Gönderen Konu: NARODİZMden MARKSİZMe  (Okunma sayısı 858 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Ekim

  • İleti: 1812
NARODİZMden MARKSİZMe
« : 04 Ağustos 2017, 23:16:14 »
   

GEÇENLERDE bir legal gazete, otokrasiye karşı çıkan farklı sınıflar arasındaki çıkar "karşılığı" ile uğraşmanın zamanı olmadığı görüşünü ifade etti. Bu görüş, yeni değildir. Osvobojdenye[37] ve Revolutsionnaya Rossiya'nın[38] sütunlarında, şu ya da bu türden bazı kayıtlarla, bu görüşe rasladık. Böyle bir görüşün burjuva demokratların temsilcileri arasında egemen oluşu doğaldır. Sosyal-demokratlar bakımından ise, bu sorunda, iki ayrı görüş olamaz. Proletaryanın ve burjuvazinin otokrasiye karşı ortak mücadelesi, proletaryaya, kendisiyle mülk sahibi sınıflar arasındaki çıkar karşıtlığını unutturmamalıdır ve unutturamaz. Bu karşıtlık hakkında açık bir fikre sahip olabilmek için, farklı akımların görüş açıları arasındaki derin farklılıklar hakkında açık bir fikre sahip olmak gerekir. Elbette ki, bu, başka akımların savunucularıyla, hem sosyalist-devrimcilerle[39] hem de liberallerle partimizin İkinci Kongresinin[40] sosyal-demokratlara izin verdiği şekilde geçici anlaşmalar yapmayı reddetmemiz gerektiği anlamına gelmez.
     
 Sosyal-demokratlar, sosyalist-devrimcileri, burjuva demokrasimizin en aşın sol grubunun temsilcileri olarak görürler. Sosyalist-devrimciler kendi haklarındaki bu görüşe içerlerler ve bunu bir hasmı küçük düşürmek ve onun içtenliğinden ve iyi niyetinden kuşku duymak için kötü bir girişim sayarlar. Gerçekte, bu görüşün kuşku ile hiç bir ilgisi yoktur; sadece, sosyalist-devrimcilerin görüşlerinin sınıf kökeni ve sınıf niteliğinin marksist açıdan tanımlanmasından ibarettir. Sosyalist-devrimciler, görüşlerini ne kadar açık ve kesin bir şekilde belirtirlerse, marksistlerin onlar hakkındaki nitelendirmelerini o kadar doğrulamış olur. Bu bakımdan çok ilgi çekici bir belge, Revolutsionnaya Rossiya'nın 46. sayısında yayınlanan sosyalist-devrimciler partisinin program tasarısıdır.
     
 Bu tasarı, ileriye doğru önemli bir adımdır; hem de sadece ilkelerin ortaya konusundaki açıklık bakımından değil. İlerleme, ilkelerin içeriğinde, narodizmden marksizme, doğru, demokrasiden sosyalizme doğru ilerleyişte görülmektedir. Sosyalist-devrimcilere yönelttiğimiz eleştirilerden sonuç aldığımız açıktır. Eleştirilerimiz, onları, sosyalist iyi niyetleri ve marksistlerle paylaştıkları görüşler üzerinde daha fazla durmaya zorlamıştır. Öte yandan, eski, narodnik, hayal-meyal demokratik görüşlerinin öğeleri daha da göze çarpıcıdır. (Bir yandan sosyalist-devrimcilerin sosyalist iyi niyetlerini kabul ederken, öte yandan onların sosyalist doğasını burjuva-demokratik olarak tanımlayarak) çelişkiye düştüğümüzü ileri sürecek olanlara, sosyalizmin çeşitlerinin, sadece küçük-burjuva sosyalizmi çeşitlerinin değil, burjuva sosyalizmi çeşitlerinin [sayfa 161] de çok önceleri Komünist Manifesto'da tahlil edilmiş olduğunu anımsatırı? Sosyalist olma konusundaki iyi niyet, burjuva demokratik özü ortadan kaldırmaz.
     
 Tasarı incelendiğinde, sosyalist-devrimcilerin dünya görüsünün üç bellibaşlı öğesi ortaya çıkar, Birincisi, marksizmin teorik tashihleri. İkincisi, emekçi köylüler ve tarım sorunu konusundaki görüşlerinde narodizmin kalıntıları. Üçüncüsü, önümüzdeki Rus devriminin burjuva-olmayan niteliği üzerine görüşlerindeki aynı narodnik kalıntılar,
   
  Marksizmin tashihleri, dedim, Ve tam olarak bunu kastediyorum. Bütün düşünce çizgisi, programın bütün çerçevesi, marksizmin narodizm üzerindeki zaferini gösterir. Narodizm (son moda revizyonizmin aşılarıyla), hâlâ yasamaktadır, ama sadece marksizmin kısmî "tashihleri" şeklinde. Bağlıca genel teorik tashihi, kapitalizmin olumlu ve olumsuz yanları arasındaki lehte ve aleyhte ilişki teorisini ele alalım. Bu tashih, tamamen karmakarışık bir hale gelmediği sürece, marksizme eski Rus öznelciliğini katar. Emeği toplumsallaştıran ve toplumu dönüştürme yeteneği olan "bir toplumsal gücü", proletarya gücünü yaratan kapitalizmin "yaratıcı" tarihsel faaliyetinin kabul edilmesine, narodizmden kopuşa ve marksizme geçişe işaret eder. Sosyalizm teorisi, ekonomik güçlerin ve sınıf ayrımının nesnel gelişmesi temeline dayanır. Tashih: "Sanayiin bazı dallarında, özellikle tarımda ve ülkelerin bütününde", kapitalizmin olumlu ve olumsuz yanları arasındaki ilişki, "gittikçe [ne kadar ileri gidiyorlar!] daha az lehte bir durum alıyor!" Bu, Hertz'in ve David'in, Nik'in ve "kapitalizmin Rusya'daki özel kaderi" ile ilgili teorisiyle V. V,'nin bir yinelenmesinden başka bir şey değildir. Genel olarak Rusya'nın ve özel olarak Rus tarımının geriliği, artık kapitalizm açısından gerilik olarak değil, geri teorileri haklı gösteren bir özellik olarak kabul edilmektedir. Materyalist tarih anlayışının yanı başında zamanın eskittiği şu görüşü buluyoruz: Aydın tabaka, ülke için az ya da çok uygun olan yolları seçmek ve kapitalizmin sınıflar-üstü egemeni haline gelmek yeteneğindedir; kapitalizmin yaşamın eski biçimlerini yıkmasıyla birlikte ortaya çıkan sınıfın sözcüsü değildir. Rusya'daki kapitalist sömürünün, kapitalizm-öncesi ilişkilerin kalıntıları yüzünden, özellikle ağır bir durum aldığı, tipik narodnik tarzda unutulmaktadır.

     

 Köylülerle ilgili düşünceler, narodnik teoriyi daha açık bir biçimde ortaya koyar. Bütün tasarıda aşağıdaki sözcük ve terimler, aralarında hiç bir ayrım gözetilmeksizin kullanılmaktadır: emekçiler, sömürülenler, isçi sınıfı, emekçi yığınları, sömürülenler sınıfı, sömürülen sınıflar. Tasarıyı kaleme alanlar bir an için durup, dikkatsizce gözlerinden kaçan son terim ("sınıflar") üzerinde düşünecek olsalardı, küçük-burjuvazinin de proleterler gibi çalıştığını ve kapitalizmi tarafından sömürüldüğünü farkederlerdi. Legal norodnikler hakkında söylenenler, bizim sosyalist-devrimcilerimiz için de söylenmelidir: küçük-burjuvazisi olmayan işitilmemiş bir kapitalizm çeşidini keşfetmek onuru onlara aittir. Emekçi köylülerden sözederler, ama tanıtlanmış, incelenmiş, tartışılmış, tanımlanmış ve düşünülmüş bir gerçeğe, yani köy burjuvazisinin şimdi emekçi köylülerimizin egemen kesimi haline geldiği ve zengin köylünün, emekçi köylü sıfatına sahip olduğu halde, ücretli tarım işçisi çalıştırmadan yapamayacağı ve şimdiden köylülüğün üretici güçlerinin yarısından fazlasını denetlediği gerçeğine gözlerini kaparlar.
   
  Bu açıdan, sosyalist-devrimciler partisinin, asgarî programında kendisi için belirlediği hedef, gerçekten çok gariptir: "sosyalizm için ve burjuva mülkiyeti ilkelerine karşı mücadelede, hem genel olarak emekçiler, hem de köy komünlerinin üyeleri olarak Rus köylülerinin görüşlerinden, geleneklerinden ve yaşam tarzından, özellikle toprağın bütün çalışan halkın ortak malı olduğu konusundaki düşüncesinden yararlanmak". İlk bakışta, bu hedef» oldukça zararsız, hem teorinin, hem de yaşamın çoktan çürütmüş olduğu köy komünü  ütopyalarının akademik bir yinelenmesi gibi görünür. Ama, gerçekte, Rus devriminin çok yakın bir gelecekte çözmeyi vaadettiği ivedi bir siyasal sorunla karşı karşıyayız: kim kimden yararlanacak? Sosyalist olduğuna inanan devrimci aydın tabaka, burjuva mülkiyeti ilkelerine karşı mücadele uğruna, köylülüğün sömürülme anlayışını kullanacak mıdır? Yoksa burjuva mülkiyetli ve aynı zamanda emekçi köylülük, devrimci demokrat aydın tabakanın sosyalist laflarını sosyalizme karşı mücadele uğruna mı kullanacak?
   
  Biz, ikinci olasılığın (karşı-düşüncedekilerin iradesi ve bilincine karşın) gerçekleşeceği görüşündeyiz. Gerçekleşeceğinden eminiz, çünkü şimdiden yüzde-doksan gerçekleşmiş durumda. "Burjuva mülkiyetli" (ve aynı zamanda emekçi) köylü, şimdiden, arteller, kooperatifler, hayvan yemi ekimi, sabanlar, zemstvo depoları ve bankalar yoluyla "emekçi yaşam tarzını ve geleneklerini" korumak hayallerini besleyen, ama gerçekte köy komünü içinde kapitalizmin gelişmesini sağlayan narodnik, demokrat aydın tabakanın sosyalist laflarından çok iyi yararlanmış durumda. Böylece, Rus siyasal tarihinin yarın tanıtlayacağı şeyi, Rus iktisat tarihi tanıtlamış bulunuyor.Sınıf bilinçli proletarya, burjuva emekçi köylülerin ilerici ve devrimci isteklerinin desteğini herhangi bir şekilde reddetmeksizin, köy proleterlerine, gelecekte köylülere karşı mücadelenin kaçınılmaz olduğunu açıklamakla yükümlüdür. Köy proleterine, toprağa tasarrufta eşitlikle ilgili burjuva demokratik hayallerle, bunun karşısında olan sosyalizmin gerçek amaçlarını açıklamakla yükümlüdür. Serfliğin kalıntılarına karşı, otokrasiye, papazlara ve büyük toprak sahiplerine karşı burjuva köylülükle birlikte; genel olarak burjuvaziye karşı ve özel olarak burjuva köylüye karşı, kent proletaryası ile birlikte; kır proletaryası için tek doğru slogan budur; bugün Rus sosyal-demokrasisi için tek doğru tarım programı budur. İkinci Kongremizin kabul ettiği program budur. Burjuva köylüyle demokrasi için, kent proletaryası ile  sosyalizm için: narodizmle uğraşan sosyalist-devrimcilerin parlak, ama boş sloganlarından çok, bu slogan, kır yoksulları üzerinde etkili olacaktır.

 Şimdi, tasarının yukarıda belirtilen üçüncü ana noktasına geliyoruz. Tasarının yazarları, siyasal özgürlüğe, bunun ancak iktidarın burjuvaziye teslim edilmesiyle sonuçlanacağı gerekçesiyle, karşı çıkan narodniklerin kendi içinde tutarlı görüşlerinden ayrılmış bulunuyorlar. Ancak, tasarının otokrasiyi ve çeşitli sınıfların otokrasi karşısındaki tutumunu nitelendiren kısmında, narodizmin kalıntıları çok belirgin bir biçimde ortaya çıkar. Burada da her zamanki gibi, küçük-burjuva devrimci aydın tabakasını gerçeklik konusundaki düşüncesini açıklığa kavuşturmak için kalkıştığı ilk girişimlerin, kaçınılmaz olarak onun çelişik ve fazla yıllanmış görüşlerinin tam bir açıklıkla ortaya çıkmasına yol açtığını görüyoruz. (O halde, parantez içinde belirtelim ki, sosyalist-devrimcilerle yapılan tartışmalar, her zaman, onların gerçeklik konusundaki düşünceleri sorusuna indirgenmelidir. Çünkü sadece bu soru, aramızdaki derin siyasal ayrılığın nedenlerini iyice açığa çıkarır.)


     

Tasarıda şunları okuyoruz: "Başka herhangi bir ülkeden çok Rusya'da, daha gerici olan büyük sanayiciler ve tüccarlar sınıfı... proletaryaya karşı, gittikçe daha çok otokrasinin koruyucu zırhına gereksinme duyuyor. ..." Bu, yanlıştır; çünkü Avrupa'da, hiç bir yerde ileri burjuvazinin otokratik yönetim biçimine karşı kayıtsızlığı Rusya'da olduğu kadar belirgin değildir. Proletaryadan duyduğu endişeye bakmaksızın, burjuvazi arasında, otokrasiye karşı hoşnutsuzluk artmaktadır. Bunun nedeni, kısmen, polisin, bütün sınırsız yetkilerine karşın, işçi sınıfı hareketini ezemeyecek oluşudur. Bir büyük sanayiciler "sınıfı”ndan sözederken, tasarı, burjuvazinin kendi içindeki kesimleri ve gruplarını, bir sınıf olarak burjuvazinin tümüyle karıştırmaktadır. Bu, daha da yanlıştır, çünkü otokrasinin en az tatmin edebileceği, orta ve [sayfa 165] küçük burjuvazidir.
      "... Toprak soyluları ve kulaklar kırdaki emekçi yığınlarına karşı, gittikçe daha çok, otokrasinin desteğine gereksinme duyuyorlar. ..." Gerçekten durum bu mudur? O zaman, zemstvo liberalizmi nereden gelmektedir? Girişimci mujiğin yüksek (demokrat) aydın tabakaya ve yüksek (demokrat) aydın tabakanın girişimci mujiğe duyduğu ilgi nereden geliyor? Yoksa kulağın girişimci mujik ile hiç bir ortak yanı yok mudur?
      "... Otokrasinin varlığı ile ülkenin bütün iktisadî, toplumsal, siyasal ve kültürel gelişmesi arasında, uzlaşmaz ve gittikçe büyüyen bir karşıtlık doğmaktadır. ..."
      Bununla, kendi önermelerini saçmalığa  indirgemiş oluyorlar. Ülkenin iktisadî ve diğer bütün alanlarındaki ilerlemeyle "uzlaşmaz bir karşıtlığın", iktisadın yönetimini elinde bulunduran sınıfların moralinde yansımayacağı düşünülebilir mi?Durum şu ikisinden biri olabilir: ya otokrasi gerçekten ülkenin iktisadî gelişimiyle bağdaşamaz, ki bu durumda bütün sanayiciler, tüccarlar, toprak sahipleri ve girişimci mujik sınıfının çıkarlarıyla da bağdaşamaz. "Bizim" iktisadî gelişmemizi İ861'den beri bu sınıfın denetlediği, belki de, sosyalist-devrimcilerce de bilinmektedir (V. V., onlara bunun tersini öğrettiği halde).Avrupa tarihinin bütün akışı gösteriyor ki; genel olarak, burjuva sınıfı ile bağdaşmayan bir yönetim, burjuvazinin farklı grup ve tabakaları arasındaki çatışmalardan yararlanabilir; serbest ticareti savunanlara karşı devletin koruyucu önlemler almasını isteyenlerle anlaşabilir; bir tabakanın desteğini, bir başka tabakaya karşı sağlayabilir ve bu denge siyasetini yıllarca ve on yıllarca sürdürebilir. Ya da, ülkemizde, sanayiciler, büyük toprak sahipleri ve köy burjuvazisi, otokrasiye, "gittikçe daha çok gereksinme duymaktadır". Bu durumda, onların, ülkenin iktisadî efendilerinin, bir bütün, bir sınıf olarak bile, ülkenin iktisadî gelişmesinin [sayfa 166] çıkarlarını anlamadıklarını, bu sınıfların ileri, eğitim görmüş ve akıllı temsilcilerinin ve liderlerinin bile bu çıkarları anlayamadıklarını kabul etmek zorunda kalırız!

  Ama, asıl sosyalist-devrimcilerimizin durumu anlayamadıklarını kabul etmek daha doğal olmaz mı? Bir bakın: tasarıda, biraz daha ileride, kendileri "(sınıf bakımından) başlıca, eğitilmiş toplumun ara unsurlarını kucaklayan, liberal demokratik bîr muhalefetin varlığını" kabul ediyorlar. Ama bizim eğitilmiş toplumumuz, bir burjuva toplum değil midir? Binlerce bağla, tüccar, toprak sahibi, sanayici ve girişimci mujiğe bağlı değil midir?
Tanrı Rusya için, içindeki liberal demokratik muhalefetin burjuva-demokratik bir muhalefet olmadığı bir kapitalizm buyurmuş olabilir mi? Sosyalist-devrimciler, tarihte, burjuvazinin otokratik rejime karşı muhalefetinin liberal, eğitilmiş "toplum" aracıyla ifade edilmediği herhangi bir olay biliyor mu, ya da edilmeyeceği bir durumu düşünebilirler mi?

 Tasarıda görülen bulanıklık,   narodizmin marksizmle karıştırılmasının kaçınılmaz sonucudur. Demokrasi için mücadele ile sosyalizm için mücadele arasındaki ilişkinin, gerçekler tarafından gittikçe doğrulanan, bilimsel olarak doğru bir tahlilini yalnız MARKSİZM  sağlamıştır. Dünyanın geri kalan kısmı gibi, bizim için de burjuva demokrasisi ve işçi sınıfı demokrasisi vardır. Sosyal-demokratlar, bizde ve bütün dünyada, burjuva-demokratların kaçınılmaz hayallerini ve onların kendi nitelikleri hakkındaki bilisizliklerini amansızca teşhir etmelidirler. Bizde ve bütün dünyada, sınıf bilinçli proletarya, bir an için bile, kendi başına bir sınıf olduğunu ve kendi sınıf amacının burjuvaziyi devirmek olduğunu unutmaksızın, burjuva demokratları, serfliğin kalıntılarına karşı çıkışlarında ve bunlara karşı mücadelelerinde desteklemelidir.

24 (11) Ocak 1905

Lenin, İşçi Sınıfı ve Köylülük, Sol Yayınları, Ocak 1977
http://www.kurtuluscephesi.com/lenin/iscikoylu2.html#01


« Son Düzenleme: 04 Ağustos 2017, 23:21:09 Gönderen: Ekim »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.