Gönderen Konu: Özgürlükler  (Okunma sayısı 21499 defa)

0 Üye ve 5 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Vurgun

  • İleti: 839
İlköğretimde 'hacamat' skandalı
« Yanıtla #30 : 28 Nisan 2012, 23:18:29 »
İstanbul''daki kamu kurumlarının yanı sıra 3 bin 500 okula ücretsiz dağıtılan 7 bin tirajlı "Okulların Sesi" adlı dergide, çocuklara, 'hacamat yaptırmaları' tavsiye edildi...

İstanbul''daki kamu kurumlarının yanı sıra 3 bin 500 okula ücretsiz dağıtılan 7 bin tirajlı "Okulların Sesi" adlı dergide, ilköğretim çağındaki çocuklara, "dikkat dağınıklığı ve unutkanlık" sorununu çözmek için hacamat yaptırmaları tavsiye edildi.

Habertürk'ün haberine göre; yayın kurulunda İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü Ar-Ge Birimi'nden Yusuf Çopur ile Bağcılar Milli Eğitim Şube Müdürü Aziz Erdoğan'ın da yer aldığı dergide "hacamat", doğal tedavi uzmanı Süleyman Gök tarafından anlatıldı. Dergide "hacamat", damarlardaki kirli kanın jiletle kesilerek vücuttan atılması olarak tanımlanırken, 70 derde deva olduğu belirtildi.


Birgün
Serhildan jiyane
HER YER TAKSIM HER YER DIRENIS

Çevrimdışı Vurgun

  • İleti: 839
Özgürlükler
« Yanıtla #31 : 28 Nisan 2012, 23:25:02 »
Desenize Müslümcülerin bir bildigi varmis da kendilerini jiletleyip duruyorlarmis.Eh dogru söze ne hacet onun icindir ki fosillesmisler:D
Serhildan jiyane
HER YER TAKSIM HER YER DIRENIS

Çevrimdışı Prometheus

  • İleti: 283
Özgürlükler
« Yanıtla #32 : 11 Mayıs 2012, 13:50:53 »
Pepe, dindar nesil için abdest alıp, namaz kılacak


Diyanet İşleri Başkanlığı ile TRT arasında yapılan anlaşmanın ardından TRT Anadolu, Diyanet'e tahsis edilirken, yedi gün yayın yapacak kanalda çizgi filmle dini bilgiler verilecek.

AKP’nin dindar nesil projesinin önemli adımlarından olan Diyanet TV için devlet televizyonu olan TRT Anadolu, Diyanet İşleri Başkanlığına tahsis edildi. Yedi gün yayın yapacak kanalda, dini bilgiler verecek çizgi filmler yer alacakken, cuma namazları da naklen verilecek.

Haftada 84 saat dini yayın yapılacak
Cumhuriyet gazetesinden Fırat Kozok'un haberine göre, TRT 3 üzerinden yayımlanan Meclis TV yayınlarını haftada 3 gün 5’er saatle sınırlayan TRT , TRT Anadolu’yu Diyanet’e tahsis etti. 17 Temmuz’da yayına başlayacak Diyanet TV, günde 12, haftada 84 saat tamamen dini yayın yapacak.

Naklen Cuma namazı, dini çizgi film
 Geri kalan 12 saatte ise Yerel Televizyonlar Birliği’nin belirleyeceği, ancak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınlarına aykırı olmayan programlara yer verilecek. Diyanet TV ’de naklen cuma namazı, gurbette dini yaşam, dini soruları yanıtlama gibi programların yanı sıra çizgi filmlere de yer verilecek. Bu kapsamda oluşturulacak çizgi film karakteri çocuklara abdest almayı, namaz kılmayı öğretecek.

17 Temmuzda yayına başlayacak
 TRT ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında önceki gün imzalanan protokolle çalışmaları başlatılan Diyanet TV 17 Temmuz’dan itibaren yayına başlayacak. Yayın dönemi öncesinde kanalın logosu ve program içeriği bir toplantıyla kamuoyuna açıklanacak. İlk etapta 12 saat yayın yapacak kanal başarılı olursa yayın süresi 24 saate çıkacak.

