Gönderen Konu: UKKTH ve Enternasyonalizm...  (Okunma sayısı 21899 defa)

0 Üye ve 6 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı gelenek

  • İleti: 120
UKKTH ve Enternasyonalizm...
« : 22 Haziran 2012, 18:03:14 »
Enternasyonalizm marlsistlerin temel bir sabitidir ve bu yüzden marksistlerin herhangi bir soruna işçi sınıfının uluslarası çıkarlarıyla çelişen bir teori-pratik geliştirmeleri düşünülemez. UKKTH konusu için de geçerlidir bu saptama. Sanırım bu başlıkta konuya hem bu çerçevede tarihsel gelişimiyle birlikte bakılabilir ve hem de günümüzde ülkemizde yaşadığımız kürt sorunu konusunda belli yaklaşımlar geliştirebiliriz.


İlkin, bir tanım yapılacaksa ulusal sorunun her şeyden önce ezilen ulusun her türlü ulusal ve demokratik hakkının kullanılmasından yana olmaktır denilebilir ki, bu ulusal hak kullanımının içine siyasi ayrılma hakkı da dahildir. 1913'te yazılan Stalin'in "Marksizm ve Ulusal sorun" adlı çalışması ile Lenin'in 1913'ten 1917'ye kadar yazdığı bu sorunla ilgili makale ve çalışmaları da aşağı yukarı bu tanımı işaret eder. Bir marksistin öncelikle ezilen ulusun böyle bir hakkı olduğuna karşı çıkması beklenemez. Bunu bir kenara koyalım.

İkinci olarak madem ki, marksistler her konuya olduğu gibi UKKTH konusuna da enternasyonal bir perspektiften bakma zorunluluğu içinde, enternasyonalizmin ne olduğu konusuna da açıklık getirmek gerekiyor.Bir kere şunu bir kez daha vurgulamakta yarar var: Enternasyonalizm sosyalistler açısından tartışmasız bir sabit durumundadır. Böyledir de, enternasyonalizm tam olarak nedir? Enternasyonalizm başka ülkelerin sorunlarına duyarlık göstermek veya empati kurabilmek midir? Ya da milliyetçiliğin karşı kutbu mudur? İşçi sınıfının uluslarası çıkarları dediğimizde bunları mı anlayacağız; bunlar mı anlaşılmalı?

Yanıtı bellidir bu sorunun."Hayır!" Kuşkusuz, enternasyonalizm bütün bunların hepsini de içerir.Ama bütün bu sayılanlar enternasyonalist bir tavır için yeterli gelmez. Enternasyonalizm her şeyden önce dünya devriminin çıkarlarını her şeyin üstünde tutmak demektir. Hangi soruna bakarsanız bakın, hangi süreci değerlendirmek isterseniz isteyin, marksist-leninist bakış size gereken yol göstericinin sadece marksist kuram olduğu ve bu yüzden her zaman ve her koşulda devrimci bir perspektife ihtiyaç duyulduğunu dayatır. Perspektifimiz bu değilse, herhangi bir soruna veya spesifik olarak kürt sorununda marksist bir perspektiften bakıldığını iddia etmek mümkün değildir.

Enternasyonal bakışı dünya devriminin çıkarları olarak koyduğumuzda ( ki öyledir) bu sürecin parçalı, kesintili, karmaşık, kopuşlu ve doğal olarak karmaşık bir süreç olduğunu da söylemek durumundayız. Sorunlara dünya devrimi açısından bakmak da bu çerçevede her halkayı ve özellikle kendi içinde bulunduğumuz halkayı Marksist-Leninist kuram çerçevesinde doğru anlamdırmak gereği ortaya çıkmaktadır.Ve bu nedenle, enternasyonalist tavır, ( kürt sorunu bağlamında) bütün ile parça arasındaki etkileşimi dünya devrimi çıkarları açısından değerlendirebilmekten geçmektedir. Peki, ülkemizde soruna bu açıdan yaklaşıldığını gözleyebilmek mümkün mü? En azından büyük bir çoğunluk için bu soruya "evet" yanıtını verebilmek mümkün mü? Bunun da yanıtı kocaman bir "hayır"dır.

Ve bu kadar "hayır"lı olan bir durumun türkiye işçi sınıfı açısından durumu açısından pek de hayırlı olmadığı kuşkusuz sorgulanması ve üzerinde titizlikle durulması gereken bir konu olduğu açıktır. Bu yüzden kürt sorununa yaklaşımın bir marksist açısından perspektifi sadece enternasyonalizmdir. Şimdi bu çerçevede bakıldığında ustalardan bir yığın alıntılarla süslenmiş yazıların "ayrılalım da ayrılalım" diye haykırmasını haklı görebilmek mümkün mü? Kürt ve türk halklarının birbirinden uzaklaştığıı koşulları veya kürt bölmesinin türkiye bütünününden koparılma çabalarının kürt ve türk yoksulunun ( türkiye işçi sınıfının) çıkarları açısından ilerletici ya da önaçıcı olarak görebilmek mümkün mü? Böyle bir sürecin her iki halk arasında düşmanlık, ve nefret üretmenin dışında dünya devrimine en ufak bir katma değer sağlayabileceğini iddia edebilmek mümkün mü? Böyle bir sürecin her iki "taraf"ta da milliyetçiliği yükselttiğini ve sürecin devamında giderek nefretten ve bir arada olamama duygusundan başka bir şey veremeyeceğini görebilmek o kadar zor mu? Nerede ve hangi koşullar altında olursa olsun, komünistlerin öncelikli görevi sınıf mücadelesini yükseltmek ve emperyalizme kendi bastıkları zeminde en ileri karşı koyuşu gerçekleştirmekse, ve enternasyonal duruş bundan başka bir anlama da gelmiyorsa, kürt ulusal hareketine endeksli bir siyasetin böyle bir çaba için yeterli olduğunu söyleyebilmek mümkün olabilir mi?

Ne kürt türkten ve ne de türk kürtten ayrılabilir. Ne kürt olmadan türk, ne de türk olmadan kürt ayağa kalkabilir. Bu bakımdan kürt ulusal hareketine endeksli bir mücadelenin enternasyonalist bir mücadele olmadığı ve olamayacağı da anlaşılmalıdır. Konuya devam da ederiz, ama şunu söylemek gerek ki, birliğin tek bir zemini vardır; o da türkiye işçi sınıfıdır. Kürt sorununda öteden beri böyle bir müdahalede böyle bir etkin müdahalede bulunulmadı. Ortaya çıkanlar da o kadar cılız ki, bu hengame içinde seslerini duyurabimelerine imkan yok. Öncelikle Türkiye solunda ( ne yazık ki) etkin olabilen liberal ve ulusalcı sol taşmaların ayıklanması gerekmektedir. İdeolojik mücadele sadece sistemin kendisine yönelik olmamalı, sola alan bırakmayan bu sözümona retoriğe karşı da yapılmalıdır. Yoksa günün birinde ve hengame içinde gerçekten marksist olanları mumla aramak durumunda kalacağız.

Türkiye'de kürt sorunu ulusal haklar da içeren bir emek sorunudur. Marksistlerin konuya yaklaşım biçimi bu, ayaklarını bastıkları zemin Türkiye bütünü ve karşılarına koyacakları hedef te kürt ve türk burjuvazisi olmalıdır. Yoksa, liberal sola, ulusalcılığa ve kürt ulusal hareketine savrulma devam ettikçe sınıf mücadelesini sürdürebilmenin zemini de ortadan kalkacaktır.

Çevrimdışı gelenek

  • İleti: 120
UKKTH ve Enternasyonalizm...
« Yanıtla #1 : 22 Haziran 2012, 18:08:19 »
UKKTH ve Enternasyonalizm (2)

Bir marksistin, ( bir komünistin) UKKTH konusunda enternasyonalist bir yaklaşımda bulunması gerektiğinden söz ederken, herhalde marksist ustaların konuya böyle bir perspektiften bakmadıkları düşünülemez.  Bir yandan daha güzel bir dünyanın sadece sınıfsal bir yaklaşımdan geçeceğini ileri sürüp, öte yandan ulusal bir sorunu tüm sınıfsal çıkarların önüne koymak elbet beklenemez. Beklenmemelidir.

Marks'ın İrlanda konusuna yaklaşımı enternasyonalist perspektife tipik bir örnektir. Bilindiği gibi Marks İrlanda konusunda önce, daha gelişmiş işçi sınıfına sahip olan İngiltere'den yana tavır koymuş, daha sonra gelişen süreçte, ingiliz işçi sınıfının gericileştiği ve taşıyıcılık yapamayacağını, bunun yanında İrlanda işçi sınıfının devrimcileştiğini gördüğü anda da bu kez bağımsızlıktan yana tutum almıştır. Benzer şekilde Marks'ın hindistan konusundaki görüşleri var. İngiliz sömürgeciliğinin Hindistandaki tüm acımasız yöntemlerini eleştirirken, kapitalizmin hindistan'daki gelişmenin önünde duran kast sistemini parçalayabileceği yönünde bir savunma içine de girmiştir. Bütün bunlar bir çelişki gibi dursa da, bunun tek nedeni, her spesifik durumun sadece işçi sınıfının uluslarası çıkarlarından bakma çabasından kaynaklandığı açıktır.

Marks'da çok belirgin olan bu durumun Lenin'de ( bir ölçüde)karmaşık olduğu söylenebilir. Lenin, UKKTH konusundaki polemikleri Rus imparatorluğunun kuzeyde, buz denizinden güneyde karadenize, doğuda hint okyanusundan batıda Baltık denizine kadar koca bir coğrafyada yaşananların özgül ve karmaşıklığı içinde yazıldığı gözardı edilmemelidir. O dönem Çarlık Rusya'sı tam bir halklar hapishanesi durumundadır. Ulusların dil, eğitim, okul ve her türlü kültürel hak ve özerklikleri ve her türlü idari yapılanmalarının nasıl çözüme kavuşturulacağı konusu tam bir tam bir keşmekeşlik halindedir. Sorunun karmaşıklığı, UKKTH'ye yönelen eleştirilerin yoğunluğu, her ulusal sorun ilişkisinin farklılığı, asimilasyon konusunun sorun içinde farklı özellikler göstermesi, konuya ilkesel düzeyde çözüm bulma arayışı içinde olan Lenin'i de zorlamadığı asla söylenemez. Belki de bunun için yaptığı çalışmanın sonunu "bu konuda çalışmaların devam ettirilmesi" temennisiyle bitirmek zorunda kalır ve bu çalışmalar devrime kadar da sürer.

Lenin'in UKKTH'yi savunması, her ulusun kendi geleceğini belirleme hakkı bulunduğu, her türlü demokratik hakkın kullanımında sadece o ulusun karar vereceği ve bu hakkın siyasi ayrılma talebini de içereceği şeklindedir. Bu yaklaşıma, özellikle siyasi ayrılma hakkına karşı çıkanlara da çok sert ifadelerle karşılık da veriyor. Bir kaç örnek:

"Sosyalistler, ulusların her türlü ezilmişliğine karşı mücadele etmeden büyük amaçlarına ulaşamazlar. Bu nedenle sosyalistler hiç yılmadan ezen ulusların sosyal demokrat partilerinden (...) ezilen ulusların kendi kaderini tayin hakkını, kelimenin tam da politik anlamıyla, politik ayrılma hakkını tanımalarını ve savunmalarını istemelidirler. Bu
hakkı savunmayan egemen ya da sömürgeci bir ulusun sosyalisti şovenisttir."
(lenin/ Sosyalizm ve Savaş/Evrensel basın Yayın, sah.30)

"Bütün komünist partiler, bağımlı ya da eşit tutulmayan uluslarda ( örneğin İrlanda'da, ABD zencileri arasında vb) ve sömürgelerde devrimci hareketleri doğrudan doğruya desteklemelidirler." (lenin, ulusal sorun ile sömürge sorununa ilişkin tezlerin ilk taslağı/ işçi sınıfı partisi üzerine/ sol yay.sah.342)

"Öte yandan, ulusal sorunu "toplumsal devrim adına yadsıyan prudoncuların tersine marks, her şeyden önce gelişmiş ülkelerdeki proleter sınıf savaşımının çıkarlarını gözönünde tutarak enternasyonalizmin ve sosyalizmin temel ilkesini - yani başka ulusları ezen bir ulusun özgür olamayacağını- önplanda tutmuştur." (Lenin; Marks Engels; Marksizm /Sol yayınları Sah.326)

Benzer tanımlamalar Stalin'in 1913 yılında yazdığı Marksizm ve Ulusal sorun adlı çalışmasında da var. Bir tane örnek:

"UKKTH şu anlama gelir: Kendi geleceğini belirleme hakkı yalnızca ulusun kendisine aittir; kimse ulusun hayatına zorla müdahale etme, okullarını ve diğer kurumlarını yok etme, gelenek ve göreneklerine tecavüz etme, dilini baskı altına alma ve haklarını kısıtlama hakkına sahip değildir." (Marksizm ve Ulusal Sorun; Evrensel Basım
Yayın/sah.25)

Özellikle Lenin'de şu konu çok net: Bir ulus devlet içinde ezen ya da ezilen ulus komünisti ezilen ülke ulusunun her türlü demokratik ve kültürel hak isteminin yanında yer almalıdır ve onların bu hak talebini desteklemelidir ve bu destek siyasi ayrılma konusunda da verilmelidir. Lenin'in bu konuda yazdığı yazılarda bu sorunu bir ilke durumuna getirme çabası böyle bir saptamayı karşımıza çıkartıyor.

Peki, şu sorulamaz mı? Madem enternasyonalizm işçi sınıfının evrensel çıkarlarıdır, o halde, bu tanımlamaya göre kayıtsız koşulsuz bir destek ve öncelik anlamına gelebilecek yorumla ( ya da ilkeyle) çelişmiyor mu?

Bence tartışılması ve ülkemizdeki kürt sorununa nasıl yaklaşılması gerektiğinin bam teli de burası. Çeşitli forumlarda UKKTH konusunda özellikle Lenin'den yapılan bu ve benzeri yaklaşımlar, sadece bu yaklaşımlar, konuyu bağlamından uzaklaştırıyor ve sanki bu alıntılardan her iki ülke komünistlerinin kayıtsız koşulsuz bir destek ve dahası kürt ulusal hareketinin ardına yedeklenme gibi siyaseti zorunluluk ve komünist olmanın bir gereği haline getiriyor. Bunu savunanlar "leninist" veya "gerçek komünist" farklı duruş sergileyenler ise "ulusalcı" veya "sosyal-şoven" etiketini rahatlıkla yiyebiliyor.

Çevrimdışı gelenek

  • İleti: 120
UKKTH ve Enternasyonalizm...
« Yanıtla #2 : 22 Haziran 2012, 18:17:07 »
UKKTH ve Enternasyonalizm(3)

Soruyu bir daha yineleyerek devam edelim; özellikle Lenin'in UKKTH'yi bir ilke durumuna getirme çabaları ve bu konudaki polemiklerinde keskin bir tavır alması, sadece burada verilen ve benzer alıntılardan, ezen ve ezilen ulus komünistlerine kayıtsız koşulsuz bu "ilke"yi savunmalarına, o ilkenin hayata geçirilmesine çalışılmasına ve hatta herhangi bir ulusal hareketin burjuva önderliğine yedeklenme çabalarını haklı göstermeye yol açar mı? Soru bu. Ama bu soruya sadece yukarda verilen ve benzer alıntılarla yaklaşıldığında o zaman enternasyonalist tavırla çelişen bir durum ortaya çıkmaz mı? Bir ulusal hareket kayıtsız koşulsuz ve işçi sınıfının enternasyonal çıkarlarının önüne koyulacak biçimde desteklenecekse, bu durumun,komünistlerin sabit bir ilkesi durumunda olan enternasyonalist perspektifle uyumsuzluğu nasıl açıklanabilir?Ve çok daha önemlisi Lenin gibi bir önderin böyle bir sabite rağmen onunla "uyuşmayan bir ilkeyi" pek çok karşı çıkışlara rağmen nasıl ortaya atabilir ve nasıl savunabilir?

Aslında sorun, UKKTH'nin hem enternasyonalist sabit dışında ele alınmasından ve hem de Lenin'in pek çok çalışmasında ileri sürdüğü düşüncelerin bir çeşit cımbızlama yöntemiyle bağlamından koparılarak değerlendirilmesinden kaynaklanıyor. Öncelikle Lenin'in konuya el attığı momentteki Rus imparatorluğu koşullarını gözönüne getirmek gerekiyor. Ayrıca, Lenin sanki bu ve benzer alıntılardan başka hiç bir şey söylememiş, UKKTH konusunu her koşulda kayıtsız koşulsuz desteklemiş gibi bir yargı içine de girmemek gerekiyor. Lenin özellikle demokratik ve kültürel haklar konusunda Bundçularla yaptığı tartışmalarda sorunu çok net olarak ortaya koyuyor. Kapitalist gelişmeyle birlikte ortaya çıkan asimilasyon konusunu sosyalizme dönüşümün bir öncülü olarak görüyor ve böyle bir süreci alkışlıyor. Benzer görüşler Stalin'de de var ve Lenin Stalin'in bu görüşlerini aktardığı marksizm ve ulusal sorun adlı çalışmasını onaylar.

Proletaryanın sınıfsal çıkarları ulusal kimliklerin üstündedir. Proletaryanın sınıfsal mücadelesi ulusal mücadelerin önündedir. Proletaryanın birliği herhangi bir ulusun bir başka ulusun her türlü demokratik ve kültürel hakkının zorla baskılandığı koşullarda sağlanamaz. Bu anlamda proletaryanın sınıfsal çıkarı sınıfsal mücadeleyi, ezilen ulusun her türlü demokratik haklarını kapsayacak ölçüde genişletmesinden geçmektedir. Bu mücadele hiç bir şekilde, her etnik kökenin veya kapitalistleşme sürecinde asimilasyona uğramış her "ulus", toplum ya da kastın demokratik ve kültürel haklar kapsamında görüleceği anlamına da gelmez. Bu tür çabalar Lenin tarafından "milliyetçi ahmaklık"
ve "gericilik" olarak değerlendirilir. Eğer buradan ülkemizde yaşananlara bir göndermede bulunacaksak, geçmişi bir yana bıraktığımızda bile, son otuz yıldaki mücadelesinde asimilasyona direnen kürt halkının her türlü demokratik ve kültürel haklarına karşı çıkmak nasıl ki milliyetçi bir tutum ve savrulmaysa aynı şekilde, bu topraklarda yaşayan laz, çerkez vb. gibi asimilasyona uğramış toplumların demokratik ve kültürel hakları konusunda söylem ve eylem birliği içinde bulunanlar da milliyetçi bir savrulmanın içindedirler. Lenin bir yandan bir ulusun demokratik ve kültürel haklarının zorla bastırılamayacağını söylerken, öte yandan milliyetçiliği hortlatacak ve proletaryayı zayıf düşürecek her talebe de karşı çıkar. Bu nedenle Lenin "...kapitalizm koşullarında mümkün olabildiği kadarıyla ulusal sorunun tek çözümünün tutarlı demokrasi" olduğunu söyler. ( Ulusların Eşitliği ve Ulusal azınlıkların hakları/ Marksizm ve Ulusal Sorun; Evrensel Bas.Yay.Sah:95)

"Ulusal baskının her türüne karşı mücadele -evet, mutlaka-. Her türlü ulusal gelişme için, "ulusal kültür" için mücadele-asla. Kapitalist toplumun ekonomik gelişimi bize, tüm dünyada tam gelişmemiş ulusal hareketlerin örneklerini sunar, bir dizi küçük ulustan ya da bir dizi küçük ulusun sırtından büyük ulusların oluşmasının örneklerini suınar. Burjuva milliyetçiliğinin ilkesi, kendi başına milliyetin geliştirilmesidir, burjuva milliyetçiliğinin diğerlerini dışlayıcılığı bundandır, umarsız ulusal kavgalar bundandır. Proletarya ise kesinlikle, her ulusun ulusal gelişimini savunmaya eğilimli değildir., bilakis tam tersine, kitleleri bu tür hayallere karşı uyarır, kapitalist ekonomik sistemin tam özgürlüğünü savunur ve zorla gerçekleştirilen ya da ayrıcalıklara dayananlar hariç ulusların her türlü asmilasyonlarını selamlar."
 (Lenin; Ulusal politika proleter enternasyonalizm sorunları / İnter yay.-sah.33-34)

Lenin ulusal sorunda her türlü ulusal ve kültürel özerkliğe de karşı çıkar. Bu konuda tıpkı Marks gibi "merkeziyetçi"dir.

"Ulusların ve dillerin tam eşitliği savunusu, her ulus içindeki yalnızca tutarlı demokratik öğeleri ( yani proleterleri) diğerlerinden ayırır ve onları ulusal temelde değil, büyük ve bütünlüklü devlet sistemi geliştirme arzusuyla birleştirir. "Ulusal-kültürel özerklik" savunusu ise, tam tersine, bazı birey ve grupların din kisvesi altındaki isteklerine rağmen ulusları böler. ve herhangi bir ulusun işçi ve burjuvalarını birbirine yakınlaştırır."
(Lenin/ Marksizm ve Ulusal sorun; Evrensel; sah.97-98)

Bir başka örnek:

"Marksistler, elbette ki federasyona ve yerinden yönetime karşıdır. Bunun çok basit bir nedeni vardır, çünkü kapitalizm kendi gelişimi için mümkün olan en büyük ve en merkezileşmiş devletlere ihtiyaç duyar. Diğer koşullar eşit kalmak kaydıyla, sınıf bilinçli proletarya daima büyük devleti savunacaktır. O daima ortaçağ tutuculuğuna karşı mücadele edecek, daima proletaryanın burjuvaziye karşı mücadelesinin genişçe gelişebileceği büyük toprakların olabilir en sıkı ekonomik kaynaşmasını içtenlikle karşılayacaktır.

Kapitalizmin üretici güçleri geniş ölçüde ve hızlı biçimde geliştirmesi, büyük politik bakımdan derli toplu ve birleşik topraklar gerektirir. Çünkü burjuva sınıfı -kaçınılmaz karşıtı olan proletarya ile birlikte- ancak böyle bir alanda birleşir ve bütün eski, ortaçağa ait kast, dar görüşlü, küçük-ulusal, dinsel ve diğer çitleri ancak böyle bir alanda silip süpürebiliriz.

(...) farklı uluslar tek bir devlet kurabildikleri ölçüde, marksistler hiçbir durumda, ne federalizmi ne de yerinden yönetimi savunacaklardır. Merkezileşmiş büyük devlet, ortaçağın dağınıklığından bütün dünyanın gelecekteki sosyalist birliğine doğru atılan devasa bir tarihsel adımdır. Böyle bir devlet dışında sosyalizme giden başkaca bir yol yoktur."

( Marksizm ve Ulusal sorun/Evrensel/ sah.101)

Çevrimdışı gelenek

  • İleti: 120
UKKTH ve Enternasyonalizm...
« Yanıtla #3 : 22 Haziran 2012, 18:29:51 »
Bir iki forumda daha önce yayınlanmış eski bir yazıydı. Başlangıç yazısı olarak yararlı olabilir. Yazı okunduğunda Lenin'in birbiriyle çelişik gibi duran söylem ve eylemlerine rastlamak mümkün. Oysa öyle değil. Lenin'in bu konudaki çabalarının içinde bulunduğu koşulların karmaşıklığına zorunlu bir müdahale olarak görülmelidir. Lenin her kafadan bir sesin çıktığı momentte konuya ilkesel bir yaklaşım getirmek istemektedir. Bu çelişki gibi görünen söylem ve eylemlerin nedeni bence de budur. Lenin'in hiç bir koşulda işçi sınıfının sınıfsal çıkarlarının dışında bir yaklaşım içinde olacağını savunabilmek mümkün değildir. Bu yüzden tıpkı Marks'ın İrlanda konusundaki yaklaşımını Lenin'de de görüyoruz. Enternasyonalist perspektif ona Polonya konusunda farklı, Ukrayna konusunda farklı çözüm yolları önermesine yol açar ve özellikle Ukrayna konusunda Ukrayna'nın Rusya'dan ayrılmasına veya özerk bölge olmasına şiddetle karşı çıkar.

Özellikle özerklik ve federasyon konusunda da tepkili yanıtları vardır ve halkların çitlerle bölünmemesinden yana bir tutum gösterir. BUND'çulara verdiği yanıtlar hep bu yöndedir.

Asimilasyon konusunda da kaba bir tutum içinde değğildir. Zorla asimilasyona elbette karşı çıkar ama bunu yaparken kapitalizmin ulusları birleştirdiği örneğini de verir ve bu anlamda asimilasyonu "selamlar."

Sanırım yanıt geldikçe devam edilebilir.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
UKKTH ve Enternasyonalizm...
« Yanıtla #4 : 23 Haziran 2012, 12:02:17 »
Çok uzun tartışmaya gerek yok!
Ne demiş Lenin;
"Sosyalistler, ulusların her türlü ezilmişliğine karşı mücadele etmeden büyük amaçlarına ulaşamazlar. Bu nedenle sosyalistler hiç yılmadan ezen ulusların sosyal demokrat partilerinden (...) ezilen ulusların kendi kaderini tayin hakkını, kelimenin tam da politik anlamıyla, politik ayrılma hakkını tanımalarını ve savunmalarını istemelidirler. Bu
hakkı savunmayan egemen ya da sömürgeci bir ulusun sosyalisti şovenisttir."(lenin/ Sosyalizm ve Savaş/Evrensel basın Yayın, sah.30)"

UKKTH nı,Ayrılma Hakkınıda içerecek biçimde savunmayan egemen yada sömürgeci ulusun sosyalisti ŞOVENİSTTİR!
Daha bunun üzerine söz söylemeye gerek var mı?
Şimdi bakalım kendisini Komünist,Sosyalist olarak niteleyen legal partilerimizin programlarına;
Varmı TKP de veya ÖDP de açıkca biz UKKTH nı,Ayrılma Hakkınıda İçerecek Biçimde Savunuyoruz diye bir söylem!
Yok çünkü her iki partininde var olmaları,sistemin önlerine koyduğu kırmızı çizgileri aşmamalarına bağlı.
Sistem ancak bu koşulla bu partilere kendi siyasal alanında politika yapma izni veriyor!
Aşılmaması gereken KIRMIZI ÇİZGİLERDEN en önemlisi bu!
Birde geçmiş Mustafa Suphi TKP sinin programına bakalım,bu konuda ne yazılmış!

TKP tüzüğü
4- Türkiye Bolşevikleri köy, nahiye, kaza, sancak ve merkez şuraları aracılığı ile toplum hayatında gerçek bir halk cumhuriyeti hükümetini oluşturmak ve sosyalizmi yerleştirinceye kadar çalışan yoksullardan oluşan bu şuraların diktatörlüğünü öngörür.
15- Türkiye Komünistleri milletlerin özgür gelişmesini tanır ve her milletin kendi kaderini tayin hakkını o millete verir.
Türkiye Komünist Partisi Merkez-i Umumisi

Demek ki var olmak için sistemin iznine,önlerine konulan kırmızı çizgilere dikkat etmelerine gerek yok!

Şimdi soralım  UKKTH nı ,ayrılma hakkınıda içerecek biçimde savunmanın mutlaklığına programlarında yer vermeyen ÖDP ve TKP ,Lenine göre ŞOVENİSTMİDİR,DEĞİLMİDİR?

veda
« Son Düzenleme: 24 Haziran 2012, 00:03:06 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı şibusa

  • İleti: 33
UKKTH ve Enternasyonalizm...
« Yanıtla #5 : 24 Haziran 2012, 02:38:46 »
"Ve en önemlisi her ikiside,burjuvazinin icazetinde,onun belirlediği,sınırlarını çizdiği politik alanda mücadele veriyor." (TKP ve ÖDP )

Örgütsüzüm ve...
Ben de sizin hangi örgüt ve politik alanda mücadele verdiğinizi merak ediyorum , sanal alan hariç:rolleyes:" demiştim.

"Şibusa Arkadaş.
Oldu mu şimdi!
Beni TKP ile,ÖDP ile nasıl bir tutarsın.
Onlar "koskoca" birer örgüt.
Hem de kendilerini sınıfın öncüsü gören,siyasi iktidar mücadelesi veren örgütler.
Benim hangi alanda mücadele verdiğimin bu bağlamda bir kıymeti harbiyesi yok.
veda "
Yanıt tekil geldi,kabulümdür.
"Benim hangi alanda mücadele verdiğimin bu bağlamda bir kıymeti harbiyesi yok." Bu cümleye katılırım,benim içinde doğrudur!

Gelenek arkadaşın astığı yazıyı defalarca okudum, birde sizin "katkı" ve "tartışmanızı"! Neremle güleceğimi şaşırdım:D Kaset konur,aynı alıntılar bilmem kaçıncı kez eklenir.(Gerçi karşıt söz ve eylemleri de vardır ) Ya neyse denir, ezber bozulmaz...
Konu TKP,ÖDP olunca çöplükten ne farkınız var!!! Siz beni banlayın sanal bezirganlar! ÇÖPLÜK 2.0 şimdiden pis kokuyor:cool: ...

Not: TKP,ÖDP ve CEPHELİ arkadaşların veya dost,sempatizanların bu foruma yazı yazarak katkı
vermemelerini öneriyorum ! Forumu oluşturursunuz,sonrasını SF de izlediniz!!!
« Son Düzenleme: 24 Haziran 2012, 02:51:48 Gönderen: şibusa »

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
UKKTH ve Enternasyonalizm...
« Yanıtla #6 : 24 Haziran 2012, 11:07:28 »
Burayı çöplüğe benzetirken bilmem dikkat ettin mi tıpkı Çöplüğün uslubunu kullanıyorsun.
"Neremle güleceğimi şaşırdım"
Bu dil bize yabancı değil.
Benim bildiğim İNSAN OLANIN tek bir güleceği yer vardır,o da ağzıdır.
Bir de çağrı yapmışsın;TKP,ÖDP VE CEPHELİLERE.
Anlaşılan kendini çoban,onları da sürü olarak görüyorsun.
Senin iradenle hareket etmeli,senin iradene bağımlı olmalılar.
Bu çağrıdan anladığım,malum yer tarafından özellikle görevlendirilmiş olman.
Baktığımda foruma bir katkın da yok.
Özel Görevli olduğun buradan belli.
Seni gönderenlerin yanına yolluyoruz seni.
Onlara selam söyle,Solplatform.biz asla onlar gibi olmayacak.
Alıştık bu tür provokasyonlara,artık deneyim kazandık.
Bizim REYTİNG gibi bir derdimiz yok!
Bizim NİCEL olarak netin en büyük forumu olma gibi bir amacımız da yok.
O nedenle ilke ve prensipler bizim için her şeyin önünde gelir.
Daha önce de yazdık,polemik dili çerçevesinde;şovenist,oportunist,reformist,urviyerist,sınıf kaçkını,
elveda proletaryacı,ulusalcı,liberal,küçük burjuva devrimcisi gibi kavramlar kullanılır.
Örneğin Lenin'e göre, Rosa Luxemburg ile ilgili onun ulusal sorunla ilgili yaklaşımı ŞOVENİSTTİR.
Lenin bu kavramı açıkca kullanır.
Ancak o her zaman Rosa Luxemburg'u,inançlı,kararlı,yılmaz bir KOMÜNİST OLARAK GÖRMÜŞTÜR.

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı gelenek

  • İleti: 120
UKKTH ve Enternasyonalizm...
« Yanıtla #7 : 24 Haziran 2012, 14:46:21 »
Alıntı yapılan: Vurgun;3740
Asimilasyon konusunda da kaba bir tutum içinde değğildir. Zorla asimilasyona elbette karşı çıkar ama bunu yaparken kapitalizmin ulusları birleştirdiği örneğini de verir ve bu anlamda asimilasyonu "selamlar."
bana tarihten öyle bir örnek veriniz ki asimilasyonu zor ve baski kullanilmadan kendi istegiyle kabul etmis bir ulus olsun ve  asimilasyonu da seceneklere ayirmissiniz birincisi zorla olaniymis baska kac seceneginiz var acaba ?

Ya siz asimilasyonu  anlamiyorsununuz ve entegrasyonla karistiriyorsunuz yada icten ice asimile edilmek istenen uluslara karsi dis biliyorsunuz.
Umarim sizin icin ilk secenek dogrudur.

Asdimilasyon meselesi sömürme ile ortaya cikar ve yukaridaki cümleyle Lenin`in sömürmeye yesil isik yaktigi anlasiliyor yaniliyormuyum yoksa ?


Asimilasyonun tarihte belli bir süreç içinde gerçekleşmiş olması ya da zor yoluyla gerçekleştirilmiş olması Lenin'in saptamasını yanlışlamaz ve doğrudan konunun bu yanıyla ilgili de değildir. Lenin daha büyük kapitalist-ulus devleti önemsiyor ve bu çerçevede bir araya gelen çeşitli etnik, dini, ya da kültürel farklılıklara sahip toplumlarının bu özelliklerini yitirmesini komünizm açısından bir aşama olarak görüyor. Bu konuda Lenin'i ilgilendiren yanı bu. Yani Lenin'in bu konudaki yaklaşıma sürecin sonucuna, sonucun ortaya çıkardığı homojenliğe vurgudur. Bu tür ulus devlet homojenliğine sosyolojik açıdan bakıyor. Bir komünistin önemsemesi gereken bir bakış açısıdır bu. Çünkü komünistin etnik aidiyeti olmaz. Bir komünist, komünist topluma alan açabilecek, ön alabilecek her türlü gelişmeye saygı ile yaklaşabilmeli, ( Lenin'in deyişiyle alkışlayabilmeli), tersine, sosyalist topluma sorun taşıyacak her türlü gelişmeye ve sürece yönelik de kaygılanmalıdır. Burası işin bir yanı.

Bir başka yanı etnik veya kültürel farklılıkların ortadan kaldırılması sosyalist toplum için ne kadar ön açıcı olursa olsun, halkların zorla,şiddet kullanılarak gerçekleştirilecek bir asimilasyon sürecine de karşı durulması gereğinin de altını çizer Lenin. Bu ikisi aynı şey değil. Biri olmuş bitmiş, tamamlanmış bir sürece yönelik değerlendirme diğeri ise, yaşanan-yaşanabilecek olan süreçle ilgili saptamalardır. Lenin zor kullanılarak gerçekleştirilecek bir asimilasyona karşı çıkarken,ve aynı zamanda bir uyarıyı da asla ihmal etmez. Ve bu uyarının altını da önemle çizer. Sosyalistlerin zorla asimilasyon sürecine karşı çıkarlarken ( ve tabii, ezilen halk-ulus-toplulukların her türlü kültürel ve demokratik haklarını kullanma konusunda bir destekten sözederken bu desteğin "negatif bir destek" olması gerektiğini de önemle belirtir. Burada önemli olan Lenin'in neyi, neden söylediğinin anlaşılmasıdır. Lenin'in kavranması da ancak bu şekilde mümkün olabilir. Olgulara diyalektik bakmaktan söz ediyor ve bu yöntemi önemsiyorsak, yapılması gereken de budur. Yoksa bir kaç alıntı yaparak, o alıntının üzerinden de alışageldiğimiz ezberleri yineleyerek herhangi bir olgu-sürecin anlaşılmasını sağlamak pek mümkün olmaz. ( Size yönelik değil bu; genel bir saptama yapıyorum.)

Çevrimdışı gelenek

  • İleti: 120
UKKTH ve Enternasyonalizm...
« Yanıtla #8 : 24 Haziran 2012, 15:07:37 »
Alıntı yapılan: veda;3749
Daha önce de yazdık,polemik dili çerçevesinde;şovenist,oportunist,reformist,urviyerist,sınıf kaçkını,
elveda proletaryacı,ulusalcı,liberal,küçük burjuva devrimcisi gibi kavramlar kullanılır.
Örneğin Lenin'e göre, Rosa Luxemburg ile ilgili onun ulusal sorunla ilgili yaklaşımı ŞOVENİSTTİR.
Lenin bu kavramı açıkca kullanır.
Ancak o her zaman Rosa Luxemburg'u,inançlı,kararlı,yılmaz bir KOMÜNİST OLARAK GÖRMÜŞTÜR.[/I][/B]
veda


Şibusa'nın söyledikleri, eleştirileri ayrı bir konu. Uygun başlıkta o konunun da irdelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama Lenin konusunda söylediklerinize hiç katılmadığımı burada bir kez daha yinelemek isterim. Daha önce de bu konuda biraz üzeri örtük de olsa yakınmış ve siz de "lenin'in üslubu ve değerlendirmesi" demiştiniz.

Lenin sosyalistler için tartışsız önemli bir değer, önder ve ideologtur. Burda tartışılacak hiç bir yan yok. Ama Lenin'in üslubu tartışılabilir. Lenin'i kavramak söylem ve eylemlerini diyalektik akıl süzcegecinden geçirerek içselleştirebilmekten geçer, yoksa, onun üslubuna birebir öykünmekten değil.

Lenin ROsa'ya "şovenistsin" demiş, ama bu şoveniğstliği onun komünist olmasına engel değilmiş!

İşte Lenin'i anlamadan, sadece üslubunu taklit etmeye çalışırsanız bu tür saçmasapan cümleler kurmak zorunda kalırsınız. Bir kişiyi hem komünist ve hem de şovenist(ırkçı) olarak nitelediğinizde, komünizmi-komünisti ırkçılıkla bağdaştırmış olursunuz ki, herhalde düşündüğünüzde böyle bir değelendirme yapmanın abuk sabukluğunu da kavrarsınız.

Üstelik böyle bir üslup taklitçiliği yaptığınızda, sekter bir tutum takınmış olur, komünistler arasında gerçekleşmesi gereken tartışmayı "akıl ve seviye" düzeyinden çıkartıp, duygusal reflekslerle yüklü bir seviyesizlik çöplüğüne mahkum etmiş olursunuz. Ne yazık ki; sanal ortamlarda yürütülen sözüm ona tartışmalar bu düzeyden bir türlü kurtulamıyor. Nedeni de yukarda açıklamaya çalıştım.

Veda'nın bu söyleme karşıt duruşu da "ama Lenin kullanıyor" şeklinde oluyor. Ben ona "Lenin sadece bu söcüğü kullanmıyor ki" demiştim. SAnırım anlaşılamamış. Daha açık söyleyeceksek, veda'nin karşıtı pozisyonundakiler Lenin'e göre "Şovenist" oluyorsa, bu şovenistler de veda'yı "milliyetçi ahmak" olarak niteleyebilir. Bu da Lenin'in değerlendirmesi; yani üslubu.
Eğer bu üslup sürdürülecekse, ben bundan böyle TKP, ÖDP veya benzer parti ve yapılar için kullanılacak her türlü şoven ve ırkçı nitelemelerine karşılık yine Lenin'in sözü olan milliyetçi ahmak sözünü kullanacağım

Sanırım veda arkadaş bu üslubu da"Lenin'in üslubu" deyip sineye çekecek ve anlayışla karşılayacaktır!

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
UKKTH ve Enternasyonalizm...
« Yanıtla #9 : 24 Haziran 2012, 16:40:47 »
Irkçılık ile Şovenizm aynı içerikte kavramlar değildir.
Öncelikle bunu öğrenmen gerekir!
Her Şovenist,IRKÇI değildir ama her Irkçı,ŞOVENİSTTİR aynı zamanda!
Bir hareketin ULUSAL SORUNA bakışı SOSYAL ŞOVEN olabilir,ancak bu onun IRKÇI OLDUĞUNU GÖSTERMEZ.
Evet Lenin Rosa'nın ULUSAL SORUNLA ilgili yaklaşımını SOSYAL ŞOVENİST olarak nitelemiştir.
Bu niteleme,Rosa'nın IRKÇI olduğu anlamına gelmez.
Aynı biçimde Lenin Kautskyi de Sosyal Şoven ve Sosyal Yurtsever olarak niteler,bu Kautsk'nin IRKÇI OLDUĞUNU GÖSTERMEZ.
Elmalarla,Armutların toplanamayacağını anlaşılan ilk okul hocan sana öğretmemiş.
Lenin burada bir örnektir sadece.
Yazdığımız kavramlar,politik eleştiride kullanılan,HAKARET sayılmayan kavramlardır.
Bana Milliyetçi diyebilirsin(Tabi altını doldurrmak koşuluya ve önce aynaya bakmak koşuluyla,NASYONAL "KOMÜNİST" arkadaş )
Ama Ahmak dediğin an,Solplatform.biz le HİÇ BİR İLiŞKİN KALMAZ.
İstersen bir daha ki yazında bu kavramı şahsıma karşı kullan!
Bak ben senin için SOSYAL ŞOVEN,SOSYAL YURTSEVER diyorum.
Ama dikkat et AHMAK demiyorum!
Yani kişiselleştirmiyorum.
Sosyal Şovenizm,Sosyal Yurtseverlik,bir düşüncenin isimleridir.
Ve o düşünceyi tanımlamak için kullanılır.
Ahmak ise,düşünce ile ilgisi olmayan,tamamen kişiyi hedef olan,ona hakaret içeren bir kavramdır.

veda
« Son Düzenleme: 24 Haziran 2012, 16:47:42 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı gelenek

  • İleti: 120
UKKTH ve Enternasyonalizm...
« Yanıtla #10 : 24 Haziran 2012, 18:10:29 »
Alıntı yapılan: veda;3755
Irkçılık ile Şovenizm aynı içerikte kavramlar değildir.
Öncelikle bunu öğrenmen gerekir!


Peki neymiş? Irkçı ne anlama geliyormuş, şovenist ne anlama geliyor? Yazıya yukardaki cümle ile başlamışsın ama, nedense tanımlayamamışsın. Bakalım nasıl bir tanımlama yapacak ve biz de bu konuda sayende bilgilenmiş olacağız.

Alıntı
Her Şovenist,IRKÇI değildir ama her Irkçı,ŞOVENİSTTİR aynı zamanda!
Bir hareketin ULUSAL SORUNA bakışı SOSYAL ŞOVEN olabilir,ancak bu onun IRKÇI OLDUĞUNU GÖSTERMEZ.
Evet Lenin Rosa'nın ULUSAL SORUNLA ilgili yaklaşımını SOSYAL ŞOVENİST olarak nitelemiştir.
Bu niteleme,Rosa'nın IRKÇI olduğu anlamına gelmez.
Aynı biçimde Lenin Kautskyi de Sosyal Şoven ve Sosyal Yurtsever olarak niteler,bu Kautsk'nin IRKÇI OLDUĞUNU GÖSTERMEZ.
Elmalarla,Armutların toplanamayacağını anlaşılan ilk okul hocan sana öğretmemiş.


İlkokul hocam bana çok şey anlattı; eminim sana da anlatmıştır ama, bu konuda da bir şey anlamamışsın. Ve daha önemlisi anlamadan yazma gibi bir özellik edinmişsin. Bir kişi şoven ile ırkçılığın anlamlarının aynı olmadığını iddia ediyorsa, bunu içine düştüğü durumu kurtarmak amacıyla yapsa bile, bu konuda bir açıklama yapma gereği hissetmeli.  Hala yanlışta ısrar ediyorsun. Bu üslup Lenin'i kurtarmış, ama seni kurtarmaz. Seni sadece okuduğunu anlayamaz bir hale getirir ki, iki üçgündür buradayım ve yazdıklarından çıkardığım bu.

Alıntı
Yazdığımız kavramlar,politik eleştiride kullanılan,HAKARET sayılmayan kavramlardır


Buna sen mi karar vereceksin? Ya da kimler karar veriyor. Daha tanımını bile yapamadığın bir kavramı kullanıyor sonra da politik eleştiriden sözediyorsun!

Alıntı
Bana Milliyetçi diyebilirsin(Tabi altını doldurrmak koşuluya ve önce aynaya bakmak koşuluyla,NASYONAL "KOMÜNİST" arkadaş )
Ama Ahmak dediğin an,Solplatform.biz le HİÇ BİR İLiŞKİN KALMAZ.
İstersen bir daha ki yazında bu kavramı şahsıma karşı kullan!
Bak ben senin için SOSYAL ŞOVEN,SOSYAL YURTSEVER diyorum.
Ama dikkat et AHMAK demiyorum!
Yani kişiselleştirmiyorum.
 


Ben milliyetçi kavramından sözetmedim; bunu da anlamamışsın. Lenin "milliyetçi ahmaklık"tan sözediyor. Milliyetçi ahmaklık olarak nitelediği de proleter marksizminin temel amaçlarına ters bir tutum alan dönemin sosyalistlerinedir. Dolayısıyla kendisine sosyalistim, komünistim veya ML'im diyebilen bir kişi ya da yapı veya parti tarafınızdan şovenist olarak nitelenecekse, bu tavır "ama Lenin'in tavrı" ya da "politi,k eleştiri" olarak nitelenecekse, bundan böyle TKP, ÖDP veya benzer siyasetleri yöneltilecek böyle bir "politik eleştiri" tarafımdan "milliyetçi bunaklık" veya "miliyetçi bunak" şeklinde bir "politik eleştiri"(!) olarak karşılık bulacaktır.

Alıntı
Sosyal Şovenizm,Sosyal Yurtseverlik,bir düşüncenin isimleridir.
Ve o düşünceyi tanımlamak için kullanılır.
Ahmak ise,düşünce ile ilgisi olmayan,tamamen kişiyi hedef olan,ona hakaret içeren bir kavramdır.


Buna yanıt vermiyorum. Söylemiştim, biraz anlama gibi bir sorun yaşıyorsun. Ya da yazdıklarını okuyanların zekalarını hafife alıyorsun. "Ahmak" sözcüğü elbette bir hakaret olarak değerlendirilebilir. Ama ben burada farklı bir kavramdan sözediyorum, Lenin'in kullandığı bir kavramdan...O da "milliyetçi ahmaklık"tır. Bunu ikiye bölerek işine geldiği gibi değerlendiremezsin.
« Son Düzenleme: 24 Haziran 2012, 18:13:34 Gönderen: gelenek »

Çevrimdışı gelenek

  • İleti: 120
UKKTH ve Enternasyonalizm...
« Yanıtla #11 : 24 Haziran 2012, 18:32:08 »
Alıntı yapılan: şibusa;3747

Not: TKP,ÖDP ve CEPHELİ arkadaşların veya dost,sempatizanların bu foruma yazı yazarak katkı
vermemelerini öneriyorum ! Forumu oluşturursunuz,sonrasını SF de izlediniz!!!


Özellikle TKP'li arkadaşlara şunu öneriyorum; TKP'nin kurumsal kimliğinin  herhangi bir şekilde aşağılandığı ( bu durum politik eleştiri şeklinde bir gerekçenin ardına sığınılşarak yapıldığı) yerde tepki koyulmalıdır. Eğer koyulamıyorsa o zaman da "TKP'liyim" demek hakkınız hiç bir şekilde olmamalı. TKP'nin kurumsal kimliği bu tür sanal ortamların kirli üsluplarıyla elbette bir zarar görmez ama, TKP ismi de bu tür düzeysiz tartışmalara meze olmayacak kadar önemlidir.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
UKKTH ve Enternasyonalizm...
« Yanıtla #12 : 24 Haziran 2012, 19:04:31 »
Irkçılık adı üzerinde ,bir ırkın diğer ırklara göre üstünlüğü olarak tanımlanır.
Bir ırkın,diğer ırklara  göre ,fizksel ve ruhsal olarak üstünlüğü esasına dayanır.
Şovenizm ise,bir etnik kimliğin,aynı topraklar üzerinde farklı etnik kimlikleri,bunların kültürlerini yok sayma,asimile etme,kendi bünyesine içermesi olarak tanımlanır.
Birde SOSYAL ŞOVENİZM vardır.
Buda,ezen ulus "Sosyalisti" olarak,ezilen ulusların iradelerini hiçe saymak,onlar adına kendini karar merci olarak görmek olarak tanımlanır.
Bu kadar ders yeter sanırım.
Ancak senin yinede bunları anlayacağından UMUTSUZUM.
Bakalım nasıl demagojilere baş vuracaksın!
Burada TKP nin kurumsal kimliği aşşağılanmamaktadır!
Sosyal Şovenizm bir POLİTİK ELEŞTİRİDİR!
Asla bir HAKARET VEYA KÜFÜR değildir.
TKP de ÖDP de aynı gemide yer aldığımız,aynı amaca doğru yola çıktığımız,ancak yollarımızın farklı olduğu iki partidir.
Aksi olsaydı,burada tıpkı İP gibi,HKP gibi,Türk solu gibi YER ALMAZLARDI!
Aksi olsaydı yönetimde ne TKP den nede ÖDP den biri olurdu!
Neyseki forumdaki bu iki partinin sempatizanı arkadaşlar sol duyu sahibi.
Senin ve Şibusanın PROVOKASYONALARINA gelmiyorlar.
Aslında her ikinizin amacıda ortak!
Belliki birileri tarafından,burayı çökerttmek için gönderilmişsiniz.
Çok denediler,HACKLEDİLER,PORNO SİTELERE YÖNLENDİRDİLER,GASP ETTİLER ama bir türlü başaramadılar.
Şimdi sıra içten çökertmeye geldi!
Ama bunuda başaramıyacaklar.

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı gelenek

  • İleti: 120
UKKTH ve Enternasyonalizm...
« Yanıtla #13 : 24 Haziran 2012, 19:37:53 »
Kendi kendinize tanımlama yapmışsınız. Irkçı ve şoven kavramları siyasette milliyetçiliğin ötesine taşan faşizmle ilişkili,faşizmin altyapısını oluşturan saldırgan ve ötekileştiren olgulara verilen addır. Siyasette de sağ ideolojinin  en gerici yansımasının karşılığı olarak kullanılır.

Aynı yanlışı sürdürüyorsunuz. Siz kullandığınız kavramları nasıl tanımlarsanız tanımlayın. Lenin'i anlamak demek Lenin'in üslubunu kullanmak değildir. Faşizm, liberal, liboş, milliyetçilik kavramları da politik kavramlardır. Ama bu kavramları uluorta kullanamazi, kendi yorumunuza göre kendini marksist olarak tanımlayan bir yapıya bu şekilde uluorta yöneltemezsiniz.

Burası bir tartışma platformu( Herhalde, sanıyorum.) Bir tartışmanın olabilmesi öncelikle asgari bir nezakati gerekli kılar. Burada kendine marksistim diyen,len bir yapıya ya da kişiye şovenist damgası vuramazsınız. Bu birinci yanlışınız. İkinci yanlışınız, bir yönetici olarak kişisel hakaretlerinizi de buradan üyelere yöneltemezsiniz. Üçüncü yanlışınız kendinizde gördüğünüz bir "hakkın" başkası tarafından kullanılmasının önüne set çekemezsiniz.

Kısaca şöyle anlatayım; belki daha anlaşılır olurum. Siz bir yorumda bulunyor ve TKP ve ÖDP ye şovenist damgası vuruyorsunuz. Ben de şunu söylüyorum, bu tür nitelemelerle karşılaştığım anda, bu "politik eleştiri"(!) de bulunan kişilere karşı yine politik bir eleştiri ve yorum getirerek "milliyetçi ahmak" diyeceğim.


Sanırım hiç kimse benim yorumumum yanlışlığı üzerine uzmanlık da taslayamayacak ve bu konuda bilirkişi olmaya çalışmayacaktır.

Alıntı
TKP de ÖDP de aynı gemide yer aldığımız,aynı amaca doğru yola çıktığımız,ancak yollarımızın farklı olduğu iki partidir.
Aksi olsaydı,burada tıpkı İP gibi,HKP gibi,Türk solu gibi YER ALMAZLARDI!
Aksi olsaydı yönetimde ne TKP den nede ÖDP den biri olurdu!
Neyseki forumdaki bu iki partinin sempatizanı arkadaşlar sol duyu sahibi.
Senin ve Şibusanın PROVOKASYONALARINA gelmiyorlar.
Aslında her ikinizin amacıda ortak!
Belliki birileri tarafından,burayı çökerttmek için gönderilmişsiniz.
Çok denediler,HACKLEDİLER,PORNO SİTELERE YÖNLENDİRDİLER,GASP ETTİLER ama bir türlü başaramadılar.
Şimdi sıra içten çökertmeye geldi!
Ama bunuda başaramıyacaklar.
veda  


Veda'ya karşı çıktığında sanırım bir anda "görevli" haline geliyorsun. Senin zihnininin ne kadar şizofrenik çalıştığı bu tür yorumlarından belli Ne şibusa tanırım ne de burda veya SF'de yazan herhangi birini.Ama tıpkı SF'de olduğu gibi,burada da yönetimde olan birinin düşüncelerine karşıt bir pozisyon aldığında hemen şizofrenik yorumlar gelmeye başlıyor. Neymiş, yönetimde TKP'liler varmış; ne kadar demokrat bir yönetim.! Kendi kendini kandırmaya mı çalışıyorsun? Yaptığın da, kullandığın dil de ortada...

Çevrimdışı gelenek

  • İleti: 120
UKKTH ve Enternasyonalizm...
« Yanıtla #14 : 24 Haziran 2012, 19:41:46 »
Alıntı yapılan: veda;3767
Belliki birileri tarafından,burayı çökerttmek için gönderilmişsiniz.
Çok denediler,HACKLEDİLER,PORNO SİTELERE YÖNLENDİRDİLER,GASP ETTİLER ama bir türlü başaramadılar.
Şimdi sıra içten çökertmeye geldi!
Ama bunuda başaramıyacaklar.[/I][/B]
veda


Tanımadığın bir kişi hakkında bile "gönderildiniz" diyebilecek, bunun anlamını bilemeyecek kadar...-gerisini getirmek benim nezakatime sığmıyor.

Bu zihin yapınla burada yöneticilik yapmaya soyunman, bu üslupla ve bu saldırganlıkla ve bu kadar şeffaf(!) bir yönetim anlayışıyla burası sadece "veda'nın oyuncağı" haline gelir.

Merak ediyorum, bu yönetimdeki TKP'liler bu olan bitene ne diyor?
Onlar neden bu konuda bir iki yorum yapmazlar?
Şoven sözcüğünü nasıl içlerine sindirebilirler?