Gönderen Konu: Özgürlük Sürecinin Gelişimi  (Okunma sayısı 766 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Venceremos!

  • İleti: 8
Özgürlük Sürecinin Gelişimi
« : 09 Ağustos 2016, 01:07:30 »
(Bu yazı "Hakikatin Işığından Olgular Çıkarmak, Ya Da Olgulardan Hakikatlere Varmak" başlıklı yazının devamı niteliğindedir)

Yukarıda saydığımız tüm gelişmelere karşın devrimci mücadeleyi yükseltmenin örgütlü ve militan bir mücadele hattıyla mümkün olduğunu söyleyenlerde vardı. Devrimci Gençlik ve Özgürlük süreçleri, böylesi bir iddia ile yola koyulanların sesi oldu. Ülkenin içinde bulunduğu süreci ve bu sürece karşı geliştirilecek, mücadele çizgisini ortaya koymaya yönelik bir broşür dizisinden, sonra Devrimci Gençlik hemen ardından da Özgürlük Dergisi yayın hayatına başladı. Devrimci Yol hareketinin maddi manevi her türlü değerinin tüketildiği, hareketin icazet sınırlarına çekildiği, eklektik ve legal platformlarda birilerinin Devrimci Yol’u pazarlık konusu yaptığı bir dönemde, Mahir’ in devrimci cüreti ile sokaklarda, üniversitelerde, düzen dışı ve düzen karşıtı bir hareket yükseliyordu.

***

İçinden geçilen süreçte (90’lı yıllar) her ne kadar dünya da sol adına bir karşı devrim rüzgârı esse de ülke çapında yükselen bir devrimci dalga söz konusuydu. Bunun yanında hareketimiz geçen süre zarfında belirli bir devrimci birikim edinmiş fakat parçalı bir duruş sergiliyordu. Devrimci Yol kadrolarının temel özlemi 12 Eylül darbesine karşı geliştirilemeyen örgütlü mücadele hattından ve bu durumun sonuçlarından da hareketle militan ve örgütlü bir duruşun var edilmesiydi. Gelişen devrimci dalgaya karşın kontr-gerilla eylemleri de artıyordu. Neredeyse işkencelerin, faili meçhullerin, ölümlerin her gün yaşandığı bir süreçte sistem karşısında militan devrimci bir duruş kendini dayatıyordu. Gün açık, esnek, legal, kitlesel bir demokratik muhalefetin öne alındığı bir gün değildi. Sistem karşısında geliştirilecek mücadele hattı gelişen sol dalgaya örgütlü ve militan bir müdahalenin zorunluluğunu dayatıyordu. Elbette geniş bir demokratik cephe olmalı legal mücadele alanları da sonuna kadar kullanılmalıydı. Ama ana eksen, bağımsız, militan, ezilenlerin devrimci şiddetini de gündemine alan, düzen dışı ve düzen karşıtı bir çizgi olmalıydı. Devrimci Yol hareketi örgüt sorununu çözmeden –ki örgütle kastettiğimiz, gerçek anlamda siyasal bir duruş gerçekleştirebilen bir yapıdır- yıllarını cezaevlerinde geçirmiş ve 12 Eylül’e dair özeleştiri vermemiş bir kadronun planlı bir şekilde solun çatı partisi, partisiz parti vs. gibi eğilimlere girmesi oldukça düşündürücüdür.

Özgürlük bu süreçte, toplumsal hareket devrimci hareket ikilemine düşmeyen ancak birinci sorun oalrak, bütünlüklü, organik bir devrimci yapılanmanın yaratılmasını öncelleyen bir süreci savundu. Geliştirilen süreç 90’lı yılların ikinci yarısına kadar ağır darbeler aldı özellikle oligarşinin pervasız saldırıları bertaraf edilemedi. Bize göre sorun Mahirin ve Devrimci Yol’un ideolojik çizgisinin yanlışlığında ya da reel sosyalizmin çöküşünde değildi. Sorun, dünün ideolojik politik çizgisinin yeniden yorumlanması ve bunun devrimci bir çizgide yapılması idi. Biz bir program ve strateji tartışmasının devrimci hareket sorunu olduğunu savunduk. Bir devrimci hareketin özeleştirisinin ancak başka bir devrimci hareket tarafından yapılabileceğini söyledik. Geçen 15 yılı aşkın zaman zarfında 90’lı yıllardaki Devrimci Yol’u örgütleme iddiasının daha da gerisine düştük ve bir “devrimci yenilgi yaşadık”. Bugün bunun nedenlerini rahatlıkla tartışabiliriz. Her devrimci hareket düşmandan ağır darbeler alabilir, yanılabilir ve hatta yenilebilir. Önemli olan M-L çizgisini korumak devrimci mücadeleye daha sıkı sarılabilmektir. Bizim düne baktığımızda iddia ettiğimiz şey, devrimci bir çizgide, Devrimci Yol çizgisinde ısrar ettiğimiz, “sert bir çarpışmanın ardından yaşanılan yenilginin devrimci değerini” taşıdığımızdır.

Oysa önlerinde hiçbir ciddi sorun olmayanlar hareketin mirasını fütursuzca yiyenler, oligarşi tarafından bırakalım baskıya maruz kalmayı bir bakıma teşvik edilenler, bugün istikrarlı bir gerileme içerisinde kalmışlar “kolayca kazanılmış bir zafer” şöyle dursun, diz çökmenin sefaletini yaşamaktan başka bir deneyimi üretememişlerdir. Ve utanmazca, hiçbir sürecin özeleştirisini verme gereği duymamışlardır. Dün önder olup, bugün Marksizm’in bittiğini savunanlar bu hareketin değerlerini kullanmak suretiyle, kurdukları gazetelerde partilerde halka vaaz verme cüretini gösterir hale gelmişlerdir.

Halkım Medet Umar Devrimci Yol’dan...

Devrimci Yolcular geliştirmeye çalıştırdıkları ideolojik politik hatta, kolaycı ve demagojik söylemlere düşmeden dünyayı ve Türkiye’yi anlama ve sürece devrimci müdahalede bulunma kararlığını her zaman gösterecektir. Devrimci Yolda Özgürlük; Devrimcilikte ısrar edenlerin, THKP-C’nin, Devrimci Yol’ un mirasçısı ve sürdürücüsü olanların sesi ve sözü olacaktır.

« Son Düzenleme: 19 Aralık 2016, 22:43:24 Gönderen: Venceremos! »