Gönderen Konu: Hakikatin Işığından Olgular Çıkarmak Ya Da Olgulardan Hakikatlere Varmak  (Okunma sayısı 763 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Venceremos!

  • İleti: 8
Türkiye‘de uzun yıllardır bir hayalet dolaşıyor. Adına Devrimci Yol dediğimiz, hangi taşın altına baksanız bir muhatabını bulduğumuz, lakin ne olduğu ve ne dediğine dair; kendini tartışmanın içinde addetsin ya da etmesin her kesimde farklı çağrışımlar yaratan bir hayalet...

Olaya nereden bakarsak bakalım bugün Devrimci Yol hareketinin “kim”liği bir muammaya dönüşmüş durumda. Bu bağlamda THKP-C, Devrimci Gençlik, Devrimci Yol ve bugünün Devrimci Yol'cularına varan geleneği doğru algılamak, bugün gelenek adına içerisinde bulunduğumuz sürecin karmaşasını çözümlemek ve tarihsel arka planını böylesi bir eksen üzerinden yürütme iddiasında olan bir politik faaliyetin, üzerine oturacağı kavramsal çerçeveyi belirlemek devrimci bir görev olarak karşımızda duruyor. Aksi taktirde yapılacak her hamle, ya gerçeğin yönlendiriciliğinden uzak geçmişin üzerini örtmeye dönük pragmatik yaklaşımlara neden olacak ya da dogmatizmin batağında sonlanacak mecralara yelken açacaktır. Bu olgulara bugün hangi niyetlerle bakıldığı tarih değerlendirmelerine rengini veren bir işleve sahiptir. Özellikle son dönem Devrimci Yol adına ortaya konulan tartışmaların vardığı nokta göz önünde bulundurulursa geleneğin algılanışındaki sakatlık ve kaotik durum daha anlaşılır bir hal alacaktır.

Elbette ki kendini geleneğin devamı olarak niteleyen veya kendini tanımlarken bu alt yapı üzerine bina eden her siyasal yapı, kendince bir geçmiş muhasebesi yapmıştır. Ancak bugüne gelindiğinde Devrimci Yolcu'ların kendine hedef olarak koyduğu noktadan oldukça uzak bir yerde olmaları ve var olan dağınıklık hali bize tekrar geçmişe bakmayı bir görev olarak dayatıyor. Bununla birlikte geçmişte yaşanan ve bugün ki çok parçalı görünümün bir ölçüde sebebi olarak gösterebileceğimiz tartışma ve değerlendirmelerin, Devrimci Yol'un “yukarıdan aşağı tasfiye edilmesi” suçlamasının muhatabı olan bir ekip tarafından yönlendirildiği düşünülecek olursa, geleneğin tekrar değerlendirilmesi daha da anlam kazanacaktır. Öte yandan bugün örgütleme iddiasında olduğumuz siyasal hat açısından; durum salt bir tarih değerlendirmesinden öte anlamlarda taşımaktadır. Sürecin yakıcı problemleri ve değişen konjonktürel yapının dayattığı stratejik tespitlerin, bir bütünü yaratma çabasına yapacağı katkılar aynı zamanda devrimci hareketin birliği esprisinin de kopmaz bir parçasını oluşturuyor. Kaldı ki buradaki niyetimiz tarihi yeniden yazma kaygısı değil, yaşanmış olanın geleneği yarına taşıyacak ve onun mirasını layıkıyla sahiplenecek bir hareketin yaratılmasına yapacağı katkının devrimci değeridir.

Bütün bu söylediklerimizden hemen sonra eklemek gerekiyor ki; THKP-C kendi döneminde “hakikat” sayılan ideolojik politik muhtevadan olgular çıkarma gayretinde olmamıştır. Onun ayırt edici yanı olgulara bakması ve bu olgulardan hareketle devrimci bir duruş gerçekleştirmesidir. Devrimci Yol da benzer bir şekilde, THKP-C çizgisinde olduğunu iddia eden çevrelerden farklı olarak THKP-C'nin ideolojik mirasını “saf bir hakikat” olarak görmemiş; onu günün koşullarına uygun bir şekilde yorumlayarak, Türkiye emekçi halklarının umudu olmuştur. Bize ülke devrimine talip olma cüretini veren işte tam da budur. Anlatmaya çalıştığımız şey olgulara bakma ve somut durumların somut tahlilini yapma sorumluluğudur. Bu yaratılacak devrimci hareketimizin mihenk taşıdır. Dogmatik ve kaba tekrarcılık ile inkârcılık arasındaki gerilimden bizi uzak tutan devrimci ışık buradadır.

 

Bunun için biz; THKP-C'LİYİZ, DEVRİMCİ YOLCUYUZ.

« Son Düzenleme: 19 Aralık 2016, 22:43:17 Gönderen: Venceremos! »