Gönderen Konu: DEVRİM!  (Okunma sayısı 1401 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3155
DEVRİM!
« : 10 Ekim 2016, 23:22:48 »
Devrim çok kabaca  ekonomik , sosyal ve siyasal bir alt üst oluştur.
Devrim ,çelişkiler ve bu çelişkilerin yarattığı çatışmalar diyalektiği temelinde şekillenir.

Marksistler, olaylara ve olgulara diyalektik baktıkları için,olaylardaki ve olgulardaki nesnel ve öznel yanı bir bütünlük içersinde ele alarak,çözümlemeye giderler.

Bu nedenle de Marksistler'in çözümlemeleri,bilimsel bir temele oturur.
Bu noktada ÜTOPİK SOSYALİSTLERDEN kendilerini ayırarak,kendilerini BİLİMSEL SOSYALİST olarak tanımlarlar.

Bilimsel Konular,HAMASET konuları değildir.
Hamaset ile Bilimsellik yan yana var olamaz!
Marksistler DEVRİME de böyle bakarlar!

Onlar için DEVRİM bir avuç "kurtarıcının" kahramanlık manzumesi değildir.
Bunun adı olsa olsa,Devrim değil,DARBE olur!

Öyle canınız her istediğinde DEVRİM yapamazsınız!
Devrimin olabilme koşulları vardır.

Bunlar hem sınıfların iradesinden bağımsız ama onları etkileyen NESNEL, hem de sınıfların iradelerine bağımlı ÖZNEL KOŞULLARDIR.

Devrimi iki bileşenli(Toplumsal ve Politik Devrim) düşünürsek!
Her iki bileşenin de var olabilmesinin nesnel ve öznel koşulları vardır.

Toplumsal Devrim,bir sonraki formasyonun maddi öncüllerinin bir öncekinin içersinde doğması ve gelişmesiyle başlar,yeninin tüm maddi koşullarıyla yerleşmesiyle tamamlanır.

“ Gelişmelerinin belirli bir aşamasında toplumun maddi üretici güçleri, o zamana kadar içinde hareket ettikleri mevcut üretim ilişkilerine, ya da bunların hukuki ifadesinden başka bir şey olmayan mülkiyet ilişkilerine ters düşerler. Üretici güçlerin gelişmesinin biçimleri olan bu ilişkiler, onların engelleri haline gelirler. O zaman bir toplumsal devrim çağı başlar.” (K. Marx, Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı,Sol Yayınları,Dördüncü Basım, Temmuz 1979, sayfa: 25-26)

Birde Toplumsal Devrime içkin iktidarın sınıfsal el değiştirişini sağlayarak,mülkiyet ilişkilerini ,yeni toplumsal formasyona uygun hale getirerek,toplumsal devrimin önünü açan POLİTİK DEVRİM vardır.

Üretimin toplumsallaşmasına karşın,üretim araçlarının özel mülkiyetinin bu toplumsallığın tersine gittikçe daha az elde toplanması,Kapitalizm'in en temel çelişkisidir.

Kapitalizmin varlığı özel mülkiyete dayanır.
Üretim araçlarının özel mülkiyeti sayesinde,emeği tahakküm altına alır ve onu metalaştırır.
Böylece emeğin ürettiği artı değer üzerinden kendini sürekli var eder.

İşçi Sınıfının eylemi bu sömürüyü ortadan kaldırmaya yöneliktir.
Bunun için de yapması gereken,üretim araçları üzerindeki mülkiyete son vermektir.

Üretim Araçlarının özel mülkiyetinin ortadan kaldırılması ise Kapitalizmin dayandığı maddi temelin ortadan kalkması demektir.
Burjuvazinin her zaman proletaryaya gereksinimi vardır,ancak proletaryanın böyle bir gereksinmesi yoktur.

Çünkü Sermaye,kendini ÜCRETLİ EMEK üzerinden var eder,olumlar.
ÜCRETLİ EMEĞİN ortadan kalkması,SERMAYENİN DE ortadan kalkması demektir.

PROLETARYANIN sonul amacı da,ÜCRETLİ EMEĞİ var eden koşulları ortadan kaldırarak kendini ve sınıf karşıtını ortadan kaldırmaktır .
Üretim araçlarından kopmuş,mülksüzleşmiş bir sınıf olan proleterya iktidara geldiğinde,kendini mülksüzleştirenleri ortadan kaldırdığı gibi,sınıf olarak kendini de ortadan kaldırır.

Kendi sınıf karşıtını ortadan kaldırarak,kendini de ortadan kaldırma politik öznelliğe sahip tek sınıf bu nedenle İŞÇİ SINIFIDIR.

Bu nedenle Marks geleceğin toplumunu yaratmak misyonunu PROLETARYA'YA biçmiştir.
Proletarya taşıdığı bu devrimci misyonu ancak siyasal bilinçle donanarak,örgütlü olarak,partisiyle başarabilir.

İşçi Sınıfı'nın partisi,işçi sınıfının elleridir!
İnsan nasılki ellerini kullanarak düşünmeyi öğrenmişse,işçi sınıfıda partisi aracılığıyla siyasal bilinç edinir.

İşçi Sınıfı'nın Partisi'nin bir görevide her an gelebilecek Devrimci Durumlardan Devrimci vazife çıkarmak için,yığınları bu anlara hazırlamaktır.

Her Devrimci Durum Devrime yol açmayacağı için,bu olacak Devrimci Durumu Devrime çevirecek bir öznenin,bir iradenin mutlak olması gerektiği bir gerçekliktir.
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı hakan akdeniz

  • İleti: 40
Ynt: DEVRİM!
« Yanıtla #1 : 12 Ekim 2016, 05:52:06 »
Kapitalizmin varlığı özel mülkiyete dayanır. Üretim araçlarının özel mülkiyeti sayesinde,emeği tahakküm altına alır ve onu metalaştırır. Böylece emeğin ürettiği artı değer üzerinden kendini sürekli var eder. İşçi Sınıfının eylemi bu sömürüyü ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bunun için de yapması gereken,üretim araçları üzerindeki mülkiyete son vermektir. Üretim Araçlarının özel mülkiyetinin ortadan kaldırılması ise Kapitalizmin dayandığı maddi temelin ortadan kalkması demektir. Burjuvazinin her zaman proletaryaya gereksinimi vardır,ancak proletaryanın böyle bir gereksinmesi yoktur. derken

iktidari parcalayarak eline alan proleterya burjuvalari mülksüzlestirir.  ülkenin tüm topraklarini, kaynaklarini ve üretim araclarini devlet mülkiyetine gecirir.  proleter devletin bu eylemi sömürüyü ortadan kaldirmaya yöneliktir.  "mülksüzleşmiş bir sınıf olan proleterya iktidara geldiğinde,kendini mülksüzleştirenleri ortadan kaldırdığı gibi,sınıf olarak kendini de ortadan kaldırır."  burdan yola cikarak :  Bütün sosyal ilişkilerin temeli üretim ilişkileridir.  Bir sınıfın diger sınıflar üzerindeki hegemonya aleti olan devleti elinde tutan bir sınıf, ekonomik iktidarı da elinde tuttugundan proleter devlette, ekonomik ilişkilerin bir yansıması veya üstyapısı olarak anlaşılirsa. Örnegin burjuva bir devletin temelinde kapitalist bir ekonomi oldugundan yola çıkarak, proleter veya sosyalist bir devletin de sosyalist bir ekonomi temeline dayandıgını söylemek yanlismisdir.
 bunumu demek istediniz?

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3155
Ynt: DEVRİM!
« Yanıtla #2 : 15 Ekim 2016, 10:52:17 »
Kapitalizm bir dünya sistemidir.
Sermayede artık ulusal sınırları aşmış,ulus ötesi bir konumdadır.

Bu bağlamda baktığımızda,tek bir ülkede proletarya,  siyasi erki burjuvaziden alarak onu mülksüzleştirdiğinde ,sınıf olarak onu ve kendisini ortadan kaldırmaz.
Bu çok uzun bir tarihsel dönemi bize işaret eder.

Yani bir Dünya Sistemi olan Kapitalizm tüm dünyada ,ekonomik,siyasal ve ideolojik olarak ortadan kaldırılmadan,bu söylediğin gerçekleşmez.

Marks'ın da belirttiği gibi,Kapitalist Toplumla,Komünist Toplum arasında birinden ötekine geçişi sağlayan,siyasi üst yapıda Devletin Proletarya Diktatörlüğü olduğu bir DEVRİMCİ GEÇİŞ DÖNEMİ vardır.

Komünist Topluma geçiş bu bağlamda yukada da belirttiğimiz gibi dünyasal planda Kapitalizm,ekonomik,ideolojik ve siyasal olarak ortadan kaldırılmadan gerçekleşmez.



Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı hakan akdeniz

  • İleti: 40
Ynt: DEVRİM!
« Yanıtla #3 : 16 Ekim 2016, 15:31:27 »
daha baska bir yazinizda söyle yazmistiniz : -Marks bazıları gibi,köy komünlerinin temelini oluşturduğu bir çakma “Komünizm” den bahsetmiyor. Çünkü Marks’a göre Komünizm, zenginliğin değil yoksulluğun paylaşıldığı,insanların bir lokma bir hırka yaşadığı bir toplum değildir-  zaten kapitalizmin tarisel gelisimini ele aldigimizda  birakalim komünizmi-sosyalizmi-, kapitalizm bile belediye sistemi gibi ufak adaciklarda ebediyata kadar yasayamaz. bu yüzden kapitalizmin gelismesi kendi sinirlarini zorlayip ileri sicrama zorunlulugu, kendine uygun düsen yayilamasiyla ilgili bir kacinilmazliktir.. eger bir yörede veya adaciklar da veya , belediye gibi ölcülerde kalirsa geberir. bilmiyorum benim gördüklerim böyle.-Kapitalizm bir dünya sistemidir.Sermayede artık ulusal sınırları aşmış,ulus ötesi bir konumdadır.-
dediginizde anladigim gezegenin üretim iliskilerinin sermaye iliskileri ve bu iliskinin ana temelininde ücretli emege dayanin meta üretim sistemi oldugudur. ve sermye iliskileri pzar kanunlarinin tüm gezegenimizde belirliy oldugunu anliyorum.  burda özel mükiyet olarak varolan bir gercekliligi malesef  solda göremiyoruz. özel mülkiyet dedigimide anladigim sadece üretim araclarinin mülkiyetiyle ilgili bir durum degil. neden? cünkü bunun bir cirpida devlet mülkiyeti olarak devrimle alasagi edilebilinir olusudur. zaten marsin engelsin de tabiriyle devlet mülkiyetinin sosyalizm olmadigi ancak sosyalizme gidiste ciddi bir basamak olarak görüdügüdür.  tabiiki solda bu görüs kafa karistirmaktadir. ve var olan sosyalist ülkeleride kendi düsüncelerine kanit olarak sunmaktadir.  oy üzden özel mülkiyetinde tasfiyesinin kesin ekonomik temeli herseyden evvel pazar iliskisinde herkezin gözünü parildatan su  altin sözlerin anlasilmasinda görüyorum. esitlik , özgürlük ve kardeslik kavramlarinin kökünün  kaldirilmasinda . oda ücretli emegin ki, emekte,- isgücü- özel mülkiyet oldugundan bu mülkiyetin alim satiminin tasfiyesidir. bence modern köleligin temeli burda yatiyor. bu durumla ilgili ilerleme olmadigi icin o meshur anavatan sosyalizimlerin neden battigi anlasilamaz oluyor. tekrar yoruma dönersek: Yani bir Dünya Sistemi olan Kapitalizm tüm dünyada ,ekonomik,siyasal ve ideolojik olarak ortadan kaldırılmadan,bu söylediğin gerçekleşmez. dogrudur. zaten  anladigim kadariyla marks, engels ve lenin- Bu bağlamda baktığımızda,tek bir ülkede proletarya,  siyasi erki burjuvaziden alarak onu mülksüzleştirdiğinde ,sınıf olarak onu ve kendisini ortadan kaldırmaz.- derken  marsin o meshur kisa cümle icinde verdigi -Bu çok uzun bir tarihsel dönemi bize işaret eder.- cümlesinin degeri daha iyi anlasiliyor. eger ekonomik olaralk mümkün degilse o zaman ne yapmak gerekir. , gecis nasil olmasi gerekir.  siyasi olarak  eski erkin parcalanmasi ve yerine devletten devletsizlige gecisin adi olan devrimci bir sisyasi  devletin tarih sahnesine cikmasidir. buda komünle ilk ve sonra ekim devrimiyle oluyor.  ayni hususta ikinci enternasyonalin ileri zekalilarin bu noktaya saldirmalari bosuna olmassa gerek.