Gönderen Konu: ENTERNASYONALİN OLMAZSA OLMAZLIĞI!  (Okunma sayısı 1804 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
ENTERNASYONALİN OLMAZSA OLMAZLIĞI!
« : 08 Şubat 2013, 15:53:41 »
ENTERNASYONALİN OLMAZSA OLMAZLIĞI

Marks'ın Gotha Programının Eleştirisine Katkı adlı yapıtında, o ünlü pragrafında bahsettiği ,Devrimci Dönüşümler dönemi olarak nitelediği,Proletaryanın Devrimci Diktatörlüğü altındaki Kapitalizmden,Komünizme GEÇİŞ DÖNEMİ, yani işçi sınıfının siyasi erki burjuvaziden alarak,burjuvazinin erkini paramparça ederek kendi sınıf diktatörlüğünü kurduğu Politik Devrim sonrası dönem,her şeyin sona erdiği,kurtuluşun gerçekleştiği bir dönem değildir.
Tersine, var olan sınıf mücadelesi bu dönemde daha şiddetli bir biçimde devam eder.

Bu dönemi Lenin şöyle tanımlar ;

"Teorik bakımdan, kapitalizmle komünizm arasında,bu iki sosyal ekonomi biçiminin çizgilerini ve özelliklerini bir arada taşıması gereken bir geçiş döneminin bulunduğu tartışma götürmez. Bu geçiş dönemi ister istemez can çekişen kapitalizmle doğmakta olan komünizm arasında bir savaşım dönemi olacaktır. (...)Bu geçici özellikleri taşıyan bir tarihsel dönemin zorunluluğu yalnızca bir Marksist'in değil, evrim teorisi üzerindeaz-buçuk bilgisi olan herkesin gözünde apaçıktır." (Ütopik ve Bilimsel Sosyalizm, Bilim ve
Sosyalizm Yay. syf. 197-198)


Ve Bu dönemin özelliklerini şöyle ifade eder;

"Sınıflar durmaktadır ama proletarya diktatörlüğü döneminde her sınıf bir değişikliğe uğramıştır, ve sınıflar arasındaki ilişkiler de değişmiştir. Proletarya diktatörlüğü altında sınıf mücadelesi ortadan kalkmaz, yalnızca farklı biçimlere bürünür...
 
...Sömürücüler sınıfı, toprak sahipleri ve kapitalistler, proletarya diktatörlüğü altında ortadan kalkmamışlardır ve birdenbire kalkamazlar. Sömürücüler ezilmiş ama yok edilmemiştir. Bir kolu oldukları uluslararası sermaye biçiminde, hâlâ uluslararası bir temele sahiptirler. Bazı üretim araçlarını, kısmen, hâlâ ellerinde tutmaktadırlar, hâlâ paraları vardır, hâlâ geniş toplumsal ilişkilere sahiptirler. [sayfa 389] Yenildikleri için, direnişlerinin enerjisi yüz kat, bin kat artmıştır. Devlet, askerlik ve ekonomi yönetimi "sanatı", onlara bir üstünlük, çok büyük bir üstünlük verir, öyle ki önemleri, nüfus içindeki sayısal oranlarından kıyaslanamayacak kadar daha büyüktür. Altedilen sömürücülerin, sömürülenlerin muzaffer öncüsüne, yani proletaryaya karşı verdikleri sınıf mücadelesi kıyas kabul etmez ölçüde daha sert hale gelmiştir.Lenin-Proletarya Diktatörlüğü Döneminde Ekonomi Politika)


Tüm bu alıntıların gösterdiği,GEÇİŞ DÖNEMİNİN zorunluluğudur.
Tek başına bir toplumsal formasyon olmayan,her iki toplumsal formasyonunda izlerini taşıyan bu dönem ne denli uzarsa,o kadar olumsuzluğu da içersinde barındırır.

Lenin’in de dediği gibi,Kapitalizm,evrensel planda alt edilmediği için hala çok güçlüdür.
Ve dünya Lenin’in de dediği gibi,bu süreçte her iki sistemi bir arada taşıyamaz.

İşte tamda bu nedenle işçi sınıfı mücadelesini evrensel planda da sürdürmelidir.
Enternasyonalin önemi buradadır.
Leninin söylediği gibi Komünist Topluma geçiş ancak tüm DÜNYA İŞÇİLERİNİN ortak etkinliğiyle olasıdır.

"Onyıllar boyunca işçi hareketinin gelişimini ve sosyalist dünya devriminin büyümesini gözlemleyen sosyalizmin büyük kurucuları Marx ve Engels, kapitalizmden sosyalizme geçişin, uzun doğum sancılarını, uzun bir proletarya diktatörlüğü dönemini, tüm eski düzenin paramparça edilmesini, kapitalizmin tüm biçimlerinin acımasızca yok edilmesini, nihai zaferi kazanmak için çabalarını birleştirmek zorunda olan tüm ülkelerin işçilerinin ortak etkinliğini gerektirdiğini gayet açık gördüler."
(Lenin, Seçme Eserler, cilt 7, İnter Yay., Haziran 1996, s.295)


Yani Kapitalizmi,evrensel planda ortadan kaldırarak.
İşte Kapitalizmi evrensel planda ortadan kaldıracak,tüm dünya işçilerinin ortak etkinliğini gerçekleştirecek örgütlülüğün adı Enternasyonaldir.

Lenin tüm yaşamında,yaşamının en zor en sıkışık dönemlerinde bile Enternasyonali örgütlemekten vazgeçmemiş,hiç bir zaman Enternasyonalin örgütlenmesini ikinci plana atmamıştır.

Oysa bugün kendini işçi sınıfının öncüsü olarak gören Komünist Partilere baktığımızda bu görevin göz ardı edildiğini,programlarında bu konunun geçmediğini görürüz.

Öncelikle bunun nedeni Enternasyonalin ,bu partilerce yeterince iyi anlaşılmadığıdır.
Onlara göre Enternasyonal ,yereldeki Komünist Partilerin bir üst örgütü biçimindedir.

Bu bağlamda baktığınızda da,önemli günlerde,yereldeki partilerin biri birilerine gönderdiği başarı ve kutlama telgraflarından öte bir anlam taşımaz.

Oysa Enternasyonal, bir eylemlilik,Kapitalizmi evrensel planda ortadan kaldıracak bir SAVAŞ ÖRGÜTÜDÜR.
veda
« Son Düzenleme: 14 Aralık 2017, 19:51:42 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı Ekim

  • İleti: 1802
Ynt: ENTERNASYONALİN OLMAZSA OLMAZLIĞI!
« Yanıtla #1 : 10 Şubat 2013, 19:38:59 »
Kapitalizm nasıl dünya çapında örgütlemiş bir sistemse  enternasyonalizm de – tabii ki işçi sınıfı enternasyonalizmi- Dünya Komünist Partisi oluşumu açısından  bir gerçekliktir.

Bütün karşısında ,ayrı-ayrı,önderliği kendinden menkul bir yapılanmayla başarılı olmanın  olanaksız olduğunu ve güç birleşimi olmadığından  zayıf topluluklar ,güdük karşı –çıkmalar olarak kalındığını  günümüz toplumsal direnişlerinde görmekteyiz.

Kısaca ,sermayenin  küreselleştiği  sisteme yerel bazda direniş göstermek yeterli değildir;önümüze diktikleri ulusal çitleri devirmeden  burjuvazinin topyekun saldırısını önlemek olanaksız.Bu anlamda  vatanımız yoktur bizim .Veya anamız nasıl amele sınıfı ise yurdumuz,vatanımız da bütün cihandır derken ; her zaman olduğu gibi konulara objektif ve bilimsel yaklaşımı ile geçmişten dersler alınmasının yanında  günceli yakalamamız bağlamında bizlerin önünü açan veda arkadaşa tekrar teşekkür ediyorum.
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.