SOLPLATFORM INTERNATIONAL > Kurdi

Jin Jiyan Azadi ya da yasaklar

(1/1)

Vurgun:
Melodik bir tını dudaktan çıktığında nasıl sarıyorsa bu üç kelime kulağı, yüreği, ruhu öyle sarıyor .Öyle yumuşak, öyle ferahlatıcı ve öyle çok birbirinin olmazsa olmazı gibi geliyor insana. Birini söylediğinizde diğerini de söylemiş, diğerine de ulaşmış oluyorsunuz sanki.
Birlikte kullanılırken birbirine aynı kökten bakmanın tanışıklığını taa içerden duyumsatıyorlar.


Jin jiyan azadî !

Siz de deneyin, sözlerin melodik uyumunun ruhunuza verdiği huzuru hissedeceksiniz. Bu sözlerin sadece melodik bir uyum değil, muhteşem bir anlam tamamlaması yarattığını, biri varken diğeri yoksa anlamın havada kaldığını farkedeceksiniz.

Deneyin; Jin jiyan azadî !

Jin Kürtçede kadın demek, aynı zamanda yaşam, yani jiyan. Aynı kelimede hem kadını, hem yaşamı anlatan kaç dünya dili kaldı sanki elimizde?

Jin yani Jiyan!

Kadın derken, yaşam, yaşam derken kadın diyen ve kadını hayatın özüne oturtan bu ikiliye sonyıllarda Kürt kadınları birde 'azadi'yi eklediler. Kadın derken yaşam, yaşam derken özgürlüğü kastettiklerini anlattılar.

Yıllardır meydanlar Kürt kadınlarının bu melodik tanımına, bu üçü de birbiri olan anlam buluşmasına ev sahipliği yaptı. Kadına kalkan her elde, meydanlar o elin Jiyan'a yani yaşama kaldırılmış olduğunu, Jiyan'ın yani yaşamın ancak özgürlükle tanımlanabileceğini, kadının özgürlük olduğunu hatırlatan çığlıklarla doldu.

Her kadın katliamında kadını öldüren yaşamı öldürür, yaşamı öldüren özgürlüğü öldürür demek için meydanlarda kadınlar 'Jin, Jiyan, Azadi' diye haykırdı.

İşte bu 8 Mart'ta ne yazık ki kadınlar kadın yaşamdır, yaşam ise özgürlüktür, yani 'Jin Jiyan, Azadi' diyemiyor. Bu üçlü anlamın gücü belli ki birilerini korkutuyor

Çünkü 'Jin, Jiyan, Azadi' bu yıl yasaklandı

Hem de eril sistemin yasaklarından, duvarlarından, geleneklerinden, kendini 'şeyleştiren' zihniyetinden azade olmak için kadınların meydanlara çıktıkları gün yasaklandı.

Yani eril sistem yine 'gereğini' yaptı.

Kürt kadınları bu yıl kendileri için devrimsel bir sıçrama yaratacak büyük bir itiraz eylemi ve kampanyası da geliştiriyorlar. Kadını 'mülk' sayan, kadını erkeğin malı sayan ve bu anlayış nedeni ile kadına şiddeti, ölümü reva gören geleneksel anlayışa karşı bu yıl Kürt kadınları büyük bir karşı koyuş başlattılar.

Bu nedenle kampanyalarının adına 'Em Jin in, ne namusa tu kesî ne, namusa me azadî ya me ye', yani 'Biz kadınız, Kimsenin namusu değiliz, namusumuz özgürlüğümüzdür' dediler.

Dünya kadınlarını kasıp kavuran ve kadını mülkleştiren namus anlayışına cesur bir karşı koyuş süreci başlattılar.

Bu nedenle 8 Mart'ı bu büyük toplumsal dönüşüm çabalarına adadılar.

Ama belli ki eril iktidarın değerli efendileri kadının 'namus' yani 'mülk' kalmasını, özgürlüğün kadından uzak durmasını buyuruyorlar.

İşte bu yüzden Kürt kadınlarına 'Em Jin in, ne namusa tu kesî ne, namusa me azadî ya me ye' sözünü yasakladılar. Sadece bu da değil, bu yıl 'Biji 8 Adare' de diyemeyecek Kürt kadınları meydanlarda...

Evet yanlış duymadınız, Kürt kadınlarına kendi dillerinde ki özgürlük çağrılarını tek tek yasakladılar...

Türkiye eril sistemi Kürt kadınlarına kendilerini hatırlattılar.

Bugün kaybolmaya direnmiş tüm kimliklerin, dillerin, kültürlerin müsebbibi saydığı kadından, varettiklerini yasaklayarak intikam alıyorlar.

Bir 8 Mart'ta egemen sistem Kürt kadınlarından sözlerini, söylemlerini, dillerini alarak 'erilliğinin gereğini' yapıyor. Başbakanı'nın kitlelere Kürtçe seslendiği, devletin Kürtçe bir televizyon kurduğu, 'Kürtçe baharı' nın yaşandığının sanıldığı bir dönemde kadına dilini yasaklıyor. 'Özgür Kürtçe'nin samimiyet sınavında AKP'ye evet DTP'ye yasak, Türk'e hak, Kürt'e yasak diyen zihniyet, 8 Mart arefesinde Kürtçenin kadına da yasak olduğunu hatırlatıyor.

Kadının payına bu 8 Mart'ta, yasaklara karşı kadın gücünün nelere kadir olduğunu göstermek düşüyor...

8 Martımız kutlu olsun!

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git