Gönderen Konu: KAPİTALİZMİN YENİ EVRESİNDE SINIF ÖZELLİKLERİ  (Okunma sayısı 1697 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3354
Kapitalist sistem içersinde sermayenin emek üzerindeki tahakkümü,sermayenin kendini yeniden ürettiği her birikim ve gelişim evresinde farklı biçimlerde ortaya çıkar.
Marks'a göre bu evreler biçimsel tahakküm ve gerçek tahakküm evreleridir.

Biçimsel tahakküm döneminde sermaye üretim sürecinde,işgücü içerisindeki zamanı arttırarak,artık emek zamanını ve buna bağlı olarak da artı değeri arttırır.
Biz , bu artı değere Mutlak Artı Değer diyoruz.

Gerçek tahakküm döneminde ise kapitalist sistemin doğası gereği var olan rekabet nedeniyle pazarda diğer rakiplerinden önde yer alabilmek ve pazar payını arttırabilmek için emeğin üretkenliğini arttırır.
Bu da artı değerin artması anlamına geliri
Biz buna da Nispi Artı Değer diyoruz.

Özetlersek;biçimsel tahakküm döneminde işçi hala üretim sürecinin öznesi ve artı değerin asıl kaynağıdır.
Oysa , gerçek tahakküm döneminde işçi üretim sürecinin öznesi konumundan çıkmış,üretim araçlarının performansına tabi kılınmıştır.

Günümüzde ise bu tahakküm artık fabrika boyutunun çok  ötesine ,tüm yaşam alanlarına taşmıştır.
Yaşadığımız dönem artık geçmiş dönemden farklı bir dille yaşananları kavramlaştırdığımız bir dönemdir.

Bazı Marksistler bu dönemi biyopolitik bir tahakküm dönemi olarak nitelerler .
Artık bu dönemde baskı ve zorun biçimi de değişmiştir.

Teknolojik gelişim yepyeni baskı ve zor araçlarını yaratmıştır.
Bu soygun ve talan düzeninin efendileri artık kendi iktidarlarını daim kılabilmek için bu araçlarla tüm insanlık üzerinde baskı oluşturmaktadırlar.

Teknoloji sayesinde en mahremlerimizi kadar girilmiş,neredeyse önceden neler düşündüğümüz hatta ne düşünmemiz gerektiği bile egemenler tarafından belirlenmeye başlamıştır.

Bunun adının faşizm veya bir başkası olması bu gerçeği değiştirmemektedir.
Tabii ki bu durum,hem sermayenin emek üzerindeki tahakkümünün fabrika sınırlarını aşarak tüm yaşam alanları kapsaması,hem de buna bağlı olarak bu soygun ve talan düzeninin sahiplerinin baskı ve zorunun tüm insanlığı kapsaması,işçi sınıfının kapsamını da genişletmiştir.

Artık  bu kapsam bağlamında yeni bir sınıf tanımı yapmaya gereksinmemiz vardır.
İngiliz Marksist Harry Clever , bizde toplumsal proletarya olarak da ifade edilen yeni bir sınıf  kapsamını içeren tanım geliştirmiştir.

Harry Clever'in çıkış noktası yukarıda değindiğimiz sermayenin kendini yeniden ürettiği bu gelişim ve birikim evresinde sınıf kapsamının da bu bağlamda değişmesi üzerindedir.
Yaşadığımız dünyayı bir fabrikaya benzetirsek, bu dünyada yaşayan bizler,egemenler dışında bu fabrikanın çalışanlarıyız.

Toplumsal proletarya kapsamında yer alan kesimlere gelirsek:
Ev kadınları,işsizler,hizmet sektöründe çalışanlar,yani üretken olmayan emekçiler,kır ve kent yoksulları; tüm bunlar toplumsal proletarya kapsamı içersinde yer alırlar.

Kapitalist , işçinin , iş gücünü satın alırken veya kiralarken,biz buna emek gücü diyoruz,kiraladığı sadece üretim sürecinde işçinin çalıştığı zaman değildir
Emek gücünün içine,  işçinin o üretim sürecine hazırlandığı zaman dilimi de girer.
Daha da somut ifade edersek,işçinin karısı yani ev kadını bir gün sonrasına işçiyi hazırlar.
İşte kapitalistin kiraladığı emek gücünün içersinde ev kadınının da emeği vardır.

Fazla uzatmamak adına,üretim araçlarına sahip olmayan , geçimlerini emek güçlerini satarak sağlayanları TOPLUMSAL PROLETARYA olarak tanımlayabiliriz.
« Son Düzenleme: 27 Ocak 2014, 23:06:39 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET