Gönderen Konu: Biyoloji Kader Olunca  (Okunma sayısı 1814 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı £yŁεм GϋzεŁi

  • İleti: 45
Biyoloji Kader Olunca
« : 31 Ağustos 2011, 21:55:01 »
Biyoloji Kader Olunca

Kalkedon Yayınları'nın Kadın Kitaplığı Dizi'nin ilk kitabı "Biyoloji Kader Olunca", kitapevlerindeki raflarda yerini aldı.



İSTANBUL- Kalkedon Yayınları Kadın Kitaplığı Dizi oluşturarak, ilk kitabını yayımladı. "Weimar ve Nazi Almanyası'nda Kadınlar" alt başlığını taşıyan "Biyoloji Kader Olunca" kitapçılardaki yerini aldı.

Almanya'yı, Adolf Hitler'den önce yöneten Weimar dönemini ve Hitler dönemini kadın ve aile politikaları üzerinden ele alan kitap, tarihi bir belge niteliğinde. Kitap II. Dünya Savaşı ve Yahudi soykırımı dönemini de ele alarak dünyanın değişen siyasal koşullarındaki kadın ve aile politikalarını da irdeliyor.

Makalelerden oluşan kitabın editörleri Renate Bridenthal, Atina Grossmann ve Marion Kaplan. Editörler kitabın önsözünde, kitabın ortaya çıkış sürecini şöyle anlatıyor: "Bu kitabı bir araya getirmek için dürtümüz hem siyasal hem de kişiseldi. 1960 sonlarından itibaren eylemci ve öğretim üyeleri olarak, öğrenci hareketlerinden ve Yeni Soldan ortaya çıkan feministler ve tarihçiler olarak kendi tarihlerimizden harekete geçtik. Kitaba, ekonomik krizin ve siyasal gericiliğin toplumsal refah kaynaklarını daralttığı ve 'yeniden üretim politikaları' tartışmasını keskinleştirdiği Reagan'ın ilk yıllarında niyetlendik."

Kitapta bir tarihe tanıklık yapmalarının yanı sıra, aileleri nedeniyle tarihi bir sürecin kuşak anlatımcıları olarak kendilerini tanımlayan editörler, tüm tarihçilerin Almanya tarihi hakkındaki sorulara, klasik ama femininst bir uyarlamayla sorular sorduklarını ifade ediyorlar:

"Yanlış giden neydi? Weimar Cumhuriyeti ile Nazi Almanyası arasındaki kopukluklar ve devamlılıklar nelerdi? Weimar'ın vaadinin bu kadar çabuk yok edilip, Adolf Hitler'in şansölye olması nasıl mümkün oldu? Auschwitz nasıl mümkün oldu? Bu sorularla özellikle takılıyoruz, çünkü bizler de Alman-Yahudi ailelerinin ve kimliklerinin yükünü taşımaktayız. Alman tarihi araştırmamız daima bu özel hikâyenin kendi bildiğimiz sonuyla gölgelenmiştir; bu bizim ya da ailelerimizin doğrudan yaşamış olduğu bir tarihtir."

Editörlerin verdiği en önemli yanıtlardan biri "Naziliğin savaş ve gaz odaları vaatleriyle topyekûn gelmediğini vurgulamak isteriz. Ülke sevgisi koruyucu boyası, işsizlikle savaşma güçlü ilacı ve amacımız için en önemlisi geleneksel aileyi geri getirmek ve kadınları 'çifte yüklerinden' kurtarma vaatleri içerisine katlanmış olarak yavaşça, adım adım geldi" fikri.

Bir tarihi çözümleme ihtiyacı, yine yaşananlardan yola çıkarak, gelişen ve büyüyen ve ırkçılığa, soykırıma giden yolun sinyallerini ortaya koyma duyarlılığı aktarılıyor kitapta.

Kadın hareketinin, gelişen ırkçılıkla arasındaki bağında eleştirel bir süzgeçten geçiren editörler bu ilişkiyi şu şekilde tanımlıyor: "Alman feminizmi güçlü biçimde milliyetçiydi, ama küçük ve önemli bir barışçı azınlık da yetiştirdi. Ayrıca çelişkili bir mesele olan Alman feministlerinin faşizmin yükselişiyle ilişkisinden de bahsediyoruz. Onların sorumluluğunu nasıl mı değerlendiriyoruz? Aslında 'feminist' teriminin birbiriyle çatışan yorumlarını ve Alman feminizminin Nazi yönetimiyle olan ilişkisini ortaya koyuyoruz."

Kitabın girişi, "Girişimizde cinsiyeti Almanya'nın İmparatorluktan Üçüncü Reich'a kadarki toplumsal, siyasal ve ekonomik gelişimi bağlamı içerisinde yerleştirdik. Bütünleşme eksiz olmayıp pürüzlü çatlaklar ve zorlu geçişlerle doludur. Fakat kadınların tarihinin tarihsel ilkeyle olan mevcut ilişkisini doğru bir şekilde yansıtmaktadır. Ayrıca Alman tarihiyle bütünleştirmeye çalıştığımız kadınların tarihinin bile kendi içerisinde eksik olduğunu kabul ediyoruz. Örneğin kadınların kültürel tarihi, lezbiyen tarihi, ya da örgütlü sol içersindeki kadınların tarihi hakkındaki makaleleri dâhil etmedik -gerçi bu alanlarda yeni projeler olduğunu öğrendik- ve bu da alanın yeniliğini yansıtmaktadır. Eğer o çalkantılı dönemin cinsiyet analizine giden yolu gösterdiysek bundan memnun oluruz" sözleriyle sona eriyor.

ETHA