Gönderen Konu: KOMÜNİST TOPLUM  (Okunma sayısı 1384 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3155
KOMÜNİST TOPLUM
« : 09 Ekim 2014, 22:03:04 »
Komünist Toplum, alt ve üst evrelerinin oluşturduğu bütünlük içersinde, tek bir toplumsal formasyondur.
Bu toplumsal formasyonda SINIFLAR, varlığı bu sınıflara bağlı DEVLET, SÖMÜRÜ, bu sömürüyü yaratan ÖZEL MÜLKİYET, META İLİŞKİLERİ ve buna bağlı olarak DEĞER YASASI yoktur.

Her ne kadar Komünist Toplumun ilk aşamasında,üretici güçlerin gelişim düzeyiyle bağlantılı,dağıtım ilişkisinde ki emeğe göre dağıtım, meta üretimini çağrıştırsada, Marks'ın söylemiyle, Kapitalist Toplumun tersine bireysel emek, toplam emeğin DOLAYLI değil, doğrudan ayrılmaz bir parçasıdır.

Yine bu toplumun özellikle ilk aşamasında, dağıtımın emeğe göre olmasından kaynaklanan bir HAK EŞİTLİĞİ siz konusudur.
Oysa Komünist Toplumun üst evresinde dağıtım herkese ihtiyacına göre olacağından, ortada bir HAK EŞİTLİĞİ yoktur.

İşte ilk evredeki bu hak eşitliğini (Burjuva Hak Eşitliği) düzenleyen bir HUKUKA  (Burjuva Hukuk) gereksinim vardır.
Doğaldır ki Hukukun varlığı, bu HAKKI denetleyen bir DEVLETİN varlığınıda zorunlu kılar.
Aslında bu DEVLET, özsel anlamda, yani bir sınıf egemenliği anlamında, bir baskı ve zor aygıtı anlamında DEVLET değildir.
Bu Devlet salt yukarda değindiğimiz bu hakkı ve bu hakkın ortaya koyduğu hukuku denetleyen bir kurumdur.
Marks zaten eski toplumdan gelen bu tür kusurların, Komünist Toplumda bir süre olacağını şu ifadelerle dile getirmiştir.

"Ama bu gibi kusurlar, uzun ve sancılı bir doğumdan sonra kapitalist toplumdan çıkıp geldiği şekli ile komünist toplumun birinci evresinde kaçınılmaz şeylerdir. Hukuk, hiçbir zaman, toplumun iktisadi yapısından ve onun koşullandırdığı kültürel gelişmeden daha yüksek olamaz. "(Karl Marks Gotha Programının Eleştirisi)

Ancak Komünist Toplumun sonraki aşamasında eski toplumun içinden gelen manevi, entellektüel ve iktisadi kusurlar ortadan kalkar.
Kapitalist Toplumla, Komünist Toplum arasında Marks'ın Gotha Programında söylediği, bir GEÇİŞ DÖNEMİ vardır.
Bu geçiş döneminin DEVLETİ yine Marksa göre PROLETERYA DİKTATÖRLÜĞÜDÜR.
Bu geçiş dönemi tek başına bir toplumsal formasyon değildir.
Bağrında hem Kapitalist, hemde Sosyalist öğeleri barındırır.

Lenin GEÇİŞ DÖNEMİNİ asağıdaki şekilde ifade eder.

"Rusyanın ekonomik sistemi sorununu inceleyen hiç kimsenin ,bu ekonominin bir geçiş ekonomisi olma karekterini yadsımadığını sanıyorum.
Herhangi bir Komünistin "Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti" teriminin var olan ekonomik sistemin bir sosyalist düzen olduğunu değil,Sovyet iktidarının sosyalizme geçişi başarma azmini ifade ettiğini yadsıdığını da sanmıyorum.
Peki "geçiş" sözcüğü ne anlama gelir? Bu bir ekonomiye uygulandığında,bugünkü sistemin hem kapitalizmin,hemde sosyalizmin öğelerini,parçalarını,kırıntılarını içerdiği anlamına gelmez mi? Bu anlama geldiğini herkes kabul edecektir.(Lenin Toplu Eserler c:32 s:330)

"Teorik bakımdan, kapitalizmle komünizm arasında,bu iki sosyal ekonomi biçiminin çizgilerini ve özelliklerini bir arada taşıması gereken bir geçiş döneminin
bulunduğu tartışma götürmez. Bu geçiş dönemi ister istemez can çekişen kapitalizmle doğmakta olankomünizm arasında bir savaşım dönemi olacaktır. (...)
Bu geçici özellikleri taşıyan bir tarihsel dönemin zorunluluğu yalnızca bir Marksist'in değil, evrim teorisi üzerinde az-buçuk bilgisi olan herkesin gözünde
apaçıktır." Yine Lenin GEÇİŞ DÖNEMİNİN zorunluluğunu şu sözlerle ifade eder."Onyıllar boyunca işçi hareketinin gelişimini ve sosyalist dünya devriminin büyümesini gözlemleyen sosyalizmin büyük kurucuları Marx ve Engels, kapitalizmden sosyalizme geçişin, uzun doğum sancılarını, uzun bir proletarya diktatörlüğü dönemini, tüm eski düzenin paramparça edilmesini, kapitalizmin tüm biçimlerinin acımasızca yok edilmesini, nihai zaferi kazanmak için çabalarını birleştirmek zorunda olan tüm ülkelerin işçilerinin ortak etkinliğini gerektirdiğini gayet açık gördüler.”
(Lenin, Seçme Eserler, cilt 7, İnter Yay., Haziran 1996, s.295)


Buradaki çok açık görülmektedir ki, Komünist Topluma geçiş için uzun bir Proletarya Diktatörlüğünü gerektirmektedir.
Aynı zamanda nihai zafer olarak tanımlanan Komünist Toplum ancak tüm ülkelerin işçilerinin ortak etkinliği ile olasıdır..

Komünist Toplumun üst evresini, alt evresinden ayıran bir diğer noktada işbölümünün ortadan kalkması, çalışmanın zorunlu olmaktan çıkmasıdır.
Komünist Toplum salt insan sömürüsünün ortadan kaldırılması değildir.
Komünist Toplum aynı zamanda, üretici güçlerin ve toplumsal emeğin üretkenliğinin en üst düzeye çıkarak, insanın onu çevreleyen doğadan olabildiğince bağımsızlaşması ve toplumsal olarak gerekli emek için harcanan zamanın en aza indirgenmesi, bunun sonucu olarak insanın GERÇEKTEN ÖZGÜRLEŞMESİDİR.

Komünist Toplum, işbölümünün ortadan kalktığı,insanların dışardan kendisine dayatılmış,  sınırlanmış faaliyetlerinin dışına çıktığı, kendine özgü, kendisine ait faaliyet alanı içersinde kendini ÖZGÜRLEŞTİRDİĞİ bir toplumdur.
veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3155
Ynt: KOMÜNİST TOPLUM
« Yanıtla #1 : 10 Nisan 2015, 23:47:04 »
Herkes kendince bir ÖZGÜRLÜK  tanımı yapıyor.
Bu soygun ve talan düzenini ortadan kaldırmak,soyguna ve sömürüye son vermekte tek başına ÖZGÜRLÜĞÜ sağlamıyor.

Hele,hele birilerinin vaaz ettiği gibi,Kapitalizm koşulları altında,onu ortadan kaldırmadan ÖZGÜRLÜKTEN bahsetmek,aslında Kapitalizmi aklamak oluyor.

Asıl ÖZGÜRLÜĞÜ sağlayan,yukardaki yazıda da belirttiğimiz gibi insanların dışardan kendisine dayatılmış,  sınırlanmış faaliyetlerinin dışına çıktığı, kendine özgü, kendisine ait faaliyet alanı içersinde, çalışmanın zorunlu olmaktan çıkması ve de bu bağlamda,çalışma sürecinden kopan insanın, bu zamanı kendine  ayırarak,kendi yetilerinin farkına vararak kendini ÖZGÜRLEŞTİRMESİDİR.

Tüm bunların olabilmesinin en temel koşulu,üretici güçlerin insanı çalışma sürecinden kopartacak düzeyde gelişmiş olmasıdır.

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET