Gönderen Konu: “Var­dım,varım,var olacağım!” "Herşeye rağmen!"  (Okunma sayısı 7574 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 322
Katledilişlerinin 94. yılında Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht’i saygıyla anıyoruz...


Öldürülmeden bir gün önce, 14 Ocak 1919 tarihli Die Rote Fahne'de yayınlanan son yazısı
 


Berlin’de düzen hüküm sürüyor…
ROSA LUXEMBURG

Mo­dern dev­rim­le­rin ve sos­ya­liz­min tüm ta­ri­hi bi­ze ne­yi gös­te­ri­yor? Av­ru­pa’da sı­nıf mü­ca­de­le­si­nin ilk par­la­ma­sı, Lyon’da­ki ipek do­ku­ma­cı­la­rı­nın 1831’de­ki ayak­lan­ma­sı ağır bir ye­nil­giy­le so­nuç­lan­dı; İn­gil­te­re’de­ki çar­tist ha­re­ket de bir ye­nil­gi ile so­nuç­lan­dı. Pa­ris iş­çi­le­ri­nin 1848 Ha­zi­ran gün­le­rin­de­ki ayak­lan­ma­sı ezi­ci bir ye­nil­giy­le so­nuç­lan­dı. Bü­tün sos­ya­liz­min yo­lu –eğer dev­rim­ci mü­ca­de­le­le­ri dik­ka­te alır­sak– bir sü­rü ye­nil­gi ile do­lu­dur.

Ama yi­ne ay­nı ta­rih, bi­zi ka­çı­nıl­maz ola­rak adım adım za­fe­re gö­tür­mek­te­dir! Bu “ye­nil­gi­ler”; ken­di­le­rin­den ta­ri­hi de­ne­yi­mi, bil­gi­yi, gü­cü, ide­aliz­mi ka­zan­dı­ğı­mız, bu ye­nil­gi­ler ol­ma­sa idi bu­gün ne­re­de olur­duk? Bu­gün pro­le­ter sı­nıf mü­ca­de­le­si­nin do­lay­sız ola­rak en son kav­ga­sı­nın eşi­ğin­de bu­lun­du­ğu­muz şu an­da, tam da bu ye­nil­gi­le­re da­ya­nı­yo­ruz. Her bi­ri bi­zim gü­cü­mü­zün ve amaç ber­rak­lı­ğı­mı­zın bi­rer par­ça­sı olan, bu “ye­nil­gi­le­rin” hiç bi­ri­ni bi­le yi­tir­mek is­te­me­yiz.
Bu bağ­lam­da dev­rim mü­ca­de­le­le­ri, par­la­men­ter mü­ca­de­le­le­rin tam kar­şı­tı­dır. Biz Al­man­ya’da dört on­yıl için­de bir sü­rü “par­la­men­ter” “za­fer” ka­zan­dık; ner­de ise za­fer­den za­fe­re koş­tuk di­ye­bi­li­riz. Ama so­nuç, 4 Ağus­tos 1914’te­ki bü­yük ta­rih­sel pro­va­da yı­kı­cı bir si­ya­si ve ah­la­ki ye­nil­gi, du­yul­ma­mış bir yı­kım, eşi ol­ma­yan bir if­las ol­du. Dev­rim­ler bi­ze şim­di­ye dek yal­nız­ca ye­nil­gi­ler ge­tir­di; ama bu ka­çı­nıl­maz ye­nil­gi­ler­le ge­le­cek­te­ki ni­hai za­fe­ri­mi­zin ga­ran­ti­si üze­ri­ne ga­ran­ti­ler bi­ri­ki­yor.

Ama bir ko­şul­la! Söz­ko­nu­su olan ye­nil­gi­nin han­gi du­rum­lar­da or­ta­ya çık­tı­ğı sor­gu­lan­ma­lı: Bu ye­nil­gi, ile­ri atı­lan kit­le­le­rin dev­rim­ci ener­ji­si­nin ta­ri­hi ön­şart­la­rının ye­te­rin­ce ol­gun­laş­ma­mış ol­ma­sı­nın en­ge­li­ne çarp­ma­sı so­nu­cu mu; yok­sa dev­rim­ci ey­le­min ken­di­si­nin ka­rar­sız­lı­ğı, gü­dük­lü­ğü, ya­ni ken­di iç za­af­la­rı so­nu­cu fel­ce uğ­ra­ma­sın­dan do­la­yı mı or­ta­ya çık­mış­tır?

Her iki du­rum için kla­sik ör­nek­ler; bi­rin­ci­si için Fran­sız Şu­bat Dev­ri­mi, ikin­ci­si için Al­man Mart Dev­ri­mi’dir. 1848 yı­lın­da Pa­ris pro­le­tar­ya­sı­nın kah­ra­man­ca ey­le­mi bü­tün en­ter­nas­yo­nal pro­le­tar­ya için sı­nıf ener­ji­si­nin can­lı kay­na­ğı ol­muş­tur. Al­man Mart Dev­ri­mi’nin se­fil­lik­le­ri ise, mo­dern Al­man ge­liş­me­si­nin aya­ğı­na vu­rul­muş bir pran­ga ol­muş­tur. Bun­lar, res­mi Al­man sos­yal de­mok­ra­si­si­nin öz­gül ta­ri­hin­de, Al­man Dev­ri­mi’nin en son olay­la­rı­na dek, he­nüz ya­şa­mış ol­du­ğu­muz dra­ma­tik bu­na­lı­ma dek, et­ki­si­ni sür­dü­re­gel­miş­tir.
Yu­kar­da­ki ta­ri­hi so­ru­nun ışı­ğın­da, “Spar­ta­küs haf­ta­sı” adı ve­ri­len ye­nil­gi na­sıl gö­rül­mek­te­dir? Bu ile­ri atı­lan dev­rim­ci ener­ji ile, du­ru­mun ye­ter­siz ol­gun­lu­ğu (ara­sın­da­ki çe­liş­me /ÇN) so­nu­cu mu, yok­sa ey­le­min za­af­la­rı ve tu­tar­sız­lık­la­rı so­nu­cu mu (olan bir ye­nil­gi­dir /ÇN)?

İki­si de. Kri­zin iki­li ka­rak­te­ri; ya­ni Ber­lin­li kit­le­le­rin güç­lü, ka­rar­lı, sal­dır­gan ta­vır­la­rı ile, Ber­lin­li ön­der­li­ğin ka­rar­sız­lı­ğı, kor­kak­lı­ğı, tu­tar­sız­lı­ğı, he­nüz ya­şan­mış ola­yın te­mel özel­li­ği­dir.
Ön­der­lik üze­ri­ne dü­şe­ni ya­pa­ma­dı. Ama ön­der­lik kit­le­ler ta­ra­fın­dan ve kit­le­ler için­den ye­ni­den ya­ra­tı­la­bi­lir. Kit­le­ler­dir be­lir­le­yi­ci olan. On­lar, üze­rin­de dev­ri­min ni­hai za­fe­ri­nin ku­ru­la­ca­ğı ka­ya gi­bi­dir. Kit­le­ler üzer­le­ri­ne dü­şe­ni yap­tı­lar. On­lar bu son “ye­nil­gi­yi” en­ter­nas­yo­nal sos­ya­liz­min güç ve onu­ru olan ta­ri­hi ye­nil­gi­ler zin­ci­ri­nin bir hal­ka­sı ha­li­ne ge­tir­di­ler. Bu yüz­den, bu “ye­nil­gi­den” ge­le­ce­ğin za­fe­ri çi­çek ve­re­cek­tir.
“Ber­lin’de dü­zen hü­küm sü­rü­yor”. Siz bu­da­la zap­ti­ye­ler! Si­zin “dü­ze­ni­niz” kum üze­ri­ne ku­ru­lu­dur. Dev­rim, da­ha ya­rın “zin­cir şa­kır­dı­la­rı için­de” aya­ğa kal­kacak, ve boru ses­leri ile, size deh­şet salacak şu mesajı verecek­tir:
“Var­dım, varım, var olacağım!”

Kızıl Bay­rak, sayı 14, 14 Ocak 1919
Rosa Luxem­burg
(Eser­leri ve Mücadelesiy­le Rosa Luxem­burg,
H. Yeşil, Dönüşüm Yayın­ları, say­fa 159-160)


Rosa hakkında Lenin der ki:

“Bir kar­tal da ba­zen bir ta­vuk­tan da­ha al­çak­ta uça­bi­lir, ama bir ta­vuk hiç bir za­man bir kar­ta­lın uça­bil­di­ği yük­sek­le­re çı­ka­maz. Ro­sa Lu­xem­burg Po­lon­ya’nın ba­ğım­sız­lı­ğı so­ru­nun­da ya­nıl­dı; 1903’de Men­şe­viz­min de­ğer­len­di­ril­me­sin­de ya­nıl­dı; ser­ma­ye bi­ri­ki­mi te­ori­sin­de ya­nıl­dı; 1914’te Ple­ha­nov, Van­der­val­de, Ka­utsky vd.’nin ya­nı­sı­ra Bol­şe­vik­le­rin Men­şe­vik­ler­le bir­leş­me­si­ni sa­vun­du­ğun­da ya­nıl­dı; 1918 ha­pis­ha­ne mek­tup­la­rın­da ya­nıl­dı (ha­pis­ten çık­tık­tan son­ra 1918 so­nun­da 1919 ba­şın­da bü­yük öl­çü­de ha­ta­la­rı­nı göz­den ge­çir­di). Fa­kat tüm bu ha­ta­la­ra rağ­men O bir kar­tal­dı ve kar­tal ola­rak ka­la­cak­tır.”

(Eser­le­ri ve Mü­ca­de­le­siy­le Ro­sa Lu­xem­burg,
H. Ye­şil, Dö­nü­şüm Ya­yın­la­rı, say­fa 116)





The annual pilgrimage to the cemetery in Friedrichsfelde continues 20 years after the fall of the Berlin Wall. Luxemburg and Liebknecht were regarded as martyrs in the former East Germany, but their admirers are far from being limited to old communists.


Öldürüldüğü gün, 15 Ocak 1919 tarihli Die Rote Fahne’de yayınlanan son yazısı


Herşeye rağmen!
KARL LIEBKNECHT
Spar­ta­küs’e kar­şı ge­nel sal­dı­rı! “Kah­rol­sun Spar­ta­kist­ler” ulu­ma­la­rı yan­kı­la­nı­yor so­kak­lar­da. “Tu­tun on­la­rı; kam­çı­la­yın, bı­çak­la­yın, kur­şu­na di­zin; han­çer­le­yin, ayak­lar al­tın­da ezin, par­ça par­ça edin!” Al­man as­ker­le­ri­nin Bel­çi­ka’da yap­tık­la­rı me­za­li­me, rah­met oku­ta­cak me­za­lim uy­gu­la­nı­yor.
“Post”tan “Vor­wa­erts”e ka­dar se­vinç çığ­lık­la­rı kap­lı­yor et­ra­fı; “Spar­ta­küs alt edil­di”.
“Spar­ta­küs alt edil­di” ve ye­ni­den ku­ru­lan es­ki cer­men po­li­si­nin kı­lıç, ta­ban­ca ve tü­fek­le­ri ve dev­rim­ci iş­çi­le­rin si­lah­sız­lan­dı­rıl­ma­sı, onun ye­nil­gi­si­ni per­çin­le­ye­cek­tir. “Spar­ta­küs alt edil­di!” Al­bay Re­in­hardt’ın sün­gü­le­ri ve Ge­ne­ral Lütt­witz’in ma­ki­na­lı tü­fek ve top­la­rı­nın göl­ge­sin­de Mil­li Mec­lis se­çim­le­ri ya­ni Na­pol­yon-Ebert için re­fe­ran­dum ya­pı­la­cak.
“Spar­ta­küs alt edil­di.”

Evet! Ber­lin’in dev­rim­ci iş­çi­le­ri ye­nil­di­ler! Evet! On­la­rın en iyi­le­ri­nin yü­ze ya­kı­nı kı­lıç­tan ge­çi­ril­di! Evet! Da­va­ya en sa­dık­la­rın­dan yüz­ler­ce­si zin­dan­la­ra tı­kıl­dı!

Evet! Ye­nil­di­ler. Çün­kü on­lar yar­dım­la­rı­nı ke­sin­lik­le um­duk­la­rı de­niz er­le­ri, as­ker­ler, gü­ven­lik güç­le­ri, halk mi­lis­le­ri ta­ra­fın­dan yal­nız bı­ra­kıl­dı­lar. Ve on­la­rın gü­cü, ön­der­lik­le­ri­nin ka­rar­sız­lı­ğı ve za­yıf­lı­ğı ile felç edil­di. Mülk sa­hi­bi sı­nıf­la­rın ve ge­ri kal­mış halk yı­ğın­la­rı­nın kor­kunç kar­şı-dev­rim­ci ça­mur der­ya­sı için­de bo­ğul­du­lar.
Evet, ye­nil­di­ler. Ve on­la­rın ye­nil­gi­si ta­rih­sel bir zo­run­lu­luk­tu. Çün­kü he­nüz da­ha za­man ol­gun­laş­ma­mış­tı. Ama bu­na rağ­men, mü­ca­de­le ka­çı­nıl­maz­dı. Çün­kü po­lis mer­ke­zi­ni, dev­ri­min bir ka­le­si­ni Eu­gen Ernst ve Hirsch’e mü­ca­de­le­siz tes­lim et­mek, onur­suz bir ye­nil­gi olur­du. Mü­ca­de­le, Ebert çe­te­si ta­ra­fın­dan pro­le­tar­ya­ya da­ya­tıl­dı. Ve o, Ber­lin­li kit­le­le­rin için­den kar­şı ko­nul­maz bir bi­çim­de –tüm kuş­ku­la­rı ve te­red­düt­le­ri ezip ge­çe­rek– pat­la­dı.

Evet! Ber­lin’in dev­rim­ci iş­çi­le­ri ye­nil­di­ler!

Ve Ebert-Sche­ide­mann-Nos­ke’ler yen­di­ler. On­lar yen­di­ler, çün­kü Jun­ker­ler, pa­paz­lar, ge­ne­ral­ler, bü­rok­ra­si, pa­ra ba­ba­la­rı ve ufuk­la­rı sı­nır­lı, ge­ri­ci, dar ka­fa­lı kim var­sa on­la­rın ya­nın­da idi. Ve on­lar, on­lar için gaz bom­ba­la­rı, ma­yın atı­cı­la­rı, el bom­ba­la­rı ile za­fer ka­zan­dı­lar.

Ama za­fer olan ye­nil­gi­ler var­dır; ve ye­nil­gi­den kö­tü za­fer­ler var­dır!
Kan­lı Ocak ayı­nın mağ­lup­le­ri, bü­yük onur ka­zan­dı­lar. On­lar bü­yük bir da­va için, acı çe­ken in­san­lı­ğın en soy­lu he­de­fi için, ezi­len-sö­mü­rü­len kit­le­le­rin mad­di ve ma­ne­vi kur­tu­lu­şu için sa­vaş­tı­lar; kan­la­rı kut­san­dı. Ve bu­gü­nün za­fer ka­zan­mış­la­rı­nı yi­ye­cek ca­na­var to­hum­la­rı olan bu ka­nın her dam­la­sın­dan, şe­hit­le­rin he­sa­bı­nı so­ra­cak in­ti­kam­cı­lar do­ğa­cak­tır. Par­ça­lan­mış her lif­ten gök kub­be gi­bi son­suz, yü­ce da­va­nın ye­ni sa­vaş­çı­la­rı çı­ka­cak­tır.

Bu­gü­nün mağ­lup­le­ri, ya­rı­nın za­fer ka­zan­mış­la­rı ola­cak­tır. Çün­kü ye­nil­gi, on­la­rın öğ­ret­me­ni­dir. Al­man pro­le­tar­ya­sı he­nüz dev­rim­ci de­ne­yim ve geç­miş ders­le­rin­den yok­sun­dur. Ve o, ge­le­cek­te­ki ba­şa­rı­sı­nın ga­ran­ti­si ola­cak pra­tik eği­ti­mi el yor­da­mı ile ya­pı­lan de­ne­me­ler; genç­lik ha­ta­la­rı, acı ve­ren ye­nil­gi ve ba­şa­rı­sız­lık­lar dı­şın­da bir yol­la el­de ede­mez.
Dur­du­ru­la­maz ge­liş­me­le­ri, top­lum­sal ge­liş­me­nin do­ğal ya­sa­sı olan top­lum­sal dev­ri­min ya­şa­yan güç­le­ri için ye­nil­gi kam­çı­lan­mak­ta­dır. Yol ye­nil­gi­ler üze­rin­den ge­çe­rek za­fe­re gö­tü­rür.

Ama ya bu­gü­nün ga­lip­le­ri?

On­lar şe­ref­siz bir da­va için, şe­ref­siz kan dö­kü­cü gö­rev­le­ri­ni yap­tı­lar. Geç­mi­şin güç­le­ri­nin, pro­le­tar­ya­nın can düş­man­la­rı­nın işi­ni yap­tı­lar.

Ve on­lar da­ha bu­gün­den ye­nil­miş­tir. Çün­kü, on­lar da­ha bu­gün­den, on­la­rı ken­di alet­le­ri ola­rak kul­lan­ma­yı dü­şü­nen ve kul­la­nan­la­rın tut­sa­ğı du­ru­mun­da­dır.

Fir­ma­ya is­mi­ni he­nüz ken­di­le­ri ver­mek­te­dir. Ama ön­le­rin­de yal­nız­ca da­ra­ğa­cı­na çı­ka­rıl­mış idam mah­ku­mu­nun önün­de­ki za­man ka­dar za­man var­dır.

On­lar, da­ha şim­di­den ta­ri­hin teş­hir di­re­ği­ne bağ­lan­mış­tır. Dün­ya, yal­nız­ca ken­di­le­ri­ne en kut­sal olan şe­ye iha­net et­mek­le ye­tin­me­yip, ay­nı za­man­da onu çar­mı­ha ge­ren çi­vi­le­ri ken­di el­le­ri ile ça­kan böy­le Ju­das’la­rı gör­me­miş­tir da­ha. Al­man sos­yal-de­mok­ra­si­si 1914’te na­sıl ki di­ğer­le­rin­den da­ha faz­la ye­rin di­bi­ne gir­di ise; şim­di de sos­yal dev­ri­min şa­fa­ğın­da en faz­la iğ­re­ni­le­cek bir gö­rü­nüm ser­gi­li­yor.
Fran­sız bur­ju­va­zi­si 1848 Ha­zi­ran ka­sap­la­rı­nı ve 1871 Ma­yıs ka­sap­la­rı­nı ken­di saf­la­rı için­den çı­kar­mak zo­run­da kal­mış­tı. Al­man bur­ju­va­zi­si­nin bu iş için zah­met et­me­si­ne ge­rek yok­tur. Bu iğ­renç-pis işi; bu ha­in­ce-kan­lı işi “sos­yal-de­mok­rat”lar yap­mak­ta­dır. On­la­rın Ca­va­ig­na­cı’nın, on­la­rın Gal­li­fe­ti’sinin is­mi, “Al­man iş­çi­si Nos­ke”dir.
Ki­li­se çan­la­rı, ka­sap­lı­ğa çağ­rı ya­pı­yor­du. Şim­di “Bol­şe­vik kor­ku”dan kur­tul­muş ka­pi­ta­list­le­rin za­fer kut­la­ma­la­rı; mü­zik ve bay­rak sal­la­ma­lar­la kur­ta­rı­cı pa­ra­lı as­ker­le­ri kut­lu­yor. He­nüz ba­rut ko­ku­su geç­me­di. He­nüz iş­çi kat­li yan­gı­nı­nın du­man­la­rı tü­tü­yor. He­nüz pro­le­ter­le­rin ölü­le­ri yol­lar­da ya­tı­yor. He­nüz ya­ra­lı pro­le­ter­le­rin in­le­me­le­ri din­me­di. Ama Ebert, Sche­ide­mann, Nos­ke’ler mu­zaf­fer ku­man­dan poz­la­rın­da kat­li­am or­du­la­rı­nı res­mi ge­çit­ler­le kut­lu­yor.

Ca­na­var to­hum­la­rı!

Dün­ya pro­le­tar­ya­sı da­ha şim­di­den, Al­man iş­çi­le­ri­nin ka­nı­na bu­lan­mış el­le­ri­ni En­ter­nas­yo­nal’e uzat­ma cü­re­ti­ni gös­te­ren­le­re tik­si­ne­rek sır­tı­nı dö­nü­yor! On­lar hat­ta dün­ya sa­va­şı sı­ra­sın­da biz­zat ken­di­le­ri sos­ya­liz­min yü­küm­lü­lük­le­ri­ni unut­muş olan­lar ta­ra­fın­dan, tik­sin­ti ve aşa­ğı­lan­ma ile ge­ri çev­ri­li­yor. Onlar na­mus­lu in­san­lı­ğın saf­la­rın­dan, su­rat­la­rı­na tü­kü­rü­le­rek atıl­mış; En­ter­nas­yo­nal’den ko­va­lan­mış; her dev­rim­ci pro­le­ter ta­ra­fın­dan nef­ret­le ve la­net­le anı­lır ol­muşlardır: İş­te, on­la­rın dün­ya­da­ki du­ru­mu bu­dur.

Bü­tün Al­man­ya, bun­lar ta­ra­fın­dan kor­kunç bir utanç içi­ne itil­miş­tir. Kar­deş ha­in­le­ri, kar­deş ka­til­le­ri! Al­man hal­kı­na hü­kü­met eden­ler bun­lar­dır! “Ve­rin ka­ra tah­ta­yı. Bu­nu yaz­ma­ya­lım.”

Ama on­la­rın hük­mü uzun sür­me­ye­cek­tir. Da­ra­ğa­cın­da­ki idam mah­kû­mu­nun za­ma­nı ge­le­cek, on­la­rın ipi çe­ki­le­cek­tir.
Nef­re­tin ateş top­la­rı; mil­yon­lar­ca kal­be tez­le­ri­ni dağ­lı­yor.

Kan için­de boğ­ma­yı dü­şün­dük­le­ri pro­le­tar­ya­nın dev­ri­mi, bir dev gi­bi aya­ğa kal­ka­cak, on­la­rın üze­ri­ne yü­rü­ye­cek­tir. Onun ilk sö­zü şu ola­cak­tır: Kah­rol­sun iş­çi ka­til­le­ri Ebert-Sche­ide­mann-Nos­ke!

Bu­gü­nün mağ­lup­le­ri öğ­ren­di­ler. On­lar, kur­tu­lu­şu, ne ya­pa­ca­ğı­nı bi­le­mez man­ga yı­ğın­la­rı­nın yar­dı­mın­dan bek­le­me çıl­gın­lı­ğın­dan kur­tul­du­lar. On­lar, za­yıf ve ye­te­nek­siz ön­der­le­re gü­ven­me çıl­gın­lı­ğın­dan kur­tul­du­lar. On­lar, ken­di­le­ri­ni al­çak­ça yal­nız bı­ra­kan “ba­ğım­sız” sos­yal de­mok­ra­si­ye inan­ma çıl­gın­lı­ğın­dan kur­tul­du­lar. Bun­dan son­ra­ki mey­dan sa­vaş­la­rı­na yal­nız­ca ken­di güç­le­ri­ne gü­ve­ne­rek gi­re­cek­ler. Ve ge­le­cek za­fer­le­ri böy­le ka­za­na­cak­lar. “İş­çi sı­nı­fı­nın kur­tu­lu­şu­nun, yal­nız­ca ken­di ese­ri ola­bi­le­ce­ği” söz­le­ri, on­lar için bu haf­ta­nın acı ders­le­ri ile, ye­ni, da­ha de­rin bir an­lam ka­zan­dı.
Ve kan­dı­rıl­mış as­ker­ler de ya­kın­da, ken­di­le­ri ile han­gi oyu­nun oy­nan­dı­ğı­nı –ye­ni­den ku­ru­lan mi­li­ta­riz­min çiz­me­si­ni ye­ni­den üzer­le­rin­de his­set­tik­le­rin­de– gö­re­cek­ler­dir. On­lar da şu an­da ken­di­le­ri­ni sar­mış coş­ku­dan uya­na­cak­lar­dır.

“Spar­ta­küs alt edil­di.”

Sı­kı du­run! Biz kaç­ma­dık, biz ye­nil­me­dik. Ve on­lar bi­zi pran­ga­ya bi­le vur­sa –biz bur­da­yız ve bur­da ka­la­ca­ğız! Ve za­fer bi­zim ola­cak­tır.

Çün­kü Spar­ta­küs, pro­le­tar­ya­nın dev­ri­mi­nin ateş ve ak­lı de­mek­tir; o, pro­le­tar­ya­nın dev­ri­mi­nin yü­re­ği ve ru­hu; ira­de ve ey­le­mi de­mek­tir. Ve Spar­ta­küs, sı­nıf bi­linç­li pro­le­tar­ya­nın tüm ka­rar­lı­lı­ğı ve mut­lu­luk öz­le­mi de­mek­tir. Çün­kü Spar­ta­küs, sos­ya­lizm ve dün­ya dev­ri­mi de­mek­tir.

Al­man pro­le­tar­ya­sı­nın zu­lüm yo­lu he­nüz bit­me­di, ama kur­tu­luş gü­nü yak­la­şı­yor. Ebert-Sche­ide­mann-Nos­ke ve bu­gün on­la­rın ar­dı­na giz­le­nen ka­pi­ta­list ik­ti­dar sa­hip­le­ri için son he­sap gü­nü yak­la­şı­yor. Olay­la­rın dal­ga­la­rı gö­ğe ka­dar yük­se­li­yor ve biz zir­ve­ler­den de­rin­lik­le­re atıl­ma­ya alı­şı­ğız. Ama ge­mi­miz ke­sin ro­ta­sın­da sağ­lam bir şe­kil­de iler­li­yor ve gu­rur­la he­de­fe va­ra­na dek ro­ta­sı­nı iz­le­ye­cek­tir.

Ve biz o he­de­fe va­rıl­dı­ğın­da ya­şa­sak da, ya­şa­ma­sak da; bi­zim prog­ra­mı­mız ya­şa­ya­cak­tır; ve o, kur­tul­muş in­san­lı­ğın dün­ya­sı­na ege­men ola­cak­tır. Her şe­ye rağ­men!
Bü­yük gü­rül­tü­ler­le ge­len eko­no­mik yı­kı­mın fır­tı­na­sı için­de, pro­le­tar­ya­nın he­nüz uyu­yan yı­ğın­la­rı da, is­ra­fil bo­ru­la­rı ile uyan­dı­rıl­mış gi­bi uya­na­cak, kat­le­dil­miş sa­vaş­çı­la­rın ölü­le­ri di­ri­le­cek ve la­net­li­ler­den he­sap so­ra­cak­tır. Vol­kan bu­gün he­nüz yer al­tın­da için için kay­nı­yor –ya­rın o pat­la­ya­cak ve (la­net­li­le­rin/ÇN) hep­si­ni lav yı­ğın­la­rı ve ateş için­de gö­me­cek­tir.



monument to Liebknecht and Luxemburg in the Friedrichsfelde Cemetry.


Kı­zıl Bay­rak, 15 Ocak 1919 (Sa­yı 15, Ber­lin)
Karl Li­ebk­necht, Top­lu Eser­ler,
Al­man­ca, Cilt 9, say­fa 709-713.
(Eser­le­ri ve Mü­ca­de­le­siy­le Ro­sa Lu­xem­burg,
H. Ye­şil, Dö­nü­şüm Ya­yın­la­rı, say­fa 147-151)
« Son Düzenleme: 15 Ocak 2019, 22:48:47 Gönderen: Solplatform5 »

Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 322
1914 felâketinin ardından Şlyapnikov’a yazdığı mektupta Lenin şunları söylemişti:

“Rosa Luxemburg haklıydı: Kautsky’nin parti çoğunluğuna, kısacası oportünizme hizmet eden eyyamcı bir teorisyen olduğunu çok önceden anlamıştı.”



"Asıl Düşman Kendi Ülkemizde" (Karl Liebknecht)

Liebknecht, kendisini “vatana ihanet” ile suçlayan askeri mahkemeye mektubunda şöyle der:

“Vatana ihanet enternasyonalist bir sosyalist için hiçbir anlam taşımaz. (…) Uluslararası kapitalizme karşı uluslararası proletarya adına mücadele eder. Karşılaştığı yerde yakasına yapışır ve etkili bir darbe vurabilir, yani kendi ülkesinde. Kendi ülkesinde, uluslararası proletarya adına, uluslararası kapitalizmin temsilcileri olan kendi hükümetiyle, kendi yönetici sınıflarıyla mücadele eder.”



"YA SOSYALİZM YA BARBARLIK İÇİNDE ÇÖKÜŞ"

"Yalnızca proletaryanın ekonomik iktidarı üzerine saçmalayanlar, bizim mücadelemizle daha önceki tüm sınıf mücadeleleri arasındaki büyük farklılığı es geçebilir.Daha önceki bütün sınıfların tersine, proletaryanın sınıf mücadelesini, bir sınıfın egemenliğini kurmak için değil, her
türlü sınıf egemenliğine son vermek için yürüttüğü iddiası,boş bir söz değildir. Bu, temelde şu olguya dayanmaktadır:
Proletarya yeni bir mülkiyet biçimi yaratmaz, sadece kapitalist ekonomi tarafından yaratılan mülkiyet biçimini toplumun mülkiyetine geçirerek, yeniden biçimlendirerek geliştirir."






Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 322
"O bir kartaldı, hala da bir kartaldır. Rosa Luxemburg bütün dünya devrimcilerinin hatırasında aziz olmakla kalmayacak, eserleri birçok devrimci kuşağın eğitimi için çok faydalı bir ders olacak." LENIN



“Ber­lin’de dü­zen hü­küm sü­rü­yor”. Siz bu­da­la zap­ti­ye­ler! Si­zin “dü­ze­ni­niz” kum üze­ri­ne ku­ru­lu­dur. Dev­rim, da­ha ya­rın “zin­cir şa­kır­dı­la­rı için­de” aya­ğa kal­kacak, ve boru ses­leri ile, size deh­şet salacak şu mesajı verecek­tir:
“Var­dım, varım, var olacağım!”
Rosa Luxem­burg



Sıkı durun biz kaçmadık, yenilmedik ; çünkü Spartaküs proleter devrimin ateşi ve ruhu, kalbi ve beyni, iradesi ve yaptıkları demektir. Çünkü Spartaküs, bütün başarı özlemlerinden, sınıf bilinçli proletaryanın savaşta aldığı bütün kararlardan yanadır .Hepsi başarılana dek hayatta kalalım kalmayalım, programımız yaşayacaktır.(Karl Liebknecht, 15.01.1919)

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3031
"Bolşevikler, gerçek bir devrimci bir partinin tarihsel olanakların sunduğu sınırlar içinde yapabileceği katkıyı her şeyiyle yapabileceklerini gösterdiler. Onlardan mucizeler yaratmaları beklenmiyor. Savaş tarafından tüketilmiş, emperyalizm tarafından boğazlanmış, uluslararası proletarya tarafından ihanete uğramış, yalıtılmış bir ülkede, örnek ve kusursuz bir proleter devrimi bir mucize olurdu.

"Önemli olan, Bolşeviklerin politikalarında temel olanla olmayanı, özsel olanla kazara ortaya çıkan sivrilikleri ayırt edebilmektir. Bütün dünyada belirleyici nihai mücadelelerle yüz yüze olduğumuz bu dönemde, sosyalizmin en büyük sorunu zamanımızın en yakıcı sorunu haline geldi ve hâlâ da öyle olmaya devam ediyor. Bu sorun, şu ya da bu ikincil taktik sorunlardan biri değil, fakat proletaryanın eyleme geçme kapasitesiyle, eylem gücüyle, sosyalist iktidarı gerçekleştirme iradesiyle ilgilidir. Bu bakımdan, Lenin ve arkadaşları dünya proletaryasına bir örnek oluşturarak ilk olarak öne çıkanlar oldular; onlar şu ana kadar hâlâ Hutten’la birlikte şu şekilde haykırabilecek olan biricik örnek olmaya devam ediyorlar: ‘Ben buna cüret ettim!’

"Bolşevik siyasette temel ve kalıcı olan budur. Bu anlamda Bolşevikler siyasal iktidarı feth etmek, sosyalizmin gerçekleştirilmesini pratik bir sorun olarak koymak ve bütün dünyada emekle sermaye arasındaki hesabın görülmesi davasını ilerletmek yoluyla uluslararası proletaryanın başını çekerek ölümsüz bir tarihsel hizmette bulundular. Rusya’da sorun sadece ortaya konabilirdi. Rusya’da çözülemezdi. Ve bu anlamda gelecek her yerde ‘Bolşevizme’ aittir."....ROSA LUXEMBURG
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı Solplatform5

  • Sorumlu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 230
Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht’i, katledilişlerinin 99. yılında saygı ve minnettarlıkla anıyoruz...

Ve paylaşımdaki filmi izliyoruz.






https://www.youtube.com/watch?v=_E1PV6vc0hk


Vizyon Tarihi: 1 Nisan 1988

Yapımı : 1986 - Almanya ,  Çek Cumhuriyeti

Tür : Biyografi ,  Dram

Süre: 123 Dak.

Film dili: Almanca, Lehçe, Fransızca / Türkçe alt yazı

Yönetmen : Margarethe Von Trotta

Oyuncular : Barbara Sukowa,  Daniel Olbrychski,  Otto Sander,  Barbara Lass,  Doris Schade

Senaryo : Margarethe Von Trotta

Yapımcı : Eberhard Junkersdorf,  Regina Ziegler


« Son Düzenleme: 14 Ocak 2018, 23:46:40 Gönderen: Solplatform5 »

Çevrimdışı Solplatform5

  • Sorumlu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 230
Ynt: “Var­dım,varım,var olacağım!”"Herşeye rağmen!"
« Yanıtla #5 : 15 Ocak 2019, 22:44:37 »

"Bugün ulus-devletler, önceki devletlerle aynı araçları ,aynı iktidar biçimlerini benimsiyor ve onlar gibi fetih peşinde koşuyor."
( 1. Paylaşım Savaşı'ndan sonra " Önemli olan halkların kardeşliğiydi" diyerek devam ettiği söylem .)

15 Ocak 1919 gecesi:

Luxemburg ve Karl Liebknecht ,tutuldukları Elden Oteli'nden çıkartılıyor. Liebknecht , Tiergarten'de öldürülüyor. Rosa ise otelin önünde bekleyen arabaya bineceği sırada hükümetin onayıyla harekete geçen FREİKORPS (Savaş sonrası ordudan terhis olan subayların kurduğu paramiliter güçler topluluğu.)üyelerinin dipçikleriyle yere düşüyor ve arabaya taşınıyor.Otomobil Landwehr Kanalı'na doğru gidiyor, yüzbaşı Waldemar  Pabst'ın emriyle bir asker Rosa'nıun şakağına bir kurşun sıkıyor ve askerler Rosa'ya taşlar bağlayarak köprüden suya atıyorlar." İhtiyar fahişe şimdi de yüzüyor" diye gülüşüyorlar.


Marks'ın yakın çalışma arkadaşlarından ve onun ilk takipçilerinden olan  ve Alman Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin kurulup büyümesinde öncü bir rol üstlenmiş ve Alman devleti ordu için bir katılım seferberliği ilan ettiğinde "MİLİTARİZME ne BİR KURUŞ, ne de BİR İŞÇİ !" sloganını öne süren  Wilhelm Liebnknecht'in OĞLU olan KARL Liebnknecht de babasının izinden gitti ve 1. Paylaşım Savaşı çıktığında işçiler arasında  "Marksizm'in Papası " olarak çağrılan Karl KAUTSKY'le birlikte Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin ulusalcı vekilleri savaş LEHİNE  oy kullanırken , K.Liebnknecht  savaş ALEYHİNE oy veren tek sosyalist oldu. Meclis kürsüsünden Alman militarizmini yerden yere vuran söylemleri ile fabrikalardaki fısıltı gazetesinin konusu haline geldi Liebnknecht.

Ancak bu fısıltı gazetesi fabrikalarla sınırlı kalmayacak , cephelere de yayılacaktı. Neden ? Çünkü Liebnknecht'in Avrupa halkları birbirlerine karşı silahlanırken , Berlin Meydanı'nda yaptığı meşhur konuşması ülke ülke yayılıyordu:

"Askerler; silahlarınızı karşı cephedeki kardeşlerinize değil, generallerinize çevirin! Asıl düşman ülkenizin içindedir. !"



(Kısmen # tarih Dergisi'nden ve www.t-online.de 'den faydalanılmıştır.)
« Son Düzenleme: 15 Ocak 2019, 23:07:12 Gönderen: Solplatform5 »