Gönderen Konu: BİR , 1 MAYIS DAHA GEÇTİ!  (Okunma sayısı 2098 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3354
BİR , 1 MAYIS DAHA GEÇTİ!
« : 01 Mayıs 2014, 18:18:13 »
Faşizmin ne olduğunu anlayabilmek ya da anlatabilmek için sayfalar dolusu kitap okumaya ya da yazmaya gerek yok.
Bugün İstanbul'da yaşananlar faşizmin ne olduğunu bizlere gösterdi.

Bugün İstanbul işgal altındaydı!
Halkın seyahat etme,toplanma,kutlama yapma gibi en temel burjuva demokratik hakları bile Egemenlerce yasaklanmıştı.

Hep söyledik!
Korkuyorlar,korktukçada saldırıyorlar.

Bu saldırılar gittikçe de artacak.
Çünkü vurgun,talan,yolsuzluk hiç bir dönemde,bu dönem ki kadar  ayyuka çıkmamıştı.

Bu talanın ve vurgunun ülke ekonomisine indireceği ağır darbeyi önümüzdeki günlerde göreceğiz.
İşte bu nedenlerle, bunların üzerini örtebilmenin ve beklenen ağır ekonomik krizin yığınlar üzerinde oluşturacağı öfkenin bir kalkışmaya dönüşmesini engellemek için açık bir diktatörlüğün alt yapısını oluşturuyorlar.

Bugün İstanbul'da Taksim'e çıkmayı engellemek için egemenlerin uyguladığı plan ve organizasyon aslında ileride çıkması olası toplumsal bir kalkışmanın da  ön provası niteliğinde.

Ne yazık ki,  egemenlerin bu baskı ve zulmüne uğrayan emek çephesinde bu saldırılara göğüs gerecek,bunlara direnecek,bunlara geçit vermeyecek bir örgütlülük yok.

DİSK'İN  durumu ortada.
Bir avuç sendika ağasının elinde, ülke çapında bir GENEL GREV koyacak güçten bile yoksun.

Bugün de , Disk Yönetimi kendinden bekleneni yaparak bizleri şaşırtmadı ve polisle yaptığı pazarlık sonuç vermeyince kitleyi terk ederek Sırça Köşkü'ne döndü.
Sorumluluk yine sol siyasi örgütlerin üzerinde kaldı.

SOL örgütlerin durumuna baktığımızda.
Bu sefer sol guruplar muhtemel bir çatışmayı öngördüklerinden bu çatışmaya iyi hazırlanmışlar.
Hemen hepsi bu çatışmaya,gaz maskeleriyle,havai fişekleriyle,yanmaz eldivenleriyle hazırlıklı gelmişler.

Gözüme çarpan SDP' li gençlerin bu konuda çok başarılı oldukları ve pek çok noktada polis barikatlarını yerle bir ederek gerilettikleri.
Özellikle Ankara'da ki direnişleri geçmiş geleneklerine yakışır biçimdeydi.

Istanbul'da Halk Cepheliler her zamanki gibi yine hazırlıklı ve yiğitçe mücadele içersindeydiler.

Bu arada TKP 'lileri de kutlamak gerek.
Onlar da Beşiktaş'ta gerçekten iyi mücadele verdiler.

Tabi bir de anarşist arkadaşlar var.
DAF gerçekten direnmenin ne olduğunu bizlere gösterdi.

Ancak tek tek bu olumluluklar bir bütün oluşturmadıkça ve bir merkeze oturmadıkça yüreğimizi soğutmaktan öte bir işe yaramaz.

Asıl olan,nasıl egemenler bu savaşıma merkezi bir organizasyonla hazırlanıyorsa bizlerin de bu enerjimizi ve bu olumlulukları tek bir Merkez'den mücadele içersine aktarmamız gerekiyor.

Ve tabi bunu söyleyince de  yine hep tekrarladığımız ve tekrarlamaya da  devam edeceğimiz iki kelime KARŞIMIZA çıkıyor.

KOMÜNISTLERIN BİRLİĞİ!
veda
« Son Düzenleme: 01 Mayıs 2014, 18:44:24 Gönderen: Solplatform5 »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1815
Ynt: BİR 1 MAYIS DAHA GEÇTI!
« Yanıtla #1 : 01 Mayıs 2014, 18:43:12 »
Efendinin şövalyesi (DİSK),   bu 1 Mayıs'ta da efendi - şövalye ilişkisini en güzel biçimiyle  yansıttı  yine.
Tepedeki şövalye (BEKO)   kendine seçtiği şövalyeleriyle ŞATO'yu koruyor !

Bizdeki deyimle bu ağalar , şövalye  desek belki daha doğru olacak ama şövalye dahi  değiller   olsa olsa ancak o kurumun söylemiyle  damoiseau ve esquire aşamalarından ( şövalye adaylık ve yardımcılığı )  birinde istihdam ediliyorlar ki şövalyeliklerini BAŞEFENDİNİN oluruyla sandıkta alsınlar ...
Sınıfın sahipsiz olduğu ve de kimlerin sınıfa sahip çıkma yolunda olduğu gerçekliği bu 1 Mayıs'ta tekrar can acıtmıştır !

Sınıfa ,yığınlara öncülük edecek  ENTERNASYONAL BİR KOMÜNİST PARTİ'ye olan gereksinim bugün bir kez daha ortaya çıkmıştır. Yok mudur bu bahtı kara madere öncülük edecek olan ...

Şimdilik daha fazla birşey yazamayacağım ; yaşananlardan gerçekten midem bulanıyor !Umuyoruz ki ; sadece KIZIL BAYRAKLARLA ve ENTERNASYONAL MARŞLA alanlara gireceğimiz günler yakındır !

