Gönderen Konu: http://www.t-k-p.net/ - 'AÇIKLAMA VE ÖZÜR'  (Okunma sayısı 6314 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı sabri

  • İleti: 99
http://www.t-k-p.net/ - 'AÇIKLAMA VE ÖZÜR'
« : 21 Şubat 2012, 14:15:33 »
AÇIKLAMA VE ÖZÜR

2011’in başlarından başlayan bir süreç içinde, Söz Ve Eylem dergisini çıkartan bir grup yoldaşla temas içinde bulunduk. Bu süreçte, yoldaşlara iyi bildiğimizi düşündüğümüz bazı alanlarda gönüllü komünist destek verdik.

Dergi süreci içinde ortaya çıkan çok sayıda durumda pratik eleştirilerimizi olanca açıklığı ve anlaşılırlığı içinde kendilerine ilettik. Zaman ilerledikçe,  bizim onca açık ve dürüst tutumumuza karşın bu yoldaşların samimiyeti hakkında bizde beliren soru işaretleri, bazı olaylarla birlikte ciddi soru işaretlerine dönüştü. Ama sorumluluklarımızı disiplinli olarak yerine getirmeyi sürdürdük.

En nihayet, derginin sekizinci (Ocak 2012) sayısının hazırlığı sona erer ermez, sorumlu ekibe, dar bir çerçevede, endişe, soru ve eleştirilerimizi yönelttik (Bakınız EK 1). Bu arkadaşlardan “tık” çıkmadı. İşleyen bazı süreçler nedeniyle geciktiklerini düşünerek bekledik.

Şubat ayı başında ekibin bir üyesi, son yazışmalardan sonra uzunca bir süre cevap veremediği için özür dileyen kişisel bir mesaj gonderdi. Bu mesaja da yine sorularımızı tekrarlayarak cevap verdik. Fakat bir daha hiç cevap gelmedi. (Bakınız EK 2)

Bugün Şubat’ın sonuna geldik, “tık” yok. Ne “söz” var ne de “eylem”.

Biz uzun yıllar, TKP’nin çeşitli kesimleri ile ilişki içinde birçok insan, ekip tanıdık. Doğrusunu söylemek gerekirse, Söz Ve Eylem ekibi gibi bir “siyasi” grupla hiç karşılaşmamıştık. Bugün bildiklerimizin ışığında bu arkadaşları “Ne Söz Ne Eylem” diye tanımlamak belki daha doğru kaçar. Neye inandığı, neyi nasıl tartıştığı, hangi ilke ve anlayışları izlediği müphem; hangi menzile erişmek istediği konusunda kendisi bir tarz oluşturamamış, oluşturmak isteyenlere de çelme takmış bu ekiple bugün yolumuzu ayırdığımızı duyurmak istiyoruz. Bunu yaparken, bu birliktelik doğrultusunda kendilerini haberdar ettiğimiz bazı arkadaşlardan da özür diliyoruz.

Biz, bu ekibe verdiğimiz gönüllü komünist destekten gocunmuyoruz. Bu dönemi tecrübeler hanesine yazıp, üstümüzdeki tozu silkeleyip yola devam edeceğiz. Ancak, moda deyimiyle “tarihe not düşebilmek” için, bu ekibe yönelttiğimiz eleştirilerin en önemlilerini ve son yazışmayı yayınlamayı kararlaştırdık.

Açıklık, dürüstlük önemli meziyetlerdir. Açık olmaktan ve fikirlerini açıkça ortaya atıp savunmaktan çekinenlerin, en basit bir vicdan muhasebesi yapamayacak kadar muhafazakarlaşanların aydınlık bir geleceği temsil edemeyecekleri de yaşamın bir başka doğrusudur. İşçi işine köylü köyüne… Başka ihsan istemeyiz.

Levent Dalyan

Yazının Tamamı   
TKP Web Sitesi
20 Şubat 2012

http://www.t-k-p.net/yazilar/aciklamaveozur.pdf

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3155
http://www.t-k-p.net/ - 'AÇIKLAMA VE ÖZÜR'
« Yanıtla #1 : 21 Şubat 2012, 22:59:37 »
Sabri Hocam bir kaç sorum olacak.
Aktardığın yazı 80 öncesi TKP nin İngiltere kanadının(İşçinin Sesi) sitesinden.
Söz Ve Eylem Dergisini kimler temsil ediyor?
Darılma Hocam ama gerçekten kafam karıştı!
İngiltere Kanadı(Siteleri Y.ZAMİR'İN yazılarıyla dolu),yeni kurulan parti(Ürün Çevresi-SBGYH),birde bunlara karşı TKP1920.
Şimdi birde bu Söz Ve Eylemciler mi çıktı?
Hadi hayırlısı diyelim :)

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı sabri

  • İleti: 99
SÖZ VE EYLEM-Biz Kimiz
« Yanıtla #2 : 22 Şubat 2012, 06:42:18 »
Sevgili Veda,bu girişimi ,son yıllarda iyice su yüzüne çıkan  'nerde bir eski TKPli varsa orda yeni bir TKP arayışı var' tavrının bir başka türden tezahürü olarak görüyorum.

Kim olduklarına gelince aşağıya astığım Biz Kimiz yazısı ve asacağım diğer metinler zihinsel kimliklerini belirlemeye yeter. Aslında biraz yoğunlaşırsan bazı yazarların uslubları sana da hiç yabancı gelmiyecektir.

Siyasal kimliklerini , burjuva uygarlıktan yeni evrensel bir Komünist Uygarlığa yürüyüş olarak özetliyebiliriz.  
   

-----



Biz Kimiz
YENİ BİR ŞAFAĞIN EŞİĞİNDE!

 

Burjuva uygarlık, önce ütopyasını çaldığı insana dar etti dünyayı; sonra dünya kendisine dar gelmeye başladı!

Uzunca bir süredir tarihsel ve doğal sınırlarının doğrudan ifadesi olan bir krizin içinde kıvranıyor!

Ayrıca mevcut hegemonyanın çözülüşü, emperyalist güçler arasında yeni bir hesaplaşmayı zorluyor!  Çözülenin yerine neyi, nasıl koyacaklarını bilemiyorlar!

Kaos kaçınılmaz görünüyor!

Kapitalizm, devrimci durumlardan başını alabilirse, belirsizlik ve durgunluk bundan böyle teselli bulabileceği en iyi halleri olacak!

Sermaye şaşkın, çünkü tarihin sonuna işaret ettiği, kendisini rakipsiz gördüğü bir anda, zirveden düştü. Tutunacak dal arıyor! Sistemin çivisi çıkmış, dikiş tutmuyor! Nereye elini atsa elinde kalıyor! Bu yüzden aşağıya doğru yuvarlanmaya devam ediyor!

Savaş sancıları içinde, çaresizce bildiğini okuyor; geçmişte ne yaptıysa onu yineliyor: Sömürüyü artırarak, yükünü işçi sınıfının sırtına yıkarak krizden çıkmaya çalışıyor!

Can havliyle saldırıyor!

İşçi sınıfı, örgütsüz, yönsüz, ama mücadeleden vazgeçmiş değil, dünyanın dört yanında karşı koyuyor, savaşıyor!

Kriz, doğru değerlendirildiğinde, taşınmaz bir yüke dönüşen burjuva uygarlıktan kurtulmanın; insanlığı, sınıfsız, sömürüsüz yeni bir uygarlığa, komünizme taşımanın fırsatlarını sunuyor.

Ancak, bu fırsatlar bir tek koşulla, insanı kendi doğasıyla, doğayı da insanla yeniden buluşturacak bir doğumun aracı olabilir!

Bu koşul, tükenmiş, ama hala ayak direyen kapitalizme en son darbeyi vurmakla yetinmeyecek, özgür insanların ortaklaştığı yeni, evrensel bir uygarlığın kuruluşuna önayak olacak devrimci bir öznenin yaratılmasıdır!

Geçmiş deneme ve yenilgilerinden çıkardığı derslerle zamanın ruhunu okumakta ustalaşmış; bilgelik ve devrimciliği, sabırlı bir kuruculukla birleştirmenin gereğine inanmakla yetinmeyen, bunu başarmanın yegâne yolunu kolektif üretimde arayan bir özneyi yaratmak!

Hem çok kolay! Hem de çok zor!

Kolay; çünkü bütün nesnel koşullar hazır!

Zor; çünkü kapitalizm kendini tüketirken, insandan da onun doğasına ait olan çok şey aldı götürdü!

Sonucu, hiç kuşku yok ki işçi sınıfı, komünistler belirleyecektir!

Çünkü yalnızca işçi sınıfı yeni uygarlığı kuracak yeteneğe, güce ve soluğa sahiptir!

Çünkü yalnızca komünistler işçi sınıfının bu uzun ve zorlu yürüyüşünde gereksinim duyduğu, önemi eskiye kıyaslanmayacak ölçüde artan devrimci bilinci çoğaltacak sözün ve eylemin en inatçı, özverili işçileridir!

İşte bütün bu nedenlerle, kendilerine duyduğu özgüveni, insana duyduğu iyimserlikle birleştirmekten hiçbir zaman geri kalmamış komünistler, yaşadığımız evrensel likidasyonun ardından, bu topraklarda bize düşen ve her geçen gün ivedileşen bu görevi başarmak için biraraya geldik.

Burjuvaziyi alaşağı etmekle kalmayacak; sınıfsız, sömürüsüz bir uygarlığın devrimci sözünü üretip söyleyecek, devrimci eylemini örgütleyecek enternasyonalist komünist bir partiyi kurmak; aynı siyasal hedefler doğrultusunda ortaklaşacağımız diğer komünistlerle buluşmak için zorlu bir yürüyüş başlattık.

Aşağıda bu yürüyüşün öyküsünü, amaçlarını, farklı konu başlıklarında siyasal hedeflerini okuyabileceğiniz, daha çok önsöz niteliğinde ve sürekli gelişmeye, öneriye, katkıya, eleştiriye açık olan siyasal ortaklaşma çabalarımızın kolektif ürünü belgelerimizi bulacaksınız.

http://www.sozveeylem.org/?Lang=TR&SyfNmb=2

ENTERNASYONALİST KOMÜNİST HAREKET (EKH)  BELGELERİ

http://sozveeylem.org/?&Bid=872871

Çevrimdışı metin

  • İleti: 2
Söz ve Eylem'e yapılan eleştiriye yanıt
« Yanıtla #3 : 08 Mart 2012, 14:06:04 »
Forumda yer bulan Söz ve Eylem dergisine dair yapılan eleştiriye cevap olarak, dergi kollektifi tarafından aşağıdaki yazı kaleme alınmıştır..


Söz ve Eyleme yapılan eleştiriler üzerine

Son günlerde söz ve Eylemin içeriğine ve biçimine yönelik bazı kişilerden değişik eleştiriler gelmeye başladı. Komünistlik adına yapılan bu eleştiriler dostane gibi başlayıp düşmanca bir nitelik aldılar.  Peki, bunun altında yatan nedenler nedir?  Buna geçmeden önce kısa bir not düşmek gerekiyor. Hareketimize “Eleştiri” yönetenleri kişi olarak niteliyoruz,  çünkü;  eleştiri yöneltenlerin grup veya örgütlü bir yapı olmadıklarını biliyoruz,  onun için eleştirileri kişisel eleştiri olarak görüyoruz.

Bugün Marksist’im diyen birçok bireyin, örgütlü hareketlere yönelik, benzer eleştirileri yaygın olarak görülmektedir. Özellikle Türkiye sosyalist hareketinin birçok kesimi, reel sosyalizmin çözülüşü ile uluslar arası bir boyut alan yenilginin ardından,  Marksist-Leninist devrim ve örgüt teorisini reddeder duruma geldi. Bu kesimler liberalizmin yeni savunucuları oldu. Örgütlü yürüyüş yerine tartışma platformlarının öne çıkması, Marksist- Leninist devrim ve örgüt teorilerinden kaçış ve liberalleşen “Marksistlerin”  kendi kişisel konumlarını tehlikeye atmayacak tipte ve modelde örgütsel yapıların tarif edilmesi bu dönemin en yaygın  moda eğilimleri oldu.

Bugünün en acil görevinin “Marksist teorinin yenilenmesi” olduğu, Lenin’in örgüt teorisinin bugüne uymadığı, yeni bir örgütlenme modeli yaratılmasının zorunlu olduğu,  günlük siyasal mücadelelere müdahale yerine, teorinin  salt bir tartışma düzleminde yeniden üretilmesine katkı yapmak gerektiğini vs.vs.. öne sürüldü, sürülüyor.

