Gönderen Konu: Marks,Lenin ne Dedi Birileri ne Anladı!  (Okunma sayısı 14641 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı hayriözşen

  • İleti: 215
Marks,Lenin ne Dedi Birileri ne Anladı!
« Yanıtla #15 : 28 Temmuz 2012, 23:39:14 »
Şu anlaşılsa da içeriği anlaşılamıyor. İçerik olarak Kavranılamayan.Sadece biçimsel kavranılan ; serbest rekebetçi kapitalizmle tekeleci dönemine dönüşmüş kapitalizm arsında ki farkı kuş beyinliler anlayamıyor. Anlamak istemiyorlar .İstemedikleri içinde Hindistan örneği ile belden aşağıya vuruyorlar. ''

Arasında çok büyük fark var. Bilindiği gibi Marx kapitalizmin çözümlemesini yapmış olarak lanse edilir. Ama bu Marx'sı yeteri kadar anlamadığımızı da bize gösterir. Marx,kapitalizm çözümlemesi değil Toplumsal tarih dediği Tarihsel metaryalizm ile toplumların evrimini ve bunun nedenlerini zorunluluklarını ortaya koymuştur. Marx'ın büyüklüğü de bana göre buradan gelmektedir. Marx ,İki bilim tanırım demiştir. Biri doğa bilimleri diğeri gelecekte doğa bilimleri içinde katılacak olan toplum bilimidir. Buradaki işimiz ise doğa bilimleri değil Toplum bilimidir ''der toplumların evrimlerini o yazdıkları kitaplarla  bize anlatır. Yoksa marx'kapitalizmi bize anlatmış olsa idi bu kadar değerli olmazdı.  

Lenin marx'sı anlayanlardan biriydi. O söyle diyordu.Serbest rekabetin hüküm sürdüğü eski kapitalizmin yerini, tekellerin egemen olduğu bir yenisinin alması, doğurduğu birçok sonuçlar arasında Borsanın önemini de [sayfa 47] azaltmamıştır. Die Bank dergisi şöyle yazar:

Demek leninin ''Serbest rekabet dönimine eski kapitalizm'' diyor.

Şimdi ise yaramazların yaptıkları eski rekabetçi kapitalizmde geçerli olan kapitalist ilişki ve süreci gelip tekeller dönemi olan kapitalizm içinde sorguluyorlar. Ve Diyorlar ki ''marx' hindistanda kapitalizm gelişimini sevinçle karşılıyor''. Bu da yalan ,sevinçle karşıladığı yok. Marx kapitalizmin   kötülükleri saçan bir sistem olduğunu hem belirtip hemde nasıl sevinçle karşılar. Marx'ın anlattığı o serbest rekabet dönemi kapitalizminin evrimini ve zorunluluğunu bize anlatıyor. Yoksa Engelsin ingiltere de işçi sınıfının durumu yazdığında neden marx Engels'le arkadaşlık kurmaya çalışsın. Engels bu kitabında kapitalizmin toplumsal yıkımını,acıları ve dramları  anlatır.  

Bunların kafaları buraya kadar alıyor. Çünkü onlar toplumsal tarihi sınıflar arası çatışmanın sonucu olduğuna inanmıyorlar. Asyatik toplumlarda öne çıkan lider ve tek adamın tarihsel rolünü öne çıkarıp (aynen öcalan gibi) Toplumla -iKtidar arası olduğuna inanıyorlar. Belirleyici olanın bu olduğunu söylüyorlar. Yüreklilik gösterip ''Ne sınıfı hangi sınıf sanki rusyada proleterya vardı da onlar devrim yaptığını söylüyorsunuz ''gibi sosyalistlerle kafa buluyorlar.  

Ne tasedüf ki bu tartışmalar tıpkı 1916 leninin belirtiği gibi, marksizm çöktü,yada marksizm yıkıldı,ya da marksizm çütrütüldüğü  denilen döneme raslamaktadır.

Emperyalizm kitabından alıntı. Buyrun.
   Yarım yüzyıl önce, Marx'ın, Kapital'i yazdığı sırada, serbest rekabet, iktisatçılanın büyük çoğunluğunca, bir "doğa yasası" gibi görünüyordu. Kapitalizmin teorik ve tarihsel bir tahlilini yaparak, serbest rekabetin üretimin yoğunlaşmasına yolaçtığını, bunun ise, belirli bir gelişme aşamasında, tekelciliğe götürdüğünü tanıtlayan Marx'ın yapıtını, resmi bilim, sessizlik- fesadıyla öldürmeyi denedi. Bugün ise, tekel, bir gerçek olarak ortadadır. İktisatçılar, tekellerin farklı belirtilerini göstermek için dağ gibi kitap yığıyorlar, hepbir ağızdan "marksizmin çürütüldüğünü" ileri sürmekte devam ediyorlar. Ne var ki, İngiliz atasözünde de denildiği gibi, gerçekler inatçı şeylerdir ve hoşumuza gitsin gitmesin, hesaba katılmaları gerekir. Olaylar gösteriyor ki, kapitalist ülkeler arasındaki —örneğin koyuculuk ya da serbest-değişim konusundaki— farklar, tekellerin yalnızca biçimleri ve belirme zamanlarıyla ilgili önemsiz bazı değişiklikler göstermektedir; oysa üretimin yoğunlaşmasının bir sonucu olarak tekellerin doğması, kapitalizmin gelişmesinin içinde bulunduğumuz evresinde genel ve temel bir yasadır. [sayfa 26]
      Avrupa için, yeni kapitalizmin, eskisinin yerini kesinlikle aldığı tarih, oldukça belirgin bir biçimde gösterilebilir: 20. yüzyılın başıdır bu. "Tekellerin doğuşu" konusunda kaleme alınmış en yeni derleme yapıtlardan birinde, şu satırları okuyoruz:


Sayın veda, okuduklarımla,tarihsel olarak meseleyi yerine koyuyor olmasına rağmen giderek bu tarihsellikten  ,hindistan örneğini  günümüze bakıp uzaklaşıyor.

Bunu şu somut alıntısından çıkarıyorum.


Emperyalizm aynı kapitalizm gibi bizim ‘can düşmanımızdır. Bu böyle fakat hiçbir marksist , feodalizme kıyasla kapitalizmin ve hakeza tekel öncesi kapitalizme kıyasla emperyalizmin ilerici olduğunu unutmayacaktır. Yani bu demektir ki biz emperyalizme karşı her savaşı destekleme hakkına sahip değiliz. Emperyalizme karşı gerici sınıfların savaşını desteklemeyeceğiz, gerici sınıfların emperyalizme ve kapitalizme karşı ayaklanmalarını desteklemeyeceğiz." (Lenin Ulusal ve Sömürgesel Ulusal Sorun Üzerine s.447)

Lenin nerede diyor acele etmeden bunun link verebilirmi. Halkbu ki bizler bunun tam tersini biliyoruz. ve Leninde hep tersini yapmıştır. Mesela Türk ulusal kurtuluşu ve bunun gibi kalkışmaları desteklemiştir. Yani emperyalizmin tam egemen olamadığı,Marx herzaman feodelizmin karşısında olmuş ki bu onun istenci değildir. Toplumsal tarihin süreci budur. Ama kalkıpta şaşkın Öcalanın dediği gibi Kapitalist (beslemesi, bildiğiniz gibi bu uğurda yoksulluktan  cocuklarını kaybetmiştir.Yanpala  ingilterede yartmamıştır. ) )  orduların başına geçip hindistanı,avusturalyayı yada ispanyayı yada Rusyayı fehtetmeye gitmemiştir.

Bunun yerine kapitalizmin en gelişmiş olan ülkesinde ancak burjuva demokrasisinden yaralanarak enternasyoneli örgütlemiştir. Bu enternasyonel ki İngiliz devlettine karşı idi. Abdulah Öcalan gibi suriye devleti içinde örgütlenip suriye devlettinden yararlanma ,ondan karşılıklı çıkar (ne karşılığında arkadaşlar) ilişkisi içersine girmemiştir.

