Gönderen Konu: Solun LGBT ile imtihanı  (Okunma sayısı 10367 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı polat

  • İleti: 73
Solun LGBT ile imtihanı
« : 15 Ağustos 2013, 13:53:47 »



İSTANBUL (Yıldız Tar)- LGBT mücadelesi ile sol, sosyalist, devrimci yapıların ilişkisi çokça konuşulan konulardan birisi. Solun homofobi ve transfobisi, LGBT mücadelesinin soldan uzak duruşu belki de LGBT hareketinin son 5 yılda temel gündemlerinden biri olageldi. Bu ilişkiyi tartışmak ve solun, sosyalistlerin ve devrimcilerin LGBT ile imtihanına bir göz atmak için sol, sosyalist, devrimci parti ve kurumlarla röportajlar gerçekleştirdik.

Parti ve kurum başkan, temsilci ya da sözcüleriyle gerçekleştirdiğimiz röportajlarda kendilerine LGBT meselesine yaklaşımlarını, zaman içerisinde homofobi ve transfobi konusundaki fikirlerindeki değişimleri, tüzük ve programlarında LGBT'lerin yer alıp almadığını, güncel olarak LGBT politikasına ilişkin bir çalışmaları olup olmadığını sorduk.

Bütün bunlara ek olarak parti ya da kurum temsilcilerinden homofobi ve transfobiyle örgütleri içerisinde nasıl mücadele ettiklerini veya etmediklerini, homofobi ve transfobinin yaptırımlarını, LGBT'lerin örgütlenmesi için nasıl alan açtıklarını ve sosyalizm deneyimlerinin LGBT'lere yaklaşımını da konuştuk.

Konuya ilişkin Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (YSGP), Emek Partisi (EMEP), Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) ve Halkevleri temsilcileri ile görüştük. Gerçekleştirdiğimiz dizi röportajlar her ne kadar sol, sosyalist, devrimci hareketlerin genelini yansıtmasa da; bu çalışmanın konuya başlangıç niteliği taşıdığını vurgulamamız gerek.

Bütün bunlara ek olarak parti ya da kurum temsilcilerinden homofobi ve transfobiyle örgütleri içerisinde nasıl mücadele ettiklerini veya etmediklerini, homofobi ve transfobinin yaptırımlarını, LGBT'lerin örgütlenmesi için nasıl alan açtıklarını ve sosyalizm deneyimlerinin LGBT'lere yaklaşımını da konuştuk.

Konuya ilişkin Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (YSGP), Emek Partisi (EMEP), Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) ve Halkevleri temsilcileri ile görüştük. Gerçekleştirdiğimiz dizi röportajlar her ne kadar sol, sosyalist, devrimci hareketlerin genelini yansıtmasa da; bu çalışmanın konuya başlamgıç niteliği taşıdığını vurgulamamız gerek.

etha

Çevrimdışı polat

  • İleti: 73
Ynt: Solun LGBT ile imtihanı
« Yanıtla #1 : 15 Ağustos 2013, 14:03:04 »
'Sınıf devrimcisi homofobiye cepheden saldırmalıdır'

ESP Genel Başkanı Yüksekdağ, "Homofobiyle mücadele sistemle mücadeledir. Sınıf devrimcisi homofobiye cepheden saldırmalıdır" diyor. Ekim Devrimi'nde LGBT'lerin önemli devrimci görevler üstlendiğini kaydeden Yüksekdağ, homofobik birinin devrimciliğinin sorgulanır olduğunu vurguluyor.

 

13 Ağustos 2013 Salı

İSTANBUL (Yıldız Tar)- "Solun LGBT ile imtihanı" başlığı altında gerçekleştirdiğimiz dizi söyleşilerin ilk konuğu Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Genel Başkanı Figen Yüksekdağ. Farklı cinsel yönelimlerin üstü örtülmüş, dışlanma ve ayrımcılığa uğramış bir gerçeklik olduğunu belirten Yüksekdağ, sosyalist hareketler olarak bu gerçeklikle geç buluşulduğunu da vurguluyor.

Homofobik ve transfobik birinin devrimciliğinin sorgulanır olduğunu da sözlerine ekleyen Yüksekdağ, "Homofobiyle mücadele sistemle mücadeledir. Homofobiye karşı cepheden savaşılmalıdır" diyor.

'EZME-EZİLME İLİŞKİSİNİN EN AĞIR YAŞANDIĞI ALAN: LGBT'
LGBT meselesine ilişkin ESP'nin yaklaşımını açıklar mısınız?


LGBT bireyler ve farklı cinsel yönelimler toplumsal bir gerçek her şeyden önce. Bu zamana kadar üstü örtülmüş, bu zamana kadar dışlanma ve ayrımcılık konusu haline getirilmiş bunun yanısıra tabi ki çok ciddi zulüm politikalarının konusu haline getirilmiş bir toplumsal gerçeklik. Ve aynı zamanda da bütün toplumun yüzleşmesi gereken, başta da devrimci, sosyalist politik kesimlerin yüzleşmesi gereken ve yaklaşımını, tutumunu tanımlaması gereken bir gerçeklik.

Bu zamana kadar aslında LGBT bireyler ve farklı cinsel yönelimler gerçeğini kabul etmek ve buna ilişkin bir politika belirlemek konusunda bir tanımsızlık, boşluk ve bir sınırlılık söz konusuydu sosyalist yapılar ve bileşenler bakımından. Sosyalistler tarafından bu gerçekliğin birinci yanı bu. İkinci yanı da elbette farklı cinsel yönelimler gerçekliğinin sınıflı toplumsal yapı içerisinde, erkek egemen toplumsal düzen içerisinde ezilmenin en ağır biçimlerinden birisi olmasıdır. Ezme-ezilme ilişkilerinin en ağır yaşandığı alanlardan birisi hatta başında geldiğini de söyleyebiliriz. Bu ezme-ezilme ilişkisinin yarattığı çelişki, bu toplumsal yapı içerisindeki kapitalist, faşist toplumun bütün anlayışını ve siyasi zihniyetini de belirleyen, aynı zamanda zor aygıtlarının da kullanımına damgasını vuran bir çelişkidir.

Bir toplumsal gerçeklik olarak LGBT bireyler ve farklı cinsel yönelimler konusunun ikinci önemli yanı şu: Kapitalist toplumda ve mevcut siyasi mekanizma içerisinde her ezme tavrının kendisini gösterdiği, somutlaştığı noktalardan biridir LGBT'ler. Hem de iki yüzlü toplumsal ahlak anlayışının kendisini gösterdiği noktalardan birisidir. Bu elbetteki toplumsal yapıdaki ve devlet mekanizmasındaki yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya bütün noktalarda ve aşamalarda kendisini üreten, var eden, gittikçe de daha da pekiştirilmeye çalışılan bir gerçekliktir, bir politik yaklaşımdır. Bunu her alanda yaşamın her düzeyinde karşılığını görüyoruz. Geçmişte de somut olarak görülen örnekleri vardı bunun, bugün de sayısız örnekleriyle karşımızda çıkıyor.

Partimiz, sosyalist devrimci bir kitle partisi olarak bütün ezme-ezilme ilişkisi içerisinde ezilen kesimden yana olan tavrı nedeniyle elbetteki tarafını, safını ve politikasını LGBT bireyler ve cinsel yönelimlere saygı, onu tanıma ve kendi politik ve toplumsal düzlem içerisinde hak ettiği yeri verme anlayışını benimsemişti. Gerek programımızda, gerekse örgütsel uygulama süreçlerinde bunun karşılığını üretiyoruz, üretmeye çalışıyoruz. Bu işin hem programatik, hem örgütsel yanı bakımından uygulamaya geçirilen kısmıdır.

'LGBT GERÇEKLİĞİ İLE GEÇ BULUŞTUK'

LGBT meselesine yaklaşımınızda yıllar içerisinde herhangi bir değişim oldu mu? Olduysa bu değişimin dinamikleri nedir?

Bizim bakımımızdan elbette ki bu gerçeklikle tanışmak, buluşmak, erken olmamıştır. Olması gereken süreçte ve zamanda olmamıştır. Sosyalist yapılar da toplumun devrimci dinamikleri olmasına rağmen, yenilik, farklı olanı algılama ve devrimci bir şekilde yorumlama dinamikleri olmalarına rağmen, bu devrimci dinamiği toplumsal cinsiyet tanımından ve dayatmasından kurtularak ve özgürleşerek gerekli bir biçimde bu gerçeklikle buluşma sürecini hayata geçirememişlerdir. Partimiz bakımından da böyle bir gelişme olduğunu söyleyebilirim.

Partimizin kuruluş ve girişim kuruluş sürecinden itibaren, bütün ezilen kimlikler ve cinsel yönelimler politikası çok net, açıklamaya izaha duyulmayacak, eğip bükmeyecek kadar nettir. Somut bir biçimde ortaya koyduk. O günden bu yana da buna uygun bir pratik duruş gerçekleştirmeye çalışıyoruz.

'MÜCADELEYLE İLİŞKİYİ LGBT ÖRGÜTLERİ ARACILIĞIYLA KURUYORUZ'

Peki örgüt içerisinde yürüyen bir LGBT çalışması var mı? LGBT politikasına ilişkin ESP'nin somut hedefleri, somut programı nedir?


Şu an partimiz içerisinde ayrıca yürüyen bir LGBT çalışması yok. Bütün LGBT bireyler partimizin eşit üyeleri olarak eşit bileşenleri olarak sosyalist faaliyet, devrimci kitle partisi faaliyeti yürütürler, ayrı bir LGBT örgütlenmemiz yok şu an itibariyle. Biz aslında bu alanda kurduğumuz ilişkiyi ve politik çalışmalarımızı bağımsız LGBT kuruluşları ve yapıları aracılığıyla yürütülmesini daha uygun, daha yerinde görüyoruz. Bu yapılarla ve bu yapıların ortaya koyduğu siyasi çalışma programları ve anlayışları çerçevesinde somut bir ilişkimiz var. LGBT bireylerin değişik düzlemdeki kampanyaları, çalışmaları, çeşitli karar süreçleri, karar süreçlerine katılım ve siyasi çalışma programları söz konusu olduğunda partimiz, bazen destekçi olarak, bazen doğrudan katılım sergileyerek bu örgütlenmelerle ilişki kuruyor. Şu anda öyle özel bir ihtiyaç duymadık. Bu örgütlenmelerle kurulacak ilişkiyi daha gerekli ve öncelikli bulduğumuz için pratik ve somut bulduğumuz için böyle bir ilişki formu belirledik.

'LGBT ETKİNLİKLERİNDE VAR OLARAK ÇALIŞMA YÜRÜTÜYORUZ'
Somut politikalar bakımından?


Güncel siyasette aslında partimizin, parti imzasıyla tek başına yürüttüğü bir politik çalışma yoktur bu zamana kadar. Biz bu politik çalışmayı daha çok LGBT örgütlerinin ortaya koydukları somut planla birleşmek ve o planla hareket etmek biçiminde tanımlıyoruz. Örneğin, yakın dönemde LGBT Onur Haftası başladı. Onur Haftası etkinliklerine yaklaşık üç yıldan beri parti üyelerimiz düzenli katılıyor, imza veriyor, destek veriyor ve katılımcı olarak etkinlikler içerisinde yer alıyor. Çeşitli LGBT örgütlerinin düzenlediği paneller, seminerler içerisinde parti temsilcilerimiz ayrıca yer alıyor. Hem LGBT örgütleri tarafından davet edilerek, hem de kendi katılım çabasını ortaya koyarak bu tip toplumsal politik aydınlatma çalışmaları ve etkinlikleri içerisinde yer alıyor. Biz bu etkinlikler içerisinde varlığımızı daha güçlü ve etkin hale getirerek bir çalışma yapmayı önümüze koyduk. Buna uygun davrandığımızı düşünüyorum, yetersizliklerimiz olmasına rağmen.

ESP olarak ayrıca tek gündemle LGBT bireyler ekseninde bir politik kampanyamız, çalışmamız olmadı bu zamana kadar. Ancak bütün siyasi faaliyetlerimizde, parti materyallerimizde parti tanıtım programlarımızda mutlaka Kürt'lere nasıl değiniyorsak, Alevilere nasıl değiniyorsak, kadınlara nasıl değerlendiriyor vurguluyorsak ezilenler kategorisi içerisinde mutlaka LGBT bireyler ve cinsel yönelimler konusundaki hassasiyetimizi topluma seslenme tavrımızı da ortaya koyuyoruz ve altını çiziyoruz.

Bunlar tabii ki bizim bakımımızdan küçük görülebilir ama önemini hafifsememek gerekir. Çünkü toplumdaki çok ciddi önyargılarla mücadele etmek durumundayız. Yeri geldiğinde kendi kitlemizle tabanımız da dahil olmak üzere karşı karşıya geldiğimiz, anlatmak ikna etmek durumunda kaldığımız örneklerdir bunlar. Bu kadar köklü ve tarihsel önyargılar, kalıplaşmış homofobik duruşlar, ataerkil, duruşlar, cinsiyetçi yargılar çok güçlü olmasına rağmen sosyalistlerin topluma bunu anlatma, homofobiye karşı mücadeleyi, farklı cinsel yönelimler karşısındaki duyarlılığı anlatma gücü ve potansiyeli vardır. Buna da inanıyoruz. Böyle bir siyasi içerikle ve faaliyetle bu toplumsal yapıya ve gerici olarak şekillendirilmiş, baskılandırılmış bu toplumsal yapıya, “LGBT bireyler vardır, farklı cinsel yönelimler vardır, bizim parçamızdır, onlarla birlikte ezilenlerin birleşik mücadelesini yürütmek bir zorunluluktur” mesajını vermeyi başarabiliyoruz. Karşımıza çıkan engellerle, hem aydınlatma çabasıyla, hem de ortaya koyduğumuz politik tutumlarla baş edebiliriz. Bu tip sorun ve engelleri aşmayı da başarabiliriz.

'HOMOFOBİYLE MÜCADELE, BU SİSTEMLE MÜCADELEDİR'

Bunun tabii ki kendi örgütsel iç işleyişimiz, iç siyasi uygulamalarımız, iç eğitim çalışmalarımız ve örgütsel uygulamalarımız bakımından da bazı yanlarıyla vurgulanması gereken örnekler var. Homofobiye karşı ve toplumsal cinsiyet konusundaki faaliyeti parti iç çalışmamamızın temel bir unsuru olarak görüyoruz. Kurulduğumuz ve gelişme süreci yaşadığımız 3,5-4 yıl boyunca mutlaka her parti örgütümüzde toplumsal cinsiyet ekseninde tartışmalar yapılmıştır. Erkekliği sorgulama tartışmaları yapılmıştır sistematik olarak ve hala da süren bir çalışmadır. Biz bunu kendi iç işleyişimizin temel bir organı ve kanalı gibi görüyoruz. Özerk kadın örgütümüz SKM faaliyeti üzerinden giden ve yürüttüğümüz, yönettiğimiz bir eğitim ve iç dönüşüm sürecidir bu. Erkek yoldaşlarımız da erkekliği sorgulama atölyeleri ve tartışmaları yapılır, hem parti örgütlerimizde hem parti kitlemizle yapılır. Partimizin kitlesel çalışma ve etkinliklerinde bazen bir kampanya olabilir bu, bazen başka bir çalışma olabilir, Parti Meclisi toplantısı olabilir orada gündeme getirilen konulardır. Biz bunu toplumsal cinsiyete karşı erkek egemen şekillenmeye ve cinsiyetçi şekillenmeye karşı iç eğitim olarak görüyoruz. Buna karşı olarak da parti sistemimizin ayrılmaz parçası olarak işleyişimize yerleştirdik. Bu dün de bugün de yarın da güvencelenmiş mekanizmadır. Çünkü sosyalist bir parti içerisinde kapitalist erkek egemen düzenin yerleştirdiği, çoğu durumda sosyalist safları da etkisi altına alan homofobiye karşı mücadele bu sisteme karşı mücadeleyle doğru orantılıdır bizim bakımımızdan. Devrimci bir parti, devrimci bir yapı nasıl sermaye sistemine karşı uzlaşmaz mücadeleyi kendisine temel eksen olarak görüyorsa, bu temel eksenin bir parçası olarak sermaye düzeninin kurumsallaştırdığı, toplumsal cinsiyetçiliğe karşı mücadeleyi de bir zorunluluk ve görev olarak görmelidir. Bunun vakti, saati, dönemi, sınırı yoktur. Bütün varlık süreci boyunca yürütmesi gereken bir mücadeledir bu. Partimiz de kendisini buna göre düzenlemeye ve konumlandırmaya çalışıyor.

'HOMOFOBİ DEVRİMCİ BİLİNÇ YENİLENMESİ SORUNUDUR'

Parti içerisinde örgütlü LGBT'ler var mı?


Evet var. Şu anda örgütlü, parti yönetim organlarımızda da parti faaliyeti içerisinde yer alan yoldaşlarımız var. Sayısını sormuyorsun herhalde?

Yok hayır... Peki, parti içerisinde herhangi bir homofobik ve transfobik tutumla karşılaşıldığında ne gibi mekanizmalar işliyor. Homofobi ve transfobinin parti içerisinde yaptırımı var mı?

Tüzüğümüzde homofobik ve transfobik yaklaşımlar şöyle bir yaptırımla yanıtlanır biçiminde bir madde yok. Ancak tüzüğümüzde genel anlamda ezilen kadın kimliği başta olmak üzere, farklı cinsel yönelimlere tanıdığımız, içerdiğimiz kapsadığımıza dair net tanımlamalar var. Tabii ki düşünülebilir, bu zamana kadar çok özel bir parti organlarımıza gelmiş böyle bir başvuru yok. Transfobik, homofobik yaklaşımlar konusunda bir başvuru yok. Ama bu olmayacak anlamına gelmez.

Bir yaşama biçimi ve algılama biçimi olarak daha çok mücadele etmemiz gereken bir şey bu. Buna karşı mücadele de zaten zamana yayılmış olarak, sürelileştirilmiş olarak devam ediyor. Herhangi bir saygısızlık, somut dışlama, öteleme tutumu şu ana kadar karşımıza çıkmadı. Ama belki de, tam uyumlu hale gelememe, belki de tam bu gerçeklikle birlikte yaşama ve çalışma gerçekliğiyle barışık hale gelememe gibi iç direnç noktaları vardır. Bunları somut olarak suç unsuru olarak karşımıza gelen örnekler olmadı ama, bir kültürü yaratmak, bir davranış alışkanlığını yerleşik bir bilinci, devrimci duruşu ve bilinci yeniden örgütlemek gibi bir sorunumuz var. Homofobi ve transfobi esas anlamda böyle bir zeminde duruyor. Yani şu daha kolay bir şeydir, herhangi bir dışlama, öteleme, daha farklı haksızlık ve saygısızlık gibi bir şeyle karşı karşıya kaldığımızda daha somut bir suçtur o. Onunla baş etmek daha kolaydır. Ama zor olan şey şu: Birlikte yaşama, devrimci bir bilinç olarak yenilenme sorununu nasıl çözeceksiniz. Devrimci bilinç yenilenmesi sorunudur homofobi ve transfobi sorunu bizim bakımımızdan. Bizler de artık biraz önce sözünü ettiğim mücadele çizgisiyle o bilinç yayma ve aydınlatma çizgisiyle esas olarak o devrimci yenilenmeyi yaratmaya çalışıyoruz.

'HOMOFOBİK BİRİNİN DEVRİMCİLİĞİ SORGULANIR'

Devrimciliğin en fazla gerekli, zorunlu olduğu noktalardan biridir, toplumun, insan yapısının en kırılgan olduğu noktadır, en zayıf noktasıdır. Topluma, doğaya karşı sevgisi olan, saygısı olan, mücadele duruşu olan binlerce, milyonlarca insan genel olarak iyi insan kategorisine girebilir. Ama iyi insanlar dediğimiz iyi insanlar, bazen öyle bir homofobik, transfobik davranabilirler ki o iyilik, o devrimcilik sorgulanır hale gelmek zorundadır. O "iyilik" sorgulanmalıdır. O nedenle ideolojik kökenleri olan, kaynakları olan bir mesele bu aynı zamanda. Devrimci, sosyalist çizginin ve anlayışın, ideolojik sorunları kapsamında görülmesi gereken, ele alınması gereken bir sorundur homofobi ve transfobi meselesi.

Devrimcilerin bu gerçeklik ve ihtiyaçla yüzleşmesi, kendisini yenilemeye ve devrimciliğini güçlendirmeye çalışması da kesinlikle çok zorunlu bir yerde duruyor. Çünkü devrimci yenilenmenin sınandığı iki noktadan birisidir. Devrimcinin kadın özgürlüğüyle kurduğu ilişki bakımından sınanır, devrimci yenilenme, ikincisi toplumsal cinsiyet algısı konusunda sınanır, bu homofobi, transfobi farklı cinsel yönelimler karşısındaki tutum ve tavır da bunun bir alt başlığı olarak anlam taşır. O nedenle devrimci yenilenmenin ve devrimciliğin ideolojik pozisyonunuyla, sınıfsal ideolojik pozisyonuyla doğrudan ilişkili bir konu olarak görüyoruz.

'SINIF DEVRİMCİSİ HOMOFOBİYE CEPHEDEN SALDIRMALIDIR'

Sınıf devrimciliği tartışması yaparken bile farklı cinsel yönelimler, homofobi, transfobi, toplumsal cinsiyetten bağımsız tartışma yapamazsınız. Toplumsal cinsiyetçiliği yaratan, homofobiyi yaratan hangi sistemdir, kapitalist sistemdir, sınıflı toplumlardır. Ezen sınıfların, ürettiği, yarattığı, kurumsallaştırdığı bir baskı biçimi, ezme biçimidir. Kapitalist sistemle beraber de başka bir noktaya, aşamaya taşınmış bir baskı ve ezme biçimidir, toplumsal cinsiyet algısı politikaları ve homofobi ve transfobi. Şimdi sen de bu sınıfa karşı ezilen sınıfların, işçi ve emekçilerin sınıf görüş açısıyla mücadeleye girişen bir yapısın, tarafsın. Doğal olarak, senin karşına çıkarılan toplumsal cinsiyetçi saldırıya karşı da cepheden yanıt vermen gerekir. Cepheden senin de safta durman gerekir. Erkek egemen kapitalist sistem, homofobi, transfobi der. Toplumsal cinsiyet tanımı şudur, bundan gayrısını tanımam der. Yüzyıllardan beri aynı şeyi söylemiştir. Sen de sınıf devrimcisi olarak şunu dersin: Ben senin toplumsal cinsiyet tanımını kabul etmiyorum ve buna saldırıyorum. Sınıf devrimcisinin ve sınıf devrimciliğini eksen almış bir sosyalist yapının çok açık bir saldırıya girişmesi gerekir. Bu tip tanımlara, dayatmalara karşı. Bir de hem bu tutumun politik açıdan önemli olduğunu düşünüyoruz, hem de kendi parti çalışmamız içerisinde kendi günlük ve gelecek görüş açımız içerisine bu mücadeleyi yerleştirmeye çalışıyoruz.

'LGBT MÜCADELESİNİ TOPLUMSALLAŞTIRMALIYIZ'

LGBT örgütlenmesi için parti içerisinde nasıl bir alan açmayı düşünüyorsunuz? Böyle bir perspektifi var mı partinin?

Şu an dediğim gibi LGBT'lerin örgütlenmesi için ayrı bir özerk örgütlenme planımız yok. Parti içerisinde ESP LGBT fraksiyonu gibi bir örgütlenme projemiz yok, öyle bir şey gündemimize gelmedi, özel olarak alınmış bir karar yok. Esas olarak LGBT bireyler bizim parti organlarımızın her aşamasında ve düzeyinde örgütlenirler. Şu önemli, bizim partimiz bakımından da bir ihtiyaç haline geldiğinde biz hiçbir örgüt biçimine mesafeli değiliz. Öyle kesin bir duruşumuz yok elbette ki. Ama şu önemli bir yerde duruyor. Bağımsız LGBT yapıları içerisinde de sosyalist bir damarın, sosyalist etkinin ve görüş açısının etkili olmasını da çok önemli buluyoruz.

'MESELE SOSYALİST LGBT FRAKSİYONUMUZ OLSUN DEĞİLDİR'

Bizim bakımımızdan mesele sadece ESP içerisinde sosyalist LGBT fraksiyonu olması değil. Aslında bağımsız LGBT örgütlenmeleri içerisindeki sosyalist damarın güçlendirilmesi de önemli bir yerde duruyor. Sonuçta bu örgütlenmeler içerisindeki sosyalist damarın ve bilincin etkili hale getirilmesi önemli. Bizim açımızdan temel şu: Herhangi bir özel çalışma ihtiyacı doğarsa bunu değerlendirebiliriz, biz özel çalışma ve özel bir örgütlenmeden ziyade, bütün partinin bu gerçekliğe göre konumlanabileceği, bu gerçekliği algılayabileceği bir partinin aynı zamanda, toplamdaki gerçeğin bir parçası olarak tanımlanabilecek bir örgütlenme kapsamı içerisinde duruyoruz daha çok. Çok ayrıntıya girmek gerekir mi bilmiyorum ama, LGBT bireyler bakımından normalleştirilmesi de lazım. Bağımsız LGBT örgütlenmelerinin olması bir ihtiyaç. Ama esas ihtiyaç şu, bunu toplumsallaştırma ve bunu toplumsal örgütler içerisindeki LGBT bireylerin özgürce varoluşu üzerinden sağlayabiliriz.

ESP, LGBT bireylerinin her türlü düzeyde çalışmasında, MYK'sında yer alır, Parti Meclisi'nde yer alır, il düzeyinde yer alır veya başka türlü çalışmalar içerisinde yer alır. Bizim parti içerisinde özel bir örgütlenme yapmaktan ziyade LGBT bireyler gerçekliğini toplumsallaştırabilecek bir örgütlenme ve konumlanma politikasına ihtiyaç var. Bana sorarsanız, ben LGBT bireylerin sosyalist bir görüş açısı taşıyorsa, devrimci bir görüş açısı taşıyorsa, sosyalist ve devrimci partiler içerisinde örgütlenmesini ve o partilerin eşit ve özgür bireyler olarak örgütlenmesini çok daha gerekli ve yararlı görüyorum. Bu sorunun çözümündeki toplumsallaştırma ve topluma yayma şansına da böyle sahip olabiliriz. Kesin davranacağımız,kapalı olacağımız bir konu değildir bu ama sosyalist partiler içerisindeki örgütlenmenin ve partimizin bu konudaki politikasını aynı zamanda etkinleştirilmesini, mücadele görüş açısını değiştirme, aydınlatma ve politika görüş açısının geliştirilmesiyle çözülebilecek bir meseledir. Toplumsallaştırmak, bizim hareket noktamız bu olmalı. Geride bıraktığımız dönemlere baktığımızda, şimdi daha cesuruz, şimdi daha kararlıyız. Cesaretimizi kararlılığımızdan ve bilincimizden alıyoruz.

''HER YERDE GÖĞSÜMÜZÜ GEREREK HOMOFOBİDEN BAHSEDEBİLİYORUZ''

Geçmiş süreçlerde, vardı elbette. Bu toplumsal yargılarımızdaki tereddüt, o basıncı sadece bizim saflarımızdaki toplumsal cinsiyetçi algılarının yarattığı darlık değildi, sosyalistlerin bu konuya yönelmesindeki engeller. Aynı zaman da toplumsal baskılar da sosyalistleri yer yer bu alanda çarpışmaya girmemeye, kitleyle karşı karşıya gelmemeye, kendi oluşmuş dengelerini bozmamaya sevk edebiliyordu. Geçmişte böyleydi bizim bakımımızdan. Ama şu anki bilinçle, 3-4 yıldan beri yaşadığımız bilinç düzeyi daha farklıdır ve kararlılık daha farklıdır. Kararlılığımız ve bilinç düzeyimize bağlı olarak da cesaretimiz daha fazla. Yani ataerkinin bu kadar baskın olduğu, erkek egemen zihniyetin bu kadar baskın olduğu bir memlekette göğsümüzü gere gere homofobiden de bahsediyoruz, farklı cinsel yönelimlerden de bahsediyoruz, savunuyoruz. Şimdi esas izlememiz ve geliştirmemez gereken yol da bu. Bu kadar kapsamlı hücuma, topluma gitmeyi başarabilirsek, sosyalist parti olarak bunun arkasında, önünde, her yanında bu görüş açısıyla mücadelenin her yanında durmayı başarabilirsek, kaç bin yıllık sorunu çözebilecek düzeyi açığa çıkarabiliriz.

''EKİM DEVRİMİ'NDE LGBT'LER ÇOK ÖNEMLİ BİR YERDEYDİ'

Sosyalizm deneyimlerinin eşcinsellere ve translara yaklaşımları konusunda bilginiz var mı?


Çok kapsamlı bir araştırmamın olduğunu söyleyemem. Ama bildiğim kadarıyla LGBT bireylerin, en başta Ekim Devrimi içerisinde çok belirleyici yerleri var. 1917 Ekim Devrimi ve Sovyetler Birliği deneyimi farklı cinsel yönelimler konusunda ve toplumsal cinsiyetçilikle hesaplaşmak, yeni ahlakın oluşturulması, devrimci ahlakın oluşturulması konusunda hem güzel örnekler açığa çıkarmıştır, hem de kötü örnekler açığa çıkarmıştır.

En güzel örnek şudur: Bütün burjuva ahlak yargıları, o devrimin gücüyle yıkılmıştır, kadınların toplumsal yapıdaki konumu altüst olmuş ve kadının ezilmesine dönük, burjuva toplumsal cinsiyetçi algıları alt üst olmuştur. Farklı cinsel yönelimler ve LGBT bireyler konusunda algı altüst olmuştur. O süreç içerisinde bizim tarihten bildiğimiz başta Sovyet donanması olmak üzere, LGBT bireyleri çok değerli devrimci Bolşevik Parti kadroları vardır. LGBT kimliğiyle bilinen Bolşevik Parti içerisinde çalışan devrimci süreç içerisinde yer alan çok etkin kadroları vardır Ekim Devrimi'nin ve Bolşevik Parti'nin.

'AMA DEVRİMİN SARSINTISI İLK LGBT'LERİ VURDU''

Ancak tabii ki her devrimin geriye dönüş ve sarsıntı süreçleri, ilk başta öncü sarsıntısı ezilen cinsel kimliklerde görülmüştür. Kadınlar ve LGBT bireylerde öncü sarsıntılar başlamıştır. Sovyetler Birliği de öyle bir örnektir. 1940'lı yıllara doğru bazı hak kazanımlarında bazı aşınmalar yaşanmıştır elbette ki. Son İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı döneminde de çok keskin bir biçimde Sovyetler Birliği'nin mevcut yapının kadınlara karşı görüş açısı ve LGBT bireyler karşısındaki devrimci görüş açısı çok keskin bir şekilde dibe vurmuştur. Bu da devrimin geriye dönüşü süreciyle, yenilgi süreciyle başlamıştır. Yine en zayıf halkaları kadınlardan ve LGBT bireylerden kırılmaya başlamıştır. Kırılan halkalar ondan sonraki süreçlerde, devrimin geriye dönüşüne yol açmıştır.

Yani başarı ve başarısızlık da güzel olan şeylerde kötü olan şeylerde bize ait olan şeylerdir. Biz bunlar içerisinde güzel olanlara sahip çıkacağız. Güzel olarak benim bildiğim şey de, o dönem içerisinde Ekim Devrimi, Bolşevik Parti içerisinde, Sovyet donanmasında ve çok başka parti mekanizmalarında çok değerli devrimci görevler üstlenen LGBT bireylerin varlığıdır. Benim referans alacağımız örnek odur, bizim tutacağımız halka odur. O nedenle olumlu örneklerine sarılarak, olumsuz örnekleriyle de hesaplaşarak, yüzleşerek daha iyi bir düzey yakalayabileceğimizi düşünüyorum.

Çevrimdışı polat

  • İleti: 73
Ynt: Solun LGBT ile imtihanı
« Yanıtla #2 : 15 Ağustos 2013, 14:08:15 »
'Partide homofobik şiddetin olmaması sevindirici'

EMEP Genel Başkan Yardımcısı Ender İmrek, "LGBT sorunu toplum bakımından daha netameli bir konu" diyor. Parti olarak LGBT'lere dönük saldırıları püskürtme konusunda tutum aldıklarını ifade eden İmrek, HDK'de LGBT'lerle birlikte çalıştıklarını belirtiyor.



İSTANBUL (Yıldız Tar)- Solun LGBT ile imtihanı röportaj dizimizin ikinci konuğu Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Ender İmrek. İmrek LGBT'lerin yaşadıkları sorunu diğer toplumsal sorunlardan bağımsız olarak ele almadıklarını belirtiyor. Ancak İmrek'e göre 'LGBT sorunu' diğer sorunlara göre "daha spesifik, algı ve yaklaşım bakımından netameli" bir sorun.

EMEP olarak LGBT'lere dönük saldırılara LGBT örgütleri ile birlikte karşılık verdiklerini ifade den İmrek, partileri içerisinde şimdiye kadar herhangi bir homofobik şiddetle karşılaşmamış olmalarının sevindirici olduğunu savunuyor.

'LGBT MESELESİ TOPLUM TARAFINDAN DAHA NETAMELİ BİR KONU'
LGBT meselesine EMEP'in yaklaşımı nedir? Önüne koyduğu bir program var mı?


Bunu diğer toplumsal sorunlardan bağımsız olarak ele almak mümkün değil. Toplumun karşı karşıya bulunduğu sorunlardan bir tanesi de LGBT sorunudur. Aynı zamanda toplum bakımından çok daha spesifik, algı ve yaklaşım bakımından netameli bir sorun gibi görünüyor. Türkiye gibi bir toplumda geçmişteki yargıları düşündüğümüzde, bunu aşmanın bu sorunlara toplumsal diğer sorunlardan biri rahatlığıyla yaklaşmanın henüz çok olgunlaşmış düzeyde -çok önemli gelişmeleri olmasına rağmen- olduğu kanaatinde değilim.

Emek Partisi, homofobik, transfobik, cinsiyet ayrımcı tüm anlayışların karşısında tutum alan, LGBT bireylerinin karşı karşıya bulunduğu sorunlarda onların yanında yer alan, onların tercihine saygı duyan, hiçbir tercih mukayesesi içine girmeyen, toplumsal algının, toplumsal dayatmanın ötesinde bireylerin aynı zamanda hak ve özgürlükleri ve yaşam tarzlarına dair bir yaklaşım içerisinde olan bir tutumu oldu. Bunun daha da geliştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

LGBT hareketinin son yıllarda toplumun algısını değiştirmeye yönelik başlattığı daha cesur, daha aleni, açık tablo aslında sol ve sosyalist hareketler, toplumsal tasavvuru olan örgütler bakımından yeni bir muhakeme ve yeni bir muhasebe yapma ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla daha çok genel bir yaklaşımdan söz etmek mümkün. Ama bu genel yaklaşımın esas olarak ezilenden yana tutum, mağdur olandan yana bir tutum ve kendisini istediği gibi tanımlayandan yana bir tutum olarak değerlendirdiğini söyleyebilirim.

Somut olarak Emek Partisi'nin program ve tüzüğünde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ile ilgili maddeler var mı?

Çok ayrıntılı şeyler yok programımızda. Pratik tutumumuz ve yaklaşımımızın formüle edilmesi biçiminde bir şeyin önümüzdeki dönemde ele alınması gerektiğini gösteren birçok veriden söz etmek mümkün.

LGBT meselesine yaklaşımda, yıllar içerisinde Emek Partisi'nde ne gibi değişiklikler oldu peki?

Kademeli olarak söylenebilecek şeylerden ziyade bir defa parti çevremizde, ilişkilerimizde LGBT bireyleriyle sürdürülecek ilişkilerin olağan bir ilişki olması gerektiğinin anlaşılmış, algılanmış olduğu fikrindeyim. Bu konuda genel olarak partinin tüm üyelerinin, çevrelerinin böyle bir rahatlık içerisinde olması bir defa sanırım iç rahatlıkla ve bu konudaki düşmanca ya da homofobik olmamakla ilgili olduğunu düşünüyorum. Bunu yıllarla kıyaslamaktan ziyade partimizin böyle bir tablo içerisinde olması meselelere böyle bakmış olması sanırım fena bir yaklaşım olmasa gerek.

'LGBT'LERE SALDIRILARI BERABER PÜSKÜRTÜYORUZ'
LGBT hareketi ile ilişkiniz var mı? Varsa bu ilişkiyi nasıl tanımlarsınız?

LGBT'lere yönelik herhangi bir saldırı konusunda gündeme gelen bir ilişki meselesinde bir duyarlılıktan, beraber hareket etmekten, o saldırıyı püskürtme konusunda diyelim ki, çeşitli semtlerde LGBT bireylerine yönelik saldırılarda tutum almak gibi bir ilişkiden söz etmek mümkün. Yine çeşitli LGBT kurum ya da demokratik örgütler, yayınlar, birlikler ile bu tür çabalarda bir ilişki hep olmuştur.

Ama bunun ötesinde neler yapılabilir, nasıl ele alınabilir? En azından benim söyleyebileceğim, bizden ya da bizim dışımızda gündeme gelen bu yönlü sorunlar karşısında olması gerekenleri yapma eğilimi ve tutumu söz konusu. Onun ötesinde özel olarak LGBT'lerle beraber planlanmış, yapılmış işler konusunda HDK'de beraber yaptığımız işleri örnek gösterebiliriz. Sonuçta beraber çalışma yürütüyoruz.

Emek Partisi içerisinde yürüyen bir LGBT çalışmasından bahsedemeyiz öyleyse...

LGBT bireyler ya da çeşitli etkinlikler yürüten arkadaşlarla ilişki düzeyinde süren bir çalışmadan söz edebiliriz.

LGBT mücadelesine ve homofobi ve transfobi ile mücadeleye ilişkin Emek Partisi'nin önüne koyduğu somut hedefler, program ve planlar var mı?

Özellikle son yıllarda cinayetler, katliamlar, Avcılar tarafından karşı karşıya bulunduğu sorunlarla ilgili parti olarak yaklaşımın ne olması gerektiği konusunda iç mekanizmalarımız bakımından bir çalışmamız, çabamız var. İlgili örgütlerimizin aynı zamanda partinin ırkçı, şoven, homofobik, transfobik, cinsiyetçi, cinsiyet ayrımcı, erkek egemen zihniyet karşısında topluma seslenme bakımından da çabasından bahsedebiliriz. Bu konuda çeşitli konferanslar, çeşitli toplantılar daha kapsamlı etkinlikler bakımından daha genişçe, daha kapsamlı, daha açıkça işler yapma ihtiyacı var. Ama dediğim gibi bugüne kadar yapılan işlerin bir düzeyde olduğunu söyleyebilirim.

Emek Parti'sinde açık kimliğiyle çalışma yürüten LGBT'ler var mı?

Doğrusu bazı örgütlerimizde gençlik çalışması içerisinde ya da değişik alanlarda çalışma yürüten LGBT bireylerin olduğunu biliyoruz. Tabi bu da özel olarak partinin gündemine gelen işler gibi değil ama, en azından Türkiye gibi büyük bir ülkede, aynı zamanda böyle bir çalışmanın, böyle bir tercihin, yaşam tarzının olduğu gerçeğinden hareketle olduğunu biliyoruz. Ama bunlarla bugüne kadar yaşadığımız genel bir tablonun ötesinde herhangi bir bir sorun ya da bir gelişme bilmiyorum.

'PARTİ İÇİNDE HOMOFOBİK ŞİDDETİN OLMAMASI SEVİNDİRİCİ'
Emek Partisi içerisinde herhangi bir şekilde homofobik ve transfobik bir tutumla karşılaşıldığında ne gibi bir mekanizmalar işletiliyor? Bir yaptırım var mı homofobi ve transfobik tutumlara karşı?


Bizde disiplin kurulu var. Parti Disiplin Kurulumuz, ırkçı, şoven, ayrımcı uygulamalar karşısında ulusalcılık, milliyetçilik vb. uygulamalar karşısında çok açık net aleni bir yaklaşım sergiler ve bunu olmazsa olmaz ilkelerinden birisi olarak ele alır. Nasıl hiçbir ırkçı, hiçbir şoven, hiçbir ayrımcı, renk, ırk, dil, din ayrımcısı Emek Partisi'nin ilkeleriyle bağdaşmıyorsa, LGBT sorunu karşısında, LGBT bireyleri karşısında homofobik bir eğilim içerisinde olmaları da aynı düzeyde bir disiplin meselesidir. Tabi bu sorunun algıyla yetersizliklerle ilintili yanlarını değerlendirmek burada mesafe katetmeyi amaçlamak ve bunun çok önemli olduğu ve önemsenmesi gerektiğini düşünmek kaydıyla.

Ama bunun hiç iflah olmaz ve daha çok başka bir etkenden, erkek egemen düzenden, egemen dilden, hakim dilden kaynaklı devrimci bir tutum ve devrimci bir partinin genel olarak yaklaşımlardan uzak olması halinde kesinlikle partimizle ilişkimizin kesilmesi düzeyinde bir sonuç sözkonusu.

Bugüne kadar partide buradan kaynaklı yani, ırkçılık, faşizm, vb. gibi sözünü ettiğim ayrımcı uygulamalar konusunda da parti içerisinde esas olarak eğitim mekanizmalarıyla sorunu çözdüğümüzü söyleyebilirim. Dolayısıyla o düzeye gelmiş bir partide şiddet boyutu, hakaret boyutuyla gündemimize gelmiş bir sorun olmamasını da sevindirici bir durum olarak değerlendiriyorum.

Sosyalizm deneyimlerinin eşcinselliğe ve translığa dönük yaklaşımları konusunda bilginiz var mı? Özellikle SSCB deneyiminin LGBT'lere yaklaşımına dair bir bilginiz var mı? Buradaki tarihsellik içerisinde LGBT mücadelesi nasıl ele alındı, LGBT bireylerinin hakları nasıl ele alındı biliyor musunuz?[/b]

Çok özel olarak bakmış, özel olarak SSCB'deki yaklaşım ve uygulamalar konusunda bu meseleye dair spesifik bir çalışma yapmış değilim. Ama ben Sovyetler gibi, aynı zamanda insanlığın geleceği bakımından altın çağını yürüyüş emelleri ve amaçları olan bir toplumsal tasavvurda bu meselelerin az çok başından beri izah etmeye çalıştığım bir yaklaşım içerisinde ele alınabileceği kanaatindeyim. Sonuçta konuştuğumuz mesele insanlık tarihiyle doğal olarak ilişkili. İnsanlık tarihiyle bugüne kadar yaşanmış bir sorun. Bunlar her dönem ve her dönemsel iktidarların tüm toplumsal tarihsel süreçler içerisinde farklı düzeylerde ele alındı tabii ki. Katliamdan, linçten, kendi içinde "katletmeden" boyutuna kadar birçok şey biliniyor. Ama ben Sovyetler'in tarihinde bundan hareketle bir cezalandırma, bir ayrımcılık konusunda hiç bilgi sahibi değilim ve olabileceği kanaatinde de değilim. Olmaması gerektiği yönlü bir düşünce içerisindeyim tabii ki.

Çevrimdışı polat

  • İleti: 73
Ynt: Solun LGBT ile imtihanı
« Yanıtla #3 : 15 Ağustos 2013, 14:15:40 »
'LGBT'yle ilişkimiz Gezi Parkı'yla gelişti'

Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy, "İHD'de 93 yılında çabalarımıza rağmen LGBT Komisyonu kurulamadı" diyor. Solda uzunca süre hastalık söyleminin hakim olduğunu da hatırlatan Ersoy, LGBT ile ilişkilerinin Gezi Parkı süreciyle geliştiğini kaydediyor.



İSTANBUL (Yıldız Tar)- "Solun LGBT ile imtihanı" başlığı altında gerçekleştirdiğimiz dizi söyleşilere Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy ile devam ediyoruz. 1993 yılında İHD'de bir gey ve lezbiyen komisyonu kurulmasının bütün çabalarına rağmen başarılamadığını aktaran Ersoy, çalışma yürüttükleri alanlarda LGBT'lerden başvuru almadıklarını ifade ediyor.

LGBT meselesinin kendileri için şu aşamada teorik ve merkezi bir sorun olduğunu da belirten Ersoy, "LGBT'yle mücadele içinde en yakın ilişki Gezi Parkı'nda gelişti" diyor. Solda uzunca süre LGBT'nin kapitalist toplumun hastalığı olduğu anlayışının hakim olduğunu da hatırlatan Ersoy, "Eşit bir yaşam için dönüşüm devrime terk edilemez" şeklinde konuşuyor.

'İHD'DE LGBT KOMİSYONU ÇABALARIMIZA RAĞMEN REDDEDİLDİ'
LGBT meselesine Halkevleri'nin yaklaşımını açıklar mısınız?


Kendi kişisel sürecimle birlikte anlatayım. İlk olarak 1993'te İHD'ye geldiler. Ben o zaman yöneticiydim orada, bir komisyon kurmak istediklerini söylediler. O zamana kadar hem sol açısından hem de kendi açımdan çok bilinen bir durum değil. Yani var ancak örgütsel olarak değil. Tabii bugünden baktığımda onur yürüyüşlerinin başlangıç tarihi de 1993'müş. İlk karşılaşmamızda İHD Ankara Şubesi içinde örgütlenme hakkı üzerinden bir tartışma yürüttük. Ayrı bir komisyon kurma ve kendi sorunları etrafında örgütlenme hakları olduğuna karar verdik.

Ancak çok sancılı 1 yıl geçirdik. Çünkü bizim bu kararımızı Genel Kurul kararı haline getirme konusunda sıkıntılar yaşadık. Aynı zamanda genel üye toplantılarında sıkıntılar yaşadık. Böyle bir komisyon kurulmasına, o zaman gey ve lezbiyen hakları komisyonuydu adı, karşı çıktı yönetim. Halkevci arkadaşlar olarak 3'ümüz muhalefet şerhi koyduk. Tarihe geçsin diye kaydettiğimiz ve o dönemde araştırarak detaylıca yazdığımız bir konu oldu. LGBT haklarına baktığımızda İHD'de bayağı uğraşıldı.

'LGBT ŞU AN İÇİN PRATİK DEĞİL TEORİK BİR SORUN'

Halkevleri de bastığımız zeminler itibariyle yoksul mahallelerde örgütlü, Türkiye genelinde 83 tane şubemiz var. Buralarda yaşadığımız ve başvuru aldığımız bir sorun değil. Bu tabii LGBT bireylerin toplumdan, yaşam alanları itibarıyla dışlanmasından kaynaklı. O yüzden şu an önümüzde pratik değil teorik ve merkezi bir sorun olarak yaklaştığımız bir mevzu.

Halkevlerinin tüzüğünde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğiyle ilgili madde var mı? Programda böyle bir şey yer alıyor mu?

Halkevleri 1932'de kurulduğu ve kamu yararına bir dernek olduğu için hiçbir şekilde değiştirmediğimiz bir tüzüğe sahip. Ama Halkevleri'nin programı açısından baktığımızda 'Halkın Hakları Programı' Halkevleri'nin programıdır bugün. 94-95'lerde başlayan parasız eğitim tartışmasıyla başlayan süreçte ilk defa 2007'de bir Halkın Hakları Forumu gerçekleşti ve oradan bir tane bildirge çıktı. Bu bildirge Halkevleri'nin programıdır. Bu programda cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim tartışması eşit yaşama hakkı üzerinden kadın atölyesinde yapıldı. Ayrı 2 tane forum gerçekleşti. Kadın forumu 1 gün gerçekleşti, diğer 2 gün genel forum yapıldı. Kadın atölyesinin içinde yapılan bir tartışmadır ama orada bile zayıf kaldı. Sonuç bildirgesine de ayrımcılığa karşı bir sonuç olarak yansıdı.

'LGBT'YLE İLİŞKİMİZ GEZİ PARKI'YLA GELİŞTİ'
LGBT hareketiyle bir ilişkiniz var mı? Varsa nasıl?


Pratikte herhangi bir ilişkimiz yok. Sadece eylemler üzerinden bir birlikteliğimiz var. Arkadaşların gelip sohbet ettiği, herhangi bir talebi olduğu zaman kurulan sınırlı bir ilişki. Mücadele içindeki en yakın ilişki, aslında solla da böyle gelişti, Gezi Parkı sürecinde oldu. Gezi Parkı nelere kadir diye yıllar sonra da yorumlayabileceğimiz bir şey bu. Gerçekten aslında AKP'nin yaptığı en hayırlı şey bu oldu herhalde. Kışkırtarak bütün farklı kimlik, cinsiyet, cinsel yönelim, ırk, dil, din, her açıdan bütün farklılıkların ortadan kaybolduğu bir Gezi Parkı süreci yaşadık. Bu Gezi Parkı sınırları içerisinde kalan bir şey değildi. O dayanışma, eşitlik talebi, yardımlaşma, başka bir dünyanın mümkün olduğu ve ütopyanın neredeyse gerçek olduğu bir süreç yaşandı. Bu sadece İstanbul ve Gezi Parkı'yla sınırlı kalmadı, direnişten sonra da bütün mahallelere ve mahalle parklarına yayılan bir süreç oldu. Bu sahiden bir zihniyet değişimi yarattı. 31 Mayıs öncesi ve sonrası, ben son saldırı olarak değerlendiriyorum başlangıcı, ondan sonraki süreçteki bütün düşünüş ve yaşam kültürünün farklılaştığını düşünüyorum. O farklılaşma içinde benim mahalleden gelen teyzemle bir ayrışmanın kurulmadığı bir dünya kuruldu orada. Ben 10 yıl uğraşsam o insanlara bunları anlatamazdım herhalde. LGBT sorununu anlatamazdım, o açıdan bir çıta atlandı. Tek yetiştiğimiz yer orası diyebilirim o nedenle.

'SOLDA KAPİTALİZMİN HASTALIĞI OLDUĞU SÖYLENİYORDU'
Halkevleri içerisinde yürüyen bir LGBT çalışması yok o halde...


Yok, evet. Ama tartışmalarımız var mesela. 93'te başlattığımız tartışma da buydu. Gerçekten bizim de ilk karşılaştığımız bir şey olduğu için bu nedir, sorunu nasıl tanımlayacağız, özellikle diğer sol yapılarla yapılan tartışmalarda ağırlık olarak bunun bir hastalık olduğu kapitalizmin bir sonucu olduğu devrimden sonra bunun gideceği ve böyle bir sorunun ortada kalmayacağı söyleniyordu. En iyi tabirle ben mahallemdeki komşuma ne derim tarzı bir yaklaşımdı. Bu konularda bunların üstüne gitmemiz lazım. Biz bunu hep tartıştık.

Evet, yaşam alanları yoksul mahalleler olduğu için mutlaka varlar eminim ama bir saklama hali var. Kendilerini ifade edememe halleri var. Bu konuda yapılan direkt başvurularda özellikle LGBT bireylerinin hem istihdam koşulları nedeniyle toplum içinde yaşamını sağlayamaması, seks işçiliğinin zorlanması, kuaför ya da güzellik salonu açtığında bile kendi kimliğini saklaması ama öbür taraftan polis baskısıyla kimliğinin açığa çıkıp o işi de yapamaz hale gelmesi...

'İNSAN HAKLARI İHLALLERİNİN EN YOĞUN OLDUĞU ALAN'

Sonuç itibarıyla bizim insan hakları ihlali dediğimiz yaşam hakkı ihlalleri, başta yaşam hakkı olmak üzere işkence, polis baskısı, kaçırılma, tecavüz, taciz bunların hepsinin en yoğun yaşandığı yer. Ama sonuçta sadece bu değil. Toplumsal yaşamla iç içe geçememesi, ayrıştırılmasından kaynaklı daha çok bu yönü ortaya çıkıyor. LGBT bireylerin bizim 'Halkın Hakları' diye tanımladığımız eğitim hakkından barınma hakkına, kentsel dönüşümde yine en çok vurulan gruplardan birisi. Bunların hepsi bizim programımızın bir parçası. Ama bu evet, mücadelenin birleştiriciliğiyle, gelişeceği boyutla hareketleneceği bir süreç olarak yaşanacak. Biz toplum içerisinde, kendi üyelerimiz açısından ayağımızı bastığımız yerlerde bunu böyle tartıştırmaya çalışıyoruz. Ama tabii sorun önüne geldikçe tartıştırıyoruz.

Üyeleriniz arasında Halkevleri'nde açık kimliğiyle çalışma yürüten LGBT var mı?

Yok.

LGBT'lerin Halkevleri'nde örgütlenmesi gibi bir hedefiniz var mı, bunun için çalışmalarınız var mı?

Aslında demin söylediğim şey buna cevap olmuş durumda. Burada dediğim gibi mücadelenin gelişkinliğiyle LGBT mücadelesiyle daha çok insan hakları ihlalleri üzerinden öne çıkan şey. İlk başta yaşam hakkı, sonra işkence diye sıralanan şeyler oluyor. Bu eleştirdiğim bir şey değil, haklı olarak böyle. Aynı zamanda iş hakkı, aynı zamanda istihdam, eşit yaşama, barınma hakkı bunların hepsi bizim çalışma alanımız ve programımız. Hiçbir ayrımcılık olmadan örgütlenilmesi gibi bir temel ilkemiz var.

Halkevleri içerisinde homofobik ve transfobik bir tutumla karşılaştınız mı? Karşılaştıysanız ne yaptınız veya her kurumda vardır homofobi transfobi, bununla mücadele için bir plan projesi var mı Halkevleri'nin?

Sorun önüne gelmediği zaman çok tartışılan bir şey değil, algılanması başka bir şey. Yani teorik tartışma olarak dönüyor. Bu en yaygın üyelerimiz, eylemlerimize katılanlar, barınma hakkı mücadelesi yürütenler, okulların önünde eğitim hakkı için mücadele yürüten, velisi kadını erkeği, bunlar tarafından yapılan bir tartışma olmadığı sürece bu yeterli bir tartışma değildir. Bu ancak bizim yönetimler bazında, kadro diyebileceğimiz arkadaşlar arasında yapılan tartışmalardır. Halkevleri okulu diye her yaz eğitim amacıyla yaptığımız ve Türkiye siyasal tarihi, ekonomik tarihi, kadın sorunu, toplumsal cinsiyet kavramının tartışılması gibi bunu kırmaya dönük tartışmalar onunla sınırlı kalıyor. Bu senede 3-4 senelik tartışmalar halinde olmuş oluyor. Bunu şu an tüm Türkiye'de yapıyoruz. Bu elbette kadın sorununa indirgenemez ancak başlık itibarıyla bu başlık altında yürütülüyor.

'HERHANGİ DÖNÜŞÜM DEVRİME TERK EDİLEMEZ'
Dünyada Sovyetler ve Küba deneyimi var. Sosyalist deneyimlerin LGBT'ye yaklaşımına ilişkin bir bilginiz var mı?


Bilmiyorum açıkçası, bunların deneyimlerini bilmiyorum. Küba'yı ayrı tutuyorum ama bürokratik sosyalist deneyimlerin tahmin edebiliyorum ne sonuç olmuş olacağını, her konuda olduğu gibi bu konuda da. Ben bu yüzyılda Türkiye topraklarında yapılacak herhangi bir dönüşümün devrime terk edilemeyeceğini ve bizim kurmak istediğimiz ütopyanın içinde de eşit bir yaşamın birlikte kurulacağını ve bunun bugünden itibaren yapılması gerektiğini ve geleceğe terk edilemeyeceğini düşünüyorum.

Çevrimdışı Ethem Nejat

  • İleti: 14
Ynt: Solun LGBT ile imtihanı
« Yanıtla #4 : 16 Ağustos 2013, 14:33:02 »
Lgbtt sorunu Türkiye sol hareketi için (Kürt sorunu,kadın sorunu gibi konularda olduğu gibi) çok çeşitli eğilimlerin olduğu bir sorun. Parti-Cephe bu soruna ''burjuva yozluğu'' penceresinden bakmakta ve islamcılar ile neredeyse aynı argümanlarla baştan bir reddediş sözkonusu. Emek Partisi her ne kadar Ender İmrek soruna kaçamaklı cevaplar verse de (çünkü hassa bir konu ve partisine neler kaybettireceğini kestiremiyor) homofobi ve LGBTT gündemi olmayan uzak gelecekte de bu konuyu gündemine taşımayacak olduğu açık olan bir parti. Esp son birkaç senedir (kürt hareketine yaklaşmanın sonucu olarak) bu konuda parti-cephe ile polemiklere girerek eğilmekte ve gündemine yer vermekte. Ehp belki de LGBTT kolu olan tek parti. ''Tkp''-1920 (ürün tkp) LGBTT aktivisti Demet Demir'in partilerine katılmasından sonra bu konu ile ilgilenmeye başladı. Örnekler uzayıp gider. Ancak LGBTT sorunu yaşadığımız toprakların dışında neredeyse tüm ülkelerin komünistlerinin homojen bir tavır takınmadığı bir konu. Doğruluk derecesini bilmemekle birlikte bir dönem Fidel Castro'nun LGBTT bireyleri ülkesinden Amerika'ya yolladığını duymuştum.
Ben kişisel olarak LGBTT sorunu ile kadın sorununu aynı derinlikte olmamakla birlikte aynı zeminde yürüyen bir sorun olarak görmekteyim .
İlerici Devrimci Gençlik [İDG]

Çevrimdışı polat

  • İleti: 73
Ynt: Solun LGBT ile imtihanı
« Yanıtla #5 : 19 Ağustos 2013, 09:12:34 »
'ÖDP'lilerin perspektifleri homofobiye engeldir'

ÖDP Eş Genel Başkanı Alper Taş, parti içerisinde LGBT mücadelesinin ayrı bir alan olarak görülmediğini söylüyor. ÖDP üyelerinin bakış açıları gereği partide homofobi olamayacağını savunan Taş, "LGBT'lerin gerçek anlamda özgür olmadığı bir sosyalizmden bahsetmek çok doğru değil" diyor.


Alper Taş- röportaj

İSTANBUL (Yıldız Tar)- "Solun LGBT ile imtihanı" başlığı altında gerçekleştirdiğimiz dizi söyleşilerin 4. konuğu Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Eş Genel Başkanı Alper Taş. ÖDP'nin cinsiyetçi olmayan sosyalizm anlayışı ile LGBT'lerin özgür olabileceği bir dünya mücadelesini içerdiğini savunan Taş, parti içerisinde LGBT mücadelesinin ayrı bir alan olarak görülmediğini ifade ediyor.

LGBT hareketiyle örgütlü bir ilişkilerinin olmadığını da belirten Taş, ÖDP üyelerinin hayata bakışlarının parti içerisinde homofobiye fırsat tanımadığını öne sürüyor.

'ÖZGÜRLÜKÇÜ PERSPEKTİF LGBT'LERİ KAPSIYOR'
LGBT meselesine ilişkin ÖDP'nin yaklaşımını açıklar mısınız?


Özgürlük ve Dayanışma Partisi'nin kurulumunda bir sosyalizm tarifi vardır. Sosyalizm amaçlı bir partidir, bu anlamda sosyalizm programının önemli bir başlığı da anti cinsiyetçi, cinsiyetçi olmayan sosyalizm doğrultusundandır. O yüzden her türlü ezilme biçimine karşı olduğundan dolayı, özgürlükçü bir sosyalizm perspektifine sahiptir. Anti cinsiyetçi yönelimi, cinsiyetçi olmayan sosyalizm anlayışı zaten LGBT bireylerin de eşit özgür yaşayabileceği bir dünyayı kurmayı mücadelesinin bir parçası olarak görür.

Tüzüğünüzde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine ilişkin herhangi bir madde var mı?

Sadece "Her tür cins ayrımcılığına karşı tutum alır" şeklinde programda maddeler var. Çok özel olarak vurgular yok.

'LGBT PARTİNİN ÖZEL OLARAK MESELESİ DEĞİL'
Peki, ÖDP'nin LGBT hareketi ile bir ilişkisi var mı? Varsa bu ilişkiyi nasıl tanımlarsınız?


Çok doğrudan bir ilişkisi yok, birkaç kaç üyemizin bu tarz derneklerde olduğunu biliyoruz. Şu ana dek örgütlü bir düzeyde derneklerle bir ilişki kurduğumuz söylenemez. Bazen aktivitelerine destek veriyoruz, katılmaya çalışıyoruz ama LGBT örgütleriyle doğrudan bir ilişkimiz yok.

Bu durumda ÖDP içerisinde yürüyen bir LGBT çalışmasından bahsedemeyiz o halde...

Yok bahsedemeyiz. Parti içerisinde LGBT bireyleri var ama bu meseleyi partinin özel bir meselesi haline getirmiyorlar. Parti de bu meseleyi bir kadın koordinasyonu ve bir gençlik mücadelesi gibi bir ekolojik mücadele gibi bir başlık altında ele almıyor. Doğrusu budur. Ben sana yalan şeyleri söyleyemeyeceğim. Gerçekliğimiz budur yani.


'ALANI TANIMAK VE SORUNLARA MÜDAHİL OLMAK GEREK'
Peki LGBT mücadelesine ilişkin önünüze koyduğunuz somut planlar var mı? Heteroseksizme karşı mücadele güncel siyasetinizde yer tutuyor mu? Yoksa bile planınız, sizce ne yapılabilir?


Bu alanda mücadele yürüten örgütleri tanımak, bilmek mücadeleleri ve sorunları ile ilgilenmek gerekir. Yaşamın her alanında yaşadıkları sorunlara duyarlı olmak sanırım ilk yapmamız gereken başlangıç noktası budur. Alanla ilgilenmek, izlemek ve sorunlara müdahil olmak gerekir.

'ÖDP ÜYELERİNİN BAKIŞ AÇILARI HOMOFOBİYE ENGEL'
Parti, kurum içerisinde homofobik ve transfobik bir tutumla karşılaştığınızda ne yapıyorsunuz? Hangi mekanizmaları işletiyorsunuz? Homofobi ve transfobinin parti içinde bir yaptırımı var mı? Parti içindeki homofobiyle mücadele konusunda neler yapıyorsunuz?


Bu konuda özel bir gündem yapmıyoruz. Ama ÖDP üyelerinin genelde dünyaya, hayata bakış açıları, sosyalizm kavrayışları cinsiyetçi söylemlerin, perspektiflerin parti içerisinde yer almasına ve dışarıya doğru bir yansıma olarak ortaya çıkmasına engeldir. Bir birikim ve olgunluk vardır ÖDP üyelerinde. ÖDP üyeleri bu konularda sosyalist perspektif manasında farklı kimliklere saygı onları eşit görme ve toplumsal alanda var olması konusunda asgari duyarlılığa sahipler. O yüzden LGBT bireylerinin yaşadıkları sorunları da önemseyen ve mağduriyetleri gören bir yerdeler.

'LGBT'LERİN ÖZGÜR OLMADIĞI BİR SOSYALİZMDEN SÖZ EDİLEMEZ'
Sosyalizm deneyimlerinin eşcinselliğe ve translığa dönük yaklaşımları konusunda bilginiz var mı?


Sovyet sosyalizminin yenilgisi ve ortaya çıkardığı sonuçlardan hareketle baktığımızda biz bu sosyalizm anlayışının önemli kazanımlar getirmekle birlikte özgürlükçü perspektifinin zayıf olduğunu bürokratik bir yönelime sahip olduğunu düşünüyoruz. Demokratik bir planlaması olmadığı, merkeziyetçi olduğu, anti-militarist olmadığı, ekolojist temellerinin sağlam olmadığı ve aynı zamanda cinsiyetçilikten uzak olmadığını pratik olarak gördük. Bu anlamda Sovyet sosyalizminin çok geniş bir sosyalizm perspektife sahip olduğunu söyleyemeyiz. LGBT'lerin gerçek anlamda özgür olmadığı bir sosyalizmden bahsetmek çok doğru değil. Bu manada Sovyetler Birliği pratiğinin de en genel anlamıyla bu konularda çok gelişkin pratiği olduğu hükmünde değiliz ama çok derinlemesine bir araştırma olduğu söz konusu değil.

Çevrimdışı polat

  • İleti: 73
Ynt: Solun LGBT ile imtihanı
« Yanıtla #6 : 19 Ağustos 2013, 09:18:50 »
'LGBT örgütleriyle tartışmalar partiye çok şey kattı'

EHP Genel Başkanı Sibel Uzun bir dönem güçlü bir LGBT örgütleri olduğunu hatırlatıyor. LGBT örgütleriyle yaptıkları tartışmaların partilerine çok şey kattığını ifade eden Uzun, "LGBT hareketi sadece nefret cinayetlerinde değil, her konuda sözünü söylemeli" diyor.




İSTANBUL (Yıldız Tar)- "Solun LGBT ile imtihanı" başlığı altında gerçekleştirdiğimiz dizi söyleşilerin bugünkü konuğu Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Sibel Uzun. LGBT mücadelesini patriyarkal kapitalizme karşı mücadelenin bir parçası olarak gördüklerini belirten Uzun, bir dönem güçlü bir LGBT örgütlenmelerinin olduğunu hatırlatıyor.

LGBT'ler adına konuşmak istemediklerini, parti içerisindeki LGBT'lerden talep geldikçe siyaset ürettiklerini de ifade eden Uzun, "LGBTT örgütleriyle tartışmalarımız partiye çok şey kattı" diyor. Uzun, Lenin'in erkek egemenliğine ilişkin düşüncelerinin örnek alınması gerektiğini de söyleyerek, "LGBT hareketi sadece nefret cinayetlerinde değil, her konuda sözünü söylemeli" diyor.

'PARTİ İÇERİSİNDE LGBTT'LERİN KENDİ ORGANLARI VAR'
LGBT meselesine ilişkin yaklaşımınızı açıklar mısınız?


Biz lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve transseksüelleri, toplumda ezilen bir kesim olarak görüyoruz. O yüzden de mücadele alanlarımız arasında onların demokratik haklarının kazanılması ve homofobik yaklaşımlarına karşı ezen-ezilen çelişkisinin ortadan kaldırılması için aslında patriarkal kapitalizme karşı kadın mücadelesi ile birlikte ittifak halinde yürüteceğimiz bir mücadele alanı olarak görüyoruz. Partimizde de LGBTT üyelerimizin kendilerinin seçtikleri temsilcileri oluyor, kendi organları oluyor. O organlardan merkezde temsil ediliyorlar. Kendi politikalarını belirleyebiliyorlar. Partinin genel bütünsel merkezi politikalarıyla buluşturmaya çalışıyoruz. Bunun dışında bağımsız, genel LGBTT hareketi içerisinde anlaştığımız, ittifak halinde olduğumuz, demokratik işleyen kurumlarda, platformlarda, birliklerde üzerimize düşen görevi yapmaya çalışıyoruz.

'BİR DÖNEM GÜÇLÜ BİR LGBTT ÖRGÜTLENMEMİZ VARDI'
Parti içerisinde LGBT bireylerin merkezi düzeyde katılımını sağlıyoruz, parti politikalarına dedin, bunu biraz açabilir misin? Partinin bir LGBT örgütlenmesi var mı ve nasıl bir mekanizmayla ilişki kuruyor LGBT'lerle?


Program ve tüzüğümüzde buna yer veriyoruz. Bir süre ciddi anlamda bir örgütlenme içerisindeydi LGBTT arkadaşlarımız ve üyelerimiz. Bunların yöneticileri ve il düzeyindeki temsilcileri olabiliyordu. Şu anda üye olan arkadaşlarımız var. Yer yer EHP'li LGBTT'ler olarak açıklama yapıyorlar. Fakat şu anda merkezi düzeyde temsilcilerini seçecek durumda değiller. Ama tabii ki çoğunluk olduğu sürece merkezi düzeyde onların kendilerini ifade etmeleri, merkezi politikaları belirlemeleri açısından kapımız sonuna kadar açık. Bizde kadınlar, kadın temsilcisini seçiyor, gençler gençlik temsilcisini seçiyor. Bunlar merkez komiteye temsilcilerini gönderiyorlar. Kendi örgütlerinde hem politikalarını belirliyorlar, hem eylem kararlarını alıyorlar ve programatik ve politik metinlerini kendileri hazırlıyorlar, tartışmalar sonucunda.

Bu LGBTT için de bu şekilde. Biz sadece LGBTT'lere yönelmiş bu sistem içerisinde tek bir çelişkiden giderek çözülemeyeceğini düşünüyoruz. O yüzden bunu patriarkal kapitalizme karşı bir mücadele olarak görüyoruz. O yüzden de sosyalist bir partinin içinde sonuna kadar LGBTT'ler de, nasıl kadınlar böyle bir hakka sahipse, gençler sahipse, toplumun en ezilen kesimlerden biri olarak gelip tüm dünyayı değiştirecek iddiasının içerisinde onlar da olmalı diye düşünüyoruz.

'GENEL SİYASET YÜKSELDİĞİNDEN LGBTT SİYASETİMİZ AZALDI'
Yıllar içerisinde EHP'nin LGBT meselesine yaklaşımında nasıl değişimler oldu. Mesela 5 yıl öncesiyle karşılaştırsan bu cümleleri rahatlıkla kurabilir miydin?


Kurabilirdik, çünkü, daha fazla kurabilirdik. Daha fazla LGBTT arkadaşlarımız vardı. Kadın hareketi nasıl bir dalgalanmayı yaşıyorsa, gençlik hareketi nasıl bir dalgalanmayı yaşıyorsa, LGBTT hareketi de bu tür dalgalanmaları yaşıyor. Sistemdeki çelişkilerin yoğunluğuna baskınlığına göre bu tür dalgalanmaları yaşıyor.

Beş sene önce mesela daha sistematik bir faaliyet yürütüyordu, EHP'li LGBTT arkadaşlarımız. Şu anda daha genel siyaset daha yükseldiği, aktığı için aslında daha az diyebilirim EHP içerisindeki LGBTT faaliyeti.

Şunu çok net söyleyebilirim. Parti kuruluş sürecinde programatik metnimizde, kuruluşumuzdan beri LGBTT'ler gündemimizde. Metinler içerisinde, maddelerimiz içerisinde yer alıyor.

'LGBTT'LERİ YAŞATMAMIZ GEREKİYOR'

Süreç içeriside EHP'li LGBTT'ler daha örgütlü güç olarak var oldukları zamanlarda ne gibi çalışmalar yaptılar. Şunu öğrenmek istiyorum, EHP LGBT gündemine dair neler yaptı, somut olarak neler yapmayı planlıyor?


Bizim EHP'nin kadın örgütü açısından da biraz böyle oluyor. İşçi ölümleri açısından da böyle oluyor. LGBTT gündeme geldiğinde de onların yaşam hakkının kurtarılması bence çok acil bir sorun. Bir kere onları yaşatmamız gerekiyor. Toplumda var etmemiz gerekiyor. Artık varlık yokluk meselesi Kürtler için böyleyse, LGBTT için de bu şekilde önümüze geliyor.

Uzun bir süre nefret cinayetlerine karşı ittifaklarımızla birlikte gündeme geldiği anda, birlikte eylem, açıklama, politik tavır alma açısından bir takım faaliyetler ve eylemlilikler yürüttük. Bir başka aşamada aslında bence LGBTT'lerin istihdamı. Bununla birlikte paralel gelişebilecek olan, onların sokakta var olan, onlara dayatılmış yaşamdan kurtarmak için gerekli olan işsizlik konusunu, istihdam edilmeleri konusunu çözme konusu bizim için çok temel bir konu.

'GÜLER ZERE SÜRECİNDE LGBTT'LERLE ORTAK TUTUM ALDIK'

Somut bir politika haline getirip, ortak yürüteceğimiz mücadele alanlarında dile getirme konusu da gündemimizde yer aldı. Bunun dışında çok uzun süre LGBTT arkadaşlarımızla birlikte biz ,hatırlarsın mesela, Güler Zere için çok ciddi yürüyüşler yaptık. O dönem tartışmalar da oldu. O dönemlerde, arkadaşlarımızın genel siyaset alanı temsilen devrimci hasta tutsak, ölmek üzere olan bir kadın arkadaşımız için Güler Zere için LGBTT arkadaşların sokağa dökülmesini çok kıymetli bulduk. Nasıl şimdi Gezi direnişi gündemde onlar yer alıyorsa, o zaman da Güler Zere'de yer aldılar.

Biz çok yakıcı bir şekilde LGBTT arkadaşlarımızın karar organlarında eylem içerisinde olmak istediği sürece, var oldukları sürece yer almaları gerektiğini savunduk sonuna kadar. Canlı bir tartışmaydı o tartışma ve biz onlarla birlikte tavır aldık. O platformda o olsun, olmasın tartışmaları sürerken, onlarla birlikte tavır aldık.

'LGBTT ÖRGÜTLERİYLE TARTIŞMALAR PARTİYE ÇOK ŞEY KATTI'

Yine Ahmet Yıldız konusu önemli bir konu. Benim unutamadığım konulardan bir tanesi. Ve elbette ki kadın cinayetleri ile ilgili İzmir'de üç seri cinayet diye anılan, Siyah Pembe Üçgen'den arkadaşlarla birlikte müdahil olduğumuz bir dava var. İki kadın, bir transseksüel arkadaşımızı kaybetmiştik. Orada çok güncel, kadın cinayeti ve nefret cinayeti konusunu güncel olarak ele aldık. O davada üç kez ağırlaştırılmış müebbet verdirdik birlikte. O da gündeme taşımak bakımından güncel ve pratik örneğimiz sayılabilir.

Bu arada tartışmalar da yürüttük. Kadın Kapısı'ndan arkadaşlarla tartışmalar yürüttük. İstanbul LGBTT'yle tartışmalar yürüttük. Bir araya gelip, 'Ne olmalıdır, para karşılığı cinsel ilişkiye neden zorlanmaktadır? Ne yapmalıyız, sokakta çalışanlara ne yapmalıyız' gibi, LGBT hareketinin oldum olası gündeminde olan tartışmaları da birlikte yapabildik mesela. O da fazla şey kattı partimize.

'LGBTT'LER ADINA KONUŞMAK İSTEMİYORUZ'
Parti içine dönük bir mücadeleden bahsedebilir miyiz. Bildiğimiz üzere homofobik, transfobik bir toplumda yaşıyoruz ve homofobi transfobi her yerde. EHP kendi içinde homofobi ve transfobi atölyeleri yaptı mı? Buna ilişkin plan projeniz var mı?


Bizim aramızda LGBTT arkadaşlarımız var. Onlar bizimle birlikte işçi ölümlerine, kadın cinayetlerine karşı mücadele veriyorlar. Ama örgütlü bir biçimde, bu konunun çalışmasını yapalım, toplantısını yapalım demedikleri sürece bizler onlar adına yapmayı doğru bulmuyoruz. Onlar adına konuşmuş ve onlar adına karar vermiş oluyoruz. Ama elbette ki hem sosyalist feminizm üzerine yaptığımız okumalarda kadın örgütünün varlığı ve sadece sadece kadınlara yönelen çalışmalarI bazen yeterli görmüyoruz. O durumda diyoruz ki, erkek arkadaşlarımızla da bu konuları konuşalım. Onlara da bir bakış açısı katar diyoruz.

Sonuçta nefret cinayeti gündeme geldiğinde ya da Onur Yürüyüşü gündeme geldiğinde bunun politik anlatımını yapabiliyoruz, genel toplantılarımızda. Bu da atölyenin çok ötesinde bir şey, siyasal bir bilinç katıyorsun, ona üyelerin gidiyor. Üyelerine anlatıyorsun, yeni katılan parti dostuna diyorsun ki, bu Onur Yürüyüşü şuna tekabül etmektedir, diyebiliyorsun mesela. Bu şekilde ilerliyor. Ne kadar LGBTT gündeme geliyorsa, bizde ister istemez o paralellikte gidiyoruz. Hiç gündemde değilken, hiç yokken, biz onlar adına şunu yapıyoruz, şunu diyoruz diyemiyoruz. LGBTT hareketi yükselince ve gündeme gelince gündemleşebiliyor ve partimize katılımlar olabiliyor. Yani öbür türlü çok önemli onlar adına şunu yaptık, bunu yaptık diyemiyoruz.

Peki parti içerisinde homofobik, transfobik yaklaşımlara yaptırımı var mı, tüzükte veya başka organda?

Tabii ki.

'PARTİDE LGBTT'LERE SÖZLÜ YA DA FİZİKİ TACİZ KABUL EDİLEMEZ'
Nasıl bir yaptırım var. Böyle bir olayla karşılaştığınızda, nasıl yüzleştiniz?


Bugüne kadar cinsel yönelimi dolayısıyla bir arkadaşımıza karşı bir suç teşkil eden bir durum olmadı. Bu gündeme gelirse disiplin ve soruşturma konusu bizde keskin işler. Bu konuda tavizsiz bir örgütüzdür. O yüzden cinsel kimliği veya yöneliminden dolayı herhangi sözlü ya da fiili olarak taciz ve tecavüzün gündeme gelmesi asla kabul edebileceğimiz bir şey değildir. Para karşılığı cinsel ilişki konusu asla kabul edebileceğimiz bir şey değildir. Bu konuda hem politize ederek, hem taraflarıyla birlikte ele alarak net bir şekilde uzaklaştırma, üyelikten çıkarma düzeyinde partinin ilişkinin kesilmesi üzerinde olabilir. Tereddüt etmeyiz, bu konuda tavizsizdir.

'LENİN'İ ÖRNEK ALMALIYIZ'
Sovyetler, Küba deneyimi ve başka sosyalizm deneyimleri var. Özellikle Sovyetler deneyimi üzerinden soruyorum. Buradaki sosyalist deneyimlerin LGBT meselesine nasıl yaklaştığını biliyor musunuz? Buna ilişkin çalışmanız hem sizin ve hem partinizin var mı?


Kadın okumalarında Lenin'e baktığımızda, aslında Lenin'in kadın kurtuluş mücadelesine önemli bir bakış açısı kattığını düşünüyoruz. Gerçekten de erkek egemenliğini, patriarkayı çok keskin eleştiriyor. Bunu güncel manada şimdiki tartışmalarımız gibi gelişkin yer verilmemiş. Ama erkek egemenliğine karşı, erkek egemenliğini kınayan, sosyalist bir devlette erkek egemenliğiyle hesaplaşan bir takım açıklamalarda bulunmak çok ileri bir şey. Kolontay'dan bile daha keskin bir şekilde yapıyor. Onları bayağı ileri buluyorum.

Önümüzde sonuçta, LGBTT hareketinin bildiğimiz en yükselen ses Amerika'dan gelmiş durumda. Tarihe dönüp baktığımızda iyi ki de başlamış bir yerlerden. Hangi tarihe bakarsak bakalım, varlığı yadsınamayacak, reddedilemeyecek, varlığımıza armağan olması gereken bir kesim LGBTT kesimi. O yüzden dillendiriyor olmak, yeniden tarifliyor olmak, bunları yeniden izini sürüyor olmak çok önemli. Güncel manada da aslında biz sosyalistler olarak anayasada, Türk Ceza Kanunu'nda nasıl kadın cinayetleri için talep içerisindeysek, cinsel yönelim için de bir talepte bulunmaya çalışıyoruz, bunun izini sürüyoruz. Bir parçamız ve ittifakımız olarak görüyoruz. O yüzden de aslında Sovyet deneyiminden de biz erkek egemenliğine bakış açısıyla tartışmasını Lenin'i örnek olarak almalıyız, dönüp bakmalıyız diye düşünüyoruz.

'LGBTT HAREKETİ GEZİ DİRENİŞİNDEN İYİ ETKİLENDİ'
Son sözlerin...[(b]

LGBT hareketinin son dönemde güncel olarak Gezi direnişinden çok iyi bir şekilde etkilendiğini düşünüyorum. Onur Yürüyüşü'ne karakterini veren o oldu. Dora'nın cinayetinden hemen sonra refleks gösterebildi. Diyarbakır'da bir eylem olduğunu ETHA'nın haberlerinden okudum. Bunlar bizi umutlandırıyor. LGBTT'leri de cesaretlendiren bir şeydir eminim.

Bunlar süreklilik kazanırsa ve Gezi direnişinde LGBTT'ler nasıl biz de varız diyorsa, aslında milyonların, binlerin, yüzlerin, onların varolduğu genel dünyadaki, sistemdeki, AKP karşıtı politikalardaki, anayasalardaki, TCK'daki ne varsa bunlara karşı sözünü söylemeleri gerekir. Buna çok ihtiyacımız var. Sadece nefret cinayetleri gündeme geldiğinde açıklama değil, bu konularda mutlak suretle bir arada olmalıyız. O yüzden keza Kürt sorunu konusunda, kadın cinayetlerine karşı sadece İzmir'deki davalarda değil de bütün davalarda bir arada olmayı çok isteriz. LGBTT hareketinin büyümesi için elimizden ne geliyorsa önümüze geldiğinde içerisinde olmaya, aklımızı ve pratiğimizi katmaya devam edeceğiz.

Çevrimdışı polat

  • İleti: 73
Ynt: Solun LGBT ile imtihanı
« Yanıtla #7 : 19 Ağustos 2013, 09:24:17 »
'LGBT mücadelesi devrim dinamiklerinden biridir'

SYKP Eş Genel Başkanı Tuncay Yılmaz, LGBT mücadelesinin kapitalizme karşı mücadelenin devrim dinamiklerinden biri olduğunu ifade ediyor. Yılmaz, ana ittifaklardan biri olarak gördükleri LGBT hareketini 'destekler' pozisyonda olmadıklarını, LGBT mücadelesinin hem bir parçası olduklarını hem de kendi mücadelelerinin bir parçası haline getirdiklerini kaydediyor.






İSTANBUL (Yıldız Tar)- "Solun LGBT ile imtihanı" başlığı altında gerçekleştirdiğimiz dizi söyleşilere Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Tuncay Yılmaz ile devam ediyoruz. LGBT mücadelesini anti kapitalist devrim dinamiklerinden biri olarak gördüklerini belirten Yılmaz, "LGBT hareketini mücadelemizin ana ittifaklarından biri olarak görüyoruz" diyor.

LGBT öz örgütlülüğünü konsolide etme, onun yerine geçmeye çalışma yaklaşımlarını da sert bir dille eleştiren Yılmaz, "Heteroseksizme karşı hem içe dönük hem de sisteme karşı mücadele ediyoruz" diyor.

Yılmaz, yeni kurulan SYKP'nin yerellerde LGBT mücadelesini tartışarak programını oluşturduğunu da ifade ederek, "Bütün partililer LGBT mücadelesini içselleştirmelidir. Süreçte kayıplar olabilir ancak kayıplar olmadan dönüşüm sağlanamaz" diyor.

Sovyetler Birliği'nin LGBT'ye yaklaşımına ilişkin ise Yılmaz, heteroseksizmin kapitalizm ile sınırlı olmadığını ifade ediyor.

'LGBT MÜCADELESİ DEVRİM DİNAMİKLERİNDEN BİRİDİR'
SYKP'nin LGBT meselesine yaklaşımı nedir? Bunu programatik olarak nasıl ele alıyorsunuz?


En genel hali ile şöyle söyleyeyim. Biz işçi sınıfının belirleyici ve hem yıkıcı hem yapıcı rolünün yanı sıra, LGBT mücadelesinin de anti-kapitalist mücadelenin devrim dinamiklerinden biri olduğu kanaatindeyiz. Bunu, LGBT meselesinin emek-sermaye çelişkisinde doğrudan bir bağı olması dolayısıyla değil, ama kapitalizmle içselleştirilmiş heteroseksizm ve cinsiyetçiliğin kapitalizmle artık uzlaşmaz çelişki olmasa da, yapısal form kazandığı kanaatiyle söylüyorum.

Dolayısıyla, kapitalizmin ortaya çıkışından bu yana kendine giydirdiği heteroseksist, cinsiyetçi bakış açısı yapısal olarak aslında bunun karşısında gelişen bütün hareketlerle büyük çatışmalar yaşar vaziyette. Bundan dolayı biz bu çatışmanın kapitalizmin içine doğru değil, kapitalizmi aşacak şekilde dışına doğru çözülmesinin taraftarıyız. Bu bağlamda da biz, yürüttüğümüz mücadelenin LGBT hareketi ile ortak zeminde olduğu kanaatindeyiz.

'DESTEKÇİ DEĞİLİZ, ANA İTTİFAK OLARAK GÖRÜYORUZ'
Yani LGBT hareketini destekliyoruz vaziyetinde bir şey değil, biz bizzat bu mücadelenin kendisinin ekoloji hareketi, kadın mücadelesi, farklı bağlamlarda gençlik, barış mücadelesi gibi bugünün kapitalizminin yapısal kodlarına içselleşmiş olduğu kanaatindeyiz. Dolayısıyla bu hareketlerin tamamında, mevcut hegamonik bakış açısına karşı yürütülecek her türlü mücadelenin kapitalizmin sınırlarını zorlayıcı özellik taşıdığını düşünüyoruz. Bundan kaynaklı da, kendi mücadelemizin bir parçası olarak görüyoruz. Kendimizi o mücadelenin bir parçası olarak görüyoruz.

Burada bir şeye dikkatini çekmek isterim. Kendi mücadelemizin parçası olarak görüyoruz derken, orayı bütünsel olarak sahiplenme ve kendimizi onun yerine konsolide etme anlamında demiyorum. Onun kendi özgünlükleri, örgütlenme ayrıcalıkları ve hassasiyetleri mutlaka olacaktır ama bizzat orada ortaya çıkmış dönüşüm taleplerinin bizim kurmaya çalıştığımız sosyalizm fikriyatının parçası olduğunu ya da düzeni aşma-dönüştürme noktasında ortaya çıkan taleplerin, bizim güncel talepler listemizin içerisinde doğrudan yer alması bağlamında parçası olarak görüyoruz. Yoksa, sosyalist hareketin bu konuda epey bir kırığı var. Bu tür dinamiklerin yerine kendisini koymuştur hep. "Sol partime bağlı bir LGBT hareketidir orayı özgürleştirecek" şeklinde yaklaşımlar var. Hayır, oranın kendi özgünlüğü var, kendi mücadele alanı var. Ama biz, açıkça sürekli olarak karşılıklı etkileşim halinde birbirini etkileyen, birbiri ile sürekli beslenen halde olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu kapsamda da, kapitalizm karşısında yürüttüğümüz mücadelenin ana ittifak güçlerinden biri olarak görüyoruz LGBT hareketini.

'EKSİKLERİMİZİ TESPİT EDEREK MÜCADELE EDİYORUZ'
Tüzük ve programınızda, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine ilişkin bir madde var mı?


Hem programda var, hem tüzükte var. Programda, meseleyi nasıl gördüğümüzü, heteroseksizme karşı mücadeleyi, LGBT mücadelesinin karakterine nasıl yaklaştığımızı ayrıntılı olarak tanımlıyoruz. Bunun yanı sıra, hem mevcut halimizin, hem yaygınlaştığında, bence senin yaptığın çalışmada da önemli bir nokta o, merkezi politikada bu kısmen hızlılaştırılabiliyor ama yerellerde bunu aşmak çok daha zor oluyor. Bu konudaki eksiğimizi de tespit ediyoruz kendi programımızda. Bu meselenin ortak algı ve ortak politika haline gelmesi için sadece sistemi dönüştürmeyi hedeflemiyoruz. Sanki dönüşmüşüz de bunların tamamını aşmışız bütün farklı üyeler olarak, yereller ve merkezi olarak bu politikalar tam içselleştirilmiş; sadece sistemin heteroseksizmiyle mücadele biçiminde de görmüyoruz. Kendi eksiğimizi de tespit ediyoruz programımızda. İçe doğru bir eğitim, içe doğru bir etkileşim hedefi koyuyoruz; dışarıya doğru da bu mücadelenin ortağı olma hedefimiz var.

'BÜTÜN PARTİLİLER LGBT MÜCADELESİNİ İÇSELLEŞTİRMELİ'
Parti içinde heteroseksizmle mücadele anlamında ne gibi hedefleriniz var? Bununla ilgili yürüyen bir LGBT çalışmanız var mı?


Partimiz biliyorsun Onur Yürüyüşü'ndeydi. Bu karar haline gelmiş bir şey değil ama, parti meclisi düzeyinde çeşitli alanlara göre çalışma grupları oluşturmaya başlayacağız. Yani burada, parti nasıl konumlanacak, nasıl bir örgütsel model geliştirecek; en azından şimdiye kadar bir mutabakat düzeyinde bu çalışmayı yürütüyoruz. Artık bunu kurumsal parti düzeyine evriltmemiz gerekiyor. Ve sadece LGBT meselesi ile ilgili değil , biz aslında bizim bütün alanlarımıza ilişkin bir yeniden yapılanma dönemi olarak tarifliyoruz.

Ben bu konuda parti meclisine de sunacağım önerimi dile getirebilirim. LGBT meselesi üzerinden de mutlaka partili LGBT arkadaşların öncülüğünü çektiği, ama sadece onlarla sınırlı olmayan partinin tamamına kendini etkileşim haline sokabilecek mekanizmalar kurulması gerekiyor. Bunu sadece merkezi politik düzeyde, kimi dönemlerde yapılan açıklamalarla değil; fiili, örgütlü, hem parti içine hem de parti dışına örgütlü mücadele biçiminin oluşması gerekiyor. Bununla ilgili herhalde ilk etapta parti meclisi içerisinde, nasıl örgütleneceğine dair çalışma grubu oluşturulacak.

O çalışma grubunun, doğallığında kendini örgütsel bir forma dönüştürmesi gerekiyor. Yoksa sadece, parti meclisine, MYK'ya "Şu konuda şöyle politikalar konuşmak lazım diyen" bir şeyin çok fazla karşılığı yok. Ama somut olarak ben, şöyle bir örgütsel formumuz var diyemem.

Partinin bütün kadrolarının, sempatizanlarının Kendimizi kapitalizmin karşısında konumlandırıyorsak, o konumlandırışla LGBT mücadelesinin nasıl bir bağlantı içerisinde olduğunu anlaması gerekiyor. Yani bu olmadığı sürece, bütün o "Kendimi dönüştürdüm, adapte ettim" çalışmaları zurnanın zırt dediği yerden bir şekilde çıkıveriyor. Sosyalist hareketler içinde farkındalığı çok daha önceden oluşmuş, mücadelesi çok daha önceden başlamış kadın mücadelesi açısından bile hala aynı cinsiyetçi durumlarla karşı karşıya kalıyoruz. Bunun çok daha ağır bir bağlamıyla karşı karşıyayız LGBT meselesinde ve dolayısıyla iki yönlü bir örgütlülük kurmak zorundayız; hem kendi içimize yönelik olarak hem de heteroseksizme karşı devam eden mücadelenin nasıl parçası olmalıyız.

'YERELLERDE LGBT MÜCADELESİNİ TARTIŞTIK'
LGBT'lerin örgütlenmesi için parti içerisinde nasıl bir alan açmayı düşünüyorsunuz?


Biz sınıf dışındaki, antikapitalist dinamiklerin parti ile ilişkisini uzun uzun tartıştık. SYKP/SYK 2 yıla yakın süren bir çalışma, 6 tane konu başlığımız vardı bizim bu süreçte tartıştığımız. Kapitalizmin dönüşümü, devrim stratejisi, sınıfın mevcut durumu, antikapitalist dinamikler başlığı altında da kadın, ekoloji, LGBT hareketi. Bunu da önemsiyoruz yani. O tartışma sürecinde de bizzat LGBT meselesinin, bütün yerellerimizde, SYK meclislerimizi kurduğumuz her yerde tartışmasını yaptık. Yani programı öyle ördük, tepeden inme bir program biçiminde değil. O yüzden nasıl örgütleneceğine ilişkin bir yaklaşım ortaklığı var. Bu yaklaşım ortaklığını şöyle ifade edebiliriz: biz bu mücadele dinamiklerinin tamamıyla, parti içerisinde özel bir ilişki kurmamız gerektiğini düşünüyoruz. Yani bu alanda örgütlenme yapacak arkadaşlarımız, bu alana dönük örgütsel hamle yapacak, politika geliştirecek, bu politikaların parti politikası olmasını sağlayacak; aynı zamanda da alana politika önerecek arkadaşlarımızın, doğrudan merkezden yönetilen, yönlendirilen bir yapı olarak değil de; özerk, kendi mücadele dinamikleri üzerinden, kendi ihtiyaçları üzerinden şekillendiren bir örgütlülüğü olması gerektiğini düşünüyoruz.

'ÖZ ÖRGÜTLÜLÜĞÜN YERİNE GEÇME NİYETİNDE DEĞİLİZ'
O özerk yapılanma ile bağlılığın ise, parti meclisi dolayımıyla bir ortak alanda karşılıklı etkileşim bağlamında olması gerektiğini düşünüyoruz. Örneğin kadınlar bunu şu an yaptı; kadın meclisi kuruldu SYKP'nin. Bu kadın meclisi, kendi alanına ilişkin kararlarını tartışıyor, kararlarını alıyor ve biz bu kararları bir tartışma konusu yapmıyoruz. Onların kararıdır ve biz bunu uygularız diyoruz. Yani parti olarak bunu doğrudan kabul ediyoruz. Ama bir kez daha vurgulamak istiyorum içimizde kuracağımız özerk LGBT örgütünü, LGBT alanının öz örgütlülüğü yerine konsolide etme eğilimi içerisinde olmayacağız. O çok daha büyük olan hareketin parçası olacaktır arkadaşlarımız.

'KİMİ KAYIPLARI GÖZE ALMADAN DÖNÜŞÜM OLMAZ'
Senin de bahsettiğin gibi içe dönük heteroseksizm ile mücadele bağlamında, parti içerisinde herhangi bir homofobik/transfobik durum ile karşılaşıldığında ne yapmayı düşünüyorsunuz? Hangi mekanizmalar oluşturulacak, oluşturuldu mu ya da bunun bir yaptırımı var mı?


Bir ekip kuruluyor olacak tabii ki, hem heteroseksizm meselesine hem de cinsiyetçilik meselesine benzer karşımıza çıkabilecek durumlara karşı. Henüz şöyle yaptırımları vardır diyemeyiz ancak yaptırımlar olacaktır. Örneğin, kurulun içerisinde şimdiden karşı karşıya kaldığı durumu daha iyi tahlil edebilmesi açısından da daha önceki parti deneyimlerimizle kadın ağırlıklı ekip kurmayı düşünüyorduk. 7 üyesi varsa 4'ü mutlaka kadın olmalı diyorduk. Bugün bunu tartışırken mutlaka içerisinde LGBT birey olmalı diyoruz. Yani sorunu derinlemesine yaşayan birinin neyle karşı karşıya olunduğunu daha doğru kavrayacağını ve kavratacağını düşünüyoruz.

Bunun yaptırımları konusunda şu an için ayrıntılı bir kılavuzumuz yok. Ama bunun oluşması gerekiyor tabii ki. Ama nasıl cinsiyetçilik, şovenizm, sınıf düşmanlığı, gerontokrasi parti içerisinde normal idare edilir görülmüyorsa homofobi ve heteroseksizm de bu noktada normal karşılanmamakla birlikte, üzerinden atlanabilir, sonraya bırakılabilir bir şey değildir. Ve bu konuda çok açık, biraz cüretkar olmadan, kimi kayıpları göze almadan da köklü dönüşümleri yaratmanın imkanı olmadığının da farkındayız. Misal, eşit cinsiyet kotası uyguluyoruz kurulları oluştururken. Bir çok ilimizden bize "Bizim %50 kotasını uygulayabileceğimiz kadın arkadaşımız yok" diyorlar kurulları oluşturmak için. O konuda çok açık hedef koyduk. 1. Olağan kongreye kadar bütün iller bunu oluşturmak zorunda. Oluşturmayan ilin yönetimini düşüreceğiz. Eğer bu sorun bizim yalnızca program metinlerimizde kitabi olarak yazdığımız güzel metinler olarak kalmayacaksa, hayata yansıtacaksak, bunun farkına varacak kadrolarımız ve kendini sorgulayacak. Yani bu konunun "Kadınlar bunu istemiyor" ile açıklanma dönemi bitti artık. Öyle bir hikaye yok. O bir takım toplumsal koşulların, eşitsiz gelişim koşullarının yarattığı sonuçlardır. Zaten bu meseleye ilişkin ayrı bir mücadele yürütülmesinin sebebi de bizzat bu dezavantajlı duruma pozitif ayrımcılık yaparak, bu durumu ortadan kaldıracak politikalar geliştirerek mevcut dengesizlik anlamına gelen dengeyi bozma hamlesi, o açıdan parti içerisindeki yapılanmaya doğrudan etkisi olacak bu yaklaşımın.

'HETEROSEKSİZM KAPİTALİZMLE SINIRLI DEĞİL'
Son olarak, sosyalizm deneyimleri yaşandı dünyada. Sovyetler var, Küba var. Bu sosyalizm deneyimlerinin LGBT meselesine ilişkin yaklaşımı hakkında bilginiz var mı?


Çok ayrıntılı olarak var desem yalan olur açıkçası. Ama temel olarak Sovyetler Birliği deneyiminin hem kadın meselesinde hem LGBT meselesinde çok iyi bir sınav vermediğini biliyoruz. Heteroseksizm ve homofobinin kapitalizmle sınırlı bir şey olmadığını vurgulamamız gerekiyor. Kapitalizmin, üretim ilişkilerinde konumlandırdığınızda dahi, homfobinin, heteroseksizmin alt yapı-üst yapı ilişkileri kendini muhafaza edebiliyor. Hatta kendine sosyalist diyen bir yapı, üretim araçlarını kolektif mülkiyete çevirmiş bir yapı, bir yandan da üst yapıda heteroseksizmin, homofobinin sorunlarını aynen devralabiliyor.

Sovyetler Birliği deneyiminden baktığımızda, ilk 10 yıl dışında, sonrasında üretilen politikaların önemli bir kısmı cinsiyetçi politikalar. Haksızlık etmeyelim hani, en cinsiyetçi halinde bile kapitalizm ve patriyarkanın uzlaşmasından daha ilerici sonuçlar üretmiş olabilir ama böyle olması hala patriyarkayı üretiyor olmasını ortadan kaldırmıyor. Kutsal annelik meseleleri, Mussolini İtalyası'nda olduğu gibi, Stalin Sovyetleri'nde de var. Bunu görmeden, bununla hesaplaşmadan biz yeni bir sosyalizm kuracağız diyemeyiz. Giydirilmiş 10 bin yıllık cinsiyetçi rollerin aynen üretildiği, başka bağlamlarla, başka düzenlemelerle tekrar tekrar üretildiği bir yapı özgürleştirici olamaz. Şu sadece bizim açımızdan bir retorik değildir. Kadınlar özgür olmadan, erkekler özgür olamaz. Heteroseksizm ortadan kalkmadan hiç kimse özgür olamaz. Bunları sadece retorik olarak söylemiyorsak eğer, bu politikaları dönüştürmemiz gerekiyor.

Çevrimdışı yuksel

  • İleti: 68
Ynt: Solun LGBT ile imtihanı
« Yanıtla #8 : 24 Temmuz 2014, 03:46:28 »
Solun görevi şevkatli bir anne gibi kendisne gelen lgbtleri korumak olmalı cinsel yönelimleri değil fikirleri önemli insanların.