Gönderen Konu: Halkların Demokratik Kongresi Genel Meclisi Sonuç Bildirgesi  (Okunma sayısı 1957 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1840
HDK Diyor Ki

Halkların Demokratik Kongresi Genel Meclisi Sonuç Bildirgesi

Dr. Ata Soyer, Barışta Erdost ve Ahmet Gönel’in anısına 

Halkların Demokratik Kongresi Genel Meclisi ve HDP PM 23-24 Mart 2013 tarihlerinde toplanarak, başta Kürt sorunundaki yeni gelişmeler olmak üzere, Türkiye’de, Ortadoğu’da ve uluslararası düzeyde yaşananları değerlendirmiş ve aşağıdaki Sonuç Bildirgesi’ni onaylamıştır:

HDK, 2013 Newrozu’nda Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla Kürt Özgürlük Hareketi’nin eşitlik ve özgürlük mücadelesini silahlar olmadan sürdürmeyi benimsemesinin Türkiye’yi barış, çözüm ve demokrasi yürüyüşünde yeni bir evrenin başlangıcına ulaştırdığını saptıyor. 

Bu sonuç, her şeyden önce Türkiye’de 30 yıldır sürüp giden ve en az 40 bin insanın hayatına mal olan çatışmaya son vereceği için tarihseldir; bu çatışmadan türeyen etnik husumetin halklar ve kültürler arasında yol açtığı yarılmalara son vermenin de en önemli imkânıdır. Artık yoksullar, diğer yoksullarla etnik ve milli hak iddiaları için savaşmaya ve öldürmeye mecbur edilemeyecek; bu iklimde sadece Kürt düşmanlığının değil, Ermeni ve Yahudi düşmanlığının da, Ezidi ve Alevi nefretinin de, Arap ve Rum karşıtlığının da yaşaması eskisi kadar kolay olmayacak, halkları birbirine bağlayan tarihsel dostluklar yeniden canlanacaktır.

Bu yönüyle çağrı, Türkiye halklarının büyük çoğunluğunun vicdanında karşılık bulmuş, Kürt Özgürlük Hareketi ve lideri Öcalan’ın Türkiye’nin meşru siyasi güçleri arasında hak ettiği yeri almasını sağlamıştır. 
Bu yönelişle Kürt Özgürlük Hareketi, Türkiye’yi yönetenlerin barış, demokratikleşme ve özgürlüklerin genişlemesi taleplerini bastırmayı meşrulaştırmak için istismar ettikleri silahlı çatışma bahanesini ellerinden alarak karşıtlarını da silahsızlandırıyor. Böylelikle, Türkiye'de demokratik hak ve özgürlüklerin, sosyal hakların, ezilen inanç ve kimliklerin ve kadınların özgürlüğünün önüne dikilen bir egemen sınıf engelini de ortadan kaldırıyor.
Öte yandan Öcalan Türkiye'yi işgalci, fetihçi emperyalist siyasetlerin uzantısı olmaktan çıkan; Ortadoğu halklarını Orta Asya halklarına, Kürtlere, Araplara ve Acemlere bağlayan yeni bir halklar dayanışması üzerinde yükselen bir dış siyasete çağırıyor.

Dış ve iç politikada savaş seçeneğini sıfırlamaya olanak sağlayan, toplumsal haklar ve siyasi özgürlükler alanının derinleşmesine ve genişlemesine olanak yaratan bu yeni yaklaşım emeğin haklarından, sosyal ve ekolojik haklardan yana, toplumsal kurtuluş mücadeleleri ve enternasyonal dayanışma için yepyeni fırsatlar sunuyor.
Arap, Acem, Türk, Kürt ve tüm Ortadoğu halklarının bugün karşı karşıya bulunduğu sorunları aşmada tek çıkış yolunun, halkların birliği, dayanışması ve mücadelesi olduğu düşüncesinde olan, mezhepsel ve ulusal çatışma ve provokasyonlara karşı tüm halklarımızı dikkatli olmaya çağıran HDK, başta Tunus ve Mısır’da olmak üzere, Arap halkının ekmek, özgürlük ve onur kapsamlı demokratik ve özgürlükçü mücadelelerini desteklemeyi sürdürürken; diktatörlüklere, emperyalist müdahalelere ve her tür komploya karşı, halkların mücadelesinin yanında yer alacak ve dayanışma içinde olacaktır.

Halkların Demokratik Kongresi’nin içinde yeşereceği ve gelişeceği çok elverişli bir iklimin habercisi olan bu süreç, HDK’nin etkinliğinin çoğalması ve çeşitlenmesini sağlamakla birlikte, sürece bilinçli müdahaleyi, uygun alanları ve zeminleri dakik bir biçimde belirleyerek bütün bileşenleriyle birlikte HDK’yi ileriye taşıyacak bir politikalar demetini yürürlüğe sokmakla yükümlü kılıyor.

Buna karşılık şekillenen yeni güç dizilişi, çıkarları savaşın sürdürülmesi ve statükonun korunmasında yatan ırkçı ve gerici güçlerin sert ve saldırgan reaksiyonuna da yol açıyor. Bu kampın parlamentodaki sözcüsü MHP’nin sürdürdüğü ajitasyonun Türkler ve Kürtlerin bir arada yaşadıkları batıdaki kentlerde ırkçı saldırılara, linç girişimlerine ve şiddete yol açması mümkündür. Halkların Demokratik Kongresi, bu olası saldırılara karşı hükümeti halkı koruma görevini yerine getirmeye, halkı da öz savunma hakkına sahip çıkmaya çağırıyor. 

CHP ise, iç ihtilaflarının da bir ürünü olarak süreci tereddüt, kuşku ve çoğu zaman ulusalcı suçlamalarla karşılamasına karşın, konunun TBMM’ye taşınması önerisiyle ırkçı reaksiyondan ayrılıyor. Çatışmanın her iki tarafında da yer alan seçmen tabanının doğası gereği, CHP’nin bu tereddütleri aşarak çözümün bir parçası haline gelmesi, çatışmasızlıktan barış ve çözüme geçişte önemli bir dönüm noktası olabilir. Halkların Demokratik Kongresi, CHP’yi MHP ile milliyetçilik ve ırkçılık yarışından vazgeçmeye ve barış güçleri arasına katılmaya, barış ve müzakere sürecini AKP hakimiyetine terk etmemeye çağırıyor. 

Halkların Demokratik Kongresi, doğmakta olan barış iklimini tüm bileşenleriyle birlikte ilerletmek, Türkiye’nin batısına taşımakta kararlıdır. Bununla birlikte kimlik hak ve iddiaları nedeniyle halkların birbirini boğazlaması ve devletin bir milliyeti diğerinden üstün tutması zemininin ortadan kalkması olasılığı zenginle-yoksul, ezilenle-ezen, mazlumla-zalim arasındaki mücadelenin gündemden kalkacağı anlamına gelmiyor. Tam tersine, barış iklimi bu mücadelelere halklar arasında etnik barikatlar olmadan girişmek için yeni bir imkan yaratıyor. 

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının çatışmasızlık yönünde üstlendiği inisiyatif, hükümetin işçi ve emekçilere, kadınlara, Alevilere, öğrencilere, kent yoksullarına karşı siyasetini gözlerden saklayamaz. HDK, bu çerçevede, AKP iktidarı eliyle yürütülen sermaye hakimiyeti, sömürü, şiddet ve baskı düzenine karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir.

HDK, AKP’yi ağzına almaktan bile kaçındığı kalıcı barış yönünde baskı altına almaya kararlıdır. Barışın yükü yalnızca Kürt Özgürlük Hareketi’nin omuzlarına yüklenemez. Kürt halkı ve ezilenler arasında sürece yönelik güveni tesis AKP iktidarının da omuzlarındadır. AKP’nin “kardeşlik” belagatının sahiciliğinin yeni dönemdeki ilk sınavı, çoğunluğunu AKP’li üyelerin oluşturduğu TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nda görüşülecek olan Uludere Alt-Komisyonu Raporu’dur. Halkların Demokratik Kongresi, bu çerçevede İnsan Hakları Komisyonu’nu katliam sorumlularını aklayan bu raporu iade ederek, Roboski halkından özür dilemeye ve katliamın askeri ve siyasi sorumlularını ortaya çıkararak yargıya teslim etmeye çağırıyor.

HDK Genel Meclisi
23-24 Mart 2013

http://solplatform.biz/index.php/topic,1367.0.html

 
« Son Düzenleme: 25 Mart 2013, 16:35:15 Gönderen: Ekim »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3155
Ynt: Halkların Demokratik Kongresi Genel Meclisi Sonuç Bildirgesi
« Yanıtla #1 : 25 Mart 2013, 19:54:19 »
“Halkların Demokratik Kongresi, doğmakta olan barış iklimini tüm bileşenleriyle birlikte ilerletmek, Türkiye’nin batısına taşımakta kararlıdır. Bununla birlikte kimlik hak ve iddiaları nedeniyle halkların birbirini boğazlaması ve devletin bir milliyeti diğerinden üstün tutması zemininin ortadan kalkması olasılığı zenginle-yoksul, ezilenle-ezen, mazlumla-zalim arasındaki mücadelenin gündemden kalkacağı anlamına gelmiyor. Tam tersine, barış iklimi bu mücadelelere halklar arasında etnik barikatlar olmadan girişmek için yeni bir imkan yaratıyor. “

HDK nın bu açıklamasında en vurgulu yer bana göre yukardaki paragraftır.
HDK bu pragrafta, doğan bu barış iklimini tüm batıya taşımak gibi bir misyonu kabullenerek,kuruluş amacına uygun hareket edeceğini bu söylemiyle bizlere teyit etmiştir.
Bu nedenle HDK yı kutlamak gerekir.

Paragraftaki en önemli söylemlerden biri de,HDK nın sınıf mücadelesinin asla ortadan kalkmayacağının,tersine bu mücadelenin önünde engel olarak konulan halklar arası etnik  barikatların bu barış süreci ile yıkılarak bu mücadelenin önünün açılmasına olanak sağlanacağının söylenmiş olmasıdır.

Hemen her yazımızda dile getirdiğimiz,her iki ulus proleterleri arasındaki etnik ayırımcılığa dayalı güvensizlik ortamının kalkmasıyla  ancak, her iki ulus proleterlerinin birliğini sağlayacağımızdır.
Bizim Ulusal Soruna bakışımızın temeli bu saptamamıza dayanır.
veda
« Son Düzenleme: 26 Mart 2013, 13:31:19 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET