Gönderen Konu: MİLLİYETLER ya da " ÖZERKLEŞTİRME" SORUNU  (Okunma sayısı 1513 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1821
MİLLİYETLER ya da " ÖZERKLEŞTİRME" SORUNU
« : 27 Ekim 2015, 14:03:43 »

Ulusal soruna ilişkin yazılarımda , genel olarak ulusalcılık sorununun soyut bir sunumunun  hiçbir işe yaramadığına değinmiştim. Ezen ulusun ulusalcılığı ile ezilen ulusun ulusalcılığı arasında ; büyük ulusun ulusalcılığı ile küçük ulusun ulusalcılığı arasında mutlaka bir ayrım yapılmalıdır.

İkinci türde ulusalcılığa gelince ,
biz büyük ulusun yurttaşları , tarihsel pratikte, neredeyse her zaman sınırsız sayıda şiddet uygulamaktan dolayı suçluyuz. Dahası , bizler ,hiç farkında olmaksızın , birçok defa şiddet ve aşağılama suçu işledik. Rus olmayanlara nasıl davranıldığını ; Polonyalılara nasıl yalnızca Polyaçiska dendiğini, Tatarlara asıl Prens lakabının takıldığını , Ukraynalıların nasıl da her daim Hohollar, Gürcistanlılar ile diğer Kafkas milliyetlerinin  Kapkasyalı olduğunu anımsamak için  Volga anılarıma bakmak yeter.

Bu yüzden, enternasyonalizm ;ezen ya da  - her ne kadar yalnızca şiddette ve kaba kuvvette büyük olsalar da - " büyük" denilen uluslar tarafından , yalnızca ulusların biçimsel eşitliğinden ibaret olmamalı;ezen ulusun , büyük ulusun eşitsizliğini değil , pratikte varlığını sürdüren bu eşitsizliği telefi edecek bir eşitsizliği içermelidir. Bunu anlamayan kişi ulusal soruna ilişkin gerçek proleter tavrı kavramamıştır; bakış açısı yüzünden hala asıl olarak  küçük burjuvadır ve bu yüzden de kesinlikle burjuva bakış açısının içine gömülecektir.

Proleter için önemli olan nedir ?  Proleter için , Rus olmayanların proleter sınıf mücadelesine mümkün olan en büyük güven duymasının sağlama bağlanması yalnızca önemli değil , kesinlikle gereklidir. Bunu güvenceye almak için neye ihtiyaç var ?  Yalnızca biçimsel eşitliğe değil . Rus olmayanların güven eksikliğini  , "egemen" ulusun  yönetiminin onlara geçmişte uygulamış olduğu  aşağılamaları şu  ya da bu biçimde , bir tavırla ,ya da ödünlerle telafi etmesi gerekir.

Bunu  Bolşeviklere, Komünistlere ayrıntılı olarak anlatmanın gereksiz olduğunu düşünüyorum. Bana göre , şimdiki durumda , Gürcü ulusu söz konusu olduğunda , gerçek proleter tavrın bizim için bir zorunluluk meselesi olan uzlaşmaya son derece dikkatli , duyarlı ve hazırlıklı olunması gereken tipik bir durumla karşı karşıyayız. Meselenin bu yanını ihmal eden  Gürcü , özünde proleter sınıf dayanışmasının çıkarlarını çiğnemektedir.


Çünkü proleter sınıf dayanışmasının gelişip güçlenmesini ulusal adaletsizlikler kadar engelleyen bir başka şey yoktur; ( diğer milliyetlerden) "dargın" yurttaşlar , hiçbir şeye , eşitlik duygusuna ve bu eşitliğin  - proleter yoldaşları tarafından ihmalkarlık ya da şaka yoluyla olsa bile - çiğnenmesine olduğu kadar duyarlı değildir. Bu yüzden , bu durumda , proleter sınıf mücadelesinin temel çıkarları ulusal  sorunla ilgili olarak hiçbir zaman biçimsel tavır almamayı ; her zaman ezilen ya da küçük ulus proleterinin ezen -büyük - ulus karşısındaki özgün tavrını göz önünde bulundurmayı gerektirir.

Lenin , 31 Aralık 1922

The Question of Nationalities or " Autonomisation"  sf. 605-611
« Son Düzenleme: 27 Ekim 2015, 14:32:42 Gönderen: Ekim »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.