“Pepe benzeri bir karakter din bilgisi verecek”
 Protokolün imza töreninde kanalın yayın politikasına ilişkin bilgiler veren TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, TRT’nin ünlü çocuk çizgi filmi Pepe benzeri bir karakterin de Diyanet TV için oluşturulacağını belirterek şunları söyledi: “Belki Yusuf veya Yusufçuk gibi bir karakter öne çıkacak bizim TRT Çocuk’taki Pepe, Keloğlan karakteri gibi. Bu markalarla belki yavruların, çocukların dini, milli duygularını geliştirici çalışmalar üreteceğiz. Adı başka bir şey olabilir ama Yusuf, abdest alacak, namaz kılmayı öğrenecek, umreye gidecek, Kuran öğrenecek.”

Kanalda belgesel programlarına da yer vereceklerini anlatan Şahin, bu çerçevede ezan belgeseli, ihtida öyküleri, mihrap, minber, minare, mevlit, hac, camilerin yapılışı belgeselleri yayınlanacağını söyledi.

Şahin’in verdiği bu bilgilerin ardından gözler kanala ilişkin protokole çevrildi, ancak protokol “özel maddeler” içerdiği gerekçesiyle gizli tutuluyor.

soL Portal


Sağlığı da Diyanete emanet ediyorlar!



AKP sağlığı da Diyanete emanet ediyor. Gaziantep’in pilot bölge seçildiği yeni uygulamaya göre, yatalak hastalar, “manevi” destek talep edip, Diyanet görevlilerinden imam isteyebilecek. Başlangıç aşamasındaki uygulamayla birlikte, din görevlilerinin hastanelerdeki yetkilerinin zamanla artmasına bekleniyor.

Hastaların tedavi edilmesi gereken yerler olan hastaneler, artık din görevlileri eşliğinde helallik alınan ve imamların terapi yaptığı yerlere dönüşecek. Gaziantep'in pilot il seçildiği projeye göre, yatalak hastalar talep etmeleri halinde hastaneye din görevlileri girebilecek. Uygulama hastanelerde Diyanetin etkisini arttırmaya dönük ilk adım olurken, zamanla din görevlilerinin yetkilerin genişlemesi bekleniyor.

Hastanede din görevlileri terapi yapacak

Zaman gazetesinin haberine göre, artık Diyanet hastanelere de girecek. Gaziantep'in pilot il seçildiği projeye göre, yatalak hastalar talep etmeleri halinde hastaneye din görevlileri girebilecek ve hastayla terapi yapabilecek.

“Türkiye’nin her yanında müracaat alınacak”
 
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın pilot il olarak seçtiği Gaziantep’te konuya ilişkin açıklamalarda bulunan İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Metin Karakök, Türkiye'nin her yerinden müracaat alabileceklerini söyledi. Karakök, "Yatalak veya alzheimer gibi rahatsızlığı olan hastamız Hıristiyan ise papaz, Musevi ise haham, Müslüman ise Diyanet görevlileri veya gönüllü kuruluşlar aracılığıyla destek vereceğiz. Hastalığı nedeniyle çöken moralleri düzeltilecek. Helallik almalarını sağlayacağız, küsleri barıştıracağız. Dışarıdan gelmek isteyen olursa kapımız herkese açık olacak” dedi.

“Helalleştireceğiz”
 
Hastaların, helalleşmek istediği ve dargın olduğu kişilerle bir araya gelmesi için de çalışma yürüteceklerinin altını çizen Karakök, "İnsan bunları gerçekleştirmek ister ama bir türlü olmayabilir. Biz, sosyal açıdan da bu insanları birleştirip helallik almalarını sağlayacağız, küsleri barıştıracağız." ifadelerini kullandı.

“Dünya bir geçiş noktası asıl olan öbür dünya”

 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile ortak olarak hayata geçirilecek “Destek Tedavi Merkezi” projesine Gaziantep Müftülüğü de destek verecek.

Gaziantep Müftüsü Prof. Dr. Ali Bakkal, "O durumdaki bir insanın psikolojik olarak en büyük ihtiyaç duyduğu güzel şeyler söyleyecek bir insandır. Bu insana dünyanın bir geçiş noktası olduğunu, asıl hayatın öbür dünyada olduğunu hatırlatacak din görevlisinin olması gerekir. Bu görevli hastayı rahatlatacak ve ölüme hazırlayacaktır. Böyle bir çalışma önemli bir ihtiyacı giderecektir." dedi.

soL Portal

Çevrimdışı Vurgun

  • İleti: 839
Özgürlükler
« Yanıtla #33 : 12 Mayıs 2012, 21:43:26 »
Yarın ''Anneler Günü''nün kutlanacağını hatırlatan Erdoğan, bütün annelerin ''Anneler Günü''nü kutladı. Erdoğan, ''Ayaklarının altına cennet serilmiş olan annelerimiz, Allah sizden de razı olsun, Rabbim yavrularınızı size, sizi yavrularınıza bağışlasın diyorum. Ben yarın anneler gününü ilk kez annemsiz yaşayacağım ama Rabbime hamdolsun, bu ilk Anneler Günü'nü annemin baba ocağında, ekmeğini yediği, suyunu içtiği, havasını soluduğu Rize'de, rahmetli annemin evinde geçiriyorum. Allah ondan ve hepinizin annelerinden razı olsun, mekanları inşallah cennet olsun. Annelere hepinizin annelerine uzun hayırlı ömürler niyaz ediyorum'' dedi.

Bir posu icin 11 yil veridiginiz ögrencinin anasinin yüzüne nasil bakacaksiniz utanmadan .
Diger analarin peki.Genclik yerlerde sürüklenirken cezaevlerine atilirken kürt halkinin gencleri linc edilirken  sokak ortalarinda  ...
Sizler o analarin yüzlerine nasil bakacaksiniz.
Deprem paralarini  yerken  ve depremde insanlar ölürken sizin ihmalkarliklarinizla ,taseronlasma kanser gibi yayilirken ve isyeri katilleri türerken birbir siz o ölenlerin analarinin yüzüne nasil bakacaksiniz.
Cezaevleri gencecik insanlarla dolu tabutluk denilen tektip hücrelerinde diri diri ölürken o analarin yüzlerine nasil bakacaksiniz.
Dini kullanarak Madimakta yaktirdiginiz onca gencecik cocuklarin analarinin yüzlerine  bakabilecekmisiniz.
Bir gün gelecek o baris annelerinin cumartesi annelerinin ve sizin yüzünüzden ölmüs olan nice genclerin annelerinin tüküreginde bogulacaksiniz .
Hani cennet cehennem dersiniz ya iste bu yakada olmasa da öbür tarafta elleri yakanizda olacaktir.
Serhildan jiyane
HER YER TAKSIM HER YER DIRENIS

Çevrimdışı YürekAtışı

  • İleti: 257
Özgürlükler
« Yanıtla #34 : 14 Mayıs 2012, 14:39:54 »
Dünya Düzdür, Jiletlenmek İyidir, Kadınlar Cariye Ya da Köledir, Devrimciler Şeytandır, Bütün ötekiler Cehennemliktir, Hepimizin Ruhu Mundar Olmuştur, Özgürlük Budur! Ölürken dua edecekler, çok şükür helallik vereceğiz, arabalarımıza ceset torbaları koyacağız, işyerlerine tabutluk yaptıracağız, hatta muhakkak islami usüllere uygun mezarlıklar ve musalla taşı da isteriz, biz daha çok özgürlük isteriz, sorgusuz sualsiz emperyalist hayvanların emrinde cephelerde geberme ve gebertme özgürlüğü, anamızdan emdiğimiz terimiz kurumadan burnumuzdan gelmeli fabrikalarınızda, kardeşlerimizi boğazlamalıyız, onlarda bizi boğazlamalı, daha çok kardeşleşmeliyiz. Daha Çok Özgürlük İsteriz!
İNSAN...

Çevrimdışı Vurgun

  • İleti: 839
Özgürlükler
« Yanıtla #35 : 09 Haziran 2012, 23:00:05 »
MEB: Ortaokul ve liselerde türban serbest

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 4+4+4 sistemi ile ilgili hazırlanan kitapçıkta, seçmeli ders olarak okutulacak olan Kuran-ı Kerim dersinde türbanın serbest olacağı belirtildi. Böylece ortaokul ve liselerde türban yasal hale getirildi.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 4+4+4 eğitim sistemi ile ilgili hazırlanan kitapçıkta, sadece ders sırasında olmak üzere imam hatip okulları ve normal okullarda Kuran-ı Kerim derslerinde türbanın serbest olacağı ifade edildi.

İmam-hatip ortaokullarının bağımsız ortaokul olarak kurulmasına öncelik verileceğinin belirtildiği kitapçıkta, "bunun mümkün olmadığı durumlarda imam hatip liseleri ile birlikte kurulabilecek" denildi. Ancak bu durumda imam hatip ortaokulu öğrencileri ile imam hatip lisesi öğrencilerinin okul giriş çıkış kapıları ile bahçe gibi ortak kullanım alanlarının öğrencilerin yaş seviyeleri dikkate alınarak düzenlenmesi sağlanacak.

Gelecek yıldan itibaren imam hatip ortaokullarına kayıtlar e-okul üzerinden velilerin isteğine göre 4. sınıftan sonra yapılacak.

Yeni düzenlemeye göre ortaokulu tamamlayanlar veya liseye devam edenler isterlerse zorunlu eğitimlerini yaygın lise öğretiminde (açık lise) tamamlayabilecek.

Yatılı İlköğretim Bölge Okulları'nın (YİBO) yatılı kısımlarında sadece ortaokul (5, 6, 7 ve 8. sınıf) öğrencileri yatılı olarak kalacak. Birleştirilmiş sınıf uygulamaları 1, 2, 3 ve 4. sınıfları kapsayacak şekilde uygulanacak.

Kitapçıkta karma eğitimin şimdi olduğu gibi devam edeceği belirtilse de, "eğitimin türüne, imkan ve zorunluluklara göre bazı okullar yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılmaya devam edecek" denildi.

2012–2013 öğretim yılında 30 Eylül 2012 tarihi itibarıyla 5 yaşını tamamlayacak olan çocukların ilkokul 1. sınıf öğrencisi olarak kayıt yaptıracakları anımsatılarak, şu anda ilköğretim 5, 6 ve 7. sınıflarda okuyan çocukların ise yine aynı ilköğretim okullarında okumaya devam edecekleri kaydedildi.

Kanun yeterince tartışılmış!
Kitapçıkta, 'Kanun yeterince tartışıldı mı?' sorusuna ilişkin "TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu'ndaki çalışmalar süresince konuyla ilgili tüm sivil toplum örgütleri ve akademik çevrelerin görüş ve önerileri alınmak üzere dinlendiği" belirtilerek, "uygun olanların metne yansıtıldığı, genel kurul çalışmaları süresince de toplumdaki tartışmaların, değerlendirmelerin, önerilerin dikkate alınarak bazı değişikliklerin gerçekleştirildiği" kaydedildi.

Başbakan Erdoğan'ın da üyesi bulunduğu İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği ve Eğitim Bir-Sen gibi dinsel referanslı odakların talebi üzerine hızlıca Meclis'e taşınan 4+4+4 tasarısının komisyonlarda bile tam olarak görüşülmesine izin verilmemiş, muhalefet milletvekilleri iktidar milletvekilleri tarafından darp edilmiş, tasarı AKP, MHP ve 2 BDP'li vekilin oyları ile jet hızı ile Meclis'ten geçirilmişti. Yasaya itiraz eden binlerce öğretmenin Ankara'ya gelerek sözlerini söylemesi polis zoru ile engellenmek istenmiş, Ankara'ya ulaşan ve 2 gün boyunca Ankara sokaklarında yasaya tepkilerini gösteren öğretmenlere ise polis tazyikli su, biber gazı ve copla müdahale etmişti.

İtirazlar ideolojik!
"Niçin medya ve sivil toplum örgütleri bu konuya bu kadar olumsuz yaklaşıyorlar" sorusu ise kitapçıkta şöyle yanıtlandı:

"Bu düzenlemeye karşı çıkışları iki temel nedene dayandırabiliriz. Birincisinde ideolojik bir bakış vardır. Böyle düşünenler, bireysel ve kültürel farklılıkları bir potada eriterek tek tip insan yetiştirmek alışkanlığından vazgeçemiyorlar. Dünyayla rekabet etmek gibi bir amaç taşımıyorlar. İkinci neden ise bilgi eksikliği, yapılan değişikliğin objektif bir şekilde ve çok yönlü değerlendirilememesidir. Eğitim ile ilgili konularda bilimsel yeterliliği bulunmayan ve düzenlemeden habersiz ama kategorik olarak belirli bir taraf içinde olanların eleştirileri gerçeği yansıtmamaktadır."

4. Murat durmuyor: Alkol Kütahya’da da yasaklandı!





Başbakan Erdoğan’ın geçtiğimiz yıl yaptığı “içki yasağı görevimiz” açıklamasının ardından alkol yasakları birçok ilde hayata geçirilmeye devam ediyor. AKP’nin önce Afyon ardından Mersin Anamur’da aldığı alkol yasağı şimdi de Kütahya’da uygulamaya konuldu.

AKP’nin alkol yasağı yayılıyor. Son iki ay içinde önce Afyon ardından Mersin Anamur'da başlayan alkol yasağı Kütahya’da da uygulamaya konuldu.

Yasak hızlı başladı, lokaller kapatıldı
Son dönemde Afyon ve Anamur’daki içki yasaklarının ardından bir yasak da Kütahya’da hayata geçirildi. Kütahya'da bulunan tüm içkili lokaller kapatıldı.

İçkili lokal veya lokanta açmak isteyenlere şehir dışındaki boş tarlalar yer olarak gösterilirken, Belediye meclisinin aldığı bu kararın ardından Kütahya Valiliği derneklerden içki içilen lokallerin kapatılmasını istedi. Bu kapsamda Kütahya’yı Sevenler Derneği Lokali, Genç Kütahyalı Girişimciler Derneği, Beşiktaş Taraftarları Dayanışma Derneği, Kütahya Amatör Balık Avcıları Derneği ve Karadenizliler Kültür ve Dayanışma Derneği lokalleri kapatıldı.

Alkol yasakları 2005 yılındaki genelgeyle başladı
AKP’li İçişleri Bakanlığı’nın 2005 yılında valiliklere gönderdiği "içkili yerlerin belli bölgelerde toplanılması” başlıklı genelgeyle başlayan süreç tüm hızıyla sürüyor.

Söz konusu düzenleme 2005 yılında "Hükümet binaları, hapishaneler ve ıslahevleri, her tür mabet, dini kurum ve kuruluşlar, sanat müessesesi, maden ocağı, inşaat yerleri, patlayıcı, parlayıcı vb. maddeler üreten, satan yerlerin yakınında; otoyol ve karayollarınına 200, okul, ilk ve ortaöğretim yurdu ve anaokullarına 100 metreden yakın mesafede içkili yer bölgesi olamayacağı" şeklinde hayata geçerken, gelinen noktada yasaklar piknik alanlarına kadar genişletildi.

Padişah böyle buyurdu
Adeta Osmanlı Padişahı 4. Murat dönemini andıran uygulamaların talimatı Başbakan Erdoğan’dan gelmişti. 2010 Temmuz ayında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Küresel Sigara ile Mücadele 2010 Yılı Özel Ödülü’nü alan Erdoğan, ödül töreninde içki içenlere şöyle seslenmişti:

“Arkadaş, bu alkolü siz nereden elde ediyorsunuz? Bu meyvelerden filan elde edilmiyor mu bunlar? Üzümden elde etmiyor musun, ediyorsun. Diğer meyvelerde belli oranda yok mu, var. Onları ye.”

2005’den beri yasaklar genişleyerek sürdü
2005 yılındaki genelgenin öncesinde AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte başlayan içki yasağı düzenlemelerinde yasağın başladığı kimi yerler ve ilginç uygulamalardan bazıları şöyle:

-Antalya'da turistik yerlere fazla dokunulmazken; 2003'den beri içki yasağının fiilen uygulandığı Finike'den sonra Gazipaşa, Demre, Gündoğmuş, Korkuteli, Kemer, İbradı ve Kumluca'da da içki yasağı uygulanmaya başlandı.

-Denizli’de 2010 yılında belediye meclisi, içkili yerleri şehir dışına çıkarma kararı aldı. Denizli'nin AKP'li Belediye Başkanı Nihat Zeybekçi, "İçki sigaradan daha mı iyi de sigaranın içilmesi birçok yerde yasaklanıyor, konu alkol olunca medya ayağa kalkıyor. İçkili yerleri Kirişhane'ye taşıma kararı aldık, Türkiye yerinden oynadı. Denizli'de ise bu konu konuşulmuyor. Denizli halkının yapacağımız uygulamadan şikayeti yok" diyerek içkili yerleri il dışına taşıdı ve şehir merkezinde içkili yerlerin birçoğunu kapattı.

-Her yıl düzenlenen ve on binlerce insanın katıldığı Denizli Kefe Yaylası Şenlikleri’nde, 2008 yılından itibaren sigara ve içki içilmesi ve satılması yasaklandı.

-Ankara'da Büyükşehir Belediyesi, Göksu ve Mogan Parklarına "İçki satışı yasaktır" diye tabela astırdı.

-İstanbul'da da belediyeler içki yasağı yarışına girdi. Üsküdar Belediyesi, "vatandaşların rahat oturabilmesi" amacıyla halka açık yerlerde içki içenlere para cezası kesilmesi ve bu kişilerin adlarının belediyenin internet sitesinde teşhir edilmesi kararı aldı.

-Tarihi Moda İskelesi'nin restoranında içki servisi yasaklanınca da benzer ama daha kapsamlı ve uzun soluklu bir eylem yapıldı. Moda sakinleri haftalarca her cuma akşamı iskelede buluşarak içki yasağını topluca deldiler. Başbakan Erdoğan eylemcileri "Bunlar dünyayı o şişenin dibinden görenler" diye nitelendirdi ve içki içmeyenlere mahalle baskısı uygulandığını ileri sürdü.

-Yine İstanbul Galata’da içki içen vatandaşlara polis defalarca müdahalede bulunurken, yapılan saldırılar sonucunda alkol tüketimi yasaklanmaya çalışıldı.

-2009 yılında Çankırı’da da valilik şehir merkezindeki içkili yerlerin kapatılacağını açıkladı.

-2010 yılında Kabataş-Adalar seferi yapan vapurun, yolcuların içki içtiği öne sürülerek Kabataş'tan uzun süre kaldırılmadığı, başka bir vapurun gelip yolcuları almasından sonra Kınalıada'da polis tarafından içki araması yapıldığı ortaya çıkmıştı.

-2010 yılında AKP tarafından çıkarılan bir torba yasayla internet üzerinden alkol satışı yasaklandı.

-Ülke genelindeki neredeyse tüm sosyal tesislerde alkol satışı yasaklandı. Yasak ise birbirinden ilginç uygulamalara yol açtı. 2011 yılının Nisan ayında, Manisa'daki Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Rektörlüğü yanındaki sosyal tesislerde iki yıldan bu yana faaliyet gösteren restoranda içki satışı yasaklandı. Rektörlük, konu içki olunca kendisini belediyeye ihbar ederek ilginç bir uygulamaya gitmişti.

-Kürtaj yasağına ilişkin eksi 1 yaş önersi getiren ve “anne tecavüze uğrasa da kürtaj yaptıramaz” diyen TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Cevdet Erdöl, konu içki yasağına gelince de halk sağlığına olan düşkünlüğünü göstermişti. Erdöl, alkollü içki satan işletmelerin isim isim listesini isterken, gelen tepkiler üzerine halk sağlığı için bu adımı attığını açıklamıştı.

-AKP’nin alkol satışlarına ve alkollü mekanlara ilişkin tutumuna ilginç bir örnek ise dizilere dönük müdahalesi olmuştu. Bu kapsamda Behzat Ç’nin rakı içmesi olumsuzluk teşkil ediyor denilerek yasaklanmak istenmişti.

- Geçtiğimiz Nisan ayında Afyonkarahisar Valiliği’nin aldığı kararla kentin tamamına yayılan bir alkol yasağı kararı hayata geçirildi. Yasak kapsamında ilk gün 25 kişiye para cezası kesildi.

- Afyon’daki içki yasağının ardından bir yasak da geçtiğimiz günlerde Mersin’in Anamur İlçesi’nden geldi. Buna göre artık Anamur şehir merkezinde de içkili mekân olmayacak.

(soL - Haber Merkezi)
Serhildan jiyane
HER YER TAKSIM HER YER DIRENIS

Çevrimdışı Vurgun

  • İleti: 839
Özgürlükler
« Yanıtla #36 : 09 Haziran 2012, 23:42:38 »
Üc cocuk babasi olan Rasim Usta bugün biraz mutludur .Hayatinda mutlu olmasini gerektirecek bir olay  yasanmistir ici icine sigmaz.Yillardir üc kurus maas icin didinmis, cirpinmis; kanunlara ,patronlarina ,devletine karsi asla karsi gelmemis herdaim iyi vatandas olmaya calismistir. Devlet ne demisse yapmistir.Kul olmustur köle olmustur.Birgün ,zincirlerinden baska kaybedecek birseycigi olmadigini farkeder ve bu onu yeniden  diriltir .Yillar sonra da olsa artik devletin gercek yüzünü görmeye baslamis ve ilk defa devlete karsi suc islemek istemistir.Bu mutlulukla   evinin perdelerini ceker , kapinin kilitli oldugunu tekrar kontrol eder ;ve  cilingir sofrasi kurup demlenmeye niyetlenirken devlet baba sagolsun herdaim ensede oldugu icin masa altindan cikar ve siseyi kaptigi gibi torbasina koyar.

Rasim Usta agzi bir karis acik kalakalir ve sorar :
-Ayip degil mi  özel hayatima karisamazsiniz.Evimin kapilarini kapatinca siz iceri giremezsiniz .
Devlet baba cevap verir :
-Biz yataginin altinda da bekliyoruz, artik o kadar resmi olmaya gerek yok hem bu ne ki daha iyi günleriniz bunlar..
« Son Düzenleme: 09 Haziran 2012, 23:47:53 Gönderen: Vurgun »
Serhildan jiyane
HER YER TAKSIM HER YER DIRENIS

Çevrimdışı Vurgun

  • İleti: 839
Bakanlık'tan şok uygulama : 'Tebrikler kızınız hamile!..'
« Yanıtla #37 : 25 Haziran 2012, 20:55:09 »
Sağlık Bakanlığı'nın yeni uygulaması tepkileride beraberinde getirdi.


Sağlık Bakanlığı yeni yürürlüğe soktuğu uygulama ile hamilelik testi pozitif çıkan bayanların babasına ve eşine mesaj atmaya başladı.

Habertürk'te Ali Tezel'in yazısında göre gebelik testi sonucu eş ve babaya mesajlanıyor. Sağlık Bakanlığı, laboratuvarlardan hamilelik testi pozitif çıkanların listesini ve iletişim bilgilerini istemeye başlamış. Bakanlığın amacı ana-bebek ve çocuk sağlığını izlemek. Amaç güzel ama uygulama kötü. Bilgilerin verildiği aile hekiminin kadının hamile olduğunu cep mesajıyla baba veya eşe bildirmesi kişi güvenliği ve insan haklarına aykırı İsmi ben de saklı bir genç kız aradı; sosyal güvencesi babası üzerinden sağlanıyormuş ve geçen hafta hamilelik testine gitmiş. 3 gün sonra babasının cebine “Tebrikler, hamilelik testiniz pozitif çıktı, en kısa zamanda aile hekimine gidiniz” mesajı gelmiş. ‘Ali Bey böyle bir uygulama var mı?’ diye sordu. Ben de bilmiyordum ama araştırınca durum ortaya çıktı.
 

YÖNTEM YANLIŞ
Sağlık Bakanlığı, hamilelik testi yaptıran tüm laboratuvarlara yazı gönderip, testi pozitif çıkanların listesini ve cep telefonları dahil iletişim bilgilerini istemeye başlamış. Gelen bilgileri de aile hekimlerine verip, ailesi ve kendisi ile iletişime geçmesi isteniyormuş. Bahsi geçen olayda da babaya cep mesajını aile hekimi göndermiş. Sağlık Bakanlığı’nın amacı 224 sayılı Sosyalizasyon Yasası’ndan bu yana ülkemizde uygulanan şimdi de Aile Hekimliği Yasası gereğince aile hekimlerine verilen ana-bebek ve çocuk sağlığını izlemek ama yöntem yanlış. Yasalarımıza göre aile hekimleri kendilerine bağlı nüfustan hamile olanların hamileliklerinin sağlıklı geçmesini izlemek, doğumdan sonra da bebek ve çocuk sağlığını izleyerek doğru yöntem ve tedavilerle sürecin sağlıklı yürümesini sağlamakla görevli.

GİZLİLİĞE AYKIRI
Amaç güzel ama uygulama kötü, aile hekiminin evde bekâr genç kızın hamile kaldığını cep mesajı ile babaya bildirmesi ise hem kişi güvenliği hem de insan haklarına aykırı. Sonuçları da hiç istenmeyecek boyutlara, aile trajedilerine sebep olabilir.

AİLEYE BİLGİ ÖZEL HAYATA MÜDAHALE
Son günlerde kürtaj ve sezaryene kısıtlama getirilmesine ilişkin çalışmalarla ilgili tartışmalarda kadınlar “Benim bedenim benim kararım” derken, bir de hamilelik testlerinin hem devlete hem de aileye bildirilmesi konuyu daha da vahim hale getiriyor. Bir gebelik varsa kişi de gebeliği doğum ile sonlandırmak istiyorsa, kişi bağlı bulunduğu aile hekimine veya başka bir sağlık kurumuna müracaat eder. Hamilelik testi için kayıt da tutulabilir ama kadının isteği-izni olmadan test sonuçlarının ve kişinin özel bilgilerinin devlete ve aileye bildirilmesi yanlış.

Burjuva basin.
Serhildan jiyane
HER YER TAKSIM HER YER DIRENIS

Çevrimdışı yuksel

  • İleti: 68
Ynt: Özgürlükler
« Yanıtla #38 : 24 Temmuz 2014, 16:18:37 »
Din ile sosyalizm birlikte yürümüyor neden zorluyorlar anlamış değilim saygılı olmamız lazım olduk da ne oldu şımardılar tepemize bindiler fırsatı buldukça daha da binecekler.

Çevrimdışı Bahadir91

  • İleti: 56
Ynt: Özgürlükler
« Yanıtla #39 : 24 Temmuz 2014, 18:41:35 »
Alkolun ve cinselligin bir suc olarak algilanipta hirsizligin, sahtekarligin ve dolandiriciligin mubah ve olagan kabul edildigi ender toplumlardan birisiyiz sanirim.

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1840
Ynt: Özgürlükler
« Yanıtla #40 : 07 Haziran 2016, 14:53:02 »
Liseli kadınlar, öğrencisine “Kıyafetin tahrik edici, orucum bozulur” diyen müdürü teşhir etti

İstanbul Kadıköy Lisesi’nde gerici tutumu ve baskıları ile bilinen Müdür Mustafa Yavuz eteği kısa olduğu gerekçesi ile odasına getirttiği bir öğrencisine “Üzerindeki kıyafete bakamam, tahrik edici, bakarsam orucum bozulur”dedi, müdür yardımcıları ve öğretmenler sustu. Liseli kadınlar “Eğer susarsak, bu sözler, tacizler, tecavüzler devam edecek” diyerek “Tacizci Müdür Mustafa Yavuz’u teşhir ediyoruz” bildirisi dağıttı.



İstanbul Kadıköy Lisesi’ne geçtiğimiz yıl atanan ve özellikle liseli kadınlara yönelik baskıcı tutumuyla öne çıkan müdür Mustafa Yavuz,  eteğinin kısa olduğu gerekçesi ile Müdür Yardımcısı Ramazan Çoban tarafından odasına getirilen bir öğrenciyi  “Üzerindeki kıyafete bakamam, tahrik edici, bakarsam orucum bozulur” ifadesi ile taciz etti.

Öğrenci,  müdürün bu ifadesi üzerine durumu bildirmek ve tutum almasını istemek üzere Müdür Yardımcısı Fatma Oğuz’un yanına gitti ancak Oğuz’dan da “Olur mu öyle şey, bunu başkasına anlatma, o müdür sonuçta biz ne yapabilirz, ben ne yapayım, sen ne yapablirsin” yanıtını aldı.

Öğrencinin olayı ailesine anlatması üzerine Müdür’e “Siz kendi çocuğunuza bakınca tahrik mi oluyorsunuz” diyen aile üyeleri yanıtsız bırakıldı.




“Tacizci müdürü teşhir ediyoruz”

Bugün liseliler (7 Haziran) okul içinde “Tacizci Müdür Mustafa Yavuz’u teşhir ediyoruz”  başlıklı bir bildiri dağıttı.

Bildiride liseliler “Cansel ve birçok arkadaşımız okul idaresi, öğretmen, erkek egemen sistem tarafından susturulduğu için yaşamına son verdi. Ama biz susmayacağız, susarsak neler olacağını çok iyi biliyoruz. Eğer susarsak bu sözler, tacizler, tecavüzler yaşanmaya devam eder. Bu yüzden yapılan tacizlere, tecavüzlere, baskılara karşı susmayıp dayanışmayı büyüteceğiz. Çünkü şimdi ses çıkarma, harekete geçme zamanı. Şimdi dayanışma zamanı” dedi.

İdare bildirileri tek tek sınıflardan geri topladı. Liseli genç Umutçu Kadınlar Facebook sayfalarından “İdarenin tarı olayın üstünü öretmeye çalışmaktır. Şimdi ses çıkarma zamanı. tacizcileri liselerden kovacağız” dedi.

Gerici kuşatma

Öğrencilerin Sendika.Org’a verdikleri bilgiye göre, İstanbul Kadıköy Lisesi’ne geçen yıl atanan Müdür Mustafa Yavuz atandığı günden itibaren odasından kamera kayıtlarını izleyerek tespit ettiği kısa etekli öğrencileri Müdür Yardımcısı Ramazan Çoban’a yakalatıp,cezayla tehdit ediyor, disipline sevk ediyor. Okuldaki solcu öğrencilere sistematik baskı yaparken, dergi dağıtan öğrencileri görüntülemeye çalışıyor. Sakalı çıkan öğrencilerin sorgusuz sualsiz  fotoğrafını çekerek ceza ile tehdit ediyor.

http://sendika10.org/2016/06/liseli-kadinlar-ogrencisine-kiyafetin-tahrik-edici-orucum-bozulur-diyen-muduru-teshir-etti/
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.