılan bir zamanlar yoldaş dediğiniz kişilere, küfür eden,onları Genelev Patroniçesi Manukyanla özdeşleştiren!
Siz değil miydiniz,salt size karşı oldu diye gencecik bayan yoldaşlarımızı MOTOR olarak niteleyen!
Kapatın artık forumunuzdaki KÜFÜR EDEBİYATI BÖLÜMÜNÜ Sn 1955!
Bakın orada ürettiğiniz ve öğrettiğiniz küfürler gün geliyor ,tıpkı bir bumerang gibi sizi vuruyor.
Bir kerecik de olsa yaptıklarınız nedeniyle o küfür ettiklerinizden,onların ailelerinden,ana ve babalarından ÖZÜR DİLEYİN.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: şibusa - 28 Mayıs 2012, 00:49:49
Türkçe dilinde anti komünist ajitasyon,propaganda yapılan en iyi sitedir SF !   Abel e  (vb.) yapılanları misafir olarak izledikten sonra "küfür"konusunda size katılmıyorum.
Yerindedir ve az gelir,
Gücüm yetse çok daha fazlasını yapardım...
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: bora kara - 28 Mayıs 2012, 02:10:34
"Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
okuduğum bütün kitaplar paramparça
çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler
bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma

Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük"

Kimi zaman dilimizin ucunda küfre döndüğü olur sözcüklerin. "dudaklarımızı kanatırcasına ısırsakta" o sözcük ağzımızdan çıkıverir, bütün acımız, öfkemiz sıkılı dişlerimizin arasından fırlayıverir, "Namussuzlar" ya da "alçaklar" it herifler" vb...
Devrimcinin küfrü kendi dilince kendi ahlakıncadır. "İşçi sınıfı melek değildir" der üstad, doğrudur. Her ne kadar bu sözcük daha geniş bir alan için söylenmişse de konumuzla ilgili olarak da doğrudur. İşçi sınıfının, emekçi halkın küfür kültürü oldukca zengindir.Hatta bölgesel çeşitlilikler içinde bu kültüre ayrıcalıklı ve orjinal katkılar sunan yörelerde vardır. " öyle derin , öyle içten küfretmek" özelliğine sahip olanlar olduğu gibi, en yakası açılmadık orjinal küfürleriyle meşhur olan yerler vardır.Bir dönemler yozgat ve afyon mahpushanelerinde kaldım ve oralarda duyduğum küfürleri adanalalılar duysa yüzleri kızarırdı herhalde. Bir bağlantısı varmıdır bilmem ama adı geçen yerler gericiliğin ve faşizmin oldukca güçlü olduğu yerlerdir.
Emekçiler küfreder, devrimcilerde küfreder. Emekçi halk örneğin bir kadına kızdımı, heleki bu kadın birazda burjuvaca bir tipse " ulan bunu bir ....sin aklı başına gelecek" diyebilir\ der. Kimi zamanda öfkesini "anayı avratı sıraya dizmekle ortaya koyar" Belki ne varsa dilinde vardır, ama bu dil bazen çok iğrençleşebilir. En insani özelliklerimizden olan cinsellik bu dilde, bir cezalandırma eylemi haline dönüşebilir. Hep kızdığı öfkrendiği zaman küfre başvurulduğu sanılmasın, bazen neşesi, çoşkusu, samimiyeti de küfre dönüşebilir. Arkadaşının sırtına sevgiyle vurarak "lan sen ne puştsun" diyebilir.
Devrimciler işçi sınıfı değildir, emekçi halk değildir. Devrimciler öncüdür ve verili toplumun bilincini değil uğruna mücadele vedikleri geleceğin toplumun bilinç biçimlerini kendi kişiliklerinde somutlayan somutlamaya çalışanlardır.Bu yüzden öfkeleri de, sevinçleri de ve küfürleri de Devrimci gibidir.İşçilerin verili topluma denk düşen özelliklerini bir olgu olarak tespit etmek başka şeydir bu özellikleri kendi diline, davranışlarına referans yapmak başka şeydir. Derdimiz ahlakçılık yapmak değil ama devrimcilik aynı zamanda ahlaki bir duruştur.
Bu yüzden hiç kimse " ben işçiyim benim dilim bu" diyerek ayrıcalıklı bir küfür diline meşruluk kazandırabileceğini sanmasın.
Dedik ya devrimcilerde küfür eder ama devrimci gibi.
27-05-2011, 22:51

-------------------------------------------
Dün orada böyle yazmışız ( söz uçar yazı kalır) bu günde bura da şibusa'nın yazısını görünce aynı sözlerimizi tekrarlamak zorunda kaldık. Bu tekrarımız hoş görüle

__________________
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 28 Mayıs 2012, 10:40:59
Alıntı yapılan: şibusa;3415
Türkçe dilinde anti komünist ajitasyon,propaganda yapılan en iyi sitedir SF !   Abel e  (vb.) yapılanları misafir olarak izledikten sonra "küfür"konusunda size katılmıyorum.
Yerindedir ve az gelir,
Gücüm yetse çok daha fazlasını yapardım...

Abel Arkadaşa yapılanları,edilen küfürleri burada kınadık.
Ama bize yakışan,onlardan bizi farklı kılan bir dil ve uslupla.
Kimsenin,anasına,eşine küfür etmeden.
Burası farklı bir yer arkadaşlar.
Oradan gelen arkadaşlardan ricam,orada edindikleri alışkanlıkları burada terk etmeleri.
Son cümleniz,sanki küfür eden sizmişsiniz gibi bir algı yarattı bende.
Eğer böyleyse burada işiniz olamaz.
Kendinize, küfür ettiğiniz çöplüğe benzer çöplükler arayın.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Ekim - 28 Mayıs 2012, 13:34:46
Alıntı yapılan: bora kara;3416
"Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
okuduğum bütün kitaplar paramparça
çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler
bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma

Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük"

Kimi zaman dilimizin ucunda küfre döndüğü olur sözcüklerin. "dudaklarımızı kanatırcasına ısırsakta" o sözcük ağzımızdan çıkıverir, bütün acımız, öfkemiz sıkılı dişlerimizin arasından fırlayıverir, "Namussuzlar" ya da "alçaklar" it herifler" vb...
Devrimcinin küfrü kendi dilince kendi ahlakıncadır. "İşçi sınıfı melek değildir" der üstad, doğrudur. Her ne kadar bu sözcük daha geniş bir alan için söylenmişse de konumuzla ilgili olarak da doğrudur. İşçi sınıfının, emekçi halkın küfür kültürü oldukca zengindir.Hatta bölgesel çeşitlilikler içinde bu kültüre ayrıcalıklı ve orjinal katkılar sunan yörelerde vardır. " öyle derin , öyle içten küfretmek" özelliğine sahip olanlar olduğu gibi, en yakası açılmadık orjinal küfürleriyle meşhur olan yerler vardır.Bir dönemler yozgat ve afyon mahpushanelerinde kaldım ve oralarda duyduğum küfürleri adanalalılar duysa yüzleri kızarırdı herhalde. Bir bağlantısı varmıdır bilmem ama adı geçen yerler gericiliğin ve faşizmin oldukca güçlü olduğu yerlerdir.
Emekçiler küfreder, devrimcilerde küfreder. Emekçi halk örneğin bir kadına kızdımı, heleki bu kadın birazda burjuvaca bir tipse " ulan bunu bir ....sin aklı başına gelecek" diyebilir\ der. Kimi zamanda öfkesini "anayı avratı sıraya dizmekle ortaya koyar" Belki ne varsa dilinde vardır, ama bu dil bazen çok iğrençleşebilir. En insani özelliklerimizden olan cinsellik bu dilde, bir cezalandırma eylemi haline dönüşebilir. Hep kızdığı öfkrendiği zaman küfre başvurulduğu sanılmasın, bazen neşesi, çoşkusu, samimiyeti de küfre dönüşebilir. Arkadaşının sırtına sevgiyle vurarak "lan sen ne puştsun" diyebilir.
Devrimciler işçi sınıfı değildir, emekçi halk değildir. Devrimciler öncüdür ve verili toplumun bilincini değil uğruna mücadele vedikleri geleceğin toplumun bilinç biçimlerini kendi kişiliklerinde somutlayan somutlamaya çalışanlardır.Bu yüzden öfkeleri de, sevinçleri de ve küfürleri de Devrimci gibidir.İşçilerin verili topluma denk düşen özelliklerini bir olgu olarak tespit etmek başka şeydir bu özellikleri kendi diline, davranışlarına referans yapmak başka şeydir. Derdimiz ahlakçılık yapmak değil ama devrimcilik aynı zamanda ahlaki bir duruştur.
Bu yüzden hiç kimse " ben işçiyim benim dilim bu" diyerek ayrıcalıklı bir küfür diline meşruluk kazandırabileceğini sanmasın.
Dedik ya devrimcilerde küfür eder ama devrimci gibi.
27-05-2011, 22:51

-------------------------------------------
Dün orada böyle yazmışız ( söz uçar yazı kalır) bu günde bura da şibusa'nın yazısını görünce aynı sözlerimizi tekrarlamak zorunda kaldık. Bu tekrarımız hoş görüle

__________________

Emeğine sağlık Bora Kara arkadaş.

Ne acı ve ilginç tesadüf, tam  bir sene önce yazdığın yazı hala güncelliğini olanca hızıyla koruyor!

Devrimci etikle bağdaşmayan  bu tür olumsuzlukları yaşamışlar olarak; bizlere bunları yaşatanları asla ne devrimci olarak tanımlarız, ne de yoldaşlıklarını kabul ederiz.


Kısaca yoldaşlığa bakalım tekrar:
 
Yoldaşlık, temelde her ilişki gibi ama onların tümünün ötesinde, ilmek ilmek örülen bir ilişkidir. Emek ister, sabır ister. Ancak ilmeklerden biri hatalı örülürse, eksik olursa; sağlamlığı bozulur, gücü zaafa uğrar. Dolayısıyla, çok dikkat ister. Ve yapılan herhangi bir hata, gün gelir, su yüzüne çıkar. Edilen kötü bir söz, yanlış bir davranış, temelsiz bir eleştiri, keyfi bir tavır vb. eğer hata olarak teşhis edilip bilinçli bir şekilde düzeltilmezse, başta YOLDAŞLIK İLİŞKİSİ olmak üzere, bir bütün olarak mücadeleye zarar verir, yozlaşmaya zemin hazırlar.

 Ayrıca şunu bilir ve savunuruz ki;  Devrimciler ,birey olabilmek, kendi yolunu kendi güç ve imkanlarıyla açabilmek için en elverişli kimliğin özneleridir. Bu bağlamda, toplumsal olanı öne çıkarır; bireyciliği ise yargılar .

İyi bilinmelidir ki;kişi veya yapılar devrimci değerlere ve geleneğe göre hareket etmeyip ufak dar hesapları için uğraşıyorsa ve bunu başarı sanıp haz duyuyorsa ortada devrimcilikle bağdaşmayan bir durum var demektir.
[/B][/B]
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: şibusa - 28 Mayıs 2012, 15:28:24
Misafir (guest) olarak izlediğimi belirtmiştim! SF ye hiç üye olmadım,dolayısıyla  orada bir tek yazım bile mevcut değildir!
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: şibusa - 28 Mayıs 2012, 20:51:29
Ayrıca 1955 ve benzerlerini sosyalist olarak görmüyorum, doğal olarak yoldaşımda değiller. Sosyalistlere kan kusturan kişilikler için üzüldüğümü de söyleyemem.
Çöplükten de gelmedim ki yenisini arayayım! Eğer ayrılmam isteniyorsa,banlayın!
Hazırım...
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 28 Mayıs 2012, 22:27:37
Marks Alman İdeolojisi adlı yapıtında şöyle der;

"Egemen sınıfın düşünceleri, bütün çağlarda, egemen düşüncelerdir, başka bir deyişle, toplumun egemen maddi gücü olan sınıf, aynı zamanda egemen zihinsel güçtür. Maddi üretim araçlarını elinde bulunduran sınıf, aynı zamanda, zihinsel üretimin araçlarını da emrinde bulundurur, bunlar o kadar birbirinin içine girmiş durumdadırlar ki, kendilerine zihinsel üretim araçları verilmeyenlerin düşünceleri de aynı zamanda bu egemen sınıfa bağımlıdır. Egemen düşünceler, egemen maddi ilişkilerin fikirsel ifadesinden başka bir şey değildir, egemen düşünceler, fikirler biçiminde kavranan maddi, egemen ilişkilerdir, şu halde bir sınıfı egemen sınıf yapan ilişkilerin ifadesidirler; başka bir deyişle, bu düşünceler, onun egemenliğinin fikirleridirler. Egemen sınıfı meydana getiren bireyler, başka şeyler yanında, bir bilince de sahiptirler ve sonuç olarak düşünürler; bu bireyler, bir sınıf olarak egemen oldukça ve tarihsel çağı bütün genişliğince belirledikçe, elbette ki, bu bireyler sınıflarının bütün genişliğince egemendirler ve öteki şeyler bakımından olduğu kadar, düşünürler, fikir üreticileri olarak da egemendirler ve kendi çağlarının düşüncelerinin üretimi ve dağıtımını düzenlerler;(Karl Marks-Alman İdeolojisi)
Yukardaki paragrafın kısa özeti;

1)Üretim Araçlarını elinde bulunduran sınıf aynı zamanda ZİHİNSEL ÜRETİM ARAÇLARINIDA elinde bulundurur.
2)Üretim Araçlarına sahip olmayanlar,dolayısıyla Zihinsel üretim araçlarına da sahip değildir.
3)İşte Üretim Araçlarına ve dolayısıyla da,Zihinsel Üretim Araçlarına sahip sınıf,bu aracı kullanarak tüm toplumun düşüncelerini belirler.

Yine yukardaki paragrafta,Marks'a göre;
Egemen Sınıfın Çıkarları,o toplumda Egemen Düşünceyi belirler.
İşçi Sınıfı ve Emekçiler kendi konumlarını,kendi toplumsal ilişkilerini,kendilerine ait olmayan düşünceler aracılığıyla öğrenirler.
Bu düşünceler de,üretim araçlarının sahibi,aynı zamanda zihinsel üretim araçları elinde tutan sınıf tarafından kitlelere empoze edilir.
Biz buna yanlış bilinç veya geri bilinç diyoruz.
Vatan,millet,yurt,ulus çıkarı,bayrak,devletin kutsiyeti,cinsiyetçilik,ayırımcılık..vb tüm bunlar yanlış bilince veya geri bilince örnektir.
Konumuz olan KÜFÜR de işte bu yanlış,geri bilincin aktarım dillerinden biridir.
Belden aşağı tüm küfürlerin temelinde,erkek egemen toplumun yarattığı,cinsiyetçi ,ayırımcı kültür vardır.
Günümüzde bu kültürün yürütücüsüde,üretim araçlarının ve dolayısıylada zihinsel üretim araçlarının sahibi olan Burjuvazidir.
Bu nedenle eğer Burjuva Kültürün parçalanarak  bugünden Komünist Kültürün kurulması için mücadele ediyorsak,Komünistler olarak KÜFÜRÜ,yaşamımızdan çıkarmamız gerekir.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 30 Mayıs 2012, 00:57:09
Hangi ünvanını yazayım ben de şaşırdım!
En iyisi en eskisinden başlayalım!
Zevkli,org(Faşistlerin kurduğu ve yönettiği site) sitesinin REİSİ,IsparaAlp'in ÜLKÜDAŞI,sonrası "Sosyalist" Forumun(şimdilerde çöplük) AĞASI,şimdilerin bezirganbaşı 1955 den bahsediyorum.
Bezirganbaşı, çöplüğünde her zamanki ayak oyunları ile aklı sıra ÖZELEŞTİRİ vermiş.
Yine duygu sömürüsü yaparak,küfürbazlığını ve Lümpenliğini utanmadan, PROLETER çocuğu olmasına,Proleter olmasına bağlamış.

Ve tabi bize de çirkefini bulaştırmadan yapamamış.
Diyorki Bezirganbaşı; 2007 yılında ben STALİNİSTMİŞİM ve 30 yıllık arkadaşım LEON'U forum adminlerine Troçkist diye satmışım.
Şimdi, Leon sanırım bu yazılanları SF'de okuyor ve orada da zaman zaman yazıyor.
Çıksın LEON ve bunun doğru olup olmadığını açıklasın.
Eğer Leon çıkar ve 1955' in söylediklerini teyit ederse,ben bir daha hiç bir forumda yazmamayı garanti ediyor ve söz veriyorum.
Bir kere hayatımın hiç bir döneminde kendimi STALİNİST olarak nitelemedim.

Forumlara yazdığım sürece Troçki'ye de,Stalin'e de bakışım hep aynıdır.
Onlar benim için hatalarıyla,sevaplarıyla sahiplendiğim,ömürlerini devrime adamış, inanmış KOMÜNİSTLERDİR.
Hani bir deyim vardır; Eceli gelen KÖPEK,Cami Duvarına işermiş!
1955' in bugünkü çırpınması da,bu tür İFTİRALARI atmasına neden oluyor.

2007 ayrışmasının tarafları halen hayattadır.

Bir gece içip,içip,sarhoş olup tüm yönetim kademesini forumdan uzaklaştıran ADMİN olarak kim TARİHE GEÇMİŞTİR?

Bolşevikleri ve onun önderi Lenin'i elinde KAN VAR diyerek suçlayan,Bolşevikleri ve Lenin'i katillikle niteleyen LEO isimli anarşistin tüm uyarılara karşın bu suçlamalarına devam etmesi karşısında forum yönetimince forumdan uzaklaştırılmasını içine sindiremiyen ve bu ANARŞİSTİN yanında yer alarak,onun Bolşeviklere ve Lenin'e KATİL demesine olanak sağlayan,olur veren hangi ŞEREFSİZDİR acaba?

O ŞEREFSİZİN ADI 1955 dir.

Önce İGD' li olacaksın,sonra birden ÜLKÜCÜ SİTENİN REİSLİĞİNE yükseleceksin,şimdilerde azılı bir Marksizm düşmanı olacaksın,Blanquinin de adını kirleteceksin.

Sen POLİS AJANINDAN başka bir şey değilsin.
Belli ki iyi yetişmişsin bu konuda!
Ama takke düştü KEL GÖRÜNDÜ.
Masken düştü POLİS EFENDİ!
Soralım bakalım bu SOSYAL FAŞİSTE,Zevkli.Org sitesi neyin nesi?
Niye orada kendisinin lakabı REİS?
İspara Alp nereden ÜLKÜDAŞI oluyor?
Hesabını veremiyeceğimiz hiç bir kirli işimiz yok.
Yaşamımızın hiç bir döneminde,ne REİS dediler bize,ne de İspara Alp gibi FAŞİST ÜLKÜDAŞLARIMIZ oldu.
Hayatımızda yoldaş bellediğimiz hiçkimseye küfür etmedik.
Devrimci kızlarımıza MOTOR demedik.
Çöplüğün kokularından rahatsız olduğu için çöplüğü terk edenlere kapımızı açtık.
Bizi bırakıp gidenleri Genelev Patroniçesi Manukyanla özdeşleştirmedik.
MSN lerde bu arkadaşlara,onların bayan olduklarını dikkate almadan bir erkeğin bile kaldıramıyacağı küfürleri sallamadık.

Biz kimi konuşuyoruz arkadaşlar.
Alkolden dumura uğramış beyni ve lümpen tavırlarıyla artık ÇÜRÜDÜĞÜ açık açık belli olan 1955'i  mi?
Bir de utanmadan ;şerefsiz,lumpenliğine ve küfürbazlığına dayanak olarak PROLETERLİĞİ sürüyor.
Bu aynı zamanda İŞÇİ SINIFINA DA KÜFÜR EDİYOR.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Ekim - 30 Mayıs 2012, 01:21:23
Bu denli yalnızlaştırılmış olmasına karşın hala aklı başına gelmeyen bir insan ! Bir kez daha , söz konusu forumdan ayrılmakla çok doğru bir karar vermiş olduğumuzu gördük.

Demek ki Antares,veda ,Vurgun  ve Ekim'in ayrılması çok dokunmuş ; buradan bu anlaşılıyor.

Tekrara düşmemek adına yukarda anlatılanları açmak istemiyorum;zaman ve emeğe yazık ! M-L ilkeleri hatırlattığımda " bırak onları ,onlardan paça çorbası yapılır" söylemleri hala forumda duran İLKESİZ!

Emek düşmanı ve de kompleksli olunca insan nerde ne söyleyeceğini bilemez ;şimdi senin dilinle yazıyorum; bir defalığına dürüst ol ve karşıma çık! Ve yazdıklarını yüzüme söyle. Hatta Borga 'nın yanında... Ağaç kovuğundan çıkmadığımı da iyi biliyor olmalısın ,kendine gel ! Oldu mu şimdi, senin dilin bu işte, kendine dahi saygısı olmayan  !

Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Ekim - 30 Mayıs 2012, 14:03:29
" Yönetime girmen şart  ,kürtler yönetimde çoğunluk ,kürt olmayanlar çoğunlukta olmalı, bunların bir de şerefsiz kuyrukçuları var "  ,

 " söyle şuna bir daha ANF 'den buraya alıntı yapmasın ,burası ANF 'nin bürosu değil"  , " sen de ANF sitesine güvenme, haberlerinin doğruluğundan emin olunmayan bir yerdir" , LGBT 'lilerin arkasından dediklerine şu an sf de admin olan bir arkadaş da şahit  olup buraya yazmaktan imtina edeceğim cümleleri kullanmaktan çekinmeyen kimdir?  

" Benden sonra SF'yi emanet edebileceğim tek kişi odur ve oğlum gibidir" dediği arkadaş için sonradan sarf edilen  sözlerin belgesi de yukardaki cümlelerin olduğu gibi mevcut.(Tarihi,saatiyle birlikte)

" Aman  ,bu gece bana mukayyet ol " , istemine,  hayretle " nasıl" diye karşılık verildiğinde  " içiyorum  da ondan  ,yazacaklarım anlamında diyorum beni engelle" , Konya'ya kilometrelerce  mesafede olan birine gelen isteğe bakın.

"Nerden gelip de onun evinde kaldım  şimdi ben nasıl karşı çıkayım" , " ya forumu bana geri vermezse "  mealinde uzayıp giden cümleler.....

SF' den ayrılıp da farklı forumlarda olan erkek arkadaşların aileleri için sarf ettiğin söz unutulacak cinsden değil ; iyi hatırlanması gerek  ; " sakın böyle birşey yazmayın , yazdığınız an beni yok bilin"  söylemimin de ; o talihsiz cümleyi yazamam burada  ( kayıtlara bakıp tekrar okuduğumda bile sıcak sular başımdan aşağıya dökülüyor)

MSN  "özel birşeyler paylaş" bölümünde SF 'den ayrılan kadın arkadaşlara gün yüzü görmemiş argo cümleleri yazan , (tümünün fotoğrafları mevcuttur) uşaklarını SP 'ye gönderip küfürler ettiren ;

Oğullarım dediği insanların özel hayatlarıyla ilgili alışkanlık ve yanlışlarını msn 'lerde yazmaktan çekinmeyen ;

zevkli.org sitesinde ne işi olduğu sorulduğunda (bizzat tarafımdan) " boşver ,bırak orayı okuma"  diyebilen ;

"senin veda'dan farkın yok , yazıların onun söylemlerini savunur tarzda"  diyen  ve şimdi admin olan bir başkası  ...ve bu söyleme ses çıkarmayan, bir zamanlar veda için " USTAMIZDIR , DONANIMIYLA  ALT EDEMEYECEĞİ KİMSE YOKTUR  ve de forumun kural ve yönetmeliğinin hazırlanmasında büyük emeği vardır"    anlamındaki sözleri söyleyen  55 şimdi kalkmış aynı insana hakaretler sıralıyor. BAK ! veda'yı da diğer arkadaşları da savunmak bana düşmez , ayrıca savunulmaya gereksinimleri yok ;herkes herkesi biliyor ama yine de bu cümleyi iyi oku : güneş balçıkla sıvanmadığı gibi  altın da hiçbir zaman pul olmaz !

İGD ve İKD için yazdıkların  ( bir örnek verelim :" İGD İstanbul, evlendirme bürosu gibi çalışırdı" - 55) bilinirken , kadınlara her daim alçaltıcı kelimeler kullandığın gerçekliği ortadayken umarsızlığa düşüldüğünden şimdilerde kucak açılmaya başlandı  öyle mi?

TKP ve Parti Cephe için denilen ve de yazılanlar da " arkası yarın " olsun mu?

Rakip mi görülüyormuş,  ne rakibi ? Tüccar kafalılar ancak bu tür söylemlerde bulunabilir.Korku dağları beklemeye devam etsin ,çünkü birgün tüm bu anlatılanların belgesi de sunulacak . Üstelik , söz konusu kişi gibi  üye yazılarına girip düzeltme yapma  yöntemiyle de değil..HARD DİSKLER ortada ,isteyen buyursun !

Sosyalist düşünceye verdiği zararlarla ve de özellikle damarlarındaki kürt düşmanlığı ile ne kadar ,nereye kadar ! Bana ," Yazılarından senin kürt olduğunu sanmış ve aha bir Dersim'li daha geldi demiştim " diyen 55,  Kürt olmak mı gerekiyor ezilen ulustan yana olmak için  !

Bu yazıyı okuyunca edeceğin küfürler sana dönmüş olsun kadın düşmanı ! Yazıklar olsun  , bütün bu çirkinlikler belgeleriyle anlatıldığı halde  hala orada ve de üstelik yönetimde kalmakta devam eden kadın üyeye/üyelere !

Tüm bunları , eksikleriyle olmak üzere, beni yazmaya  mecbur eden zihniyete  ve de  "Marks'ı Marks ile çürüteceğiz" söylemi içinde olana/olanlara ve destekçisine / destekçilerine lanet olsun !

Adına ister uyarı ,ister tehdit de ;çiğ yemedik ki karnımız ağrısın; sonuçlarına katlanacaksın !
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 31 Mayıs 2012, 20:25:47
Vurgun Arkadaşl!
Son cümleniz olmamış!
Ne demek arkadaş hatırına yazdım!
İçinizden gelmiyorsa ve gerek görmüyorsanız,yazmazsınız olur biter.
Burada kimseyi yazmaya zorlamıyoruz!
Bir arkadaşınız konuya yazmak konusunda size rica etmiş bile olsa,bunu burada açıklamanız bizleri üzer,onları sevindirir.
Burası,eş,dost,akraba gibi feodal ilişkiler üzerinden yürümüyor.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 01 Haziran 2012, 19:03:57
Tabiki bu kadar günahtan sonra,Bezirganbaşını bu günahlarından arındıracak bir de PAPAZA gereksinim var.
Papazda,kara cübbesiyle hazır ve nazır şekilde bu göreve hazır.
Ancak işin çelişkili yanı,Papazın günahlarının,Bezirganbaşının günahlarından daha fazla olması!
O günahlarıda Bezirganbaşı,Papazdan aldığı ödünç cübbeyi giyerek ÇIKARTIR.
Tencere,Kapak misali!
Bir o Papaz,bir diğeri!
Bunlarda günah hiç eksilmiyor.
Kişinin eylemi ideolojisinden bağımsız değildir!
Eğer bir kişi Devrim ve Darbe arasındaki farkın ayırdında değilse,ve Darbeyi,Devrimcilik olarak görüyorsa,onun yaşamındaki eylemliliklerinde de bu DARBECİ yanı görmek olasıdır.
Her gittiği yerde bizim papazın hedefi ya o yeri ele geçirmek,ya da ele geçiremiyorsa onu yok etmektir.
Komünist Forumun hali ortada!
Bu Darbeciliği Enternasyonal Forumda da denedi ama beceremedi!
Orada karşısına Suat ve Merwan Sert dikildi!
Sonuçtada Merwan Sert,bizim PAPAZI FORUMDAN ŞUTLADI!
Acaba Merwan Sert forum için ne tehlike gördüde Papazı oradan gönderdi???
SP için bizim papazın amacı,onu yok etmek,ortadan kaldırmaktı!
Bir keresinde,FAŞİSTLERE yakışır bir biçimde SOLPLATFORMU HACKLETTİ!
Ama olmadı , SOLPLATFORMU yıldıramadı!
Bu sefer SOLPLATFORMU, ahlaksız bir biçimde,her türlü etiği ayaklar altına alarak PORNO siteye yönlendirdi!
Bu seferde olmadı ve SOLPLATFORM dim dik ayakta bu sefil yaratığı TEŞHİR ETMEYE devam etti.
En son çare SOLPLATFORMU GASP ETMEKTİ!
Ne yazık ki bu sefer,içerdeki ajanı ile başarılı oldu ve FORUMU BU DARBECİ HIRSIZ ÇETESİ GASP ETTİ!
Buna karşın bu sevinci çok kısa sürdü ve SOLPLATFORM,her türlü zorluğa karşın Merwan Sert arkadaşın büyük yardımlarıyla,SOLPLATFORM.BİZ olarak yeniden ayağa kalktı.
Her üç olaya da baktığımızda(Komünist Forum,Enternasyonal Forum,SolPlatform),yapılan bu çirkin eylemlerin temelinde DARBECİLİK mantığı var.
Ele geçirmeye çalış,beceremiyorsan,yok et ortadan kaldır!
O nedenle kişi önce aynada kendine bakacak!
İnsanları komplolar kurmakla suçlamadan önce,hangi kumpasların,hangi kirli ilişkilerin yürütücüsü olduğunu unutmayacak.
Her türlü Burjuva ayak oyunu ve entirika bunlara özgü!
Anlatıyorlar,1955 farklı bir kaç mahlasla forumda kendi çalıp kendi oynarken,kendi kendine teşekkür ederken,bu arada farklı siyasal kimliklere bürünerek,onları çatıştırarak nasıl forumda REYTİNG sağladığını!
Çürümüşlüğün böylesinede PES DOĞRUSU!

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: devrim yolunda - 01 Haziran 2012, 21:43:38
Alıntı yapılan: Ekim;3443

Demek ki Antares,veda ,Vurgun  ve Ekim'in ayrılması çok dokunmuş ; buradan bu anlaşılıyor.


[/B]


Antares'in yediği naneler de bitmez Ekim!! Aynı katagoride görmüyorum ben. che_1955 ile aynı küfür kültürüne sahip,tüm bunlar olurken onun yancısı olmuş ve olanlara göz yummuş bir kişidir aynı zamanda kendisi.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Ekim - 01 Haziran 2012, 22:50:33
devrim yolunda ,malum yazıda Antares'in adı geçtiği için  ismi anılmış oldu.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 07 Haziran 2012, 01:06:47
Kişi öncelikle biraz tutarlı olacak!
Bir o yana bir bu yana mevlevi dervişleri gibi dönmeyecek.

"Lenin ya da bolşevikler, Plehanovu değil de Marksı dinleselerdi, üzerlerine daha en başından asker kaputu giymeye mecbur olacaklardı. Marks Rusya için burjuva demokrasisi önermedi. Mevcut komünlerin yaşaması, yaşatılması ve bunlar üzerinden komünist toplum önerdi. Bu, komünleri savunmak için doğrudan savaş örgütü kurmaya denk gelir. Yanlış da yapsalar, üzerlerindeki ideolojinin kumaşı asker kaputuna uygun olmuş olurdu."

Kapitalizm yaşanmadan,Komünizme Köy Komünleri üzerinden geçmek gibi bilim dışı bir teze dayanak bulmak için,Lenin'i bir çırpıda harca ve Marks'a yaslan,ama iş Devrimdeki NESNEL yanı yadsıyıp,salt iradi yanı ön plana çıkarmaya gelince Marks tu kaka,yaşasın Lenin bir anda.
Oysa ne Marks alıntı da belirtildiği gibi bir düşüncede ne de Lenin.
Aslında dayanakları ne yazık ki bilinçli olarak çarpıttıkları Marks'ın Vera Zasuliç'e yazdığı 1881 tarihli mektubundaki söylemi aşağıda;

"kapitalist üretim tarzının gelişmesinin tarihsel olarak kaçınılmaz olması, sonuç olarak ve açıkça, batı-avrupayla sınırlıdır."

Anlatılmak istenen Rusyadaki toprak mülkiyetinin,batı avrupadan farklı olduğudur.
Rusya'da,batıdaki gibi,toprakta özel mülkiyet yoktur.
Var olan, mülkiyetin ortak olduğu Köy Komünleridir.
Bunlara Obişinalar denir.
Marks'ın söylediği,bu Obişinaların Komünizmin gelişiminde bir başlangıç olabileceğidir.
Daha sonra Komünist Manifestonun 1882 'deki Rusça baskısına önsözde bu konuya açıklık getirirler.

"Komünist Manifesto'nun görevi, günümüz burjuva mülkiyetinin yakındaki kaçınılmaz çöküşünü ilan etmekti. Oysa Rusya'da, bir yandan kapitalist düzen ateşli bir hızla gelişip burjuva toprak mülkiyeti henüz oluşurken, öbür yanda toprağın yarıdan fazlası köylülerin ortak mülkiyetindedir.

Burada sorun şu: Rus köylü cemaatleri, yani toprağın ortak mülkiyetinin zaten çok yıpratılmış olan bu ilkel biçimi, toprak mülkiyetinin üst bir komünist biçimine doğrudan geçebilir mi, yoksa önce Batıdaki tarihsel gelişimle aynı çözüşme sürecinden geçmesi mi gerekir?

Bugün için mümkün görünen tek yanıt şu: Eğer Rus Devrimi, Batıdaki işçi devrimi için de ikisinin birbirini bütünleyeceği bir işaret olursa, o zaman bugünkü cemaat mülkiyeti komünist bir gelişmenin çıkış noktası olabilir."

Bir kere, burada Komünizme geçilir demiyor.
Denen, Komünizme geçişin başlangıç noktası olacağı,yani onu kolaylaştıracağı.
Tabiiki koşula bağlı!
Nedir o koşul?
"Eğer Rus Devrimi, Batıdaki işçi devrimi için de ikisinin birbirini bütünleyeceği bir işaret olursa, o zaman bugünkü cemaat mülkiyeti komünist bir gelişmenin çıkış noktası olabilir."
Üstelik bu söylenenler üzerinden nerdeyse 1.5 asır geçmiş.
Ortada toprakta kollektif mülkiyet diye bir şey kalmamış.
Bırak toprağı,Kapitalizm,toprakta dahil,yaşamın her alanına girmiş.
Eğer Köy Komünlerinden,direkt Komünizme geçilseydi,Kibbutzlar sayesinde (Köy Komünleri) bugün Dünyadaki tek Komünist Ülke İSRAİL olurdu.
1909 'dan bu yana Kibbutzlar hala İsrail'de mevcutlar.
Ne yazık ki gelişen Kapitalizm onları da hizaya sokmuş,sisteme uydurmuş.
Kapitalizmi yıkmadan,kapitalizm koşulları altında kuracağınız her köy komününün geleceği yer bugünkü Kibbutzlardır.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 16 Haziran 2012, 16:32:41
"Bize göre komünizm, ne yaratılması gereken bir durum, ne de gerçeğin ona uydurulmak zorunda olacağı bir ülküdür. Biz, bugünkü duruma son verecek gerçek harekete komünizm diyoruz. Bu hareketin koşulları, şu anda varolan öncüllerden doğarlar." Karl Marks-Alman İdeolojisi.

Marks'ın Alman İdeolojisindeki bir paragrafını altını,üstünü okumadan cımbızlama ile çekip çıkarsan bile yine de bu pragrafta senin anladığın anlamda bir Komünizm tarifi bulamazsın.

Ama nasılsa karşı çıkan yok,çıkanları da nasıl olsa susturuyorum mantığıyla salla dur bakalım nereye kadar!

Marks bu paragrafta Komünizm vardır demiyor!!!
Bugünkü duruma son verecek gerçek harekete Komünizm  diyor ve ekliyor "Bu hareketin koşulları,şu anda var olan öncüllerden doğarlar"
Yani her toplumsal formasyon,bir öncekinin bağrında doğar ve gelişir.
Yani Komünizmin maddi öncülleri,Kapitalizm bağrında doğmuştur.
Yine Marks Ekonomi Politiğin Eleştirisinde şunları söyler;

" Gelişmelerinin belirli bir aşamasında, toplumun maddi üretici güçleri, o zamana kadar içinde hareket ettikleri mevcut üretim ilişkilerine ya da bunların hukuki ifadesinden başka bir şey olmayan mülkiyet ilişkilerine ters düşerler. Üretici güçlerin gelişmesinin biçimleri olan bu ilişkiler, onların engelleri haline gelirler. O zaman bir toplumsal devrim çağı başlar. İktisadi temeldeki değişme, kocaman üstyapıyı, büyük ya da az bir hızla altüst eder. ... Burjuva üretim ilişkileri, toplumsal üretim sürecinin en son uzlaşmaz karşıtlıktaki biçimidir — bireysel bir karşıtlık anlamında değil, bireylerin toplumsal varlık koşullarından doğan bir karşıtlık anlamında; bununla birlikte, burjuva toplumun bağrında gelişen üretici güçler, aynı zamanda, bu karşıtlığı çözüme bağlayacak olan maddi koşulları yaratırlar."
Şimdi gelelim Marks'ın Komünizmi tariflediği pragrafın geçtiği bölüme.
Öncelikle bölümün adı "Komünizmin Maddi Bir Önkoşulu Olarak Üretici Güçlerin Gelişmesi"
Neymiş Komünizm'in maddi ön koşulu "ÜRETİCİ GÜÇLERİN GELİŞMESİ"
Feodalizmden,Komünizm üretmek isteyenlere Marks'ın bu söylemi,altı kalın çizgiyle belirlenmiş cümle ve aşağıdaki yazdıkları kapak olsun!

"Öte yandan üretici güçlerin bu gelişmesi (daha şimdiden insanların güncel
ampirik yaşantısının, yerel düzeyde değil de dünya çapında tarihsel olarak cereyan etmesini içeren gelişmesi) kesinlikle vazgeçilemez, önce yerine gelmesi gereken bir pratik koşuldur, çünkü,
bu koşul olmadan, kıtlık, genel bir durum alır, ve gereksinmeyle birlikte zorunlu olan için savaşım yeniden başlar ve gene kaçınılmaz olarak aynı eski çirkefin içine düşülür. Bu koşul gene aynı şekilde, insan cinsinin evrensel ilişkileri, ensonu, üretici güçlerin bu evrensel gelişmesi ile kurulabileceği için ve bir yandan bütün ülkelerde, aynı zaman içinde, “mülkiyetten yoksun” yığın olayını doğurduğu için (evrensel rekabet), sonra bu ülkelerden herbirini öteki ülkelerdeki altüst oluşlara bağımlı kıldığı için ve ensonu ampirik olarak evrensel olan, dünya çapında tarihsel insanları yerel bireylerin yerine koymuş olduğu için de sine qua non [olmazsa olmaz, zorunlu. -ç] [sayfa 57] bir pratik koşuldur. Bu koşul olmadığı takdirde: l° komünizm ancak yerel bir olgu olarak varolabilir; 2° karşılıklı ilişki güçleri (die Müchte des Verkehrs), evrensel, şu halde, katlanılmaz olan güçler olarak gelişemezler, yerel batıl inanç-lardan doğan “koşullar” olarak kalırlar: ve 3° karşılıklı ilişki yaygınlaştıkça yerel komünizm ortadan kalkar. [Komünizm, ampirik olarak, ancak egemen halkların “hep birden” ve eşzamanlı hareketi olarak olanaklıdır, bu da üretici gücün evrensel gelişmesini ve buna bağlı olan dünya ilişkilerini (Weltverkehr) varsayar.
 Bize göre komünizm, ne yaratılması gereken bir durum, ne de gerçeğin ona uydurulmak zorunda olacağı bir ülküdür. Biz, bugünkü duruma son verecek gerçek harekete komünizm diyoruz. Bu hareketin koşulları,şu anda varolan öncüllerden doğarlar. (Karl Marks Alman İdeolojisi)

Yukardaki yazı hem Komünizm'in evrenselliğini,hem de üretici güçlerin gelişmişliğini koşul olarak ortaya koyar.

veda
Başlık: Tarihsel materyalizm "safsatası"
Gönderen: veda - 21 Haziran 2012, 20:25:11
TARİHSEL MATERYALİZM SAFSATASI
Evet yanlış okumadınız,kendini "Sosyalizm" Okulu olarak tanımlayan,"Sosyalist" Forum denen çöplükte,bu çöplüğün başöğretmenlerinden Borga böyle bir başlık atmış.
Borga'nın bu başlığı bizim için şaşırtıcı değil.
Her tür bilim dışı,bilime aykırı savların,bu bilim düşmanı zat tarafından dile getirilmesi,bir tesadüf veya hayret uyandıracak bir durum değil.
Adnan Oktar da böyle bir sav ortaya sürse ki,oda buna yakın şeyler söylüyor,bizler için hiçte şaşırtıcı olmuyor.
Bizim şaşırdığımız,kendini ML olarak tanımlayan ve şu veya bu şekilde hala çöplükte yazmaya devam edenlerin,bu yazılanlara sessiz kalması!
Tabiki Tarihsel Materyalizmi bir safsata olarak nitelemek,İnsanlığın Kurtuluşu olan Komünist Topluma varışla,bilim arasındaki diyalektik bağı yok saymaktır.
Bilimi devre dışı etmeniz aslında,sizin bilim dışı  Komünizm tanımınıza dayanak aramanızdır.
Tarihsel Materyalizm,sizin Komünizm tanımınızı geçersiz kılar.
Size göre Kmünizm,bir lokma bir hırka,tibet rahipleri gibi yaşamaktır.
Size göre Komünizm,yoksulluğun paylaşımıdır.
Yani bir ekmeğin eşit şekilde 10 kişi arasında paylaştırılması!
Oysa Komünizm,yoksulluğun değil,zenginliğin paylaşımıdır.
Yani 10 Ekmeğin,10 kişiye ihtiyaçları kadar  dağıtılması.
İşte burada Üretici Güçlerin gelişmişliği devreye girer.
Komünizmin bir diğer yönüde İNSANIN ÖZGÜRLEŞMESİDİR.
Buda ancak,çalışmanın zorunlu olmaması ile,insanın kendine dayatılan faaliyet alanının dışına çıkarak,kendi faaliyet alanında ,kendi yeteneklerinin ve özelliklerinin ayırdına vararak,kendini geliştirmesi ile olasıdır.
Borgaya göre,sınıfların orta çıkması zorunlu olmadığı için,insanlar hep ilkel komünal toplumda yaşayabilirlerdi.
Çünkü Borgaya göre Komünizm=İlkel Komünal Toplum
Eğer böyle bir mantıktan hareket ederseniz,bu mantığınızı baştan çürütecek,yerle bir edecek Tarihsel Materyalizm sizin için olsa olsa bir SAFSATADIR.
Daha ne inciler saçılacak,bekleyip göreceğiz.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: gelenek - 21 Haziran 2012, 20:51:21
Komünizmi bilimsel bir çıkarım ve geleceğin dünyası olarak nitelememizi sağlayan şey, bir yandan emek değer kuramı, öte yandan tarihin (marksçı) maddeci yorumudur. Tarihsel materyalizmi bu bağlam içinde yok saydığınızda komünizm sakat-topal bir ütopyaya dönüşür. Zaten ilkel komünal sistemden komünizm çıkarabilme safsatası da bu yanlış değerlendirme sonucu ortaya çıkmaktadır.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: YürekAtışı - 21 Haziran 2012, 21:12:25
bilimi reddedersen gideceğin yer karanlıktır. Marksist Komünist kuramın üç sacayağı vardır, diyalektik ve tarihsel materyalizm (felsefe), ekonomi politik ve komünizmin teorisi. onlarca yılın sonunda benim gözümde devrimci teoriyi billurlaştıran bir sonuçtur bu. dikkat ediniz, marksizme saldıranların tümü bu sacayaklarından birine saldırarak işe başlamaktadır. bunlara katkı sağlamak ve derinleştirmek farklıdır, bunları yok saymak başkadır. genelde emperyalist kapitalist sistemin efendilerinin emrinde olan sistemlerini yeniden üretmek derdinde olan ideologlar tarafından vazgeçilmeden düzenlenen bu saldırılar komünist saflarda da taraftar bulmuştur. gerçekte devrimci olan tavır özetle yaşanılan bu şeyi ortadan kaldırmak için mücadele metotlarını derinleştirmek ve komünizm yolunda bir taş daha koyabilmekten geçer. bunun dışında bu faydadan yoksun olan her şey "karşı devrimcidir" ve yanlıştır. tarihsel materyalizm diyalektik yöntemle toplumların akışını yorumlayan bir bilimsel felsefedir, bir bilimsel yöntemin maddeleşmiş halidir. sscb sosyal bilimler akademisinin kuruşçevlerle birlikte düştüğü çukurdan bakarak işte tarihsel materyalizm böyle bir sefalettir, bu sebeple yanlıştır demek devrimci teoriye bir katkı sağlamayacaktır. bu basitçe eldeki bütün zengin vargılarımızı çöpe atmaktır, basitçe aç toplumun iyi kötü bütün tarlalarını yakmaktır ve "aç kalın daha iyi olacak" demektir! Bunu benim devrimci vicdanım kabul edemez, onbinlerce yıllık insanlığın birikimini, bütün evreni kavrayacak yasaların keşfini ve insanlığı bu zalimlikten kurtaracak en devrimci eylemini reddedemem. benden bunu isteyenlere çağrım, daha iyisini koyun ya da siz de idealistler gibi yasa masa yok kardeşim dünya metafizik bir biçimde akıyor deyin. peki dünya ve hayat sizi takacak mı? HAYIR! Göreceksiniz  çok daha zengin ve özgür bir gelecek o geçmişin üzerinden yaratılacak!
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 22 Haziran 2012, 20:02:13
Borga'nın Tarihsel Materyalizm takıntısına neden olan olgu meğer Marks'ın Tarihin Materyalist yorumuna göre,Tarihsel olarak Kapitalizmi,Feodalizme göre İLERİCİ görmesiymiş.
Hatta Lenin'den de bir alıntı vermiş,ama alıntının kaynağının ne olduğu,hangi makalede yer aldığı,altı ve üstü yok.
Ne demiş,Borgaya göre Lenin;

" Burjuvazinin feodaliteye göre ilerici niteliği olduğuna tanıklık eden sözde bilimsel kanıtlarla, burjuvazinin sosyalist proletaryaya karşı gerici savunusunu sinsice üzerine alma anlamına gelirdi bu. 10 kasım 1918 - Lenin"
Neye karşı,ne için söylendiği,cümlenin altı ve üstü olmadığından MEÇHUL.
Biz daha öncede bu konu başlığında bu konuda Lenin'den bir alıntı vermiş ve bu alıntıda,Lenin'in polemik yaptığı Rakitnovla,Borganın söylemleri arasındaki koşutluğu dile getirmiştik.
http://www.solplatform.biz/showthread.php?t=10&page=10

"Marks'ın bütün yapıtlarının yansıttığı temel düşün,Marks'tan beri,bütün ülkelerde kanıtlanmış olan düşün,kapitalizmin feodalizme oranla İLERİCİ olduğudur.İşte yanlızca bu anlamdadır ki Marks ve bütün Marksistler(Rakitnovun çirkin ve saçma deyimiyle)" kapitalist ilmiği allayıp,pullarlar"!
Yanlızca tarihsel gelişimin koşullarını kavramayan anarşistler yada küçük-burjuvalar feodal bir ilmikten ya da kapitalist bir ilmikten söz edebilirler.;hiç fark etmez,çünkü ikisi de birer ilmektir!Bu, suçlama ile yetinmek ve ekonomik gelişmenin nesnel sürecini anlamamak demektir"
Feodalite yüzyılları,emekçi halk için uyuşukluk yüz yılları olmuştur.
Kapitalizm onyılları,milyonlarca ücretli işçiyi uyandırmıştır.
Sol -Narodnik tarikatının sayın bayları,sizlere sesleniyorum;bunu anlamak yeteneğinden yoksun oluşunuz,sosyalizmden hiçbir şey anlamadığınızı ya da sosyalizmi nesnel koşulların yarattığı bir milyonların savaşı olmaktan çıkarıp iyi niyetli bir ihtiyarın peri masalı haline sokmak istediğinizi gösterir."[/COLOR]
(Lenin Bilimsel Ve Ütopik Sosyalizm)
Anlaşılan Bay Rakitnova bu alıntı yeterli gelmemiş ki,israrla aynı şeyleri yineliyor.

Bir kez daha yanıtı LENİN VERSİN;
"Emperyalizm aynı kapitalizm gibi bizim ‘can düşmanı’mızdır. Bu böyle fakat hiçbir marksist , fodalizme kıyasla kapitalizmin ve hakeza tekel öncesi kapitalizme kıyasla emperyalizmin ilerici olduğunu unutmayacaktır. Yani bu demektirki biz emperyalizme karşı her savaşı destekleme hakkına sahip değiliz. Emperyalizme karşı gerici sınıfların savaşını desteklemeyeceğiz, gerici sınıfların emperyalizme ve kapitalizme karşı ayaklanmalarını desteklemeyeceğiz.” (Lenin Ulusal ve Sömürgesel Ulusal Sorun Üzerine s.447)
[/B]
veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 01 Temmuz 2012, 20:52:45
Nasıl da kendilerini belli ediyorlar!
Reyting toplamak için attıkları taklaların,çevirdikleri dolapların sonucu artan REYTİNGLERİ,nasıl da mutlu ediyor bunları!
Tıpkı Burjuva Medyası gibi,her ay REYTİNGLERİNİ,sitelerinde duyuruyorlar!
Bunlar yakında REKLAM bile verirler,daha fazla REYTİNG alabilmeleri için.

Bizim REYTİNG gibi bir derdimiz yok!
Bizim için sitenin KALİTESİ önemli,KANTİTESİ değil.
Yazılanlar ortada,bir Çöplüğe balkın,bir de Solplatform.biz'e

Farenin uydurduğu gibi,kimselere gümbür gümbür geliyoruz demedik.
Sadece söylediğimiz,çöplükteki faşistlerce HACK edildik,Porno Siteye YÖNLENDİRİLDİK,en sonunda da GASP edildik.
Buna rağmen YIKILMADIK,HALA DİMDİK AYAKTAYIZ.


Bu durum en fazla da Çöplüğün Faresini mutlu etmişe benziyor.
Aslında Çöplükten yayılan koku öylesine sanal alanı sarmış ki,ne kadar zararlı haşarat varsa,hepsini toplamış bünyesine.

Solplatform.in adresine tıkladığınızda,karşınıza neresi çıkıyor,nereye yönlendiriliyorsunuz,biliyor musunuz?
Solplatfom.in-----Sosyalistforum.net
Solplatformu,in i GASP EDEN BU HIRSIZ ÇETESİ,Solplatform.in adresini,kendi sitelerine yönlendirmişler.
Bunlar da,şeref,haysiyet,onur,ahlak, aramayın.
Onur olsaydı eğer,bu çakma kürt yurtseveri,ulusal önderine küfür eden bezirgana(bu küfürün zevkli.org da geçtiği mesaj,bu bölüm başlığında yer alan mesajlar içersinde  verilmiştir) BİAT ETMEZ,KÖPEKLENMEZDİ!
Zaten Farenin,ne onuru olur,ne haysiyeti,ne şerefi,ne de ahlakı!

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 01 Temmuz 2012, 22:30:44
Farenin viyaklamasına,efendisi koşmuş!
"Devrimcilerden" ÖZÜR DİLENMESİ GEREKİYORMUŞ!!!
Kimmiş bu "DEVRİMCİLER"???

Kendilerine verilen Devrimci Siteleri yok etmek görevini yerine getirmek için, her tür burjuva ayak oyununu,her tür ahlaksızlığı yapmaktan çekinmeyenler!
(Komünist Forum,Enternasyonal Forum,Solplatform,yok edilmek istenen sitelerdir)

7-24,gece gündüz Marksa ve Engelse KÜFÜR EDENLER!
SINIFI,SINIF MÜCADELESİNİ,TARİHSEL MATERYALİZMİ yok sayanlar!

Evet bunları tanımlayan kavram DEVRİMCİ ama,başında KARŞI kelimesi var.
YANİ KARŞI DEVRİMCİ!

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: YürekAtışı - 01 Temmuz 2012, 22:42:32
Okunma, ziyaret sayıları belirleyici olmamalıdır zaten, lüzumsuz ölçütler bunlar, zaten solplatform'un bu formatı kurulurken bile böyle bir iddia olmadı ortada...
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Ekim - 01 Temmuz 2012, 23:16:09
Devrimci olmak öncelikle erdem sahibi ,ahlaklı olmayı gerektirmez mi? Yoksa bizler mi yanlış biliyoruz? Kim kimden özür dileyecek durumda acaba? Yaptıkları işler ortada; solplatformu hackleyip ,PORNO SİTEYE YÖNLENDİRİP,sonra da gasp etmek midir DEVRİMCİ olmak ?  Ya da Marks ve Engels'i hırsızlıkla suçlayıp ,Lenin'i saf yerine mi koymaktır DEVRİMCİ olmak? Ya da  KÖH 'ne küfürler edenle birlikte olup sağa sola saldırmak mı?
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Solplatform - 02 Temmuz 2012, 10:32:32
Borga namlı sahtekar,tıpkı dervişin fikri neyse zikride odur deyişini haklı çıkarır bir şekilde,kendi hırsızlıklarını,gaspçılığını örtebilmek adına bizleri "sahtekarlıkla,sahte üye kaydıyla suçluyor.
Sahte üye konusunu,yanındaki bezirgana soracak!
Kimbilir kaç tane fake üyeliği var Bezirganın.
Bizim bu tür sahtekarlıkları yapacak düzeyde teknik bilgimiz yok.
Tek bir teknik adminimiz var(Merwan Sert).
Oda bu tür hileli şeylere tevessül etmez.
Kendisine sonuna değin güveniyoruz.
Merwan Sert arkadaş,başkaları gibi çakma değil GERÇEK BİR KÜRT YURTSEVERİDİR.
Aynı zamanda Enternasyonalforumu ele geçirmek isteyen Borga ve çetesinin bu hevesini kursaklarında bırakmış bir arkadaştır.
Şu an Solplatformda ;Şu An Forumumuzda: 400 (7 members & 341 guests & 52 bots) görünmelktedir.
347 misafirin pek çoğu foruma daha önce girmiş asılı kalmış kişilerdir.
Keza online görünenlerin bir kısmı da öyle!
Bu kadar bot olma nedeni ise,kısıtlı teknik bilgime göre,(bunlar google botudur),sağolsun EKİM ARKADAŞ her açılan konu ve yazılan mesajları tarayarak,üşenmeden mesaj içeriklerindeki kavramları etiketlemektedir.
Bu etiketleme olayına başladığımızdan bu yana sürekli google botları Solplatformdadır.
Deniyorki biz sahte üye kaydediyormuşuz ve sonra bunları banlıyormuşuz.
Bir sonraki mesajda bugüne değin banlanan üyelerin bir listesini asacağım.
Bunların büyük çoğunluğu REKLAM BOTLARI,bir kısmı da Borga ve çetesince Solplatforma saldırtılan,Çöplüğün TETİKÇİLERİDİR.
YALAN,DOLAN,SAHTEKARLIK,GASPÇILIK,AHLAKSIZLIK,LÜMPENLİK,bunların hepsi size ait.
Bezirganbaşı çok iyi bilir bu yöntemleri!
Öyle ki her iki biribirinden nefret eden siyasi oluşumların sempatizanlarının kavgasını incelediğinizde bunlardan biri mutlaka bu kavgada ÇAKMA İSİMLE yer alan bezirgandır.
İşte bu ayak oyunları,bu sahtekarlıklarla Çöplük bugün nicel olarak bu seviyeye gelmiştir.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Solplatform - 02 Temmuz 2012, 10:33:48
Bugüne değin Solplatform.biz den banlananlar;


antonpopov   Solplatform1   10-02-2011   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
baykuş   Solplatform5   12-09-2011   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
beekFoothebed   Solplatform1   09-16-2011   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
bnmcalis1   Solplatform5   05-09-2012   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [Tesettür giyim reklamı]
Devrimci   Solplatform5   04-14-2012   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [Bir kereye mahsus olmak üzere gösterilen iyi niyeti suistimal ettiniz ve forumdan uzaklaştırıldınız. Yeriniz burası olamaz !]
feda yolu   Solplatform1   09-19-2011   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
Fouqux   Solplatform1   01-22-2012   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
ftopandikow   Solplatform5   10-02-2011   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
gecc8o51   Solplatform   10-01-2011   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
Haydar   Solplatform5   10-07-2011   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [Düzen adamları ve temsilcilerinin yani faşistlerin bu forumda yeri yoktur.]
Komunist Laz   Solplatform5   11-08-2011   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
koyukızıl   Solplatform5   09-22-2011   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
Kuzgun   Solplatform1   09-05-2011   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
marksist leninist   Solplatform5   03-31-2012   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [Sebep, forumda belirtilmiştir.]
Marksist-Leninist   Solplatform5   03-23-2012   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
Marsyas   Solplatform5   02-26-2012   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
pjss5t25   Solplatform   10-01-2011   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
prize73   Solplatform5   09-28-2011   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [Reklam panosu değil burası,reklam alan yerlere gideceksin !]
proleter1   Solplatform5   10-09-2011   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [Çöplüğüne dön!]
ptmhedieu   Solplatform5   06-29-2012   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
Sahebe   Solplatform5   11-08-2011   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
samicalisma1   Solplatform5   05-09-2012   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [bnmcalis1 ve samicalisma4 isimli üyelerin diğer ismi. bu kez proxy kullanmış.]
samicalisma4   Solplatform5   05-09-2012   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [bnmcalis1 isimli üye ile aynı ıp paylaşıyor olması]
Sosyal Devrimci   Solplatform   05-28-2012   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
stuttiple   Solplatform5   10-03-2011   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
ulaş   Solplatform1   09-21-2011   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
ulaş01   Solplatform1   09-21-2011   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
ulaş02   Solplatform1   09-21-2011   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
UnparaInopej   Solplatform1   10-02-2011   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
wnfr4y67   Solplatform5   10-01-2011   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]   [-]
xzae6u22   Solplatform5   10-01-2011   Sürekli   henüz yok   Sürekli   [Yasağı kaldır]
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 04 Temmuz 2012, 11:45:27
Belki yüz kez astık,sen devam ettiğin sürece yüz kez daha asmaktan imtina etmeyeceğiz.
"Bilisizler ya da bay Plehanov ve hempaları, marksizm dönekleri, anarşizm, blankicilik vb. diye bağırıp çağırabilirler. Düşünmek ve öğrenmek isteyen, blankiciliğin, iktidarın bir azınlık tarafından alınması demek olduğunu, işçiler vb. vekilleri sovyetlerinin ise, apaçık olarak halk çoğunluğunun doğrudan doğruya, dolaysız örgütü olduğunu anlamazlık edemez. Bu, sovyetlerin bağrında etkili olma uğruna savaşıma yönelmiş bir hareket, blankicilik bataklığına dökülemez, hiçbir şekilde dökülemez."
"Sınıf bilinçli işçiler bir erk olabilmek için çoğunluğu kendilerine kazanmak zorundadırlar: kitleler üzerinde bir diktatörlük olmadığı sürece,başka bir iktidar yolu sözkonusu olamaz.
Biz Blanquist değiliz,iktidarın bir azınlık tarafından ele geçirilmesi yandaşı değiliz.
Biz Marksistiz, küçük-burjuva sarhoşluğuna karşı, şovenist anavatan savunusuna karşı, lafazanlığa karşı, burjuvaziye bağımlılığa karşı proleter sınıf mücadelesinin yandaşlarıyız." (İkili İktidar Üzerine)
Daha ne desin Lenin,kendini Blanquistlikle suçlayan Plehenov ve yandaşlarına karşı!
"Biz Marksistiz"
"Biz Blanquist değiliz"
Altı taralı bölümleri tekrar tekrar oku!
Senin ne farkın var Lenin'i Blanquist olarak tanımlayan,Plehenov ve yandaşlarından!
Ne yaparsan yap,hangi alıntıları  bulursan bul,sabah akşam bıkmadan yinele,yine de Lenin'e karşın Lenin'i,Blanquist yapamazsın!
Bırak Lenin'i Blanquist yapmayı,kendini LENİNİST yapamazsın!
O nedenle boşa çaba,kendine Leninistim diyebilmek için,Marks'la,Lenin'i biribirinden koparma gayretleri!
Sen Leninist olamazsın,çünkü Lenin bir Marksistti!
Marks'a ve Lenin'e göre sınıfların ortaya çıkması bir zorunluluktur!
Çünkü gerek Marks gerekse Lenin olaylara ve olgulara DİYALEKTİK,tarihe MATERYALİST bakarlar.
Oysa sen bu gerçeği yadsıyan,TARİHSEL MATERYALİZMİ SAFSATA olarak niteleyen birisin!
Senin LENİNİST OLMAN esyanın doğasına aykırı!
Çık ortaya , açık açık ben Marksist de değilim,Leninist de değilim de!
Bak o zaman bu da bir düşüncedir diyerek,bu ortaya koyduklarına SAYGI ile bakılır.
Ama şimdi herkesin gözünde sen genç zihinleri bulandıran bir MİXER sin.
Lenin'in parti öğretisini alıp çarpıtarak bir yere varamazsın!
Parti , Lenin'e göre İşçi Sınıfının  SİLAHIDIR.
Yine parti, Lenin'e göre ERK SAVAŞIM ARACIDIR!
Lenin, partinin en önemli görevlerinden birinin;iktidarın zor dışında başka bir alım yolu olmadığından,her an oluşabilecek bir DEVRİMCİ DURUM anında,yığınları örgütleyerek,onları olası bir ayaklanma ve erki ele geçirme anına hazırlamak olduğunu söyler
Bunun ne Blanquistlerle,ne Narodniklerle ne de  Anarşistlerle bir ilgisi vardır.
Onlardan temel ayrım noktası Lenin'in, iktidarın bir azınlık tarafından eldesine karşı olmasıdır.
Yığınlara,kitlelerin etkinliğinin önemine Lenin her zaman inanmıştır.
 "Genel olarak siyasette ve özellikle işçi sınıfı hareketinde,ancak KİTLESEL etkinliği olanlar ciddiye alınır.
Kitleler olmadan siyaset maceraperest siyasettir" diyerek.
Yığınlara dayanmayan bir politikanın MACERAPEREST bir politika olacağının altını çizmiştir.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 04 Temmuz 2012, 18:16:13
Buda çöplüğün müdavimlerinden,çöplüğün NİTELİK KATSAYISINI arttıran İ.Seçil
Solplatform katılımcıları,hafızalarını biraz yoklarlarsa,İ.Seçil'in ,Solplatformdan,çöplüğe gönderilen HAYALET mahlaslı kişi olduğunu anımsayacaklar.
Bu Hayalet veya şimdiki adıyla İ.Seçil,bir zamanlar Tekel Direnişi esnasında işçileri,Başbakanı'nın ağzıyla evlerine dönmeye çağıran,Tekel İşçilerini sadaka peşinde koşan,onları dilencilikle tanımlayan kişidir.
İşte bu zatı muhterem işçi düşmanlığına,sınıf kaçkınlığına çöplüktede devam ediyor.
"Bu gün insanlara Leninist bir örgüt gerekmiyor. Çünkü kurtulacak bir emekçi çok azalmıştır kurtulacak bir burjuvada kalmamak üzeredir .Ama kurtulacak insanlık vardır bunuda bütün insanların(eşkiyaların dışında kalanlar) özgürce katılacağı bir süreçle gerçeleşecektir.Kimseyi kimsenin hakkı için savaşmaya çağırmaya hakkı yoktur.Her birey kendisi için yaşayabileceği dünya için bulunduğu toplumsalllık için ve bütün insanlığın geleceği için savaşacakları bir örgüt yaratılmalıdır .Bu eşkiya düzeninden badur % 99 dur Bu eşkiya düzenden faydalanan % 1 dir biz çok-uz bizi durduracak hiç bir ordu yaratılmamıştır.

Kahramanlık orta çağa ait bir duygudur. ya hepimiz kahraman -ız ya hepimiz karkak.Ya güzel bir dünya özlüyoruz ya cehennemi hak ediyoruz.Ne biz kimse için ölelim ne bizim için kimse ölsün.Cennet yaşarken gereklidir."
Bu baya göre kurtulacak bir emekçi kalmamıştır.
Üstelik birde kurtulacak bir burjuva kalmamıştır diyor.
Sanki  burjuvalar baskı altındaydılar,şimdilerde ise baskıyı kırarak kurtuldular.
Devleti bir sınıf egemenliği,bir baskı ve zor aygıtı olarak görmezsen,Devleti sınıflardan bağımsız,sınıflar üstü bir kurum olarak görürsen,doğalki Devleti,burjuvaların da üzerinde bir baskı aracı olarak görürsün.
Kimseyi diyor,kimsenin hakkı için savaşmaya çağırmaya hakkı yoktur.
Bundan daha somut Burjuva Kültürün başka bir tanımı olabilir mi?
Bu nasıl bir bireyselliktir?
Bu nasıl bir BEN KÜLTÜRÜDÜR?
Kendine solum,Sosyalistim diyen birisi ,Komünizmin olmazsa olmazı olan DAYANIŞMA KÜLTÜRÜNE bu denli uzak olabilir mi?
İşte bu durum bizlere "Sosyalist" Forum denen çöplüğün SİTE NİTELİK KATSAYISINI veriyor.
Kusura bakmasınlar Alexa nında ölçemiyeceği,bizler için asıl olan değerler var.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Ekim - 04 Temmuz 2012, 19:10:39

Barış ,dostluk ,dayanışma ...Çok anlamlı bir slogandı  ! Bu slogana sahip çıkanlarda ruh vardı, heyecan vardı,gelecek bizimdir düşüncesi vardı.

Görüyoruz ki, kendisini komünist diye tanımlayanlarda egoizm tavan yapmış durumda ; nemelazımcılık desek belki çok daha doğru bir betimleme olacak.

Nerde kaldı o " hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için" söylemi! Bu kadar mı yabancılaştınız kendinize de sevgisizlik pompalıyorsunuz ? Marks'ın " kapitalizm insanı kendinden koparır" söylemi demek ki "sosyalist" olanlarda da bariz şekilde kabul gördü !

Bireyselliğin kabul edilişiyle "büyük balık küçük balığı yutar" da kabul edilmiş oluyor. Kapitalist burjuva düzen karşısında yenilgi kabul edildi ki,  ;sevgisiz,empati yeteneğini kaybetmiş,paylaşım yoksunu canlılar  haline gelinmiş ! Canlı demek de hata ; çünkü ,buzhane balıkları gibi bakan gözlerle gerekenleri göremez,algılayamaz duruma gelinmiştir.

Bu durumda  ,diyalektik materyalizm terkedilmiş idealist felsefeye doğru uygun adımlarla yürüyüşe geçilmiştir tespiti abartı olmaz sanıyorum.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 06 Temmuz 2012, 20:24:42
"Bu anlayışa göre bizim alıştığımız ve algıladığımız anlamda bir dünya yoktur. Bizim dışımızdan gelen bir dalga ve frekans okyanusu vardır. Bu dalgalar girişimini , hologram beyinlerimiz bize dağlar , nehirler, canlılar ve bizim gördüğümüz nesnel varlıklar olarak dönüştürmektedir. Yani gördüklerimiz, yaşadıklarımız ve bizatihi bizler kendimizde birer gerçek olmayıp başka bir hologramdan yansıyan hayali nesneleriz. Yani bizler başka bir hologram görüntüye bakan kimseler değil, o hologramın parçalarıyız."

Yukardaki alıntı ÇÖPLÜĞÜN bir diğer, KALİTE KATSAYISINI arttıran,artık Adnan Oktarcı olduğu gün gibi ortaya çıkan Gramscisinin Çöplükte yazdığı bir yazıdan alıntı.
Aslında yazılan yazı Gramsciye ait değil.
Asılan yazının yazarı YAŞAR ÖZKAN.
Gramsci işine gelen bölümünü kendi yazmış gibi almış.
Yukardaki alıntının devamında Yaşar Özkan bu söylediği ile KURAN arasında bağ kuruyor ve devam ediyor.
"Kur'an-ı Kerim "Ankebut Suresi (29/85)"
Ayet 64 Şu iğreti dünya hayatı, bir eğlence ve oyundan başka şey değildir. Ahiret yurduna gelince, asıl hayat işte odur. Ah bilebilselerdi. "

İdealizmin babası Berkeley'in temel dayanağı Bizim dışımızda bize bağlanmadan var olan dünyanın maddiliğinin reddine dayanır.
Bu İDEALİST soytarılara karşı aklıma hep Nazım'ın o İDEALİZMİ yerden yere vuran şiiri gelir.
Sizlerle paylaşayım.
veda


BERKLEY
Behey
Berkley!
Behey on sekizinci asrın filozof peskoposu.
Felsefenden tüten günlük kokusu
                        başımızı döndürmek içindir.
                        Hayat kavgasında bizi
                        dizüstü süründürmek içindir.
Behey
Berkley,
Behey Allahın
                Cebrail şeklindeki Ezraili,
Behey on sekizinci asrın en filozof katili!
Hâlâ geziyor İskoçya köylerinde
                      adımlarının sesi.
Hâlâ uluyor adımlarının sesine
                       tüyleri kanlı bir köpek.
Hâlâ
     her gece titreyerek
                     görüyor gölgeni İskoçya köylüleri
                                                                        evlerinin
                                                                            camlarında!
Hâlâ
     kanlı beş parmağının izi var
            o beyaz buzlu camlar gibi şimal akşamlarında!
Behey
Berkley!
Behey meyhane kızlarının kara cübbeli kavalyesi,
                                        Kıralın şövalyesi,
                                        sermayenin altın sesi,
                                        ve Allahın peskoposu!
                            Felsefenden tüten günlük kokusu
                                        başımızı döndürmek içindir.
                            Hayat kavgasında bizi
                                        dizüstü süründürmek içindir!

Her kelimen
                 kelepçelerken
                                       bileklerimizi,
kıvrılan
           bir yılan
                gibi satırların
                            sokmak istiyor yüreklerimizi.
Beli hançerli bir İsaya benziyor resmin.
Sivriliyor kitaplarından ismin
                                  sivri yosunlu ucundan
                                                        kızıl kan
                                                          damlıyan
                                                               yeşil bir diş gibi.
Her kitabın
            diz çökmüş önünde Rabbın
                             kara kuşaklı bir keşiş gibi..
Sen bu kıyafetle mi bizi kandıracaktın,
                                              inandıracaktın?
Biz İsanın vuslatını bekleyen
                                   bir rahibe değiliz ki!

Behey
Berkley!
Behey tilkilerin şahı tilki!
Çalarken satırların zafer düdüğü,
küçük bir taş parçasının en küçüğü
      imparatorların imparatoru gibi çıkınca karşısına,
      hemen anlaşmak için
                           bir kapı açıyorsun,
      binip Allahının sırtına
                              soldan geri kaçıyorsun!
      Kaçma dur!
      Her yol Romaya gider,
                 — bu belki doğrudur —
      fakat
              fikri evvel gören her felsefenin
                      safsata iklimidir yelken açtığı yer!
      Bu bir hakikat
                  — hem de mutlak cinsinden — !
İşte sen
      işte senin felsefen:
Sen o sarı kırmızı rengini gördüğün
                    cilâlı derisine parmaklarını sürdüğün
                              parlak
                                  yuvarlak
                                          elmaya:
                                              «Fikirlerin bir
                                                         terkibidir,»
                                                                      diyorsun!
Dışımızda bize bağlanmadan
                                var olan
                                       varlığı
                                             inkâr ediyorsun!

Şu mavi deniz
     şu mavi denizde yüzen beyaz yelkenli gemi,
kendi kendinden aldığın fikirlerdir, öyle mi?
Mademki kendi fikrindir yüzen gemi,
mademki kendi fikrindir umman,
ne zaman var,
              ne mekân!
Ne senin haricinde bir vücut
                      ne senden evvel kimse mevcut,
                              ne senden sonra kâinat baki
bir sen
      bir de Allah hakikî.

Lâkin ey kara meyhanelerin sarhoş papazı!
Senin dışında değil miydi
kıllı kollarında kıvranan meyhanecinin kızı?
Yoksa kendi altında sen
                      kendinle mi yattın?
Diyelim ki senden evvel baban yok
                                       İsa gibi.
Yine fakat bacakları arasından çıktığın
                                 Meryem gibi bir anan da mı yok!
Diyelim ki yapyalnızsın
                        Turu Sinada Musa gibi,
ne yazık! Tevratını okuyan da mı yok!
Çok yalan söylemişsin çok.

Sen emin ol ki Berkley
        — olmasan da zarar yok —
                bu şi're benzer yazıda hissene düşen şey:
                                biraz alay
                                      biraz şaka
                                              ve birkaç tokat
                                                  — eldivensiz cinsinden —
Neyleyim?
        Neş'e kavganın musikisidir.
Kavgada kuvvetini kaybetmiş gibidir biraz
                               neş'enin çelik ahengini duymayan adam;
neş'e ... iyi şeydir vesselam,
                                         — baş döndürmezse eğer —
ve işte bizimkiler
                     güldüler mi,
                                    ağız dolusu gülüyorlar.
Kabahat onların kuvvetinde:
                                           yoksa ne sende
                                                                 ne de bende!

Dinle Berkley!
— dinlemesen de olur —
Biz dinleyelim:
Beynimiz bal yoğuran
                          bir kovan.
Ona balı dolduran
                         arıdır hayat.
Aldığımız hislerin
                            sonsuz derin
                                      pınarıdır kâinat!
Kâinat geniş
                   kâinat derin
                         kâinat uçsuz bucaksız!
Biz onun parçaları,
      biz ondan doğan bir sürü bacaksız!
Biz o bacaksızların
    — anasını inkâr etmeyen cinsi —
Çünkü biz
     emredenlere emir verenlerden değiliz!
Bağlıyız toprağa
                kalın halatlar gibi kollarımızla!
Çelik dişleri şimşekli çarklılar
          koparırken kara toprağın esrarını,
biz
   seyretmedeyiz
           cihan içinden cihanların
                                      doğuşunu;
           kehkeşanların
               gümüş aydınlığında!
Görmüşüz,
        görmedeyiz
            yılların yollarında toprak oluşunu
                                               kızıl kadife dudaklı kızların!
Çiziyor hareketi gözlerimize
                              sonsuz maviliklerde
                                        kuyrukluyıldızların
                                               sırma saçlarından kalan izler.

Her habbe koynunda bir kubbeyi gizler!..

Şu denizler,
şu denizlerin üstünde denizler gibi esen,
                           rüzgârların uğultusu.
Şu ipi kopmuş
         inci bir gerdanlık gibi damlayan su,
                               şu bir damla su,
uzaklaştıkça, yaklaşılan
                                        hakikati gizler..

Her yeni ummanla beraber
                bir yeni imkân!
Kâinat geniş
              kâinat derin
                      kâinat uçsuz bucaksız!

Behey!
Berkley!
Behey bir karış boyuna bakmadan
                 Karpatları inkâr eden cüce!
Ahrete gittiysen eğer
               oradan bir taç gönder,
süslemek için Allahının kafasını!
Fakat buradan
       topla hemen tarağını tasını,
                        Haraç mezat!
                           Haraç mezat!
götür pazara bir pula sat:
Topraktaki saltanatın
                         göğe çıkan tahtını!

Yok üstünde tabiatın
                   tabiattan gayri kuvvet!..
Tabiat geniş
                  tabiat derin
                           tabiat uçsuz bucaksız!..
   NAZIM HİKMET
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 13 Temmuz 2012, 00:14:57
Çöplükten Nağmeler;
İŞTE "SOSYALİST" FORUMUN KALİTE KATSAYISINI GÖSTEREN MESAJ!

"Kurulacak olan komünist toplumda ve komünist düzende bu eş bilmem neylere yer yok....zira onların isteği yada isteksizliği insansal değidir...sömürü düzeninin yabancılaştırmasının sonucudur...." HERNEYSE

Çöplüğün katılımcılarından Herneyse mahlaslı zatın Eşcinsellere yönelik bu mesajı ve bu yaklaşımın neredeyse tüm çöplük yönetimince benimsenir gözükmesi,Çöplüğün bugün geldiği vahim durumun bir göstergesidir.

Kulakların çınlasın SEVGİLİ AMAZON.
İyiki çöplükten ayrılmışsın ve bu İNSANLIK DÜŞMANI yazıyı okumamışsın.

Bir zamanlar cinsel kimliğinden dolayı sana saldıranlara karşı,senin yanında olan,sana destek veren Herneyse( bir zamanlar DORUK ) bak şimdi seni kendi arzuladığı düzeninde istemiyor.


Bu bilimden nasiplenmemiş,bilim düşmanı kişiye denecek fazla bir şey yok.
O işin kestirme yönünü bulmuş.
Tıpkı Adolf Hitler gibi!
Hepsini bir araya toplayacaksın,üstlerine Benzin döküp yakacaksın!!!


veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Ekim - 13 Temmuz 2012, 00:34:52
Bilim insanlarının , senelerce üstünde çalışıp  bilimsel sonuçlarını ortaya koyduğu bir konuda ahkam kesmek denir  buna. -Kızıl bayrağımı,ideolojimi kullanamazlar  -'  ın  çevirisi " SİZİ KABUL ETMİYORUZ" dur.

Zoolojideki olay nasıl açıklanır peki ?

Hatta botanikte ! Öyle ya ; kivi meyvası bir dişi  -bir erkek fidan yanyana dikilmezse meyva vermiyor. Cinsellik bitkilerde de var  ve aynı durum onlarda da söz konusu olabilir  düşüncesine varıyor insan.

Ne olacak şimdi ? İşiniz zor homofobikler; ne kadar canlı türü varsa toplayın bir araya yakın ya da yılkıya salın !

 



Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 13 Temmuz 2012, 16:29:41
Komünistler;,etnik,dinsel ve cinsel kimliklerinden arınmış,bu kimlikler üzerinden yapılan siyaseti,sınıf kimliğinin önüne koymaya karşı, ancak bu kimliklerinden dolayı,ezilen,zulme uğrayan,ötekileştirilen kesimlerin de her zaman yanındadırlar.

Özellikle elveda proletaryacılar,sınıf kaçkınları işçi sınıfının devrimdeki öncü rolünü yok sayanlar ,işçi sınıfı yerine başka dinamikleri ikame etmeye çalışırlar.
Sınıf mücadelesinin önüne sivil toplumcu bir mücadeleyi koyarak,bu politikalarını farklı kimlikler üzerinden gerçekleştirmeye çalışırlar.

Bu hareketin önde gelenlerinden biri olan Harry Cleaver bu konuda şunları söyler:
" Bu anlamda olası bir savaş alanı sadece meta üretiminin yapıldığı fabrikalar değil, kültürel hayatın tamamı bir mücadele alanı. Bu mücadele alanında mümkün olan ve yapılması gerekenler ise; ise evkadınlarının evlerini terkederek sokağa dökülmeleri, 'öğrencilerin okulu işgal ederek özgür üniversiteler kurmaları ya da eğitim kaynağı olarak alternatif alanlar yaratmaları, işsizlerin ücretli işlerde çalışmayı reddetmesi". Harry Cleaver kapitalizmin işleyiş mekanizmalarının ancak bu türden 'reddetmek' üzerine kurulu eylemlerle yıkılabileceğini söylüyor. Sonuçta hedeflenen toplumsal yapı da homojen bir bir sosyalist düzen değil farklılıkların ve alternatiflerin üzerine kurulu, indirgemeci olmayan, yaşamı işe indirgemeyen bir yapı olarak karşımıza çıkıyor. Otonomizm bu bağlamda kendinden önceki marksist geleneklerden kökten farklı bir yorum getiriyor."(Kartonmedia dan alıntılanmıştır)

Fuhuş,sınıflı toplumların ortaya çıkışından bu yana insan bedeninin para karşılığı,cinsel istekler için kullanılmasıdır.
Kapitalizm öncesinde de vardır.
Ayrıca en yaygın şekli Eşcinsellerde değil,Heteroseksüellerde görülür.
Fuhuş sektörünün hem özeli hem de Devlet eliyle işletileni vardır(Genelevler).
Gerek Hetereseksüel,gerekse Eşcinsel olsun,kimse zorunlu kalmadıkça kendi bedenini bir meta olarak satmaz.
Nasıl ki zorunluluktan dolayı,aç kalmamak için,yemek,içmek,giyinmek ve barınmak için EMEĞİMİZİ SATIYORSAK.
Eşcinsellerin dezavantajı,bu erkek egemen toplumda ,cinsel kimliklerinden dolayı horlandıkları için emekleri yerine bedenlerini satmak zorunda oluşlarıdır.
Tabiiki istisnalar vardır ama bu genel kuralı bozmaz.
Ben, bilimin geldiği bu aşamada Eşcinsellik bir "SAPKINLIK MIDIR"  gibi saçma bir tezi tartışmayacağım.
Toparlarsak,biz Komünistler için temel ve belirleyici KİMLİK, SINIF KİMLİĞİDİR.
Bizler politik mücadeleyi bu kimlik üzerinden tanımlar ve yaparız.
Bireysel kimlikleri ön plana çıkaran,bunu sınıf kimliğinin önüne koyan Feminist Harekete de,bu bağlamda Eşcinsel Harekete de karşıyız.
Ancak yine bizler, Herneyse arkadaş gibi,çubuğu bükeyim derken kırmaz,kimliklerinden dolayı baskı,zulüm gören bu insanların yok edilmesi yerine,onların verdiği bu mücadeleyi sınıf mücadelesi çerçevesinde destekleriz.

veda
Başlık: Cehaletin böylesi!
Gönderen: veda - 13 Temmuz 2012, 23:05:00
"Borga yoldaş, Lenini hatırlayalım  Bırak bataklığı savunsunlar!" demiş çöplüğün katılımcılarından biri ve hemen bu söyleme Borga ve Çöplüğün Bezirganbaşı atlamış!
Önce teşekkür etmişler ve sonra Bezirganbaşı, Lenin ustanın kime bataklık dediğini aklınca açıklamış.
Bu batalıktakiler MENŞEVİKLERMİŞ!
Ama bezirganbaşının atladığı veya bilmediği bir şey var(Borga bunu bilir ama işine gelmez dile getirmek)
Lenin Usta sadece Menşevikleri Bataklıkta görmez!
Lenin Ustaya göre Blanquizmde bir bataklıktır.
"Bilisizler ya da bay Plehanov ve hempaları, marksizm dönekleri, anarşizm, blankicilik vb. diye bağırıp çağırabilirler. Düşünmek ve öğrenmek isteyen, blankiciliğin, iktidarın bir azınlık tarafından alınması demek olduğunu, işçiler vb. vekilleri sovyetlerinin ise, apaçık olarak halk çoğunluğunun doğrudan doğruya, dolaysız örgütü olduğunu anlamazlık edemez. Bu, sovyetlerin bağrında etkili olma uğruna savaşıma yönelmiş bir hareket, blankicilik bataklığına dökülemez, hiçbir şekilde dökülemez."
Daha da somutlarsak Lenin Ustaya göre hem sağ,hemde sol sapma birer BATAKTIR,Komünistler için.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Ekim - 16 Temmuz 2012, 23:01:00
"Sınıf savaşımı sürüyor ve tüm çıkarları ona bağlı duruma getirmek de bizim görevimiz. Kendi komünist ahlâkımızı da ona bağlıyoruz. Ahlâk, eski sömürücüler toplumunun ortadan kalkmasına ve tüm emekçilerin yeni komünist toplumu kurmakta olan proletaryanın çevresinde toplanmasına yardım eden şeydir." V.I.Lenin

Bu konuda yazmak ( herneyse isimli zatın son ahlaksızlığı) gerçekten ağır geliyor. Ama ,söz konusu kişinin son yazısı çöplük denen forumda kimlerin kaldığını,kalabileceğini göstermesi açısından önemlidir.Tüm yönetim hep birlikte yazıyı okuyup onayladılar ki insan müsveddesi hala orada duruyor.

Bu mudur eleştiri yazısına yanıt vermenin uslubu ? Yetersiz kalınan yerde küfre batmak ! Ama kime ne söyleniyor; balık baştan kokmuş ! Erdem,onur ,haysiyet,şeref yerlerde sürünüyor.

Kendisine ve çevresine yabancılaşmanın  kültürel yozlaşmayı beraberinde getirdiğinin en somut örnekleri söz konusu forumdadır.Devrimci,sosyalist,komünist olacaksınız ama ahlak gerçekliğinden nasibinizi almamış olacaksınız !

Yeni insan yaratmak ereğindeki sosyalizm , etik değerlerin daha etkin bir   halde savunulmasını benimser. Devrimci olmak ;salt teoriyi yalayıp yutmak, işkencelerde ser verip sır vermemek,dayanışma göstermek -vb.  -gibi olgularla kazanılmaz.

Var mı şöyle birşey ; ahlaksız,terbiyesiz bir insan ama SOSYALİST! Üç kuruşluk  çıkarları için bu tip insanları aralarında barındıranlar da, ne sosyalist ne de komünisttirler. ( Ana nüvesi zaten yozlaşmış olan çöplük  forumu için bu husus geçerli değildir. )

Kendi yapısında devrimi içselleştirememiş olanlardan beşeri anlamda olumluluk beklemek diyalektiğin mantığına terstir deyip  tekrar Lenin 'den bir alıntıyı gözlerine sokalım :

Vladimir Lenin
 1870 - 1924  
Ahlak Üzerine*
Vladimir Lenin


Aşağıdaki seçki, Lenin’in 3 Ekim 1920’de Genç Komünist Ligi’nin Üçüncü Tüm Rusya Kongresi’nde yaptığı konuşmadan alıntıdır.

Komünist ahlakı diye bir şey var mıdır? Elbette vardır. Genellikle bizim herhangi bir ahlakımız olmadığı iddia ediliyor ve burjuvazi, biz komünistlerin tüm ahlaki değerleri reddettiği suçlamasında bulunuyor. Bu, onların kafaları karıştırmak, işçilerin ve köylülerin gözlerini boyamak için kullandıkları yöntemlerden biridir.

Hangi bağlamda ahlakı reddederiz?

İnsanlara burjuvazi tarafından öğretilen ve ahlaki ilkeleri Tanrı’nın emirlerinden kaynaklanan bağlamdaki ahlakı. Elbette ki Tanrı’ya inanmadığımızı söylüyoruz. Din adamları, toprak sahipleri ve burjuvazinin hepsinin, sömürücüler olarak kendi çıkarlarını korumak için tanrının adına konuştuklarını iddia ettiklerini çok iyi biliyoruz ya da bu kimselerin, etiklerini, ahlaki emirlerden ve tanrının emirlerinden değil, özünde kutsal emirlerle büyük benzerlik gösteren idealist ya da yarı idealist ifadelerden çıkardıklarını da biliyoruz.

Biz, insanüstü ya da sınıf bilinçsiz kavramlardan kaynaklanan tüm ahlaki ilkeleri reddetmekteyiz. Biz bunların, toprak sahipleri ve kapitalistlerin yararı adına işçilerin ve köylülerin kandırılması, aldatılması ve akıllarının bulandırılması olduğunu söylüyoruz. Ahlaki ilkelerimizin, tamamen proletaryanın sınıf mücadelesi çıkarlarıyla ilişkili olduğunu söylüyoruz. Ahlaki ilkelerimizin kaynağı, proletaryanın sınıf mücadelesi gerçekleri ve ihtiyaçlarıdır.

Eski toplum, köylülerin ve işçilerin toprak sahipleri ve kapitalistler tarafından baskı altına alınmasına dayalıydı. Bu toplumu ortadan kaldırmak zorundaydık. Bu toprak sahiplerini ve kapitalistleri alaşağı etmek zorundaydık. Ancak bunu yapabilmek için, örgütlenmek gerekliydi. Tanrı ise böylesi bir örgütlenmeyi gerçekleştiremezdi.


* Vladimir Lenin: Din, New York, International Publishers Co., Inc.; 1933, s. 47-8.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 16 Temmuz 2012, 23:15:10
Sakin ol Ekim Arkadaş!
Bu saatten sonra birilerine AHLAK öğretecek değiliz.
Maddeyi inkar, kişiyi RUHA yöneltirmiş!
Bunların afyon çekmekten beyinleri uyuşmuş KEŞİŞLERDEN bir farkı yok!
Tarihin her döneminde BİLİM DÜŞMANLARI, sıkışınca KÜFRE başvururlar!
O nedenle üzerinde fazla da durmak gerekmiyor!
Üstelik bu kişi,buranın bir katılımcısı!
Varsa yüreği,gelir burada söyliyeceğini söyler!
Onun bunun gazına gelerek,onun bunun koltuklarının altından HAVLAMAZ!

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 29 Temmuz 2012, 15:51:16
Aç Tavuk kendini buğday ambarında görürmüş!
Forumlardan birinin admini yine atmış,tutmuş,kendilerinde olmayan,hasret duydukları özelliklere sanki sahiplermiş gibi,yukardaki deyimi haklı çıkarır bir açıklama yapmış.
Tabi bunu yaparken kendi dışındakileri kötülemiş,durmuş,herzamanki gibi!
Aslında bir konuda doğru söylemiş.
İçinde yer aldığı forum bu PROVOKATÖR ve yandaşları gelene kadar Marksist Leninistlerin yazdığı bir forumdu,şimdi  
ML düşmanlarının ele geçirdiği bir forum oldu.

Bir onlar kürt yurtseverlerine kucak açmışlar,diğerleri ise kürt yurtseverlerini,aşşağılamış,ötekileştirmiş,dışlamış,kürt yurtseverlerinin önderlerine yasak koymuş!
Bir insanın bu kadar yalan ve iftirayı bir araya getirebilmesi gerçekten İNSANLIK ADINA utanç verici.
Herşeyden önce Solplatform'un admini GERÇEK BİR KÜRT YURTSEVERİ!
Bu insanlıktan nasibini almamış yaratık gibi ÇAKMA değil.
Sana söylüyorum ÇAKMA YURTSEVER,eğer KÖH hareketine ve onun önderine küfür edenleri arıyorsan,fazla uzağa gitmene gerek yok.
Hemen yanıbaşına baktığında göreceksin.
Sen gerçekten TAM BİR PROVOKATÖRSÜN.
Bundan böylede senin ismin burada PROVOKATÖR olarak anılacak.
Sakın bu adı sana benim koyduğumu sanma,bulunduğun forumdakiler seni böyle niteliyorlar.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Ekim - 29 Temmuz 2012, 17:32:32
Çok doğru bir söylemleri var ki buna katılmamak olanak dışı ;evet söz konusu forum, öncesine göre farklıdır ama nasıl ?  Forumlarının , son bir yılda geldiği nokta gerideki yılların her anlamda inkarı olup  bu durum da , her iki zaman diliminde de  başta kurucusu olduğunu söyleyen adminin samimiyetsizliğini ve de ideolojik karşılığı olmayan bir düzlemde nasıl umarsızca debelenilir durumda olmanın göstergesi olması açısından çok önemlidir.

Kürt Yurtseveri arkadaşları her daim dışlayan, KÖH 'ni küçümseyen tavırların yerine ,şimdilerde bilimsellikten uzak  ilkel milliyetçi görüş hakim olmuş  ve buna karşın hala kendilerini "devrimci"  olarak niteleyen güruh bir zamanların bilimsel sosyalizmden ödün vermeyen forumuna resmen darbe yoluyla el koymuşlar ve bundan haz duymalarına neden olan bir ortamda genç beyinleri bulandırmaya devam etmektedirler.

İdeolojik tartışma yapabilmek için bilgi dağarcığınızın dolu olması gerekiyor ; ayrıca alıntı yapabilmek de o eserin elinizin altında olup daha önce okunurken altı çizili bölümleri hatırlatmak-öğretmek anlamında yüreklice aktarılması demektir ki bunun için de bilmem kaç fırın çok tahıllı teoriyi hazmetmeniz gerekir.

Bir yanda  , Marks,Engels , Lenin ....  ideolojinin önder ve öğretmenleri olarak sıfatlandırılacak  ;diğer yanda ise ML  pratiğinin sosyalizme ne kadar hizmet ettiğinin tartışıldığını ve din olarak gördükleri bu bilimsel görüşlere inanmadıkları  belirtilecek ! Ne yaman çelişkidir bu ! Bu tavrın bilimsel açıklamasını ; " Milliyetçi olmak için,belirli bir derecede  zihinsel engelli olmak lazım." söyleminde irdelemek gerekiyor.Çünkü kendileri de KÖH 'ni ilkel milliyetçilik bağlamında yorumlamaktadır.

Evet ;  söz konusu forumdan aklı selim  ve bilimselliktan yana olan herkes ayrılmış  ; kendilerini de kendi kusmukları içinde boğulmaya mahkum etmişlerdir.( Bu arada , "Söz uçar ,yazı kalır. " deyimi bazılarına hediye  olsun ;
 anlayan anladı ! )

Gelelim , TKP ve TKP 1920 'li arkadaşlarla ilgili konuya  ; demek ki ,tüm siyasi görüşlere yönetimde görev vermekle olmuyormuş, demek ki mavi boncuk dağıtılmazmış siyasi düzlemde ! Küçümseyerek ve de dışlayarak  "SİP liler"  olarak adlandırdığınız kesime yönetimde görev vererek neyi kotarmak peşindeydiniz ? Bu siyasi görüşleri , söz konusu forumunuzdan yok etmek gibi bir misyonunuz olduğunu ne çabuk unuttunuz ? (Yazılar uçmuyor  demiştik  ! )
Dahasını da söyleyelim ; Parti Cephe önderi için söylenenleri (hay allah yazı yine uçmamış !) de alsak mı buraya ? Hoş , bir arkadaşımızın forumunda bu söylemlerin bir kısmı  hala durmakta ...

Forumunuzu ve sizleri dışlayan ağaçlar meyve dolu , taşlayın bakalım ;ama bilin ki o verimli forumların menzili size çok ırak !

Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 29 Temmuz 2012, 17:58:15
Malum Provokatör bulunduğu forumdaki bir katılımcının bir konu ile ilgili Marksizm'in ustalarından yaptığı alıntılardan rahatsız olmuş ve şöyle demiş.
"Kopyala yapıştırdıklarının hepsini tarih sıfırladı, modern tarih ML'nin 150 yıllık pratiğinin ne kadar Sosyalist olup olmadığını tartışıyor. Kürt hareketide onu Sosyalizmden ziyade modern çağın bir dini olarak kabul ediyor.Ve bu dine inanmıyor."
Bu provokatöre göre Marks'ın,Engels'in,Lenin'in yazdıklarını tarih sıfırlamış.
Şimdi bu Provokatör aklı sıra tarihin yeniden yazıldığını savlıyor.
Kendini kürt hareketinin yetkilisi sanan bu soytarı bir de kürt hareketi adına ahkam kesiyor.
Sosyalizmden bahsediyor ama bu Provokatörün tanımladığı Sosyalizm çok farklı.
Bu da şeyhi(Bulunduğu Forumdaki Ağabeyi) gibi,Komünizmi,bir lokma,bir hırka,insanların zenginliği değil yoksulluğu paylaştığı bir toplumsal sistem olarak algılıyor.
Sonra da ortaya çıkıp kendini rezil edercesine; Marksizm'i,Leninizm'i bildiğini iddia ediyor.Sen kafanı bu işlerle yorma fazla!
Zaten PROVOKATÖRLÜK misyonun yeterince kafanı meşgul ediyor.

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 31 Temmuz 2012, 23:15:17
Nasılda söylediğim çıktı.
Çakma kürt "yurtseveri",namı değer PROVOKATÖR BABİL,içindeki ilkel milliyetçi dürtü sonucu KİNİNİ kustu.
"Hata bende ki , hala senden devrimci ahlak, devrimci namus bekliyorum."
Benden DEVRİMCİ AHLAK ve NAMUS bekleyene bak!
Bu kavramlar senin asla ulaşamıyacağın,senin yanına uğramamış kavramlar.
Bu kavramları ağzına alarak kirletme bu değerleri.
Çöplüğe dönmüş forumunun pisliklerini saçma ortalığa.
NAMUSTAN ve DEVRİMCİ AHLAKTAN bahsedenlere bak!
Yazalım mı yoldaşım dediğin FAŞİSTİN,kürt halk önderi Öcalan için neler söylediğini!
Sen önce kendi tencerenin dibine bak.
Bırak karayı,KAPKARA!

veda
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: hayriözşen - 01 Ağustos 2012, 00:19:42
Mesel şimdi SF Yi okuyunca anlaşılır bir hale gelmeye başladı .

Benim yazım üzere solplatforuma  tırnak içinde ahlaklı adamlarca pislik  getirilmiş. Bunun üzerine demeyeceğim çünkü böyle anlaşılır.Sayın veda da (Kendi düşüncesi içinde)bu tür   Şövenlere ekmek verecek yazı yazılmamasını  iyiniyetli benim yazımı eleştirmişti. gerçekten ben vedanın yıllarca düşüncelerini okurum. Bildiğimi de sanıyorum. Bu eleştirsini  de SF de yazılanlar üzerine değil kendi inancı ve düşüncesi çerçevesinde yazdığını biliyorum. O söz konusu yazdıda da bunu belirtim Veda ile ulusal soruna farklı bakıyoruz. Bu nedenden dolayı veda böyle bir yazının yazması bana göre olması gerek hatta bıraz kendinden de taviz vererek (belki o tırnak içinde ahlaklı adamlar olmasa idi daha sert olabilirdi) yazdığını anladım.

Şimdi şu Tırnak içinde ahlaklı devrimci adamlara gelelim. Bana göre bu forum camiasında hala o Sosyalist forumda yazı yazanların hepsi ahlaksızdır. Bugün o forum hakkında söylenmeyen kaldımı? Ve bunlardan haberim yok arkadaşlar diyebilecek bir allahın kulu varmı? Bence yok . Sosyalist zeminde,ENternasyonel forumda, Solplatforumda yazılanları görmedim bilmniyorum duymadım diyebilecek üç maymunu oynayacak varmı?

Şimdi kimden bahsedeyim. Borga çıkarcısınamı? Yoksa Babil yanar dönerindenmi yoksa rezilliği artık ulusları aşmış CHe denilen köylüdenmi?

Che denilen soysuz, zaten ipsizliğini klanıtlamış ve tescil etmiş herhesçe bilinmektedir. Ya borga? Blanguis borga. Lenini bile blanguist yapan borga. Kısacık Forumlar dünyasında oynamadığı  büyük iki oyununa tanık olduğum borga. Biri komünist forum diğeri Enternasyonel forum. Hele entrenasyonel forumda beni bile kullanmaya çalışan borga. aha borga ah senin, yaşadığının numaraları ben gerçek hayatta yaşadım. Öyle forumlarda değil. Enternasyonel forumu  che ile birlikte babail sinsiliği ile  ele geçirme operasyonları.

Kim yer bunları ...
Yazık olan,o arada bir kaç insanında bu uğurda harcanması olmuştur.

babil efendi. hani şu dünyayı  Kürtlerle -Türkler arsında temel çelişkinin çözümlenmesiyle mutlanacağını  gören tırnak içinde ahlaklı adam. (bir başkası da ortadoğunun sorunlarını çözüleceğini sanar,öcalan gibi)Beni hep uyaracaklarmış ama hep birileri engelemiş. Kim acaba bunlar. yoksa telefonla oraya gelirsek kafana kurşun basarız diyenlermi? Bana bakın siz beni korkutamazsınız hainler. Bu nasıl bir engelemedir ki o ahlaksız şidetinizi bana gösteriyorsunuz. Soysuzlar.  Ne imiş efendim kürt düşünceleri taşıyorlarmış efendim ve dağlarda gerilaları varmış Eğer o sizin gerilalarınız bu denli soysuzlukları mesele yapıyorsa savaşı şimdiden kaybetmişlerdir.

Bunun arkasında kalan sadece sizn soysuzluğunuzfur. başkasının  aleti ile dayılanmayın hainler.

Borga beni fazla konuşturma evine çağı konuşalım. İstersen o palikaryalarını da yanına al. Yazık hemde çok yazık. Bu kadarmı ? Bu kadarmı rezillik olur. Hiç olmazsa bana yapma ben buna laik  hiç olmadım. Herzaman dürüstüm ,hatalarını bile hoşgörüyle karşıladım. Böyle olduğum için eleştirildimde . Ancak ben isteneni değil kendi isteğimi yaptım. hatta daha kötüsünü yapardım. Ancak bunlar olur şeylerdir diye karşıladım. Pervasız adamlar neden bahsediyor. Şu gerçek ki kişisel utkular adamı mahveder.

Şunu yazmam gerek. che beni sf den şutlamış. neden acaba ? Neden ? Dürüstçe anlatsın elbette borga ile beraber.  SZ de yazdığım yazı üzerine beni banladı. Açın bakın neden banladığım bile meçhul. Ahlaklımı bu
 devrimcimi demiyeceğim çünkü devrimciliği aşağılamaya yol açar.

hadi ahlaklı babail bul benim neden banlandığımı? sor Borgaya che'ye

Hadi borga söyle benim neden banladığımı anlat telefonunu  bile utancından kapalı tutuğunu.

Che senin için zaten bişey demiyorum reziliğin tescillenmiş köylü ..

Sayın veda bunlarmı ahlaklı? Bunlarmı dürüst . Bunlar donlarına işeyenlerden

Arkadaşını (ölümle)tehdit eden hainler.

Sıkıyorsa açın banımı ,hesaplaşalım. Merak etmeyin sizin kadar aşağılıkça konuşmam.
Başlık: Sanal Bezirganlar
Gönderen: hayriözşen - 01 Ağustos 2012, 16:59:08
Kişisel ve kişisel olarak birbirlerine anlatımda bulunduğu muhabetleri buralara düşürmek istemem. Yapmam da zaten.  

Ne düşünüyorsa bu formlarda yazılar üzerine yazılanlar üzerine düşünülür.. Yoksa kişisel ilişkiler aracılığı ile elde edilen ve samimiyete dayanan söylemler bu aleni yerlerin konusu olmaz.  Onlar insani ilişkiler ve insan oğluna güvensizlik verir. Vermektedir de...

Kanıtlanamayacak veya yazılarda kişilerce söylenilmemiş konuyu da tutup bunu sen yaptın gibi bir açıklamam olmadı.Ancak çok meraklı olanlar bunu araştırıp bulabilir bulmuştur da..Ama   bunu yaparsam ki bu iç düşünce çerçevesin de o insanın yüzüne söylerim. O da inkar edebilir yada susar bu aşamada sözün hiçbir önemi yoktur.

Borgayı tanırım çoğu kez sohbetlerimiz olmuştur. Birbirimize çok şeyler anlatmış o bana anlatmıştır. Bunlar ayrı şeyler. Bugün yine çıksa sıkıntılı bir halini bana yansıtsa ve ben buna inanırsam elimden geleni yine yapmaya çalışırım. Öncelikli olarak insanım. Şu komünist forum hakkında da konuşmuşumdur. Ama sadece okuduklarımdan yola çıkarak bu yazdıklarından ve   ef de yazdıklarından bilgiler çerçevesinde düşüncelerim gelişmiştir. Kısaca yazılanlar  ve yazılar üzerinden alınan tutumlar üzerine söyleyeceğimi söylerim.

Şimdi şu yalan bu doğru vs vs deme lüksümüz yok.Hem desek te ne olacak,herkes yazma özgürlüğüne sahip. bunun ne kadar gerçek ve doğru olduğunu bulabilecek bu yazıları okuyan ve kendi bireyselliğini kazanan insan olabilir. Kişinin anlatımlarında kişi tanımlanmaz. Bu marxsizmin en temel kurallarından biri... İnsan maddi yaşamın ürünüdür. İstediği kadar dayı ve kralım desin.  sahtekarsa sahtekardır. Bunu öğrenmek ve tanımlamak zor olsa da eninde sonunda kişiye düşünce verir. İlk düşünce temastan çıkar.

Burada isim verip  tehditi edildiğime ilişkin bir şey söylemedim. sadece Kürt kökenli kendibilmez belkide gaza getirilmişlerin bunu yaptığını söyledim. İsim verip   söyliyebilmem için elimde kanıt olması gerek .Ancak bunun kanıtı da olmaz. Elbette kendime ait düşüncelerim var onlarda bende saklı. Eğer arkadaşlar saptamasında bu çıkarılıyorsa görüldüğü gibi bu çıkarma, kendince uydurmadır. Forumda bulunduğum her insan doğal benim arkadaşımdır. Birlikte bulunurken de bu oluyorsa arkadaş tarafından yapılan olmaktadır. Elbette bunlar artık arkadaş olmaktan çıkmıştır. Bir başkasının söyledikleri ise ancak gaza gelenleri bağlar. O kadarda değil.

Ancak o rezil yazıların yazıldığı forumda en büyük düşmanım Che'dir. Bu babilden borgadan da üç kağıtçı,ilkesiz tutarsız ve zaten bunu herkes biliyor .Peki biliyorlarda ne yapıyorlar. Hiç. Belki hala che'yi düzeltmeye çalışıyoruz diye kendilerini kandırıp  ahlaksızlıklara göz yumuyorlar. her geçen gün batağa saplanmaktalar.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Antares - 13 Aralık 2012, 00:30:43
Sanalda bir hayalet dolaşıyor.Blanqui hayaleti.

Bu öyle bir hayalet ki bölüyor parçalıyor çarpıyor.Ne varsa yokediyor.Yerlere çalıyor.Burjuvaziyi bir bir dize getiriyor.Hem de topuyla tüfeği ile el bombası ile.Bu öyle bir hayalet ki karşısında tüm burjuvazi tir tir titriyor.Yalnız küçük bir sorun var.Her ne hikmetse Marksistler bu hayaleti pek kaale almıyor.Ve hayalet kılığına girmiş burjuvazinin bu pek yaramaz çocukları , üzerlerindeki çarşafın kirliliğine bakmaksızın  ‘’ihtilalci komünistlik’’ oynuyor.

Bir bakalım neler demiş bu pek ’’ihtilalci komünistler’’ ;

İddia odur ki kendisini sosyalist , sosyalist komünist (bu nasıl olur bende bilmiyorum …Ant.) komünist , Marksist Leninist tanımlayıp Lenin in adını dahi almadan propaganda yapan ve papağan misali sadece Marks ve Engels i anlatanlar var-mış…Nerede ne zaman ve kimdir bunlar ? Bilmiyoruz ama bildiğimiz bir şey var o da Türkiye devrim hareketinde lenin ve Leninizm sıkça kullanılmaz-mış…Peki ne kullanılır ? Bunu da  bilmiyoruz.Bizim ahir zaman peygamberi bu konuda  ser verip sır vermemekte kararlı.Ama ilerledikçe çok daha derin şeyler keşfediyoruz.Örneğin Avrupalı Marksistler meğer Avrupa burjuvazisi ile bir saldırmazlık anlaşması imzalamış.Bunu öğreniyoruz.Rosa ve Liebknicht te bu anlaşmanın diyeti olarak can vermişler meğer.Üstelik avrupadan leninistte çıkmazmış.Hepsi kalemini burjuvaziye satmış.Hem de italyada senelerce mussolini faşizmine cezaevinde direnen Gramsci den tutun iç savaş sırasındaki İberyalı komünarlara oradan nazi faşizmine direnen Fransız sosyalistlerine ve hatta Yunan dağlarını senelerce faşistler için cehenneme çeviren Andartelere kadar kim varsa hiçbiri evet hiçbiri Leninist değil-miş…Onlar meğer soytarı imiş.

Gelgelelim Türkiye de sökmemiş bu.Çünkü türkiyede damar Bolşevik geleneğinden geldiği için yani ‘’ Mahir'ler deniz'ler,Sinan'lar,İbo'lar’’ (muhtemelen yazar tarafından darbeci olarak görüldüğü için Deniz in adı küçük yazıldı…) Leninist oldukları için yani ‘’marksist olarak kalacaksınız’’ dayatmasını reddettikleri için katledilmişler.

Ama durun , komedi devam ediyor. ‘’TDH istisna bir iki örgüt hariç (Elimin parmakları kadar çıkarın elimi keseyim) sadece Marksisttir yani genel kabul gören anlamda 2.enternasyonalci,avrupa Sosyaldemokratıdır yani pratik mücadele anlamında menşevik yani burjuvazinin güdümünde otlayan koyun sürüsüdür.’’

Şimdi başımıza çoban bulalım..

‘’Blanquistlere anti Marksist dolayısıyla anti Komünist (Salak Blanquicilerin Komüncü olduklarında Marksın daha Sosyalizm dediğini bilmez),Anarşistlere üçbeş maceracı serseri,Leninistiz diyenlere Marksist olmadan Leninist olunmaz diyerek,benzeri bir sürü çamurla Leninizmi sulandıramıyacaktır "O" babayiğit.’’

İşte böyle sevgili okur.Meğer Marksizm ile Leninizm arasında dağlar taşlar kadar fark varmış ve meğer hepimiz yanlış kitapları okumuşuz.

Lenin i markstan ayırıp blanqui ye yamamaya çalışan ahir zaman peygamberinin hali budur.İşçi sınıfı aptal , örgütler koyun sürüsü , marks Marksist değil , engels elma şekeri ile kandırılmış , Lenin de blankist…

Varını yoğunu marksizmin tahrifatına adamış bu stalinin pek yaman savunucusu ve staline toz kondurmayan 4. Enternasyonal üyesi (!)  aklı firari , belli ki ipini sağlam yere bağlatmış.Bu derece deli saçması karalamanın başka izahı pek mümkün değil.Ama bu pek ‘’ihtilalci komünistler’’ meydanın o kadar boş olmadığı da biliyor.Ve ibreti alem olsun diye bunu göstereceğiz.

Sırada Proletarya dikitatörlüğü konusunda şekillenen sanal şizofreni var…

Devam edecek….
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 15 Aralık 2012, 16:45:26
Amaç Marksizm-Leninizm düşmanlığı olunca atılacak ilk adım,Lenini,Markstan koparmak olmalıydı.
Bunun içinde Lenin'in ardına,Blanquiyi eklemledi,ancak ortalık onun beklediği gibi sahipsiz değildi!

Lenin'in Blanqui ile ilgili söylemlerini birileri karşısına çıkarınca,bu işin tutmayacağını anladı.
Bir süre denemesine karşın,Lenine rağmen,Lenin'i Blanquist yapmak kolay değildi.

Bu arada kendince sebeplerle yazdığı forumdan uzaklaştı.
Yine kendince sebeplerle yazmama kararı aldı.

Ne zaman ki Rhadamante denen sanal kişilik forumda bir anda peydah olup(bu da bir tezgah ve bu tezgahın mimarıda bizim bezirganbaşı),kuyuya bir taş atınca,bu taşı çıkartmak pek kolay olmadı.
Her ne kadar entellektüel mastürbasyon için konuya balıklama atlayanlar olsada,sonuçta kuyuya atılan bu taşı çıkartmak ne yazık ki Borgaya düştü.
Evet Marksizm düşmanı Borgaya,Marksizmi savunmak düştü!

Hatta şu an SF de aktif katılımcı olan bir Dostuma bu konuda ne düşündüğünü sorduğumda bana verdiği yanıt,Borga'nın yeninden Marks'a dönüş yaptığı şeklindeydi.
Bende kendisine acele etmemesini,bunun bir tezgah olduğunu ve kokusunun yakında çıkacağını söyledim.
Baktığımda dediklerimin doğrulandığını gördüm.

Borga yeniden dönüş yaptı,ama Marks'a geri dönüş değil.
Şimdi hedefte Lenin var!
Hem sağ hemde sol oportunizmin üzerlerinde ortaklaştığı nokta Lenin'in ikinci enternasyonalin etkisi altında kaldığı,düşüncelerini ikinci enternasyonalcilerin belirlediği savıdır.
Borga da şimdi sımsıkı bu sava sarılmış vaziyette.
Tek tutunacağı bu dal kaldı.

Diyor ki Borga; " Lenin der ki ; emperyalizm ve proleter devrimleri çağında burjuvazi devrimci barutunu tüketmiştir." diye aktardıkları cümle ve anlayış Lenin ile çelişmektedir. Bu çelişki farkedilince kaynak sorgulanmış ve ortaya Lenin de ne böyle bir cümle ve de böyle bir mental olmadığı ortaya çıkmıştır."

Lenin'in Emperyalizm tanımlarından biride,onu çürümüş,gericileşmiş,asalaklaşmış Kapitalizm olarak tanımlamasıdır.
Böyle gericileşmiş,asalaklaşmış ve çürümüş bir sistemde,Burjuvazinin ilericiliğinden bahsedilebilir mi?
Bu bağlamda baktığımızda Burjuvazinin Devrimci Barutunu yitirdiği söylemi,Lenin'in "Emperyalizm, çürümüş,gericileşmiş,asalaklaşmış Kapitalizmdir"  tanımı ile örtüşmektedir.
Burada bir çelişki yoktur,çelişki Borga'nın kafasındadır.

Yine Borga aynı yazısında;"emperyalist olmayıp, anti-emperyalist olan burjuvalar ve onlarla ilişkiler meselesi. Bu hayali şey, düşman devletler ile ve düşman örgütler ile kol kola girmeyi getirmiştir. Tarih bunun örnekleriyle doludur. ML in ideolojik bir güç olduğu her siyasal coğrafyada komünist partiler bu noktada savrulmuş bir dizi acaip işlere girişmişlerdir." demektedir.

Komünist Partilerin savrulduğu,düşman örgütlerle kol kola girdiği bir vakıadır.
Ancak bunun nedeni "Burjuvazinin devrimci barutunu yitirdiği" tezi değildir.
Ne yazık ki ikinci paylaşım savaşı sürecinde,Faşizm'in  o çok bildik,içinde pek çok "EN" barındıran yanlış tanımı,Komünistlerin pek çok ülkede tanımdaki "EN" harici düşmanla işbirliği yapmasına, ellerine almaları gereken siyasi iktidarı,Burjuvazinin bu "EN" dışındaki kesimlerine vermelerine neden olmuştur.

Nasılki birinci paylaşım savaşında İkinci Enternasyonel döneği Kautsky ve yandaşları işçi sınıfını bu savaşta,kendi ülke burjuvazisini desteklemeye çağırmışsa,ikinci paylaşım savaşı sürecinde de komüntern işçi sınıfını aynı şekilde kendi ülke burjuvazisiyle(uydurdukları "EN" li Faşizm tanımıyla) işbirliğine çağırarak aynı SOSYAL YURTSEVER tavrı göstermiştir.

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: YürekAtışı - 16 Aralık 2012, 11:59:58
Lenin'i Öldürmeden Marx'ı Öldüremezler! Marx'ı Lenin'in İçinden Çıkarttığında Geriye Bir Şey Kalmaz. Bilim dışı Olan, Bir Süreci Onun Etkilediği Hatta Baş Öznesi Devamı Süreçten Ayırmaya Kalkışmaktır!
Borga Bilimle Alay Ediyor...
Lenin'in Bütün Eserleri 30 Cilttir, Bunun Özellikle İlk Üç Cildi Marksizmin Teorisinin Doğruluğu Kararlı Bir Biçimde Kanıtlanmaya Çalışılmıştır. Doğrudan Kapital'den 185 Alıntı Mevcuttur, İlk Üç Ciltte Bunların 114'ü Mevcuttur. (Nadejna Krupskaya - İşte Lenin Sf:384 - Lenin'in yazılarında Kapital)
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Antares - 18 Aralık 2012, 00:04:37
Evet beklenen sonunda oldu.Nihayet bizim belediye çöplüğünde asıl amac açığa vuruldu.Hem de türlü dolapla...

Uzun zaman önce alttan alta Marks ı Engels ten ayrı gösterme gayreti yürüten şizofren karakter , sonunda konuyu buraya getirdi hem de marksizmin en yaman savunucusu olarak.

Nasıl mı ? Basit.Önce sanal bir karakter yaratılır.Bu karakter yaş itibarı ile gençtir ama her ne hikmetse marksizmden umudunu yitirmiş ama o yaşına rağmen bütün külliyatı yalayıp yutmuştur.Yerseniz ! Sonra bu karaktere bir mahlas alınır ve onun ağzından başlanır marksizmle kavgaya.

Evet konumuz proletarya diktatörlüğüdür.Ama diktatörlüğü yerilen proletarya ortada yoktur.Sayfalarca süren tantanada ne artı-değer ne de emeğin PD deki üretim sürecindeki değeri ne de bu konuda yürütülen tarihsel tartışmalar yoktur.Peki ne var? Yabancılaşma var mesela.Kesmedi ise Engels in aslında Marks ı tamamen yanlış anlamış bir küçük burjuva olduğu var.Tartışmanın iki tarafı da sadece bu konudan yürüyen engin(!) bir PD polemiği yürütüyor sanırsınız ama gelgelelim zat-ı muhterem , hemde hiçkimse ona böyle bir ithamda bulunmamışken , bir anda ''ben rhadamante değilim'' demez mi ? Üstüne bir de bu sanal karaktere karşı marksizmi savunmak gibi tarihi bir misyonu üstlenmiş kişi , ''Şunuda nefesim yettiğince izah edeyim, marksı en fazla yanlış anlayandır engels'' demez mi ? 1000 yılın keşfi ! Meğer bizde ne muazzam dehalar varmış , meğer bu topraklar ne kadar bereketliymiş.

İşin komiği ise sayfalar dolusu yazılan karalamalarda marksizmin PD tezine karşı geliştirilen tek argümanın ''Marks kaçınılmaz olarak PD öngördü ama bu olmadı'' saçmalığı olması. Biz buna onyıllardır marksizme avrupa merkezli bakış diyoruz ama koca külliyatı yutmuş bu körpe fidanlar belli ki henüz bunu duymamış.Gelmiş hala PD diyor yanlış diyor Engels Marks ı anlamamış diyor.

İddialar o kadar saçma ve aptalca ki bunlara verilecek bir yanıt bulmakta sahiden zorlanıyoruz.

PD diyorlar ama ne olduğundan bi haberler.

Alın size , adını bile açıkça yazmaktan korktuğunuz PROLETARYA DİKTATÖRLÜĞÜ !

http://www.youtube.com/watch?v=4I-JEU5RUeE
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: HÜMANİST - 18 Aralık 2012, 00:17:26
Anatares sen bunun böyle olması gerektiğinin sosyolojik ve ekonomipolitik dayanaklarını yaz, bizde bilelim sanal bezirganlarda kargalık yapanların boşa gakladığını o vakit. Orda yazanın aynısını eleştiri adı altında buraya yazıp dalga geçmek sorun çözüldü olmuyor. valla bende takip ediyorum konuyu ve h.hüseyin yazdıklarının altına imzamı atarım.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Antares - 18 Aralık 2012, 01:28:08
Sevgili hümanist.

Belli ki sorunu kavrayamamışsın.Sorun PD yi anlatmak değil.O kolay.Sorun PD nin nasıl olması gerektiğinin sosyolojik , psikolojik , ekonomik ve politik dayanakları da değil ve inan bunlar da kolay.Sorun marksizmin ve leninizmin çarpıtılması.Ve bunun son derece lakayt bir şekilde yürütülmesi.Gayri ciddi ve gayri ahlaki bir şekilde.Hal böyle olunca ciddiye alıp cevap vermek mi yoksa hakettikleri cevabı vermek mi ? Tercihim ikincisidir.Ve devam edecektir.

Diğer yandan imza atmanız ya da atmamanız sizi bağlar.Ama ''Anti dühringin felsefi yanı(ki tartışmaya açık yandır) dışında bilimsel!! denilecek yanları yoktur. Şunuda nefesim yettiğince izah edeyim, "marksı en fazla yanlış anlayandır engels'' bunun altına imza atıyorsanız o zaman açıklaması gereken sizsiniz. Soru ortada  ; - Engels Marks ı ne kadar yanlış anladı ? Buyrun cevaplayın o vakit.

Tek bir kişinin birkaç isimle yazdığı ve içinde kendi kendine kavga ettiği tartışmaya ilkokul müsameresi bile denmez.Ve bu saçmalık ciddiye alınamaz.Bu yüzden dalgamızı geçiyoruz.Umarım yeterince açık olmuştur sizin için.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 19 Aralık 2012, 23:50:27
Hemen yanıbaşımızda kendini Sosyalist olarak niteleyen forumda, pis bir oyun oynandı!
Ancak her pis oyun gibi bunun da kokularının etrafı sarması uzun sürmedi.

Sevgili Suat'ın merakla beklediği oyunun finali sonuçta ,rhadamante denen sanal kişiliğin rol gereği sahneden çekilmesiyle son buldu.
Ancak hedeflenen gerçekleşti ve Borga yeniden SF ye geri döndü.
Sanal Bezirgan'ın baştan beri amaçladığı buydu!
Borga da tükürdüğünü yalamasına gerekçe bulabilmek için bu mizansenin bir parçası olmayı kabullendi.
Herkese, Borga olmadan SF nin bir hiç olduğunu,dış ideolojik tehlikelere karşı forumu ancak Borga'nın koruyabileceğini,hatta Marksizm'i bile ancak Borgan'ın savunabileceğini göstermek için çabaladı,durdu.

Güzel bir senaryoydu ama yüzlerine gözlerine bulaştırdılar bu oyunu.
Yine de takdir etmek gerekir,bayağı bir SAZAN avladılar.

Baştan bu işin düzmece ve danışıklı olduğunu bildiğimiz için buradan da olsa hiç müdahale etmedik.
Ancak oyunun son perdesine bizi de dahil etmeye çalıştılar.
İsmimiz,bizim dışımızda,bize sormadan bu senaryoya dahil edildi.
Ancak yapılan bu çirkinlik ortaya çıkınca,bir anda rhadamantenin son mesajından benimle ilgili bölüm çıkartıldı.

Eski Bölüm:Rhadamantenin mesajından
"Bana forumda veda'yı eleştirdiğim zaman bir özel mesaj atmıştın. Göstereyim:
 Gördüğüm kadarıyla vbulletin forumu iyi kullanıyorsunuz. Umarım Sosyalist Forum'un eski üyelerinden biri değilsiniz.
 Eğer öyle iseniz bunu açıklayın.En azından ileride bir sorun çıkarsa sizi korumak için elimizde nedenimiz olur.

 Sosyalist Foruma çekinmeden yazın.Bu forum hiçbir yapının oluşumun malı değildir.
 Katı,çok katı eleştiriler olsada yılmayın. Burası okuldur.Öğrenirken öğretir,öğretirken öğreniriz burada.
      
      Quote:
 Gördüğüm kadarıyla vbulletin forumu iyi kullanıyorsunuz. Umarım Sosyalist Forum'un eski üyelerinden biri değilsiniz.
 Eğer öyle iseniz bunu açıklayın.En azından ileride bir sorun çıkarsa sizi korumak için elimizde nedenimiz olur.

 Sosyalist Foruma çekinmeden yazın.Bu forum hiçbir yapının oluşumun malı değildir.
 Katı,çok katı eleştiriler olsada yılmayın. Burası okuldur.Öğrenirken öğretir,öğretirken öğreniriz burada.

 Marksistleri tartışmaya çekmek azbi zor oldu ama gelmemekte haklılar çünki siz gelmeden önce BORGA faktörü vardı ve o'na karşı hiçbirşey ortaya koyamadılar. Adı silinmiş ve Marksı konuşturanda BORGA'ya karşı en sonunda anti Marksist dolasıyla forumuda karalayarak gitti.Hoş Geldin Sosyalist Forum"

 
Mesajın bu bölümü daha sonra silindi
Buradaki adı silinmişten kasit tarafımsa,bunu yazan bunağa bir şeyi anımsatırım:
Ben SF deyken,Borga henüz SF ye üye bile değildi.
Ben ayrıldıktan epey sonra Borga SF ye geldi.

Bu pis oyunlar artık o forum için olağan işler haline gelmiş.
Rhadamante ,bizzat 1955 tarafından foruma çağrılmış,bu oyunda ona başrol verilmiş,büyük bir olasılıkla da forumun eski sakinlerinden birisi.
1955 onun kim olduğunu çok iyi biliyor.
Eğer bir parça ahlak ve onur sahibiyse bu sanal kişiliğin kim olduğunu bize açıklar.
veda

Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Rhadamante - 20 Aralık 2012, 00:21:02
veda seninde o forumda olmanı o kadar isterdim ki.
yaver denen salak istediği kadar silsin o mesajı bütün herşeyi kopya ettim göstereyim.

http://img849.imageshack.us/img849/3372/yaverapaydn.png

Aklınca beni düşürecek salak.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: alikorkmaz - 20 Aralık 2012, 10:47:47
Off of..Obur taraftan kovulan bir hizla solugu burada aliyor. Adini degistirelim anti-yaverciler koyalim:-)
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: hayriözşen - 21 Aralık 2012, 21:11:34
   Bu tür filimlerin buralarda her zaman dönmesinin koşulları var. Alikorkmaz hatırlıyormusun bir zaman yine bu foruma islam cengaverleri mahlasları alıp  iki kişi gelmiş ve ortalık toz duman olmuştu. Daha sonra bruno ydu galibeBunun bir benzerinin şimdi yaşandığı söylenmekte.

Esasında bakarsan bu hem kabul edilip hem red edilir gibi ilkesizlikle yapılıyor.  İnsanlar da sormakta kime inanacağız.? Elbette kendimize demek gerek.  İşin tuhafı bu aşağılık duruma gelmiş diğer yandan da gelmemiş gibi de sunulan hem savunuluyor  hemde tıye alınıyor . 1955 sen ne büyükmüşsün be, o büyüklüğün ancak böyle olmakla yaratıklarınla  oluyor. Ahlaksız herif. 
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: hayriözşen - 24 Aralık 2012, 09:17:38
''Bakın owert isimli üye benim hakkımda SZ'de ne yazmış:

Alıntı:
Alıntı
Belirtmeden geçemeyeceğim. Cankuşoğlunu oturdunuz dinlediniz ama baştan onu bu forumdan banlamaya karalıydınız. Bu sizce açık kalplilikmi? Madem onu bu forumda yer vermemeye karalıydınız daha baştan ilk yazısının altına cankuşoğluna bunu belitmeli ve yazısını silmeliydiniz. Beklentiniz cankuşoğlunun bülbül gibi ötmesiydi. Bu açık kalplilikmi alahın aşkına.
Owert

Evet bunları owert mahlasıyla SZ ye ben yazmıştım.

''Beni kişisel olarak tanımayan birinin bile böyle bir yazı asması, benim yüzümü aklamaya yeter. Hala yüzsüzce işlerine gelmeyen yazılarımı silip, işlerine gelen yazıları silmediler. Beni anlatmak istediğimden farklı biri olarak göstermeye çalıştırlar. SZ'nin doğruluğu, açık yürekliliği bu mu? Onlara yazdığım eleştiriler niye forumlarında değil. Senle eskiden beri tanışırız, asıl sen Yaver'e olan kişisel nefretin yüzünden böylesin. Ben sadece Yaver'e SF'yi bu duruma getirdiği için kızgınım. Eskiden nitelikli bir siteydi, biraz üyelerinin yüzünden, ama çoğu kez de Yaver'in yüzünden SF bu hale geldi. ''Rhadamante.

 
Bunları EF ye yazan bu aralar forum aleminde olay yaratan Rhadamante.
http://www.enternasyonalforum.net/diyalektik-materyalizm/8729-quotmateryalistquote-cevap-2.html
Enternasyonel foruma yazmadığım için buradan devam etmek istiyorum.  ;D Suatta inat için yazma ihitiyacı yanında bu aralar forumdan uzak kaldığımdan dolayı ısınma hareketleri içine girmek,bıraz da bu forumun rettink yapmasını sağlamak ve en en önemli olarak forum alemini ele alıp bu aleme çeki düzen vermede alt yapı oluşturma amacı içermektedir.

Suatta inat olarak almamın bir yanı da veda arkadaşın orada suatta ilişkin ''Hala buradaki amacı anlamıyorsan,demek ki seninde bu durumdan yarar uman gizli bir amacın var. '' demesi ve bunun yanında Rhadamante'nin EF'de metaryaiiste cevap başlığı altında vedanın yabancılaşma yazısını ele alıp incelemesi altında suattın tutarsız tavırları.  Evet suattın Rhadamante hakkında gizli bir amacı var. Bu amacı ben, cocukça ama ona yakışabilir olarak ve yapabilir olarak değerlendiriyorum. Sanırım veda da bu izlenimi ednmiş ki ''gizli amacın var'' demektedir.

Şimdi hep birlikte bu gizli amaç ne.? Hemen hemen bu süreci izliyenlerin kafalarından geçeni itiraf etmeseler de ama kafalarından geçirdiğini söyliyeyim. Rhadamante'yi kafalamak. Argoca söylüyorum ama gerçeğin söylenmesi böyle oluyor.

Denilecektir ki sen nereden çıkardın ve böyle yargıya varıyorsun? Evet böyle düşünülebilinir ama kesin elamet neresinde bunun.

 O zaman sevgili arkadaşlar hemen Rhadamante nin bu yukarda vermiş olduğum yazının altına bakın derim Suatta büyük bir infale; 

insaf yahu...
her yer aynı.. hepsi aynı karakter.. buraya bir yazı asıldı.. bu ele alınır.. amaç izlenir..
rhadamante aslında can kuşoğlu imiş.. ne yapayım.. bana ne.. aslında hegelin ruhu da olabilir.. ben yazıya bakarım..
amacı izlerim..

yazıya eleştiri getirmeyeceksen yazmazsın.. olayı tezgah olarak görüyorsan., bunu belirtirsin.. olmadı ayrı sayfa açar derinleştirirsin..
bırakın yazı tartışılsın..

yönetim de bu olaylara müdahale etsin..


Konu açılmasıyla zaten konu dışına çıkılmış ve yönettici olan suatt buraya kadar hiç ses çıkarmamış demesekte konuda 13'üncü yazı olmuş ve Rhadamante 13'üncü yazı da bunu yazınca  arkasından suatt buraya aldığım yazısını patlatmış. Araya veda 15 yazısıyla konu ile alakalı olmayan yine yazı yazmış.  suat ya sabır çekerek konuyu  kapama ve müdahale etmeyi önleyici 16 yazısını kaleme almış .

Şimdi tüm bu yazdıklarıma karşılık suat elbette şunu diyecektir. ''ama ben yukarda konu ile alakalı yazın uyarılarını yapmıştım ve burada ''insaf yahu'' ile başlayan yazımı bu kapsamda neden görülmüyor da Rhadamante 13'üncü yazısında owert alıntısından sonra yaptığım müdahale önemsenip çıkarsamalar yapılıyor.? Bu çıkarsamalardan nasıl Rhadamante kafalanmak isteniyor ,suattın gizli amacı var gibi saptamalar yapılıyor ''diyebilir . Ve ekler bu ''adilik ve şerefsizliktir. ''

Benim buna diyeceğim şudur. Sen gel benim külahıma anlat.  Yada suattın bu konu başlığı altında en son yazından bir alıntı yaparak sonlandıralım  Rhadamante için şöyle diyorkopda gel.. rahatlarsın.. :D

Genel değerlendirme;

Türkiye solunda bu tür kafalama yöntemleri eskiden daha çok egemendi. Şimdi solun dünya da ve Türkiyede konjüktürel tavsaması ,şu meşhur neo-Liberalizm fırtınası nedeniyle pek geçerli akçe değil.  Hatta öyeleki şu veya bu örgütle kişisel,aşk,evlik,yada yaşamda göstermiş olduğu tutarsız ahlaksal tavırlar,yada kariyer ,bir yere sorumlu olmaması vs adam yerine konulmaması ,ya da darılması gücenmesi nedeniyle hemen diğer örgüt devreye girer bu kişileri kafalamay çalışır. Öyleki dün şu örgütten olan üç gün sonra;bunu bir ahlakı yanı vardır. Bu üç gün de olamaz hiç olmazsa geri çekilir yavaş yavar yeni örgüttünde yer alır .Hatta bazıları utanır mitinglerde kimsenin göremeyeceği yerlerde bulunmaya çaılışı filan. Yani o çorbalığın içinde bile bir ahlasal durum gelişmişti yahu...  Şimdi ise ne böyle bir çaba nede böyle bir durum var. Bırakın kafalamayı sol içinde olsunda nerede olursa olsun genişliği var.  Ama sanırım bu bazılarında yok. İlada benden  olsun ama nasıl olursa olsun tarzı o ilkel ve garabet duyguları içinde taşıyorlar. Hala bizden sizden onlardan gibi antik dönem koşullarını aşamamaşlar.

Gerçekte bu düşünce ve duygular ilkeliğin tezahürü olan kabilecilik ve aşiretçilik gibi feodal mülküyet siteminin üst yapı ahlaksal duruşlarıdır. Kapitalizme yaşasak bile o geçmişin mirası üzerimizde eteket gibi duruyor. İşte burada irade ,bilinç ve çaba orta çıkmakta.  Kapitalizmi yaşıyor olsakta daha kapitalist bireysel bilinci bedenimize yerleştirememiş demektir bu. Çünkü bireysel hak ve özgürlüklerin nerde başlayıp nerede bittiğini veya nasıl olması gerektiğini bilemiyor anlayamıyoruz ve kafalarımız karşık ,içinde boşluklar bulunan durumdayız demektir. Bunu en iyi tanımlama çabasında olan da yabancılaşma olmakta. Gerçekte bizler yabancılaşma çağını yaşıyor, ne bir adım öne nede geçmişe dönebiliyoruz.  Ne toplumsal olabiliyor nede bireysel olabiliyoruz. Sosyalisttiz diyoruz ama bu toplumsal maddi çerçevede sosyalizmi yaşatma gibi çaba içersinde olabiliyoruz. Ama bize bişey lağzım arkadaşlar. Böyle boşlukta durmaya hangi yürek beden dayanır. Yined de bişeyler yapmamız gerek,çünkü yaşam ve pratik bunu önümüze dank diye vurmakta ,sıkıntılar içinde toplumsal üst yapı bize yardımcı olmalıdır. İşte bazılarımız için feodel gelenek ki en kolayı bu yanıbaşımızda bitmektedir. Buna sarılabiliriz mesela..

Esasında bu yabancılaşma konusu hakkında burada yetkin saydığım Ali Korkmazdır. Onun bu forumda bir kaç yazını okumuş ve makalesine tanık olmuştum.

Rhadamante arkadaşa gelince: Yukarda alıntısını yaptığı yazdıklarım hala geçerli .Rhadamante arkadaş bu sol forum alemi cemiyetti içinde parçalanan arkadaştır.  Bunun en büyük sorumlusu da 1955'tir. Gerçi 1955'in  bu konuda çok hemde çok günahları vardır ama bu sadece biridir. Rhadamante arkadaş için üzülüyorum. Gerçekten üzlüyorum. Denilecektir ki hiç mi hatası yoktur. Onunda çok hatası var. Genç olması,toyluğu ve şaşkınlığı ,duygularını öne çıkarması o kendine çok güvenmesi ki bu gençliğinin bir tezahürü olarak marx'ın ' yaşamda bir sürü irade çarpışır,bu iradelerden biri de onundur. Ama olan ve gerçekleşen kimsenin olmasını istemediğidir.'' Olanlar Rhadamante'nin istemediği şeylerdir. Bunu unutuyor olmuş olmasıdır. Halbu ki birisürü yazsında bunu kendisi  işlemişken böyle olmakta. Neden acaba?Yanancılaşma olmasın. Ya da liberalizme bir türlü kopamam,tam bir özal cocuğu olması gibi nedenler olmasın.?

Rhadamante arkadaşın üzerinden bu forum alemi ve camiası üzerine daha yazmak istiyorum. Çünkü hala niyetler üzerinden o tertemiz kalpler istemler üzerinden düşünüyor. Bir yanı (ki tutmadığı yan olsa da )haklı çıkarmak için kendine bile yalan söylüyor. Bunu SF de konu içinde bile yapıyor. Bu arkadaşa hiç bir şey kazandırmadığı gibi,beyinsel gelişime yol açsa da yarı yolda terk edilen ve boşlukta kalan tartışmalar dizisi olabilir. Bunu sanırım SF de yaşadığı ayen beyan gösterdi. İlk önce kendi inanmalı,terdürte kaldığında bunu açıklamalı yada üzerinde daha da düşüneyim diyebilmeli.

Rhadamante. kaybedilecek insanlardan değil. Böyle düşünüyorum. Zaten suatta bunu anlamış.... Eski kulağı kesiklerdendir . Nasıl olsa babilden ümidini kesmiş vaziyette... Şaka şaka....

Şimdi denilecektir ki forum açısından . Burada kişiler alınıyor vs vs. Bırakalım herkes sanal nasıl olsa,belki bu sanalık içinde doğruları ,düşünsel olarak buluruz. [/size][/font]

Rhadamante; Belirteyim. SF hiç bir zaman nitelikli forum olmadı. Bunu SF içinde sende dahil varken ve SP hepbirlikte cümbür cemat geldiğiniz ve ufacık açığında seni banlandığın dönemde (yaver göndermişti.)arkadaşların itiraf etmişlerdir.  O forum, SF, sol forumların yüzkarasıdır.  Öyle ki SP hackerlemeye kadar varan ve bu günahlara katılan, bunu da edepsiz ve alaçakça itiraf eden,bu edenlerin yanında bulunmaktan şerefsizlik ve hainlik duymayanların forumdur. Kendi türünü öldürmeye çalışan yamyamların forumudur. Bunun baş aktörü borga ve yaverdir. Bunu Forum tarihi unutmayacaktır.  Cocukça olsa yine anlayacağım.Örneğin cümbüğr cemat SP gelinmesi gibi ;Ya diğerini ,anlayabileniniz varmı? Anlayabiliyorlarsa o forumda solcuyum ,devrimciyim diye nasıl bulunuluyordu ve bulunuluyor. Bunu anlayabileniniiz varmı? Bu bir devrimcinin bir devrimci tarafından işkence edmesinden başka birşey değil. Yaver kendi dışında olan tüm forumlara bunu yapıyor. Cocuk olsa ,toy olsa bunu da anlayacağım ama eşek kadar adam ve yanındaki borga deveyim diyor. Gerçi son yazsında ben deve değildim beni deve yaptınız yahu diyorda neyse...







Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 29 Aralık 2012, 22:15:05
"Sosyalist" Forumda tarih eskiden olduğu gibi bugünde tekerrür ediyor.

Reyting uğruna,Lenin'e eli kanlı diyen,Bolşevikleri ellerine kan bulaşmış olarak niteleyen LEO denen karşı devrimciyi savunmak adına 2007 yılında bir gecede tüm Devrimcileri forumdan uzaklaştıran Tüccar zihniyeti,daha sonra yaklaşık bundan bir veya iki sene önce,commandate mahlaslı provokatörün ,cepheye ve onun önderi Dursun Karataş'a    yönelik,Bedri Yağan'ı aklayıcı ,tahrik dolu mesajlarına da sesini yine REYTİNG uğruna çıkartmamıştır.

O zamanda Cepheci Arkadaşlar,Boran Fırtınasını anımsıyorum vede diğerleri bu tüccar zihniyeti kınayarak bu forumu terk etmişlerdir.

Bakıyorum SF de Tüccar zihniyet,reyting uğruna yine aynı tezgahın içersindedir.
Üstelik bugün savunduğu kişi,SP nin ,Faşistler tarafından HACK edilmesine,neredeyse bir yerine kına yakacak kadar sevinen birisi.

Umalım gün gelsin ve artık birileri bu Tüccar zhniyetin farkına varsın.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 30 Aralık 2012, 15:09:18
Böylesi ahlaksızlık kendini sol olarak tanımlayanlar arasında sanırım hiç görülmedi!
Ancak burjuva ayak oyunlarının etkin olduğu burjuva medyasında bu tür ahlaksızlıklara rastlamak olası.

Bilindiği gibi solplatform sitesini önce hackleten,sonrası porno siteye yönlendiren,başa çıkmayıncada,susturamayıncada,gasp eden HIRSIZ ÇETESİ,şimdide gasp ettikleri forumu yeniden aktif hale getirmişlerdir.

Girip baktığınızda dikkatinizi çeken "Sosyalist" Foruma yazılan tüm yazıların,forum admini tarafından olduğu gibi buraya aktarılmasıdır.

Örneğin İbocu mahlaslı kişinin banlanmasına ve Halk Cephesine yönelik saldırganlığa karşı yazı yazan Cephe li bir kişinin yazısı mahlas bile belirtilmeden buraya taşınmıştır.
Bunun gibi pek çok örnek mevcuttur.
Bu yaptıkları kendilerini bağlar,ancak bizi ilgilendiren yönü bu yapılanların Solplatform adı altında yapılmasıdır.

Ne yapsanız,ne etseniz Solplatformu etkisiz kılamayacak,onu susturamayacaksınız.
Solplatform her zaman kendilerini defalarca hackleyen kendini bilmez sosyal faşistlere,faşistlere karşın dim dik ayakta kalacak ve yoluna devam edecektir.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Ekim - 20 Ocak 2013, 21:09:01
Konu:EF

"Komünistim" diyenlerin ahlak anlayışlarına bakınız. O kitapların ,yalayıp yutulması demek ki ahlak anlamında getiri sağlamıyor. Kültürel yozlaşma varsa yapıda bunun önüne geçilemiyor.

Komünist ,sosyalist olmak ; iki yüzlülüğü,yalancılığı,dedikoduculuğu ,iftirayı vb. bilumum niteliksizlikleri bağrına alıp basmaz ; bünye zaten bunu bir safra gibi dışarı atar; atmıyorsa ,atılamıyorsa durup düşünmek gerekir. Bunun ötesinde yapılanlar gevezeliğe girer ki onun da zerre kadar kıymet-i harbiyesi yoktur.

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır denir ya bu yaşanmışlığa karşın kimse sizden hatır beklemiyor sadece sabahtan akşama dek ilkeler,ilkeler  şeklindeki sayıklamalarınızı pratiğe çevirin . O  dilinizden düşürmediğiniz ilkeler ancak o zaman gerçekliğe dönüşür.

Sıkıntı varsa ;birbirimizle görüşmemiş insanlar değiliz sanalda veya reelde karşılıklı gelinir ve insan gibi konuşulur.Yaşı genç olanların hata yapma oranları bizlerden büyüktür diyenler hataların en büyüğünü yaparak yanlışa,hizipçiliğe,dedikoduya kucak açmışsa elli kere durup düşünmek gerekir.İnsan olmak,yarınları bırakacağımız gençliğe örnek olmak bu mudur; gündelik hırslarına yenik düşülerek yanlışlara alkış tutmak ve  bu bağlamda sırt sıvazlamak ancak aciz kişiliklerle örtüşür ki böyle bir yaftalamada bulunmak dahi karşıdakini incitir değil mi?

Arkadaşım,dostum dedikleriniz için yazılanlara sayfalarınızı açtığınızda sorgulanırsınız. Burada isim vermek istemiyorum ; çok yakında iki ismin birbiriyle olan yazışmalarını silen ,yok eden bir yönetim nasıl da" tarafsız" olduğunu göstermiştir.Şimdi bu yazının üstüne belki yine  sayfalarca  yazılacak  ve zamanı nasıl kullandığınızı göstermiş olacaksınız. Alkışlanıyorsunuz , sözlüğünde insani değerlere yer vermemiş olan "komünistler" .

Not: İlk kez böyle bir konuda yazma gereğini duydum; daha fazla yazmak istemiyorum  buna ne zamanım ne de ilkelerim izin veriyor.  Ama gerçekten YETER ARTIK !
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Solplatform - 21 Ocak 2013, 17:35:16
Kişinin öncelikle söyledikleriyle yaptıkları uyum içersinde olacak ki tutarlılık olsun.
Vedaya neden Ef ile ilgili eleştirilerinde Ef ye yazarak bunu belirtmiyorsun derken kendi de katılımcısı olduğu sp ile ilgili eleştirilerini Ef de değil sp de dile getirse bu eleştirisinde bir tutarlılık olacaktı.
Ancak deniz heval karşı çıktığı bir tavrı eleştirirken o tavrın içersine düşerek ne denli samimi olduğunu bizlere göstermiştir.
Solplatform da yer alan sanal bezirganlar başlıklı konunun bir amacı vardır ve bu solplatformun duruşuyla ilgilidir.
Bunu beğenirsiniz beğenmezsiniz bu size kalmıştır.
Solplatformun kuranlar geçmişte Sf de yer alan orada önemli sorumluluklar yüklenen kişilerdir.
Ancak forumun gidişatı,forum ağalarının her zaman yineledikleri tavırları orada yazmaya olanaksız hale getirmiştir.
Sp marksist leninist duruşa sahip bir forumdur.
Amaçlarından biride sol ile sosyalizm ile ilgili konuları paylaşmanın tartışmanın ötesinde geçmişte aynı değerlere sahip ama şimdi bu değerleri yitiren Sf deki çürümeyi ve yozlaşmayı ortaya koyarak ideolojik olarak 7-24 Marksizme ve Leninizme karşı saldıranlara karşı mücadele ederek onları bu sanal ortamda teşhir etmektir.
Başkaları farklı düşünebilir bu onların düşünceleridir ama  solplatform budur.
Bu nedenle de solplatformun reyting gibi bir kaygısı yoktur ve hiç olmamıştır.
Merak ediyorum içinde bulunduğunuz Sf ce ,sp hack edilirken,ikinci defada porno siteye yönlendirilirken sizler neredeydiniz?
Eğer o dönem olmasınızda (mutlaka duymuşsunuzdur),böyle bir siteye nasıl üye oldunuz ve nasıl devam ettiniz.
Aslında hepimizin bir yanlışı var o da kendi ayağımıza basılınca feryat figan ettik başkalarının feryatlarını duymazdan geldik.
Buda bizden bir özeleştiri olsun
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: denizheval - 21 Ocak 2013, 18:45:56
Esas konu hayrözşen arkadaşın günahıyla-sevabıyla iki Forum arasında kalmış olması ve de Suat abinin hayriözşen adına açtığı eleştiri konusunun bence tüm gelişmelerin finali olduğu başlıktır. Bende kesinlikle ayrım gözetmeksizin gördüğüm yanlışları bu başlıkta sıraladım. Yazımdaki x nokta bu kişiyi veya Forumu baglıyor diye herkesin evine servis yapmamış olmam çokta derin analize tabi tutulup mahkum edilecek bir mesele değildir. Dediğim gibi Final başlıkta tüm düşüncelerimi samimice sıraladım.

Niyet ve yaklaşımım yapıcı ve samimidir, bu nedenle oraya-buraya yazıp yazmamakla, bir zamanlar SF'de bulunup bulunmamamla beni yargılayıp asmanız kendi yanılgınız ve kusurunuz olur.

EF'ye yönelik SP'de yayına giren son değerlendirmelere cevap verme hakkına sahip olmadığıma ek olarak Forumlar veya birbirine özelden ulaşabiecek kişilerin bu tür bir iletişim yolunu seçmelerini yanlış bulduğumu zaten yazmıştım.

SP'nin; SF çevresinin zemin hazırlaması sonucu Haclendiğini, bir kezde Porno siteye yönlendirildiği konusunu -detayları net olarak bilmemekle beraber- EF'de okumuştum. SF'de bulunduğum sıralarda bu yönde bir bilgiye sahip değildim. Hiç tanımadığım sizlere böyle bir çirkinliği Reva görecek bir kişiliğede asla sahip olmadım, olmamda. Yapanlarıda, teşfik edenleride kınıyorum.

İzlenimimden bahsedecek olursak SF'de kırmızılar familyasından, Siyasi konulara pek bulaşmadan köşede duran Bilişim Dünyasında kendisini ispatlamış birilerinin olduğu biliyorum fakat bu konuda hiçbir net üstlenme veya benzeri dediğiniz Hack olaylarını onaylayan bilgiye sahip olmadım, benle paylaşınılmadı. Bahsi geçen kişilerle bir samimiyetim ve tanışıklığımda yoktur. 1955'in her yeni gelene eskileri anlatmış olmasıda mantıksız.

Eski gelişmelerden ve genel olarak Sanalda konumlanan 'Sol', 'Sosyalist' Forumlar noktasında pek bir bilgi sahibi değildim. SF'ye Üye olduktan kısa bir süre sonra SF'de Admin olarak bulundum ve 4 ay civarı süren bir zaman sonrası yollarımız ayrıldı. EF'nin varlığından haberim vardı fakat SP'den varlığından-yoklugundan dahi haberisizdim.
Tam emin olmasamda sanırsam 2010 senesinin Yaz aylarında KF'ye üye olmuştum ve oradaki konulardan Babil ve Suat abiyi tanıyordum. SF'ye 2012'in ilkbaharında üye oldugumda Babil'e Suat abiyi özel mesajla sormuştum, nerede falan diye. O şekilde EF'den haberdar olmuştum. 2010 senesinde -KF Üyesi iken- birkaç kez Üye olmadan SF'ye bakmıştım ve Çeteci Sürü mantığıyla birilerini araya alıp hakaret eden, banlayan bir işlevselliği görmüş ve uzak durmuştum.
KF'ye Üye olduktan kısa bir süre sonra Forum komple kapandı ve 2012 senesinin ilk aylarına dek hiçbir Forumda Üyeliğim ve aktivitem olmadı. Gelişmelerdende -olan biten, Hack vs- haberdar olmadım.

Geldim, gördüm, herkesi tanıdım ve notumu verdim. Çizeceğim Forum Profilinin ana-direği SF'de geçirdiğim sürece endeksli olmayacağı kesindir.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Solplatform - 21 Ocak 2013, 19:08:42
solplatform.biz 'in M-L ilkelere bağlı ,bilimsel sosyalizmin savunucusu bir  forum olduğu bilinmesine karşın EF  tarafından  yönetim (SP) aleyhine yapılan eleştiriler ne kadar anlamlıdır? Bugüne dek sataşma olmadan forumumuzdan herhangi bir eleştiri yönlendirilmiş değildir tarafınıza (EF).

Bu bölümde açılan hiçbir konuda ne tutarsızlık ne de çizgisizliğin izlerini göremezsiniz.Biz neysek oyuz.Bu anlamda  yazıları tekrar okuyun (her iki forumdaki EF/SP), muğlak ve net olmayan  ifadelerle yazmadığımızı  göreceksiniz.

Gelelim diğer konuya; SF 'da bulunduğunuz süreç içersinde veya dışında, forumumuzun  söz konusu forum tarafından karşı karşıya bırakıldığı  çirkinliklerden bihaber olmanız sol/sosyalist içerikli forumları takip ettiğiniz düşünüldüğünde  olanaksız.(Bu içerikteki forumları takip ettiğiniz yazınızdan anlaşılıyor) .Nerdeydi ilkeleriniz  ve neden bir satır yazma ihtiyacını hissetmediniz? Çelişkinin büyüğü bu noktada; bu nedenle bırakın herkese not vermeyi de önce kendi kağıdınızı iyi okuyup objektif olarak kendinize not verin!
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: denizheval - 21 Ocak 2013, 19:40:55
solplatform.biz 'in M-L ilkelere bağlı ,bilimsel sosyalizmin savunucusu bir  forum olduğu bilinmesine karşın EF  tarafından  yönetim (SP) aleyhine yapılan eleştiriler ne kadar anlamlıdır? Bugüne dek sataşma olmadan forumumuzdan herhangi bir eleştiri yönlendirilmiş değildir tarafınıza (EF).

Benim eleştirilerim benim kişisel görüşümdür, hiçbir Forumu baglamaz, kaldı ki ben hiçbir Forumda görevlide değilim. Suat abiye yakın olmam onun haklılıgına alkış tutup, haksızlığını görmezlikten geleceğim anlamına gelmez.

Bu bölümde açılan hiçbir konuda ne tutarsızlık ne de çizgisizliğin izlerini göremezsiniz.Biz neysek oyuz.Bu anlamda  yazıları tekrar okuyun (her iki forumdaki EF/SP), muğlak ve net olmayan  ifadelerle yazmadığımızı  göreceksiniz.
Eleştirdiğim EKim'in yazısındaki şu satır
Kod: [Seç]
.... yapılanlar gevezeliğe girer ki onun da zerre kadar kıymet-i harbiyesi yoktur. ile yazının diğer kalanını yanyana koyup samimice incelerseniz eleştirdiği ne varsa kendiside yapıyor. Nasıl yapıyor sorusunun cevabıda muğlak bilgiler vermesi, net olmaması, kinaye yapmasında saklı diye düşünüyorum. Benim a,b,c isimli şahıslara bir diyeceğim varsa bunu açıkça isim vererek yaparım. Yollama yapmaya, kinaye yapmaya gerek duymam. Eleştirdiğim yazıya getirdiğim eleştiri bu eksenlidir. Kodlamayı Çözen açısından Özünde barınan eleştirilerin haklılıgı haksızlığı ayrı bir tartışma konusudur.

Gelelim diğer konuya; SF 'da bulunduğunuz süreç içersinde veya dışında, forumumuzun  söz konusu forum tarafından karşı karşıya bırakıldığı  çirkinliklerden bihaber olmanız sol/sosyalist içerikli forumları takip ettiğiniz düşünüldüğünde  olanaksız.(Bu içerikteki forumları takip ettiğiniz yazınızdan anlaşılıyor) .Nerdeydi ilkeleriniz  ve neden bir satır yazma ihtiyacını hissetmediniz? Çelişkinin büyüğü bu noktada; bu nedenle bırakın herkese not vermeyi de önce kendi kağıdınızı iyi okuyup objektif olarak kendinize not verin!

Sol-Sosyalist Forumları düzenli olarak izlediğimi yazmadım. EF'den nasıl haberdar olduğumu belirttim, SP'yi ise EF'deki Süresiz Banlanma sebeplerini okuduğum bir konudan tanıdım. SF ortamında size yapılan Çirkinlikler ben ve eksenli gelişmediği için (nelerin, ne zaman ve ne yapıldığını bilmemekle beraber) hiçbir şekilde haberdar olmadım.

''Sen o Forumda aktifken bu-bu oldu ve sen sessiz kaldın'' gibi ortam doğmadığı için beni varsayımlar üzerinden mahkum edemezsiniz. Haberim yoktur yazmış olmama rağmen hala ısrarla ihaleyi bana bırakmaya çalışmanız dürüst bir davranış değil.

Hem size yapılacak -bir üst mesajımda kınadığım- çirkinliklerden bilgi sahibi olacagım ve buna göz yumacagım hemde pişkin pişkin gelip burada Üye olup ''İtirafçı'' olacağım mı sandınız? Asla onaylamayacagım alçaklıklara ismimi karıştırma çabalarınız çirkincedir. Bırakın bu etiketlemeleri ve verdiğim cevapları ve bunlara yazdıklarınızı bir kez daha iyi okuyup objektif olarak kendinize not verin!
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Solplatform - 21 Ocak 2013, 20:08:46
Bakın , Ekim Arkadaş'ın yazısını tekrar okursanız orada net olamayan hiçbir söylem yoktur.Tek tek isimleri dökseydi daha iyi mi olacaktı.Örneğin;  veda'ya yapılan hakaretlere sayfaları açılmamış mıdır EF'nin? Yakın zamanlarda, iki EF üyesinin karşılıklı atışmaları forumunuzdan silinmiş midir,silinmemiş midir? EF'daki " BABO ve ALASKA FRİGO"  başlıklı konu silinmiştir. Neden ? Editör 6'nın "... eleştiriler, sadece kişiyi hedeflemekle sınırlı kalırsa anlamlı değildir...."  söylemi mi silinmesini açıklıyor? Farklı forumlardaki üye görüşleri en fazla siyaseten eleştirilebilir ama ASLA  hakarete vardırılmaz bu iş. Üstelik ,söz konusu üyemize/üyelerimize karşı bulunulan söylemlerde  eleştiri değil ağır hakaretler yapılmışken  sadece  kişi/kişiler  hedeflenmemiş midir yoksa ?

Son derece dostane bir ortamda , sohbet edilip ,fikirlerin paylaşıldığı reelde yaşanmışlık varken , EF yönetiminin SP'daki üyelere özellikle veda 'ya yapılan ağır hakaretlere müdahalesi var mıdır? Hayır! Susmak kabul etmek,onaylamak değilse nedir?  Ha, tüm bunlara karşın bu çirkinliklere izin veriliyorsa  elbette kıymet-i harbiyesi olmaz,gevezelik olur. Kötü söz sahibine geri döner.Evet, Ekim arkadaşın yazısı tüm bunlar gözönüne alınarak okunursa  anlamını bulacaktır. Herşey net ve kinayeden uzaktır.

Yönetim olarak tekrarla söyleniyor; evet sağa sola  hakaret edenlere forum olarak sayfalarınızı kapatıp  kendi işinize bakın ! Size  denizheval olarak forumumuzda iyi paylaşımlar dilerken bu konuyla ilgili herşey ortada ,açık ve de net olduğu için daha fazla zaman veremeyeceğimizi  bildiririz.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 23 Ocak 2013, 16:58:06
solplatform.info diye bir site var.
Bu site aslında yeni bir site değil.
Sitedeki yazıların içeriğine bakanlar bu sitenin SOSYAL FAŞİSTLERCE  HACK edilen ve sonrası GASP edilen solplatform sitesi olduğunu anlarlar.

Bu gasp olayının  en yakın tanığıda Suat arkadaş ve Merwan arkadaştır.
Sağolsunlar her iki arkadaşta hem bu olayda hemde solplatform.biz sitesinin kurulmasında  bize destek oldular,dayanışma gösterdiler.

Bunları neden söylüyorsun diyen olabilir!
Geçenlerde bu siteye veda busesi diye biri üye olmuş ve eskilerden başlığıyla benim, Yusuf Zamir SF den ayrılırken yazılarını silmesiyle ilgili kendisine yönelik  tepkisel yazımı, kendi yazısı gibi asmış.
Bugün baktım bu üye veda busesi iken,nedense veda oluvermiş,yine aynı başlık,aynı içerik.

Merak ediyorum bu yazı niye asılmış veya neyi ima ediyor.
Ben SF den ayrıldım ancak tüm yazılarım orada duruyor,isteyen girip bakabilir.

Tabi bu olayın ardında Hırsız Çetesinin başı 1955 ve ekibi var.
Zaten sitedeki tüm yeni asılan yazılar sf de günü günlük asılan yazıların aynısı.

Hani Deniz Heval arkadaş soruyordu ya Sanal Bezirganlar başlıklı konu niye var diye.
Hani bizde dedik ya bu başlık altında biz Sanaldaki kirlenmeyi ve yozlaşmayı teşhir ediyoruz diye.

Sanırım bu yapılanlar bu teşhiri neden yaptığımızın bire bir kanıtı.
Bunun üzerine artık söz söylemek abes olur.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: denizheval - 23 Ocak 2013, 18:47:40
Şimdi veda arkadaşın yazısı üzerine bu siteden yeni haberdar oldum ve whois çekince karşımıza sunucu adresi olarak
Kod: [Seç]
Name Server:NS2.SOSYALISTFORUM.NET
Name Server:NS1.SOSYALISTFORUM.NET
çıkıyor.
Suat abininde olmak üzere buradada bulunan birçok kişiye ait yazılar hala asılı durmakta. Yıllardır verdiğiniz o kadar emeklerin böyle çar-çur olması/edilmesi gerçekten üzücü bir durum. Bir bütün olarak herkes açısından diyorum; Kapanan, kaptırılan, çalınan ve kopulan ortamlardaki yazılarınızı bir çatı altında toplasak belkide Türkçe dilindeki en büyük Forumlardan birisi olunabilirdi. Demekki ortada sorgulanması gereken bir eksiklikler ve yanlışlıklar var ki bu durumlar önümüze Fatura olarak gelmekte.

Çok detaylı yazmak istemiyorum, enerjilerinizi birleştirerek -kullanılan kullanıcı isimlerine dek- yeniden doğmakla bu karmaşıklıklar ortamından belki çıkılabilinir. İnsan emegine saygısı olmayandan değil Sosyalist, Soytarı bile olmaz. Olanlar gerçekten üzücü.
Uğraşına Kul-Köle olandan düşman bile olmaz.
Bu yazıyı yazan rumuzda tanıdık: http://www.solplatform.info/19712-post1.html
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 24 Ocak 2013, 17:27:07
Evet Deniz Heval arkadaş, tanıdık dediğiniz rumuzun sahibi ki hepimizce kim olduğu malum kişidir.
Bu kişi kendi mahlasını bu yazdıklarının altına koyacak cesareti bile kendinde bulamamış,başka mahlas kullanmıştır.
Çünkü yazdıkları tümüyle yalan ve uydurmadır.
Ve bu utanmaz forumu hack ettiğinide açıkca bu yazısında itiraf etmiştir.
Bu sürecin yakın şahidi Merwan Arkadaştır.
Suat Arkadaş ta bu süreç yaşanırken bu yapılanlara tanık olmuştur.
Bunlar geldi geçti.
Ancak Sol bir siteyi HACK ETMENİN onursuzluğu ve şerefsizliği bunların üzerinden hiç çıkmayacak.
Bunlar öylesine haysiyetlerini ve onurlarını yitirmişlerdir ki,birde utanmadan ,sanki hiçbirşey olmamış gibi,pişkin ,pişkin yazmaya devam etmişlerdir.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Ekim - 24 Ocak 2013, 21:40:58
Hacklediler evet; çünkü, tahammülleri yoktu M-L ilkelerden ödün vermeyen , nicel değil nitel birikime evet diyen bir forum ile başedemezlerdi. Bu başetmekten kasıt,  birilerinin anladığı gibi dükkancılık zihniyeti değil ;yanlış anlaşılmasın.
 
Marksist ideolojiyi  dışlayan,karalayan ,sınıfı inkar eden bu kendinden menkul sözüm ona “devrimciler”  sanalda tek olmayı hedeflemişler ve bunu her fırsatta ,her zeminde dile getirmişlerdir. Ve emellerini, önce haclkeyerek sonra basit,seviyesiz bir siteye yönlendirerek gerçekleştirmişler  ; güya üç kuruşluk akıllarıyla SP  ve savunduğu ilkeleri sanal ortamdan kaldıracak ,istedikleri gibi at koşturacaklardı. 

Elli türlü hokkabazlık yaparak ,yalan üstüne şeytani  tezgahlarla ele geçirdikleri SP’daki birikime el koymuşlar ve şimdilerde  sahip oldukları tüccar zihniyetiyle  gasp ettikleri SP ‘un tüm sayfalarında düzenin  aç gözlü firmalarının reklamlarını yayınlarken ,hırsızlık yaparak ele geçirdikleri forumu kazanç kapısı haline getirmişler ve böylece de içinde bulundukları bataklığı ispatlamışlardır.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Ekim - 29 Ocak 2013, 22:34:46
" Yönetimde kürtler çoğunlukta ,kurtulmam  lazım bunlardan"  ve "yazılarından dolayı seni Dersim'li sanmıştım " diyen adamın biri kalkmış şimdilerde etnik siyaset yapıyor. Sen kimsin !

Zevkli.org. taki rezaletlerin unutuldu mu sanıyorsun SF dükkanının sahibi ?  Öyle anlaşılıyor ki bilmeyenler için yeniden yayınlamaya başlamak gerek ,ahlaksız !

Sen ve şürekan aklınızı başınıza toplayın !İlkesiz,utanmaz !

Ama ben kime ne diyorum ."ayyaşın mektubu okunmaz" diyerek kendisini adres gösteren bir zavallıdan ! bahsediyoruz. Bu deyimi de ilk kendisinden duymuş ,anlamamıştım da açıklamasında kendisini adres göstermişti zevkli.org.'un faşisti.

Yüzsüz seni , Konya Ovası yerin altında değil ; kimse de ağaç kovuğundan çıkma değil; ayrıca yerin altına girsen ordan çıkarılırsın bunu da iyi biliyorsun.Haddini bil,boyun kadar konuş çapsız !

Kürtler için zevkli.org. da yazdıkların ortada 55 ahlaksızı  !

Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 03 Şubat 2013, 22:12:50
Zevkli.org sitesinin REİSİ,FAŞİST İT 1955 ,ağzından salyalar akıtarak,tıpkı KUDUZ KÖPEKLER gibi saldırıyor.
Sen ne utanmaz birisin be!!!
Zevkli.org sitesinde yazdıkların duruyorken,nasıl bir yüzssüzsün kü sen,utanmadan yazı yazabiliyorsun.
Anlaşılan sen kaşınıyorsun!
Anlaşıldı,Zevkli.org da yazdıklarını burada yazı dizisi olarak aktarmak gerekiyor.
Seni Zevkli.org sitesindeki ülküdaşın ISPARAALP de kurtaramayacak!
Bana bak HİTLER KILIKLI SOYTARI neden hiç bahsetmiyorsun Zevkli.org da yazdıklarından.
Yoksa oradaki Che_1955 sen değilmisin?
Yoksa o zaman FAŞİSTTİN DE şimdi BLANQUİST Mİ oldun?
Seni SOYTARI seni!!!
Seni sanal bezirgan,seni forum ağası seni!!!

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 03 Şubat 2013, 22:26:19
İŞTE SOLPLATFORMU TEHDİTİN BELGESİ.
"yahu bunlar adam olmaz... saldırmaya halen devam ediyorlar...


hele etsinler... bakalım... bu sefer.. vbullettin'den SMF geçtiler.. bakalım SMF'den neye gececekler....


Yine Sonları hüsran olacak.."



Sonuçta FAŞİST YÜZLERİNİ gösterdiler.
Çöplüğün Teknik Admini geçmişte yaptıklarının aynısını bir kez daha yapacaklarını söylüyor.
Açıkca forumu TEHDİT EDİYOR.
BURADAN TÜN DEVRİMCİ KAMUOYUNA DUYURUYORUM.
BUNDAN BÖYLE SOLPLATFORMUN BAŞINA GELEBİLECEK HER TEKNİK KAZANIN SORUMLUSU "SOSYALİST" FORUM YÖNETİMİDİR.
GEÇMİŞTE TIPKI FAŞİSTLER GİBİ SOLPLATFORMU HACK EDENLER BUNLARDIR.
BU FAŞİSTLERE VE ONLARIN BU FAŞİZAN UYGULAMALARINA TEPKİ GÖSTERMEK DEVRİMCİ SORUMLULUK GEREĞİDİR.
BU FORUM BİR KEZ SİZLER TARAFINDAN YANİ SİZ SOSYAL FAŞİSTLER TARAFINDAN İKİ KEZDE MHP Lİ FAŞİSTLER TARAFINDAN HACK EDİLDİ.
SUSMADIK,SUSMAYACAĞIZ!!!
BİZİ BU YOLLA SUSTURAMAZSINIZ!!!
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: alikorkmaz - 04 Şubat 2013, 08:29:58
Veda

Yeterr artik. Hem kendin diyorsun, ki baska forumlarla, ksilerle ugrasmayalim silinecek diye. Hem de hala bu hikayelere devam. Bana kalirsa bu konuyu kilitleyecekmisin ne yapacaksan yap da memleketde dunya da olan isleri tartisalim hic olmazsa. Birak Copluk copluk olarak kalsin. Sen mi duzelteceksin...
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 04 Şubat 2013, 09:35:33
Sen ne duyarsız birisin be!
Katılımcısı olduğun foruma tehdit üstüne tehdit yağıyor.
Sen kalkmışsın bizi suçluyorsun.
Farklı forumlardan kişiler bile bu konuda bu tehditlere duyarsız kalmazken,bu tehditlerin karşısında tavır alırken,senin bu tavrın tam İBRETLİK.
Aslında bunun bir tanımı var ama,herneyse diyelim ve kapatalım.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: alikorkmaz - 05 Şubat 2013, 04:16:56
Bosversene Veda..Senin tutarsiz tavirlrin, kinci yaklasimlarin yuzunden bu forumun basina gelmeyen kalmadi...Once aynaya bak da kendini bir ceki duzen ver. Ondan sonra eger gerekirse o coplukle ugrasirsin.

Not: Ben sadece bu forumun katilimcisi degilim. Bu bir..Forum katilimcilari ile futbol takimi taraftarligini, ya da politik parti uyeligini birbirine karistirmissin anlasilan. Gordugum yanlisliklari her yerde soylerim. Isine gelir gelmez...Forum yoneticisi olmak kolay degil
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Ekim - 05 Şubat 2013, 11:58:02
Ali Korkmaz ,öncelikle şu cümlenizi ele alalım: " Ben sadece bu forumun katilimcisi degilim. Bu bir.." 

Şimdi ,siz kimsiniz? Diğer katılımcılardan farklı olan yanınız nedir? Kendinizi nereye koyduysanız  inin oradan aşağıya çünkü anlaşılan o ki kendi kendinize yarattığınız irtifadan başınız dönmeye başlamış . İd ve ego çatışması mı desek  ? Ego, id'i sakinleştiremiyor ;süperego imdada yetişse durum değişecek mi ? Bu şartlarda zor ! İd ,almış başını gidiyor...

Ha, o cümleniz ile başka forumlarım katılımcısı olduğunuzu kast ettiğinizi söylerseniz (cümledeki  ögelerin dizilişi bu anlamı da barındırır ama konuyla ilgisi olmadığından asıl öz "irtifa" olayıdır)  o zaman da kahkaha ile gülünür ve  ne alaka denir?

Siyaseten içinde bulunduğunuz yanlışlar bir yana bir de bu tutumunuz hayata karşı duruşunuzu belirlemiş oldu farkında mısınız? Ne demişler ; bir adamı tanımak isterseniz onunla ya yola gideceksiniz ya da yemek yiyeceksiniz.Genele bakıldığında sizinle ne yola çıkılır ne de lokma paylaşılır.

Hatırlarsınız ,bir tartışmada  "ODTÜ 'de 16 yıl" geçirdiğinizi söyleyerek karşınızdaki insanı aşağılar tavır içindeydiniz , demek ki ODTÜ 'de değil 16 yıl 50 yıl da kalınsa durum değişmiyor. Bu da sizin deyiminizle  "  ikiiii"  olsun !  Bir de  ,önce aynaya siz bakın bakalım ; ne göreceksiniz ve ayna size ne diyecek !
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: bora kara - 05 Şubat 2013, 13:58:11
söz konusu yazıda çeviri yanlışlıkları vardır ve bunun düzeltilmesi gerekir. Çeviri özellikle de ML.kaynakların çevirisi basit bir iş değildir ve sorumluluğu büyüktür. Sadece dile hakim olmak yetmez, aynı zamanda literatüre de hakim olmak gerekir. Bu yüzden çok iyi dil bilen biri çok iyi çeviri yapar anlamına gelmez. Hele ki google çevirilerini filan, ML. çeviri konusunda kaynak göstermek akla ziyan bir durumdur. Hata her zaman kötü bir niyetin sonucu olarak görülemez, bazen iyi niyetli , acemilikler kötü sonuçlara yol açar. Hepimiz biliriz ki basit gibi görünen ufak bir muğlaklık, içeriğe ait bir sorun içeriyorsa basit fark, ciddi bir farkın nedeni olabilir.
Uzun lafın kısası, söz konusu yazı özellikle de sınıf mücadeleleri konusunda yeterli bilgiye sahip olmayan bir tarafından okunduğu zaman devrimci blanki ile "sosyal demokrat" louis blank'ın karıştırılmasına uygun bir çeviri özelliği taşıyor. Yazı eleştirilere maruz kaldığı noktalar üzerinden yeniden gözden geçirilmeli ya da gerekirse ileride daha hakim bir çeviriye yerini bırakmak üzere kaldırılmalıdır. Bunun nedeni birlerinin konuyla ilgili şu veya bu tarzdaki eleştirileri değil, ML düşünceye karşı olan sorumluluk ve bu konudaki en ufak muğlak ve yanlış anlaşılmaya izin vermeme kaygısı olmalıdır. Bu yapıldıktan sonradır ki, söz konusu sorunla ilgili konuyla ilgili olarak eleştiri olarak bile nitelendirilmeyecek seviyesiz ithamlara karşı geriyorsa yanıt verilebilir, "hesaplaşılabilir"
Bu iki durum birbirine karıştırılmamalıdır. Devrimci kültürün kabul etmediği bir tarzla "hesaplaşmak " başka bir şeydir"  Söz konusu yazıda bir karışıklığın, düzeltmeye gerek olup olmadığı başka bir şey.
Konuyla bir başka açıdan ilişkili olarak bir, iki söz söylemeden geçemeyeceğim. Blanki ve blankizm sorunu bir başka açıdan da sorunlu bir hal aldı. ( aslında bu sorun tartışmanın forumlar ayağında ki tartışmanın başlangıcı itibarıyla bu sıkıntıyı taşıyordu) Blankiye, birilerinin kendilerince sahip çıkması ve bunun üzerinden ortaya koydukları teorik ve siyasal konuma karşı çıkılırken adeta blanki'ye karşı çıkılan onun sınıf mücadelesi tarihi içindeki misyonunu,devrimci rolünü savunmayı karşı tarafa bırakan bir pozisyona düşülmeye başlandı. Sonuçta bir taraf blanki'ye devrimci mirasın bir parçası olarak sahip çıkarken diğer tarafın ise adeta "anti- blankist " bir pozisyonda görünmesine yol açtı. Tartışmaçıların diğer muhattapları açısından durum nedir bilemem ama, bu satırların yazarı bakımından blanki üzerinden yükseldiğimiz devrimci mirasın bir parçasıdır. Doğrularıyla yanlışlarıyla bizim saflarımızdadır. Birileri ona kendi içeriği dışında bir misyon yüklemek istiyorsa karşı çıkılması gereken bu çarpıtılmış içeriğe karşı çıkmaktır. Sanırım bu konuda da tartışmaçıların kendi yöntemlerine göz atmalarında fayda vardır.
Bunlar benim çokta faal olmadığım bir alanda (forumlar) küçük bir not olarak görülebilecek önerilerimdir. Son söz tarafların kendisine düşüyor.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 05 Şubat 2013, 17:07:41
Bora Arkadaş,sorun bir tarafın Blanqui'nin devrimci mirasını sahiplenmesi diğer tarafında Anti Blanquist bir görünümde olması değil.
Buradaki saptamanız son derece hatalı bir saptama!
Burada sorun,bir tarafın Lenine karşın,Lenin'in Blanquizm ile ilgili yazdıklarına karşın,Lenin'i Markstan kopartarak Blanquinin ardına takarak Blanquist Leninist gibi bir UCUBE kavram üretmesidir.
Lenin her zaman kendisinin Marksist olduğunu söyler ve Blanquizm ile Marksizm arasındaki farkı,kendini Marksist olarak tanımlayarak şöyle ortaya koyar;

"Sınıf bilinçli işçiler bir erk olabilmek için çoğunluğu kendilerine kazanmak zorundadırlar: kitleler üzerinde bir diktatörlük olmadığı sürece,başka bir iktidar yolu sözkonusu olamaz.
BİZ BLANQUİST DEĞİLİZ,iktidarın bir azınlık tarafından ele geçirilmesi yandaşı değiliz.
Biz MARKSİSTİZ, küçük-burjuva luğuna karşı, şovenist anavatan savunusuna karşı, lafazanlığa karşı, burjuvaziye bağımlılığa karşı proleter sınıf mücadelesinin yandaşlarıyız." (Lenin-İkili İktidar Üzerine).

Bu kadar açık bir söyleme karşın hala LENİN'E RAĞMEN LENİN'İ BLANQUİST ilan etmenin ardında ne vardır acaba!
Ben sana söyleyeyim;

Özellikle Reel Sosyalizmin çöküşü sonrası Burjuvazi ideolojik alanda Marksizm Leninizme karşı bir saldırı başlattı.
Bu saldırının en stratejik kısmı ise Marks'ı Leninden,sözde Marks'ı sahiplenerek,Lenin'i Markstan,sözde Lenin'i sahiplenerek koparmak.
İşte sorun burada sevgili Bora Kara!

Burada kimse Blanqui'nin DEVRİMCİLİĞİNİ tartışmıyor!
Kimsenin de bunu tartışması HADDİ değil!
Ancak Lenin'i Lenin'e karşın Blanquist ilan etmekte kimsenin haddi değil.

Malum Forumda onu tanımlamak için bir kelime bulamadığım birisi,ben Blanquiye Küçük Burjuva Hayalcisi dedim diye bana ancak kendisine yakışır biçimde,kendisini tanımlayan kelimelerle KÜFÜR ediyor.
Aşağıda ki aktarımda Lenin Blanquizmi bir BATAKLIK olarak niteliyor.

"Bilisizler ya da bay Plehanov ve hempaları, marksizm dönekleri, anarşizm, blankicilik vb. diye bağırıp çağırabilirler. Düşünmek ve öğrenmek isteyen, blankiciliğin, iktidarın bir azınlık tarafından alınması demek olduğunu, işçiler vb. vekilleri sovyetlerinin ise, apaçık olarak halk çoğunluğunun doğrudan doğruya, dolaysız örgütü olduğunu anlamazlık edemez. Bu, sovyetlerin bağrında etkili olma uğruna savaşıma yönelmiş bir hareket, blankicilik bataklığına dökülemez, hiçbir şekilde dökülemez."

Bana edilen KÜFÜR aslında LENİN'E EDİLMEKTE.
Lütfen bunların farkına varın.

Bu lümpen.çürümüş ERK...EK kişilik geçmişte bir bayan yoldaşa MOTOR demişti.
Aynı zihniyetin TETİKÇİSİ bir başkası bu forumun değerli  bayan katılımcıları için SÜRTÜKLER diyebiliyor.
Ve tüm bunlara karşın bu UTANMAZLAR,hiç yüzleri kızarmadan,hiç utanmadan Dünya Emekçi Kadınlar Gününü forumlarında kutlayabiliyorlar.

Sizin Devrimci kişiliğinizden zerre kadar şüphemiz yok.
Biz sizden bu forumun bir katılımcısı olarak bu erkek egemen toplumun ERK..EK lerine karşıda bir çift söz söylemenizi beklerdik.
veda

Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: bora kara - 05 Şubat 2013, 20:56:35
"Bu kadar açık bir söyleme karşın hala LENİN'E RAĞMEN LENİN'İ BLANQUİST ilan etmenin ardında ne vardır acaba!
Ben sana söyleyeyim;

Özellikle Reel Sosyalizmin çöküşü sonrası Burjuvazi ideolojik alanda Marksizm Leninizme karşı bir saldırı başlattı.
Bu saldırının en stratejik kısmı ise Marks'ı Leninden,sözde Marks'ı sahiplenerek,Lenin'i Markstan,sözde Lenin'i sahiplenerek koparmak.
İşte sorun burada sevgili Bora Kara!"
 

Veda, bu yazdıklarına hiç bir itirazım yok. Bu tartışmaların belli bir yere kadar içindeydim ve bu konudaki düşüncelerim biliniyor. Sanırım yazılarımız da hala duruyor.

Anlatmaya çalıştığım başka bir şey. Birincisi,hiç kimseyi  anti-blankist olmakla itham etmiyorum. İtirazım öze değil biçime\görünüme ilişkin. Blanki'yi sürekli olarak karşı tarafın yanlış olduğunu düşündüğün düşüncelerinin ve bu düşünceleri ifade ediliş biçimi üzerinden şekillenen bir karşı duruş çizgisi üzerinden şekillendirmeye başlarsan bir süre sonra karşı tarafın belirlediği biçimin sınırları içinde kalmaya başlarsın. Her ne kadar belirleyici olan öz olsa da bazen biçimin baskın ve özün üstünü örtücü bir karakter kazandığı anlar olur. Bir şeyin gerçeğini bozan,  gerçeğin esas savunucusuymuş gibi gibi görünür. Bir düşünceyi bütün ayrıntılarıyla tahlil edip araştırmak kadar önemli olan yöntem , araştırma sonucunun sergilenmesinde de  başlı başına bir yöntem ustalığı gerektirir. Bu konuda en iyi öğretici bizzat Marks'ın kendisidir. Kapitali ortaya çıkartırken kullandığı yöntemle, elde ettiği sonuçları sergilerken kullandığı yöntem aynı değildir.En az bir önceki aşama kadar bu konuda da epeyi kafa yormuş ve emek harcamıştır.

İkinci olarak; Bazen tartışmalarda karşındaki muhataplarının genel ideolojik karakterlerinden kaynaklı olarak, bütünsel bir konu içinde, belli bir konuyu merkeze almaktan kaynaklanan aşırı çubuk bükme dediğimiz bir durum ortaya çıkabilir. Ve bu senin düşüncelerinin bütünselliğinden koparılıp sadece bir parçasının algılanmasına neden olur. Bu konuda ilk aklıma gelen örnek Engels'e şu satırları yazdıran durumdur.

" Gençlerin bazen ekonomik yöne gereğinden çok ağırlık vermelerinden Marx ve ben kendimizi kısmen sorumlu tutulabiliriz. Ama onu yadsıyan hasımlarımızın yüzüne karşı bu ana ilkeyi vurgulamak zorundaydık biz, ayrıca, karşılıklı bir etkileşim içinde yer alan öbür etkenlerin hakkını vermeye ne zamanımız, ne yerimiz ya da fırsatımız oluyordu her zaman. Ama tarihten bir kesit, yani pratik uygulama söz konusu olduğu zaman, durum değişiyordu, hiçbir yanılgıya izin verilemezdi. Ancak ne yazık, sık sık oluyor bu, insanlar, yeni bir kuramın ana ilkelerini, o da her zaman doğru bir biçimde değil, öğrenir öğrenmez bunları tümüyle anladıklarını ve kolaylıkla uygulayabileceklerini sanıyorlar. En yeni "Marksistler"in birçoğunu da bu suçlamanın dışında bırakmıyorum çünkü, bu çevreden de akılalmaz saçmalıklar çıktı ortaya.

Engels 'ten Joseph Bloch 'a, 21-22 Eylül 1890.
"

Marks ve Engels'in söz konusu dönemde tartıştıkları, ütopiklerdi. Doğal olarak tartışmanın merkez noktasını öznelliğe karşı, nesnelliğin diğer bir anlatımla, idealizmin değişik versiyonlarına karşı diyalektik materyalizmin görüşlerinin ortaya konduğu bir tartışmaydı. Ve Marks ve Engels'in vurgusu söz konusu tartışmaların özgüllüğü içinde maddi yaşama doğru oldu. Bu da Engels'in değişik paragraflarda ifade ettiği gibi bir takım sıkıntılara da yol açtı. Sanki Marks ve Engels insan düşüncesine,üst yapıya hiç önem vermeyen  kaba materyalistler gibi algılandı. Anlatmaya çalıştığım buna benzer bir şey.

Üçüncüsü; şu "anti-blanki" durumu öze değil, görünüme ilişkin bir saptama ve yanlış bir görünümün doğru bir özü gizleyip, örtme kaygısı.
Sonuç olarak da; söz konusu, konuyla ilgili olarak ortaya attığım şey kesin kanıtlanmış bir iddia değil.
"soruna bir de böyle bakılabilir " demeye çalışan bir bakış açısı sunmaktır.

Şu erkeklik vs. sorunlarına gelince sanırım hiç kimse bora kara'nın böyle bir tarza karşı "yansız" kalabileceğini düşünmüyordur. Ben kadın yoldaşlarımıza "bacı" dediğimiz bir gelenekten geliyorum. Ve bazılarının ilkel, feodal vs. bulduğu bu tanımı hala seviyor ve kullanıyorum. Ama tek, tek olaylar üzerinden bir tavır koymak yerine bu tek tek olumsuz örneklerin arka planındaki ideolojik,politik anlayışa karşı bütünsel bir tavır koymayı tercih ediyorum. (Gerektiği zaman somut bir olgunun üzerinden hareket etmek gerekirse ederiz) Enerjimizi tek tek olguların sonsuzluğu içinde tüketmektense, bu tek tek olguların kaynağına yöneltmek daha doğru gibi geliyor. Elbette herkesin kendine özgü bir tarzı var. Ve tarz denmesinin nedeni de bu.

Son yaşanan tartışmalarda S. forum içindeki belli isimlerin ortaya koyduğu üslup(suz)luk mahkum edilmelidir. Bu tüm forumların ilkesel olarak üzerinde anlaştığı bir konu olmalıdır. Bir gün birilerinin tartışma vs. adı altında "öküz, çakal, orospu,motor, vs. adı altında "eleştiriye" kalkışma tehlikesi olan yerlerde aklı başında hiç kimse bulunmak istemez sanırım. Eğer Sol Platform' da bu konuda "bize düşen bir şey var mı " acaba diye düşünerek kendi içinde yapacağı bir değerlendirmenin  daha olumlu bir tarzın yaratılması bakımından faydası olabilir...
Dostlukla

Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 05 Şubat 2013, 21:18:34
Bora kara Arkadaş!
Forumlardaki uslupsuzluk,genelde burjuva kültürün bizler üzerinde ki yansımaları!
Oysa bizim amaç ve ilkelerimizde; Sitemiz Solplatform.biz’in amacı; egemen burjuva kültürü parçalarken, onun yerine, yeni ve insana ait olanı; komünist kültürü bugünden kurmak ve yaşatmaktır. Solplatform.biz, bu amacını, komünist kültürü kendi iç işleyişi ile (internetin tüm kısıtlarına rağmen) somut olarak örnekleyip yaşatırken, sınıf savaşımıyla olabildiğince canlı, pratik bağlar kurarak gerçekleştirmeyi hedefler. yazar.

Bunu ne kadar başarabiliyoruz,ne yazık ki bu konuda pek başarılı değiliz.
Ama dediğin gibi bunu başarmak zorundayız.
Yoksa yaşama geçmeyen ilkelerin hiç bir değeri yoktur.

Bundan böyle hepimizin,bu forumun katılımcısı olarak bunu başarmak için tek tek üzerimize düşen sorumluluğun bilincinde olması gerekir.

Dostça uyarıların ve bizi daha iyiye yönlendirmek için yönelttiğin eleştirilerin için sana teşekkür ederiz.

Bu arada aynı çaba içersinde olan,bize dostça eleştirilerde bulunan ve tarafımıza yapılan saldırıya karşı bizlere bulunduğu forumda desrek veren Suat Arkadaşa da teşekkürü bir borç biliriz.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 30 Ağustos 2013, 16:07:29
Aslında bir başka forumun iç meselesidir diyerek bu konuda bir şeyler söylemek zorunda kalmayabilirdik.
Ancak, bu meselenin asıl aktörlerinden olan, katılımcılara ve onların etnisitelerine ettiği küfürlerle gündeme gelen che 1955 mahlaslı kişi bu küfürler karşısında ,tıpkı zeytinyağı gibi üste çıkarak,birde üstüne üstlük hakaretlerine devam ederek,kendisinden beklenen özeleştiriyi vermek yerine hakaret ve küfürlere devam etmiş ve küfür edebiyatının aslında ezilenlerin kültürü içersinde var olduğu savı üzerinden, ettiği küfürleri kınayanları,burjuva ahlaklı olmakla nitelemiştir.

"Egemen sınıfın düşünceleri, bütün çağlarda, egemen düşüncelerdir, başka bir deyişle, toplumun egemen maddi gücü olan sınıf, aynı zamanda egemen zihinsel güçtür. Maddi üretim araçlarını elinde bulunduran sınıf, aynı zamanda, zihinsel üretimin araçlarını da emrinde bulundurur, bunlar o kadar birbirinin içine girmiş durumdadırlar ki, kendilerine zihinsel üretim araçları verilmeyenlerin düşünceleri de aynı zamanda bu egemen sınıfa bağımlıdır. “Karl Marks - Alman İdeolojisi

Marks’ın yukarda açıkladığı gibi küfürde aslında burjuvazinin,yani üretim araçlarını ve dolayısıyla zihinsel üretim araçlarını elinde bulunduran sınıfın,toplumun diğer sınıf ve kesimlerine dayattığı kültürün içersinde yer alır.

Küfür hiçbir Komünistin kitabında yer almaması gereken vede mücadele verilmesi gereken bir olgudur.
Tam tersine,savlandığının aksine küfür,Burjuva Ahlakın temellerini oluşturan olgulardan biridir.

Bir diğer konu bu küfür kişiler kastedilmesine karşın, o kişiler özgürlük mücadelesi veren bir etnisite ile tanımlanarak edilmiştir.
Yani küfürden nasibini alan bu kişiler dışında özgürlük mücadelesi veren kürt halkıdır da.
Ancak şahsın bunu bilinçli yaptığığını sanmıyorum.
Bu durum,kişinin geçmişte,bilinçaltında yer etmiş olan duygularının,bir takım dış etkenler sonucu,kişinin akıl olarak zaafiyet geçirdiği bir anda kişinin zihninden dışa vurumudur.

Birazda tüm bu olanlar karşısında tepki vermeyen hatta kişiyi üstüne üstlük bu yaptıkları nedeniyle olumlayanlardan bahsedelim.
Ne yazık ki bu kişilerle ilgili tek söylenecek birazda bizim topluma özgü,ilkesizliğin ve omrgasızlığın tavan yapmış olmasıdır.
Kendilerine küfür edilenler bile bir şekilde ne şiş yansın ne kebap misali denge politikası gütmüşlerdir.

Bunlarda unutulur zamanla.
Forum ağası her zamanki gibi Ağalığını daha bir güçlenerek sürdürür,tıpkı geçmişte olduğu gibi.
Ve SF olarak Net in nicel olarak en geniş formu olmaya devam eder.

Ancak bu nicel artışa karşın aynı oranda niteldeki azalmanın forumu uzun süredir takip edenler farkına varacaktır.

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 05 Eylül 2013, 00:13:26
Sosyalist Forum Danışmanlarından Halk Cepheli KüçükAsya ,diğer Danışman,Elveda Proletaryacı,Sınıf Kaçkını Hasan Karataşla birlikte son olayları değerlendiren bir açıklama yayınlamışlar.
Buraya kadar her şey olağan.

Her Forum ara sıra içteki karşıklıklar karşısında,forumun birliğini,bütünlüğünü sağlama anlamında bu tür açıklamalar yapar.
Anormal olan bu kargaşanın sorumlusu olarak kürt yurtseverlerinin gösterilmesi.

Buradaki kargaşanın sorumlusu olarak kürt yurtseverlerinin hedef tahtasına oturtulmasıda aslında bilinçlerdeki kürt hareketine bakışın bir yansıması.
Vatan,Millet,Sakaryacı Küçük Asya ile Rojavadaki Kürt Devrimi koca bir yalandır,bir aldatmacıdır diyen Hasan Karataş’ın başka türlü düşünmesi zaten şaşırtıcı olmasa gerek.

Üstelik bu zevat birde hiç sıkılmadan Kürtleri,kürt siyasi hareketini,sanki Sosyalizme,Komünizme düşmanmış gibi gösteriyor.
Neymiş Efendim,Kürt Yurtseverleri ,Sosyalist bireylere karşı ağır ithamlarda bulunmuşlar.

Bu ağır ithamlarda aslında politik eleştiride kullanılan Sosyal Şoven,Sosyal Faşist gibi tanımlamalar.
Birisi çıkıyor salt hakaret olsun diye,özellikle üzerine basa basa özgürlük hareketini Milliyetçi olarak tanımlıyor,bir diğeri ülkenin bölünmez bütünlüğünü savunarak,kürt özgürlük hareketini ülkeyi bölmekle bu yolla Emperyalizme hizmetle itham ediyorsa,bu söylenenlerin politik literatürdeki karşılığı, SOSYAL ŞOVENİZMDİR.

Yani burada ağır bir itham yok,doğruların dile getirilmesi var.
Bazen doğrular adamın canını yakar,ağır olur.

Sonra bu Sosyalizm hangi Sosyalizm?
Bilimsel mi,Ütopik mi,Marksizm Leninizmi mi işaret ediyor.
Yoksa bir zamanlar ML çizgisinde olan ama gittikçe bu çizgiden uzaklaşarak,Marksizm,Leninizm düşmanlarının cirit attığı bir forum haline gelerek,son alınan kararla forumun politik ve teknik adminliğini(teknik olabilir,buradaki terslik politik olması) bir Anarşiste teslim eden SF nin eklektik Sosyalizm anlayışımı?

Ayıptır ayıp!
Adam çıksın bir gecede önüne kim geldiyse,forum mülkiyetinin ona sağladığı ayrıcalıkla banlasın ve birde üstüne üstlük küfür etsin.
Sen açıklamanda bunları göz ardı ederek ,ayıp olmasın diye küfürbaz kişiyi sözde kınıyorum diyerek aslında yaptıklarını “haklı”gerekçelerle olumla ve tüm bu çalkantının nedeni olarak kürt yurtseverlerini işaret et.

Başınıza kürt yurtseverleri kadar taş düşsün emi!
Bir gün o taş düşecek merak etmeyin.

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 15 Eylül 2013, 00:41:40
Bezirganbaşı yine inciler saçmaya başladı!
Neymiş !
Engels Komünistiği hemşehrilerine verdiği için kendine Komünistim diyemiyormuş.

İsabet olmuş!
En azından Komünist sıfatı Engelsin sayesinde kirlenmekten kurtuldu!

Kendine ne dersen de,ama sakın ha sakın Lenin'i ağzına alıpta onun adını kirletme!
Açta oku ne demiş Lenin,Engels ile ilgili!
Varmı Lenin'in Engels ile ilgili tek bir olumsuz sözü!

Bir zamanlar Marksla Lenini ayırmaya çalışıyor,Lenin'in bir bataklık olarak tanımladığı Blanquizmi,Leninizme yamalamaya çalışıyordunuz.
Sıra Engelse mi geldi şimdi!

Ama suç sende değil orada kendini ml olarak tanımlayan sınıf devrimcilerinin,Engelse söz söylemen karşısında üç maymunu oynamalarında.
YAZIKLAR OLSUN.

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 15 Eylül 2013, 09:46:33
Lenin'in Engels'in ölümü üzerine yazdığı makalenin bir kısmını bir takım utanmazların yüzünü(varsa tabi) kızartmak için aşağıya aktarıyorum.

Lenin'in kaleminden Fredric Engels;
"Nasıl bir zekâ meşalesi söndü.
Nasıl bir yürek durdu!"
Nikolay Nekrakov

5 Ağustos 1895’te Friedrich Engels Londra’da öldü. Dostu (1883’te ölen) Karl Marx’tan sonra, Engels, bütün uygar dünyanın modern proletaryasının en yetkin bilim adamı ve öğretmeniydi. Kaderin Karl Marx ve Friedrich Engels’i bir araya getirdiği andan bu yana, iki arkadaş yaşamları boyunca çalışmalarını ortak bir davaya adadılar. Ve bu yüzden Friedrich Engels’in proletarya uğruna neler yapmış olduğunu anlamak için, çağdaş işçi sınıfı hareketinin gelişiminde Marx’ın öğretisi ve çalışmasının önemi konusunda açık bir fikre sahip olmak gerekir. Marx ve Engels, işçi sınıfı ve onun taleplerinin, burjuvazi ile birlikte kaçınılmaz olarak proletaryayı yaratan ve örgütleyen mevcut iktisadi sistemin zorunlu bir sonucu olduğunu ilk gösterenlerdir. Onlar, insanlığı, onu halen ezmekte olan kötülüklerden kurtaracak olanın, yüce duygulu bireylerin iyi niyetli girişimleri değil de, örgütlenmiş proletaryanın sınıf savaşımı olduğunu gösterdiler.

Her zaman, Friedrich Engels’in, proletaryanın büyük savaşçısının ve öğretmeninin anısını analım!

Vladimir İlyiç Lenin
1895 Sonbaharı
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 16 Eylül 2013, 22:11:43
Kendine "Sosyalist" diyen forumun bezirganbaşı,tıpkı bukalemun gibi renkten renge girmeye devam ediyor.
Şimdide Blanquistlikten,Anarşistliğe geçti.

Kafa Ticari olunca reyting için her kapıyı çalar,her renge bürünürsün.
Şimdi geldiği kapı ise Anarşizm kapısı.
Gerçek bir Anarşist bunun suratına kapıyı kapatır ama onuda bulmak zor.

Bu bezirgan yine Marksizme ve hatta Leninizme saldırmaya devam ediyor.
Şimdide bu aklını yitirmiş bezirgan kafayı komünlere takmış.

Komün kavramından çıkarak aklınca Komünizm tanımlaması yapıyor.
Ancak her kelimesi cehaletinin bire bir kanıtı.

Bezirgana göre Komünizm ,ilkel komünal topluma geri dönüştür.
Bezirgana göre,Komünizm,bu temeldeki algıları bağlamında,ZENGİNLİĞİN DEĞİL YOKSULLUĞUN PAYLAŞIMIDIR!
Yine Bezirgan KOMÜNİZMİ,"komünler" içinde,tıpkı TİBET RAHİPLERİ gibi bir hırka,bir lokma yaşamak sanır.

Onun için emeğin üretkenliğinin en üst düzeyde olmasının,bu bağlamda üretici güçlerin gelişmişlik seviyesinin herkesin ihtiyacına göre almasına yetecek düzeyde olmasının,çalışmanın zorunlu olmaktan çıkmasının,insanın faaliyet alanını kendisinin belirlemesinin ve insanın üretim sürecinden koparak,kendine ayıracağı zamanın artmasıyla,kendi yeteneklerinin farkına varmasının ve gerçekten özgürleşmesinin hiç bir önemi yoktur.
Bu aklı firari için KOMÜNİZM=İLKEL KOMÜNAL TOPLUM DUR.

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 22 Eylül 2013, 11:59:13
Eskinin Geleneği,şimdinin Melnur'u bir Nasyonal"Komünist",vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü için efendilerine verdiği sözler doğrultusunda KÖH nin yanında olan herkese saldırmakta,Komünist olmanın,Enternasyonal olmanın gereği KÖH ni destekliyenleri kuyrukçu olarak nitelemektedir.

Bu Nasyonal "Komünist'in" genlerine Milliyetçilik öylesine işlemiştirki,Burjuvaziyi temsil eden Ay Yıldızlı bayrağa,Burjuvaziden daha fazla sahip çıkmaktadır.
Bunlar Kraldan çok daha fazla Kralcıdır.
Çünkü bunların Komünist ismini alabilmeleri için Burjuva Devlete verdiği sözler vardır.
Bayrak,Devlet ve Millet bunlar için kutsaldır.

Kimindir o AyYıldızlı bayrak???
O AyYıldızlı bayrağın altında Burjuvazi emekçileri,bir başka ülkenin emekçileri üzerine saldırtmamışmıdır???
Bu saldırıda bu bayrağı,vatan,millet,sakarya edebiyatının bir aracı olarak kullanmamışmıdır???

Bunlar hiç utanmadan,yüzleri kızarmadan o dönemin ve ondan öncesinin koşulları altında yetişen Deniz'in eline Ay Yıldızlı Bayrağı almasını manüple ederek,buradan tıpkı NEOFAŞİST Türk Solu dergisi gibi oportunistçe ahlaksızlık yapmaktadırlar.

Bunlar sürekli Deniz'in eline Ay Yıldızlı bayrağı almasını ısıtıp ısıtıp gündeme getirken,nedense Deniz'in idamından önce son söz olarak söylediği "Yaşasın Türk Ve Kürt Halklarının Kardeşliği,Yaşasın Marksizm Leninizm" sözlerini hiç anımsamazlar.

Gerçek Komünistler Enternasyonal olmanın gereği, Rojavada eli kanlı El Nusra Çetesinin insanlık dışı vahşetine karşı Kürt Halkının yanında çarpışırken bu utanmazlar,ikinci enternasyonal sosyal faşistlerini anımsatırcasına ,Rojava'nın adını bile anmazken,Baas çılığı savunmak adına,Suriye Halkının yanındayız görüntüsü vererek,Esad'ın yanındayız mesajını verirler.

Bu reziller Gezi ve sonrası Licede dahil, ülkenin büyük bir kesimine yayılan kalkışmalar sırasında yaşamlarını yitiren canları anarken,nedense Licede Asker kurşunuyla ölümsüzlüğe uğurlanan Medeni Yıldırım adlı gencecik fidanın,salt etnik kökeni,kürt olması nedeniyle,adını bile anmazlar.

Ben hala merak ediyorum TDH daha ne bekliyor pratikte bunlara kırmızı kart göstermek için.
TDH'nin bunlardan kopmadan,bunlardan safları arındırmadan bir adım bile ileri gitmesi olası değildir.

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Komün - 22 Eylül 2013, 17:21:16


Ben hala merak ediyorum TDH daha ne bekliyor pratikte bunlara kırmızı kart göstermek için.
TDH'nin bunlardan kopmadan,bunlardan safları arındırmadan bir adım bile ileri gitmesi olası değildir.

veda


Hangi TDH gösterecek be Veda abi :)
Milliyetçi ulusalcı , her fırsatta Kürt özgürlük hareketine kin kusan Cephemi ?
Biji Serok Apo sloganı da M. Kemalin askerleriyiz sloganıda aynı kapıya çıkar diyen ODAK dergisimi ?
Kürt hareketine her fırsatta ''emperyalizm tarafından yönlendiriliyorlar'' gericilerle işbirliği yapıyorlar'' diyen Kızıl Bayrak mı ?
ABD Türkiyeyi eyaletlere bölecek , Kürt hareketinide bu yüzden kullanıyor diyen Dev yolcu geçmişi olan ''Devrimci Hareket'' dergisimi ?
TKP' den geri kalmayan ÖDP mi ?
Bunların HKP den , İP den farkları yokki kaldıki TKP ye kart gösterecekler ?
Ama TDH diyerek HDK bileşenlerini kastediyorsan çağrın mantıklıdır.
Sevgi ve selamlarımla
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 22 Eylül 2013, 20:41:56
Haklısın Komün Arkadaş,bizimki züğürt tesellisi :).
TDH'nin önce aynada kendine bakması gerek.

Kendi,kendini dışlayacak hali yok ya!
Ama ben yinede umutluyum.

Bu ülkede nicelik olarak az da olsa,nitelik olarak güçlü Marksist Leninist yapılanmalar var.
Rojavada,Komünistliğini ve Enternasyonalistliğini kanıtlayan Komünistler.
Tabiki HDK içersindeki bileşenleride,buraya eklemek gerek.

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 27 Eylül 2013, 20:44:14
Eskinin döneklerinden (aslında döneklik bile bunlara iltifat olur) Engin Ardıç ve Hadi Uluengin,yine 7/24 ,tam gaz Sola,Sosyalizme,Marksizme küfür etmekte biribirileriyle yarışıyorlar.
Anlaşılan bunların kuyruk acısı oldukça fazla!
Kuyrukları acıdıkça bunların ağzından akan salyalarda o nisbette artıyor.

Bu araları hedeflerinde Marks var.
Gerçi itlerin ürümesiyle ne Marks,nede ardılları değerlerinden bir şey kaybeder.
Bu sermayenin paralı itleri efendilerinin buyurdukları görevi yerine getiriyorlar aslında.
Şairin dediği gibi,efendisine kızıpta,posta tatarına küfür etmek bize yakışmaz ama işte insan bazen sinirlerine hakim olamıyor.
Bu yazıyıda öyle bir sinir halinde yazılmış sayın.

Bugün hala insanlığı bu soygun ve talan düzeninden kurtaracak  ,onlara sınıfsız,savaşsız ve sömürüsüz bir dünyanın yol haritasını sunacak tek kuram Marksizm-Leninizmdir.
Her kim Marksizm Leninizme küfür ediyorsa bilinki o sermayenin hizmetinde,onun uşaklığını yapmaktadır.

Sermaye yıllardır her türden her boydan emir kullarını -ki bunların içersinde sol içinde hasbelkader yer bulmuş truva atlarıda var- Marksizme,Leninizme karşı saldırıda kullandı ancak o hayaleti bir türlü kovamadı.
Hadi Uluenginler'in,Engin Ardıçlar'ın bunu yapmaya güçleri yetmeyecek.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 05 Ekim 2013, 20:17:55
Sosyalist Forum'un teknik adminlerinden Hoşsohbetli mahlaslı kişi,"vicadanı" elvermediği için,kendini bile korumaktan aciz forumlar olarak nitelediği bizim için, smf ye geçerek üyelerin güvenliğini risk altına soktuğumuzu beyan etmiş.

Doğrudur kendimizi,Faşistlerin ve Sosyal Faşistlerin saldırısından koruyamadığımız için SMF ye geçtik.
Kendine sol diyen,nicel olarak zayıf olsada,nitelik olarak çok güçlü olan Solplatform.biz,iki kere Faşistler tarafından,bir kere Sosyal Faşistler tarafından,bir kerede yine bunlar tarafından gasp edilmiştir.

Tabi bu "sol" Sosyal Faşistler tarafından hacklemelerin ardında kimlerin olduğu,kimleri tetikçi olarak kullandığı,bu tetikçilerin Sol bir forumu hacklerken,acaba bunlar Sosyalizme aykırı ne yazdılarda ben bunları hackliyorum sorusunu kendisine sormaktan aciz,biat ve kul kültürü ile yetişmiş olduklarını biliyoruz.

Kimseyi ilgilendirmez bizim hangi sistemle çalışacağımız.
Herkes işine ve önüne bakacak.

Bu kadar gücünüz varsa,buyurun ortada bir sürü faşist,neofaşist forumlar var.
Gücünüzü orada gösterin.

Ama sizde gerçek sol forumları hacklemek alışkanlık haline geldiyse,bu eylem sonucu Sosyalizm Düşmanları sizleri alkışlar ve arkasından da "oh be bir sol forumuda kapattırdık,bir mevziyi daha ortadan kaldırdık" diye alkış tutarsa,hiç durmayın bugün hackleyin forumu.

Siz bugün hacklersiniz,biz yarın açarız ama alnınızdan o kara leke hiç çıkmaz.

veda

Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 10 Ekim 2013, 15:22:54
Birileri bir takım oyunlar peşindeler ve bu oyunlara da beni alet etmek istiyorlar.
Turgut56 denen kişilik(artık onun kim olduğunu bilmeyen kalmadı),kendince kodladığı x ve xx görünümünde kişilerle beni ve bir diğer forumda yönetici olan arkadaşı kast ediyor.
Ama ne yazık ki yüreklilik gösteripte bu x ve xx in kim olduklarını yazmayarak pek çok kişiyide şaibe altında bırakıyor.

Bunun adının ne olduğunu siz koyun.
Ben bugüne değin sanal ortamda hiç bir zaman karekter sorgulaması yapmadım,yapanlarada karşı çıktım.

Forum Adminide "nezaket" gösteremiş ve bu x ile xx 'i rencide olmasınlar diye açıklamamış.
Geçin bunları ve ne biliyorsanız ortaya dökün.

Şimdi diyeceklerki yarası olan gocunur.
Haklıdırlar aslında benim bu konu üzerinde yazmamam gerekirdi.

Ama birileri buna bir son nokta koymalı ve herkes kendi işine bakmalı.
Forumlarda Paranoyak kişiliklerin seçme saçmaları ile uğraşmak yerine faydalı işler yapılmalı.

Evet ya açık açık bu kişilerin kim olduğunu yazın,yada asılsız gerçek dışı savlarla,paranoyalarınızı ortaya dökerek kişileri şaibe altında bırakmayın.
YANIT BEKLİYORUZ.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: düzensiz - 11 Ekim 2013, 01:53:05
veda dost, son yazına
teşekkür etmek istedim
aslında sol görüşlü platformların (forumların) çıplak bir fotoğrafını çekmişsin..
teşekkür ederim..
dostlukla

Not araya karıştım gerekli görülürse silinebilir veya başka bir alana taşınabilir
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 11 Ekim 2013, 11:05:00
Araya girmek ne demek Düzensiz Arkadaş.
Sen bu forumun bir katılımcısısın özgürce istediğin yere yazabilirsin.
Ne yazık ki içinde bulunduğumuz sanal ortam çürümelere en müsait zemin.
Bu bağlamda bu olumsuzluğuda dikkate alarak bu alanı kullanmak zorundayız.
Dostlukla
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 11 Ekim 2013, 17:43:18
Meğer Turgut56 x ve xx in kim olduğunu açık olarak yazmışta bizim haberimiz olmamış.
Sağolsun Suat arkadaş açıkladı da haberimiz oldu!

Aslında söylenecek çok şey var.
Ama bu işi uzatmanın da bir alemi yok.
Suat zaten gerekeni yazmış.

Geçmişte şöyle veya böyle bir mücadele vermiş,verdiği mücadele sonucu bedel ödemiş bir arkadaşın bu durumlara düşmesi gerçekten üzücü.
Ne yazık ki sağlam bir ideolojik duruşun olmadı mı ÇÜRÜME kaçınılmaz oluyor.

Daha öncede yazdığım gibi herkes önüne baksın,kendi işine devam etsin.

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 02 Kasım 2013, 13:44:43
İnsan dediğin biraz mütevazi olur,dev aynasına bakmadan önce boy aynasına bakar,kapsadığı alan kadar laf eder.
Malum Forumun Danışmanı Hasan Karataş yine boyundan büyük laflar etmiş.
Bundan böyle Marksizm'i ağzına alacaklar Hasan Karataş'ın izni olmadan bu kavramı kullanamayacaklar.

NHKM nin yeri ile ilgili,Demir KüçükAydın'ın "t"k"p" ye yönelik eleştirisi konusuna hazret müdahale ederek,ilk fırçayı neden burada düzenlenmesi istenen Marksizm sempozyumuna gitmek istediği için Demir Küçükaydın'a atmış,ardından da "t"k"p" ye Marksizmi nasıl ağzınıza alırsınız,burnunuzdan fitil fitil getireceğim diyerek feveran etmiş.

Önce kişi haddini ve çapını bilecek!
Sonra da nasıl burunlarından fitil fitil getirecek,öyle ya karşısındaki bir politik örgüt,beğen,beğenme sonuçta bir güç.

"t"k"p" ye bunları söyliyecek,Marksizm konusunda söz edecek en son kişi Hasan Harataş olmalı!
Hani bir deyim vardır halk arasında "Dinime Söven Bari Müslüman Olsa" diye.

Sen değilmisin,işçi sınıfı artık devrimde öncü rolünü yitirdi diyerek,sınıftan kaçan,Elveda Proletarya diyen!
Sen değilmisin,Devleti karşınıza almayın,ona karşı mücadele vermeyin,onu meşrulaştırırsınız diyerek verilen mücadeleleri küçümseyen.
Sen değilmisin,artık Sermaye birikmiyor tam tersine eriyor diyerek ,canlı emeğin ürettiği artı değerin artık bu işlevi görmediğini söyleyen.
Sen değilmisin hayal dünyada yaşattığın robotların,canlı emek yerine geçerek üretim sürecine egemen olduğu savını reele taşıyarak buradan Marksizm'e aykırı sonuçlar çıkaran.
Yahu sen değilmisin artık Burjuvazi işçileri sömürmüyor,tersine işçiler Burjuvaziyi sömürüyorlar diyen.

Şimdide kalkmış birilerinin Marksizmden bahsedebilmesi için kendini bu konuda İCAZET MERKEZİ olarak görüyorsun.
Anlaşılan senin aklın tümden firar etmiş.

veda
Başlık: BİNBİR SURATIN EN SON MACERASI!
Gönderen: veda - 26 Kasım 2013, 23:52:13
"Bu arada şunu hatırlatmakta fayda var. Evet ne Ekim devrimi nede bolşevikler almanların arka bahçesi değildi. Ama başta Almanya olmak üzere dönemin bir çok emperyalist ülkesi , Bolşeviklerin arka bahçesiydi. Unutulmamalıdır. Lenini sürgünden Rusyaya taşıyan mühürlü trenin üstünde Madde ın Germany yazıyordu. "

Babil Arkadaş ,benim Barzani'nin Emperyal Güce arka bahçelik yapması savıma karşı,yukardaki yanıtı vermişti.
Bende bunun üzerine yanıt olarak,önemli olanın kimin arka bahçelik yaptığı olduğu için,bu Almanların sorunu,Marksistlerin sorunu değildir demiştim.

Kürt düşmanı,Sosyal Faşist,eskinin Geleneği,şimdinin Melnuru,kendisinin çalıp,kendisinin oynadığı sitesinde bu konuyu ele almış,Şovenliğe devam ederken bir anda ortaya FORUMLARIN BİNBİRSURATI,şimdiki mahlasıyla owert çıktı.

En son turgut 56 olarak SF de yazıyordu.
Sonra ne oldu bilinmez şimdi Sosyal Faşistin sitesinde yazmaya başlamış.

Ve başlar başlamazda hemen Öcalan düşmanlığının yanında kürtlere karşı var olan kininide kusmaya başlamış.
Babil arkadaş'ın yukardaki sözlerine şöyle karşı çıkmış.

"Yani Lenin' Alman ajanıydı. Bunu açık açık yazamıyor ama biz bunu Öcalandan biliyoruz. Öcalan lenine alman ajanı marksa da ingiliz ajanı deyivermiş ve büyük fırtınalar kopunca susmuşlar arkadasını getirememişti.

Babilde bunu opotünüstçe yapmaya devam ediyor. Ama Öcalanın yıllarca pilot necati ve karıs yaptığı kişinin ajan olduğunu sonradan itiraf ediyordu. Öcalan bunun savunusunu da şöyle yapıyordu''ben bunları MİT ajanı olduğunu biliyordum ama onları kullandım. '' Öcalan cocukmu kandırıyor? Halbu ki bu ideaları ortaya atan Uğur Mumcuydu ve Uğur mumcuya bunun için yıllarca küfrettiler . Uğur Mumcunun Ne MİTLİĞİ ne İtliği kalmamıştı .Yıllar sonra İse Öcalan bunu kabul ediyor .''evet ''diyor. ''Pilot ve evlendiğim yani osurduğunu dahi duyanın ajan olduğunu biliyorudum ama ben onları kullanıyor kendime baktırıyordum..

İşte bunları söyleyebilen adam Öcalan Lenine ajan Dedi. Dayanağı da babilin söylediği şu meşhur üzerinde Madde ın Germany mühürlü Tren .. Lenin sovyet devrimene bunla gitti ya tamam Lenin Alman ajanı oldu. "

Ancak anlaşılan çürümenin verdiği beyinsel bozulma ister istemez algıdada tahribat yapmış.
Babil arkadaş'ın bu söylediklerinden Lenin alman ajanıdır saptaması çıkmıyor.

Ve bu binbir mahlası olan kişi bu sefer dönüyor ve bana saldırıyor.

"Siz, Lenin'in Almanların Rusya'yı işgal etmesini istediğini söylemişsiniz.
Oysa durum böyle değildir.''(Benden alıntı)

 Evet babail Lenine ajan demeye işi getirmişti ve   Marksizt Leninist veda ''durum böyle değil ''yumaşaklığı ile uzlaşı arıyor. Arıyor ama daha sonra arka bahçe ön bahçe yumuşaklığı ile kabul etmek zorunda kalıyor.   babilden faklı bir şey söylemiyor.   

Nasılmı İşte böyle:

''Bir kere savaş bir paylaşım savaşıdır.
Lenin burada kendi hükümetinin bu savaşı yitirmesini ve bu yolla gücünü kaybetmesini,böylece bu savaşı bir iç savaşa çevirerek,buradan bir devrimci vazife çıkararak,siyasi iktidarın ele geçirilmesini hedeflemiştir.
Tıpkı bugün Rojava'da,Kürtlerin yaptığı gibi.

Almanların ,Lenin'in Rusya'ya dönüşünde arka bahçelik yapmaları kendi politik çıkarları gereğidir.
Almanlar da bu savaşın bir an önce bitmesinden yanadır.
Çünkü ülkesinde çok güçlü bir sınıf hareketi,iktidarlarını tehdit etmektedir.

Lenin'in, Rusya'ya dönmesi ve savaşın derhal sona erdirilmesini istemesi,hatta cephelerde asker arasında savaşmayın çağrılarının bolşeviklerce propoganda edilmesi,bu savaşın bitmesini isteyen Almanları,Lenin'e Rusya'ya dönmesinde yardımcı olmaya zorlamıştır.

Lenin'in Almanlara arka bahçelik yapması,Marksistler için kabul edilmez bir tutumdur.
Ancak Almanların,Lenin'e arka bahçelik yapması,Almanların sorunudur.'' (Benden Alıntı)


Evet lenini alman emperyalizmi rusyaya göndermiştir. Git orada devrim yap bizi bu çardan kurtar demiştir.
Sonuç :   Lenin harbiden alman emperyalizminin ajanıymış haberimiz yokmuş .

İşte bu Sosyal Şovenistin,benim yukardaki anlatımımdan çıkarttığı bu!
Lenin Alman Emperyalizminin Ajanı.

Aslında yazacak çok şey var ancak bu kadar düşen birine vurmak bize yakışmaz.
Gerek SF de,gerek EF de,gerekse SP de istediği gibi Öcalan'a,Kürtlere içinde yer etmiş kini kusamayan,yeterince düşmanlık yapamayan BİNBİRSURAT owert efendi,artık Sosyal Faşistin sitesinde rahatça küfür edebileceği bir alan yarattı kendine.

Hayırlı olsun!
veda
(Kahverengi taralı cümleler owerte aittir)
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 08 Aralık 2013, 15:40:38
Her fırsatta Marksizm-Leninizm’e düşmanlığını göstermekten çekinmeyen sanalın bezirganı şimdide bu kinini Mandela konusu üzerinden kusmaya başlamıştır.
Kendince ML olarak nitelediği karşıtıda Forumların Binbir Suratı turgut_fatsadır.

Daha bir hafta önce şimdinin Melnur’u,eskinin Gelenek’i Nasyonal “Komünist” in forumunda SF için en ağır hakaretlerde bulunan eskinin ,owert,kolhaas,turan_güleç,hayri özşen,turgut 56 sı,şimdilerin turgut fatsa sı,en ağır hakaretlerde bulunduğu sf ye geri dönmüş.

Kimi nerede yazacağı bizi ilgilendirmiyor.
Midesi kaldıran,bu hakaretleri hazım eden ,forumunda yazmasına olanak tanır.
Parantezi kapatarak devam edelim.

Evet Sanal’ın bezirganı almış karşısına turgut_fatsa’yı,sanki turgut_fatsa,Marksist Leninistmiş gibi,ML ye veryansın ediyor.
Zaman zaman da bunu H.KARATAŞ  üzerinden yapıyor.
Verdiği örneklerle,itham ettiği,kinini kustuğu siyasi akım bir kere biribiri ile örtüşmüyor.

ML lik bunlara kaldıysa yandı gülüm keten helva!
turgut_fatsa gibi ,sosyal şoven,ulusalcıların kafsındaki düşünce tüm sorunları Sosyalizme havale ederek,huzur bulmaktır.

Bunlar onun için KÖH ni,onun için Mandelayı,onun için kadın hareketlerini,onun için eşcinsel,lezbiyen hareketlerini,toparlarsak,dışlanmaya,ötekileştirmeye karşı verilen mücadeleleri sevmezler.

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 22 Ocak 2014, 00:51:01
SF de çarşı karıştı.
Anarşistler’in forumda yer almasına tahammül edemeyen tekoşin mahlaslı tkp li anarşistlerin adı sosyalist olan bu forumdan gitmelerini istedi.

Serde mülkiyetçilik var ya!
Bu vatan bizim dediğimiz gibi bu forum bizim der,bizden olmayanı,yani düşünceleri bizlerle uyuşmayanı,aynı amacı gütsekte(sınıfsız ve sömürüsüz bir toplum) dışlar,ötekileştiririz.

Neymiş efendim Marksistler Anarşistlerle uzlaşmazmış.
Sanki aradaki uzlaşmazlık mutlakmış gibi,birde onları karşı devrimci ilan EDERİZ.

Bir kere Marksist kim?
Stalincilermi Marksist,Troçkistlermi Marksist,Maocularmı Marksist,hangileri Marksist?

Bu Marksistlere sorarsan bunlar için diğerleri karşı devrimcidir.
Neye göre hangi Marksizme göre Anarşistler Karşı Devrimcidir?

Birde bilmeden sallayanlar,ezberleri bozulmamış olan hafızlar var.
Sovyetlerde Proletarya Diktatörlüğünün gerçek sınıf diktatörlüğü olmadığı görüşü TROÇKİYE aitmiş!

Ne yapalım şimdi Troçki söylemiş diye yanlışmı diyeceğiz.
Troçki güneş doğudan doğar diyor,bizde Troçki dedi diye yok Güneş batıdanmı doğar diyeceğiz.
Yahu aç bak Rosa Luxemburgda Proletarya Diktatörlüğü deneyiminin  gerçek sınıf diktatörlüğü olmadığını söylüyor.
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayın,açın okuyun biraz.

Ama proletarya diktatörlüğünü parti diktatörlüğü olarak gören kafalara neden 70 yıl sonra burjuvazi çok kan dökerek verdiği siyasi iktidarı geri hiç kan dökülmeden ve en ufak bir direnişle karşılaşmadan elde etti, diye sorduğumuzda,sanki biz trenmişiz gibi bakıp duruyorlar.

Hiç bilmiyorsan bir bak bakalım.
Bolşeviklerin tüm sol guruplar içersinde en fazla birlikte oldukları siyasi akım hangisidir?

Menşevikler,Sosyalist Devrimciler karşı devrim saflarında yerlerini aldığında,Lenin ve Bolşeviklerin yanında kim vardı?
Anarko Komünistler değilmidir?
Tekoşin denen tkp li,asıl bizlerin uzlaşamıyacakları,burjuvazinin kırmızı çizgileri arasında,onun izni ile siyaset yapan ve siyasetini yurtseverlik gibi işçi sınıfının değerlerine ters,burjuvazinin cephaneliğinden araklama değerlerle yürüten sen ve senin sempati duyduğun partindir.

Anarşistler sizlerden daha yakındır bizlere.!

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 27 Şubat 2014, 01:15:40
Sf nin soytarısı,bezirganbaşı 1955 denen sınıf kaçkını, dönek,aklınca işçi sınıfının devrimdeki öncü rolünü yok sayacak ya,SSCB propoganda afişlerinden yardım ummuş ve bulduğu bir resimden kıvrımları olmayan beyniyle hani nerde işçi sınıfı diye sormuş.

Bulduğu resmin üzerindeki başlık Lenin Diyorki
Bu akıl yoksuluna göre sözde Lenin işçi sınıfının devrimdeki özne konumunu yok sayıyor.

Ey bre gafil,bre akıl yoksunu.
Hiçmi hayatında Lenin okumadın.

Hemen her kitabında,her makalesinde,her yazdığı mektupta belkide Lenin in en fazla kullandığı kelime işçi sınıfı yada proletaryadır.

İşçi sınıfının devrimdeki öncü rolünü belkide en fazla telaffuz eden komünist önder Lenindir.
Uzun uzun resim arayacağına,açarsın Lenin'in bir kitabını yada bir makalesini orada Lenin in devrimi kiminle yaptığını görürsün.
Bu arada belkide bir kaç şey öğrenirsin.

Asıl ilgi çekici olan formdaki çakma komünistlerin,çakma sınıf devrimcilerinin bu bezirgana karşı seslerinin çıkmaması.
Tabiki sesin çıkması için inşanda biraz OMURGA olması gerek.

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 01 Mart 2014, 00:20:15
SFnin çakalı,bezirganbaşı,eski ÜLKÜCÜ FAŞİST,che-1955 anlaşılan zevkli.org adlı sitede
Ülküdaşı ISPARA ALP ile birlikte Kürt Halkına ettiği küfürleri unutmuşsa benziyor.

Eskinin Faşisti birde utanmadan eski İGD  lileri Faşistlikle,aydınlıkçı ağzıyla Sosyal Faşistlikle suçluyor.

Haddini bil İT!!!
Bilmezsen eski İGD liler sana haddini bildirirler.

Tabi omurgası olmayanlar ,geçmişini inkar edenler dışındaki İGD lilerdir kastim.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 31 Mayıs 2014, 01:15:09
Sanalın Bezirganı yine seçme saçmalarına ??? devam ediyor.
Ama bu sefer yanlız  değil,Borga denen,yaşamdan kopuk,hayal dünyasında yaşayan,söylediği sallamalara bir süre sonra  kendi de inanan zavallı kişilikte yanında.

Ne diyor Borga;Sosyalist Forum sanalda dünyanın ikinci ,hem nicel hemde nitel olarak en büyük forumu.
Aç tavuk kendini buğday ambarında görürmüş.

Hadi bu ülkede nicel anlamda bu forum ,büyüklerden biridir dese anlarız ama.
Bu arkadaş birde IÇERIK olarak diyor.
İşte buna kargalar bile güler.

Aslında tam tersi doğru.
Bu ülkenin İÇERİK olarak en niteliksiz forumu.

Gelelim SANALIN Bezirganına!
Bu utanmazın ettiği lafa  bakın!
Bana diyor MARKSİZMİ temel alan tek bir DEVRIM GÖSTERIN!

Anlaşılan aldığı alkol beyin damarlarını dumura uğratmış.
Ekim Devrimi ve onun önderi acaba neyi temel almıştı.
Yoksa bataklık olarak nitelediği Blanquizmi mi???

Bu ahlaksız bu lafı ediyor ve orada lafa geldimi en has komünist biziz diyen,bizler Mustafa SUPHİLERİN devamıyız diyen ilkesiz,omurgasızlardan tek bir çıt yok.

Şimdi bu ilkesizlere,bu omurgasızlara ben soruyorum sizce Marksizmi temel alan hiç bir Devrim olmadı mı???
Ekim Devrimi sizce neyi temel almıştı???
Ekim Devriminin mimarı kendini NE OLARAK TANIMLIYORDU???

O beğenmediğiniz ve her fırsatta isim hırsızlığı ile nitelediğiniz size göre çakma TKP bile Marksizme laf söyletmez.
Bazen sorasım  geliyor bunların hangisi çakma TKP diye!!!
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 01 Haziran 2014, 12:44:01
TKP,ideolojik alanda, Marksizm-Leninizm'in arıklığını savunmak savaşımını başa alıyor.Her türlü oportünizme, Marksizm-Leninizm'i revize etme çabalarına karşı vargücüyle savaşmayı görev biliyor.
İsmail Bilen


Şimdi birde TKP nin devamı olduğunu savlayan ilkesizlik çukuruna düşmüşlerin bulundukları farklı ortamlardaki tavırlarına bakalım.

Sosyalist Forumun Ağası hemen her fırsatta,Marksizme karşı kinini kusarken,bu ilkesizler salt orada tutunabilmek adına bu söylenenlere kulaklarını tıkıyorlar,görmezden geliyorlar.
Aslında onlarda farkında marksizm düşmanlarının ortaya attıkları seçme saçmalara yanıt verdiklerinde başlarına neler geleceklerini,forum ağasının onları forumda tutmayacağını.

Açıkça İsmail Bilen'in söyleminin tam tersi bir tavrı sergileyerek,bizzat oportunizmin gerçek tanımını bizlere gösteriyorlar.

Bırakalım Ideolojik alanda Marksizmin arıklığını  savunmayı , Marksizme 7/24 küfür edenlere ,o forumda danışman olarak görev yaparak koltuk değnekliği yapıyorlar.

Bu kalpazanları her alanda teşhir etmek komünistlerin önünde duran ivedi görevlerden biridir.
veda
[/b][/i]
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 01 Haziran 2014, 18:32:55
Borga mahlaslı kişi her zamanki gibi yine fırsatını buldu ve Marksistleri burjuva dölü olarak niteledi.
Ne yazık ki nesnel gelişim kişilerin kimlerin dölü olması gerektiğini kişilerin istemine bırakmıyor.
Ama kişiler kendilerini dölleyenleri iradelerini ortaya koyarak tarih sahnesinden silebiliyor.

Azıcık Tarihsel Materyalizmin ABC sinden haberdar olanlar Marks ın burjuvaziyi neden devrimci gördüğünü anlar.
Burada  anahtar kelime TARIHSEL OLARAKTIR.
MARKS Tarihsel olarak Burjuvaziyi Devrimci görür.
Yine burjuvazinin dölü Lenin de TARIHSEL OLARAK Burjuvazinin ilerici olduğunu söyler.

Evet burjuvazi tarihsel olarak İLERİCİDİR.
Çünkü o sanayi Devrimiyle tüm insanlığı bu soygun ve talandan kurtaracak sınıfı,yani İŞÇİ SINIFINI yaratmıştır.

Ancak Marks Burjuvaziyi tarihsel olarak ilerici görürken artık gericileştiğini de ifade etmeden geçmez.
Komünist manifestoda burjuvazi bu toplumu artık yönetmez derken,kölesi tarafından beslenmesi gerekirken,onu bile besleyemediğini söyler
[/i]
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 02 Haziran 2014, 10:50:35
Dün , facebook 'ta ideolojik bir tartışma yapılırken konuya müdahil olan   aklı evvel birinin ağzından dökülenler :

"Ekim devrim denen ukala.O platform dediğin platformda danışmanlık yaparkende admin Marksistleri yerden yere vuruyordu. Maymun. sahibinin sesini sitenizden duyuramıyormusun? Gagana sıçarım senin anladınmı pislik.
Şerefsiz pislikler sizi ya.

Karışıklık bekliyor bu çakallar. platformda ne zaman karışıklık olsa bu ikili (Biri erkek biri dişi) anında hoplarlar,acaba üçbeş kişide bizim dükkana düşermi diye. K....k Marksizme salvo varsa erkeğine söylersin,Libelungen mahlasıyla SF'de karşı yazar,bizde gereğini yaparız. ahlaksız şerefsizler. .... gününüzmü yaklaştı,bu ne saldırı ?"

Yukarıdaki satırlar biyolojik olarak insan olsa da sosyolojik olarak henüz evrimleşememiş bu gidişle de evrimleşemeyecek olan zavallı bir mahlukata aittir.

Cinsel organının yer değiştirdiği,beyniyle işeyen cinsel organı ile düşünen bu mahluk daha öncede özellikle bayan arkadaşlara karşı belden aşşağı vurmuştur.

ESP li bir bayan arkadaşa da motor diyecek kadar alçak,haysiyetini yitirmiş,ahlaksızın biridir.
Bu tarz Ve dil ancak Faşistlere yakışır.

Klavye ardından söz söylemek kolaydır.
Bir de istanbul'dan uzakta Konya ovasındaysanız daha da kolay.

Önemli olan bu küfürleri kişinin yüzüne bakarak söylemektir.
Bunun için de kişinin yüreğinin yetmesi gerekir.

Dükkanınız batsın ne diyelim.
İkide bir dükkandan bahsediyorsunuz.

En baştan söyledik bizim için önemli olan yazdıklarımızın okunmasıdır.
Forumdaki online kişi sayısının bizce önemi yoktur.
Defalarca forumdakileri okumak için üye olmanız gerekmiyor diye yazdık.
Bunu bilenler bilir.

Nibelungen kimdir tanımam ilk defa bugün arama bölümünde ismini aratıp ne yazdıklarına baktım.
Düşünceleri tartışılır ancak üslup ve seviye olarak her forumun üyesinin sahip olması gereken üslup ve seviyeye sahip.

Bu arkadaşı benimle ilişkilendirmek beni üzmez tersine mutlu eder.
Ancak bu arkadaşla benim bir bağım yok.
Kendisini tanımayı da çok isterdim.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 02 Haziran 2014, 16:11:07
Öncelikle hitap ettiğim şahıs,ne yazık ki aldığı mahlası hak etmeyen hatta o mahlasta ifade edilen Nihat Akseymenin anısına, ortaya koyduğu  ilkesiz ve omurgasız tavırlarıyla saygısızlık eden kendini Politbüro üyesi zanneden,malum forumun Apoletli Danışmanıdır.

Bu ilkeden ve omurgadan yoksun sürüngen bizim siyasi dedikoduculuk yaptığımızı savlayarak,çöplüğünde atıp tutmuş.
Bu ilkesiz ve omurgasız kişilik kendince siyasi dedikoduculuğu tanımlamış.

"İşsiz-güçsüz insanlarda, başka evlerin içine dönük olarak ortaya çıkan merak, “işsiz devrimci”lerde de başka yapıların içine dönük bir meraka dönüşmüştür. Devrimci yapıların iç sorunları, iç işleyişleri masaya yatırılmakta, buralara büyüteç tutulmaktadır. İçe dönük açıklamaların satıraraları büyük bir merakla araştırılmakta, bunların içinde, sorunlara ilişkin bilgiler ya da “kanıtlar” bulunmaya çalışılmaktadır....................."

Aslında doğru bir tanımlama da ,ancak bu arkadaş bu tanımı yaparken büyük bir olasılıkla aynada kendini görmüş.

SIP TKP sinin içersinde olanları,başka evlerin içine dönük merakla inceleyen,satır aralarından kendilerine ekmek kırıntısı arayan ilkesiz ve omurgasızlar kimlerdir acaba???
Bir "insan"ancak kendini bu kadar güzel tanımlayabilir.

Komünist olmak için Komünistim demek yeterli değildir.
Öncelikle ahlaklı olacaksın,ilkeli olacaksın ve omurgan olacak.

Kariyer uğruna,apolet uğruna,makam mevki uğruna ilkelerinden taviz vermeyecek,ona buna mavi boncuk dağıtmayacak,omurganı yitirmeyeceksin.
Ne yazık ki bu özellikleri bu arkadaşta bulmak çok zor.

Asıl üzücü olanda TKP nin adının bu ilkesizlerin ağzında sakız olması.
Eğer TKP bunların eline kaldıysa yandı gülüm keten helva!!!

Forumlar sonuçta bir bilgi paylaşım ve tartışma platformlarıdır.
Buralarda ideolojik birlik aranmaz ama en azından soldan dünyaya bakanların yer aldığı,sol içersinde  kendine solum desede,pratikte sol tarafından tecrit edilmiş yapılara kapısı kapalıdır.
Buna karşın buraları aynı zamanda yaşamın her alanında olduğu gibi ideolojik mücadelenin verildiği alanlardır.

Ama sen,sahip olduğunu sandığın ideolojine yöneltilmiş eleştirilere karşı,hatta bu eleştiriler hakarete varacak düzeye çıktığında bile sesini çıkarmıyorsan,sende ahlaki bir sorun var demektir.
Bu ahlaki sorun aslında reel sosyalizmin çöküşündede etken olan çürümüşlüğün bir tezahürüdür.

Bizi fırıldaklıkla tanımlarken aslında kendini tanımlamış.
İşini en iyi yapan dansözlere bile taş çıkartırcasına ,kıvırabilen,ona buna mavi boncuk dağıtan biz değil tam kendisidir.

Bizi ajanlıkla suçlamış.
Şimdi eğer yüreğin yetiyorsa bunu benim yüzüme karşı söylersin.
Ortak tanıdıklarımızdan yerimi yurdumu öğrenebilirsin,hatta senin istediğin bir yerede gelebilirim.
Ama bunu klavyeden değil benim yüzüme karşı söylemezsen sen HAYSİYETSİZ ŞEREFSIZIN birisin.

Beni Sf ye çağırmış,birde garanti vermiş banlamıyacağız diye.
Kimsin sen be!
Bırak bu apoletli Devrimciliği adam ol!

Orada bu söylediklerini herkese mavi boncuk dağıtarak yutturursun ama burada bunu yapamazsın.
Suratına,suratına çarparlar burada.

Hadi şimdi çöplüğüne dön ve o iğrenç sırıtmana devam et ILKESIZ VE OMURGASIZ YARATIK.

Arkadaş bana VEDA etmiş.
FARE DAĞA KÜSMÜŞ DAĞIN HABERI OLMAMIŞ.

FORUM AĞASI 1955
Ekim Arkadaşa ettiğin küfürlerin hesabını sanmaki sormayacağız.
Seni,bırak Konya Ovası,Söğüt Ovasındaki ISPARA ALP ülküdaşında kurtaramayacak.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 03 Haziran 2014, 23:33:26
Arkadaşlardan rica ediyorum bu konu burada kapansın artık.
Bizler işimize bakalım.
Bize yakışanda odur.
Gün gelir,devran döner bu küfürlerin hesabı bir şekilde sorulur.
Daha uzatmaya gerek yok.
Herkes yoluna!!!
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 08 Haziran 2014, 16:44:53
Anlaşılan Sanal Bezirganlar bir ara durur gibi olsada,bazı aklı firarirleri teşhir anlamında devam edecek.

İçeriğin düzeyini belirleyen KALİTEDİR.
Diğer bir deyimle NİTELİKTİR.

Kendine solum diyen forumlarda da forumun kalitesi,yani niteliği forumunun üye sayısı ile değil,forumda yer alan yazıların içerisindeki nitelikle ilgilidir.

Malum forumun bir danışmanı var,şu ilkeden ve omurgadan yoksun,her önüne gelene mavi boncuk dağıtan,örgütlenme de kafa kol ve ahbap çavuş ilişkilerini ön planda tutan,teorik yetkinlikten çok uzak,bilgi dağarcığı bomboş mahlasını hak etmeyen,hatta o mahlası kullanarak o mahlası kirleten AKSEYMEN mahlaslı kişi.

Bu zatı muhterem yine o "engin" ideolojik birikmiyle döktürmüş ki ne döktürmüş.
Forumda birisi,katlımcıların yönetimden hesap sorması gerekir derken bu zat tersini savunarak hesap sorabilmek  için yönetimde olmanın gerekliliğinden bahsetmiş ve başlamış saçmalamaya.

Asıl rezalet verdiği örnekte bu kendini Politbüro üyesi sanan Facebook "devrimcisinin"
Efendim malum forum sosyalist sistem demokrasisi ile yönetiliyormuş!!!!

Bunu bir yere kayıt edin arkadaşlar.
Marksist literatür ,bu arkadaş sayesinde yeni bir kavram kazandı "SOSYALIST SISTEM DEMOKRASİSİ"
Yani Sosyalist sistemde,yönetilenlerin,yönetimde olanlardan hesap sorabilmesi için mutlaka yönetimde olmaları gerekiyor.
Eğer yönetimde değilsen böyle bir hakkın da yok.

Bu arkadaşa birinin DOĞRUDAN DEMOKRASININ ne olduğunu,hangi sistemin
işleyiş ilkesi olduğunu ve yönetilenlerin,yöneticileri geri çağırma hakkının ne anlama geldiğini öğretmesi gerek.
Yoksa bu zavallı, kendi gibi danışmanlığını yaptığı forumuda komik duruma düşürecek.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 09 Haziran 2014, 23:43:31
Beni iyi dinle şimdi Che_1955 mahlaslı SANAL BEZİRGAN,FORUM AĞASI.

Ortalığı boş buldun atıp tutuyorsun.
Senin atıp tutman beni zerre kadar ilgilendirmez ama bu atma tutmaların,benim bir zamanlar içinde olduğum,her türlü hatasıyla,doğrusuyla sahiplendiğim,gerektiğinde çok sert biçimde eleştirdiğim TKP ne yönelik olursa,buna sessiz kalmam FAŞİST ESKİSİ.

Sakın beni çöplüğünde barındırdığın,kemiksiz,omurgasız,ilkesiz,İGD ye şahsın tarafından küfür edildiği halde,bırak karşı çıkmayı ,utanmazca buna teşekkür eden  ve kendini TKP li olarak tanıtan ÇAKMALARLA bir tutma.

Bu ne utanmazlıktır ki,bu ne aymazlıktır ki TKP ni  Burjuvazinin payandası olarak görürsün.
O dönemde ,DGM lere MESS lere karşı verilen mücadelelere karşı hiç mi saygın kalmadı UTANMAZ ADAM.
Bu uğurda yaşamını yitiren,ağır işkencelere maruz kalanlara da mı saygın yok AHLAKSIZ.

Ama sen o zaman ÜLKÜDAŞIN ISPARA ALP le birlikte KOMÜNİST AVLIYORDUN.
Senin haddinemi TKP ne  söz söylemek !

Ama suç sende değil,senin  bu kadar fütursuz olmana neden olan,ilkesiz,omurgasız,ideolojisine küfür edilince,onu savunacağına,çok şükür,yarabbi şükür diyecek kadar yüreklerini,yürek pazarında satışa çıkartmış ÇAKMALARDA!

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Ekim - 13 Haziran 2014, 17:13:19
Sosyalizm , devletin olmadığı komünizmin alt evresi olup geçiş dönemi ise sosyalizm öncesi bir dönemdir yani sosyalizm değildir geçiş dönemi.
Bunun aksini söylemek Marksizme ters bir olgudur ve ancak Anarşistlerin devlete ihtiyaç duyulmadan komünizme geçiş görüşleri onaylanmış olur. 

Hem ML olacaksın hem de sosyalizm  ile geçiş dönemini bir tutacaksın …Kimse bu nasıl bir iştir demesin ; çünkü komünist olduğunu savlayan  bir TKP ‘li danışman malum forumda bunu savunuyor …

Marks ‘ın bu konudaki söylemi ne demek istiyor acaba:


"Kapitalizmden sosyalizme geçiş oldukça uzun bir dönem ister, çünkü üretimin yeniden örgütlenmesi zor bir iştir, çünkü yaşamın bu alanında köklü değişmeler zaman ister ... Marx’ın, kapitalizmden sosyalizme geçiş dönemi olarak proletaryanın tüm bir proletarya diktatörlüğü döneminden söz etmesinin nedeni de budur."(Lenin-Macar İşçilerine Selam)

Ama düşünce  tek ülkede sosyalizmin gerçekleşebileceğine dönük olunca ona zemin oluşturmak adına bu tür çarpıtmalara sığınmaları normalidir komünistciklerin …
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 15 Haziran 2014, 18:38:27
Ekim Arkadaş çok yerinde olarak Lenin'in Macar İşçilerine Selam adlı yapıtından bir aktarma yapmış.
Nedense bu sözde Komünistler Lenin' in bahse konu yapıtını pek dile getirmezler.
Öncelikle Lenin'in bu alıntısıyla,Marks'ın gotha programı adlı yapıtındaki alıntısını birlikte ele almak gerek.
Marks o alıntısında şöyle der;
“Kapitalist toplum ile komünist toplum arasında, birinden ötekine devrimci dönüşüm dönemi yer alır. YBuna bir de siyasal geçiş dönemi tekabül eder ki, bu dönemde devlet proletaryanın devrimci diktatörlüğünden başka bir şey olamaz.” (K. Marks, “Gotha Programının Eleştirisi”

Macar İşçilerine Selam adlı yapıtında ise Lenin bunu şöyle yorumlar;

"Kapitalizmden sosyalizme geçiş oldukça uzun bir dönem ister, çünkü üretimin yeniden örgütlenmesi zor bir iştir, çünkü yaşamın bu alanında köklü değişmeler zaman ister ... Marx’ın, kapitalizmden sosyalizme geçiş dönemi olarak proletaryanın tüm bir proletarya diktatörlüğü döneminden söz etmesinin nedeni de budur."(Lenin-Macar İşçilerine Selam)

Marks Kapitalizmden Komünizme geçişten bahsederken Lenin bunu Kapitalizmden Sosyalizme geçiş olarak yorumlar.
Çünkü Lenin Sosyalizmi,komünist toplumun içersinde onun ilk evresi olarak niteler.

Görüldüğü gibi,bizim sözde komünistlerin savladığı gibi GEÇİŞ DÖNEMI,PROLETARYA DİKTATÖRLÜĞÜ dönemi Sosyalizm değildir.
Sosyalizm, Geçiş Dönemi sonrası Komünist Toplumun ilk evresidir.

Yine Lenin yukarıdaki alıntısında çok önemli bir noktaya vurgu yapar.
Geçiş Döneminin tüm bir Proletarya Diktörlüğü sürecini kapsadığını belirtir.

Buradanda Devletli Sosyalizm savlarının ne denli geçersiz olduğu ortaya çıkar.
veda



Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 17 Haziran 2014, 18:32:52
Malum forumun ağası bakmış ki kendisi  gibi ağa olan Sendika Ağası Kani Beko'yu sıkıştırıyorlar,AĞA dayanışması gereği yoldaşının yanında saf tutmuş.

Neymiş,Kani Beko' yu işçiler seçmiş,onu bu yere getirmiş.
Tayyip Erdoğan'ın da ardında yüzde elli çoğunluk var ama bugün meşruiyeti tartışılmakta.
Biz Komünistlerce ise meşruiyetini yitirmiş durumda.

Bir de kullandığı DİLE bakın,tam AĞALIĞIN GEREKTİRDİĞİ BİR DİL.
ERKEK EGEMEN BİR DİL.

Bu feodal kafa DELİKANLILIKTAN bahsediyor.
Mahalle kabadayısı edasıyla!

Birilerinin bu Forum Ağasına bunu anımsatması gerekiyor.
Ama nerede o BİRİLERİ!
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 21 Haziran 2014, 00:23:43
Apoletli Danışman arkadaş şimdi de kalkmış nasıl tartışılır,tartışmada kullanılacak üslup ne olmalıdır konusunda vaaz veriyor aklınca!

Kendi ideolojisini savunmaktan bile aciz,kendi ideolojisine edilen küfürler karşısında,bırak karşı çıkmayı,apoletini yitirmek kaygısıyla"çok şükür ,yarabbi şükür" tavrı gösteren  Danışman şimdi kalkmış ahkam kesiyor.

1955 denilen lümpen forum ağası tüm eski İGD 'lilerin çocukları FAŞİST yada SOSYAL FAŞİSTTİR diyor,bizim Danışmandan tık yok.

Bu mu senin geçmişi sahiplenmen?
Üstelik geçmişe yönelik edilen küfür ; eleştiri değil.

Sen o forumda niye varsın?
Senin birincil görevin sempati duyduğun hareketin düşüncelerini aktarmak,aynı zamanda bu düşüncelere karşı yöneltilen eleştirilere yanıt vermek değil mi?

Komünist olarak da görevin,Önder'in olarak gördüğün ,tüm komünistlerin de ortak olan değerlerine sahip çıkmak değil mi?
Sen bunların hangisini yerine getiriyorsun?

Bırak yerine getirmeyi, 7/24 senin değerlerine hakaret edenler karşısında,bir de onlara beğeni sunuyorsun.

Bir insan üstelik de kendini KOMÜNİST olarak tanımlayan birisi bu kadar İLKESİZ VE OMURGASIZ olabilir mi?

Ne yazık ki TKP ismi sizin gibi İLKESIZ VE OMURGASIZLARIN  ağzında sakız oldu.
Asıl gerçek , komünistlerin içini acıtan da bu!
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 12 Temmuz 2014, 21:37:40
Bir süre önce Facebook'daki Marksist Tartışma Platformu gurubunda Hasan Güngör isimli arkadaş ELEŞTİREL ELEŞTİRİ  başlıklı bir yazı paylaştı.
Yazının konusu Marks,Lenin,Stalin ve İsmail Bilen'e yönelik eleştirilerin günümüzde bir moda haline geldiği!
Bahsettiğimiz platformda bu arkadaşa gerekli yanıtlar verildi.
Marks,Lenin,Stalin ve İsmail Bilen'in eleştiriden muaf olmadıkları,bunların söylemlerinin dogma olmadığı,önemli olanın bu eleştirilerin hakarete dönüştürülmemesi gerçeği ifade edildi.
Sonra bu arkadaş her ne hikmetse bir anda hız kesti ve tartışmadan çekildi!
Aynı yazı bir kaç gün sonra ATILIM "TKP" nin sempatizanı,ilke ve omurgadan yoksun AKSEYMEN tarafından kendi çöplüğünde yayımlandı!

Anlaşılan bunların yürekleri bu tartışmaya , ilk yayınlandığı MARKSİST TARTIŞMA PLATFORMUNDA katılmaya yetmedi.
Çünkü bunlar bu konuları o platformda tartışacak bilgi düzeyinden yoksun kişiler.

Ne yazık ki ülke solunda egemen olan kul kültürü,biat kültürü!
Kişileri putlaştırmak,onların söylemlerini tabulaştırmak bu kul,biat kültürünün bir sonucu.
O nedenle sürekli kültürleşmenin öneminden bahsediyoruz.

Bizler yeri geldiğinde İsmail Bilen'i de eleştiririz.
Bu ; ona,  tüm yaşamı boyunca verdiği mücadeleye saygı duymamızı engellemez.
Aynı şekilde,ona duyduğumuz saygı,yaptığı hataları ve bu hatalardan doğan yanlışlıkları dile getirmemize engel değildir.

Ama bunlar için İsmail Bilen'in dokunulmazlığı vardır.
Bunlar için İsmail Bilen bir tabudur ve onu eleştiren bunlara göre dinden çıkmıştır.

UDC,UDD gibi ikinci enternasyonal artığı tezlerin savunulmasında İsmail Bilenin sorumluluğu yok mudur?

12 Eylül FAŞİST CUNTASINA Faşist diktatörlük teşhisini bir türlü koyamamanın, CUNTA içersinde SOL KANAT arayışına girmenin ardında İsmail Bilen hiç mi sorumlu değildir?

Cuntanın başı Kenan Evren'e onur madalyası veren TODOR JİVKOV ,Ismail Bilen'in yakın yoldaşı değil midir?

SSCB Bilimler Akademisi'nde üretilen ve "kardeş" partilere dayatılan tezlerin farkına vararak buna karşı çıkan NİHAT AKSEYMEN yoldaşın ,partiden ihracından İsmail Bilen sorumlu değil midir?

Nabi Yağcı,Zülfü Dicleli gibi dönek takımının TKP merkez yönetiminde yer almasında İsmail Bilen'in hiç mi sorumluluğu yoktur?

Şimdi bunlara göre ben de dinden çıkmış bir zındığım.

Bakmayın bu AKSEYMEN duygu sömürüsü yaparak,timsah göz yaşları dökerek günah çıkartmaya çalışıyor,NİHAT AKSEYMEN'in  partiden uzaklaştırılmasıyla ilgili.

Elinin elime değmişliği var diyerek duygu sömürüsünde bulunuyor bu utanmaz,ilkesiz ve omurgasız yaratık.

Nazım'ın güzel bir şiiri var bu konuda:

Onlara elleriniz dokunmuşsa eğer
Yedi tas su dökün ellerinize
Yırtarım bayramlık gömleğimi ben
peşkir yaparım size.

Hem adını kullanarak hem de elini ona dokundurarak R.Yürükoğlu'nun adını kirletiyorsun .

Hadi buyur yüreğin ve bilgi dağarcığın yetiyorsa, istediğin konuda tartışmaya ,Marksist Tartışma Platformu'nda bekliyorum seni.
HODRİ MEYDAN!!!
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 13 Temmuz 2014, 22:00:24
AKSEYMEN aslında sevgili suat sana geri zekalı diyerek iltifat etmiş.
Bir insanın geri zekalı olması için önce zeka denen olgunun onda olması gerek ki ilerimi,gerimi zekalı olduğu ortaya çıksın.
Ama sende ne yazık ki oda yok.

Benim,çağırdığın yerde yazmayacağımı,sen benden iyi biliyorsun.
Üstelik benim sana HODRİ meydan dediğim yer tartışmaya konu yazının orijinalinin,yani  bizzat Hasan Güngör tarafından yazıldığı yer,Marksist Tartışma Programı.
Orası sanada bana da eşit uzaklıkta bir yer.

Üstelik oraya yazanların pek çoğu eski TKP geleneğinden gelen arkadaşlar.
Ama tabi yürek ve bilgi gerek oraya yazmak için.
Sonuçta rezil olmakta var.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Akseymen. - 14 Temmuz 2014, 21:49:29
  Hakkımdaki tüm iyi dileklerinize teşekkür ediyorum öncelikle...:) Sonunda buradayım işte...
Hasan Güngör'ün yazısını SF de paylaştığımdan dolayı Veda tarafından eleştirildim.Problem çift yönlü bir eleştiri olarak geldi..1.Yazının içeriği...2. Neden Marksist Platformdaki tartışmaya neden katılmadığım hakkında..
 2.sinin çok basit bir sebebi var...Marksist Platformda üye değilim ve bahsedilen kişi'nin yazısının altında da herhangi bir tartışma görmedim..Kişi (Hasan Güngör) Facebook arkadaşımdır.Yazısını oradan görmüş idim..

Diğer konu ile ilgili TKP nin yakın tarihi ve Bilen Yoldaş üzerinden bir eleştiri getirilmiş.Dostlar TKP yakın tarihi kimse için bir sır değil.Eleştirilmesi gereken eleştirilir.CHP politikaları,UDC çağırısı.Partizan Kliğinin yönetimi ele geçirişi,Atılım dönemi kitleselleşme uğruna partinin ideolojik birliğinin ve örgütsel disiplininin yokedilmesine kadar.Ama Bilen yoldaş'ın mücadelesini ve TKP için verdiği amansız savaşımı hiç kimse yadsıyamaz..TKP nin örgütlenmesinde ,yurt içinde ve yurt dışında Bilen Yoldaş'ın çabaları yadsınamaz...
 Ayrıca ''Eleştirel eleştiri'' başlıklı bu yazıda Marks,Lenin ve Stalin üzerinden yapılan tahrifatları ve yeni ideoloji icat etme çabalarını teşhir etme ihtiyacı  hissettik.

''birbirlerini, eleştirmek üzerine olmamıştır. Tam aksine birbirlerini tamamlayan bir yapıda olmuştur.
Bugün eleştiriyi seven eleştirel eleştiricilerin aslında ciddi anlamda eleştirdikleri bir şey de yoktur. Tüm dünyada emperyalist-kapitalistlerin yıllardır allayıp pulladıkları önce Anti Stalinizm şayet tutarsa arkasından anti Leninizm o da tutarsa bu iş anti marksizme ve anti-komünizme kadar giden bir eleştirel eleştiri.
Efendim Bolşevik örgütlenme tipi yanlış peki yerine ne koyuyorsun Yeni Tipte Komünist parti bu nasıl olacak. Efendim kendini komünist sayan herkesin üye olduğu bir parti. Demokratik-Merkeziyetçilik yanlış buna gerek yok, katılımcı çoğulcu demokrasi, diktatörlük de kötü bir şey o zaman proletarya diktatörlüğüne de gerek yok, zaten ortada proletarya da yok vs vs. Anlayacağınız bu arkadaşlarımız çok derin deneyimlerden geçtikleri için bizim gibi statikocu insanları, geçmişin o yanlış görüşleri içinde kalmışları terbiye etmeye çalışıyorlar. Biz bu durumdan hiç dersler çıkaramıyoruz ya. Bizim kafamız bu arkadaşlar kadar çalışmıyor tabi ki, bu arkadaşlarımız süper zeka biz geri zekalıyız.
Lanet olsun ki işte bizim bu yoksulluktan, bu sefaletten, bu rezillikten, kurtulmak ve her türlü sömürüyü yok etmek insanca yaşamak gibi zorunlu bir derdimiz var. Bu yüzden bunu başarabilmemiz için de her şeyi öğrenmek gibi de bir zorunluluk ortaya çıkıyor. Yaptığımız araştırmalarda da bugün birilerinin rencit plavı gibi önümüze getirdikleri yeni parti anlayışlarının da yeni olmadıklarını yıllardan beri küçük-burjuvazinin ve özellikle işçi sınıfından nefret eden ya da bu sınıfı küçümseyen kesimlerin pişirip pişirip önümüze getirdikleri düşünceler ve anlayışlar olduklarını gördüm. Yani bu düşünceler yeni değil. Kimse düşüncelerinin yeni olduğunu bize kabul ettirmeye de çalışmasın. Hadi kendini kandırıyorsun da be adam beni de kandırmak zorunda mısın?
Tabi ki bu düşünceleri kabul ettirebilmenin tek yolu da Stalin’den başlayarak yavaş yavaş Marx’a doğru giden bir eleştirel eleştiriyi de başlatmak gerekiyor. Gerektiğinde hakarete varan bu eleştiriler aslında sınıf mücadelesinin inkârının başka bir yolu. Bu nedenden dolayı işçi sınıfı devrimcileri bu liderlere yapılan her saldırının ardında yatan gerçekleri çok iyi bilirler ya da bilmeleri gerekir. Biz komünistlerin birliğinden bahsederken işçi sınıfı devrimcilerinin birliğinden bahsederiz. Bu sizin işinize gelmiyor olabilir. Yeni tipteki komünist arkadaşların kendi aralarında yapacakları siyasal parti birliktenliklerinin içine girmeyiz.''
Yazının benim için önemli olan bölümü yukarıda alıntı yaptığım bölümdür..Umarım nereye gönderme yaptığım anlaşılmıştır....

 İşçinin Sesi olayında ve Nihat Akseymen yoldaş konusunda evet duygusalım.Aynı mahallenin insanlarıyız .Çocukluğumdan tanırım..Cenazesinde olan kişilerden biriyim.Yaşamına ,Kavgasına büyük bir saygı duyarım.Tasfiye döneminde İstanbul'dan Ankara'ya gönderilenlerden birisiyim..O dönemde doğru gelmemişti ama toyduk..Sesimiz çıkamazdı..Gerçi İşçinin Sesi'nin 90 lı yıllardaki tavrını da ,politikalarınıda eleştirmek ve mahkum etmek gerekir.
 
Şimdilik bu kadar dostlar.....Devam etmek üzere.....



Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 14 Temmuz 2014, 23:53:16
Öncelikle hoş geldiniz Broken Arkadaş!
Hasan Güngör Arkadaş'ın Marksist Tartışma Platformundaki yazısı üzerine başlayan tartışmaya açıklık getirmek bağlamında bir iki noktayı belirtmekte yarar görüyorum.

Size karşı kullandığım dilin çok sert olması,hatta zaman zaman amacını aşan biçimde hakarete varması aslında bu yazı ile ilgili değil.
Bunun bir geçmişi var ve siz bu geçmişi iyi biliyorsunuz.

Yeniden geçmişe dönmek istemem ama ,bulunduğunuz forumdaki bir şahsın "Tüm İGD lilerin Çocukları Ya FAŞİSTTİR  Ya da SOSYAL FAŞİSTTİR" sözü karşısında,buna tepki koymanız gerekirken,bu forum ağasına haddini bildirmeniz gerekirken,bırakın tepki vermeyi üstelik birde bu söze beğeni sunmanız ,bende size karşı bir ön yargı oluşturdu.

İşte bu önyargı, aslında yapmamam gereken,kültürleşmenin önemini her olanakta dile getiren benim için bir talihsizlik olmuştur.
Bu bir özeleştiridir ve bir daha olmamasına azami dikkat göstereceğim.

Konumuza dönersek bizim Hasan Güngörün yazısına yönelik eleştirimizde ,Marks'a,Lenin'e,Stalin'e yönelik bir saldırı söz konusu değildir.

Bu Marks,Lenin ve Stalin eleştirilmez anlamına gelmez.
Marksizm Leninizm bir dogma değildir.

Ne onlar Peygamber ne de bizler o peygamberlerin müritleriyiz.
Ama bizdeki sol da kul kültürü,biat kültürü etkin olduğu için,kişileri putlaştırmak,onları tabulaştırmak bize özgü kronik bir rahatsızlık.

Özellikle geçmiş 80 öncesi TKP de bu hastalık fazlasıyla vardı.
SSCB Bilimler Akademisi'nde Kristov,Konstantin Zaradov ve Suslov tarafından üretilen tezleri bizler sorgulamadan,tartışmadan olduğu gibi kabulleniyorduk.

Toplumsal ilerleme,Kapitalist Olmayan Kalkınma  Yolu,Ileri Demokrasi(RTE bizden öğrenmiş) bu tezlerden bir kaçı.

Bugün değil çok önceleri başlayan Marks'a ve Lenin'e  karşı,Marksizm ile Leninizmi biribirinden kopartmaya yönelik saldırılar hem sağ hem de sol oportunizm aracılığıyla,bunların sol içerisindeki Truva Atları kullanılarak hep yapıldı.

Her platformda bunlara karşı yoğun mücadele verdik.
Gücümüz yettiğince bunları teşhir etmeye çalıştık.

Şu anki yazdığımız bölüm (SANAL BEZİRGANLAR) başlığındaki pek çok yazı,bu mücadelenin ürünleridir.

Marksist Tartışma Platformunda da bu mücadeleyi sürdürüyoruz.

Evet Komünistlerin Birliği bugün için bizler adına çok önem arz ediyor.
Komünistlerin Birliği,Sınıfın gerçek partisini oluşturmak adına bizler için atılması gereken çok önemli bir adım.

Bugüne değin yaşanılanlar buna Gezi Kalkışmasıda dahil,bir Komünist partinin nasıl ivedi bir gereksinim olduğunu gösteriyor.

Evet bizim bugün hem yerelde siyasi erk mücadelesi verecek,hemde evrensel planda bir dünya sistemi olan kapitalizmi ortadan kaldırmaya yönelik verilecek mücadelenin bir parçası olacak ENTERNASYONAL KOMÜNIST PARTISINE gereksinmemiz var.
Yaşamın şaşmaz pratiğinin LİKİDE ettiği partilerle bu işler başarılamaz.

Yazımı dikkatle incelerseniz Bilen Yoldaşla ilgili yazdığım ilk cümle ,onun verdiği mücadeleye duyduğum saygı ile ilgiliydi.
Ancak onun mücadelesine duyduğum saygı,onun yanlışlarını dile getirmeme engel olmamalı.
Bilen Yoldaş,bu ülkedeki Komünist Hareketin her zaman saygı ile anılacak bir neferidir.

Marks'ın Fransa'da İç Savaş,18 Brumaire adlı yapıtlarını her Komünistin okuması gerekiyor.
Hatta her zaman yararlanacağı  kitaplar olarak hep yanında taşımalı.
Bakın ne diyor Marks orada!

"İnsanlar kendi tarihlerini kendileri yaparlar, ama kendi keyiflerine göre değil; kendi seçtikleri koşullar içinde değil, doğrudan karşı karşıya kaldıkları, belirlenmiş olan ve geçmişten gelen koşullar içinde yaparlar. Bütün ölmüş kuşakların geleneği, büyük bir ağırlıkla, yaşayanların beyinleri üzerine kabus gibi çöker​. Ve tamamıyla yeni bir şey yaratmak için kendilerini ve maddi çevrelerini dönüştürmek için uğraşır geçmişin sloganlarını ödünç alırlar. Yeni tarih sahnesinin bu zamanında saygın olabilecek bir kılıkla ödünç alınmış bir dille çıkarlar...

.... İşte  böyle, yeni bir dili öğrenmeye başlayan  kişi , onu hep kendi anadiline çevirir durur, ama ancak kendi anadilini anımsayamadan bu yeni dili kullanmayı başardığı ve hatta kendi dilini tümden unutabildiği zaman o yeni dilin özünü, ruhunu özümleyebilir. ..." (Karl Marks 18 Brumaire)

Işte bizim bu yeni dili oluşturmak zorunluluğumuz var.
Bu yeni dille yığınlara yönelmeliyiz.
Şimdilik bu kadar

veda

Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 17 Temmuz 2014, 13:18:15
SF nin Danışmanı Hasan Karataş yeniden yuvasına döndü.
Döner ayakta başta Özgülük Hareketi olmak üzeri,Selahattin Demirtaşta dahil herkese yüklendi.

Hatta daha da ileri giderek,Kürt halkının iradesini temsil eden Demirtaş'a sahtekar diyerek,Kürt halkında olmayan saygısını gösterdi!
Tabi kimseden ses yok!

Aslında Sn Karataş'ın bu tavrı beni şaşırtmadı.
Sn Karataş öteden beri Devletle savaşmanın,Devleti meşru kılacağı mantığıyla hareket bir arkadaşımız.
Buradaki yazısında da bunu açıkça ifade ediyor.

"Seçimler, grevler, boykotlar, basın açıklaması vs eylem biçimleri siyasetin kapsamında oldukları için en sonu devlet tahakkümüne hizmet eder. Bir memleket de ne kadar çok halk, siyaset kapsamına geçmişse o halkın geleceği hiç iyi değildir. "

Marks'ın özellikle günümüzde,yaşadığımız bu gericilik döneminde ortaya çıkan anarşist ve liberal düşüncelerle harmanlanmış Marksizm Dışı görüşlere karşı,bundan bir buçuk asır önce yazdığı "POLİTİK KAYITSIZLIK" başlıklı makalesini tüm Marksistlerin bir kez daha okuması gerekiyor.

http://solplatform.biz/index.php/topic,172.0.html

Marks bu makalesinde  Proudhon üzerinden,Anarşistlere karşı,kendi deyimiyle onların kutsal saydıkları ilkelerle ince ince alay ederek, sınıfın ekonomik ve demokratik ve politik talepler doğrultusundaki mücadelesinin gerekliliğini anlatıyor.

"İşçi sınıfı kendi başına bir politik parti oluşturmamalıdır; hiçbir mazeretle politik eyleme girişmemelidir, çünkü devletle savaşmak devleti tanımaktır. İşçiler grev yapmamalıdır; çünkü birisinin ücretini yükseltme ya da düşmesini önleme mücadelesi ücreti tanımaktır: ve bu işçi sınıfının kurtuluşunun ölümsüz ilkelerine aykırıdır!"

Yukarda Marks'ın ironik olarak ortaya koydukları aslında bizlere yabancı değil.
Özellikle Devlete karşı savaşmanın,Devleti meşru kılacağı görüşü,yeni gibi sunulsada,eskinin anarşizan görüşünün bir tekrarı.
Bu anarşizan mantık öyle bilim dışı,diyalektik yaklaşımdan uzak,kaba bir Aristo mantığı ki;
Devletle savaşma,Devleti meşru kılarsın!
Kapitalizmle savaşma,Kapitalizmi meşru kılarsın!
Çalışma saatleri için ,çocuk işçilerin çalışmasının yasaklanması için ,ücretlerinin arttırılması için mücadele etmeyeceksin,iktidar hedefi gütmeyeceksin!

Yani karşı tarafı meşru kılmamak,onlarla "uzlaşmamak" için ekonomik,demokratik ve politik mücadele vermeyeceksin!

Peki ne yapacaksın?
Yine yanıtı Marks o ince mizah dolu paragrafı ile versin.

"Kısacası, işçi sınıfı kollarını kavuşturmalı ve politik ve ekonomik hareketlerle vakit geçirmeyi bırakmalıdır. Bu hareketler kısa vadeli sonuçlardan başka bir şey üretmezler. Gerçekten dindar insanlar olarak gündelik ihtiyaçlarla dalga geçmeli ve inanç dolu bir sesle bağırmalıdırlar: ‘Sınıfımız çarmıha gerilsin, soyumuz kurutulsun, fakat yeter ki ölümsüz ilkeler temiz kalsın!’ Dindar Hıristiyanlar gibi papazlarının sözlerine inanmalı, bu dünyanın nimetlerinden nefret etmeli ve yalnız cennete gitmeyi düşünmeliler. Siz cennet yerine günün birinde dünyanın bir köşesinde nasıl ve kim tarafından gerçekleştirileceği bilinmeyen toplumsal ödeşmeyi anlayınız, mistikleştirme ikisinde de aynıdır. "

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Akseymen. - 17 Temmuz 2014, 14:11:27
Veda Arkadaşım...Hiç kimseden tık yok deme bari...:) ..Bir daha okursan aynı paylaşım sayfasını iyi olur...
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 17 Temmuz 2014, 14:39:18
Alınma Broken Arkadaş,sözüm sana değildi :)
Ben Hasan Karataş'ın yazısını okuduğumda,sen henüz yazmamıştın.
Sözümle ilgili asıl vurgu,Sn Demirtaş'ın Sahtekarlıkla nitelenmesidir.
Hasan Karataş'ın ettiği bu sözü herhangi bir üye etse çoktan kapının önüne konulmuştu.
Bu bağlamda ,kimseden tık yok dedim
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 26 Temmuz 2014, 13:13:04
Hani insanın bazen midesinin kaldıramadığı durumlarda kusacağı gelir,birde öyle yazılar yazılır,öyle yalakalıklar,omugasızlıklar,ilkesizlikler sergilenirki,kusma eyleminin nedeni mideye de gerek kalmaz,insan bir anda bu pisliklerin üzerine kusar.

Malum Forumda Forum Ağası,lümpen "Proleter",bezirgan,ağzını açtığında ortaya lağım kokusu yayılan,beyniyle,cinsel organı yer değiştirmiş 1955 ,yine Marksizme,Leninizme olanı kinini ,sözde ironi yapıyormuş gibi ,ortaya dökmüş.

Anlaşılan alkolü fazla kaçırmış,helede bu sıcaklarda fazla alkol,şekilde görüldüğü gibi kişinin beyin damarlarını dumura uğratır.

Devrimcilerin bulunduğu mahalde,uyuşturucuya karşı mücadele etmesi,onlara yakışan bir eylemliliktir.

Bazı aklı firariler(bunların aklı ya alkolle,yada uyuşturucu ile firar etmiştir),devrimcileri bu eylemliliklerinden dolayı kutlayacaklarına onlarla dalga geçiyorlar.

Biraz kurcalarsanız ,bu dalga geçenler aslında  uyuşturucu baronlarının niyete bağımlı veya niyetten bağımsız çığırtkanları.

Marksizm Leninizm insanlığın kurtuluş öğretisidir.
Diyalektik Mayeryalizmde bu öğretinin dünyaya bakışını ve onu yorumlayışını ifade eder.

İnsanlığın önündeki her tehlike,insanlığı yıkıma sürükleyecek her olgu,Marksistlerin ilgi alanına girer.

Çözüm marksizmde değildir,marksizm yol göstericidir.
Çözüm bu öğretiyi kendine kılavuz edinmiş sınıfın devrimci pratik eleştirel faaliyetindedir.

Tabi bunu yukarda sıfatlarını saydığım sufatsızın anlaması mümin değildir.

Asıl dikkat çeken bir noktada ilkesiz ve omurgasızlıkta tavan yapmış,söze geldimi ağzından işçi sınıfını,Marksizm Leninizmi düşürmeyen,eski İGD lilerin çocukları FAŞİSTTİR sözü karşısında bile bırak ses çıkarmayı birde utanmazca o yazıya teşekkür eden yaratığın,aynı aymazlıkla,bezirganın yazdığı,içinde ML ye küfür dolu yazıyıda hiç utanmadan teşekkür etmesi ,beğeni sunmasıdır.

Eskiden böyleleri bizim geleneğin kapısından içeri giremezdi!

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Bahadir91 - 26 Temmuz 2014, 19:47:43
veda abi,

Devrimcilerin, etkin oldukları mahallelerde uyuşturucuya karşı mücadele vermelerini takdir edilmesi gereken bir eylem olarak adlandırırken, sanırım son dönemde sıkça tartışılan CEPHE'nin, Gülsuyu gibi mahallelerde gerçekleştirdikleri faaliyetleri kast ediyorsun.CEPHE'nin uyuşturucuya yönelik karşıtlığını, zina yaptıkları gerekçesiyle insanların yine CEPHE darp edilip, mahalle kahvesinde teşhir edilmesi gibi eylemleriyle paralellik kurarak ele aldığımda bunun insanlık adına bir duyarlılıktan ziyade bir muhafazakarın gösterebileceği türde mutlak ahlak anlayışının bir sonucu olduğunu düşünmekteyim.

Diğer yandan uyuşturucu karşıtlığı kavramıda, uyuşturucunun ihtiva ettiği geniş yelpaze itibarı ile muğlak bir ifade olarak kalmaktadır.Örneğin; Marijuana, doğal olması hasebiyle pek çok ülkede yasallaşmıştır.

Şahsen CEPHE'nin son dönemdeki eylemlerini, aklın ve teorinin bir ürünü olmaktan ziyade giderek kontrolden çıkmış, sosyal ve toplumsal gerçekliklerden kopuk bir fraksiyonun amaçsız çırpınışları olarak değerlendiriyorum. CEPHE bugün düşünsel bir bağnazlığın esiri konumundadır.

Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 26 Temmuz 2014, 20:21:37
Konu Cephe değil sevgili Bahadır !
Ben yazımda Cephenin eyleminden bahsetmedim.

Özellikle Cephenin ,fuhuş yapıyor diye bir kadına şiddet uygulamasını şiddetle kınıyorum.
Ancak uyuşturucu işi ile fuhuş yapan kadın eylemi biribirinden çok farklı.

Uyuşturucu bugün insanlığın,özellikle de genç neslin başına bela!
Tüm dünyayı tehdit eden bu tehlike karşısında Devrimciler duyarsız kalamaz.
Bu bağlamda bulundukları mekanda bu işi yapanlara karşı mücadele vermeleri,yanlış değildir.

Fuhuş yapan kadın eyleminde ise önemli olan o kadının bunu zorunluluk gereği,yaşamak için,ayakta kalabilmek için yaptığıdır.

Burada cezalandırılması gereken,şiddet uygulanması gereken o kadın değil,o kadınla para karşılığı beraber olan erkek ve bu işi organize eden çetelerdir.
veda
Başlık: LENİN MARKSİST MİYDİ, YOKSA BLANQUİST MİYDİ!!!
Gönderen: veda - 14 Ağustos 2014, 15:25:19
Yazının başlığı LENİN MARKSİST MİYDİ YOKSA BLANQUİST MİYDİ!!!
Bu başlığa şaşırmayın,bu başlıktaki soru nedeniyle malum forumdan bir kişi banlandı!!!

Yine başladılar Marksizm'e saldırmaya,ama yine dolaylı olarak.
Açıktan Marks'a vuramasalar da ,şimdilik saldırı Marks'ın en büyük dostu,yol arkadaşı,yani yoldaşı,Marksizm'in Marks'tan sonraki ustası Engels'e yönelik.

Kim mi bu Marksizm düşmanları!!!
Malum forumdan Borga ve onun saz arkadaşı,  eskinin REİSİ,şimdinin BLANQUİSTİ ,bezirganbaşı 1955.

Marksistler'i, Rusya'yı alkolik yapmakla suçlayan bu eskinin faşisti,kendinin nasıl alkolik olduğunu açıklasa da biz de anlasak.

Yoksa onuda mı  Marksistler ALKOLİK yaptılar.

Hadi bu faşist eskisinin Engels'e küfür etmesine şaşırmamak gerekir ama o forumda kendini Marksist olarak niteleyen iki tane danışman var.
Yahu ne olur sesiniz çıksın be!

Bu kadar mı ilkeden yoksunsunuz ki , Engels'e hakaret eden bu SOYTARIYA çıkıp iki söz edemiyorsunuz?

Bu utanmazların Lenin'i de kullanarak Marksizm'e saldırmaları karşısında,Asi Ruh mahlaslı bir kişi çıkıp da haklı olarak Lenin Marksistmiydi, yoksa Blanquistmiydi sorusunu soruyor.

Bırakın bu soruyu yanıtlamayı(Lenin'in yazdıkları ortadayken,bu soruyu kendi istedikleri biçimde yanıtlayamazlar), Asi Ruh mahlaslı kişi bu soru nedeniyle FAŞİST ESKİSİ tarafından banlanıyor.

Hem de bu banlanma "Marksist Leninist " danışmanların gözleri önünde gerçekleşiyor.
Üstelik bunlardan biri verdiği yanıtla bu banlamaya onay veriyor.

Danışmanın garibine gitmiş , bu nasıl soru diyebiliyor.
Bu Marksizm düşmanlarına karşı "Lenin Marksistmiydi yoksa Blanquistmiydi "sorusunu sormak,bu danışmana göre "Bu nasıl bir soru olabiliyor"

YAZIK HEM DE ÇOK YAZIK!!!

Asi Ruh Mahlaslı arkadaşa malum forumda sorduğu soru için yanıt verilmiyorsa,biz buradan yanıt verelim.
Evet Asi Ruh Arkadaş "LENİN MARKSİSTMİYDİ YOKSA BLANQUİSTMİYDİ" sorusunun yanıtını sana biz vermeyelim Lenin versin!

Biz Blanquist değiliz,iktidarın bir azınlık tarafından ele geçirilmesi yandaşı değiliz.
Biz Marksistiz, küçük-burjuva sarhoşluğuna karşı, şovenist anavatan savunusuna karşı, lafazanlığa karşı, burjuvaziye bağımlılığa karşı proleter sınıf mücadelesinin yandaşlarıyız." (Lenin-Ikili Iktidar Üzerine)


Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 17 Ağustos 2014, 12:12:56
Şimdi bizzat Lenin'in ağzından Marksizm ile Blanquizm arasındaki farkların neler olduğunu öğrenelim.
Baştan söyleyelim Blanquistlere!
Marksizme her saldırınızda karşınızda Lenin'i bulacaksınız.

Lenin'in sert tokatları suratınızda patlayacak!
Lenin'e karşı çıkmadan Blanquizm'i savunamazsınız!
O nedenle bırakın Lenin'in ardına gizlenerek, Blanquzm'i savunma sahtekarlığını!

Şimdi bakalım Lenin,Marksizm ile Blanquizm arasındaki farkı nasıl ortaya koymuş!

"Başarılı olabilmek için, ayaklanma, gizli tertiplere ve bir partiye değil, ileri bir sınıfa dayanmalıdır. Birinci nokta bu. Ayaklanma halkın devrimci kabarışına dayanmalıdır. Bu da ikinci nokta. Ayaklanma yükselen devrimin, halkın ileri saflarının eylemlerinin en yüksek noktasına ulaştığı, ve düşman saflarında ve devrimin zayıf, yarı-gönüllü ve kararsız dostları saflarındaki yalpalamaların en güçlü olduğu dönüm noktasına dayanmalıdır. Bu da üçüncü nokta. Ve ayaklanma sorununun ortaya konmasındaki bu üç koşul, Marksizmi Blankicilikten ayırt eder." (Lenin, Marx-Engels-Marksizm, s. 399, Marksizm ve Ayaklanma, Sol Yayınları, Dördüncü Baskı)

Neymiş bu farklar özetlersek:

1) Ayaklanma ,gizli tertiplere ve bir partiye değil,ileri bir sınıfa dayanmalı.
2)Ayaklanma,halkın devrimci kabarışına dayanmalı.
3)Ayaklanma; yükselen devrimin,halkın ileri saflarının eylemlerinin en yüksek noktasına ulaştığı  ve düşman  saflarında ve devrimin zayıf,yarı-gönüllü ve kararsız dostları saflarındaki yalpalamaların en güçlü olduğu dönüm noktasına dayanmalı.

Ve ekliyor Lenin , işte diyor Marksizm ile Blanquizm,bu üç noktada birbirinden ayrılır.

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Antares - 23 Ağustos 2014, 14:28:39
Biraz aşağıda , dördüncü enternasyonalin ''kişisel üyesi'' tarafından Trostky hakkında yazılanların kısa bir özeti sunulacaktır.Lütfen şaşırmayın !

''Troçkinin hayatı tiyatral konuşmalar ve yazılar kaleme alarak geçmiştir dersek abartmış olmayız. Lenini kaç kez "yeni anladım" demiştir bunu gedikli Troçkistler bizden iyi bilir.''

'' Troçki ve Troçkistler, RSDİP içindeki Leninin iradesinden bağımsız olarak varlık süren hizipleri sözde Leninizmlerine taşımayı iş edinmişlerdir.''

''Bunlar herhangi bir yerde bir örgüt kurarken, tüzüklerine Eğilim ve Hizip hakkını koyan, merkezi ayaklanma planını değil, çoğunluk kararını merkeziyetçilik diye yutturmaya çalışan, tartışma kulübü üretimi yaparlar.''

''Lenin, o çok kıymetli dedikleri Troçkinin Sürekli Devrim kuramını okumaya değer bulmadığını, genel olarak bildiğini ve saçma bulduğunu beyan eder.''


Alıntı yok , kaynak yok , belge yok...

Şimdi ne desek nasıl desek ne yapsak ? Sosyalizm ile proletarya diktatörlüğü arasındaki farkı anlatsak yararı olur mu ? Mesela emperyalizmin geldiği son aşamayı ve hem emeğin hem de sermayenin uluslararası içiçeliği ve bu sebeple sosyalist bir devletin olamayacağını yazsak dehşete düşerler.Dehşete düşerler keza bu ve bu gibi palyaçolar için bunların önemi yoktur.İktidarın önemi yoktur.Hal böyle olunca sosyalizm işçi devleti ve proletarya diktatörlüğü falan boş hayaller.Ne de olsa komünler kurulacak örgütlenecek devleti yıpratacak pkk bir vuracak ülke yıkılacak sonra da hooop zatı şahaneleri iktidarda.(ne de olsa blanqi var arkasında...)

Troçki Stalin hikayesi anlatacaksanız boş boş atıp tutmayacaksınız. Anlatacaksınız Andres Nin i kim öldürdü ? Anlatacaksınız Ramon Mercader kimdir ne yapmıştır neden Stalin den Lenin Nişanı ve Sovyetler Birliği Kahraman Madalyası almıştır ? Anlatacaksın 3. enternasyonal neden kapatıldı diye ? Yunan iç savaşını anlatacaksın , ispanyayı yugoslavyayı ukraynayı polonyayı ve Stalin i ?

Ama ne gerek var , yaz birkaç hikaye bitsin gitsin. Hem neymiş tüm bolşevikler stalinci imiş troçki sonradan bolşevik olmuş.

Tabi 30 larda başlayan ''büyük temizlik'' ile ilgisi yok bunun. Buharinin öldürülmesinin ya da Smilganın yargılanmadan katledilmesinin bununla alakası hem de hiç yok. Ya da 1917 yılının mk sının nerede ise yarısının bizzat stalin tarafından katledilmesi kaybedilen ispanya ve yunanistan devrimleri stalinin bolşevikliğine zerre toz kondurmazken herşeyini işçi iktidarına ve marksizmin evrenselliğine veren Bornştein sırf gözlük taktığı için mi mevşevik oldu sayın 4. enternasyonal üyesi ?


Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Antares - 24 Ağustos 2014, 23:25:39
Sesimize ses geldi. Nihayet hazret yunanistan ve ispanyayı hatırladı ama bir bardak soğuk su eşliğinde...

''  ABD'ndeki anarşist hareket 1930'larda pek geniş değildi; ama sayılarını kat kat aşan bir enerji ile işçilerin İspanyasını savunmak için ulusal çapta bir kampanya başlattılar. CNT'nin ABD temsilcisi olan, İspanya doğumlu Maximiliano Olay --Küba'da anarşist emek mücadelesinin deneyimli neferi, Tampa/Florida'daki göçmen puro işçilerinden olan, ve uzun yıllar Chicago Özgür Toplum Grubu'nun (Free Society Group) önde gelen kişilerinden olan-- New York'a gelerek, Beşinci Cadde'nin alt kısmında propaganda amaçlı bir büro açtı. Onun çabası ile, ABD'li, Yahudi, Rus, İspanyol ve İtalyan anarşist federasyonları ve grupları, ve yine ingilizce konuşan New York Vanguard grubu ve Dünya Sanayi İşçileri (Industrial Workers of the World, IWW)'nin pekçok alt birimleri biraraya gelerek, "İspanya Devrimi" adında yayını ile haber ve enformasyon sağlayan Birleşik Liberter Organizasyonları'nı (United Libertarian Organizations, ULO) oluşturdular (yine her ne kadar resmi olarak bağlaşık olmasalar da, üyelerinin büyük bir kısmının faaliyetleri aracılığı ile Amerika İlerici Madencilerinin Gillespie ve İllinois birimleri de yürekten desteklerini esirgemediler). Birleşik Liberter Organizasyonları "İspanya Devrimi"'ni yayınlamanın yanısıra, bir çok şehirde kitlesel eylemler düzenleyerek İspanya'da çarpışmakta olan yoldaşları için binlerce dolarlık yardım topladılar. ULO'nun bileşenleri kendi gazete/dergilerinde de devrimi savundular, ve kendi başlarına yayınlarda da bulundular. İbranice olarak haftalık yayınlanan Freie Arbeter Shtimme, Rudolf Rocker'in İspanya Hakkındaki Gerçek (The Truth About Spain) adlı el kitabını ingilizce olarak bastı. İtalyanca yayınlanan L'Adunata dei Refrattari, tanınmış anarşist Camillo Berneri aracılığıyla İspanya ile iletişimin sağlanmasında önemli rol oynadı. IWW'in yayınları olan haftalıkIndustrial Worker and One Big Union Monthly, Pat Read'in ve diğerlerinin İspanya siperlerindekilerden haberlerini yayınladılar.

Pekçok ülkede sosyal-demokrat partiler devrime karşı çıktılar, fakat ABD'de Sosyalist Parti, geniş bir kısmı daha sonra sola kaymıştır, --büyük ölçüde partiye katılan disiplinli ve dinamik Troçkistlerin etkisi ile-- işçilerin devrimi bayrağını eline aldı, ve hatta İspanya'da savaşmak üzere önemli bir askeri birim haline gelen [Eugene] Debs Birliğini organize etti. Genç Halkın Sosyalist Ligi'nin (Young People's Socialist League) lideri Ernest Erber, POUM'un gazetesi La Batalla'nın yazı kuruluna girdi. Chicago'daki İşçilerin İspanyası'nın Dostları (The Friends of Workers' Spain) esas olarak POUM'un ingilizce yayınlarını Amerikan işçi hareketi arasında yaygınlaştırmak amacı ile çalışmalarına devam etti. Yine, zaman zaman sert kritikleri olmakla beraber, Hugo Oehler'in Devrimci İşçi Ligi (Revolutionary Workers League) ve Albert Weisbord'un Komünist Mücadele Ligi (Communist League of Struggle) POUM eğilimli olarak dikkat çekmekteydiler. Oehler'in sık sık yeniden basılan eseri, Barcelona'da Barikatlar (Barricades in Barcelona), hala işçilerin 1937 "Mayıs Günleri" ayaklanmasının en önemli tanıklığını yapmaktadır. Weisbord iseNation'ın muhabiri olarak İspanya'ya gitti, ve Eylül 1937'de fotokopi ile çoğaltılan dergisi Sınıf Savaşımı'nda (Class Struggle), "Özel İspanya Sayısı"nı hazırladı. Sosyalist Parti'nin içinde yer alan, ama kendi yayınları olan Troçkistler, Troçki ve diğerlerine karşı bir çok polemik yazısı hazırladılar.Proletaryan Parti ve Lovestone'cular (Jay Lovestone'dan gelen) gibi diğer bazı küçük Marksist gruplar İspanya'daki devrimi savundular ve yayınlarında bu konuya geniş yer verdiler. ''

http://www.geocities.ws/anarsistbakis/makaleler/rosemont-ispanyoldevrimi.html

Demek ki ABD deki ve diğer ülkelerdeki troçkistler sadece pazar ayini düzenlemiyormuş papaz efendi....

Keşke Smilga nın hikayesini de anlatsaydın da biz de hesaplasaydık Lenin in doldurduğu havuzu stalin ne kadar zamanda boşaltır ve kaç bolşeviğin kanı ile doldurur ? Hesap makinesi lazım mı  ?
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 09 Eylül 2014, 20:51:33
Komünizm Yüksek Konseyinin Eş Başkanı Hasan Karataş,yine birilerini Komünistlikten azlediyor.
Sadece Komünistlik mi!

Yaşamdan da kendisi gibi çekip gitmelerini istiyor.
Kısacası Hasan Karataş,tıpkı benim gibi HAYATTAN kopun diyor.

Sıra şimdi birlik çağrılarının çoğaldığı bir ortamda ÖDP nin Birleşik Muhalefet Hareketinde.
Bu harekette yer alanların Komünistliği,Komünist düşünceye uzaklığı,yakınlığı tartışılırda,bunu en son tartışacak olan sensin Hasan Karataş!

Onların yine taşıdıkları bir umut ve yığınlara söyleyebilecekleri bir şeyleri var.
Ya senin neyin var?

Çekilmişsin sırça köşküne,kopmuşsun hayattan ve insanlara söylediğin tek şey,aman Devlete bulaşmayın,Devletle çatışmayın,Devleti MEŞRU kılarsınız.
Yani  insanlar Devletle savaşmayacaklar, ama hayallerindeki yel değirmenlerine saldırabilirler,tıpkı Donkişot gibi.

Birde bu adam kendini “Sosyalist” olarak tanımlayan forumun DANIŞMANI!
Diğer DANIŞMAN üzerine alınmasın,sözüm ondan dışarı!

Bir günde ne olur,çık insanların önünede kendi mücadele anlayışını,insanların bu vurgun ve talan düzeninden nasıl kurtulacaklarını anlat.
Kendi yol ve yöntemini söyle.

SEN NE ÖNERİYORSUN HASAN KARATAŞ!

veda
Başlık: KIZIL BAYRAK
Gönderen: veda - 21 Eylül 2014, 21:55:42
KIZIL BAYRAK, kimsenin cinsel, dinsel ve etnik kimliklerinin  sorulmadığı, bu nedenle ötekileştirilmediği, cinsel, dinsel ve etnik kimliklerinden arınmış insanların yani KOMÜNİSTLERİN, MARKSİST LENİNİSTLERİN, BİLİMSEL SOSYALİZMİ KENDİNE YOL EDİNENLERİN altında yer aldığı BAYRAKTIR.

7/24 Marksizm- Leninizme küfür edenler, KIZIL BAYRAĞI AĞIZLARINA ALARAK ONU KİRLETEMEZLER.
Malum Forumun Bezirganbaşı utanmadan,  Kızıl Bayrağın  Marksist Leninistlerin olmadığını iddia ediyor.

Lenin,  KIZIL BAYRAK altında yığınlara iktidar hedefi gösterdi!
Tüm Dünyada Komünistler, KIZIL BAYRAK altında İspanya İç Savaşında,Faşistlere karşı savaştı.
Stalin,  KIZIL BAYRAK altında HİTLERİN ordularını,Sovyet Topraklarından püskürttü!

Dünyadaki tüm Komünistlerin tek bir bayrağı vardır o da KIZIL BAYRAKTIR.
Komünistlerin nasıl ki yurtları BÜTÜN CİHANSA,onları simgeleyen bayraklarıda KIZIL BAYRAKTIR.
Bu Bezirganbaşı'nın forumundaki "Marksist-Leninistler,uyumayın,adam sizin bayrağınıza sahip çıkıyor,hemde size ait olmadığını söyleyerek.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Ekim - 22 Eylül 2014, 00:37:42
(http://i.hizliresim.com/QXaPl3.png)

(http://i.hizliresim.com/lYdQvX.png)

İkinci Paylaşım Savaşı'nda faşizmin yenilgisi sonrası ,  Kızıl Ordu’nun 1 Mayıs’a kadar  KIZIL BAYRAĞI  Reichtag'a (Parlamento binası) dikme emri,   KIZIL ORDU neferlerinden   Kuzey Kafkasyalı Abdülhakim İsmailov tarafından 30 Nisan gecesi saat 22:40’da gerçekleştirilmiştir.

Faşizme karşı savaşan ,  ML ilkelerle donatılmış KIZIL ORDU değildi de anarşist veya maceracı grup muydu ?  Kimdi KIZIL ORDU !

Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Antares - 22 Eylül 2014, 21:09:05
(http://www.mimdap.org/wp-content/uploads/k31.jpg)

Dünden bugüne , yarına....

Kızılbayrak BİZİMDİR !
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 24 Eylül 2014, 23:48:22
Bugüne kadar Sanalın Bezirganıydı, bundan böyle adı artık Sanalın SOYTARISI oldu.
Utanmaz, arlanmaz 160 yıldır bir b.k olamadınız derken bugün tüm dünyadaki komünistlerin önünde saygı ile eğildiği EKİM DEVRİMİNİ hiçe sayıyor.

Ulan geri zekalı, sen Ekim Devrimini ağzına alacak, Marksist Leninistlere söz söyleyecek adammısın?
Eğer bugün orada bu konuları konuşabiliyorsan, bunu Ekim Devrimine borçlusun.

Haddini bil SOYTARI!!!
Hadi Marksistler 160 yıl hep Marksist kaldılar, en fazla Leninist oldular.
Ya sen şu kısa ömründe ne b.k tun, şimdi hangi b.k sun.

Soytarının kafasında hala Köy Komünleri var.
Soytarı hala Komünizmin, yoksulluğun değil, Zenginliğin paylaşımı olduğunu bilmiyor.

Sen bana iktidarı almadan, nasıl üretim araçlarının üzerindeki özel mülkiyeti kaldıracaksın onu söyle.
Bunu metrapollerde nasıl becereceksin onu anlat.
Köyde toprak paylaşımı kolayda,Metrapolde Fabrikayı nasıl iktidar olmadan insanlara paylaştıracaksın?

Eskinin FAŞİSTİ,şimdinin “Blanquist” SOYTARISI.(Dikkat Et Blanquiyi, parantez içine alarak, sana uygun gördüğüm bu sıfattan tenzih ediyorum.), buldun boş alanı salla gitsin.

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 26 Eylül 2014, 12:44:35
Takke Düştü Kel Göründü!

SF nin dokunulmaz cocuğu ULAK bakalım bu son yazısından,daha doğrusu Ümit Zileli denen,düne kadar Ulusal Kanalda program yapan NEOFAŞİST mahlukatın yazısını tarihe not düşmek adına,kürt halkına olan düşmanlığını kusmak için bir araç olarak kullanmasından dolayı, hala SF de barınabilecek mi?

Ümüt Zilelinin yazısını,tarihe not düşmek gibi garabet bir gerekçeyle asanda onun gibi NEOFAŞİSTTİR.
Bugüne kadar kürt sorunu konusunda yazdıkları bir takım sosyal şovenlerce alkışlanan ULAK’IN bu aktarmasınıda bu SOSYAL ŞOVENLER ALKIŞLIYACAK MI?

Yazı bir kere en baştan SAKAT!
Hem öyle bir sakatlık ki,kendine Sosyalistim diyen bir forumda yer almaması gereken bir yazı.

Terör Örgütü ve Legal Kolu!
Kast edilen PKK ve HDP ya da HDK!

Bu yazılan “yazıya” yanıt vermek,buradaki savları bire bir çürütmek bile,kendini komünist olarak tanımlayan birine yakışmaz.
Bu “yazıya” verilecek en güzel yanıt okkalı bir KÜFÜRDEN ibaret olmalıdır.

Ulak denen Sosyal Şoven birde bunu,tarihe not düşmek adına asıyor.
Burada ULAK’A tek bir soru sorulmalı!
ULAK sence de PKK ve onun legal kolları HDP,HDK ,TERÖRİSTMİDİR?

Sen bu yazıyı buraya asmakla,milyonlarca kürtün iradem dediği oluşumlara HAKARET ediyorsun.
NEREYE ULAK!!!
Çok merak ediyorum,bu yazının altına kimler teşekkür koyacak!
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 26 Eylül 2014, 14:27:20
Fazla beklememe gerek kalmadı :)
Damarlarda dolaşan "asil" kan hemen kendini belli etti!
Turgut Fatsa mahlaslı sosyal şoven,malum yazının altına bastı teşekkürü!

Hep bir şeyi en baştan söyledik!
Kürt Sorunu önüne çıkan her olguyu,her şeyi paramparça ediyor ve ayrıştırıyor.

Turnusol Kağıdı bile böyle etkin bir ayıraç değildir.
Sonuçta o sadece asit ile bazı biribirinden ayırmaya yarar.

Ayrışma aynı zamanda,saflaşma ve arınmayıda beraberinde getirir.
Kim dost,kim düşman açık ortaya çıkar.
veda

Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 10 Aralık 2014, 19:37:06
Sosyalist Forum Macerası sona erdi.
Bence iyi de oldu!
Bir kez daha suratlarındaki maske düştü.

Ulak denen Sosyal Faşisti savunmak zorunda kaldı Sanalın Bezirganbaşı,Forum Ağası 1955.
Neymiş,Ulak'ın özgürlük hareketini eleştiri hakkı varmış?
Ulak'ın eleştiri dediğide,Öcalan'ın ve Özgürlük Hareketinin,  AKP nin ve ardındaki Emperyal Gücün kucağına oturduğu iddiası.

Sanal Bezirgana göre bu ELEŞTİRİ oluyor ve Ulak'ın buna hakkı var.
Şimdi ben merak ediyorum SF de ki Kürt Yurtseverleri buna nasıl tepki verecekler.

Birde bu sanal bezirganın,forum ağasının yeni türemiş bir emir eri var. KOMÜNCÜ diye.
Şimdi de bu iti sardılar başıma!
Oraya yazdım ama büyük ihtimalle sildiler.
Bu Komüncü denen soytarı,benim daha önce Kalinin mahlası ile Özgürlük Hareketine hakaret ettiğimi yazmış.
Anlaşılan efendisinden bayağı bir eğitim almış.
Orada da yazdım,burada da yazıyorum.
Eğer bunu kanıtlayamazsan EN BÜYÜK ŞEREFSİZ SENSİN.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 10 Aralık 2014, 21:14:40
Kendini "sınıf" devrimcisi olarak avutan Ekim Arat ortaya çıkarak, bizi oportunist olmakla itham ediyor.
Ülkedeki "sınıf" hareketinin durumuna baktığımızda, eğer insanda biraz ahlak varsa, kendine "sınıf" devrimcisi demekten utanır.

Bir avuç sendika ağasının elinde perişan halde bir işçi sınıfı var ve bu bay yüzü kızarmadan kendini "sınıf" devrimcisi ilan ediyor.
Acaba Oportunist kim?

Yalakalık yapacak ya Sanal Bezirgan'a.
ODA BİLİYOR BUNCA YILDIR ORADA KALABİLMENİN KENDİNE NEYE MAL OLDUĞUNU,İDEOLOJİSİNDEN HANGİ TAVİZLERİ VERDİĞİNİ.
O NEDENLE YOLA DEVAM DİYOR.

Sanki Blanquiye bir söz söyleyen varmış gibi,birde utanmadan iftira atıyor.
Konuyu açan Kızıl Sevda diye biri!
Git ona sor Arat Efendi,niye böyle bir başlıkla konu açmış.
Ve o Kızıl Sevda şimdi ortalarda yok.
Büyük olasılıkla bu bir provokasyon.

Bence 1955 e sor,o sever böyle ayak oyunlarını,böyle provokasyonları.
Bezirganbaşı,Forum Ağası,Marks'a ve Engels'e hakaret edene kadar,zorla Lenin'i,"Blanquizm bir bataktır" diyen Lenin'i Blanquist yapmak isteyene kadar ben konuya müdahil bile olmadım.
O nedenle öyle bilmeden,yalakalık yapacağım diye sallama.
Önce otur ve incele konuyu kim açmış,kimler ne zaman müdahil olmuş,kimler ne yazmış.

Ama seni rahatsız edenin ne olduğunu biliyorum ben.
Zaten sende yazının başında kendini ele vermişsin.

Evet Arat Efendi,seni rahatsız eden,benim orada yazma nedenimin Sosyal Şovenlerin maskesini düşürmek istediğim olduğu.
Çünkü sende bir Sosyal Şovensin.

Kürt Sorunu kendine solum diyenleri şovenler ve şoven olmayanlar diye bölüyor.
Bu ayrışmadan kimse kaçamaz.

Ya Paramaz Yoldaş,Selahaddin Yoldaş,Kader Yoldaş gibi özgürlük mücadelesi veren halkın yanında,canınla,varlığınla beraber olacaksın,ya sesini kesip oturacaksın.
Yoksa sempati duyduğun hareketin,Kobaniye gönderecek elemanımı yok.

Yok öyle uzaktan biz Kürtlere düşman değiliz onlar bizim müttefikimiz demek.
Müttefik olan,onunla omuz omuza savaşır.

Sen daha Rojavaya DEVRİM bile diyemiyorsun.
Hadi şimdi git efendine yalakalık yapmaya devam et.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 25 Aralık 2014, 22:47:54
Malum forumda I.Seçil mahlaslı kişi BHH ile ilgili bir sürü hamaset dolu söylemin ardından hepimizi aynı ana ve babadan olma çocuklara benzeterek,anamızı ve babamızı İŞÇİ SINIFI olarak nitelemiş.
Geçmişin elveda proletaryacısı,sınıf kaçkını I.Seçil'den böyle bir niteleme duymak bizi gerçekten şaşırttı!

Bu zatı muhteremin Ankara'daki Tekel Direnişi ile ilgili,işçi sınıfı hakkında söyledikleri henüz unutulmadı.
İşçi sınıfını dilencilikle suçlayan,onlara tıpkı RTE nın ağzıyla "Direnmeyin evinize dönün" diye çağrı yapan bu kişi bugün, sanki geçmiş hiç yaşanmamış gibi, yüzü kızarmadan anamız,babamız İŞÇİ SINIFIDIR diyebiliyor.

Ne oldu da işçi sınıfı bir anda yeniden devrimci özne haline geldi!
Nasıl oldu da geçmişte anasını,babasını inkar eden I.Seçil bugün anasını, babasını tanır hale geldi!

Biraz tutarlı olun,biraz omurgalı olun.
Bu kadar kısa dönem de ani değişimler yaşamayın!
Sonra başınız  döner, yolunuzu tümden şaşırırsınız.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 30 Aralık 2014, 21:32:54
Malum Forumun Sosyal Şoveni Ulak,yine malum forumun reyting uğruna AKP reklamını bile yapmaktan çekinmeyecek forum ağası 1955 in görünmeyen desteğini arkasına alarak,damarlarında akan “asil” kanın gereğini yerine getirmiş ve doğruluğu kesin olmayan bir bilgiye dayanarak,KÖH ne yağmış,gürlemiş.

Aslında bu gibi durumlarda söylenecek çok güzel bir halk deyişi vardır.
“İT ÜRÜR KERVAN YÜRÜR” DİYE.

Bilgi,bir CHP milletvekilinin geçmişte mecliste yapılan bir gizli oturumda KÖH nin taleplerini buraya taşıması ile ilgili.
Neymiş o talepler;
"1- Türkiye'nin 25 eyalete bölünmesi ; 2- Öcalan'ın serbest bırakılması; 3- Özerklik koşullarının gündeme getirilmesi; 4- Eyalet başkanlarının TBMM'ye getirilmesi; 5- Özerklik hakkının saklı olması; 6- Her eyaletin kendi özerk güvenlik güçlerinin olması."

Şimdi bu talepler Sosyal Şoven Ulak’a göre ABD nin BOP nin bir parçası!!!

Ulak mantığı aslında yeni ve kendine özgü bir mantık değil.
Bu mantık yıllarca egemenlerce ve onun tetikçilerince hep dile getirilen,bölünüyoruz paranoyası altında,egemenlerin kendi iktidarlarını pekiştirmelerini sağlayan bir mantık.
Ulak Sosyal Şoveni ile MHP li Faşistlerin bu konuda aralarında bir fark yok.

Yukardaki talepler yeni talepler değildir.
En başından KÖH nin burjuva demokratik özlü talepleridir bunlar.
Ve biz Komünistler,UKKTH bağlamında bu taleplerini onların,  her zaman destekleriz.
Çünkü bu talepler aynı zamanda  her iki ulus emekçilerinin birlikte mücadelesininde demokratik alt yapısını hazırlar.

Bakalım Sosyal Şoven Ulak’ın bu yazısının altına kimler teşekkür koyacak.
Aslında benim bir tahminim var!
Diğer bir nokta da,kimler karşı çıkacak!
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 31 Aralık 2014, 17:02:48
Malum Forumda Ulak’ın esme ve gürlemeleri devam ediyor.
Bektı ki ortalık bomboş o zaman devam esmeye,gürlemeye!

Ben biraz Borgadan umutluydum!
Ulakla başa çıkacak birikime sahip bir tek Borga var malum forumda ama ondan da çıt çıkmıyor.
Ulak ta bunun verdiği dayanılmaz rahatlıkla salvolarına devam ediyor.

Ulak Arkadaş bak yine söylüyorum Marksistler olaylara ve olgulara sınıfsal bakarlar.
Öncelikle Tanzimat öncesi dönemine dönmek derken kastiniz nedir?

Bunu bir toplumsal formasyon olarak ifade edin.
Yani şunu mu demek istiyorsunuz;Bu dönmek isteyenler Feodalizme mi dönmek istiyorlar.

Bu gelinen aşamada böyle bir niyette olsa bu sizce OLASIMI?
Marksistler niyetleri temel alarak politika üretmezler.
Darılma ama bugün ülkeyi Tanzimat öncesine dönmek gibi bir tehlikenin beklediğini söylemek,en baştan Marksizm’e aykırı bir düşüncedir.
Tarihin tekerleğini istesende geriye çeviremezsin Ulak Efendi!
Tabi bu söylediğim Toplumsal Formasyon anlamında!

“dinci-gerici-osmanik-islamik-faşist 12 Eylül rejiminde kendinize bir yer edinmek içindir”
İşte sınıf pusulasını yitirmenin bir başka örneğide bu söylediklerin.
Böyle bir tanımda Marksizmle bağdaşmaz.

Gelelim BHH ne,senin söylediğin gibi hiçte öyle masumane bir birliktelik değil.
Egemenlerin bilinen bir yöntemidir,böl ve yönet taktiği.
Kürdistan da Hüda Par,ülkenin batısında BHH.
Bunların birisinin niyetinin bağımlı olması,diğerinin niyetinin bağımsız olması sonucu değiştirmez.

Egemenlerde biliyor eğer HDP bir Türkiye Projesi olmayı başarırsa,bunun onların sonu olacağını.
Sonu olmasada,yapmak istediklerini,gerçekleştirmek istediklerini yapamayacaklarını,gerçekleştiremiyeceklerini!

Niyetlerinden bağımsız olanlara gelince,onların tüm derdide var olabilmek,ayakta kalabilmek.
Yoksa bölüne,bölüne yok olup gidecekler.
BHH onlar için son tutunulması gereken dal ama bilmedikleri o dalın bir süre sonra bunları taşıyamayacağı.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 02 Ocak 2015, 20:43:46
Malum Forum’un forum ağası 1955 yine inciler saçmış ortalığa!
Mahmut Alınak’ın HDP ye yönelik eleştirisinin tartışıldığı konuda bakın ne demiş,Sanal’ın bezirganı,Forum Ağası!

Nasılki reaya'nin her mesajı bu forumu bağlıyor,Forumun ideolojik ve politik misyonunu yansıtıyorsa,Mahmut Alınak’ın her bir yazısıda oda Tv'yi bağlıyor,onun ideolojik ve politik misyonunu yansıtıyor.

Reaya mahlaslı kişi ,forumun sade bir katılımcısı,tıpkı Fatsalı Turgut,tıpkı Ulak gibi!
Yani Forumda görevli biri değil.
Ama 1955’e göre,  yazdıkları nasıl oluyorsa hem forumu bağlıyor,hemde forumun ideolojik ve politik misyonunu gösteriyor.

Demek ki Fatsalı Turgut’un da,Ulak’ın da yazdıkları bu forumu bağlıyor,ideolojik ve politik misyonunu yansıtıyor.
Gerek Fatsalı Turgut,gerekse Ulak,Kürt Düşmanı,Sosyal Şovenliği tescilli kişiler olduğuna göre,malum forumun ideolojik ve politik misyonu da Kürt Düşmanlığı ve Sosyal Şovenizm!

Umarım bu Forum Ağasına ders olur.
Öyle boyunu aşan kelimeler etmez,cümleler kurmaz.
Sonrası böyle rezil olmakta var.

Kaleminden çıkanı,gözlerin görecek!

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 03 Ocak 2015, 13:33:10
Mahmut Alınak HDP ye yönelttiği eleştirileri,Ertuğrul Kürkçü’nün yanıtlaması Sosyal Şoven Fatsalı Turgut’u rahatsız etmiş.
Bir HDP yöneticisi ve milletvekili olarak Ertuğrul Kürkçü’nün,HDP ye yönelik eleştirilere yanıt vermesi kadar daha doğal bir şey olmaz.

Bu eleştirilere yanıt verecek kişinin, bu kürtlerin iç meselesidir diye,  illaki kürt kökenli  olması gerekmiyor.
O zaman Kemal Pirler’in Haki Karerler’in ne işi vardı PKK içersinde!
O zaman Çözüm Süreci ile ilgili müzakerelerde Sırrı Süreyya Önderin de işi,yok kürt kökenli olmadığı için.
Belki de bu müzakerelere Sırrı Sürayya’nın yerine  kürt kökenli AKP milletvekili Mehmet Metiner katılmalı!

Demek ki parlementoda HDP dışında yer alan,örneğin AKP de yer olan bir kürt milletvekili,hatta örnekliyelim Mehmet Metiner bu eleştirilere yanıt verse ,bu eleştirileri Kürtlerin bir iç meselesi olarak gören Fatsalı Turgut bunu normal karşılayacak.

HDP,  içersinde Sosyalistlerin,Komünistlerin ve KÖH nin de yer aldığı bir yapılanmadır.
Daha doğrusu ezilen,sömürülen,dışlanan,ötekileştirilen tüm halk kesimlerinin yer aldığı bir yapıdır.

Bu yapıya yönelik gelen eleştirilere de tüm bu kesimlerin,yok bu Kürtlere yönelik,yok bu Ermenilere yönelik,yok bu Türklere yönelik ben karışmayayım diye ayırım yapmadan yanıt vermesi son derece doğaldır.

Aksi,  egemenler tarafından sürekli pompalanan etnik ayırımcılık temelli güvensizliği daha da arttırır ve bilmeden egemenlerin değirmenine su taşıtır.
Tıpkı Fatsalı Turgut’un yaptığı gibi.
Bu tavır BÖLÜCÜLÜĞÜN AĞABABASIDIR!

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 07 Ocak 2015, 23:42:28
Cemil Bayıkla bir söyleşide bulunulmuş,kendisine ondan fazla soru sorulmuş.
Cemil Bayık bu sorulara açık ve net yanıtlar vermiş .

Ama malum forumun Sosyal Şoveni Fatsalı Turgut,onca soruya ve verilen yanıtları okumadan,mal bulmuş mağribi gibi tek bir soruyu ve o soruya verilen yanıtı,altını,üstünü okumadan,söyleşinin bütünlüğünden kopartarak,bunun üzerinden bir kez daha KÖH ne duyduğu kimi ve nefreti kusmuş.

Soru, ABD nin Kobani de Kürtlere,IŞİD’e karşı yardım etmesi.
Verilen yanıt ta bunun doğal olduğu, ABD nin IŞID’a karşı  bu konuda Kürtlerin müttefiki olduğu yanıtı.

1945 te Stalin tek başınamı Faşlzme dur dedi,yoksa ABD,İngiltere, gibi ülkelerle işbirliği yaparak mı,onlarla ittifak yaparak mı?
Eğer Fatsalı Turgut yazının bütününü okusa,bir açık yakaladım havasıyla ortaya atılmasa,bu müttefikliğin ne olduğunu, ABD nin de  bu ittifaka mecbur olduğunu,Kürtler’e danışılmadan,onlar hiçe sayılarak,bölgede kimsenin bir şey yapamıyacağını görmüş olurdu.

Ama nerde!!!
Damarlarda akan o “ASİL KAN” ,Fatsalı Turgut’un doğru davranmasını engelliyor.

Tüm bunların yanın da birde Fatsalı Turgut’a bu konuda yanıt veren,her ne kadar doğru şeyler söylese de,kullandığı dil ve uslupla insanların midesini bulandıran,malum forumun KÜFÜR EDEBİYATI BÖLÜMÜ BAŞKANI,1955 var.

Birilerinin artık bu KÜFÜRBAZ’A dur demesi ve onu frenlemesi gerekiyor.
Kendine Sosyalistim diyen bir forumda bu tür küfürden de beter,forumu bir porno forummuş gibi gösteren ifadeler yer almamalı.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 09 Ocak 2015, 01:11:55
Kendine Sosyalist diyen forumu izlemek bayağı bir eğlenceli!
Sanki komedi tiyatrosu izliyorsunuz.

Bu tiyatronun aktörlerinden KOMÜNCÜ mahlaslı biri varki,tam bir YETENEK YOKSUNU,KİFAYETSİZİN teki.
Fatsalı Turgut ile Proleter96 birer gün ban aldı, bu Komüncü denen yeteneksiz emir erinden..
Gerekçe ise  PKK yi Sosyalist görmemeleri ve bunu dile getirmeleri!

Politik Direktör(Her ne demekse ,sanırım Politik Müdür anlamına geliyor) Borga böyle buyurmuş!
Tabi politik direktör böyle buyurunca, kul kültürünün, biat kültürünün etkisi altındaki KOMÜNCÜ de hemen bu emre itaat etmiş ve her ikisini birer günde olsa banlamış.

Bu arada  forumun etkisiz ve yetkisiz Danışmanlarından tık yok bu konuda!
Buda ayrı bir konu.

Netin nicel anlamda en büyük forumusunuz.
Bu nedenle biraz ciddi olun.

Ulak, açıkca KÖH ni Emperyalizmle işbirliği yapmakla nitelediğinde nerelerdeydiniz?
PKK Sosyalist değildir diyince, politik direktörün emriyle bir günlük ban, ama ulak,  KÖH ve onun önderi Öcalan Emperyalizmle işbirliği içinde diyince, politik direktörde dahil kimseden çıt yok.
Gerçekten KOMEDİSİNİZ !
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 10 Ocak 2015, 17:25:54
Borga bilmediğin konularda düşünce üretmeye kalkma KOMİK oluyorsun!

Sınıf Mücadelesi nedir Borga?
Devlet, varlığı sınıflara bağlı olan,sınıflarla ortaya çıkmış,sınıfların ortadan kalkmasıyla sönümlenecek olan bir sınıf egemenliği değilmidir?
Bu bağlamda baktığında SINIF MÜCADELESİ ,Devletlerden bağımsız olabilir mi?

Marks Weydmayer’e yazdığı mektupta,kendinden öncede Sınıf Mücadelesinin ve Sınıfların Varlığının Burjuva İktisatçılarca dile getirildiğini söyler ve devam eder;

“Benim yeni olarak yaptığım şuydu:
 1) Sınıfların varlığının yanlızca üretimin gelişmesinin belirli tarihsel evreleriyle bağlı olduğunu
 2)Sınıf savaşımının ister istemez PROLETERYANIN DİKTATÖRLÜĞÜNE vardığını
3)Bu diktatörlüğün,bütün sınıfların kaldırılmasına ve sınıfsız topluma geçişten öteye gitmediğini göstermektir."

Görüldüğü gibi, Marks ,diyalektik yöntem kullanarak,tarihi materyalist yorumlayarak,sınıfların ortaya çıkışının keyfi,iradeye bağımlı olmadığı,bu çıkışın zorunluluğunun üretimin gelişmesinin belirli tarihsel evrelere bağlı olduğu sonucuna dayandığını göstermiştir.

Bununlada kalmamış,yine tarihi materyalist yorumlayarak,tarihin itici gücü olan SINIFLARIN MÜCADELESİNİN ,zorunlu olarak PROLETARYA DİKTATÖRLÜĞÜNE varacağını ortaya koymuştur.

Ve sonunda da Devletsizliğe vurgu yaparak,bu diktatörlüğün sınıfların ortadan kaldırılması ve sınıfsız topluma geçilene kadarki süreçle sınırlı olacağının altını çizmiştir.

Sınıflar iradi olarak ortaya çıkmamıştır!
Sınıflar tarihsel gelişimin zorunlu bir sonucudur.

Yani senin anlayacağın dille,İlkel Komünal Toplum ilelebet devam edemezdi!
Gelişimin dinamiği kaçınılmaz bir biçimde sınıflı toplumu yarattı!

Tabi sen Tarihsel Materyalizmi yadsıdığın için,bunları anlaman olası değil.
İşte bu nedenle, bizlerin savunduğu Sosyalizm,BİLİMSEL SOSYALİZMDİR.

Sen Labaratuarda üretildi diyerek o kıt aklınla BİLİMSEL SOSYALİZMLE,onun BİLİMSELLİĞİ ile dalga geçiyorsun ama bilmediğin,  yaşamın bizzat kendisinin de ,senin Labaratuarda üretildi dediğin şeyi  doğruladığı!

Bulunduğun yerde,atıp,tutuyorsun.
Nasılsa seninle tartışacak bilgi ve birikimine sahip kimsecikler yok POLİTİK DİREKTÖRLÜĞÜNÜ yaptığın forumda.
Belkide o nedenle sana Abdurrahman Çelebi diyorlar ne dersin!
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 11 Ocak 2015, 14:15:43
Bugünkü konuğumuz Hasan Karataş!
Malum Forumun, kendinden menkul uçuk düşüncelere sahip danışmanı!

Bu arkadaşın kafası öylesine karışık, öylesine her şeyi biribirine karıştırmış ki, hem bizleri siyaset yaptığımız için, hemde bu yolla Devleti meşrulaştırdığımız için yanlış buluyor, hemde Devlete ve Sermayeye karşı tutum almanın gereğinden bahsediyor.

Ancak bu TUTUM ALMANIN nasıl olacağını, daha doğrusu ne olacağını bir türlü söylemiyor.
Anladığımız bu TUTUM ALMAK, siyasetin dışında!
Öyleyse nasıl bir TUTUM alacağız ki, Devleti meşru kılmayalım.
Bugün değin bu arkadaş bir türlü bunu açıklamadı!

Arkadaş,  Hayat bugün Sosyalizme izin vermez diyerek, Sosyalizmi şu soygun ve sömürü düzeninin alternatifi olmaktan çıkarıyor.
Hayatın istediği de bu arkadaşa göre,  Sermaye egemen dünyanın, DEVRİMCİ tarzda kırılması!

O zaman soralım bu DEVRİMCİ tarzda kırılmadan kastiniz nedir?
Bu kırılma NASIL ve özellikle HANGİ YOLLA olacaktır?
Umarım malum forum da aklı başında birileri çıkar ve bu arkadaşa bu soruları sorar.

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 12 Ocak 2015, 18:17:06
“Kim ki, çağımızda, kapitalizm der durur, onun hayattan haberi yoktur, kendine sosyalist/komünist diyorsa da Leninden ya haberi yoktur yada Lenini taktığı.”

“Kapitalizm öldü. Yerinde emperyalizm var. Yani tekelcilik. Onun da sanayi ayağı koptu. Sermaye tekeli, döngü üzerinden faize bağlı birikme ile muhatap. Bunun dışında kalan sermaye ise sahibinin başına bela olma sürecinde. Herkes "işini idam edip" -bu tabir onların- kuru paraya çevirip ranta dönme hülyasında. Ama bunun da yolu ya kapalı yada teminatsız. İşi idam etmek ise yani herşeyi paraya çevirip ondan kurtulmak ise hiç de kolay değil.”

Bunlar Borga’dan seçme saçmalar.
Aslında bu tezler yeni değil!
Geçmişin Anarşizan tezlerinin,liberal sosa batırılmış hali!

Birde Borga iddialı bu tezleri ortaya koyarken.
Öyle iddialı ki,aklı sıra Lenin’i referans gösterebiliyor tezleri için.
İyi ki Lenin yaşamıyor,yoksa Borga’nın suratına öyle bir tokat akşederdiki,Borga bir daha saçmalamaya asla kalkışmazdı.

Lenin’e bakalım,  ne diyor Lenin bu konuda?
Emperyalizm,çürümüş,gericileşmiş,asalaklaşmış KAPİTALİZMDİR diyor.
Emperyalizm,can çekişen Kapitalizmdir diyor.
Emperyalizm,Kapitalizmin tekelci aşamasıdır diyor.
Emperyalizm,Kapitalizmin en son aşamasıdır diyor.

Bu söylemlerden çıkan sonuç Emperyalizm’in ,Kapitalizme içkin olduğu,onun bir aşaması olduğu.
Yani Emperyalizmin özü Kapitalizm ve ondan bağımsız değil.

Şunu diyemeyiz,Kapitalizm öldü,artık Emperyalizm var.
Emperyalizm ortadan kalktığında,doğal olarak Kapitalizm de ortadan kalkmış oluyor.

Be adam hadi sallıyorsun bir takım ucube düşünceler,hiç olmazsa Lenin’i kendine şahit gösterme!
Ama siz Lenine rağmen, Lenin’in Blanquizmi bir batağa benzetmesine rağmen,  kendinize Blanquist Leninist diyorsunuz ya,
Bu seçme,saçma tezlerinize Lenini de ortak edersiniz,buna şaşırmamak gerekir.

Bugün tüm ülkelerin de üzerinde, egemen bir uluslar arası finans oligarşi hüküm sürmektedir.
Yine Lenin Emperyalizm kitabında Finans Kapitali,Banka Sermayesi ile Sanayi Sermayesinin iç içe geçmesi olarak tanımlar.

Finans Oligarşiyi ise bunun üzerinde yükselen bir siyasi güç olarak görür.
Bugün gelinen evrede,sanayi sermayesi ile,banka sermayesinin bir aradalığının oranları,geçmişe göre,finans lehine artmış olabilir.
Ama hiçbir zaman Sanayi Sermayesi yok olmamıştır.

Sermayenin büyümesi ve kendini yeniden üretmesi ancak sanayi sermayesi ile olasıdır.
Üretimi sağlayan,canlı emeği kullanarak,artık zamanda elde ettiği artı değeri pazarda realize ederek kendini hem büyüten,hemde var eden Sanayi Sermayesidir.
Borga’nın savunduğu bugün POST MARKSİSTLERCE savunulan,Marksizm dışı bir görüştür.

Bugün ÇİN de,daha önce konulmuş olan üremenin sınırlanması yasağı kaldırılıyor.
RTE her gittiği yerde ,eskiden üçtü,şimdi beş çocuk yapın diyor.

Acaba neden hiç düşündünüzmü?
RTE çocukları çokmu seviyor sizce???

Eğer Sanayi gerçekten yok olmaya yüz tutsa,Sermaye kendini,üretimin dışında başka alanlarda var etmeye kalksa,,bu taleplere gerek duyarmı bu sistemin efendileri???
veda



Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 12 Ocak 2015, 21:12:19
Malum Forum da işler karıştı!

İ.Seçil mahlaslı kişinin düşüncelerine katılmam ancak Fatsalı Turgut'un mal sahibi(mülk sahibi) tarafından banlanmasına karşı aldığı tavır ve dik duruşu nedeniyle kendisini takdir etmemek olası değil.
Aynı şekilde başka dünyalarda yaşayan Hasan Karataş'ı da,bu haksız banı onayladığı için KINAMAK gerek.

Doğru demiş İ.Seçil, ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR!
Çünkü bu soygun ve talan düzenin de,ADALET dağıtıcılar MÜLK SAHİPLERİDİR.
HUKUK,Mülk Sahiplerinin HUKUKUDUR!

Forum Ağası(Forum Ağalığı yeni bir şey değil,yıllardır var) 1955 de kendi mülkü gördüğü forumda,Adalet dağıtıyor,bunda şaşıracak bir şey yok.

Forumun Hukuk Danışmanı Paktalos bu duruma karşı çıktı, ancak yapması gereken,  mülk sahiplerinin adalet dağıttığı bir forumda Hukuk Danışmanlığı etiketinin kendine yakışmadığını fark ederek,bu görevinden çekilmektir.

Birde her olaya maydanoz olan,tek özelliği,yalakalık ve yağcılık olan KOMÜNCÜ var.
KOMÜNCÜ yine yalakalık özelliğini komuşturmuş ve 1955'e yağını çekmekle meşgul.
Bakın nasıl yalakalık yapmış,yağ çekmiş 1955'e;

"Ne yazdığınızın farkındamısınız! bütün ömrünü ''mülk'' sahipliğine ve sahipliğe karşı adamış birini burada mülk sahibi gibi davrandığı iddasındasınız! "

Bak sen şu YALAKAYA!
Ömrünü mülk sahipliğine ve sahipliğe adamış Forum Ağasına nasıl da yağ çekiyor.
veda 
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 24 Ocak 2015, 14:25:49
Malum Forum’un KÜFÜR EDEBİYATI BÖLÜM Başkanı,Forum Ağası 1955 ,bir zamanlar hasbel kader içersinde bulunduğu sola olan kinini yine kusmuş.
Forunn Ağası Zevkli.org sitesine yazdığı dönemlerde de , ülkücü arkadaşı ISPARA ALP le yazışırken,aynı kini bu sefer,bugün yere göğe sığdıramadığı KÖH ne karşı kusuyordu.
Bu ahlaksız bakarsınız bir süre sonra rüzgar başka bir yönden esmeye başlayınca,rüzgar gülü misali,yine değişir ve dönüşür.
“Burada TDH'yi eleştirdim evet yinede eleştiririm çünki benden farkları yok.
Bende emekliyim,TDH'de.
Varmı TDH içinde KAMO çıkaran?,KOBA yada ihtiyar? (Lenin)Yok kardeşim,Eleştiri koşullar eşitse yapılır,demekki TDH ile şahsımın koşulları eşit.
Neden KÖH'ni eleştirmiyorum? Bu hadsizliği aşabilmem için omuzumun dolu olması gerek.”
TDH den emekliyim diyor ama bir insanın o yerden emekli olması için orada çalışması gerek.
Bunun nerede çalıştığını ,daha doğrusu,çalışıp,çalışmadığını bilen de yok.
Öyle bir hareket içersinde kolay kolay bir Lenin çıkmaz.
Gelişimin seyri belirler,hangi koşullarda hangi öznelerin çıkacağını.
TDH nin eleştirilecek pek çok yönü vardır.
Ancak onu eleştirmemiz onu sahiplenmememiz anlamına gelmez.
Bu hareket içersinde bir çok insanı sonsuzluğa uğurlamışızdır.
Azıcık saygısı olan insan bunları düşünerek,eleştirisini ona göre yapar.
Bugün övgüyle bahsettiğin KÖH gökten zembille inmedi.
Onun çıkış noktasında da TDH vardır.
O nedenle Öcalan demedi mi,bizim yolumuz Mahirler’in yoludur diye!
Haddini bilmek meselesine gelince!
Marksist Leninistler,nasılki koşulsuz ve mutlak kürt halkının kendi geleceğini belirleme hakkını,ayrılma hakkıda dahil savunuyorsa,aynı şekilde savundukları bu hakkın politik temsilcisini de özgürce eleştirme hakkına sahiptirler.
Tabiki düşünce sınırları içersinde!
Ekim Devrimi ile Milli Mücadelenin aynı tarihsel kesitte yer almaları,sol için,Kemalist damardan etkilenmek adına olumsuz bir nesnellijktir.
Bunun emarelerini,Nazımdan başlayarak,bugüne kadar pek çok Komünist Önderde ve gençlik liderlerinde görmek olasıdır.
Böyle olması,bu kişileri başını çektiği TDH ne belden aşağı vurmamızı gerektirmez.
Heleki bu hareketin içersinde varlığı ve yokluğu belli olmayanların,söz söyleme hadsizliğinde bulunması hiç kabul edilemez.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 29 Ocak 2015, 22:11:15
Bilgi dağarcığı bomboş olanlar bu boşluğun yarattığı aşağılık kompleksi sonucu,bilgiye,bilime ait olan düşünceye her olanak bulduklarında saldırırlar.
İşte malum forumun Küfür Edebiyatı Bölüm Başkanı 1955 mahlaslı  forum ağasıda, bir tartışmada kendisine "Devletsiz bir eşitlik macerası" Marx'ın bilimsel sosyalizmi "icat" etmesiyle sona ermiş ve her bir kooperatifçi, komüncü, eşitlikçi-adaletçi-barışçı düşünce ideolojik olarak hezimete uğramıştır. " diyerek yanıt veren ESP li bir katılımcıya ,bilinen o belden aşağı uslubuyla saldırmıştır.

Çükü 1995 in bilgi dağarcığı,bilgiyle değil,belden aşağı küfürlerle doludur.
Bu lumpen forum ağasının başka türlü kendini var etme şansı yoktur.

Marksizm’e göre Devletsiz bir eşitlik macerasının başarıya ulaşma şansı yoktur.
Geçmişin bu Anaşizan görüşü yaşam tarafından yadsınmış, tarihin çöplüğüne gönderilmiş bir düşüncedir.

Devlet,  Devletsizliğe giden yolda kaçınılmaz olarak başvurulan bir sınıf egemenliği bir baskı ve zor aygıtıdır.
Devlet,yani Proletarya Diktatörlüğü,dünyadaki tüm Devletleri ortadan kaldırmanın politik şiddetidir.

Maymundan bile daha geri,beyin damarları alkolle dumura uğramış bu ahlaksız,utanmazın bunu anlayabilmesi tabiî ki çok zordur.

Not; Ve sonunda malum forumda ,kendini mülksüz olarak tanımlayan Komüncü mahlaslı YALAKA,mülk sahibi efendisinin yardımına koştu,ve mülk sahibi adına yine forumda mülk sahibinin adaletini dağıttı.
Komüncü mahlaslı YALAKA,efendisinin isteğine uyarak,Ezilen mahlaslı katılımcıyı forumdan uzaklaştırdı.
"ADALET" MÜLKÜN TEMELİDİR!!!
Tabi bu ara sarı apoletli "DANIŞMANLARDAN" yine çıt yok!
Onlar yine KONU MANKENLİĞİNE devam ediyorlar!


[/size]
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 31 Ocak 2015, 11:09:44
İşte Danışman'ın ağzından acı İTİRAF!

"Arkadaşlar son zamanlarda yapılan banların süre ve nedenlerini öğrenemiyoruz. Forumdaki bütün tartışmaları izleyemiyoruz. Banlar süreli veya süresiz başlıklar altında verildiğinde, bizler banları kolayca görmüş olur ve bunun üzerine bizler de düşüncemizi zamanında açıklamış oluruz. Örn. Arminas adlı üye banlanmış nedeni ve süresini bilmiyorum."(Hasan Karataş)

Danışman'ın BANLARDAN haberi yok!!!
Birde bu utanmazlar ağızlarından Doğrudan Demokrasiyi düşürmezler.
Danışmanların konu mankeni olduğu bir forumda hangi Doğrudan Demokrasi!!!
Komüncü denen SOYTARI,sen Komünleri bu kafayla mı idare edeceksin???
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 03 Mart 2015, 19:43:13
Malum Forum’un aklı kıt Bezirganı 1955 yine boyundan büyük laflar etmeye devam ediyor.
Kendi boyundan büyük silahı gördüğünde kaçacak delik arayan bu Forum Ağası,şimdi de örgütlenme biçimlerine söz ediyor.

Her zaman örgütsüzlüğü savunan,Devrimi bir avuç omzu tüfeklinin yığınlardan kopuk eylemi olarak kavrayan bu anlama özürlü bezirgan,bir takım insanları kulağı küpeli,elleri ojeli diye küçümsüyor.

Bilmiyorki Gezi direnişinde  ortaya çıkmaktan korkarken,o elleri ojeliler,kulağı küpeliler Devletin kolluk güçlerine karşı omuz omuza bir destan yazdılar.
O ojeli eller,küpeli kulaklar gün gelir aynı rahatlıkla silahıda omuzlar.

BHH yi bizde eleştirdik ama düzeyi hiç bu kadar düşürmeden,milletin ojesine,küpesine laf etmeden.

BHH nin mahallelerde yapmak istediği,daha doğrusu tüm yaşam alanlarında gerçekleştirmek istediği,insanların kendi sorunlarını tartıştığı,kendi sorunlarına sahip çıktığı,doğrudan demokrasinin en güzel örneklerinin verdiği bu yapılanmalar,yığınlardan kopmuş,devrimciliği kovboyculuk oynamaya benzeten omzu silahlı bir avuç maceracıdan çok daha önemlidir.

veda

Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 08 Mart 2015, 15:34:48
1955'E ÇAĞRI!!!

Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!
Bugün de, malum forumun Bezirgan Başı 1955’e bir çağrım var!

Her şeyi bir kenara bırak ve bugüne değin,salt senin yönettiğin forumdan ayrıldıkları için ya da seninle ters düştükleri için, belden aşağı aleni küfür ettiğin,kimine orospu,kimine motor dediğin DEVRİMCİ KADIN YOLDAŞLARIMIZDAN,bugünün anısına çık ve ÖZÜR DİLE!!!

Eğer bunu yapmazsan,bugünün önemi ile ilgili forumunda tek bir söz bile etme!

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 11 Mart 2015, 00:24:02
Bizim forumun Sanal Bezirganlar başlıklı konusu,forumun en fazla okunan konusudur.
Bugüne kadarki okunma sayısı 50 000 üzerindedir.

Böyle yüksek bir okunma için ,sürekli bu konunun misafirlerinden  bezirganbaşı 1955’e ,bizlere konu mankenliği yaptığı için teşekkür ederiz.
1955 yaşadığı sürece,bizim okunma sayısı 100 000 leri aşar gider.

Bugünde bu forum ağasını,köşemize misafir ediyoruz.
İşte sahibi olduğu forumda bir konuya yazdığı yanıttan bir alıntı;


“Dünya Sosyalist ve Komünist mücadeleler tarihinde güdülenlerin sadece ve sadece başarıya ulaştığı bir tek Devrim vardır,adına Paris Komünü diyoruz.o da topu topu 72 gün yaşamıştır.

Diğer Devrimler ve mücadelelerde ihanetler,taraf değiştirmeler,kandıracayla uyanamamış güdülenlere yaşam yolu açılmıştır.
Leninde bu böyle olmuştur,Maoda böyledir,Castro bu taktikleri sonuna kadar uygulamıştır vs.”

Bu aklı evvel,bu Marksizm Leninizm düşmanı için Ekim Devrimi BAŞARISIZ bir devrimdir.
Ama Blanqui’nin yer aldığı 72 gün süren Komün BAŞARILI bir devrimdir.

Komünden başlamak üzeri bugüne değin olan tüm Devrimler bizimdir ve başarılıdır.
Buradaki başarısızlık,olan politik devrimlerin komünde dahil,toplumsal devrimle sonuçlanmamasıdır.
Bu konu ayrı bir tartışma konusudur.

Her olan Devrim ve sonrası bize bırakılan,hatalarımızı ve doğrularımızı sınadığımız birer deneyimdir.
Biz Marksistlere göre bunların en önemlisi Burjuvazinin yüreğine korkular salan EKİM DEVRİMİDİR.
Bu öyle bir korku ki,70 yıl bu korku hep devam etmiştir.

Proleter Sosyalist mahlaslı kişiyi kutlarım.
Çok yerinde ve doğru bir yanıt vermiş 1955 denen aklı kıt forum ağasına!
Tabi yalnız Forum Ağasına değil,malum forumun kendini Komünist olarak tanımlayan DANIŞMANINA!

Ne acıdır ki Komünist Danışman 1955 in bu söylemlerine  teşekkür edebiliyor.
Benim anlamadığım biz eskiden TKP içersinde daha ilkeli,daha tutarlı ve özellikle ideolojimize karşı yönelen çarpıtmalara karşı daha dik,daha omurgalı dururduk.

Bizim her ne olursa olsun asla vazgeçmiyeceğimiz ilkelerimiz ve bu ilkelerin ortaya koyduğu DEĞERLERİMİZ vardır.
EKİM DEVRİMİDE bu değerlerden biridir.

Umarım Komünist Danışman bu yazıyı okur ve bir kez daha düşünme olanağı yakalar.

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Antares - 11 Mart 2015, 02:51:41
İstediği kadar okusun ''komünist danışmanlar''...Düşünmeyecekler...Bunu sende benim kadar iyi biliyorsun sevgili veda...Zira o çöplükte danışman sadece farklı renge sahip bir üyedir fazlası değil. Danışman ne danışır ne de ona danışılır. Tüm karar ''mal sahibi'' nindir. Onun istediği forumda kalır istemediği gider. Diğer üyelerinde o dar fraksiyoncu kafası buna tüy diker. Bu hep böyle oldu , hep böyle olacak.

Gelelim asıl meseleye. Konuyu tek bir kelime ile özetleyeceksek bu ''korkaklıktır'' . Çünkü burada kaçma vardır. Lenin'in ve leninizmin ağırlığından kaçmadır bu. Çünkü korkmaktadırlar. Kitlelere öncülük etmek nedir ne demektir neye benzer bilmezler. Kimbilir belki de hayatları boyunca hiçbir zaman bir fabrika önünde bildiri dahi dağıttıkları yoktur. 72 günlük Komünü 72 yıllık Sovyetlere tercih etmek tam anlamı ile aptallıktır. Ve bunlar aptaldır. Bunlar bir avuç seçilmiş militan olarak birgün müthiş bir strateji ile iktidarı alacaklarını hayal eder...Özetle blanqui bile bunların dilinde kitleleri iktidardan uzaklaştırmanın adıdır.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 13 Mart 2015, 21:15:14
"Demokrasinin tek tek talepleri", diyor Lenin, "bunlardan biri olarak kendi kaderini tayin hakkı, mutlak birşey değildir, tam tersine, genel-demokratik (şimdi: genel-sosyalist) dünya hareketinin küçük bir parçasıdır. Tek tek somut durumlarda parçanın bütünle çelişmesi mümkündür, o zaman parça atılmalıdır." (Bkz. Lenin, Bütün Eserler, C. 19, s. 319, Rusça.)


Malum Forum’un Sosyal Şoveni ULAK,yine meydanı boş buldu KÖH ne saldırmaya devam ediyor.
Devam ederken de ne yazık ki Lenin’in Ulusal Sorun üzerine yazdıklarından cımbızladıklarını,altını,üstünü okumadan  kullanıyor.

Ne demiş Lenin,Ulusları Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı mutlak değil,dünyadaki evrensel işçi sınıfı mücadelesinin bir parçasıdır demiş.
Doğru da demiş
Ama burada söylenen,yani UKKTH nin savunulması değil,bu hakkın somutta kullanımına aittir.

Gerçekten de Komünistler UKKTH nın somutta kullanımı gündeme geldiğinde bunu iki koşula bağlarlar.
1)Hakkın Kullanımının,o hakkı kullanacak ulusun kendi özgür iradesiyle belirlenmesi
2)Bu kullanımın,işçi sınıfının uluslar arası çıkarları ile çelişmemesi.

Yani Lenin’in yukardaki söylemi UKKTH nin savunulmasına yönelik değil,UKKTH nın somuttaki kullanımı ile ilgilidir.
Oysa UKKTH nın savunusu,KOŞULSUZ VE MUTLAKTIR!

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 20 Mart 2015, 00:46:13
Malum Forum’un Bezirganbaşı 1955 hüküm buyurmuş!
Efendim Lenin’i yeterince okumuyormuşuz,Bolşevik Mücadeleyi yeterince bilmiyormuşuz.

Lenin’i sadece felsefi olarak okumuşuz,onun pratik önderliğini anlayamamışız.
Forum Ağası,Bezirganbaşı 1955 bunun farkına varmış!

Lenin’i öyle derin okumuş ki,Forum Ağası bugün kalkıp “Devlet olduğunda Özgürlük olmuyor” diyebiliyor.
Oysa Lenin’in Devlet Ve Devrim kitabını okusa bu sözleri edemez,bu aklı firari,politik cahil.

Devletin neden geçici olarak katlanılması gereken bir zorunluluk olduğunu,Demokrasisizliğe giden yolun Proletarya Diktatörlüğünden geçtiğini,Proletarya Diktatörlüğünün dünyadaki tüm Devletleri ortadan kaldırmanın POLİTİK ŞİDDETİ olduğunu,Devlet Ve Devrimi okusa anlayacak Forum Ağası ama,okuma özürlü.

Her şeyi bir kenara bıraksa ve Lenin’in Anarşistlerle girdiği polemiklere baksa yeter,bazı şeyleri kavraması için.
Ama bunlarda alışkanlık haline geldi,Lenine rağmen,Lenin'in söylemlerinin tam tersi söz ederek Leninistim demek.

Lenine rağmen,Lenin'in ardına Blanquiyi takanlardan her şey beklenir!

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 23 Mart 2015, 22:52:21
Enternasyonalizm kavramı kimlerin ağzına düştü?
Kimler hiç olmayacak kişileri,anlamını bilmeden Enternasyonalist ilan etti?

Malum Forum’un yeni müdavimlerinden Özgür Toplum mahlaslı şahıs,Forumun Sosyal Şoveni Ulak ile girdiği polemikte ,Forum Ağası 1955’i Enternasyonalist olmakla tanımlayarak,Komünistlerin en temel değerlerinden olan Enternasyonalizm’in adını kirletti.

Önce bu Özgür Toplum Enternasyonal’in ne olduğunu öğremnmeli!
Malum Forumda eğer varsa Marksist Leninistler,bu arkadaşa Enternasyonalin ne olduğunu anlatmalı.

Bir kişi,hele bu kişi bir bezirgan,bir forum ağası ise,salt KÖH ne destek oluyor diye Enternasyonal olmaz.
KÖH ne destek olmak tabiî ki Enternasyonal olmanın bir gereğidir.
Ama her destek sunana Enternasyonalist diyemeyiz.

Enternasyonal ne halkların kardeşliğine ne de komünist partilerin biribirilerine gönderdikleri kutlama ve dayanışma bildirilerine indirgenebilir.
Enternasyonal,bir dünya sistemi olan Kapitalizm’i yer yüzünden kazımak için,tüm ülkelerin ortak etkinliğinin sağlandığı,bir eylemlilik,bir kavga örgütüdür.

Enternasyonal Dünya Komünist Partisinin adıdır.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 24 Nisan 2015, 18:10:05
Kuyrukçuluğun bu kadarına da pes doğrusu!!!

Demirtaş  “Seçim Sonrası,barajı aşarsanız AKP ile bir koalisyon kurarmısınız?” sorusuna, bunu 7 Hazirandan sonra konuşalım,biz Kaos istemiyoruz,ülkeyi de hükümetsiz bırakmayız diyerek,seçim öncesi POLİTİK bir yanıt vermiş.

AKP tarafından,ülkede oluşturulacak KAOSUN baş sorumlusu olarak HDP gösterildiği için,Demirtaşta buna yönelik POLİTİK bir söylem de bulunmuş.
Doğru yanlış tartışılır ancak ben bu söylemin gerçekleşeceğine inanmıyorum.
HDP nin böyle bir tercihte bulunacağınıda sanmıyorum.
Neyse bunu yaşayıp göreceğiz.

Tabi ki ” sol” daki ŞER CEPHESİ bu söylem üzerinden HDP ye saldıracak.
İt ürür KERVAN YÜRÜR der geçeriz!
Ama kalkıpta bir Komünist olarak bu POLİTİK söylemin haklılığını ve doğruluğunu tartışmayız.

Bunu doğru bir tavır olarak göremeyiz.
Çünkü biz Komünistler,KUYRUKÇU değiliz.

Bu söylemin doğruluğunu savunmak,ideolojik,örgütsel bağımsızlığını yitirmiş KUYRUKÇULARA yakışır.
Forumun birinde KUYRUKÇUNUN biri,utanmadan,yüzü kızarmadan bakın bu konu da neler demiş!!!

“Demirtaşın "İlkelerimiz çerçevesinde (AKP ile de) koalisyon kurabiliriz" sözünü eleştiriye muhatap kılanlar,bu söylemden döneklik çıkaranlar RSDİP ve Leninin 1917 öncesi davranışlarına ne diyecekler?

"İdeolojiyi" satışsa o çokça böbürlendiğiniz RSDİP yani Proleteryanın en öncü partisi Çar'ın g.tünü yalamada kimseye fırsat vermiyordu,Rus parlamentosunda üyelerini bulundurmaktan onur duyuyor,sevinçlerini her koşulda dilendiriyorlar,dahi Bolşevik Menşevik ayrışmasında bile Menşeviklerin Bolşevikleri silmek için Parlamentoda ispiyonculuk yapmalarıda buna ekleniyordu.

Bununlada kalmıyor,Lenin ekim Devrimini sağlamlaştırmak için (Biz buna İLKE diyoruz) Vatanının büyükçe bir bölümünü Almanlara barış karşılığında veriyordu.”

Ulan it,ulan Faşist,RSDİP’i hele de Bolşevikleri, ve Lenin’i en son ağzına alacak kişi sensin.
Sana mı kaldı ulan Lenin’i ağzına almak!
Çarpılırsın KÖPEK!!!

HDP nin Barış Süreci ile ilgili,AKP ile masaya oturmasını,Lenin’in Almanlarla yaptığı Brest Litovsk antlaşmasına benzetebilirsin.
Ama ne zaman Lenin,Almanlarla ya da Çarlık otokrasisiyle birlikte ülke yönetmeye kalktı!!!

Senden daha büyük YALAMACI varmı??
Yalaya,yalaya kimseye yalanacak bir şey bırakmadın zevkli.org sitesinin eski REİSİ!!!

UTANMAZ,AHLAKSIZ,İT!!!
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 07 Mayıs 2015, 20:37:24
Malum Forum’un tekrardan “yöneticisi” konumuna getirilen Komüncü mahlaslı soytarısı,efendisinin önünde kırk takla atmak için hiçbir fırsatı kaçırmıyor.
Neymiş foruma POLİS gelmiş,bu uyanık sayesinde bu POLİS banlanarak ,forum kurtarılmış!

Ulan geri zekalılar,sanal bir ortamda,sanal bir forumda POLİS yoktur diyenin ,kendisi POLİSTİR.
Devlet tabiî ki kolluk güçlerini kullanarak,nasıl reel yaşamı kontrol ediyorsa,sanal alemide kontrol edecek.
Bunu önlemenin yolu varmı!

Bunu gerekçe göstererek,kendi düşüncesine uymayan kişileri ,”yönetici” olmanın kendisine sağladığı avantajla,elinde ban sopası banlamak ve birde üstüne banlanan üyeleri FORUMA  düşman gibi göstermek,ancak bu APOLETLİ "YÖNETİCİ" KOMÜNCÜYE has bir özellik olmalı!

Bu durumdan şikayetçi olan sözde ML lere de bir çift sözüm var.
Marksizm Leninizm’e 7/24 saldırılan bir forumda bulunuyorsanız,bu durumdan şikayet etme hakkınız yok!

Ya adam gibi çıkar Markisizm Leninizmi,bu Marksizm Leninizm düşmanlarına karşı savunursunuz(bu durumda zaten sizi forumda barındırmazlar) ya da bunlara uyup,7/24 sizde bu Marksizm Leninizm düşmanı KOROYA katılırsınız!

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 23 Mayıs 2015, 19:59:35
Malum Forumda bir tartışma sürüyor!
Oportunizm’in ne olduğunu öğrenmek isteyenlerin mutlak bu tartışmayı izlemesi gerek.
Burada Oportunizmin en açık en sade ve en iğrenç hali sergileniyor.

Özgür Toplum mahlaslı kişi,sabah akşam KÖH le yatıp kalkanların aslında gerçek yüzlerini,bunların suratlarındakji maskeyi yırtarak gösterdiğinde ,nerdeyse bu Oportunistler tarafından siyasi linçe tabi tutuluyor.

Davutoğlu HDP binalarına saldıranlar DHKP-C liler demiş.
DHKP-C de yayınladığı bildiride kendilerinin bu bombalamalarla ilgilerinin olmadığını,sol içersindeki hiçbir siyasi oluşuma karşı bu tür eylemlerde bulunmadıklarını beyan etmiş.

Demek ki DHKP-C ye göre HDP SOL İÇERSİNDEKİ BİR SİYASİ OLUŞUM!!!
İyide düne kadar bu hareket size göre,MİLLİYETÇİ,EMPERYALİZMİN İŞBİRLİKÇİSİ,ABD NİN YANDAŞI değimliydi???

Ne olduda bugün SOL içersinde anılmaya hak kazandı!
Ya da ne zamandan beri Milliyetçi,Emperyalizm İşbirlikçisi Hareketler sol içersinde yer almaya başladı!

Baştan sona ilkesizlik ve en adisinden oportunizm!
Ne yazık ki DHKP-C nin bu açıklamasının üzerine diğer Oportunistler balıklama atladılar ve CEPHE ye karşı güzellemeler yazmaya başladılar.

Bir anda HDP ye,KÖH’e ve onun ulusal önderi Öcalan’a karşı her tür hakareti yapmaktan çekinmeyenler,düne kadar KÖH’ün ve HDP’nin yanında olduklarını söyleyen SAHTEKARLARCA BAŞ TACI yapılmaya başlandı.

Ben yaşamım boyunca böyle bir İĞRENÇLİK görmedim!
Şimdi bu utanmaz,arlanmaz,Oportunistlere diyeceklerim var!!!

Edirnede iki veya üç yıl önce Halk Cephesi üyeleri MHP li Faşistler tarafından LİNÇ edilmek istenirken,Halk Cepheli militanlar kendilerini kurtarmak için Faşistlere şöyle diyorlardı;
BİZE VURMAYIN BİZ PKK Lİ DEĞİLİZ BİZ VATANSEVERİZ!!!

Sıkışınca iki dakikada PKK yı satan CEPHELİLER’i siz BAŞTACI yapmaya devam edin.
Hadi Borga ve 1955’in bu tavrını anlamak zor değil.
Onlardan farklı bir tavır beklemek zaten yanlış olur.

Ya siz Kürt Yurtseverleri siz nasıl bu kadar BALIK HAFIZALI olabilirsiniz!
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 24 Mayıs 2015, 13:18:41
Suat Dostum iyi yakalamış Halk Cephesi'nin bildirisindeki püf noktasını.
Ne diyor bildiride;

"Adana ve Mersinde Kürt halkının iradesi olan HDP secim bürolarını bombaladı buna sessiz kalmayacağız izin vermeyeceğiz.
Kürt halkına destek için yapacağımız yürüyüşe tüm halkımız davetlidir.
Yer: Sibel Yalçın Parkı
Saat: 17.00
Tarih: 24.05.2015"

Şimdi ne var bu bildiride,BRAVO Halk Cephesine diyeceksiniz.
Zaten Malum Forumda da yayınlanan bu bildiriye,Bezirganbaşı SAZAN gibi atlamış ve teşekkür etmiş.

Sadece o mu,başta Borga olmak üzeri pek çok SAZANDA teşekkürü basmış.
Asıl ilginç olanı,HDP içersinde KÖH dışındaki bileşenlerin mensuplarından da bildiriye teşekkür gelmiş.


Şimdi bakalım bu bildirideki YANLIŞLIĞI ,HDP içersindeki KÖH dışındaki bileşenler görebilecek mi???
Hadi size Kuyrukçu diyorlar!
Kanıtlayın KUYRUKÇU olmadığınızı!

HDP bildiride yer aldığı gibi KÜRT PARTİSİ Mİ?
HDP hangi iradeyi temsil ediyor?
Tüm halkların ve Ezilenlerin iradesini mi,yoksa Kürt Halkının iradesini mi?

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Seyrusefer - 26 Mayıs 2015, 07:38:47

Ben yaşamım boyunca böyle bir İĞRENÇLİK görmedim!
Şimdi bu utanmaz,arlanmaz,Oportunistlere diyeceklerim var!!!

Edirnede iki veya üç yıl önce Halk Cephesi üyeleri MHP li Faşistler tarafından LİNÇ edilmek istenirken,Halk Cepheli militanlar kendilerini kurtarmak için Faşistlere şöyle diyorlardı;
BİZE VURMAYIN BİZ PKK Lİ DEĞİLİZ BİZ VATANSEVERİZ!!!

Sıkışınca iki dakikada PKK yı satan CEPHELİLER’i siz BAŞTACI yapmaya devam edin.
Hadi Borga ve 1955’in bu tavrını anlamak zor değil.
Onlardan farklı bir tavır beklemek zaten yanlış olur.

Ya siz Kürt Yurtseverleri siz nasıl bu kadar BALIK HAFIZALI olabilirsiniz!
veda
[/b]

Gerçekten anlaması zor bir durum. Anladığım kadarıyla yıllar önce mücadelen kopmuş, ve ne mücadele veriyorsun deyince ortaya koyacak hiçbir şeyi olmayan bir insan, 70'lerin sonundan beri kesintisiz olarak mücadele veren iki hareketin, devletin bir provokasyonu karşısında dayanışma göstermesinden rahatsızlık duyuyor ve böyle bir yorum yapıyor...

Çirkin, acınası ve zavallıca. Kullanılan argüman ise rezil ötesi:

Edirne'de Halk Cephesi üyeleri dergi satışı yapıyormuş, faşistler saldırmış ve bir Halk Cephesi üyesi "Biz PKK'lı değiliz." demiş!

"Sıkışınca iki dakikada PKK yı satan CEPHELİLER’i siz BAŞTACI yapmaya devam edin." demiş arkadaş. Bir tane Halk Cephesi üyesi belki korktu, belki zayıflık gösterdi... Bırakalım bunu sıkışınca yoldaşlarını bırakıp kaçan da çıkar, askerin polisin karşısında selam duran da çıkar, yoldaşlarını satan da çıkar... Sanki Halk Cephesi, üyelerine yönelik faşist saldırılarla ilgili böyle bir açıklama yapmış.

Bu kadar ahlaksızca, bu kadar rezilce bir söylem olabilir mi?
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 26 Mayıs 2015, 09:27:37
"BİZE VURMAYIN BİZ PKK Lİ DEĞİLİZ BİZ VATANSEVERİZ!!!
Doğru bu kadar AHLAKSIZCA bu kadar REZİL bir söylem olamaz.

Bu söylemde sorun Halk Cephelinin korkunca sarf etmek zorunda kaldığı ,ağzından öylesine çıkmış bir cümle değil.
Sorun burada Halk Cephelinin söyleminde somutlanan Sosyal Şoven,Sosyal Yurtsever ZİHNİYET.

Ama senin gibi Sosyal Faşistin bunu anlaması olası değil.
Çünkü senin zihniyetin de aynı zihniyet!!!

Yıllarca PKK yi Emperyalizmle işbirliği içersinde göster,Kürtlerin ulusal önderine 7/24 küfür et,HDP yi bu ülkeyi bölmek isteyen bir Amerikan Projesi olarak ilan et,işine gelince de,sıkışıncada biz HDP nin yanındayız de!

Samuel Jackson ne de güzel söylemiş;
YURTSEVERLİK ALÇAKLARIN SIĞINACAĞI EN SON LİMANDIR diye!

"BİZE VURMAYIN BİZ PKK Lİ DEĞİLİZ BİZ VATANSEVERİZ!!!"
Şimdi bu söz Samuel Jackson'un söylediği ile daha bir anlam kazanıyor!

Senin gibi Sosyal Faşistlere ve diğerlerine Vatanın ve Milletin Bölünmez Bütünlüğü yolunda PKK li "Hainlere" karşı mücadelenizde "başarılar"!!!
Sizler VATANSEVER,onlar PKK li olduğu için VATAN HAİNİ YA!!!

veda






Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 26 Mayıs 2015, 16:19:35
Konunun daha iyi anlaşılması adına,algı yetersizliği olanlarında anlayabilmesi adına bir ekleme yapmak istiyorum.

"BİZE VURMAYIN BİZ PKK Lİ DEĞİLİZ BİZ VATANSEVERİZ!!!

Halk Cepheliler bu sözcüğü söylemeden önce Faşistler,Halk Cephelilere saldırırken KAHROLSUN PKK diye bağırıyorlardı!
Bunun üzerine HALK CEPHELİLER ,"BİZE VURMAYIN BİZ PKK Lİ DEĞİLİZ BİZ VATANSEVERİZ!!! diyerek karşılık verdiler.

Umarım Vatanseverlik ya da Yurtseverliğin ne olduğu özellikle de Ezen Ulusa mensup "Devrimcilerin" Yurtseverlikleri'nin ne olduğu,bunun literatürdeki adının SOSYAL ŞOVENİZM,SOSYAL YURTSEVERLİK olduğu anlaşılmıştır
Hoş biz Sosyal Faşistlerin bunu anlayabileceklerinide sanmıyoruz.

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 01 Haziran 2015, 00:16:40
Malum Forum da Özgür Toplum  mahlaslı biri kullandığı kavramların nerelere vardığını bilmeden atıp,tutuyor.
Bu meczupun kulağını birilerinin çekmesi gerekir.
Bakın ne demiş bu meczup;

“Sen ister ona faşist de veya deme devlet üzerinden iktidarı gücü tanımlayanlara FAŞİST denir.Bunun ulus devletçi versiyonları da ırkçı milliyetçi versiyonları bulunabildiği gibi sosyal faşist temelli anlayışlarda vardır”

Ekonomik ve sınıfsal özünden soyutlanmış bir Faşizm tanımı!
Bu tanıma göre Devletin bir sınıf egemenliği,bir sınıfın ,diğerleri üzerindeki baskı ve zor aracı olduğunu tanımlayan ve iktidar olmayı,ancak devleti elinde bulundurmakla olası gören tüm Marksist Leninistler,bu geri zekalıya göre SOSYAL FAŞİST.

Marksistler,Devletsizliğe giden yolda geçici olarak,kendi sınıf egemenliklerine,ta ki tüm dünyada karşıt sınıfı ortadan kaldırana kadar,zorunlu olarak katlanırlar.

Marksistler, kendi sınıf egemenlikleri olan Proletarya Diktatörlüğünü,tüm Dünyadaki Devletleri ortadan Kaldırmanın POLİTİK ŞİDDETİ olarak görürler.

Hadi forumdaki sicilli Marksizm Leninizm düşmanlarının ses çıkarmamalarını anlıyoruz ama,kendine Marksist Leninistim diyenlerden de çıt yok.
Özellikle de Forumun iki Marksist Danışmanından!

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 01 Haziran 2015, 22:27:08
Özgür Toplum denen Anarşist,geçmişten kalma kinini MArksizm-Leninizm'in  üzerine  kusmaya devam ediyor!
Aslında üzerine kustukları,ML falan değil.

Birisi artık iyicene aklı karışmış,ulusalcılık batağında debelenen Turgut Fatsa !
Diğeri ise ne dediğini kendinin bile anlamadığı,kendi sırça köşkünde ,kendi bilincinin  bile inanmakta zorluk çektiği düşüncelere,tıpkı bir Derviş sadakatıyla inanan Hasan Karataş.
Şimdi bunlar ML ise bende ML değilim.

Bu arkadaş her gördüğü sakallıyı dedesi sandığı gibi,her kesi ML sanma cahilliği içersinde debeleniyor.
Bir siyasi oluşumun kendini ML ilan etmesi onu ML yapmaz,önce bunu öğreneceksin Bay Anarşist!

Komünistler,daha senin ağababaların dile getirmezken,sonul amaçlarının SINIFSIZ VE DEVLETSİZ bir toplum olduğunu söylüyorlardı.
Sınıfsız çünkü,Devleti var eden,onun ortaya çıkmasını sağlayan SINIFLARDIR.

Komünistler öyle soyut bir Devletsizlikten söz etmezler.
Devletsizlik dedik mi,onu var eden maddi koşullarıda beraberinde ortaya koyarız.

O nedenle bizim Sosyalizm anlayışımız BİLİMSELDİR.
Anarşistler gibi ÜTOPİK değildir.

İşçi Sınıfı Komünist Manifesto da belirtildiği gibi ,önce bulunduğu topraklarda siyasi erki burjuvaziden alacak,onu mülksüzleştirecek,kendi sınıf egemenliğini kurarak,toplumda kendini egemen konuma,ulus konumuna yükseltecektir.

Artık bir Dünya Sistemi haline gelmiş Kapitalizm tüm dünya üzerinden ortadan kaldırılmadan,yine evrensel olarak Burjuvazi siyasal,ideolojik ve ekonomik olarak mülksüzleştirilmeden,Devlet bizlerin zorunlu olarak katlanmak zorunda olduğumuz bir olgudur.

O nedenle Marks Kapitalist Toplumdan,Komünist Topluma geçerken bir siyasal geçiş dönemi öngörmüş ve bu siyasal geçiş döneminin Devletine,PROLETARYA DİKTATÖRLÜĞÜ demiştir.

Bu geçiş dönemi sınıf mücadelesinin en keskin yaşandığı bir dönemdir.
Ve Proletaryanın bir dünya sistemi olan Kapitalizmi yer yüzünden kaldırmak için Devlete gereksinmesi vardır.
Bu işler Kapitalizm koşullarında,mülkiyet ilşkilerine dokunmadan,Burjuvazi ile kardeş,kardeş yaşayarak olmaz.

Gerek Reel Sosyalizmin çöküşü bize gösterdiği,gerekse sonrası yaşananlar asıl sorunun,Proletarya Diktatörlüğünün ,kimin Diktatörlüğü olduğu sorusunun yanıtında ortaya çıkmaktadır.
Yine Marks Proletarya Diktatörlüğünü,bir partinin,bir azınlığın değil sınıfın diktatörlüğü olarak tanımlar.

Sınıfın Diktatörlüğü demek,sınıfın öz örgütleri olan SOVYETLERİN diktatörlüğü anlamına gelir.
Sovyetlerde,yatay örgütlenmiş,merkezi olmayan,hiyerarşi içermeyen en önemliside DOĞRUDAN DEMOKRASİYİ işleyiş ilkesi olarak benimsemiş komünal yapılanmalardır.

Proletarya Diktatörlüğü,sınıfın diktatörlüğünü ML ler böyle anlar.
Geçmişteki yanlışlar üzerinden bugün bu saptamayı yaparlar.
PD ,Doğrudan Demokrasiyi işleyiş ilkesi olarak içselleştirmiş,yatay örgütlenmiş,hiyerarşik olmayan SOVYETLERİN toplamıdır.
Sağa sola,Marksist olmayanlara siz kendi ideolojinizi bile bilmiyorsunuz diye ukalalık edeceğine,biraz daha Marks’ı okumanda yarar var.

Bu arada tüm yaşamı Marksizmi araştırmakla geçmiş,bu uğurda ömrünün büyük bir kısmını zindanda tüketmiş Negriye karşı daha saygılı ol!
Senin daha tezeklerin,kanalizasyona ulaşmadan Negri bu mücadelenin içersindeydi.

En azından katılırsın,katılmazsın ancak Marksist Çevrelerde ilgi görmüş ve hala pek çok tezi tartışılmakta olan Negri için ettiğin lafın adı belli de,bence bunu okuyanlar koysun.
veda
[/i]
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 05 Haziran 2015, 19:26:36
“Neyse sonucu önceden belli olan seçimlere katilin bakalım ve bunu da devrimcilik olarak yedirin. Hepinizin kuzu gibi olduğunuzu keyifle seyredeceğim.”

“Sonuçları sormayın. Sonuçları 4 parti ve devlet biliyor. Oy verenler organizasyonun malzemesi olarak görev yapmaktadır. Onlar için komünist veya devrimci diye bir yakıştırma da bulunmayin. Komünistler hiçbir zaman malzeme olmadılar. Onlar her zaman özne oldular.”

Yukardaki alıntılar Malum Forumun anlı,şanlı Danışmanı,”Marksolog” ve En “Komünist” Hasan Karataş’a ait.

Bugüne kadar Devletle savaşmayın Devleti MEŞRU kılarsınız,işçi sınıfının sosyo ekonomik hakları için mücadele vermeyin,Sermayeyi MEŞRU  kılarsınız diyerek, kendini kapattığı SIRÇA KÖŞKÜNDE yaşamdan kopuk bir hayat yaşayan Hasan Karataş, şimdi tutmuş bugüne değin savunduklarına bakmadan ,ÖZNE olunması gerektiğinden bahsediyor.

Önümüzde akıp giden yaşamın hiçbir noktasında olmayacağız,bu yaşama,birilerini MEŞRU kılmamak için müdahale etmeyeceğiz ama her nasılsa ÖZNE olacağız.

Göktanrı bu arkadaşa akıl ,fikir versin.
Bu arkadaşın gidişatı çok vahim!

Birde bu adan İnternet’in nicel olarak en büyük forumlarından birinin DANIŞMANI.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 18 Haziran 2015, 20:43:17
Malum Forum da bir katılımcı bugün Demirtaş’ın “Eğer İlkelerimiz içersinde yer alırsa,biz bir AKP,CHP koalisyonunu dışarıdan destekleriz” sözünü aktararak,bu söylem üzerinden  HDP yi eleştirmiş.

Eğer düşünce dağarcığında bir şeyler taşıyorsan,yani heybende bir şeyler varsa,çıkar buna mantıklı vr makul bir yanıt verirsin.
Ama bunlardan yoksunsan,tek ezberinde yer almış SOSYAL FAŞİST (Ne anlama geldiğinide bilmezsin) nitelemesi ile bu eleştiriyi yöneltenlere yanıt vererek bir halt ettiğini sanırsın.

HDP nin kuyruğuna yapışarak varlıklarını sürdürmeye çalışan,dolayısıyla ilkesellikten ve ideolojik bağımsızlığından vaz geçmiş  bazı “komünistlerde” bu koroya iştirak etmişler.

Ancak bizim kuyrukçu “komünistler”  aklınca çaktırmadan Marksizm-Leninizm’e saldırmayı adet edinmiş,o forumdaki görevi bu olan bir meczupun ,alay edercesine “Burjuvasız burjuva devrimini yürüten büyük devrimci "bolşevik" Lenin değil miydi??
peki kardeşim siz o kadar "kapitalizmi" burjuvasız geliştirdiniz de gidip HDP ye ne laf atıyorsunuz.” demesini nedense atlamışlar.”

Burjuvasız Burjuva Devrim de  neymiş diye tek bir Allahın kulu da sormamış.
Bu arada Lenin’i tanımlayan Bolşevik kelimesinin parantez içersine alınmasıda ayrı bir ahlaksızlık.
Bu ahlaksızlığa ve utanmazlığa sessiz kalan ÇAKMA KOMÜNİSTLER,bir kez daha KUYRUKÇULUĞUNUZ ve MARKSİST LENİNİST olmadığınız ortaya çıktı.

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 22 Haziran 2015, 18:48:11
Marksizmden istifa etmiş bir meczup,  ezberindeki tek kavram olan SOSYAL FAŞİSTİ,kendisinden olmayan herkesi nitelemekte kullanmaktadır.
Bu meczup,o kıt bilgisiyle önüne ardına bakmadan Marks’ın Hindistanla ilgili söylediklerini eleştirmiş!

Bu meczupa göre Marks,Sömürgecilikten yana.
Oysa bu geri zekalı Marks’ın ne dediğini tam anlasa,böyle gerzekliklerde bulunmayacak.
Bakalım Marks bu konuda ne demiş:

"Ne var ki,  İngilizlerin  Hindistan'a getirdikleri sefaletin esas olarak farklı ve tüm Hindistan'ın daha önceleri çekmiş olduğundan sonsuz ölçüde daha yoğun türden olduğundan kuşkuya yer yoktur.” (Marx-Engels,Seçme Yapıtlar Cilt:1, Hindistan’da İngiliz Egemenliği)"
"Demek ki, sorun, İngilizlerin Hindistan'ı fethetmeye hakları olup olmadığı değil, Türkler, Persler, Ruslar tarafından fethedilmiş Hindistan'ı, İngilizler tarafından fethedilmiş Hindistan'a yeğleyip yeğlemeyeceğimizdir. İngiltere'nin Hindistan'da yerine getirmesi gereken ikili bir görevi vardır: biri yıkıcı, öteki yenileyici — eski asyatik toplumun ortadan kaldırılması, ve Asya'da Batı toplumunun maddi temellerinin atılması.”A.g.e

Marks, burada öncelikle İngiliz işgalinin Hindistan Halkı için eskisinden çok daha fazla sefalete yol açacağının kaçınılmazlığını dile getirmiştir.
Yani burada işgali onaylama ya da haklı bulma gibi bir durum yoktur.
Burada, kaçınılmaz olan işgalin sahibi ülkeler arasında, bir tercih söz konusudur.

Türkler veya Moğollar eğer Hindistan'ı işgal ederlerse,yakıp,yıkıp,var olanı da yok edecekler ve kendi kendini tekrarlayan bu Asyatik üretim tarzının egemen olduğu toplum kendi kendini tekrarlamaya devam edecektir.
Oysa İngilizler burada yıkım gerçekleştirecekler ama aynı zamanda da bu zinciri kırarak,yani Asyatik yapıyı sonlandırarak,Kapitalizm'in gelişiminin maddi temellerini de atmak zorunda kalacaktır

Özetlersek;
1)İşgal Kaçınılmaz
2)Bu işgale direnecek bir karşı güç yok
3)Yukardaki iki koşul da işgale yönelecek ülkeler arasında,Hindistan'ın sonraki gelişmesiyle ilgili bir tercih var.
Durum böyle iken Marks’ı Sömürgeci görmek ancak ideolojik alanda kendilerine yer açmak için,Marksizm’e saldırmak zorunda kalan bu meczupa yakışır.
Marks'ı Sömürgeci görmekle,Sn Öcalan'ı Emperyalizmle işbirliği içersinde görmek,bana göre AYNI SAKAT MANTIĞIN BİR TEZAHÜRÜDÜR.

EY MALUM FORUMDA  KENDİNİ MARKSİST LENİNİST OLARAK NİTELEYENLER,MALUM FORUMUN MARKSİST DANIŞMANLARI, NEDEN BU YAZILARA SESİNİZ ÇIKMIYOR???
YOKSA SİZLERE GÖREDE Mİ MARKS SÖMÜRGECİYDİ!!!

Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 25 Haziran 2015, 19:48:52
“DGM'yi ezmiştik,sırada MESS vardı. Hadi MESS'ide ezseydik adımıza Devrimcimi denecekti?
Ya da son işçi eylemlerinin hangisi Devrimci? Ve HDP neden Bursa'ya dönüp bakmadı?
"Sınıf savaşçıları" heyecandan ağlamaklı naralar atarken HDP ve yapılanmaları BOSCH'un oyununu,AB'nin T.C'ye uyarısını ilk günden görmüştü. “

Bu yazıyı yazan it,bir zamanlar hasbelkader içersinde bulunduğu bir siyasi yapıya alenen hakaret ediyor.
Bu it bununlada kalmayarak,Bursadaki Metal Direnişini,tıpkı RTE’nin ağzıyla,bir dış komplo olarak görüyor.

Sınıf Devrimcileri geçmişte DGM yi de,MESS i de ezdiler,tek yanlışları senin gibi Faşistleri,Zevkli.org sitesinin Reisi’ni, Faşist ISPARA ALP’’in ülküdaşını içlerinde barıdırmak oldu.

Yazdıkça,altı kazınınca o iğrenç faşist yüzün nasılda ortaya çıkıyor!
Gün gelecek,sınıf devrimcileri,ahlaksızca küfür ettiğin kadın yoldaşlarımız bunun hesabını senden çok kötü soracaklar.
HESAP GÜNÜ YAKLAŞIYOR!

Bu İT'İN kim olduğunu söylemeye gerek yok.
Bu yazıyı okuyan herkes bu İT'İN kim olduğunu gayet iyi biliyor.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: ÖzgürToplum - 28 Haziran 2015, 16:21:00
Alıntı
Marksizmden istifa etmiş bir meczup,  ezberindeki tek kavram olan SOSYAL FAŞİSTİ,kendisinden olmayan herkesi nitelemekte kullanmaktadır.
Bu meczup,o kıt bilgisiyle önüne ardına bakmadan Marks’ın Hindistanla ilgili söylediklerini eleştirmiş!

Bu meczupa göre Marks,Sömürgecilikten yana.
Oysa bu geri zekalı Marks’ın ne dediğini tam anlasa,böyle gerzekliklerde bulunmayacak.
Bakalım Marks bu konuda ne demiş:

"Ne var ki,  İngilizlerin  Hindistan'a getirdikleri sefaletin esas olarak farklı ve tüm Hindistan'ın daha önceleri çekmiş olduğundan sonsuz ölçüde daha yoğun türden olduğundan kuşkuya yer yoktur.” (Marx-Engels,Seçme Yapıtlar Cilt:1, Hindistan’da İngiliz Egemenliği)"
"Demek ki, sorun, İngilizlerin Hindistan'ı fethetmeye hakları olup olmadığı değil, Türkler, Persler, Ruslar tarafından fethedilmiş Hindistan'ı, İngilizler tarafından fethedilmiş Hindistan'a yeğleyip yeğlemeyeceğimizdir. İngiltere'nin Hindistan'da yerine getirmesi gereken ikili bir görevi vardır: biri yıkıcı, öteki yenileyici — eski asyatik toplumun ortadan kaldırılması, ve Asya'da Batı toplumunun maddi temellerinin atılması.”A.g.e

Marks, burada öncelikle İngiliz işgalinin Hindistan Halkı için eskisinden çok daha fazla sefalete yol açacağının kaçınılmazlığını dile getirmiştir.
Yani burada işgali onaylama ya da haklı bulma gibi bir durum yoktur.
Burada, kaçınılmaz olan işgalin sahibi ülkeler arasında, bir tercih söz konusudur.

Türkler veya Moğollar eğer Hindistan'ı işgal ederlerse,yakıp,yıkıp,var olanı da yok edecekler ve kendi kendini tekrarlayan bu Asyatik üretim tarzının egemen olduğu toplum kendi kendini tekrarlamaya devam edecektir.
Oysa İngilizler burada yıkım gerçekleştirecekler ama aynı zamanda da bu zinciri kırarak,yani Asyatik yapıyı sonlandırarak,Kapitalizm'in gelişiminin maddi temellerini de atmak zorunda kalacaktır

Özetlersek;
1)İşgal Kaçınılmaz
2)Bu işgale direnecek bir karşı güç yok
3)Yukardaki iki koşul da işgale yönelecek ülkeler arasında,Hindistan'ın sonraki gelişmesiyle ilgili bir tercih var.
Durum böyle iken Marks’ı Sömürgeci görmek ancak ideolojik alanda kendilerine yer açmak için,Marksizm’e saldırmak zorunda kalan bu meczupa yakışır.
Marks'ı Sömürgeci görmekle,Sn Öcalan'ı Emperyalizmle işbirliği içersinde görmek,bana göre AYNI SAKAT MANTIĞIN BİR TEZAHÜRÜDÜR.




marksın görüşlernin sömürgeci olduğunu değil lenin açısından "sömürgeci" görüleceğini söyledim.Marks bu sözleri söylerken kafasına koyduğu temel "üretici güçler teorisi" nin gelişiminin işlemesini istiyordu.Bu amaçla slav ve benzeri anti sömürgeci ayaklanmaları "gerici" ilan ederek desteklememiştir hindistan da böyledir.

Lenine gelince bu işin değiştiğini söylemek istemiştim.Marks da bulamayacağın "emperyalizm" tezleri aslında leninin marksın tezlerini "revize" etmesidir.Kendisi artık EMPERYALİZM süreciyle KAPİTALİZMİN girdiği GERİCİ aşamadan bahseder böylece rusya gibi "üretici güçlerin yeterli seviye de olmadığı" ülkelerde "tamamlanmamış burjuva devrimi" KOMÜNİST PARTİLER eliyle tamamlanacaktır.Lenin hiçbir zaman SSCB den "proleterya diktası" diye bahsetmedi ona "işçi köyü iktidarı dedi aslında bunun diğer bir adı "demokratik devrim" dir.Sonrasında gelenler ne kadar sscb yi "pd" şeklinde yansıtsalarda aslında uzakdoğudaki "yoldaşları" lenini daha iyi anladılar ve MDD den veya DHD den bahsederek MAOİZMİN temellerini leninin tezleri üzerine kurdular




"özgürtoplum adlı anarşist" diye bir yazı yazmısın.Öncelikle belirteyim ben bir "anarşist" değilim anarşizmi de marksizm gibi "kapitalist moderniteyi" ve onun felsefik yapısı "pozitivizm"den kopamamakla suçlarım.




2. ENTERNASYONAL olmak bir PARTİ den öte bir ZİHNİYET ile ilgilidir.Bu noktada ML leri enternasyonal ve özgürlükçü gördüklerimi desteklerim aynı Kobane de savaşan enternasyon al ML ler gibi.Çünkü ENTERNASYONALİZM devlet sınırlarını aşmaktır bu hem devrimci mücadele için hem de zihniyet yapısı için geçerlidir bugün "kürdistana sömürge diyemeyen" oportünistleri ML den görmek hatadır onlara sadece SOSYAL FAŞİST diyebiliriz.

SOSYAL FAŞİZM i de KORPORATİZM üzerinden tanımlamak lazım.Sınıfsal bir tanım koymadığımdan bahsetmişsin aslında "sınıfsal" dır söylemek istediğim DEVLETİN kendisi sınıfsallığı hiyerarşiyi ve tahakkümü yaratır o yüzden "devlet üzerinden sosyal refahı getireceğiz" anlayışı aslında KORPORATİST bir anlaıyıştır.Yani "elitistlerin" sosyalizmden bahsetmeleri ve devrimi bu yönlü görmeleri de aynı şekilde "sosyal faşistçe" bir tutumdur kürdistan üzerine "sömürge diyemeyen"  sol unsurlar için uygun bir sözdür sadece sosyal şoven değil aynı zamanda türkiye devlet sınırarından kopamadıklar devlet anlayışından kopamadıkları için SOSYAL FAŞİSTTİRLER.





Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: ÖzgürToplum - 28 Haziran 2015, 16:55:37
Alıntı
Gerek Reel Sosyalizmin çöküşü bize gösterdiği,gerekse sonrası yaşananlar asıl sorunun,Proletarya Diktatörlüğünün ,kimin Diktatörlüğü olduğu sorusunun yanıtında ortaya çıkmaktadır.
Yine Marks Proletarya Diktatörlüğünü,bir partinin,bir azınlığın değil sınıfın diktatörlüğü olarak tanımlar.

Sınıfın Diktatörlüğü demek,sınıfın öz örgütleri olan SOVYETLERİN diktatörlüğü anlamına gelir.
Sovyetlerde,yatay örgütlenmiş,merkezi olmayan,hiyerarşi içermeyen en önemliside DOĞRUDAN DEMOKRASİYİ işleyiş ilkesi olarak benimsemiş komünal yapılanmalardır.

Proletarya Diktatörlüğü,sınıfın diktatörlüğünü ML ler böyle anlar.
Geçmişteki yanlışlar üzerinden bugün bu saptamayı yaparlar.
PD ,Doğrudan Demokrasiyi işleyiş ilkesi olarak içselleştirmiş,yatay örgütlenmiş,hiyerarşik olmayan SOVYETLERİN toplamıdır.
Sağa sola,Marksist olmayanlara siz kendi ideolojinizi bile bilmiyorsunuz diye ukalalık edeceğine,biraz daha Marks’ı okumanda yarar var.



Önceki yazımda da söyledim burada "reel sosyalizm" deneyiminin kuruluşu rusya gibi bir ülkede gerçekleşmiştir ve "pd olabilecek bir üretici güç seviyesi" yokken gerçekleşmiştir.Leninin tezleri de işte bu yönlü bir revizyon içerir.Yani reel sosyalizmin doğuşu zaten kapitalizmi geliştirmek amaçlıydı ve sonunda "sosyalizme varılacaktı" yani seviyeye ulaşınca öyle olacağı düşünülüyordu fakat kendi burjuvalarını üretti.İşe burada sormamız gereken soru bu "üretici güçlerin seviyesinin üretim ilişkilerini şekillendirdiğine" ilişkin görüşün ne kadar BİLİMSEL ve ne kadar DEVRİMCİ olup olmadığıdır.Bana göre çift yönlüdür bilimseliği sorgulanır çünkü kapitalist modernite POZİTİVİZMİNİ ve bu yönlü İLERİCİ-GERİCİ ilerlemecliği aşmamıştır.Peki DEVRİMCİLİĞİ ne yönlü sorgulanır??? işte bu sorgulamayı ilk leninden başlayarak yapmamız lazım.Rusyada devrimi kılıfa uydurmak için yazılan nisan tezleri gibi tezler varken bizim bu teoriyi devrimci lan etmemiz ne açıdan doğrudur??? bu sorgulanmalıdır.


sevgili veda,komünal örgütlenmelerin otoriteyi elinde bulunduğu bir sürece DEVLET demek anlamsızdır.Zaten REEL SOSYALİZM ile kast edilen komünal örgütlenmeler değil PARTİ ÖNCÜLÜĞÜNDE BİR İLERLEME sürecidir ve bu sürecin PARTİ DİKTASI olması da NORMAL karşılanmalıdır çünkü söylediğim gibi amaç ÜRETİCİ GÜÇLERİ geliştirmek olduğu için bunu "burjuva gerçekleştiremiyorsa" yani devrimci barutunu yitirdiyse biz devleti ele geçirir ve geliştiririz anlayışıdır.


Bu söylediklerim doğrultusunda tartışma yapabiliriz.ANcak anladığım kadarıyla "SF den banımı talep ediyorsun" veya talep etmekten ziyade banlamadıkları için ELEŞTİRİYORSUN.Bu forumun yapısını bilmiyorum ben marksist veya ML değilim ancak marksizmi eleştiriyor veya ML yi eleştiriyor diye karşı çıkılması da anlamsızdır.Benim söylemlerin leninden anladıklarım ve  leninin söylemlerine ilişkindir reel sosyalizmin kuruluşuna ilişkindir.Eğer sen hayır öyle değil böyle dersen dinlerim tartışırız.

Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 28 Haziran 2015, 18:58:09
Özgür Toplum Arkadaş;
Öncelikle Foruma hoş geldin!

Umarım yararlı tartışmalar yaparız.
Biribirimizin hem öğretmeni,hem öğrencisi oluruz.

Ancak öncelikle yazdıkların sana özgü,kendi düşüncelerin olsun.
Değerli Dostum Suat'ın cümlelerini,her yerde tanırım.
Yazdıklarının bir çoğu ondan alınmış sanki.

Suatla biz bu konuları yıllardır tartışıyoruz.
EF ye bakarsan,pek çok başlıkta bu konular üzerine tartıştığımızı görürsün.

O da bende, sonunda bıktık bu tartışmalardan.
Baktık ki bu tartışmalar dostluğumuza zarar vermeye başladı,bizde bıraktık bu tartışmaları.

Suat Marksist değil,ben ise Marksistim.
İkimiz arasındaki tartışmaların kimseye bir yararı yok.

Sana gelince!
Yukarda da belirttim,kendi düşüncelerinle geleceksen,buyur gel tartışalım.

Hoş sende ben Marksist değilim diyorsun.
Bu nedenle bu tartışmalar benim için yararlı değil,ama çok istiyorsan istediğin konuyu tartışabiliriz.

Ama tartışmadan önce iki noktayı belirteyim.
Birincisi,sende kendini ideolojik olarak tanımlamalısın.
Marksist değilsen,Anarşist değilsen nesin?
Apocumusun?

İkinci olarakta bu forumun formatı ML üzerinedir.
Bu demek değilki ML olmayan burada yazamaz.

Yazar, ama bizlerin değerlerimize karşı hassasiyetimizi göz önüne alarak.
Bizler,KÖH nin değerlerine karşı hassasiyetlerine saygılıysak,onlardan da aynı hassasiyeti bekleriz.
Nasılki bu forumda Sn Öcalan'a Emperyalizmle işbirliği içersindedir dedirtmiyorsak,Marks'a da Marks Sömürgecilikten yanadır dedirtmeyiz.

Sana bir örnek vereyim.
2007 yılında ben SF de Danışmandım.
Şimdiki admin 1955 yine o zaman forumun yasal sahibiydi.

Bir gün foruma LEO adında EKS li(EKS,Konsey Komünistlerinin bir siyasi yapılanması) bir arkadaş geldi ve Bolşeviklerin ve Lenin'in elinde kan vardır.Bunların elleri kanlıdır dedi.
Bizde bu arkadaşı uyardık ve değerlerimize saygılı olmasını istedik.

Ancak bu arkadaş işi dahada ileri götürdü ve hakaretlerine devam etti.
Bizde sonunda bu arkadaşı forumdan uzaklaştırdık.

Bunun üzerine bezirganbaşı 1955 bu LEO ya,REYTİNG uğruna  sahip çıktı ve forum ağası olması nedeniyle bende dahil bir sürü arkadaşı forumdan uzaklaştırdı.
SF deki o meşhur 2007 ayrılmasının nedeni bu olmuştur.

Neyse fazla uzatmayayım.
Sonuçta umarım biribirimizi biraz olsun anladık.
Yeniden hoş geldin.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: ÖzgürToplum - 28 Haziran 2015, 19:20:56
sevgili veda,öncelikle hoş bulduk bu forum ortamlarında yeni olduğum için nerede ne yazacağım konusunda ben de yavaş yavaş alışıyorum.O nedenle böyle bir cevap vermek istedim.

Apo-cu musun ve benzeri -izm leri kullanmaya çekinsem de PARADİGMA konusunda KÖH ile aynı rayda olduğumuz doğrudur aynı şekilde enternasyonal forum da sevgili suatın görüşlerini de bilir ve desteklerim.


Alıntı
Sana bir örnek vereyim.
2007 yılında ben SF de Danışmandım.
Şimdiki admin 1955 yine o zaman forumun yasal sahibiydi.

Bir gün foruma LEO adında EKS li(EKS,Konsey Komünistlerinin bir siyasi yapılanması) bir arkadaş geldi ve Bolşeviklerin ve Lenin'in elinde kan vardır.Bunların elleri kanlıdır dedi.
Bizde bu arkadaşı uyardık ve değerlerimize saygılı olmasını istedik.

Ancak bu arkadaş işi dahada ileri götürdü ve hakaretlerine devam etti.
Bizde sonunda bu arkadaşı forumdan uzaklaştırdık.

Bunun üzerine bezirganbaşı 1955 bu LEO ya,REYTİNG uğruna  sahip çıktı ve forum ağası olması nedeniyle bende dahil bir sürü arkadaşı forumdan uzaklaştırdı.
SF deki o meşhur 2007 ayrılmasının nedeni bu olmuştur.

Neyse fazla uzatmayayım.
Sonuçta umarım biribirimizi biraz olsun anladık.
Yeniden hoş geldin.

Yazımda küçük bir kısımda söz etmeye çalışuım fakat anlatamadım."Marksın sömürgeci olduğunu" söylemedim marksın  görüşlerinin leninin zamanında "sömürgeci" görülebileceğinden bahsettim SF deki yazımda bir TAHMİN üzerineydi.Yoksa marks konusunda hindistan ile ilgili görüşleri kendi içerisinde TUTARLI ve sömürgecilikten ziyade KENDİ PARADİGMASI üzerinden bir tespittir bu noktada zaten ona SÖMÜRGECİ ve benzeri sıfatları kullanamam



Bu forumda veya başka forumda devrim adına savaşmış veya uğraşmış olan insanlara "küfür veya hakaret" tarzı bir yaklaşımım olamaz sadece görüş farklılıklarım olabilir zaten onları da gösteririm.




SAYGILAR
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: ÖzgürToplum - 28 Haziran 2015, 19:41:42
Alıntı
Ancak öncelikle yazdıkların sana özgü,kendi düşüncelerin olsun.
Değerli Dostum Suat'ın cümlelerini,her yerde tanırım.
Yazdıklarının bir çoğu ondan alınmış sanki.

sevgili suatla bu konuyu EF de tartışmıştık çoğu nokta da onla aynı görüşlerimiz olması bazı cümlelerimizin benzer olmasını getiriyor.Tabi ben bu noktada "öğrenci" oluyorum sorguladıkça onun söylemlerini de kendi kafamda kendi söylemlerim olu veriyor ve bu şekilde rahatça yazabiliyorum.Zaten kendisi de görüşlerinin aktarılmasında bir sıkıntı duymuyor fakat ben gene de söyleyeyim dedim.

TEKRAR HOŞ BULDUK.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 28 Haziran 2015, 20:05:23
Öncelikle Marks’ın sana göre kafasına koyduğu üretici güçler teorisi denen şey nedir?
Aslında böyle kendinden menkul bir Üretici Güçler Teorisi Marksta yoktur.

Marks Gotha Programının Eleştirisi adlı yapıtında üretici güçler ile üretim ilişkileri arasındaki zorunlu uygunluk yasasından bahsederek,bu yasadaki uygunluğun bozulmasının Toplumsal Devrimleri başlattığını söyler.

Üretici güçler dinamik,üretim ilişkileri ise  statik bir yapıdadır.
Bir süre sonra üretici güçlerin gelişimine,mevcut üretim ilişkileri engel olmaya başlar,yani üretici güçlerle,üretim ilişkileri arasındaki zorunlu uygunluk yasası bozulur.

O zaman toplumda üretici güçlerin özgürce gelişimini sağlayacak yep yeni bir üretim ilişkisi kendini dayatır.
İşte Marks bunu Toplumsal Devrim çağının başlangıcı olarak niteler.

Hindistan olayı yazımda da belirttiğim gibi bir tercih meselesidir.
Bir kere Marks en baştan İnglizlerin,Hindistanı işgalinin bir felaket olduğunu söyler.
Özellikle de bu işgale direnecek Anti Sömürgeci bir gücün olmaması ve bu işgalin kaçınılmazlığı Marks’ı bir tercihte bulunmaya zorlar.

Moğollar ve Türkler Hindistanı işgal ederek orada ne varsa yakıp,yıkacak,mevcut üretim ilişkileri(Asyatik Üretim İlşkileri)üzerinde bir değişim yaratmayacak ve kapalı toplum kendi kendini tekrarlıyarak,üretici güçlerin gelişimini engelliyecek.

Oysa İngilizler,onlarda yakıp,yıksa da diğer taraftan mevcut üretim ilişkilerine son vererek,o kapalılığı ortadan kaldırarak,üretici güçleri geliştirecek bir üretim ilişkisinin ortaya çıkmasına zorunlu olarak aracılık yapacak.
Hindistan sorununun özü budur.

Diğer yanlış Lenin’in Proleter Diktasından hiç bahsetmemiş olduğu yanlışıdır.
Tam tersine Lenin PD nin bir biçimi olan işçilerin,köylülerin demokratik diktatörlüğünden geçici bir süre bahseder ve sonra ,yani 17 Ekim sonrası Devletin Proletarya Diktatörlüğü olduğunu söyler.

Hatta Devrim sonrasında,Ülkemizde Proletarya Diktatörlüğünün Görevleri başlıklı birde makale yazar.
Nereden duymuşsan bunu yanlış duymuşsun.

Ekim Devrimi,Sosyalist bir Devrimdir.
Nisan Tezleri bunun açık kanıtıdır.

Şubat Devrimidir,Burjuva Demokratik olan.
Orada da ikili iktidar vardır.
Sovyetler ve Merkezi İktidar.

“2. ENTERNASYONAL olmak bir PARTİ den öte bir ZİHNİYET ile ilgilidir.Bu noktada ML leri enternasyonal ve özgürlükçü gördüklerimi desteklerim aynı Kobane de savaşan enternasyon al ML ler gibi.Çünkü ENTERNASYONALİZM devlet sınırlarını aşmaktır bu hem devrimci mücadele için hem de zihniyet yapısı için geçerlidir bugün "kürdistana sömürge diyemeyen" oportünistleri ML den görmek hatadır onlara sadece SOSYAL FAŞİST diyebiliriz.

SOSYAL FAŞİZM i de KORPORATİZM üzerinden tanımlamak lazım.Sınıfsal bir tanım koymadığımdan bahsetmişsin aslında "sınıfsal" dır söylemek istediğim DEVLETİN kendisi sınıfsallığı hiyerarşiyi ve tahakkümü yaratır o yüzden "devlet üzerinden sosyal refahı getireceğiz" anlayışı aslında KORPORATİST bir anlaıyıştır.Yani "elitistlerin" sosyalizmden bahsetmeleri ve devrimi bu yönlü görmeleri de aynı şekilde "sosyal faşistçe" bir tutumdur kürdistan üzerine "sömürge diyemeyen"  sol unsurlar için uygun bir sözdür sadece sosyal şoven değil aynı zamanda türkiye devlet sınırarından kopamadıklar devlet anlayışından kopamadıkları için SOSYAL FAŞİSTTİRLER.”

Bana göre Enternasyonal olmak,bir dünya sistemi olan Kapitalizm’in ancak tüm dünyadaki işçilerin ortak etkinliğiyle yıkılacağına inanmaktır.
Enternasyonal olmak,Sosyalizm’i dar ulusal sınırlara hapsetmemektir.

Enternasyonalizm tek başına ,ne halkların kardeşliğine,nede komünist partilerin biribirine yolladıkları dayanışma ve kutlama mesajlarına indirgenebilir.
Enternasyonalizm bir örgütlülüğün,ve bu örgütün ortaya koyacağı eylemliliğin adıdır.

Enternasyonal aynı zamanda,uluslar arası finans olgarşinin dünyasal alandaki stratejisine karşılık verebilecek,yerel partilerin programlarının üstünde,bir programa sahip Dünya Komünist Partisidir.
Enternasyonal bir dünya sistemi olan Kapitalizm’i tüm dünyada  ortadan kaldırmanın adıdır.

Kürdistan benim içinde bir sömürgedir.
Ancak KÖH diğer ulusal hareketlerden bana göre farklıdır.
Yani KÖH ni klasik anlamda bir ulusal hareket olarak görmem.

Bana göre KÖH biçim olarak ULUSAL olsada öz olarak bir Ezilen Hareketidir.
Benim için KÖH nin EDİ BESE siyle,Zapatistaların YA BASTA sı arasında bir fark yoktur.

Faşizm Korparasyonları öngörür ancak tek başına Faşizmi bu şekilde tanımlamak doğru olmaz.
Korparasyonalar,bizim 23 te ortaya atılan Halkçılık ilkesine benzer.
Sınıfsız,İmtiyazsız,Kaynaşmış Bir Kitle.
Korparasyonların ardında ki sınıfsallık önemli olandır.

Faşizm’in tanımı Tekelci Burjuvazinin yığınlar üzerindeki açık,kanlı diktatörlüğüdür.
Kimleride Falşizm’i Tekelci Burjuvazinin en gerici kesiminin,tüm toplum kesimleri üzerindeki açık ve kanlı diktatörlüğü olarak tanımlar.

Devlet bir sınıf egemenliğidir ve iktidardaki sınıfa bağlı olarak farklılıklar gösterir.
Aslında iki tür Devlet vardır.
Bunlar Burjuva Diktatörlüğü ve Proletar Diktatörlüktür.

Ancak bu Devletler biçim olarak kendi içlerinde ayrışırlar.
Burjuva Diktatörlüğü,biçim olarak,Burjuva Demokrasisi,Faşizm,Bonapartist Diktatörlükler şeklinde ortaya çıkar.

ML lerin sonul amacı SINIFSIZ ve varlık nedeni sınıflara bağlı olan,sınıflarla ortaya çıkan,sınıflar ortadan kalkıncada sönümlenecek olan DEVLETSİZ bir toplum yaratmaktır.

Otonomcuların eskiden savundukları bugün ise artık vazgeçtikleri bir cümleyle tamamlayayım.
Proletarya Diktatörlüğü,dünyadaki tüm Devletleri ortadan kaldırmanın ŞİDDETİDİR.

Darılma ama özellikle KÖH ne karşı aldığı tavır nedeniyle siyasal oluşumları Sosyal Faşistlikle nitelemeye sıcak bakmıyorum.
Sosyal Şoven,Sosyal Yurtsever diyebiliriz ama Sosyal Faşist,  Perinçek itinin dışındakilere ağır gelir.

Zaman zaman bende bu hataya düşüyorum.
Buda bir öz eleştiri olsun
veda



Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: ÖzgürToplum - 28 Haziran 2015, 20:47:53
Alıntı
Öncelikle Marks’ın sana göre kafasına koyduğu üretici güçler teorisi denen şey nedir?
Aslında böyle kendinden menkul bir Üretici Güçler Teorisi Marksta yoktur.

Marks Gotha Programının Eleştirisi adlı yapıtında üretici güçler ile üretim ilişkileri arasındaki zorunlu uygunluk yasasından bahsederek,bu yasadaki uygunluğun bozulmasının Toplumsal Devrimleri başlattığını söyler.

Üretici güçler dinamik,üretim ilişkileri ise  statik bir yapıdadır.
Bir süre sonra üretici güçlerin gelişimine,mevcut üretim ilişkileri engel olmaya başlar,yani üretici güçlerle,üretim ilişkileri arasındaki zorunlu uygunluk yasası bozulur.

O zaman toplumda üretici güçlerin özgürce gelişimini sağlayacak yep yeni bir üretim ilişkisi kendini dayatır.
İşte Marks bunu Toplumsal Devrim çağının başlangıcı olarak niteler.

Hindistan olayı yazımda da belirttiğim gibi bir tercih meselesidir.
Bir kere Marks en baştan İnglizlerin,Hindistanı işgalinin bir felaket olduğunu söyler.
Özellikle de bu işgale direnecek Anti Sömürgeci bir gücün olmaması ve bu işgalin kaçınılmazlığı Marks’ı bir tercihte bulunmaya zorlar.

Moğollar ve Türkler Hindistanı işgal ederek orada ne varsa yakıp,yıkacak,mevcut üretim ilişkileri(Asyatik Üretim İlşkileri)üzerinde bir değişim yaratmayacak ve kapalı toplum kendi kendini tekrarlıyarak,üretici güçlerin gelişimini engelliyecek.


sevgili veda,her forumda bundan bahsederim daha dün SF de böyle bir tartışma vardı ben "üretici güçler teorisi" ile ilgili görüşlerimi yazdıydım.

sürü yaşamından komünal yaşama geçişin temelini marks "nesnel süreçlerin zorunluluğu" olarak bahseder yani insanın bilinci "nesnel süreçler." belirlemektedir.Tarihsel materyalizm ve diyalektik materyalizmde buna göre şekillenmektedir marksın sıraladığı ilkel komünal köleci feodal ve kapitalist "toplum"olarak bahsedilen aslında üretici güçlerin aşamasının geldiği yerde senin de bahsettiğin gibi "sistemin krizine" yol açması ve devrimin de üretici güçleri geliştirecek biçimde olmasıdır.Yani marksa göre DEVRİMCİ olan üretici güçlerin gelişimini sağlamalıdır temel ölçü bu dur.Yeri geldiğinde burjuva olur yeri geldiğinde proleter olur bazısına şimdi zamanı değil der (paris komününde olduğu gibi) baızına ise "gerici" der (slav ayaklanmalarına) dediği gibi.




""""""Toplumsal ilişkiler, üretici güçlere sıkı sıkıya bağlıdırlar. Yeni üretici güçler sağlamak için, insanlar, kendi üretim biçimlerini değiştirirler; kendi üretim biçimlerini değiştirmek, yaşamlarını kazanma yollarını değiştirmek için de, bütün toplumsal ilişkilerini değiştirirler. Yeldeğirmeni size feodal beyli toplumu verir; buharlı değirmen ise, sınai kapitalistli toplumu".""""" FELSEFENİN SEFALETİ



anlayış böyle olunca üretici güçleri geliştirme noktasında hindistanın işal edilerek sömürgeleştirilmesi "felaket" olsa dahi batı toplumunu kıscası o bölgeyi "geliştireceği" ölçüde "ilerici" bir gelişmedir marks bunu söyler.Ki öyle de olmuştur bugün hindistanın geldiği konuma bakarsak.

Alıntı
Diğer yanlış Lenin’in Proleter Diktasından hiç bahsetmemiş olduğu yanlışıdır.
Tam tersine Lenin PD nin bir biçimi olan işçilerin,köylülerin demokratik diktatörlüğünden geçici bir süre bahseder ve sonra ,yani 17 Ekim sonrası Devletin Proletarya Diktatörlüğü olduğunu söyler.


"proleterya diktası" işçi köylü diktası demek değildir.Buradaki "köylü" de proleter değildir.Proleter tanımı roma hukukunda "özgür mülksüz kentli" ye dayanıyorken marks bunu kapitalizmin gelişmesi ile yani sanayi geliştikçe herkes "proleterleşecek" dir demiştir yani hepimiz kentli emekçi olacağız küçük burjuva köylü veya şehirli ortada kalmayacak.


İş böyle olunca işçi-köylü iktidarı da iki sınıfın ortak iktidarı olur "proleter diktası" olmaz zaten olabilecek "üretici güçler" seviyesine sahip olmadığı için PROLETER DİKTASI değildir.İşte burada üretim ilişkilerini belirleyen "üretici güçlerin" gelişimi devreye girer.


Lenin EMPERYALİZM süreciyle  kapitalizm gericileşip üretici güçleri taşıyamadığı ve rusya gibi uzakdoğu ülkeleri gibi daha kapitalizmin olgunlaşmadığı burjuva devriminin tamamlanmadığı ülkelerde bu üretici güçler seviyesine ulaşmanın "komünist partiler" eliyle olacağını söyler.Zaten NEP süreci ve hızla kapitalistleşme süreçleri planlamalar bunla ilgilidir sscb de TAYLORİZMİN uygulamaya geçirilmesinin nedeni bunla ilgilidir.Misal sscb de üretimin yapsına bakarsan sert bir TAYLORİST yöntemin kullanıldığı ve hızlıca sanayileşme hamlelerinin yağıldığını görebilirsin çünkü asıl istenen üretici güçlerin geliştirlerek sonunda PROLETER DİKTA seviyesine getirebilmektir.


Zaten MAOİZM i bu yönüyle leninin tezlerine benzetiyorum.Onlarda aynı durumdaydılar aynı hamleleri yaptılar sanayileşme uyguladılar ve hdeflerine ulaştılar çin ekonomisi bugün dünyanın en büyük ekonomilerinden oldu.Komünist parti çevresinde "burjuvalar" oluştu.


O yüzden ben SSCB de PARTİ DİKTATÖRLÜĞÜ hataydı PROLETER DİKTA olmalıydı yaklaşımı hatalı bir görüştür.Leninin sovyet konseylerine bakışı onları "devrimci bir nüve" olarak görmekten öteye gitmez 1918 li yıllarda çoğu sovyetin tasfiyesi de bu nedenledir çünkü devrim oldu evet devrim sovyet konseylerinde örgütlendi fakat PARTİ geilişimi sağlayacak olan belki üretici güç seviyesi tamamlandığında bu sovyetler tekrar canlandırılabilirdi böyle de düşünülüyor olabilirdi fakat reel sosyalizm kuruluş itibariyle PARTİCİİYDİ nedenlerini de açıklamaya çalıştım ÜRETİM İLİŞKİLERİ için gereken ÜRETİCİ GÜÇLERİN rusyada olmaması yani, hala şehir küçük burjuvazisi hala köylüler var önemli olan git gide sanayileşerek bunları ortadan kaldırmak tarımı da sanayileştirerek bir tür "kır proleteryası" yaratmak.




diğer söylediklerine sonra cevap vereceğim



SAYGILAR.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: ÖzgürToplum - 28 Haziran 2015, 21:29:50
Alıntı
Kürdistan benim içinde bir sömürgedir.
Ancak KÖH diğer ulusal hareketlerden bana göre farklıdır.
Yani KÖH ni klasik anlamda bir ulusal hareket olarak görmem.

Bana göre KÖH biçim olarak ULUSAL olsada öz olarak bir Ezilen Hareketidir.
Benim için KÖH nin EDİ BESE siyle,Zapatistaların YA BASTA sı arasında bir fark yoktur.

Zaten değildir en azından "devlet sınırları üzerinden işleyen ve devleti ele geçirmeye" yönelik bir ulusal hareket değildir.Bu yönüyle diğer ulusal kurtuluşçu hareketlerden ayrıldığı gibi zapatistalarla ortaklaşır


Fakat ÖZGÜRLÜK HAREKETİ dememizin sebebi sadece ETNİSİTEL değildir çünkü KÖH ÖZGÜR TOPLUMDUR aslında DEVRİMCİ BİR HALK HAREKETİDİR.

Bu yönlyüe diğer ulusal kurtuluş hareketlerinden ayrılır çünkü KÖH göre SOSYALİZM halkların DEVLETE İKTİDAR VE SERMAYE TEKELİSTLERİNE karlı isyanıdır.u yönüyle diğer DEVLET hedefleyen anlayışlardan ayrılır.


Ben de buna göre yorum yaparım.HALK HAREKETLERİ olarak enternasyonalist ve özgürlükçü ML leri görürüm yani DEVLET SINIRLARINA kapılmayan ENTERNASYONALİZM uğruna mücadele eden ve ELİTİST bir anlayıştan ziyade HALK DEVRİMİNİ içselleştirmiş ML ler benim gözümde DEVRİMCİDİR.Aynı şekilde anarşistler de öyledir.Kendimi de KOMÜNAR olarak görürüm ve komünaliteyi ideolojik felsefik ve imşa anlamında içselleştirmeye çalışırım.




FAŞİZM korporasyonlar önerir bahsettiğin haliyle de POPÜLİSTTİR.Bu anlayışı DEVLET ÜZERİNDEN izah etmemin nedeni SOSYAL ADALETİ EŞİTLİĞİ ve daha da ileri giderek SOSYALİZMİ   ELİTLER yoluyla gerçekleştiren anlayıştır.Yani FAŞİZM TEKELCİ sistemin bütün zorlamalarıyla halka sistemi dayatmasıdır.Bu sınıfsızlığı dayatmak olabilir ulus devletçiliği dayatmak olabilir çeşitliliği olur fakat JAKOBEN bir tavırdır.TEKELCİ BURJUVAZİYLE ilişkisi vardır fakat söylediiğim gibi FAŞİZMİN temeli TEKELCİ olmasıdır yani BURJUVA olabildiği gibi BURJUVA OLMADAN da bu iş yürütülebilir.


İşte bu yönüyle türkiye solunun nasyonalizmini aşamayan kesimleri SOSYAL ŞOVEN oldukları gibi kürdistan devrimi hakkında görüşleri ve jakoben tavırlarıyla da SOSYAL FAŞİSTTİR ler.Burada temell sorun kürdistanın kurtuluş nasıl olacak kürt halkı bunun için özgür bir mücadele mi verecek yoksa bizim JAKIBENLER eliyle türkiye devrimi gerçekleştirilerek kürtlerin hakkı mık verilecek??? işte bu sosyal şovenizmi aşan TEKELCİ ve KORPORATİZMDEN farklı olmayan SORUNLARI BİZ ÇÖZERİZ HALK DA KİMMİŞ anlayışıdır.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 28 Haziran 2015, 23:07:24
“sürü yaşamından komünal yaşama geçişin temelini marks "nesnel süreçlerin zorunluluğu" olarak bahseder yani insanın bilinci "nesnel süreçler." belirlemektedir.Tarihsel materyalizm ve diyalektik materyalizmde buna göre şekillenmektedir marksın sıraladığı ilkel komünal köleci feodal ve kapitalist "toplum"olarak bahsedilen aslında üretici güçlerin aşamasının geldiği yerde senin de bahsettiğin gibi "sistemin krizine" yol açması ve devrimin de üretici güçleri geliştirecek biçimde olmasıdır.Yani marksa göre DEVRİMCİ olan üretici güçlerin gelişimini sağlamalıdır temel ölçü bu dur.Yeri geldiğinde burjuva olur yeri geldiğinde proleter olur bazısına şimdi zamanı değil der (paris komününde olduğu gibi) baızına ise "gerici" der (slav ayaklanmalarına) dediği gibi.”

Evet Marks bir toplumsal formasyondan diğerine geçişi nesnel bir zorunluluk olarak ifade eder.
İlkel Komünal Toplumdan,köleci topluma,ondan feodal topluma geçiş rastlantısal,yada iradi bir durum değildir.
Tıpkı Sınıfların ve buna bağlı Devletin ortaya çıkması gibi.

Yanlış anlaşılmasın toplumsal devrimlerde iradenin önemi yoktur anlamında söylemiyorum bunları.
Tabiki var olan nesnelliğe müdahil olacak bir irade bir öznellik gerekir.
O nedenle bizler Ya Sosyalizm Ya Barbarlık derken buna işaret ederiz.
Bugün dünyada var olan nesnelliğe müdahil olacak bir öznelliğin,bir iradenin olmaması insanlığı Barbarlığa taşıyacaktır.

Eğer bahse konu Toplumsal  Devrim ise,buna yol açan,bunu zorunlu kılan,bunu başlatan o nesnelliktir,yani üretici güçlerin,üretim ilişkileri tarafından özgürce gelişiminin engellenmesi.

Feodalizm de kullanım değeri belirleyendi.
Tekniğin gelişimi ile muazzam bir değişim değeri birikimlerinin olanakları ortaya çıktı.
Kullanım değerinin belirleyici olduğu feodalizm ise tarih sahnesinden çekilmek zorunda kaldı.

Artık başka bir düzen kurmanın somut olanakları ortaya çıkmıştır.
Bu gelişim burjuvazinin bir özne olarak tarih sahnesine çıkmasına neden olmuştur.

Makinaların,feodalizm döneminde ortaya çıkmasına karşın,önemli olanın bunların üretim sürecinde yer alması,bunun içinde bu makinaları üretecek ve işletecek emekçilere gereksinim olmasıdır.
Bu emekçilerin ortaya çıkması içinde,bunları toprağa bağlıyan feodal ilişkilerin kırılması zorunludur.

Evet feodalitenin yıkımında,feodal dönemin üretim ilişkilerinin,gelişen üretici güçlere engel olması,eski üretim biçimi içersinde yeni üretim ilişkilerinin doğmasına yol açmış ve yep yeni bir sınıf tüccar sınıfı ortaya çıkarak,elde edilen birikimi,kırsaldan,kentlere taşımıştır.

Artık yeni üretim ilişkilerinin öznesi ve iradesi Burjuvazidir.
Sonrası sanayinin kentlerde ortaya çıkması,fabrikaların varlığı,kırsalda ki ilişkilerin çözülmesi gerektiğini göstermiştir.

Fabrikalarda çalışacak emek gücüne gereksinim vardır.
Bu emek gücü gökten inmeyeceğine göre,geleceği tek yer kırsallardır.

Burjuvazi “eşitlik” “özgürlük” ve “adalet” sloganları altında köylüleri özgürleştirirken onları topraktan kurtarırken,onlara yepyeni bir kölelik ücret köleliği sağlamıştır.

Yine konuyu Hindistan’a getirmişsin.
Ama burada atladığın nokta,Hindistanda bir işgalin yaşanmasının kaçınılmazlığıdır.

Önce o anki verili koşulları gözden geçirirsek,Hindistan sürekli işgale uğrayan,bu işgallere karşı en ufak bir direnişin olmadığı,üretim tarzı olarak Asyatik Üretim Tarzına sahip bir ülkedir.
Yani ekonomik olarak değer üretmeyen,birikimin olmadığı,kendi kendini tekrarlayan bir toplum.

Ya İngilizler tarafından,ya da Moğollar,Ruslar ve Türkler tarafından işgali kaçınılmazdır.
Bu durumda Marks'a hangi işgali yeğlediğini sorarlar.

O da ,İngilizlerin dışındakilerin Hindistan'ı yakıp yıkacağını,var olanı da yok edeceğini,oysa İngilizlerin yakıp,yıksa da,aynı zamanda oradaki Asyatik Yapıya son vererek,Kapitalizmin maddi koşullarını yaratmak zorunda kalacaklarını söyler.

Bir tarafta her şeyi yakıp,yıkan ve mevcut üretim ilişkileri bağlamında kapalığı ve toplumun kendi kendini tekrarını devam ettirecek olan Türkler,Moğollar ve Ruslar’ın  işgali,diğer tarafta ise Hindistanı yakıp,yıksada,üretim ilişkilerinde mevcutu,kapalılığı ve kendi kendini tekrarı sona erdirecek ve böylece üretici güçlerin gelişiminin önün açarak toplumsal devrimin gelişimini sağlayacak İngilterenin işgali.

Bu bir öngörüdür.
Ne kadarı gerçekleşmiştir bilemem.
Ama oradaki Asyatik yapıya son verdiği,en azından yavaş da olsa artık o toplumun kendini tekrarlamadığı,çok az da olsa bir birikimin sağlandığı bir gerçektir.

İşçilerin Köylülerin Demokratik Diktatörlüğü Lenin’in İki Taktik adlı yapıtında kullandığı bir kavramdır.
Ve Lenin bu kavramın verili koşullarda Proletarya Diktatörlüğünün bir biçimi olduğunu dile getirir.
Ancak Ekim Devrimi sonrası Lenin hep Proletarya Diktatörlüğü kavramını kullanmıştır.

NEP dönemi yaşanılan iç savaşın ve o dönemde uygulanan savaş komünizminin sonucu ekonominin gittikçe kötüleşmesi,aynı zamanda uygulanan Emperyalist ambargo nedeniyle bizzat Lenin tarafından geçici olarak uygulanmış bir ekonomik modeldir.
Amaç yukardada belirttiğim gibi ülke ekonomisini çökmekten kurtarmaktır.

Burada şunun yanlışlığı  söylenebilir.
O dönemin Bolşevik liderlerinin Sosyalizmi ancak ekonomik alanda Kapitalizmi geçerek kurabileceklerine inanmalarıydı.
Yabancılaşma denen olgunun her ne kadar maddi yaşam koşullarına bağlı bir olgu olsada üzerinde hiç durulmamasıydı.

Maddi yaşamdaki olumsuzluklar kaldırılsada,bu olumsuzlukların zihinden temizlenmesinin eş zamanlı olmadığı gerçeği.
Çok daha uzun bir tarihsel dönemi kapsayacağı.

Partinin Diktatörlüğü,her ne kadar yaşanan nesnelliğin bir sonucu olarak,bir dayatması olarak ortaya çıksada,gerçek bir sınıf diktatörlüğü olmadığı için zamanla Devletin bünyesinde bürokrasinin palazlanacak ve güçlenecek bir alan bulmasına yol açmıştır.

Oysa Marks, Proletarya Diktatörlüğünün bir elitin,bir partinin,bir azınlığın diktatörlüğü olmadığını,özelliklede Blanquistlerle girdiği polemiklerde hep ortaya koymuştur.

Geçmişi değerlendirme amacımız,onu körü körüne kabul etmek,yanlışlarını göz ardı etmek değildir.
Aynı zaman da bizler nihlistler gibi geçmişi inkar edemeyiz,o geçmişi hatalarıyla,doğrularıyla kabul ederiz.
Doğruları bulup çıkartır,yanlışların üzerinde,sonuçlarıyla ve sebepleriyle bir kez daha düşünürüz.
Ancak geçmişe bakarken bugünden bakmanın bize sağladığı avantajlarıda göz ardı etmeden hoş görüyle bakmalıyız.

O nedenle sınıfla siyaseti bütünleştirmek,siyaset gündelik yaşamın bir fonksiyonu haline getirmek için vede siyaseti burjuvazinin bizi davet ettiği alanın dışına çıkarmak için,bugünden başlıyarak,önce sınıf mücadelesinin bire bir yaşandığı alanlarda,yani fabrikalarda,sonrada yaşamın tüm alanlarında,kendi yasallığını kendi oluşturan,yatay örgütlenmiş,hiyerarşi içermeyen ve en önemliside doğrudan demokrasiyi işleyiş ilkesi olarak kabul etmiş ERK ODAKLARI oluşturmalıyız.
Yarını bugünden kurmanın mantığı bu olmalıdır.

Yine parti biz ML ler için vazgeçilmezdir.
Parti siyasi erki burjuvaziden alablmek için kullandığımız bir ERK SAVAŞ ARACIDIR.

Çünkü İKTİDAR bizim için herşeydir.
İKTİDAR olmadan hiç bir şeyiz.

Ancak İKTİDAR olursak üzerinde yaşadığımız bu topraklar,etrafı kırmızı çizgilerle çizilmiş bu toprak parçası bizim için VATAN olur.
Tabiki nihai amacımız tüm dünyada bu kırmızı cizgileri kaldırmaktır.
O zaman VATAN ,Avusturya İşçi Marşında dediği gibi bizim için TÜM CİHANDIR.


Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: ÖzgürToplum - 28 Haziran 2015, 23:56:24
"""""""Benim diyalektik yöntemim, Hegelci yöntemden yalnızca farklı değil, onun tam karşıtıdır da. Hegel için insan beyninin yaşam-süreci, yani düşünme süreci —Hegel bunu "Fikir" ("Idea") adı altında bağımsız bir özneye dönüştürür— gerçek dünyanın yaratıcısı ve mimarı olup, gerçek dünya, yalnızca "Fikir"in dışsal ve görüngüsel (Phenomenal) biçimidir. Benim için ise tersine, fikir, maddi dünyanın insan aklında yansımasından ve düşünce biçimlerine dönüşmesinden başka bir şey değildir." (Das Kapital,Almanca İkinci Baskıya Önsöz)""""""

Alıntı
Yanlış anlaşılmasın toplumsal devrimlerde iradenin önemi yoktur anlamında söylemiyorum bunları.
Tabiki var olan nesnelliğe müdahil olacak bir irade bir öznellik gerekir.
O nedenle bizler Ya Sosyalizm Ya Barbarlık derken buna işaret ederiz.
Bugün dünyada var olan nesnelliğe müdahil olacak bir öznelliğin,bir iradenin olmaması insanlığı Barbarlığa taşıyacaktır.


sevgili veda,buradaki "iradenin" oluşum süreci bizzat nesnel süreçlerden dolayıdır.Yani nesnel süreçlerin "atlama" yapabilmesi için ZORUNLU olarak BÜYÜK KRİZ den çıkış için İŞÇİ SINIFI nın devrim yapması GEREKLİLİĞİNDEN  söz eder.Bu öznellik dışarıdan da kazandırılabilir fakat burada temel ölçü üretici güçlerin gelmiş olduğu seviyenin kapitalizm tarafından taşınamaz olduğu ve bundan kaynaklı BÜYÜK BİR KRİZİN olacağıdır.Baız marksistler bugün ki KRİZİLERİ buna bağlarlar.


Alıntı
İşçilerin Köylülerin Demokratik Diktatörlüğü Lenin’in İki Taktik adlı yapıtında kullandığı bir kavramdır.
Ve Lenin bu kavramın verili koşullarda Proletarya Diktatörlüğünün bir biçimi olduğunu dile getirir.
Ancak Ekim Devrimi sonrası Lenin hep Proletarya Diktatörlüğü kavramını kullanmıştır.

NEP dönemi yaşanılan iç savaşın ve o dönemde uygulanan savaş komünizminin sonucu ekonominin gittikçe kötüleşmesi,aynı zamanda uygulanan Emperyalist ambargo nedeniyle bizzat Lenin tarafından geçici olarak uygulanmış bir ekonomik modeldir.
Amaç yukardada belirttiğim gibi ülke ekonomisini çökmekten kurtarmaktır.



burada söylediklerini alıntı yaparak belirtirsen ben de görmek isterim fakat şundan eminim ki "işçilerin köylülerin demokratik diktası" proleter diktası OLAMAZ.En azından PROLETER tanımına aykırı bir PD tanımı olur.Adı üstünde ortada bir KÖYLÜLÜKTEN bahsediyorsun fakat PROLETERLERİN oluşum süreci ise marksın bahsettiği gibi sanayileşme ile köylülerin ve küçük burjuvaların tasfiyesi ile olacaktır.O yüzden "proleterya diktası" iki sınıfın diktası değildir bunu bu şekilde yansıtılması özellikle sscb  ye bu şekilde bakmak hatadır.


1924 anayasasında

İşçi, Asker ve Köylü Temsilcileri Sovyetlerinin oluşturduğu bir cumhuriyettir.


sonraki anayasalarda ise sovyet devletinin "sosyalist bir cumhuriyet "olduğundan bahsedilir fakat 1924 anaysasına bakılırsa işçi köylü ve asker temsilcilerinin devbletidir diye yazar.


Yani burada "işçi ve köylülerin demokratik diktasını" PD şeklinde yansıtmak ilk önce sovyet devletinin işlediği bir "oportünizmdir".Kuruluş itibariyle ve yapısı itibariyle PD eviyesine ulaşmamış ÜRETİCİ GÜÇLERİN olduğu bir ülkeye PD demek yanlıştır.Toplumsal devrim için gerekli NESNEL SÜREÇLER tamamlanmadığı düşündüğümüzde bu olan sadece SİYASAL DEVRİM dir PD veya benzeri değildir.


Alıntı
NEP dönemi yaşanılan iç savaşın ve o dönemde uygulanan savaş komünizminin sonucu ekonominin gittikçe kötüleşmesi,aynı zamanda uygulanan Emperyalist ambargo nedeniyle bizzat Lenin tarafından geçici olarak uygulanmış bir ekonomik modeldir.
Amaç yukardada belirttiğim gibi ülke ekonomisini çökmekten kurtarmaktır.


NEP sürecini "ekonomik sıkıntılarla" açıkladık diyelim.Peki üretimdeki işleyişi yani TAYLORİST yöntemin kullanılmasını nasıl açıklayacağız??? peki NEP sonrası gelişen büyük sanayileşme hamlelerini???* bana göre NEP süreciyle işletilen "ekonomik sıkıntılarla" açıklanabilecek kadar dar bir süreç değildir.Ekonomik sıkıntılar olduğu doğrudur fakat bunu işletecek ZEMİN PD zemini midir yoksa benim bahsettiğim BURJUVASIZ BURJUVA DEVRİMİ zemini midir??? yani PD olarak kurulan ve PD zeminlerine sahip bir devletin NEP sürecini işletebilmesi ne kadar olağandır .





Rusyada gerçekleştirilen devrim marks nezdinde bir devrim değildi olamazdı.Ortada tamamlanmamış bir burjuva devrimi gelişmemiş bir üretici güç seviyesi varken üretim ilişkilerinin proleterler nezdinde (ortada tek tük proleter var) ele geçirilmesi olağan değildir.Sovyet devrimi marksa göre devrim olamazdı fakat lenin buna kılıf buldu bu kılıfın adı  İŞÇİLERİN KÖYLÜLERİN DEMOKRATİK DİKTASI idi.İşte ben diyorum ki bu kılıfı en iyi anlayanlar DHD sürecini işletmeye çalışan MAOCULAR oldu yoksa bu devletin temellerini PD olarak tanımlayanlar küba ya vietnam ve benzeri ulusal kurtuluş devrimlerine de ortada proleter olmayan devrimlere bile PD dediler.Oysa bunlar da birer "demokratik devrim" idi vietnam da küba da ortada tek tük proleterler varken gerçekleştirilmiş demokratik devrimlerdi ve parti eliyle iktidarı alarak SANAYİLEŞME üzerine kurulmuşlardı.




sevgili veda benim dikkat çekmek istediğim kısmı az buçuk anlatabildiğimi zannediyorum.Yani ben SANAYİLEŞME ile kastım harıl harıl yapılan planlar ve harcamalar ve üretimin yapısına ilgilidir.Yani bu devletleri bu kadar hızla sanayiileşmesi ve bu zeminlerin oluşturulması "parti  iktidarı" ile demokratik devrim şeklinde gerçekleştirilebildi çünkü bu devletlerde PD yi oluşturabilecek ÜRETİCİ GÜÇ  seviyesi yoktu bunlara PD demek marksın tezlerini red etmektir.Marks proleter devrimle kastı belliydi bunu ingiltere gibi üretici güç seviyesinin en önde olduğu ülkelerde bekliyordu devrim buralarda gerçekleşecekti.Bu ülkelerde gelişen SOSYAL DEMOKRAT partilerin amacı da bu idi.Üretici güçlerin seviyesine yardım ederek sistem içerisinde yer almak ve nasıl olsa seviye geliştiğinde içiler sınıf bilinci kazandığında "devrim" gerçekleştireceklerdi bu partiler de sınıf bilincini "işçi partisi" adıyla işçilere yüklemeye çalışıyorlardı ingiltere işçi partisi çok geniş bir sendikal ağın içerisinden çıkmış bir partidir.






Eğer bana soruyorsan nasıl bir devrim ön görüyorsun diye ben  burada açıklamaya çalışırım.Öncelikle tarihsel ve diyaletkik materyalizmin tekrar yorumlanması gerektiğini söylerim öncelikle "sürü yaşamından komünal yaşam" geçişin nasıl olduğunu izah etmeye çalışırım???? bu süreç gerçekten nesnel süreçlerin zorlaması şeklinde mi yoksa insanların var olan nesnel süreci algılayarak bunu İRADİ bir temelde MÜLKİYET örgütlenmesine yani KLANA çevirerek mi gerçekleştirdiklerini sorgularım??? nesnel süreçler "mutlak belirleyici" ilan etmek POZİTİVİZMİ aşmayan YENİ TANRISALLIKLAR yaratan bir anlayış olarak görürüm.Yani insanların üretim ilişkileri onların dışında üretimin seviyesine göre mi belirleniyor??? oksa üretim ilişkileri bizzat insan iradesi tarafından mı belirleniyor??? bence ikincisi doğrudur üretim ilişkileri bizzat insan iradesi tarafından belirlenir fakat "hegelyan" bir anlayışla "nesnel süreçleri" red etmem ben.Bana göre "sürü yaşamından komünal yaşama" geçiş nesnel süreçlerin insanı etkilemesi ve sonucunda insanoğlunun kendi varlığını korumak için gerçekleştirdiği iradesel bir müdahale olarak görürüm.Yani komünaliteyi oluşturanın doğadan farklılaşmanın temelini İRADE olduğunu fakat bu iradesel sürecin DÜZ ÇİZGİSEL İLERLEME şeklinde değil insanın nesnel süreçleri algılaması ile şekillendiğini düşünüyorum.




O yüzden bugün ki "üretim ilişkilerini" değiştirecek olanın üretici güç seviyesi veya hegelyan bir anlayışla "bilinçlenme" değil öncelikle gelişecek zihniyet ve örgütlenme devrimi olarak görürüm.




Ve aynı şekilde  DEVLET ve ÖZEL MÜLKİYET olgusunun oluşumunu HİYERARŞİ  ve TAHAKKÜM  üzerinden algılarım ve sınıfları da bu yönüyle analiz ederim.Yani bugün ki süreç DEVLET ve HİYERARŞİK yapı üzerinden İLERLEMECİ bir yolla devleti ortadan kaldırmak değildir veya anarşist bir ayaklanma yoluyla devleti yıkmak değildir artık TOPLUMSAL İNŞA gerekliliği vardır bugün HDK ve DTK üzerinden KOMÜN VE MECLİS örgütlenmesine geçilerek halkın devlet iktidar ve sermaye tekellerine karşı kendi politik ekonomik yapısını inşa etmesi ÖZ YÖNETİMİ kurması gerekmektedir.




Dediğim gibi DEVLETİN OTOMATİKMAN ortadan kalkacağı bunu da üretici güçlerin gelişimi ve sınıfların kalkmasına bağlı olarak gerçekleşeceğini söylemek hatadır.Eğer ki tahakküm ve hiyerarşi ilişkisi yoksa bu DEVLET olmaz eğerki varsa DEVLET zaten yeni sınıfsallıklar üretecektir hiyerarşi ve tahakküm üzerinden işleyen süreç zaten SINIFSALDIR bir EMEKÇİ DEVLETİ diye bir şey olamaz DEVLETİN DİĞER BİR ADI "MÜLK" TÜR emekçi halkın MÜLKÜ olmaz emekçi halk ORTAK PAYLAŞIR hiyerarşi ve tahakküm üzerinden işletmez emekçi halkın politik örgütlenmesi KONFEDERALDİR .
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 29 Haziran 2015, 13:41:40
“BİR KEZ DAHA HATIRLATIYORUM EGEMEN DÜŞÜNCE EGEMEN SINIFIN DÜŞÜNCESİDİR VE KEMALİZM EGEMEN DÜŞÜNCE DEĞİLDİR,EGEMEN DÜŞÜNCEYE BİAT EDİP,EGEMEN OLMAYAN DÜŞÜNCE İLE KAVGA ETMEK EGEMEN SINIFIN OYUNUNA BİAT ETMEK DEMEKTİR”

Yukardaki satırlar malum forumun nazar boncuğu,sosyal şoven,sosyal yurtsever ULAK’a ait.
Ulak’ın adetidir,Markstan alıntı yapmaz ama Marks’ın söylemlerini kendi söylemleriymiş gibi ifade eder.

Evet Egemen düşünce,Egemen Sınıfın düşüncesidir.
Egemen sınıf ,yani üretim araçlarının özel mülkiyetine sahip sınıf aynı zamanda zihinsel üretim araçlarınada sahiptir.

Bu yolla egemen sınıf kendi düşüncesini,toplumda egemen kılar.
Marks 18 Brumair’de bunları ifade eder.

Buradaki yanlışlık Kemalizm’i Egemen Düşünce olarak görmemektir.
Kemalizm bir Burjuva İdeolojisidir.
Yani Burjuva Sınıfının ideolojisidir.

Kemalizm’in amacı ,İzmir İktisat Kongresinde de belirlendiği gibi,Emperyalist Kapitalist Sistem içersinde yer almaktadır.
1923 ve sonrasının amacı,Kapitalizmin gelişebilmesinin önünü açmak,ona uygun alt yapıyı oluşturmaktır.
Tüm bu dönemde, üst yapıda  yapılan “devrimlerin” amacı da, Kapitalizmin gelişimine uygun bir alt yapıyı tahsis etmektir.

Birilerinin hala yere göğe sığdıramadığı Devletçilik aslında , Devletin maliyeti yüksek ve kar getirmeyen yatırımları yaparak, yeni oluşturacakları Burjuva sınıfına yer ve zemin hazırlamasıdır.

Ardındaki Halkçılık ise,”Sınıfsız kaynaşmış bir kitleyiz” sloganı ile flu bir Halkçılığı dayatarak, yığınların gözünden sınıfları ve süren sınıf mücadelesini gizlemek amaçlıdır.

Şimdi böyle bir yapıyla, ideolojik ve politik anlamda mücadele etmek , Ulak’a göre Egemen Sınıfın Oyunununa Biat etmek oluyor.
Anlaşılan Ulak’ın kafası çok fazla karışmış.
Kimin egemen,kimin egemen olmadığını,kimin ezen,kimin ezilen olmadığını bilemiyecek kadar KARIŞMIŞ.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 15 Temmuz 2015, 23:32:56
Sungur Hoca, Yunanistanla ilgili değerlendirmesin de SYRIZA yı ,Yunanistanı iflasa sürüklemekle niteleyince,malum forumun forum ağası bir anda sanki kuyruğuna basılmış gibi feveran etmeye başladı.

Hatta daha ileri giderek  Sungur Hoca’nın  Komünistliğini sorgulamaya kalktı.
Sungur Hoca Devrimcilik yaparken,kendisi zevkli.org sitesin de ülkücü(Faşist) yoldaşı ISPARA ALP ile biribirilerini ağırlarken,Sungur Hoca’nın yaptıklarını bilmesi olası olmadığı için,böyle haddini ve boyunu aşan işlere kalkışması son derece doğal.

İlk bakışta Sungur Hoca’nın bu başlığı yanlış anlamaya müsait olabilir.
Komünistler hiçbir zaman  iflas eden bir sistem için üzülmez,göz yaşı dökmezler.

Zaten yazı bütünlüğün de de ,  ne böyle bir üzülme ne de dökülen göz yaşı var.
Dikkat edilirse burada niye Yunanistanı iflas ettirdin diye bir suçlama yok.
Var olan,  ne vaat ettin,ne yaptın,bunu SYRIZAYA umut bağlamış yığınlara göstermek.

Bu geri zekalının anlaması için daha açık yazarsak,ey millet,bakın SYRIZAYA umut bağladınız ama SYRIZA bu umudu boşa çıkardı!
Eskiden çalışma saatleriniz,emeklilik yaşınız ve bir kısım kazanılmış sosyal haklarınız vardı,şimdi tüm bunlara ELVEDA dediniz.

Bir yazı değerlendirilirken yazı bütünlüğü içersinde değerlendirilir.
Yazıdan bir cümle cımbızlayarak,cümlenin altını üstünü okumadan yapılacak değerlendirmeler,yanlış sonuçlara götürür.

Yazının devamını ve Sungur Hoca’nın geçmiş yazılarını okuyanlar Sungur Hoca’nın ne demek istediğini anlar.
Ama bu geri zekalı,bu okuma özürlü,aklı sıra,o kıt aklıyla mal bulmuş mağribi gibi konuya atladı hemen.

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 07 Ağustos 2015, 21:16:54
Malum Forum’un Troçkisti de  Troçkiden bir haber.
Troçki mahlaslı biri “sosyalist bir devlette sanayi araçları devletleşmeli mi yoksa toplumsallaştırılmalı mı?” başlıklı bir konu açmış!

Benim bildiğim Troçkistler Sosyalizm de Devlet vardır gibi bir yanlışı savunmaz!
Troçkistler de Sosyalizm de Devletin olmayacağını savunurlar!
Bu Troçkist mahlaslı kişi,nasıl bir Troçkistse ,orasıda meçhul tabi!

Borga hemen konunun üzerine atlamış ve aklı sıra Troçkist mahlaslı kişinin,Troçkiyi bile anlamadığını ima etmiş ama Sosyalizmi tanımlarken o da Sosyalizmi geçiş dönemi olarak tanımlayarak bir başka yanlışın içersine düşmüş.

“Bu manada sosyalizm sadece sosyo-ekonomik değil aynı zamanda sosyo-politik bir geçiş sürecine denk gelir.”

Bu tanımın Sosyalizmle uzak yakın ilişkisi yoktur.
Bu tanım Geçiş Dönemini bize anlatır.

Sosyalizm, SINIFSIZ VE DEVLETSİZ bir Toplumdur.
Sosyalizm,geçiş dönemi sonrası,Komünist Toplumun alt evresidir.

Sosyalizmde ki Devlet,klasik anlamda,özsel anlamda, baskı ve zor anlamında bir Devlet değildir.
Çünkü Sosyalizmde baskı altında tutulacak bir sınıf kalmamıştır artık.

Oysa Lenin’e göre Devletin klasik tanımı,bir sınıf egemenliği olarak,bir sınıfın diğer sınıf üzerindeki baskı ve zor aygıtı olduğudur.
Sosyalizmde Devlet,paylaşım ilkesinin henüz herkese ihtiyacına göre olmadığı,paylaşımın herkesin emeğine göre olduğu,yani dağıtımın burjuva eşitlik ilkesi temelinde yapıldığı için bu dağıtımı düzenleyecek bir burjuva hukuka gerek olduğu,burjuva hukukun da bu hukuku düzenleyecek bir Devletin varlığını gerek kıldığı bir durum için vardır.

Lenin bu Devleti,Burjuvasız,Burjuva Devlet olarak tanımlar.
Defalarca bunları yazmamıza karşın kafa Nato Mermer!

İşin ilginci danışmanlardan  birisi doğru olarak Sosyalizmde Devlet olmaz derken,diğer danışman Borga’nın bu çarpık tanımını onaylayarak,teşekkür ediyor.

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: ÖzgürToplum - 11 Ağustos 2015, 20:18:41
Çakallığın lüzumu yok

http://www.sosyalistforum.net/politik-g-ndem/77788-sultanbeyli%27de-bombal-ara-la-polis-merkezine-sald-r.html (http://www.sosyalistforum.net/politik-g-ndem/77788-sultanbeyli%27de-bombal-ara-la-polis-merkezine-sald-r.html)

SF nin hasan karataşı gene başladı!!!! olaylar çıktıkça kendisi de azmaya başlıyor,politik çizgilere saldırıyor.Çürümüşlüğün geldiği son nokta hasan karataş noktasıdır.Devrimcilerin ilk önce hasan karataşın bu çürümüşlüğünden ders almaları gerekmektedir.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: ÖzgürToplum - 11 Ağustos 2015, 23:07:14
Forum admini che_1955 in banlama ile ilgili açıklaması

"""Aşağıdaki sebep´ten dolayı yasaklandınız:
S"ktir git çocuk. Ağzımı bozdurma. Git kendini başka yerde kullandır!

Yasaklandığınız süre: henüz yok""""

che nin bu küfürbaz/ata erkil kafasının yansımasıdır.Bu insanın admin olduğu bir alandan bir çürümüş/sosyal faşistin kimliğini ortaya çıkaracak şekilde banlanmam çok da tuhaf bir durum değildir.Che forum dengelerini korumak adına bunları yapıyor.Dükkan sahibi dükkanını yedirmezmiş!!!
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 15 Ağustos 2015, 23:20:45
Devletin varlığı bir iradenin isteminden çok maddi yaşam koşullarının dayattığı bir zorunluluktur.
Sınıflar ortadan kalkınca da bu zorunluluk ortadan kalkacaktır.

Malum Forumun “Marksist” Danışmanı Hasan Karataş  bugüne kadar Devletle savaşmayın,Devleti meşru kılarsınız derken,şimdi de örgütlenmeyin,örgüt sizi Devlete çeker,onun kullanım aracı olursunuz diyor.

Savunduğu açıkca ÖRGÜTSÜZLÜK.
Kendini Marksist olarak gören birinin ÖRGÜTSÜZLÜĞÜ savunmasının nasıl bir çelişki olduğunu sanırım söylemeye gerek yok.
Burada Örgütlülüğün gereğini savunmak,bu forumun katılımcılarının bilgi ve birikimlerine hakaret olur.

Oysa Hasan Karataş Örgütsüzlüğe çağrı yapacağına,solu,sosyalistleri,komünistleri uyguladıkları siyaseti,iktidardaki egemenlerin  izin verdiği,sınırlarını çizdiği,kırmızı çizgilerini belirlediği alanın dışına çıkarmaya çağırsa çok doğru bir iş yapacaktı.

Sorun burada ÖRGÜTLÜLÜK değil,o Örgütlerin siyasetlerini uyguladığı alanın sınırlarını kimin belirlediğidir.
Siyaset bu sınırların ne kadar dışında kalırsa ,örgüt  sahip olduğu  sınıf siyasetinin bağımsızlığını korur.
Oysa örgüt,  kendini egemenlerin belirlediği siyaset alanına kapatırsa ve siyasetini bu temele oturtursa, bağımsız sınıf siyasetini yitirir ve bir süre sonra da sistem solcusu olarak “mücadelesine” devam eder.

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 22 Şubat 2016, 02:34:25
Ağzımı bozmak istemiyorum,küfür etmek bize yakışmaz diyorum ama bazı yazıları okuyunca bu yakışmayanları yapmamak olanaksız oluyor.

Malum Forumda İtin biri  yazmış bir yazı ve “TKP” 1920 nin nasyonal düşüncelerini eleştirmiş.
O eleştirilerin pek çoğunda da haklı.
Ama yazının sonunda Engels’i Nasyonallerin dedesi ilan etmiş.

El insaf arkadaşlar,Engels’in bir tek ulusalcı makalesini,yada cümlesini bizlere gösterebilir mi???
Ama ben kuyruğuna yapıştığı Blanqui’nin ulusalcı söylemlerini,bizzat Lenin’in ağzından ortaya koyabilirim.

Nedir sizin Engelsle alıp veremediğiniz?
Engels’e karşı olmak,Marks’a karşı olmaktır,Marks’a karşı olmak,Lenin’e karşı olmaktır.

KİMSİNİZ ULAN SİZ???
Bu İT bunları yazarken,çıkın ey kendini ML olarak tanımlayanlar,birinizde bu İTİ susturun!!!

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 09 Haziran 2016, 23:17:00
Malum Forumun Suat’ın deyimiyle politik direktörü  ,kendini “Komünist” olarak tanımlayanların Marksizm-Leninizm’e aykırı düşünceleri nedeniyle,  nesnelliğin   kendisine tanıdığı haklılık üzerinden  tüm Marksistleri bir torbaya koyarak,aklı sıra Marksizm’e vuruyor.

Doğrudur Proletarya Diktatörlüğü,Devlet olmayan DEVLETTİR!
Tabiki bir önceki Devleti esas almaz,tersine İşçi Sınıfı,siyasi erki ele geçirerek,Burjuva Devlet Mekanizmasını PARÇALAR ve yerine kendi sınıf egemenliğini kurar(PD).

PD Marksistler için tüm devletleri ortadan kaldırmanın POLİTİK ŞİDDETİDİR!
Marksistler böyle der.
Buna aykırı tez sürenlerin kendini Marksist olarak tanımlaması,Marksizm’in,Marksistler’in sorunu değildir.

PD,SOVYETLERDİR,ŞURALARDIR ya da adı her ne olursa olsun,doğrudan demokrasiyi işleyiş olarak benimseyen,hiyerarşi içermeyen,yatay örgütlenmiş KOMÜNAL YAPILARDIR.
Marksistler böyle der!
Bunu yadsıyanların ya da aksi tez sürenlerin,kendilerini Marksist olarak tanımlaması,Marksistler’in,Marksizm’in sorunu değildir.

Marksistler’in,Marksizm’i temel alan Komünistler’in sonul amacı ÜCRETLİ EMEĞİ ortadan kaldırmaktır.
Marks şöyle der;

"Sermaye üretkenmidir değilmidir sorusu o halde,budalacadır.Sermayenin üretiminin temelini oluşturduğu,dolayısıylada kapitalistin de üretime kumanda etme konumunda olduğu yerde,emek ancak sermaye tarafından özümsendiği ölçüde üretken olabilir."(Karl Marks-Grundrisse-s-398)
"Aynı zamanda hem ücretli emeğin korunmasını hemde sermayenin ortadan kaldırılmasını istemek demek ki,kendi içinde çelişkili ve kendi kendini çürüten bir taleptir."(Karl Marks-Grundrisse-s-399)

Olayların gelişimindeki  NESNELLİĞİ yok sayan,İRADEYİ esas alan, SINIFLARIN oluşumunu ,nesnel zorunluluk dışında,iradenin keyfiliğine bağlayan,Devrimi,bir avuç omzu tüfeklinin kahramanlık manzumesi olarak görerek,Devrim’in NESNELLİĞİNİ inkar eden Politik Direktör'ün ,bir takım sözde Marksistler’in  hatalarını,Marksizm’in hataları olarak ortaya sürerek,Anarşizme haklılık kazandırmak istemesi aslında tam bir oportunizmdir.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: Antares - 14 Haziran 2016, 01:02:39
Devlet iki yönü olan bir kurumdur. Bir yüzünde toplumun hareket etmesini ve organize olmasını (işbölümü anlamında) sağlayan bir örgütlülüktür.Bu yanı ile devlet sosyalizmde varolacaktır - ve belki de komünizmde de ! Ama diğer yönü ile devlet , yani bir sınıfın baskı aracı olarak devlet , ilk devrim ile birlikte parçalanacaktır.

Proletarya Diktatörlüğü bu parçalanmanın nedeni ve sonucudur.Proletarya diktatörlüğü ile birlikte devlet bir baskı aracı olarak değil toplumsal işbölümünü sağlayan bir örgütlülük olarak varolacaktır.Engels in ''devletin sönmesi'' dediği şey tam da budur.

Sovyetler Birliği bu konuda binbir deneme ile doludur.Gerek ücret üzerine olan tartışmalar gerek kızılordunun devlet yapılanmasındaki konumu ve komünist parti tartışmaları gerekse de doğrudan demokrasi denemeleri (halk meclisleri) bizim için zengin bir külliyattır.

Devrimi burjuva devletin parçalanması olarak kavrayamayan , kavramak istemeyen 4. enternasyonal üyesi stalinist blanquistler için ne söylesek anlamı olmuyor. Onlar pim çekmeyi bomba atmak sanıyor. O bomba ellerinde patlayacak ama haberleri yok.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 13 Ağustos 2016, 11:56:25
"Sosyalist" Forum'un baş "teorisyeni" Borga mahlaslı kişinin çok yakında erenlere karışması ve isa mesih gibi bu dünyayı terki diyar ederek göğe yükselmesi kaçınılmaz görünmektedir.
Yazdıklarından bunu anlamak olası.

Bugünlerde ise kendisine Abdullah Öcalan'ı yandaş buldu ve Öcalan'ın bir söylemini,yukardaki düşünceleri bağlamında tekrarlamakta.

'' tüm toplumsal inşalar zihniyet ürünüdür A.öcalan.s.31

Marksizm'den istifa edenlerin geldiği durumu gözlemlemek adına daha önce yazdığımız bir yazıyı tekrar sizlerle paylaşmak zorunda kalıyorum.

"Alt yapı, üst yapıyı belirler diye bir cümle vardır. Üst yapı diye devleti kastediyorlar. Alt yapı diye de üretim ve onun ilişkilerini. Bu iddia hem tarihi olarak hem de gündelik olarak yanlıştır. Hayat dışıdır.

Üretimde ya da onun ilişkilerinde bir gasp, el koyma varsa ve bu münferit bir hadise olmayıp devamlılık içeriyorsa, bu zaten devlet olunabildiği için gerçekleşir. Yani üst yapı dedikleri olmadan alt dedikleri zeminde bu tür bir ilişki tesis edilemez." Borga

İşte Marksizmin reddiyesinin bir başka versiyonu.
Hem de hedef olarak Marksizmin olmazsa olmazı olan alt yapı,üst yapı ilişkisine gönderme yapılmış.

Tabi sen sınıfların varlığını ve ortaya çıkışını iradi görürsen,Marksizm dışına düşmen kaçınılmaz olur.

Şimdi bay anti marksistin savına bakalım.
Bu baya göre alt yapının ,üst yapıyı belirlemesi hem tarihsel olarak hem de gündelik olarak yanlışmış!
Bu bay , Marksizmi ters yüz ederek üst yapının alt yapıyı belirlediğini iddia ediyor.

Marksizme göre alt yapı ile üst yapı arasında diyalektik bir ilişki vardır.
Yani her ikisi birbirini karşılıklı etkilerler.
Bu bayın anlamadığı da budur.

Önce bir tanım yaparak,alt yapı ile üst yapının biz Marksistlerce tanımına bir göz atalım.
Alt yapı o toplumun maddi üretim koşullarını oluşturan,üretim biçim ve ilişkilerini ifade eder.

Üst yapı ise bu üretim biçim ve ilişkilerine uygun,bu üretim biçim ve ilişkilerinin sürmesini sağlayan en başta devlet olmak üzeri,ona bağlı ,ona göre düzenlenmiş HUKUK vs. dir.

Sınıfların ortaya çıkışının nesnelliği altında üretim araçlarını elinde bulunduran sınıf ,toplumdaki diğer sınıflar üzerinde tahakküm kurmak için Devlet denen ve öz olarak bir sınıfın,diğerleri üzerindeki tahakkümünü sağlayan,baskı ve zor aygıtına gereksinim duyar.

Bir üst yapı kurumu olan Devlet,içinde bulunduğu maddi üretim koşulları,yani üretim biçim ve ilişkilerine uygun biçimde yapılanır.

Örneğin,sermayenin ulusal sınırların dışına çıktığı,uluslararası nitelik kazandığı bir dönemde ,sermayenin  kendini yeniden ürettiği bu birikim evresinde,Devlet de bu alt yapıdaki değişime uygun yeniden yapılandırılır.

Bizdeki Birinci ve İkinci Cumhuriyet olgularının mantığının temelinde bu vardır.
Bu basit örnek bile bize bu ilişkide alt yapının belirleyici olduğunu gösterir.

Aslında bu bayın yansımasının temelinde yatan düşünce Toplumsal Varlık ile Toplumsal Bilinç arasındaki ilişkidir.

Bu bay,Marksistlerin tersine Toplumsal Bilincin,Toplumsal Varlığı belirlediğini ifade ederek,Marksizmi tersten okuma anlayışına devam eder.

Oysa Marksistlere göre Toplumsal Bilinç,Toplumsal Varlık tarafından belirlenir.
Toplumsal Yaşamın bilinci belirlediği gerçeğini ele alarak,Marksistleri tek başına bu gerçeği dile getirmekle niteleyerek,onları mekanik materyalistlerle bir tutan algı,Marksizm’i anlamama algısıdır.

Marks , toplumsal varlığın bilinci belirlemedeki belirleyici yönüne vurgu yaparken;toplumsal varlık tarafından belirlenen bilincin de yeni toplumsal ilişkilere yön verdiğini,toplumsal varlık üzerinde etkisi olduğunu ortaya koyar.

Marks'a göre,maddi üretimle,düşünsel üretim birbirinden bağımsız değildir.
Bu ilişki , Toplumsal Varlık ve Toplumsal bilinç ilişkisidir.
Bu ilişkinin somuttaki yansıması,Alt Yapı,Üst Yapı biçimindedir.
Her ikisi arasında,birbirini etkileyen karşılıklı bir etkileşim vardır.
Tek başına Alt Yapının her şeyi belirlediğini söylemek,kendi tarihini kendisi yapan insanın devrimci pratik eleştirel faaliyetini küçümsemek demektir.

Ancak insan kendi tarihini yaparken,kendi keyfine göre değil,geçmişten devraldığı ve halen verili koşullarda yapar.
Demek ki geçmişten devraldığı ve içinde bulunduğu verili koşullar,insanın tarih yazımında etkindir.

Maddi yaşamı üreten insan,düşünsel olanı da birlikte üretir.
Maddi Üretim Araçlarını elinde bulunduran sınıf,aynı zamanda Zihinsel Üretim Araçlarını da elinde bulundurur.

İnsanlar kendi tarihlerini yaparken,kendi keyiflerince yapmazlar,ama içinde bulundukları koşullara da kaderci bir yaklaşımla teslim olmazlar.

Mevcut koşullarda ,devrimci pratik eleştirel faaliyet içersinde oluşturdukları düşüncelerle,mevcut koşulları değiştirmeye çalışırlar.

Marksizm’i mekanik algılayanların hatası,olaylarda ve olgulardaki,bilgi ve eylem arasındaki diyalektik bağı görmemeleridir.

Ancak Marksizm'i mekanik algıyanların yanlışı Marksizm'in reddiyesine GEREKÇE oluşturmaz.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 11 Aralık 2016, 12:14:14
Kendine Sosyalistim diyen bir forumda bir konu tartışmaya açıldı.
Konunun kendiside dahil o kadar seçme saçma şeyler söylendiki,iki söz etmeden olmaz dedik.

Konu ;Burjuvazinin artık Devleti bizzat yönetim kademelerinde yer alarak yönetmesi.
Örnek olarakta Trumph’ın bir milyarderi  yürütmede bakan olarak ataması.

Böyle saçma bir o kadarda bilimsel dayanağı olmayan  bir tezi tartışmaya açmak bile abesle iştigal.
O nedenle biz konuyu tartışmayacağız.

Konu içersinde uzun süredir hayal aleminde,ayakları yerden kesilmiş olarak,uçuk teoriler üreten birinin Marksizm-Leninizm’den ne kadar uzaklaştığını göstereceğiz.
Bu arada bu arkadaşa önerimiz,Devlet Ve Devrim ya da Devlet Ve İhtilali bir kez daha okuması!

Ne demiş bu arkadaş Devleti anlatırken,ya da tanımlarken;

“Kendi kendine işleyen bir mekanizmadır. Egemenlik aracı değil, egemenliğin kendisidir. Sınıf veya bireyler devleti kullanamazlar. Devletler onları kullanır. Devletlere elini verenler kolunu kurtaramazlar. Yakasını kaptıranlar, asla kendilerini kurtaramazlar. “

“Kapitalistlerin devlete yakın olmaları anlamlıdır. Zira her iki kesim de asalak kesimdir. Sömürü ve soygun üzerinden finanse edilirler. O nedenle ortak yanları nedeniyle bir araya gelirler ve birlikte soyguna çıkarlar.”

Önce Devlet Ve Devrim’de Devlet nasıl tanımlanmış ona bakalım!
Devlet Ve Devrim’e göre Devlet,Sınıf Karşıtlıklarının bir ürünüdür,yine Devlet bir sınıfın,karşıtı üzerindeki BASKI VE ZOR AYGITIDIR.

Demek ki Devlet bir sınıfın ,karşıtı üzerindeki EGEMENLİK ARACIDIR.
Sınıflar DEVLETİ kullanarak toplum içersinde EGEMENLİKLERİNİ sağlarlar.

Devlet toplumdaki sınıflardan,yukardaki tanımlar bağlamında BAĞIMSIZ değildir.
Yani Devlet ayrı bir güç,egemen sınıf ayrı bir güç değildir.

Çünkü Devletin varlık nedeni SINIFLARDIR.
SINIFLAR ortaya çıktığında var olmuştur,SINIFLAR ortadan kalkıncada sönümlenerek  YOK OLACAKTIR.

Devletin ayrı bir güç olduğu,Egemen Sınıfı kullandığı,ortak yanları nedeniyle bir araya gelerek,birlikte soygun yaptıkları Marksizm dışı,ancak tütsülü kafaların uydurduğu bir tezdir.

ABD de sistem oturduğu için oradaki başkanların veya onların atadıklarının ne olduğunun fazla önemi yoktur.
ABD de bir ara bir film artisti KOVBOY  bile BAŞKAN yapılmıştır (Ronald Reagan)

Dış dünyayla ilgili ilişkiler,Dış Dünyadaki güçler dengesi,Dünya üzerinde verilen hegemonya savaşının gidişatı  ABD nin politikalarını belirler.

Bu politikalar gereğide bu politikaları uygulmaya yatkın ÖZNELER ,Cumhuriyetçi ya da Demokrat olarak BAŞKAN olurlar.

Kapitalizm’in içine düştüğü ,çözümü olmayan yapısal kriz ,sermayenin kendini ekonomik ve siyasal olarak yeniden üretememesinin ortaya koyduğu zorluklar,egemenleri daha saldırgan,daha baskıcı  egemenlik biçimlerini kullanmaya yöneltmiştir.

Dünyada gittikçe gerileyen ABD hegamonyası,Kapitalizm’in yapısal krizinin merkez ülke olan ABD de daha yoğun hissedilmesi, bu koşullarda ABD nin daha baskıcı,daha saldırgan politikalar uygulayacağını bizlere göstermektedir.

Doğalki bu politikalara uygun bir BAŞKAN TRUMPH dan başkası olamaz.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 25 Şubat 2017, 11:11:12
Sanal Bezirganlar başlığında Sosyalist Forumla ilgili yazmayı uzun süredir bırakmıştık.

Görevleri 7/24 Marksizm’e  eleştiri kalkanına sığınarak küfür etmek olan kendilerine Balanquici diyerek,Blanqui’nin de adını kirleten,forum yönetiminide elinde tutan ŞARLATAN kesim, önce Marks’ı Lenin’den koparmak için,Balanquiyi araç olarak kullandı ve Lenin’i Lenin’e karşın Blanquist yapmaya kalktı.

Bizler bunun bir iftira olduğunu,bizzat Lenin’den yaptığımız alıntılarla farklı konu başlıklarında dile getirdik ve bu ŞARLATANLARIN suratlarına çarptık.

Şimdi bu ŞARLATAN gurup,Marksizm’e yine saldırarak,dışarıdan getirdikleri,efendilerinin  verdikleri görevleri kendine misyon edinen SOYTARILARI öne sürerek icraatlarını sürdürüyorlar.

Bu arada da bu ŞARLANTANLARIN başı 1955 denen FAŞİST ,geçmişte bizimde içinde olduğumuz  2006-2007 yıllarında olanları utanmazcasına çarpıtarak aklı sıra bu özel görevlileri aklamaya çalışıyor.

"Reyting ve organize işler" olayını da ciddiye almıyorum,geçmişte olanlardan bir örnekle bitireyim. (bilenler için) Leo'yu yiyen bu foruma Fırtına Kuşu'nu yedirmem bilesiniz.

Anarşistler olmasın.
Troçkistler giremez.”(1955 denen zibididen alıntı)

Fırtına kuşu denen özel görevliyi aklamak için ortaya koydukları bu çarpıtmanın gerçeğini anlatmak benim boynumun bir borcudur.

Bir kere o dönemde Sosyalist Forumda herkes,değerlere küfür etmeden ,özgürce yazabiliyordu.
Buna Troçkisti de,Anarşisti de dahildi!
Tek bir koşul vardı o da forumun değer gördüğü kişilere,eleştiri adı altında KÜFÜR etmemek.

Bir gün EKS li Leo adında biri foruma yazmaya başladı.
Ve o kişi yazılarının birinde Kronstadh konusunda,Lenin’i ve Bolşevikleri ELİ KANLI KATİL ilan etti.
Lenin’in ve Bolşevikler’in eline KAN BULAŞMIŞTIR dedi.

O zaman o forumun danışmanı olan ben olaya müdahil olarak,bunun bir eleştiri olmadığını,bunun aleni HAKARET olduğunu söyleyerek bu LEO yu uyardım.

Ancak bu kişi uyarılarımızı dikkate almadı ve Lenin’e ,Bolşevikler’e KATİL demeye devam etti.
Bunun üzerine yönetimdeki arkadaşlarla görüştük ve LEO yu forumdan attık.

Bir soru soralım burada!
LENİN’e ve Bolşevikler’e ELİ KANLI KATİL,ONLARIN ELİNE KAN BULAŞMIŞTIR diyen birine kendine Komünistim diyen biri nasıl tavır almalıdır?

Bu bir ELEŞTİRİDİR diyip TEPKİSİZMİ kalmalıdır,yoksa kulağından tuttuğu gibi forumdan atmalımıdır?

İşte bu ŞARLATAN 1955 tıpkı bugünkü gibi REYTİNG uğruna LEO yu forumda tuttu ve bende dahil yönetimde ne kadar arkadaş varsa hepimizi forumdan attı.

2006-2007 olaylarının gerçeği budur.
Şimdi bu ŞARLATANDA  birazcık onur kalmışsa çıkar ve bunun böyle olmadığını söyler.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 11 Haziran 2017, 18:08:11
Gök Tanrı kimsenin aklını firar ettirmesin.
Akıl bir kere firar ettimi,tutabilene aşk olsun.

İşte SF nin  eski “Marksist” Danışmanı Hasan Karataş böyle bir durumda!
Kendisine acil şifallar diledikten sonra son yazdıklarına bir bakalım ve YETER diyelim.

YETER dediğimiz bu muhteremin yazdıkları değil,kendini Marksist olarak göstererek,baştan aşağı Marksizm’in reddiyesi olan yazılarını,Marksizm adı altında pazarlaması.

“Sürekli ellerindeki sermayeleri soyulan, yeniden sermaye için koşturan, elindekini yeniden kaptıran ve farkında olmadan ekonomiyi işleten yani toplumun bütün yükünü taşıyan bir sınıf doğmuştur. Bu sınıf üretim teknolojileri tarafından işsiz bırakılmış, elindeki sermayeleri yitirmiş ve yitirmekte olan kesimlerden oluşmaktadır. İş arayan ve sermaye arayan kesimlerdir. Bu kesimler, toplumun büyük çoğunluğunu oluşturmaktadır. İşçi sınıfına ve burjuvaziye karşı muhalif kesimlerdir. “

Evet “Marksist” Hasan Karataş’a göre yepyeni bir sınıf var artık.
Üstelik bu sınıf kaderin garip cilvesi hem Burjuvaziye hemde İşçi Sınıfına karşı!

Anladığımız bu sınıf tekelleşmeden ve de üretim teknolojilerine karşı duramamaktan dolayı elindeki sermayeyi yitiren sınıf.
İşte Sn Karataş’a göre Komünist Devrimin öncüsü bu SINIF!

Hadi bu sınıfın Burjuvazi karşıtlığını bir noktaya kadar anlarızda anlamadığımız bu sınıf neden işçi sınıfına karşı?
İşçi Sınıfının neden tek Devrimci Sınıf olduğu,karşıtını ortadan kaldırarak,kendinide ortadan kaldırma politik öznelliğine sahip tek sınıf sınıf olduğu Marks tarafından dile getirilirken,işçi sınıfına ve Burjuvaziye karşıt bir sınıf var ederek bunu Komünist Devrimin öncüsü olarak görmek,nasıl Marksizmle bağdaşıyor.
Bu açıkca Marksizm’in REDDİ!!!

Şimdi birde AKP yi ve onun Genel Başkanı’nı Millici ve Bağımsızlıkçı ilan ederek Hasan Karataş artık Nirvanaya ulaştı!
Milli olmak ve Bağımsızlıktan yana olmanın Emperyalizmin bu evresinde yani Kapitalizmin küreselleştiği,Burjuvazinin Emperyalistleştiği bu evrede imkansız olduğu açıkken,Emperyalizme karşı verilecek mücadelenin,ülke Burjuvazisine verilecek mücadeleden bağımsız olmadığı çok net iken,nasıl AKP ve onun Genel Başkanı MİLLİCİ VE BAĞIMSIZLIKÇI olabilir ,bunu savlayan nasıl bir beyindir,ne ölçüde hasarlıdır anlamak gerçekten zor.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 16 Haziran 2017, 20:13:32
Burjuvaziden İcazetli kavramına takılmış ,anlama özürlü Melnur.
Benim bu kavramı kullanmaktaki amacım illegaliteyi mutlaklaştırmak  değildir
İşçi Sınıfının Partisi,yani Komünist Parti legal ve lagal olmayan mücadele biçimlerini,koşullara göre kullanır.

Ancak bu koşullarda ,burjuvazinin kendi hukukunu bile hiçe saydığı,gericilik dönemlerinde ,Komünist Partisi ve onun merkez kadroları açık edilmez.
Parti illegaldir ama legal olanaklarıda sonuna kadar kullanır.

Benim burada anlatmak istediğim ve Melnur’un bir türlü anlamadığı/anlamak istemediği,TKP isminin o dönem Devletin Başsavcısı Sabih Kanadoğlu ile yapılan pazarlıklar sonucu,onun çizdiği kırmızı çizgiler içersinde verilen siyaset yapma sözü sonrası gasp edilmesidir

Mustafa Suphi TKP si ile uzak,yakın ilişkisi olmamış,o hareketin içersinde hiç yer almamış,başka bir siyasi oluşumun TİP nin içersinde yer almış bir hareketin neden TİP olarak devam etmek istemediği ve hiç içersinde yer almadığı bir hareketin TKP nin adını almak konusunda bu kadar israrlı olmasıda ayrı sorgulanması gereken bir durumdur.

80 öncesinde olduğu gibi gidin TİP ni ayağa kaldırın,TKP sizin neyinize!
TKP sahipsiz değil,heleki sizin gibi Nasyonal Komünistler’in eline hiç bırakılmaz.

Bak sana TKP 1920 tüzüğünden örnek vereyim.
Umarım anlarsın hangi pazarlık sonucu bu ismin alındığını!
Sabih Kanadoğlu’nun kırmızı çizgilerinin neler olduğunu!

"TKP tüzüğü :
4- Türkiye Bolşevikleri köy, nahiye, kaza, sancak ve merkez şuraları aracılığı ile toplum hayatında gerçek bir halk cumhuriyeti hükümetini oluşturmak ve sosyalizmi yerleştirinceye kadar çalışan yoksullardan oluşan bu şuraların diktatörlüğünü öngörür.
15- Türkiye Komünistleri milletlerin özgür gelişmesini tanır ve her milletin kendi kaderini tayin hakkını o millete verir.
Türkiye Komünist Partisi Merkez-i Umumisi"

Birisi Proletarya Diktatörlüğü,diğeri ise UKKTH!
Hadi koy bakalım programına yada tüzüğüne bu maddeleri!

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 24 Haziran 2017, 10:45:38
Malum Forumda,yani "Sosyalist" Forumda yine sözde Blanquistler,geçmişten kaynaklı kinlerini Marks ve Engels'in üzerine kusmaya başladılar.

Tabi bunun altında yatan asıl amaç,Lenin'i Blanquistlikle yaftalıyarak,Marksla,Lenini,Marksisizm ile Leninizmi biribirinden kopartmak.

Daha önce aşağıdaki linkte ,bizzat Lenin'in Blanquizm ile ilgili kendi söylemlerini aktararak ,bunların yüzüne tokat gibi çarptık.
http://www.solplatform.biz/index.php?topic=4312.msg10152#msg10152

Anlaşılan bunlara bu tokat da yeterli gelmemiş.
O halde devam edelim!

Lenin’in Blanquizm ile ilgili söyledikleri,Menşeviklere hoş görünmek,onları tatmin etmek içinmiş.
Yukardaki cümle kendine Leninstim diyen birine ait.

Sanki Lenin’in Menseviklere ihtiyacı var.
Sanki Lenin Mensevikleri her fırsatta yerden yere vurmuyor.
Bu nasıl bir savunmadır böyle!!!

Lenin Blanquiyi ve Komünü yeterince tanımamış oluyor ama sizler,Lenin’den çok daha iyi Blanquiyi  ve Komünü tanıyorsunuz.

Burjuvazi çok çabaladı Marksizm ile Leninizm’i biribirinden koparmayı ama başaramadı.
Bunun için sol içersindeki özel görevlilerinide kullandı ama başarısız oldu.
Sizler mi Marksizm’i Leninizm’den koparacaksınız!!!

Boş yere enerjinizi harcamayın.
Niyetinizden bağımsızda olsa bu enerji Burjuvazinin değirmenine su taşıyor.

Blanquizmi bir bataklığa benzeten Lenin mi,Blanquist.
Artık bırakın bu inadı,Lenin’e rağmen Lenin’i Blanquist yapamazsınız.
Gerçekler ortada,ona göre konuşun.
O gerçekler Lenin ile Blanqui arasındaki temel bir farkı da bizlere gösteriyor.

Almanlar’ın Fransayı işgal girişiminde Fransada ki hükümet Burjuva Hükümet değilmi?
Blanqui Gazetesinde işçi ve emekçileri bu işgale karşı 3 renkli bayrağın yanında Burjuva Hükümetin yanında olmaya çağırmadı mı?

Peki Lenin ne yaptı?
Almanların Rusyayı işgal girişiminde Kranski’nin başında olduğu Burjuva Hükümete karşı,savaş yerine,Barışı savundu.
İşçi ve Emekçilere silahlarını,kendi hükümetlerine çevirmesini istedi.

Blanquinin dediği gibi “Ülke Tehlikede” diyerek Burjuva Hükümetin yanında yer almadı.
Bu durumdan Devrimci bir vazife çıkardı.

İşte her ikisi arasındaki fark bu kadar net!
Birisi Ulusalcı,Sosyal Yurtsever,diğeri ise katıksız Enternasyonalist.

Siz buna yanıt verin,bırakın Marksizmle uğraşmayı.
Zaten Burjuvazi yeterince uğraşıyor.
Unutmayın her Marksizm’e saldırdığınızda Lenin’in tokatı suratınıza inecektir.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 16 Eylül 2017, 11:09:56
Malum Forumda bir tartışma sürmekte!
Burada ilginç olan ve dikkatimizi çeken tartışmanın tarafları!

Aslında her iki tarafın da ortaklaştığı nokta,ucundan,bucağından Marksizm’i aşındırmak,Marksizm’in olmazsa olmazlarını,revize etmeye çalışmak.

Tartışmanın bir tarafında yer alan kişi,açıkca Marksist olmadığını dile getirerek,akılınca Marksizm’i eleştiriyor.
İlginç olan ve dikkat çekici olan ise tartışmanın karşı tarafında olan ve kendini Marksist olarak tanımlayarak,sözde Marksizm’i savunuyor görünerek aslında Marksizm’in olmazsa olmazlarını revize eden kişi.

Marksist olmayanla ilgili bir şey söylemiyeceğiz.
Marksist olmadığı için bu şekilde düşünmesi doğal.

Birde Anarşist olduğu için Marksizmle geçmişten kaynaklanan bir hesaplaşması var,
Geçmişten gelen bu kini kusmak için kendine uygun bir ortam bulmuş.
Biz onu kiniyle baş başa bırakarak,diğer tartışmacıya dönelim.

İşçi Sınıfının yok saymak,kısaca ELVEDA PROLETARYA demek için atmadığı takla yok.
Yok 20 ve 21 yüz yıl arasında üretim biçimi değişmiş,işçi sınıfının devrimciliği ve öncülüğü geriye düşmüş,bunun yerini bilinçli insan gibi çok genel tanım almış.

Aslında bu düşmanlığı  yeni değil.
Bu Arkadaş, işçi sınıfı düşmanlığını o denli ileriye götürmüştüki,hiç yüzü kızarmadan Brisa İşçilerini,Sabancı'nın Brisa sını SÖMÜRMEKLE suçlamıştı.

İşçi Sınıfının neden tek Devrimci Sınıf olduğu ustalarca çok açık ifade edilmiştir.
Sömürünün kaynağı ücretli emek canlı emektir.
Sermaye emeği üretim araçlarının özel mülkiyetine sahip olduğu için  tahakkümü altına alır,onu sınıflaştırır,ücretli emek,yabancılaşmış emek haline getirir.
Ücretli Emek aynı zamanda artı değeri üretim sürecinde ortaya çıkardığı gibi,pazarda da onu realize eder ve Sermaye ye ekler.

Sermayenin var olması ücretli emeğe bağlıdır.
Semaye ancak kendini ücretli emek üzerinden var eder.
İşte bu nedenle  kendini ve karşıtını ortadan kaldırma politik öznelliğine sahip tek Devrimci sınıf İŞÇİ SINIFIDIR.

Ama hangi işçi sınıfı?
Lenin’in hemen her makalesinde özellikle vurguladığı SINIF BİLİNÇLİ İŞÇİLER.
Marks’ın “ “İşçi sınıfı ekmeğine bir dilim ilave etmek için değil onuru için savaştığında devrimcidir” sözünde yer alan İŞÇİ SINIFI.
Yine Marks’ın “İşçi Sınıfı ya Devrimcidir,ya da hiçbir şey değildir” sözüyle işaret ettiği,kendinde sınıftan,kendi için sınıf konumuna gelmiş,politikleşmiş İŞÇİ SINIFI.

Bir diğer nokta Proletarya Diktatörlüğü sorunudur.
Komünist Toplum sınıfların olmadığı,bu nedenlede varlığı sınıflara bağlı olan DEVLETİN olmadığı bir toplumdur.
Devlet sınıflarla ortaya çıkmış,sınıflar ortadan kalkıncada sönümlenerek ortadan kalkacak bir olgudur.

Komünist Toplumda ,Devletten bahsetmek,Marksizm’in A,B,C sini bile bilmemektir.
Komünist Devrimci Diktatörlük kavramı ancak aklı firar etmiş,hasarlı bir beynin ürettiği bir kavram olmaktan öte bir anlam içermez.

Lenin gelişimin seyrini şöyle açıklar;
Mutlakiyetten,Burjuva Demokrasisine,Burjuva Demokrasisinden Proletarya Diktatörlüğüne oradanda DEMOKRASİSİZLİĞE.
Yani KOMÜNİST TOPLUMA
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 09 Kasım 2017, 19:36:27
Solpaylaşım sitesinin NASYONAL SOSYALİST sahibi Melnur,nasıl ki Hitler Yahudi düşmanlığı üzerinden siyaset yaparak, kitleselleşmeye çalıştıysa, bu  NEOFAŞİST de ,KÜRT DÜŞMANLIĞI üzerinden aynı yolu benimsemiş bir siyasetin TELLALIĞINI yapıyor.

Konu Yurtseverlik olmasına karşın,dağarcığında bu konuda kırıntı bile taşımayan bu NEOFAŞİST, verecek yanıtı olmayınca, sıkışınca konuyu Kürt Düşmanlığına vardırıyor.

Yakında bu NEOFAŞİST’İN sitesinde  MHP li Faşistleri görürseniz sakın şaşırmayın.
Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü yolunda bunlar EL ELE vermişler.

Bu NEOFAŞİSTE sadece tek bir konuda bir şey söyliyeceğim.
O da CEHALETİNİ yüzüne vurmak için.

İşçi Sınıfının mücadelesini BİÇİM olarak ULUSAL olarak niteleyen,ben değil,bizzat MARKS’IN kendisi!

" Besbelli ki, işçi sınıfı, savaşım verebilmek için, sınıf olarak kendi ülkesinde örgütlenmelidir ve her ülke, ayrı ayrı bu sınıf savaşımının doğrudan alanıdır. İşte işçi sınıfının savaşımı, bu anlamda ulusal nitelik taşır, içeriği bakımından değil, ama Komünist Manifesto'nun da dediği gibi, "biçimi bakımından" ulusal. " (Karl Marks)


Ama Melnur’un bunu kabullenmesinin önündeki en büyük engel,damarlarında akan “asil” kan.
Melnur’un beyin kapasitesi,Enternasyonali anlamaya müsait değil.

Fazla zorlamayalım,devrelerini yakmayalım.
Sana bu kadar yeter Melnur,hadi şimdi bas git!
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 02 Ocak 2018, 20:28:51
“Oysa halk yönetimi olarak tanımlayabileceğimiz cumhuriyet her şeyden önce monarşi karşıtlığıdır. Büyük Fransız Devrimi ile birlikte öncelikli anlamına bu yatar. Bizde de böyle olmuş cumhuriyet monarşiyi tarihin çöplüğüne göndermiştir. Uzatmayalım, cumhuriyet denildiğinde aklımıza gelmesi gereken aydınlanmadır. Laikliktir, bilimdir, kadın erkek eşitliğidir. Kulluktan yurttaşlığa geçiştir. Yobazlıktan, hurafe anlayışından aydınlığa adım atmaktır. Hükümdarlıktan vatan-yurt olgusuna geçiştir vb.  “(Melnur)

http://www.solpaylasim.com/k7379-sf-de-sosyalist-cumhuriyet-tartismalari.html

Neymiş Cumhuriyet Bir HALK yönetimiymiş!
Komünistler olaylara, olgulara SINIFSAL bakarlar ya!
Bu Perinçek Artığı da HALK diye bir SINIF katagorisi uydurmuş ve Burjuva Cumhuriyeti,HALK YÖNETİMİ ile eşitlemiş.

Aklımıza gelen aydınlanma,laiklik,bilim,kadın erkek eşitliği olmalıymış!
O Cumhuriyetin kimin Cumhuriyeti olduğu, o Cumhuriyet altında işçi ve emekçilerin ezilmesi,sömürülmesi,baskı görmesi,üzerlerinde zor kullanılması,haklarını arayanların zindanlara atılması,işkencelerden geçirilmesi,bunların hiç birinin önemi yok bu Perinçek Artığına göre!

Yukardaki alıntı da tek bir SINIF sözcüğü geçiyormu???
Geçmez , çünkü bu Perinçek artığı, bu kelimeyi telaffuz etmesi için yeterli bilgileri edinecek beyin kapasitesine sahip değil.

O kulaktan dolma ilk okul resmi öğretisiyle,Cumhuriyeti bir HALK YÖNETİMİ olarak tanımlıyor.
Çünkü Burjuva Cumhuriyeti kuranlar öyle istemiş,SINIFLARI YOK SAYARAK, biz SINIFSIZ,İMTİYAZSIZ KAYNAŞMIŞ BİR KİTLEYİZ diyerek, SINIFSAL SÖMÜRÜSÜNÜ  HALKÇILIK ilkesinin ardına gizleyerek ,altı okunun bir parçası haline getirmiş.

Bu Aklı firar etmiş zavallı da, ilk okul bilgilerini anımsayarak Cumhuriyetin bir HALK YÖNETİMİ olduğunu bizlere yutturmaya çalışmış.

Sorsan bu aklı ziyana,ben TKP liyim der!
İlker Belek’e,Erhan Nalçacı’ya hatta Kemal Okuyan’a bakıyoruz bir de bu zavallıya!

Bunun yerinin TKP değil, Vatan Partisi olması gerekiyor.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 03 Şubat 2018, 22:29:39
Zavallı Melnur!

Hep söylüyorum böyle ince konular için o kıvrımları düzleşmiş beynini fazla yorma.
Gök tanrı korusun, beyin kanaması geçirebilirsin!

Neden AKP Devleti denmeyeceği hem Devlet tanımından, hem Devletin yapısal özelliklerinden ve varlık nedeninden belli değil mi?

Herşeyi bir kenara bıraksak bile Devletin bir sınıf egemenliği aracı olduğu, onun nereye ait  olduğunu ortaya koymuyor mu?

Demek ki Devlete bir ad vereceksek o ad onun sınıfsal bağını ortaya koymalı!
Yarın CHP Hükümet olsa CHP Devleti mi diyeceğiz, yoksa bu soygun ve talan düzeni yıkılana değin  Devlet hep ait olduğu sınıfsal bağlamla mı tanımlanacak?
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 04 Şubat 2018, 18:16:49
Melnur çok sinirlenmiş, başlamış salyalarını akıtmaya!

Devlet konusun da yazdığım yazı ortada!
Oysa o ne yapmış!

Bilgisizliğin,yetersizliğin ve bunların kendi üzerinde yarattığı ezikliğin bir yansıması olarak,neye karşı çıktığını kendinin bile dile getiremediği,kendinin bile anlamakta zorluk çektiği sözler etmiş.

Devlet yazısın da ortaya konan Devletin asıl aidiyetinin SINIFLAR olduğu vurgusu!
Neden bunu dile getirmek zorunda kaldık?

Çünkü bugünler de sol içersinde pek çok kesim Devlet ten bahsederken SINIF aidiyetinin üzerinden atlıyarak, AKP Devleti gibi, niyetten bağımsızda olsa Devletin gerçek sahibi,iktidardaki sınıfı aklayıcı bir Devlet kavramı tanımlıyor.

Varsa bu yazdıklarıma bir itirazın bunu dile getir ama bunu dillendirecek bilgi ve birikimden yoksunsan kendini daha fazla rezil duruma düşürme!

Sen her fırsatta faili meçhul cinayetlerin tetikçisi Veli paşasına saygıda kusur etmeyen,ona selam gönderen  Yalçın Küçük'ü,hatta utanmadan geçmişteki faili meçhullerin ardındaki DİŞİ ASENADAN övgü ile bahseden,onun yanında olduğunu söyleyen Ataol Behramoğlunu "SOSYALİST"  olarak anmaya devam et.

Artık bir an evvel safını belirle!
Bak Doğu Perinçek seni hasretle yanına bekliyor!
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 05 Şubat 2018, 15:37:48
Bak ne güzel itiraf ediyor Melnur!
“Bu yüzden bugünün devleti AKP devletidir.
Daha ileri gidebiliriz,   'tek adam devleti''dir.”

İşte Melnur’un bizim yazımızdan anladığı o kıt aklıyla bu!
Ne yapsın zavallı,beynindeki kıvrımlar ancak bu kadarını anlamasına olanak tanıyor.
İşte bu nedenle bu anlama özürlülere anlatabilmek adına Devlet konusunda yazmayı gerekli gördük.

“Şu anlama mı geliyor; her sabah Tüsiad'ından Müsiad'ına bütün patron örgütleri bir araya geliyor ve o gün devletin sınıfsallığının nasıl şekilleneceğine karar mı veriyorlar? Burjuvazinin sınıfsallığı bir baskı aracı olarak böyle mi şekilleniyor? Kuşkusuz, hayır!”

Böyle diyor Melnur battığı bataktan çıkmak için ama debelendikçe,saçmaladıkça daha da batıyor.
Burjuvazinin sınıfsallığı o iktidara geldiğinden bu yana zaten şekillenmiştir.
O sınıfsal şekillenmeyi her gün oturup bizzat kendinin belirlemesi gerekmez.

Siyasi Partiler( Sistem Partileri) bunun için vardır ve görevleri sermayenin geldiği her birikim evresine göre onun çıkarlarını  belirlemektir.

Ve bir soru sorduk!
Yarın CHP hükümet olsa ona da CHP Devleti mi diyeceğiz?

İktidar sınıfsal olarak el değiştirmedikçede DEVLET, sermayenin farklı birikim evrelerinde biçim değiştirsede,öz olarak hep aynıdır.

Hükümetlerin biri gider,diğeri gelir ama İktidarın ve onun sınıfsal baskı aracı  DEVLETİN özü  değişmez.
Buna bağlı olarakta Devlet,iktidardaki sınıfın çıkarları doğrultusunda,karşıtı üzerindeki baskı ve zoru devam ettirir.
Devlet,iktidardaki sınıfın,karşıtı ve diğerleri üzerindeki, hükümetler aracılığıyla kullandığı bir baskı ve zor aracıdır.

Devletin görece bağımsızlığından yola çıkarak Devleti sınıfsal temelinden, onun var olmasına ve de sönümlenmesine yol açan sınıflardan BAĞIMSIZ göremezsiniz.

Melnur bende Devleti sınıflardan bağımsız görmüyorum diyor ama Devleti nitelerken onu, asıl özü olan sınıflardan soyutlayarak, sınıfsal aidiyetini ikinci plana atarak ona başka bir aidiyet yüklüyor.

Devletin görece bağımsızlığı,mevcut sistemin yürüyebilmesi için tüm toplum kesimlerinin belli alanlardaki haklarının hukuk içersine alınmasıdır.
Tabi ki bu hukukta belirleyici olan yine Burjuvazinin çıkarları temelinde BURJUVA HUKUKTUR.

Neyse Melnur seninle laf yarıştırarak benim için değerli olan zamanımı boşa harcayamam.
Bak Doğu Perinçek 2019 başkanlık seçimlerinde aday olacakmış.
Sana yakışan, bugünden gerekli desteği, sahibi olduğun forum aracılığıyla verebilirsin.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 09 Şubat 2018, 23:58:08
TÜRKİYE, YAŞADIĞIMIZ TARİHÎ KOŞULLARDA “SERMAYE DÜŞMANLIĞIYLA” EMEKÇİLER İÇİN HERHANGİ BİR ÇÖZÜM KEŞFEDEMEZ. EMEKÇİLERİN ÇIKARLARIYLA BÜYÜK SERMAYENİN ÇIKARLARININ UYUMLU OLDUĞU BİR
TARİHÎ DÖNEMDEN GEÇİYORUZ.”


Yukardaki alıntı bir UTANÇ BELGESİDİR!!!
Bu alıntı 12 Eylül de yüzlerce Devrimciyi, Faşist Cuntaya ihbar eden, geçmişte sol içersine bir şekilde sızmış Perinçek’e ait!

Asıl anlatmak istediğimiz Solpaylaşım adlı internet sitesinin sahibi Melnur denen şahısın işi gücü Komünistlerle uğraşmak, onlara saldırmak olduğu için, Doğu Perinçek’e  sesini çıkarmadığı.
Çünkü sonunda gideceği yer PERİNÇEK’İN yanıdır!

Hadi Melnur bak gelecekteki liderin neler söylüyor.
Söyledikleri  nedeniyle verdiği zarar Liberallerden daha mı az!

Liberallerin sola verdiği zarardan bahsederken, neden Doğu Perinçek’in  verdiği zararı görmezden geliyorsun.
Hala Doğu Perinçek’i SOL görmekte İSRAR EDİYORMUSUN?
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 18 Şubat 2018, 13:50:56
“Sosyalizm” Okulunda  ilginç bir tartışma yürütülüyor!
“Sosyalizm” Okulu olunca kavramlara kimileri kendi kafalarınca, yaşamdan kopuk anlamlar yükleyebiliyorlar.
Yeni türetilen kavram “Kaba Anti Emperyalizm”

Bu Emperyalizm ne menem bir şeyse,bunu azı ,çoğu,kabası yada kibarı olabiliyor.
Aslında izlenen tam bir KOMEDİ!

Özellikle Kapitalizm’in küreselleştiği,Burjuvazinin Emperyalistleştiği, Emperyalizme karşı mücadelenin ülke burjuvazisine karşı verilecek mücadeleden bağımsız olmadığı, Emperyalizmin artık içsel bir olgu olduğu ve de Anti Emperyalist olmanın olmazsa olmazı olan Anti Kapitalist olmanın MUTLAKLAŞTIĞI günümüzde Anti Emperyalizmi bu tür takılarla anlamlandırmak saçmalıktan başka bir anlam taşımıyor.

Aslında bu kendini okul olarak gören SF de daha bunun gibi belki de bundan daha vahim ne abukluklar var.
Devlete karşı savaşmayın onu meşru kılarsınız diyenlerden, artık dünya da savaşlar dönemi kapanmıştır diyerek Kautsky’e rahmet okutanlara, seçimlerde CHP-İYİ parti desteklenmelidir diyecek kadar beyni sulanmışlara  her şeyi bulmak olası bu okulda!

Ama en temel özellikleri hep söylediğimiz 7/24  Marksizm düşmanlığında ellerinde tuttukları, artık rengi kızıldan başka her renge bulaşmış bayrağı kimseye bırakmamaları.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 05 Mart 2018, 17:10:28
Altını kalın bir çizgiyle çizelim, ihanetlerin nedeni bu ülkeye AKP gibi bir partinin, bir siyasi anlayışın yerleşmesine ''yardım ve yataklık etme suçu''nu işlemiş olmalarındandır. 'Liberalleri eleştiriyorsunuz, neden ulusalcıları eleştirmiyorsunuz'' zevzekliği hala söylenebiliyorsa, insan ne diyeceğini şaşırıyor. Bu kadar mı eğitimsiziz, bu kadar mı bilgisiziz, bu kadar mı anlama sorunluyuz? Yoksa...
Yorumum, ''liberaller için ihanet diyenler, ulusalcıları unutmasın'' seslenişin altında hala anlamama sorununun yattığıdır. O kadar uzun bir dönem kuyrukçuluk yaptılar ki, zihinleri karardı bu zevatın. Anlamıyorlar!(Solpaylaşım Sitesinin Sahibi MELNUR)

 
AKP ye Yardım ve yataklık etmekle bugün AKP nin izlediği politikaları desteklemek arasında her hangi bir fark varmı???
Yardım ve yataklık etme suçu ile izlenen politikaları desteklemek suçlarının hangisi sizce ağır???

Yok öyle , Marksizm’in sağ revizyonist yorumlanışı, yok aşamalı devrimin modasının geçmişliği, diyerek aslında gizliden, utangaçça NASYONAL SOSYALİST Doğu Perinçek’i ve onun partisini AKLAYAMAZSINIZ!

Diyebiliyormusunuz Doğu Perinçek ve Partisi NASYONAL SOSYALİSTTİR diye!
Diyemezsiniz çünkü sizde biliyorsunuz sonunda varacağınız yer Nasyonal Sosyalist Doğu Perinçek’in yanıdır!


Ama biz diyoruz açık açık , ortada bir suç varsa bu suçun failleri Liberaller ve Ulusalcılardır.
Birinciler AKP nin gelişimine yardım ve yataklık etmiş, ikinciler ise AKP nin bugün uyguladığı politikalara desteğini her fırsatta dile getirmiştir!!!
Kimin EĞİTİMLİ, kimin KARA CAHİL olduğu açık ve net ortadadır!
veda
Başlık: Ynt: NEREDESİNİZ SÖZDE MARKSİSTLER!
Gönderen: veda - 21 Mart 2018, 13:39:06
“Kaldı diyorum çünki "inen kitabın" son suresinin son ayetleri Komünizm nedir,nasıl işleyecek konusuna açıklık getirmeden bitmiş.
Allahı ölmüş,peygamberi ise Musollini gibi çark ederek alman şovenizmini göklere çıkarmış. (Zaten yaramaz adamın tekiymiş ki karı bile dayanamamış evden kovmuş deyyusu)”
 
Yukardaki alıntı kendine Sosyalizm Okulu diyen, Sosyalist Forum adlı internet sitesinin sahibi, sanalın bezirganı Ape-Che ye ,malum ismiyle CHE 1955 e ait.

Alıntıda bahsedilen ölmüş kisi MARKS, Peygamber ise ,Musollini ile eş değer tutulan ENGELS.
Evet ENGELS burada ,karısının evden kovduğu DEYYUS oluyor.

Deyyusun sözlük anlamı; "Karısının veya kendisine çok yakın bir kadının iffetsizliğine gözyuman kimse"(Türk Dil Kurumu). Bu sözcük ayrıca birine sövme anlamı taşıyabilir. Osmanlı'da sözcüğün pezevenk anlamına geldiği bilinmektedir .

Bunun dışında Engels'in FAŞİST Mussollini ile eş değer tutulması da ayrı bir ahlaksızlık.
Hem kendine Sosyalist Forum diyeceksin, hem Sosyalizm okulu diyeceksin, Sosyalizm'in önderlerini DEYYUSLUKLA ve Musollini olmakla niteliyeceksin.

Bugünlerde bahse konu forumda fırtınalar kopuyor.
Sakın şaşırmayın ,Engels’e yapılan bu küfürler,hakaretler nedeniyle değil.

Çizre Botan mahlaslı kişinin Efrinle ilgili haberlerinin ve buna bağlı öngörülerinin doğru çıkmaması ile ilgili.
Bulmuşlar bir günah keçisi,kendi yanlışlarını bu arkadaş üzerinden aklıyorlar.

Kürt Kuyrukçuları da, Ulusalcı,Şovenistler de karşılıklı biribirilerine sayıyorlar.
Ancak her nedense bu sanal bezirgan’ın,bu forum ağası’nın  ENGELS’E bu küfürler içeren,hakaretler içeren sözcüklerle saldırması kimseyi rahatsız etmiyor.

Forumda bulunan bir kısım sözde Marksistler’in gıkı bile çıkmıyor.
Ama lafa geldimi mangalda kül bırakmıyorlar.
Konu Kürtler olunca da vur abalıya gitsin!
Evet Hasan Karataş,Turgut Fatsa,Tripoli,İ Seçil,  ve diğer sözde Marksistler, NEREDESİNİZ?

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 22 Mart 2018, 20:47:46
Sanalın Bezirganı,Forum Ağası Engels'e hakaretlerini sürdürüyor;

"Engels su götürmez bir anti Komüncü, Emperyal (dominant,baskın) üstünden belli görüş ve koşulları pompalayacak kadar da üç kağıtçı biri.
Üstüne üstlük kendisine bırakılan mirası red etme yerine iş bu mirası sahiplerinden alıp,yine baskın durumda olana verecek kadar da utanmaz biri."

Evet şaşırtıcı değilmi adı Sosyalizm olan, üstelikte Okul olduğunu savlayan bir forumda Engels önce Musollini ile eş değer tutuldu, sonrası DEYYUS oldu, şimdi de ÜÇ KAĞITÇI ve UTANMAZ!

Tripoli banlanıyor Özgürlük Hareketine YALANCI dedi diye, ama forum ağası Engels'e küfür etmeye devam ediyor.
Ve bu forumun adı "SOSYALİST".........!!!

Tabi bu forumun YALAKALARI DA mevcut! ÖZGÜR TOPLUMSALLIK  gibi, forum ağasına hak veren......!
1955 denen forum ağasının kendini Marksist görmemesi onun Engels'e yukarda sıraladığımız küfürleri,hakaretleri etmesini haklı göztermez.

1955'e göre Engels Blanquistlere "küfür" etmiş!
Nedense bu küfürün ne olduğu açıklanmıyor.

Ama Lenin açıkca Blanquiz'min bir BATAKLIK olduğunu söylüyor, aşağıdaki söylemin de.

"Bilisizler ya da bay Plehanov ve hempaları, marksizm dönekleri, anarşizm, blankicilik vb. diye bağırıp çağırabilirler. Düşünmek ve öğrenmek isteyen, blankiciliğin, iktidarın bir azınlık tarafından alınması demek olduğunu, işçiler vb. vekilleri sovyetlerinin ise, apaçık olarak halk çoğunluğunun doğrudan doğruya, dolaysız örgütü olduğunu anlamazlık edemez. Bu, sovyetlerin bağrında etkili olma uğruna savaşıma yönelmiş bir hareket, blankicilik bataklığına dökülemez, hiçbir şekilde dökülemez."(İkili İktidar Üzerine)

Hadi 1955 sıra Lenin'e geldi!
Onada saymaya başla!
Korkma Özgür Toplumsallık o konuda sana yalakalık yapmaya devam eder.

Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 23 Mart 2018, 12:11:32
"Bilisizler ya da bay Plehanov ve hempaları, marksizm dönekleri, anarşizm, blankicilik vb. diye bağırıp çağırabilirler. Düşünmek ve öğrenmek isteyen, blankiciliğin, iktidarın bir azınlık tarafından alınması demek olduğunu, işçiler vb. vekilleri sovyetlerinin ise, apaçık olarak halk çoğunluğunun doğrudan doğruya, dolaysız örgütü olduğunu anlamazlık edemez. Bu, sovyetlerin bağrında etkili olma uğruna savaşıma yönelmiş bir hareket, blankicilik bataklığına dökülemez, hiçbir şekilde dökülemez."(İkili İktidar Üzerine)

"Hadi 1955 sıra Lenin'e geldi!
Onada saymaya başla!
Korkma Özgür Toplumsallık o konuda sana yalakalık yapmaya devam eder."

Daha önceki mesajda bunları yazmışım!
Sanalın Bezirganı,Forum Ağası beni yalancı çıkarmadığı için kendisine teşekkür ederim.

Evet sıra Lenin’e gelmişti, adı “SOSYALİST” olan forum da 1955, yalakası Özgür Toplumsallıkla ,onu da hedefine aldı.
Bu arada Özgür Toplumsallık sakın alınma, seni nitelediğim YALAKA tanımı aslında POLİTİK BİR NİTELEME.
Tıpkı,DEYYUS GİBİ,ÜÇ KAĞITÇI GİBİ,NAMUSSUZ gibi!

Ne demiş 1955 Lenin için;

“Senin Marksist Lenin'in 200 milyonluk Rusya'da sosyalist Devrim yapıyor, (Daha doğrusu ne yaptığını da bilmiyor) sonra Krupskaya'ya soruyor; "Devrim yaptık,Devleti yıktık. Yerine ne koyacağız?"

Dünyada ilk defa Komünden sonra ayaklarında baş olacağını ,ilk defa Birjuvaziden siyasi iktidarın alınacağını ve işçi sınıfının kendi siyasal egemenliğini kuracağını bizlere yaşamın içersinde kanıtlayan, tüm egemenlerin yüreğine korkular saçan , EKİM DEVRİMİNİN MİMARI Lenin ,bu geri zekalıya(politik bir eleştiri) göre NE YAPTIĞINI BİLMİYOR!

O koskoca NE YAPMALI kitabını bir kenara fırlattık.
İki Taktiğin ve NİSAN TEZLERİNİN hiçbir önemi yok!!!
Bu kadar CEHALET ,kendine "SOSYALİST" diyen bir foruma yakışmıyor!
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 31 Mart 2018, 19:41:05
“Ortada bir ganimet falan yok...Kürtlerin hakları var...ve yok sayılmış...üstelik Saddam bu hakları vereceğini iddia etmişti ama vermedi...Kürtlerde Irak devletine karşı isyan ettiler ve bu hakları kazandılar...buna emperyalizm destekçiliği demek salaklıktır...”

Bence önce aynaya bak Özgür Toplumsallık!
Sıra ABD nin Irak İşgaline arka bahçelik yapan KDP yi savunmaya mı geldi!

Barzani o dönemde isyan falan etmedi, ABD kendisine bu işgalde arka bahçelik yaptığı için mükafat olarak bu hakları verdi!

Merak ediyorum, sonunda kimi savunacaksınız.
Belli olmaz senin gibiler yakında ABD yi  ÖZGÜRLÜK TUTKUNU ÜLKE olarakta ilan eder.

Bu arada yanlış anlaşılmasın.
Saddam’ın Halepçe de ve Barzan da Kürtler üzerinde SOYKIRIM politikaları uyguladığınıda söyleyelim.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 01 Nisan 2018, 21:02:16
"Bir tarafta kurulan Amerikan üsleri, tepeden tırnağa Amerikan silahları ile donatılmış güruhlar”
Maozedung böyle demiş ve ayıp etmiş.
Kürt Halkının iradesini temsil eden bir güce bu biçimde hitap etmesi ,kürt halkına yapılan bir SAYGISIZLIKTIR ,bu nedenle de hiçbir şekilde tasvip edilmez.

Peki ya sen forum ağası,sanalın bezirganı, ahlak fukarası, beyniyle,malum organı yer değiştirmiş soytarı, ape che  sana ne demeli!

Tripoli,HDP ye yalancı dedi,forumdan attınız,Maozedung YPG ye guruh dedi forumdan attınız!
Sen Engels’e,DEYYUS,NAMUSSUZ, derken kimsenin gıkının çıktığı yok.

Bu kadar Marksizm’e düşmansan yasakla Marksistleri, sende rahatla ama olmaz değilmi, serde bezirganlık var, ya forumun reytingi düşerse!
Bu saatten sonra o forumda yazan olursa ortaya çıkıpta ben MARKSİSTİM demesin zaten!
veda

Not: Komünist,Komün kurana denirmiş!!!
Bu geri zekalı böyle tanımlamış Komünisti!
Bu geri zekalıya göre Marks,Engels,Lenin  Komünist değil, bunlar Komün kurmamışlar çünkü!
Ama İsraideki Kibbutzları kuran İsrail yöneticileri "KOMÜNİST" bu geri zekalıya göre!
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 14 Mayıs 2018, 19:19:37
Sonuçta Solpaylaşım adlı sitenin Nasyonal “Sosyalist” sahibi Melnur’un yüzünde ki maske nihayetinde düştü!
“Perincek soldur; beğenirsiniz, beğenmezsiniz; güncel siyasetteki yer tutuşuna katılır veya katılmazsınız, ideolojik doğrultusundan yana bir tavır koyarsınız veya karşı çıkarsınız; ama nasıl bir değerlendirme yaparsanız yapın, Perincek'in sol saflarda olduğu gerçeğini yadsıyamazsınız. Kimi zaman güncele yaklaşım konusunda o kadar farklı bir yorumda bulunur ve karşısındakinden üstteki cümlede sayılan etiketlerden birini veya birkaçını savurursunuz; ama yine de böyle bir kızgınlık bile Perincek'in sol saflarda bir ömür geçirdiği gerçeğini değiştirmez.”

Bir Nasyonal “Sosyalisti” bir Neo Faşisti SOL saymak ,ya SOL un anlamını hiç bilmemek ya da niyete bağımlı olarak SOLA İHANET içersinde olmaktır.
Sormak gerek bu Nasyonal Sosyalist’e, SOL ne demek, kimden yana SAF tutmak?

 “bu dönemde işçi sınıfı ile büyük sermayenin çıkarları ortaklaşmıştır sermaye düşmanlığı yapmak bu birlik günlerinde, ülkenin bekası için son derece yanlıştır “ (Doğu Perinçek)


Bugünkü koşullarda emek sermaye çelişkisini yok sayarak,sınıf işbirliğini savunmak artık işçi sınıfı ile burjuvazi arasındaki uzlaşmaz çelişkiyi yok sayarak,bu iki sınıfı uzlaştırmaya çalışmak SOL oluyorsa ,biz bu anlamda SOLCU değiliz!
Gerçi bu Nasyonal Sosyalist, faili meçhullerin sorumlusu Asena’nın ardında olduğunu söyleyen,onu desteklediğini söyleyen Ataool Behramoğlu’nu da Sosyalist olarak nitelemişti.

Doğu Perinçek bu Nasyonal Sosyaliste göre SOLCU!!!
80 öncesi Ege Ordusu Sovyet Sınırına diye ciyak,ciyak bağırarak Sovyetler Birliğine karşı CİHAT çağrısı yapan Doğu Perinçek, bu Nasyonal Sosyaliste göre SOLCU!!!

80 sonrası  Sovyet Ajanı diye başta TKP liler olmak üzeri pek çok Devrimciyi Gazetesinde ihbar eden, pek çok Devrimcinin işkencelerden geçmesine,yaşamını işkenceler sonucu yitirmesine ya da sakat kalmasına yol açan  Neo Faşist Doğu Perinçek, bu Nasyonal Sosyaliste göre SOLCU!!!

Okuyan TKP sine  de buradan çağrı yapalım.
Bu Utangaç Perinçek ci sizden yana görünsede, yazdıklarıyla partinize zarar veriyor.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 05 Temmuz 2018, 15:54:57
Ne demiş Blanqui;Silahsız Proletarya Bir Hiçtir!
Ne demiş Lenin;Proletaryanın Silahı,onun PARTİSİDİR!


Ve devam etmiş Lenin,devam ederken de Blanquistlerle farkını ortaya koyarak;

"Bilisizler ya da bay Plehanov ve hempaları, marksizm dönekleri, anarşizm, blankicilik vb. diye bağırıp çağırabilirler. Düşünmek ve öğrenmek isteyen, blankiciliğin, iktidarın bir azınlık tarafından alınması demek olduğunu, işçiler vb. vekilleri sovyetlerinin ise, apaçık olarak halk çoğunluğunun doğrudan doğruya, dolaysız örgütü olduğunu anlamazlık edemez. Bu, sovyetlerin bağrında etkili olma uğruna savaşıma yönelmiş bir hareket, blankicilik bataklığına dökülemez, hiçbir şekilde dökülemez."

Bununla da yetinmemiş Lenin ve aradaki farkı daha da ayrıntılı göstermiş;

"Sınıf bilinçli işçiler bir erk olabilmek için çoğunluğu kendilerine kazanmak zorundadırlar: kitleler üzerinde bir diktatörlük olmadığı sürece,başka bir iktidar yolu sözkonusu olamaz.
Biz Blanquist değiliz,iktidarın bir azınlık tarafından ele geçirilmesi yandaşı değiliz.
Biz Marksistiz, küçük-burjuva sarhoşluğuna karşı, şovenist anavatan savunusuna karşı, lafazanlığa karşı, burjuvaziye bağımlılığa karşı proleter sınıf mücadelesinin yandaşlarıyız."
(İkili İktidar Üzerine)

"Tezlerimde, henüz aşılmamış köylü ya da genelde küçük-burjuva hareketin her türlü atlanışına karşı, bir işçi hükümeti tarafından “iktidarın ele geçirilmesi”yle her türlü oyuna karşı, her türlü Blanquist maceraya karşı kendimi kesinlikle güvenceye aldım, çünkü doğrudan Paris Komünü deneyimine işaret ettim.
Bu deneyim ise, bilindiği gibi ve 1871’de Marx’ın, 1891’de Engels’in ayrıntılı olarak kanıtladıkları gibi, orada Blanquizme yer olmadığını, çoğunluğun doğrudan, dolaysız, mutlak egemenliğinin ve kitlelerin aktivitesinin ancak, bizzat çoğunluk bilinçli ortaya çıktığı ölçüde güvencede olduğunu gösterdi."(age)"

Devrimi YIĞINLARIN eseri olarak gören Lenin "Genel olarak siyasette ve özellikle işçi sınıfı hareketinde,ancak KİTLESEL etkinliği olanlar ciddiye alınır.
Kitleler olmadan siyaset maceraperest siyasettir" diyerek yukardaki söylemleri bağlamında Leninizmle,Blanquizm'in hiç bir şekilde bağdaşmıyacağını,Blanquizmi bir BATAKLIK olarak niteliyerek ortaya koymuştur.

Tüm bunlara karşın kendini Blanquist olarak niteleyen soytarılar,hiç UTANMADAN,Lenin’nin bu söylemlerine karşın hala kendilerine Blanquist-Leninist diyebilmektedirler.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 22 Eylül 2018, 16:46:06
"Yurtseverlik konusunda çok yorumum var; bu forumda da bu konuyu işleyen çok başlık. Şunu söyleyebilmek mümkün. Yurtsever olmayan birinin bu ülkede solcu-sosyalist olabilmesi, bu topraklarda sosyalist bir mücadeleyi savunabilmesi mümkün değildir. Çünkü yurtseverlik son kertede kendi yurdunda kendi sömürücülerinden kurtulma yolunda bir uğraşın adıdır. Bu yüzden bu bağlamdaki vatanseverlik ve yurtseverlik solcu olabilmenin baş koşuludur. Bu topraklarda siyasal devrim perspektifine sahip değilseniz, bir iktidar perspektifiniz yoksa yurtsever olamadığınız gibi, solcu-sosyalist de olamazsınız. Savunageldiğiniz, söylemeye çalıştığınız her şey ''devrimci'' bir gevezelikten başka bir şey olamaz.
Ve dikkat edin, bu yurtsever olmayan, aklınca ulusalcılık karşıtı olan ve kendisi gibi olmayan her siyasal yapıya ulusalcı ve sosyal şoven demekten çekinmeyen tiplerin hemen tamamı kuyrukçudur.

Ve kuyrukçu olup da sözde enternasyonalist oldukları iddiasında bulunanlar elbette ki, yurtsever olmayacaktır ve elbette
kendi yurdunda siyasal devrim perspektifinden yoksun olacaktır ve elbette kendileri gibi olmayan her şeye düşman olacaklardır.
Fotoğrafın aslı bu!"( Melnur....Solpaylaşım Sitesi Sahibi)

Bu arkadaşın Yurtseverlik konusunda bu denli çok yorumunun olması bu konuda her sıkıştığında abilerinin ona farklı savunular sunmasından kaynaklanıyor.
Ama her yorumda ne yazık ki bu arkadaş daha fazla dibe batıyor.

Bir zamanlar biz Doğu Perinçek sol değil dediğimizde bize höyküren bu arkadaş, sanırım Perinçek,Erdoğan ile aynı gemiye binince artık sesini kesti.
Ama hala damarlarında o "asil" kan dolaşıyor!!!

Bin kere yazdık etrafı kırmızı çitlerle çevrili toprak parçasının bizim olabilmesi için  o toprak parçası üzerinde iktidar olmamız gerekmektedir.

Komünist Manifesto da Marks İşçilerin vatanı yoktur derken, onların sahip olmadığı bir şeyi onlardan isteyemezsiniz der.
Ve devamla işçi sınıfı önce kendi bulunduğu toprak parçasında,iktidar olacak,egemen olacak ve ulus konumuna yükselecektir der.
Ama der bu ULUS olma, Burjuva anlamda bir ULUS olma değildir diyede devam eder.

Niye böyle der; çünkü siyasi iktidar ULUS ölçeklidir ve ancak SİYASAL DEVRİM sonrasında elde edilir.
Siyasal Devrim perspektifine sahip olabilmek için YURTSEVERLİĞİ koşul görenler,politik cehalet içersinde debelenen zavallılardır.

Tekrar yazalım; ne demiş Marks;
"Yurtseverlik, Mülkiyet İlişkilerin En Ülküsel Biçimidir"
TIPKI AVUSTURYA İŞÇİ MARŞINDA SÖYLENDİĞİ GİBİ; YURDUMUZ BÜTÜN CİHANDIR BİZİM!...VATANIM RUY-I ZEMİN MİLLETİM NEV-İ BEŞER!
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 24 Eylül 2018, 11:29:28
"Yeniden Perincek'e dönecek olursak, bilimsel sosyalizmin farklı bir yorumunda bulunuyor olması ve siyasal devrimin sosyalist değil, MDD türü bir demokratik devrim olması gerektiğini öne çıkarması nasıl ki, yanlış bir değerlendirme olarak yorumlanmalıysa, bir   konuyu açıklığı kavuşturmak da yararlı olacaktır. Teorik bağlamda ve özellikle pratikte ve güncel siyasetteki yanlışlıkları bir yana Perincek ulusalcılığının bir devrim tezi vardır.
Doğru veya yanlış, ayrı bir konu. (Bana göre yanlış...) Ama sonuçta Perincek siyasetinin bir devrim anlayışının olduğu gerçeği yadsınamaz. Peki bu sağlı sollu liberallerin ve kendilerini keskin enternasyonalist göstermekten başka bir özellikleri olmayan sanalın kuyrukçu tiplerinin bir devrim tezi var mıdır? Ve eğer böyle bir devrim tezi olsaydı ve bu konularda bir samimiyet taşısalardı, hemen her seçimde ''haydi oylar HDP'ye'' demek zorunda kalırlar mıydı?"( Melnur-Solpaylaşım sitesi sahibi)

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

Bir insanın Perinçek'in düşüncesini, Bilimsel Sosyalizm'in farklı bir yorumu olarak göstermesi için ya aklının firar etmiş olması gerekir ya da kasıtlı olarak Bilimsel Sosyalizmi karalamayı kendine misyon edinmesi gerekir.

Bu aklı firar etmiş zavallıya göre, sınıf işbirliğini savunmak, Erdoğanla aynı gemideyiz diyebilmek demek ki Bilimsel Sosyalizm'in farklı bir yorumu oluyor!
Ortada bir yorum var o da NASYONAL SOSYALİZM'İN farklı bir yorumu!

Sosyalizm ve Perinçek, asla yan yana gelmemesi gereken bu  iki kelime ancak bir şekilde yan yana gelebilir o da Sosyalizm'in başına NASYONAL kelimesi getirdiğimizde!

Perinçek'in ve partisinin bize göre Devlet Bahçeli ve partisinden hiç bir farkı yoktur!
Her ikiside KÜRT DÜŞMANIDIR, her ikisinin de damarlarında "ASİL" kan dolaşır ve her ikiside Erdoğan'ın Gemisinde onunla kol koladır!

Şimdi bu aklı firari zavallı birde utanmadan Perinçek'in siyasetinin bir Devrim anlayışını yansıttığını söylüyor.
Anlaşılan bu zavallı, Devrim kelimesinin başına KARŞI nitelemesini koymayı unutmuş!

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 07 Ekim 2018, 16:37:39
Adamın öylesine içine oturmuş ki, Perinçek'i NASYONAL "SOSYALİST" olarak nitelememiz.
Bir haftadır çırpınıyor, sahibi olduğu sitesinde Perinçek'i aklamak için.

Neymiş efendim; "Ama Perincek'e eleştirmek adına ona ''faşist'', ''devletin ajanı'', vb. demenin de hiçbir anlamı yokmuş.
Bu tür eleştirilerin(!) kendimize bir yararı da yokmuş.
Bu yüzden zihinlerimize kazıdığımız bu tür ezberlerden kaçınılmalıymışız"

Ne kadarda üzülmüş yoldaşına yapılan bu nitelemelerden!
Ona tavsiyemiz, şöyle bir 12 Eylül öncesine gitmesi ve Devlet'in istihbarat örgütüne ihbar ettiği Devrimcilerin listesine bir bakması.

Biz kendisine yardımcı olalım!
 
“Devrim düşmanı TİKKO’cu şef Sabri Koçyiğit’i gizli eller himaye ediyor.” (26 Mart 1978)

“Devrimci Yol’cular mahkeme kurup, 3 devrimci öğrenciyi okuldan uzaklaştırdılar. Mahkemenin kuruluşunda elebaşılığı
Ali Menteş adlı Devrimci Yol’cunun yaptığı öğrenildi.” (28 Mart 1978)

“Size bir hafta süre, yoksa isimlerinizi açıklarız!” (Aydınlık’ı engelleyen Devrimci Halkın Yolu taraftarlarına
 tehdit -2 Mayıs 1978)

“Sahte TKP’nin adamı Makina Mühendisleri Odası Genel Başkanı Fevzi Şolt, TKP’nin İzmir’deki 1 Mayıs gösterilerinde gözaltında. Üzerinden çıkan 526 bin
lirayı izah edemiyor.” (11 Mayıs 1979)

“TKP’nin ‘Savaş Komiteleri’ işbaşında. Saldırganların başını İGD’li T. Ç., H. Ö. ve H. A. çekiyor.” (16 Mart 1979)

“Aktancılar kendilerini ispat için cinayet işliyor.” (Aktan İnce, Osman Yaşar Yoldaşcan ve Fatih Öktülmüş’ün fotoğrafları - 8 Mart 1980)


Bunlar sadece bu ihbarların bir kaçı!
Bu utanmaz,rezil birde yüzü kızarmadan açıkca Devletle işbirliği yaptığını 12 Eylül sonrası mahkemedeki savunmasında İTİRAF ediyor.

"Aydınlık üç yıla yakın yayını ile anarşi ve teröre karşı gerçekten büyük bir mücadele yürütmüştür. Terör çetelerini birer birer halkın önüne çıkararak teşhir eden Aydınlık, ülkemizin birliği ve iç barış için yaptığı hizmetlerle unutulmayacak izler bırakmıştır. Devlet teröre karşı mücadelede Aydınlık’tan yararlanmıştır.
Birçok yetkili bu gerçeği belirtmiş ve Aydınlık’a sık sık başvurmuştur. MGK Genel Sekreterliği’nin Anarşi Raporu’nda Aydınlık’ın kaynak olarak kullanıldığı gazetelere yansımıştır."

Tabi birde 12 Eylül öncesi Ege Ordusu Sovyet Sınırına diyerek,  Sovyetler Birliği Türkiyeyi işgal edecek Paronoyasına kendini kaptırdığını unutmamak gerek!

İşte Melnur'un utangaçca savunduğu,hakkındaki nitelemelere son derece üzüldüğü PERİNÇEK, BU PERİNÇEK!
Sen devam et Perinçeki savunmaya, seninde ondan bir farkın yok çünkü!
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 20 Ekim 2018, 13:11:16
NEOFAŞİST Doğu Perinçek artıklarına ve özellikle de gizli Perinçek hayranı Solpaylaşım sitesi sahibi MELNUR'A  DUYURULUR!!!

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek Yeni Akit Gazetesi’nden Mehmet Koçak ile görüşmesinde nasıl hidayete erdiğini anlattı. Vatan Partisi İstanbul İl Başkanlığında yapılan görüşmede Doğu Perinçek’in söylediklerinden öne çıkanlar şunlar:


 
“Ben Ateist değil müslümanım”

Doğu Bey’e merak ettiğim soruyu sordum ve samimi bir cevap aldım.

“Ben inançlar üzerinden siyaset yapılmasını ve o yüce değerlerin istismarına ısrarla karşıyım. Ancak, merakınızı gidermek için ifade edeyim ki ben ateist değil Müslümanım.

Bayram namazlarını kaçırmam, Cuma namazlarına vakit nispetinde gitmeye çalışıyorum” diyerek başladığı konuşmasında şu görüşlerini sıralıyor:

“Hz Peygamberimiz müstesna bir insandır. Zulme karşı birleştirici olan ümmet anlayışıyla kabileleri İslam’ın temel prensiplerinde birleştirmeyi başaran büyük bir devrimcidir.

“Ümmet anlayışı birleştiricidir”

Ümmetin birleştirici ruhundan uygarlıkla bütünleşen medeniyetler doğmuştur.

İslamiyet ile Türkler, ticaret ve medeniyet ile ahlaki değerleri yüceltmişlerdir. Ümmet anlayışı ile de çeşitli etnik kökenden gelen toplulukları bir arada tutmuşlardır.

Bugün İslam dünyasındaki dağınıklık ancak ümmet anlayışıyla aşılabilir.”

“Şu anda Türkiye, terör örgütü PKK, FET֒nün yanında ABD emperyalizmi ile göğüs göğüse bir mücadelenin içindedir.

Şimdi siyasi ihtirasların peşinde koşmak yanlıştır. Birçok konuda itirazlarımız olsa da Cumhurbaşkanına ve hükümete emperyalizme karşı yürütülen mücadelede destek vermek milli bir görevdir.

Terör ve emperyalist güç odaklarına karşı sadece hükümetin üstesinden gelmesini beklemek yanlış olur.

Topyekûn milletçe bu mücadeleye omuz verme adına biz de parti olarak gücümüz nispetinde üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmek için Cumhurbaşkanı ve hükümeti destekliyoruz.”

Mehmet Koçak’ın yazısının linki: https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/mehmet-kocak/dogu-perincek-ateist-degil-muslumanim-26187.html

 
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 23 Kasım 2018, 16:23:15
Melnur Efendi,İsim vermesen de, yazdıklarınla kimi kast ettiğin, örneklediğin konular açısından ortada.
Ama bu sana son yanıtım!!!

Karar aldım; NEOFAŞİST PERİNÇEK ARTIKLARINA, NASYONAL "SOSYALİST" LERE ARTIK YANIT VERMEYECEĞİM.
SİZLERİN YOLU İLE BENİM YOLUM ÇOK FARKLI.
BENİM KARŞI DEVRİMCİLERLE İŞİMİ OLMAZ.
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 06 Nisan 2019, 15:09:51
Sosyalist Forumda Özgür Toplumsallık mahlaslı birisi, HDP yi savunacağım derken, Liberal Bataklığa düşmekten kendini kurtaramamış.
Liberal Virüs bu arkadaşa da bulaşmış.

Kendisine acil şifalar dilemekten öte elimizden bir şey gelmez.
https://www.sosyalistforum3.com/showthread.php?t=83331&page=3

"Anti HDP liliğin ise Sezai Temelli ile falan da alakası yok.Yetmez ama evet demiş olan birini hayır oyu vermiş birinden çok farklı görmüyorum.Üstelik hayır oyu vermiş şoven kesimden daha yararlı olabiliyorlar bazı dönemlerde.Liberal diye aşağılayacağımıza,liberal olmasına rağmen hala HDP gibi bir siyasette faaliyet yürütüyor oluşu sahiplenilmeli."

Yetmez Ama Evet ya da HAYIR oylarının verildiği seçim, 2010 AKP nin "İleri" Demokrasi" nin zemini oluşturan Anayasa Referandumu!

Bugünlere gelmemizin, işçiler,emekçiler üzerinde ağır baskılara yol açan değişimlerin, burjuvazinin kendi koyduğu yasaları bile uygulamaktan vaz geçtiği, baskı ve zorun tavan yaptığı bir egemenlik biçiminin yığınlara, özellikle de Kürt Halkına dayatılmasının zeminini oluşturan Anayasa Referandumu!
Bu Referandumda Yetmez Ama Evet ya da Hayır oylarını bir ve eşit görmenin tek bir izah tarzı vardır o da AKIL YOKSUNLUĞU.

Yerel Seçimlerde AKP yi gerileteceğiz diyerek kendisini yırtan, Faşist İYİP in içerisinde bulunduğu Millet ittifakını destekliyenlerin, o dönemde gerçektende o gün ve sonrası yapacakları ile AKP nin gerilemesine yol açabilecek bir Referandumda YETMEZ AMA EVETÇİLERİ aklayacak biçimde onlara sahip çıkmasının başka bir izah tarzı yok.

Diyorki arkadaş Liberal olmasına karşın bu Liberaller, HDP gibi bir siyasette faaliyet yürütüyor, o nedenlede onları sahiplenmeliyiz.
Kullanım süreleri dolduktan, kirli bir mendil gibi bir kenara atıldıktan sonra, HDP dışında başka hiçbir siyasette faaliyet göstermeleri olası değil bu LİBOŞLARIN.
Sahip oldukları Liberal Virüsü besleyecek başka bir siyaset alanı ne yazık ki mevcut değil.

Liberallerin dümen suyuna girdikten sonra HDP de ki değişim herkesin gözlerinin önünde ceryan ediyor.
Kimse, kimseyi kandırmaya çalışmasın.

Çok yakında HDP içerisinde kendine, sosyalistim, komünistim diyen ama liberal vürüsün bulaşmasından kurtulamayan siyasi oluşumlarda, daldıkları kış uykusundan uyandıklarında belki durumun farkına varacaklar ama umarız o  zaman iş işten geçmiş olmaz.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 13 Nisan 2019, 14:13:17
"Bugünün gerçeği ortada: Tayyip Erdoğan’ın AK Partisi ve Devlet Bahçeli’nin MHP’si ABD’ye karşı Türkiye cephesindeler. Bu partiler, HDP/PKK ve FET֒ye karşı kesin bir tutum içindeler. Mahkemelere, hapisanelere, seçim meydanlarına, savaş boşlarına, iç ve dış cepheye bakarsan, bu gerçeği görürsün. İşte bu nedenle ‘Aynı Gemideyiz’ duruşu, geleceğimizi belirleyecek en temel duruştur. O duruşa karşı savaşarak düşman kampına yuvarlanırsınız. Evet yuvarlanırsınız."
Yukardaki alıntı Neofaşist Doğu Perinçek'in demecinden aktarılmıştır.


Biz şaşırmadık!
Yukardaki sözler tamda bir NEOFAŞİSTE yakışan sözler!

Ama hala bu FAŞİSTİ "SOL" olarak göstermek isteyen, biz onu NEOFAŞİST olarak niteledikçe onu savunan NASYONAL SOSYALİSTLER var.
Bunlardan biride Solpaylaşım sitesinin sahibi Melnur mahlaslı kişi!

Şimdi merak ediyorum bu Nasyonal Sosyalist Melnur, Perinçek'in bu demecinden sonra hala Perinçek'i SOL CEPHEDE görecek mi?
Tabi sadece Melnur değil, bir zamanlar Perinçek'e övgüler düzen Yavuz Aloganlar, Ender Helvacıoğulları ve bir zamanlar bunlara sayfa açan,sayfalarında bunlara yer veren sol nitelikli haber portalları.

Öyle bir dönem yaşıyoruzki "AT İZİ İLE İT İZİ" biribirine karışmış.
Bunları tirtizlikle ayırt etmemiz gerekiyor.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 29 Nisan 2019, 15:32:09
Baştan beri söylediğimiz, Ulusalcılıkla, Liberalizm arasına sıkıştırılmış siyaseti, bu sıkışıklıktan kurtarmak gerekir.
Bakmayın siz bunların biribirine karşıt göründüğüne!
Bunların ortak yönleri oldukça fazla.

Bunlardan biri 1.Cumhuriyeti savunurken, bir diğeri 2.Cumhuriyeti savunmakta.
Ortaklıkları her ikisinin de savunduğu Cumhuriyet'in BURJUVA CUMHURİYET olması.

Birincisi, Devletin tüm olanaklarını seferber ederek Kapitalizm için yeni Burjuva Sınıf yaratmak amacındaydı , diğeri ise Kapitalizm'in geldiği evreye bağlı olarak,
Sermayenin, Emperyalist-Kapitalist sistemle ve Uluslar Arası Sermaye ile tam entegrasyonunu sağlamak amacı güdüyordu.
Her ikisinin ortak yanı Kapitalizm'in içerisinde bulunduğu tarihsel evrelere uygun ÇIKARLARIYDI.

Bir diğer ortak yanlarıda Yerel Seçimler öncesi ve sonrasında görüldü!
Her ikiside, sınıfsal bağlamından kopartılmış bir Demokrasi anlayışı kapsamında, İlkesizlikte ve Kuyrukçulukta sınır tanımıyor olmaları.
Birisi Kürt Hareketinin Kuyruğuna takılmışken diğeri CHP Kuyrukçuluğunu kimselere bırakmıyor.

Sanal Forumların Nasyonal Sosyalist olanında ise, yıllardır damarlarında akan "asil" kanın etkisiyle Kürt Düşmanlığında sınırların ötesine geçenler, her fırsatta
Şoven yüzlerini göstermekten çekinmeyenler, bugün HDP, CHP ittifakını savunuyorlar.

Bu Perinçek artıklarına güvenmemek gerek, bakarsın bir zaman sonra ağababalarının yaptığı gibi, rüzgar gülü misali, Mevlevi Dervişlerine taş çıkartırcasına, 180 derece
dönüverirler.
Neofaşistler'in bir özelliğide bu!
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 04 Haziran 2019, 12:29:50
Aşağıdaki Haber Aydınlık Gazetesinde yer alan bir HABER!

"CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Osmanlı Ocakları Genel Başkanı Kadir Canpolat, CHP Genel Merkezi'nde 1.5 saatlik görüşme yaptı. Canpolat, görüşmenin ayrıntılarını aydinlik.com.tr'ye anlattı."
https://www.aydinlik.com.tr/osmanli-ocaklari-genel-baskani-chp-lideriyle-gorusmesini-anlatti-politika-haziran-2019-1

Haberin doğruluğunu bilemeyiz.
Çünkü haberi yapan gazete bu konularda şaibeli, her tür yalan haber yapmaya müsait bir gazete.
Ancak Habere taraf olan Siyasi Parti CHP den bu konuda bir açıklama henüz gelmedi.

Gerçi Nazi selamının yerli versiyonu İT işaretini sık sık tekrarlayan Kılıçdaroğlu'nun böyle bir görüşme yapması bizi şaşırtmaz.
Tıpkı Neofaşist Perinçek'in başında olduğu Vatan Partisinin gençlik örgütü TGB nin, Osmanlı Ocakları'na ve Ülkü Ocakları!na yaptığı ittifak çağrısının bizi şaşırtmadığı gibi!

Bu haberi paylaşmamızın asıl nedeni başka!
Sanal da Solpaylaşım adı altında bir forum var.
Bu forumun sahibi de, Melnur mahlaslı şahıs.

Bugüne kadar biz ne zaman Perinçek'in ajanlığından, Faşistliğinden bahsetsek, cansiparane bir şekilde Perinçek'i savunmaya geçen, onun gönüllü avukatlığını üstlenen birisi.
Perinçek İstanbul Seçimlerinde AKP yi destekliyeceğiz dedi, bu NEOFAŞİST ten ses yok!
Perinçek Türkiye İttifakı dedi, gitti 19 Mayısta Erdoğan'ın yanında yer aldı, bu NEOFAŞİST ten ses yok!
Perinçek'in gençlik örgütü, Faşistlere birlik çağrısı yaptı, bu NEOFAŞİST in başında olduğu forumdan ses çıkmadı.

Şimdi diyeceksiniz ki neden şaşırıyorsun, bu adam zaten NEOFAŞİST, niye ardında yürüdüğü bir NEOFAŞİST in yaptıklarını kınasın ki!
HAKLISINIZ NE DİYELİM!
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 11 Haziran 2019, 13:18:16
İnsanda biraz utanma en azından yüzü kızarmadan aynaya bakacak bir yüzü olur.
Ama sanalın Nasyonal Sosyalisti, SOLPAYLAŞIM sitesi sahibi,  NEOFAŞİST Melnur da her ikisi de yok!

Bu Sanalın Faşisti birde soruyor, neden Doğu Perinçek'e ve Gökçe Fırat'a düşmansınız diye!
Evet düşmanız, onlarda senin gibi NEOFAŞİST oldukları için!!!
Yetmez mi bu düşmanlığın nedeni???

Doğu Perinçek'in geldiği bugünkü durum, AKP ve MHP ile aynı Gemide olduklarını AÇIKCA  beyan etmesi, AKP nin yan kuruluşu Osmanlı Ocaklarına yapılan İTTİFAK çağrısı,Ülkenin Bekası için İşçilerin ve İşverenlerin el ele vermesi gerektiğini söylemesi onun bugün kimlerin gönüllü uşaklığını yaptığını bizlere göstermektedir.

Bir insanın AJAN olabilmesi illaki Kimlik Kartının olması gerekmiyor.
Üstelik onu en iyi tanıyan Yalçın Küçük bile onu AJAN olarak niteliyor.

Milliyetçilik öyle bir hastalıktır ki, bünyesinde kendinden olmayan, farklı etnik kimliklere sahip insanlar üzerinde düşmanlığa neden olan mikropları taşır.
Doğu Perinçek'in Ermeni Tehciri konusunda, Kürt Sorunu konusunda düşünceleri ortadadır.
Bu düşüncelerin MHP nin savunduğu, Devlet Bahçeli'nin savunduğu düşüncelerden hiç bir farkı yoktur.

Gelelim Gökçe Fırat'a
Türk Solu Dergisinin baş yazarı bir diğer Nasyonal Sosyalist, NeoFaşist!!!

Bakın ne yazmış!"Türk Oğlu Türk Kızı Türklüğünü Koru" başlıklı yazısında Gökçe Fırat!

TÜRK ÜREMELİDİR!
"Türk, Kürt dizisi izlemez. Kürtçe müzik dinlemez. Kürtçe müzik çalan barlara gitmez. Kürtçe konuşulan minibüse binmez. Kürtçe kaset satan dükkandan alışveriş yapmaz.
Türk’ün damak tadı, Kürt yemekleri ile yer değiştirmektedir. Türk’ü kebaba, lahmacuna mahkum eden anlayışla mücadele edilmelidir. McDonalds’lar ne kadar tehlikeli ise
Kürt mutfağı da o kadar tehlikelidir. O nedenle Türk, Türk mutfağına sahip çıkmalı, başka şeyler yememelidir. Her şeyden önce Türk üremelidir. Artan her bir
Türk bebesi, bizi Ergenekon’dan çıkartacak bir kurtarıcıdır."

Bir an kendimi Nazi Almanyasında, Hitler Döneminde sandım.
Acaba dedim, reenkarnasyon gerçekte, Hitlerin ruhumu dolaşıyor!

Şimdi soruyorum bu ifadelerin MHP nin söylemlerinden bir farkı varmı???
Bu ifadeler açıkca IRKÇI ifadeler değil mi???
Bu ifadeleri dile getiren ve onu savunan kişilere biz NEOFAŞİST demekle, hatamı ediyoruz???

Birde bu utanmaz Gökçe Fırat Devrimcilerin değerlerine, dergisinde sahip çıkma hadsizliğinde bulunuyor.
Bu Neofaşisti savunan, Neofaşist de sitesinde Deniz Gezmiş'in resmini kendisine profil resmi yapmış.
Bakmayın bu utanmazın sözde "TKP" li geçindiğine!

Sorun Kemal Okuyan'a, sorun Aydemir Güler'e, Doğu Perinçek ve Gökçe Fırat hakkında bizden farklı bir şeymi söyleyecekler!
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 13 Ekim 2019, 17:36:26
Solpaylaşım sitesinin sahibi Nasyonal Sosyalist, Perinçek Artığı Melnur İleri Haberde Metin Çulhaoğlu'nun "Solda Devlet Düşkünlüğü" yazısını ele almış.
Yarası olan gocunur misali, yarası gocunmuş olacak ki Sn Çulhaoğlu'nun Devletle ilgili son derece doğru saptamaları nedeniyle, Sn Çulhaoğlu'na sitemde  bulunmuş.

Bu Marksizm cahilinin önce oturup Devlet nedir? Nasıl Ortaya Çıkmıştır?, Varlık nedeni nelere bağlıdır? ve en önemliside Bir Sınıf Egemenliği Aracımıdır? sorularına yanıt araması gerekir.

Bu bağlamda baktığımızda Kapitalizm koşullarında, onun sınıf egemenliği altında yaşayan işçi ve emekçilerin Devleti sevmesi normal karşılanabilir mi?
İşçi ve Emekçilerin çıkarlarını savunan, bu soygun ve talan düzenine karşı çıkan SOL un, bu soygun ve talan düzeninin sahiplerinin egemenlik aracı olan Devleti sevmesi olanaklı mı?

Geçenlerde aradığı yeri buldu derken Ufuk Uras'a gönderme yapan Nasyonal Sosyalist Melnur'a biz şimdi soruyoruz!
Sen  ne zaman tam olarak, utangaçca değil, Perinçek'in yanında yer alarak, yerini bulacaksın?

Yazısının son bölümünde de ML yi içselleştirmiş aydınlara kendi aklınca örnekler vermiş;
"Ne var ki, belki gereksiz bir saptama olacak ama biz yine de Metin Çulhaoğlu'nun Yalçın Küçük, Aydemir Güler ve Kemal Okuyan'la birlikte ML'i içselleştirebilen en önemli sosyalist aydınlardan biri olduğunun altını bir kez daha çizelim".

Hadi hepsini anladıkta kendi gibi Nasyonal Sosyalizme yelken açmış, Faili Meçhullerin ardındaki, derin devletin has adamı Veli Küçük'e her fırsatta selam gönderen Yalçın Küçük'ün ML bağıntısını anlamak sanırım ML yi inkar anlamına gelecek.

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 10 Aralık 2019, 11:08:09
"1990’larda Neo-liberalizm küreselleşme ile birlikte yükselişe geçmiştir. Kapitalizm, küreselleşme ve neo-liberal politikalar devletlerin yapısının ulus devletten kapitalist devlete doğru evrilmesine yol açmıştır. Ulus devlet kapitalist devlet farklılığında temel ayrım, devletin, önceliği vatandaş yerine sermayeye vermesidir."

"Ulus devlette, devlet hazinesi vatandaşlar içindir, kapitalist devlette ise hazine sermaye sahiplerine -şirketlere dağıtılmak içindir."

Yukardaki alıntı "Ulus devlet-kapitalist devlet farkı üzerine" başlıklı Cumhuriyet Gazetesinde "Erhan ERBAY" tarafından yazılan bir yazı.
Aslında bu konuda  yazmayacaktım!

Belli ki bu arkadaş Marksizm'den istifa etmiş ya da hiç Marksist olmamış biri.
Devletin Sınıf Karşıtlıklarının bir ürünü olduğunu, varlığını sınıflara dayandırdığını ve bir sınıfın karşıtı üzerindeki baskı ve zor aracı olduğunu anlamaktan çok uzak bir arkadaş.

Bu arkadaşa göre Devlet, 1990 yılına kadar VATANDAŞI için var.
Ancak sonrası, Neo-liberal, küreselleşme ile birlikte Devlet nitelik değiştiriyor ve Sermaye için var oluyor.
Hazinesini 1990 a kadar Vatandaşına açan Devlet, sonrası Hazinesini Devletin emrine veriyor.


Baştan da söyledim bu konuda beni yazmaya zorlayan, Solpaylaşım adı altında bir forum sitesinin Perinçek artığı, Neofaşist sahibinin bu arkadaşın yazdıklarına sahip çıkarken bu yazılanlara karşı çıkanlara SALDIRMASI.

Perinçek'i bunca yaptıkları ayyuka çıktıktan sonra bile hala SOL gören, Faili Meçhul cinayetlerin sorumluları Ergenekon Generallerine her fırsatta SELAM gönderen, Yalçın Küçük'e övgüler düzen bu Nasyonal Sosyalist nedeniyle yukardaki yazıya yanıt vermek zorunlu oldu!
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 11 Ocak 2020, 11:41:40
Solpaylaşım sitesinin sahibi Nasyonal Sosyalist Melnur mahlaslı kişi, sahibi olduğu forumda "Biz bu hale nasıl geldik, nasıl kurtulacağız?" başlıklı bir yazı yazmış.
Yazısında her zamanki gibi kendine göre "sözde" sol, sosyalist forumlara veryansın etmiş.
Gerekçe olarakta bu forumların AKP yi hedefine almamalarını göstermiş.

"Bence bu başlıkta ele alınması gereken konu, bu sürecin sözde sol-sosyalist forumlara nasıl yansıdığı ve buralardan nasıl bir tepki gördüğüdür. Öyle ya, Türkiye koşar adım dinci bir faşizmin burgaçlarına takılıp 1923 Cumhuriyetinin ve aydınlanma devrimimizin tüm kazanımlarını bir bir yitirirken bu sözde sol-sosyalist ve dahi enternasyonalist forumlarımız nasıl bir siyasi söylem tutturmuşlar ve nasıl bir konumlanış almışlardı?"(Melnur)

Doğrudur biz Solplatform.biz olarak AKP'yi değil, onun ardındaki Sermaye Sınıfını hedefliyoruz.
Sınıfsal İktidar değişmedikçe, AKP gider, başkası gelir, fark eden bir şey olmaz.
Bu Sermaye Düzeninin köküne karşı olmadan, bu düzenin yürütücüsü konumunda olan düzen partilerine karşı olmak bizim için bir anlam ifade etmiyor.
AKP'ye karşı çıkarken bunu Sınıfsal İktidarı elinde tutan Sermaye Sınıfı üzerinden, onu atlamadan, asıl sorunun o olduğunu dile getirerek
yapıyoruz.
Ama bu Nasyonal Sosyalistin bunu anlayacağını sanmıyorum.

"Örnekse, bu gerici yönelişe karşı mı çıkıyorlardı?
Ya da, iyi kötü bu AKP gericiliğine karşı durmaya çalışan siyasetleri düşman belleyerek AKP gericiliğinin başını çektiği  ittifaktan yana bir siyasi duruş mu gösteriyorlardı?"(Melnur)

İnsan önce dönüp bir kere AYNAYA BAKMALI!
Daha düne kadar öve öve bitiremediğin, biz ona NEOFAŞİST dediğimizde bize saldırdığın NEOFAŞİST PERİNÇEK mi AKP ve MHP nin oluşturduğu İTTİFAKTAN YANA SİYASİ DURUŞ GÖSTERİYOR, yoksa hedefine aldığın sana göre "sözde" sol, sosyalist forumlar mı?
İnsanda biraz UTANMA olur.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 14 Ocak 2020, 11:04:38
"Perincek'e dönelim, hem Perincek taraftarlarının ve hem de Perincek'i gereksizce dillerine dolayanların kulaklarını çınlatalım. Perincek parti kuramı ve proleter diktatörlük konusunda Rosa'dan daha fazla Lenin'e yakındır. Tıpkı Posa gibi hayatı siyasi mücadeleler içinde geçmiş ve ömrünün önemli bir kısmını da de demir parmaklıklar ardında geçirmiştir. Bu Rosa neden hep baştacı ediliyor da, Perincek hep eleştiriliyor? ( Eleştiri yetersiz kalıyor, lanetlenmek daha yerine oturan bir sözcük.) Neden?"(Melnur)

Yukardaki alıntı, Rosa Luxemburgla, Perinçek'i aynı kefeye koyarak bunun üzerinden  Komünist Olmayı tanımlayan Solpaylaşım sitesinin sahibi Nasyonal Sosyalist Melnur'a aittir.

Adolf Hitler, ya da Musollini ile Perinçek'i bir tutarak Faşizm'in günümüzdeki versiyonları üzerinde söz etse, anlarızda, Rosa'yı Perinçekle birlikte dile getirmesi, hem Rosa'nın adını ve mücadelesini, hemde Komünist sözcüğünü kirletiyor.

Hayatının sonuna kadar Devrim mücadelesi içerisinde olmuş, Lenin'in KIZIL KARTAL olarak nitelediği Rosa, bunca zora, baskıya karşın hiç bir dönem karşı saflara geçmemiş, yaşamını Sosyalizme adamış bir KOMÜNİSTTİR.

Perinçek ise sol içerisinde Truva Atı rolünü üstlenmiş, bir dönem Devrimcileri, 12 Eylül Faşist Diktatörlüğü döneminde Cuntacılara İHBAR ETMİŞ, bugünlerde ise karşı saflarda Devlet Bahçeliyi bile kıskandıracak ölçüde AKP'ye KOLTUK DEĞNEKLİĞİ yaparak, artık gerçek sahiplerinin kapısının önünde havlamaya başlamıştır.

Bu nasıl bir UTANMAZLIKTIR Kİ, Rosa ile Perinçek aynı karede gösteriliyor.
Bu nasıl bir UTANMAZLIKTIR Kİ, bunca yaptıklarından sonra bile hala Perinçek, Komünist kavramı ile birlikte anılıyor.

Bakmayın bu Nasyonal Sosyalist'in sahibi olduğu sitenin adının SOLPAYLAŞIM olmasına.
SOL sözcüğü bu NEOFAŞİST'İN AĞZINDA DAHA FAZLA KİRLETİLEMEZ!!!
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 15 Ocak 2020, 18:36:23
Bugünkü sayfamızın konuğu yine Nasyonal Sosyalist, Melnur mahlaslı, Solpaylaşım Sitesinin Sahibi!
Bugünde Emperyalizm konusunda ortalığa İNCİLER saçmış.
"Örnek üzerinden gidilecekse Suriye toprakları üzerinde Esad yıllardır büyük ve saygı duyulası bir mücadele vererek ABD emperyalizmine karşı direniyor. Bu mücadelenin yani emperyalizme karşı ortaya koyulan bu büyük direncin anti-emperyalist olarak nitelendirilmesinin hiçbir sakıncası olmadığı gibi sol tarafından tartışması bile yapılmadan desteklenmeli... Sorun bu mücadeleyi yürüten kişinin bilimsel sosyalizmi savunup savunmadığı, kapitalizme karşı olup olmadığı değil. Örnek üzerinden gidilecekse, anti-emperyalizm kavramı hem ABD'ye karşı yürütülen kavganın önemsenmesi ve desteklenmesi anlamındadır ve hem de konunun genişletilerek Esad'ın bu
bağlamda sorgulanmaya çalışılmasının gereksizliği üzerinedir."(Melnur)

Bu aklı evvele göre Bass Milliyetçiliği temelinde ABD ye karşı durmak Anti-Emperyalizm.
Önemli olan ABD karşıtı olman!
Rus Emperyalizmi'nin kucağına oturmanın, ona topraklarında üsler vermenin bir önemi yok.
Bir Emperyaliste karşı diğer Emperyalistle birlik olmak, Anti-Emperyalist olman için bir sakınca doğurmuyor.


Aslında bu görüşler birebir Doğu Perinçek'in görüşleri.
Bakmayın bu Melnur denen Nasyonal Sosyalistin ben TKP liyim dediğine!
Emperyalizm konusunda, TKP li olan İlker Belek ve Erhan Nalçacı bu Perinçek Artığından çok farklı, hatta tamamen zıt düşünüyor.

İlkeer Belek neler demiş bu konuda;

"Bu konudaki teorik çerçeve şu: Birincisi; antiABD’cilik, antiemperyalizm değildir. AntiABD’cilik içi doldurulmadıkça yalnızca demagojidir. Ve zaten emperyalizm BD’den ibaret de değildir. Şimdi artık en azından Rusya’sı var.
İkincisi antiemperyalizm için gerek koşul antikapitalizmdir. Piyasa ilişkilerine, tekellere karşı olmayan, ABD’ye istediği kadar sövsün"
http://haber.sol.org.tr/yazarlar/ilker-belek/akp-rusya-ve-abdnin-oyuncagi-213084


Gelelim Kemalist Devrim konusunda Nasyonal Sosyalist Melnur'un söylediklerine;
"Benzer tavır Kemalist Devrim için de sürdürülmektedir. Yine aynı ve benzer çevreler emperyalizme karşı bu coğrafyada verilen en onurlu mücadelenin ve vatan savunmasının içeriğini önemsizleştirmek ve hatta küçültebilmek için ''anti-emperyalist değildi'' kindarlığına başvurmaktadır.   Hem Suriye   ve hem de Kurtuluş Savaşı temelinde bu tür samimiyetsizliklerin ciddiye alınır bir yanı olduğunu hiç düşünmüyorum. Üçüncü kez olacak belki ama, konunun teorik bir yanı yok çünkü."(Melnur)

Yanıtı biz değil TKP li İlker Belek versin;
"O halde durum açık olarak şöyledir: Kapitalist kalkınma yolunu tercih eden ve bu yarışa sonradan katılan bir ülke (bizim 1. Cumhuriyet gibi) mecburen bu sistemin kurallarına tabi olmak ve sistemin çeperine yerleşmek zorunda kalacaktır.
Bu tercih, yani (adına “karma ekonomi” denilerek) kapitalist “kalkınma” yolunun (görevin “milli sermayenin yaratılması” olarak belirlenmesi suretiyle) tercih edilmesi,bağımsızlığın daha baştan bir tarafa bırakılması anlamına gelir.
Kurtuluş Savaşı gecikmiş burjuva devrimi, 1. Cumhuriyet de gecikmiş, bağımlı kapitalistleşmedir.
Yarışa geç katılanın kapitalist “kalkınma” yolu içinde emperyalizmin kurallarından kurtulma olanağı hiç; çevreden kurtulup merkeze yerleşme olanağı ise hemen hiç yoktur.
Doğal kaynaklardan yoksun Türkiye’nin ikincisini başarma ihtimali sıfırdır."
Bütün bunlar nedeniyle, Milli Mücadele antiemperyalist değil, anti ilhaktı. Yani emperyalist orduların Anadolu’dan çıkarılması mücadelesiydi, ama ülke sınırlarını sermaye işgaline kapatmak gibi bir amacı bulunmuyordu. Kemalist kadronun zaten bu türden bir vizyonu zaten Türkiye’yi kapitalize etmekti.
Emperyalizm esasen tekelci sermayenin işgali anlamına geldiği için, antiemperyalist mücadele de tekellere karşı, yani antikapitalist nitelikli olmak zorundadır.
Tekelci sermayenin işgaline son verilmedikçe, emperyalist orduların ülkeden atılması antiemperyalist mücadele bağlamında bu nedenle yeterli olamıyor. Daha da kötüsü, tekelci sermayeye karşı mücadele edilmediği taktirde o ordular bir süre sonra geri geliyor: NATO gibi."
Ayrıca: Hiçbir şey bir şeyin antisi üzerinden tanımlanamaz. Mutlaka pozitif bir önermeyle diyalektik ilişkisini kurmak zorundadır. Eğer antiemperyalizm gerçek bir zemine oturacaksa düzen yani emperyalizm dışı hedefini de net olarak belirlemelidir. Kendisini belirlemeyen olgu en nihayetinde ve kaçınılmaz olarak güçlü olanın kriterlerine göre tanımlanır. Yani ortada antilik kalmaz.
Yani, antiemperyalist olunacaksa sosyalist olunacak; aksi durumda mutlaka kapitalist emperyalizm kendi tahakkümünü  tesis edecek."
(İlker Belek)(http://haber.sol.org.tr/yazarlar/ilker-belek/emperyalizm-ve-kurtulus-savasinin-antiemperyalistligi-uzerine-197949)
veda



Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 31 Ocak 2020, 11:35:59
Sürekli kendini TKP li olarak gösteren, aslında ise Perinçek'e daha yakın duran, ona söz söyletmeyen bir Nasyonal Sosyalist var karşımızda.
"Sol"paylaşım sitesinin sahibi    MELNUR!

Dün TKP li bir arkadaşa sordum Perinçek Nedir diye.
Verdiği yanıt "Perinçek Bir Ajandır" şeklinde oldu!
Bence TKP liler dikkat etmeli bu Perinçek artığına.

Sürekli CHP kuyrukçuluğu yapan, tek sorun AKP yi gördüğü için, AKP karşıtı olan her siyasal görüşe yeşil ışık yakan bu Nasyonal Sosyaliste aslında en güzel yanıtı dün
Özgür Şen, Sol Haber portalında "Daha iyi bir Kapitalizm midemizi bulandırıyor" başlıklı yazısında şu cümleyle vermiştir.

"Yaşadığımız tüm sorunları devrimci bir zeminde ele almanın vakti geldi de geçiyor bile. Mide bulantısı bir yana, daha iyi bir kapitalizmi, kapitalizm içindeki
çözümleri tartıştıkça zaman kaybediyoruz. Telafisi çok zor bir zaman bu."
Umarız bu cümle bu Perinçek artığı Nasyonal Sosyalistin aklını başına getirir.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 06 Şubat 2020, 10:56:37
Kurtuluş Kılçer Mustafa Suphi Anmasında yaptığı konuşmada Yeni bir Seçim İttifakını dile getirmiş.
Ama bu ittifakın CHP nin de içerisinde bulunduğu, İYİP, SAADET Partisi'nin de yer aldığı  Millet İttifakı kapsamında bir SAĞ ittifakın, yığınları düzen muhalefetine, sağ siyasete mahkum edeceğini belirterek, sosyalist solun kendi içerisinde olası bir seçimde, bugünden bir seçim ittifakının alt yapısını örmesi gerektiğinden bahsetmiş, DOĞRUDA DEMİŞ!

Gerçi Artık geriye dönüşün, içerisinde bulunulan ekonomik ve siyasal olumsuzlukların çözümünün sistemin belirlediği ve sınırlarını çizdiği mevcut siyaset alanında olası olamayacağı, bu nedenle de sistem içi araçların(Parlemento) gerçek yüzünü yığınlara anlatmak, teşhir etmek yolunda çalışmalar yapılması gerekirken, hala Parlementoyu adres olarak göstermenin ne denli doğru olacağı geldiğimiz bu döneme özgü tartışılır.

Ama sorun bu değil!
Sorun Kurtuluş Kılçer'in bu yazısına Solpaylaşım Sitesi sahibi Nasyonal Sosyalist Melnur'un yaptığı yorum!

''AKP ve MHP gerici-faşist ittifakı'' olarak nitelediği yapının karşısına dikilen düzen muhalefetini birkaç oy için sürekli hedef tahtası haline getirmekten partisel bir çıkar beklentisi içine girmekten bir türlü kendini alamıyor, Kurtuluş Kılçer; kısaca TKH'de değişen bir şey yok."

Kısaca Melnur diyor ki; Düzen Kuyrukçuluğuna DEVAM, yığınları düzen içi siyasete MAHKUM ETMEYE DEVAM.

Kurtuluş Kılçer'in konuşması Sol siyasette çok şeyin OLUMLU yönde değiştiğini bizlere gösteriyor.
Sadece Kurtuluş Kılçer değil, Sol.Org da Özgür Şen de "Daha iyi bir kapitalizm midemizi bulandırıyor..." başlıklı yazısında bizlere bunu gösteriyor.

Ama değişmeyen bu Nasyonal Sosyalist Melnur gibilerin kafası!
Bunlar alışmışlar, kendi güçsüzlüklerini, onun, bunun kuyruğuna takılarak örtbas etmeye.
Bunları ifade edecek tek bir tanım var o da SİSTEM SOLCULUĞU!
VEDA
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 26 Şubat 2020, 11:22:34
Bir İnsanı AJAN olarak nitelemek için, Ajan kimliğinin olması gerekmiyor!
Bir İnsanı Faşist olarak nitelemek için, Gamalı Haç dövmesi ya da Üç Hilal dövmesinin olması da gerekmiyor.

Ajandır çünkü 12 Eylül öncesi dönemden bu yana Devrimci mücadele içerisinde olan tüm yapılarda pek çok isimi gazetesinde deşifre etmiş, Devletin kolluk kuvvetlerine bildirmiştir.

Faşisttir çünkü, savunduğu ideoloji NASYONAL SOSYALİZMDİR.
Musollini'nin, Hitler'in partilerinin adıdır NASYONAL SOSYALİST Parti.

Yok Marksizm Leninizmi bilse bile, Nesnelliği okuyamadığı için bugün bu durumdaymış gibi sahte sözlerle kimse Perinçek'i Mağdur konuma getirmesin.
Hele hele onu Anti-Emperyalist ilan ederek Emperyalizm karşıtlığınıda KİRLETMESİN.

Neler oluyor, Ne bu hiddet diye sorabilirsiniz?
Nasyonal Sosyalist Forumun sahibi, Nasyonal Sosyalist Melnur utangaçca yandaşını savunuyor, olan biten bu!
Aklı sıra Perinçek üzerinden, suratındaki Nadsyonal Sosyalist maskeyi gizleyecek.

Neymiş ilk defa Perinçek'e SOL demeyi tırnak içerisine almış.
Vah vah, anlaşılan kış uykusundan yeni uyanmış ya da uyanmışsa eğer!

Kendi ağzıyla itiraf ediyor Perinçek'in ajanlığını;
"HDP'nin birebir PKK olduğu bir yana CHP'nin de PKK ile ittifak içinde olduğunu, HDP'lileştiği, PKK'li İstanbul Belediyesi dahil (Bodrum örneği üzerinden) pek çok CHP'li belediyelerde PKK'nin işe alındığını...-anlatıp duruyor."

Bu ihbarcılığını, bu Ajanlığını dünde Ülke Solu için yapıyordu bu Perinçek denen NEOFAŞİST.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 08 Mart 2020, 12:24:50
Solcu olmak, Sosyalist ya da Komünist olmak bu bağlamda Enternasyonalist olmak ne demektir?
Ne yazık ki bu soru, Nasyonal Sosyalist biri tarafından gündeme taşınmış.
Acı olan bu sorunun, Enternasyonalizme karşı, Nasyonal Sosyalizmi savunan biri tarafından dile getirilmiş olması.

Solculuğun, Sosyalist olmanın ya da Komünist olmanın Enternasyonalizm bağlamında ele alınıyor olması, en başta Enternasyonalist olmak ne demektir sorusunu başa taşıyor.
Enternasyonalist olmadan Sosyalist ya da Komünist olamazsınız!

Enternasyonalizmden kastimiz PROLETARYA ENTERNASYONALİZMİDİR.
Kapitalizmi tüm dünyada ekonomik, siyasal ve ideolojik olarak ortadan kaldıracak örgütlülüğün adıdır Enternasyonal.
Marks'ın Tüm Ülkelerin İşçileri Birleşin de, Lenin'in Tüm Ülkelerin İşçileri Ve Ezilen Halkları birleşin de kendini somutlayan, anlamını bulan bir kavramdır Enternasyonal.

Başta da söyledik Enternasyonalist olmadan Komünist olamazsınız.
Çünkü Komünistlerin sonul amacı Kapitalizmi tüm dünya üzerinden ortadan kaldırmak, onu iyicene yaklaştığı Tarihin Çöplüğüne göndermektir.
Tıpkı Lenin'in dediği gibi; TÜM ÜLKELERİN İŞÇİLERİNİN ORTAK ETKİNLİĞİ ile!

Perinçek'in argümanlarıyla, Türk Solu Dergisi başyazarı Neo Faşist Gökçe Fıratın yazdıklarıyla, Enternasyonalizm NEDİR SORUSUNU YANITLAYAMAZSINIZ?
Hele hele Ulusolcu bir forumun sahibi olarak, size hiç düşmez bu soruyu yanıtlamak bayım!
veda

Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 11 Mart 2020, 11:22:06
Bizim Nasyonal Sosyalist, meşrebine uyar biçimde Enternasyonalizme olan kinini, Nasyonal Sosyalist forumunda dile getirmiş.
Nasyonalizmle, Enternasyonalizm biribirini dışlayıcı, biri birine karşıt, biribirini reddeden kavramlar olduğu için, bu Nasyonal'in kin duyması son derece doğal.

Bunun beynini köleleştirmiş Nasyonal Prangaları kırmadan Enternasyonali anlayabilmesi olası değil.
Birde utanmadan, aklı sıra köylü kurnazlığı ile sanki Enternasyonali savunmanın, tek ülkelerde olacak devrimleri yadsımak anlamına geldiğini, bunu savunanların siyasal devrim perspektifinden çok uzak olduğunu söylüyor.

Oysa bizim her zaman söylediğimiz, siyasal iktidar ulus ölçekli olduğu için, işçi sınıfı öncelikle ayak bastığı topraklarda, siyasi erki ele geçirecek, kendini toplumda egemen konuma, ulus konumuna getirecektir.

Daha doğrusu bunu biz söylemiyoruz, KOMÜNİST MANİFESTO böyle diyor.
Aslında bu Nasyonali çok da fazla dert etmemek, onu gördüğü Nasyonal rüyelarında yanlız bırakmak gerek.

Lenin, bunun gibilere kapak olsun diye ne de güzel söylemiş ÖDLEKLERE, KÜÇÜK BURJUVALARA, DAR KAFALI NASYONALLERE.

“Bolşeviklerin taktiği doğruydu, biricik enternasyonalist taktikti, çünkü dünya devriminden duyulan ödlekçe korkuya, dünya devrimine karşı beslenen küçük-burjuva ‘inançsızlığa’, ‘kendi’ anavatanını (kendi burjuvazisinin anavatanını) savunma ve bundan başka her şeyin ‘içine tükürme’ biçimindeki darkafalı-milliyetçi isteğe değil, (…) Avrupa’da devrimci durum doğru değerlendirmesine dayanıyordu.” lENİN-Seçme Eserler, c.7, s.196)
VEDA
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 31 Mart 2020, 14:40:08
"Foruma iki ayrı isimle katılmayı samimi bulmuyorum. Hiç kimsenin yazıp çizmesinin engellenmemesine çalışıldığı bir ortamda bir kişinin iki ya da daha fazla isimlerle foruma katılması bana çok da samimi gelmiyor.Bu yüzden KARINCA ismi engellenmiştir. KARINCA arkadaşımızın VEDA olduğunu biliyoruz. ( Kendisi söylemişti.) Arkadaşımız foruma girip düşüncelerini açıklamak istiyorsa VEDA olarak foruma girebilir. Bu konuda bir kısıtlamamız zaten yok ve olamaz."(Melnur)

Rahat ol Melnur forumuna girip, yazmak gibi bir derdim yok.
Sadece eski bir yazıma ulaşmak için foruma girdim.
Yazmak istesem çoktan senin Nasyonal Sosyalist düşüncelerine karşı yazılar yazardım.

Üstelik sen, önceleri de benim KARINCA olarak foruma girdiğimi biliyorsun, neden o zaman beni yasaklamadın?
Veda olarak senin forumunda yer aldığımı anımsamıyorum.
Veda olarak senin forumunda yer alsam bile şifremi kaybettiğim ya da anımsamadığım için  olmadığı için, KARINCA olarak girmiş olabilirim.
Sakin ol dostum, KORKMANA GEREK YOK!
VEDA
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 02 Nisan 2020, 12:03:34
"Oysa devletin sınıfsallığı da tarafsızlık ve özerkliğiyle birlikte vardır. Modern/kapitalist devlet böyle bir devlettir ve ''AKP devleti'' denildiğinde ''MHP ve CHP devleti mi vardır?'' mantıksızlığıyla yorum yapılmamalıdır. Komik duruma düşüyoruz."( Nasyonal Sosyalist Dostumuz Melnur)

Nasyonal Sosyalist dostumuz kafayı DEVLET tanımına takmış, bizim bu konu üzerinden dile getirdiğimiz tanımları ezbercilikle niteliyor.
Siz AKP yi hedefe oturtup, AKP nin ardındaki asıl gücü, yani sınıfsal iktidarı elinde tutan gücü görmezden geldikçe, her AKP Devleti dediğinizde, bizde bıkmadan, usanmadan DEVLETİN BİR SINIF EGEMENLİĞİ ARACI OLDUĞUNU, BİR SINIFIN KARŞITINI BASKI ALTINDA TUTMAK İÇİN BİR ARAÇ olduğunu tekrarlıyacağız.

"Oysa devletin sınıfsallığı da tarafsızlık ve özerkliğiyle birlikte vardır." demiş Nasyonal Sosyalist Arkadaş!
Şimdi soralım; Bir olgu hem SINIFSAL olacak, hem de TARAFSIZ olacak?
Bu nasıl olacak?


Devam edelim sormaya; KİME KARŞI TARAFSIZ OLACAK???
Madem ki klasik tanıma göre DEVLET, Sınıf Karşıtlıklarının bir ürünü, o halde bu TARAFSIZLIK kime karşı, yoksa KARŞIT SINIFA MI BU TARAFSIZLIK???

Tabi ki Devlet içerisinde Sermaye Sınıfının kendi iç çatışmalarından kaynaklı eğilimler olabilir.
Ama bu DEVLETİN sahibinin kim olduğu gerçeğini değiştirmez.

Özerklik konusuna gelince; Nasyonal Dostumuz Özerkliğin başına GÖRECELİ sıfatını koymayı unutmuş!
Aslında bir aldatmacadan başka bir şey olmayan bu ÖZERKLİK, toplum içerisinde ortaya çıkacak SINIFSAL ÇATIŞMALARINI engellemek, SINIF İŞBİRLİĞİNİ, SINIF UZLAŞMACILIĞINI dayatmak için uydurulmuş bir kavramdır.

Değerli Dostumuz hızla bir batağa doğru kayıyor.
Neyse ki o batakta kendisini KADİM DOSTU Perinçek bekliyor.
Vuslat yakındır!
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 13 Nisan 2020, 12:27:58
Burjuva Siyaset Sahnesinde yeni oyunlar tezgahlanıyor.
Talimatla alınan istifa kararı, yine talimatla kabul edilmiyor.

İki Günlük Sokağa çıkma faciasının sorumluluğunu Hükümet basit ayak oyunlarıyla üzerlerinden atmak istiyor.
Silahlı Faşist Çeteler, Soyluya destek adına yollara döküldüler.

Sadece onlarmı NEOFAŞİST Perinçek de Tweeter de Soyluya olan desteğini ifade ederken, aynı gemide olduğunu itiraf etti.
"İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu'nun görevine devam etmesi ülkemizin güvenliği için çok yerinde bir karardır. Koronavirüse karşı halk sağlığı için mücadelede ve PKK, FETÖ terörünü bitirmek için aynı gemideyiz. Zafer Türkiye Cumhuriyeti'nin olacaktır."

Bizim için süpriz olmadı Perinçek'in bu itirafı.
Biz bu NEOFAŞİSTİN gerçek yüzünü her platformde çoktandır dile getiriyorduk.

O dönemlerde Perinçek'e NEOFAŞİST dedik diye bize höykürenler utansın, sanmıyorum ama.
Çünkü onlarda aynı yolun yolcusu!

Perinçek o yola daha önce girdi, bunlarda o yola girecek ama daha sonra.
Gidişatları bunu gösteriyor.

Bir sözümüzde solcu arkadaşlarımıza;
Soylunun istifasını, sonucunu beklemeden düğün bayram havası ile karşılayan bazı arkadaşlarımız, bunun bir oyun olduğunu öğrendiklerinde umarız hayal kırıklığı yaşamazlar.
Artık bizim burjuva siyaset sahnesinde sahnelenen, düzmece senaryolara dayalı oyunlara kanmamamız gerekiyor.

Kapitalizm'in sınırlarına gelip dayandığı ve kendini yeniden üretemediği bu evrede , siyasi üst yapıda daha baskıcı, daha totaliter egemenlik biçimlerine başvuracağı gerçeği bağlamında bu işi en iyi götürecek kişinin bu aşamada Soylu olduğu gerçeği akıldan çıkarılmamalıdır.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 04 Mayıs 2020, 17:30:03
Nasyonal Sosyalist Doğu Perinçek Tweeter hesabunda 3 Mayıs Türkçüler Günü için, Neofaşist yüzünü sergileyen bir paylaşım yapmış;

"3 MAYIS  Türkçüler Günü olarak kabul ediliyor.
Türkçülük, daha doğru bir tanımla Türk Milliyetçiliği, ilkel değil, çağdaştır.
Hurafeci değil, bilimseldir.
Irkçı değil, Büyük Millet Milliyetçiliğidir.
Bölücü değil, imparatorluk birikimiyle birleştiricidir."


Ne yazık ki hala bu NEOFAŞİSTİ sol içerisinde görenler var.
Biz bu Neofaşiste, Faşist dediğimizde onun avukatlığını yapanlar var.

Hadi bakalım Solpaylaşım sitesinin bezirganbaşı Melnur, Hala Perinçek'i SOL da görüyormusun???
Hadi utanma, çekinme söyle; Sana göre yukarıda ki tweeti paylaşan biri SOL olabilir mi???
Bu kişiyi nasıl tanımlamak gerek???
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 01 Eylül 2020, 12:58:49
Nasyonal Sosyalistliğini, Okuyan TKP sinin ardına gizlenerek ortaya koyan, aslında Doğu Perinçek hayranı, Perinçek artığı Nasyonal Sosyalist Melnur mahlaslı bezirgan, sahibi olduğu forumda yine
bizlere saldırmış.
Şaşırdık mı HAYIR!

Nasyonal Sosyalistler her zaman kendilerine alan açabilmek için SOL a saldırırlar.
Bu Ergenekoncu Soytarıların kimi açıkca, kimide sözde "Okuyan TKP sini destekliyorumun" ardına gizlenerek bu saldırılarını sürdürürler.
Bunlar Veli Küçükler'in, Veli Küçük Paşasına selam yollayan Yalçın Küçüklerin ve tabi ki Perinçeklerin müritleridir.

Bunlar geçmişte Kürt Düşmanlıklarını, Ezilen bir Halkın yanında duran, onlar üzerindeki baskı ve zora direnen  Komünistlere küfür ederek gösterdiler.
Bugünde aynı mecrada yollarına devam ediyorlar.

Şimdilerde bu Nasyonal Sosyalistlerin bir kısmı direkt AKP nin yanında yer alırken, bir kısmı ise yığınları DEMOKRASİ aldatmacası adı altında sistem içi "çözümlerle" oyalayarak, onları CHP nin ve Faşist
İYİP in kuyruğuna takmakla meşguller.
Bir zamanlar ULUSALCI  Tuncay Özkan'ın askerleri olan bunlar bugünlerde ULUSALCI Merdan Yanardağların askerliğine soyunmuşlar.

Aslında bunlara en güzel yanıtı Komünist Şair Nazım Hikmet vermiş.
Aşağıdaki dizelerle;

"KARDEŞLER!
Onlara elleriniz dokunmuşsa eğer
yedi tas su dökün ellerinize.
Yırtarak bayramlık gömleğimi ben
peşkir yaparım size..."

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 12 Eylül 2020, 17:19:57
Sol Paylaşım sitesinde site sahibi Nasyonal Sosyalist Melnur, hala Mustafa Suphi'yi kimin öldürdüğünün, bu emri kimin verdiğinin peşinde koşuyor.
Tabi amaç, Mustafa Kemal'i aklamak.
Oda yüreğinin yarısını Mustafa Suphi'ye, yarısını da Mustafa Suphi'nin katline ferman veren Mustafa Kemal'e ayırmış.

Bizden kendisine tavsiye, o kadar çok koşup ta kendisini yormasın.
Nazım Hikmet'in "28 KANUNİSANİ" başlıklı şiirinde ki aşağıdaki bölüm, bu soruların yanıtını veriyor.

trabzondan bir motor açılıyor

sa-hil-de-ka-la-ba-lık!

motoru taşlıyorlar
son perdeye başlıyorlar!

burjuva kemal’in omuzuna binmiş
kemal kumandanın kordonuna
kumandan kahyanın cebine inmiş
kahya adamlarının donuna
uluyorlar.

veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 10 Ekim 2020, 12:34:10
Biz Enternasyonalizm deyince nedense birileri hop oturuyor, hop kalkıyor.
Oysa Komünist olmanın olmazsa olmazıdır, aynı zamanda Enternasyonalist olmak!

Perinçek artığı Nasyonal Sosyalist soytarı, sahibi olduğu malum sitesinde , Enternasyonalizmden bahsedenleri Troçkist olmakla nitelemiş.
Bence Troçkistler bu soytarıya teşekkür etmeliler.
Troçkistler bile kendilerini, bu soytarının yücelttiği gibi yüceltemezler.

Bu zeka özürlüye göre, Enternasyonalizmden bahsedenler, tek tek ülkelerde olacak Proleter Devrimleri yok sayıyorlarmış!
Bu aklı kıta göre, Enternasyonalizmden bahsetmek, tek tek ülkelerde Devrim Perspektifinden yoksun olmak demekmiş.

Oysa biz her Enternasyonalizmden bahseden yazımızda üzerini kalın çizgilerle çizdiğimiz, Komünist Manifestoya gönderme yaptığımız cümle, Komünist Manifesto da dile getirildiği gibi, işçi sınıfının öncelikle üzerine bastığı topraklarda, siyasi erki karşıt sınıftan alarak, kendi sınıf egemenliğini kurarak, kendini toplumda Egemen konuma, Ulus konumuna yükselteceğidir.

Devamında söylediğimizde işçi sınıfının mücadelesinin burada sonlanmayacağı, sınıfsız ve sömürüsüz bir topluma varabilmek için bir Dünya Sistemi olan Kapitalizm'i ideolojik, ekonomik ve siyasal olarak
ortadan kaldırarak, bu mücadeleyi sonladıracağıdır.
Bunun içinde Lenin söylediği gibi TÜM ÜLKELERİN İŞÇİLERİNİN ORTAK ETKİNLİĞİNİ düzenleyecek, Enternasyonal örgütlenmeye gerek olduğudur.
Bir kişinin bunu anlamaması için ya art niyetli olması, ya da kafasının içerisinde  Beyin diye adlandırılan organın olmamasıdır.

Geçenlerde bu soytarı, efendisi Perinçek'in son tavırları, AKP ye olan desteği karşısında çok üzülmüş ve hayrete düşmüş.
Oysa Perinçek, geçmişinde, Marksizm-Leninizm konusunda çok bilgili, bu uğurda mücadele etmiş, bedel ödemiş biriymiş.

Bizde biliyoruz Perinçek'in ne denli "Marksist-Leninist" olduğunu.
Ülkede ne kadar Marksist-Leninist varsa, bunları Devletin kolluk güçlerine gazetesinde ihbar eden, bu "Marksist-Leninist" Perinçek di!
Yine o dönemde Sovyetler Türkiyeyi işgal edecek diye, Ege Ordusunu Sovyet sınırına çağıranda o Perinçek!

Artık suratına taktığı TKP maskesi de kendisini gizlemiyor.
O Perinçekci suratı ortaya çıkıyor.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 08 Aralık 2020, 11:01:00
Perinçek Artığı Nasyonal Sosyalist Melnur kendi forumunda, olmayan aklıyla bir takım çıkarsamalarda bulunmuş!
Hükümet İstifa demek, Sağlık Bakanı istifa demek, Diyalektik bir bakış, buna karşı çıkmak ise Aristo Mantığıymış.

"Hükümet İstifa", "Sağlık Bakanı İstifa" diyerek kitlelerle bağ kurabilirmişiz, onları peşimizden sürükleyebilirmişiz.
Dikkat et de kitleleri peşinden sürükleyeceğim diye, onların peşinden sürüklenerek, Burjuva Siyaset Sahnesinde Figüranlık yapma!

Sormak gerek bu aklı kıt zavallıya bugüne değin, yarım asıra yakın bunları söyledinde, kitleleri peşinden sürükleyebildin mi?
Yoksa bunları diyerek, sistem içi çözümler sunarak, yığınların sisteme olan güvenlerini daha mı arttırdın.

Sen Ekim Devrimi öncesi Rusyada yaşasaydın, yerin kesin Menşeviklerin yanı olurdu.
Bugün yaptığın gibi o günde, ne gerek var Devrime, Kerenskiyi desteklemeliyiz, Devrim için henüz çok erken dedin.



Oportunizm kısaca, Genel anlamda,işçi sınıfının uzun erimli çıkarlarını,günü kurtarma adına,kolay yolu tercih ederek,her türlü ilkesellikten yoksun biçimde,günlük çıkarlara ve günlük başarılara feda eden bir anlayıştır.

O olmayan beynine şunu yerleştir, Sınıfsal İktidar değişmedikçe, Hükümetler gider, Sağlık Bakanları gider, yenileri gelir ama çalışanlar, emekçiler açısından , onların yaşam koşulları açısından değişen hiç bir şey olmaz.

Onlar yine bu soygun ve talan düzeni altında inim inim inlerler.
Ve de sen, onların bu düzenden umutlarını kesmeleri için çabalayacağına, günü kurtarma adına, kolay yolu tercih ederek, günlük çıkarlar peşinde koşarak, onlara en büyük kötülüğü yapıyorsundur.

Ama dedik ya, bunları anlayacak BEYİN yok sende!
NATO KAFA, NATO MERMER!
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 24 Ocak 2021, 13:20:26
Nasyonal Sosyalist, Perinçek Artığı Melnur mahlaslı şahıs, sahibi olduğu forumda o kıt aklıyla, kendince tespitlerde bulunmuş;
''Hükümet istifa'', veya herhangi bir bakanın istifasının istenmesi, tıpkı ekmeğe zammın protesto edilmesi gibi, tıpkı laiklik karşıtı eylemelerde gericiliğin karşısına dikilme ve benzer pek çok yabancısı olmadığımız örnekler verilebilir. "

Neden böyle yapıldığını da aşağıda yer alan cümleyle açıklamış.
" Evet, böyle yapılıyor ve böyle bir siyasi tavır sergilenerek sosyalist kadrolardaki bilimsel sosyalist bilinçle, geniş kitleler arasındaki ''geri bilinç'' arasında bulunan açının bir ölçüde kapanması sağlanıyor.
Böyle yapılarak kitleyi siyasete taşımak,   etkileşime girmek, ve onlarla bir temas noktası oluşturarak bağ kurmaya çalışmak amaçlanır."

Sormak gerek yıllardır aynı teraneyi sürdürüyorsunuz, o hükümetler gitti yerine başkaları geldi, o bakan gitti yerine başka bakanlar geldi, DEĞİŞEN NE OLDU???
Bir zamanlar "Süleyman Başvekil İşçi Köylü Aç Sefil" sloganları attık.
Ne oldu, Süleyman gidince İşçi Köylü açlıktan, Sefaletten kurtuldu mu???

Yıllardır kitleleri, bu söylemlerle Düzen Partilerinin kuyruğuna taktınız.
Sınıfsal İktidar Değişmeden hiç bir şey olamayacağını insanlardan gizlediniz!!!
Çünkü efendileriniz öyle istedi.
İşte dedi size bir siyaset alanı belirledik ve sınırlarını çizdik.
Buyurun dedi, bu alanda istediğiniz gibi top çevirin ama çizdiğimiz sınırların dışına çıkmayın.
Sizde o alanda, o sınırların dışına çıkmadan, siyasetlerinizi, o hükümet istifa, o bakan gitmeli gibi istemlere indirgeyerek, efendilerinizin uslu çocuğu rolünü üstelendiniz.


Kitleyle iletişime girmenin yolu, o bakanın ya da o hükümetin istifasını istemekle olmaz.
Böyle yaparak kitleleri, yıllardır yaptığınız gibi düzen içi çözümlerle oyalarsınız.
Kitlelerin önüne gerçek çözümleri ancak, kendinizi kapattığınız Burjuva Siyaset Alanının dışına çıkarak gösterebilirsiniz.

Ama dedim ya tüm bunları senin anlayacağını sanmıyorum.
Sen Efendilerine hizmette kusur etmeyen bir zavallısın.
Hem senin aklın bunları anlamaya gerçekten yetmez.
Bunları yazmamın nedeni, siteni ziyaret eden bir kaç iyi niyetli unsurun gerçekleri görmesi içindir.
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 31 Ocak 2021, 13:31:36
Bir kez daha söylüyoruz GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ!
Son günlerde Mustafa Suphi ve on beş yoldaşının katledilmesi ile ilgili bu olayın sorumlularının ortaya konması Kemalist Çevrelerde bir panik yaşattı.

Bu katliamın suçunu Mustafa Kemal'in üzerinden sıyırmak için yoğun bir çaba içerisine girdiler.
Oda TV, Murat Bardakçı'nın Enver Paşa'nın hatıratı ile ilgili kitabı üzerinden, bu katliamı Enver Hocanın üzerine atmak, onlara göre en akıllıca yoldu.
Bu konu da bazı PERİNÇEK ARTIKLARI DA  sitelerinde bu konu da, ellerinden geleni yapıyorlar.

Zaten "TKP" nin başında ki şahsın, Yüreğini ikiye bölerek bir yarısını Mustafa Suphiye, diğer yarısını da Mustafa Kemal'e ayırması, katledilenle onun katline ferman vereni aynı yürek içerisinesığdırması, Perinçek Artıklarını cesaretlendirdi!

Konu üzerinde gösterilen iki referans var.
Bu referanslar, Karadenize açılan iki ayrı motorda olanların temsil ettikleri ideolojilerden bağımsız değil.
Bir tarafta Kemalist Burjuvazi diğer tarafta Mustafa Suphi ve on beş yoldaşının temsil ettiği İşçi Sınıfı.
Bir tarafta Murat Bardakçı'nın Enver Hoca Hatıratı kitabı referans diğer tarafta Komünist Şair Nazım Hikmetin Mustafa Suphi ve on beş yoldaşının katli üzerine yazdığı şiir.

Buyurun karar sizin, daha doğrusu hengi motorda yer alacağınızla ilgili karar sizin!
Son kez daha haykıralım GÜNEŞİ BALÇIKLA SIVAYAMAZSINIZ !!!
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 17 Şubat 2021, 15:15:03
"AKP’yi geriletecek ya da onun iktidarını sonlandıracak ama uluslararası tekellerin bu ülkedeki hakimiyetini sürdürecek bir “kurtuluş”a inanmıyoruz." demiş Okuyan'ın başında olduğu  TKP, CEPHE çağrısında.
Yukarıda ki cümleye katılmamak olası değil.
Yukarıda ki cümleyi biraz daha açarsak, AKP karşıtlığımız uluslararası tekeller ve onlarla kaynaşmış olan ülke tekelci burjuvazisine de karşı olmaktır.

CEPHE  kapsamı ve tanımında ise şu iki cümle dikkat çekiyor.
-Düzen partilerinden ve düzen siyasetinden mutlak kopuşu savunmalı.
-Halkın örgütlü mücadelesinin her şeyin üstünde olduğu gerçeğinden hareketle seçimle sınırlanmış bir siyaset anlayışını reddetmeli.

Bu cümlelerden anladığımız;
Düzen partilerinin kuyruğuna takılmamalı, siyasetimizi Düzen tarafından belirlenmiş, sınırları çizilmiş siyaset alanını reddederek, işçi sınıfının bağımsız sınıf siyaseti doğrultusunda mücadele etmeli.
Düzeni tüm kurumlarıyla birlikte karşımıza almalı.

Bekleyip göreceğiz!
Bakalım bu çağrıda dile getirilenler yerine getirilecek mi?

Bu arada merak ediyoruz; Perinçek artığı, TKP nin ardına sığınmış Melnur, TKP nin bu çağrısına ne yorum yapacak.
Malum, günlerdir Sosyalist Solu, Düzen Partilerinin kuyruğuna takmak için yoğun çaba gösteriyor.
Bunlar sistemin sol içerisindeki truva atları.
Asıl tehlikeli olan bunlar.
VEDA
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 25 Şubat 2021, 16:38:14
Kişide biraz utanma olur!
Perinçek safını tam anlamıyla açık ettikten sonra bile Melnur denen Nasyonal Sosyalist, ağababası Perinçek'i bugün bile savunabilmek için olmadık taklalar atıyor.
Bir insan bu kadar utanma duygusundan yoksun olabilir mi?

Bu Nasyonal Sosyalistin sahip olduğu forumda bu konuda ki başlığı bile abes" Solun Perinçek Düşmanlığının nedeni"
Hemen yanıt verelim;
Sol MHP ye neden Düşmansa , Perinçek'e de o nedenle Düşman.
Bizim için her ikisi arasında bir fark yok!
Hatta Perinçek ve şürekası, diğerine göre daha tehlikeli.
Niye mi!
En azından MHP nin Faşist bir parti olduğunu, uçan kuşlar bile biliyor.
Ama bu Perinçek denen, ajan kartı olmayan ajan, neofaşist,  yıllardır sol içerisinde pek çok kesime kendini yutturdu!

Üç Gündür Okuyanın başında bulunduğu TKP cephe çağrısı yapıyor.
Çağrıda yer alan Cephenin kırmızı çizgilerini de ayrıca ortaya koymuş.
Çağrıda ki kırmızı çizgilerden en baştakini, bu ardına gizlendiği TKP nin bildirisinden bu Perinçek Artığına hatırlatırız.
-Düzen partilerinden ve düzen siyasetinden mutlak kopuşu savunmalı,

Ne oldu?
Bu cephe çağrısı ve kırmızı çizgileri için tek söz etmedin.
Hani sen TKP liydin?
Artık gerçek yüzünü, Nasyonal Sosyalist yüzünü saklamana gerek yok.
Herkes senin ne olduğunu öğrendi!
veda
Başlık: Ynt: Sanal Bezirganlar
Gönderen: veda - 26 Şubat 2021, 14:14:54
Haber Global TV’de canlı yayınlanan “Mesele” programına katılan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile programın konuklarından hukukçu Gamze Pamuk Ateşli ile tartışma yaşandı.

Ateşli, Perinçek'e yönelik, "Olur da Bahçeli siyaseti bırakırsa MHP’nin başına da geçersiniz. Çok uygun bir pozisyonunuz var” dedi.

Bunun üzerine Perinçek, “MHP’nin başına geçmek şereftir. Ben MHP’nin başına geçmekle tehdit edilmem. MHP vatansever bir parti. Vatansever bir konumda” karşılığını verdi.
veda