Gönderen Konu: Sanal Bezirganlar  (Okunma sayısı 133584 defa)

0 Üye ve 9 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3232
Ynt: Sanal Bezirganlar
« Yanıtla #345 : 11 Ocak 2020, 11:41:40 »
Solpaylaşım sitesinin sahibi Nasyonal Sosyalist Melnur mahlaslı kişi, sahibi olduğu forumda "Biz bu hale nasıl geldik, nasıl kurtulacağız?" başlıklı bir yazı yazmış.
Yazısında her zamanki gibi kendine göre "sözde" sol, sosyalist forumlara veryansın etmiş.
Gerekçe olarakta bu forumların AKP yi hedefine almamalarını göstermiş.

"Bence bu başlıkta ele alınması gereken konu, bu sürecin sözde sol-sosyalist forumlara nasıl yansıdığı ve buralardan nasıl bir tepki gördüğüdür. Öyle ya, Türkiye koşar adım dinci bir faşizmin burgaçlarına takılıp 1923 Cumhuriyetinin ve aydınlanma devrimimizin tüm kazanımlarını bir bir yitirirken bu sözde sol-sosyalist ve dahi enternasyonalist forumlarımız nasıl bir siyasi söylem tutturmuşlar ve nasıl bir konumlanış almışlardı?"(Melnur)

Doğrudur biz Solplatform.biz olarak AKP'yi değil, onun ardındaki Sermaye Sınıfını hedefliyoruz.
Sınıfsal İktidar değişmedikçe, AKP gider, başkası gelir, fark eden bir şey olmaz.
Bu Sermaye Düzeninin köküne karşı olmadan, bu düzenin yürütücüsü konumunda olan düzen partilerine karşı olmak bizim için bir anlam ifade etmiyor.
AKP'ye karşı çıkarken bunu Sınıfsal İktidarı elinde tutan Sermaye Sınıfı üzerinden, onu atlamadan, asıl sorunun o olduğunu dile getirerek
yapıyoruz.
Ama bu Nasyonal Sosyalistin bunu anlayacağını sanmıyorum.

"Örnekse, bu gerici yönelişe karşı mı çıkıyorlardı?
Ya da, iyi kötü bu AKP gericiliğine karşı durmaya çalışan siyasetleri düşman belleyerek AKP gericiliğinin başını çektiği  ittifaktan yana bir siyasi duruş mu gösteriyorlardı?"(Melnur)


İnsan önce dönüp bir kere AYNAYA BAKMALI!
Daha düne kadar öve öve bitiremediğin, biz ona NEOFAŞİST dediğimizde bize saldırdığın NEOFAŞİST PERİNÇEK mi AKP ve MHP nin oluşturduğu İTTİFAKTAN YANA SİYASİ DURUŞ GÖSTERİYOR, yoksa hedefine aldığın sana göre "sözde" sol, sosyalist forumlar mı?
İnsanda biraz UTANMA olur.
veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3232
Ynt: Sanal Bezirganlar
« Yanıtla #346 : 14 Ocak 2020, 11:04:38 »
"Perincek'e dönelim, hem Perincek taraftarlarının ve hem de Perincek'i gereksizce dillerine dolayanların kulaklarını çınlatalım. Perincek parti kuramı ve proleter diktatörlük konusunda Rosa'dan daha fazla Lenin'e yakındır. Tıpkı Posa gibi hayatı siyasi mücadeleler içinde geçmiş ve ömrünün önemli bir kısmını da de demir parmaklıklar ardında geçirmiştir. Bu Rosa neden hep baştacı ediliyor da, Perincek hep eleştiriliyor? ( Eleştiri yetersiz kalıyor, lanetlenmek daha yerine oturan bir sözcük.) Neden?"(Melnur)

Yukardaki alıntı, Rosa Luxemburgla, Perinçek'i aynı kefeye koyarak bunun üzerinden  Komünist Olmayı tanımlayan Solpaylaşım sitesinin sahibi Nasyonal Sosyalist Melnur'a aittir.

Adolf Hitler, ya da Musollini ile Perinçek'i bir tutarak Faşizm'in günümüzdeki versiyonları üzerinde söz etse, anlarızda, Rosa'yı Perinçekle birlikte dile getirmesi, hem Rosa'nın adını ve mücadelesini, hemde Komünist sözcüğünü kirletiyor.

Hayatının sonuna kadar Devrim mücadelesi içerisinde olmuş, Lenin'in KIZIL KARTAL olarak nitelediği Rosa, bunca zora, baskıya karşın hiç bir dönem karşı saflara geçmemiş, yaşamını Sosyalizme adamış bir KOMÜNİSTTİR.

Perinçek ise sol içerisinde Truva Atı rolünü üstlenmiş, bir dönem Devrimcileri, 12 Eylül Faşist Diktatörlüğü döneminde Cuntacılara İHBAR ETMİŞ, bugünlerde ise karşı saflarda Devlet Bahçeliyi bile kıskandıracak ölçüde AKP'ye KOLTUK DEĞNEKLİĞİ yaparak, artık gerçek sahiplerinin kapısının önünde havlamaya başlamıştır.

Bu nasıl bir UTANMAZLIKTIR Kİ, Rosa ile Perinçek aynı karede gösteriliyor.
Bu nasıl bir UTANMAZLIKTIR Kİ, bunca yaptıklarından sonra bile hala Perinçek, Komünist kavramı ile birlikte anılıyor.

Bakmayın bu Nasyonal Sosyalist'in sahibi olduğu sitenin adının SOLPAYLAŞIM olmasına.
SOL sözcüğü bu NEOFAŞİST'İN AĞZINDA DAHA FAZLA KİRLETİLEMEZ!!!
veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3232
Ynt: Sanal Bezirganlar
« Yanıtla #347 : 15 Ocak 2020, 18:36:23 »
Bugünkü sayfamızın konuğu yine Nasyonal Sosyalist, Melnur mahlaslı, Solpaylaşım Sitesinin Sahibi!
Bugünde Emperyalizm konusunda ortalığa İNCİLER saçmış.
"Örnek üzerinden gidilecekse Suriye toprakları üzerinde Esad yıllardır büyük ve saygı duyulası bir mücadele vererek ABD emperyalizmine karşı direniyor. Bu mücadelenin yani emperyalizme karşı ortaya koyulan bu büyük direncin anti-emperyalist olarak nitelendirilmesinin hiçbir sakıncası olmadığı gibi sol tarafından tartışması bile yapılmadan desteklenmeli... Sorun bu mücadeleyi yürüten kişinin bilimsel sosyalizmi savunup savunmadığı, kapitalizme karşı olup olmadığı değil. Örnek üzerinden gidilecekse, anti-emperyalizm kavramı hem ABD'ye karşı yürütülen kavganın önemsenmesi ve desteklenmesi anlamındadır ve hem de konunun genişletilerek Esad'ın bu
bağlamda sorgulanmaya çalışılmasının gereksizliği üzerinedir."(Melnur)


Bu aklı evvele göre Bass Milliyetçiliği temelinde ABD ye karşı durmak Anti-Emperyalizm.
Önemli olan ABD karşıtı olman!
Rus Emperyalizmi'nin kucağına oturmanın, ona topraklarında üsler vermenin bir önemi yok.
Bir Emperyaliste karşı diğer Emperyalistle birlik olmak, Anti-Emperyalist olman için bir sakınca doğurmuyor.


Aslında bu görüşler birebir Doğu Perinçek'in görüşleri.
Bakmayın bu Melnur denen Nasyonal Sosyalistin ben TKP liyim dediğine!
Emperyalizm konusunda, TKP li olan İlker Belek ve Erhan Nalçacı bu Perinçek Artığından çok farklı, hatta tamamen zıt düşünüyor.

İlkeer Belek neler demiş bu konuda;

"Bu konudaki teorik çerçeve şu: Birincisi; antiABD’cilik, antiemperyalizm değildir. AntiABD’cilik içi doldurulmadıkça yalnızca demagojidir. Ve zaten emperyalizm BD’den ibaret de değildir. Şimdi artık en azından Rusya’sı var.
İkincisi antiemperyalizm için gerek koşul antikapitalizmdir. Piyasa ilişkilerine, tekellere karşı olmayan, ABD’ye istediği kadar sövsün"
http://haber.sol.org.tr/yazarlar/ilker-belek/akp-rusya-ve-abdnin-oyuncagi-213084


Gelelim Kemalist Devrim konusunda Nasyonal Sosyalist Melnur'un söylediklerine;
"Benzer tavır Kemalist Devrim için de sürdürülmektedir. Yine aynı ve benzer çevreler emperyalizme karşı bu coğrafyada verilen en onurlu mücadelenin ve vatan savunmasının içeriğini önemsizleştirmek ve hatta küçültebilmek için ''anti-emperyalist değildi'' kindarlığına başvurmaktadır.   Hem Suriye   ve hem de Kurtuluş Savaşı temelinde bu tür samimiyetsizliklerin ciddiye alınır bir yanı olduğunu hiç düşünmüyorum. Üçüncü kez olacak belki ama, konunun teorik bir yanı yok çünkü."(Melnur)

Yanıtı biz değil TKP li İlker Belek versin;
"O halde durum açık olarak şöyledir: Kapitalist kalkınma yolunu tercih eden ve bu yarışa sonradan katılan bir ülke (bizim 1. Cumhuriyet gibi) mecburen bu sistemin kurallarına tabi olmak ve sistemin çeperine yerleşmek zorunda kalacaktır.
Bu tercih, yani (adına “karma ekonomi” denilerek) kapitalist “kalkınma” yolunun (görevin “milli sermayenin yaratılması” olarak belirlenmesi suretiyle) tercih edilmesi,bağımsızlığın daha baştan bir tarafa bırakılması anlamına gelir.
Kurtuluş Savaşı gecikmiş burjuva devrimi, 1. Cumhuriyet de gecikmiş, bağımlı kapitalistleşmedir.
Yarışa geç katılanın kapitalist “kalkınma” yolu içinde emperyalizmin kurallarından kurtulma olanağı hiç; çevreden kurtulup merkeze yerleşme olanağı ise hemen hiç yoktur.
Doğal kaynaklardan yoksun Türkiye’nin ikincisini başarma ihtimali sıfırdır."
Bütün bunlar nedeniyle, Milli Mücadele antiemperyalist değil, anti ilhaktı. Yani emperyalist orduların Anadolu’dan çıkarılması mücadelesiydi, ama ülke sınırlarını sermaye işgaline kapatmak gibi bir amacı bulunmuyordu. Kemalist kadronun zaten bu türden bir vizyonu zaten Türkiye’yi kapitalize etmekti.
Emperyalizm esasen tekelci sermayenin işgali anlamına geldiği için, antiemperyalist mücadele de tekellere karşı, yani antikapitalist nitelikli olmak zorundadır.
Tekelci sermayenin işgaline son verilmedikçe, emperyalist orduların ülkeden atılması antiemperyalist mücadele bağlamında bu nedenle yeterli olamıyor. Daha da kötüsü, tekelci sermayeye karşı mücadele edilmediği taktirde o ordular bir süre sonra geri geliyor: NATO gibi."
Ayrıca: Hiçbir şey bir şeyin antisi üzerinden tanımlanamaz. Mutlaka pozitif bir önermeyle diyalektik ilişkisini kurmak zorundadır. Eğer antiemperyalizm gerçek bir zemine oturacaksa düzen yani emperyalizm dışı hedefini de net olarak belirlemelidir. Kendisini belirlemeyen olgu en nihayetinde ve kaçınılmaz olarak güçlü olanın kriterlerine göre tanımlanır. Yani ortada antilik kalmaz.
Yani, antiemperyalist olunacaksa sosyalist olunacak; aksi durumda mutlaka kapitalist emperyalizm kendi tahakkümünü  tesis edecek."
(İlker Belek)(http://haber.sol.org.tr/yazarlar/ilker-belek/emperyalizm-ve-kurtulus-savasinin-antiemperyalistligi-uzerine-197949)

veda



Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET