Gönderen Konu: AHBARİG HRANT 'a , 'tililili' ...  (Okunma sayısı 2845 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 320
AHBARİG HRANT 'a , 'tililili' ...
« : 18 Ocak 2014, 20:41:20 »
1915' den BU YANA KANLAR HALA YERDE ve KURUMADI ; KABUL ve ÖZÜR ve de ADALET BEKLİYOR...


"Biz iki nedenle çekeriz 'tililili'yi "der Rakel." Biri sevincimizde, diğeri ağıtımızda."

« Son Düzenleme: 19 Ocak 2018, 14:57:39 Gönderen: Solplatform5 »

Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 320
Ynt: AHBARİG HRANT 'a , 'tililili' ...
« Yanıtla #1 : 18 Ocak 2015, 19:06:23 »
İŞTE , BÖYLEYKEN BÖYLE AHPARİG HRANT DİNK...





SOYKIRIM TANIMI

BM'in 1948 tarihli ' Soykırım Sözleşmesi'nin ikinci maddesi:

a- Gruba mensup olanların öldürülmesi; b- Grubun mensuplarına  ciddi surette  bedensel veya zihinsel zarar verilmesi;c-Grubun bütünüyle veya kısmen , fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı  hesaplanarak yaşam şartlarının kasten değiştirilmesi;d-Grup içinde doğumları engellemek  amacıyla tedbirler alınması;e-Gruba mensup çocukların zorla başka bir gruba nakledilmesi.


"Tehcir zamanı   ' Hazırlanın gideceksiniz ' diye ferman yayıldığında  ,tabii ki herkesi  ' Ne yaparız, ne götürürüz ? ' telaşı almış . İhtiyar köylü sanki başka bir dünyada yaşıyor ... Onda telaş yok  .Oturmuş , buğdayla samanı  birbirinden ayıran düvenin çakmak taşlarını onarıyor, keskinleştiriyor.  ' Yahu' diyorlar, 'gidiyoruz işte. Düveni de götürecek değilsin  ya. Artık ne uğraşıyorsun onun tamiriyle  ? '  ' Olsun yahu' diyor , 'yolcuysak yolcuyuz. Biz ekini ektik , elbet birileri de gelip biçecek . Peki ekin ortada mı kalacak ? Elbet birisi de bu harmanı savuracak ... Adam gelince bu düveni bozuk mu bulsun yani..? " Hırant Dink , Fermanın Fermanı , Agos 5 Mayıs 1998)


"...adına 'Tehcir ' denilen 'Zorla göç ettirme' amansızca devam etti. ' Göçertenler her ne kadar  göç ettirilen toplumlarda  büyük yıkım yaşatan bu olayların  'zorla' kısmını  'Zorunlu'yla maskeleyip savunmaya çalışsalar da  , yaşanan dramlar vicdanlara masumiyet  sağlamadı. ' Evet bir şeyler olmuş ama bu denildiği gibi bir soykırım değil , tehcirdi' . Oysa... Güçlü bir devlet  kendi yurttaşlarını  , hem de savunmasızlarını , çoluk -çocuk,kadın yaşlı demeden  , kök saldığı ortamlardan söküp  , bilinmez ve bitmez yollara salıyorsa  , bizlerin bu durumu  izah edecek kelimeleri  tercih etme kıvranışımız , insan olma özelliğimizin  hangi vasfıyla izah edilebilir ki?" (Hırant Dink , 90. Yıl anısına Tercih "Tehcir" olunca BirGün , 9 Kasım 2004)


"Bana , İstanbul'dan Anadolu'dan epeyce insan gelir ; gazeteye gelir. Elinde bir tane kağıt, ürkerek uzatır, '  Abi şuna bir baksana  burada ne yazıyor  ?' Açarım, 'Define mi arıyorsun Dayı ? ' derim.Ermenice harfler var içinde , gidecek Anadolu'da define arayacak. Aksaray'da kahvesi var ,borsası vae defie haritalarının . Hergün , taksi plakası gibi fiyatları artar onların . Var , doğrudur çok define var orada ; onu da iyi biliyorum. Ama asıl define  onlardı , insanlardı." (Hrant Dink'in  17 Haziran 2001 'de , Trabzon'da yaptığı bir konuşmadan)


