Gönderen Konu: Savran: Sol iltihak projesinin içinde  (Okunma sayısı 1792 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı simurg

  • İleti: 9
Savran: Sol iltihak projesinin içinde
« : 29 Eylül 2011, 19:38:12 »
 
 Devrimci İşçi Partisi(DİP) Genel Başkanı Sungur Savran, uzun  yıllardır Kürt hareketi ile ortak mücadeleyi savunduklarını ancak  kurulmakta olan “Kongre/Parti”ye katılmamaya karar verdiklerini ifade  etti.  Savran, solda kurulmaya çalışılan Kongre/Parti’ye karşı çıkan  yapıların nedenlerini ve kendi karşı çıktıkları noktaları şöyle  açıkladı: “Bazı akımlar, Kürt halkının mücadelesine bir ölçüde karşı  oldukları için yeni partiye uzak duruyorlar. Bu, Türk milliyetçisi bir  tavırdır ve çok yanlıştır.”  Genel Başkan Savran, Kürt halkının  mücadelesine hep destek verdiklerini ifade ederek, kurulmakta olan somut  birliğin yanlış temellere dayandığını düşündüklerini açıkladı. Savran,  yirmi yıla yakın süredir “Emek ve Özgürlük” cephesinin kurulması  gerekliliğini savunduklarını anlattı. Oysa kurulmakta olan partide  ‘emek’ boyutunun bir kenara bırakıldığını söyleyen Savran,  Kongre/Parti’nin kendine ‘Demokrasi ve Özgürlük’ adını vermesi  gerektiğini savundu. Savran, “Yani Türkiye’ye demokrasi, Kürtlere  özgürlük. Ya da tam da aynı anlama gelmek üzere, “Demokratik Ulus”  olmalı partinin adı,” diye konuştu.

‘EMEK SORUNUNA TARAF OLUNMALI’


DİP Genel Başkanı Sungur Savran, emek boyutunun bir kenara bırakıldığını  söylerken, partinin burjuvazi ile işçi sınıfı arasındaki sınıf  mücadelesinde tutarlı olarak bir taraf olmayı gündemine almamasını kast  ettiğini belirtti. Blok’un seçim bildirgesinin oluşturulmaya çalışılan  Kongre/Parti için çok önemli olduğunu vurgulayan Savran, “Gerek bu  bildirgede, gerekse seçim propagandasında işçi sınıfı ve emekçilerin  sorunları insan hakları düzeyinde ele alındı, sınıf mücadelesi temelinde  değil. Bakın, en son BDP kongresine sunulan ‘Demokratik Çözüm  Protokolü’nde bile, işçi-emekçi sorunları ‘İLO sözleşmeleri’  doğrultusunda ele alınıyor. Bu tür şeyleri her parti söyler. Bunları  işçi sınıfı ile Kürt halkı arasında bir bağ kurmak için yeterli saymak  mümkün değil,” dedi.

‘ANAYASA ABARTILMAMALI’

Genel Başkan Savran, DİP olarak kurulmakta olan ‘Kongre/Parti”ye ikinci  eleştirilerinin anayasacı çizgi olduğunu ifade etti. Savran, AKP’nin ve  TÜSİAD’ın amaçları uğruna gündeme getirdiği ‘sivil ve demokratik  anayasa’ tartışmasına bir muhatap olarak katılmanın, Kürt hareketi,  sendikal hareket ve sol için bir çıkmaz yol olduğu kanaatinde  olduklarını anlattı. Savran, “Kürt hareketinin haklarını tescil  ettirmesi için anayasa tartışmasıyla oyalanmasına ve sırf Kürtlere bazı  haklar alacağım diye burjuvaziye bir sürü hediyeler vermesine hiç gerek  yok. İlgili maddeler değişir, olur biter. Anayasacı çizgi, reddedilmesi  gereken bir yoldur,”dedi.

SOL MARXİZM REDDİYESİNE GELİYOR


DİP Genel Başkanı Savran, Kongre/Parti’ye üçüncü eleştirilerinin,  Türkiye sosyalist hareketinin epeyce önemli kesimlerinin Marksizm’in  reddine dayalı bir program ve ideolojiye intisap etmesini içerdiğini  söyledi. Savran, “Bugün sürekli olarak referans yapılan Blok seçim  bildirgesi bu konuda açık. Amaç ‘demokratik ekolojik cinsiyet özgürlükçü  paradigma’ya dayalı bir toplum kurmak. Bu paradigma Marksizm ve  Leninizm’in reddine ve ‘aşılmasına’ dayandığı gizlenmeyen bir çerçeve.  Yani Türkiye solunun birçok örgütü, ideolojik teslimiyet içinde,  Marksizm dışı bir ‘paradigma’ya geçiyor bu vesileyle,” dedi.  Bu  paradigmadan türeyen ‘katılımcı ekonomi’ programının ise küçük birimler  üzerine yerleştiğini ve devletin ekonomiye müdahalesini (bu neoliberal  çağda!) sınırladığını belirtti. Sosyalist solun, programında sosyalizme  yer olmayan bir parti kurduğunu öne süren Savran, “Biz bunun Kürt  hareketi ile ittifak olmadığını, solun ona iltihak etmesi olduğunu  düşünüyoruz. Birlikte mücadeleye evet, bayrakların karıştırılmasına  hayır!” dedi. DİP Genel Başkanı Sungur Savran değerlendirmesini şu  sözlerle bitirdi: Kongre/Parti’nin işçi sınıfına da, Kürt halkına da  faydası yok. İşçi sınıfına yok, çünkü sınıfın ihtiyacı anayasa  tartışması değil, sendikaları hükümetin elinden kurtarmak, kıdem  tazminatını savunmak, ‘ulusal istihdam stratejisi’nden gelecek  köleleşmeyi engellemek. Kürt halkına faydası yok, çünkü bugünkü zayıf  sosyalist hareket Kürt halkının dev mücadelesine ancak marjinal bir  katkı yapabilir. İşçi kitlelerinin yüzünü Kürt halkı ile bir ittifaka  çevirmesinin dışında Türkiye’de dengeler değişmez. Ama bunun için önce  kurulacak partinin işçi sınıfını ciddiye alması gerek. DİP olarak biz,  işçi sınıfının bugünkü ihtiyacının sınıfın öncüsünün mücadele aracı  olacak bir devrimci partinin inşası olduğunu düşünüyoru