Gönderen Konu: Suriyede İnsanlar Perişan.  (Okunma sayısı 2954 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı hayriözşen

  • İleti: 214
Suriyede İnsanlar Perişan.
« : 15 Ocak 2013, 12:12:22 »


Leman Sam: Müslümanız diyorlar, ama vicdansızlık had safhada
Sam, 'hayvana, kadına, cezaevindekilere, yaşlıya şiddet uyguluyorlar; sorsan Müslümanlar' dedi...



Suriye 2011 yılı Mayıs ayından beri AB’nin gittikçe daha fazla zorlayan ve neredeyse her türlü ekonomik harekete engel olan “kısıtlamalarına” maruz kalıyor.

ABD’nin yıkıcı Irak kuşatmasının gerçekleştiği yıl, 12 Aralık 2003’te, yürürlüğe koyulan Suriye Sorumluluk Yasası ile Lübnan Egemenliğinin Tesisi Yasası ile Amerika elbette rakiplerinden avantajlı konumdaydı. ABD’nin 21 milyondan az insan üzerindeki kudretli, şahsi kuşatması bu sene onuncu senesine girdi.

Suriye 2011 yılı Mayıs ayından beri AB’nin gittikçe daha fazla zorlayan ve neredeyse her türlü ekonomik harekete engel olan “kısıtlamalarına” maruz kalıyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre ülkede pek çok ilaç firması kapandı;

ABD, Birleşik Krallık, AB ve NATO’nun desteklediği isyan başlayana kadar Suriye ilaç ve tıbbi malzeme ihtiyacının %90’ını kendi üretiminden karşılayabiliyordu. Ancak “…üretim savaş sürecinde ham madde eksikliği, ambargoların etkisi ve artan yakıt giderleri nedeniyle darbe aldı.” Eczacılıkta kullanılan bitkilerin büyük bir kısmının savaşın en şiddetli yaşandığı Halep, Humus ve Şam bölgesinde yetişmesi de “büyük hasarın” etkisini arttırdı. Sonuç, Dünya Sağlık Örgütü temsilcisi Tarık Jasarevic’in deyimiyle “ciddi bir ilaç kıtlığı” oldu.

Konu ile ilgili Jasarevic “İlaç ve ilkyardıma en fazla ihtiyaç duyulan çatışma bölgelerindeki sağlık merkezlerinin faaliyetlerini durdurmaları dikkat çekiyor” ifadesini kullandı. Suriye Sağlık Bakanı, 2012 senesi Haziran sonu ile Ağustos başı arasındaki birkaç haftada iki yüz ambulansın “kaybolduğunu”, çalındığını veya tahrip edildiğini söyledi.   

BM’nin verilerine göre ülkede bankalardaki nakit para tükenmiş durumda ve 2012’de buğday hasadı işçi noksanlığı nedeniyle büyük oranda yapılamadı.

Suriye şu anda dört milyon ton olan senelik tahıl ithalatını, kuşatmacıların korkunç aldatmacası ve ambargosu nedeniyle, gerçekleştirmek için mücadele ediyor. Aslında temel gıdaların ambargo dışında tutuluyor ancak ticaret için gerekli olan nakit para mevcut olmadığı için ithalat gerçekleştirilemiyor.

Suriye’nin kendi hasadı 2011’deki su anlaşmazlığı neticesinde yaşanan kıtlık sonucu mahvoldu. 2012 senesi Aralık ayında İran’ın Suriye’ye gönderdiği un sayesinde ekmek krizi biraz ötelenebildi; ancak İran kendisi de Batılı devletlerin acımasızca uyguladığı muazzam bir ambargo ile mücadele ediyor.

BM Güvenlik Konseyi’nin uluslararası ambargosuna ve ABD ile AB’nin tek taraflı ilan ettikleri kısıtlamalara dâhil edilmemesi gerekirken Batılı bankalar işlemleri azaltarak ticarete engel oluyorlar. 

Madeleine Albright gibi bir insan mazur görebilir. Irak’a uygulanan yaptırımlar yüzünden yarım milyon çocuğun hayatını kaybetmesi ile ilgili: “…karşılığındaki kazanımımıza değdi” diyebilmişti.

Geçtiğimiz Ekim ayında İran Özel Hastalıklar Kurumu Başkanı Fatime Haşimi altı milyon insanın ilaç ambargosu yüzünden risk altında olduğunu söyledi.

