Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Serbest Kürsü / SANALIN NASYONAL SOSYALİSTİ PERİNÇEK'İ SAVUNMAYA DEVAM EDİYOR!
« Son İleti Gönderen: veda 15 Şubat 2019, 20:56:30 »
Adı sol olan ama daha çok Nasyonal Sol çizgide yürüyen sitenin sahibi Sanalın  Nasyonal Sosyalisti zat kendisi gibi Nasyonal Soyalist olan NEOFAŞİST Perinçek'i cansiparene bir şekilde savunmaya devam ediyor.

Perinçek'in 80 öncesi Devrimcileri ihbarlarının üzerini örtmeye çalışan ve konuyu saptırarak bu ihbarları sol içi şiddetin bir sonucu olarak sanki kendini bu şiddetten korumak için yapılmış gibi göstererek bu İHBARLARA meşruiyet kazandırmak isteyen Nasyonal Sosyalist zat, ne yapsa, ne etsede bu ülkenin Devrimcileri Perinçek'i, onun ajanlığını, provokatörlüğünü ortaya koyarak layık olduğu yere oturtmuştur.

Sol içi şiddet tabiki 80 öncesi sol içerisinde vardı.
Aklı selim bir kişinin bu şiddeti tasvip etmesi söz konusu olamaz.
Ama aklı selim biriside bu sol içi şiddeti bahane ederek, bir meşru müdafa hamlesi olarak Perinçek'in DEVRİMCİLERİ ihbarcılığını,  meşru göremez/gösteremez.


En iyisi Doğu Perinçek'in neler yaptığını biz anlatalım!
NELER Mİ YAPMIŞ DOĞU PERİNÇEK???

NEOFAŞİST İŞÇİ PARTİSİ'nin (ŞİMDİKİ VATAN PARTİSİ) VE ONUN BAŞKANI DOĞU PERİNÇEK'İN  80 ÖNCESİ DEVRİMCİ GÜÇLERİ NASIL DA DEVLETİN GÜÇLERİNE DEŞİFRE ETTİĞİNİN,İHBAR  ETTİĞİNİN BELGELERİDİR.


"Bunların komandolardan ne farkı var? İGD'lilerle Devrimci Yol'cular mahkeme kurup, 3 devrimci öğrenciyi okuldan uzaklaştırdılar. Mahkemenin kuruluşunda elebaşılığı Ali Menteş adlı Devrimci Yol'cunun yaptığı öğrenildi."
(28 Mart 1978, s. 7)

"Size bir hafta süre, yoksa isimlerinizi açıklarız!" (Aydınlık'ın satışını engelleyen Devrimci Halkın Yolu taraftarlarına tehdit)
(2 Mayıs 1978, s. 1 ve 7)

"Provokasyon basını işbaşında. Şefliğini Garbis Altınoğlu'nun yaptığı Devrimci Halkın Birliği adlı dergi..."
(14 Ocak 1979, s. 1)

"Kız yurdunda oda basan Dev-Sol taraftarları..." (İsimler veriliyor)
(11 Mart 1979, s. 5)

"Dev-Solcular Bursa DGB'ye saldırdı." (İsimler veriliyor)
(17 Mart 1979)

"Çatışmadan kaçan Hikmet Uygun aranıyor. Evlerden birinde, cesaret verici serumlar bulundu." Bu habere yorum yazısının başlığı: "Moskova'nın cesaret serumu"
(15 Nisan 1979)

"Sahte TKP'nin adamı gözaltında. Fevzi Şolt 1 Mayıs'ta üzerinden çıkan 526 bin lirayı izah edemiyor. Makina Mühendisleri Odası Genel Başkanı Fevzi Şolt'un, TKP'nin İzmir'deki 1 Mayıs gösterilerinde gözaltına alınmasından sonra..."
(11 Mayıs 1979, birinci sayfa)

"TKP'nin 'Savaş Komiteleri' işbaşında. Saldırganların başını İGD'li T. Ç., H. Ö. ve H. A. çekiyor." (İsimler açık olarak veriliyor)
(16 Mart 1979)

"CHP Gençlik Kolları başkan adayı Fidan: Partinin tutumu yüzünden KÖY-KOOP TKP'nin denetimine girdi."
(20 Mayıs 1979)

"Manşet: (Samandağ'dan) Silahları İGD Başkanı sokuyor." (İsim veriliyor)
(8 Ocak 1980)

"İstanbul'da kurtarılmış bölgeler" dizisi (Dizi boyunca çok sayıda devrimcinin adı veriliyor)
(18 Şubat 1980)


Dikkat edilirse bu Ajan Perinçek solun tüm kesimlerini ihbarcısı konumunda.
TKP, Dev Yol,  İGD, HALKIN KURTULUŞU, HALKIN YOLU, HALKIN BİRLİĞİ, Dev Sol.

Birde bu utanmaz neden Perinçek'in düşüncelerini eleştirmek varken ona Faşist, MİT çi, Ajan deniyor diyerek hayıflanıyor.
Yukardakiler sanırım ne olduğunun kanıtıdır!

Ama biz Perinçek'in işçi sınıfına ihanet içerisinde olan düşüncelerinide ele aldık ve nasıl bir İHANET içerisinde olduğunu gösterdik.
http://www.solplatform.biz/index.php?topic=4984.msg11154#msg11154

veda
2
"Devrimci güçlerin, sosyalistlerin, komünistlerin görevi bu seçimlerde HDP adaylarını ve HDP’nin aday çıkarmadığı alanlarda HDP’nin işaret ettiği, desteklediği adayları seçmek ve seçtirmektir. Bunun dışında her seçim taktiği yanlıştır. Bu seçim stratejisini uygulayıp koyduğumuz hedeflere ulaşırsak 2019 yılını biz kazanmış ve şekillendirmiş olacağız."
POLİTİKA YAYIN KOLEKTİFİ


Yukardaki alıntı Politika Gazetesi'nin "2019 YILINI NASIL KAZANACAĞIZ VE ŞEKİLLENDİRECEĞİZ?" başlıklı yazısından.

Eğer diyorlar bu seçim stratejisi( HDP yi desteklemek) ile hedeflere ulaşırsak, 2019 yılını kazanmış ve şekillendirmiş olacağız.
Tabii merak ediyor insan ulaşılmak istenen HEDEF ne?
Bu nasıl bir KAZANÇ, nasıl bir Şekillendirme?


Böyle bir savda bulunabilmek , ya da böyle bir soru sorabilmek için öncelikle önümüzde akıp giden hayata, bu soruyu soranların müdahil olacak GÜÇTE olmaları gerekir.

Hayatın içerisinde ESAMELERİ OKUNMAYANLARIN, varlıklarını Kürt Siyasalının KUYRUĞUNA takılmakla devam ettireceklerini sananların yaptıkları kendilerini kandırmaktan öte bir anlam ifade etmiyor.

Bu arkadaşlar KUYRUKÇULUKTA sınır tanımadıkları gibi İLKESİZLİKTE de sınırın çok ötesine geçmişler.
Bunların kitabında İLKELİ olmanın   karşılığı BİAT etmek  olmuş!

Hadi bir noktaya kadar HDP'nin kendi koyduğu adaylarını desteklemeyi anlarım da, aday göstermediği yerlerde işaret ettiği ya da desteklediği adayları desteklemeyi anlamakta zorlanıyorum.

Böyle bir İLKESİZ SİYASET olur mu?
HDP, aday göstermediği yerlerde AKP-MHP ittifakının karşısındaki güçleri destekleyecek.
Daha somut ifade edersek CHP-İYİP' in oluşturduğu Millet İttifakını destekleyecek.

Yazınızda Demokrasi Güçleri diyorsunuz, diğer taraftan da HDP' nin işaret ettiği adayların desteklenmesinden bahsediyorsunuz!
Şimdi bu Demokrasi Güçleri CHP-İYİP ittifakı mı oluyor?

İYİP' in demokratlığını konu etmek bile bizlere yakışmaz.
CHP 'nin demokratlığına gelince!

Dokunulmazlıkların kaldırılmasında AKP'ye koltuk değnekliği yaparak, 5.5 milyon oy alan Kürt Siyasal Hareketinin temsilcisi bir partinin MİLLETVEKİLLERİNİN, EŞ BAŞKANLARININ zindanlara tıkılmasına neden olan CHP mi DEMOKRAT?

Avrupa Parlamenter Meclisinde , siyasi nedenlerle tutuklanan siyasilerin varlığı nedeniyle Türkiye aleyhinde hazırlanan karar tasarısına ,AKP ve MHP ile birlikte ret oyu veren CHP mi  DEMOKRAT?

Anayasaya aykırı olmasına karşın hala Meclis Başkanı koltuğunda oturan AKP İstanbul Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım'ın bu durumuna sessiz kalarak, Anayasayı bile savunmak cesareti gösteremeyen CHP mi  DEMOKRAT?

BUNLAR MI SİZLERİN BİRLİKTE YÜRÜYECEĞİNİZ  DEMOKRASİ GÜÇLERİ!!!
YOLUNUZ AÇIK OLSUN BİZ KOMÜNİSTLERDEN UZAK OLSUN!!!

3
Serbest Kürsü / OY HESABI YAPMAK!
« Son İleti Gönderen: veda 14 Şubat 2019, 01:11:00 »
Yerel Seçimler geldi gündemin en tepesine oturdu!
Hadi sistem partilerini anladıkta, kendine sosyalist, komünist diyen siyasi oluşumlara ne demeli!
Onlarda kendilerini yerel seçimlerin büyüsüne kaptırarak OY peşinde koşuyorlar.

Oysa bu seçimlerde Komünist Adayların OY Hakkı  yerine yada OY Hakkının Kutsallığı yerine, bu soygun ve talan düzeni devam ettikçe OY Hakkı'nın yada onun kutsallığının bir yanılsamadan ibaret olduğunu, yerel yönetimlerin ve dolayısıyla bu yönetimleri belirleyen yerel seçimlerin, merkezi iktidardan, merkezi yönetimden bağımsız olmadığını, asıl olanın iktidarın işçi ve emekçilerin eline geçmesi olduğunu ancak bu şekilde bu soygun ve talan düzeninin sona ereceğini kitlelere anlatması gerekiyor.

Genel Oy Hakkı sonuçta mücadeleler sonucu elde edilen bir kazanımdır.
Engels Genel Oy Hakkı için "genel oy hakkı, işçi sınıfının olgunluğunu ölçmeyi sağlayan bir göstergedir. Bu günki modern devlet içinde bundan daha fazla hiç bir şey olamaz ve hiç bir zaman da olmayacaktır" der ve o günden bu konuda bir beklenti içine girilmemesi konusunda bizleri uyarır.

Marks'ın sözleriyle devam edersek Marks; “her üç ya da altı yılda bir, parlamentoda halkı yönetici sınıfın hangi üyesinin ‘temsil edeceği’ni ve ayaklar altına alacağını belirler” diyerek Genel Oy hakkını tanımlar.

Tabiki Belediyeler vurgun, talan ve rant kapısıdır.
Ancak bu kapılara açılan  ana kapı Siyasi İktidar, Merkezi İktidar kapısıdır.

Komünistler OY peşinde koşacaklarına bugün Rant kapısı haline gelmiş Yerel Yönetimler de bu KAPININ ancak İşçi Sınıfı ve Emekçilerin Siyasi İktidarı ele geçirmesiyle, İktidar olmasıyla KAPANACAĞINI anlatmalıdırlar.

Siyasi iktidarı bu vurgun ve talan düzeninin sahiplerinden aldıklarında, yerel yönetimlerde neler yapacaklarını bir program dahilinde kitlelerin önüne koymalıdırlar.

Yerel Seçimlere Komünistler'in katılmasının asıl amacı;

1) Siyasi İktidarla, Yerel Yönetimler arasında, ikincisini birincisine bağlayan, birincinin, ikinciyi belirlediği bir ilişki içerisinde olduklarını anlatmaktır.

2) Kendi Yerel Yönetim anlayışlarını bir program çerçevesinde alternatif olarak sunmaktır.

3) Bu ülkede Komünistlerinde var olduğunu ve söyleyecek sözleri olduğunu ortaya koymaktır.

Oy hesabı yapmak Komünistlere YAKIŞMAZ!

veda
4
Uzun Metrajlı Siyasi Filmler / MEPHISTO
« Son İleti Gönderen: Ekim 12 Şubat 2019, 15:58:35 »
DİRENİŞTEKİ MEPHISTO KİTABEVİ İŞÇİLERİNE SELAM OLSUN diyerek aşağıdaki bildiriyi okuyup izleyelim...



https://tamfilmizle.com/filmizle/mephisto-mephisto-1981-full-hd-altyazili-izle/

Yönetmen: István Szabó
Yıl: 1981
Oyuncular: Klaus Maria Brandauer, Krystyna Janda, Ildikó Bánsági, Rolf Hoppe, György Cserhalmi, Péter Andorai, Karin Boyd, Christine Harbort, Tamás Major, Ildikó Kishonti, Mária Bisztrai, Sándor Lukács, Ágnes Bánfalvy, Judit Hernádi, Vilmos Kun
Türler: Dram

1930'lu yılların sanat camiasının en sevilen isimlerinden biri olan Hendrik Hoefgen, dönemin en ünlü tiyatro sanatçılarından biridir. Kısa süre sonra iktidara gelen Naziler, sanat da dahil olmak üzere şehrin tüm yaşam düzenini tehlikeye atarlar. Nazi rejimi altında şiddete ve baskıya maruz kalan onlarca sanatçı arkadaşının tersine politik davranan Hendrik'in tek derdi kariyerini zedelememektir. Ancak bulundukları baskı ortamı zamanla şiddetini artırır ve tepkisiz kalmak imkansız hale gelir. Usta Macar yönetmen István Szabó’nun baş yapıtlarından biri olan Mephisto sanat, politika, bireysellik ve hayat üzerine önemli şeyler söylemekte.


&

Ne alaka demeden aşağıdaki paylaşımı okuyalım lütfen:

Mephisto Direnişi (11 Şubat 2019)

@mephistodirenis

Mephisto Kitabevi yönetimine açık mektup. Cevap bekliyoruz #MephistoİşçileriDireniyor


5
Makaleler / Sermayelerin ve devletlerin hareketi....Haluk Yurtsever
« Son İleti Gönderen: veda 12 Şubat 2019, 10:25:20 »
Haluk Yurtsever İleri Haberde "Sermayelerin ve devletlerin hareketi…" başlıklı bir yazı paylaşmış.
https://ilerihaber.org/yazar/sermayelerin-ve-devletlerin-hareketi-93556.html.

Günümüz dünyasını özellikle de solun böylesi bir dünyada kendisine çizeceği yol güzegahını hangi perspektifler içersinde ele alması gerektiğini belirten güzel bir yazı.

Arkadaşımızın emeğine sağlık diyor ve tüm yazının özeti olarak, yazının son paragrafını sizlerle paylaşıyoruz.

"Sonuç yerine üç saptama/tez

Bir: Sürecin çelişkili/başat karakteri sermayelerin devletleri aşması yönünde olmasına rağmen, kapitalizm var oldukça bu sürecin tamamlanması, kapitalist tek dünya devletine varılması mümkün değildir.

İki: Sınıf, iktidar ve devrim mücadelesinin toprağının, siyasal biriminin ülke devletler olduğu gerçeği değişmemiş, ancak “tek ülkede sosyalizm”, daha doğru bir anlatımla “tek ülkede komünizme geçiş” tezleri tümüyle tarihe gömülmüştür. 

Üç: Komünist hareket, bugün, siyasetinin ideolojik içeriğinde açıkça anasyonalist, ulusçuluk dışı/ötesi olmak, pratik siyasal mücadelede ise toprağından yükselmek durumundadır. Bugün, çeşitli ülkelerdeki komünist ve işçi hareketleriyle, her türlü düzen dışı hareketlerle ilişkilerin antikapitalist mücadele birliği-dayanışma ve dünya devrimi perspektifinde inşa edilmesi gerekiyor.
6
Serbest Kürsü / NASYONAL SOSYALİZM VE TÜRKİYEDE Kİ UZANTILARI!
« Son İleti Gönderen: veda 11 Şubat 2019, 16:30:30 »
Bugünlerde Nasyonal Sosyalist, Neofaşist Doğu Perinçek, adı sol olan bir forumun sahibi Nasyonal Sosyalist kişi tarafından PARLATILMAYA çalışılıyor.
Tabi tepki toplayacağını bildiği için bu sahipleniş UTANGAÇCA yapılıyor.

Yok efendim biz Perinçek'in düşüncelerini HATALI buluyoruz, kendisine katılmıyoruz ama Perinçek SOL DA YER ALIR  diyerek, ona karşıt olanların asıl karşıtlıklarının Perinçek'in Kürt Hareketine bakışının KUYRUKÇU olmamasından kaynaklandığını, kendisini Nasyonal Sosyalist, Ajan Provokatör ya da Neofaşist olarak nitelemenin kendine solcuyum diyenlere yakışmadığını söylüyor.

Şimdi sormak gerek bu Nasyonal Sosyalist'e; Eğer biz buna AJAN diyorsak, Muhbir diyorsak bunu kafamızdan uydurmuyoruz.
12 Eylül öncesine bakanlar bu Muhbir'in, bu Ajan'ın yüzlerce DEVRİMCİYİ, KOMÜNİSTİ, Devletin kolluk güçlerine sayfa, sayfa JURNALLEDİĞİNİ görürler.
Sadece biz demiyoruz; Bu forum sahibinin  saygıda kusur etmediği Yalçın Küçük bile bu Neofaşistin AJAN olabileceğini söylüyor.

Bu Neofaşistin, bir Nasyonal Sosyalistin, Hitler ve partisi Nasyonal Sosyalist Parti'nin  Yahudilere bakışı nasılsa, Kürtlere de bakışıda benzer oluyor.

Kürt Düşmanlığı öyle genlere işlemiş ki, AKP nin ve MHP nin bile yapmadığı yada konjektür gereği yapamadığı, Kürt Siyasalının partisi HDP nin kapatılması için Yargıtaya başvurabiliyor.

Dikkat ettiyseniz, Devletin Bekası, Ulusun Çıkarı, Sınıf İşbirliği, Sınıf Uzlaşmacılığı gibi bu NEO FAŞİSTİN  ULUSOLCU düşüncelerini konu bile etmiyoruz.

Bu adam NEOFAŞİSTTİR, bu adam NASYONAL SOSYALİSTTİR, bu adam AJAN ve PROVOKATÖRDÜR.
Bu adamın elinde 12 Eylül öncesi ihbar ettiği, faili mechule uğrayan ya da işkencelerde katledilen yada sakat bırakılan DEVRİMCİLERİN kanı vardır.
veda 
7
Önce bir tanım yaparak, alt yapı ile üst yapının biz Marksistlerce nasıl tanımlandığına  bir göz atalım.

Alt yapı o toplumun maddi üretim koşullarını oluşturan, üretim biçim ve iliskilerini ifade eder.
Üst yapı ise bu üretim biçim ve iliskilerine uygun, bu üretim biçim ve ilişkilerinin sürmesini sağlayan egemenlik biçimlerini ve araçlarını kapsar.

Sınıfların ortaya çıkışının nesnelliği altında üretim araçlarını elinde bulunduran sınıf, toplumdaki diğer sınıflar üzerinde tahakküm kurmak için Devlet denen ve öz olarak bir sınıfın, diğerleri üzerindeki tahakkümünü sağlayan, baskı ve zor aygıtına gereksinim duyar.

Bir üst yapı kurumu olan Devlet, içinde bulunduğu maddi üretim koşullarına bağlı olarak, yani üretim biçim ve ilişkilerine uygun biçimde  yapılandırılır.

Örneğin,sermayenin ulusal sınırların dışına çıktığı, uluslararası nitelik kazandığı bir dönemde , sermayenin  kendini yeniden ürettiği bu birikim evresinde, Devlet te bu alt yapıdaki değişime uygun yeniden yapılandırılmıştır.
Günümüzde ise Sermayenin içerisinde bulunduğu yapısal kriz altında kendini yeniden üretmekte zorlanmasının sonucu siyasal olarak eskinin Devlet yapısıyla yönetememesi, nedeniyle bu evreye uygun Devlet yeniden yapılandırılmıştır.
Bizdeki birinci, ikinci Cumhuriyet ve bize göre bugün  üçüncü Cumhuriyet  olgularının mantığının temelinde bu vardır.

Bu basit örnek bile bize bu ilişkide alt yapının belirleyici olduğunu gösterir.
Konuyu daha detaylı anlayabilmek için Toplumsal Varlık, Toplumsal Bilinç etkileşimine bakmamız gerekir.

Marksistlere göre Toplumsal Bilinç,Toplumsal Varlık tarafından belirlenir.
Toplumsal Yaşamın bilinci belirlediği gerçeğini ele alarak, Marksistleri tek başına bu gerçeği dile getirmekle niteliyerek, onları mekanik materyalistlerle bir tutan algı, Marksizm’i anlamama algısıdır.

Marks  toplumsal varlığın bilinci belirlemedeki belirleyici yönüne vurgu yaparken, toplumsal varlık tarafından belirlenen bilincin de, yeni toplumsal ilişkilere yön verdiğini, toplumsal varlık üzerinde etkisi olduğunu ortaya koyar.

Marks'a göre maddi üretimle, düşünsel üretim biribirinden bağımsız değildir.
Bu ilişki Toplumsal Varlık ve Toplumsal bilinç ilişkisidir.
Bu ilişkinin somuttaki yansıması Alt Yapı, Üst Yapı biçimindedir.

Her ikisi arasında,biribirini etkileyen karşılıklı bir etkileşim vardır.
Tek başına Alt Yapının herşeyi belirlediğini söylemek, kendi tarihini kendisi yapan insanın devrimci pratik eleştirel faaliyetini küçümsemek demektir.

Ancak insan kendi tarihini yaparken, kendi keyfine göre değil, geçmişten devr aldığı ve halen verili koşullarda yapar.
Demek ki geçmişten devr aldığı ve içinde bulunduğu verili koşullar, insanın tarih yazımında etkindir.
Maddi yaşamı üreten insan, düşünsel olanı da birlikte üretir.

İnsanlar kendi tarihlerini yaparken,kendi keyiflerince yapmazlar, ama içinde bulundukları koşullara da kaderci bir yaklaşımla teslim olmazlar.
Mevcut koşullar da , devrimci pratik eleştirel faaliyet içersinde oluşturdukları düşüncelerle, var olan koşulları değiştirmeye, dönüştürmeye çalışırlar.

Marksizm’i mekanik algılayanların hatası, olaylarda ve olgulardaki, bilgi ve eylem arasındaki diyalektik bağı görmemeleridir.
veda
8
Makaleler / DOĞA YASASI ile OYNAYAN DEVLET YASALARI !
« Son İleti Gönderen: Ekim 09 Şubat 2019, 22:14:55 »

Doğa ,toplum ve bilim kapitalizmin kıskacında !

Sistemin kendisi ;her an ,dünyanın herhangi bir yerinde, en yüksek şiddette deprem üretiyorsa jeolojik anlamda yer hareketine gerek kalmadan zaten yok oluyoruz !

Canlı bir organizma olan yer kabuğu katmanlarının kırılarak yer değiştirmesi karşısında insanoğlu çaresiz ! Çaresiz ,çünkü kapitalizmde canlı değeri yok , varsa yoksa rant!

Oluşturduğu yalan merasında otlayacak canlı tipi yaratmada bir hayli marifetli olan kapitalizm ,doymak bilmeyen açlığı ile ne bilim tanır, ne kural ,ne de plan-proje!

Gelsin İMAR AFFI,İMAR BARIŞI ! Gör bizi görelim seni !
...
2018 'de yasallaştırdıkları İmar Barışı adlı ucube kanun çıkmadan önce de birileri ellerini ceplerine atarak bu kaçak-göçek işini hallediyordu. Söz konusu yasayla, bu ahlaksızlık " ahlaklı" hale getirildi!
MİLLİ ve YERLİ olmanın gereği yapıldı yani !
Bir türlü DOLMAYAN ÇANAKLARI ile DOYMAYAN KARINLARI var !

Hazine arazileri ,babanınızın terekesinde mal varlığı olarak mı yer alıyor da NASİPLENEREK istediğiniz gibi dağıttınız ? Yapılan kaçak gayrimenkullere yapı kullanım izinleri vererek , araziyi herhangi bir şekilde kullananlara da ( hobi bahçesi, tarla vb.) satma işlemini gerçekleştirirken buralara konan açık gözlerle birlikte DEVLET-DENİZ-DOMUZ üçlemesini hayata geçirdiniz!

HANİ SİZ YETİM HAKKI ,KUL HAKKI diyordunuz , n'oldu?
...
Herkesin bildiği gibi, Köy Tapusu bilmem ne gibi uydur-kaydır şekilde söz konusu arazilere konanlar üstelik bu düzeni en çok eleştirenlerdir ! Ama ellerinde aynı zamanda nalıncı keseri bulunduğundan yongalar hep kendi taraflarına düşer ! Kısaca hem nalına hem mıhına !

Kasa tamtakır , hani fare düşse başı yarılır! Bu yasayla gelmesi muhtemel 50 milyar belki fareye yastık olur !

İş gücü maliyetini düşürmek amaçlı göz yumulan gecekondulaşma süreci çok daha farklı ...Sermayenin iştahını kabartan bir yapılaşma ... Kapitalizm süreciyle birlikte köy-kent bağlamında emekçiler barınma gereksinimlerini gece kondurdukları yapılarla karşılamıştı ,karşılıyor da . KAÇAK ŞEHİRLERİN DEVLET ELİYLE YASAL HALE GETİRİLDİĞİ düzende, gecekondularda yaşayan vatandaşlar KREDİ BATAĞINA çekilerek kat karşılığı BORÇ SARMALINA dahil ediliyor! BORÇLANMADAN NEMALANAN SİSTEM YÜRÜYECEK !

Velhasılı piyasaları hareketlenecek ; öyle ya özendirici olması babında kredi faizleri düşük tutuluyor , imar affı ile yeni vergilendirmeler ortaya çıkacak vb ., gariban da kendi evini tekrar borçla satın alacak !

“Vatandaşlarla devletimizi helalleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz” diyen düzenin temsilcileri aslında SÖMÜRÜYE AÇIK DAVETİYE düzenliyor!
9
Serbest Kürsü / BUGÜNLERDE SOL KOMÜNİST OLMAK GEREKİYOR!
« Son İleti Gönderen: veda 09 Şubat 2019, 12:47:55 »
Kamil Tekerek, Gazete Manifestoda ki "Ancak devrimciler geleceğe bir iz bırakabilir…" başlıklı son yazısında Yerel Seçimlere değinmiş ve bu seçimlerde Komünistler'in önündeki tuzaklara dikkat çekmiş.

https://gazetemanifesto.com/2019/ancak-devrimciler-gelecege-bir-iz-birakabilir-238621/
Yazısında da bu tuzakları aşağıdaki alt başlıklarda özetlemiş;

1)Yerel seçimlere çok büyük anlam yüklemeyelim. Kimi beğeniyorsak oy basalım.

2)Bu seçimler AKP’nin geriletilmesi için büyük önem taşıyor. O yüzden her yerde nabza göre şerbet verelim.

3)AKP birkaç belediyeyi kaybederse erken seçim olur, demokrasinin gelişmesi için bundan istifade etmek gerekir.

4)HDP’nin CHP ile üstü örtülü bir şekilde ittifak yapması önem taşıyor. Bu yaklaşımın mutlaka her yerde desteklenmesi gerekir.

Biz burada sol içerisinde oldukça yaygın olan ve kafa karışıklığına yol açan "Bu seçimler AKP’nin geriletilmesi için büyük önem taşıyor" gerekçesini ele alacağız.
Kamil Tekerek bu konuda ki düşüncesini yazısında şu cümlelerle dile getirmiş;

"Gerici sermaye düzeninin iktidar partisi AKP'nin herhangi bir zeminde yenilgi yaşaması ya da geriletilmesi elbette değer taşıyan bir durum. Ancak bunun hangi zeminde ve hangi özneler tarafından yapıldığının dikkate alınması gerekmektedir."


Bizimde katıldığımız bir saptama.
Burada önemli olan AKP nin geriletilmesinin gerçekleşeceği ZEMİN ve bunu gerçekleştirecek ÖZNE.

Burjuvazi'nin sınırlarını belirlediği ve icazet verdiği, her gün bir başka rezalete şahit olduğumuz, düzen partilerinin al gülüm ver gülüm şeklinde bir oyuna çevirdiği, bu oyununda ÖZNELERİNİN düzen partileri olduğu DÜZEN ARENASINDA , üstelikte "atı alanın çoktan üsküdarı geçtiği" koşullarda,  AKP'nin yenilmesinin ve GERİLETİLMESİNİN Komünistler için hiç bir kıymeti harbiyesi yoktur.

Sermaye'nin geldiği bu evrede, içinde bulunduğu duruma uygun siyasi üst yapıyı yeniden yapılandırmasının tamamlandığı bu koşullarda, Sermaye İktidarı yıkılmadan, bir Gerileme olası değildir.

Sorun AKP'nin geriletilmesi değil, sorun Sermaye İktidarının YIKILMASIDIR!
Mücadele hedeflerini buna göre belirlemeyen,  sistem partileri arasındaki kör dövüşünden bu ülke işçi ve emekçileri için beklentisi olanların niyetlerinden bağımsız varacakları yer SİSTEM SOLCULUĞUDUR!

Her fırsatta tekrarladığımız GELİNEN BU AHVALDE SOL KOMÜNİST OLMAK GEREKİYOR!
veda

 
10
Tarihte Bugün / KOMÜNİST ENTERNASYONALİN 100 YILI YAKLAŞIRKEN!
« Son İleti Gönderen: veda 07 Şubat 2019, 17:50:06 »
Komünist Enternasyonal'in kuruluşunun 100 yıl anması yaklaşıyor.
DİP 10 Şubat Pazar Günü Ses Tiyatrosunda bu anma ile ilgili bir etkinlik düzenleyecek.
Yabancı konuklarında yer aldığı bu etkinliği izleyip sizlere bunu paylaşacağız.

Okuyan "TKP" si de bu konu ile ilgili Şubat Ayı içerisinde İstanbulda Avrupa Komünist Partileri'nin katılacağı bir toplantı düzenliyor.
Tabi Okuyan TKP si nin Enternasyonali Lağveden bir gelenekten gelmesi her ne kadar bir çelişki oluştursa da, bakıp göreceğiz!

Komünist Enternasyonalin kuruluşunun 100 yılı yaklaşırken bu konuda ne düşündüğümüzü, bizim anladığımız Enternasyonalin tanımının nasıl olması gerektiği konusunda bizde bir şeyler söyleyelim.

Bize göre öncelikle şu Enternasyonal tanımı üzerinde bir tartışma yapılmalı.
Herkes kendi doğrultusunda Enternasyonale bir tanım getiriyor.

Kimi Enternasyonali Halkların Kardeşliğine indirgiyor, kimi Dünyada ki Komünist Partiler'in yılda bir veya bir kaç kez bir araya gelerek görüş alışverişinde bulundukları TOPLANTILAR olarak görüyor.

Oysa Enternasyonal'in ne olduğu Üçüncü Enternasyonalin(Komünist Enternasyonalin) kuruluş amacı Ustalarca çok net biçimde tanımlanmış;
III. Enternasyonal’in 1920 yılındaki kongresinde kabul edilen tüzüğün birinci maddesinde şöyle yazıyor;

“Yeni Uluslararası İşçi Birliği, değişik ülkelerin proleterlerinin, kapitalizmi yıkma, proletarya diktatörlüğünü ve sınıfların tümden ortadan kaldırılmasına ve komünist toplumun ilk evresi olan sosyalizmin gerçekleştirilmesine yönelecek bir uluslararası Sovyetler Cumhuriyetini kurma hedefiyle girişecekleri ortak eylemleri örgütlemek için kurulmuştur.”(Komünist Enternasyonal Tüzüğü”, III. Enternasyonal Belgeleri, Belge Yay., Ekim 1979, s.25.)

Demek ki Enternasyonal, kapitalizmi yıkma ve Uluslararası Sovyetler Cumhuriyetini kurma hedefini amaç edinmiş, uluslararası işçi sınıfının, bu hedef doğrultusunda ki  eylemlerini örgütleyen bir yapılanmadır.
Enternasyonali, kabaca ;  yerel programların da üzerinde, ayrı bir programa sahip, Dünya Komünist Partisi olarak da tanımlayabiliriz.

Komünistlerin temel hedefi, yukarda belitilen hedeflerdir ve bu hedeflere ulaşabilmek içinde, bu hedeflerin gerçekleşmesine yönelik eylemleri düzenleyecek bir örgüte gereksinmeleri vardır!
Dahada somutlarsak,Enternasyonal, kapitalizmi dünya çapında ortadan kaldırmaya yönelik, bir eylemlilik, bir mücadele aracıdır.

Lenin dünya üzerinden Kapitalizmi ortadan kaldırmak için TÜM ÜLKELERİN İŞÇİLERİNİN ORTAK ETKİNLİĞİ gerekir der.
İşte Enternasyonal, bu ortak etkinliği düzenleyen örgütlenmenin adıdır.

"Elbette, tek ülkede sosyalizmin zaferi olanaksızdır. Sovyet iktidarını destekleyen işçi ve köylülerimiz, şimdi dünya savaşının parçaladığı, fakat birleşmeye çabalayan o uluslararası ordunun bir parçasıdır, ve devrimimiz üzerine her haber, her küçük rapor, her ad, proletaryanın alkış tufanıyla selamlanıyor, çünkü Rusya’da ortak davanın, proletaryanın ayaklanması davasının, uluslararası sosyalist devrim davasının yürütüldüğünü biliyor.” (Seçme Eserler, c.7, s.295)

“Bolşeviklerin taktiği doğruydu, biricik enternasyonalist taktikti, çünkü dünya devriminden duyulan ödlekçe korkuya, dünya devrimine karşı beslenen küçük-burjuva inançsızlığa’, ‘kendi’ anavatanını (kendi burjuvazisinin anavatanını) savunma ve bundan başka her şeyin ‘içine tükürme’ biçimindeki darkafalı-milliyetçi isteğe değil, (…) Avrupa’da devrimci durum doğru değerlendirmesine dayanıyordu.” (Seçme Eserler, c.7, s.196)

“Sermayenin egemenliği enternasyonaldir. Bu nedenle tüm ülkelerin işçilerinin kurtuluş mücadelesi de ancak bu mücadele, işçilerin uluslararası sermayeye karşı ortak
mücadelesi olduğunda başarılı olabilir.”
(Seçme Eserler, c.1, s.467-8)

Yukarda alıntılara bakıldığında da Lenin'in Enternasyonalizme olan inancı, kararlılığı ve bağlılığı görülür.
Çünkü ; o , kurtuluşun ancak bir Dünya Devrimi ile kapitalizmi dünya üzerinden yok ederek gerçekleşeceğine inanmaktadır.

Kapitalizm'in tarihsel sınırlarına gelip dayandığı, yapısından kaynaklı kriz içerisinde kendini yeniden üretemediği, insanlığın YA SOSYALİZM YA BARBARLIK ikileminin öngününde olduğu bu koşullarda ne yazık ki Enternasyonal Örgütlenme kendine Komünistim diyen yapıların bir kaçının dışında etkinliklerde marş olarak söylenmesinin dışında hiç birinin kapsama alanı içerisine girmemektedir.

Aslında Lenin yukarıdaki alıntıda bunun nedenlerini açıkca ortaya koymuştur.
Nedir bu NEDENLER;

1)Dünya Devrimine duyulan ödlekçe korku.
2)Dünya devrimine karşı beslenen küçük-burjuva inançsızlık.
3)"Kendi" anavatanını savunma ve bundan başka her şeyin "içerisine tükürme" biçiminde ki dar kafalı milliyetçi istek.

Ne yazık ki solun geniş bir kesiminde mevcut bu NEDENLER!

Şimdi diyecekler ki siz Dünya Devrimini savunurken, Enternasyonali savunurken yerelde ki iktidar mücadelesini savsaklıyor, görmezden geliyorsunuz.
Oysa her zaman söylediğimiz SİYASİ İKTİDAR ulus ölçekli olduğu için Komünist Manifestoda da belirtildiği gibi işçi sınıfı önce kendi bulunduğu topraklarda iktidar mücadelesi verecektir.

Ama bu mücadeleyi verirken tek başına kurtuluşun olanaksız olduğunu, tüm dünyada, bir DÜNYA SİSTEMİ olan KAPİTALİZMİ ekonomik, siyasal ve ideolojik olarak mülksüzleştirmeden kurtuluşun gerçekleşmiyeceğini unutmaması gerekir.

Hemde Kapitalizm tam sona yaklaşmışken hemde tünelin ucundaki ışığa nesnel olarak bu denli yaklaşmışken!
veda
Sayfa: [1] 2 3 ... 10