Gönderen Konu: önc savaşı ve akp zulmüne karşı milyonları örgütlemek  (Okunma sayısı 1596 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı -suat-

  • İleti: 106
Demokratik hak ve özgürlüklerin kullanılamadığı -rafa kaldırıldığı- daha doğru bir deyişle oligarşi tarafından kullanılmasına "izin" verilmediği, ordusu, polisi ve diğer güçleri ile emekçi kitlelere tam bir tenkil politikasının izlendiği bütün geri-bıraktırılmış ülkelerde, bu tip klâsik "kitle çalışması" ile ekonomik ve demokratik mücadeleyi, politik mücadeleye dönüştürmek isteyen örgütler, düşmanın askeri üstünlüğü ve baskısı karşısında, güçsüzlüğe düşecekler, giderek de iyice sağa kayacaklardır.
      Bu yol "oligarşik diktatörlük ile halktan gelen baskı arasında kurulmuş olan suni dengeyi bozacak yerde onu devam ettirecektir." (Che)
      Evet, devam ettirecektir. Elbette bu yoldan gidildiğinde de görünüşte bazı ilerlemeler olacaktır. Ancak bu yolun savunucuları, giderek başlangıçta savaşçı niteliklere sahip olsalar bile, bu niteliklerini kaybedecek, yozlaşacak ve giderek bürokratlaşacaklardır. Yitirilen devrimci öz ve de pasifize edilmiş beş-on emekçi; işte bu görüşün yolu basitleştirilince budur. [7]
      Bu mücadele biçimini temel alan örgütler giderek, devrimci milliyetçilerin koltuğu altına girecek ve onların yönetiminin ülkede demokratik hak ve özgürlükleri sağlayacağını ve bu ortamda da, ekonomik ve demokratik mücadelelerin etrafında kitleleri örgütleyip bilinçlendireceklerini düşüneceklerdir.
      Mesela, ülkemizdeki (x) grubu, siyasi gerçekleri açıklayan bir yayın organı etrafında toplanıp fabrika, vs. yerlerde üslenmeye çalışarak, ekonomik ve demokratik kitle hareketlerinin içine girerek, buradan hareketle kitleleri devrim saflarına çekmeye çalışırlarken, yani bu tip mücadele biçimini temel alırlarken, öte yandan örgütlenmelerine para sağlamak amacı ile bir-iki soygun yapmışlar ve bir-iki sabotaj ve suikast teşebbüsünde bulunmuşlardır. (Ancak yapılan bu silahlı eylemler, silahlı propaganda değildir.)

(kesintisiz 2-3.. devrimci çizgi ve revizyonizm başlığı altında)

Oligarşi ile halkın düzene karşı memnuniyetsizlik ve genellikle bilinçsiz tepkileri arasında kurulmuş olan suni dengeyi bozmanın, kitleleri devrim saflarına çekmenin temel mücadele metodu silahlı propagandadır.
      Emekçi kitlelerin ekonomik ve demokratik mücadelelerinin, oligarşik diktatörlük -isterse temsili görünüm içinde olsun- tarafından terörle bastırıldığı merkezi otoritenin ordusu, polisi, vs. ile "dev"gibi güçlü olarak halk kitlelerine gözüktüğü, gizli işgalin var olduğu bu ülkelerde, kitlelerle temas kurmanın, onları geniş bir siyasi gerçekleri açıklama kampanyası ile devrim saflarına kazanmanın temel mücadele metodu silahlı propagandadır.

Temel mücadele biçiminin bu şekilde ele alınması, elbetteki öteki mücadele biçimlerinin ihmal edilmesi demek değildir. Silahlı propagandayı temel alan örgüt, öteki mücadele biçimlerini de gücü oranında ele alır. Ancak öteki mücadele biçimleri talidir. Silahlı propaganda, temel mücadele biçimidir. Bu ekonomik ve demokratik kitle hareketlerine seyirci kalınması demek değildir. Örgüt, gücü oranında, ekonomik ve demokratik hak ve istemler etrafında kitleleri örgütlemeye çalışır. Oligarşiye karşı her çeşit tepkiyi yönlendirmeyle uğraşır. Ancak başlangıçta asla her yere koşmaz, gücünü aşan silahla güven altına alınamayan kitle hareketlerinin içine girmez. Gücüyle orantılı olarak silahlı propagandanın dışındaki, bilinçlendirme, siyasi eğitim, propaganda ve örgütlendirme işleri ile uğraşır.
      Klâsik politik kitle mücadelesi ile silahlı propaganda birbirini izler ve birbirinin içinde, birbirine bağımlıdırlar, her biri diğerini karşılıklı etkiler.

(aynı yerden)

Kitlelerin düzene karşı memnuniyetsizlik ve kıpırdanmalarının eyleme dönüşmesi için, önce inandırıcı olmalıyız. Söylediklerimizi bizzat eylemimizle onlara göstermeliyiz. Devrimciler herşeyden önce bir yandan kitlelere, hakim sınıfların baskı örgütünün, yüzyıllardır kafalarında şekillendiği gibi olmadığını, aslında çürük ve kof olduğunu, onun bütün gücünün yaygara, gözdağı ve demagojiden ibaret olduğunu askeri eylemleri ile göstermelidirler. Öte yandan, kitleleri devrimci propagandaya açık hale getirebilmek ve bu yolla devrimci bilinci onlara götürüp onları devrim saflarına çekmek için, askeri eylemlerin üzerine oturmuş propagandayı işlemelidirler. (12 mart ve değişen sınıf ilişkisi başlığı altında)

bu alıntılar thkp çizgisinden alıntılardır.. daha çok sunabilirim.. yada gerektiği zaman sunabilirim..

thkp çizgisini savunduğunu ve devamcısı olduğunu iddia eden bu amaçla 1977 "devrimci yol bildirgesi" ile yola çıkan., 1978 de  sürecin oportünizm olaral işletildiği ve devrimcilerin tasfiye edildiği gibi gerekçelerle ayrılan ve devrimci sol olarak yola devam eden., ve dy içinden partileşmeyecekler diye ayrılan ama aradan geçen 16 yıl içinde kendisi de partileşemeyen., 1994 de partileştikten sonra artık., pass çizgisini işletmesi gerekirken., ds sürecindeki gerilla yapılanışları dahil, tüm askeri yapılanışları giderek eriyen., ve günümüzdeki hali ile geçmiş ds niteliğinden çok aşağıda olan ve thkp çizgisi dışında bir parti olarak işlevsel olan.. dhkp den bahsedeceğim.. bu yüzden bu alıntılar önemlidir..

son kampanyalarını bu temelde ele alıp eleştireceğim..

Çevrimdışı -suat-

  • İleti: 106
önc savaşı ve akp zulmüne karşı milyonları örgütlemek
« Yanıtla #1 : 24 Ağustos 2012, 13:41:25 »
Demokratik hak ve özgürlüklerin kullanılamadığı -rafa kaldırıldığı- daha doğru bir deyişle oligarşi tarafından kullanılmasına "izin" verilmediği, ordusu, polisi ve diğer güçleri ile emekçi kitlelere tam bir tenkil politikasının izlendiği bütün geri-bıraktırılmış ülkelerde, bu tip klâsik "kitle çalışması" ile ekonomik ve demokratik mücadeleyi, politik mücadeleye dönüştürmek isteyen örgütler, düşmanın askeri üstünlüğü ve baskısı karşısında, güçsüzlüğe düşecekler, giderek de iyice sağa kayacaklardır. (mahir)
Bu yol "oligarşik diktatörlük ile halktan gelen baskı arasında kurulmuş olan suni dengeyi bozacak yerde onu devam ettirecektir." (Che)


Halk AKP’nin politikalarını desteklemiyor. AKP de ülkeyi halk desteğine dayanarak değil, halka rağmen yönetiyor. Onun için bu saldırılar, onun için bu baskı terör, zulüm… AKP’yi gerçek anlamda destekleyen sadece emperyalistler ve işbirlikçi tekellerdir. (halk cephesi)
bu tespitler .,
Demokratik hak ve özgürlüklerin kullanılamadığı -rafa kaldırıldığı- daha doğru bir deyişle oligarşi tarafından kullanılmasına "izin" verilmediği, ordusu, polisi ve diğer güçleri ile emekçi kitlelere tam bir tenkil politikasının izlendiği bütün geri-bıraktırılmış ülkelerde
bu örnek tespit ile aynı ise., yani aynı koşulları ve zeminleri tanımlıyor ise.; yapılacak şey nedir??

bu tip klâsik "kitle çalışması" ile ekonomik ve demokratik mücadeleyi, politik mücadeleye dönüştürmek isteyen örgütler, düşmanın askeri üstünlüğü ve baskısı karşısında, güçsüzlüğe düşecekler, giderek de iyice sağa kayacaklardır. (mahir)
bu değilmiş.. çünkü., Bu yol "oligarşik diktatörlük ile halktan gelen baskı arasında kurulmuş olan suni dengeyi bozacak yerde onu devam ettirecektir." (Che) sonucu bu olurmuş....... ise.;

İşte AKP’nin bu zulmüne topyekûn direnmek için Halk Cephesi olarak “AKP Zulmüne Karşı İşçi, Memur, Gençlik Tüm Halk Birleşeceğiz! Milyonları Örgütleyeceğiz!” adlı kampanyamızı başlatıyoruz. Kampanyamızı, 24 Ağustos Cuma günü saat 16.30’da Mecidiyeköy Metro Çıkışı önünde yapacağımız basın açıklamasıyla başlatacağız. Ardından Taksim Meydanı’na kadar marşlar ve sloganlar eşliğinde kampanyamızın bildirilerini dağıtacak ve gözaltında kaybedilen Ayhan Efeoğlu için TAYAD’lı ailelerimizin yapacağı yürüyüşe katılacağız. Açıklamamıza ve yapacağımız yürüyüşe tüm halkımızı çağırıyoruz

mahirin ve che'nin sözlerinin anlamı kalıyor mu?

bu anlayış ve pratik ile thkp uyuşuyor mu?


şimdilik soruyorum......