Gönderen Konu: YAŞAM ÜZERİNE  (Okunma sayısı 2101 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3218
YAŞAM ÜZERİNE
« : 02 Ocak 2013, 21:48:10 »
Doğum ve Ölüm, bu ikisi arasında da var olan ve adına yaşam denen bir süreç.
Öyle bir süreç ki,kendi keyfimizce yaşayamadığımız,bizi çevreleyen maddi koşulların belirlediği,zaman zaman bu koşullara müdahale ederek onları değiştirdiğimiz ve değişen koşulların yeniden biçimlendirdiği bir süreç.

Bu akış içersinde bizim öznesi olduğumuz ama bize,insan olan özümüze aykırı,bize karşı çıkan pek çok faaliyet.
Ve giderek,kendimize,çevremize,doğaya,emeğimize ve emeğimizin ürününe karşı giderek artan bir YABANCILAŞMA.

Tabi bu yabancılaşmada üretim araçlarının sahibi olduğu için zihinsel üretim araçlarının da sahibi olan sınıfın,diğer sınıfların tavırlarını,davranışlarını ve düşüncelerini belirlemesinin de etkisi büyük.

İşte biz bu insandan geleceğin SINIFSIZ,SÖMÜRÜSÜZ,SAVAŞSIZ dünyasını kurmasını istiyoruz.
Kurabilir mi sorusu aslında anlamsız oluyor.
Kuramıyacağına inansak ne işimiz var bizlerin bu zor,acılı süreçlerin içesinde.
Ne işimiz burada!

Ama kolay olmadığınıda biliyoruz!
Denedik,olmadı,demek ki olmuyor demiyoruz başkaları gibi, ELVEDA KOMÜNİZM diyenler gibi!
Yeniden deneyeceğiz,her yenilişimizde,bir sonraki için daha güçlü ayağa kalkacağız!
Ve gün gelecek yenilmemeyi ve sonucunda YENMESİNİ öğreneceğiz.
Bu bitimli yaşamımızda belki bizler göremiyeceğiz,ama bizlerden sonrakilerin görmesi içinde var gücümüzle çabalıyacağız.

Düşman çok güçlü,ve bu gücünü her zaman kullanmaya hazır!
Daha acımasız ve daha fazla şiddeti gerekli görüyor

Ancak bir taraftan güçlenirken,diğer taraftan da kendi sonunu hazırlıyor,kendi mezarını kazıyor.
Artık Tarihsel SINIRINA geldi dayandı!

Bundan böyle,krizler,bunalımlar,biribirini kovalayacak ve şiddet,baskı,zulüm bununla orantılı olarak daha da artacak.
Çok zor günler bekliyor bizleri ve bizden sonrakileri.
Ama aynı zamanda bununla paralel tünelin öte yüzündeki aydınlıkta bir o kadar YAKLAŞIYOR bize.

Ben inanıyorum insanoğlunun bir gün Marks'ın tanımladığı gibi,emeğin yaşamın birincil gereksinmesi haline geldiği,çalışmanın zorunlu olmaktan çıktığı,insanın kendi yetisinin farkına vardığı,herkesin gereksinmesi kadar aldığı
,sömürü,sınıf,baskı,zulüm,savaş gibi kavramların,maddi yaşamdan yok edilerek,bilinçtende kazındığı bir dünya da yaşanacağına!

Sizler de İNANIN DOSTLARIM!
Yoksa bu umut olmasa,YAŞAMIN NE ANLAMI var.

UMUDA BİR KURŞUN SIKSADA ÖLÜM
UNUTMA UMUDA KURŞUN İŞLEMEZ.

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1851
Ynt: YAŞAM ÜZERİNE
« Yanıtla #1 : 02 Ocak 2013, 22:14:23 »
Ozanın dediği gibi :

Kar altında deniz düşü
Kuranlara selam olsun...


İmkansız gibi görüneni düşlemek,umut etmek ,istemektir bizim işimiz.
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.