Gönderen Konu: Emeğin Rolleri Üzerine  (Okunma sayısı 1326 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
Emeğin Rolleri Üzerine
« : 21 Şubat 2013, 00:04:54 »
Sermaye sınıf mücadelesi çerçevesin de,sınıflar arasın da var olan toplumsal ilişkinin adıdır.
Sermaye kapitalist toplum da,burjuva sınıf ile işçi sınıfı arasında ki,sınıf mücadelesini ortaya çıkaran toplumsal ilişkinin ifadesidir.
Kapitalizmi,onun işleyiş yasalarını ve sınıf mücadelesini anlamanın en iyi yolu,Meta yı anlamaktan geçer.

Sermaye üretim ilişkilerinin özel mülkiyetini kullanarak,emeği tahakkümü altına alır.
Bu durum,insanları bedenen özgürleştiren burjuvazinin onları aslın da birer köle durumuna sokmasıdır.

İnsanlar yaşamak için,temel gereksinmelerini karşılamak için,çalışmak zorundadırlar.
İşte burjuvazi bu insanları ,yaşamlarını sürdürebilmeleri için çalışmaya zorunlu bırakarak,üretim araçlarının özel mülkiyetini kullanarak,onları egemenliği altına alır.
İnsan emeği bu aşama da,artık sermaye tarafından metalaştırılmış,yabancılaştırılmış,ücretli emek haline gelmiştir.

Sermaye bu yolla ancak kendisini olumlayabilir.
Sermayenin içersin de emek gücü de vardır.
Sermaye içersin de var olan emek gücü,meta biçimi haline geldiğinden,bu emeğin ürettiği değer, emeği egemenliği altına alır.
İşte Yabancılaşmış emek budur!
İşçi Sınıfı sermayenin içersin de bu biçim de var olduğun da,emek gücü olarak tanımlanır.

İşçi Sınıfı ancak,emek gücü olarak,sermayenin için de yer aldığı biçimine karşı mücadele etmediği sürece, gerçek işçi sınıfı olmaz.
Hani hep diyoruz ya,toplum da kendi sınıf karşıtını yok ederek,kendi sınıf varlığını da yok etme politikliğine sahip tek sınıf işçi sınıfıdır diye.
İşte bu söylemimizin temel mantığı,yukar da açıkladıklarımızdır.
İşçi Sınıfının toplumda ki diğer sınıfların aksine çıkarları, varlığını sürdürmesi değil ,kendi varlığının son bulmasıdır.

Sınıf mücadelesinin ve bu mücadeleye dayalı bu mücadelede hem yıkıcı hemde kurucu rol oynayan emeğin,önündeki stratejinin ne olacağını anlayabilmek için Marks'ın doğru okunması gerekir.
Lenin ve Kautsky bu okumanın ve bu okuma sonucu ortaya çıkan politik nesnelliğin iki farklı tarafıdır.

Emperyalistler arası rekabeti görmezden gelen,bu rekabetin yol açtığı krizleri ve savaşları yok sayan Kautsky,Emeğin yıkıcı rolünü yok sayarak,ona kurucu bir misyon biçer.
Kautsky e göre Sosyalizme geçiş,devleti reformlar yoluyla demokratikleştirerek,barışçıl biçim de olacaktır.
Bu demokratikleştirme de emek kurucu rol oynayacaktır.
Görüldüğü üzeri,emeğin yıkıcı rolü yok sayılmakta, Marksizm kendi canlı devrimci ruhundan arındırılmaktadır.

Oysa Lenin Tekeller arası rekabetin önemine vurgu yaparak,bunun krizlere ve savaşlara yol açacağını ortaya koyar.
Bu rekabetin ortaya çıkaracağı krizlerden ve bu krizlerin ortaya koyacağı çatışmalardan , sınıf mücadelesi temelinde devrimci bir vazife çıkartır.
Bu anlam da Lenin için emek,hem yıkıcı,hem de kurucu öznedir.

Yıkmak bu tarihsel süreçte bir moment anını ifade eder.
Oysa kurmak bu tarihsel sürecin sona ermesiyle son bulur,çok uzun bir tarihsel döneme tekabül eder.
Daha da basitleştirirsek,yıkmak,politik devrimi kabaca ifade eder.Kurmak ise Toplumsal Devrimi.

Politik devrim,Toplumsal Devrime içkin bir kavram olduğu için,kurabilmek için,öncelikle yıkmak gerekir.
Ekim Devrimi, işçi sınıfının yıkıcı misyonunu yerine getirmesinin en somut örneğidir.

veda
« Son Düzenleme: 25 Şubat 2013, 17:49:03 Gönderen: Solplatform5 »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET