Gönderen Konu: HDK Programı ve 1. Genel Kurul Sonuç Bildirgesi  (Okunma sayısı 8559 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3096
HDK Programı ve 1. Genel Kurul Sonuç Bildirgesi
« Yanıtla #15 : 19 Mayıs 2012, 19:49:29 »
Şibusa Arkadaş!
Hilmi Fırat'ın Çatı Partisi ile ilgili yazdıklarıyla,bizim HDK konusunda yazdıklarımız arasında bir tezatlık bulamadım.
Nedeni de bizim zaten HDK içersinde bir Çatı Partisi örgütlenmesini doğru bulmadığımız.
Yazdıklarımızla ortada!
Özellikle de HDK içersindeki bileşenlerin ÖRGÜTSEL BAĞIMSIZLIĞI üzerinde israrla durduk ve bunun altını bir kaç kez çizdik.
Yeniden söylüyoruz,bu yapılanma KOMÜNİSTLERİN BİRLİĞİ değildir.
Bu yapılanma bir PARTİ değildir.
HDK yapılanması içersinde, hiç bir siyasal oluşum ULUSAL HAREKET'İN yedeğine girmiyor.
Kendi örgütsel bağımsızlıklarını koruyarak,sınıf hareketi ile ulusal hareket arasında bağ kurmaya çalışıyor.
Sanırım Marks'ın İrlanda ile ilgili yazdıklarını,yine Lenin'in ULUSAL HAREKET ile ilgili yazdıklarını Hilmi Fırat'a bir kez daha anımsatnak gerekiyor.
Marks İngilteredeki sınıf hareketinin manivelası olarak,İrlandadaki ULUSAL HAREKETİ görmüştür.
Lenin ise UKKTH nı koşulsuz,ayrılma hakkınıda içerecek biçimde savunmadan EKKTH(Emekçilerin Kendi Kaderini Tayin Hakkı) nın önünü açamazsınız demiştir.
Yine Marks Bir başka ulusu ezen bir ulus asla özgür olamaz derken bu konuya son noktayı koymuştur.
Buradan çıkan sonuç bana göre Ülke halklarının özgürlüğünün koşulunun KÜRT HALKININ ÖZGÜRLÜĞÜ olduğudur.

veda
« Son Düzenleme: 19 Mayıs 2012, 21:03:23 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3096
HDK Programı ve 1. Genel Kurul Sonuç Bildirgesi
« Yanıtla #16 : 20 Mayıs 2012, 16:10:22 »
HDK konusunda yazdıklarımız hep olması gerekenle,HDK nın başlangıçta ortaya koyduğu hedefle ilgiliydi!
Neydi bunlar?
HDK nın, Sınıf Hareketi ile Ulusal Hareket arasında bir bağ oluşturacak,toplumsal muhalefeti bir araya getirmeye çalışacak,içersinde yer alan bileşenlerin programatik ve örgütsel bağımsızlığını koruyacağı bir yapılanma,yerel erk odakları,tüm ülke çapına yaygınlaşmış HALK MECLİSLERİ olması gerekliliğiydi.
Oysa yaşanan süreç,bizim olmasını istediklerimizin dışında gelişiyor.
Gelinen bu noktada ne yazık ki HDK ların son kongre kararları ile bu hedeften saptırılmak istendiği görünüyor.
Özellikle Çatı Partisi kurulması yönünde ortaya çıkan ağırlıklı görüş,bu savımızın dayanağını oluşturuyor.
Çatı Partisi girişimi,iki yönden çok sakıncalı.
Bunlardan birincisi,liberal ve reformist hareketlerin bu parti altında kendilerine alan bulabileceği,bir diğeri ise KÖH hareketinin reforme edilerek,burjuvazinin çizdiği,ve sınırlarını belirlediği alanlara kapatılarak,bugün KÖH tarafından ortaya konan enerjinin ortadan kaldırılması.
Bence HDK yapılanmaları bizler için kaçırılmaması ve bir an önce asıl amacına uygun yaşama geçirilmesi gereken yapılanmalar.
Yaşamın şaşmaz pratiği bize bu yapılanmayı DAYATIYOR.

veda
« Son Düzenleme: 20 Mayıs 2012, 20:21:29 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1836
'Kongre nehir yatağı, parti regülatör olacak'
« Yanıtla #17 : 20 Mayıs 2012, 21:06:57 »
'Kongre nehir yatağı, parti regülatör olacak'

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Yürütme Kurulu Üyesi Gencay Gürsoy ve BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, HDK'nın geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirdiği genel kongresini ve parti kurulması yönündeki kararını Emek Dünyası'na değerlendirdi.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) genel kurulu Ankara'da yüzlerce delegenin ve demokratik sivil toplum kurumu temsilcisinin katılımı ile gerçekleşti. İki günlük genel kurulun sonunda yayımlanan sonuç bildirgesi ile bir seçim partisi kurulacağını duyuran HDK'yı, HDK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr.Gencay Gürsoy ve BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Emek Dünyası'na değerlendirdi.
Ertuğrul Kürkçü, kurulacak olan partinin Türkiye halkları, emekçileri, bütün ötekileri açısından çok önemli bir talep taşıyıcı misyonu olduğunu vurgularken, Gürsoy, "Cumhurbaşkanlığı seçimi ve yerel seçimlere, iç hukuku sıkıntı yaratmayan bir parti yapısıyla girmenin avantajlarını unutmamak gerekiyor.  Bu  ilk deneyimden  yüz akıyla çıkılabilirse  ilk genel seçimlerde, toplumsal muhalefet güçlerinin ve demokratik Kürt özgürlük hareketinin ortaklaşa  yaratacağı sinerji  HDK'yı  barışın ve demokrasinin vazgeçilmez  bir aktörü haline getirebilir" diyor.
'HDK, CİDDİYE ALINMASI GEREKEN BİR KARARLILIKTIR'
Genel kurulun tepeden inmeci, yukarıdan belirlenmiş değil büyük ölçüde aktivistlerden oluştuğuna dikkat çeken Kürkçü, bu açıdan genel kurulun çok umut verici olduğunu düşünüyor. Tabandan çok fazla sayıda katılımın olmasının önemli olduğunu vurgulayan Kürkçü, bu kongrede daha önceki kongrede görülen kimi anlaşmazlıkların giderildiğini ve daha işe yarar kararlar alındığını ifade ediyor. Gürsoy da tıpkı Kürkçü gibi beklenin üzerinde katılım olduğuna dikkat çekiyor. HDK Genel Kurulu'nun, bu ülkede siyasi hayata soldan müdahale etme konusundaki umutların iyice yıprandığı, polis zulmünün alabildiğine yaygınlaştığı, yargının düpedüz iktidarın baskı aracı haline geldiği bir ortamda,   beklenenin çok üstünde bir katılımla toplanmasının ciddiye alınması gereken bir kararlılık olduğunu ifade eden  Gürsoy, "Ülkenin dört bir yanından gelen ve iki gün boyunca bıkıp usanmadan sorunları ve çıkış yollarını tartışan bu insanların HDK' yı önümüzdeki bir yıl içinde, siyasi hayata müdahale yeteneğine sahip bir güç haline getirmesinin boş bir hayal olmadığını düşünüyorum" diyor ve "Yeter ki geçmiş deneylerden doğru dersler çıkartılsın ve  solun  geleneksel yapısal illetlerinden arınılabilsin" diye ekliyor.
'KONGRE NEHİR YATAĞI, PARTİ REGÜLATÖR'
Kürkçü, HDK'nın ilkesel olarak hre zaman parti kurma gibi bir fikri olduğunun altını çiziyor. "Kongre esastır" diyor. Kongrenin farklı muhalefet düzeylerinin ortaklığı ile yerel meclisler aracılığı ile kendilerini ifade edenlerin yani doğrudan hayatın içinden gelenlerin yer bulduğu bir alan olduğuna dikkat çeken Kürkçü, "Partinin böyle görevleri yoktur. Parti HDK'yı, bizi seçimlerde temsil eder. Partinin bundan yüksek anlamı yoktur. Kongre nehir yatağı parti regülatör" diyerek parti ve HDK arasındaki farka vurgu yapıyor.
'HDK BARIŞIN VE DEMOKRASİNİN VAZGEÇİLMEZ AKTÖRÜ OLABİLİR'
Parti kurma düşüncesine ilişkin konuşan Prof. Dr. Gürsoy, önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimi ve yerel seçimlere , iç hukuku sıkıntı yaratmayan bir parti yapısıyla girmenin avantajlarını  hatırlatıyor.  HDK'nın bu  ilk deneyimden  yüzakıyla çıkılabilirse  ilk genel seçimlerde, toplumsal muhalefet güçlerinin ve demokratik Kürt özgürlük hareketinin  ortaklaşa  yaratacağı sinerji , HDK'yı  barışın ve demokrasinin vazgeçilmez  bir aktörü haline getirebileceğini ifade eden Prof. Dr. Gürsoy, Avrupa'daki son seçim sonuçlara bakıldığında, bölgedeki siyasal gelişmelerin de bunun için uygun bir siyasi iklim yarattığını vurguluyor.
'PARTİ OLMADAN POLİTİKA YAPMAK OLDUKÇA ZOR'
Parti olmadan politika yapmanın zor olduğuna dikkat çeken Kürkçü, "Bir parti ile var olan sistem demokratikleşmez bizim öyle bir iddiamız yok. Parti demokrasinin bir aracı olabilir. Demokrasi de halkın özgürlüğü için bir araç. Her bakımdan ne demokrasi, ne oligarşi, halk kendi kendisinin efendisi olacak. İlk elden parti, HDK'nın taleplerini politik alana taşıyacak, HDK'nın programını gündeme taşıyacak" diyerek HDK'nın hedeflerini anlatıyor.
'PARTİ KAÇINILMAZ BİR İHTİYAÇ'
"Emekçiler için, mağdurlar için, can çekişen doğa için, barışa susamış insanlar için böyle bir partinin sadece "ihtiyaç" değil, "kaçınılmaz bir ihtiyaç", hatta bir "mecburiyet" olduğunu düşünüyorum" diyen Prof. Dr. Gürsoy, "Bütün mesele bu ihtiyacı ortak bir siyasi talep halinde örgütleme becerisini gösterebilmektedir" diyerek başka bir boyuta dikkat çekiyor.
Gürsoy son olarak şunları aktarıyor: "İktidar güçlerinin bütün pervasızlığına karşın, gelecek genel seçimlerde % 10 seçim barajının bir  kez daha uygulanabileceğine kesin gözüyle bakmamak lazım. Ben baraj kalsa bile önümüzdeki dönemin siyaset ikliminin güçlü bir sol ittifaka bu lanet barajı aşma olanağını verebileceğini düşünüyorum. Kaldı ki    % 1o barajının devam ettiği koşullarda böyle bir parti yapısıyla seçime bağımsız girmenin sağlayacağı kolaylıkları da unutmamak gerek"

Emek Dünyası
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3096
HDK Programı ve 1. Genel Kurul Sonuç Bildirgesi
« Yanıtla #18 : 20 Mayıs 2012, 21:15:40 »
HDK konusunda yazdıklarımız hep olması gerekenle,HDK nın başlangıçta ortaya koyduğu hedefle ilgiliydi!
Neydi bunlar?
HDK nın, Sınıf Hareketi ile Ulusal Hareket arasında bir bağ oluşturacak,toplumsal muhalefeti bir araya getirmeye çalışacak,içersinde yer alan bileşenlerin programatik ve örgütsel bağımsızlığını koruyacağı bir yapılanma,yerel erk odakları,tüm ülke çapına yaygınlaşmış HALK MECLİSLERİ olması gerekliliğiydi.
Oysa yaşanan süreç,bizim olmasını istediklerimizin dışında gelişiyor.
Gelinen bu noktada ne yazık ki HDK ların son kongre kararları ile bu hedeften saptırılmak istendiği görünüyor.
Özellikle Çatı Partisi kurulması yönünde ortaya çıkan ağırlıklı görüş,bu savımızın dayanağını oluşturuyor.
Çatı Partisi girişimi,iki yönden çok sakıncalı.
Bunlardan birincisi,liberal ve reformist hareketlerin bu parti altında kendilerine alan bulabileceği,bir diğeri ise KÖH hareketinin reforme edilerek,burjuvazinin çizdiği,ve sınırlarını belirlediği alanlara kapatılarak,bugün KÖH tarafından ortaya konan enerjinin ortadan kaldırılması.
Bence HDK yapılanmaları bizler için kaçırılmaması ve bir an önce asıl amacına uygun yaşama geçirilmesi gereken yapılanmalar.
Yaşamın şaşmaz pratiği bize bu yapılanmayı DAYATIYOR.

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3096
HDK Programı ve 1. Genel Kurul Sonuç Bildirgesi
« Yanıtla #19 : 24 Mayıs 2012, 20:31:20 »
A.Can arkadaşın 2011 yılında HDK ile ilgili bir yazısını sunuyorum.
veda




Ortak Düşmana Karşı Ortak Mücadele!
Ama Doğru Araç ve Yöntemlerle!

A.Can

Türkiye işçi sınıfının ve Kürt halkının çıkarları ortaktır. Sorun bu ortaklığı mücadele içinde doğru araç ve yöntemlerle ete kemiğe büründürmektir.

Komünistlerin İvedi Görevinde yazdıkları gibi, komünistler, Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı’nı (UKKTH) “ikircimsiz savunulması gereken tarihsel-siyasal bir hak” olarak görüyor, Kürt sorununa da bu temelde yaklaşıyorlar. “Yalnızca ezen-ezilen ulus ilişkisinin ezilen ulus lehine çözümü için değil, aynı zamanda, sınıf mücadelesinin üzerini örterek sonul kurtuluş bilincini karartan ulusal çatışmalara son verecek, halkların gönüllü birliğine giden yolu açacak tek gerçek çözümü içerdiği için”  bu hakkı ödünsüz savunuyorlar.
Geçmişte komünistler sınıf mücadelesinin öne çıkardığı tarihsel fırsatı doğru değerlendiremediler. İşçi sınıfı hareketi ile Kürt halkının özgürlük mücadelesi birleşemedi, ayrı mecralardan aktı, şekillendi. Bugünkü somut durum ise özetle şöyledir:
1.   Kürt halkı özgürlük ve eşit haklar talebiyle burjuvaziye karşı kıyasıya örgütlü bir mücadele yürütmektedir.
2.   Emperyalist burjuvazi, değişen güçler dengesinin yarattığı boşluğu Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Türkî Cumhuriyetlere kadar uzanan geniş bir coğrafyada yeni Osmanlıcı bir stratejiyle nüfuzunu artırmak için değerlendirmekte, gerektiğinde silaha davranmak üzere savaş hazırlığı yapmaktadır.  Devlet kurumlarında yakın zamana kadar süren dönüşüm bu ihtiyacın bir gereği olarak başlamış ve nihayet tamamlanmıştır.
3.   Burjuvazinin demokratik açılım siyasetinin sadece 12 Haziran seçimlerine yönelik bir taktik olduğu, seçimlerin akabinde Kürt hareketi ile bir süredir sürdürdüğü diyalogu neden göstermeksizin keserek doğrudan imhaya yönelmesiyle belli olmuştur.
4.   Gerçekte emperyalist burjuvazi şu üç nedenle ve yeni değil, baştan beri Kürt hareketini tasfiye etmek istiyor:
a)   Ulusal bir hareket olmasına ve doğal olarak mücadele hedefleri geniş emekçi yığınların özlemleriyle tam olarak örtüşmemesine rağmen, Türkiye işçi sınıfının, komünistlerin verili durumu nedeniyle, mevcut koşullar onu gericiliğin, emperyal heveslerin önünde somut, savaşan tek toplumsal muhalefet konumuna yükseltmiştir. Burjuvazi Kürt hareketini ezerek toplumsal muhalefeti ezmek istiyor.
b)   Burjuvazi, karşısındaki gücün yalnızca bir ulusal hareket olmadığının, toplumsal tabanının kent ve kır yoksullarından oluştuğunun farkında. Bu nedenle ulusal bağlamda kimi ödünler verse bile, ardından gelmesi hiç de sürpriz sayılmayacak sınıfsal talepleri karşılayamayacağını, hepten denetimi yitirme riskinin olduğunu iyi biliyor ve doğal olarak o kapıyı hiç aralamak istemiyor.

