Gönderen Konu: 1 MAYIS," ENTERNASYONALLE KURTULUR İNSANLIK"  (Okunma sayısı 2352 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 327
1 MAYIS," ENTERNASYONALLE KURTULUR İNSANLIK"
« : 30 Nisan 2015, 22:13:38 »


"Emekçi halkın düşmanları olan toprak sahipleri ve kapitalistler diyorlar ki: “İşçiler ve köylüler biz olmadan yaşayamazlar. Eğer biz olmasaydık diyorlar; düzeni korumak için, iş vermek için ve insanları çalışmaya zorlamak için hiç kimse olmazdı. Eğer biz olmasaydık, her şey çökecekti ve devlet parçalara bölünecekti. Bizler savrulmuş idik ancak kaos bizi tekrardan biraraya getirecek.

Toprak sahipleri ve kapitalistler tarafından yapılan bu tarz konuşmalar; çalışanları ve köylüleri, korkutamayacak, kafalarını karıştıramayacak ve kandıramayacaktır. Bir ordu sıkı disipline ihtiyaç duyar; buna rağmen bilinçli işçiler sınıfı; köylüleri birleştirmeyi başardılar, eski çar yanlısı çalışanları kendi hizmetlerinde çalıştırmayı başardılar ve başarılı bir ordu kurmayı başardılar.

Sıkı bir disiplin ile eşi olmayan bir kızıl ordu kuruldu. İşçi ve köylülerin sadakatle bağlı oldukları, istihbarata dayalı bir ordu.
Toprak sahipleri ve kapitalistlerin boyunduruğundan sonsuza dek kurtulmak için, onlara güçlerini geri kazandırmamak için, çalışanlardan oluşan büyük bir kızıl ordu kurulmalıdır. Eğer bu ordu emek disiplini ile oluşturulursa, yenilmez olacaktır.

İşçiler ve köylüler iş gücünü uygun bir şekilde dağıtabileceklerini ispat etmeliler, edeceklerdir de. Sahtekarlığın olmadığı kamu düzeni için çalışan bir sistem kuracaklardır. Tüm bunları toprak sahipleri ve kapitalistler olmadan, onlara rağmen yapacaklardır. Çalışma disiplini, çalışma gayreti, fedakarlık için gönüllülük, köylüler ve işçiler arasında yakından iş birliği; kapitalist ve toprak sahiplerinin baskılarından, emekçileri sonsuza dek kurtaracak olan bunlardır."
  Lenin 1 Mayıs 1919




1 Mayıs 1977'nin ilk defa yayınlanan görüntüleri
https://www.youtube.com/watch?v=RK8JzIIHi5k

uyan artık uykudan uyan
uyan esirler dünyası
zulme karşı hıncımız volkan
kavgamız ölüm kavgası
mazi ta kökünden silinsin
biz başka alem isteriz
bizi hiçe sayanlar bilsin
bundan sonra her şey biziz

bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık
enternasyonalle kurtulur insanlık

tanrı,patron,ağa,bey,sultan
nasıl bizleri kurtarır
bizleri kurtaracak olan
kendi kollarımızdır
isyan ateşini körükle
zulmü rüzgarlara savur
kollarının bütün gücüyle
tavı gelen demire vur

bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık
enternasyonalle kurtulur insanlık

hem fabrikalar hem de toprak
her şey emekçinin malı
tufeyliye tanımayız hak
her şey emeğin olmalı
cellatların döktüğü kan
bir gün onları boğacak
bu kan denizinin ufkundan
kızıl bir güneş doğacak

bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık
enternasyonalle kurtulur insanlık


Euqene Pottier (*)


(*)   Fransız işçi Eugene Pottier tarafından 1870 yılında yazılan, yine Fransız bir işçi olan Pierre Degeyter tarafından bestelenerek ilk kez 23 temmuz 1888'de Fransa'nın Lille kentinde okunan marştır. Fransa İşçi Partisi'nin seçim çalışmaları için bestelenmiştir. Eugene Pottier, Paris Komünü'nün sona ermesinin ardından siyasi mülteci olarak ABD'ye sığınmış ve ABD Sosyalist Partisi'nin kurucuları arasında yer almıştır. Daha sonra geri döndüğü Paris'te 1887'de hayatını kaybetmiş ve Enternasyonal'in bestelenmiş halini duyamamıştır.[Sovyetler Birliği'nin 1918-1944 yılları arası ulusal marşı]

« Son Düzenleme: 02 Mayıs 2016, 20:34:12 Gönderen: Solplatform5 »

Çevrimdışı Ekim

  • İleti: 1840
Ynt: 1 MAYIS," ENTERNASYONALLE KURTULUR İNSANLIK"
« Yanıtla #1 : 30 Nisan 2015, 22:24:45 »
Ne zaman ki 1 Mayıs Alanı’na  tek tip orak –çekiçli kızıl bayraklarla girilir  işte o zaman yer yerinden oynayacaktır;işte o zaman “ BÜTÜN ÜLKELERİN İŞÇİLERİ BİRLEŞİN”  gerçek anlamını bulacaktır.

Özgürlükler ve birlik olma yolunda  bu çok özel gün adına miting düzenleme komitesi tarafından belirlenecek slogan ve pankartlarla alana girildiğindeki görsellik aynı zamanda sınıfın gücünü bir nebze de olsa burjuvaziye göstermiş olacak ve  “ KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA YA HEP BERABER YA HİÇ BİRİMİZ”  söyleminin altını doldurmuş ve hayata geçirmiş olacağız.

Bilimsellikten uzaklaştıkça aforizmalarla ortaya çıkıp kariyerizm de arkaya alındı mı ortaya çıkan tablo ortada…Genel anlamda yitirilecek zaman yoktur;  sermayenin “zaman nakittir” söylemine karşı “ZAMAN EMEKTİR”  söylemi reelde yansımasını bulmalı.

Hayatın içinde asla uzlaşmayacak iki olgu var ; EMEK ve SERMAYE. Emekçiler olarak  1 Mayıs’larda  , SERMAYE’ ye karşı sesimizi yükseltirken  , biz varız ve de buradayız diyerek üretimden gelen gücümüzü bir bütün  olarak  göstermektir doğru olan. Umutla........
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimdışı Solplatform

  • Site Sorumlusu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 327
Ynt: 1 MAYIS," ENTERNASYONALLE KURTULUR İNSANLIK"
« Yanıtla #2 : 30 Nisan 2016, 22:47:04 »
https://www.youtube.com/watch?v=D7d-HUpfAVw
"Lenin'in 1919'da yaptığı 1 Mayıs konuşması



V.I.Lenin Nisan 1904 1 Mayıs Bildirisi

"Yoldaş işçiler! 1 Mayıs geliyor, bütün ülkelerin işçilerinin sınıf-bilinçli bir hayata uyanışlarını, insanın insan üzerindeki her türlü zulüm ve baskısına karşı mücadelelerindeki dayanışmalarını, emekçi milyonların açlık, yoksulluk ve aşağılanmadan kurtulmak için yürüttükleri mücadelelerini kutladıkları gün. Bu büyük mücadelede iki dünya karşı karşıya duruyor: sermayenin dünyasına karşı emeğin dünyası; sömürünün ve köleliğin dünyasına karşı kardeşliğin ve özgürlüğün dünyası.


İtalya - 1901

Bütün ülkelerin işçileri emeği ücretli kölelikten, yoksulluktan ve yoksunluktan kurtarmak için savaşıyorlar. Ortak emekle yaratılan zenginliklerden bir avuç zenginin değil bütün çalışanların faydalandığı bir toplumsal sistem için savaşıyorlar. Toprağı, fabrikaları, atölyeleri ve makineleri bütün emekçilerin ortak mülkiyeti haline getirmek istiyorlar. Toplumun zenginler ve yoksullar diye ikiye ayrılmasına son vermek istiyorlar. Emeğin meyvelerinin yine emekçilerin olmasını ve çalışma yoluyla sağlanan bütün gelişmelerin, insanlığın bütün kazanımlarının çalışan insanları baskı altında tutmanın bir aracı olarak değil, onların yararına kullanılmasını istiyorlar.


Osmanlı’da ilk 1 Mayıs İkinci Meşrutiyet’in ilanından bir yıl sonra, 1909’da kutlandı ve Selanik Sosyalist İşçi Federasyonu üyesi Rum, Türk, Yahudi, Bulgar işçiler kol kola yürüdüler

Emeğin sermayeye karşı büyük mücadelesi bütün ülkelerin işçileri için büyük fedakarlıklara mal oldu. Daha iyi bir yaşam ve gerçek özgürlük hakları için nehirler dolusu kan döktüler. İşçilerin davası için savaşanlar hükümetlerin tarifsiz zulümlerine maruz kaldılar. Fakat bütün bu zulme rağmen dünya işçilerinin dayanışması büyüyor ve güç kazanıyor. İşçiler sosyalist partilerde giderek daha sıkı bir şekilde birleşiyorlar; bu partilerin destekçileri milyonları buluyor ve kapitalist sömürücü sınıf karşısında nihai zafere doğru sürekli, adım adım ilerliyor.


New York/ABD (1912)

Bir yanda bir avuç kan emici zengin… Fabrikalara, iş aletlerine ve makinalarına el koydular; milyonlarca dönüm araziyi ve yığınla parayı kendi özel mülkiyetleri haline getirdiler. Hükümeti ve orduyu kendilerine uşak yaptı, biriktirdikleri servetin sadık bekçi köpeği haline getirdiler.


Sovyet Rusya (1919)

Diğer yanda, maldan mülkten yoksun milyonlar… İşe kabul edilmek için kalantorlara yalvarmaya zorlanıyorlar. Emekleriyle bütün zenginliği yaratırlar; ama bütün hayatları boyunca bir dilim ekmek için mücadele etmek, çalışmak için sadaka ister gibi dilenmek, bellerini büken işlerde sağlıklarını ve dirençlerini tüketmek zorundadırlar ve köylerdeki harap evlerinde ya da büyük şehirlerdeki bodrum katlarda ya da çatı katlarında açlıktan ölürler.


Sovyet Rusya (1920)

Emeğin sermayeye karşı büyük mücadelesi bütün ülkelerin işçileri için büyük fedakarlıklara mal oldu. Daha iyi bir yaşam ve gerçek özgürlük hakları için nehirler dolusu kan döktüler. İşçilerin davası için savaşanlar hükümetlerin tarifsiz zulümlerine maruz kaldılar. Fakat bütün bu zulme rağmen dünya işçilerinin dayanışması büyüyor ve güç kazanıyor. İşçiler sosyalist partilerde giderek daha sıkı bir şekilde birleşiyorlar; bu partilerin destekçileri milyonları buluyor ve kapitalist sömürücü sınıf karşısında nihai zafere doğru sürekli, adım adım ilerliyor.


Yunanistan (1920)

Rus proletaryası da yeni bir hayata gözlerini açtı. O da bu büyük mücadeleye katıldı. İşçilerimizin köle gibi boyun eğmeye zorlandığı, eli kolu bağlı durumundan hiçbir kurtuluş, acı hayatında iğne ucu kadar ışık görmediği günler geçti. Sosyalizm ona kurtuluş yolunu gösterdi ve yüz binlerce savaşçı bir kılavuz olarak gördükleri kızıl bayrak altında toplandı. Grevler işçilere birlikten gelen güçlerini gösterdi, mücadeleyi öğretti, örgütlü emeğin sermaye için ne kadar dehşet verici olabileceğini gösterdi. İşçiler, kapitalistlerin ve hükümetin ancak işçilerin emeği sayesinde yaşayıp semirebildiğini gördüler.


SSCB (1928)

İşçiler birleşik mücadelenin ruhuyla, özgürlüğe ve sosyalizme duydukları özlemle ateşlendiler. İşçiler Çarlık otokrasisisin ne kadar karanlık ve şeytani bir güç olduğunun farkına vardılar. İşçilerin, mücadeleleri için özgürlüğe ihtiyaçları var ama Çarlık hükümeti onların elini ayağını bağlıyor. İşçilerin meclisin özgürlüğüne, örgütlenme özgürlüğüne, gazete ve kitapların özgür bırakılmasına ihtiyacı var. Ama Çarlık hükümeti örgürlük yolundaki her çabayı kamçıyla, hapisle, süngüyle bastırıyor.


SSCB (1929)

“Kahrolsun otokrasi!” çığlığı Rusya’yı boydan boya dolaşıyor, büyük işçi mitinglerinde, sokaklarda giderek daha sık yankılanıyor. Geçen yaz Güney Rusya’da on binlerce işçi, polis zulmünden kurtuluş ve daha iyi bir yaşam yolunda mücadele etmek için ayağa kalktı.


Almanya Komünist Partisi (1929)

Burjuvazi ve hükümet, büyük kentlerin bütün sanayi hayatını bir vuruşta felç eden işçilerin dehşetengiz ordusu karşısında titredi. İşçilerin davası için mücadele eden düzinelerce savaşçı, Çarlığın iç düşmanın üzerine yolladığı birliklerin kurşunları altında düştü.


Fransa Genel Çalışma Konfederasyonu (1936)

Fakat yalnızca bu iç düşmanın emeğiyle yaşayan egemen sınıfların ve hükümetin, onu yenilgiye uğratabilecek bir gücü yok. Dünya üzerinde hiçbir kuvvet, gittikçe daha fazla sınıf bilinciyle kuşanarak, daha sıkı birleşerek ve örgütlenerek büyüyen milyonlarca işçiyi alt edemez. İşçilerin göğüslediği her yenilgi saflara yeni savaşçılar taşıyor, daha geniş kitleleri yeni hayata uyandırıyor ve onları yeni mücadelelere hazırlıyor.


ABD (1937)

Şu anda Rusya’da öyle şeyler yaşanıyor ki işçi kitlelerinin bu uyanışı daha da hızlı ve yaygın olmalı ve biz proletarya saflarını birleştirmek ve onu daha kararlı mücadelelere hazırlamak için alabildiğine çabalamalıyız.


SSCB (1946)

Savaş proletaryanın en geri kesimlerinin bile politik konular ve sorunlarla ilgilenmesini sağlıyor. Savaş, otokratik düzenin düpedüz çürmüşlüğünü, polisin ve Rusya’yı yöneten saray çetesinin haydutluğunu her zamankinden açık ve net bir biçimde gösteriyor.


Meksika İşçi Konfederasyonu-CTM (1947)

Halkımız kendi ülkesinde açlık ve yokluktan ölüyor; ama üzerinde başka ulusların yaşadığı binlerce mil uzaktaki yabancı topraklar uğruna yürütülen yıkıcı ve anlamsız bir savaşa sürülmüş durumdalar. Halkımız politik tutsaklık altında zulüm görüyor; oysa diğer halkları köleleştirmek için yürütülen bir savaşa sürülmüş durumdalar.


Yugoslavya (1948)

Halkımız ülkedeki politik düzenin değişmesini talep ediyor; ama dikkatini dünyanın öteki ucunda patlayan silahların ateşine vermesi isteniyor. Ama Çarlık hükümeti, ulusun zenginliklerini ve Pasifik kıyılarında ölüme gönderilen genç insanların hayatını çarçur ettiği bu oyunda haddini aştı.


İsrail Komünist Partisi (1948)

Her savaş halkın üzerinde etki yapar ve kültürlü ve özgür Japonya’ya karşı yürütülen savaş Rusya üzerinde korkunç bir etki bıraktı. Bu etki, polis despotizmi yapısının uyanan proletaryanın darbeleriyle sarsıldığı bir zamanda geldi. Savaş hükümetin bütün zayıf noktalarını gösteriyor.

 
İsrail Komünist Partisi (1950)

 Savaş bütün maskeleri indiriyor. Savaş bütün çürümüşlüğü gözler önüne seriyor. Savaş Çarlık otokrasisinin mantıksızlığını tüm insanlar için açık seçik hale getiriyor ve eski Rusya’nın, insanların oy hakkından mahrum edildiği, yok sayıldığı, sindirildiği Rusya’nın, polis hükümetine hala serflik bağlarıyla bağlı Rusya’nın can çekişmesini herkese gösteriyor.


Almanya Demokratik Cumhuriyeti (1953)

Eski Rusya ölüyor. Onun yerini alacak yeni bir Rusya geliyor. Çarlık otokrasisini koruyan karanlık güçlerin sonu geliyor. Ancak yalnızca sınıf bilinçli ve örgütlü proletarya onlara öldürücü darbeyi indirebilir. Yalnızca sınıf bilinçli ve örgütlü proletarya, halkın sahte değil, gerçek özgürlüğünü kazanabilir. Yalnızca sınıf bilinçli ve örgütlü proletarya, halkı haklarını gaspetmek ve burjuvazinin elinde bir araçtan ibaret kılmak için aldatmaya yönelik olarak atılan adımları engelleyebilir."V.I.Lenin Nisan 1904






« Son Düzenleme: 02 Mayıs 2016, 20:52:30 Gönderen: Solplatform5 »

Çevrimiçi Solplatform5

  • Sorumlu
  • Yönetici
  • *****
  • İleti: 247
Ynt: 1 MAYIS," ENTERNASYONALLE KURTULUR İNSANLIK"
« Yanıtla #3 : 30 Nisan 2018, 22:50:20 »
"Zincirlerimizden Başka Kaybedecek Neyimiz Var?"



 EMEK ŞÖVALYELERİNİN ANAYASASI

 Emek Şövalyeleri (KNIGHTS OF LABOR ) örgütü 1869’da Philadelphia’da terziler tarafından kurulan bir örgüttür. İlk genel kurulunu 1878’de toplayan ve 1886 yılına dek 700 bin üyeye ulaşan ve üyeleri arasında kadın ve erkek, beyaz ve siyah, kalifiye ve kalifiye olmayan terzilerin yer aldığı Emek Şövalyeleri endüstriyel demokrasinin temel ilkelerini desteklemekteydi.
 
I. Her üretken endüstri departmanını örgüte dahil etmek, bilgiyi eylem için bakış açısı haline getirmek ve ülkenin ve bireylerin ilerlemesi için doğru standartları, endüstriyel ve moral değerleri oluşturmak.

II. Çalışanların ürettikleri refahtan uygun bir pay almalarını sağlamak; hak ettikleri şekilde daha fazla boş vakti sağlamak; daha fazla toplumsal avantajı, imtiyazı ve ücreti  sağlamak; bütün bu haklar ve imtiyazlar onların bu dünyada iyi bir devleti savunmalarında, idame ettirmelerinde ve sevmelerinde gereklidir.

III. Çeşitli hükümetlerden çalışma hayatı ile ilgili istatistik bürosunun kurulmasını talep ederek üretici kitlelerin eğitim, moral ve mali alandaki gerçek durumlarını ortaya koymak.

IV. Koordinasyon görevini üstlenecek kurumların oluşturmak.

V. Geleceğe miras olan kamu arazilerinin bir hektarının bile demiryollarına ve spekülatörlere bırakmayıp gerçek sahiplerine vererek korumak.

VI. Emek ve sermaye arasında eşitliği gözetmeyen tüm kanunların iptal edilmesi, adaletle ilgili haksız ayrıntıların, gecikmelerin ve ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve madencilik, imalat ya da inşaat işleri ile uğraşanların sağlık koşullarını iyileştirmek için gerekli olan tedbirlerin kabul edilmesi.

VII. İmtiyazlı şirketleri, ülkenin geçerli parası ile bir önceki hafta gerçekleştirilen çalışmanın karşılığının tamamını haftalık olarak işçilere ödemeye zorlayacak kanunları çıkarmak.

VIII. Teknisyen ve işçilere bir ücretlerinin tamamı kadar bir başlangıç ücretini veren bir yasanın çıkartılması.

IX. Merkezi hükümet, eyaletler ve belediye işlerinde sözleşme sisteminin ilga edilmesi.

X. İşçi ve işverenlerin sorunlarını adil bir çerçevede müzakere etmeye istekli oldukları her durumda ve her yerde grevlerin uzlaşma ile halledilmesini sağlama.

XI. On dört yaşına varmadan çocukların işyerlerinde, madenlerde ve fabrikalarda çalışmalarının yasaklanması.

XII. Hapishanelerimizdeki ya da ıslah evlerimizdeki mahkumların sözleşme ile dışarıda çalıştırılması sisteminin ortadan kaldırılması.

XIII. Her iki cins için eşit işe eşit ücretin verilmesini sağlamak.

XIV. İşçilerin sosyal faaliyetleri ve fikri gelişimleri için daha fazla vakte sahip olmalarının sağlanması ve insanların beyinleri tarafından yaratılan zahmeti azaltan makinelerin sağladığı avantajların semerelerini alabilmeleri için günlük çalışma saatinin sekiz saate indirilmesi.

Michael Palumbo (Ed.), Human Rights: Meaning and History, Malabar, FL: Robert E. Krieger Publ. Co., 1982. S. 170-172.





1 mayıs 1886 yılında, günde 12 olan çalışma saatlerinin 8’e indirilmesi için 500 bin işçi Chicago’ da greve gider. Grev esnasında öldürülen 4 işçiyi protesto etmek için Haymarket alanında 4 mayısta tekrar toplanırlar.

Miting tam dağılırken, kürsünün önüne, nereden geldiği belli olmayan bir bomba atılır.Polisler ve işçilerin aralarına düşen bu bombayla durum tekrar gerginleşir. Olayda on iki kişi ölür; bunun üzerine polis kalabalığa ateş açar, belirsiz sayıda protestocuyu öldürür ve yaralar.




Bombayı atanın kim olduğunun kesinlikle bilinmemesine rağmen, grevin örgütleyicilerinden olan sekiz kişi mahkemeye çıkartılır ve suçlu bulunur. Zanlılarla bombalı saldırı arasında herhangi bir bağlantı kurulamamıştır. Mahkeme bombayı atan kişinin bu adamların düşünceleri temelinde hareket ettiğini, dolayısıyla bombayı kendileri atmış gibi suçlu olduklarına karar verir.



Albert Parsons, Sosyalist İşçi gazetesi’nin yayıncısı ve başyazarı August Spies, George Engel ve Adolph Fischer asılarak idam edildiler. Louis Lingg, içeri gizlice sokulmuş bir dinamit lokumuyla hücresinde intihar eder. Oscar Neebe 15 yıl hapse mahkum edilir. Michael Schwab ve Samuel Fielden’inidam cezaları vali Richard James Oglesby tarafından ömür boyu hapse çevrilir.


Verilen cezalar uluslararası işçi çevrelerinde ve dünya çapında protestolara neden olur.
1 Mayıs böylece uluslararası işçi hareketi için en önemli tarihlerden biri oldu. İkinci Enternasyonal, Fransız işçi temsilcisinin önergesiyle “1 Mayıs ‘ı işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü ilan etti.


"İlk kez mahkeme önüne çıkıyorum ve cinayetle suçlanıyorum. Neden buradayım? Neden cinayetle suçlanıyorum? Almanya'yı terk etmeme yol açan aynı şey yüzünden: İşçi sınıfının yoksulluğu ve sefaleti. Vatandaş ya da değil, bir işçi olarak hiçbir hakkım yok. Bu yüzden ne sizin haklarınıza ne de yasalarınıza saygı duyuyorum. Çünkü onları bize, işçi sınıfına karşı olan bir sınıf yaptı ve yönetiyor. Benim suçum ne? Çoğunluk sefalet içinde yüzerken, birilerinin milyonları istifleyemeyeceği bir toplumsal sistemi getirmek için uğraştım. "George Engel (1873 yılında Almanya'yı terk ederek Amerika'ya göç eden George Engel, Haymarket olayında ölenlerin en yaşlısıydı. 1874 Yılında geldiği chicago' da bir vagon firmasında çalışırken işçi hareketine ilgi duymaya başladı. Daha sonra 1876'da bir oyuncakçı dükkanı açarak 8 saatlik çalışma günü hareketinde daha etkin rol oynadı. Bombanın atıldığı gün orada bile değildi. 11 Kasım 1887' de idam edildi.)

August Spies , ölüm cezasını takiben mahkemeye hitap ederken, bu gizli teşebbüsün başarılı olamayacağından oldukça emindi:
“Eğer bizi asarak … tahakküm altındaki milyonların, sefalet içinde çalışan ve kurtuluşu arzulayan, [kurtuluşu] bekleyen milyonların bu hareketini, işçi hareketini ezebileceğinizi umuyorsanız -eğer düşünceniz buysa, o zaman asın bizi! Burada bir kıvılcımı ezeceksiniz, ama şurda, burda veya orada, arkanızda, -ve önünüzde, ve her yerde alevler yükseliyor. Bu gizli bir ateş. Bunu asla söndüremezsiniz”.


1906 1 Mayıs, toplantı ilanı./ Cemiyet Reis Vekili Celil ve İsameddin Efendi'nin 1906'daki 1Mayıs ilanı: Yurtsever Kardeşlerim! Şerefli Gazete Çalışanları! Haberiniz olsun ki, 1 Mayıs Dünya İşçileri Bayramı münasebetiyle amele kıraathanelerinde toplantı var.


1906 1 Mayıs ,Amele Bayramı.


II. Meşrutiyet sonrası 1909'da Selanik'te kutlanan 1 Mayıs'ta Rum,Türk,Yahudi,Bulgar işçiler kol kola yürüyor.


1 Mayıs 1912,İstanbul.


Osmanlı'da 1913-14 yılları arasında ,I.Dünya Savaşı gerekçesiyle 1 Mayıs gösterileri yasaklandı ve yapılamadı.


Resmi adı Amele Bayramı olan 1Mayıs 1922 tarihinde Ankara'da İmalatı Harbiye Ameleleri yürüyor.


Aydınlık Dergisi'nin 15. sayı kapağı. İşçi Bayramı 1923 (Osmanlıca) Bütün dünya işçileri birleşiniz.