Gönderen Konu: KRONSTADT GERÇEĞİ  (Okunma sayısı 8836 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1803
KRONSTADT GERÇEĞİ
« : 05 Aralık 2013, 21:12:54 »
Donanma üssü Kronstadt’da bulunan askerler  Mart 1921 'de neden  iktidara karşı ayaklandılar ? Neden görüşmeler sonucunda bu ayaklanma bastırılamadı?

Kronstadt işçileri  ve denizcileri nelere karşı çıkmıştı ? Bu ayaklanmanın  temelinde, yukarıdan/aşağıdan sosyalizm olguları ne derece rol oynamıştı ? Yoksa , sadece ; Anarşistlerin   , köylülerin memnuniyetsizliklerini (!) Bolşeviklere karşı kullanması mıydı ? Sanayi proletaryası bu ayaklanmanın neresindeydi ?

Karşı-devrimci unsurlar ne kadar etkendi ? Devrimin önderlerini , içinde bulundukları/ bulunulan dönemin nesnel nedenlerini anlamaya çalışmadan acımasızca eleştiren Anarşistler , sadece  küçük-burjuva nihilist bir düşünceye mi kapılmışlardı ?  vb.  .......diyelim ve

Şimdi  , Kronstadt Ayaklanmasına neden olan talepler nelerdi  ,bunlara bir bakalım  ve irdeleyelim :


"Petrograd'daki durumu incelemek üzere gemi murettebatının  genel toplantısı sonucunda gönderilen temsilcilerin -hazırladığı- raporunu dinledikten sonra, şunları talep ediyoruz;

1. Mevcut sovyetlerin işçi ve köylülerin iradesini yansıtmadığı gerçeğinden hareketle, tüm işçi ve köylülere yönelik propagandanın serbestçe olacağı, gizli oylama ile yapıacak olan yeni bir seçimin derhal düzenlenmesini.

2. İşçi ve köylülere, anarşist ve sol sosyalist partilere konuşma [propaganda yapma] ve basın özgürlüğünün tanınmasını.

3. Sendikalar ve köylü örgütlerinin toplanma [örgütlenme] özgürlüğünün güvence altına alınmasını.

4. 10 mart 1921'den daha geç olmamak üzere, Petrograd, Kronstad ve Petrograd eyaletinin denizcileri, kızıl ordu askerleri ve işçilerini [kapsayan], parti dışı [parti kontrolu dışında olan] bir konferansin duünlenmesini.

5. Sosyalist partilerden [olan] tüm siyasi tutukluların ve yine işçi ve köylü hareketleri ile ilişkili olarak tutuklanan işçi, köylü, asker ve denizcilerin serbest bırakılmasını.

6. Hapishanelerde ve toplama kamplarındaki tutukluların [hukuki] durumlarını yeniden değerlendirecek bir komisyonun seçilmesini.

7. Tüm siyasi seksiyonlar lağvedilmelidir, çünkü hicbir partiye kendi fikirlerinin propagandasını yapmakta özel ayrıcalıklar tanınmamali ve bu gibi amaçlara yönelik olarak devletten mali destek sağlanmamalidir. Bunun yerine, yerel olarak seçilen ve devletçe finanse edilen kültürel ve eğitsel komisyonların kurulmasını.

8. Tüm yol blokaj müfrezelerinin dağıtılmasını.

9. Sağlığa zararlı işkollarında çalışanlar hariç olmak üzere, tüm çalışan insanların tayınlarının [karne ile verilen gıda, yiyecek vb. miktarı] eşitlenmesini.

10. Ordunun tüm birimlerindeki komünist müfrezelerin ve yine fabrikalarda ve işyerlerinde görevlendirilen komünist muhafızların lağvedilmesini. Egğr bu tip muhafız birlikleri gerekirse, bunlar orduda askerler tarafından; ve fabrika ve işyerlerinde ise işçilerin istekleri doğrultusunda seçilmelidirler.

11. Kendi geçimlerini sağlamak, yani ücretli emek çalıstırmamaları koşulu ile; köylülere toprak ve hayvanlar üzerinde tam işle[t]me hakkının [serbestliğinin] tanınması.

12. Tüm ordu birimlerindeki ve askeri okullardaki yoldaşlarımızın önergemizi onaylaması çağrısının yapılmasını.

13. Basının  önergemizi yaygın bir şekilde halka duyurmasını.

14. Seyyar [işçi] denetim bürolarının oluşturulmasını.

15. Kendi emeğini kullanan zanaatkar üretimine izin verilmesini."

Pertichenko, Donanma Toplantisi Baskani
Perepelkin, Sekreter.
















« Son Düzenleme: 05 Aralık 2013, 23:22:03 Gönderen: Ekim »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1803
Ynt: KRONSTADT GERÇEĞİ
« Yanıtla #1 : 06 Aralık 2013, 00:09:12 »
Dışardaki emperyal güçler ,içerdeki burjuva kalıntıları nedenli geleceği tehlikede olan sosyalist bir devrimi nesnel gerçekleri görmeden eleştirmek kolay. İşçi sınıfı iktidarının ilk başarılı örneğini teşkil eden  Ekim 1917  ,kapitalizm sayesinde ilk adımlarında engelle karşılaştı ,böylesine karşı-devrim nüvelerinin olgunlaştırılmaya  çalışıldığı bir dönemde Bolşeviklerin sert önlemler almasından daha normal ne olabilirdi. Buyrun gelin mi diyeceklerdi ?

 İsyanı bastırmak ,trajik bir zorunluluktu. Devrim için mücadele edilecek, Devrim boğdurulmayacaktı !

Düşük bir ekonomik temel üzerinde yükselmeye çalışan ve emperyalizm tarafından çevrili bir Devrim elbetteki birçok zorluğu beraberinde getirecekti.

Bizler biliyoruz ki ,  devrimler ; toplumların sınıflı yapıları gereği her zaman karşı-devrim tehlikesini barındırılar.