Kapitalzim gelişirken toplumu alt üst eder. Bunun adı Modernleşmedir. Modernleşmeye karşı aşiret ve ilkel toplumsal ürettim biçiminin örgütlenme biçimi olan kabile sistemini savunamazsınız. Kırdan kente göçte insanların nevri döner. Saçma saçma örneğin başına türban altına daracık streç pantolanlar giyebilirler. Çünkü toplum bir alt üst oluma biçimindedir. Toplum yöneticilerden memnun değildirler. Ancak bu devrim için yeterlimi. Yeterli olsa idi 12 eylülde devrim olurdu.

Kısaca bu her daim sözü edilen modernleşmeye karşı duruş nakaratlarının kökenlerini anlıyabiliyormuyuz.

Yoksa ,Kürt arkadaşlar sosyalistlerin elinde ürettim makineler diğer ellerinde modern silah  ile kürtleri moderneleştireceklerinemi inanıyorlar. Öyle ya Marx hindistanlılara böyle yapmadımı ,onun için marx'a İngiliz kapitalizminin beslemesi demiyorlarmı.? İşte kökenleri bunlar. Sosyalistler de onlara göre Türkiye modernleşmesinin köleleri. Ama ne hikmetse modernleşmesinin temsilcilerinin karşısına ,sosyalizm olarak dikliyorlar . Ya Kürt siyasalı ne ile dikiliyor. ?

Çevrimdışı bora kara

  • İleti: 41
  • KADER DEĞİL KATLİAM !
    • SINIFSAL PERSPEKTİF
Marks,Lenin ne Dedi Birileri ne Anladı!
« Yanıtla #16 : 29 Temmuz 2012, 03:35:44 »
Emperyalizm, bizim kapitalizm kadar "amansız" düşmanımızdır. Bu böyledir. Ne var ki hiç bir marksist, feodalizmle karşılaştırıldığı zaman kapitalizmin ilerletici olduğunu, tekelcilik öncesi kapitalizmle karşılaştırıldığı zaman emperyalizmin ilerletici olduğunu unutmayacaktır. Bundan çıkacak sonuç, bizim, emperyalizme karşı her savaşımı desteklememizin gerekmediğidir. Gerici sınıfların emperyalizme karşı savaşımını desteklemeyeceğiz. Gerici sınıfların emperyalizme ve kapitalizme karşı başkaldırısını desteklemeyeceğiz.
http://http://www.kurtuluscephesi.com/lenin/empekonomizmtr.html
Hiç Bir Zaman Var olmadı,Doğada Sessizlik.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
Marks,Lenin ne Dedi Birileri ne Anladı!
« Yanıtla #17 : 29 Temmuz 2012, 10:39:15 »
Bahsettiğiniz Lenin'in alıntısı,"Ulusal Sorun Ve Sömürgesel Ulusal Sorun" adlı kitabından alınma.
Kitap İnter Yayınlarından çıkma.
Kitapçılarda bulup okuyabilirsiniz.
Alıntıda atladığınız bir kavram var.
Lenin bu kavram bağlamında her Emperyalizme karşı ayaklanma,kalkışma desteklenmez diyor!
Nedir o KAVRAM?
GERİCİ SINIFLAR.

" Emperyalizme karşı gerici sınıfların savaşını desteklemeyeceğiz, gerici sınıfların emperyalizme ve kapitalizme karşı ayaklanmalarını desteklemeyeceğiz."(Lenin-Ulusal Sorun Ve Sömürgesel Ulusal Sorun)

Dolayısıyla verdiğiniz örnek,yani Milli Mücadelenin desteklenmesi buraya oturmuyor.
Üstelik Milli Mücadelenin desteklenmesinin asıl nedeni,yeni kurulmuş işçi devletinin Emperyalist kuşatmaya karşı korunması.

Kafanız gerçekten çok karışık Hayri Arkadaşım!

"Bunun yerine kapitalizmin en gelişmiş olan ülkesinde ancak burjuva demokrasisinden yaralanarak enternasyoneli örgütlemiştir. Bu enternasyonel ki İngiliz devlettine karşı idi. Abdulah Öcalan gibi suriye devleti içinde örgütlenip suriye devlettinden yararlanma ,ondan karşılıklı çıkar (ne karşılığında arkadaşlar) ilişkisi içersine girmemiştir. "

Önce düzeltmelerle başlayalım.
Bir kere Enternasyonal,Komünistler için tüm dünyadaki işçilerin ve emekçilerin ortak etkinliğini gerçekleştiren bir yapılanmadır.
Bu bağlamda,yapısı gereği tek bir DEVLETE  karşı olamaz.
Bakın Birinci Enternasyonalin adı bile,tek bir ülkeye karşı olmadığını gösteriyor.
"ULUSLARARASI İŞÇİ BİRLİĞİ"
Amacına baktığımızda da bunu görmemiz olası.

" Emeğin kurtuluşunun ne yerel ve ne de ulusal bir sorun olmayıp, modern toplumu içeren bütün ülkeleri kucaklayan ve çözümü en ileri ülkelerin pratik ve teorik işbirliğine dayanan toplumsal bir sorun olduğunu;
      İşçi sınıfı hareketinin Avrupa'nın en sanayileşmiş ülkelerinde bugünkü yeniden canlanışının, yeni umutlar doğurmakla birlikte, eski hatalara yeniden düşülmesine karşı ciddi bir uyarı olduğunu ve birbirlerinden hâlâ kopuk olan hareketlerin derhal birleştirilmesini gerektirdiğini;
      Gözönünde bulundurarak, bu nedenlerle kurulmuş bulunan Uluslararası İşçi Birliği:
1) Bu Birlik, değişik ülkelerde bulunan ve aynı amaca, yani işçi sınıfının korunması, ilerlemesi ve tamamıyla kurtulması amacına sahip işçi dernekleri arasında merkezi bir iletişim aracı ve işbirliği sağlamak üzere kurulmuştur. "


Kürdistan 4 parçalı bir bölgedir.
Böyle oluncada Sn Öcalan'ın bu bölgelerde örgütlenmesi kadar doğal bir şey olabilir mi!
Ne yapacaktı Sn Öcalan,başka nerede örgütlenecekti?

Komünistlerde Kapitalist Moderniteye karşıdırlar!
Çünkü artık Kapitalizm,tarihsel olarak,gericileşmiş,çürümüş ve asalaklaşmıştır.
Tabiki Kapitalist Moderniteye karşı,ondan çok daha geri bir üretim biçimini,toplumsal yapıyı savunmak son derece saçmadır.
Belki Lenin'in kafanızda şüpheler yaratan alıntısını burada bir kez daha düşünme fırsatınız olur.
Ancak ben Sn Öcalan'ın böyle düşündüğünü sanmıyorum.

Komünizmi,bir hırka,bir lokma yaşamak olarak algılayan,zenginliğin değil,yoksulluğun paylaşımı olarak gören anlayışlar yok mu.....var tabi!
Malum forum da buna her daim rastlayabilirsiniz!

veda
« Son Düzenleme: 29 Temmuz 2012, 11:48:40 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı hayriözşen

  • İleti: 215
Serbest rekabette Marx'sı çürütme.
« Yanıtla #18 : 29 Temmuz 2012, 11:28:19 »
Yukarda  Lenin'in demiş olduğu gibi Kapitalizmin serbest rekabet sonucu tekelerleri   ortaya çıkması  karşısında Küçük burjuva ideolgları günümüzde olduğu gibi marxsızmin iflasını beyan etmişlerdi. Yani marx tarafından toplumların gelişimi ekonomik sosyal siyasal  düzeyde anlatılırken bu araştırma ve projenin bitişinin kanıtı olarak gösterilmiştir.

Bunun en iyi örneği ;Şudur

Alman emperyalizminin coşkun hayranı, Schulze-Gaevernitz şöyle haykırıyor:
     
 "Alman bankalarının yönetimi, kesin olarak, sayıları bir düzineyi geçmeyen kimselerin eline öylesine bırakılmıştır ki, bugün, bunların çalışmaları, kamu yararı yönünden [sayfa 153] kabinedeki bakanların çoğundan daha önemlidir." (Bankacıların, bakanların, sanayicilerin, rantiye kişilerin "içiçe" kenetlenmesi burda sessizce geçiştiriliyor.) ... "Sözkonusu gelişme eğilimlerinin sonuçlandığını düşünelim: ulusun para-sermayesi bankalarda toplanmış olacak; bankalar kendi aralarında bir kartel halinde toplanacak, ulusun yatırım sermayesi menkul kıymetler halinde akmaya başlayacak. Ve o zaman Saint-Simon'un deha dolu sözleri gerçekleşecek: 'Ekonomik ilişkilerin tek bir düzene uymaksızın geliştiği gerçeğine dayanan bugünkü üretim anarşisi, yerini, bir üretim örgütlenmesine bırakmak zorundadır. Üretimin evrimi artık birbirinden bağımsız ve insanın ekonomik gereksinmelerini bilmeyen girişimcilerin eseri olmaktan çıkacak, toplumsal bir kurum tarafından yönetilmeye başlanacaktır. Geniş toplumsal ekonomi alanını daha yüksek bir açıdan görmeye yetenekli olan merkezi yönetim yetkilileri, onu, bütün toplumun yararına olacak biçimde ayarlayacak, üretim araçlarını uzman ellere teslim edecek, özellikle üretim ile tüketini arasında sürekli bir uyum bulunmasını gözetecektir. Görevleri arasında ekonomik çalışmanın örgütlenmesi de bulunan kurumlar, şimdiden vardır: bankalar.' Gerci Saint-Simon'un bu sözlerinin gerçekleşme durumundan henüz uzaktayız, ama gidiş bu yöndedir; bu, marksizmdir, Marx'ın belirttiğinden ayrı, ama yalnız biçim bakımından."[121]
     

 Doğrusu, Marx'ı ne güzel bir "çürütme" bu; öyle bir çürütme ki, Marx'ın o eksiksiz bilimsel tahlilinden, Saint-Simon'un kuşkusuz dahice olan, ama gene de bir kehanetten başka bir şey olmayan kehanetine doğru, bir adım geri gitmekte. [sayfa 154] Leninden aktarma ON TARİHTE EMPERYALİZMİN YERİ bölümünden

Evet marx'ın belirtiğinden ayrı ,ama yanlız biçim bakımından. :)

Bu durumda marx İngiltere üzerinden kapitalizmi çözümleri Öcalana göre ki, bu durum ''marx'ı Bilinçli değil ama objektif ingiliz kapitalizminin hizmetçisi haline getirmekte'' (ise)  derken Schulze-Gaevernitz'den farklı olmamaktadır.

Yani ''marx'ın belirtiğinden ayrı ama yanlız biçim bakımından'' farklı. (yani marx belirti ama biçim bakımından ingiliz hizmetçisi.)Denilerek doğrusu marx ne kadar güzel çürütülmektedir . Bu günümüzde öcalan tarafından yapılmaktadır.

 Sovyetlerin yıkılmasıyla Marksizim yıkılmamışmıydı ve bütün burjuva ideolgları tarihin sonundan bahsetmiyormuydu.

Öcalan da  bunların küçük burjuva versiyonundan başkası değildi.
« Son Düzenleme: 29 Temmuz 2012, 11:30:46 Gönderen: hayriözşen »

Çevrimdışı hayriözşen

  • İleti: 215
Marks,Lenin ne Dedi Birileri ne Anladı!
« Yanıtla #19 : 29 Temmuz 2012, 11:52:23 »
ilahi veda, enternasyonal tek ingiliz devlettine karşı idi diyenmi var. Kafam bundan dolayı karışıksa demek doğru yoldayım.

Ancak bu bende şu düşünceleri yarattı.

Esasında bu bile  bazı şeyleri derinlemesine anlayamadığınızı gösteriyor.   Şöyle ki ,o dönem yani 1850 ler İngiliz kapitalizminin en şahlanışı dönemi. Yani serbest rakebetin en revaçta bulunduğu ve ingilterenin bu ''özgür'' sistemden en çok faydalanan ülke olması.

İngiltere böyle olmasına rağmen enternasyonel ve işçi temsilci kaçakları ki ayaklanmalara katılanlar kendilerini londra da rahat huzur görüyorlar. Yani bu raharlık ne kadarsa ama bu gerçekliği değiştirmiyor . Böyle bir durumda ingiltere bu duruma diğer ülkeler gibi davranmıyor. Neden acaba? Acaba bunu gerçek nedeni ingilterenin serbest rekabet yanlısı olmasının ve o ekonomik sistemi suvunuyor olmasının etkisi olabilirmi. ?

Bugün komünistler,acaba Enternasyonel yapılanmasını ABD'de oluşturabilirlermi. ABD'bugün buna imkan verirmi? Ben kesinlikle vermez diyorum. Çünkü bana göre emperyalizm gericidir. Serbest kapitalizm sonrası oluşan aşama emperyalizm kapitalizmin biçim değiştirmesinden başka bişey değildir. Bu biçim değişikliğinin en önemli noktası siyasi olarak gerici olmasıdır.

Sizin alıntıladığınız kitapta Lenin öylesi bir kelam edeceğini sanmıyorum. Lenin emperyalizme ilerici diyemez. Bu kitabın cevirisin de hata var..

Zira emperyalizmin ekonomik kar gelişimi  siyasal gericiliğe tekabül ettiği için ,Lenin tarafından sosyalizme geçiş toplumu olarak adlandırılır diye biliyorum.

Ayrıca Emperyalizmin ilericiliği nedir anlamışta değilim.Benim bildiğim emperyalizm

. Emperyalizmin kendine özgü siyasal özellikleri şunlardır: mali-oligarşinin baskısı ve serbest rekabetin ortadan kaldırılması yüzünden her alanda gericilik ve artan ulusal baskı. Bu yüzden hemen bütün emperyalist ülkelerde 20. yüzyılın başından beri bir demokratik küçük-burjuva muhalefeti başlamıştır. Lenin.
« Son Düzenleme: 29 Temmuz 2012, 11:57:39 Gönderen: hayriözşen »

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
Marks,Lenin ne Dedi Birileri ne Anladı!
« Yanıtla #20 : 29 Temmuz 2012, 12:34:03 »
Bence alıntıyı bir kez daha dikkatlice okursanız Lenin'in neyle mukayese ederek Emperyalizme İLERİCİ dediğini anlarsınız.
"Emperyalizm aynı kapitalizm gibi bizim ‘can düşmanımızdır. Bu böyle fakat hiçbir marksist , feodalizme kıyasla kapitalizmin ve hakeza tekel öncesi kapitalizme kıyasla emperyalizmin ilerici olduğunu unutmayacaktır. Yani bu demektir ki biz emperyalizme karşı her savaşı destekleme hakkına sahip değiliz. Emperyalizme karşı gerici sınıfların savaşını desteklemeyeceğiz, gerici sınıfların emperyalizme ve kapitalizme karşı ayaklanmalarını desteklemeyeceğiz." (Lenin Ulusal ve Sömürgesel Ulusal Sorun Üzerine s.447)
Alıntıda da görüldüğü gibi,Emperyalizm,tekel öncesi Kapitalizme karşı,üretici güçlerin gelişmişlik düzeyi bağlamında İLERİCİDİR.
Tıpkı Kapitalizm'in,Feodalizme karşı tarihsel olarak ilerici olduğu gibi.
Emperyalizm ,Komünizmin AREFESİ olduğu için Tekel Öncesi Kapitalizme karşı İLERİCİDİR.
Çünkü artık bu toplumda Komünizm'in maddi öncülleri gelişmiştir,tekel öncesi kapitalizmle kıyasladığımızda.
Lenin'in Emperyalizmi,gericileşmiş,çürümüş,asalaklaşmış Kapitalizm olarak tanımlaması,Tekel Öncesi Kapitalizme karşı onu İLERİCİ bulması ile çelişmez.
Alıntının sonuna baktığınızda,Emperyalizme karşı her başkaldırı desteklenmez derken,bu başkaldırıyı GERİCİ SINIFLARA dayandırdığı için söylüyor.
Yani Kapitalizmden daha geri bir toplumsal sistemi geri getirmek için yapılan başkaldırılar için.

