Gönderen Konu: İYİ Kİ VARDIN ve VARSIN KARL MARKS (14 Mart 1883 136. YIL)  (Okunma sayısı 7042 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Ekim

  • İleti: 1830
Karl Marks'ın Mezarı Başında Yoldaşı Friedrich Engels Tarafından Yapılan Konuşma



14 Mart günü, öğleden sonra üçe çeyrek kala, yaşayan düşünürlerin en büyüğü artık düşünmez oldu. Ancak iki dakika yalnız bıraktıktan sonra, odaya girince, onu koltuğunda rahat rahat, ama sonsuzluğa dek, uyumuş bulduk.

   Avrupa ve Amerika militan proletaryasının bu adamda yitirmiş bulunduğu şey, tarihsel bilimin bu adamda yitirmiş bulunduğu şey, ölçülemez. Bu devin ölümü ile bırakılan boşluk, kendini duyumsatmakta gecikmeyecek.
 
  Nasıl ki Darwin organik doğanın gelişme yasasını bulduysa, Marx da insan tarihinin gelişme yasasını, yani insanların, siyaset, bilim, sanat, din, vb. ile uğraşabilmelerinden önce, ilkin yemeleri, içmeleri, barınmaları ve giyinmeleri gerektiği; bunun sonucu, maddi ilksel yaşama araçlarının üretimi ve, böylece, bir halk ya da bir dönemin her iktisadi gelişme derecesinin, devlet kurumlarının, hukuksal görüşlerin, sanatın ve hatta sözkonusu insanların dinsel fikirlerinin üzerinde gelişmiş bulundukları temeli oluşturdukları ve, buna göre, bütün bunların şimdiye değin yapıldığı gibi değil, ama tersine, bu temele dayanarak açıklamak gerektiği yolundaki, daha önce ideolojik bir saçmalıklar yığını altında üstü örtülmüş bulunan o temel olguyu buldu.

  Ama hepsi bu değil. Marx günümüz kapitalist üretim tarzı ile onun sonucu olan burjuva toplumun özel hareket yasasını da buldu. Artı-değerin bulunması, sonunda, bu konuyu aydınlattı; oysa, burjuva iktisatçıların olduğu kadar sosyalist eleştiricilerin de daha önceki bütün araştırmaları, karanlıklar içinde yitip gitmişlerdi.
   Bu türlü iki bulgu koca bir yaşam için yeterdi. Kendisine böyle bir tek buluş yapma nasip olana ne mutlu! Ama Marx araştırmada bulunduğu her alanda (bu alanlann sayısı çoktur ve bir teki bile yüzeysel irdelemelerin konusu olmamıştır), hatte matematik alanında bile, özgün buluşlar yaptı.
 
  Bilim adamı olarak, buydu. Ama onun etkinliğinde asıl önemli olan, hiç de bu değildi. Marx için bilim, tarihi etkinliğe geçiren bir güç, devrimci bir güçtü. Pratik uygulamasının düşünülmesi belki de olanaksız olan herhangi bir teorik bilimdeki bir bulgudan duyabileceği sevinç ne denli katıksız olursa olsun, sanayi için, ya da genel olarak tarihsel gelişme için doğrudan doğruya devrimci bir önem taşıyan bir bulgu sözkonusu olduğu zaman duyduğu sevinç bambaşkaydı. Böylece Marx, elektrik alanındaki bulguların gelişmesini ve, daha şu son günlerde, Marcel Deprez’in çalışmalarını çok dikkatli bir biçimde izliyordu.
   
 Çünkü Marx, her şeyden önce bir devrimciydi. Kapitalist toplum ile onun yaratmış bulunduğu devlet kurumlarının yıkılmasına şu ya da bu biçimde katkıda bulunmak, kendi öz durumunun ve gereksinmelerinin bilincini, kendi kurtuluş koşullarının bilincini kendisine ilk onun vermiş bulunduğu modern proletaryanın kurtuluşuna yardımda bulunmak, onun gerçek yönelimi işte buydu. Savaşım onun en sevdiği alandı. Ender görülür bir tutku, bir direngenlik ve bir başarı ile savaştı o. 1842′de birinci Rheinische Zeitung’a, 1844′te Paris’teki Worwärts’a, 1847′de Brüksel’deki Deutsche-Brüsseler-Zeitung’a, 1848-1849′da Neue Rheinische Zeitung’a 1852′den 1861′e değin New York Tribune’e katkı, ayrıca, bir sürü kavga broşürünün yayınlanması, tüm yapıtının doruğu olan büyük Uluslararasi Emekçiler Derneğinin kuruluşuna değin Paris, Brüksel ve Londra’da çalışma, işte, eğer başka hiçbir şey yapmasaydı bile, yapıcısının gurur duyabileceği sonuçlar.
 
 Marx, işte bu yüzden zamanının en sevilmeyen ve en çok karaçalınan adamı oldu. Mutlakiyetçi olduğu kadar cumhuriyetçi hükümetler de kovdular onu; tutucu burjuvalar ile aşırı demokratlar onu karaçalma ve kargışlara boğmakta birbirleri ile yarışıyorlardı. O bütün bunları, hiç aldırmaksızın, örümcek ağları gibi yolunun dışına atıyor ve ancak çok zorunlu durumlarda yanıtlıyordu. Sibirya madenlerinden Kaliforniya’ya değin, Avrupa ve Amerika’nın her yanına dağılmış, tüm dünyanın milyonlarca devrimci militanı tarafından ululanmış, sevilmiş ve aklanmış olarak öldü o. Ve ben çekinmeden söyleyebilirim ki, onun birçok karşı-düşüncede olan hasmı olabilirdi, ama kişisel düşmanı pek o kadar yoktu.
 
  Adı yüzyıllar boyunca yaşayacak, yapıtı da!


17 Mart 1883 günü Highgate’de Engels tarafından İngilizce yapılan konuşma Almanca olarak, 22 Mart 1883 günlü Social-Demokrat’ın 13. sayısında yayınlanmıştır. (Marks-Engels: Seçme Yapıtlar, Cilt: 3, s:196-198, Birinci Baskı, Sol Yayınları, Aralık 1979)
« Son Düzenleme: 14 Mart 2019, 22:04:37 Gönderen: Solplatform5 »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3023
Karl Marks - 14 Mart 1883
« Yanıtla #1 : 15 Mart 2012, 12:41:59 »
KARL MARKS’IN HAYATI

Lenin, Ekim 1914

Ailesi ve Öğrenimi

Karl Marks Mayıs 1818’de Trev’de (Prusya’nın Ren havalisinde) doğar. Babası avukat, Yahudilikten 1824’de Protestanlığa dönme. Ailesinin hali vakti yerinde, kültürü var, ihtilalciliği yok idi.

Marks Trev Kolejini bitirdikten sonra Bonn ve arkasından da Berlin Üniversitesi’ne girdi. Üniversitede Hukuk ve özellikle Tarih ile Felsefe okudu. 1841’de Epikür Felsefesi üzerine bir tez yazıp göstererek etüdünü başardı.
Marks’ın o sıradaki kavrayışları, henüz Hegelci-idealist kavrayışı idi. Berlin’de, Hegel Felsefesinden tanrısız ve ihtilâlci neticeler çıkarmaya bakan “Solcu Hegelciler” (Bruno Bauer vs.) mahfiline (yuvarına) katıştı.

Niyeti orada profesör olmaktı. Fakat gerici bir politika güden ve 1832’de Ludwig Feuerbach’ı profesörlükten atan hükümet, 1835’de üniversiteye girmesine bir kere daha engel oldu ve aynı hükümetin, 1841’de, genç profesör Bruno Bauer’in Bonn’da konferanslar vermesini de yasak etmesi, Marks’ı herhangi bir üniversite kariyeri beklemekten vazgeçirdi.

Marks: Sol Hegelci ve Feuerbachcı

Bu sıralar, Almanya’da Sol Hegelcilik alabildiğine açılıp ilerliyordu.
Hele 1836’dan beri, L. Feuerbach, Teolojinin (İlahiyatın) eleştirisine girişir ve 1841’de “Hıristiyanlığın Özü” kitabı ile iyice benimsediği Materyalizme yönelir. 1843’de “Gelecekteki Felsefenin Prensipleri” eserini çıkarır.
Engels, daha sonraları Feuerbach’ın bu yazıları hakkında şöyle yazar:
“Bu eserlerin (doğrusu Wesender Christentums’un) ne kurtarıcı bir etki yaptığını insan kendi kendisine denemeli. Biz (yani Hegelciler; Marks da onlarla) birdenbire Feuerbach’ın tilmizleri (öğrencileri-çırakları) oluvermişizdir.”

Gazetecilikten Ekonomistliğe

İşte o sırada, Solcu Hegelciler ile oldukça ilişki noktaları bulunan Rhenain’in radikal burjuvaları, Kolonya’da Rhenau gazetesi adlı (1.1.1842’den beri çıkan) bir muhalefet gazetesi kurdular.
Marks’la Bruno Bauer buna başlıca yazarlar gibi girdiler ve 1842 Ekim’inde Marks gazeteye başyazar oldu. Bunun üzerine Bonn’u bırakıp Kolonya’ya geldi.

Marks’ın idaresinde çıkan gazetenin Devrimci Demokrasiye eğilimi açıktan açığa belirdi. Hükümet ilk önce gazeteyi iki kat hatta üç kat sansüre uğrattı, sonra 1 Nisan 1843’de kapattı. (*Rusça aslında yanlışlıkla “1 Ocak” denir. Marks 17-18 Mart’ta gazete yazı kurulundan çekilmeye mecbur kalmıştı, Ama Sansür Bakanlığı 1843 Ocak’ı sonunda yayınladığı duyuruda 31 Mart’tan itibaren gazetenin yasak edildiğini bildirir.)

Marks, gazeteci hamaratlığı sırasında ekonomi politik bilgisinin yetersiz olduğunu anladı ve anlar anlamaz ateşli ekonomi-politik etütlere girişti.

Evlenme; Devrimci-Yığıncı Hız

1843’de, Marks çocukluk arkadaşı olan ve daha üniversitede okurken nişanlanmış bulunduğu Jenny Von Westphalen ile Kreussnach’da evlendi. Karısı Prusya’nın asil ve gerici bir ailesindendi. J. V. W’in ağabeysi en gerici bir zamanda (1850-1858) Prusya İçişleri Bakanı oldu.

Marks 1843 sonbaharında, Arnold Rouge (1802-1880) ile birlikte radikal bir dergi çıkarmak üzere Paris’e gitti. Ruge, Sol Hegelci, 1825’den 1830’a değin hapis, 1848’den sonra gerici (mürteci) ve 1866’dan 1870’e değin Bismark’a partizan olmuş bir adamdır. Fakat DFJ Fransız-Alman Yıllığı (Haberleri) adını alan bu derginin yalnız 1. Fasikülü çıktı. Almanya’daki gizlice dağıtılmaktaki güçlükler ve Marks’la Ruge arasında çıkan düşünce ayrılıkları yüzünden kapandı.

Marks, bu dergide yazdığı makalelerle, artık bize “var olan şeylerin hepsini amansızca eleştirmeyi” ve hele “eleştiri silahı, silahların eleştirisine varmamalıdır” diye öğütleyen, yığınlara ve proletaryaya ses veren bir devrimci gibi gözükür.

Engels-Sosyalizm-Lig-Manifesto

1844 Eylül’ünde, Friedrich Engels birkaç gün için Paris’e gelir ve gelir gelmez Marks’ın sıkı fıkı dostu olur.
Her ikisi de, o zaman Paris’te kaynaşan ihtilâlci grupların yangınlı yaşayışına en hamarat kişiler olarak katıştılar. (En başta gelen Proudhon’un doktrini idi ki, Marks 1847’de çıkan Felsefenin Yoksulluğu eseri ile bu doktrini yerin dibine batırmıştı).

Marks’la Engels, çeşit çeşit küçük-burjuva doktrinlerine yaylım ateşi açaraktan, Devrimci Proletarya Sosyalizminin teori ve taktiğini veya Bilimcil Sosyalizmi (Marksizm’i) yoğurdular. (Bu 1844-48 yıllarındaki Marks’ın eserlerine bakınız).
1845’de, Prusya Hükümetinin dileği üzerine Marks, tehlikeli bir ihtilâlcidir diye Paris’ten kovuldu. Brüksel’e gitti yerleşti.
1847 İlkbaharında Marks’la Engels, Komünist Ligi denilen gizli bir propaganda derneğine üye yazıldılar ve bu Lig’in 2. (Londra, Kasım 1847) kongresinde özenli ve değerli yer tuttular.
Bu kongre onlara, 1848 Şubat’ında yayınlanan ünlü Komünist Partisi Manifesti’nin kaleme alınmasını ısmarladı. Bu eser, yeni dünya kavrayışını, sosyal yaşayış alanına da yayılan önü sonu tutar tutarlı Materyalizmi, en geniş ve en derin evrim bilimi olarak anlatılan Diyalektiği, yeni bir toplumun, Yüksek Sosyalizm Toplumunun yaratıcısı olan Proletarya’nın Sınıf Dövüşü teorisini ve İşçi Sınıfı’nın dünya tarihindeki Devrimciliği rolünü, dâhiyane bir apaçıklık ve dupduruluk ile açıp anlatır.

Marks Pratik İhtilâlci

1848 Şubat Devrimi patlak verdiği zaman, Marks Belçika’dan kapı dışarı edildi. Tekrar Paris’e geldi. Mart Devrimi’nden sonra orayı da bırakıp tekrar Almanya’ya döndü ve Kolonya’ya yerleşti.

İşte, Marks’ın başyazar olduğu Yeni Rhenan gazetesi (Neu Rheinische Zeitung), 1 Haziran 1848’den, 19 Mayıs 1849’a değin orada çıktı.
Yeni teori, 1848-49 Devrimci olayların akışı ve ondan sonra bütün dünya ülkelerinin Proletaryacı ve Demokratik hareketleri ile doğruluğunu belli etti.
Marks, üstün gelen karşıdevrim tarafından ilk önce mahkemeye verildi, sonra Almanya’dan kapı dışarı edildi (16 Mayıs 1849).
Gene Paris’e geldi, oradan da gene 13 Haziran 1849’da yapılan gösterilerden sonra kapı dışarı edildi. Sonra Londra’ya geçerek orada son günlerine dek yaşadı.

Sürgünlük-Yoksulluk-Didişme-Teori

Bu sürgün yaşayışının şartları, Marks’la Engels arasındaki (1912’de basılan) mektuplaşmalarının pek açık olarak gösterdiği gibi, “dayanılmaz ölçüde” ezici ve üzücü idi. Marks ile ailesi yoksulluktan tam manasıyla kırılıyordu.
Eğer Engels’in devamlı ve içtenlikle yaptığı mali yardım olmasaydı, Mark yalnız Sermaye (Kapital) adlı eserini başaramamakla kalmayacak, belki de çekinilmez bir surette yoksulluktan düşüp ölecekti.

Bundan başka, küçük-burjuva sosyalizminin, genellikle proletaryacı olmayan sosyalizmin egemen olan doktrinleri ve eğilimleri (akımları), Marks’ı, hiç durmaksızın, dinmeyen bir dövüş tutturmaya, bazen en kendinden geçirici, en yersiz şahsi saldırışlara girişmeye zorluyordu (Herr Vogt).
Mültecilerden uzak duran Marks, bir sıra tarih emekleri içinde, bilhassa ekonomi-politik etüdüne kendisini vererekten, kendi Materyalist teorisini yoğurdu. Marks, Ekonomi Politik bilimini, Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı (1859) ile Sermaye (Kapital) (1. Cilt 1867) adlı eserinde altüst etti. [İleride “Marks’ın Doktrini”ne bakıla.].

Devrimler-Enternasyonal(I)-Komün

50 yıllarının sonlarına doğru ve 60 yılları sırasında, Demokrasi hareketlerinin alevlenişi, Marks’ı pratik çalışmaya çağırdı. Ünlü 1.Enternasyonal’in İşçilerin Uluslararası Birliği’nin Londra’da kuruluşu 28 Eylül 1864 tarihinde olmuştur.
Marks 1.Enternasyonal’in canı oldu, aynı sebepten Enternasyonal’in ilk çağrısının (adersinogüral) ve pek çok karar, duyuru ve bildirinin de yazarı gene Marks oldu.

Marks, başka başka memleketlerin işçi sınıfı hareketlerini bir arada toplamaya uğraşaraktan, Proletaryacı olmayan, Marksizm’den önceki ayrı ayrı sosyalizm biçimlerini. (Mazzini, Proudhon, Bakunin, İngiliz liberal tradünyonizmi, Almanya’daki sağa doğru Lassal’cı gidiş-gelişleri ve ilh.) aynı bir yola yöneltmenin yoluna bakaraktan, bütün tarikatlar ve okulların teorilerini tepeleyerekten, başka başka memleketlerin Proletarya dövüşleri için biricik bir taktik yarattı.

Marks’ın 1871’de Devrimci olarak, güreş ve dövüş adamı olarak, o kadar içine işlemiş, o denli uygun ve yerinde öyle parlak bir görüşle Fransa’da Sivil Savaş adlı kitabında ölçüp tarttığı Paris Komünası (1871) yıkıldıktan sonra; Enternasyonal içinde Bakunin’ci (anarşist)lerin kışkırttıkları ikilikten sonra, Enternasyonal Avrupa’da kalamadı.
1.Enternasyonal’in ve Marks’ın Sönüşü
1872 La Hey kongresinden sonra, Marks, Enternasyonal’in Genel Konseyi’ni New York’a kaldırttı.

1.Enternasyonal, tarihi görevini başarmış ve yerini yeni bir döneme bırakmıştır ki, bu dönemde işçi hareketleri bütün dünya ülkelerinde sonsuzcasına daha geniş ve daha hatırı sayılır bir açılışa kavuştu. O dönemde, her ulusal devlet temeli üzerinde, yığıncı (kitleci) bir İşçi Sınıfı Sosyalist Partisi kuruldu.
Enternasyonal içinde sürekli saçtığı çalışkanlık, daha da yaman uğraşlara bağlı olan teori emekleri üzerine binince, bunların verdiği yorgunluk, en sonunda Marks’ın sağlığını ve sıhhatini sarstı.

Marks Ekonomi Politiğin biçimini değiştirme emeğinin ardını bırakmadı ve bir sürü yeni malzemeler derleyerekten ve birçok dilleri (örneğin Rusçayı) etüt ederekten Sermaye eserini başarmaya çalıştı, amma hastalık Sermaye’sini sonuna erdirmesine engel oldu.
2 Aralık 1881’de, karısı öldü; 14 Mart 1883’de Marks, koltuğu içinde, mışıl mışıl son uykusuna daldı gitti.
Marks; karısı, (hemen hemen aile üyesi sırasına geçmiş olan) hizmetçileri Halene Demuth ile birlikte Londra’da HİGHATE Mezarlığı’na gömüldü.
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 321
İYİ Kİ VARDIN ve VARSIN KARL MARKS (14 Mart 1883 131. YIL)
« Yanıtla #2 : 14 Mart 2013, 14:01:45 »
ÖĞRETİCİMİZ KARL MARKS'I ARAMIZDAN AYRILIŞININ 130. YILINDA SAYGIYLA,MİNNETLE ANIYORUZ.


Karl Marx University is the former name of the Leipzig Univeristy.

"Komünist toplumun daha yüksek bir evresinde; bireylerin işbölümüne kölece boyun eğmesinin ve onunla birlikte de kafa emeğiyle kol emeği arasındaki çelişkinin ortadan kalkmasından sonra;emek,yalnızca yaşam aracı değil,yaşamın birincil gereksinmesi haline gelmesinden sonra ; ancak o zaman , burjuva hukukunun dar ufukları aşılmış olacak ve toplum  bayraklarının üzerine şunu yazabilecektir:"  '  HERKESTEN YETENEĞİNE GÖRE, HERKESE GEREKSİNMESİNE GÖRE! ' Gotha ve Erfurt Programlarının Eleştirisi,Sh: 21   

   

"Kapitalist; parasını , yeni ürününün maddi ögeleri ve emek-sürecinin ögeleri olarak hizmet edecek  metalara geçirmekle, canlı emeği bunların ölü cevherleriyle birleştirmekle,aynı zamanda, değere dönüştürür.Yani; geçmiş, maddeleşmiş ve ölü emeği, sermayeye,kendi kendinin değerini arttıran bir değere, üreyip çoğalan canlı bir canavara dönüştürür." Kapital Cilt:1 , Sh:180



"Gelişmelerinin belli bir aşamasında, toplumun maddi üretici güçleri, o zamana kadar içinde hareket ettikleri mevcut üretim ilişkilerine ya da, bunların hukuki ifadesinden başka bir şey olmayan, mülkiyet ilişkilerine ters düşerler. Üretici güçlerin gelişmesinin biçimleri olan bu ilişkiler, onların engelleri haline gelirler. O zaman bir toplumsal devrim çağı başlar. "Ekonomik Politik'in Eleştirisine Katkı'ya Önsöz


"Komünistler, kendi fikirlerini ve amaçlarını saklamayı reddederler. Kendi amaçlarına ancak mevcut toplumsal düzenin zorla yıkılmasıyla erişebileceklerini açıkça belirtirler. Egemen sınıflar bir komünist devrim korkusuyla tir tir titresinler. Proleterlerin, kendi zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyleri yok. Hâlbuki kazanacakları bir dünya var. Bütün ülkelerin işçileri birleşin! "Komünist Parti Manifestosu


"Kapitalist cimri gibi ,kendi emeği ve sınırlı tüketimi ölçüsünde zenginleşmez ; başkalarının emek-gücünü baskı altına alarak emdiği ve emekçileri yaşamın zevklerinden yoksun bırakmaya zorladığı ölçüde zenginleşir." Kapital ,Cilt I, Sh: 512


"Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır; oysa sorun onu değiştirmektir."Feuerbach Üzerine Tezler


"İçerebildiği bütün üretici güçler gelişmeden önce, bir toplumsal oluşum asla yok olmaz; yeni ve daha yüksek üretim ilişkileri, bu ilişkilerin maddi varlık koşulları, eski toplumun bağrında çiçek açmadan, asla gelip yerlerini almazlar." Karl Marks-Ekonomik Politik'in Eleştirisine Katkı'ya Önsöz
« Son Düzenleme: 14 Mart 2013, 22:19:07 Gönderen: Solplatform5 »

Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 321
İYİ Kİ VARDIN ve VARSIN KARL MARKS (14 Mart 1883 131. YIL)
« Yanıtla #3 : 14 Mart 2014, 01:54:53 »


İşçi, kendi işgücü karşılığında geçim araçları alır, ama kapitalist, verdiği geçim araçları karşılığında işçinin emeğini, üretken faaliyetini, işçinin tükettiği şeyi karşılamakla kalmayıp, birikmiş emeğe bu emeğin içerdiğinden daha büyük bir değer veren yaratıcı gücünü alır. İşçi, mevcut geçim araçlarının bir bölümünü kapitalistten alır. Bu geçim araçları onun ne işine yarar? O anda tüketim yapmasına. Ama, bu geçim araçlarını tükettiğim anda, bunlar benim için bir daha geri gelmemek üzere kaybolmuştur, meğer ki, bu araçların benim varlığımı sürdürmemi sağladıkları süreyi yeni geçim araçları üretmekte, tüketim sırasında, tüketilmekle yokolan değerlerin yerine, emeğimle yeni değerler yaratmakta kullanayım. Ama, aldığı geçim araçları karşılığında işçinin kapitaliste teslim ettiği işte bu soylu yeniden üretme gücüdür! Bu bakımdan, bu gücü kendisi için yitirmiş olur.Karl Marks - Ücretli Emek ve Sermaye




İşçi sınıfı, bir bütün olarak düşünüldüğünde, gelirinin tümünü geçim araçlarına harcar ve harcamak zorundadır. Ücret oranındaki genel bir yükseliş geçim araçları talebinde bir artmaya, ve dolayısıyla da geçim araçlarının pazardaki fiyatlarında bir yükselmeye yolaçar. Bunları üreten kapitalistler, ücretlerdeki artışın zararını, metalarının pazar fiyatlarının artışıyla kapatacaklardır.Karl Marks - Ücret, Fiyat ve Kâr





  Bugünkü burjuva mülkiyet ilişkileri, burjuvazinin kendi mülkiyet ilişkilerinin korunması için organize ettiği devlet iktidarı tarafından “korunur”. O halde proletarya burjuvazinin ellerinde olan politik iktidarı yıkmalıdır. Kendisi bir güç olmalıdır, öncelikle de devrimci bir güç.Karl Marks - Ahlaklı Eleştiri yada Eleştirel Ahlak







« Son Düzenleme: 14 Mart 2019, 15:32:10 Gönderen: Solplatform5 »

Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 321
"MÜLKSÜZLEŞTİRENLER MÜLKSÜZLEŞTİRİLİRLER"
« Yanıtla #4 : 14 Mart 2015, 01:09:20 »

14 Mart 1883 günü, öğleden sonra üçe çeyrek kala, yaşayan düşünürlerin en büyüğü artık düşünmez oldu. Ancak iki dakika yalnız bıraktıktan sonra, odaya girince, onu koltuğunda rahat rahat, ama sonsuzluğa dek, uyumuş bulduk.       Avrupa ve Amerika militan proletaryasının bu adamda yitirmiş bulunduğu şey, tarihsel bilimin bu adamda yitirmiş bulunduğu şey, ölçülemez. Bu devin ölümü ile bırakılan boşluk, kendini duyumsatmakta gecikmeyecek.       Nasıl ki Darwin organik doğanın gelişme yasasını bulduysa, Marx da insan tarihinin gelişme yasasını, yani insanların, siyaset, bilim, sanat, din, vb. ile uğraşabilmelerinden önce, ilkin yemeleri, içmeleri, barınmaları ve giyinmeleri gerektiği; bunun sonucu, maddi ilksel yaşama araçlarının üretimi ve, böylece, bir halk ya da bir dönemin her iktisadi gelişme derecesinin, devlet kurumlarının, hukuksal görüşlerin, sanatın ve hatta sözkonusu insanların dinsel fikirlerinin üzerinde gelişmiş bulundukları temeli oluşturdukları ve, buna göre, bütün bunların şimdiye değin yapıldığı gibi değil, ama tersine, bu temele dayanarak açıklamak gerektiği yolundaki, daha önce ideolojik bir saçmalıklar yığını altında üstü örtülmüş bulunan o temel olguyu buldu.       Ama hepsi bu değil. Marx günümüz kapitalist üretim tarzı ile onun sonucu olan burjuva toplumun özel hareket yasasını da buldu. Artı-değerin bulunması, sonunda, bu konuyu aydınlattı; oysa, burjuva iktisatçıların olduğu kadar sosyalist eleştiricilerin de daha önceki bütün araştırmaları, karanlıklar içinde yitip gitmişlerdi.       Bu türlü iki bulgu koca bir yaşam için yeterdi. Kendisine böyle bir tek buluş yapma nasip olana ne mutlu! Ama Marx araştırmada bulunduğu her alanda (bu alanlann sayısı çoktur ve bir teki bile yüzeysel irdelemelerin konusu olmamıştır), hatte matematik alanında bile, özgün buluşlar yaptı.       Bilim adamı olarak, buydu. Ama onun etkinliğinde asıl önemli olan, hiç de bu değildi. Marx için bilim, tarihi etkinliğe geçiren bir güç, devrimci bir güçtü. Pratik uygulamasının düşünülmesi belki de olanaksız olan herhangi bir teorik bilimdeki bir bulgudan duyabileceği sevinç ne denli katıksız olursa olsun, sanayi için, ya da genel olarak tarihsel gelişme için doğrudan doğruya devrimci bir önem taşıyan bir bulgu sözkonusu olduğu zaman duyduğu sevinç bambaşkaydı. Böylece Marx, elektrik alanındaki bulguların gelişmesini ve, daha şu son günlerde, Marcel Deprez'in çalışmalarını çok dikkatli bir biçimde izliyordu.       Çünkü Marx, her şeyden önce bir devrimciydi. Kapitalist toplum ile onun yaratmış bulunduğu devlet kurumlarının yıkılmasına şu ya da bu biçimde katkıda bulunmak, kendi öz durumunun ve gereksinmelerinin bilincini, kendi kurtuluş koşullarının bilincini kendisine ilk onun vermiş bulunduğu modern proletaryanın kurtuluşuna yardımda bulunmak, onun gerçek yönelimi işte buydu. Savaşım onun en sevdiği alandı. Ender görülür bir tutku, bir direngenlik ve bir başarı ile savaştı o. 1842'de birinci Rheinische Zeitung'a, 1844'te Paris'teki Worwärts'a, 1847'de Brüksel'deki Deutsche-Brüsseler-Zeitung'a, 1848-1849'da Neue Rheinische Zeitung'a 1852'den 1861'e değin New York Tribune'e katkı, ayrıca, bir sürü kavga broşürünün yayınlanması, tüm yapıtının doruğu olan büyük Uluslararasi Emekçiler Derneğinin kuruluşuna değin Paris, Brüksel ve Londra'da çalışma, işte, eğer başka hiçbir şey yapmasaydı bile, yapıcısının gurur duyabileceği sonuçlar.       Marx, işte bu yüzden zamanının en sevilmeyen ve en çok karaçalınan adamı oldu. Mutlakiyetçi olduğu kadar cumhuriyetçi hükümetler de kovdular onu; tutucu burjuvalar ile aşırı demokratlar onu karaçalma ve kargışlara boğmakta birbirleri ile yarışıyorlardı. O bütün bunları, hiç aldırmaksızın, örümcek ağları gibi yolunun dışına atıyor ve ancak çok zorunlu durumlarda yanıtlıyordu. Sibirya madenlerinden Kaliforniya'ya değin, Avrupa ve Amerika'nın her yanına dağılmış, tüm dünyanın milyonlarca devrimci militanı tarafından ululanmış, sevilmiş ve aklanmış olarak öldü o. Ve ben çekinmeden söyleyebilirim ki, onun birçok karşı-düşüncede olan hasmı olabilirdi, ama kişisel düşmanı pek o kadar yoktu. Adı yüzyıllar boyunca yaşayacak, yapıtı da!Friedrich Engels


"Özgür insan ve köle, patrisiyen ve pleb, efendi ve serf, lonca ustas› ve kalfa, tek sözcükle, ezen ve ezilen, biri ötekine sürekli bir karşıoluş içindeydi, kimi zaman gizli, kimi zaman açık bir kavga,her defasında, ya bir devrimle toplumun geniş ölçüde yeniden kurulmasıyla ya da katılan sınıfların ortak yokoluşu ile sonuçlanan bitmez tükenmez bir kavga sürdürüyorlardı. ... Feodal toplumun yıkıntılarından yeşeren, modern burjuva toplum da, sınıf düşmanlıklarını giderememiştir. Eskilerin
yerine, yeni sınıflar, yeni baskı koşulları, yeni savaşım biçimleri koyabilmiştir ancak. Çağımız, burjuvazinin
çağı, gene de, şu farklı özelliğe sahiptir: sınıf düşmanlıklarını yalınlaştırmıştır. Toplum, bir bütün olarak giderek daha fazla, iki büyük düşman kampa , birbirleriyle doğrudan yüzyüze gelen iki büyük sınıfa bölünmektedir.
Burjuvazi ve proletarya."


"Doğrudan üreticilerin mülksüzleştirilmeleri, acımasız ve vahşetle ve en bayağı, en rezil, en
küçültücü, en çirkin tutkuların dürtüsü altında gerçekleştirilmiştir. Tek ve bağımsız emekçinin deyim yerindeyse, kendi emek koşullarına dayalı özel mülkiyetin [köylünün ve zanaatçının] yerini,başkalarının, yani ücretli işçilerin sözde serbest emeklerinin sömürülmesine dayanan kapitalist
özel mülkiyet alır. ... Şimdi mülksüzleştirilecek olan kimse, artık, kendi hesabına çalışan emekçi değil, birçok emekçiyi sömüren kapitalisttir. Bu mülksüzleştirme, kapitalist üretimin kendi içinde
taşıdığı yasaların işlemesiyle, sermayenin merkezileşmesi ile gerçekleşir. Bir kapitalist, daima birçoklarının başını yer. Emek sürecinin gitgide boyutları büyüyen kooperatif şekli, bilimin bilinçli
teknik uygulaması, toprağın yöntemli bir biçimde işlenmesi, emek araçlarının ancak ortaklaşa kullanılabilir emek araçlarına dönüştürülmesi, bütün emek araçlarının bileşik toplumsal emeğin üretim araçları olarak kullanılmasıyla sağlanan tasarruf, bütün insanların dünya pazarları ağına sokulması ve böylece kapitalist rejimin uluslararası bir nitelik kazanması, bu, merkezileşme ya da birçok kapitalistin birkaç kapitalist tarafından mülksüzleştirilmesi ile elele gider.

Bu dönüşüm sürecinin bütün avantajlarını sömüren ve tekellerine alan büyük sermaye sahiplerinin sayılarındaki devamlı azalmayla birlikte, sefalet, baskı, kölelik, soysuzlaşma, sömürü de alabildiğine artar; ama gene bununla birlikte, sayıları sürekli artan, kapitalist üretim sürecinin bizzat kendi mekanizması ile eğitilen, birleştirilen ve örgütlenen işçi sınıfının başkaldırmaları da genişler,yaygınlaşır. Sermaye tekeli, kendisiyle birlikte ve kendi egemenliği altında fışkırıp boy atan üretim
biçiminin ayakbağı olur. Üretim araçlarının merkezileşmesi ve emeğin toplumsallaşması, en
sonunda, bunların kapitalist kabuklarıyla bağdaşamadıkları bir noktaya ulaşır. Böylece kabuk
parçalanır. Kapitalist özel mülkiyetin çanı çalmıştır.
Mülksüzleştirenler mülksüzleştirilirler."
« Son Düzenleme: 14 Mart 2017, 22:17:40 Gönderen: Solplatform5 »

Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 321
Karl Marks'ı sonsuzluğa gidişinin  133 yılında saygıyla anıyoruz.
Onun yol arkadaşı,yoldaşı Engels'in söylemiyle "14 Mart günü, öğleden sonra üçe çeyrek kala, yaşayan düşünürlerin en büyüğü artık düşünmez oldu."
Düşünemez oldu ama düşündükleriyle yarattıkları ,insanlık sınırsızlık ve devletsizliğe varana değin hep bizlerle olacak




« Son Düzenleme: 14 Mart 2016, 20:35:10 Gönderen: Solplatform »

Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 321
Ynt: "MÜLKSÜZLEŞTİRENLER MÜLKSÜZLEŞTİRİLİRLER"
« Yanıtla #6 : 14 Mart 2017, 22:59:11 »
SONSUZLUĞA GİDİŞİN 134 . YILI ve BİZLER BÜYÜK HOCAMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ.

Dünyanın kurtuluşu sosyalizmdedir.



Yoksulluğu azaltmadan zenginliği arttıran ve suç işleme bakımından,sayılardan daha hızlı artış gösteren bir toplumsal sistemin özünde çürümüş bir şeylerin olması gerekir.
« Son Düzenleme: 14 Mart 2019, 22:01:29 Gönderen: Solplatform5 »

Çevrimiçi Solplatform5

  • Sorumlu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 227
Ynt: İYİ Kİ VARDIN ve VARSIN KARL MARKS (14 Mart 1883 136. YIL)
« Yanıtla #7 : 14 Mart 2019, 22:05:27 »


Üretim araçlarının merkezileşmesi ve emeğin toplumsallaşması, en sonunda, bunların kapitalist kabuklarıyla bağdaşamadıkları bir noktaya ulaşır. Böylece kabuk parçalanır. Kapitalist özel mülkiyetin çanı çalmıştır. Mülksüzleştirenler mülksüzleştirilirler.( Marks-Engels: Seçme Yapıtlar II)