Gönderen Konu: MUSTAFA SUPHİ ,YOLDAŞLARI ve MARİA YOLDAŞ  (Okunma sayısı 5244 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 320
MUSTAFA SUPHİ ,YOLDAŞLARI ve MARİA YOLDAŞ
« : 28 Ocak 2014, 00:42:31 »
MUSTAFA SUPHİ ve YOLDAŞLARINA ve de MARİA YOLDAŞ'a SELAM OLSUN !


Mustafa Suphi'nin Komintern'in I. Kongresi'nde yaptığı Konuşma

Moskova’da dünyanın geleceğini değiştirecek olan görkemli III. Enternasyonal’de proletaryanın, ezilen Türk köylülüğünün ve işçi sınıfının adına, özgürlüğün, eşitliğin, kardeşliğin adına, zalim ve yırtıcı emperyalizmden çok çekmiş, kapitalizmin pençesi ve Batı uygarlığının şiddeti altında mahvolan silâhlı bir halkın adına konuşmak ne büyük mutluluk. Gerçek şudur ki, Türkiye’de diğer devletlerde olduğu gibi, halkın canına kastedip kanını emen birçok barbar ve alçaktan başka, bir de sadece Ermenilerin değil, fakir işçi ve köylü kitlesinin de kanını akıtan Osmanlı padişahları vardır. Barbarlığı temsil edenler, ezilen halk kitleleri değil, Osmanlı padişahlarıdır.
Yoldaşlar! Rusya’da bulunan işçi ve köylü temsilcileri, Ekim Devrimi’nden sonra sermayeye karşı savaşı başlatmayı ve özellikle naip denen bu açgözlüleri yok etmeyi başarmışlardır.
Bir yıl önce Osmanlı paşaları orduyu Hazar Denizi kıyılarını, İran’ı, Türkistan’ı işgale göndermeyi tasarladıkları sırada Moskova’da, tüm dünyaya mutluluk vadeden bu başkentte, Türk devrimcileri bu paşaların maceracı tutkularına başkaldırmışlardı. Sesimizi boğmak isteyen Moskova’daki Osmanlı Elçisi Rus topraklarından derhal atılmamızı istemek için Rusya Cumhuriyeti hükümetini notalara boğmuş ve Müslüman Taşkent, Örenşehir, Kazan halkları arasında şiddetli bir propagandayı yöneterek çalışmamızı yok etmeye dört elle sarılmıştı.
Burjuva gazetelerinde bizlere karşı yöneltilen makalelerde: “Asya’nın en ucuna dek uzanan Müslüman dünya, Osmanlı ordusunun zaferini kutlarken Türk Tatar milletine duyulan bu en kutsal inançla alay eden bu insanlar kimlerdir? Hangi dinden ve hangi millettendirler?” gibi sorular yer alıyordu. Ama elçilik Müslüman doğu dünyasını ikiyüzlü sorularıyla aldatmak isteyince biz Türk komünistleri, dünyanın vatanımız, insanlığın da milletimiz olduğunu büyük bir ciddiyetle bildirdik.
Böylece devrimin kızıl bayrağını korkusuzca çektikten sonra, Osmanlı emperyalizmine katılan gruplara karşı çıkmayı, onlara tepki göstermeyi kararlaştırdık. Bir süre için düşüncelerimizin gerçekleşmesini sağlayacak olan bu yolu izleyenler sadece bizdik. Ama şimdi Doğu bizimle beraber yürüyor. Yoldaşlar, açgözlü Fransız ve İngilizler Osmanlı emperyalistleriyle beraber İstanbul’u ele geçirince hakkımızda söylenen yalanlar etkisini yitirdi ve herkes ezilen mutsuz halk için büyük Rus devriminden daha iyi bir müttefik olmadığını açıkça anladı.
1908’den itibaren Türk gençliğinin bir kısmı halkın selametini sosyal bir devrimden başka bir şeyde bulamayacağını anlamıştı. Ama o sıralar sosyalist çalışma kısıtlanmıştı. Ezilen halkın korunması için yükselen elem içindeki Jaures’un güçlü sesi boşuna nefes tüketiyordu. Arkadaşlarından sadece birkaçı giriştikleri işe sırt çevirmediler ve burada, Rusya’da devrimci Türk ocağını örgütlediler. Doğu’daki gerekli ekonomik ve sosyal değişimin sosyal devrimle gerçekleşebileceği yolundaki inançları Ekim olaylarından sonra iyi pekişti.
Sizlere bu inancın hâlen Türk proletaryası ve aydınları arasında var olduğunu ispatlayan bir örnek vereceğim. Devrim ertesinde İstanbul Üniversitesi Nobel Ödülü’nün kime verileceği sorusunu sorduğu zaman Türk gençliği profesörlerin yaptığı baskıya rağmen, yoldaş Lenin’i seçti; ve bu, sosyal devrim fikirlerinin Doğu’da ne kadar etkili olduğunu bir kez daha ispatlıyordu. Büyük saygın ustamız ve onun eylemleri, tüm devrimci dünyayı temsil etmektedir ve Türk gençliği de yaptıkları seçimle devrimci dünyaya bağlı olduğunu göstermiştir.
Türk halkının Rus devrimine olan sempatisinden bahsetmeyeceğim bile. Rusya’daki sosyal devrimin kahramanları halkımızca biliniyor: dünya sosyalist devrimi uğruna birçok kurban feda ettiler, artık savaş alanlarında tek başlarına değiller ve Türk proleter kitlesi gerçekten varlık kazanmıştır, tüm aydınlarıyla birlikte onların hayatını yaşamaktadır ve kalbi onlarınkiyle birlikte aynı uyum içinde atmaktadır.
Bu kahramanlar, bu kötülük dünyasında, Türk proletaryasında başlayan derin bir isyanın olgunlaştığından, bu proletaryanın savaşa atılmak için kardeşlerinin, Rus yoldaşlarının savaş çığlığını beklediğinden emin olabilirler.
Yoldaşlar! Bunu sizlere Orta Doğu’da, Türk halkı içinde, bütün kalpleriyle Rus devriminden yana olan gerçek devrimciler olduğunu göstermek için söyledim. Şimdi hemen bu hareketin dünya devrimiyle olan ilişkileri sorununa geçeceğim. Derinden inanıyorum ki Doğu’daki devrimin Batı’daki devrimle dolaysız bağları bulunmaktadır. Biz, Türk devrimcileri derinden inanıyoruz ki, Doğu’daki devrim sadece Doğu’yu Avrupa emperyalizminden kurtarmak için değil, aynı zamanda Rus devrimine destek olmak için de zorunludur.
Yoldaşlar, çok açıktır ki Fransız-İngiliz kapitalizminin başı Avrupa’da olsa da, gövdesi Asya’nın verimli topraklarındadır. Biz Türk sosyalistleri için önemli ve birinci görev, Doğu’daki kapitalizmin kökünü kazımaktır. Ancak bu yolla Fransız-İngiliz üretimini hammaddeden yoksun bırakabiliriz. Türkiye, İran, Hindistan ve Çin, Fransız-İngiliz endüstrisine kapılarını kapayarak, onu Avrupa borsalarına akma imkânından yoksun bırakacak, böylece iktidarın proletaryanın eline geçmesi ve sosyalist düzenin yerleşmesiyle sonuçlanacak, eli kulağında bir bunalıma yol açacaklardır. Buna ulaşmak için bölgesel devrimci hareketin ajitasyon yürütmesi ve Doğu halklarının Fransız-İngiliz emperyalizmine karşı ayaklanmaları lâzımdır. Ama Doğu’yu nasıl devrimci kılacağız? Sık sık Doğu sorununun tartışıldığı, Doğu halklarının manevi hayatlarından söz edildiği, bunların daha iyi incelenmesi isteğinin ifade edildiği toplantılara katıldım. Çarlık rejimi Doğu’yu işte böyle inceliyordu. Söz konusu olan, Doğu halklarını sömürmek için en iyi yolların bulunmasıydı. Bu sorunu bugün inceliyorsak, bu, ezilen Doğu’yu kurtarmak içindir. Doğu’nun bilimsel incelenmesine vakit ayırarak, silâhlarımızı sıkıca ellerimizde tutmamız, Doğu’da devrimci bir ocağın örgütlenmesi amacımızı gözden kaçırmamamız lâzımdır. Doğu halklarının Avrupa sermayesine başkaldırışı, Rus devrimi için olduğu kadar bugün tüm ülkelerin proleterlerini harekete geçiren, ki bu da onu İngiltere ve Amerika’nın sürekli tehdidi altına sokmakta ve bizim, yani Doğu’nun yardımının beklenmesini zorunlu kılmaktadır, genç Alman devrimi için de yararlıdır.
Bu nedenle Doğu halkları arasında devrimci ocakların kurulması III. Enternasyonal’in acil görevi olmalıdır. Güçlü ve genç Rus Kızıl Ordusu’nun bağrında gelişen Türk askerî örgüt hücreleri kurulmaktadır. Bugün çeşitli Rus cephelerinde, Sovyetlerin gücünü korumak amacıyla Kızıl Ordu’nun yanında dövüşen bin kadar Türk için büyük bir yarar belirmektedir.
Coğrafî konumundan dolayı Türkiye daima Asya ve Avrupa arasında bir bağ oluşturmuş ve kapitalizmin dolaysız baskısı altında ezilmiştir.
Bütün bunlar bizlere dünya devriminin gelecek safhasında Türk proletaryasının önemli bir yer işgal edeceğini gösteriyor.
Eminiz ki Türk proletaryası dünya sosyal devrimine dayanak olmak ve onu ilerletmek için bütün gücünü kullanacaktır.

Mustafa Suphi



Çevrimiçi veda

  • İleti: 2992
Ynt: MUSTAFA SUPHİ ,YOLDAŞLARI ve MARİA YOLDAŞ
« Yanıtla #1 : 28 Ocak 2014, 00:45:42 »
Maria Suphi en son Kanlı tekneden indirilirken görüldü
Bitkin bedenini Zorlukla tutuyordu ayakta Yoldaşları
Teknede bir gecede Maria Katillerin sofrasında çırpınarak Günlerce öldü
Karadeniz kudurdu kederinden Vurdu kendini kayalara Paramparça etti
Kana boyalı sularını Maria’nın On beş kere hançerlendi yüreği
Sonra Bu kanlı tarihin karanlık yüzü kâhyanın
Yani Irz düşmanı Yahya’nın Cehennem çukuru gözlerinde Can çekişirken
“Nemlizade Ragıp” adlı it oğlu itin
Esrar kokan soluğuyla boğuldu
Ardından Son hançeri Rivayete göre
Rize’de Şehir eşkıyaları vurdu
Ve Erk Sonuna kadar Katillerin arkasında durdu
Karşıki kıyılara Maria ile yoldaşlarının
“Deniz kazasında” Öldüklerini duyurdu …
Maria Nedense Pek konuşulmadı bu olay
Erkek egemen kabullerimize Ters düştüğünden dolayı
Bir garip utanma mıydı yoksa Açıkça söyleyemedik
Egemenlerin bizi Irzımıza geçerek yok etme heveslerine
Seni kurban seçtiğini
Oy Maria Suphi Karşı kıyıların maralı Bunu anlamadan biz Nasıl anlayabiliriz
Seni buralara sürükleyen
O kocaman Sevda yüklü kavganı
M.Kazım Ablak
Bir Yasaklı Sevdayım'dan
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1826
Ynt: MUSTAFA SUPHİ ,YOLDAŞLARI ve MARİA YOLDAŞ
« Yanıtla #2 : 28 Ocak 2014, 01:02:05 »
ZAMAN AŞIMINA TERKEDİLMEYECEK , SİYASİ ve VİCDANİ ANLAMDA YÜKÜMLÜLÜĞÜMÜZ VARDIR.

Ekim

”Teşkilat dönemlerini geçiren ve şimdiye kadar birer grup halinde yaşayan Türkiye komünistleri, bu kongreden teşkilatlı ve birleşmiş bir parti olarak çıkmakla, yeni bir yaşam dönemine ayak basıyorlar. Partinin önünde duran birinci görev, bundan sonra memleketimiz işçi ve rençberleri arasında fikrimizi kuvvetle ve hızla yayarak, halkın kaderini kendi eline verecek sebep ve kabiliyetleri hazırlamaktır. Memleketimizin her türlü dereceden sınıf uzlaşmalarının ve yalanlarının ortaya döküldüğü böyle bir dönemde, böyle bir buhran döneminde halkın kaderini kendi eline alarak iş görmesi bir zaruret haline giriyor. Bu işte doğru yolu gösterme görevi, Komünist Partisi'nin üzerine düşmektedir. Komünist Partisi için memlekete musallat olan düşmanları kovmak nasıl bir görev ise, içte halkın sırtından geçinen yağmacı ve asalak sınıfları da hazır yiyicilik halinden çıkarıp, yumruk altında çalıştırmak da o derece esaslı bir görevdir.“  Mustafa Suphi Umumi Türk Komünistleri Kongresi
« Son Düzenleme: 28 Ocak 2014, 01:05:51 Gönderen: Ekim »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 320
Ynt: MUSTAFA SUPHİ ,YOLDAŞLARI ve MARİA YOLDAŞ
« Yanıtla #3 : 28 Ocak 2015, 01:49:00 »



Komünist Enternasyonalin tüzüğündeki satırlar :

“Komünist Enternasyonalin hedefi, silah dahil mümkün tüm araçlarla uluslararası burjuvaziyi yıkmak ve devletin tümden ortadan kaldırılışına geçiş aşaması olarak bir uluslararası Sovyet cumhuriyeti kurmak için mücadele etmektir. Komünist Enternasyonale göre insanlığı kapitalizmin dehşetinden ancak proletaryanın diktatörlüğü kurtarabilir ve Sovyet iktidarı da bu proletarya diktatörlüğünün tarihsel olarak verilmiş biçimidir. (...) İşçilerin kurtuluşu yerel ya da ulusal değil, uluslararası bir sorundur. (...) Yeni Uluslararası İşçiler Birliği, tek bir amacı güden farklı ülkelerin proleterlerinin ortak eylemini örgütlemek için kurulmuştur: kapitalizmi yıkmak, sınıfları tümden ortadan kaldıracak ve komünist toplumun ilk evresi olan sosyalizmi kuracak proletarya diktatörlüğünü, bir uluslararası Sovyet cumhuriyetini inşa etmek.”

TKP'nin Bakü kongresinde oluşturulan ilk programından:


“İçtimai (=toplumsal) inkılabın ibtidar ve intişarında (=yayılmasında), milletlerin geçirmekte oldukları iktisadi tekamüllerle (=evrimlerle) tarihi ve siyasi şartların büyük alaka ve hisseleri olmakla beraber, inkılap başladıktan sonra millet, memleket ve ülkeleri birbirinden layezal kararlarla ayırmak doğru değildir. Bugün proletarya devr-i hakimiyetine ayak basmış olan Rusya’da komünizm icraat ve tatbikatının muvaffakiyeti iktisadiyatça müterakki (=gelişmiş) diğer garp (=Batı) memleketlerindeki içtimai (=toplumsal) inkılabın zuhuruna bağlı olduğu kadar, bütün garpta intişar edecek (=yayılacak) komünizm tatbikatının da, iktisadiyatça daha muhtelik (=karma) safhalar arz eden şarktaki inkılapçı hareket ile alakası pek mühim ve hayatidir.” “Fırka, halkçılığın en yüksek bir şekli olan amele ve rençber şuralar cumhuriyetinin tesisi yolunda yorulmaksızın çalışmak ve bunun için evvel emirde tebligat ve neşriyatı ile mağdur sınıfların hakimiyetlerini temsil eden bu şekl-i hükümeti kendilerine sevdirmeği vazife bilir.”


MARİA YOLDAŞSIZ OLMAZ !



Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 320
Ynt: MUSTAFA SUPHİ ,YOLDAŞLARI ve MARİA YOLDAŞ
« Yanıtla #4 : 29 Ocak 2016, 00:25:55 »


mustafa suphi, ethem nejat, mehmet ali, bahaeddin, ismail hakkı (dr), ismail hakkı (topcu), kazım ali, emin şefik, maksut, cemil nazmi, hayreddin, halitoğlu mehmet, kazım hulusi, mustafaoğlu mehmet, çitoğlu nazmi ismail



MARİA SUPHİ'NİN HİKAYESİ

https://www.youtube.com/watch?v=2CeNmhbybGo

MUSTAFA SUPHİ'nin TKP 'si ; ONUN DEVAMI OLDUKLARINI SÖYLEYENLER GİBİ ULUSALCI,AŞAMALI DEVRİMCİ ve  UZLAŞMACI TAVIRLARI OLMAYAN ; SOSYALİST DEVRİMCİ  ve ENTERNASYONALİST OLUP TARİHE BU ŞEKİLDE GEÇMİŞTİR !

Mustafa Suphi ,Komintern'in Birinci Kongresi'ndeki konuşmasında Türk komünistleri için  bütün yeryüzünün vatanları, bütün insanlığın ulusları olduğunu söyleyerek enternasyonalizm anlayışını ortaya koymuştur:

"Burjuva gazeteleri sütunlarında bizlere karşı şöyle sorular yöneltildi: 'Müslüman dünya, Türk ordusunun Asya içlerindeki zaferini kutlarken Türk-Tatar ulusunun en kutsal duygularına ve dinine karşı gelen bu insanlar kim? Bu kişiler hangi dine mensup, milliyetleri nedir?' Ve elçilik bu uhrevi sorularla bütün Doğu Müslüman dünyasının kafasını karıştırmaya çalışırken, biz, Türk komünistleri, bütün yeryüzünün-vatanımız ve insanlığın-ulusumuz olduğunu açıkça belirttik. Böylece, devrimin kızıl bayrağını cesurca kaldırarak Türk emperyalizminin çevresinde toplanmış bu tür insanlara, bu tür akımlara karşı koymaya karar verdik." (Mustafa Suphi'nin 1. Komintern Kongresi'ndeki konuşmasından. Konuşma metni "İzvestia B. Ts. I. K." No. 51, 6 Mart 1919 nüsnasında "Türkiye ve Doğudan Ne Beklenebilir" başlığı altında yayınlanmıştır. (aktaran Tunçay, M., Türkiye'de Sol Akımlar-I (1908-1925), "Türkiye'de Sol Akımlar (1908-1925) Belgeler", BDS Yayınları, İstanbul: 2000, s. 267)

Yine aynı konuşmada  Musatafa Suphi  aşamalı devrim tezi yerine Sosyalist Devrim tezinin savunulduğunu söyler:


"Yoldaşlar, bilindiği gibi, eğer Fransız-İngiliz kapitalizminin başı Avrupa'da ise gövdesi(midesi) Asya'nın geniş alanlarında bulunuyor. Ve biz, Türk sosyalistleri için acil görev Doğu'da kapitalizmin köklerini söküp atmaktır. Ancak bu yolla İngiliz-Fransız sistemini hammadde kaynaklarından yoksun kılabiliriz. Türkiye, İran, Hindistan, Çin ve diğerleri İngiliz-Fransız sanayilerine kapılarını kaparlarsa, hem Avrupa borsaları pazar olanaklarından yoksun kalır hem de kaçınılmaz bir krize yol açılmış olur, ve bunun sonucu hakimiyet proletaryanın eline geçer ve sosyalist düzen kurulur." "Türk proletaryasının bütün gücüyle dünya sosyalist devriminin savunusuna ve gelişimine katılacağı güvenci içindeyiz."(Mustafa suphi'nin 1. Komintern Kongresi'ndeki konuşmasından. Konuşma metni "İzvestia B. Ts. I. K." No. 51 6 Mart 1919 nüsnasında "Türkiye ve Doğudan Ne Beklenebilir" başlığı altında yayınlanmıştır. Aktaran Tunçay M., Türkiye'de Sol Akımlar-I (1908-1925), "Türkiye'de Sol Akımlar (1908-1925) Belgeler", BDS Yayınları, İstanbul: 2000, s. 268)

Kapitalizmin ,ilerici barutunu tükettiğini , dolayısıyla kapitalizmin artık ortada kalkması gerektiğini dile getirir Mustafa Suphi:

"Bizim programımıza mukaddeme olarak tavzih ve tetebbuuna muhtaç olduğumuz maddelerden biri de, Türkiye gibi Avrupa kapitalizminin pençesinde ezilen memleketlerin burjuva demokratlığı ile kurtulmaya muvaffak olamayacağı meselesidir. Kapitalizm, istihsali büyük şirketler vasıtasıyla inhisar haline getirmekle maddeten ikbali devrinin en yüksek mertebesine çıkıyor. Filvaki, kapitalizmin bidayet-i inkişafında Garbi Avrupa millet ve memleketleri arasındaki hudutları birleştirerek, siyasi ve iktisadi büyük vahid- kıyaslar vücuda getirmiş ve sonra garp medeniyeti namı altında malum olan manzume-i muaşerti doğurmakla, tarihinde mühim bir rol oynamış oluyor. Ancak kapitalizm her ne şekil ve surette olursa olsun, bu medeniyeti daha ilerilere doğru neşr ve tamim etmek kuvvetini şimdi tamamiyle kaybetmiş, harb ve istila ile me'luf tahripkar bir devreye ayak basmıştır." (Tunçay, M., Türkiye'de Sol Akımlar-I (1908-1925), "Türkiye'de Sol Akımlar (1908-1925) Belgeler", BDS Yayınları, İstanbul: 2000, s. 296-7)


ÖZELLİKLE , KENDİNİ KOMÜNİST OLARAK TANIMLAYANLARIN DİKKATLERİNE
TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ UMUMİ NİZAMNAMESİ'nden

"Türkiye Bolşevikleri köy, nahiye, kaza, sancak ve merkez şuraları aracılığı ile toplum hayatında gerçek bir halk cumhuriyeti hükümetini oluşturmak ve sosyalizmi yerleştirinceye kadar çalışan yoksullardan oluşan bu şuraların diktatörlüğünü öngörür."( TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ UMUMİ NİZAMNAMESİ Haziran 1920 Madde:4 )


"Türkiye Komünistleri milletlerin özgür gelişmesini tanır ve her milletin kendi kaderini tayin hakkını o millete verir."( TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ UMUMİ NİZAMNAMESİ Haziran 1920 Madde:15 )

« Son Düzenleme: 27 Ocak 2018, 23:35:02 Gönderen: Solplatform5 »

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1826
Ynt: MUSTAFA SUPHİ ,YOLDAŞLARI ve MARİA YOLDAŞ
« Yanıtla #5 : 29 Ocak 2016, 00:56:50 »
Bir kez daha yazıyorum; ASLA  , ZAMAN AŞIMINA TERKEDİLMEYECEK , SİYASİ ve VİCDANİ ANLAMDA YÜKÜMLÜLÜĞÜMÜZ VARDIR.

Ekim

KALBİM

Göğsümde 15 yara var!.
Saplandı göğsüme 15 kara saplı bıçak!..
Kalbim yine çarpıyor,
kalbim yine çarpacak!!!

Göğsümde 15 yara var!
Sarıldı 15 yarama
kara kaygan yılanlar gibi karanlık sular!
Karadeniz boğmak istiyor beni,
boğmak istiyor beni,
kanlı karanlık sular!!!

Saplandı göğsüme 15 kara saplı bıçak.
Kalbim yine çarpıyor,
kalbim yine çarpacak!…

Göğsümde 15 yara var!.
Deldiler göğsümü 15 yerinden,
sandılar ki vurmaz artık kalbim kederinden!
Kalbim yine çarpıyor,
kalbim yine çarpacak!!!

Yandı 15 yaramdam 15 alev,
kırıldı göğsümde 15 kara saplı bıçak..
Kalbim
kanlı bir bayrak gibi çarpıyor,
ÇAR-PA-CAK!!

  NAZIM HİKMET - 1925
« Son Düzenleme: 29 Ocak 2016, 15:16:21 Gönderen: Solplatform5 »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 320
Ynt: MUSTAFA SUPHİ ,YOLDAŞLARI ve MARİA YOLDAŞ
« Yanıtla #6 : 27 Ocak 2017, 22:05:43 »
"BİZ TÜRK KOMÜNİSTLERİ;BÜTÜN YERYÜZÜNÜN VATANIMIZ ve İNSANLIĞIN ULUSUMUZ OLDUĞUNU AÇIKÇA BELİRTTİK." (*)



Doğu, dünya emperyalizmi için derin geniş bir cephe gerisi ve besin kaynağıdır. Doğu ayaklanır ve sosyalist batıya elini verirse, emperyalizm kuşatılır, o zaman dünya sosyalizminin utku çanları çalar. İşte bundan ötürü, Merkez Bürosu Doğu Halklarının uyarma ve uyarılması işini kendisine başlıca görev bilir. İşte ben, bu inançla yaşasın ezilen Doğu halklarının Rusya ve Avrupa sosyalist işçileriyle devrimci birliği belgisini haykırıyorum !
(1919 Mart - Doğu Halkları Komünist Örgütleri Merkez Bürosu'nun hesap raporu )



Bugünkü durumda, emperyalizmle sosyalizm düzgün iki cephe halinde karşı karşıya durduğuna göre, Doğu devrimcilerinin, Batı'dan tam bir yardım ve güç almadıkça iş görmeleri olanaksızdır. Onun için
Doğu'nun devrimci komünist örgütleri, daire örgütlerini ilerlettikçe Üçüncü Enternasyonal'in de Doğu için çalışma ve yardımlarını geliştirmesi uluslararası sosyalist devrim adına kutsal bir görevdir. Dünya çapında devrim hareketinde Batı proletaryasından bağımsız olarak Doğu'da iş görmek nasıl bir yanılgı ise,Doğu'yu Batı'dan ayırmak ve birini diğeri adına feda etmek de büyük ve tarihsel bir yanlış olur.
( 1920 Temmuz Yeni Dünya)

 (*)(Mustafa Suphi'nin 1. Komintern Kongresi'ndeki konuşmasından. Konuşma metni "İzvestia B. Ts. I. K." No. 51, 6 Mart 1919 nüsnasında "Türkiye ve Doğudan Ne Beklenebilir" başlığı altında yayınlanmıştır. (aktaran Tunçay, M., Türkiye'de Sol Akımlar-I (1908-1925), "Türkiye'de Sol Akımlar (1908-1925) Belgeler", BDS Yayınları, İstanbul: 2000, s. 267)

Çevrimdışı Solplatform5

  • Sorumlu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 219
Ynt: MUSTAFA SUPHİ ,YOLDAŞLARI ve MARİA YOLDAŞ
« Yanıtla #7 : 28 Ocak 2018, 00:00:09 »
"EMİNİZ ki TÜRK PROLETARYASI, DÜNYA SOSYALİST DEVRİMİNE DAYANAK OLMAK ve ONU İLERLETMEK İÇİN BÜTÜN GÜCÜNÜ KULLANACAKTIR."
Mustafa Suphi



Aşkın ,yoldaşlıkla nasıl kocaman olduğunu söyleyen Maria komünist bir kadın, aşkı ve yoldaşlığı bir arada sarmalamış, yürekli bir Sovyet kadını… O,  teknede ölmedi ama binlerce kez öldü.



Mustafa Suphi 1920’de Bakü 1. Doğu Halkları Kurultayı’na giderken trenin kapısında. Masanın başındaki kravatlı kişi Komintern Başkanı Zinovyev.

"Türkiye Bolşevikleri köy, nahiye, kaza, sancak ve merkez şuraları aracılığı ile toplum hayatında gerçek bir halk cumhuriyeti hükümetini oluşturmak ve sosyalizmi yerleştirinceye kadar çalışan yoksullardan oluşan bu şuraların diktatörlüğünü öngörür."( TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ UMUMİ NİZAMNAMESİ Haziran 1920 Madde:4 )

"Türkiye Komünistleri milletlerin özgür gelişmesini tanır ve her milletin kendi kaderini tayin hakkını o millete verir."( TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ UMUMİ NİZAMNAMESİ Haziran 1920 Madde:15 )


Burjuva gazetelerinde bizlere karşı yöneltilen makalelerde: “Asya'nın en ucuna dek uzanan Müslüman dünya, Osmanlı ordusunun zaferini kutlarken, Türk Tatar milletine duyulan bu en kutsal inançla alay eden bu insanlar kimlerdir? Hangi dinden ve hangi millettendirler?” gibi sorular yer alıyordu. Ama elçilik Müslüman doğu dünyasını ikiyüzlü sorularıyla aldatmak isteyince biz, Türk komünistleri dünyanın vatanımız, insanlığın da milletimiz olduğunu büyük bir ciddiyetle bildirdik.(Mustafa Suphi'nin 3. Enternasyonal'deki Konuşması.)

Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 320
MUSTAFA SUPHİ 28 KANUNİSANİ...!
« Yanıtla #8 : 27 Ocak 2019, 23:32:18 »
TKP'nin kurucusu Mustafa Suphi ve yoldaşlarının Karadenizde katledilmeleri olayının nasıl başladığı, nasıl geliştiği konusuna tarihçilerce geniş biçimde gerek kitaplarda, gerekse internet ortamında yer verildi.

Bence bu olayı net bir biçimde,somut ve açık olarak açıklayan Komünist Şair, Mustafa Suphi'nin yoldaşı NAZIM HİKMETTİR!
Nazım Hikmet 28 KANUNİSANİ şiirine TARİH SINIFLARIN MÜCADELESİDİR diye başlar ve devamında aslında bu olayın taraflarının Burjuvazi ve Biz yani İşçi Sınıfı olduğunu dile getirir.

Gerçektende Mustafa Suphi ve yoldaşları taraflardan biri, Kemalist Burjuvazi ise karşı taraftır.
Daha sonra bu katledişi , bu katle ferman veren vede bunu gerçekleştirenleri şu dizelerle bize açıklar!

"burjuva kemal’in omuzuna binmiş
kemal kumandanın kordonuna
kumandan kahyanın cebine inmiş
kahya adamlarının donuna
uluyorlar"


Sonrasında ise Mustafa Suphiler'in nasıl alçakca  aldatıldıklarını ve katledilişlerini anlatır.
Bir kez daha "iki motörde iki sınıf çarpışıyor" diyerek te aslında bu olayın SINIF MÜCADELESİ içerisinde yer aldığını belirtir.

Ama hala aradan bir asıra yakın zaman geçmesine karşın, adı Komünist olan bir partinin başındaki zat, Nazım Hikmet'in yazdıklarını  inkar edercesine, sanki bu olay sınıf mücadelesi değilmiş gibi, sanki bu olay da taraflar Burjuvazi ve İşçi Sınıfı değilmiş gibi, sanki bu iki sınıfın aralarındaki çelişki UZLAŞMAZ değilmiş gibi, yüreğinin yarısını bu kavgada taraf olan Burjuvazi ve onun temsilcisi Mustafa Kemal'e, kalan yarısınıda İşçi Sınıfına ve onun temsilcisi Mustafa Suphiye ayırarak, belkide öbür dünyada bir SINIF UZLAŞMASI gerçekleştirmek istiyor.

Şimdi Nazım Usta'nın bu şiirinin tamamını verelim ama Maria Suphi'yi, Maria Yoldaşı unutmadan, onun katlinide dile getiren M.Kazım Ablak'ın "Bir Yasaklı Sevdayım" adlı şiirinide beraberinde vererek.



28 KANUNİSANİ

ta ata aa ta ta ha ta tta ta

tarih
sınıfların
mücadelesidir

1921

kanunisani 28
karadeniz
burjuvazi
biz

on beş kasap çengelinde sallanan
on beş kesik baş
yoldaş

bunların sen
isimlerini aklında tutma
fakat

28 kanunisaniyi unutma!

“siyah gece
“beyaz kar
“rüzgar
“rüzgar”.

trabzondan bir motor açılıyor

sa-hil-de-ka-la-ba-lık!

motoru taşlıyorlar
son perdeye başlıyorlar!

burjuva kemal’in omuzuna binmiş
kemal kumandanın kordonuna
kumandan kahyanın cebine inmiş
kahya adamlarının donuna
uluyorlar

hav… hav… hak… tü

yoldaş unutma bunu burjuvazi
ne zaman aldatsa bizi

böyle haykırır:

– hav…hav…hak…tü

– gördün mü ikinci motörü?

– içinde kim var?

– arkalarından gidiyorlar.

– ikinci motör birinciye yetişti
– bordoları bitişti
– motörler sarsılıyor
– dalgalar sallıyor sallıyor dalgalar.
– hayır

iki motörde iki sınıf çarpışıyor

– biz onlar!
– biz silahsız onlar kamalı
– tırnaklanmız
– kavga son nefese kadar
– kavga
– dişlerimiz ellerini kemiriyor

kamanın ucu giriyor

– girdi…
– yoldaşlar, ey!

artık lüzum yok fazla söze:

bakın göz göze

– karadeniz

on beş kere açtı göğsünü,
on beş kere örtüldü.
onbeşlerin hepsi
bir komünist gibi öldü....NAZIM HİKMET


XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX




Maria Suphi en son Kanlı tekneden indirilirken görüldü
Bitkin bedenini Zorlukla tutuyordu ayakta Yoldaşları
Teknede bir gecede Maria Katillerin sofrasında çırpınarak Günlerce öldü
Karadeniz kudurdu kederinden Vurdu kendini kayalara Paramparça etti
Kana boyalı sularını Maria’nın On beş kere hançerlendi yüreği
Sonra Bu kanlı tarihin karanlık yüzü kâhyanın
Yani Irz düşmanı Yahya’nın Cehennem çukuru gözlerinde Can çekişirken
“Nemlizade Ragıp” adlı it oğlu itin
Esrar kokan soluğuyla boğuldu
Ardından Son hançeri Rivayete göre
Rize’de Şehir eşkıyaları vurdu
Ve Erk Sonuna kadar Katillerin arkasında durdu
Karşıki kıyılara Maria ile yoldaşlarının
“Deniz kazasında” Öldüklerini duyurdu …
Maria Nedense Pek konuşulmadı bu olay
Erkek egemen kabullerimize Ters düştüğünden dolayı
Bir garip utanma mıydı yoksa Açıkça söyleyemedik
Egemenlerin bizi Irzımıza geçerek yok etme heveslerine
Seni kurban seçtiğini
Oy Maria Suphi Karşı kıyıların maralı Bunu anlamadan biz Nasıl anlayabiliriz
Seni buralara sürükleyen
O kocaman Sevda yüklü kavganı......M.Kazım Ablak

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX     
« Son Düzenleme: 28 Ocak 2019, 00:03:49 Gönderen: Solplatform »