KÜLTÜR & SANAT, FİLM & MÜZİK > Biyografiler

Jack London

(1/1)

green arrow:
“Martin Eden benim. Martin Eden bireyci olduğu için öldü, bense sosyalist olduğum, toplumcu bir düşünceye sahip olduğum için hayattayım.”
Jack London
Amerikalı yazar (1876-1916). XIX. yy. sonları. Amerikan tarihinin en zengin dönemlerinden biridir: batıya hücum, bir destan genişliği kazanırken, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa karşısında bağımsızlığına kavuştu ve bu tarihten sonra olağanüstü bir sanayi kalkınması başladı. Ne var ki bu iktisadi ilerleme, bankalar tarafından iflâsa sürüklenen küçük çiftçilerin ve giriştikleri grevler şiddetle bastırılan işçilerin sırtına dayanılarak gerçekleşti.

Jack London'ın hayatı işte bu hareketli olayların içinde geçti. San Francisco'da, çok yoksul bir ailede dünyaya gelen J. London, daha 11 yaşındayken çalışmak zorunda kaldı. Serüven hevesiyle önce denizci, Büyük Kuzey'de altın arayıcısı oldu, sonra Mançurya'ya savaş muhabiri olarak gitti, gazetecilik yaptı. Üniversitede geçirdiği kısa bir dönem ona edebiyatı tanıma olanağını verdi ve roman yazmağa heveslendi. Böylece yazıp yayımladığı elli kadar kitabın başarısıyla zengin oldu. Ama alkolizme sürüklenerek hastalandı ve sonunda, kırk yaşındayken, Kaliforniya'daki görkemli villasında intihar etti.

Jack London her şeyden önce, özellikle gençler için serüven romanı yazan bir yazar olarak tanınır. Gerçekten de, eserlerinin büyük bir kısmı eski arkadaşlarının, deniz adamlarının veya yerleşmek için Alaska'ya akın edenlerin hırslı yaşantısını anlatır.

Ama Jack London, Kipling gibi yalnız gençliğe seslenen bir yazar değildir. Aynı zamanda yeteneğini ve deneylerini, savunduğu dava uğrunda kullanan inanmış bir sosyalisttir; bu amaçla yazdığı eserler az tanınmış olmakla birlikte diğerleri kadar ilgi çekicidir. Bunlarda paraya tapan bir toplumun kurbanı küçük insanların acıklı ve mutsuz evrenini anlatır. Romanlarının kahramanları, açlıktan ölmemek için ister istemez yasa dışı bir yaşama mahkûm edilmiş işsizler ve serserilerdir. Jack London bu siyasal tutumunu grevlere ve protesto yürüyüşlerine katılarak eylem alanında da göstermiştir.



Yazdıklarının hemen hemen hepsi geçirdiği yaşam deneyimlerine dayanmaktadır. Yoksul ama hiçbir zaman aç kalmamış bir ailenin oğlu olarak çok küçük yaşta çalışmaya başladı. Daha ortaokuldayken gazete satıcılığı yapmış, ortaokulu bitirir birtirmez de bir konserve fabrikasında işe girmişti. On sekiz yaşına bile gelmeden birçok iş değiştiren London ‘midye korsanlığı’nı, kıyı polisliğini, gemilerde tayfalığı denedi. Denizcilik anılarını yansıtan bir ‘deneme’ ile bir derginin açtığı yarışmayı (ve yirmi beş dolarlık ödülü) kazandığında on yedi yaşındaydı.

Bu olaydan sonra yazar olmaya karar veren London, yıllar yılı hiçbir başarıya ulaşamadan çalıştı durdu. Ülkesinin toplmsal sorunlarının bilincine çok genç yaşta varmıştı. İnancı doğrultusunda birçok eyleme ve ‘yürüyüş’e katıldı. Bir yandan da günlük gereksinimlerini karşılamak için çalışmak zorundaydı ama her zaman iş bulamıyor, bulduğu işlerde de fazla dayanamıyordu. ‘Boşgezer’likten tutuklanıp bir ay hapis yattı. Altın aramak için Alaska’ya gitti. Amerika tarihinin o ünlü ‘Altına Hücum’ olayında pek az kişi zengin olabilmişti ve London bunlardan biriydi. Bir dirhem altın tozu bile bulamamıştı yazar, ama yıllar sonra, geçirdiği serüvenleri yazarak zengin çıkacaktı bu olaydan...

Yazar olarak ilk gerçek başrısını 1898 yılında California’ya döndükten sonra kazandı. Öykülerini dergiler kapışmaya başlamıştı artık. O günden öldüğü güne değin ‘günde 1000 sözcük yazma’ kuralını hiç bozmadı. Edebiyat tarihinin en üretken yazarlarından biri oldu böylece... Ama içindeki serüven ateşi hiçbir zaman sönmedi. Belki de bu yüzden, ülkesinin en ünlü, en çok para kazanan yazarlarından biri olmasına karşın borçtan bir türlü kurtulamadı ve genç yaşta ‘yıkılmış’ bir adam olarak öldü.

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git