Gönderen Konu: SINIRLARINA DAYANAN KAPİTALİZM  (Okunma sayısı 2742 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3354
SINIRLARINA DAYANAN KAPİTALİZM
« : 16 Eylül 2013, 17:55:58 »
Kapitalizm, doğası gereği ortak akıldan yoksun olduğu için bünyesinde kıyasıya bir rekabet vardır.
Firmalar eldeki pazarı yitirmemek ,bu pazarı rakiplerine kaptırmamak için,emeğin üretkenliğini arttırmak adına sabit sermayeyi arttırma yoluna giderler.
Ancak ;sabit sermayenin artışı,emeğin üretkenliğinin artışından daha fazladır.
Bu nedenle de sabit sermayenin artışı,artı değerin artış oranından daha yüksektir.
Bu durumda kar oranlarında düşme kaçınılmazdır.

Kar oranları , Artı Değer'in Toplam sermayeye oranıdır.
Toplam sermaye;  Sabit +Değişken Sermaye'den oluşur.
Kar Oranları= Artı Değer/Toplam Sermaye(Sabit Sermaye+Değişken Sermaye)

Yani yukardaki denklemde paydada yer alan toplam sermayeyi küçültme yoluna giderler.
Oysa; Toplam Sermaye içersindeki Sabit Sermaye'yi,emeğin üretkenliğini arttırmak için fazlalaştıracağından onun yerine Toplam Sermaye'nin diğer bir parçası olan Değişken Sermaye'yi azaltmak zorundadır.
Değişken Sermaye;Sermaye'nin üretim sürecine emek gücü olarak giren ve bu süreçte kendi değerine eşit  ve ilave bir değer, artık değer yaratan bölümü.
Artı Değer;Sermaye tarafından,karşılığı ödenmemiş,gasp edilmiş değer.
Bu tanımlardan sonra ,görüldüğü gibi kapitalistler bu olumsuzluğu gidermek için işçi ücretleri ve işçilere sağladıkları sosyal haklarda kısıntıya giderler.

Üretimde ortaya çıkan artı değer,ancak pazarda realize olur.
Ücretleri ve sosyal hakları kısılan çalışanlar ,aslında pazarda artı değeri realize eden unsurlardır.
Pazarda alım gücünün bu bağlamda düşmesi,eksik tüketime neden olur.

Oysa; sistem, varlığını sürdürebilmesi için sürekli üretmek zorundadır.
Eksik tüketimi gidermenin yolu da alım gücünü arttırmaktır.
Alım gücünün artması demek çalışanların ücretlerinin artması demektir.
Bu durum ise yeniden toplam sermayenin artmasını ve dolayısıyla kar oranlarında düşmeyi sağlayacaktır.

Yani tam bir çıkmaz söz konusu!
Kapitalist, bu durumda  çalışanların ücretlerini arttırmak yerine, onları borçlandırarak piyasada hareket sağlayarak,ekonomiyi canlandırmak ister.
Kredi Kartlarının,bireysel kredilerin,tüketici kredilerinin ortaya çıkış nedeni budur.

Ancak çalışanlar alacak ile borçlarını dengeleyemedikleri için(ücretlerindeki düşüş nedeniyle) bu borç gittikçe artar ve bir müddet sonra ödeyemez hale gelirler.
Krediyi veren bankalar,yasa gereği tüketicinin mallarına el koyar.
Ancak el koyduklarını değerinde satamadıkları için el koydukları mallar atıl olarak ellerinde kalır.
ABD deki Mortgage krizinin aslı budur.

İşte bu çıkmazdan "çıkış" yolu olarak Kapitalizm kendince bir yol bulmuştur; ancak bu yolda aslında bir "çıkış" değil bir yanılsamadır ve onun içine düştüğü bunalımın daha da artmasına neden olmuştur ve yeni bir kriz yaratmıştır.

Kapitalizm'in sınırlarına gelip dayanmış olması,Komünizmin maddi öncüllerinin de Kapitalizm içersinde ne denli olgunlaştığının göstergesidir.
Ancak bu nesnelliğe müdahale edecek öznenin bugünün verili koşullarında olmaması,önümüzdeki yıllarda da pek çok krize tanık olacağımızı bize göstermektedir.
Tabii ki bu krizlerin derinlikleriyle ve artış oranlarıyla koşut aynı oranda baskı ve zulmün de artacağı kaçınılmaz bir gerçekliktir.
veda
« Son Düzenleme: 16 Eylül 2013, 18:43:56 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1815
Ynt: SINIRLARINA DAYANAN KAPİTALİZM
« Yanıtla #1 : 17 Eylül 2013, 22:25:11 »
1930 Büyük Buhran'dan sonra en şiddetli yaşanan ekonomik kriz .

Bu kriz ,krediye endekslenmiş kapitalist sistemin sonunun geldiğini gösteriyor ; çünkü GSMH dünya bazında sanıyorum 50 trilyon gibi bir rakama ulaştı ( 6-7 sene önce yaklaşık 36 trilyon olduğu biliniyor) ve bu rakamın yarısı sadece ,sistemi ağababası ABD 'ye ait ise demek ki vay dünyanın başına gelenlere ...Öyle ya , ABD dolarına endekslenmiş bir dünya piyasası var ve sistemin merkezinde meydana gelen bir arıza küreselleşme nedenli tüm insanlığı etkileyecektir.

 Beni etkilemez, teğet-meğet deyip ,geometrik göndermelere kapalıdır bu sistem !

Sermayenin , ucuz emeklere doğru yola çıktığı /dolaştığı  sistem nedenli birbiri içine geçmiş halkalar görünümündeki ekonomi ,halkalardan birindeki kopmasıyla  tabii ki  felç olacaktır.

Enflasyon,resesyon , işsizlik vb. faktörler giderek artmakta,çoğalmakta ve bu durum işsiz kalan işçinin ürettiklerinin satılmamasını doğurmakta ve firmalar hatta giderek bankalar,holdingler iflas masalarına düşmekte ler ... Hiç de Sarı İflas taktiğine benzemiyor değil mi egemenler, gerçek iflaslar sizi de bu konuda yalan söylememeye götürdü ya, hani dersiniz ya her musibette bir hayır vardır  ,alın size HAYIR ,tepe tepe kullanın !

Bu konuda çok yazdık,yazıldı demeden sürekli yazılacak ve yazacağız. Çünkü biliyoruz ki her canlının baş belası kapitalizm denen  bu çok kollu ahtopottur.Savaşların ,talanların ,yıkımların,ekolojik dengenin alt-üst olmasının vb .....

Kapitalizm,emperyalizm, faşizm...: Faşizmin ; çok kolay kılık değiştirdiğini, zamanı çok iyi kullandığını, kar uykusu giibi ağır ağır üstümüze çöktüğünü, insanları dönüştürüp onurlarını yok ettiğini ,herşeye baş sallayan bireytler oluşturduğunu UNUTMAYALIM ki  tam boğazımıza yapışırken  "NE OLUYOR " deme durumuna düşmeyelim .

Yazıyı ,nerdeyse iki asır önce kapitalizmi çok doğru biçimde yorumlamış  olan Karl Marks'a  dönerek sonlandıralım .


“Kredi sisteminin, aşırı-üretimin ve ticarette aşırı-spekülasyonun ana manivelaları gibi görünmesinin biricik nedeni, doğası gereği esnek olan yeniden-üretim sürecinin burada son sınırlarına kadar zorlanmasıdır ve bu zorlamaya da, toplumsal sermayenin büyük bir kısmının, bunun sahibi olmayan ve dolayısıyla işleri, bizzat kendi işini yürüttüğü zaman kendi malı olan sermayesinin sınırlarını dikkatle ölçüp biçtiği halde şimdi bambaşka bir biçimde ele alan kimseler tarafından kullanılması yol açar. Bu yalnızca şu olguyu gözler önüne serer ki, kapitalist üretimin çelişkili niteliğine dayanan sermayenin kendi kendisini genişletmesi, ancak belli bir noktaya kadar gerçek serbest bir gelişmeye izin verir ve böylece, aslında, sürekli olarak kredi sistemi ile yıkılması ve kopartılması gereken kaçınılmaz engeller ve bağlar yaratır. Dolayısıyla, kredi sistemi, üretken güçlerin maddi gelişmelerini ve bir dünya-piyasası kurulmasını hızlandırmaktadır. Yeni üretim tarzının bu maddi temellerini böyle bir yetkinlik derecesinde yükseltmek, kapitalist üretim sisteminin tarihsel bir görevidir. Aynı zamanda, kredi, bu çelişkinin şiddetli patlamalarını-bunalımları hızlandırır ve böylece eski üretim biçimini çözüp dağıtacak öğeleri oluşturur…”


“Genel olarak kronik bir aşırı-üretim, düşük fiyatlar, düşen ve hatta büsbütün yok olan karlar; kısacası, göklere çıkartılan rekabet özgürlüğü, artık sabrın son noktasına ulaşmıştır ve kendi apaçık, rezilce iflasını kendi ağzıyla ilan etmek zorundadır. Ve bu, her ülkede belli bir alandaki büyük sanayicilerin, üretimi düzenlenmesi için kartel halinde birleşmesi yoluyla yer alır… Bazen İngiliz ve Alman demir sanayilerinde olduğu gibi uluslararası karteller bile kurulmuştur… Bu, üretimin ölçeğinin olanak verdiği bazı sanayi kollarında, bu sanayi kollarındaki tüm üretimin tek bir yönetim altında, tek bir büyük anonim şirket halinde toplanmasına yol açar. Amerika’da bu tekrar tekrar denenmiştir. Avrupa’da bugüne kadar bunun en büyük örneği, bütün İngiliz alkali üretimini tek bir firmanın elinde toplayan United Alkali Trust’tür.”

FAŞİZM VE KÜRESEL EKONOMİK KRİZ
http://solplatform.biz/index.php/topic,1477.0.html

AVRUPA,ORTADOĞU ve ASYA DERKEN DÜNYA
http://solplatform.biz/index.php/topic,1599.msg4062.html#msg4062

UMARSIZ KAPİTALİZMİN İFLASI 
http://solplatform.biz/index.php/topic,2049.0.html

ZOMBİ KAPİTALİZMİN SEMPTOMLARI
http://solplatform.biz/index.php/topic,2062.0.html

KAPİTALİZM ve İNSAN ve DÜNYA
http://solplatform.biz/index.php/topic,777.0.html
« Son Düzenleme: 17 Eylül 2013, 23:01:19 Gönderen: Ekim »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1815
Ynt: SINIRLARINA DAYANAN KAPİTALİZM
« Yanıtla #2 : 23 Eylül 2013, 21:50:27 »
Bankacılık sistemine trilyonlarca dolar pompalama ile FED yönetimi ekonomik eşitsizliği kör parmağım gözüne misali halklara giydirdi yine.

Maliye Politikası yerine Para Politikasını gündemde tutmakla 2008 'den beri var olan krizde şirket karları % 40-50 arasında artış göstermişse bu politikaların özellikle Para Politikasının  neye,kimlere yaradığı gün gibi ortadadır.

Para Politikasıyla ortaya çıkmak, zımni olarak  kapitalizmin giderek daha da zayıfladığının bir göstergesi. Gerçek nedenlere eğilme cesareti gösteremeyen egemen ,aldığı kararlarla var olan çelişkileri daha da derinleştirmiştir; bu sübvanselerle yani yaratılan taze parayla finansal piyasaların ihtiyaçlarının karşılanmasının yanında diğer çok önemli bir faktör de  sözde gelişmekte olan   Hindistan, Endonezya , Türkiye , Güney Afrika ve Brezilya 'nın kaygı verici ekonomik durumlarıdır.

Kapitalizmin ;kıyısında durduğu mali uçurumun gittikçe yükselmesi sonucu, tahvil alımlarına devam kararıyla, piyasadan alınacak hazine tahvilleri sayesinde bankaların ellerine hatırı sayılır  miktarda likit  geçecek  ve bu likidite artışı da talep eğrisini yükseltecek , para satışı hızlanacak (kredi), ekonominin biti kanlanacak !   Ama bu Para Politikaları ,kapitalizmi geçici de olsa rahatlatmaya yetmeyecek ; bu nedenle   Maliye Politikalarına da gereksimi olacak yani yeni vergi düzenlemeleri ve genel bütçeyle oynamaları gerekecek. Kısaca oyna dur; kötü gidişatı önlemek mümkün değil. 

FED 'in tahvil satın alması  asla itfa(iç borç geri ödemesi) anlamına gelmez ; sadece tahvilleri alarak piyasaya nakit sürüyor. Tahvillerin ödeme zamanı geldiğinde bedeli,  satın alına kişi veya kurumlar değil Merkez Bankası alacaktır .Yani al gülüm ,ver gülüm ...Özetle kapitalizmin  sonunun  biraz daha geciktirilmesi,geriye atılması...Daha da özeti; parayı verenin (ABD ) düdüğü ne kadar süreyle çalabileceği!

Nereye kadar Para Politikasının genişletici etkisinden geçici de olsa faydalanacak sistem; işsizlik oranıyla çok yakından ilgili olan para politikasının daraltıcı fonksiyonu çalıştırıldığında ne olacak ; o sözüm ona gelişmekte olan ekonomiler için yandı gülüm keten helva durumları ...

FED'in tahvil alımları nedenli  küresel sermaye yukarda sayılan ülkelere akacak ( sıcak para) ,bu akma sonra ABD 'ye dönecek ,enflasyon alıp başını gidecek .Ve bir gümleme sesi...

Sonuçta; doluya da ,boşa da koysa olmuyor -olmayacak !

Engels'in  , seneler -seneler önce dediği gün gelip çatmıştır. Ne demişti : "Büyük karar günü,halkların kavga günü yaklaşıyor ve zafer halkların olacaktır !"
« Son Düzenleme: 23 Eylül 2013, 21:59:17 Gönderen: Ekim »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1815
Ynt: SINIRLARINA DAYANAN KAPİTALİZM
« Yanıtla #3 : 26 Eylül 2013, 23:04:49 »

Bugün okumaya katlandığım bir yazı üzerine yukardaki yazıların devamı anlamında olsun diyerek başlayalım :

Bazıları , küresel boyuttaki krizden ; kapitalizmin kemer sıkma ,sosyal haklardan kesintiler, bankalara likidite pompalamak  vb. yöntemlerle üretici güçleri büyük oranda tahrip ederek  çıkılacağını sanıyorlar ve bu konudaki analizlerinin (!) doğru çıktığını dile getiriyorlar. Umudunuz mu var/vardı  kapitalizmin düze çıkacağından ?

 Kapitalizmin tükendiğini, denenmedik yöntem kalmadığından çıkar yolu kalmadığını ,kendi işleyiş yasalarından kaynaklı krizler nedenli  burjuvazi dahi Marks'ın kapitalizmi eleştirisindeki haklılığı yüksek sesle telafuz ediyor.

Kriz faturalarının emekçi halka çıkarılmasıyla ilgili olarak kürsel anlamda  direnişlerin başladığını ve giderek yükseliş trendine girdiğini söyleyenler  bu yükselişin başını da öğrenci ve işçi kesimiyle birlikte Arap Devrimleri (  !)  'nin çektiğini söyleyip duruyorlar. Arap Devrimleri  ! Tunus,Mısır, Libya ... Şimdi de bu söyleme Suriye Devrimi (!) ' ni eklediler. 

Mülkiyet ilişkisi tamamen tersine döndü , sermaye-emek düzleminde iktidar  emekten yana el değiştirdi ,devrim/devrimler oldu ve bizim haberimiz yok ! 

 Tunus'ta Ennahda, Mısır'da Müslüman Kardeşler'in iktidara gelmesiyle mi uyandınız ?  Sözüm ona seçimler sürecinde  kendi söylemleriyle devrimci talepleri sahiplenenlerin asıl yüzünü iktidara geldiklerinde mi  gördünüz !

Gelelim AB cephesine ; krizin merkezi AB değil ; tüm dünya , önce bunu kabullenelim . Çünkü, dünya ABD dolarına endekslenmiş, FED' in kararlarını ağzı açık biçimde bekliyor ve para mı maliye politikasıyla mı karşımıza çıkacak diye melül melül beklerken , tüm bu kararlardan sadece AB'  nin etkilenmesi dolayısıyla krizi merkezinin Kara Avrupa'sı olacağı söylemi nedir?

Kurtarma paketleriyle başbaşa bırakılmış ülkelerdeki asıl amacın bu ülke ekonomilerini kurtarmak değil de bankalara olan borcun ödenmesi şeklinde ifade edildiği  söz konusu yazıda demek ki amaç ülke ekonomilerini kurtarmak gibi bir seçeneğin kapitalizmde var olduğu söylenmiş oluyor.  Yanlış mı yorumluyorum ,hayır ! Çünkü malumun  mefhumu bu şekilde mantık yürütülmesini emrediyor.

Krizin ,AB 'nin niteliğini ortaya koyduğunu söyleyenlere ne denilebilir ?  Kara Avrupası ve dahi diğer Avrupa ülkelerinin kapitalizmin savunucusu, uygulayıcısı , vurucu gücü olduğu ayırdına krizle mi vardınız ?

Kapitalist sistem , 1970 'li yıllardan bu yana çamur deryasında debeleniyor; bugün aldıkları karardan  ertesi gün vazgeçerek krizi daha da büyütüyorlar. Evet bir yerde hata var ama hatayı yeni bir hatayla ortadan kaldırmaya kalkarsanız, olay arap saçına döner ve işin içinden çıkamazsınız.

Emekçi halklar için çözümü kapitalist sistem yaratamaz; çözüm bizde,işçi sınıfında . Siyasi ve ekonomik anlamda öncü parti ve kurumlara enternasyonalizm için ileri diyoruz.
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.