Ekonomik problemler nedenli tekrar göreve çağrılan burjuvazinin uzman bürokratları  Bolşevik Devrimi kahramanlarına cidden büyük direnç göstermişlerdir. Yani eski olan yeninin  içine doğru yol almak istemişti. Evet, Ekim Devrimi bir başarıydı ama onun , dışardaki proletaryanın devrimci desteğine gereksinimi yadsınamazdı. Lenin bu nedenle şu açıklamayı yapıyordu:


"Parti programımız … devletimizin bürokratik çarpılmaya uğramış bir işçi devleti olduğunu gösteriyor. … Şu an öyle bir devletimiz var ki, bir yandan kitlesel olarak örgütlenmiş proletaryanın kendisini ondan koruması gerekiyor, öte yandan, bizler, kendi payımıza, bu işçi örgütlerini, işçileri kendi devletlerinden korumak ve onların devletimizi korumasını sağlamak için kullanmak zorundayız." ( Lenin,  Seçme Eserler, c.9, s.33 )

Devrim'in ilk zamanları zor koşullar altında geçmekte iken anarşistlerin karşı-devrimcilerle birlikteliği onların meşrebine aykırı bir tutum değildi elbet. Aynen Lenin'in dediği gibi:

"Yorgunluk ve tükeniş belirli bir ruh hali yaratır ve bazen çaresizlik doğurur. Her zamanki gibi bu eğilim devrimci unsurlar arasında anarşizmi besler. … Küçük-burjuvazi, son birkaç yılın çok ağır geçmesi nedeniyle kriz içinde debeleniyor … Küçük-burjuvazideki karışıklık ve kararsızlığın buradan kaynaklandığını bilen kapitalist düşman, bu yüzden, “Bütün gereken birazcık itmek, sonrası bir çığ gibi büyüyecek” demektedir."( Lenin, Kronstadt içinde, s.53 )

Anarşistlerin dediği gibi kendiliğinden oluşan bir ayaklanma değil ,bizzat işin başından beri onların (anarşistler) yönetiminde,yönlendirmesinde gelişen bu isyan Bolşeviklerin dışlanma isteminden başka birşey değildi ve tabii ki karşı-devrimci bir niteliğe sahipti çünkü  resmen tarımda serbest pazar oluşumunu öngörüyor ve tabii ki henüz tamamlanmamış toplumsal devrim nedenli köylü toplumunun da desteğini alıyordu.

Lenin , bu konuda yani Sosyal Devrim'in köylü kesimle anlaşarak kurtarılabileceğini biliyordu. Marksist öğreti de bunu öğütlüyordu zaten :


"… iktidara geçtiğimizde, büyük toprak sahipleri için yapmak zorunda kalacağımız gibi, küçük köylüler için (karşılığını ister ödeyerek, ister ödemeyerek) zorla kamulaştırmayı aklımızdan bile geçiremeyeceğimiz de bir o kadar açık. Küçük köylü karşısındaki ödevimiz ilkin, onu buna zorlayarak değil, ama örnekler aracıyla buna götürerek, ve toplumun yardımını onun buyruğu altına koyarak, onun bireysel mülkiyetini ve işletmesini, kooperatif işletmeye dönüştürmektir. Ve bu konuda, daha bu günden gözlerine çarpacak üstünlükleri, küçük köylüye belli belirsiz de olsa gösterme araçlarımız eksik değil.

Ve biz kesinlikle küçük köylüden yana olacağız; yazgısını daha katlanılabilir kılmak, eğer aklı yatmışsa kooperatife geçişini kolaylaştırmak, ve hatta eğer aklı yatmamışsa ona kendi küçücük toprak parçasının sahibi olarak düşünme zamanını bırakmak için, elden gelen her şeyi yapacağız."
(Engels, Fransa’da ve Almanya’da Köylü Sorunu )


« Son Düzenleme: 06 Aralık 2013, 00:16:52 Gönderen: Ekim »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
Ynt: KRONSTADT GERÇEĞİ
« Yanıtla #2 : 06 Aralık 2013, 01:08:05 »
Bir olayı,bir olguyu anlayabilmenin yolu o olgu veya olayı,kendi tarihselliğinde,içinde bulunduğu veya yaşandığı koşullarda irdelemekten geçer.
Kronstadt' da böyle bir olaydır.
Eğer Kronstadt'ı içinde bulunduğu zaman ve koşullardan soyutlarsanız ,onu anlamanız mümkün olmaz.

Nedir Kronstadt’ın içinde yer aldığı zaman ve koşullar?
Devrim sonrası yaşanan iç savaş,bu iç savaş nedeniyle nerdeyse iflasın eşiğine gelmiş bir ekonomi,bu iç savaş sırasında yitirilmiş binlerce komünist kadro.
Daha da önemlisi,Emperyalist Güçlerce,bir önceki iç savaştan gücünü kaybederek çıkmış  işçi devletini yıkmak için,içinde Menşevikler ve SR(Sosyalist Devrimci) lerin de yer aldığı yeni bir iç savaşı başlatma çabası.

Ve bu koşullarda kronstadt sovyetinin, işçi devletinin yerine getirmesi için öne sürdüğü koşulların yerine getirilmemesi durumunda yaptığı ayaklanma çağrısı.

Kronstadın arka yüzüne baktığımızda gördüklerimiz; SR ler,bunlarla iş birliği içersinde olan Kara Yüzler ve sonrası Fransızlar ve onların Beyaz muhafızlarla olan ilişkileri ve bu ilişkilerin Kronstad ayaklanması sürecindeki etkin rolü.

Kronstdat Sovyetinin ortaya attığı bir kısım talepler,hemen herkesin altına imza koyacağı son derece haklı,demokratik taleplerdir.
Ancak yanlış olan bu taleplerin dile getirildiği zaman ve  bu zamanda ülkenin içinde bulunduğu koşullar altında bu taleplerin dile getirilmesidir.

Her muhalif görüşün veya hareketin haklı talepler içersede kolayca karşı devrimcilerce manüple edilebildiği bir ortam.
Böyle bir ortamda Kronstad Sovyeti,Kara Yüzlerle işbirlikleri kanıtlanmış SR ler ve yine işbirlikçi Menşeviklere SİYASİ ÖZGÜRLÜK talebinde bulunabiliyor.

Taleplerin bir kısmının,o dönem de,bir taraftan emperyalist kuşatma sürerken,diğer taraftan iç savaş tüm hızıyla devam ederken,yerine getirilmesi,sovyet iktidarını,savunmasız empeyalistlere teslim etmekle eşdeğerdir.

İktidar olmak kadar,onu elde tutabilmekte önemlidir.
Her soydan,her boydan,Sosyalist devrimcisinden,Menşeviğine tüm bu kesimler,iç savaşta açıkca karşı devrim güçlerinin yanın da yer almışken,bunlara özgürlük tanınması,kendi elleriyle bolşeviklerin iktidarı yıkmaları demektir.

Ya 11 ve 15 ci taleplere ne demeli?
11) Kendi geçimlerini sağlamak, yani ücretli emek çalıstırmamaları koşulu ile; köylülere toprak ve hayvanlar üzerinde tam işle[t]me hakkının [serbestliğinin] tanınması.

Kırsalda kolektif mülkiyeti yaygınlaştırmak için onları hem üretim hemde dağıtım safhasında bir araya hetirecek olan kooparatiflere yöneltmek varken,bireysel mülkiyeti yeniden canlandıracak taleplerde bulunmak ne kadar Devrimci Taleptir?

15) Kendi emeğini kullanan zanaatkar üretimine izin verilmesi.

Kapitalizm’i önce kendi ülkesinde,sonrada tüm dünyada ideolojik,politik ve ekonomik olarak ortadan kaldırmak isteyen işçi iktidarından,Kapitalizmi yeniden üretecek olan,küçük üretimi teşvik edecek,yine bireysel mülkiyeti gündeme getirecek taleplerde bulunmayı Devrimci bir talep olarak görebilirmisiniz?

Bu talepler Devrimci Talepler değil,zor günlerde,bunalım dönemlerinde,sınıfsal yapısı gereği,sabırsız,kaygan ve çok kolay saf değiştiren Küçük Burjuvazinin sınıfsal özelliklerinin dışa vurumunun göstergesidir.

veda

« Son Düzenleme: 06 Aralık 2013, 08:48:51 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı Murat Uner

  • İleti: 70
Ynt: KRONSTADT GERÇEĞİ
« Yanıtla #3 : 06 Aralık 2013, 01:39:03 »
Tüm maddeleri=talepleri yazsaydınız daha bir anlamlı olacaktı Veda arkadaş.. Kronştad meselesi sosyalistlerin yumuşak karınlarından biridir. Geçmişle hesaplaşmak ve yüzleşmek adına; Troçki ve Zinovyev'in Kronştad liderlerine gönderdiği şu mesajı nasıl anlamdırdığınızı merak ettik:

"TESLİM OLUN YOKSA SİZİ KEKLİK GİBİ AVLARIZ!"

Dost acı söyler ama NEP döneminde tefeci bir sınıfın oluşumunu göze alabilen Lenin nedense Kronştad meselesinin çözümünde farklı görüş sahiplerine acımasız davranılmasına izin verebilmiştir..


 Dostlukla...
YETER Kİ KARARMASIN SOL MEMENİN ALTINDAKİ CEVAHİR

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
Ynt: KRONSTADT GERÇEĞİ
« Yanıtla #4 : 06 Aralık 2013, 08:43:07 »
Haklısınız Murat Arkadaş

Ancak dikkat ettiyseniz yazımda "Kronstdat Sovyetinin ortaya attığı bir kısım talepler,hemen herkesin altına imza koyacağı son derece haklı,demokratik taleplerdir.

Ancak yanlış olan bu taleplerin dile getirildiği zaman ve  bu zamanda ülkenin içinde bulunduğu koşullar altında bu taleplerin dile getirilmesidir.
demişim!
Ekim Arkadaş taleplerin tümünü bir üst yazıda aktarmış zaten.

Troçki'nin bu sözü tabiki tasvip edilemez.
Aslında sizin derdiniz Kronstadt'ın sorumluluğunu Troçkiye yıkarak,Troçkiyi bir günah keçisi haline getirmek.

Troçkistlerde de aynı tavırı gözlemek olası!
Reel Sosyalizmin çöküşünün sorumluluğunu Staline yıkarak,Stalini bir günah keçisi haline getirmek.

Biribirilerini,bir diğerinin olunsuzluğu üzerinden olumlayan bu iki akım artık bu çatışmadan vazgeçmeli.

Dikkat edin Kronstadt sovyetinin taleplerinin pek çoğu o dönem toplanan parti kogresinde bizzat Lenin tarafından dile getirilmiştir.
Burada sıkıntı bu taleplerin istendiği zaman ve o zamanda ülkenin içersinde bulunduğu koşullardır.

Yine yazımın bu bölümünü dikkatle bir kez daha okumanızı öneririm.

"Her muhalif görüşün veya hareketin haklı talepler içersede kolayca karşı devrimcilerce manüple edilebildiği bir ortam.
Böyle bir ortamda Kronstad Sovyeti,Kara Yüzlerle işbirlikleri kanıtlanmış SR ler ve yine işbirlikçi Menşeviklere SİYASİ ÖZGÜRLÜK talebinde bulunabiliyor.


Taleplerin bir kısmının,o dönem de,bir taraftan emperyalist kuşatma sürerken,diğer taraftan iç savaş tüm hızıyla devam ederken,yerine getirilmesi,sovyet iktidarını,savunmasız empeyalistlere teslim etmekle eşdeğerdir.

İktidar olmak kadar,onu elde tutabilmekte önemlidir."


veda
« Son Düzenleme: 07 Aralık 2013, 01:12:55 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
Ynt: KRONSTADT GERÇEĞİ
« Yanıtla #5 : 06 Aralık 2013, 08:56:01 »
Sizin dile getirmediğiniz daha doğrusu belkide dile getirmek istemediğiniz bir başka olumsuzlukta, yine içinde bulunulan koşullara bağlı olarak iktidarın sınıfın değil, sınıf adına partinin diktatörlüğü olduğu gerçeğidir.

Kronstadt Sovyetinin bu konuda,ikitadrın sovyetlerde olması gerektiğini içeren haklı talebide söz konusudur.
Ne yazık ki Bolşevik Parttisi içersinde yer alan tüm önderler,ikitidarı,parti diktatörlüğü olarak görüyorlardı.

Belkide sonrası bürokrasinin devlet erkini ele geçirmesi ,bürokratik diktatörlüğün ülkede egemen olması ve buna bağlı olarak reel sosyalizmin çöküşü,bu yanlış görüş temelinde şekillenmişti.
veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1803
Ynt: KRONSTADT GERÇEĞİ
« Yanıtla #6 : 06 Aralık 2013, 18:37:12 »
Önderleri Marks ve Engels olan  ve onların   "İşçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır!" söylemini şiar edinen
Lenin'i eleştirmeye sıra geldiyse yandı gülüm keten helva  ! Lenin'in ardılları, öncülleri ve kendisinin verdiği emeğin ne kadarına ulaşıldı ki haklı-haksız eleştiri !

NEP ( New Economic Policy  ) yani Yeni Ekonomik Politika  Lenin'in ne kadar basiret sahibi , ne kadar rasyonel davrandığının en büyük ,en önemli kanıtlarından biridir.

Bilmem kaç milyon kilometrekarelik topraklarda , tüm kapitalist dünyada büyük yankılar uyandırmış Devrim gerçekleşmiş , emperyaller tüm saldırganlığı ile sovyetlere saldırırken içerdeki Marksizm -Leninizm düşmanları da aymazlıklarıyla Devrim'e her yandan çomak sokmakla, adeta her bir yandan modifiye ederek patinaja zorlayıp egzos patlatma işlemiyle meşgullerken Lenin seyirci mi kalacaktı ? 

NEP 'i ne olduğunu ,hangi şartlarda oluşturulduğunu anlamadan ya da anlayıp da çarpıtmanın adını söylemek istemiyorum .

Paylaşım Savaşı 4 yıl sürmüş  ,onun üstüne 3-4 yıl emperyallerin Devrim 'e yüklenmesi süreci yaşanmış ... Savaş nedenli , halk kıtlıkla boğuşur durumda ; tarım ve sanayii başaşağı gitmiş-gidiyor , tüm stoklar tükenmiş , hayati ihtiyaçlar bulunamaz halde.

Büyük Savaş  , dolayısıyla emperyaller tarafından dayatılan bir Savaş Komünizmi uygulanmak zorunda kalınmış ,iyi ki de uygulanmış ,eğer aksi olasaydı iç savaşta başarı elde edilebilir miydi ?

Savaş sonrası ,ürün fazlasının ellerinden alınmasına köylüler karşı çııkmaya başlamışlardı; yani Lenin'in kabul edip dediği gibi Savaş Komünizmi uygulamaları köylüleri giderek de işçileri yorgunluk ve açlık nedenli hoşnutsuzluğa doğru itiyordu.

Sınıf düşmanları da boş durmuyordu tabii; ekonominin yerle bir oluşundan pay çıkarıp  tüm karşı-devrimci unsurlar resmen ortalığa saçıldı ve hepimizin bildiği o  meşhur  “Komünistlerin olmadığı Sovyetler için!” söylemini kendilerine rehber edindiler ki , bunun en bariz örneği  Kronstadt'taki karşı-devrimci ayaklanmada görüldü. Emperyallerle iş birliği içindeki Beyaz  Muhafızların ( ve de hempalarının )  mülkiyetteki restorasyonda diretmeleri sovyet İktidarını düşürmek istemelerinden başka bir şey değildi.

Kronstadt'ın bastırılması esnasında yaşananları doğru-yanlış düzleminde değerlendirmeden önce zamanın nesnel koşullarını  anlamamakta direnmek neyin nesidir ?  Yaşadığımız dünyada, deyim yerindeyse üç tane fraksiyon birbiriyle uzlaşamaz hatta birbirlerini yeme pozisyonunda iken  sosyalist bir devrimin gerçekleştiği topraklarda bu devrimi yedirmemek,boğdurmamak ,proletarya dikatatörlüğünü yok etmemek adına yapılanları eleştirmek kimin haddine !

Kapitalist  dünyada gerçekleşmiş bir sosyalist devrim var  ve bir de  bu noktada iktisadın gelişme yasalarını bilmeyenler ,Leninist olmayanların çıkışları var !

Lenin ve Leninist görüşe hakim olanlar , burada çok da yerinde bir karar alarak artık Savaş Komünizminin katı kurallarının uygulanmasının gerekli olmadığına ve köylünün elindeki ürün fazlalığını istedikleri gibi kullanmalarına olanak sağlamak istediklerinde, asıl amacın tarımın ve sanayinin gelişerek ,meta dolaşımına imkan tanımak istediklerini dolayısıyla işçi-köylü birlikteliğini  yeniden tesis etmek anlamına geleceğini-geldiğini anlamamakta ısrarcı olmak Lenin ve görüşlerini , giderek Marksizmi karalamaktır.

Sosyalizmin ekonomik temeli için kaynak birikimi sağladıktan sonra, kapitalizmin tüm artık unsurlarının ortadan kaldırılmasıydı  Lenin'in amacı ama gelin de anlatın ! Yeni Ekonomik Politika uygulamaları için ;   11.. Parti Kongresi'nde,
“Özel sermayeye karşı taarruza hazırlanın”  söyleminde bulunan da Lenindir.

 NEP'in uygulamasına neden ve kimler  karşı çıkmıştı ? Parti politikalarına karşı çıkanlar yukarıda  da değinilen ekonominin gelişme  yasalarını bilmeyenler ve yeni kurulurken eskinin gitmemekte ısrarcı olduğunun farkında olmayanlardı. Ve sonunda tüm bu parazitlerden ,  Lenin,in  “... düzenbazlardan, bürokratlaşmışlardan, dürüst olmayanlardan, istikrarsız komünistlerden ve dış görünüşlerini değiştiren, ama kalben Menşevik kalan Menşeviklerden”    söylemiyle kurtulundu. (Lenin, Seçme Eserler, cilt 9, s. 271.) 

NEP'in doğruluğu,  en başta ; Kulak Çetelerine karşı köylülerin sovyetlere yardım etmeleriyle, tarımın gelişim göstermesi,sanayi hamlelerinin görülmesiyle kendini ispat etti.

Lenin , NEP'in ,  kapitalist sistemle sosyalizm arasındaki  bir ölüm-kalım savaşı olduğunu söylerken ne kadar da haklıydı.

Son tahlilde şunu desek hiç de yanılmış olmayız:  NEP'in en büyük ve tek amacı PROLETARYA DİKTATÖRLÜĞÜNÜ ayakta tutmaktı .

Ama tüm bu çilekeş gayretler , EKİM'in  bürokratik karşı-devrimler sürecinde yok edilmesini önleyemedi. Kahrolsun ; dönekler, burjuvazinin  "sol " silahşörleri , sistem işbirlikçileri derken,  Büyük EKİM Devrimi'nin karşılaştığı zorlukların , ancak bir DÜNYA DEVRİM DÜZLEMİNDE  çözülebilirdi  gerçeğini bir kez daha haykıralım !
« Son Düzenleme: 06 Aralık 2013, 19:34:23 Gönderen: Ekim »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
Ynt: KRONSTADT GERÇEĞİ
« Yanıtla #7 : 07 Aralık 2013, 18:15:18 »
Kronstadt üzerine suat dostumdan yanıt gelmiş;
http://www.enternasyonalforum.net/sosyalizm/9752-kronstadt-ve-quotsosyalizmquot.html

O dönemi bire bir yaşamadığımız  için Kronstadt ayaklanması ile ilgili bilgilerimiz tarafların ortaya koydukları düşüncelerle sınırlı.
Böyle oluncada ister istemez yanlı düşünceler ortaya koyuyoruz.
Tabi bu yanlılıkta,bizim bugün savunduğumuz düşüncelerinde etkisi var.

Suat Arkadaş ta kendince “doğru”bir takım savlar öne sürmüş.

“evet bunlar da doğru ama, eksik olan şudur.. iç savaş beyazların lehine bitmiş değildir.. aksine iç savaşı devrimci güçler kazanmıştır.. ülkenin en önemli mevzilerinde etkin durumdalar.. “

Bir kere ben savaşı beyazlar kazandı demedim.
Benim ortaya koyduğum,Bolşevikler bu savaşı kazansalarda,savaşın yarattığı tahribatın her alanda kendini göstermesi.

O dönemde batılı emperyalistlerle ticari veya siyasi antlaşmalar yapılması,bundan böyle Batılı Güçlerin Sovyetlere saldırmayacağı anlamına gelmez.
Tersine Ekim Devriminin etkisi öylesine büyük olmuştur ki,Batılı Güçler hiçbir zaman işçi devletin’i yıkmak çabasından vazgeçmemişlerdir.

Bekledikleri,bu yıkımı kolaylaştıracak etkili bir olanağın doğmasıdır.
İşte Kronstadt onlara bu olanağı vermiştir.

Baştan söylediğim gibi savunduğumuz tezler,taraflıdır.
Ve biz bu taraflı olanlardan,bugünkü düşüncelerimiz doğrultusunda,bişze yakın olanlarını seçeriz.

Ama ben öyle yapmayacağım ve bu konuda yazılmış en “tarafsız” eser olarakta isimlenmiş Paul Avrich’in Kronstadt ile ilgili,Gün Zileli nin çevirdiği kitaptan uzun bir alıntı yapacağım.

“O zamanlar Sovyet Rusya, içerde isyancı bir halkla, dışarda, Bolşeviklerin iktidardan düştüğünü görmek için can atan amansız düşmanlarla yüz yüze olan, genç ve kendini güvenlikte hissetmeyen bir devletti. Daha da önemlisi, Kronstadt, Rusya'nın içindeydi; öyle ki, Bolşevikler, Petrograd'ı batılılardan koruyacak bu en stratejik ileri karakolda bulunan kendi donanmalarında ortaya çıkan bir isyanla karşı karşıya kalmışlardı. Onlar, Kronstadt'ın, Rus anakarasını tutuşturmasından ya da yeni bir anti-Sovyet işgal için sıçrama tahtası olmasından korkuyorlardı.


Rus mültecilerinin bu ayaklanmaya yardım ettiklerine ve onu kendi çıkarları için kullanmaya çalıştıklarına ilişkin yığınla delil vardır. Ne ki, Beyazların faaliyetleri, Bolşeviklerin denizcilere karşı yaptıkları gaddarlıkları mazur gösteremez. Ancak hükümetin ayaklanmayı ezmek için gösterdiği aceleciliği anlaşılır kılar. Birkaç hafta içinde Fin Körfezinin buzları eriyecek ve batıdan gemilerle gelecek malzeme ve yardım, Kronstadt'ı yeni bir müdahalenin üssü haline getirecekti. Yapılan propaganga bir yana, öyle görünüyor ki, Lenin ve Troçki bu olasılıktan gerçekten endişelenmişlerdir.


Aktarım dikkatli incelendiğinde durum hiçte öyle suat arkadaş’ın çizdiği gibi pembe görünmemektedir.
Anarşizme yakınlığı ile tanınan Paul Avrich  bile bu işin ardında  Beyazların bu olayı manüpüle etmek için var olduğunu göstermektedir.

Biraz araştırınca daha ilginç durumlarlada karşılaşmak olası.
Örneğin Wikipedia da bu konuyla ilgili şu metin yer almaktadır.

“Anarşist Emma Goldman olaylar sırasında Petrograd’dadır ve isyandan iki hafta önce Paris gazetelerinde isyan beklentisi üzerine haberler çıktığını, bu haberlerin olaylarda emperyalist merkezlerin katkısı olabileceği ihtimalini arttırdığını belirtir.[kaynak belirtilmeli] Lenin de emperyalist merkezlerden böyle bir saldırı beklemektedir, bunun kanıtı yıllar sonra Columbia Üniversitesi Rus Arşivlerindeki bir el yazmasından çıkmıştır. 1921 yılı tarihli ve Çok Gizli ibareli yazıda Kronstadt Ayaklanmasına dair ayrıntılı bilgiler (silah, personel durumu gibi bilgilerin yanı sıra Beyaz Ordu ve Fransız kuvvetlerinin Kronstadtlıların yardımına gelebilmeleri için alternatif güzergahlar) belirtilmektedir.[kaynak belirtilmeli] Söz konusu belge muhtemelen gizli olarak Bolşeviklere karşı örgütlenmeye çalışan Pyotr Vrangel’in Beyaz Ordu kılıç artıkları tarafından örgütlenmiştir. Ayrıca belgenin Finlandiya'da yazıldığı anlaşılmaktadır. Józef Piłsudski’nin komünistlere karşı düşmanlığı ve emperyalist merkezlere olan yakınlığı bilinmektedir.”

Wkipedia da bu aktarımın kaynağını belirtmediğine göre,daha buna benzer,sadece söylentilere dayalı pek çok sav vardır.

Bir şeyi karıştırmayalım.
Bolşeviklerin  iktidarları döneminde en fazla beraber oldukları siyasi akım,Anarko Komünistlerdir.
Koronstadt ayaklanması bunun dışındadır.

Kronstadt ayaklanmasının ardında Emperyal Güçlerin olduğunu savlayanları Sosyal Faşistlikle suçlamak,aynada kendi suratini görmektir.
Her gördüğünüz sakallı dedeniz misali her size karşı çıkana sosyal faşist demek artık sosyal faşist kavramının da yerlerde süründüğünün göstergesidir.(Suat'ı hedef alarak yazılmamıştır)
Yine elmalarla armutlar karıştırılmasın!

Tabiki bu coğrafyada Sosyal Faşistler vardır ama bunun kıstası Kronstadt Ayaklanması,haklı nedenleri içersede,o koşullarda Emperyaller tarafından işçi devletini yıkmak için manüpüle edildiği için karşı devrimci ayaklanma olarak nitelemek değildir.

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı düzensiz

  • İleti: 35
Ynt: KRONSTADT GERÇEĞİ
« Yanıtla #8 : 09 Aralık 2013, 01:59:06 »
Arkadaşlar,
bu açılan konuyu tartışmamız..
100 yıl olmuş. eski s.s.c.b 1990 yıkılmış..bolşevik ve Kronstadt mevzu dahil olan kişiler ölmüş..
gıyabında yargılama yapılsın desek ölüleri cezanladırmak? hadi dedik şahıslar öldü..sistemi yargılaylım ne çarlık var ve sovyet bloğu sistemde 1990 çökmüş

biz burda haftalarca bu konuyu tartışırsak

1000TL olan açlık sınırı, 3000TL olan yoksulluk sınırı...800TL asgari üçret.. 11-16 saat çalıştırılma süreleri
maden ocaklarında 12 saat 2 vardiya 300-500TL çalışan tersaneler hiç bir güvenceolmadan çalışan işci, işci sınıfına çözüm sunacak mı? ne bilim Kronstadt tartışırsak asgari üçretler 3000-4000TL olacak mı

bu konuyu tartışmamızın anlamı nedir? yargılayamacağımız ne sistem ne kişiler ne çarlık ne politbüro ne döneminister deyiniz dönek-satan emperyal uşakları yukarıda saydığı sorunlara ne çözüm getirecek

barış sürecine ne gibi bir katkıverecek kürt ermeni rum laz çerkez ezilen anadolu haklarına ne gibi faydalar sağlayacak

çözüm? 15 milyon işsiz var hadi dostlar çözüm arayalım tartışalım yapıcı ve olumlu olalım
Kronstadt çarlık bolşevikler bize bir yapıcılık getirmez
çözüm üretemeyiz

amaç ne çare bulmak ise 800 tl ye şare bulalım
teklif edilen asagari üçret %3 ilk 6 ay için bu forum sınıf özellikle marks ve işçisınıfı en fazla savunan forum
hadi dostlar çözüm bulamay çalışalım çözümdebulmak değil çözüm bulmaya uğraş verelim
ama bırakalım artık çökmüş sovyet bolşevik gibi bize fayda vermeyecek sorunlar ile boğuşmaya

size bir soru sendiklara türkiye de ne iş görür hadi tartışalım?

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
Ynt: KRONSTADT GERÇEĞİ
« Yanıtla #9 : 09 Aralık 2013, 09:38:06 »
Bir noktada haklısın Düzensiz Arkadaş
Gerçektende ülkede bu kadar gündemin başında olması gereken olay varken,Kronstadt abartılı olacak ama politik kaygıdan uzak kişilerin tartışacağı bir konu.

Ancak bu konudan bizlerin ders çıkarması gereken iki nokta var.
Birincisi; Sınıfın Diktatörlüğü yerine,sovyetlerin yerine partinin diktatörlüğünün(o anki verili koşullar bunu dayatsada) ikame edilmesinin yanlışlığı ve bu yanlışlığın sonucu Devletin içersine,partinin olması gereken,merkezi ve hiyerarşik yapısının taşınması ve sonuçta bu olumsuzluğun Devlet te bürokrasinin hortlamasına neden olması.

Bir diğeri ise,Emperyalizmin her olanakta,koşulları uygun bulduğunda,haklı nedenler içersede,her tür kalkışmayı münüpüle etmesi.

Bir başka forumda Marksistlere saldırı amaçlı bu konunun Anarşist arkadaşlarca gündeme getirilmesine karşı,biz burada bu konuyu açmak zorunda kaldık.
Sendikalarla ilgili bu forum arşivinde pek çok konu vardır.
Biraz araştırırsanız,bu yazıları bulabilirsiniz.
Dostlukla
veda
 
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı Murat Uner

  • İleti: 70
Ynt: KRONSTADT GERÇEĞİ
« Yanıtla #10 : 09 Aralık 2013, 15:01:23 »
Sevgili veda,
anında ve hiç sektirmeden TROÇKİ'yi savunma refleksi gösteriyorsun ve diyorsun ki sonrasında;

"Birincisi; Sınıfın Diktatörlüğü yerine, sovyetlerin yerine partinin diktatörlüğünün(o anki verili koşullar bunu dayatsa da) ikame edilmesinin yanlışlığı ve bu yanlışlığın sonucu devletin içerisine, partinin olması gereken,merkezi ve hiyerarşik yapısının taşınması ve sonuçta bu olumsuzluğun Devlette bürokrasinin hortlamasına neden olması." (biraz tashih ettim)

Bir kere şu konuda anlaşalım. Arkadaşım; yazı girişimine her defasında Troçki'ye saydırıyormuşum gibi yanıt verirsen vurguları ve sonraki yazıları töhmet altında bırakırsın. Lenin ve önderlik NEP döneminde bir tefeci sınıfın oluşumuna bile ses çıkarmışken KRONŞTAD'ı acımasızca ezdi/ezdirdi diye yazdım. Troçki ve Zinovyev'in o "avlama" lafının ardında bizatihi bolşevik önderlik ve Lenin vardır. Hoş, Lenin; Kronştad taleplerinden neredeyse farksız bir NEP uygulaması yapmadı mı? YAPTI! Bu inkar götürmez bir gerçekliktir.

Sosyalist demokrasi veya doğrudan demokrasi deneyiminin asıl çürüme hikayesi ise "Düzensiz" arkadaşa verdiğin yanıtın tarihini de ekleyelim, KRUŞÇOV zamanından itibaren başlamıştır. Lamı cimi yok! XX. SBKP kongre kararları KRONŞTAD'taki devrimci taleplerle bir arada okunduğunda durumun vehameti daha bir ortaya çıkar.

Gerektiğinde Lenin'i dahi eleştiremeyeceksek nerede kaldı Leninizm veya komünistliğimiz!

Marx: "Ben Marxist değilim!" derken de aslında bu vurguyu yapmıştır..

Sevgi ve saygılarımla...
YETER Kİ KARARMASIN SOL MEMENİN ALTINDAKİ CEVAHİR

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1803
Ynt: KRONSTADT GERÇEĞİ
« Yanıtla #11 : 09 Aralık 2013, 19:45:59 »
Veda Arkadaşa hitaben yazılmış bir yanıt olsa da yazmadan edemedim Murat Arkadaş .

Öncelikle , bu konunun başından beri ne  Trotsky ,ne de Lenin adına taraflı bir tutuma rastlamak olası değil . Ama şu var ; doğal olarak o devirlerde yaşanılmamış olmanın yanında ,  Ekim Devrimi mimarları Bolşeviklere daha sıcak bakılmıştır.

Yine , parti diktatörlüğü sonucu oluşan bürokratik ortamın giderek sınıf diktatörlüğünden uzaklaşmayı getirdiğini ve çürümenin ,yozlaşmanın da bu zamanlarda başladığını farklı platformlardaki tartışmalarımızda siz de dile getirmiştiniz. Kruşçev'in , kapitalist ülkelerle barışçı bir politika izlemesi  vb. hareketleri tüm yanlışlıkların devamı oldu ve bu anlamda zirveye oturdu , bunu yadsıyan yok , sonuç ortada.

Evet ,hiçkimse eleştirilemez değildir ama içinde buluulan zaman ve şartları gözardı etmeden.

 Buradan Marks'ın , "Ce qu'il y a de certain c'est que moi, je ne suis pas Marxiste’ -Kesin olan bir şey varsa, o da benim bir Marksist olmadığım." cümlesine dönelim : Evet ,Marks bu cümleyi aynı zamanda damadı olan Paul Lafargue ve çevresine zorlama bir Marksizm oluşturmalarına, kendi görüşlerini çarpıtmalarına karşı ironik bir tavırla söylemiştir.

Bernstein'ın ,Marksizmin Fransa'da  hiçbirşey ifade etmediğini belirtmesi karşısında;  Engels de ,  Lafargue  da dahil olmak üzere onların marksizm  dedikleri olgunun (an altogether peculiar product) tamamen kendine özgü ve tuhakflıklarla dolu bir ürün olduğunu söyleyerek Marks'ın "Ce qu'il y a de certain c'est que moi, je ne suis pas Marxiste" sözünü aktarmıştır.

Lenin'in görüşleri çarpıtılıyormu ki Marks'ın yukardaki  söylemiyle eş anlamda olduğu örnek verilmiş,anlayamadım !


Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
Ynt: KRONSTADT GERÇEĞİ
« Yanıtla #12 : 09 Aralık 2013, 23:11:14 »
Her zamanki gibi yanlış anlamış Murat Arkadaş!
Troçkiyi savunmak gibi bir refleks oluşturmadım.
Benim ortaya koyduğum,gerek Stalin Savunucuları'nın gerekse Troçki Savunucuları'nın her olayda,kendilerini biribirilerine olan karşıtlıkları üzerinden olumladıkları.

Kronstadt olayıda bunun bir örneği!
Stalin Yanlıları Kronstadt olayında Troçkiyi günah keçisi ilan ederler,Troçki yanlılarıda Reel "Sosyalizm"in çöküşünde günah keçisi olarak Stalini görürler.

Benim söylediğim artık bu kısır döngüden her iki kesiminde çıkması!

"Sosyalist demokrasi veya doğrudan demokrasi deneyiminin asıl çürüme hikayesi ise "Düzensiz" arkadaşa verdiğin yanıtın tarihini de ekleyelim, KRUŞÇOV zamanından itibaren başlamıştır. Lamı cimi yok! XX. SBKP kongre kararları KRONŞTAD'taki devrimci taleplerle bir arada okunduğunda durumun vehameti daha bir ortaya çıkar."(Kim olursa olsun,tartıştığım kişinin yazılarına müdahalede bulunmak gibi bir saygısızlık içersinde olmam,benim için önemli olan yazılandan neyin anlaşıldığıdır)

İşte politik anlamda bir başka yanılgı,bir başka yanlış.
Her şey güllük gülüstanlık giderken,bir anda Stalin ölüyor ve yerine geçen Kruşcov,bir anda elindeki değneği kullanarak,tüm olumlu giden şeyleri olumsuzluğa çeviriyor.

Bunuda ,olaylara ve olgulara diyalektik yaklaştığını,materyalist yorumladığını savlayan bir "Marksist " söylüyor.
Marks ben Marksist değilim derken ne denli haklıymış!

Kişilerin önemi tabiki yadsınamaz,ancak Marksistler olayları ve olguları kişilere bağımlı değerlendirmezler.
Olaylarda ve olgularda ,kişilerden bağımsız gelişen ama onları dolaylı etkileyen nesnelliği göz ardı etmezler.

Stalin var olan nesnelliğin ortaya çıkrdığı bir öznedir.
Sadece Stalin değil,Troçkide dahil hatta belli dönemlerde(son dönemi dışında) Lenin bile ,Parti Diktatörlüğünü savunmuştur.

Daha önce bu forum sayfalarında yazdık.
Komünist Partisi işçi sınıfının iktidar mücadelesindeki erk savaşım aracıdır.
İşçi Sınıfı ile Burjuvazi arasındaki iktidar savaşında koşullar her iki tarafa da bağımlıdır.

Burjuvazi de elindeki iktidarı bu savaş sonunda kaybetmek istemiyeceğinden,her türlü,legal,illegal araca başvurur.
İşte bu nedenle Komünist Partisi,bu erk savaşını baştan kaybetmemek için,merkezi,hiyerarşik ve disiplinli olmak zorundadır.

Sınıfın Diktatörlüğü,parti diktatörlüğü olarak görüldüğünde,partinin yukarda saydığımız olmazsa olmaz özellikleri Devlete yansır.
Bu özelliklerin eşitsizlik üretmesi giderek Devlet aygıtında ayrıcalıklı bir kastın doğmasına,yani Bürokrasiye neden olur.

Reel "Sosyalizm"in açmazıda buradadır.

O halde sınıfın gerçek diktatörlüğünü sağlayacak işçi sınıfının partisi dışındaki,doğrudan demokrasiyi işleyiş ilkesi olaran benimsemiş,yatay örgütlenmiş,hiyerarşi içermeyen sınıf örgütlerine gereksinimi vardır.

Bu örgütler,Proletarya Diktatörlüğünün yapı taşlarıdır.
Bu örgütler öncelikle işçi havzalarında,sonrası tüm yaşam alanlarına dağılmış komünal yapılanmalar olarak, işçi sınıfının erk odaklarıdır.

Önemli olan bugün bu örgütleri,yarını bugünden kurabilmek için hayata geçirmektir.
Ne yazık ki ülke solunda bir tek Kızıl Bayrakçılar bu işin önemini kavramış ve bu yolda yoğun çalışmaktadırlar.

Bu çalışma çok zor,sabır ve yoğun emek isteyen bir çalışma olduğunda,diğer sol örgütlerce pek tercih edilmezler.
Umarım sizde parti programınızı oluştururken bu konuya gerekli duyarlılığı gösterirsiniz.

Geçmişte yapılan gibi,sendikaların tepesindeki bir takım kişileri kafa kol ilişkileriyle kafalayarak sendikalara sahip olduğunuzu sanırsınız.
Umarım 13 Eylül günü suratınıza atılan Tokat,bizi kendimize getirdiği gibi,sizide getirir.

Komünist Selamlarımla
veda



« Son Düzenleme: 09 Aralık 2013, 23:14:37 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı düzensiz

  • İleti: 35
Ynt: KRONSTADT GERÇEĞİ
« Yanıtla #13 : 10 Aralık 2013, 16:29:12 »
Veda Dost,
Duyarlılık gösterdiğin için teşekkür ederim..reel sorunlar bizim hepimizin sorunlarıdır..çözüm bulmak değil cözüm bulmaya gidecek olumlu yaklaşımlar ne sunabilirizdir.. bu anlamda Kronstadt tartışmak 2014 de bize + bir çare sunmayacaktır..

"Bir başka forumda Marksistlere saldırı amaçlı bu konunun Anarşist arkadaşlarca gündeme getirilmesine karşı,biz burada bu konuyu açmak zorunda kaldık."

Bende bir Anarşistim.. Marks'ı eleştirmek ya da desteklemek için yazı yazmam, BİZLERE herhangi bir kazanım vermeyecektir.  (üstelik 1. Enternasyonelde biz kovualn anarşistler) marks ile ilgili yazmadım.. yazmamda, hemen hemen yok gibidir.. EF'de 1 - 2 cevap niteliği dışında..


"Ancak bu konudan bizlerin ders çıkarması gereken iki nokta var."

Evet mesela s.s.c.b 1991 neden çökmüştür? ki çok forumda defalarca tartışılmıştır.. ders çıkarmamız gerekir

İroniktir;
BATI ALMANYADA, Çalışan-Üreten-Emekci KADIN- erkek işciler DOĞU ALMANYAY GEÇMEYE çalışırken vurulup ölmediler?

Olimpiyat oyunlarında Kapitalist ABD, Avrupa, Nato ülkelerinin (KADIN-erkek) sporcuları; Komünist Eski Sovyet veya Varşova üyesi komün ülklere iltica-sığınma etmediler??

Sömürgeci kapital Baskıcı!! Almanya-İngiltere-Fransa ve diğer nato üyesi ülkelerde ayaklanan halklar, Polonya-Macaristan-Romanya ya iltica ya da sığınma talep etmediler

Hepimizin araşrtırması gereken bir konu...

"Sendikalarla ilgili bu forum arşivinde pek çok konu vardır."

Yoktur diye bir iddam zaten yok...


İrlandalıyı Öldür..
Yoksulluktan gelip, bölge başkanı olarak iktidara gelen İrlanda kökenli bir Amerikalı olan Danny Greene'in gerçek hayat hikayesinden uyarlanan filmde, başkan olduğu dönemde büyük bir yolsuzlukla suçlanan Greene'in, hakkında verilen uzun mahkumiyet kararından kurutlmak için FBI muhbiri oluşunun hikayesi anlatılıyor.

sendika başkanlığından mafyaya ordanda sistem ajanlığa uzanmış bir hayat öyküsü.. izleyin derim çok şey anlatan bir film..
ABD deki işci sendikaları komünist düşmanı idi.. genelde italyan mafya ailesine üye kişiler veya fbi ajanlarını çirit ettığı işçi sendikaları

sendikalar 1 mayıs ta taksimde kurulan platformda bir gövde gösterisi yapar.. atıp tutar sonra sonra çekip giderler

zaten jaguar sahibi eski sendika başkanları.. metal iş sendikada dönene dolaplar ortada

sendikaları tartışalım derken nasıl bir çözüm de ortakalaşabiliriz..SP işçi sınıfı - marks tezlerinin savunuyor..
arkadaşar son açıklamada halihazırda net 800TL +AGİ(asgari geçim indirimi)60TL olan işçi üçretlerini 2014 yılı ilk 6 ay için t.c +iş veren %3 2. 6 ay için %3 teklif verdi +1 veya -1 oynama ihtimalı vardır

sınıf mücadeleis veren; platform-örgüt-parti-sendika tık yok
Ne yapabiliriz? alıntı yazılar, parti programları kopyala yapıştır, sendika mücadele yazısı sunmakdeğil
gerçek anlamda ne yapabilir?

2 vardiya 12 saat 2-3 KM yerin altında 300-500TL çalışan maden işçileri var
allaha emanet tersanelerde hiç bir güvenlik ve güvence olmadanköle statüsünde çalışan işçiler var

son bm raporlarında açıklandı dünya genelinde 200 milyon köle işçi olduğu söyleniyor..
bunların bir kısmı vücüdünu satmak zorunda bırakılan kadınlar...çcuk işciler...sömürülen insnlar yıl 2014.


Arkadaşlar
Kronstadt, Bolşevikleri, torçkiyi 7/24 tartışalım..200 milyon köle işçiyi kurtaracak ise sabah akşam durmadan tatışalım...

20 milyon işsiz insan var..
aksayan ergenekonun devreye girip baltalamaya çalıştığı bir barış süreci var.. kürt-ermeni-rum-alevi olmanın ayıp-yasak-vatan haini ilan edildiği bir durum var..

son olarak ..
itktisatcılar,  ekonomistler, bankacılar, para politikasına yön verren kurum kuruluş ve şahıslar
marks ve engelsi marksistlerden çokdaha iyi okuyor araştırıyor ve daha iyi anlıyor..

3 gün evel 2 maden işçisi öldü.. maden sendikaları ne iş yapar?

vatanı kurtarmak ile çok mu meşguller? vatanı kimden kurtarıyorlar?

emekli maaşları..
 Veda dost buraya sorunları yazmaya devam etsem kilometrelerce uzayacak

Umarım yazdıklarım anşaşılacaktır..

troçki-lenin-stalin-marks-engels bu kişiler öldü... sovyetler çöktü, çin kapital bir buz dağı oldu..kuzey kore tek adamlı diktatörlüğe dönüştü.. küba abd ye açılmaya çalışıyor...!!!
Bizler,
yaşayanlar için ne yapabiliriz.. bizler kendimiz ve topluma ne yapabiliriz  bunu  tartışalım.. tartışırken biryerdeki yazıları kopyala-yapıştır olarak değil kendi hür irade düşünceleri sunarak tezler geliştirip tartışarak

dostlukla
düzensiz arnaşisten
« Son Düzenleme: 10 Aralık 2013, 17:12:57 Gönderen: düzensiz »

Çevrimdışı Murat Uner

  • İleti: 70
Ynt: KRONSTADT GERÇEĞİ
« Yanıtla #14 : 10 Aralık 2013, 18:58:56 »
Sevgili Veda iyi o zaman gayet "STALİNİST" olan Kızıl Bayrak'çılarla beraber hareket edersiniz olur biter..

Troçki'yi bu kadar önemsediğimizi nereden çıkarıyorsunuz anlamak mümkün değil. Muhatap bile kabul etmeme taraftarıyım o menşevik düşünceyi.

 NEP dönemi, bir tefeci sınıfı ortaya çıkartacak kadar sorunlu bir ara dönemdir ve iyi ki Stalin yoldaşımız tarafından sonlandırılmıştır. Tarımda kollektivizasyon SSCB'nin yeniden kuruluşudur... Bu ise Stalin yoldaşın çelik iradesi olmasaydı sağlanamazdı. Tarih kişilere bağlı olmasa da yer yer voluntarizme yaklaşan bir komünist irade zaman zaman gerekli olmuştur.

 XX. SBKP kongresi kararlarında "işçi sınıfı devleti" yerine "tüm halkın devleti" gibi abuk sabuk ve proletarya diktatörlüğüne tümden ters düşen ilkesel bazda sosyalizmden uzaklaştıran rezaletler olduğunu Ekim arkadaşa anımsatırım..
 
 Dostlukla...
YETER Kİ KARARMASIN SOL MEMENİN ALTINDAKİ CEVAHİR