Gönderen Konu: POLİTEKNİK MÜZESİNDEKİ KONUŞMA  (Okunma sayısı 1116 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1821
POLİTEKNİK MÜZESİNDEKİ KONUŞMA
« : 29 Eylül 2016, 22:36:47 »

Programımızın özü nedir? Sosyalizmi gerçekleştirmek. Şu anda sosyalizmin dışında , bu savaştan hiç bir çıkış yolu yok.  Dünyanın her yanında çoğu kimse  ,şimdi bu kanlı katliama karşı çıkıyorlar ama onun kapitalist  düzenle doğrudan ilişkisini göremiyorlar. Onlardan (burjuvazinin) , kapitalizmin sonuyla  savaşın sonunu  birleştirmelerini bekleyemezsiniz... Bununla birlikte bu , kapitalist düzene el sürmeyerek dünyaya barışı getirmek isteyenlerden , Bolşevikleri ve bütün öteki ülkelerin  devrimci sosyalistlerini ayırt eden bir görüştür.

Savaşlar neden yapılır ? Savaşların çoğunun , hanedan çıkarları için yapıldığını biliyoruz, bunlara hanedan savaşları denir. Ama bazı savaşlar ,ezilenlerin çıkarları için yapılır. Spartaküs , köle sınıfını savunmak için savaştı.Bu karakterdeki savaşlar , köleci dönemden günümüze kadar süregelen sömürgeci dönemde  de sürüdürüldü. Bu savaşlar haklı savaşlardı ,mahkum edilmemelidirler;çünkü onu sürdürenler ezen sınıflardır.
Ama bugünkü savaştan söz ettiğimiz zaman, onu mahkum ediyoruz ;çünkü onu sürdürenler ezen sınıflardır.

Bugünkü savaşın amacı nedir ?  Diplomatlara bakarsanız, Fransa ve İngiltere ,küçük ulusları barbarlardan  ,Alman Hunlarından  korumak için savaşıyorlar. Almanlara kalsa  , onlar da uygar Alman halkını tehdit  eden Kazak barbarlarına karşı savaşıyorlar ve düşman saldırısına karşı anavatanlarını savunuyorlar.

Ama biz bu savaşın hazırlandığını,koşullar olgunlaştıktan sonra kaçınılmaz hale geldiğini biliyoruz .Amerika ve Japonya arasındaki savaş kadar kaçınılmaz bir şeydir bu . Neden ?


Çünkü , kapitalizm , yeryüzünün zenginliğini bir kaç devletin elinde toplamış olup ,dünyayı en küçük parçasına kadar bölmüştür.Daha fazla pay çıkarmak, daha çok zenginleşmek, yalnızca diğerlerinin geriletilmesi pahasına olabilir. Bir devletin zenginleşmesi , başka bir devletin pahasına olur. Bu istek yalnızca kuvvet zoruyla yerine getirilebilir; sonra da yağmacılar arasındaki savaş kaçınılmaz olur.

Şimdiye dek bu savaşın başını iki ana " firma" çekti; İngiltere ve Almanya . İngiltere sömürgeci ülkelerin en güçlüsüydü. Nüfusu 40 milyondan fazla olmadığı halde,  sömürgelerinin nüfusu 400 milyona varıyordu. Çok önceleri öbürlerinin sömürgelerini kuvvet zoruyla almıştı ; pek çok toprak ele geçirdi ve bu toprakları işletti. Ama son 50 yılda ekonomik planda Almanya'nın gerisine düştü. Alman sanayii  ,İngiliz sanayine üstün geldi. Almanya'nın büyük ölçüdeki devlet kapitalizmi bürokrasiyle birleşti ve Almanya tüm rekorları kırdı.

Bu iki dev arasındaki rekabet,yalnızca kuvvetle çözülebilirdi. İngiltere'nin , gücüne dayanarak Hollanda'dan , Portekiz'den ve öteki ülkelerden  toprak ele geçirdiği bir dönem vardı. Sonra Almanya sahneye çıktı ve diğerlerinin pahasına zenginleşmek sırasının kendisine geldiğini ilan etti.

Sorunun asıl doğrultusu budur; dünyanın paylaşımı için en güçlüleri arasındaki mücadele. Her iki tarafın da ellerinde bulunan sermaye  yüzlerce milyona vardığından , mücadeleleri dünya çapında olacaktı.

Bu savaşla birlikte ne kadar gizli cinayetin işlendiğini biliyoruz.Yayınladığımız gizli antlaşmalar , savaş için ortaya atılan gösterişli fikirlerin aslında bomboş laflar olduğunu göstermektedir.Küçük ve zayıf uluslar pahasına zenginleşmeyi öngören Rusya gibi devletler bu rezil antlaşmalara katılmışlardır. sonuç , zayıf olan ezilirken , güçlü olan daha zengin olacaktır.

Bu savaşı başlatmada tek tek kişiler suçlanamaz. Bu toptan katliamı getirdi diye kralları ve çarları suçlu bulmak yanlış olur.
KAPİTALİZM ÇIKMAZ YOLA GİRMİŞTİR. BU ÇIKMAZ YOL EMPERYALİZMDİR. BU ÇIKMAZ YOL , DÜNYA EGEMENLİĞİ UĞRUNA REKABET EDENLERİN  ARASINDAKİ SAVAŞI YÖNETEN EMPERYALİZMDİR.

Savaşın küçük ulusların kurtuluşu için yapıldığının ilanı,sunturlu bir yalandır. Çevrelerindeki bir çok küçük ulus zulüm altındayken , yağmacıların her ikisi de birbirinin kanına susamıştır.

İÇ SAVAŞ DIŞINDA EMPERYALİST SAVAŞTAN HİÇ BİR ÇIKIŞ YOLU OLMADIĞINI SÖYLÜYORUZ.

1914'te bunu öne sürerken  ,havaya konuştuğumuz söyleniyordu;oysa olayların bütün akışı bizim değerlendirmelerimizi doğruladı. Bugün şovenizmin generallerinin ordusuz kaldıklarını görüyoruz. Savaştan en çok etkilenenler; düşman Paris kapılarında diye,anavatan savunmasına çağrı yapmakta en sorumlu olanlar , Fransa'daki anavatan savunmacıları hareketlerini bir fiyaskoyla noktaladılar. Ne yaptıklarını bilmeyen Longuet gibi kimselerin sorumlu olduğu doğru ama önemli değil bu.


Rusya'daki devrimin ilk günlerinde iktidar, her çeşit lafazanlığı yapan ama eski Çarlık antlaşmalarını yan ceplerine atan kişilerin eline düşmüştü. Devrimden önce ve 1905 devrimimize kadar var olan uğursuz rejimden ötürü Rusya'da hızla sola açıldılar.

KURNAZ ve HESABINI BİLİR KAPİTALİZMİN İKTİDARDA OLDUĞU ,KAPİTALİZMİN GÜÇLÜ ve DÜZGÜN YÜRÜDÜĞÜ BİR ÖRGÜTE SAHİP OLDUĞU AVRUPA'da MİLLİYETÇİLİĞİN  ETKİLERİ DAHA YAVAŞ KALKIYOR. Bununla birlikte, yanılmadan emperyalist savaşın yavaş ve eziyetli bir ölüme doğru gittiğini görebiliyoruz.

Alman ordusunun demoralize olduğu ,yağmacılığa başladığını gösteren çok güvenilir bilgiler var.
ASKER, BURJUVAZİNİN ÇIKARLARI UĞRUNA SAKAT BIRAKILDIĞINI ve ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ ANLAYIP UYANMAYA BAŞLADIĞI İÇİN ,MORALSİZLİK BÜTÜN ASKER KİTLELERİ ARASINA YAYILIYOR.
 
Moralini, daha uzun bir süre , kararlılıkla ayakta tutan Fransız ordusu dahi ,moralsizlikten muaf olmadığını gösteriyor. Malvy deneyi Fransa üzerindeki perdeyi biraz kaldırdı da cepheye gitmek istemeyen binlerce askerin durumunu açığa vurdu.

Bütün bunlar , olayların Rusya'dakine benzer bir gelişim süreci izleyeceğinin müjdecisidir. Yalnızca , uygar ülkelerdeki iç savaş Rusya'dakinden çok daha acımasız olacaktır. Finlandiya'nın durumunu görebiliyoruz; Avrupa'nın en demokratik ülkesi, kadınlara oy hakkını ilk tanıyan ülkedir. Oysa bu ülke Kızıl Ordu erlerine serserice ve vefasızca tacizlerde bulunmaktadır. Bu da uygar ülkeleri ne müthiş bir kaderin beklediğini göstermektedir. Bolşevikleri, Rus ordusunu demoralize etmekle suçlamanın ne kadar saçma olduğunu kendiniz görebilmektesiniz.

Biz , diğer işçi müfrezelerinin biraz ilerisine çıkmış olan tek bir müfrezeyi temsil ediyoruz- diğerlerinden daha iyi olmasından değil de - ,bizim burjuvazinin  aptallığı , Rusya işçi sınıfına bir an önce zincirlerini parçalaması olanağını vermesindedir.


BUGÜN ,RUSYA'da SOSYALİST BİR DÜZEN KURMAK İÇİN SAVAŞIRKEN BÜTÜN DÜNYADA SOSYALİZM SAVAŞINI VERİYORUZ.Bugün , Bolşevikler bütün ülkelerdeki işçi mitinglerinde  ,işçi günlerinde konuşulan tek konu olmuştur. BİLİYORLAR BİZİ; ŞİMDİ KENDİLERİ İÇİN ÇALIŞTIĞIMIZI , BÜTÜN DÜNYA İÇİN ÇALIŞTIĞIMIZI BİLİYORLAR.

Toprakta özel mülkiyeti kaldırdığımızda, bankaları ve fabrikaları millileştirdiğimizde ,her yandan hata yaptığımıza ilişkin feryatlar yükseldi. Doğru olabilir ama işçiler sosyalizmi kendileri kuruyorlar , hatasız devrim yapma sanatı ve yöntemine hazırlanırken ve deneylerden öğreniyorken , yaptığımız hatalar önemli değil.

Bütün bunlardan sonra serserice saldırıların hedefindeyiz. Bundan ötürüdür ki ,işçilerin ve köylülerin feshettikleri, Fransa'ya milyarlara varan Rus borçlarının yenilenmesini doğuracağından ,Fransız emperyalistleri karşı devrimi desteklemek için artık yüzlerce milyonluk bedeli göze almıyorlar.

Bugün, bütün burjuva basını , on gün önce Kronstadt'taki halk komiserleri kurulunun Tula'ya hareket ettiği ,Moskova'nın düşmek üzere olduğu,Sovyet hükümetinin kaçtığı filan gibi yalanlarla sütunlarını doldurarak kendini eğlendiriyor.

Bütün burjuvazi, bütün Romanov'lar, bütün kapitalistler ve bütün toprak ağaları  ,isyanlarını Sovyet hükümetinin düşürülmesi olasılığına bağlayarak  Çekleri destekliyor.  Müttefikler bunun bilincinde, bunun için de en korkulan saldırılarından birine girişmekteler. Rusya'da eksikliğini duydukları şey , bir nüve idi, onu da Çekler'de buldular.

Çek isyanı , hafife alınmamalıdır. Bu isyan , bir dizi karşı devrimci ayaklanmanın işaretidir; devrim tarihimiz bir çok kulak ve beyaz muhafız isyanına şimdiden sahne oldu.

Sovyet hükümetinin durumu ciddidir, gerçekler karşısında gözlerimizi kapamamalıyız. Ama zaferlerimize güven duyabilmek için etrafımıza şöyle bir bakmamız yeter.

Almanya , bir çok bozgunla karşı karşıya, bu bozgunların  Alman askerlerine yüklenen" hainlik" sonucu olduğu gizli bir şey değil; cepheye gönderilecek birliklerin geri çekilmesi için hükümeti sıkıştıran Andrieux yoldaşın tutuklandığı , çok kritik bir anda , Fransız askerleri cepheye gitmeye karşı çıktılar.(1)

Bir çok fedekarlıkta bulunduk.Brest-Litovsk barışı ağrılı bir yaraydı; Almanya'da bir devrim olacağını umduk , ama zaman henüz olgunlaşmamıştı. Şimdi olgunlaşıyor , devrim kuşkusuz bir şekilde hazırlanıyor ve kaçınılmaz durumdadır. Ama yalnızca bir aptal  ,devrimin batıda ne zaman patlak vereceği sorusunu sorabilir.
DEVRİM ASLA ÖNCEDEN KESTİRİLEMEZ , ZAMAN ÖNCEDEN SÖYLENEMEZ , KENDİSİ GELİR. Devrim hazırlanıyor ve alevlenmek zorunda. Şubat Devrimi'nin patlamak üzere olduğunu tek kimse bildi mi ?  Çılgın papaz halkı saraya yürüttüğünde  (2) , 1905 devriminin patlamak üzere olduğunu tek kimse bildi mi ? Ama devrim hazırlanıyor ve gelmek zorunda.

Almanya'daki devrim başlayıncaya kadar Sovyet hükümetini korumalıyız. HATALARIMIZ; BATIDAKİ PROLETARYAYA, DÜNYA SOSYALİST HAREKETİNE BİR DERS OLARAK HİZMET ETMELİDİR. RUS DEVRİMİNİN OLDUĞU KADAR , DÜNYA DEVRİMİNİN KURTULUŞU ÇEK CEPHESİNDE YATMAKTADIR. Bir çok kez generallerin ihanetine uğramış olan o bitkin ordunun ,yoldaşlarımızın, komünistlerin,işçilerin gelmesiyle zaferler kazanmaya başladığını , DÜNYA BURJUVAZİSİNE KARŞI MÜCADELEDE DEVRİMCİ COŞKUNLUĞUNU göstermeye başladığı haberlerini alıyoruz.

İnanıyoruz ki, zafer bizim olacaktır ve zaferimizle sosyalizm davasını kurtaracağız!

İzvestia , Sayı 182, 24 Ağustos 1918
Toplu Eserler , Cilt:28 Sayfa: 79-84
Emperyalist Savaş Üzerine, V.I.Lenin  ,Ceylan Yayınları 3. baskı Sayfa:308-312



1: Rusya'daki Şubat 1917 devriminin  etkisi altında 1917'nin ilkbahar ve yazında , Fransız ordusunda emperyalist savaşın sürdürülmesine karşı protestoyu destekleme hareketi vardı. Mayısın ortalarında , yani Fransız hücumunun başarısızlığa uğradığından ve binlerce Fransız askerinin öldürülmesinden sonra orduda devrimci bir hareket başladı ve haziran sonuna dek sürdü. Savaştan bıkmış askerler siperlerde kalmak istemediler ve daha iyi koşullarla emperyalist savaşın kesilmesini talep eden mitingler düzenlediler. Resmi veriye göre , hareket 75 piyade alayını ,23 topçu bataryasını ve 12 topçu alayını kapsıyordu. Bazı durumlarda askerler sadece subaylarına itaat etmeyi reddetmekle kalmayıp , silahlarını hükümete çevirmişlerdi.

Bununla birlikte  askerler,savaşa karşı kararlı bir devrimci eylem için hazırlanmamışlardı.  BUNUN NEDENLERİNDEN BİRİ DEVRİMCİ BİR İŞÇİ PARTİSİNİN OLMAYIŞIYDI. Fransız hükümeti, huzursuzluğu SOSYAL ŞOVENİST ve ANARKO SENDİKAL LİDERLERİN YARDIMIYLA BASTIRDI. Bunu izleyerek , İçişleri Bakanı olan MALVY , " bozguncuların kararlılıkla icabına bakmakta başarısızlığa uğramak suçuyla mahkemeye verildi.


2: Lenin , 9 Ocak 1905'te Çara bir dilekçe sunmak için işçilerin Kışlık Saraya barışçı bir yürüyüşünü örgütleyen papaz Gapon'u işaret ediyor.
« Son Düzenleme: 29 Eylül 2016, 22:52:21 Gönderen: Ekim »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.