Enternasyonalle ilgili bir önceki söylediğinizi ben yanlış algılamışım.
O nedenle özür dilerim.
Siz burada farklı bir şey anlatmak istemişsiniz.
Kastiniz tek başına Enternasyonalin,İngiltereye karşı kurulmuş olduğu değil.
Her ne kadar o dönem İngilterede Kapitalizm altın çağını yaşasada,egemen sınıfın kendini ortadan kaldıracak bir sistemle , eylemlilikle ilgili bir deneyimi yok.
Henüz Komün ve 17 Ekim yaşanmamış.
O nedenle Enternasyonalin örgütlenmesine ses çıkarmamış veya yeterince üzeriğnde durmamış olabilir.
Henüz kendini yıkacak gücün varlığında habersiz ve böyle bir tehditi görmemiş olabilir.
Oysa bugün Burjuvazi öyle mi?
Önünde yaşanmış hatta kendi iktidarının elinden alındığı deneyler var.
Böyle bir örgütlenmeye tabiki izin vermez,verse bile onu çok sıkı denetim altında tutar.

veda
« Son Düzenleme: 29 Temmuz 2012, 12:36:35 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı hayriözşen

  • İleti: 215
Marks,Lenin ne Dedi Birileri ne Anladı!
« Yanıtla #21 : 29 Temmuz 2012, 13:57:36 »
Merhaba

Bu emperyalizm ilericiliği konusunda ikna olduğumu söyliyemem. Bence burada bir çeviri hatası var. Yani hata varmış gibi durup hata yokmuş gibi de yorumlanabiliyor. Ama bence hatalı bir çeviri.

Neden. Şimdi bize serbest rekabettimi  yaşamak istersiniz yoksa emperyalit sisteminde mi diye sorsalar cevabımız ne olur.  Elbette sosyalizmde yaşamak isteriz ama bunu becerecek nesnel ve subjektif şartların yoksa herhalde tercihimiz  serbest rekabet şartların olduğu yer olurdu. Çünkü hiç olmazsa burjuva örgütlenme özgürlüğünüden  (esasta kendisi için istediği ) yararlanabilirdik. Emperyalizm çağında burjuva örgütlüğünü tamamlamış ve böyle bir özgürlüğü topluma çok görüyor.

Zaten böyle olduğu için emperyalizm içersin de sosyal siyasal refomların olabileceğine dolayısıyla Kapitalizm içinde bunun mümkünatını söyleyenlere uzlaşmacı diyoruz. Liberallikle (serbest rekabet döneminde hala yalşadığına inanalar) Örneğin bunun ülkemizde en baba temsilcisi Mehmet Altan ve kardeşi ile somutlayayım. Sosyalistler  ise sosyal ve siyasal reforumlar emperyalizm hegomanyası altında mümkün değildir diyor. Böyle dendiği için Devrimci nitelemesi orya çıkıyor.. Ancak böyle olması  emperyalizm altında hak arayışlarından,yani sosyal siyasal talepler  için mücadele edilmesini engelemez denilmekte. Çünkü bu durum aynı zamanda emperyalizmin haksız,yobaz,barbar ve geberik olduğu yanında gelecek toplumun yaratılmasına hizmet eder denilmekte. Bu amaçla Mücadeleye devam,ama bu emperyalist sistemde gerçekleşmesi mümkün olmayan ,olursa emperyalist sistemin geçerliliğinin biteceği saptamasıyla,emperyalist sistem buna izin vermez desturuyla . İşte burada tarihte zorun rolü ortaya çıkmakta denilmekte.

Yukarda alıntıda  ''Bu böyle fakat hiçbir marksist , feodalizme kıyasla kapitalizmin ve hakeza tekel öncesi kapitalizme kıyasla emperyalizmin ilerici olduğunu unutmayacaktır. Yani bu demektir ki biz emperyalizme karşı her savaşı destekleme hakkına sahip değiliz. Emperyalizme karşı gerici sınıfların savaşını desteklemeyeceğiz, gerici sınıfların emperyalizme ve kapitalizme karşı ayaklanmalarını desteklemeyeceğiz."

Burada söz konusu ''Emperyalizme karşı gerici sınıfların savaşını desteklemeyeceğiz, gerici sınıfların emperyalizme ve kapitalizme karşı ayaklanmalarını desteklemeyeceğiz'' denilmekte. Sosyalistler ''gerici sınıflarla ilişki  kurabilecek sistemin niteliğinden ötürü emperyalizm olmakta'' demektedirler.

Yani emperyalizmin gerici o kapitalist veya feodel toplumsal sistemleri yıktığınmı düşünüyoruz.

Öyle ki bunun serbes rekabette mümkün olduğunu çünkü kapitalizm sosyal siyasal ve ekonomik olarak gelişim evresinde bulunduğunu ve her ulusal devlet olamayan ,yani sınırlarını (Gümrük kapıları)çizme becerisi göstermeyen ülkelerin topraklarına girip sistemlerini yıkıyor bunun yerine kendi değer sistemi olan soysal siyasal ekonomik yapılanmasını kuruyordu. İşte Hindistan tam buna örnekti. Sürü ve kabile aşiret ,kast sistemiyle insanların kendilerini ifade ettiği,bireysel özgürlüğün olmadı,bireysel yaşam alının kısıtlı olduğu,toprağa bağlı toprakta ya devlet ya ağın elinde olan sistem.

Şimdi bu süreç emperyalist dönemde de geçerlimidir.

Yine ;Yani bu demektir ki biz emperyalizme karşı her savaşı destekleme hakkına sahip değiliz. Emperyalizme karşı gerici sınıfların savaşını desteklemeyeceğiz, gerici sınıfların emperyalizme ve kapitalizme karşı ayaklanmalarını desteklemeyeceğiz."

Bugün Kürt ayaklanamasın altında yatan 1980 sonrası Türkiyede ekonomik ve sosyal değişimin dolayısıyla  aşiret ,kabile ve bu sistemin getirdiği ekonomik değerlerin yıkılması olmakta. Bu durumda bu emperyalizme karşı gerici ayaklanmadır. Öyle ise destekte vermemeliyiz. sonucuna da çıkabilir ki bu çeviride yanlışlık var.
« Son Düzenleme: 29 Temmuz 2012, 14:05:10 Gönderen: hayriözşen »

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
Marks,Lenin ne Dedi Birileri ne Anladı!
« Yanıtla #22 : 29 Temmuz 2012, 14:12:43 »
Burada birilerini ikna edeceğiz gibi bir gayret içersinde değiliz.
Böyle boş sallamakla olmuyor.
Önce kitabı alırsın ve okursun.
Sonrada orjinalini bularak,çevirisini yaparsın veya yaptırırsın.
Sonrada burada ÇEVİRİ HATASI var diye ahkam kesersin.
Sana hangi temelde,hangi bağlamda Emperyalizm'in,Tekel Öncesi Kapitalizme karşı ilerici olduğunu anlattık.
1)Tarihsel olarak
2)Üretici Güçlerin gelişmişlik düzeyi ve Komünizm'in maddi öncüllerinin gelişmişliği bağlamında
Birde GERİCİ SINIFLAR kavramı var!
Lenin burada GERİCİ SINIFLAR derken kimi kast ediyor?
Soru bu kadar basit ve yalın!

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı hayriözşen

  • İleti: 215
Marks,Lenin ne Dedi Birileri ne Anladı!
« Yanıtla #23 : 29 Temmuz 2012, 14:23:19 »
Alıntı
Böyle boş sallamakla olmuyor.

Yazdıklarım kişiye değildi. Ama madem böyle deniliyor. O zaman dolu salayacakları bekleyelim.


Alıntı
Önce kitabı alırsın ve okursun
.

Herhalde kitabın bu bölümü internette vardır. Ben aradım bulamadım . Bulursanız yazında hep birlikte okuyalım.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
Marks,Lenin ne Dedi Birileri ne Anladı!
« Yanıtla #24 : 29 Temmuz 2012, 15:07:08 »
"Herhalde kitabın bu bölümü internette vardır. Ben aradım bulamadım . Bulursanız yazında hep birlikte okuyalım."
İnternette aramanıza gerek yok.
Çok pahalı değil.
Herhangi bir kitapçıdan 22 liraya yada idefix den siparisle 18.70 liraya edinebilirsiniz.
Orjinalini ise bulmanız çok zor.
Belki internetten Marksist Arşivden arayabilirsiniz.
Kitaba ve çevirisine inanmayan ve bunun yanlışlığını iddia eden sizsiniz.
Doğrusunu bulup yayınlamak ve bunun yanlışlığına kanıtlamakta size düşer,bana değil.
İddia sahibi sizsiniz bayım!
Yok kanıtlayamıyorsanızda o zaman bu tür iddialarda bulunmayacaksınız.

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı hayriözşen

  • İleti: 215
Marks,Lenin ne Dedi Birileri ne Anladı!
« Yanıtla #25 : 29 Temmuz 2012, 18:38:58 »
Peki o zaman veda kitabın derleme olduğunu sanıyorum. Böyle ise şu derleme içinde bu alıntının geçtiği yeri üst başlığını verirmisin. Bende bu derlemenin nereden alındığını daha rahat bulabileyim.  

gerçekten merak ettim...


LENİNİZM - 6. DEFTER
ULUSAL SORUN VE SÖMÜRGE SORUN

Ya da • ULUSAL VE SÖMÜRGESEL ULUSAL SORUN ÜZERİNE  

adlı kitap olsa gerek .

Özel mesajlada bildirip bilgilendirebilirsin.
« Son Düzenleme: 29 Temmuz 2012, 19:22:16 Gönderen: hayriözşen »

Çevrimdışı Sosyalist İktidar.

  • İleti: 19
Öcalan'ın Marx'la hesaplaşması
« Yanıtla #26 : 29 Temmuz 2012, 23:56:48 »
Öcalan'ın Marx'la hesaplaşması (toplu eserler)
2 Kasım 2009, ekleyen Erkin Özalp

Abdullah Öcalan’ın yazı ve konuşmalarının Karl Marx’la hesaplaşmaya ayrılan bölümleri kıyıda köşede, bölük pörçük kalmasın, derli toplu bir şekilde incelenebilsin, irdelenebilsin... Nedense, Öcalan’ın bu hesaplaşması, neredeyse yok sayılıyor... Vladimir İlyiç Lenin hakkındaki değerlendirmelerini de ekliyorum (kalınlaştırmalar bana ait):  
 
gundem-online.net’te 14 Nisan 2008 tarihinde çıkan avukat görüşmesi notlarından:
 
İngilizler toplumda her türlü yönlendirmeyi de yapıyorlar, Marks da Londra'da yaşıyordu, onu orada tuttular. Marks fikirlerini orada oluşturdu, oradan dünyaya yaydı. Ben, Marks'ın fikirlerini onlar yarattı demek istemiyorum ama Marks, Kraliçe Elizabeth'in eli altındaydı. Lenin'i de kuşatıp etrafını daraltmışlardı. Lenin Almanların nezaretinde, onların treniyle taşınarak St.Petersburg'a götürüldü. Ben Lenin ajandır demek istemiyorum ama bunların bilinmesi, değerlendirilmesi lazım. Almanlar, bu fikirler bize karşı, bizi yok etmek için oluşturulmuştur dediler ve kendilerini korumak için nasyonal sosyalizme sarıldılar ama anti-komünizmi geliştirdiler. Milliyetçilerin ve dincilerin de anti-komünistliği, komünizm karşıtlığı buradan geliyor.
 
(http://www.gundem-online.net/haber.asp?haberid=50142)
 
 
Yeni Özgür Politika gazetesinin 29 Kasım 2008 tarihli sayısında çıkan avukat görüşmesi notlarından:
 
Bu savunmamda Marksizmi aştığımı da söyledim. Marks, Lenin, Mao, kapitalizmin yedeğinden kurtulamadılar, ulus-devletin etkisinden kurtulamadılar, ulus-devleti aşamadılar. Almanya ve İngiltere milliyetçiliğinin, kapitalizmin Marks’ı nasıl kuşattığını biliyoruz. Zaten Marks ve Lenin, Hegelcidirler; Hegel’in soludurlar. Hepsi için aslında Sol Hegelisttirler diyebiliriz.
 
(http://www.yeniozgurpolitika.org/?bolum=haber&hid=40735)
 
 
Fırat Haber Ajansı (ANF)  tarafından 16 Ocak 2009’da aktarılan avukat görüşmesi notlarından:
 
Savunmalarım benim düşünce metodolojim ve tarzımı yansıtıyor. Çok zor koşullarda, kaynak olmadan yazdım. Fenomonolojiyle benzerlikler taşıdığı belirtiliyor. Ben Hegel'i okumadan önce bunları yazdım. Hegel'in Zihnin Fenomenolojisi adlı kitabını okuduktan sonra düşüncelerimle büyük benzerlikler olduğunu fark ettim. Ama ben Hegelci değilim, ondan yararlanıyorum. Ben Nietzche'den de yararlanıyorum ama Nietzcheci de değilim. Hegel burjuva sınıfını ve ilişkilerini inceliyor. Bu ilişkiyi tarihin eski evrelerine kadar götürerek Sümerlerin neolitik köy toplumunu baskıladığını belirtiyor. Marks ise bunu yanlış anlıyor, bunu burjuva-proleterya çelişkisi şeklinde anlıyor. Bu temel bir yanlışlıktır. Sümerlerin neolitik köy toplumunu baskıladığı doğrudur ama bu burjuva-proletarya çelişkisi değil, farklı bir durumdur. Marks bu açıklamayla temel bir yanlışlık yapmıştır. Hegel'in olumlama ilkesi, olumlamanın olumsuzlaması ilkesini de Marks yanlış anlıyor. Ve korkunç sonuçlar ortaya çıkıyor. Marks İngiltere'ye gitti, İngiliz ekonomi-politiğinin etkisine girdi. Lenin ise Rusya'da iktidar tuzağına, proletaryanın diktatörlüğü tuzağına düştü. Ben her iki hataya da düşmedim. Ne Marks gibi salt ekonomizme ne de Lenin gibi iktidar tuzağına düştüm. Ben savunmalarımda bunların nasıl aşıldığını detaylı açıkladım. Marks'ı da bu şekilde düzeltmiş ve aşmış oluyorum. Marks, hatayı ta baştan itibaren yaptı, bu nedenle yüz elli yıldır korkunç şeyler oldu, on milyonlarca insan öldü, öldürüldü. Sovyet Rusya çöktü, Çin'in durumu da ortada. Pozitivizmi ve kaba materyalizmi aşamadılar. Bunları niye açıklıyorum. Çünkü beni de etkiledi de ondan.
 
(http://www.firatnews.com/index.php?rupel=nuce&nuceID=1230)
 
 
Fırat Haber Ajansı’nın (ANF) 26 Haziran 2009’da yayımladığı avukat görüşmesi notlarından:
 
Bazı sosyologlar, pozitivist yaklaşımdan kurtulamıyor, klasik ulus-devlet bakış açısıyla yaklaşıyor. Ulus-devletin aslında bir kandırmacadan ibaret olduğunu görmüyorlar. Aslında ulus-devlet dedikleri şey, ulusların da özgürlüğü değildir. Kapitalizm, bunu kendisini yaşatmak için kullanıyor. Bunu Hobsbawm belli ölçülerde tartışıyor ama çaresiz kalıyor. Kapitalizmin kendini nasıl böyle yaşattığını çözümleyemiyor. Marks’ta da aynı şey var. Kapitalizmi yeterince çözümleyemediği için yüz elli yıllık Reel Sosyalizm deneyimi ortada. Kapitalizme hizmet etmekten kurtulamadı. Kapitalizm neden bu kadar başarılı oluyor? Pozitivizm, klasik ulus-devlet anlayışından sıyrılamadıkları için Marks, Lenin, Çin, hepsi bu hataya düştüler. Çin’in durumu ortada, bugün kapitalizmin en büyük destekçisidir.
 
(http://www.firatnews.com/index.php?rupel=nuce&nuceID=10056)
 
 
gundem-online.com sitesinden, “Öcalan’ın ‘marksist kurama’ eleştirileri” başlıklı, 4 Temmuz 2009 tarihli yazı:
 
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) sunduğu son savunmalarında Marksist teoriye ilişkin önemli tespitlerde bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan, 'Marks'ın ekonomik altyapıyı tüm hukuki, siyasi ve ideolojik formların izah kaynağına yerleştirmesi, belki de uğruna çok büyük savaşlar verilen sosyalizmin başarılı olamayışının temel nedenlerinin başında gelmektedir' diyor.
 
Abdullah Öcalan'ın Demokratik Toplum Manifestosu isimli savunması yakın zamanda kitap olarak yayınladı.
 
Öcalan son savunmalarında Marksizm'e yönelik eleştirilere de yer veriyor. Kitapta Marksizmin iktidar olgusunu kavrayamadığını ifade eden Öcalan, 'K. Marks ve F. Engels'in öncülüğünde kapitalizme karşı ilk bilimsel temelli bir mücadele bayrağı açıldı. Bağrında önemli yetmezlikler ve yanlışlar taşısa da bilimsel sosyalizm adı altında sistem karşıtı bu ilk hareket yüz elli yıl kapitalizmin korkulu rüyası oldu. Çok büyük kahramanlıklar sergiledi. Önemli mevziler kazandı. Sistem karşıtı bu hareketin talihsizliği, kapitalist moderniteyi çözememesi ve ondan radikal kopuşu sağlayamamasıydı' değerlendirmesinde bulunuyor.
 
Başarısızlığın nedeni özne-nesne ayrımı
 
Toplumda alt ve üstyapı tartışmalarının uygarlığın inşa edilmiş gerçeklikleri ile bağlantılı olduğunu kaydeden Öcalan, şunları dile getiriyor; 'Hegel kendi sistemini öncelikle üst yapıdan, yani devlet ve hukuktan başlatır. Evrensel sistemi de mutlak zekâ (Geist)'dan başlattığı gibi. Marks ise önceliği altyapı olarak adlandırdığı üretim güç ve ilişkilerine verir. O da her ne kadar 'Ayakları üzerine oturttum' dese de, Hegel'le aynı mantığı paylaşmaktadır. O da nedir? Biri, bir unsur temeldir, diğeri ikinci veya belirlenendir diyor. Bu, özne-nesne ayrımının kaba mantığına düşmektir.' Öcalan, sosyalizminin neden başarılı olmadığı sorusunun cevabının da bu mantıkta gizli olduğuna dikkat çekiyor.
 
Savunmalarında sosyoloji konusunda da tespitlerde bulunan Öcalan, E. Durkheim, A. Comte ve K. Marks sosyolojisinin zaman ve mekân boyutunda tümüyle kendilerini bağışık hissettiklerine vurgu yaparken, 'Bahsettikleri olay ve olguların yeri ve tarihi yoktur. Sözde deneysel ve olgusal bilim yaptıkları iddiasındadırlar. Ne kadar zamanız ve mekânsız analiz yaparlarsa, o denli bilimsel davrandıklarını sanırlar. Adeta bu yönteme dört elle sarılırlar. Aslında bu yaklaşımın özünde modernitenin kendini zaman ve mekân olarak ebedi ve sonsuz göstermesi yatar. Tüm Avrupa merkezli bilim, felsefe ve sanatların böyle bir tutumu, eğilimi söz konusudur' diyor.
 
Das kapital çalışanların işine yaramadı!
 
Kapitalizmi ekonomik sahada arayan Marks'ın siyasal iktidarı ve onun zor karakterini tüm sonuçlarıyla çözümleyemediğine dikkat çeken Öcalan, 'Kapitalist ekonomi denilen talan düzeni tüm eski ve yeni dünyada toplumları ve coğrafyaları sömürgeleştirip yeniden köleleştirirken, tüm güç erklerini kendine bağlarken, tarihin en kanlı savaşlarını yürütürken, toplum bünyesi üzerinde her şeyiyle oynayıp hegemonyasını onaylatırken, onu eski topluma karşı devrimci ilan eden K. Marks, ardılları ve benzer düşünce ekolleri bence bilim inşa etmiyorlar. Das-Kapital, kapitale karşı yazılmış en eksikli, dolayısıyla yanlış yorumlanmaya müsait kitaptır. Burada Marks'ı suçlamıyorum. Sadece eserinin tarih, devlet, devrim ve demokrasi boyutunun olmadığını, geliştirilmediğini söylüyorum' diyor.
 
Öcalan, Marks'ı kapsamlı analizlere gitmeden, ucuz ve yüzeysel tezlerle eleştirmenin sakıncalarının da farkında olduğunu dile getiriyor.
 
Savunmalarında Marksist geçinen kesimlerin dogmatik yaklaşımlarının tarikat müritliğini aşmadığını da ifade eden Öcalan, Marks'ın Kapital kitabına yönelik olarak ise şunları dile getiriyor; 'Kapital'in yeni bir totem hizmeti gördüğü, işçilerin pek işine yaramadığı, yüz elli yıllık teorik-pratik deneyimle yüzlerce kez doğrulanmıştır. Ben bunun temel nedenini kapitalizmi ekonomi olmadığı halde başka yerde arama, ekonomi olmayana temel ekonomik konular olarak yaklaşım gösterme hatasına bağlıyorum.'
 
'İki sınıf mücadelesi vahim hata'
 
Marksizm'in en önemli eksikliklerinden birinin de çatışmayı dar sınıf eksenli görmesi olduğunu belirten Öcalan, 'Sınıfların direkt çatışması analitiktir. Somut çatışma toplumsal gövdeler arasında olur: Devlet toplumuyla demokratik toplumlar arasında. Dar sınıf bakış açısının sonuçları bilinmektedir. Kaldı ki, sınırları hiçbir zaman kesin çizilemeyen ve her gün geçişler yaşayabilen sınıflarda, aslolan içinde yaşadıkları bilinç durumudur, kültürüdür' diyor.
 
Uygarlıksız sınıf mücadelesinin olmayacağını dile getiren Öcalan, tek uygarlık içinde iki sınıfın mücadelesinin ne denli vahim bir hata olduğunun Sovyet deneyiminde görüldüğünü dile getiriyor. Avrupa devlet uygarlığının kalıplarını kıramadığı için, özgün bir Sovyet uygarlığının oluşturulamadığını da kaydeden Öcalan 'Kapitalist modernite kalıplarını büyük oranda esas aldığı için, sonunda onlar gibi olmaktan kurtulamadı. Tarihte bu durumun birçok benzeri yaşanmıştır. Başkalarının silahlarıyla (uygarlık yaşam tarzı) savaşırsan, başkaları gibi olursun. Bu durumların ortaya çıkması, devrimlerin kendi uygarlık biçimlerini belirleyememeleri ile ilgilidir' diyor.
 
Toplumun metalaşması kabul edilemez
 
Meta tanımını Marks'tan farklı yorumladığını kaydeden Öcalan, kendi yaklaşımını 'ben metayı Karl Marks gibi yorumlamıyorum. Yani metanın değişim değerinin işçi emeğiyle ölçülebileceğini, önemli sakıncalar doğuran bir kavramlaşma sürecinin başlangıcı olarak değerlendiriyorum. Günümüzde nerdeyse metalaşmadık bir değeri kalmayan toplumun çözülüşünü gözönünde bulundurursak, ne demek istediğimi daha iyi açıklamış olurum. Toplumun metalaşmasını zihnen kabul etmek demek, insan olmaktan vazgeçmek demektir' sözleri ile ifade ediyor.
 
Öcalan, kuşku yaratan bir diğer konunun ise toplumsal değerlerin ölçülebilirliği olduğunu söylüyor ve devamla, 'Yalnız canlı emeğin değil, sayılması olanaksız emeğin ürünü olan bir maddeyi bir kişinin emeğinin değeri saymanın kendisi, yanlışlık ve değer gaspı ve hırsızlığının önünü açan bir yaklaşımdır. Nedeni açıktır: Sayılamayacak emeklerin karşılığı nasıl ölçülecek? Dahası, değeri hiç ölçüme girmeyen emekçiyi doğuran, büyüten ananın, ailenin emeği nasıl ölçülecek? Değer denen nesnenin içinde gerçekleştiği tüm toplumun hakkı nasıl ölçülecek? Tartışmayı uzatabiliriz. Dolayısıyla değişim-değeri, artık-değer, emek-değer, faiz, kâr, rant gibi kavramlar hırsızlıkla (resmi ve devlet gücü yoluyla) ortaktır. Değişim için başka ölçüler bulmak veya armağan tarzının yeni biçimlerini geliştirmek anlamlı olabilir'.
 
Marks önemle incelenmeli
 
Toplumun bütünlüğünü ilgilendiren büyük yanılgılara düşmemek açısından, Karl Marks örneğinin önemle göz önünde tutulması gerektiğini ifade eden Öcalan, 'Marks'ın kapitalizmi çözmek ve ondan kurtulmak isteyen önde gelen bir kişilik olduğundan veya olmak istediğinden kuşku duyulamaz. Ama ondan esinlenen muazzam toplumsal değişimlerin kapitalizmin en iyi hizmetçiliğini aşamadıkları genel olarak kabul gören bir görüştür' diyor.
 
(http://www.gundem-online.com/haber.asp?haberid=74661)
 
 
gundem-online.net’in 11 Eylül 2009’da yayımladığı avukat görüşmesi notlarından:
 
“Ben yol haritama güveniyorum. Demokrasiden asla vazgeçmem. Yol haritası demokrasinin yol haritasıdır, demokrasinin geliştirilmesidir, demokrasinin çıtasıdır, demokrasinin açılımı, halka mal edilmesidir. Bu yol haritasının içeriği demokratiktir. Benim bu yol haritam ezberleri bozacaktır. Liberalizmin, marksizmin-sosyalizmin klasik yaklaşımları yoktur. Anlamakta zorlanabilirler. Sadece bireysel haklar deniliyor, kolektif haklar dikkate alınmıyor. Oysa bunlar ayrıştırılamaz, ikisi bir bütündür, madalyonun iki yüzü gibidir. Sosyalist devlet olmaz. Devletin sosyalisti, liberali, kapitalisti olmaz, devlet devlettir, iktidar iktidardır. Hatta Lenin, devrim yaptıktan sonra diyor ki 'bana sosyalist devletle ilgili kitap getirin'. Halbuki sosyalist devlet olmaz. Devrimi yapıyor ama devrimden sonra ne yapacağını bilemiyor, bocalıyor.”
 
(http://www.gundem-online.net/haber.asp?haberid=78275)
 
 
Yeni Özgür Politika gazetesinin Öcalan’a ait “Demokratik Uygarlık Manifestosu” adlı kitaptan alıntılayarak 16 Eylül 2009’da yayımladığı bölümler:
 
Zaman zaman mal alışverişlerindeki özgür rekabete bağlı olarak, eşitlemeye yakın emek değerleriyle değişim sağlanabilir. Ama bu daha çok teorik bir emek-değer değişimidir. Fiiliyatta belirleyici olan spekülasyondur. Bazı durumlarda da aşırı mal birikimi olur. O zaman da değeri sıfırın altına düşer. Malı imha etmek için ilave emek gerektiren durumlarda, emeğin değeri yok oldu diyemeyeceğimize göre, emeğin temel belirleyici bir kıstas olmadığı ortaya çıkıyor. Yine kıtlık ve fazlalık yaratma şansı olan tüccar gücü belirleyici olmaktadır. Kaldı ki, mallar mallarla üretilir. Tarih boyunca binlerce adsız emekçinin birikimiyle bir mal üretilmektedir. Peki, hangi mekanizma bu donmuş emek sahiplerine hak ettikleri karşılığı ödeyecektir? Buna yaratıcı zanaatkârı, hatta tüm toplumsal etkinliğin gerekli olduğunu eklediğimiz zaman, canlı emek denilen emek türünün anlamlı bir fiyatı, dolayısıyla ücretlendirilmesi düşünülemez.
 
İngiliz ekonomi-politiğinin sakatlığı veya sahtekârlığı burada kendini ele vermektedir. Bilindiği gibi kapitalizmin sistem olarak ilk zaferini sağlayan, ada İngilteresi ve Hollanda’dır. Kapitalizme meşruiyet kazandırmak için teorik bir gerekçeye ihtiyaç şarttır. Özellikle spekülatif kazanç olduğunu örtbas etmek için kabul edilebilir bir teori büyük önem taşır. Tıpkı ilk Uruk tüccar dinleri gibi mitolojik bir anlatımın yeni versiyonunu sunmak, sözde ekonomi-politik bilginlerine, özde ise kapitalizmin yeni dini icatçılarına düştü. İnşa edilen ekonomi-politik değil, yeni bir dindir. Giderek her dinde olduğu gibi kutsal kitabıyla ve dallı budaklı mezhepleriyle. Ekonomi-politik, kapitalizmin en değme kırk haramiler talanını bile geride bırakan spekülatif (fiyatlarla oynamak için mal birikimleri, bölgesel farkların kullanılması) karakterini örtbas etmek için geliştirilmiş, kurgusal zekânın en sahtekâr ve talancı eseridir. Emek-değer teorisi bu konuda tam bir av malzemesidir. En bellibaşlı nedeninin emekçileri oyalamak olduğu kanısındayım. K.Marks gibi birisi bile bu ava yemci olarak katılmaktan kendini alıkoyamamıştır. Bu eleştiriyi yaparken büyük acı duyuyorum. Fakat en azından kuşkularımızı belirtmek bilime saygımızın asgari gereğidir.
 
(http://yeniozgurpolitika.org/?bolum=yazi&yid=7468)
 
Eleştirisi için: http://www.haberveriyorum.net/haber/ocalandan-karl-marxa-yemcilik-suclamasi
 
 
Fırat Haber Ajansı’nın (ANF) 16 Ekim 2009’da aktardığı avukat görüşmesi notlarından:
 
K. Marks’ı bu aralar daha iyi çözümlemeye çalışıyorum. Şunun farkına vardım. Marks aslında kapitalizmle birlikte yaşamanın teorisini yapmıştır, Marks, kapitalizmle birlikte yaşamanın büyük üstadıdır. Marks her ne kadar kapitalizmi eleştirir gözükse de kapitalizmle birlikte yaşamayı esas alır. Benim kapitalizm çözümlemem Marks’tan ziyade Nietzsche’ye daha yakındır. Bu anlamda kendimi Nietzsche’ye daha yakın görüyorum. Hegel’i de, Max Weber’i de inceledim. Benim felsefem Hegel’e yakın görünse bile aslında ben Max Weber’in düşüncelerini kendi düşüncelerime daha yakın buluyorum. Yine Gramsci eski İtalyan Komünist Partisi’nin lideridir. Daha sonra cezaevinde öldü. Gramsci’nin sivil toplum örgüt anlayışını kendi anlayışıma yakın buluyorum. Yine Frankfurt Okulu var. Bütün bunları savunmalarımda işledim. Bölgede siyaset yapanlar bunu okumalı. Bunları anlamadan bölgede siyaset yapılamaz."
 
(http://www.firatnews.com/index.php?rupel=nuce&nuceID=15366)
 
 
gundem-online.net’in 30 Ekim 2009’da yayımladığı avukat görüşmesi notlarından:
 
Ben savunmalarımda devletin çözüm olmadığını tarihsel toplumsal temelde anlattım, açımladım. K. Marks, Lenin, Mao bunlar da devleti iyi tahlil edememişlerdir. İngiltere K. Marks'a kucak açıyordu, onlar tarafından besleniyordu, Almanya'ya karşı kullanma amacındaydı. K.Marks İngiliz ajanıdır demiyorum ama objektif olarak İngiliz politikalarına hizmet etmiştir. Alman sosyalistleri, komünistleri Marks'ı bu yüzden sevmezlerdi. O nedenle komünizm yerine Almanya'da milliyetçilik gelişmiştir. Hitler faşizmi deniliyor ama kapitalist modernite faşizmin ta kendisidir. Lenin, 'sosyalist devlet' üzerine kafa yoruyordu. Proudhon, Kropotkin ve Bakunin bunlar devleti daha iyi tahlil etmişlerdi. Hatta Kropotkin, Lenin'e karşı çıkarak 'sen diktatörlüğü getiriyorsun, demokrasiyi yok ediyorsun' diye karşı çıkmıştı. Lenin de ona 'bunamış' diyordu. Ama sonuçta Sovyetler birliği yıkıldı, Çin bugünkü krizde kapitalizmi ayakta tutan ülkedir. Dolayısıyla Kropotkin haklı çıktı. Öncesinde Sovyetler Birliği de objektif olarak kapitalizme hizmet etmiştir. Devletin sosyalisti olmaz. Sosyalist devlet de olmaz. Baskının, sömürünün, zorbalığın kaynağı devlettir. Devlet tümüyle de kötüdür demiyorum. İyi yanları da var; demokratik devlet, hukuk devleti olursa.
 
(http://www.gundem-online.net/haber.asp?haberid=80933)

Çevrimdışı Sosyalist İktidar.

  • İleti: 19
Marks,Lenin ne Dedi Birileri ne Anladı!
« Yanıtla #27 : 30 Temmuz 2012, 00:19:10 »
sevgili veda ben açtığın konuya çok fazla, derinlemesine bir girdi yapyacağım yukarıda ki yazıda Öcalan'ın bugüne kadar Marksizme ve Leninizme dair söylemleri mevcut Öcalan, vesile aramaksızın her fırsatta Marx’la (ve zaman zaman da Lenin’le) hesaplaşıyor. Marx, kapitalizmi doğru çözümleyememiş... Marx, kapitalizmin ötesine geçememiş... Marx, devletin ele geçirilmesi (devrim) hedefini koyarak sosyalizmin ideallerine ters düşmüş... Marx, “sınıf mücadeleleri”ni temel alarak, “vahim bir hata” yapmış...
Sevgili veda Öcalan'nın bu çıkışlarının iki sebebi olabilir; birincisi Kürt hareketi ile devrim ve sosyalizm hedefleri arasındaki her tür bağı koparmak, ikinci nokta işçi sınıfı”nın çıkarlarıyla ilgili her tür tartışmayı gündemden düşürmek bu nedenle Öcalan Marksizmi ve Leninizmi eleştirmesi senin basit tabirinle sıradan bir eleştiri değildir.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
Marks,Lenin ne Dedi Birileri ne Anladı!
« Yanıtla #28 : 30 Temmuz 2012, 20:58:18 »
Bu çok abartılı bir yorum olur Sosyalist İktidar Arkadaş!

Bugün Anarşistler de Marks'tan bu yana sürekli aynı veya buna benzer argümanlarla Marksistleri eleştiriyorlar.

Tek bir sosyalizm anlayışı yok ki!
Bunun Bilimseli var,Ütopiki var,"Özgürlükçüsü" var,Ekolojik olanı var.
Herkes sömürüsüz bir Dünya özlemi içersinde!

Sn Öcalan da zaten Marks'ı aştığını söyleyerek,Marksizm'in artık günü açıklamakta yetersiz kaldığını söylüyor.

Malum Forumda birisi Apoizm,21 nci Yüzyıl Sosyalizmidir diyor.
Diyebilir,bizlerin buna saygı duyması gerek.
Güveniyorsak kendimize ve bizi tanımlayan ideolojimize,çıkar bunun öyle olmadığını ortaya koyarız.

Marks,Lenin,Engels yıllardır bu ideolojik mücadeleyi,Marksizm dışı akımlara karşı vermedi mi?

Sosyalizm tanımı seninkinden farklı olan birisi,nasıl olur da seninle beraber Sosyalizm hedefine yürür.
Bir yere kadar beraber yürürsünüz,sonra herkes kendi tanımladığı Sosyalizm hedefine yürür.

veda
« Son Düzenleme: 30 Temmuz 2012, 22:51:14 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
Marks,Lenin ne Dedi Birileri ne Anladı!
« Yanıtla #29 : 30 Temmuz 2012, 23:11:06 »
"Emperyalizm aynı kapitalizm gibi bizim ‘can düşmanımızdır. Bu böyle fakat hiçbir marksist , feodalizme kıyasla kapitalizmin ve hakeza tekel öncesi kapitalizme kıyasla emperyalizmin ilerici olduğunu unutmayacaktır.Yani bu demektir ki ,biz emperyalizme karşı her savaşı destekleme hakkına sahip değiliz. Emperyalizme karşı gerici sınıfların savaşını desteklemeyeceğiz, gerici sınıfların emperyalizme ve kapitalizme karşı ayaklanmalarını desteklemeyeceğiz." (Lenin Ulusal ve Sömürgesel Ulusal Sorun Üzerine s.447)"

Leninden bir alıntı yaptık,ortalık birbirine girdi!
Oysa alıntının kaynağı,hangi kitaptan alındığı açıkca yazıldı.
Çok merak eden verir 20 lira,alır kitabı ve merakını tatmin eder,Lenin gerçekten böyle bir söz söylemiş mi diye!
İdefix te daha da ucuz,17.70 liraya,bir gün sonra posta ile elinizde.

Burada anahtar sözcük GERİCİ SINIFLAR kavramı.
Lenin bu gerici sınıfların Emperyalizme karşı ayaklanması,kalkışması desteklenmez diyor.
Lenin bir Marksist olduğuna göre,bir Marksist neye göre, nasıl tanımlar,bir sınıfın ilericiliğini veya gericiliğini?
Bunu düşünürken bu sözün söylendiği tarihselliği göz ardı etmeyin.

Birde alıntıyı bir bütün halinde değerlendirin,yani başıyla,sonuyla birlikte.
Orada kimin için GERİCİ SINIFLAR kavramını kullanmış,ortaya çıkıyor.
"Emperyalizm aynı kapitalizm gibi bizim ‘can düşmanımızdır. Bu böyle fakat hiçbir marksist , feodalizme kıyasla kapitalizmin ve hakeza tekel öncesi kapitalizme kıyasla emperyalizmin ilerici olduğunu unutmayacaktır. "

Ve burada " Yani bu demektir ki " diyerek aşağıdaki cümleyle bağlantı kuruyor.

"Yani bu demektir ki biz emperyalizme karşı her savaşı destekleme hakkına sahip değiliz. Emperyalizme karşı gerici sınıfların savaşını desteklemeyeceğiz, gerici sınıfların emperyalizme ve kapitalizme karşı ayaklanmalarını desteklemeyeceğiz." (Lenin Ulusal ve Sömürgesel Ulusal Sorun Üzerine s.447)

Sanırım artık bu GERİCİ SINIF kavramını,Lenin'in neye göre kullandığı ortaya çıkıyor.

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET