Gönderen Konu: LENİNİST OLMANIN OLMAZSA OLMAZI PROLETARYA ENTERNASYONALİZMİ  (Okunma sayısı 2159 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı veda

  • İleti: 3352
Kapitalizmin eşitsiz gelişim yasası,bizlere tek tek ülkelerde proleter devrimlerin olabileceğini gösterir.
Ancak bu devrimlerin zaferi sonucu komünist toplumun kurulabilmesi,ancak bir dünya devrimiyle olasıdır.

Çünkü kapitalist sistem bir dünya sistemdir.
Ortadan kaldırılması ancak dünyasal planda verilecek bir mücadele ile olasıdır.

Bu nedenle tek tek ülkelerdeki proleter hareketlerin,kendi devrimlerinin zaferinin ve geleceklerinin dünya devrimine bağlı olduklarını görmeleri gerekmektedir.

Kendi devrimlerini ,dünya devriminin bir parçası olarak algılamak durumundadırlar.
Tıpkı Lenin gibi!

Lenin için Enternasyonalizmle kendini anlamlandıran işçi sınıfının uluslararası çıkarları,her tür yerel çıkarın önündedir.

O , her zaman işçi sınıfının evrensel mücadelesini hep önde tutmuş,her tür yerel mücadelenin çıkarlarının,evrensel mücadelenin çıkarlarına tabi olması gerektiğini her seferinde vurgulamıştır.

Öyle ki , onun için Rus Devrimi bile hep ikinci planda kalmıştır.
O ; Ekim Devrimi'ni,tüm Avrupa'yı saracak bir Dünya Devrimi'nin fitili,ateşleyicisi olarak görmüştür.

Kendi sözleriyle "Biz dünya devriminde yanlızca tek bir halka olduğumuzu her zaman söyledik ve önümüze kendi olanaklarımızla zafer kazanma amacını koymadık" diyerek yerel mücadelenin,evrensele olan bağlılığını ve evrenselin belirleyiciliğini vurgulamıştır.

"Elbette, tek ülkede sosyalizmin zaferi olanaksızdır. Sovyet iktidarını destekleyen işçi ve köylülerimiz, şimdi dünya savaşının parçaladığı, fakat birleşmeye çabalayan o uluslararası ordunun bir parçasıdır, ve devrimimiz üzerine her haber, her küçük rapor, her ad, proletaryanın alkış tufanıyla selamlanıyor, çünkü Rusya’da ortak davanın, proletaryanın ayaklanması davasının, uluslararası sosyalist devrim davasının yürütüldüğünü biliyor.” (Seçme Eserler, c.7, s.295)

“Bolşeviklerin taktiği doğruydu, biricik enternasyonalist taktikti, çünkü dünya devriminden duyulan ödlekçe korkuya, dünya devrimine karşı beslenen küçük-burjuva ‘inançsızlığa’, ‘kendi’ anavatanını (kendi burjuvazisinin anavatanını) savunma ve bundan başka her şeyin ‘içine tükürme’ biçimindeki darkafalı-milliyetçi isteğe değil, (…) Avrupa’da devrimci durum doğru değerlendirmesine dayanıyordu.” (Seçme Eserler, c.7, s.196)

Yukarda alıntılara bakıldığında da Lenin'in Enternasyonalizme olan inancı ,kararlılığı ve bağlılığı görülür.
Leninde yerel mücadele yukarda da belirttiğimiz gibi hep ikinci plandadır.Asıl vurgu evrensel mücadeleye ve Enternasyonaledir.

Çünkü ; o , kurtuluşun ancak bir Dünya Devrimi ile kapitalizmi dünya üzerinden yok ederek gerçekleşeceğine inanmaktadır.

“Sermayenin egemenliği enternasyonaldir. Bu nedenle tüm ülkelerin işçilerinin kurtuluş mücadelesi de ancak bu mücadele, işçilerin uluslararası sermayeye karşı ortak mücadelesi olduğunda başarılı olabilir.” (Seçme Eserler, c.1, s.467-8)

Öylesine alçak gönüllü ve enternasyonale inanmıştır ki,Ekim Devrimi sonrası,Sovyet Cumhuriyeti'nin ayakta kalabilmesinde,en önemli etkenin Enternasyonal Dayanışma ve Avrupa'da ki işçi sınıfı hareketinin desteğinin olduğunu söylemekten çekinmemiştir.

"Sovyet Cumhuriyeti, eğer yanında ileri değil geri kalmış ülkeler bulunsaydı, üç yıl içinde ddayandıklarına dayanabilir miydi ve tüm ülkelerin kapitalistleri tarafından desteklenen Beyaz Muhafızların saldırısına böyle başarıyla direnebilir miydi? Yalpalamadan yanıt vermek için bu soruyu sadece sormak yeter. (…) Bu olabildi ve oldu, çünkü tüm kapitalist ülkelerde proletarya bizden yanaydı. Menşeviklerin ve Sosyal-Devrimcilerin –Avrupa ülkelerinde bunların adları farklıdır– kesin etkisi altında bulunduğu durumlarda bile proletarya yine de bize karşı mücadeleyi desteklemedi. Son olarak işçiler, kodamanların kitlelere verdiği zoraki tavizlerle bu savaşı başarısızlığa uğrattılar. Yenen biz olmadık, çünkü askeri güçlerimiz çok azdır, zaferi getiren, devletlerin bize karşı tüm askeri güçlerini kullanamamaları oldu. İleri ülkelerin işçileri savaşın seyrini öylesine belirliyorlar ki, onların isteğine rağmen savaş yapılamaz, ve sonunda bize karşı savaşı, pasif ve yarı pasif direnişle başarısızlığa uğrattılar. Rus proletaryasının üç yıl dayanacak ve kazanacak moral gücü nereden alabildiği sorusuna tam yanıtı bu reddedilemez olgu veriyor. Rus işçisinin moral gücü, bu mücadelede Avrupa’nın tüm ileri ülkelerinin proletaryasının kendisine verdiği yardımı, desteği bilmesi, duyumsaması ve elle tutulacak biçimde hissetmesinde yatıyordu.” (Seçme Eserler, c.9, s.164-5)


Yukarda da değindiğimiz gibi aslında Leninist görünmesine karşın,Leninist olmanın gereklerinden uzaklaşarak,nesnel olarak Anti-Leninist çizgiye savrulanlar da burjuvazinin bu saldırısında onlara yardımcı olmaktadırlar.

“Ezen ülkelerin işçilerinin enternasyonalist eğitimi, zorunlu olarak, her şeyden önce, ezilen ülkelerin özgürlüğü ve ayrılması ilkesinin savunulmasını içermelidir. Yoksa, ortada enternasyonalizm diye bir şey kalmaz. Bu propagandayı yapmayan ezen bir ulusun sosyal-demokratını, emperyalist ve alçak saymak, hakkımız ve görevimizdir. Sosyalizmin gerçekleşmesinden önce ayrılma olasılığının binde-bir olması durumunda bile, bu istem, mutlak bir istemdir.” (Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı-s.164)

Sosyal şoven ve sosyal yurtsever politikaları mahkum etmeden, ideolojik olarak bu sapmalara karşı etkili mücadele vermeden,her şeyden önemlisi işçi sınıfının evrensel çıkarlarını her tür çıkarın üzerin de görmeden Leninistim demek, Leninizm'i özde değil,sözde savunmaktır.

Gerçek anlamda Leninist olmanın koşulu bir yandan yerelde işçi sınıfının Enternasyonalist Komünist Partisini oluştururken diğer yandan tüm dünyada bir dünya sistemi olan kapitalizmi dünyasal planda ortadan kaldırmanın siyasal örgütlenmesini,Enternasyonali oluşturmaktır.

Bu görevler birbirine öncelemeyen iç içe geçmiş görevlerdir.


veda
« Son Düzenleme: 10 Mayıs 2014, 21:46:10 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı veda

  • İleti: 3352
Ynt: LENINIST OLMANIN OLMAZSA OLMAZI PROLETARYA ENTERNASYONALİZMİ
« Yanıtla #1 : 10 Mayıs 2014, 21:41:55 »

"Komünist Enternasyonal, zafere daha çabuk ulaşmak için, kapitalizmi ortadan kaldırma ve komünizmi yaratma amacıyla mücadele eden Emekçiler Birliği'nin sıkı merkezi bir örgütlenmeye sahip olması gerektiğini bilir. Komünist Enternasyonal gerçekten, fiilen, bütün dünyanın birleşik komünist partisi gibi olmalıdır. Ayrı ülkelerde çalışan partiler, sadece onun tekil seksiyonları olmak durumundadırlar. Komünist Enternasyonal'in örgütsel mekanizması, öteki ülkelerin örgütlü proleterlerinin mümkün en büyük desteğini her an elde edebilme imkânım bütün ülkelerin işçilerine sağlamalıdır.

Bu amaçla Komünist Enternasyonal aşağıdaki tüzük maddelerini kabul eder:

1. Yeni Uluslararası işçiler Birliği, değişik ülkelerin proleterlerinin, kapitalizmi yıkma, proletarya diktatörlüğünü ve sınıfların tümden ortadan kaldırılmasına ve komünist toplumun ilk evresi olan sosyalizmin gerçekleştirilmesine yönelecek bir uluslararası Sovyetler Cumhuriyetini kurma hedefiyle girişecekleri ortak eylemleri örgütlemek için kurulmuştur.”(Komünist Enternasyonal Tüzüğü”, III. Enternasyonal Belgeleri, Belge Yay., Ekim 1979, s.25.)

Demek ki Enternasyonal,kapitalizmi yıkma ve Uluslararası Sovyetler Cumhuriyetini kurma hedefini amaç edinmiş,uluslararası işçi sınıfının ,bu hedef doğrultusunda ki eylemlerini örgütleyen bir yapıdır.
Böyle bir yapının doğal olarak bir programının olması da amacı gereğidir.

Bu tanımlamadan sonra,günümüze gelelim.
Üretimin küreselleşmesi bugün devasa boyutlara varmıştır.

Yaşanan bu nesnel durum,üretimin mekandan koparak dünya çapında toplumsallaşmasının vardığı boyut ve pazarın hızla tek bir dünya pazarı haline dönüşmesi süreci ve mali sermayenin,tüm ulus devletlerin üzerinde egemen bir güç haline gelmesi,onun artık ülkesel bazda savaşarak yenilemeyeceğini bize göstermektedir.

Üretimin bu küreselleşmesi,beraberinde kapitalizme karşı savaşımın nesnel koşullarının daha da kuvvetlendiğini göstermektedir.

İşte bunun için,bu duruma uygun yeni stratejilerin geliştirilmesi zorunlu hale gelmiştir.
Artık bir dünya sistemi haline gelmiş olan Emperyalizme karşı mücadele,tek tek ülkelerin ötesinde ,tüm ezilenlerin ,yereldeki mücadelelerini savsaklamadan,dünya çapında birlikte verecekleri mücadelenin nesnel zeminini oluşturmuştur.

Tam da bu noktada,Enternasyonalizmin önemi her zamankinden daha fazla,kendini hissettirmektedir

Tabii ki işçi sınıfı mücadeleye öncelikle kendi coğrafyasında başlayacaktır.Bunun için de,bu mücadeleyi,doğru perspektiflere oturtan,doğru teori ile donanmış bir Komünist Önderliğe,yani onun en büyük gücü olan,onun vazgeçilmez bir parçası olan,sınıf temeline oturtulmuş,yukarıda sıraladığımız nesnellikleri,sınıf mücadelesi temelinde ele alan,partisine gereksinme vardır.

Bu parti,mülkiyetçilikten arınmış,kendi dükkanımı kendim açarım mantığından uzak,bu zorunluluğu hisseden,bu zorunluluğu bilincine çıkarmış komünistler tarafından kurulacaktır.

Komünistlerin bir diğer görevi de bir taraftan yerelde kendi partisini oluştururken,diğer taraftan da uluslararası mali sermayenin,tüm dünya üzerinde uyguladığı,soygun ve sömürü mekanizmasına karşı kendi  stratejisini oluşturan,buna uygun bir program ortaya koyan,işçi sınıfının evrensel çıkarları temelinde,Komünist Enternasyonali yaşama geçirmek olmalıdır.

Komünist Enternasyonalin programı,yerel programların bileşimi değildir.
Bu program,yerelliklerin ,kendi aralarındaki karşılıklı nesnel bağımlılığını da içeren,bir dünya sistemi haline gelmiş olan kapitalizmin ve onun siyasi sisteminin koşullarının ve eğilimlerinin irdelenmesi ile oluşturulacak uluslararası bir programdır.

Her iki görev de,birbirini öncellemeyen,bir arada yürütülmesi gereken görevlerdir.
Bu konuda referansımız Lenin olmalıdır.Lenin tüm yaşamı boyunca,işçi sınıfının evrensel çıkarlarını,yerel çıkarlarının önünde görmüştür.
veda
« Son Düzenleme: 11 Mayıs 2014, 12:49:13 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET