Gönderen Konu: BİR KEZ DAHA TOPLUMSAL DEVRİM, POLİTİK DEVRİM  (Okunma sayısı 921 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3218
BİR KEZ DAHA TOPLUMSAL DEVRİM, POLİTİK DEVRİM
« : 06 Haziran 2016, 17:46:22 »
Toplumsal Devrim,Politik Devrim ilişkisine herkes kendi meşrebince bakıyor.
Bugün sol içersin de,bu ilişkiyi hala  kavrayamayan bu nedenle de,toplumsal devrimi,politik devrim sonrası başlatan anlayışlar var.
Bu konu bu nedenle çok önemli!

Bize  göre toplumsal devrim,bir toplumsal formasyonun tüm evrelerini içerir.
Yani eskinin içinden doğduğu biçim de başlar evresini tamamlıyana değin devam eder.
Politik devrim ise,bu süreç içersin de,bu gelişimin önünündeki engelleri kaldırıcı  bir moment,bir sıçrama anıdır.

Belkide soruyu biraz daha açmak ve detaylandırmak gerekiyor.
Politik Devrim iktidarın SINIFSAL EL DEGİŞTİRİŞİDİR.

İşçi Sınıfı, partisi aracılığıyla siyasi erki Burjuvaziden alarak,kendi sınıf egemenliğini kurarak,bu egemenlik aracılığıyla(PD),Burjuvaziyi ekonomik,siyasal ve ideolojik olarak mülksüzleştirirerek ,üretici güçlerle,üretim ilişkileri arasındaki zorunlu uygunluk yasasının bozulmasıyla başlayan Toplumsal Devrim’in (bu yasanın bozulmasına neden olan mülkiyet ilişkilerini düzenleyerek) önünü açar.

Toplumsal Devrim’in tamamlanmasının,yani eski toplumsal formasyonun yerini üretici güçlerin gelişimine uygun yeni toplumsal formasyonun alması için,yeni toplumsal formasyonun üzerine oturacağı zeminin yaratılması zorunludur.

Eğer her toplumsal formasyon bir öncekinin bağrında doğuyor ve gelişiyorsa,Komünizmin maddi öncülleride bir önceki toplumsal formasyon yani Kapitalist toplum içersinde oluşur.

Komünist toplumu,yukardan aşağıya bir dizi karar ve kararname ile yukardan aşağıya yeniden mi oluşturacağız,yoksa eski toplumun içinde var olduğu ve geliştiği biçimi üzerinden aşağıdan yukarıya mı oluşturacağız?
Bizce asıl sorun buradadır.

Bizce komünizm bir dizi kararname ile yukardan aşağıya kurulmaz.
Tersine komünizm,bir önceki toplumsal formasyondan geldiği biçimiyle,bu gelişmişliği üzerinden aşağıdan yukarıya kurulur.

Bu konu da Marks referans alabiliriz..

Bizim için komünizm kurulacak bir düzen, gerçeğin kendisini uydurması gereken bir ideal değildir. Biz, bugünkü durumu kaldırıp atan gerçek harekete komünizm diyoruz. Bu hareketin koşulları, şu anda varolan öncüllerden çıkar." (K. Marks, F. Engels, "Alman İdeolojisi")

"İşçi sınıfı Komünden mucizeler beklemiyordu. İşçi sınıfının kararnamelerle uygulamaya konulacak hazır ütopyaları yoktur. İşçi sınıfı, kendi kurtuluşuna yol bulmak için, mevcut toplumun kendi ekonomik gelişmesiyle karşı konulmazcasına yöneldiği o daha yüksek toplumsal biçime yol bulmak için uzun mücadelelerden, koşulları ve insanları baştan başa dönüştürecek bir dizi tarihsel süreçlerden geçmek zorunda olduğunu biliyor. İşçi sınıfının gerçekleştireceği idealleri yoktur, fakat, çökmekte olan eski burjuva toplumun kendi bağrında taşıdığı yeni toplum ögelerini özgürleştirme yükümlülüğü vardır." (K. Marks, Fransa'da İç Savaş.)

Yukardaki alıntılar net bir biçim de bu soruların yanıtını bize veriyor.
Hem bura da Komünizm'in bir ideal bir ütopya olmadığı vurgulanırken,üretici güçlerin özgürce gelişiminin önünü açıcı bir politik devrimin,toplumsal devrime içkin olduğu belirtiliyor.

Yine toplumsal devrimin ,politik devrimi de içerdiği,onu da içersine alan bir süreç olduğu Marks tarafından aşağıdaki alıntıda da ortaya koyuluyor.

"Gelişmelerinin belli bir aşamasında, toplumun maddi üretici güçleri, o zamana kadar içinde hareket ettikleri mevcut üretim ilişkilerine ya da, bunların hukuki ifadesinden başka bir şey olmayan, mülkiyet ilişkilerine ters düşerler. Üretici güçlerin gelişmesinin biçimleri olan bu ilişkiler, onların engelleri haline gelirler. O zaman bir toplumsal devrim çağı başlar. İktisadi temeldeki değişme, kocaman üstyapıyı, büyük ya da az bir hızla altüst eder. Bu gibi altüst oluşların incelenmesinde, daima, iktisadi üretim koşullarının maddi altüst oluşu ile —ki, bu, bilimsel bakımdan kesin olarak saptanabilir—, hukuki, siyasal, dinsel, artistik ya da felsefi biçimleri, kısaca, insanların bu çatışmanın bilincine vardıkları ve onu sonuna kadar götürdükleri ideolojik şekilleri ayırdetmek gerekir. Nasıl ki, bir kimse hakkında, kendisi için taşıdığı fikre dayanılarak bir hüküm verilmezse, böyle bir altüst oluş dönemi hakkında da, bu dönemin kendi kendini değerlendirmesi gözönünde tutularak, bir hükme varılamaz; tam tersine, bu değerlendirmeleri maddi hayatın çelişkileriyle, toplumsal üretici güçler ile üretim ilişkileri arasındaki çatışmayla açıklamak gerekir. İçerebildiği bütün üretici güçler gelişmeden önce, bir toplumsal oluşum asla yok olmaz; yeni ve daha yüksek üretim ilişkileri, bu ilişkilerin maddi varlık koşulları, eski toplumun bağrında çiçek açmadan, asla gelip yerlerini almazlar. (Karl-Marks-Ekonomik Politik'in Eleştirisine Katkı'ya Önsöz)

Tüm bunlardan çıkan sonuçu kısaca özetlersek
1)Toplumsal Devrimin,üretim ilişkilerinin,üretici güçlerin özgürce gelişiminin önün de engel oluşturduğu an başladığı.
2)Toplumsal Devrime içkin olan,o süreçin bir moment anı bir sıçrama anı olan politik devrimin,üretici güçlerin özgürce gelişiminin önünde en büyük engel olan,üretim araçlarının özel mülkiyetine son vererek,bu engeli yok ederek,üretici güçlerin özgürce gelişiminin önünü açtığını söyleyebiliriz.

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET