Gönderen Konu: Bir Avuç Kömüre Ne Zamana Kadar Bir Ömür Vereceğiz!  (Okunma sayısı 1125 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Demir Karabaş

  • İleti: 194
Soma’daki maden ocağında patlama meydana geldiği akşam, televizyonlar haberleri vermeye başladığında, yüreğimin derinlerinde hissetmeye başladığım acı öfkemle birlikte büyüdükçe büyüdü. İlk saatlerde verilen haberler 5 işçinin öldüğü ve çok sayıda yaralının olduğu yönündeydi. Saatler ilerlemesine rağmen bir türlü yapılmayan açıklamalar, bu ülkede yaşamanın bizlere kazandırdığı sezgiler sayesinde, durumun vahametini hissettiriyordu ama buna rağmen sabah televizyonu açtığımda nefesim kesildi. Haber bültenlerinde sayının 200’ü geçtiği ve daha da yükseleceği, umutların giderek azaldığı söyleniyordu. Bir işçi katliamı olmuştu.

Madenden çıkarılan işçilerin cansız bedenlerini görünce yüreğimdeki tarifsiz acı katlanarak büyüdü. Ocak yüzlerce işçiye mezar olmuş, orada benim de babam, benim de eşim, benim de çocuğum, benim de ağabeyim, benim de bir yakınım ölmüştü. Yüzlerce ailenin ocağına ateş düşmüştü. Kimi kocasını, kimi çocuğunu, kimi kardeşini, kimi komşusunu, kimi bir yakınını arıyordu. Madenin önünde, hastanede nöbet tutuyorlardı. O sırada Soma’daki hastanenin duvarındaki yazı ekrana geldi: “Bir avuç kömür için bir ömür verenlere!” Bunu gördüğümde öfkem iki katına çıktı. Madencilerin ömürlerine vermeye mahkûm olduklarını söyleyenler, kanıksanması için duygusal bir tonlamayla bunun “bu işin fıtratında” olduğu yalanını hastane duvarına nakşetmişlerdi. “Kader”ine razı olan madencilere ne kadar da büyük bir “sempati” duyuyorlardı utanmazlar!

Oysa biz çok iyi biliyoruz ki, bugün Soma’da yaşanılanlar kader değil apaçık bir işçi katliamıdır! Ve bunun sorumlusu da Soma Holding patronu ve AKP hükümetidir. Sermayenin büyümesi için işçilerin hayatını hiçe sayan kapitalist sömürü düzeni bugün yüzlerce işçinin evine ateş düşürmüştür. Madenden kurtulan işçilerin dile getirdikleri gibi burada güvenlik önlemleri alınmamış, bu işçi kardeşlerimiz düşük ücretlere uzun saatler çalıştırılmışlardır. Ve bunun karşılığında ise Soma Holding büyümüş, bunu da işçilerin canı pahasına yapmıştır.

AKP hükümeti gerekli denetimlerin yapıldığını söylese, mevzuata aykırı bir durum olmadığını vurgulasa da, durum açıkça ortaya koyuyor ki, onların sözde denetimi de mevzuatı da işçileri korumak için hiçbir işe yaramıyor. Enerji Bakanının öve öve bitiremediği madenler bugün işçilerin katledildikleri cinayet mahalleri değil midir? Sermayeyi büyütme hırsları işçilerin hayatlarına da, çalışma koşullarına da kör yapıyor onları. Kanmayalım onların bahanelerine.
Madenden sağ çıkan genç bir işçi, kendilerine verilen oksijen maskelerinin onları sadece 45 dakika idare edebildiğini, azar azar kullandığı için kendisinin 5 saat idare edebildiğini ve çıkışı bulabildiğini, birçok arkadaşının ise kurtulamadığını anlatıyordu büyük bir üzüntüyle. Yanında babası ve annesi vardı. Babası, büyük bir öfkeyle, alınmayan önlemler yüzünden bu ocakta birçok işçinin hayatını kaybettiğini söylüyordu ve ocağın kapısına bakarak “bu kapıya baktığımda gözlerim yaşarıyor” diyordu. Bugün sınıf kardeşlerimizin hepsinin gözleri yaşarıyor. Bu acı hepimizin acısıdır, işçi sınıfının acısıdır. Bu acı timsah gözyaşları döken sermayenin acısı değildir.

Sınıfımızın en yakıcı sorunlarından birinin iş kazaları, iş cinayetleri olduğunu haykırıyorduk. Şimdi de bunun acı sonuçlarından birini hep birlikte yaşıyoruz. Patronlar örgütlü biçimde işçilere saldırıyorlar. Onların saldırıları karşısında örgütlenerek mücadele etmek dışında çaremiz yok. İşçi sınıfı birleşip, örgütlenip, mücadele etmedikçe, patronlar pervasızlıklarını sürdürecekler. İşçilerin güvenliği için gerekli önlemleri almayacak, işçileri düşük ücretlere uzun saatler çalıştıracak, işçi sınıfının kanını emecekler. Bunun sonucunda yaşananları da “kader” diye kabullenmemizi isteyecekler. Ama onlar ne yaparsa yapsın, biz mücadeleci işçiler onlara boyun eğmeyeceğiz. Soma’da yitirdiğimiz sınıf kardeşlerimiz için duyduğumuz derin acının gereğini yerine getireceğiz. İşçi sınıfının örgütlenerek onlara dünyayı dar edeceği günleri ilmek ilmek örerek hazırlayacağız.

Mersin’den Marksist Tutum okuru bir eğitim işçisi