Gönderen Konu: " KKE " KULAKLARIN ÇINLIYOR MU ? BUGÜN ,GÜNLERDEN 12 ŞUBAT 1945 !!!  (Okunma sayısı 5545 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3122
SİP'in Türkiye'deki oyu ve gücü ne kadar ki?

70 küsür milyonluk ülkede, 5-6 bin üyesi olan bir partinin, nasıl ve neden bu forumda gördüğüm neredeyse her başlıkta adı geçiyor?

Şimdi dünyada var olan ama Türkiye'de olmayan bir standarttan bahsedeyim size. Ne kadar komünist olunduğunun ölçüsü, başka sol partileri ne kadar eleştirdiğiniz değildir. Ne yaptığınızdır. Sizse bırakalım Türkiyeli bir partiyi, Yunanistan Komünist Partisi'ni, Türkiye'de 5-6 bin üyesi olan bir partiyi eleştirip eleştirmemesi üzerinden değerlendirmeye kalkıyorsunuz.

Mesela şunu söyleyebilirsiniz, Yunanistan'daki 2011 direnişlerinin bir benzeri Türkiye'de yaşandı. Gezi Süreci'nde. Peki siz, KKE'nin yapmadığı için eleştirdiğiniz neyi yaptınız Türkiye'de? Bunları ortaya koyun. Bakın doğrusu budur ve biz bunu yaptık deyin.

Yaptığınız ve yapmak istediğiniz şeylere 5-6 bin üyesi bulunan SİP'in engel olduğunu sanmıyorum.

İşte anlamadığım şey, siz neden kendi pratiğinizi masaya koyup, bu pratiği örnek göstermek ve bunun üzerinden tartışmak yerine, sürekli başka partilerin pratiği üstünde duruyorsunuz? Sizi başka bir partinin üyelerinden daha iyi komünist yapacak şey, o partilerin pratiğini ne kadar eleştirdiğiniz değildir. Ortaya daha iyi bir pratik koymaktır.

KKE, neredeyse bir asıdır mücadele veren, Marksist-Lenin çizgisinden taviz vermeyen, liberalizme, milliyetçiliğe, piyasacılığa sapmadan yoluna devam eden bir partidir. Savaşlar, işgaller, darbeler görmüş ve hepsini mücadele ederek örgütünü ayakta tutarak aşmış bir partidir. Biz şu an bunları yazarken, mutlaka bir fabrikada KKE'nin örgütlediği bir direniş devam etmektedir.

Dolayısıyla sorularınızın hiçbir anlamı kalmıyor. Siz, KKE'yi büyük grev ve direniş sürecinde yapmadığı için eleştirdiğiniz konularda, Gezi Süreci'nde ne yaptığınızı ortaya koyun ve bunun üzerinden tartışalım.

Sondan başlayalım!
Verilecek yanıt olmayınca,doğalki soruların sizce bir anlamı kalmıyor.
Ancak bunu itiraf edecek yüreklilik nedense sizde yok!

Ve başa dönelim!
70 küsur milyonluk bir ülkede 5,6 bin oy alan bir partiyi neden her konuda dile getiriyormuşuz!!!
Demek ki size göre bir siyasi oluşumun dikkate alınma ölçütü,seçimlerde aldığı oy!

Çünkü sizin mantığınızda aynı mantık.
Siz de siyaseti burjuvazinin izin verdiği ve sınırlarını belirlediği alanla sınırlıyorsunuz!

Şöyle bir geriye dönüp, Devrim öncesi Rusyaya baksanız!
Bolşevik Partisi Tarihini bir inceleseniz, nicel olarak belkide Rusyada azınlıkta olan Bolşeviklerin,kendinden kat be kat nicel olarak güçlü partilerin yapamadığını yaptığını görmüş olursunuz.

Marksistler için temel olan ve asıl olan nicelik değil,niteliktir.
5,6 bin oy alan SIP TKP si ile 350 bin oy alan KKE arasında ne fark var açıklarmısınız???
70 milyon nufuslu bir ülkenin 5,6 bin oy alan "komünist" partisi ile 13 milyon ülkenin 350 bin oy alan komünist partisi arasında bir fark görebiliyormusunuz?

Üstelik maddi  koşullar,bir Devrimci Vazife çıkartma bağlamında Yunanistanda,Türkiyeye göre daha da uygun.
Ama baktığımızda bu bağlamda her iki ülke arasında bir fark yok..

Gelelim biz Gezi de  ne yaptıka;
Bunu senin bilebilmen mümkün değil Seyrüsefer Arkadaş.

Biz Gezi de de vardık.
Gezi Direnişi konusundaki düşüncelerimizde bu forumun arşivlerinde mevcuttur.

Gezi bu ülke de kırılma noktalarından biridir.
Gezi ile bu ülkede korku eşiği aşılmış,Gezi sürecinde,mahalle forumları aracılığıyla Doğrudan Demokrasinin en güzel örnekleri verilmiştir.

Ancak bu tür kalkışmaların zamanla sönümlenmesi ortadaki nesnelliğe müdahil olacak bir komünist öncünün yokluğu nedeniyle kaçınılmazdır.
Ancak Gezi ile 2011 Yunanistanı nı aynı kaba koymak yanlış olur.

2011 de Yunanistan da Devrimci Durum vardır.
2011 de Yunanistanda bu Devrimci Durumdan vazife çıkartması beklenen sözde bir "Komünist" parti vardır.
Oysa o Komünist Parti bırak Devrimci bir vazife çıkartmayı,Burjuvazinin bu bunalımdan çıkışında ona koltuk değneği olmuş,istepnelik yapmıştır.

Size önerim bilgi sahibi olmadan fikir yürütmeyin,komik oluyorsunuz!
Bakın KKE nin Komünistliği ile ilgili tek bir soru soruyorum.

Dünya İşçi Sınıfının birlik,dayanışma ve mücadele günü olan 1 MAYISLARDA,işçi sınıfının bu enternasyonalist gününde,yunan burjuvazisini temsil eden bayraklarla 1 Mayıs alanlarında yer alan bir KOMÜNİST PARTİ olabilir mi???
Kızıl Bayrak yerine,Burjuvazinin bayrağı ile bu Enternasyonal Günde alanlara inmek,Enternasyonalizme ihanet değil mi???

Ve siz hala bu partiyi Marksist Leninist görerek,kendi "Marksist Leninistliğinizi" sorgulatıyorsunuz!

Şimdi size bir istatistik aktaracağım,onu dikkatle inceleyin ve istatistiğin ne anlama geldiğini anlamaya çalışın.
Bu kafayla bunu anlayacağınızı sanmıyorum ama yine de bir umut diyelim.


 
Aslında Tabloya baktığımızda Yunanistan da en fazla oyu Seçime Katılmayanlar almış,ilginç değil mi!
Bu neyi gösterir???

Yunanistanda Parlementonun artık bir çözüm yeri olmadığının yığınlar tarafından anlaşılmasını!
O halde böyle bir durumda Gerçek bir Komünist Parti  NE YAPMALI SİZCE???


veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı Seyrusefer

  • İleti: 42
Antares arkadaş, öncelikle öğrenmeniz gereken şey: Devrimcilerin tarihi üçüncü sınıf Hollywood filmleri izler gibi değerlendirilmez. Siz kendi zihninizde bir senaryo yaratmışsın, ve Yunanistan tarihindeki devrimcileri, üçüncü sınıf Hollywood filmlerinde gördüğünüz senaryolarda bir yere oturtmaya çalışıyorsun. Bir tarafta mağrur bir devrimci, öbür tarafta adeta eliyle kuzu budu yerken "nihohaha" diye gülen bir kötü devrimci!

Bir devrimciyi sahiplenmek için onun siyasal ve örgütsel olarak ayrılığa düştüğü kişileri şeytanileştirmenize gerek yok. Bunun için bu kadar zorlamanıza ve sürekli hayali bilgiler üretmenize de. Bunlar artık dünyada devrimcilerin aştığı şeylerdir.

Bir insanın bir partinin merkez komitesinde olması, partiyle sorun yaşamayacağı ve ayrılığa düşmeyeceği anlamına gelmez. Aksine zaten sorun ve ayrılık yaşayan kadro, üst düzey yöneticiyse tarih bunu yazar ve biz biliriz.

Aris'in KKE tarafından öldürüldüğü gibi iddialar yoktur. Böyle bir iddiaya kurgu bazında dahi esin kaynağı olacak bir durum yoktur. Aris'in ölümüne ilişkin muallakta kalan nokta onun KKE tarafından öldürülüp (!) öldürülmediği değildir. Emrindeki gerilla grubuyla askeri konvoya yaptığı saldırıdan sonra kuşatılmış, çatışma kaybedildikten sonra bilinen ve genel kabul gören bilgiye göre  teslim olmak yerine bir el bombasıyla intihar etmiştir. Fakat yaralı ele geçirildikten sonra askerler tarafından infaz edildiğine dair iddialar da vardır.

Zahariadis ile Vafiadis arasında tam olarak hangi tartışmaların, ne zaman yaşandığına dair bilginiz olduğunu da sanmıyorum. Anlamadığım şey, Vafiadis ile yapılan bir röportajın linkini veriyorsunuz, ve partiyle hangi sorunları yaşadığını bizzat kendi ağzından anlattığı röportajı okumadığınızı belli eden şeyler iddia ediyorsunuz. Vafiadis ile Zahariadis arasında hangi askeri doktrinin kullanılacağına ilişkin fikir ayrılıklarından sonra bizzat Zahariadis tarafından komutanlığa atanmıştır Vafiadis. Vafiadis'in "Stalin karşıtı" olduğu gibi iddialarınız ise kendisini tanımadığınızı gösteriyor. Eğer "Stalin yandaşlığı" diye sanal bir kriter konulacak olsaydı ikisi arasındaki tartışmaya, Vafiadis, Zahariadis'ten on kat daha "Stalin yanlısı" olurdu. Demokratik Ordu'nun kati yenilgisine yol açan temel gelişmelerden birisi, 1949 yılında Tito'nun, sınırı kapatması ve Demokratik Ordu'ya tek bir somun ekmek, tek bir fişek mermi dahi ulaşmasını bloke etmesidir. Tito 1949'da sınırları kapatmış ve ancak kati yenilgiden sonra sağ kalan gerillaları mülteci olarak kabul etmiştir.

ELAS, KKE'nin güdümünden falan çıkmamıştır. Aris'i sadece küçük bir gerilla grubu takip etmiştir.

KKE'ye saldıran grupların argümanlarına Türkiyeli devrimciler Gezi'de de tanık oldu: Parti bayrağı istemiyoruz, parti flaması istemiyoruz, hiç kimse kendi bayrağını, flamasını açmayacak... KKE, devlet binalarını "eylemcilere" karşı korumaz. Büyük grev sırasında bakanlık binalarını, vergi dairelerini, tahsilat binalarını bizzat işgal eden KKE'dir. Polisin aralarına sızıp çok kolay bir şekilde manipüle ettiği grupların, parlamentoyu kuşatan PAME'li işçilere yaptıkları saldırıyı, "KKE üyeleri parlamentoyu protestoculara karşı koruyor." şeklindeki çarpıtmayla sunmak da devrimciler arasında alıcısının olması utanç verici bir çarpıtmadır.






Çevrimdışı Seyrusefer

  • İleti: 42


Nikos Zahariadis, sadece Yunanistan'ın değil, dünya mücadele tarihinin yetiştirdiği büyük devrimcilerden birisidir. 1923 yılında Türkiye Komünist Partisi'nin liman sorumlusu olarak başladığı örgütlü mücadele hayatı, Yunanistan zindanları, Nazi toplama kampları gibi çok insanın ilk durakta pes ettiği sınavlardan geçmiştir. Diktatörlük altında ayakta kalmaya çalışan partinin genel sekreterlik görevini üstlenmiş ve parti onun genel sekreterliği altında sırasıyla İtalyan ve Alman işgalcilere, yerli faşistlere, İngiliz yanlısı hükümete karşı dünya devrimci tarihinde iz bırakan büyük bir silahlı direnişi hayata geçirmiştir. Bunu da devrimciliğe adım atmanın, birbiriyle o ya da bu şekilde sorun yaşamış büyük devrimci liderlerin birini sahiplenip öbürünü şeytanlaştırmakla olacağını sananların aksine "koltuk başında" yapmamıştır. İnsanlık tarihinin yaşadığı en büyük travmaların bir kısmına şahit olan Dachau Toplama Kampı'nda bir yandan SS subaylarının korkunç işkencelerine karşı direnirken bir yandan partisiyle haberleşme kanalları kurup, genel sekreterlik yapmıştır.

Zahariadis Marksist-Leninist ilkelerden ne Yunan, ne Alman zindanlarında ne de Kruşçev revizyonizminin sürgününde vaz geçmiştir.

Çevrimdışı Seyrusefer

  • İleti: 42

Sondan başlayalım!
Verilecek yanıt olmayınca,doğalki soruların sizce bir anlamı kalmıyor.
Ancak bunu itiraf edecek yüreklilik nedense sizde yok!

Ve başa dönelim!
70 küsur milyonluk bir ülkede 5,6 bin oy alan bir partiyi neden her konuda dile getiriyormuşuz!!!
Demek ki size göre bir siyasi oluşumun dikkate alınma ölçütü,seçimlerde aldığı oy!

Çünkü sizin mantığınızda aynı mantık.
Siz de siyaseti burjuvazinin izin verdiği ve sınırlarını belirlediği alanla sınırlıyorsunuz!

Şöyle bir geriye dönüp, Devrim öncesi Rusyaya baksanız!
Bolşevik Partisi Tarihini bir inceleseniz, nicel olarak belkide Rusyada azınlıkta olan Bolşeviklerin,kendinden kat be kat nicel olarak güçlü partilerin yapamadığını yaptığını görmüş olursunuz.

Marksistler için temel olan ve asıl olan nicelik değil,niteliktir.
5,6 bin oy alan SIP TKP si ile 350 bin oy alan KKE arasında ne fark var açıklarmısınız???
70 milyon nufuslu bir ülkenin 5,6 bin oy alan "komünist" partisi ile 13 milyon ülkenin 350 bin oy alan komünist partisi arasında bir fark görebiliyormusunuz?

Üstelik maddi  koşullar,bir Devrimci Vazife çıkartma bağlamında Yunanistanda,Türkiyeye göre daha da uygun.
Ama baktığımızda bu bağlamda her iki ülke arasında bir fark yok..

Seçimlere katılan bir partinin aldığı oy elbette sahip olduğu toplumsal desteğin ve toplum içerisindeki gücünün aşağı yukarı bir oranını verir. Benim sorum, 5-6 bin üyesi olan bir partinin nasıl olup da bu forumda girdiğim hemen hemen her başlıkta adının geçmesi üzerineydi.

Gelelim biz Gezi de  ne yaptıka;
Bunu senin bilebilmen mümkün değil Seyrüsefer Arkadaş.

Biz Gezi de de vardık.
Gezi Direnişi konusundaki düşüncelerimizde bu forumun arşivlerinde mevcuttur.

Gezi bu ülke de kırılma noktalarından biridir.
Gezi ile bu ülkede korku eşiği aşılmış,Gezi sürecinde,mahalle forumları aracılığıyla Doğrudan Demokrasinin en güzel örnekleri verilmiştir.

Ancak bu tür kalkışmaların zamanla sönümlenmesi ortadaki nesnelliğe müdahil olacak bir komünist öncünün yokluğu nedeniyle kaçınılmazdır.
Ancak Gezi ile 2011 Yunanistanı nı aynı kaba koymak yanlış olur.

Ben size Gezi hakkında ne düşündüğünüzü ya da Gezi konusunda kimi nasıl eleştirdiğinizi sormadım. Gezi sürecinde ne yaptığınızı sordum. Yunanistan'da Büyük Grev sürecinde KKE ile ilgili "neden şöyle yapmadı" dediğiniz neyi gerçekleştirdiğinizi sordum. Bunun yolu mesela her başlıkta adı geçen SİP şöyle yaptı ama biz böyle yaptık demektir. Size bir kez daha hatırlatayım: Ne kadar iyi komünist olduğunuzun ölçütü kimi ne kadar eleştirdiğiniz ya da kimi nasıl eleştirdiğiniz değildir. Ne yaptığınız ve ortaya ne koyduğunuzdur.

2011 de Yunanistan da Devrimci Durum vardır.
2011 de Yunanistanda bu Devrimci Durumdan vazife çıkartması beklenen sözde bir "Komünist" parti vardır.
Oysa o Komünist Parti bırak Devrimci bir vazife çıkartmayı,Burjuvazinin bu bunalımdan çıkışında ona koltuk değneği olmuş,istepnelik yapmıştır.

Israrla ne yapmasını önerirdiniz ve 2011'de Yunanistan'da KKE'nin yapmadığı için eleştirdiğiniz neyi Gezi sürecinde yaptığınızı soruyorum, ancak hala kimi nasıl eleştirdiğinizi anlatıyorsunuz. 2011'de Yunanistan'da olan da, 2013'de Türkiye'de olan da popüler birer halk ayaklanmasıydı. KKE bunun Avrupa ülkelerindeki "küreselleşme karşıtı" direnişlere dönüşmesini engelleyip bir işçi sınıfı ayaklanmasına dönüştürmek için çaba gösterdi. Bu süreçte fabrika işgalleri, grevler, işçi direnişleri örgütledi. Şunu deseniz, doğrusu buydu ve biz bunu yaptık anlayacağım ama "Biz o sırada şunu şöyle eleştiriyorduk" bir şey ifade etmiyor.


Bakın KKE nin Komünistliği ile ilgili tek bir soru soruyorum.

Dünya İşçi Sınıfının birlik,dayanışma ve mücadele günü olan 1 MAYISLARDA,işçi sınıfının bu enternasyonalist gününde,yunan burjuvazisini temsil eden bayraklarla 1 Mayıs alanlarında yer alan bir KOMÜNİST PARTİ olabilir mi???
Kızıl Bayrak yerine,Burjuvazinin bayrağı ile bu Enternasyonal Günde alanlara inmek,Enternasyonalizme ihanet değil mi???

Siz böyle içtihatları nereden çıkarıyorsunuz? Ulusal bayrakların, kızıl bayraklarla birlikte taşınmasının enternasyonalizme ihanet olduğunu nereden çıkardınız? Bulgar komünistleri, Arnavutluk komünistleri, Yugoslav komünistleri, Yunan komünistleri,  faşist işgalcilere karşı ellerinde hem ulusal bayrak hem de kızıl bayrakla savaştı. Sizin kadar iyi komünist değiller miydi yani? Her ulustan gönüllülerle omuz omuza savaşan insanlar sizin kadar bilmiyor muydu enternasyonalizmi? Balkanlarda kurulan sosyalist devletlerin bayraklarına hiç baktınız mı? Bulgar komünistlerinin zaferden sonra üstüne kızıl yıldızlı arma koyup sosyalist cumhuriyetin bayrağı yaptığı bayrak, Bulgar Krallığı'nı temsil etmez. FARC'ın üstüne AK-47 koyup kullandığı bayrak da Kolombiya burjuvazisini temsil etmez. Emperyalist işgallere ve emperyalist hegemonyaya karşı mücadele eden halklar, ulusal bayraklara farklı anlamlar yükler.

Kendi kendinize tuhaf kriterler üretmeyin.


 
Aslında Tabloya baktığımızda Yunanistan da en fazla oyu Seçime Katılmayanlar almış,ilginç değil mi!
Bu neyi gösterir???

Yunanistanda Parlementonun artık bir çözüm yeri olmadığının yığınlar tarafından anlaşılmasını!
O halde böyle bir durumda Gerçek bir Komünist Parti  NE YAPMALI SİZCE???[/b][/i]

veda

KKE, parlamento çözüm yeridir diyor öyle mi?

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1840

Komünist olduğumuza göre bizim için bir tarafta burjuvazi, bir taraftta proletarya var ; burada hemfikiriz değil mi?

Tarih  yani yaşanmışlıklar göstermiştir ki , mücadelemiz ulusal değil enternasyonalist düzeyde olduğunda başarı gelebiliyor !

Ulusalcı anlayışa hapsolunmaması gerçeği Marksist-Leninist literatürde Marks , Engels ve Lenin'de açıkça görülmektedir.
Savaşımız küreselleşmiş kapitalizme karşıysa çok tabii ki komünistler de enternasyonal  anlamda  biraraya geleceklerdir. Burjuvazinin değerlerine sarılıp sahip çıkarak kapitalizmle savaşamazsınız.

Ulusal sınırlar,ulusal bayraklar  …Burjuvazinin mülkiyet kaynaklı değerleri olup sınırsız-sınıfsız bir dünya görüşünde yer bulamazlar. Bulduğu takdirde ulusalcılık batağında debelenilip durulur.

Kapitalizm bir dünya sistemi ama bazıları ulusal anlamda sistemin karşısına çıkmış vakit kaybettiriyor!
Marks ve Engels , Birinci Enternasyonal’den yani Uluslararası İşçi Birliği ‘nden önce neden Komünistler Birliğini kurma ihtiyacı duydular ?

İşçi sınıfının,ulusal anlamda örgütlenirken ,asla enternasyonalist perspektifi   gözardı etmemesi ve ulusalcılığa asla prim vermemesi gerektiği vb. konular  Birinci Eternasyonal’de tarihsel zemine oturtulmuştur.

“Bugünkü bunalımın en vahim özelliği, Avrupa sosyalizminin resmi temsilcilerinin çoğunluğunun burjuva milliyetçiliğine, şovenizme yenik düşmesidir…Sosyalist kalmak isteyen biri için, sosyalizmdeki bu bunalımın nedenlerini açıklamak ve Enternasyonal’in görevlerini analiz etmekten daha önemli bir vazife olamaz.”

“Komünist Manifesto’da, milliyet ve anavatanı burjuva sistemin ve dolayısıyla burjuva anavatanın esas biçimleri olarak tanımamızın sınırları ve koşulları vurgulanarak, işçi sınıfının ilkin “kendisini ulus içinde oluşturmak” zorunda olduğu söylenir. Oportünistler kapitalizmin yükselişi döneminde doğru olan bu gerçeği onun bitiş dönemine de uygulayarak onu çarpıtırlar.”
Diyen Lenin ne demek istemiştir sizce ?

Unutmayalım , aynen yine Lenin’in dediği gibi :” burjuvazi, Emperyalist yağmayı saklayarak kitleleri eski “ulusal savaş” ideolojisiyle aldatıyor.”

İşte , bu bağlamda komünist bir parti olamadıkları için SİP-TKP her zeminde, her yerde eleştirilir !  Nitel değil nicel anlamda eleştiri yapılıyor ve yapılacak ; kafa bulanıklığı yaratmalarının önüne geçilmeye devam edilecek !

Ulusal bayrağı kendine şal edinmiş bir komünist parti olmaz ! Burjuvazinin icazetiyle kurulmuş bir parti kendi doğrularını dayatamaz ! Onun/onların kırmızı çizgileriyle  komünist parti niteliği kazanılıp dünya sistemi olan kapitalizmle savaşılamayacağı , bu yapılanların sadece oportünizm ve revizyonizm olduğu sürekli tazelenecek !

SİP-TKP şunu –bunu yapmadı ama biz bunu yaptık demek için kurumsallaşmış olmak gerekir diye düşünüyorum . Yapılan eleştiriler 
ML bağlamda komünistçe yapılan eleştirilerdir , komünist partiyiz diye ortaya çıkanların  burjuvaziden aşırdıkları değerlerle ancak oportünistçe tavır sergiliyor oldukları çok doğaldır ki yazılıp ,çizilecektir. 

Komünizme ait değerlerin deyim yerindeyse çar-çur edilmesine hiçbir komünist izin vermez !

Gelelim KKE ‘ye ; ulusalcı batakta boğulmaya çok güzel bir örnek. Kapitalizmin tüm koşullarını kabul etmiş olarak hem AB içinde kalacaksınız hem de sosyalizm vaatlerinde bulunacaksınız ! Bu nasıl bir çelişkidir ! Elma ağacından armut toplayamaz KKE , benzerleri  ve kardeşleri   !

İçtihat hukuki bir terimdir ve siyaseten kullanılmaz ,bunu bilmeniz gerekir. ML ilkelerde yazılı olmayan bir husus mu dile getirildi ,teori mi üretildi ?

Örnek verdiğiniz ülkeler ulusal ve kızıl bayraklarla savaştı diyorsunuz ya demek ki biryerlerde çok yanlış birşeyler yapılmış ! Bu yanlışlar öyle bir şey yaptırdı ki bir tanesine : Todor Jivkov  ,–Bulgaristan-  12 Eylül döneminde ,komünistler hücrelerde iken, faşist Kenan Evren’e onur nişanesi verdi . Hatırlayın !
« Son Düzenleme: 18 Şubat 2015, 00:29:45 Gönderen: Ekim »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimdışı Antares

  • İleti: 103
Kafalarına vura vura anlatmak farz oldu.Bak güzel kardeşim, bizim için mesele kimin hangi partiye üye olduğu değildir.Bu geri plandadır.Esas olan devrimci mücadelede ne kadar katkı koyduklarıdır.Yalta Konferansında gerçekleşen ingiltere SSCB yakınlığını zaharyadis fırsata çevirmek istemiş ama ingiliz oyununa gelmiştir.Diğer taraftan hitlere karşı yakınlaştığı ingiltere ile karşı karşıya gelmek istemeyen Stalin de yunanistana müdahale etmemiştir.Siz bu tarihten istediğiniz senaryoyu yazabilir ve Hollywood a pazarlayabilirsiniz.

Israrla konuyu çarpıtıyorsunuz ve bunu bilerek yapıyorsunuz. Zaharyadis Lübnan da Ceserta da ve Varkiza da ELAS ı tasfiye etmiştir.Bu KKE nin politikasıdır. Şimdi siz ısrarla ''ama Aris KKE MK üyesi idi'' masalını anlatabilirsiniz. Öyle bir KKE MK üyesi ki KKE nin hayati politikasına karşı geliyor ve bizim buna inanmamızı bekliyorsunuz.Cidden komik oluyorsunuz.

Aris in KKE tarafından öldürüldüğü iddiaları fazlası ile vardır.Bilmemeniz ya da duymamanız sizin probleminiz.

Vafiadis Stalin karşıtı falan değildir.Bunu hiç bir zaman yazmadım.Bu tamamen sizin uydurmanızdır.Eğer öyle olsa yıllarca SSCB de yaşamazdı Markos. Bahsettiğim zaharyadis in tamamen SBKP nin bir uzantısı gibi hareket etmesi ve Markos un Tito dan destek almaya yönelik önerilerine karşı çıktığıdır.Böylelikle Tito dan gelecek tüm yardım ve destek kesilmiştir.SSCB den zaten gelen bir destek te olmadığına göre , istediğiniz türden kahkahayı atabilirsiniz ama gerçek bu. Nitekim Tito nun bu tartışmalara kadar erzak , kurşun ve özellikle gerillalara uygun kısa menzilli silah desteği verdiği resmi kayıtlarda da mevcuttur.

ELAS hiçbir zaman tamamen KKE nin güdümünde olmamıştır.

Kısaca sevgili dost , bu tarihi size kim öğrettiyse yanlış öğretmiş.Benim yazdıklarım egenin karşı yakasında yazılanlar.Orası benim toprağım...Yani bana benim tarihimi öğretmeye kalkıyorsun. Üstüne de KKE nin genel sekreteri hakkında KKE nin resmi gazetesinde çıkan bir ''kahramanlık hikayesi'' koyuyorsun ve bizim buna inanmamızı bekliyorsun.

Zaharyadis SBKP nin güdümünden hiçbir zaman çıkmaya cesaret edememiş bir korkaktır. Yunan Devrimi nin yenilmesinin baş sorumlularından biridir ve emek verdiği varkiza tuzağı sonucu katledilen binlerce gerillanın kanı elindedir.Komünist sıfatını asla haketmeyen küçük burjuva bir kariyeristtir zaharyadis.
Anladım vatansızlıktır bir şaire yakışan.