Gönderen Konu: " KKE " KULAKLARIN ÇINLIYOR MU ? BUGÜN ,GÜNLERDEN 12 ŞUBAT 1945 !!!  (Okunma sayısı 5748 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Demir Karabaş

  • İleti: 194
12 Şubat  1945 Yunan işçi sınıfı tarihinin en karanlık günü !

Dünyadaki belki de en eski komünist partilerden biri ama gel gör ki komünist değil !


12 Şubat, Yunan tarihine 1945 tarihindeki Varkiza Antlaşması ile geçmiştir. İngilizlerin desteğindeki Yunan Dışişleri Bakanı ile Ulusal Kurtuluş Cephesi (EAM) adına Komünist Partisi Sekreteri arasında imzalanan antlaşmaya göre anti-faşist mücadeleyi yürütmüş ve o gün itibariyle ülkenin büyük bir bölümünün kontrolünü elinde bulunduran komünistlerin yönlendirdiği Ulusal Halk Kurtuluş Ordusu (ELAS) silahsızlandırılacaktı. Parlamenter demokrasiye “düzenli geçiş” adına bu büyük halk hareketi silahlarını burjuvaziye teslim etmiş oluyordu.

KKE önderliğinin SBKP emriyle halk hareketine dayattığı bu antlaşmanın koşulları, emperyalistler ve yerli hâkim sınıf tarafından elbette yerine getirilmedi. Antlaşmayı, ülkeden Nazileri kovmuş olan ancak artık silahlarını bırakmış olan komünistlere ve emekçilere yönelik büyük bir beyaz terör kampanyası takip etti. İç savaşın ve sonrasındaki antikomünist pogromların yolu böylece açıldı. Varkiza Anlaşması, yani 12 Şubat 1945, Yunan işçi sınıfı tarihinin en karanlık anlarından biridir. Bu senenin 12 Şubat’ı ise AB-IMF cuntasına karşı direnişin en güçlü anlarından biriydi, belki de ülkedeki halk hareketinin kararlılık ve direngenliğini ortaya koyması açısından bir dönüm noktasıydı. Atina duvarlarında sıklıkla karşılaşılan bir slogan var artık: “Varkiza bitti, savaş yeniden başlıyor.” 12 Şubat tarihinin artık bambaşka bir anlamı var...



http://mitolojivegercek.blogspot.com.tr/2015/01/ihanete-ugrayan-devrim-yunanistan-1945.html

Çevrimdışı Antares

  • İleti: 103
Küçük bir ekleme yapmak istiyorum. ELAS ın ''Varkiza Tuzağı'' ile tasfiyesi ve devamında ELAS ın efsane komutanı Aris Veluçiyotis in katledilmesinden sonra ortaya çıkan Markos Vafyadis ELAS ın devamı niteliğinde olan Demokratik Orduyu sağ kalan ELAS savaşçılarının da desteği ile kurmuş , Yunan Burjuvazisinin tahtını sallamış ama yıkamamış ve KKE nin baskısı ile 1949 da silahlı direnişi resmi olarak sonlandırmıştır. Ve ELAS ın varkiza ile tasfiyesinden sonra devrimcilerin faşist çeteler tarafından katledilmesini engelleyen ve birçok direnişçinin hayatını kurtaran Komutan Markos , şu an hala KKE tarafından ''oportünist'' ve ''maceracı'' olarak görülmektedir.
Anladım vatansızlıktır bir şaire yakışan.

Çevrimdışı Ekim

  • İleti: 1846
Dur dur ,işi biraz daha genişletelim :) Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla desem mi demesem mi ?

KKE,AKEL ve  SİP- TKP versiyonları( KP,HTKP) ... TKP'in büyük ve büyük büyük abisi bunlar !

"Kan ağlayıp AB'nin reçetesini kabul ediyoruz" diyen bir AKEL ile polisle birlik olup eylemcilere karşı duran KKE , ve de burjuva cumhuriyeti kollama -koruma misyonu olan minikler  [ SİP- TKP versiyonları( KP,HTKP) ]düzen işbirlikçisidirler !

Parlametoya saldırmayacaksın, polisle elele yürüyeceksin , üniversitelerde işgal hareketleri olmasın , bankalar köşebaşlarında sömürmeye devam etsinler ... KKE budur !

Yunanistan Devrimi'ni satanların KKE olduğunu bilmez mi minik kardeşleri (SİP-TKP'ler ) ?

Bunlar da minik kardeşleri gibi ; emekçiler,halk başka meydandayken kendileri başka meydanlarda arz-ı endam ederler !

Ama bu büyük abilerden KKE' ye  rağmen :

Squat denilen işgal evlerinde  halk sağlığı ile ilgili çalışmalar yapılıyor, insanlar sınıfsız- sınırsız bir dünya üzerine konuşuyor, ulusal medyaya karşı radyolar kuruluyor...

Şimdi , büyükabilerinden AKEL denilen "komünist" partinin icraatlarından birinin( göçmen sorununda) sonucuna bakalım : Yıl 2011

"24 Ekim Pazartesi günü, toplam 65 kişinin kaldığı merkez cezaevinin 10 numaralı bölümündeki 52 göçmen tutuklu, açlık grevine başladı. Suçları: Kıbrıs’ta yasadışı ikamet. Talepleri: Devlet tarafından bastırılan temel haklarının inkar edilişine son vermek.
Bu insanlar sınırdışı edilmek üzere gözaltına alındılar; mahkum edilmiş suçlu değiller. Tam tersine, bu durumda suçlu, onları 6 aydan uzun süre cezaevinde tutan Devlettir. 115/2008 nolu yönergede azami tutukluluk süresinin 6 ay olduğu belirtilmektedir (Madde 15 paragraf 6′da belirtilen bu yönergeye istisnai herhangi bir ulusal yasa yok). Bunun yanı sıra, birçok durumda prosedürel teminatların garanti altına alınması gözetilmemiştir ve tutuklama kararı olmadan gözaltına alınmışlardır.

20 Ekim Çarşamba günü, 10. bölümdeki kameranın önünde, 46 yaşında bir Cezayirli, jiletle intihar girişiminde bulundu. Bu intihar girişiminin videosu polisin elinde. Bu adam evli ve iki çocuğu var. Tekrar tekrar ülkesine dönmek istediğini belirtti ama ona izin vermediler. İki haftadan uzun bir süre boyunca verilen yiyeceği reddedeceğini açıkladı ve onun umutsuzluğu diğer hücre arkadaşlarını da açlık grevi başlatmaya sevk etti.

28 Ekim Cuma günü, bir kişi daha çarşaflardan ilmik yaparak intihar etmeye çalıştı ve son anda kurtarıldı. Suriyeli bu adam bir yıldan uzun süredir tutuklu ve o da ülkesine dönmek istiyor ama sınırdışı edilmiyor. Bu adam ilgili tüm yasalar çiğnenerek bir yıldan uzun süredir cezaevinde ve onu ne sınırdışı ediyorlar ne de serbest bırakıyorlar.
Gerçek şu ki bu iğrenç durum, kitle iletişim araçları tarafından görmezden geliniyor, toplumdan gizleniyor. Avrupa Birliği başkanlığı için hazırlık yapan devlet, tüm acımasızlığıyla insan haklarını çiğniyor ve kendilerine hümanist diyen Avrupalılaşmış vatandaşlar insan onurunun mutlak aşağılanmasına kayıtsız kalıyor.

Biz, açlık grevcileri ve devlet tarafından insan hakları çiğnenmiş herkesle dayanışma içindeyiz. Vicdanı olan olan herkesi, 1 Kasım akşam saat altıda, eylemlerimiz için karar almak üzere Lefkoşa’da Faneromeni okulu merdivenlerine çağırıyoruz.
Açlık greviyle dayanışan insanlar"

AKEL=KKE= TKP-SİP VERSİYONLARI

Daha özcesi bu troyka düzen stepnesidir !





« Son Düzenleme: 12 Şubat 2015, 22:19:02 Gönderen: Ekim »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimdışı Seyrusefer

  • İleti: 42
İkinci Dünya Savaşı sırasında komünistlerin faşizme karşı verdikleri mücadeleyi itibarsızlaştırmak için sayısız propaganda yürütülmüştür. Anarşistlerin de İkinci Dünya bugüne kadar tek işlevleri burjvazinin kucağından Sosyalizme ve komünistlere saldırmak olmuştur. Faşizme karşı komünistlerin direnişini itibarsızlaştırma kampanyasında düzen adına en önde koşanlardan olmuşlardır.

1945'e kadar Nazilere karşı ELSA ordusuyla savaşan KKE'dir. ELSA içerisinde KKE dışındaki gruparın oranı bugün HDP içerisinde BDP dışındaki hareketlerin oranı kadardır. 1945'e kadar Nazilere, 1946-49 arasında İngiliz destekli hükümete karşı savaşan da KKE'dir.

Komünistler KKE'yi eleştirmelidir, hem de acımasızca eleştirmelidir birçok konuda ama aslan kesilip, sonunda kuzu kuzu AB'ci Syriza'nın kucağına atlayanların yalanlarına itibar ederek değil.

Varkiza Antlaşmasıyla KKE ne teslim olmuş, ne de silahlarını teslim etmiştir. Dünyanın gözü önünde iyi niyet göstergesi olarak elindeki silahların bir kısmını teslim etmiş, ve antlaşma hükümerine ne kadar riayet edildiğine bakarak kalan silahlarını teslim edeceğini belirtmiştir.

Varkiza Antlaşması ile KKE yasal alanda faaliyet göstermesine izin verilmesi karşılığında silahlı kanadını feshetmeyi taahhüt etmemiştir. Ortak bir ulusal ordu kurulması, KKE'nin elindeki kent ve kasabaların, buralardaki ordu güçlerinin idaresinin kimde olacağına seçimlerde karar verilmesi gibi şartlar vardır anlaşmada.

1946 yılında KKE savaşa kaldığı yerden devam etmiştir. "Teslim olan" savaşçıları ve "teslim ettiği" silahlarla değil elbette.

Yine ahlaksızca çarpıtmalar dile getirilmiş: 1946'da KKE içinde silahlı savaşa ilişkin görüş ayrılıkları savaşıp savaşmama üzerine değildir. Savaşın gerilla savaşı olarak mı verileceği  (elde bulunan kentleri ve kasabalardan çekilip dağa çıkmak şeklinde) yoksa düzenli bir ordu kurup mevcut kentileri, kasabaları, limanları, havalanlarını müdafa etme şeklinde bir savaş mı verileceği üzerinedir.

Çevrimdışı Antares

  • İleti: 103
Sayın Seyrusefer. Ya konuya hakim değilsiniz bu sebeple doğru olmayan şeylerin doğru olduğuna inanmışsınız ya da bir KKE üyesisiniz ve burada bize yalan söylüyorsunuz.İkinci Dünya Savaşı ajitasyonunu bir kenara bırakın.Konumuz Yunanistan.

1945 e kadar savaşan KKE değildir. 1945 e kadar savaşan ELAS tır. ELAS ın kuruluşuna KKE üyeleri de katılmıştır ama KKE li olmayanlar da vardır. Aris Veluçiyotis ELAS denince ilk akla gelendir ve KKE li değildir. Andreas Cimas KKE li olan kuruculardandır. Ama kalkıpta savaşanların sadece KKE li olduğunu söylemek aptal cesaretidir. Kaldı ki 1945  e kadar ELAS Komutanı Aris ile KKE genel sekreteri Zaharyadis arasındaki tartışmalardan haberdarsınızdır.

Varkiza anlaşması ELAS ı fiili olarak bitirmiştir. Fakat silah bırakmayı reddeden Aris bir avuç gerilla ile başbaşa kalmıştır ve nihayet KKE raporlarına göre ''yanlışlıkla'' patlayan bir el bombası ölümüne neden olmuştur.

1945-1949 arası dönem ise ingiliz destekli hükümete karşı savaşan KKE değil Markos Vafyadis önderliğinde Demokratik Ordu dur. Gelgelelim Markos un da Zaharyadis ile pek iyi geçindiği söylenemez. Markos aynı zamanda KKE üyesidir ama bunun anlamı yok. Çünkü KKE merkezi zaten tarafını zaharyadisin yanında belirlemiştir. Hatta bazı tartışmalar öyle boyuttadır ki Markos Zaharyadis e silah çekmiş ama ''malesef'' silahı ateşlememiştir.

KKE düzenli orduya geçişi ve şehir işgallerini savunmuştur. Bunun altında yatan sebep ise Zaharyadis önderliğindeki KKE nin İngiliz Hükümetinin Yunanistan müdahelesini yok sayması ve  Chircill-Stalin yakınlaşmasına bel bağlamasıdır. Diğer taraftan Andarteler ve Kapetanos Markos gerilla savaşının devamını ve tüm ingiliz müdahalesi kırılmadığı sürece düzenli orduya geçişin ve şehir işgallerinin başarıya ulaşamayacağını görüyorlardı.

Nitekim KKE ve Zaharyadis kendi görüşünü kabul ettirdi ve geçici demokratik hükümet kuruldu.Ve devamında tüm Demokratik Ordu mensupları ingiliz destekli faşist çeteler tarafından bir bir avlanmaya başlandı.Demokratik Ordu dağıldı hareket yenildi.

Sebebi Zaharyadis ve KKE dir.Baş sorumlusu KKE dir.Ve yine Markos u oportünistlikle suçlayan yine KKE dir. Evet bu derece iki yüzlü ve yalancı bir ''komünist parti'' olur mu ? Oluyormuş.

Bitirirken not :  Albay Popov ismini araştırın. Zira Stalin SSCB sinin yunan iç savaşında verdiği tek destek Albay Popov un makedon dağlarına inmesi ve Demokratik Ordu ve KKE yöneticileri ile kısa bir görüşme yapmasıdır.
Anladım vatansızlıktır bir şaire yakışan.

Çevrimdışı Seyrusefer

  • İleti: 42
Sayın Antares, gerçekten komik oluyorsunuz. Kendinize profil resmi olarak seçtiğiniz, ve ELAS denince ilk akla gelen kişi olduğunu, ama KKE'li olmadığını iddia ettiğiniz Veluçiyotis KKE merkez komite üyesidir. 1920'lerden beri de parti üyesidir.

Lütfen anladığım kadarıyla bilgi sahibi olmadığınız bir süreç ve olaylar hakkında, fabrikasyon şeylerle tartışmaya çalışmayın.

Yazdıkları senaryolarda Che'yi Fidel'e, Lenin'i Stalin'e düşman edenlerin kara propaganda argümanlarını sıralamak yerine, Yunanistan'da işgal karşıtı direnişin, ardından iç savaşın nasıl gerçekleştiğini ve neler olduğunu en azından bir kitabı bitirecek kadar okuyun ve sonra tutum sahibi olun.

Ve bence önce Kim Kimdir'le başlayın...

Çevrimdışı Antares

  • İleti: 103
Öncelikle Yunanistan daki iç savaş süreci hakkında olan engin (!) bilgilerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz...

Aris Veluçiyotis okul çağında iken KKE ile iletişime geçmiş (sizin 20 lerden kastettiğiniz durum) , birkaç kez tutuklanmış , hapis yatmış , sürgüne gönderilmiş , kaçmış tekrar yakalanmış ve en son Metaksas diktatörlüğü tarafından hazırlanan pişmanlık belgesi olarak anılan bir kağıdı imzalayarak sevgili KKE önderleri tarafından döneklikle itham edilmiş ve 1939 da cezaevinden çıkmış ve ELAS ın örgütlenmesini sağlamıştır. Kastettiğiniz Aris in gençlik yılları ise evet KKE lidir ama ELAS a liderlik ettiği dönemde Aris KKE li değildir.

http://www.solplatform.biz/index.php?topic=3349.0

Kaldı ki benim için KKE li olması bir anlam ifade etmez çünkü Markos Vafyadis KKE lidir ama sonuç ortada. Ama sizi nedir bu kadar rahatsız eden ?  KKE nin ikiyüzlü taraflı ve kaypak tavrını ne açıklar ? Zaharyadis in koltuk sevdasını ne ile açıklayacaksınız ?  Markos un hala bir ''oportünist'' diyerek anılması da size göre ''kara propaganda'' mı ?

Eğer önceki yazılanlara cevap verecekseniz ,  verebilecekseniz devam ederiz. Yoksa , kimseye tekrar tekrar Yunanistan yakın tarihini öğretmeye niyetimiz yoktur. Özellikle sizin gibi at gözlüğü ile bakanlara...
« Son Düzenleme: 14 Şubat 2015, 00:16:35 Gönderen: Antares »
Anladım vatansızlıktır bir şaire yakışan.

Çevrimdışı Seyrusefer

  • İleti: 42
ELAS'ın kuruluşu ve işgal karşıtı savaş sürecinde KKE'nin merkez komite üyeliğini yapan bir insan için "KKE'li değildi" diyen birisiyle başka nasıl tartışmamı bekliyorsunuz?

Veluçiyotis 20'lerden ölümüne kadar KKE üyesidir. 1939'dan hapisten çıktıktan sonra hain falan ilan edilmemiş, merkez komite üyeliğine kabul edilmiştir. 1939-1942 yılları arasında partinin, ülkenin orta kesimlerindeki faaliyetlerinin sorumluluğunu yapmıştır. 1942'de, ELAS'ı kuran kadroya seçilmiştir.

Neye ne kadar vakıf olduğunuz görülürken, parti yöneticileri arasında savaşın hangi taktikler ve hangi tipte askeri güçle verileceği üzerine yaşanan tartışmalar hakkında taraflara rol biçiyorsunuz? Hangi bilgiyle?

Bir de at gözlüğü bakmaktan bahsetmişsiniz.




Çevrimdışı Antares

  • İleti: 103
At gözlüğü ile bakıyorsun ve ısrar ediyorsun. Aris KKE li falan değildir. Hele MK da hiç bir dönem bulunmamıştır. ELAS ın üst düzey toplantılarına KKEMerkez Komite de katılmaktadır sanırım bunu birbirine karıştırıyorsunuz. Size anlatmak istediğim esas konu KKE nin iç savaş sırasındaki dönek politikalar ve devrimi nasıl yokettiğidir ama sanırım bilerek konuyu saptırıyor ve tekerlemelere kalıyorsunuz. Hayır elinizde Aris in parti üye formu falan varsa paylaşın da en azından siz tatmin olun.

Aris ELAS ı kuran kadroya seçilmedi. ELAS ı kuran kadronun içinde yeraldı ; Aris-Sarafis-Cimas...

Ben burada kimin neye üye olduğunu değil KKE nin iç savaş politikasını sorguluyorum ama edecek lafınız yok ki Aris e saplandınız.Hala bilmek bilmemek üzerine tartışma yürütüyorsunuz.

Bakınız , KKE nin bu düzen içi kahpe politikalarını Aris in üyeliği de kurtarmaz. İsterseniz konunun özüne odaklanın.Aksi halde bu saçma kısır döngü , tarafımdan kabul görmeyecektir...
Anladım vatansızlıktır bir şaire yakışan.

Çevrimdışı Antares

  • İleti: 103
https://www.marxists.org/subject/stalinism/origins-future/1983mv.htm

Burada ''KKE üyesi'' General Markos Vafiades in iç savaş , SSCB nin iç savaşa bakışı ve Zaharyadis önderliğindeki KKE nin iç savaş politikalarının bir değerlendirmesi...1983 yılına ait bu röportajın türkçesini bulamadım ama sayfa üzerinden otomatik çeviri yapılması bile bir fikir vermesi için yeterli...
Anladım vatansızlıktır bir şaire yakışan.

Çevrimdışı Seyrusefer

  • İleti: 42
Rica etsem, Türkçe olur, İngilizce olur, Aris'in KKE üyesi olmadığını, merkez komitede görev almadığını nereden okuduğunu söyler misiniz?

Parti adı Aris Velohiotis olan Tanasis Klaras yoldaş 1905 yılında Lamia’da doğdu. Genç yaşta YKP’ye katıldı ve Metaksas Diktatörlüğü döneminde defalarca tutuklandı. İkinci Dünya Savaşında Yunan ordusu mensubu olarak faşist Musolini ordularına karşı savaştı. 1941 yılında faşist Almanya’nın Yunanistan’ı işgalinden sonra YKP MK kararıyla Yunan Halk Kurtuluş Ordusu-ELAS’ı, 1942 Eylül’ünde kurulan Ulusal Kurtuluş Cephesi-EAM’ın silahlı kolu olarak kurdu. ELAS 1942 yılında işgalcilere karşı Partizan savaşını başlattı. ELAS 1944 Ekim ayına kadar ülkenin yüzde doksanını faşist alman işgalcilerinden temizledi

http://www.tkp-online.org/23-kardes-partilerden/46-kardes-partilerden-kasm-2011.html

Its military wing, the Greek People's Liberation Army, or ELAS, was founded in February 1942. Aris Velouchiotis, a member of KKE's Central Committee, was nominated Chief (Kapetanios) of the ELAS High Command.

"Silahlı kanat, Yunan Halk Kurtuluş ordusu ya da ELAS, Şubat 1942'de kuruldu. KKE merkez komite üyesi  Aris Velouchiotis, ELAS Yüksek Komutanlığı'nda baş komutanlığa aday gösterildi."

http://library.kiwix.org/wikipedia_en_wp1/A/Greek%20Civil%20War.html

Peki diyelim bu kaynaklar hep uydurmuş. Aslında Aris KKE'li değilmiş, merkez komitede hiç bulunmamış. Peki nereden okudunuz bunları? Daha doğrusu benimle tartışmadan önce Aris'in hayatıyla ilgili herhangi bir şey okudunuz mu?

Sarafis'in ELAS'ı kuran kadroda ne işi var? Sarafis, 1943 yılında ELAS gerillaları tarafından tutuklandı, sorgulandı EDES'le artık hiçbir ilişkisi kalmadığına ikna olununca, katıldı ELAS'a. ELAS'ın kuruluşuyla, Sarafis'in ELAS'a katılması arasında bir yıl vardır.

Siz diyorsunuz ki, benim konuda hakkında bildiklerimin yanlış olmasının bir önemi yok, KKE şöyle yaptı, böyle yaptı...

Anlamadığım şey, söz konusu savaş ve mücadele hakkında bu kadar yanlış bilgilere (ki gerçekten kim iddia ediyor böyle şeyleri ve siz kimden duydunuz merak ettim) sahip olduğunuz halde, mücadele eden insanlar hakkında nasıl böyle fikir ve tutum sahibi olabiliyorsunuz?



Çevrimdışı Seyrusefer

  • İleti: 42
ELAS, 1942 yılında KKE merkez komitesinin aldığı kararla kurulmuştur. Bu gerilla ordusunun komutanlığına, KKE merkez komite üyesi  Velouchiotis seçilmiştir parti tarafından.

ELAS'ın içerisinde KKE'li olmayan savaşçılar da vardır ancak bunların oranı HDP içerisinde BDP'li olmayanlar ya da Kobane direnişin de yer alıp da YPG'li olmayanlar kadardır.

Aris Velouchiotis, 1920'li yıllarda KKE üyesi olmuş, diktatörlük döneminde sürgün ve hapis hayatı yaşamış, 1939'da tahliye olduktan sonra önce KKE'nin resmi yayın organı Rizospastis'in illegal basımı ve dağıtımından sorumlu olmuş. Ardından parti merkez komitesine kabul edilmiş, Yunanistan'ın orta kesiminin sorumluluğu verilmiştir kendisine. Nazi işgalinin başlamasıyla, sorumluluğu altında olan bölgede silahlı direniş örgütleme görevi verilmiştir parti tarafından. Daha sonra merkez komite kararıyla kurulan ELAS'ın baş komutanlığına getirilmiştir.

KKE, 1942-1945 arasında Alman işgaliclere, barış antlaşmasının bozulmasıyla 1946-1949 yılları arasında Yunan hükümetine karşı savaşmıştır. Bu süreçte savaşta yer alan küçük gruplar da KKE liderliği altında yer almıştır.

 Zaharyadis, hem 1945'e kadar süren Nazi işgalcilerine karşı verilen savaşta, hem de 1946-1949 yılları arasında İngiliz yanlısı hükümete karşı verilen savaşta partinin liderliğini yapmıştır.

Zaharyadis ile Vafiades arasındaki fikir ayrılığı savaşıp savaşmamak ya da koltuk üzerine değildir. Vafiades KKE'nin denetiminde şehir ve kasabalardan çekilip ELSA'nın başlattığı gibi dağlardan gerilla savaşı başlatmayı savunuyordu. Zaharyadis ise elinde şehirler olan bir gücün gönüllü olarak buralardan çekilmesinin baştan yenilgi anlamına geleceğini, Demokratik Ordu'nun bu şehirlerin sağladığı kaynakları kullanarak düzenli bir askeri güce dönüşüp eldeki bölgeleri savunması gerektiğini söylüyordu.

Zaharyadis'in savunduğu biçim, Kobane direnişi sırasında YPG'nin savaş biçimidir. Aslen bir kır gerilla hareketinin parçası olan YPG, Kobane'ye yönelik IŞİD saldırısı başladığında kenti boşaltıp, IŞİD'e karşı PKK'nin klasik kır gerilla savaşı taktikleriyle ve kır gerillası formatındaki birliklerle savaşmayı değil, düzenli bir askeri güç olarak şehirde sabit savunma yapmayı seçmiştir. Yanılmıyorsam Karayılan sonbaharda kendisiyle yapılan bir röportajda bu yeni formatın ve taktiğin kendilerine yabancı olduğunu, ama çabuk öğrenen bir örgüt olduklarını belirtmişti.

Yukarıda yazılanlar, heyecan arayanların devrimcilerin tarihine monte etmeye çalıştığı "aşk, ihtiras ve entrika" hikayelerinden arındırılmış gerçek tarihtir.

Zaharyadis,  Vafiades, Velouchiotis büyük bir direnişin parçası olmuş devrimcilerdir. Bu isimler, adlarının başına ve sonuna kolayca sıfat eklenecek isimler değildir.


Çevrimdışı veda

  • İleti: 3175
Seyrüsefer Arkadaş konumuz Yunanistandaki Komünist Hareketin tarihinin ne olduğu değil.
Sonuçta bizler bu tarihi farklı ideolojik anlayıştaki kişilerin,kendi ideolojik doğrultularına göre yazdıklarından okuyoruz.

Bence tartışmayı, KKE nin  bizim de tanık olduğumuz bugünkü uygulamaları ve eylemleri üzerinden yaparsak daha sağlıklı sonuçlara varır,KKE nin ne olup olmadığını,daha doğru bir biçimde ortaya koyarız.

KKE nin,SIP TKP sinin versiyonlarından farkı nedir derken,bir şeyi anlatmaya çalışyoruz.
Tüm bu partiler,bize İkinci Enternasyonalden miras  kalan ,Sosyal Şoven ve Sosyal Yurtsever,Reformist partiler.

Bunlar aynı zamanda,Reel “Sosyalizm” sürecinin günümüzdeki uzantıları.
Oysa bu sürecin yaşam tarafından yadsındığı,likide edildiği,ortaya çıkan sonuçlar bağlamında bir gerçek.

Bakın SIP TKP sinin ve KKE nin Reel “Sosyalizm” ile ilgili eleştirilerine,biribirinden farklı mı?
Eli Bayraklı Kemal Okuyan’ın KP si ile ,yine eli bayraklı KKE nin arasında ideolojik hiçbir fark yok.
Eğer Kürt Sorunu,Yunanistanda olsaydı,aynı Sosyal Şoven tavrı,KKE nin de göstermesi kaçınılmazdı.

Siz bir günden,bir güne bu iki partinin biribirinin politikalarını eleştirdiğini hiç duydunuzmu?
Siz bir günden bir güne KKE nin,SIP TKP sinin Kürt Sorunu ile ilgili takındığı Sosyal Şoven tavrı yerdiğini hiç gördünüzmü?

SIP TKP,Sabih Kanadoğlunun izin verdiği ve kırmızı çizgilerini belirlediği alanda politika yapma sözü vererek TKP adını aldı.
KKE de yine burjuvazinin izin verdiği ve sınırlarını,kırmızı çizgilerini belirlediği alanda siyaset yapma sözü vererek varlığını sürdürüyor.

2011 de Yunanistanda yaşanan neydi?
1)Yönetenler eskisi gibi yönetebiliyorlarmıydı?
2)Yönetilenler eskisi gibi yönetilmek istiyorlarmıydı?
3)Bu kriz ortamında,yığınların eylemlilikleri,her zamankinden çok daha fazla olağan üstü bir artış göstermişmiydi?

Sizce bu üç koşulun oluştuğu durumu Marksist Leninistler nasıl tanımlarlar.?
Bu tanımı nasıl adlandırırlar.?

Gerçek bir Komünist Partisi bu durumda ne yapmalı?
Gerçek bir Komünist Partisi’nin görevi,ne zaman geleceği belli olmayan bu durumlarda yığınları bu durumdan devrimci bir vazife çıkartmaya hazırlamak değilmi?

Peki KKE ne yapıyor 2011 de!
Burjuvazinin bu durumdan kurtulmak için yığınların önüne sürdüğü parlemento seçimlerine ,SYRIZA gibi BALIKLAMA atlıyor.
Niyetinden bağımsız da olsa Burjuvaziye stepnelik,emniyet sübaplığı,koltuk değnekliği yapıyor.

Şimdi biz ortaya çıkacağız ,”Enternasyonalist” olma adına,Enternasyonalizmle uzak,yakın ilişkisi olmayan bu partiye  Komünist diyeceğiz öyle mi?

veda
 
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı Seyrusefer

  • İleti: 42
 SİP'in Türkiye'deki oyu ve gücü ne kadar ki?

70 küsür milyonluk ülkede, 5-6 bin üyesi olan bir partinin, nasıl ve neden bu forumda gördüğüm neredeyse her başlıkta adı geçiyor?

Şimdi dünyada var olan ama Türkiye'de olmayan bir standarttan bahsedeyim size. Ne kadar komünist olunduğunun ölçüsü, başka sol partileri ne kadar eleştirdiğiniz değildir. Ne yaptığınızdır. Sizse bırakalım Türkiyeli bir partiyi, Yunanistan Komünist Partisi'ni, Türkiye'de 5-6 bin üyesi olan bir partiyi eleştirip eleştirmemesi üzerinden değerlendirmeye kalkıyorsunuz.

Mesela şunu söyleyebilirsiniz, Yunanistan'daki 2011 direnişlerinin bir benzeri Türkiye'de yaşandı. Gezi Süreci'nde. Peki siz, KKE'nin yapmadığı için eleştirdiğiniz neyi yaptınız Türkiye'de? Bunları ortaya koyun. Bakın doğrusu budur ve biz bunu yaptık deyin.

Yaptığınız ve yapmak istediğiniz şeylere 5-6 bin üyesi bulunan SİP'in engel olduğunu sanmıyorum.

İşte anlamadığım şey, siz neden kendi pratiğinizi masaya koyup, bu pratiği örnek göstermek ve bunun üzerinden tartışmak yerine, sürekli başka partilerin pratiği üstünde duruyorsunuz? Sizi başka bir partinin üyelerinden daha iyi komünist yapacak şey, o partilerin pratiğini ne kadar eleştirdiğiniz değildir. Ortaya daha iyi bir pratik koymaktır.

KKE, neredeyse bir asıdır mücadele veren, Marksist-Lenin çizgisinden taviz vermeyen, liberalizme, milliyetçiliğe, piyasacılığa sapmadan yoluna devam eden bir partidir. Savaşlar, işgaller, darbeler görmüş ve hepsini mücadele ederek örgütünü ayakta tutarak aşmış bir partidir. Biz şu an bunları yazarken, mutlaka bir fabrikada KKE'nin örgütlediği bir direniş devam etmektedir.

Dolayısıyla sorularınızın hiçbir anlamı kalmıyor. Siz, KKE'yi büyük grev ve direniş sürecinde yapmadığı için eleştirdiğiniz konularda, Gezi Süreci'nde ne yaptığınızı ortaya koyun ve bunun üzerinden tartışalım.

Çevrimdışı Antares

  • İleti: 103
Seyrüsefer arkadaş. Sana yazdıklarımı tekrar okumanı tavsiye etsem , yine okumadan bana cevap yazacağından eminim. Şimdiye kadar yaptığın gibi. Öyleyse basitleştirelim.

1-Aris in hiçbir zaman KKE üyesi olmadığını söylemedim ki hiç. Gençliğinde KKE üyesi idi tutuklandı sürgün ceza firar vs. Kağıt üstünde üyeliği devam etmiş olabilir ve sen bunu önemseyebilirsin ama Aris önemsemiyor.Çünkü o ''ihanet belgesini'' imzalamakla suçlanıyor KKE tarafından ve Zaharyadis le  Lübnan , Ceserta ve Varkiza da KKE nin tutumuna asla katılmıyor.Varkiza dan sonra anlaşmaya da uymuyor ve silah bırakmıyor Aris. Yani size göre KKE nin kararlarını tanımayan bir KKE MK üyesidir Aris...Ve bu sizin çelişkinizdir.

2-Aris in KKE tarafından öldürüldüğü iddiaları yunanistanda yeni değildir.Belki siz hiç duymadınız ama Aris in ölümü aydınlatılamadı.

3-Markos ve Zaharyadis arasında Andartelere taktik tartışması olarak yansıyan fikir çatışması esasen iktidar sorunu üzerinedir ve kesinlikle kır gerillası-şehir gerillası gibi küçük bir tartışma değildir.Esasen komünistliği Moskovada öğrenen Zaharyadis ile Komutan Markos arasındaki tartışma iç savaşın sscb den bağımsız yürütülmesi üzerinedir. İngilizlerle SSCB arasındaki anti hitler paktı Zaharyadise toz pembe görülmüştür

4-Yine yukarıdaki ile bağlantılı olarak yunanistana komşu olan yugoslavyadan destek almak isteyen Markos a Zaharyadis Tito-Stalin geriliminde stalinden yana saf tuttuğundan karşı çıkmıştır.

5- ELAS ın oluşturulması KKE nin direktifi ile olmuştur (EAM) fakat hem öncesindeki işgale karşı küçük bağımsız hücreler olarak kendiliğinden oluşan silahlı direniş grupları hem de sonrasında Ares ile Zaharyadis arasındaki tartışmalar ELAS ın KKE nin güdümünden çıkmasına neden olmuştur.

6-1949 da direnişi resmi olarak bitiren KKE , yani size göre ''marksizmden ve leninizmden 100 yıldır taviz vermeyen biricik komünist parti'' bugün eylemcilere karşı düzen için vücudunu siper ediyor ve eylemlerine faşist cuntayı temsil eden ''yunan bayrağı'' ile çıkıyor.Yetmiyor  eylemcilere saldırıyor.

KKE ve marksizm !  Geçiniz...
« Son Düzenleme: 14 Şubat 2015, 14:13:01 Gönderen: Antares »
Anladım vatansızlıktır bir şaire yakışan.