c)   Nihayet her egemen güç gibi, bizim burjuvazi de egemenlik alanında gücünü bir başkasıyla paylaşmak, hele de emperyalist heveslerini açıkça itiraf ettiği bir sırada demokratik özerklik gibi bir “uru” haklı(!) olarak bağrında taşımak istemiyor.
5.   Kürt halkı burjuvazinin saldırısına karşı Türkiye emekçi halkıyla bağlaşıklık kurmaya çalışıyor. Haziran 2011 seçimlerine Emek ve Demokrasi Bloğu içinde katılması ve sonrasında bu bloğun bütün toplumsal muhalefet hareketlerini birleştirmeyi hedefleyen bir harekete dönüşmesi bu niyet ve çabaların bir ürünüdür.
6.   Türkiye işçi sınıfı, giderek derinleşen krize karşı evrensel ölçekte dünya emekçilerinin yükselen eylemliliğine sessiz kalması bir yana, özellikle de ulusal sorun bağlamında tümüyle burjuvazinin ideolojik etkisi altında, milliyetçi şoven önyargılarla hareket ediyor.

“Türkiye işçi sınıfı ile Kürt yoksulları ve emekçileri arasında devrimci ve kalıcı bir bağlaşıklığın kurulabilmesini başarmanın ilk koşulu, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkının ikircimsiz bir tutumla benimsenmesi ise, ikinci koşulu, işçi sınıfının kendisini yeniden politik bir güç odağı olarak örgütlemesidir.”

Bu koşullarda 15-16 Ekim’de ilk kongresini yapan ve kuruluşu ilan edilen Kongre Hareketine karşı komünistlerin takınacakları tutum yürüttükleri öncü faaliyet ve misyonla tutarlı, bilinçlerin bulanmasına izin vermeyecek açıklıkta olmalıdır.
İhtiyaç belli, düşman ortaktır!
Kürt halkı yürüttüğü özgürlük ve eşit haklar mücadelesinde, emperyalist burjuvazinin artık gizlemediği tasfiye politikasına karşı Türkiye işçi sınıfını yanında görmek istiyor.
Komünistler, sermaye egemenliğine karşı siyasallaşmış bir işçi hareketi yaratmak, devrimin politik ordusunu örmek, bunun için Kürt halkıyla Türkiye işçi sınıfı arasında kalıcı bir bağlaşıklık kurmak istiyorlar.
Çözüm de bellidir!
Türkiye işçi sınıfını hem Dünya emekçilerinin yükselen mücadelesiyle hem de Kürt halkının özgürlük mücadelesiyle buluşturacak mücadele hedefleriyle ayağa kaldıracak bir emek odağının örgütlenmesidir.
Bu somut çözümün ilk adımı Kongre Hareketinin komünistler yönünden bir başka likidasyondan öte anlamı olmayan siyasi parti olma arayışlarından vazgeçmesidir.
Kongre toplumsal muhalefetin mücadele birliğini sağlayacak, burjuvaziye karşı emekçi halkın güvenini kazanacak bir emek odağını, örgütlenme biçimi ve mücadele hedefleri üzerinde anlaşarak vakit kaybetmeden yaşama geçirmelidir.
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET