sol platform

Sosyalizm => Sınıf Savaşımından => Serbest Kürsü => Konuyu başlatan: veda - 17 Temmuz 2019, 17:46:51

Başlık: ÜÇÜNCÜ YOLCULAR!
Gönderen: veda - 17 Temmuz 2019, 17:46:51
Bugünlerde hemen herkesin ağzında bir "Üçüncü Yol" kavramı dolanıyor!
Neymiş bu "Üçüncü Yol" diye yazılanlara baktığımızda bu kavram, kişiler ve siyasi oluşumlarca kendi meşreplerince yorumlanıyor.
Aslında düzen siyasetine entegre olmanın, sistem "solu" partilerinin kuyruğuna takılmanın farklı bir YOLU!

Örneğin Ömer Ağın ya da Veysi Sarısözen'e göre Üçüncü Yol, Solcuların, Komünistler'in HDP içerisinde, HDP ye egemen olan Kürt Siyaseti doğrultusunda politikalarını belirlemeleri ve Sermaye Gurupları arasında ki çatışmada, daha ılımlı, daha çok "Demokrasi" tekrarı yapan birinden yana taraf olarak, diğerini geriletmeleri.

"Üçüncü bir yol vardır: Kürdistan emekçi halkının öncülüğünde, Kürdistan’ın bütün parçalarını özgürleştirmek, özgürleşen bu parçaların öncülüğünde tüm Ortadoğu halklarını birleştirmek, onların mücadelesiyle, demokratik cumhuriyetlerin toplamından ve demokratik ulusun birliğinden oluşan Konfederal Ortadoğu Ortak Evi’ni inşa etmek ve bu Ortak Ev’de birinci ve ikinci yola karşı üçüncü yolu, yani kadın özgürlükçü, ekolojik ve komünal, yani “yeni sosyalist” toplumu kurmak…"(Veysi Sarısözen)


"Ama...
Bilinçli işçi sınıfının üçüncü yolu, saldırısının sivri ucunu, ülkede yeniden sermaye paylaşımına yönelenlere çevirmek ve Saray’ın bu yıkıcı politikasına karşı herkesle diyalog ve ittifak arayışında bulunmak.
Koçlarla da mı?
Belki evet. Koçları başka türlü tasfiye etmek mümkün olmadığı için."(Veysi Sarısözen)


Her iki alıntı ile ilgili düşüncelerimizi;
http://www.solplatform.biz/index.php?topic=5590.msg11918#msg11918
http://www.solplatform.biz/index.php?topic=5606.msg11936;topicseen#msg11936
bu linklerde paylaştığımız yazılarda belirtmiştik.

Aslında bu Üçüncü Yolcuların Gerekçeleride hazır!
Üçüncü Yola katılan Alp Altınörs, kendince hazır bir reçete bulmuş onu bugüne şablonluyor.

"Georgi Dimitrov’un ünlü tanımıyla faşizm, “mali sermayenin en vahşi, en yayılmacı, en terörist” unsurlarının diktatörlüğüdür. HDP, faşizmin güncel uygulayıcısı olan bu “en vahşi, en yayılmacı, en terörist” unsurlara karşı, mali sermayenin diğer kanadının kazanmasına bir şans tanıyarak, hükümeti geriletti, politik güç dengesini değiştirdi."(Alp Altınörs)

Evet Dimitrov'un meşhur "EN" li Faşizm tanımı!
Bu "EN" li tanım gereği kurulan, Burjuvazi'nin "EN" olmayan kesimlerinide içine alan Cephe Politikalarının, İkinci Paylaşım Savaşı sonrası Komünistler'e neler kaybettirdiğini, Kapitalizm'in gelişmişlik düzeyinin yüksek, aynı zamanda Komünist Partilerin güçlü olduğu, Fransa da, İtalya da, İspanya da ve Yunanistan da, Faşizme karşı en önde savaşan Komünistler'in silahlarını kendi Burjuvalarına karşı çevirmesi gerekirken, gözyaşları içerisinde Burjuva Hükümetlere teslim ettiklerini bir kenara koyuyoruz.

Başka bir açıdan soralım Alp Altınörs'e;
Yaklaşık bir asır öncesinin Faşizm tanımıyla, o günden bu yana artık sona gelmiş, denizi tüketmiş bir  Kapitalizm'in bugün geldiği evreyi dikkate almadan, Faşizm'e karşı mücadelenin başarılı olma şansı varmı?

Faşizme Karşı Mücadelenin alternatifi sizce Burjuva Demokrasisinin Sınırlarını Genişletmekmidir?
Son nefesini vermekte olan Kapitalizm'e bir tekme vurarak onu tarihin çöplüğüne göndermenin mücadelesini örmek yerine, ona suni teneffüs yaptırarak, bir kaç nefes daha almasını sağlamak için siyaseti, egemenlerce belirlenen ve sınırları çizilen politik alanın dışına çıkarmak yerine, düzen içi siyasete kendini hapsederek, sistem partilerinin kuyruğuna takılmak doğru bir politikamıdır?
veda