Gönderen Konu: KRİZ OLGUNLAŞMIŞTIR  (Okunma sayısı 1306 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1821
KRİZ OLGUNLAŞMIŞTIR
« : 26 Eylül 2017, 19:07:33 »
Hiç kuşku yok ki Eylül'ün son günleri, Rus tarihinde ve bü­yük ihtimalle dünya devriminde de muazzam bir ani değişikliği getirmiştir.

Uluslararası işçi devrimi, büyük bir özveri ve cesaretle, kokuşmuş resmi "sosyalizm"den -gerçekte sosyal şovenizmdir- geriye kalmış olan dürüst unsurları temsil eden tek tek kişilerin hareketiyle başladı.

Almanya'da Liebknecht, Avusturya'da Adler,İngiltere'de Maclean, dünya devriminin öncüsü zorlu rolünü üstlenmiş bu kahramanların en ünlülerindendir.Bu devrimin tarihsel hazırlığındaki ikinci aşama, gerek resmi partilerin bölünmesinde, gerekse de illegal yazının yayınlanmasında ve sokak gösterilerinde ifadesini bulan kitleler içindeki geniş kaynama idi.

Savaşa karşı protesto güçlendi , resmi makamların kovuşturmalarına maruz kalanların sayısı arttı. Yasallığıyla ve hatta özgürlüğüyle övünen ülkelerin, Almanya, Fransa,İtalya ve İngiltere'nin hapishaneleri onlarca, yüzlerce enternasyonalistle,savaş karşıtıyla, işçi devrimi taraftarıyla doldu.

Şimdi, devrimin öngünü olarak nitelenebilecek üçüncü aşama başlamıştır. Özgür İtalya'da parti liderlerinin kitleler halinde tutuklanması ve özellikle Almanya'da ilk askeri ayaklanmalar,hiç kuşkusuz bu büyük değişikliğin belirtileri, dünya çapında devrimin ön gününün işaretleridir.
Kuşkusuz Almanya' da eskiden de orduda münferit isyan olayları olmuştu; fakat bunlar öylesine önemsiz, öylesine bölük pörçük, öylesine zayıftı ki, gizlenebilmiş, sessizce geçiştirilebilmiş
ve böylece -esas mesele buydu- kitlelere bulaşması engellenebilmişti.

Fakat sonunda donanmada, olağanüstü gelişmiş ve inanılmaz bir titizlikle uygulanan Alman askeri zindan rejimine rağmen,gizlenmesi ve sessizce geçiştirilmesi mümkün olmayan bir hareket olgunlaştı.


Kuşkusuz: Önümüzde bir proleter dünya devrimi var ve bü­tün ülkelerin proleter enternasyonalistleri arasında; nispeten en büyük özgürlükten yararlanan, bir legal partiye ve iki düzine kadar gazeteye sahip olan, başkentlerdeki İşçi ve Asker Temsilcileri Sovyetleri ve halk kitlelerinin çoğunluğu bugünkü devrimci anda yanımızda olan biz Rus Bolşeviklerine karşı şu sözler sarf edilebilir ve sarfedilmelidir: "Çok verilenden çok istenir!"

Rusya'da devrim hiç kuşkusuz dönüm noktasına ulaştı.

Bu köylü ülkesinde, daha düne kadar küçük-burjuva demokrasisi içinde egemenliği elinde bulunduran Sosyal-Devrimci ve Menşevik partiler tarafından desteklenen bir devrimci cumhuriyetçi hükümet altında, bir köylü ayaklanması gelişmektedir.

İnanılmaz ama bu bir olgudur.

Bu olgu biz Bolşevikleri şaşırtmıyor.
Biz her zaman; burjuvaziyle kötü ünlü "koalisyon" hükümetinin, demokratizme ve devrime ihanetin bir hükümeti, emperyalist katliamın bir hü­kümeti, kapitalistleri ve junkerleri halktan korumanın bir hü­kümeti olduğunu söyledik.

Sosyal-Devrimcilerle Menşeviklerin dolandırıcılığı sayesinde,Rusya'da, cumhuriyet altında, devrim sırasında Sovyetlerin yanında, kapitalistlerin ve çiftlik sahiplerinin bir hükümeti de varlığını sürdürdü ve sürdürüyor.
Acı ve tehlikeli gerçeklik budur.Rusya'da emperyalist savaşın sürdürülmesinin ve sonuçlarının halka getirdiği acılar göz önüne alındığında, bir köylü ayaklanmasının başlaması ve yayılması neden şaşırtıcı olsun?

Bolşevik karşıtlarının, resmi Sosyal-Devrimci Parti'nin,"koalisyon"u her zaman desteklemiş, daha son günlere ya da haftalara kadar halkın çoğunluğunun yanında bulunduğu, koalisyon politikasının köylülerin çıkarına ihanet ettiğine inanan "yeni" Sosyal-Devrimcileri her zamanki gibi aşağılayan ve kavuşturan bu aynı partinin liderlerinin 29 Eylül' de, resmi parti organı "Dyelo Naroda" yazı kurulunun başmakalesinde şunları yazmaları neden şaşırtıcı olsun:

" ... Köyde, özellikle Merkezi Rusya' da hala egemen olan bağımlılık ilişkilerinin ortadan kaldırılması için neredeyse hiçbir şey yapılmadı ... Çoktan beri Geçici Hükü­met'in önünde bulunan, hatta Hukuk Konseyi'nin sırat köprüsünü bile geçen köyde toprak ilişkilerinin düzenlenmesi üzerine yasa, yazı odalarının derinliklerinde bir yerlerde umutsuzca takılıp kaldı ... Cumhuriyetçi hükümetimizin,eski Çarlık hükümeti geleneklerinden kurtulmaktan henüz çok uzak olduğunu, Stolipin yöntemlerinin devrimci bakanların yöntemlerinde yaşamaya devam ettiğini iddia ederken haksız mıyız?"

Bunu resmi Sosyal-Devrimciler yazıyor! Bir düşünün: Koalisyon yandaşları, bir köylü ülkesinde yedi ay devrimden sonra,köylülerin "bağımlılığı"nı, çiftlik sahipleri tarafından köleleştirilmelerini ortadan kaldırmak için neredeyse hiçbir şey yapılmadığını kabul etmek zorunda kalıyor! Bu Sosyal-Devrimciler meslekdaşları Kerenski 'yle onun hükümet çetesini Stolipinciler olarak nitelemek zorunda kalıyorlar.

Red Guards guarding the entrance to Lenin and Trotsky's cabinet at Petrograd (St Petersburg) during the Russian Revolution

Karşıtlarımızın kampında, sadece koalisyonun çöktüğünü,Kerenski'ye tahammül eden resmi Sosyal-Devrimcilerin, halk düşmanı, köylü düşmanı karşı-devrimci bir partiye dönüştüğü­nü değil, aynı zamanda tüm Rus devriminin bir dönüm noktasında bulunduğunu doğrulayan daha ikna edici bir belge olabilir mi?

Bir köylü ülkesinde, Sosyal-Devrimci Kerenski, Menşevik Nikitin, Gvozdev ve sermayeyi ve toprak sahiplerinin çıkarlarını temsil eden diğer bakanların hükümetine karşı bir köylü ayaklanması !
Bu ayaklanmanın, cumhuriyetçi hükümet tarafından askeri önlemler yardımıyla bastırılması!

Bu olgular karşısında, hala dürüst bir proletarya taraftan olup da aynı zamanda krizin olgunlaştığını, devrimin muazzam bir dönüşüm yaşadığını ve hükümetin köylü ayaklanması üzerindeki zaferinin, şimdi devrimin kesin biçimde gömülmesi, Kornilovculuğun kesin zaferi olacağını inkar etmek mümkün mü?

Şu açık: Bir köylü ülkesinde yedi aylık demokratik cumhuriyetten sonra işler bir köylü ayaklanmasına varıyorsa, bu, çürü­tülmez biçimde, devrimin tüm ülke çapında çöküşünü ispatlar,
bu devrimin son derece ağır bir krizden geçtiğini ve karşı-devrimci güçlerin şimdi emellerine ulaşmak için her şeyi göze aldıklarını ispatlar.

Bu tamamen açıktır. Köylü ayaklanması gibi bir olgu karşı­sında tüm politik belirtilerin, bunlar tüm ülke çapındaki krizin şiddetlenmesine ters düşse bile, en ufak bir önemi yoktur.

Fakat tüm belirtiler, tam tersine, tüm ülke çapındaki krizin olgunlaştığına işaret ediyor.

Rusya'nın genel devletsel yaşamında, tarım sorununun yanı sıra, özellikle de nüfusun küçük-burjuva kitleleri için, ulusal sorun büyük önem taşımaktadır. Ve Bay Tsereteli ve ortaklan tarafından
kotanlan "Demokratik" Konferansta "ulusal" kuryenin radikalizmde ikinci sırada olduğunu görüyoruz: Koalisyona kar­şı verilen oy oranında (55'ten 40'ı) sadece sendikaların gerisindedir ve İşçi ve Asker Temsilcileri Sovyeti kuryesini geçmektedir.Kerenski Hükümeti, köylü ayaklanmasını bastırmanın  hü­kümeti, gerici Fin burjuvazisini güçlendirmek için devrimci birlikleri Finlandiya'dan geri çekiyor. Ukrayna'da genelde Ukraynalıların,özelde de Ukraynalı birliklerin hükümetle çatışkıları artıyor.

Devamla, savaş dönemlerinde bütün devlet yaşamında özellikle önemli bir rol oynayan orduyu alalım. Finlandiya birliklerinin ve Baltık Donanması'nın Hükümet'e tamamen sırt çevirdiğini
gördük. Bütün cephe adına konuşan, Bolşevik olmaması­na rağmen, herhangi bir Bolşevikten daha devrimci tarzda askerlerin savaşı sürdürmeyeceklerini açıklayan subay Dubasov'un tanıklığı var. Hükümet raporlarında askerlerin ruh halinin"asabi" olduğu, "düzen" için (yani bu birliklerin köylü
ayaklanmasını bastırmaya katılmaları için) güvence bulunmadı­ğı belirtiliyor. Ve nihayet, 17.000 askerden 14.000'inin Bolşeviklerden yana oy kullandığı Moskova'daki oylamayı görüyoruz.

Genel olarak Bölge Duma seçimlerindeki bu oy oranlan genel ulusal ruh halinde meydana gelen derin değişikliğin en şaşırtıcı belirtilerinden birisidir. Moskova'nın, Petrograd'dan daha küçük-burjuva olduğunu herkes bilir. Moskova proletaryasının kırla kıyas kabul etmez sıkı ilişkileri olduğu, köylülere daha çok sempati duyduğu, köydeki köylülerin ruh haline daha yakın olduğu sık sık doğrulanan ve tartışma götürmez bir olgudur.

Ve şimdi Moskova'da Sosyal-Devrimcilerle Menşeviklerin oy oranı Haziran'da yüzde yetmişten yüzde on sekize düşüyor.Küçük-burjuvazi, halk, hiç kuşkusuz koalisyona sırt çevirmiştir. Kadetlerin oy payı ise yüzde 17' den 30' a çıkmıştır, fakat "sağ"Sosyal-Devrimciler ve "sağ" Menşevikler açıkça onlara katılmış olmasına rağmen umutsuz bir azınlık olarak kalmışlardır. Ve "Ruskiye Vyedomosti" Kadetlerin mutlak oy sayısının 67.000'den 62.000'e düştüğünü söylüyor. Sadece Bolşeviklerin
oy sayısı 34.000'den 82.000'e yükselmiştir: Bolşevikler toplam oyların yüzde 47'sini aldılar. Artık sol Sosyal-Devrimcilerle birlikte Sovyetlerde, orduda ve ülkede çoğunluğa sahip olduğumuza hiçbir kuşku yoktur.

Sadece semptomatik değil, aynı zamanda son derece gerçek bir önemi olan semptomlara, muazzam bir genel-ekonomik, genel-politik ve askeri önemi olan demiryolu ve posta memurları ordusunun, eskiden olduğu gibi şimdi de Hükümetle şiddetli bir çatışkı içinde olması, hatta Menşevik anavatan savunucularının "kendi" bakanları Nikitin'den hiç 'hoşnut olmaması ve resmi Sosyal-Devrimcilerin Kerenski ve ortaklarını "Stolipinciler" olarak adlandırılmaları olgusu da dahildir. Hükümete Menşevikler ve Sosyal-Devrimciler tarafından böyle bir "destek" verilmesinin,eğer gerçekten bir anlamı varsa, bunun sadece olumsuz bir anlam olabileceği açık değil mi?

Evet, Merkez Yürütme Komitesi liderleri, burjuvazi ve çiftlik sahiplerini savunma yönünde doğru bir taktik izliyorlar. Ve kuşkusuz eğer Bolşevikler anayasal hayallere, Sovyetler Kongresi'ne ve Kurucu Meclis'in toplantıya çağrılmasına "inanma", Sovyetler Kongresi'ni "bekleme" gibi tuzaklara düşselerdi, proletarya davasına ihanet eden zavallılar olurlardı.

Hain olurlardı, çünkü bu hareketleriyle, donanmada bir ayaklanma başlatmış olan devrimci Alman işçilerini satmış olurlardı. Bu koşullar altında Sovyetler Kongresi 'ni "beklemek" vs. enternasyonalizme ihanet, uluslararası sosyalist devrim davasına ihanet olurdu.

Çünkü
enternasyonalizm; lafta değil dayanışma teminatlarında, kararlarda değil eylemdedir.

Bolşevikler köylülere ihanet etmiş olurlardı, çünkü "Dyelo Naroda"nın bile Stolipinci diye nitelediği Hükümetin köylü ayaklanmasını bastırmasına göz yummak, tüm devrimi mahvetmek,
kesin ve onarılmaz biçimde mahvetmek demektir. Anarşi üzerine, kitlelerin kayıtsızlığının artması üzerine yaygara koparılıyor:
Köylülerin bir ayaklanmaya itildiği ve sözüm ona "devrimci demokrasi"nin bu ayaklanmanın askeri güçle ezilmesine sabırla göz yumduğu bir durumda kitleler seçime nasıl kayıtsız kalmasın!!

Bolşevikler demokrasiye ve özgürlüğe ihanet etmiş olurlardı,çünkü böyle bir anda köylü ayaklanmasının bastırılmasına göz yummak, tıpkı "Demokratik Konferans"ın ve "Ön Parlamento"nun
tahrif edildiği gibi, Kurucu Meclis seçimlerinin de-belki de daha kötü, daha kaba biçimde- tahrif edilmesi demektir.


Kriz olgunlaşmıştır. Rus devriminin tüm geleceği tehlikededir.Bolşevik Partinin şerefi tehlikededir. Sosyalizm için uluslararası işçi devriminin tüm geleceği tehlikededir.
Kriz olgunlaşmıştır. ..


N. Lenin
12 Ekim (29 Eylül) 1917

Lenin notu:(Buraya kadar basılabilir. Bundan sonrası ( AŞAĞIDAKİ YAZI) Merkez Komitesi,Petrograd Komitesi, Moskova Komitesi ve Sovyet üyelerine dağıtılacaktır. )
« Son Düzenleme: 26 Eylül 2017, 19:12:33 Gönderen: Solplatform5 »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1821
Ynt: KRİZ OLGUNLAŞMIŞTIR
« Yanıtla #1 : 26 Eylül 2017, 19:08:09 »

O halde ne yapmalı? Olanı söylemek, Merkez Komitemiz ve Parti önderliği içinde Sovyetler Kongresi'ni beklemekten yana, iktidarın derhal ele geçirilmesine karşı, derhal ayaklanmaya karşı olan bir eğilim ya da düşüncenin varlığı gerçeğini kabul etmek gerekir. Bu eğilim ya da düşünce yenilgiye uğratılmalı­dır.

Aksi halde Bolşevikler ebediyen rezil olacaklar ve Parti olarak işleri bitik olacaktır.
Çünkü böyle bir anı kaçırmak ve Sovyetler Kongresi'ni "beklemek" ahmaklığın dik alası ya da ihanetin dik alası olacaktır.


Alman işçilerine ihanetin dik alası. Onların devriminin başlamasını bekleyemeyiz! ! O zaman Liber-Dan da onların "desteklenmesi"nden yana olurlar! Fakat bu devrim, Kerenski,Kişkin ve ortakları iktidarda oldukça başlayamaz.

Köylülere ihanetin dik alası. Her iki başkent Sovyeti elimizde olmasına rağmen köylü ayaklanmasının bastırılmasına göz yummak, köylülerin her türlü güvenini yitirmek ve haklı olarak yitirmek demektir, köylülerin gözünde Liber-Dan ve di­ğer alçaklarla ayın kefeye konmak demektir.

Sovyet Kongresi'ni "beklemek" ahmaklığın dik alasıdır,çünkü bu haftalar yitirmek demektir, haftalar ve hatta günler ise şimdi her şeyi tayin eder. iktidarı ele geçirmekten korkakça
vazgeçmek demektir, çünkü 1-2 Kasım'da bu imkansız olacaktır (gerek politik, gerekse de teknik olarak: çünkü budalaca "kararlaştırılan" ayaklanma günü için Kazaklar hazır tutulacaktır).


Sovyetler Kongresini "beklemek" ahmaklıktır, çünkü bu kongre hiçbir sonuç vermeyecektir, hiçbir sonuç veremez!
"Moral" açıdan anlamı? Şaşırtıcı!! Sovyetlerin köylülerden yana olduğunu ve köylü ayaklanmasının bastırıldığını bildiğimiz bir durumda kararların ve Liber-Dan'la görüşmelerin "önemi"!!
Bununla Sovyetleri acınası laklakhanelere indirgiyoruz.Önce Kerenski'yi yen, sonra Kongreyi topla.


Ayaklanmanın zaferi bugün Bolşevikler için kesindir:1)(eğer Sovyetler Kongresini "beklemezsek") Aniden ve üç yerde birden Petrograd, Moskova ve Baltık Donanması'nda saldırıya geçebiliriz 2) Bize destek sağlayan şiarlarımız var: Kahrolsun köylülerin çiftlik beylerine karşı ayaklanmasını bastıran hükümet! 3) Ülkede çoğunluk bizden yana 4)  Menşeviklerle Sosyal-Devrimciler tam çözülme içinde 5) Moskova'da iktidarı ele geçirme teknik olanağımız var (düşmanı gafil avlamak için işe hatta Moskova başlayabilir) 6) Petrograd'da, bir çırpıda Kışlık Sarayı, Genelkurmayı, telefon santralını ve bütün büyük matbaaları işgal edebilecek binlerce silahlı işçi ve askerimiz var: oradan bizi kimse atamaz ve orduda, barış getiren ve köylüye toprak veren vs. bu hükümete karşı savaşmayı imkansız kılacak bir ajitasyon başlayacaktır.

Aniden üç yerde birden, Moskova, Petrograd ve Baltık Donanmasında saldınya geçtiğimizde, 3-4 Temmuz' da verdiğimiz kurbanlardan daha az sayıda kurbanla zafere ulaşma şansımız yüzde doksan dokuzdur, çünkü birlikler barış hükümetinin üzerine yürümeyeceklerdir. Kerenski'nin daha şimdiden Petrograd'da "güvenilir" süvarisi vs. olsa da, iki taraftan saldırıya ge­çersek ve ordu bize sempati duyarsa, teslim olmak zorunda kalacaktır.Eğer bugünkü gibi elverişli koşullarda bile iktidarı ele geçirmezsek, Sovyetlerin iktidarı devralması üzerine tüm konuşmalar bir yalandır.

Şimdi iktidarı devralmamak, "beklemek", Merkez Yürütme Komitesinde gevezelik etmek, (Sovyet'in) "bir organı uğruna mücadele"yle, "Kongre için mücadele"yle yetinmek devrimi mahvetmek demektir.

MK 'nın, Demokratik Konferans başladığından bu yana benim bu yöndeki tüm düşüncelerime bir yanıt bile vermediğini,merkez organın makalelerimden Bolşeviklerin, örneğin Ön Parlamento'ya katılma yönündeki utanç verici karar, Sovyet baş­kanlık divanının bir sandalyesinin Menşeviklere bırakılması vb.gibi son derece açık hatalarına işaret ettiğim yerleri çıkardığını görünce, bunda MK 'nın bu sorunu tartışmak bile istemediğine,dilimi tutup uzaklaşmam gerektiğine ilişkin "yumuşak" bir ikaz görmek zorundayım.

Merkez Komitesi'nden istifamı talep etmek zorundayım, ki şimdi yaptığım budur,alt Parti örgütlerinde ve Parti Kongresi'nde ajitasyon özgürlüğümü saklı tutarım.

Çünkü Sovyetler Kongresi'ni ''bekleyip" anı kaçırırsak devrimi mahvedeceğimize ta derinden inanıyorum.

Not: Tam bir dizi olgu, Kazak birliklerinin bile bir barış hükümetinin üzerine yürümeyeceklerini gösterdi! Ve bunların sayısı ne kadar? Neredeler? Tüm ordu bize kıtalar sunmayacak mı?
N. Lenin
12 Ekim (29 Eylül) 1917

NİSAN TEZLERİ ve EKİM DEVRİMİ , İnter Yayınları, Birinci Basım : Ekim 1997
Sayfa:183-193


Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.