Gönderen Konu: EMPERYALİST TÜRKİYE  (Okunma sayısı 1275 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3354
EMPERYALİST TÜRKİYE
« : 30 Kasım 2014, 12:51:46 »
Emperyalizm adlı kitabında Lenin, Emperyalizm dönemini bir önceki dönemden ayıran en önemli özelliğin,  Sermaye İhracı olduğunu söyler.
Günümüzde ise sermaye ihracı salt finans aracılığıyla değil, Sanayi Taşımacılığı ile de gerçekleşmektedir.

Kapitalizm öylesine küreselleşmiştir ki, artık Çin ABD ' nden Çelik Şirketi satın alabilmekte ve orada oluşan artı değere el koyabilmektedir.
Daha da somutu; kimin eli, kimin cebinde artık belli değildir.
Artık tek merkezli Emperyalizm tahlilleri tarihe karışmıştır.

Emperyalizm dışarısı olmayan, tek bir merkezi olmayan,  piramidal bir yapı içersinde hüküm sürmektedir.
Bu yapı içersinde ülkeler,  birbirine karşı hegemonya paylaşım savaşımı vermektedirler.
Bunun için de bu yapı içersinde, birbirleriyle birlik oluşturarak farklı güç odakları ortaya çıkarmışlardır.
Rusya ve Çin’in başını çektiği Şanghay Beşlisi, ABD' nin başını çektiği Emperyalist Blok, AB ülkelerinin oluşturduğu Emperyalist Blok,  bu odaklara örnektir.

Dünya ,işte bugün bu güç odaklarının bölgesel planda da olsa hegemonya paylaşımı savaşı içersindedir.
Kapitalizmin bu küreselleşmesi, Burjuvaziyi Emperyalistleştirmiş ve Emperyalizm artık ülkeler için bir iç olgu haline gelmiştir.
Emperyalizme karşı mücadele artık “kendi” burjuvazisine karşı da mücadeleyi içermektedir.
Anti - Emperyalist mücadele ile Anti- Kapitalist mücadele artık tek bir mücadeledir.

Ne yazık ki özellikle ülke solunda Emperyalizm tam gerçeği ile anlaşılamadığı için anti - emperyalist Mücadele ile anti-kapitalist mücadele farklı anılmakta, birbirinden ayrı mücadele biçimleri olarak gösterilmektedir.

Tabii ki bu çarpıklık beraberinde çarpık bir mücadele anlayışını da birlikte taşımaktadır.
Bu çarpıklığa verilecek örnek çok fazladır:
Saddam’ı ,Esad’ı anti -emperyalist görenlerden tutun da,Hamas’ı,Hizbullah’ı anti - emperyalist görenlere kadar bu örnekler çoğaltılabilir.

Bu çarpıklığın bir diğer yansıması da ülke ve bu ülkede egemen olan Burjuvazinin değerlendirmesinde görülür.
Kimileri , bizdeki  Burjuvaziyi, emperyaliz'min, onlara göre de ABD 'nin taşeronu olarak görür.
Oysa göremedikleri, bu ilişkinin bir taşeronluk ilişkisi değil, zaman zaman çıkarlar çatışsa da,dünyadaki bu bloklar arası paylaşım kavgasının bir gereği olduğudur.

Zaten bu ilişkide yaşanan, çıkarlara dayalı çatışmalı durumda bize bu ilişkinin bir  taşeron ilişkisi olmadığı gerçeğini gösterir.
Bugün Türkiye de, bu Emperyal Piramit içersinde yer alan, özellikle de bölgede hegemon bir güç olmak isteyen, ama dünyadaki bu hegemonya savaşından kopmamak içinde Emperyalist Blokların birinin içersinde yer alan, hem finans yoluyla hem de sanayi taşımacılığı ile sermaye ihraç eder bir durumda olan, Emperyal Piramit'in alt basamaklarından, daha üstlere çıkmak için çabalayan bir ülkedir.
Türkiye ,içersinde bulunduğu bölgede hegemon güç olmak isteyen,sermaye ihracı ile bölge üzerinde emperyal emelleri olan emperyalist bir ülkedir.
« Son Düzenleme: 30 Kasım 2014, 14:26:31 Gönderen: Solplatform »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET