Gönderen Konu: Komünist Toplumda Mülkiyet  (Okunma sayısı 1695 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
Komünist Toplumda Mülkiyet
« : 03 Mayıs 2014, 11:50:47 »
Proletarya siyasi erki ele geçirse,sonra kendini egemen sınıf konumuna yükseltse,üretim araçları üzerindeki mülkiyete son verse ve burjuva devlet mekanizmasını parçalasa yerine işçi devletini yani proletarya diktatörlüğünün kursa da MÜLKIYET,Toplumsal Mülkiyet değildir.
Her ne kadar üretim araçları üzerindeki özel mülkiyet kaldırılsa da,bu mülkiyet yine bir sınıf adına Devletin mülkiyetidir.
Yani bu mülkiyet üreticilerin doğrudan ortak mülkiyeti demek değildir.
Ancak toplumsal mülkiyete giden yolda,devlet mülkiyetini kaçınılmaz,zorunlu bir adım olduğu bir gerçektir.
Tabii ki bu yol dümdüz varılabilecek dikensiz bir yol değildir.
Toplumsal mülkiyete varabilmek için,devlet mülkiyetinin dayandığı proleter devletin gerçekten işçi sınıfının kendi öz örgütlerine (sovyetlere,işçi konseylerine) dayanması,yönetsel erkin doğrudan işçilerin elinde toplanması ve erkin işleyişinin doğrudan demokrasi çerçevesinde gerçekleşmesi gerekir.
Eğer bunun tersi bir durum yaşanır ve işçiler siyasal ve kamusal alanın dışına itilerek,onların öz ögütlülüklerinin yerine,onlar adına başka kurumlar ikame edilirse,proleter devletin tarihsel görevi olan toplumsal mülkiyeti sağlaması,kesintiye uğrar ve bir süre sonra proleter devlet bu işlevselliğini yitirerek bu sürecin önün de bir engel teşkil etmeye başlar.
Öyle ki bu durum sürdükçe,proleter devlet süreç içersinde yeni egemenlerin ortaya çıkmasına neden olur(Bürokrasi gibi).
Bu süreç içersinde proleter devlet bu görevini başardığı takdirde,sınıf karşıtlıklarının,sınıfların ve sınıf savaşımının sona erdiği,bu nedenle de,proleter devletin görevini tamamlayarak sönümlendiği,sınıfsız ve devletsiz bir evreye gelinecektir.
Marks bunu Komünist Manifesto da şöyle açıklar:
"Gelişme süreci içinde sınıf farklılıkları yok olduğu ve tüm üretim bütün halkın dev birliğinin elinde yoğunlaştığı zaman, kamu iktidarı siyasal niteliğini yitirecektir. Gerçek anlamıyla siyasal iktidar, bir sınıfın ötekini ezmek için örgütlü gücünden başka bir şey değildir. Burjuvaziyle olan kapışması içinde proletarya, koşulların zorlamasıyla kendini sınıf olarak örgütlemek, devrim yoluyla kendini egemen sınıf durumuna getirmek ve böylelikle eski üretim koşullarını zor yoluyla silip atmak zorunda kalmışsa, bu demektir ki, eski koşullarla birlikte sınıf antogonizmalarının ve genel olarak sınıfların var olmasının koşullarını da silip atmış, böylelikle bir sınıf olarak kendi üstünlüğünü de kaldırmış olacaktır. Sınıflarıyla, sınıf antagonizmalarıyla, eski burjuva toplumunun yerini, tek tek herkesin özgür gelişmesinin, tüm toplumun özgür gelişmesinin koşulu olduğu bir birlik almış olacaktır." (Komünist Manifesto)
Ancak bu tarihsel süreç öncelikle işçi sınıfının kendi çoğrafyasında vereceği mücadele ile başlasa da,bu sürecin tamamlanmasını tek bir ülkenin sınırları içersinde değil,dünya çapında gelişecek bir süreç olarak görmek gerekir.
Bir dünya sistemi haline gelmiş kapitalizm dünya üzerinde varlığını sürdürdükçe,proleter devletin tarihsel işlevi tamamlanmaz,bu nedenle de bahsettiğimiz sönümlenme hiç bir zaman gerçekleşmez.
Ne zaman kapitalizm dünya üzerinden kazınarak yok edilir,işte o zaman,proleter devlet sönümlenir.Sınıflı toplumdan,sınıfsız topluma devletten devletsizliğe geçiş sona erer.
Sınıfsız ve devletsiz bir toplumsal yaşam başlar.
Marks'ın Komünist Toplum olarak nitelediği,Lenin ve Engels'in komünizmin alt evresi sosyalizm olarak isimlendirdiği dönem budur.
İşte bu toplum da proleter devlet sönümlendiği için,mülkiyet de artık devlet mülkiyetinden çıkar tüm toplumun ortak mülkiyeti haline gelir.
« Son Düzenleme: 03 Mayıs 2014, 13:52:57 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET