Gönderen Konu: Günümüz Dünya İktisadi Bunalımı  (Okunma sayısı 2130 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
Günümüz Dünya İktisadi Bunalımı
« : 01 Aralık 2013, 15:30:50 »
"Kar kapitalist sistemin kalbidir " der Pakistan asıllı Marksist İktisatçı Anwar Shaikh ve devam eder; Kar Kapitalist Sistemin kalp atışıdır,kar oranının düşüş eğilimi doğuştan gelen kalp hastalığı,bunalım ise kalp krizidir.

Günümüzdeki Kapitalizm'in içersine düştüğü bunalım bundan daha özlü ve doğru açıklanabilirmi!
Daha önce Kapitalizm'in girdiği bunalımların temel nedeninin kar oranlarındaki düşme eğilimi olduğunu,bu eğilimin sistemin yapısından kaynaklandığını belirten yazılar yazmıştık.
Anwar Shaikh'in bu konudaki makalesini sizlerle paylaşmak isterdim ancak yazının pdf sini bulamadığım,şimdilik makalede önemli gördüğüm yerleri sizlerle paylaşacağım.

Yazara göre Kapitalistler daha çok kar elde etmek için iki cephede mücadele ederler.
Emek cephesinde işçilere karşı,pazar cephesinde ise diğer kapitalistlere karşı.

Kapitalistin karının artması için işçinin mesai saatinin uzun olması yani artı değere yol açan artık emek zamanının uzaması gerekir.
Bu nedenle de Kapitalist işçileri daha uzun çalıştırabilmek için onlar üzerinde zoru da içeren çeşitli "ikna" yöntemleri uygular.
Ancak gün 24 saat olduğuna göre ve işçinin verimli çalışabilmesi için yemeye çok azda olsa dinlenmeye ve uyumaya ihtiyacı varsa,çalışma saatlerinin uzatılmasınında bir sınırı vardır.

Bu nedenle kapitalist emeğin üretkenliğini arttıracak,makinalara,araç ve gereçlere yatırım yaparak,sabit sermayeyi yükseltir.
Emeğin üretkenliğinin arttırılması yolu aynı zamanda Kapitalistin pazar cephesinde diğer Kapitalistlere karşı mücadelesinde de kendisine yardımcı olur.
Pazarda etkin olan üretilen ürünün maliyetinin,rekabet nedeniyle olabildiğince düşük olmasıdır.

Bundan sonrasını Yazardan dinleyelim;

"Emek sürecinden mümkün olduğu kadar nasiplenmek için emek üretkenliğini arttırmak;pazardan mümkün olduğu kadar nasiplenmek içinde birim maliyetleri düşürmek:kar güdüsünün uygulamada aldığı biçim budur.
Üretkenliğin arttırılmas çabası,her şeyin ötesinde,üretimin makinalaşmasına yol açar.İşçilerin yerini makinalar alır,canlı emeğin yerini ölü emek.İşçi başına düşen sabit sermaye miktarı yükselir.
Ama makinalaşmanın öteki kapitalistlere karşı bir silah olarak kullanılabilmesi için,birim maliyetleride düşürmek gerekir.Burada da can simidi yine sabit sermayedir.Daha büyük ölçekte fabrika ve techizat,başlangıç yatırımı açısından birim ürün başına daha büyük miktarda sabit sermayenin bağlanması anlamına gelir.Ama birim ürün başına daha düşük işletme maliyetini olanaklı kılan da tam budur.Yüksek sabit maliyetin ödülü düşük değişken maliyettir- tabii birim ürün başına toplam maliyetin düşmesi koşuluyla.Bu üretimin Sermayeleşmesi sürecidir.
"Ancak burada bir tuzak yatmaktadır.Daha ileri,sermaye-yoğun üretim yöntemleri daha yüksek kar marjları sağlar ama,eğilim olarak,bu yöntemlerle elde edilen kar oranları daha düşüktür.
Kar Marjı,birim üretim başına kardır;oysa,kar oranı yatırılmış birim sermaye başına düşen karla belirlenir.
İkisinin biribirine oranlanması bize birim ürün başına yatırılmış sermaye miktarını verir.


Aslında makale çok daha uzun.
Biz sadece bir kısmını alıntılamak zorunda kaldık.

Yazıyı en baştada aldığımız yazarın o özlü saptamasıyla bitirelim.
"Kar kapitalist sistemin kalbidir " der Pakistan asıllı Marksist İktisatçı Anwar Shaikh ve devam eder; Kar Kapitalist Sistemin kalp atışıdır,kar oranının düşüş eğilimi doğuştan gelen kalp hastalığı,bunalım ise kalp krizidir.

veda
« Son Düzenleme: 01 Aralık 2013, 17:44:21 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı Ekim

  • İleti: 1802
Ynt: Günümüz Dünya İktisadi Bunalımı
« Yanıtla #1 : 01 Aralık 2013, 19:05:17 »

Çok da güzel söylemiş , Marksist İktisatçı Anwar Shaikh ; "Kar kapitalist sistemin kalbidir . Kar Kapitalist Sistemin kalp atışıdır,kar oranının düşüş eğilimi doğuştan gelen kalp hastalığı,bunalım ise kalp krizidir."

Önceleri bırakırsak ,2008 yılından bu yana yaşanan gerçekten büyük bunalımdır;   yani yazarın dediği gibi kalp krizi geçirmiştir sistem .

Sermayenin statik değil çalkantılı,dalgalı bir seyir izlediği herkesin malumu. Hal böyle olunca arz/talep sürekli olarak gel-gitler yaşar.Yani kapitalizm, aynen döner bir sahnede oyun sergilenmesi gibidir. (Seneler önce, Cesaret Ana ve Çocukları''nı döner bir sahnede izlemiştim, oradan geldi aklıma , şimdilerde böyle bir sahne oluşumu var mıdır bilmem ) Herşeyi aynı anda görür fakat yakalayamaz- durduramazsınız !

Literatürde yer alan 1930 Büyük Buhranı'ndan sonra 70 'lerde hakim olan Büyük Durgunluk'ta  ( stagflasyon) yani resesyon ile enflasyonun aynı anda görülmesi , hem durgunluk var hem de fiyat eğrisi sürekli yukarı doğru çıkmakta ,artmaktadır. O zamanlarda, bu olayı sadece yüksek enflasyonla kapama yoluna gitti sistem, ama büyük çöküşleri de önleyemedi  de sistemin içsel gelişimlerinin özellikleri nedenli oluşan   finans kapital  ( banka ve sanayi sermayelerinin içiçe geçmesi,birleşmesi )ve borsalar da bu krizden büyük oranda payını aldı.

Sistem adına yapılan makyajlardan biri ve belki de en önemlisi faiz oranlarını büyük oranda düşürmekti.80 'lerde başlayan bu pompalama ile sözüm ona ekonomi canlanacaktı. Yani kalp krizi geçiren sisteme balon anjiyoplasti uygulanıyor , stent  takılıyordu ama tıpta bu işlemlerle kalp nasıl sıfırlanmıyor ve yüksek risk taşıma devam ediyorsa kapitalizm de böyle birşey. Kendi içinde barındırdığı dinamikler sonucu stend vs. kar etmiyor,etmeyecek !

Düşürülen faiz oranları sermayenin küreselleşmesine katkıda bulunmuş ama borç muazzam bir şekilde artmıştı; çünkü kredi almak hiç bu kadar kolaylaşmamıştı. Sistem kendi yasalarını ,genel kabul görmüş kurallarını dahi bir yana bırakmıştı; yeter ki gün dönsün ! Ama çok geçmedi duvara toslamaları  çok şiddetli oldu;  mortgage  ,tüm tüketici kredileri vb...

Kısaca, kar güdüsü kapitalizmin çekirdeğini oluşturuyor  ,ara sıra kabuk değiştiriyorlar ama öz aynı ! diyelim ve devam etmek üzere burada noktalayalım .
« Son Düzenleme: 01 Aralık 2013, 20:01:00 Gönderen: Ekim »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.