Dünya Bankalar Arası Finansal Telekomünikasyon (SWIFT) gibi yapıların, AB’nin yaptırım kararlarına uysalca riayet etmesi nedeniyle pek çok durumda alınan hammaddelerin parasının ödenmesi dahi mümkün olmuyor. Aynı nedenden ötürü Suriye’nin kendi ilaçlarını üretmesi mümkün olmuyor.

NATO’nun müttefiki Türkiye’nin Irak’taki hasadın bombalarla ateşe verilmesinde suç ortağı olduğunu inkâr etmek mümkün değildir. Başpiskopos, yağmalanan tahıla ek olarak, Irak’ta olduğu gibi, özellikle bebekler için elzem olan sütün dâhil olduğu diğer temel gıda ürünlerinin de kıtlığından bu ülkeleri sorumlu tutuyor. Başpiskopos Hindo, Irak Başbakanı Nuri Maliki’ye de başvuruda bulunarak “Lütfen bize mümkün olan en kısa zamanda 600 yakıt tankı, 300 tank dolusu benzin ve birkaç ton un göndererek yardım et” talebini iletti.


Uluslararası Kurtarma Komitesi IRC hazırladığı Suriye raporunda ülkede tecavüzün ciddi boyutlata ulaştığını belirtirken Lübnan'da ve Ürdün'de IRC'ye konuşan Suriyeli mülteci kadınlar ve önde gelen kişiler, ailelerin Suriye'yi terk etmelerinin temel sebebi olarak tecavüzleri gösteriyor.

Şeyh Muhammed El Arifi verdiği fetvada, Esad'a karşı savaşan silahlı grupların, 14 yaşından büyük çocukları ve kadınları kısa süreliğine hatta birkaç saatliğine kendi nikahlarına geçirebileceklerini söyleyerek; Suriyeli kadınların bu şekilde evlenerek cinsel ihtiyaçlarını giderebileceği, dolaysıyla Suriye lideri Beşar Esad iktidarına karşı daha azimli savaşmalarına yardımcı olabileceğini dile getirmişti


600 binden fazla Suriyelinin savaş nedeniyle ülkeyi terk ettiği belirtilirken örgüt kriz karşısında dünyayı harekete geçmeye çağırdı.

BBC muhabirinin verdiği bilgiye göre de, Lübnan'da Bekaa vadisindeki bir kampta hiçbir çocuğun kışlık elbisesi olmadığını belirtiyor. Muhabirimiz, çocukların soğuktan titrediklerini ve bazılarının yalınayak dolaştığını aktarıyor.
« Son Düzenleme: 15 Ocak 2013, 19:42:43 Gönderen: Solplatform5 »

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1805
Ynt: Suriyede İnsanlar Perişan.
« Yanıtla #1 : 15 Ocak 2013, 15:46:23 »
Lütfenlerle Irak'tan istemlerde bulunan Başpiskopos Hindo Efendi ve zihniyeti ;  finans,gıda,,ekolojik denge ,insanların giderek daha da yoksullaşması,savaşlar  vb. gibi  sistemik krizlerin yaratıcısı ve tek nedeni olan kapitalizme, kendisinin de bağlı olduğu Benediktus ahtopotuna yani Vatikan  bataklığına kafa tutup sırtındaki cüppeyi Vatikan duvarlarına fırlatıp atması gerekirken tutup da kendileri nedenli  çirkinlikleri sayıp ,ortaya düşerek günahlarından arınamaz/lar.

Onların deyimiyle "bu dünyada" yaptıkları işkenceler yetmezmiş gibi "öteki dünyada" bile işkencelerinin devamını uygulayacak olan dinsel öğretilerin yayıcısı konumundaki zat-ı muhterem kalkmış fetva veriyor.Bu insanları sizler bu hale getirdiniz; sorgusuz sualsiz bir toplum yaratmadaki hünerinizle mülksüzleştirdiğiniz insanlar üzerinden  şimdi de teolojik anlamda inayetler mi diliyorsunuz ? Bu ne riyadır, ne utanmazlıktır !

 Emperyalist kapitalist sisteme engelsiz yol açan hurafeleriniz ile din savaşlarını başlatan ve bu bağlamda da halkların gerçek sorunlarının görülüp , üstüne gidilmemesinde kimin ,hangi öğretinin  söylemleri var !

Sömürge sarmalındaki payı yadsınamaz boyutlarda olan öğretileriniz gereği yaşananlar " alın yazısı" değil miydi şarlatanlar ?
« Son Düzenleme: 15 Ocak 2013, 19:23:13 Gönderen: Ekim »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.