Gönderen Konu: Politik Çözülüş - Toplumsal Çözülüş  (Okunma sayısı 3628 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1815
Politik Çözülüş - Toplumsal Çözülüş
« : 16 Nisan 2013, 19:30:58 »
Arkadaşlar ; Politik Çözülüş Toplumsal Çözülüş üzerinden mi, Toplumsal Çözülüş Politik Çözülüş üzerinden mi ikileminin reel sosyalizmin çöküşü ile ilintisi ve bu bağlamda "yeni insan" ın ,komünist kültürün oluşma süreci  konusunun katkılarlarınızla  tartışmaya  açılmasına ne dersiniz ?
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3354
Ynt:Neden Komünist Kültür
« Yanıtla #1 : 17 Nisan 2013, 00:18:18 »
Karl Marks Alman İdeolojisinde şöyle der;

"Egemen sınıfın düşünceleri, bütün çağlarda, egemen düşüncelerdir, başka bir deyişle, toplumun egemen maddi gücü olan sınıf, aynı zamanda egemen zihinsel güçtür. Maddi üretim araçlarını elinde bulunduran sınıf, aynı zamanda, zihinsel üretimin araçlarını da emrinde bulundurur, bunlar o kadar birbirinin içine girmiş durumdadırlar ki, kendilerine zihinsel üretim araçları verilmeyenlerin düşünceleri de aynı zamanda bu egemen sınıfa bağımlıdır. Egemen düşünceler, egemen maddi ilişkilerin fikirsel ifadesinden başka bir şey değildir..."

Egemen sınıf böylece zihinleri ele geçirerek, zihnin bir özelliği olan bilinç ve onun belirlediği gündelik yaşamdaki davranışlar üzerinde  egemenlik kurar.
Öyleki zihne akan,bilinci belirleyen maddi koşullar ortadan kaldırılsada,bunlar alışkanlık olarak çok uzun süre varlığını sürdürür.
Bilinçteki tahribatın giderilmesi çok uzun bir dönemi gerektirir.
Bu durum aynı zaman da Egemen sınıfın ,ekonomik ve siyasal olarak mülksüzleştirilsede,ancak zihinlerdeki zincir kırılana değin,yeniden egemen konuma gelmesinin potansiyel kaynağıdır.

Lenin'in XI Parti Kongresinde söyledikleri çok çarpıcıdır.

"Kim kimi yönetiyor? Bu yığını komünistlerin yönettiğinin söylenmesinin doğru olduğundan hiç de emin değilim. Doğrusu onlar yönetmiyor yönetiliyorlar. Burada çocukken gördüğümüz tarih derslerinde söylenenlere benzer şeyler olmuştur: Bazen bir ulus diğerini ele geçirir; ele geçiren ulus yenen ve ele geçirilen de yenilen ulustur. Bu basit ve herkesçe anlaşılabilir bir şeydir. Fakat bu ulusların kültürlerine ne olur? Bu noktada işler o kadar basit değildir. Yenen ulus yenilenden daha kültürlü ise kendi kültürünü yendiği ulusa dayatır; fakat tersi durumda yenilen ulus kendi kültürünü yenen tarafa kabule zorlar… Onların kültürü çok berbat, dikkate değmez olsa da, bizimkinden daha yüksek bir düzeyde."V. İ. Lenin, Lenin’in Son Kavgası, Öteki yayınevi, “XI. Parti kongresine sunulan politik rapor, 27 Mart, 1922”

Önümüzde yaşanmış bir deneyim var
Bunun adına Reel Sosyalizm pratiği diyoruz.

İşçi Sınıfı 1917 Ekiminde,burjuvaziden siyasi erki alıyor,onu ekonomik ve siyasal olarak mülksüzleştiriyor ve kendi sınıf egemenliğini kuruyor.
Ve bu ele geçiriş,siyasi erkin eldesi,çok ağır bedellere,binlerce komünistin iç savaşta yitip gitmesine ve ağır ekonomik hasara neden oluyor ve nasıl oluyorsa 70 yıl sonra bu iktidar hiç bir direniş,hiç bir karşı koyuş olmadan,burjuvaziye geri teslim ediliyor.

Bu durum salt Sovyetlerde olmuyor,aynı zamanda onu sosyal emperyalist,revizyonist gören ülkelerde de ,aynı hazin son yaşanıyor.
Herkesin kabesi bir anda başlarına çöküyor.

İşte sorun bu pratikten bugün için bir daha aynı yanlışı yinelememek adına,politik çıkarsamalar yapmak.
İki biribirine bağlı,içi içe geçmiş bana göre faktör var.
1) Komünist Kültürü yaratamamak,yani kültürleşememek
2)Devleti yani,PD nü gerçek sınıf diktatörlüğü, sovyetlerin diktatörlüğü yerine,parti diktatörlüğü olarak görmek.

Dolayısıyla da,Partinin olması gerekli merkezi,hiyerarşik ve disiplinli yapısı,Sovyetlerin,hiyerarşik olmayan ,yatay örgütlenmiş,doğrudan demokrasiyi işleyiş ilkesi olarak benimsemiş yapısının yerine ikame edilerek,ister istemez  Bürokrasinin Devlet içersinde etkinleşmesi,güç kazanması ve Devleti ele geçirmesi kaçınılmaz oluyor.

Bizim savımız,aynı zamanda Solplatform.biz forumunun da amaç ve ilkelerinde yer aldığı gibi,Komünist Kültürü yaşatmak ve geliştirmek.
Çünkü kültürleşememe,yani Komünist Kültürü yaratamama,Reel sosyalizm'in çöküşünün önemli nedenlerinden biri.
 
İktidarı almana,burjuvaziyi hem ekonomik hemde siyasal olarak mülksüzleştirmene karşın,zihinsel alanda bunu yapamadığın için,eskinin egemen kültürü bir süre sonra seni teslim alarak,senin çürümene,yozlaşmana ve işte iktidarı güle oynaya karşı sınıfa teslim etmene neden oluyor.

Burada bir soru daha önümüze çıkıyor.
Eğer Alt Yapı ile Üst yapı arasındaki ilişkide alt yapı ,üst yapıyı belirlerse,bir üst yapıya ait olan kültür nasıl olurda,daha alt yapıda üretim biçim ve ilşkilerinde dönüşüm yaşanmadan ortaya çıkar veya eskinin üretim biçim ve ilişkileri içersinde nasıl olurda yeninin kültürü gelişir.

Marksı mekanik yorumlayanlar doğal olarak bu soruya  böyle bir şey olmaz diyerek karşı çıkacaklar ve kültürün,eskinin üretim biçim ve ilşkileri içersinde geliştirilebileceğinin saçma olduğunu dile getireceklerdir.
Oysa nasılki her toplumsal formasyon bir öncekinin bağrında doğar ve gelişirse,yeni bir kültürde,eskinin üretim biçim ve ilşkilerinin belirlediği eski kültürün içersinde doğar ve gelişir.
Ancak egemen kültür olmamak kaydıyla.
Lenin bakın ne diyor bu konuda!

"Her ulusal kültür, gelişmiş olmasa bile, demokratik ve sosyalist bir kültürün öğelerini içerir, çünkü her ulusta, yaşam koşulları zorunlu olarak demokratik ve sosyalist bir ideolojiyi doğuran, sömürülen bir emekçi yığını vardır.(Lenin- ulusal sorun üzerine eleştirel notlar).

Konu başlığı ile ilgilide,bana göre doğru olan,Politik Çözülüşü,Toplumsal çözülüş üzerinden okumaktır.
Bu tespit aynı zaman da,Siyasal Devrimin,Toplumsal Devrime içkin olduğunu.
Toplumsal Devrim sonrası başlamadığını
Tersine Toplumsal Devrim içersinde bir moment anı,bir sıçrama tahtası,iktidarın sınıfsal el değiştirişi olduğunu gösterir.

veda
« Son Düzenleme: 17 Nisan 2013, 00:28:07 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1815
Ynt: Politik Çözülüş - Toplumsal Çözülüş
« Yanıtla #2 : 17 Nisan 2013, 00:51:33 »
Evet ,herkesin kabesi birdenbire yıkıldı ; çünkü , komünist kültür yaratılamadığından “yeni insan “ oluşamamıştı.  İnsan topluluğu dışardan gelen tehlikelere,kapitalizmin tuzaklarına karşı korumasızdı adeta.

Üretim ilişkileri  ve üretici güçlerin çatışmasıyla başlayan Toplumsal Devrim , hepimizi bildiği gibi  uzun bir süreç ve bu süreçte sınıfın öncü partisi konumundaki komünist partiye  sınıfın kinini diri tutmak ,safları  daha da sıklaştırmak  vb anlamda çok fazla görev düşmekte .Bunu yaparken de kendi parti dinamiğinin yanı sıra  görsel(şimdiki zaman için)  ve yazılı basın desteğini yanına almalı ve süreci kalıcı hale getirmelidir.

Lenin, bu konuda  ; "Sosyal devrim tek bir muharebe değildir. O, ekonomik, demokratik reform sorunlarının her çeşidi uğruna verilen bir dizi savaşları kapsayan ve ancak burjuvazinin mülksüzleştirilmesi ile tamamlanacak olan bir dönemdir." derken yukarda kısaca değinilen konuya vurgu yapmıştır.

Sosyal Devrim 'in çok önemli bir yanı Siyasal Devrim'in tamamlayıcısı olmasında yatmaktadır.İktidar erkini ele geçirmekle Politik Devrim sonrası önü tıkanan   Sosyal Devrim'in önü açılmış olacak ve  bu   süreç sosyalist bir dünya devrimine dönüşebilecektir.

« Son Düzenleme: 17 Nisan 2013, 17:12:14 Gönderen: Solplatform5 »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimdışı YürekAtışı

  • İleti: 224
Ynt: Politik Çözülüş - Toplumsal Çözülüş
« Yanıtla #3 : 17 Nisan 2013, 23:05:56 »
SSCB'de KP Açısından Bence Önemli Hatalardan Birisi, Üretici Güçlerin Gelişiminin Atbaşı Gitmesi Gereken Üstyapısal Değişim Programının Doğru Araçlarla Yürütülememesidir. Aslında Bunun Temelleri 1936 Anayasası Ve Proleter Demokrasinin Araçlarının Ortadan Kalkıp Bir Avuç Asalağın Egemenliğine Adım Adım Geçiş Sürecinde Saklıdır. Aslında İnsanın Dönüşümü Süreci Kesinlikle Bir Mühendislik Meselesi Değildir. Özel Mülkiyetin Doğumuyla Başlayan İnsanın Kendisinden Ve Doğadan Kopuş Süreci Aynı Zamanda Toplumun Zenginleşmesine, Üretici Güçlerin Muazzam Düzeyde Gelişmesine Yol Açmıştır. Lakin Bu Süreç İnsanın Temelde Dayanışmaya Ve Ortaklaşmaya Dayanan Yapısına Ket Vurmuş Ve Artık Bütünüyle Kendi Varlığına Yabancılaştırmıştır. Komünist Toplum Süreci Sağladığı Özgürlük Ve Refah Ortamıyla İnsanın Binlerce Yıldır Sıkıştığı Cendereden Çıkmasını Sağlayacaktır. Bu Sürecin Doğru İşlemesi Elbette Uzun Sürecektir.
İNSAN...

Çevrimdışı sabri

  • İleti: 95
Ynt: Politik Çözülüş - Toplumsal Çözülüş
« Yanıtla #4 : 18 Nisan 2013, 01:22:41 »
Toplumsal hareketin politik hareketi içermediğini söylemeyin. Aynı zamanda toplumsal olmayan bir politik hareket hiçbir zaman yoktur.

Karl MARKS

http://www.kurtuluscephesi.com/marks/sefalet.html#b2

Bilinç veya komünist tipte yeni insan üzerine bir tartışmayı politik çözülüş ve toplumsal çözülüş üzerinden  sürdürmek  istiyorsak, sovyet deneyiminden dersler çıkarmak niyetindeysek; Siyasal devrim ile toplumsal devrim arasındaki bağı ,çelişkili ilişkiyi , herbirinin görevlerini, işlevlerini, yöntemlerini , hedef ve amaçlarını  eleştirel devrimci (DİYALEKTİK) yöntemle incelenmeliyiz ve sunumunu yapmalıyız.

Öncelikle TOPLUMSAL GELİŞMENİN ve SİYASAL HAREKETİN, çözülüş ve kuruluş diyalektiğini çözümleyerek ilk adımı atmalıyız.

Hareket veya süreç olarak  her kuruluş  çöküşü çözülüşü içinde barındırır. Diyalektiğin birinci yasası; ZITLARI BİRLİĞİ. Aynı durum çözülüş için de geçerlidir.  Biri diğerinin anti tezidir. Aynı biçimde karşı devrim devrimin anti tezidir.

Koşullar ve ortam olgunlaştığında, eskinin çöküşü yerini  yeninin kuruluşuna terkeder; siyasal veya toplumsal çözülme yerini yeni siyasal ve toplumsal kuruluşa bırakır.

Olgunlaşma yoksa veya şartlar olgunlaşmaya yakın bir düzeyde değilse, çözülüş çürümeyle devam eder. Aynı durum siyasal devrim ve toplumsal devrim için de geçerlidir.

Siyasal devrim ve toplumsal devrim için  objektif ve subjektif koşullar olgunlaşmışsa çöküşün yerini devrim alır. YADSIMANIN YADSINMASI.

Siyasal ve toplumsal çözülüş var fakat öznel etkenlerin olgunluğuna ragmen ve nesnel koşullar  olgunluk düzeyine yaklaşmamışsa  orda bir zora dayalı bir iradenin iktidar oluşu sözkonusudur. Nesnel gerilik bu devrimci iradenin iktidarını ,yozlaşmaya, çözülmeye,çöküşe, geriye , eski kirli ilişkilere  dönüşe götürür.ZITLARIN KARŞITLARINA DÖNÜŞÜM܅

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3354
Ynt: Politik Çözülüş - Toplumsal Çözülüş
« Yanıtla #5 : 18 Nisan 2013, 16:59:38 »
Bir önceki yazımın sonunda şöyle demişim;
"Konu başlığı ile ilgilide,bana göre doğru olan,Politik Çözülüşü,Toplumsal çözülüş üzerinden okumaktır.
Bu tespit aynı zaman da,Siyasal Devrimin,Toplumsal Devrime içkin olduğunu.
Toplumsal Devrim sonrası başlamadığını
Tersine Toplumsal Devrim içersinde bir moment anı,bir sıçrama tahtası,iktidarın sınıfsal el değiştirişi olduğunu gösterir."


Burada asıl söylemek istediğimiz,ortaya koyduğumuz politik sonuç,geçmiş klasik görüşte toplumsal devrim,politik devrim sonrası başlatıldığı için,Sosyalizm yukardan aşağı,bir takım kararnamelerle ve yasalarla gerçekleştirilir savına  karşı(Reel Sosyalizm bunun böyle olmadığını hepimize göstermiştir),Toplumsal Devrimin çok önceden başlayan bir süreç olduğu için,politik devrim toplumsal devrimin önünü açıcı bir işlev gördüğü için, doğru olanın Komünizm'in ,yukardan aşağı değil,aşağıdan yukarı gelişeceğidir.
Komünizmin maddi öncüllerinin kapitalizmin bağrında ortaya çıkmasının ve gelişmesinin başka bir açıklaması olabilir mi?
Bu konuda en yetkin referans Markstır.

"Bizim için komünizm kurulacak bir düzen, gerçeğin kendisini uydurması gereken bir ideal değildir. Biz, bugünkü durumu kaldırıp atan gerçek harekete komünizm diyoruz. Bu hareketin koşulları, şu anda varolan öncüllerden çıkar." (K. Marks, F. Engels, Alman İdeolojisi)

"İşçi sınıfı Komünden mucizeler beklemiyordu. İşçi sınıfının kararnamelerle uygulamaya konulacak hazır ütopyaları yoktur. İşçi sınıfı, kendi kurtuluşuna yol bulmak için, mevcut toplumun kendi ekonomik gelişmesiyle karşı konulmazcasına yöneldiği o daha yüksek toplumsal biçime yol bulmak için uzun mücadelelerden, koşulları ve insanları baştan başa dönüştürecek bir dizi tarihsel süreçlerden geçmek zorunda olduğunu biliyor. İşçi sınıfının gerçekleştireceği idealleri yoktur, fakat, çökmekte olan eski burjuva toplumun kendi bağrında taşıdığı yeni toplum ögelerini özgürleştirme yükümlülüğü vardır." (K. Marks, "Fransa'da İç Savaş")


İşte İşçi Sınıfı çökmekte olan eski burjuva toplumun kendi bağrında taşıdığı yeni toplum öğelerini özgürleştirme yükümlülüğünün önünü POLİTİK DEVRİMLE açar.

Toplumsal Devrim sürecinin nesnelliğine karşın politik devrim, kendi nesnelliğini içersinde taşısa da, gelişimi tıkanan  toplumsal devrime, iktidar değişimi anlamında  bir sınıf tarafından  müdahale olduğu için,aynı zamanda toplumsal devrimin öznelliğini içerir.

veda
« Son Düzenleme: 15 Ocak 2018, 14:10:38 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET