Gönderen Konu: Iş saatleri kısaltılsın!  (Okunma sayısı 3107 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3155
Iş saatleri kısaltılsın!
« : 28 Nisan 2012, 11:23:03 »
1 Mayısa çok az kaldı!
İşçi Sınıfı ve emek örgütleri ve sol siyasal oluşumlar alanlarda binlerce emekçiyle buluşacak!
1 Mayıs 1886 işçilerin kölece çalışma düzenine karşı başkaldırısıydı.
İşçilerin bu başkaldırıda öne sürdüğü en temel talep 8 saatlik işgününün yasalaşmasıydı.
Çok uzun mücadeleler sonucu işçi sınıfı bu hakkını pek çok bedel ödeyerek çok sonraları kazandı.
Bugüne geldiğimizde,o günden bu yana çok zaman geçmesine karşın,iş saatlerinde bir değişme yok.
Bilimsel ve Teknolojik gelişim EMEK ÜRETKENLİĞİNİ o günden bu yana kıyas kabul etmeyecek ölçüde arttırdı.
Ama bugün ,EMEK ÜRETKENLİĞİ bu denli artmışken,işçilerin çalışma saatleri hala 8 saat(Gerçi 8 saat de işçi ve emekçilerin elinden alınarak,haftalık 45 saat uygulaması getirildi)
EMEK ÜRETKENLİĞİNİN artması demek,çalışma saatleri sabit olduğunda,GEREKLİ EMEK ZAMANININ kısalması, ARTI EMEK zamanının ve bu zamanda üretilen ARTI DEĞERİN,yani sömürünün asıl kaynağının artması demektir.
Bir örnek vermek gerekirse;
Günde 8 saat çalışan bir işçi o günkü EMEK ÜRETKENLİĞİNİN durumuna göre ,kendisi için 4 saat ,patron için 4 saat çalışıyorsa,bugün EMEK ÜRETKENLİĞİNİN artması sonucu,çalışma saati sabit olduğu için,kendisi için 2 saat,patron için 6 saat çalışmaktadır.
Artı Emek zamanı o gün 4 saatken,bugün 6 saat olmuştur.
Dolayısıylada Artı Emek zamanına bağlı olarak ARTI DEĞER DE AYNI ORANDA ARTMIŞTIR.
Demek ki o günden bu yana sömürü daha acımasız olmuş, katmerleşmiştir.
Tüm bu anlattıklarımızın ışığında İŞ SAATLERİNİN KISALTILMASI talebi,işçilerin ve emekçilerin ücretlerinin arttırılması talebinin önüne geçmiştir.
Bu yılki 1 Mayıs'ta EMEK ÖRGÜTLERİ,bu talebi meydanlarda dile getirmeli,işçiler ve emekçiler  bu taleplerini ,hep beraber HAYKIRMALIDIR.

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı Vurgun

  • İleti: 837
Iş saatleri kısaltılsın!
« Yanıtla #1 : 28 Nisan 2012, 23:33:41 »
simdi bu durumda yani 6 saat sirf potrona calisiyorsak ve is saati 6 saate inecekse ve bunu godamanlar kabul ederse yada ettirilirse tarafimizdan sirf 6 saat patrona calisarak kendimiz icin olan iki saatte güme gitmez mi.
Valla benim o patron yalakasi olanlarin kafasini gözünü kirmama az kaldi .
Proleter olmak basa bela ortadaki haksizliklari ve  sirtimizdan gecinerek yüksek kazancin bilincinde olunca eh kipir kipir oluyor insan .Az biraz sinirli ve öfkeli oluyorum sanirim yine issiz kalicam:mad:.Ama icim rahat giderken cünkü calisanlarin icine kurt düsürmek varya o yetiyor adama.
6 saat hakkimiz söke söke aliriz.:)
Serhildan jiyane
HER YER TAKSIM HER YER DIRENIS

Çevrimdışı devrim yolunda

  • İleti: 104
Iş saatleri kısaltılsın!
« Yanıtla #2 : 29 Nisan 2012, 21:22:38 »
Değil 6 saat,8 saatlik iş gücünün bile tek kutuplu,işçi sınıfının örgütlülük düzeyinin düşük olduğu neoliberal dünyada hayal olduğunu görüyoruz.Ne yazık ki 6 saatlik iş günü önümüzdeki kısa vadede hayal.Fakat şu var ki 6 saatlik işgünü çağrısı her açıdan ön açıcı ve mücadele için motive edici bir söylem olacaktır.Bunda sıkıntı yok.Fakat güncelliğe ne kadar oturur ya da işçi sınıfında ne kadar gerçekçi karşılanır burası şüpheli.Çünkü talebiniz her ne kadar ilerici de olsa mevcut durumun sloganınızla çakışması şart.

Artı değer yaratma konusunda ise bir kısır döngü var.

Artı değer süresinin yani patrona çalışması süresinin artması sonucunda sürekli azalan ya da sabit kalan bir kendine çalışma ve ücret oranları söz konusu iken sürekli artan bir üretim kapasitesi ve artı değer ürünü en son kertede alıcı ve pazar bulma sorunu yaşıyor.

Yani artık daha kısa sürede işçiye verdiği parayı çıkaran burjuvazi yarattığı artı değer ürününü her geçen gün daha da artan bir miktarda piyasaya sürüyor.

Fakat sorun şu ki bir süre sonra yarattığı fazla ürün işçi sınıfının ve çoğunluğun alım gücüyle çakışmayınca arz yaratmıyor ve sermeye piyasaya giremiyor ve değersizleşiyor.

Son yıllarda Çin'de görülen artı değer fazlasının inşaata yönlendirilmesi sonucunda görülen hayalet şehirler ve ABD'deki dolu stok kolonileri buna çok iyi bir örnektir.

Kapitalizmin mantık dışılığı bir çok örnekle daha gösterilebilir.Fakat her zaman olduğu gibi yine işçinin kendi tercihini yani sosyalizmi yaratması temel sorun oluşturuyor.Yoksa burjuvazi işçi sınıfının alım gücünün arttırmak yerine hayalet kıtalar ve ağzına kadar dolu stoklar yaratmaya devam edecektir.



simdi bu durumda yani 6 saat sirf potrona calisiyorsak ve is saati 6 saate inecekse ve bunu godamanlar kabul ederse yada ettirilirse tarafimizdan sirf 6 saat patrona calisarak kendimiz icin olan iki saatte güme gitmez mi.(Vurgun)

Gitmez.Gitmesi demek senin ücretsiz çalışman demektir ki bu da imkansız bir şey zaten.
« Son Düzenleme: 29 Nisan 2012, 21:43:46 Gönderen: devrim yolunda »

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3155
Iş saatleri kısaltılsın!
« Yanıtla #3 : 29 Nisan 2012, 22:00:49 »
Ben aynı kanıda değilim sevgili Devrim Yolunda arkadaş!
Bence önemli olan bu talebin,sermayenin yumuşak karnını,en zayıf olduğu yeri göstermesi.
Bu bağlamda,ücretlerin arttırılması talebininde önünde dile getirilmesi gerek.
Üretim aynı zamanda tüketim demektir.
Üretimsiz,tüketim,tüketimsiz de üretim olmaz.
Artı Değer üretim sürecinde ortaya çıkar ancak realizasyonu pazarda gerçekleşir.
Bu bağlamda baktığımızda,sermayenin işçi sınıfına pazarda da gereksinmesi vardır.
Sonuçta üretilen ürünlerin pazarda alıcı bulması,satılması ve artı değerin bu döngüde yeniden sermayeye eklemlenmesi gerekir.
Bahsettiğin olay,EKSİK TÜKETİM olgusudur.
Buda Kapitalizmin açmazlarından birisidir.
Çünkü Burjuvazi kölesi tarafından beslenmesi gerekirken,onu bile besleyemez durumdadır.
Marks Komünist Manifetoda bunu şöyle açıklar;
"Ve burjuvazinin artık toplumda egemen sınıf olarak kalacak ve kendi varlık koşullarını topluma belirleyici yasa olarak dayatacak durumda olmadığı burada açıkça ortaya çıkıyor. Egemen olacak durumda değildir, çünkü kölesine köleliği çerçevesinde bir varlık sağlayacak durumda değildir, çünkü kölesini, onun tarafından besleneceği yerde, onu beslemek zorunda kaldığı bir duruma düşürmeden edemiyor. Toplum bu burjuvazinin egemenliği altında artık yaşayamaz, bir başka deyişle, onun varlığı toplumla artık bağdaşmıyor."(Karl Marks-Komünist Manifesto )

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı devrim yolunda

  • İleti: 104
Iş saatleri kısaltılsın!
« Yanıtla #4 : 30 Nisan 2012, 13:17:58 »
Zaten atılmasında bu yüzden bir soru yok.Enerji kazandırıcı hamleler daima yapılmalı.Fakat dediğim tespit bence geçerliliğini sürdürüyor.İşçi sınıfının talepleri ve yapısı ile kendinize bayrak yaptığınız sloganlar örtüşmeli gündemi kazanacak güçte olmalıdır.Aksi halde sloganınız ne kadar doğru bir yeri işaret ediyor olursa olsun havada kalıyor.Bunun örneklerini daha önce de gördük.

Üretim aynı zamanda tüketim demektir fakat burjuvazinin açmazı sürekli daha fazla artı değer üretmek istemesi ve bunu yaparken dünya konjektöründen çok kendi bireysel çıkarlarını korumasıdır.Kapitalizmin çıkmazı zaten tam da toplumculuğun karşısına pür pireyselcilikle çıkmasıdır.Yani kriz dediğimiz olay kabaca zaten arzı karşılayacak bir talebin olmayışıdır.Artı değer sömürüsünün piyasaya sokamayacak kadar sermaye biriktirmesidir.Arz balonu şişerken alım gücü artmaz.Burjuvazi işçi sınıfını borçlandırma yoluna gider fakat alım gücü zaten olmayan işçi sınıfı için bu geçici bir önlemdir.Bir süre sonra,yani boçların geri ödemez büyüklüğe geldiğinde,kriz kaçınılmaz olur.

Bahsettiğin artı değer sömürüsünün artması da bu ikilemin içinde bir şey.

Sonuçta üretilen ürünlerin pazarda alıcı bulması,satılması ve artı değerin bu döngüde yeniden sermayeye eklemlenmesi gerekir.(Veda)

Mesele de zaten kapitalizmin bireyci sürecinin bu ilkeyle çelişmesidir.Ve bu kroniktir.Kapitalizmin kaçınılmaz kriz sorunu artı değerin biriktirdiği aşırı sermaye birikiminden yani artı değerin kendisinden ayrıksı değildir.Aksi halde bu burjuva iktisadi bir değerlendirme olurdu.

Çevrimdışı sabri

  • İleti: 99
Iş saatleri kısaltılsın!
« Yanıtla #5 : 30 Nisan 2012, 15:35:30 »
İşgünün kısatılması mücadelesi, gerçek özgürlük ve toplumsal kurtuluş  mücadelesinin temel önkoşuludur.

Alıntı
Gerçekte özgürlük alemi ancak, emeğin zorunluluk ve günlük kaygılarla belirlendiği alanın bittiği yerde fiilen başlamış olur; demek ki bu alem, eşyanın doğası gereği, fiili maddi üretim alanının ötesinde bulunur. Tıpkı vahşi insanın, gereksinmelerini karşılamak, yaşamını sürdürmek ve yeniden-üretmek için doğayla boğuşmak zorunda olması gibi, uygar insan da aynı zorunluluk içersindedir ve bunu da bütün toplumsal biçimlenişler içersinde, akla gelen her türden üretim tarzları altında yapmak durumundadır. İnsanın gelişmesiyle birlikte, duyduğu gereksinmeler artacağı için bu fiziksel gereksinmeler alanı da genişler, ama aynı zamanda da, bu gereksinmeleri karşılayan üretici güçler de artar. Bu alanda özgürlük ancak doğanın kör güçlerinin önüne katılmak yerine, doğayla olan karşılıklı ilişkilerini rasyonel bir biçimde düzenleyen ve doğayı ortak bir denetim altına sokan toplumsal insan, ortaklaşa üreticiler tarafından gerçekleştirilebilir; ve bu, en az enerji harcamasıyla ve insan doğasına en uygun ve en layık koşullar altında başarılır. Ama gene de bu, bir zorunluluk alemi olmakta devam eder. Gerçek özgürlük alemi, kendi başına bir amaç olarak insan enerjisinin gelişmesi, bunun ötesinde başlar; ama bu da ancak temelindeki bu zorunluluklar alemi ile serpilip gelişebilir. İşgününün kısaltılması onun temel önkoşuludur.

http://www.kurtuluscephesi.com/marks/kapc340.html#00z