(Yukarıdaki alıntılar , -resimler hariç - HRANT DİNK VAKFI YAYINLARI 1915 AJANDASI'ndan AKTARILMIŞTIR)
« Son Düzenleme: 19 Ocak 2015, 01:47:27 Gönderen: Solplatform »

Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 320
Ynt: AHBARİG HRANT 'a , 'tililili' ...
« Yanıtla #2 : 19 Ocak 2016, 01:06:55 »


"Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler.
Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce. "
( Ocak 2007 Tarihli son yazısından)

YAŞAMIN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ Mİ?

Zara’nın ileri gelenlerinden birkaçı, o gece, Hacı İzzet’in evinde toplandılar. Kafa kafaya verdiler, uzun uzun konuştular, ince ince düşündüler. Sağa-sola çektiler, öne verdiler geri aldılar. Nihayet gördüler ki olacak gibi değil, tehlike büyük, gelecek karanlık. Birşeyler yapmak gerekiyor. Kalktılar, topluca kaymakama gittiler. Sözü ilkin Hacı İzzet aldı. “Efendim ” dedi. “Görüyoruz ki komşularımızı, bütün Ermenileri alıp götürüyorsunuz. Bizim devlet babanın yaptığına bir diyeceğimiz olamaz. Siz bizden daha iyi bilirsiniz ne yapacağınızı. Ama af buyurursanız, bir büyük maruzatımız var ki çok hayati bir durum arzediyor tüm kasaba için, size onu anlatmaya geldik”.

“Lafı uzatma Hacım söyle bakalım ne söyleyeceksen” dedi kaymakam. “Efendim bizim kasabada evlerimizi onlar yapar, buğdayımızı onlar eler, ekmeğimizi onlar pişirir. Demircisi, marangozu, terzisi ve daha birçok zanaat onlardan sorulur. Eğer onların hepsini alır götürürseniz biz ne yaparız sonrasında. Hiç olmazsa birkaçını bıraksanız.”

Sustu bir an kaymakam. Kalktı oturdu, oturdu kalktı. Elleri cebinde gitti geldi. Çok zor bir durumda kalmıştı. Birden aklına beyaz atı geldi. Atının nalbantı da bir Ermeni değilmiydi? Hacı İzzet haklıydı. Sağa baktı sola baktı, ayağa kalktı sokağa baktı. Odadakilerin yüzüne bakmaksızın, “Bakın efendiler dedi. Sizin bu söylediklerinizi ne siz söylemiş olun ne de ben duymuş olayım. Gidin nasıl biliyorsanız öyle yapın. Ama dikkat edin yanınıza alıkoyduklarınız belalı kişiler olmasın.

Terzi Serkis, fırıncı Artin, marangoz Keğam, duvarcı Mığitar ve daha başkaları aileleriyle birlikte böyle kurtuldular o büyük göçten. Zara’da kaldılar ve yaşadılar… Ama bakın nasıl.

Önce din değiştirdiler tümü birden. Müslüman oldular, isimlerini değiştirdiler. Sarkis oldu Zeki, Artin oldu Ali, Keğam oldu Kenan, Mığitar oldu Hakkı…Arsaları, tarlaları evleri ve neleri varsa her şeylerini kaybettiler. Tapuları silindi bir günde. Zara’nın kilisesi saman deposu oldu aynı gün. Uzun lafın kısası, yaşamı idame ettirebilme ya da şimdiki adıyla sürdürebilme derdi onlara herşeylerini unutturdu çaresiz. Her cuma caminin baş müdavimleri oldular.

Aradan birkaç yıl geçti.Artık her şey bu yeni şekliyle kabullenilir olmuştu Zara’da.Ama o Cuma yaşananlar her şeyi altüst etti aniden.

Sevr antlaşması imzalandı o sıralar. Avrupalı devletler olanları ve şikayetleri incelemek için müfettişler göndermeye hazırlanıyorlardı Anadolu’nun dört bir yanına. Her yere olduğu gibi Zaraya da tabi. Aldı mı Zara’nın mülki erkanını bir telaş. Hemen kilise temizlendi samanlardan, eski şekline dönüştürüldü yeniden. Caminin önünde o gün değişik bir telaş ve gariplik göze çarpıyordu. Ama bir türlü mana veremiyordu Hakkı Bey buna. Camiye de o gün biraz erken gelmişti. Çeşme başında abdestini aldı bir güzel. Niyeti namazda önlerde yer kapmaktı. Hacı İzzet dikildi cami kapısında Hakkı’nın önüne pervasızca. “Oooo hoş geldin Mığitar” dedi aniden. Hakkı şaşırdı bir an. Karşısında duran adam eliyle kendisine karşıdaki kiliseyi gösteriyor ve “senin yerin ora Mığitar” diyordu aradan bunca yıl geçtikten sonra.

“Iııh” dedi. “Bu beni sınıyor herhalde”. “Estafurullah Hacı emmi. Elhamdüllah müslümanız hepimiz. Bizim ne işimiz var yahu o kapıda” demesine Hacı fırsat vermedi.

“Yok yok Mığitar, evli evine köylü köyüne kardaşım. Sende bilirsin bende ki katıksız hristiyansın sen, git kilisene. hem sonra bak yarın da kaymakama uğra sizin tapuları yeniden hazırlamış. Hem sadece sizinkileri de değil, giden akrabalarınızınkini de sizin üstünüze yazmış. Yarın git onları da al ha! Unutmayasın, kaymakam uzun uzun tembihledi”.

Zara’lı komşumun babasından aktardığı bu olaylar nereden mi aklıma geldi? Nereden olacak, hani şu Habitat vardı ya, yeni bitti de ?evli evine, köylü köyüne’ döndü. İşte “insan yaşamının sürdürülebilirliği” diye bir nakarat ürettiler orada. Hadi bu hikayeyi okuduktan sonra üç kez peşi sıra hepiniz hızlı hızlı tekrarlayın bakalım.

“İnsan yaşamının sürdürülebilirliği”
“İnsan yaşamının sürdürülebilirliği”
“İnsan yaşamının sürdürülebilirliği”
Ne oldu dilinize öyle kuzum? İnsan ve yaşam kolay söyleniyor lakin şu “sürdürülebilirlilik” lülüleşiyor değil mi ?

Hrant Dink



Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 320
Ynt: AHBARİG HRANT 'a , 'tililili' ...
« Yanıtla #3 : 19 Ocak 2017, 16:04:05 »
YÜZYILLIK YALNIZLIK BİTMEDİ GİTTİ...



"10 YILDIR NELER NELER OLDU ,AH SEVGİLİM !  ÜLKE KAN GÖLÜNE DÖNDÜ.ÜLKEYİ BİR KARABASAN SARDI. İNSANLAR KORKAR OLDU , NEFES ALAMAZ HALE GELDİ .KİŞİLİKLER AYAK ALTINA ALINDI. ONURLAR KIRILDI, KÜÇÜMSENDİ ." Rakel Dink
« Son Düzenleme: 19 Ocak 2017, 17:36:57 Gönderen: Solplatform »

Çevrimdışı Solplatform5

  • Sorumlu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 219
Ynt: AHBARİG HRANT 'a , 'tililili' ...
« Yanıtla #4 : 19 Ocak 2018, 14:41:10 »

 EĞER BİRİLERİ ,  "  Afedersiniz bana daha çirkinini söylediler ,Ermeni dediler"  DİYORSA YERLİ ve MİLLİ ERMENİ SOYKIRIMI HALA DEVAM EDİYORDUR  ...