Elbete önümüzde Marksist teorinin günün değişen koşullarına uygun olarak ele alınması, eleştirel bir yaklaşımla reel sosyalizm denemelerinden devrimci yürüyüş için gerekli deneyimin çıkarılması ve bu deneyimin sınıf mücadelesine içselleştirilmesi gibi devasa bir görev vardır. Ancak bu mücadele içinde ve Marksizm’in arılığını koruyarak yapılabilir.

Söz Ve Eylem dergisi yayın hayatına başladığı andan bu yana,   soruna bu anlayışla yaklaşmış, devrimci mücadelenin gerektirdiği örgütlenme biçimlerine açık olarak ‘’komünistlerin birliği’’ meselesini örgütlü bir yürüyüşle tarif edip dışımızda komünistleri, devrimci unsurları bu sürece katmaya çalışmıştır.
Komünistlerin birliği çerçevesinde Londra’da eski parti geleneğinden gelen bazı arkadaşlara da çağrı yaptık. Bu çağrı çerçevesinde bu arkadaşlar yapılan iki görüşmeden arkadaşların sorunu geçiştirici tavırları nedeniyle,  olumlu bir sonuç alınamadı.

Görüşmeden somut bir sonuç çıkmamasına,  görüşen yoldaşın ‘’teorik ve politik olarak bizlere çok uzaklar’’ demesine rağmen, devrimci dayanışma çerçevesinde karşılıklı saygı ilişkisini bozmayacak bir tarzda görüşmeleri sürdürdük.

1 Mayıs, özel sayısının ardından bu arkadaşların teknik anlamda derginin eksikliklerini anlatan bir yazısı dergiye ulaştı. Yayın hayatına yeni başlamış bir dergi olarak teknik eksiklerimizin farkındaydık ve bu eleştirileri olumlu karşıladık. Enternasyonalist Komünist Hareket olarak, katkı koymaya açık herkesin desteğinin önemli olduğundan hareket ettik. Mail yoluyla yapılan görüşmelerde, teknik yardım talebimize olumlu yanıt verilmesi üzerine derginin toplam altı sayısı bu arkadaşların teknik katkılarıyla çıkarıldı.
EKH’nin devrimci dayanışma dediği onların ‘’komünist gönüllü dayanışma’’ dedikleri bir süreç bu şekilde sürdü. Önüne devrimci bir sınıf partisi hedefini koyanlar, katkı sürecini, sadece teknik düzeyde sınırlamakla yetinemezler, bizde böyle davrandık. Israrlı çabalarımıza karşın bu arkadaşlar,  ideolojik, siyasal ve örgütsel ortaklaşmaya yönelik adımlar atmaktan özellikle kaçındılar.  Görüşmelerimizde bize mütemadiyen üzerlerinde basınç olarak hissettikleri, eski yoldaşlarının da sürekli olarak eleştirdiği, geçmiş ‘’parasal konuları’’  nasıl halledeceklerini anlatmaya çalıştılar. Siyasal perspektiften uzak bu tür konuşmalara karşın, bizim ısrarla bu çerçevenin dışında, siyasal meseleler üzerine görüşme çabalarımızı geçiştirdiler.  

Bu sırada hareketimiz 2. Konferans hazırlıklarını yürütüyordu. Arkadaşlar konferansa katılma istediklerini bize ilettiler, onlara, alınan karar gereği, konferansın sadece üyelere açık olduğunu, ancak bu koşulla konferansa katılmanın mümkün olacağını bıldırdık.  Ne olduysa bundan sonra oldu. Bugüne kadar düzenli işleyen mail trafiği aksamaya ve sorunlar çıkmaya başladı. En son gelen 9 aylık değerlendirilme yazısında görüldü gibi “eleştiri teknik bir eleştiriden çıkıp hareketimize yönelik bir müdahaleye dönüştü. Bununla da kalmadı, sanki ideolojik, politik ve örgütsel bir birliğimiz varmış ve hareketimiz içinde bir bölünme yaşanıyormuş gibi “ayrılık”,  üçüncü şahıslara bildirilmek üzere, internet sitelerine taşındı. Cevap vermemizde kaçınılmaz oldu.
Bizim bu ve benzer kişilerin hezeyanlarına cevap vermek gibi bir sorunumuz yok. Sadece bazı “eleştirileri” ele almakla yetineceğiz.

Bu kişilerin dergi çerçevesinde bize yaptığı katkıyı, ( derginin baskıya hazırlanması) bugüne kadar devrimci bir dayanışma çerçevesinde gördük. Kimi yazıların içeriğine söz edildi, hatta daha ileri giderek, bu yazıları dergide yayınlamamamız gerektiği telkininde bulunuldu. Sesimizi çıkarmadık. Böyle davranarak hadlerinin sınırlarını çizebileceklerini ümit ettik. Şimdi bu sessizliği yanlış yorumlandığı anlaşılıyor.

 “Eleştirilerinizin” genel mantığından,  bizim iç sürecimize, tartışmalarımıza dahil olmak istediğiniz anlaşılıyor. Bunu da size dostça sunduğumuz mail olanaklarını kullanarak yapıyorsunuz. Peki hangi hakla? Herhalde yaptığınız katkının size böyle bir hakkı verdiğini varsayıyorsunuz. Bu durumda yaptığınız katkının biçimi kadar içeriği de değişiyor, devrimci dayanışmadan çıkarak içinde olmadığınız bir sürece dışarıdan müdahaleye dönüşüyor.

Söz Ve Eylem’de tartışma olup olmadığı, neyin tartışılıp neyin tartışılmadığı Söz Ve Eylem’in sorunudur. Eğer eleştiri güdülerinizi tatmin etmek istiyorsanız, Söz Ve Eylem’i bunun aracı olarak kullanmak yerine, kendinizi eleştirmekle işe başlayabilirsiniz!

“Çıt çıkmamasından rahatsız olmamak bizim komünistliğimize yakışmıyor, bu durum ele alınmalı ve değerlendirme pozitif bir sonuca erişmelidir” diye yazıyorsunuz. Sorabilir miyiz, sizin komünistliğinize ne yakışıyor? Başkalarının eylemi üzerine ahkâm kesmek mi?  İnsan, üstelik bu insan kendini “parti disiplini almış” komünist olarak tarif ediyorsa, başkasına söz etmeden önce dönüp bir kendine bakmalı, ne yaptığına, gününü neyle geçirdiğine vb…  Bilmelisiniz ki, devrimci mücadeleyi yurtdışında oluşturulan bürolar vasıtasıyla yönetme dönemi çoktan geride kaldı. Londra’da oturup burada olup biteni “pozitif sonuca” ulaştırmak kolay olmayacak!

“Biri bizim yanlışlığımızı gösterse de utansak” diye yazıyorsunuz.  Bizim yapamadıklarımızı yapmak siz “işçi sınıfının aydın komünistleri” için de bir görev olduğunu hatırlatmak, utanmanız için yeterlimidir. Ya da üyesi bile olmadığınız bir grubun, iç işlerine kabaca müdahalenin devrimci ahlakla uyuşmadığını mı hatırlatsak? Ama utanmak için insanın ne olduğunu bilmesi, utanma duygusunu yitirmemiş olması gerekiyor.  

“Muhafazakâr komünistlikle, ‘idollerimiz, ustalar tartışılmaz’ tavrıyla bir menzile erişilemez” buyuruyorsunuz. Her önüne gelenin idollerimizi, ustalarımızı eleştirdiği bir dönemde, bu kervanın içinde olmamak bize sadece onur verir. Haddimiz değil ama yine de bizden size küçük bir öğüt, siz de bu eleştirme işinde o kadar hevesli olmayın, idolleri ve ustaları eleştirenler o kadar çok ki, artık yenilerini kale bile almıyorlar. Yok eğer ille de “menzile” böyle ulaşacaksanız, ne diyelim, herkesin kendi batağını seçmeye ve orada batık olmaya hakkı vardır! Mademki siz Lenin’den yaptığınız yersiz alıntılarla, idolleri ve ustaları eleştirmekte özgür bir parti kurmak istiyorsunuz, o zaman size engel olan yok. “Parti disiplini almış işçi sınıfı aydınları” salt başka bir grubun çalışmasını eleştirmekle yetinemezler. İdollerini eleştirerek, birikimlerini partiyi oluşturma yolunda kullanmalıdırlar. Bu konuda önemli avantajlara da sahipsiniz. Mali olanaklarınız var, bize ne yapmamız gerektiğini anlattığınıza göre, ne yapılması gerektiğini de biliyorsunuz. Geçmişte sahip olduğunuz “zengin” bir parti tecrübeniz de var.  Eh, Lenin’i de gerektiğinde işe katabilirsiniz. Şimdi soru şu: Bize verdiğiniz bu aklı siz neden kullanmayıp da bizim yanlış yapmamıza izin veriyorsunuz? Bu “parti disiplini almış işçi sınıfı aydınına” yakışıyor mu?

Sizden öğreneceğimiz bazı şeylerin olduğu kesin gibi, örneğin istatistik yapmayı öğrenebiliriz. Ne güzel, dergide çıkan yazıların bir dökümünü yaptınız. Zahmet ettiniz. Aynı zahmeti sizin kendi yazılarınız için yapsaydınız inanın bize çok daha yardımcı olurdunuz. En azından bizi sizin o engin bilginizden, tecrübenizden yoksun bırakmazdınız. Ve böylece bizim, siyasetin nasıl yapıldığını, hangi yazıların yazılıp yazılmayacağını, programın nasıl yapılacağını vb. bir dizi eksiği öğrenme ve giderme fırsatımız olurdu. Hele bunları bize seçimden önce gönderseydiniz, bizi korkunç bir yanlıştan kurtarmış olurdunuz. Biz de sizin gibi, blok adaylarının olmadığı yerlerde gider oyumuzu CHP’ye verirdik.

Ortak olmadığımız bir projede ayrışmayı sağlamak için bu kadar ter dökmenize gerek yok. İşçi sınıfının devrimci komünist partisinin yaratılma hedefinden bu kadar uzak olmanıza rağmen, siyasal yol ve yöntem konusunda dışarıdan ahkam kesmek, Enternasyonalist komünist hareketi, işçi sınıfının içinde olmamak ve işçi sınıfına tepeden bakmakla eleştirmek sizce de garip durmuyor mu? Yapılacak iş konusunda sorumluluk almayıp işin tarifini yapmak ne kadar komünistçe bir tutumdur. Türkiye’de siyasal mücadelenin göbeğinde, eksiklikleriyle beraber komünistçe bir yol izlemeye çalışanların komünistliğini sorgulamanın sizi komünist yapacağını düşünüyorsanız fena halde yanılıyorsunuz.  Komünistlik, Marksist Leninist devrim teorisini yaşama geçirmek üzere akıp giden yaşama müdahale etmektir.  Biz Enternasyonalist komünistler olarak, işçi sınıfının devrimci komünist partisini kurmak için, bütün eksik ve zaaflarımızı bilerek,  yola çıktık.  İşimizin zor olduğunu biliyoruz. Bu yolda zorluklar özgürlüğümüzün ödenecek bedelleridir.  Bizler, karşımıza çıkan engelleri bir bir aşarak, yürüyüşümüzü sürdürmeye devam ediyoruz. Mutlaka bunlara benzer eleştiriler gelecektir, bunların dostça olanlarını elbette  dikkate alacağız, diğerlerini de çöpe atıp,  geleceğe güvenle yürüyeceğiz.
                         Söz ve Eylem Dergisi

Çevrimdışı sabri

  • İleti: 99
http://www.t-k-p.net/ - 'AÇIKLAMA VE ÖZÜR'
« Yanıtla #4 : 08 Mart 2012, 15:15:28 »
Sevgili Metin

Yanıtınız
'Sadece bazı “eleştirileri” ele almakla' sınırlı olarak 'Londra’da eski parti geleneğinden gelen bazı arkadaşlara' yönelik. A. Can arkadaşınızın yazısının reddi konusunda neden bir açıklama yapmak istemediniz?

Komünistçe

Çevrimdışı metin

  • İleti: 2
http://www.t-k-p.net/ - 'AÇIKLAMA VE ÖZÜR'
« Yanıtla #5 : 08 Mart 2012, 18:01:15 »
"Sevgili Veda,bu girişimi ,son yıllarda iyice su yüzüne çıkan 'nerde bir eski TKPli varsa orda yeni bir TKP arayışı var' tavrının bir başka türden tezahürü olarak görüyorum.

Kim olduklarına gelince aşağıya astığım Biz Kimiz yazısı ve asacağım diğer metinler zihinsel kimliklerini belirlemeye yeter. Aslında biraz yoğunlaşırsan bazı yazarların uslubları sana da hiç yabancı gelmiyecektir."



Sözünü ettiğiniz A. Can adlı kişinin yazısının yazı kurulundan neden geçmediği ilgili arkadaşla konuşulur. Bu konuda dışarıdan kimseleri bilgilendirmek gibi bir zorunluluk gerekli midir buna dair cevap bakış açılarına göre elbette değişiklik gösterecektir, ama yazı kuruluna dair böyle bir eleştiri getirilecekse bile başka bir tarzla dile getirilmelidir. Arkadaşlar bu noktada çok ileri gitmiştir.

Ayrıca şu yukarıda da çerçevesini çizdiğiniz kimlik ile  Söz ve Eylemin en ufak bir bağlantısı olmadığını da eklemek isterim, bu çevrenin böyle bir yeni TKP arayışı yoktur.. Arayanlara kolay gelsin.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3155
http://www.t-k-p.net/ - 'AÇIKLAMA VE ÖZÜR'
« Yanıtla #6 : 08 Mart 2012, 23:05:00 »
Metin Arkadaş!
Sol Platform,bir bilgi paylaşım ve tartışma platformudur.
Bizler ,sınırlarımızın ve işlevimizin ne olduğunun farkındayız.
Kendimizi bir siyasal oluşumla bir tutmak gibi bir derdimiz ne oldu,bundan böyle de ne olacak.
Sınıf Savaşımının nerelerde sürdüğünü bilecek kadar da bir birikime sahibiz.
Tüm bu söylediklerimizden,tartışma platformlarının,forumların önemsiz olduğu gibi bir yargı da oluşmasın.
Önemli olan bu alanları doğru kullanabilmek.
Komünistlerin Birliği bu platformun katrılımcılarınca da defalarca dile getirilen bir görüştür.
Ancak bu birlik,dükkanların birliği değil,işçi sınıfının devrimci,pratik eleştirel faaliyeti sürecinde ortaya çıkan bir birlik olmalıdır.
Bu birlikten önce yapılması gereken teoriye doldurulmuş,kimi nesnel zorunluluktan kaynaklı Marksizm dışı düşüncelerin,Marksizm Leninizmden ayıklanmasıdır.
Bugün TEORİ en çetin PRATİK olarak karşımızda durmaktadır.

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı sabri

  • İleti: 99
Açıklık açtığı yarayı iyileştiren bir neşterdir
« Yanıtla #7 : 09 Mart 2012, 02:38:28 »
Açıklık açtığı yarayı iyileştiren bir neşterdir.

Komünist açıklıktan korkmaz; ideolojik teorik siyasal konularda açık tartışmadan yanadır.Yalnızca örgütsel konularda ketum olmak zorundadır.
 
Sırf bu nedenle A. Can arkadaşın yazısına neden izin verilmediği Söz ve Eylem tarafından açıklanmalıdır. İşin içersinde kişisel ve örgütsel nedenler olabilir biz işin bu yanıyla ilgilenmiyoruz.

A. can'ın yazısına konan yasağın arka planını oluşturan teorik siyasal düşüncenin ne olduğunu işçi sınıfının ve komünistlerin bilmesi doğaldır, normaldir.

Gereksiz gerekçelerle açıklama ertelenemez.

Açıklıktan kaçınmak  teorik yetersizlik ve siyasal toyluktur. Bu tür negatif karakterler komünistlere yakışmaz. Bu olumsuzluk olumsuzlanmalıdır.
 
Uygulanan sansürün fikirsel neden-ler-ini biran önce açıklamak yalnızca sizlere değil Komünist Harekete de yararı olacaktır.

Açıkçası;
-Nesnelin çok gerisinde kalan öznel ögenin yaratılması ,

-işçi sınıfı hareketinin komünistlere olan güvensizliğinin ortadan kaldırılması,

-devrimci komünist örgütlenme bilincinin derinden kavranması,

-proletaryanın kendisi için sınıf olması,
 
ancak ve ancak  komünistlerin sınıfın içinde ve çevresinde leninci marksizmin klavuzluğunda her türlü geriletici  ve engelleyici  koşullanmalardan arınmasına bağlıdır.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3155
http://www.t-k-p.net/ - 'AÇIKLAMA VE ÖZÜR'
« Yanıtla #8 : 10 Mart 2012, 14:45:45 »
"Biz Enternasyonalist komünistler olarak, işçi sınıfının devrimci komünist partisini kurmak için, bütün eksik ve zaaflarımızı bilerek, yola çıktık. İşimizin zor olduğunu biliyoruz. Bu yolda zorluklar özgürlüğümüzün ödenecek bedelleridir. Bizler, karşımıza çıkan engelleri bir bir aşarak, yürüyüşümüzü sürdürmeye devam ediyoruz. Mutlaka bunlara benzer eleştiriler gelecektir, bunların dostça olanlarını elbette dikkate alacağız, diğerlerini de çöpe atıp, geleceğe güvenle yürüyeceğiz."

Hep böyle denir ama işin gerçeği hiç de böyle davranılmaz.
Aslında eleştiriden kaçış için ,ardına saklanılabilecek temel dayanak,yine bu söylemin içersinde var.
Eleştirinin Dostça olanlarını dikkate alacaksınız ama diğerlerini,Dostça olmayanları çöpe atacaksınız!
Peki bu eleştirilerin Dostça olup olmadığının kararını kim verecek?
Siz eleştirilen taraf olarak bu eleştirilerin Dostça olmadığı kanısına varırken,OBJEKTİF kalabilecek misiniz?
Ben şimdiye değin bu topraklarda buna rastlamadım.
Solun kronik hastalığıdır Eleştiriye karşı tahammülsüzlük.
Ama lafa geldi mi,"Özeleştiri en büyük silahımızdır","Eleştiri bizi daha ileriye taşır" söylemlerinden geçilmez ortalık.

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı sabri

  • İleti: 99
Söz ve Eylem (Şubat 2012) 9. Sayısı
« Yanıtla #9 : 26 Mart 2012, 01:51:55 »
Söz ve Eylem (Şubat 2012) 9. Sayısı çıktı. http://www.sozveeylem.org/?Syf=26&Syz=112369&/S%C3%B6z-ve-Eylem-9.-Say%C4%B1-(%C5%9Eubat-2012)

A. Can ve yazısının neden bu sayıya konmadığına dair bir net açıklama yok. Ancak  yazıların içine gömülü bazı itirazları görmek  ve yüzeysel dokundurmalarla bezenmiş bazı  kavramsal ‘eleştirileri’  bulmak olanaklı.

A Can’ın yazısına hakim olan;
-İşçi Sınıfı Ya Devrimcidir Yada Hiç Bir Şey Değildir; söylemindeki mantıksal ,diyalektik, gramatik yanlışlık.

-Olumlu/Olumsuz diyalektiği (Ölümsüzleşmenin Ölümü); indirgemeci epistemolojik daralma.

-Toplumsal Proletarya kavramının (İşçi sınıfı kavramının niceliksel ve niteliksel dönüşümü) sıkıntılı algılanması.

-Emperyalizm yada finans kapital egemenliğinin küresel biçim değişikliğinin açıklanmasında  (Sahte Toplumsal Değer analizinin yoksunluğundan doğan) eksiklikler.
KÖKTEN VE CEPHEDEN ele alınmamıştır.

Yukarıya sıraladığım A.Can’a özgü yepyeni yanlışlıkları barındıran tespitler ; hernekadar belirsiz de olsa bazı olumsuzluklar varmış gibi sunulan kaçamak ifadelerle  ileride gelebilecek eleştiriler için  kaçış yollarını sağlamlaştıran  TKP net tarafından aydınlatıcı ve cesur bulunmuştur. Yoldaş diye nitelendirilen A. Can’ın yazısı Komünist Harekete yapılan  Marks kuvvet aşısı olarak değerlendirilmiştir.
http://www.t-k-p.net/  

Bu tür birleşme ayrışmalardan çıkarılacak en önemli ders: Komünistlerin birliğini ve işçi sınıfı partisini oluşturmak için yola çıkan Marksistler  ,öncelikle Marks’ı Marks gibi okumak, Marks’ın anlattığını anlattığı gibi anlamak, kavramak  zorundadırlar.

Marksı , Marksizmin temel doğrularının özümsemek  zorunluluğunun bilincinde olmayanlar kendilerine ne ad verirlerse versinler, kendi özgün düşüncelerinin olumsuzluklarının ayırdında olamazlar, olumsuzluklarını olumsuzlayamazlar;  istemeden de olsa kaba bir inkarcı reddiyeci  konumunda giderek derinleşirler. Giriştikleri her birlik eyleminden kısa sürede daha büyük yaralarla ve kayıplarla çıkarlar.


Tükürükle yapıştırılan üfürükle çözülür.