Gönderen Konu: MARKSİST EKONOMİK TEMEL ARGÜMANLAR  (Okunma sayısı 1324 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
MARKSİST EKONOMİK TEMEL ARGÜMANLAR
« : 27 Mart 2013, 23:53:49 »
Sosyalist Toplumda meta yoktur dediğimiz zaman,bir kısım kişiler itiraz eder ve nasıl olur,Sosyalist Toplumda üretim ve bunun sonucu ürün oluşmaz mı derler.
Buradaki yanlışlık,ürün ve meta nın biribiri ile karıştırılmasıdır.
Ürün ile Meta farklı şeylerdir.

Bir ürünün meta haline gelebilmesi için gerekli olan nedir?
Bu sorunun yanıtını Marks bize şu sözleriyle vermektedir.
"Gereksinmelerini kendi emeğinin ürünü ile doğrudan doğruya karşılayan kimse, gerçekte, kullanım-değeri yaratır, ama meta yaratmamıştır. Meta üretmek için, o kimsenin yalnızca kullanım-değerleri değil, başkaları için kullanım-değerleri, toplumsal kullanım-değerleri üretmesi gerekir. (Ve salt başkası için üretmesi de yetmez. Ortaçağ köylüsü, feodal bey için ürün-rant-tahıl, papaz için öşür-tahıl üretirdi. Ama, ne bu ürün-rant-tahıl, ne de öşür-tahıl, bir başkası için üretilmiş olmaları gerçeğine karşın, meta haline gelmemişlerdi. Bir ürünün meta olabilmesi için, kuIlanım-değeri olacağı başka bir kimseye, değişim yoluyla devredilmesi gerekir.)"
Demek ki ;bir ürünün meta olabilmesi için gerekli koşul,o ürünün bir başka kişiye veya kişilere bir değişim aracı ile devredilmesidir.

Kullanım değerinde belirleyici olan o ürünün niteliksel özelliğidir,oysa onu meta haline getirecek değişim bu niteliksel özellikler üzerinde olmaz.Değişimin gerçekleşeceği alan, niceliksel eşitlik temelinde ortaya çıkar.
Yine Marks bu konuda şunu söyler:
"Kullanım-değeri olarak metalar, her şeyden önce birbirinden farklı niteliklerdir; ama değişim-değerleri olarak yalnızca farklı miktarlardır ve dolayısıyla zerre kadar kullanım-değeri içermezler"
Aralarındaki farklılığa karşın,kullanım değeri ile değişim değeri,biribirini tamamlayan,birine bağımlı kavramlardır.
"Kullanım-değerleri, ancak kullanım ya da tüketim ile bir gerçek haline gelir: bunlar, ayrıca, toplumsal biçimi ne olursa olsun, her türlü servetin özünü oluştururlar. İncelemek üzere olduğumuz toplum biçiminde, bunlar, ayrıca, değişim-değerinin maddi taşıyıcılarıdır."


O halde bu niceliksel eşitlik neye göre belirlenecektir,?
Değişimdeki bu niceliksel eşitlik,gerek ürünün içeriğini gerekse metanın değerini belirleyen toplumsal emek tarafından belirlenen emeğin niceliğidir.
"Bir kullanım-değeri ya da yararlı bir madde, bu nedenle, ancak, içersinde soyut insan emeğinin somutlaştığı ya da maddeleştiği için bir değere sahiptir. Peki öyleyse bu değerin büyüklüğü nasıl ölçülecek? Besbelli ki, malın içerdiği, değer yaratıcı özün, yani emeğin niceliğiyle ölçülür. Emeğin niceliği, onun süresiyle ölçülür, ve emek-zamanının ölçütü de hafta, gün ve saat olarak ifade edilir."
"Buna bağlı olarak tek tek her meta kendi türünün ortalama örneği olarak kabul edilmelidir. Bunun için, eşit nicelikte emek içeren ya da aynı sürede üretilebilen metaların değerleri, aynıdır. Bir metaın değeri ile başka bir metaın değeri arasındaki ilişki, birincisinin üretimi için gerekli emek-zamanı ile ikincisinin üretimi için gerekli emek-zamanı arasındaki ilişki gibidir. "Değer olarak, bütün metalar, donmuş emek-zamanının belirli kitlelerinden başka bir şey değildir."

Görüldüğü gibi insanlar arasındaki toplumsal ikişkiler,maddi üretim koşulları nedeniyle,metaların toplumsal ilişkisine dönüşmüştür.Bir başka deyişle metalar arası toplumsal ilişkiler,insanlar arasındaki toplumsal ilişkilerin belirleyicisi olmuştur.Bu ilişkiler aynı zamanda toplumsal sınıf üretme ilişkileridir.
Toplumsal ilişkilerin metalaşması,insanın metalaşmasına neden olmuştur.

Konunun daha iyi aydınlatılması için,Toplumsal Olarak Gerekli Emek Zamanı tanımı yapmamız gerekiyor.
"Toplumsal olarak gerekli emek-zamanı, bir malı, normal üretim koşulları altında, o sıradaki ortalama hüner derecesi ve yoğunluğu ile elde edebilmek için gerekli zamandır."

Emek zamanı değişkendir ve bu değişkenlik emeğin üretkenliğine ve dolayısıylada bu üretkenliği belirleyen toplumsal koşullara bağımlıdır.
"Bu nedenle, bir metanın üretimi için gerekli olan emek-zamanı sabit tutulursa, o metaın değeri de sabit kalır. Ama, emek-zamanı, emeğin üretkenliğinde meydana gelen her değişmeyle birlikte değişir. Bu üretkenlik çeşitli koşullar tarafından belirlenir; öteki şeyler yanında, işçilerin ortalama beceri düzeyi, bilimin durumu, ve onun pratikte uygulanma derecesi, üretimin toplumsal örgütlenmesi, üretim araçlarının boyutları ve etkililiği ve fiziksel koşullar sayılabilir. Örneğin uygun mevsimlerde aynı emek miktarı 8 kile buğdayda maddeleştiği halde, uygun gitmeyen mevsimlerde yalnızca dört kilede maddeleşir."

Yine emek zamanının ne denli belirleyici olduğu gösteren Marks'ın aşağıdaki örneği çok çarpıcıdır:
"EImas yeryüzünde az raslanan bir şeydir, bu yüzden bulunup çıkartılması ortalama olarak çok emek-zamanına malolur. Öyle ki, küçük bir hacmi, çok büyük emek temsil eder. Jacop, altın acaba (sayfa 54) hiç tam değerini bulmuş mudur diye kuşku duyar. Bu sözler elmas için daha da geçerlidir. Eschwege'ye göre, Brezilya'nın 1823 yılında sona eren seksen yıllık elmas madeni toplam üretimi, elmas daha çok emeğe malolduğu ve çok daha fazla değeri temsil ettiği halde, aynı ülkenin birbuçuk yıllık ortalama şeker ve kahve ürününün fiyatına ulaşamamıştır."
"Eğer biz, az emek harcayarak, kömürü elmasa dönüştürmeyi başarabilseydik, elmasın değeri, tuğlanın değerinin altına düşebilirdi."


Emeğin üretkenliği ile gerekli emek zamanı metanın değerini biribirine zıt yönde etkiler.
"Genel olarak, emeğin üretkenliği ne kadar büyük olursa, bir malın üretimi için gerekli emek-zamanı o kadar kısa, o malda billurlaşan emek miktarı o kadar az, ve değeri de o kadar küçük olur; tersine, emeğin üretkenliği ne kadar azsa, bir malın üretimi için gerekli olan emek-zamanı o kadar çok, malın değeri o kadar büyük olur. Bu nedenle, bir metaın değeri, o metada maddeleşmiş emeğin miktarı ile doğru orantılı, üretkenliği ile ters orantılı olarak değişir."

Teknolojideki değişim emeğin üretkenliğini arttırırken,sermayenin organik yapısını değiştirir.
Sabit sermaye artarken,değişken sermaye azalır.

Teknolojideki bu gelişim gerekli emek zamanını kısaltırken,artı emek zamanını arttırır.Bu durum ,sömürünün kaynağı olan artı-değerin artması demektir.
"Emek sürecinin teknolojik yapısında öylesine köklü değişiklik olabilir ki eskiden 10 işçi düşük değerde on alet kullanarak nisbeten küçük miktarda hammadde işlerken,şimdi bir işçi pahalı bir makinayla yüz kat daha fazla hammadde işleyebilir.Bu durumlarda kullanılmakta olan üretim araçlarının toplam değerinin temsil ettiği değişmeyen sermaye son derece büyür.,oysa emek-gücüne yatırılmış değişen sermaye büyük ölçüde azalır.Bununla birlikte ,böyle bir devrim,yanlızca değişmeyen ve değişen sermaye arasındaki nicel ilşkiyi,yada toplam sermayenin değişmeyen ve değişen sermaye öğelerine bölünme oranını değiştirir."

İşte bu nedenlerle Sermaye üretici güçleri geliştirir.
Kapitalizmin özünü oluşturan piyasadaki rekabetin varlığı bunun nedenlerinden biridir.

Kapitalist ;bir diğerinden daha fazla mal satmak,daha fazla kar etmek için,ileri teknolji kullanmak zorundadır.
Bu durum,emeğin verimliliğini arttırırken,gerekli emek zamanını azaltır,artık emek zamanını ve buna bağlı olarak artı değeri yükseltir.

Metanın değerini belirleyen donmuş emek miktarı azalacağından,metanın değeri ucuzlar.
Tekelleşme olgusunun altında yatan geçekliklerden birisi de budur.

Kapitalizm'in üretici güçleri geliştirme nedenlerinden birisi de,artan artı değeri sermayeleştirerek onu üretken sermaye haline getirir.
Böylece sermayesini geliştirir ve büyütür.

Sermayenin varlık nedeni,emeğin metalaşmasıdır.
Sermaye üretim araçları üzerinde ki mülkiyetinden dolayı,emeği tahakkümü altına alarak,onu metalaştırır.
Sermaye emeği metalaştırmadan önce ,bunu yapabilmesi için öncelikle onu mülksüzleştirmesi gerekir.

Kapitalizm öncesi toprak ve üretim araçlarına sahip olan emek kapitalizmin gelişim sürecinde mülksüzleştirilmiştir.
Daha önceki üretim ilişkilerinde bedenen mülkiyet altında olan insan,bu süreçte bedenen özgürlüğüne kavuşmuş ve emeği üzerinde mülkiyet hakkını elde etmiştir.
Bu aşamada insan artık "özgür" bir birey olmasına karşın,kapitalizmin yaşam koşulları onun emeğini zorunlu olarak piyasaya sürmesine ve yeni bir köleliğin yolunun açılmasına neden olmuştur.
Çünkü insanın emek gücünden başka satacağı bir şeyi yoktur.
Bu durum,ona yepyeni bir kölelik sıfatı eklemiştir.
Artık ,emek;metalaşmış,sermayeleştirilmiş,bu süreçte kendi olmaktan çıkmış,yabancılaşmış emek haline gelmiştir.

veda
Not:Yazıda ki koyu italik yazlanlar.Mark'ın Kapitali'nin 1 ci Cildinden alıntılardır.www.kurtuluşcephesi.org
« Son Düzenleme: 28 Mart 2013, 00:04:49 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET