Gönderen Konu: SOL VE ANTİ EMPERYALİZM!  (Okunma sayısı 626 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Agop Çanakyan

  • İleti: 11
SOL VE ANTİ EMPERYALİZM!
« : 26 Mayıs 2017, 18:30:38 »
“Hilferding ve Lenin’den beri emperyalizm sermaye birikimi ve ihracı ile tanımlanır. Lenin için emperyalizm kapitalizmin en yüksek aşamasıdır.

O halde antiemperyalizm antikapitalizmi içermek zorundadır. Yani antiemperyalist olabilmek için sermaye iktidarına, artı değer sömürüsüne karşı olmak ve daha da ötesi sermayesiz bir düzeni savunabilmek koşuldur.

Zaten, bir şeyin en yüksek aşamasına karşıtlık o şeyin kendisine karşı olmayı ve diyalektik karşıtını savunmayı   gerekli kılar.

Böyle olduğu için Anadolu Kurtuluş Savaşı antiemperyalist değil, anti ilhaktı. Nedeni, Kemalist kadronun kapitalist kalkınma yolunu tercih etmiş ve milli sermaye yaratmayı görev olarak belirlemiş olmasıydı.

*****

ABD karşıtlığıyla antiemperyalist olmak farklı şeylerdir. Sermaye karşıtlığını içermeyen ABD karşıtlığı antiemperyalizm değildir.

Tek başına ABD karşıtlığı da siyasi bir tavır olarak benimsenebilir. Ancak bağlanacağı nokta bağımsızlık değil, günümüzde kesinlikle emperyalizmin taşeronluğu olur.”


Yukardaki yazı İlker Belek’in sol .org da ki  “Sol Anti Emperyalizmi Neden Ve Nasıl Unuttu?” başlıklı yazısından bir bölüm.

Son derece doğru saptamalarla dolu bir yazı!
Özellikle de Anti Emperyalizm konusu,Anti Emperyalizm’in olmazsa olmazının Anti Kapitalist olmaktan geçtiğinin vurgulanması, bizimde katıldığımız,altına imza atacağımız doğru tesbitler.
Özellikle Milli Mücadeleyi Anti Emperyalist olarak nitelememesi bizleri gerçekten şaşırttı!

Ancak aklıma bir an  ABD nin Irak işgali geldi!
O dönem Sn Belek’in yol arkadaşı Aydemir Güler bu işgal sürecinde ve sonrası Saddam’a övgüler düzerken,Saddam’ı ANTİ EMPERYALİST ilan etmişti!

Yukardaki görüşler İlker Belek’in şahsi düşünceleri mi yoksa içersinde yer aldığı siyasi oluşumu bağlıyormu bunu bilmiyoruz.
Yazının devamında da katıldığımız pek çok nokta var!
Devam edersek;


“Artık bu tür tartışmalar sol için epey eskilerde kaldı.

Bırakın antiemperyalizmle antikapitalizm arasındaki ilişkiye odaklanmayı, sol artık ABD karşıtlığını bile unuttu.

Nedenleri mi ?

Öncelikli neden sosyalizmin yıkılmış olmasıdır. Sonrasında gelen güçlü liberal dalgadır, Gorbaçovculuktur, sivil toplumculuktur.

Bunların hepsi sınıf ve sınıf savaşımı olgularının gerçekliğini yitirdiğini iddia etmişlerdir.

Solun neredeyse tamamı bu saldırı karşısında çaresizce dağılmıştır. TBKP ile başlayan kitle partisi aranışları buradan çıkmıştır.

O dönemde, reel sosyalizme düşman sol öbekler bu liberal iddiaları kabul etmeye özellikle meyyal durumdaydılar.

Bütün bunlar esas olarak teorik donanımsızlıkla ilişkiliydi.

İkinci nedeni “gerçekçilik” olarak niteleyebiliriz.

Bir kez sınıf mücadelesine soru işareti takıldı mı arkası gelir. Arkası demokrasi, insan hakları mücadelesi dünyasına açılır. Mülkiyet ilişkilerinin siyaseti belirlemekte olduğu sıradan gerçeği bir anda unutuluverir.

Dünya artık tek kutupludur. Sınıfın yerini kimlikler almakta, kadın, LGBTİ, çevre, göçmen, azınlık, gençlik hareketleri serpilmekte, bütün bunlar iktidarları geriletmek bakımından yepyeni olanaklar sunmaktadır.

Bu spektrum içinden Türkiye’de öne çıkan, çok doğal olarak, Kürt hareketi olmuş, “gerçekçilik” adına sınıf hareketini terk edenler bu vagona atlayıvermiştir.

Kürt hareketi sosyalist hareketin içinden çıkmış, 1980’lerden itibaren sol yapıların hemen tamamının gözlerini kamaştıran bir ivmeyle büyümüş, soldaki teorik kafa karışıklığının yarattığı boşluğu hızla doldurarak, içinden çıktığı o yapıyı hem örgütsel hem de siyasal olarak paralize etmiştir.”


Buraya kadarda bir itirazımız yok!
Sınıf Mücadelesinin reddi,Elveda Proletaryacılar,işçi sınıfı yerine,sınıf siyaseti yerine kimlik siyasetlerini koyma çabaları,Liberaller’in Demokrasi anlayışının sol içersinde rağbet görmesi,pek çok sol siyasi oluşumun  HERKESE DEMOKRASİ adı altında Liberal tezlere sarılması,Kürt Hareketinin gücü yanında ezilen, bıu ezilmişliğin etkisiyle  ideolojik,örgütsel bağımsızlığını yitirmiş,bağımsız sınıf siyasetinden vazgeçmiş sol yapılar,tüm bunlar önümüzde akıp giden hayatın bize gösterdikleri gerçekler.

İşte asıl itirazımız olan cümleler;

“Emperyalizm savaşılması gereken bir bela olarak değil, değişik aktörleri arasındaki gerilimlerin fırsat olarak bilinip, birlikte iş yapılabilecek bir partner olarak görülür.

Amerikan silahlarıyla, Amerikan stratejisi doğrultusunda “devrimci” mücadele verme anlayışı, işte bu bakışın sonucu olarak ortaya çıkar: “Gerçekçi” olmak gerekmektedir.”


Burada hedefe oturtulan Kürt Hareketi!
Üstelikte haksız biçimde,neredeyse Kürt Hareketini,Emperyalizmle işbirliği yapmakla suçlayacak kadar.

Eğer bugün bir devrimci durum anında, siyasi erki burjuvaziden almak için yığınları peşine taktığınızda,siyasi erki elinde tutanlar ise erki vermemek için silahlarıyla sizin  karşınıza dikildiğinde ne yapacaksınız?
Sizinde  zorunlu olarak kullanacağınız silahın Amerikan,İngiliz yoksa başka bir silah tekelinin olduğunamı bakarak  bunlar Emperyalistlerin silahı diyerek,taşla,sopayla,sapanlamı karşılık vereceksiniz.
Bir gece ansızın gelebiliriz diyenlere karşı bu halk taşla,sopayla,sapanlamı karşılık verecek?
Bir gece ansızın geleceğim diyenleri,ellerini,kollarını bağlayarakmı bekleyecekler.
İşid Emperyalistlerden silah yardımı alarak,tankıyla,topuyla saldırdığında,bu halk neyle karşılık verecek?
Yok bu silah ABD bu silah Rus menşeli diye eline silah almayacakmı?

Katılırsın,katılmazsın,Kürtler,Suriyedeki iç savaştan kendilerine Devrimci bir vazife çıkartmışlar ve Rojavada bir yönetim oluşturmuşlar.
Ayakta kalabilmek,varlığını sürdürebilmek için de Emperyalistler arası çatışmadan,zaman zaman bazı tavizler verselerde yararlanmak zorundalar.
Hadi Reel Sosyalizm çökmeden önce iyi kötü,ulusal kurtuluş hareketlerini destekleyen bir Sosyalist Sistem  vardı!
Bugün oda yok!
Üstelik bugün üç,beş Enternasyonal Komünistin dışında ,varlığını sürdürmesi için kendisine yardım eden bir Enternasyonalist  Komünist Odakta yok.

Bugüne değin içinde yer aldığınız siyasi oluşum,Cizrede,Şırnakta,Nusaybinde Kürtler katledilirken ,sözde değil,özde ne yaptınız,engel olabildinizmi bu katliamlara!
Tamam Kürt Hareketine bakışımız ELEŞTİREL olsun ama onu yok sayarak,onun uğradığı haksızlıklara,zulüme karşı uzaktan bakarak,tepkisiz kalarak değil.
Hele hele ŞOVEN duygularla hiç!