Gönderen Konu: KOMÜNİST MANİFESTO - 21 Şubat 1848  (Okunma sayısı 3051 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 313
KOMÜNİST MANİFESTO - 21 Şubat 1848
« : 21 Şubat 2014, 22:08:09 »


KOMÜNİSTLER

* Farklı ülke proleterlerinin ulusal savaşımlarında, her türlü milliyetten bağımsız olarak, tüm proletaryanın ortak çıkarlarına işaret eder ve bunları öne sürerler.

* İşçi sınıfının burjuvaziye karşı savaşımının geçmek zorunda olduğu çeşitli gelişme aşamalarında, her zaman ve her yerde. tüm hareketin çıkarlarını temsil ederler.





* Komünistler, öteki işçi sınıfı partilerine karşı ayrı bir parti oluşturmazlar.
 
* Tüm proletaryanın çıkarlarının dışında ayrı çıkarlara sahip değillerdir.




* Komünistler, kendi görüşlerini ve amaçlarını gizlemeye tenezzül etmezler. Hedeflerine ancak tüm mevcut toplumsal koşulların zorla yıkılmasıyla ulaşılabileceğini açıkça ilân ediyorlar. Varsın egemen sınıflar bir komünist devrim korkusuyla titresinler. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yok. Kazanacakları bir dünya var.

BÜTÜN ÜLKELERİN İŞÇİLERİ, BİRLEŞİNİZ!



http://www.solplatform.biz/index.php?topic=302.0
« Son Düzenleme: 21 Şubat 2017, 00:09:05 Gönderen: Solplatform »

Çevrimiçi veda

  • İleti: 2942
Ynt: KOMÜNİST MANİFESTO - 21 Şubat 1848
« Yanıtla #1 : 23 Şubat 2014, 02:20:09 »
Komünist Manifesto yaklaşık birbuçuk asır önceden yazılsada,hala günümüzü audınlatmaya devam ediyor

Tabiki dünya o günün,bundan birbuçuk asır öncesinin dünyası değil,aksini savlamak değişimi,diyalektiği yadsımaktır

Burada değişmeden kalan,işin felsefesidir,o günden gelişimin seyrine bakarak bugünü öngörebilmektir.

Aşağıda Komünist Manifestodan yaptığım alıntı bu öngörüyü bizlerin gözlerinin önüne sermektedir.

"Burjuvazi, dünya pazarını sömürmek yoluyla tüm ülkelerin üretim ve tüketimini kozmopolitleştirdi. Gericilerin çok üzülecekleri biçimde ulusal zemini sanayinin ayağının altından çekiverdi. En eski ulusal sanayiler yok edildi ve hâlâ her gün yok ediliyor. Her uygar ulusun bir yaşamsal sorun olarak ithal etmesi gereken ve artık yerli hammaddeyi değil en uzak bölgelerin hammaddelerini işleyip, mamulünün de yalnız kendi ülkesinde değil dünyanın her yerinde birden tüketildiği yeni sanayiler, o eski ulusal sanayileri bir kenara itiyor. Yerli imalatla karşılanan eski ihtiyaçların yerini de, en uzak ülke ve iklimlerin ürünleriyle ancak giderilebilecek ihtiyaçlar alıyor. Eski yerel ve ulusal kapalılık ve kendine yeterlik yerine de, ulusların her yönde hareketliliği ve her yönde birbirine bağımlılığı geçmekte. Üstelik yalnız maddi üretimde değil manevi üretimde de bu böyle. Ayrı ayrı ulusların manevi ürünleri ortak mülk oluyor. Ulusal tek yanlılık ve sınırlılık artık mümkün değil, pek çok ulusal ve yerel edebiyattan bir dünya edebiyatı oluşmakta."

Evet bundan birbuçuk asır öncesinden gelişimin seyrinin,tek tek ulusal pazarlardan ülke ekonomilerinin gittikçe iç içe geçerek tek bir dünya pazarına doğru yönelerek biribirine bağımlı hale geldiği öngörülmüştür.
Bugün küreselleşme olarak tanımladığımız bu olgu o günden Komünist Mamifestoda dile getirilmiştir.

Komünist Manifestonun bir önemli saptamasında aşağıda aktardığımız paragrafda yer almaktadır.

"Gördük ki şimdiye kadar toplumların hepsi ezen ve ezilen sınıfların karşıtlığına dayanmaktaydı. Ama bir sınıfı ezebilmek için ona en azından kölece varlığını sürdürebileceği koşulları sağlamak gerekir. Serf, serflik döneminde komün üyeliğine yükselmeye çalışmıştır, nasıl feodal mutlakıyet boyunduruğu altında küçük burjuva da burjuvalığa çıkmışsa. Buna karşılık modern işçi, endüstrinin ilerlemesiyle kalkınacağına, kendi sınıfının koşullarının da daha altına düşmektedir sürekli. İşçi sefilleşiyor ve sefalet, toplumdan ve zenginlikten daha hızla gelişiyor. Böylece apaçık ortaya çıkıyor ki, burjuvazi daha uzun süre toplumun egemen sınıfı olarak kalma ve kendi varoluş koşullarını topluma düzenleyici yasa olarak dayatma yetisinde değil. Burjuvazi egemenliğini sürdürme yetisinde değil, çünkü kölesine köle olarak bile var olma güvencesi veremiyor, çünkü köleyi, o kendisini besleyeceğine kendisi onu beslemek zorunda olduğu bir duruma düşürüyor elinde olmaksızın. Toplum artık burjuvazinin sultasında yaşayamaz, yani, burjuvazinin varlığı toplum tarafından taşınabilir gibi değil."

Burjuvazinin işçileri açlık sınırında yaşattığı,onlara kendi varlığını sürdürebilmesine,kendi sınıfının koşulları altında yaşayabilmesine imkan tanımadığı,onlar tarafından beslenmesi gerekirken,onları beslemek zorunda kaldığı bügünde,hala geçerliliğini sürdüren bir öngörüdür.

En önemliside o günden bugüne değişmeyecek olan,artık toplumun burjuvazinin egemenliğinde yaşayamayacağı,toplumun artık burjuvaziyi taşıyamayacağı saptamasıdır.
« Son Düzenleme: 23 Şubat 2014, 13:43:38 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 313
Ynt: KOMÜNİST MANİFESTO - 21 Şubat 1848
« Yanıtla #2 : 20 Şubat 2015, 22:53:20 »

BURJUVALAR VE PROLETERLER

* Burjuva sınıfın varlığının ve egemenliğinin esas koşulu,sermayenin oluşması ve çoğalmasıdır; sermayenin koşulu, ücretli emektir. Ücretli emek, bütünüyle, emekçiler arasındaki rekabete dayanır. Sanayiin, burjuvazinin elde olmayarak teşvik ettiği ilerleyişi, emekçilerin rekabetten ileri gelen yalıtılmışlıklarının yerine, birlikteliklerinden ileri gelen devrimci dayanışmalarını kor. Demek ki, modern sanayiin gelişmesi, burjuvazinin ayaklarının altından bizzat ürünleri ona dayanarak ürettiği ve mülk edindiği temeli çeker alır. Şu halde, burjuvazinin ürettiği, her şeyden önce, kendi mezar kazıcılarıdır. Kendisinin devrilmesi ve proletaryanın zaferi aynı ölçüde kaçınılmazdır.


TUTUCU SOSYALİZM YA DA BURJUVA SOSYALİZMİ

*   Burjuvazinin bir kesimi, burjuva toplumun varlığının devamını sağlamak için, toplumsal hoşnutsuzlukları gidermek ister.
 İktisatçılar, iyilikseverler, insanlıkçılar, işçi sınıfının durumunu iyileştiriciler, hayır işleri örgütleyicileri, hayvanlara eziyet edilmesini önleme derneklerinin üyeleri, ılımlılık bağnazları, akla gelebilecek her türden gizli reformcular, bu kesime girerler. Sosyalizmin bu biçimi, üstelik, eksiksiz sistemler haline de getirilmiştir.



http://www.solplatform.biz/index.php?topic=302.0

Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 313
Ynt: KOMÜNİST MANİFESTO - 21 Şubat 1848
« Yanıtla #3 : 21 Şubat 2016, 14:48:55 »


 PROLETERLER VE KOMÜNİSTLER

Komünistler; bir yandan, pratik olarak, bütün ülkelerin işçi sınıfı partilerinin en ileri ve en kararlı kesimi, bütün ötekileri ileri iten kesimidirler; öte yandan ise, teorik olarak, proletaryanın büyük yığını üzerinde, hareket hattını, koşulları, ve proleter hareketin nihai genel sonuçlarını açıkça anlama üstünlüğüne sahiptirler.
 Komünistlerin acil hedefleri, bütün öteki proleter partilerininkiyle aynıdır: proletaryanın bir sınıf olarak oluşması, burjuva egemenliğinin yıkılması, siyasal gücün proletarya tarafından ele geçirilmesi.





  PROLETERLER VE KOMÜNİSTLER

Halklar arasındaki ulusal farklılıklar ve karşıtlıklar, burjuvazinin gelişmesi ile, ticaret özgürlüğü ile, dünya pazarı ile, üretim biçimindeki ve buna tekabül eden yaşam koşullarındaki tekdüzelik ile her geçen gün biraz daha yok oluyor.
 Proletaryanın egemenliği, bunları daha da çabuk yok edecektir. Eylem birliği, en azından önde gelen uygar ülkelerinki, proletaryanın kurtuluşunun ilk koşullarından biridir.
« Son Düzenleme: 20 Şubat 2018, 22:49:33 Gönderen: Solplatform5 »

Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 313
Ynt: KOMÜNİST MANİFESTO - 21 Şubat 1848
« Yanıtla #4 : 21 Şubat 2017, 00:32:26 »

BURJUVALAR ve PROLETERLER

Bugüne kadarki bütün toplum biçimleri, görmüş olduğumuz gibi, ezen ve ezilen sınıfların karşıtlığı üzerine dayandırılmıştır. Ama bir sınıfı ezebilmek için, ona hiç değilse kendi kölece varlığını sürdürebileceği birtakım koşulların sağlanması gerekir. Serflik döneminde serf, kendisini komün üyeliğine yükseltmiştir, tıpkı küçük-burjuvanın, feodal mutlakıyetçiliğin boyunduruğu altında bir burjuva haline gelmeyi becerdiği gibi. Modern emekçi ise, tersine, sanayiin gelişmesiyle yükseleceği yerde, gittikçe daha çok kendi sınıfının varlık koşullarının altına düşüyor. Sadakaya muhtaç bir kimse oluyor, ve sadakaya muhtaçlık, nüfustan ve servetten daha hızlı gelişiyor. Ve burjuvazinin artık toplumda egemen sınıf olarak kalacak ve kendi varlık koşullarını topluma belirleyici yasa olarak dayatacak durumda olmadığı burada açıkça ortaya çıkıyor. Egemen olacak durumda değildir, çünkü kölesine köleliği çerçevesinde bir varlık sağlayacak durumda değildir, çünkü kölesini, onun tarafından besleneceği yerde, onu beslemek zorunda kaldığı bir duruma düşürmeden edemiyor. Toplum bu burjuvazinin egemenliği altında artık yaşayamaz, bir başka deyişle, onun varlığı toplumla artık bağdaşmıyor. 

Çevrimdışı Solplatform5

  • Sorumlu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 206
Ynt: KOMÜNİST MANİFESTO - 21 Şubat 1848
« Yanıtla #5 : 21 Şubat 2018, 22:19:59 »


"Proletaryanın burjuvaziye karşı mücadelesi , ilk aşamada içerik açısından olmasa da biçim açısından ulusaldır. Her ülkenin proletaryası , elbette önce kendi burjuvazisiyle hesaplaşmak zorundadır."