Yine de tüm bu dağınıklığa karşın , olanca devrimci inancı ve inadıyla alanlarda,sokaklarda burjuvaziye karşı direnmenin ne olduğunu bilmeyenlere gösteren gruplara VAROLUN  diyorum ...

ANKARA ve İSTANBUL'dan KARELER 























« Son Düzenleme: 01 Mayıs 2014, 18:50:18 Gönderen: Ekim »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3354
Ynt: BİR , 1 MAYIS DAHA GEÇTİ!
« Yanıtla #2 : 07 Haziran 2014, 19:56:36 »

Geçen seneki 1 Mayıs sonrası yazdığım bir yazıyı bir kez daha sizlerle paylaşıyorum.
Dünden bugüne değişen bir şey yok.
Sanırım daha çok uzun bir sürede bu yazı hep güncelliğini koruyacak.


Politika da en önemli etmenlerden biri örgütlü olmak ise,diğeri bu örgütlülükle bağlantılı olarak güç olabilmektir.

Güç olabilmek,temsil ettiğiniz sınıf,kitle çıkarları doğrultusun da,sizden bağımsız ama sizi de etkileyecek biçim de gelişen sürece müdahil olabilecek iradeyi ortaya koyabilmektir.

Bura da sorun bu 1 Mayıs'ın başarılı veya başarısızlığı değil.
Sorun ayrıca,onların silahları,gazları vardı,bizler ne yapmalıyız da değil.
Siz eğer sınıfla siyaseti bütünleştirir,yığınları bu temel de,örgütlerseniz,tanklarıyla gelseler,bir şey ifade etmezler.

Hep söylüyoruz.
Bakın işçi sınıfı bir kaç sendika bürokratının eline teslim edilmiş.
Bırakın burjuvazinin politika ürettiği alan da,onun çizdiği sınırlar da politika yapmayı.
Politikayı,sınıfın olduğu yerde,sınıf mücadelesinin kora,kor yaşandığı alan da üretin.

15-16 Haziran olaylarını anımsayın.
Yakın da anacağız o günleri.

Doğrudur,15-16 Haziran olayları,sınıfın öncü partisinin yokluğu anlamın da kendiliğinden bir hareket ti.
Ancak biliyormusunuz,15-16 Haziran öncesi Türkiye de,600 ün üzerinde,İşçi,İşçi-Köylü birlikleri vardı.
Bunlar sendikalardan bağımsız,ama sendikalar üzerin de etkin olan,onları sınıf sendikacılığı yapması için tabandan zorlayan örgütlerdi.
15-16 Haziran'ın arkasın da bu örgütler vardı.
Bu örgütler bu direnişi örgütlediler.

Yaşadığımız bu 1 Mayıs bu örgütlülükten uzaktı.
1 Mayıs'ın kaderi,üç sendikanın başkanlarının iki dudağı arasından çıkacak sözlere terk edilmişti.

Katılımcı örgütler arasın da söz de var olan devrimci dayanışma ne yazık ki yoktu.
Herkes kendi başının çaresine baktı.

Bakın burda bile kayıkçı kavgası yapıyor,sen çıktın,ben çıktım diyerek,biribirimize saldırıyoruz.
Gurupsal çıkarlar,ne yazık ki işçi sınıfının genel çıkarlarının üzerinde tutuluyor.

Kimse çıkıpta,bu eylemi,işçi sınıfının genel çıkarları açısından değerlendirmiyor.
Biri çıkıyor,biz takisime çıktık,yaşasın sınıfın öncü partisi diyor,diğeri kalkıyor,en fazla biz çatıştık,en çok taşı biz attık diyor.
1 Mayıs'ın sınıf açısından bir kazanım olup ,olmadığına kimse bakmıyor.
Herkes olayları kendi siyasi guruplarının çıkarları açısından yorumluyor.

Tabi ki bura da en büyük eksiklik işçi sınıfının kaderini bir kaç sendika bürokratının ellerinden alacak olan sınıfın gerçek öncü partisinin olmaması.

Ben öncü partiyim demekle olunmuyor.
Öncü partinin kim olduğunun kararını,yaşanan sınıf mücadelesinin pratiği veriyor.
Taksim de resim çektirmekle,sınıfa öncülük yapılmıyor.

İşte size bir olanak!
Hem bu yaşananlar,hem de öncesi işçi sınıfının kazanımlarına karşı,sermaye güçlerince gerçekleştirilen saldırılar(Sosyal Güvelik Yasası,Sağlık Yasası) karşısında,emeğin üretimden gelen gücünü kullanması için politika yapın.Sendikaları Genel Grev yapmaya zorlayın!
Hem böylece siyaseti,burjuvazinin belirlediği alanın dışına çıkararak,işçi sınıfıyla siyaseti birleştirir,sınıfı politikleştirirsiniz.
O zaman kimse sizin öncülüğünüzü sorgulamaz!

İşte hep söylediğimiz,öncelikle Komünistlerin Birliği!
Sonrası,sınıf mücadelesinin birebir yaşandığı alan da politika üretecek,sınıfla siyaseti birleştirecek,tabandan baskıyla sendikaları da sınıf sendikacılığı yapmaya zorlayacak sınıfın otonom örgütleri(işçi konseyleri,mahalle komiteleri gibi komünal yapılanmalar)
ve tabi ki tüm bunları organize edecek,sınıfın gerçek öncü partisi.

Bunların en azından büyük çoğunluğunu başarmadan yapılacak her 1 Mayıs öncesi yüreklerimiz ortaya konur, sonrası ise bizler yine aynı şeyleri konuşuruz,kendimizi tekrarlarız.
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET